Kategoriler
SAĞLIK Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Her 10 Çocuktan Birinde Nöro-Gelişimsel Bozukluk Görülüyor

Her 10 Çocuktan Birinde Nöro-Gelişimsel Bozukluk Görülüyor

Uzmanlara göre her 10 çocuktan birinde nöron-gelişimsel bozukluk yaşadığını ifade ediyor.

Hiperaktivite, dikkat eksikliği, öğrenme ve konuşma bozuklukları, otizm… Çocukların beyin gelişiminde ve sinir sistemi işlevlerinde ortaya çıkan aksaklıklarla ilişkili olan ve nörogelişimsel bozukluk olarak adlandırılan bu tablolar oldukça sık görülüyor. Genetik yatkınlık, epigenetik ve birçok çevresel faktörlerin görülme riskini artırdığı nörogelişimsel bozukluklar genellikle çocukluk çağında başlıyor ve erkek bireylerde daha sık gözlemleniyor. Bu bozukluklar çocukluk çağında belirginleşip, bilişsel, sosyal, duygusal veya motor becerilerde zorluklara yol açabiliyor. Her 10 çocuktan birinde nörogelişimsel bozukluk görülüyorken, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukların % 5-7’inde kendini gösteriyor ve 36 çocuktan 1’inde otizm şeklinde ortaya çıkıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü’nden Uz. Dr. İbrahim Zeyrek, nörogelişimsel bozukluklar hakkında en çok merak edilen soruların yanıtlarını paylaştı.

Akranlarla iletişim kurmada zorluklar gözlemlenebiliyor

Ebeveynlerin en çok merak ettiği konuların başında nörogelişimsel bozuklukların belirtileri ve nedenleri gelmektedir. Bir uzmandan profesyonel yardım almadan önce anne ve baba adaylarının gözlem sonucu bir uzmana danışmalı mıyız? Sorusunun cevabını hangi sorularla arayacağı hususu önem taşımaktadır.  Belirtiler bozukluğun türüne göre değişiklik gösterse de genel olarak iletişim ve sosyal etkileşimde zorluk, konuşmada gecikme, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve dürtüsellik, akademik becerilerde zorlanma, motor becerilerde koordinasyon eksikliği, davranışlarda tekrarlayıcılık veya sınırlı ilgi alanları ile gelişimsel kilometre taşlarını geç tamamlama olarak sayılabilmektedir.

 Birbirinden farklı nörogelişimsel bozukluklar saptanabilir

 En sık görülen nörogelişimsel bozukluklar arasında otizm spektrum bozukluğu (OSB), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (dehb), öğrenme güçlükleri (disleksi, diskalkuli, disgrafi), zihinsel yetersizlik, dil ve konuşma bozuklukları ile tik bozuklukları yer almktadır. Bu bozuklukların genellikle önemli bir kısmı yaşam boyu devam eder. Ancak semptomların şiddeti zamanla değişebilir. Erken müdahale ve sürekli destekle bireylerin bağımsızlık ve işlevsellik seviyeleri artırılabilir. Pek çok nörogelişimsel bozuklukta genetik faktörlerin önemli bir rolü vardır. Ancak çevresel faktörler, beyin gelişimini etkileyen prenatal (doğum öncesi) ve perinatal (doğum sırasındaki) durumlar da etkili olabilmektedir. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda genetiğin rolü çok büyüktür. DEHB’de genetik faktörlerin rolü %70-80 civarındadır. Otizmde 800 den fazla gen sorumlu bulunmuştur. Ancak çoğu vaka sporadik olarak sonradan oluşmaktadır. Zihinsel yetersizlikte genetik kökenli vakaların %30-35’inde etken saptanabilmektedir. Saptanabilen genetik nedenler arasında en sık görülenler Down Sendromu ve Frajil X Sendromudur. Özgül öğrenme bozukluğunda da klinik örneklemde yüksek düzeyde genetik nedenler tespit edilmiştir.

Erken tanı bireysel bağımsızlık ve işlevsellik sürdürmeyi mümkün kılıyor

 Nörogelişimsel bozukluklarda erken tanı ve müdahale sağlıklı bir gelişim süreci için kritik öneme sahiptir. Çocuğun gelişimini destekleyen bireyselleştirilmiş eğitim ve terapi planları, uzun vadeli sonuçları olumlu yönde etkilemektedir. İlk 5 yaş beyin gelişimi açısından kritik önem arz eder daha fazla olmaktadır. Uygun tedavi ve müdahalelerle bireyin işlevselliği ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir. Özelikle otizmde erken ve yoğun özel eğitimin önemi çok büyüktür. Özel eğitim, konuşma terapisi, davranış terapisi, ilaç tedavisi (özellikle DEHB, otizmde eş hastalık durumunda ve bazı tik bozuklukları için) ve aile eğitimi destek programları erken müdahale ile çocuğun hayatta tek başına bazı becerileri kazanması ve hayata adapte olması şansını artırmaktadır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

