Kategoriler
YAŞAM

Bozüyük’te çıkan anız yangını ormanlık alana sıçramadan söndürüldü

Bilecik’in Bozüyük ilçesinde çıkan anız yangınında yaklaşık 2 hektarlık ziraat alanı zarar gördü.

Edinilen bilgiye göre, öğle saatlerinde Saraycık Köyü Küme Evleri mevkii ile İçköy arasında bulunan ziraat alanında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Bozüyük Belediyesi İtfaiye ile Bozüyük Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen ekipler, yangını söndürmek için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda yangın, ormanlık alana sıçramadan kontrol altına alındı. Yangına, 7 itfaiye personeli ve 3 araç ile Bozüyük Orman İşletme Müdürlüğü İlk Müdahale aracı ve 3 adet arazöz ile müdahale edildi. Ekipler, yanan alanda soğutma çalışması yaparken, yangının çıkış sebebi araştırılıyor.

Kategoriler
SPOR

Dilovası’nda yaz spor okulları coşkuyla başladı

Dilovası Belediyesi tarafından düzenlenen yaz spor okulları, 2024 sezonunun açılışını coşkuyla gerçekleştirdi.

Açılış törenine Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, Dilovası Kaymakamı Dr. Metin Kubilay, Dilovası İlçe Spor Müdürü Murat Babaoğlu, birim müdürleri, sporcular ve aileleri katıldı. Açılış konuşmasını yapan Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, sporun gençlerin gelişimi üzerindeki önemine dikkat çekerek, “Bugün burada, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sporla buluşmasını sağlamak için toplandık. Spor, sadece fiziksel sağlık açısından değil, aynı zamanda disiplin, takım çalışması ve özgüven gibi önemli değerlerin de kazandırılmasına katkı sağlar. Bu okullar, çocuklarımızın sosyal becerilerini geliştirmelerine ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelerine de yardımcı olacak. Gençlerimizin spor yaparak vakit geçirmeleri, kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını ve enerjilerini doğru alanlara yönlendirmelerini sağlayacaktır” dedi.

“Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz”

Başkan Ömeroğlu ayrıca, spor okullarının toplumun tüm kesimlerine hitap edecek şekilde planlandığını belirtti. Ömeroğlu, “Sporun birleştirici gücüne inanıyor ve bu gücü ilçemizde daha da güçlendirmek istiyoruz. 2400 çocuğumuza, futbol, basketbol, voleybol, yüzme, tenis gibi çeşitli branşlarda eğitimler vereceğiz. Alanında uzman antrenörlerimizle, çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmeleri ve geliştirmeleri için özel programlar hazırladık. Velilerimizin de bu süreçte çocuklarına destek olmalarını ve onları teşvik etmelerini rica ediyorum. Birlikte, daha sağlıklı ve mutlu bir gelecek inşa edebiliriz. Spor Okullarımızın malzemelerinin temini noktasında desteklerini esirgemeyen İMES OSB Başkanı Ahmet Tokkan ve kıymetli yönetimine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Çocuklarımızın hem eğlenceli hem de verimli bir yaz geçireceğine inanıyorum”

Dilovası Kaymakamı Dr. Metin Kubilay ise “Dilovası ilçemizin gençleri için böyle güzel bir etkinliği düzenleyen belediyemize teşekkür ederim. Spor, gençlerimizin fiziksel ve zihinsel gelişiminde büyük rol oynar. Bu yaz spor okulları sayesinde çocuklarımızın hem eğlenceli hem de verimli bir yaz geçireceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Tören sonunda tüm çocuklara spor ekipmanları hediye edildi. Spor okullarına kayıtlar devam ediyor ve tüm çocuklar bu fırsattan yararlanmak için davet ediliyor.

Kategoriler
EĞİTİM

Karapınar Kadın Eğitim ve Girişimcilik Merkezi mezunlarını verdi

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Karapınar Kadın Eğitim ve Girişimcilik Merkezi’nde giyim üretim teknolojileri alanında eğitimini başarı ile tamamlayarak mezun olan kadınların mutluluğunu paylaştı.

Karapınar Kadın Eğitim ve Girişimcilik Merkezi’nden mezun olan 18 kadın, kooperatifte çalışmaya hazır hale geldi. Yıldırım Belediyesi, hizmete açtığı 12 kooperatifi ve 25 eğitim ve girişimcilik merkezi ile kadınları ekonomik ve sosyal açıdan güçlendiriyor. Binlerce kadının başarı hikayesi yazdığı merkezler, kadınların emeklerini ekonomik değere dönüştürdüğü önemli bir gelir kapısı haline geldi. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, bu başarı hikayelerinden birine imza atan Karapınar Kadın Eğitim ve Girişimcilik Merkezi’nde giyim üretim teknolojileri alanında eğitimlerini başarıyla tamamlayan 18 kadının mutluluğuna ortak oldu. Hayatlarında ilk kez cübbe giymenin heyecanını yaşayan kadınlar kendilerine bu imkanı sunan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür etti.

Üreten kadınlara tam destek

Üreten kadınlara desteğin tam olduğunu ifade eden Başkan Oktay Yılmaz, “Yıldırım’da hayata geçirdiğimiz onlarca proje için de bizim için en özel olanı kadın kooperatifleri ile kadın eğitim ve girişimcilik merkezlerimiz. Bu merkezlerde hem kadınlarımıza mesleki kurslar veriyoruz hem istihdam olanağı sağlıyoruz hem de ürünlerini satmak isteyen kadınlarımıza e- ticaret eğitimi veriyoruz. Bu merkezler, kadınlarımızın sosyalleşmesi açısından önemli bir görevi yerine getiriyor. Şu an itibariyle 25 farklı noktada hizmet veren kadın eğitim ve girişimcilik merkezimiz bulunuyor” dedi.

Kadın girişimcilik merkezlerinin yanı sıra kadın kooperatiflerine de büyük önem verdiklerini belirten Başkan Yılmaz, “Kadın girişimciliğinin desteklenmesi, kadınların istihdama kazandırılması ve kadınlarımızın ekonomik potansiyellerini değere dönüştürebilmesi için kadın kooperatiflerinin kurulmasına da öncülük edip, destek oluyoruz. Şu ana kadar 4’ü tarımsal 8’i ticari olmak üzere 12 kadın kooperatifinin kurulmasına katkı sağladık. Hedefimiz bu sayıyı yakın zamanda 14’e çıkarmak. Ayrıca 8 ticari kooperatifimiz bir araya gelerek Ticaret Bakanlığı’na üst birlik kurulması için müracaat ettiler. Sınırlı Sorumlu Gülçiçek Hatun Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifleri Birliği kuruldu. Kadınlarımızın öncülüğünde kurulan bu üst birlik sadece Yıldırım’a değil aynı zamanda Bursa’mızdaki diğer kooperatifleri de bünyesinde barındıracak olup yapılacak tüm çalışmalarda birlikte hareket edilmesi ve geniş bir pazar ağının kurulmasına vesile olacak” diye konuştu.

Kategoriler
SAĞLIK

Uzmanlar uyardı: “Diz sorunları adeta salgın boyutunda”

Uzmanlar, diz sorunları konusunda uyarıyor. 50 yaş üzerindeki kişilerin yaklaşık yüzde 35’inde minsküs hasarı olduğunu ve birçoğunda belirti görülmediğine dikkat çeken Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, “Genel olarak diz sorunları her yaşta başlayabilir, ancak özellikle kireçlenme gibi dejeneratif durumlar yaş ilerledikçe daha yaygın ve belirgin hale geliyor” dedi.

Oturmayı, kalkmayı, yürümeyi sağlayan diz eklemleri, adeta tüm vücudun yükünü çekiyor. Günümüzde diz sorunları genç yaşlı herkeste ortaya çıkabiliyor. Diz sorunları yaşam tarzı, genetik faktörler ve herhangi bir yaralanmaya bağlı olarak her yaşta başlayabiliyor. İleri yaş, kadın cinsiyet, aşırı kilo, yüksek fiziksel aktivite gerektiren işte çalışma, sporcular ve genetik olarak ailesel yatkınlık durumunda diz sorunları yaşanıyor. Diz kireçlenmesi en sık görülen eklem bozukluklarından biri. 60 yaş ve üzeri erkeklerin yaklaşık yüzde 10-13’ünü, kadınların ise yüzde 13-19’unu etkiliyor. Ön çapraz bağ yaralanmaları özellikle atletlerde yaygın, genel popülasyonda yaklaşık yılda 100 binde 70 kişide karşılaşılıyor ve futbol ve basketbol gibi belirli sporlarda bu oran daha yüksek. Menisküs yırtıkları özellikle yaşlı yetişkinler ve sporcular arasında yaygın. Araştırmalar, 50 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık yüzde 35’inde menisküs hasarının olduğu ve çoğunlukla da belirtisiz olduğunu gösteriyor.

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz ağrıları genellikle çocukluk ve ergenlik (10-19 yaş) çağında genellikle ön çapraz bağ, menisküs yaralanmaları ve kıkırdak hasarı gibi spor yaralanmaları şeklinde ortaya çıktığını kaydediyor.