[kanews-related-post title=”Editörün Seçtikleri” ids=”46048″ tag=”div”]
Kategoriler
Kocaeli Şehir Hastanesi SAĞLIK

Kocaeli Şehir Hastanesi’nde Yenilikçi Eğitim

Kocaeli Şehir Hastanesi’nde Yenilikçi Eğitim: “Yapay Temporal Kemik Diseksiyon Kursu Başarıyla Tamamlandı”

Kocaeli Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi (KBB&BBC) Kliniği tarafından 11-12 Ocak 2025 tarihlerinde düzenlenen “Yapay Temporal Kemik Diseksiyon Kursu,” Türkiye’nin farklı illerinden 12 KBB&BBC klinik asistan doktorunun katılımıyla başarıyla tamamlandı.

Açılış Programı

Kursun ilk günü, Kocaeli Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen bir programla başladı. Açılış konuşmalarını KBB&BBC Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Selahattin Genç ve Kocaeli Şehir Hastanesi Başhekim Vekili Doç. Dr. Hamdi Taner Turgut gerçekleştirdi. Konuşmalarda, modern teknolojilerin tıp eğitimine katkısı ve kursun mesleki gelişime olan etkisi vurgulandı.

Yerli ve Milli Teknoloji Kullanımı

Kursta, hastane klinik asistanları tarafından yerli ve milli olarak üretilen 3D yazıcı teknolojisiyle hazırlanmış temporal kemik modelleri kullanıldı. Bu yenilikçi modeller üzerinde katılımcılar:

  • Kortikal mastoidektomi
  • Koklear implantasyon
  • CWDTM
  • Labirentektomi
  • Endolenfatik kese dekompresyonu
  • Total fasiyal dekompresyon cerrahilerini başarıyla uyguladılar.

Yüksek anatomik doğruluk sağlayan bu modeller, cerrahi eğitimde gerçek hasta üzerindeki uygulamalara yakın bir deneyim sunarak katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı.

Eğitim ve Yenilik

Uzman eğitmenlerin rehberliğinde yapılan uygulamalı eğitimler, katılımcıların cerrahi becerilerini geliştirmesine ve anatomik oryantasyonlarını derinleştirmesine olanak sağladı. Prof. Dr. Selahattin Genç, kursun sadece cerrahi tekniklerin öğretilmesi değil, aynı zamanda modern teknolojilerin tıp eğitimine entegrasyonu açısından da öncü bir çalışma olduğunu belirtti. Gelecekte bu modellerin farklı alanlarda kullanımının artırılabileceğini ifade etti.

Sertifika Takdimi

İki gün süren kurs, katılımcılara sertifikalarının takdim edilmesiyle sona erdi. Katılımcılar, kurs boyunca edindikleri deneyimlerin mesleki hayatlarına önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.

Bu özgün eğitim modeli, Kocaeli Şehir Hastanesi’nin tıp eğitimindeki yenilikçi yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu.

Kategoriler
Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Uzmanlardan ’Sahte alkol’ uyarısı: “Kendi ayağıyla gelen entübe etmek zorunda kaldığımız hastalar oldu”

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/uzmanlardan-sahte-alkol-uyarisi-kendi-ayagiyla-gelen-entube-etmek-zorunda-kaldigimiz-hastalar-oldu-0-ppAgKPb8.mp4
Sahte alkol can kayıplarına neden olurken uyarılarda bulunan Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Abuzer Özkan, “Ayın 10’undan itibaren 7 ciddi vakamız oldu. 2’si ölümle sonuçlandı, 5’i hala entübe, bir tanesine birkaç kere kalp masajı yapmak zorunda kaldık. Kendi ayağıyla gelen entübe etmek zorunda kaldığımız hastalar oldu. Şüpheli alkol tüketimiyle ilgili bir hikaye alabiliyorsak hızlanabiliyoruz yoksa şikayetler genelde diğer hastalıklarda da görülen şeyler. Alkolün orijinalinin de sahtesinin de tüketilmesini kesinlikle istemiyoruz” dedi.

Türkiye genelinde sahte alkole karşı denetimler ve önlemler sürerken bugünlerde hastanelere başvuruların da devam ettiği öğrenildi. Can kayıplarına neden olan sahte alkolle ilgili İstanbul Valiliği bir dizi önlem alırken uzmanlar da uyardı. Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği’nden Doç. Dr. Abuzer Özkan da alkolün zararları, sahte alkol zehirlenmesi durumunda yapılması gerekenler gibi konularda bilgi verdi.