Prof.Dr. Başaran 40-60 yaş arasında, yaşa bağlı aşınma ve yıpranmanın kireçlenmeye yol açabileceğini belirterek, “60 yaş üstündeki yetişkinlerde ise en sık kireçlenme görülüyor, ağrıya, sertliğe ve hareket kabiliyetinin azalmasına neden oluyor. Genel olarak diz sorunları her yaşta başlayabilir, ancak özellikle kireçlenme gibi dejeneratif durumlar yaş ilerledikçe daha yaygın ve belirgin hale geliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, aktif kalmak ve yaralanmalardan kaçınmak, yaşam boyu diz sorunları riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Prof.Dr. Serdar Hakan Başaran, bazı yaygın hatalar diz hastalıklarının gelişmesine katkıda bulunduğunu vurgulayarak, “Fiziksel aktivitelere başlamadan önce uygun şekilde ısınmamak diz yaralanması riskini artırabilir. Benzer şekilde, yeterince esnememek kas gerginliğine ve dengesizliklere yol açarak dizlere ekstra baskı uygulayabilir. Özellikle zıplama veya atlama gibi hareketleri tekrar tekrar yapmak tendinit veya bursit gibi aşırı kullanım yaralanmalarına yol açabilir. Zıplarken yanlış iniş tekniği, yanlış düşme tekniği veya spor sırasındaki yanlış duruş ve hareket teknikleri dizlerde aşırı strese neden olabilir” şeklinde konuştu.

“Yanlış ayakkabı diz sorunlarına yol açabilir”

Diz sorunlarında yanlış ayakkabı kullanımının da önemli bir etken olduğunu söyleyen Başaran, “Uygun desteği sağlamayan veya belirli bir aktiviteye uygun olmayan ayakkabılar giymek tüm bacağın dizilimini ve mekaniğini etkileyerek diz sorunlarına yol açabilir. Dinlenmemek ve altta yatan sorunu araştırmak yerine ağrının üstesinden gelmek, diz sorunlarını şiddetlendirebilir ve daha ciddi durumlara yol açabilir. Vücudun uyum sağlamasına izin vermeden fiziksel aktivitenin yoğunluğunu, süresini veya sıklığını aniden artırmak diz yaralanmalarına neden olabilir” diye konuştu.

Diz ağrısı durumunda mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğinin altını çizen Başaran, “Diz ağrısı yaşandığında sağlık uzmanlarına danışmaktan kaçınmak veya bunları geciktirmek, küçük sorunların daha ciddi durumlara dönüşmesine neden olabilir. Bireyler bu yaygın hataların farkında olarak ve bunlardan kaçınmak için bilinçli önlemler alarak dizlerini korumaya ve diz hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olabilirler” açıklamalarında bulundu.

“Diz protezi ameliyatlarından korkulmamalı”

Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatlarından korkulmaması gerektiğini savunarak, “Bu ameliyatlar şiddetli diz ağrısı ve işlev bozukluğu çekenler için çok önemli faydalar sağlar. Bir ortopedi travmatoloji uzmanına danışmak, riskleri ve faydaları anlamak ve iyileşme sürecine hazırlanmak başarılı sonuç alınmasına yardımcı olabilir. Diz artroplastisi olarak da bilinen diz protezi ameliyatı, hasar görmüş, aşınmış veya hastalıklı diz ekleminin yapay bir eklem (protez) ile değiştirilmesini içeren cerrahi bir işlemdir. Bu ameliyat tipik olarak ciddi diz kireçlenmesi olan hastalarda ağrıyı hafifletmek ve fonksiyonu yeniden sağlamak için yapılır. Kireçlenme durumunda yürüme, merdiven çıkma, oturma veya sandalyeden kalkma gibi günlük aktiviteleri kısıtlayan kalıcı ağrı, şişlik, sertlik ve gece ağrısı gibi durumlarda. Eklem romatizması durumunda ilaçlar ve diğer tedaviler semptomları yeterince kontrol edemediğinde, kırık veya bağ yırtılması gibi ciddi bir diz yaralanmasını takiben uzun dönemde eklem ağrısı ve işlev bozukluğunda, diz eklemindeki kemik ve kıkırdağın önemli ölçüde hasar gördüğü kanlanma bozukluklarında. İlaçlara, fizik tedaviye, kortikosteroid enjeksiyonlarına veya diğer cerrahi olmayan tedavilere yanıt vermeyen kalıcı diz ağrısı ve günlük aktiviteleri yerine getirememe durumlarında. Dizin ileri derecede eğriliklerinin neden olduğu ağrı ve fonksiyonel bozulma gibi durumlarda. Diz ekleminde hareket aralığını sınırlayan ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğini etkileyen şiddetli sertlik veya hareketsizlik durumlarında. Uykuyu engelleyecek kadar şiddetli diz ağrısı. Ruh sağlığını etkileyen, depresyona veya anksiyeteye neden olan kronik ağrı gibi durumlarda diz protezi ameliyatını önermekteyiz” dedi.

“Diz protezi ameliyatlarında teknolojik gelişmeler yüz güldürüyor”

Prof. Dr. Serdar Hakan Başaran, diz protezi ameliyatındaki yeniliklerin ameliyat sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Robotik sistemler, cerrahların diz protezi prosedürlerini yüksek hassasiyetle planlamasına ve yürütmesine yardımcı oluyor. Bu sistemler, hastanın dizinin 3 boyutlu modelini oluşturarak kişiselleştirilmiş cerrahi planlamaya ve protezin daha doğru yerleştirilmesine imkan tanıyor. Robotik yardım, minimal invaziv yaklaşımları kolaylaştırıyor, bu da yumuşak doku hasarını, ameliyat sonrası ağrıyı ve iyileşme süresini azaltıyor. Diz protezi ameliyatındaki bu yenilikler, teknoloji, malzeme bilimi ve tıbbi araştırmalardaki gelişmelerin etkisiyle sürekli olarak gelişmektedir. Daha iyi cerrahi sonuçlar, daha kısa iyileşme süreleri ve daha uzun süreli diz protezleri vaat ederek sonuçta bu prosedürleri geçiren hastaların yaşam kalitesini artırabilmektedir”

Kategoriler
EĞİTİM

AD Scientific Index’e göre Kuzey Kıbrıs’ın en iyi ilk 50 akademisyeninin yüzde 62’si, Yakın Doğu Üniversitesi kadrosunda yer alıyor

Dünyanın en iyi ilk 500 bilim insanı arasında 3 akademisyeni bulunan Yakın Doğu Üniversitesi’nin 492 öğretim üyesi adını AD Scientific Index’in yayımladığı “Dünyanın En İyi Bilim İnsanları” sıralamasına yazdırdı.

AD Scientific Index’in yayımladığı “Dünyanın En İyi Bilim İnsanları” araştırmasında 219 ülkeden 2,1 milyondan fazla bilim insanı sıralandı. Yakın Doğu Üniversitesi’nin 9 akademisyeni dünya genelinde en iyi yüzde 3’lük dilimde yer alıyor. Dünya genelinde yüzde 10’luk kesimde 30 akademisyeni bulunan Yakın Doğu Üniversitesi’nin toplam 492 akademisyeni ise dünyanın en iyi bilim insanları arasında yer alıyor.

Araştırmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerinden ise toplam bin 348 bilim insanı yer alıyor. Bu isimlerin yaklaşık yüzde 37’sini tek başına bünyesinde bulunduran Yakın Doğu Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs’ın en iyi ilk 50 akademisyeninin yüzde 62’sini oluşturan 31 ismi de kadrosunda bulunduruyor.

Kuzey Kıbrıs’ın en iyi ilk 10 bilim insanının 7’si Yakın Doğu Üniversitesi’nde

Araştırmaya göre Kuzey Kıbrıs’ın en iyi ilk 4 akademisyeni çalışmalarını Yakın Doğu Üniversitesi’nde sürdürüyor. CERN’de yürüttükleri çalışmalarla dünyada da isimlerinden söz ettiren Dr. Sercan Şen, Prof. Dr. İsa Dumanoğlu ve Prof. Dr. Kerem Cankoçak ile farmakognozi alanının dünyadaki sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, KKTC’nin en iyi akademisyenleri sıralamasında ilk dört sırada yer alıyor. Yakın Doğu Üniversitesi akademisyenleri Prof. Dr. Fadi Al-Turjman, Yasir Waheed ve Prof. Dr. Derin Orhon da KKTC’nin en iyi ilk 10 akademisyeni arasında yer alıyor.

KKTC’nin en iyi 50 bilim insanının yüzde 62’sini bünyesinde bulunduran Yakın Doğu Üniversitesi ülkenin en iyi ilk 100 akademisyeninin yüzde 49’unu; en iyi 250 akademisyeninin ise yüzde 42,4’ünü de bünyesinde bulunduruyor. Yakın Doğu Üniversitesi akademisyenleri, aynı zamanda KKTC üniversitelerinde üretilen bilimsel makalelerin yaklaşık yarısını da tek başına üretiyor.

Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Bu sonuçlar, sadece üniversitemiz için değil, tüm KKTC için büyük bir başarıdır.”

Yakın Doğu Üniversitesi’nin pek çok yükseköğretim derecelendirme kuruluşu tarafından dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterildiğini hatırlatan Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Türkiye merkezli yükseköğretim derecelendirme kurumlarının yayımladığı sıralamalarda Kuzey Kıbrıs’ın en iyi üniversitesi olarak Türkiye’deki üniversiteler arasında da en iyi ilk 3 vakıf üniversitesinden biri olarak yer alıyoruz. Diğer yandan Times Higher Education tarafından dünya genelinde en iyi 139’uncu genç üniversite olarak gösterildik. Tüm bu sonuçlar, sahip olduğumuz saygın akademisyen kadrosu, 150’ye ulaşan uluslararası iş birliklerimiz ve araştırma olankalarımızın bir sonucudur” dedi.