“Kendi ayağıyla gelmesine rağmen entübe etmek zorunda kaldığımız hastalar oldu”

Son zamanlardaki başvurulara yönelik konuşan Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Abuzer Özkan, “Ayın 10’undan itibaren yaklaşık 6 gün içinde 7 tane ciddi vakamız oldu. Bunlardan hemen hemen hepsini yoğun bakıma yatırdık, 2’si ölümle sonuçlandı. 5 tanesi de hala entübe, bir tanesinin de durumu çok ciddi. Kötü sonuçlanabilir çünkü birkaç kere kalp masajı yapmak zorunda kaldık. Çok ciddi kan parametrelerinde bozulmayla geldiler hatta yoğun takip etmemize rağmen bir türlü toparlayamadık. Muhtemelen metil alkol oranını yüksek kullanmış olabilirler çünkü 15-20 cc toksik etki yaparken 100-150 cc ölümle sonuçlanıyor. Genel itibariyle birkaç hastamızın Fatih bölgesinde aldığını ailesinden aldığımız hikayeyle öğrendik. Bir tanesini 112 servisi getirdi, 2 tanesi kendi ayağıyla geldi ama bunlar çok hızlı kötüleşiyorlar. Kendi ayağıyla gelmesine rağmen çok hızlı bir şekilde bilinci kapanıp entübe etmek zorunda kaldığımız hastalar oldu. Kısmi bir zehir gibi bir şey, sahte alkol dediğimiz metil alkol, endüstriyel alanda kullanılan bir şey” dedi.

“Şikayetler genelde diğer hastalıklarda da görülen şeyler”

Sahte alkol tüketimi sonrası kişilerde oluşabilecek problemlere ilişkin bilgi veren ve vatandaşlara uyarılarda bulunan Doç. Dr. Özkan sözlerine şöyle devam etti: “Bağırsak, mide şikayetleriyle kendisini gösterir, bulantı kusma, bazen halsizlik olabilir, bilinç değişikliği olabilir, baş ağrısı yapar. Tükettikten sonra bu gibi şikayetleri olan hastaların özellikle bu dönemlerde bir hastaneye başvurmalarında fayda var. Kendilerini iyi hissediyor olabilirler ama çok kısa sürede çok istemediğimiz sonuçlarla neticelenebilir. Sahte alkol zehirlenmelerindeki ölümlerin yüksek olmasının sebeplerinden biri de bu; şikayetler genelde diğer hastalıklarda da görülen şeyler. Şüpheli alkol tüketimiyle ilgili bir hikaye alabiliyorsak hızlanabiliyoruz yoksa biraz daha süreç alabiliyor çünkü laboratuvar parametrelerini beklemek zorunda kalıyoruz. Alkolün orijinalinin de sahtesinin de tüketilmesini kesinlikle istemiyoruz. Damarları bozar, beyin kanaması yapabilir, yılbaşı döneminde yani öncesinde ve hafif sonrasında başvurularda bir artış oldu”

Kategoriler
SAĞLIK Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Yürürken Bel Ağrısı Yaşıyorsanız Dikkat!

Bel ağrısı Türk toplumunda yaygın olarak görülen rahatsızlıkların başında geliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Genellikle bel fıtığı ve belde oluşacak diğer problemlerle karıştırılan dar kanal hastalığında doğru teşhis ve tedavinin yapılması hayli önem taşıyor. Sıklıkla yürümekle, ayakta durmakla ve beli geri eğmekle ağrı, uyuşma, dolgunluk hissi, yanma, kramp veya bu hastalığın belirtileri arasında yer alıyor.

Dar kanal hastalığı nedir ?

Yaşlanmanın bir getirisi olarak dejeneratif değişiklikler ileriki yıllarda, ana ve yan kanalda daralmaya neden olur. Hem yaşlanmanın getirisi hemde fıtık ameliyatının sonucu olarak omurlar arası disk ve faset eklemin yüksekliği azaldıkça, disk mecburi bulging(fıtık) yapar, genişlemiş faset eklem ve kalınlaşmış veya mecburen kıvrılmış ligamentum flavum kanalı daraltır. Yumuşak doku kalınlaşmaları, dar kanalın %40’ından sorumludur. Beli arkaya eğmekle kalınlaşmış ve kıvrılmış ligamentum flavum, kanal içine doğru kıvrıldığı ve faset eklem kireçlendiği için hasta çeşitli rahatsızlıklar  hisseder ve öne eğilmek zorunda kalır. Spinal kanalın şekli, sirküler, oval veya yonca yaprağı şeklinde olabilir. Bu şekil farklılığı MRI görüntüsünde oval olması gerektiği beklentisine girip kafa karışıklığına neden olabilir. Her ne kadar disk dejenerasyonu yaşla birlikte başlar denilse de kilo ve ağır iş yapmak darlığa daha çok neden olmaktadır. Ayrıca anlatımlar genellikle yaşlanmaya bağlanıyor olsa da nizami olmayan bel kullanımlarından ve ameliyat ile disk aralığının daraltılmasından kaynaklanan disk yükseklik kaybı, ana kanalın ve foramenin(yan kanal) yüksekliğini azaltarak kanalın daralmasına ve sinir liflerinin basıya uğramasına neden olabilmektedir.