“Eğitim kalitemizin yanı sıra, uluslararası bilimsel topluluklarda da güçlü bir etki oluşturan bu sonuçlar, sadece üniversitemiz için değil, tüm KKTC için büyük bir başarıdır” diyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “İsimlerini en iyi bilim insanları arasına yazdıran tüm akademisyenlerimizi gönülden kutluyorum” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Kuzey Kıbrıs’ta ilk 50’ye giren akademisyenlerimizin alanlarına baktığımızda çok geniş bir yelpaze ön plana çıkıyor.”

Yakın Doğu Üniversitesi’nin 20 fakülte, 3 yüksekokul ve lisansüstü eğitim enstitüsü ile 500’e yakın ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programında eğitim verdiğini söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “143 ülkeden 20 binin üzerinde öğrencimize sunduğumuz bu geniş yelpaze dünyanın en iyi bilim insanları listesinde yer alan akademisyenlerimizin alanlarına da yansıyor. Sadece Kuzey Kıbrıs’ta ilk 50’ye giren akademisyenlerimizin alanlarına baktığımızda bile fizik, matematik, tıp, eczacılık, mühendislik, yapay zeka, ekonomi, metalurji, kimya gibi çok alan ön plana çıkıyor” ifadesini kullandı.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Times Higher Education’ın 125 ülkeden üniversiteyi değerlendirdiği “2024 Dünya Üniversiteleri Etki Sıralaması”nda “eğitim kalitesi” kategorisinde dünya genelinde 38’inci sırada gösterildiğini hatırlatan Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Bu sonuç, yol arkadaşlığı yapmaktan onur duyduğumuz nitelikli akademisyen kadromuzun bir eseridir” dedi.

Kategoriler
SAĞLIK

“Viral hepatitler her yıl dünyada 1,3 milyon insanın ölümüne neden oluyor”

Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) Başkanı Prof. Dr. Abdullah Zeki Karasu, Viral Hepatitlerle Mücadelede Farkındalık Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Karasu, viral hepatitler konusunda toplumsal farkındalık oluşturmayı, doğru bilgilendirme ile bu hastalıkların önlenmesi, erken tanı ve uygun tedavinin sağlanmasını amaçladıklarını belirtti. Karasu, “Viral hepatitler her yıl dünyada 1,3 milyon insanın ölümüne neden oluyor” dedi.

Türkiye’de karaciğer ve ilgili tüm konuların araştırılmasını teşvik etmek ve desteklemek amacıyla 1992 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çatısı altında 1000’den fazla üyesi bulunan Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) 28 Temmuz ’Dünya Viral Hepatit Farkındalık Günü’ kapsamında bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Yurtiçinde ve yurtdışında bu alanda yetkili birçok kuruluş ile yapılan çalışmalar ile karaciğer ve karaciğer ile alakalı araştırmaların bulgularının tartışılması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için çalışan dernek, her yıl olduğu gibi bu yıl da “viral hepatit” farkındalığını artırmak amacıyla açıklamalarda bulundu.

Dünya Viral Hepatit Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan TKAD Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıklar Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Zeki Karasu, dikkat edilmesi gereken hususlara ve farkındalığın önemine dikkat çekti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), 28 Temmuz’u Dünya Viral Hepatit Farkındalık Günü olarak ilan ettiğinin altını çizen Karasu, “Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği olarak, ülkemiz için önemli bir sağlık sorunu olan viral hepatitler konusunda toplumsal farkındalık oluşturmayı, doğru bilgilendirme ile viral hepatitlerin önlenmesi, erken tanı ve uygun tedavisinin sağlanmasını amaçlıyoruz” dedi.

“Viral hepatitler her yıl dünyada 1,3 milyon insanın ölümüne neden oluyor”

Prof. Dr. Karasu, viral hepatitlerin karaciğeri doğrudan etkileyen ve hasar oluşturan bir virüs olduğunun altını çizerek, “Hepatitlerin insanlara bulaşma yolu, birbirlerinden farklıdır. Bugüne kadar çok sayıda hepatit virüsü tanımlanmıştır. İnsanlarda akut karaciğer yetmezliği, kronik hepatit, siroz veya karaciğer kanserine neden olabilen hepatit virüsleri; Hepatit A, B, C, D ve E olarak adlandırılmaktadır. Viral hepatitler her yıl dünyada 1,3 milyon insanın ölümüne neden olmakta olup, bu sayı HIV/AIDS ve sıtmadan ölen insan sayısından daha fazladır. Karaciğer kanserine bağlı ölümlerin üçte ikisinde altta yatan karaciğer hastalığı, hepatit B veya C’dir” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karasu, sözlerine şöyle devam etti: “Hepatit A ve E, genellikle kirli yiyecek veya sulardan bulaşırken, kişiden kişiye yayılım da söz konusudur. Hepatit B, C ve D virüsleri, enfekte kişinin kan ve vücut sıvıları ile temas sonucu bulaşmaktadır. Bu virüsler, hem anneden bebeğe (vertikal bulaş) hem de kişiden kişiye (horizontal bulaş) yayılmaktadır. Günümüzde Türkiye’de bu virüslerin bulaşmasında kontrolsüz cinsel ilişki, uyuşturucu kullanımı, steril olmayan şartlarda yapılan manikür/pedikür, diş çekimi, tatoo-piercing gibi işlemler önemli risk faktörleridir.”

Hepatit A, B ve D için en iyi korunma yönteminin aşı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karasu, “Hepatit C ve E için henüz aşı yoktur. Ancak hastalığa yakalandığınızda erken tanı ile tümü için tedavi edici ilaçlar mevcuttur ve tedavide kullanılan tüm ilaçlar devlet tarafından karşılanmaktadır” dedi.

Prof. Dr. Karasu, “Türkiye’de Hepatit B virüsüne (HBV) karşı yenidoğanların aşılaması 1998 yılında başlamıştır. Bu nedenle genç nüfusumuz önemli ölçüde hepatit B’den korunmuş olmakla birlikte, erişkin yaş grubunda HBV ile karşılaşmış olma oranı yüzde 30’dur. Hepatit B virüsü ile karşılaşan kişilerin bir kısmı bağışıklık kazanırken, bir kısmında kronik hastalık hali ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde 25 milyon kişi HBV ile karşılaşmış ve 3 milyon kişi HBV ile enfekte olmuştur” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizdeki yeni doğan aşılama oranlarının yüzde 98’e ulaştığı göz önüne alındığında tablo sevindiricidir”

Dünya çapında yeni doğan bebeklerin sadece yüzde 43’ü hepatit B doğum dozu aşısını aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Karasu, “Ülkemizdeki yeni doğan aşılama oranlarının yüzde 98’e ulaştığı göz önüne alındığında tablo sevindiricidir. Ancak ülkemiz son yıllarda ağır bir göç yüküyle karşılaşmıştır. Göçmenlerin önemli bir kısmı ulusal viral hepatit tarama ve aşılama programlarının dışında kalmıştır. Bu durum, yakın gelecekte ülkemizde viral hepatit sıklığının artması ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu nedenle göçmenleri de içerecek şekilde toplumun viral hepatitler için taranması, aşılarla aktif bağışıklık oranının artırılması ve enfekte kişilerin tedavi edilmesi ile pek çok insanımızın hastalanması önlenebilir ve hayatları kurtarılabilir” diye konuştu.

Etkili aşılar ve tedavi edici ilaçların var olması nedeniyle DSÖ, 2030 yılına kadar viral hepatitleri kontrol altına almayı ve nihayetinde ortadan kaldırmayı (eliminasyon) hedeflediğini belirten Prof. Dr. Karasu, Türkiye’nin, ’Ulusal Viral Hepatit Eliminasyon Programı’nı uygulamaya koyan öncü ülkelerden biri olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Karasu, sözlerini şöyle tamamladı: “Birçok hastasını viral hepatitten kaybeden hekimler olarak, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) öncülüğünde, Sağlık Bakanlığımızın da desteği ile viral hepatit hastalarımızın hepsine ulaşıp tanı koyarak iyileştirmek ve yeni vakaları önlemek en büyük başarımız olacaktır. Karaciğer hastalığından veya karaciğer kanserinden daha fazla ölüm görmek istemiyoruz. Doğru tanı ve tedavi, hastalarımızın hayatlarını değiştiriyor, normal hayatlarına devam edebilmelerini sağlıyor ve hastalığı geride bırakmalarına yardımcı oluyor. Sirozu ve karaciğer kanserini yenmek istiyoruz.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Eşini hastaneye götürmüştü, dönüş yolunda hayatını kaybetti

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde ikamet eden Cano Aksu, eşinin doktor kontrolü için gittiği Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde hayatını kaybetti.

Esentepe’de ikamet eden Cano Aksu (72), bu sabah eşini Çaycuma Devlet Hastanesi’ne götürerek kontrol ve muayenesini yaptırdı. Aksu, muayenenin ardından özel aracıyla dönüş yoluna geçtiği sırada aniden fenalaşarak kalp krizi geçirdi. Çaycuma Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Aksu, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Evli ve 5 çocuk babası olan Cano Aksu, CHP eski ilçe başkanı Turgay Aksu ve Körfez Esnaf Odası yöneticisi Tuncay Aksu’nun da amcasıydı.

Cano Aksu’nun cenazesi, Körfez Cemevi’nde kılınacak cenaze namazının ardından İlimtepe Mezarlığı’na defnedilecek.

Kategoriler
SAĞLIK

E-sigara içenlerin akciğerinde Kovid’e benzer lezyonlar tespit edildi

Elektronik sigara kullanımı, sağlık uzmanları ve toplum sağlığı savunucuları arasında ciddi endişelere yol açmaktadır. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Yücel’in açıklamaları, e-sigaranın potansiyel sağlık risklerini ve özellikle gençler üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne sermektedir. Doç. Dr. Yücel, elektronik sigaranın akciğerlerde Kovid-19 benzeri lezyonlar oluşturabileceğini ve bu lezyonların kısa sürede bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulamaktadır.

BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Yücel, e-sigaranın gençler arasında hızla yayılmasının, bu yaş grubunun sağlığı üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtmektedir. Elektronik sigaralar, genellikle sigarayı bırakmak isteyenler için bir alternatif olarak pazarlansa da gerçekte bu ürünler kullanıcıları daha fazla bağımlı hale getirmektedir. İçerdiği çeşitli kimyasallar ve yüksek nikotin oranları, gençleri ve yetişkinleri ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Yücel, e-sigaraların, içeriklerinin dünya genelinde kontrol edilememesi nedeniyle normal sigaralardan bile daha tehlikeli olabileceğini ifade etmektedir.

“Sadece nikotin değil, bağımlılık yapıcı birçok zararlı madde var”

Elektronik sigaraların içerdiği maddeler, genellikle kullanıcılar tarafından tam olarak bilinmemekte ve bu durum, sağlık üzerindeki olumsuz etkileri artırmaktadır. Yücel, “E-sigara kullanımının sadece nikotin değil, aynı zamanda bağımlılık yapıcı birçok zararlı madde içerdiğini belirtmektedir. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu ürünler, akciğerlerin immün sistemini zayıflatarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. E-sigaraların içeriğindeki tatlandırıcılar ve aromalar, kullanıcıların bu ürünlere olan bağımlılığını artırmakta ve bu da sağlık risklerini daha da genişletmektedir” uyarısında bulundu.

“Pasif içiciliği gizli bir tehlike haline getirmektedir”

Elektronik sigara dumanında yer alan zehirli maddeler ve nikotinin pasif içiciler için de ciddi bir risk oluşturduğuna işaret eden Doç. Dr. Yücel, “Elektronik sigaranın kokusuz olması, maruziyetin fark edilmemesine neden olurken bu durum pasif içicilerde de bağımlılığa ve toksik madde alımına yol açmaktadır. Normal sigaraların aksine, e-sigaralarda koku bulunmaması, pasif içiciliği gizli bir tehlike haline getirmektedir. Bu da, bu kişilerin daha fazla toksine maruz kalmasına ve hatta kanser riskinin artmasına neden olabilir” dedi.

“Erken yaşta ölümlerle ilişkilendirilebilir”

Doç. Dr. Yücel, e-sigara kullanımının kısa vadede bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtmektedir. Amerika’da yapılan araştırmalara dayanarak e-sigara kullanan kişilerin akciğerlerinde Kovid-19’a benzeyen lezyonlar tespit edildiğini ve bu durumun üç ay gibi kısa bir sürede bile görülebildiğini ifade etmektedir. “Bu bulgular e-sigaranın gençler arasında hızla yayılan bir sağlık tehdidi olduğunu göstermektedir” diyen Doç. Dr. Yücel, bu ürünlerin erken yaşta ölümlerle ilişkilendirilebileceğini ve e-sigara kullanımının potansiyel olarak ölümcül sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulamaktadır.

Elektronik sigara kullanımının toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Doç. Dr. Yücel, bu ürünlerin sadece kullanıcılara değil, aynı zamanda toplum genelinde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek “E-sigara kullanımının yaygınlaşmasının özellikle gençler arasında bir alışkanlık haline gelmesi, toplum sağlığı açısından büyük bir endişe kaynağıdır. Sağlık uzmanları, bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi ve gençlerin bu tehlikeli alışkanlıktan korunması için çağrıda bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

E-sigara, sigarayı bırakmak için bir çözüm değil”

E-sigara kullanımının sağlık üzerindeki ciddi etkileri, hem gençler hem de yetişkinler için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Doç. Dr. Orhan Yücel, bu ürünlerin sigarayı bırakmak için bir çözüm olmadığı gibi aksine sağlık sorunlarını daha da artırabileceğine işaret ederek şunları söyledi:

“E-sigara kullanımının yaygınlaşmasının, toplum sağlığı üzerindeki potansiyel riskleri göz ardı edilemez. Bu nedenle, bireylerin bu konuda bilinçli olması ve sağlıklı yaşam tercihleri yapması büyük önem taşımaktadır. Elektronik sigaraların içerdiği tehlikeler ve sağlık riskleri konusunda farkındalığın artırılması, toplum sağlığı için atılacak önemli bir adımdır.”

Kategoriler
SAĞLIK

Solunum ve cilt hastalığı olanlar dikkat: El kurutma cihazından uzak durun

Alışveriş merkezleri, restoranlar, petrol istasyonları ve kalabalık birtakım merkezlerin lavabolarında yer alan el kurutma cihazları sağlık açısından zararlı olabilir. Bu cihazların solunum sistemi hastalıkları ve birtakım cilt hastalıklarına neden olabileceğinin altını çizen Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan, “Özellikle bu tür rahatsızlığı olanlar ekstra dikkatli olmalı ve uzak durmalıdır” uyarısında bulundu.

Bazı kalabalık merkezlerde sıkça görülen ve kullanımı yaygın jet tipi el kurutma cihazları sağlığa zararlı olabilir. Konuyla ilgili çeşitli açıklamalarda bulunan Beylikdüzü Medicana Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Turhan, “Bu makinaların iki temel özelliği var. Birincisi ısı üretmeleri ve büyük bir basınçla sıcak havayı kullanıcıların ellerine ve çevreye doğru yaymasıdır. Bu işlem de iki temel risk oluşturur. Bu yüksek ısı, termo rezistans dediğimiz yüksek sıcaklığa dirençli bakterilerin çoğalması için adeta bir rezervuar görevi oluşturabilir” dedi.

“Havlu tipi kurutma sistemi gibi alternatif sistemler kullanılabilir”

Bakterilerden korunalım, hijyen oluşturalım derken bu cihazların esasında halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturabileceğine değinen Prof. Dr. Turhan, “Öte yandan yüksek basınçla jet tipi bir fizik etkiyle bakterilerin etrafa yayılması için de ayrı bir risk oluşturabilir. Böylece el kurutma makinalarınin en düşük güce sahip modelleri bile toplum sağlığı açısından büyük risk oluşturmaktadır. Cihaz açıldığı zaman özellikle içindeki zararlı parçacıkları direkt olarak elinize aktarmaktadır. Bu cihazlara attıkları parçacıklar için HEPA filtresi koymak da tam olarak yeterli olmuyor. HEPA filtresi parçacıkların yüzde 75‘ini engelliyor ancak geriye yine tehlikeli yüzde 25 kalıyor. Gördüğümüz kadarıyla özellikle büyük alışveriş merkezi gibi yerlerde bu cihazların temizliği de çoğu kez iyi yapılamıyor”. Dolayısıyla bu tür cihazların toplu alanlarda kullanılması sağlık açısından zararlı görünüyor. Bunun yerine havlu tipi kurutma sistemi gibi alternatif sistemler kullanılabilir” şeklinde konuştu.

“ İmmünsupresif ilaç kullananlar da dikkatli olmalı”

Prof. Dr. Turhan sözlerine son olarak şunları ekledi:

“Toplu mekânlara herkes gidiyor. Çocuğu, yaşlısı, genci İmmünsupresif ilaç kullanan bireyler de buna dahil. Hasta bireyler olabilir. Bu cihazlar, solunum sistemi enfeksiyonları başta olmak üzere birtakım cilt hastalıklarına benzeri rahatsızlıklara da sebebiyet verebilir. Solunum problemi ya da cilt hastalığı olan ve İmmünsupresif ilaç kullananlar da bu cihazlardan ekstra uzak durmalı ve dikkat etmelidir.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kartepe itfaiye müfreze binasında temel hazırlığı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’na güç katacak olan Kartepe itfaiye müfreze binasında çalışmalar başladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, itfaiyenin olaylara daha kolay müdahale etmeleri için kentte yeni müfreze binaları inşa ediyor. Bu binalardan biri de Kartepe’ye yapılıyor. Acil durumlarda Kartepe bölgesine hizmet etmek üzere 3 bin 296 metrekare alanda yapılacak 5 araçlık itfaiye müfreze binasında çalışmalar başladı. 3 bin 296 metrekare alanda inşa edilecek Kartepe itfaiye müfreze binasında temel için hazırlıklar başladı. Projede toplam inşaat alanı bin 296 metrekare, bina oturum alanı ise 836 metrekareden oluşuyor. Alanda ekipler tarafından temel demiri döşemesi yapılıyor. Zemin katta itfaiye araçları için garaj, garaj bakım onarım odası, haberleşme, vardiya amirliği, grup amirliği, yazı işleri, eğitim-toplantı salonu, mekanik ve elektrik odaları, 2 depo, mutfak, dinlenme ve yemekhane odası yer alıyor. 1. katta ise 4 yatakhane, mescit ve misafir odası bulunuyor. Zemin kapalı garaj içerisinde yüzey sertleştiricili hasır donatılı beton, geri kalan tüm mahaller 60×60 seramik kaplama yapılacak. Bahçede ayrıca voleybol sahası, otopark ve araç yıkama yeri bulunacak.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version