Bulgu Vermeyebilir

Bel bölgesinde kanalın normal ön-arka çapı, 15-25 mm’dir. Klasik bilgi  olarak bu çapın, 10-13 mm arasında olmasına göreceli stenoz, 10 mm’den az olmasına ise mutlak stenoz denilmekedir. Ancak bu darlıklara sahip olmasına rağmen hiçbir bulgu vermeyen bireylerin oranı da az değildir. Her insanın patolojik değişikliklere karşı mukavemeti, uyum sağlama kabiliyetleri farklıdır. Bu bakımdan, MRI’da çok az bası görüntüsüyle, agresif seyreden klinik durumlar olabildiği gibi, ciddi bası görüntülerine rağmen şikayeti olmayan insanlar hayli fazladır. Bu farklılık bilimsel olarak yeterince açıklanamamaktadır.

Dar Kanal Belirtileri nelerdir ?

En sık yürümekle, ayakta durmakla ve beli geri eğmekle ağrı, uyuşma, dolgunluk hissi, yanma, kramp veya güçsüzlük şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bel ağrısı da sık görülen bir şikayettir. İdrar ve barsak problemleri veya ciddi güçsüzlük gibi nörolojik bulgular  bu hastalarda sık değildir. Öne eğilme, oturma ve yatma, semptomların rahatlamasına neden olur. Hastalar, öne eğilerek, günlük yaşam içinde kendilerini bulgulardan korumaya çalışırlar. Bu  hastalar için yokuş çıkmak, araba kullanmak ve bisiklete binmek genelde şikayete neden olmamaktadır.

Kanal Daralması Hangi hastalıklarla karıştırılır ?

Bu hastalar damar hastalıkları ile karıştırılabilir. Ayrıca, önceden mevcut olan periferik arter tıkayıcı hastalığı, nöropatik hastalıklar, kalça problemleri, multipl skleroz varlığı açısından dikkatlice incelenmelidir.  Bel fıtığı ve Lomber spondiloz ile karıştırılabilir. Lomber spondiloz bacaklarda ciddi ağrı veya anormal duyunun saptanmadığı, genellikle bel ağrısıyla seyreder. Disk yükseklik kaybı, end plate osteofitleri, faset osteofitleri, spondilolistezis ve disk herniyasyonları, foraminal stenoz yapan nedenler arasındadır. Doğumsal (cücelerde olduğu gibi toplumda normal bir olay olarak da karşımıza çıkabilir) ve kazanılmış olabilir. Doğumsal olanlarda, pediküller normalden daha kısa ve birbirine daha yakındır ve bulgular daha az ılımlı bulgularla ve daha erken bir yaş döneminde bulgu verir.  Dejeneratif dar kanalda ise ileri yaşlarda bulgular görülmekte ve en sık yürümekle, ayakta durmakla ve beli arkaya eğmekle şikayetler ortaya çıkmaktadır.

Lomber Dar Kanal Rahatsızlığı Kimlerde daha çok görülür ?

Dejeneratif dar kanala sahip hastalar, 60 yaş civarında ve Kadınlarda daha çok görülmektedir. En sık L4-L5 seviyesi tutulmakta ve birkaç seviyede de olabilmektedir.

Tanısı nasıl konulur ?

Lomber dar kanalı olan hastalar, sıklıkla bacak ağrısı şikayeti ile gelmekte olup genellikle, nörojenik kladikasyo her iki bacak veya  tek taraflı bacak ağrısı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu hastalar, ağrı, uyuşma, dolgunluk hissi, yanma, kramp veya güçsüzlük hissedebilirler. Nörolojik muayene sıklıkla normaldir ve nörolojik değişikliklerden, sıklıkla yan kanal giriş yeri darlığı sorumludur. Muayene sonrası röntgen, MRI ve BT ile tanı koymak mümkündür.

Tedavisi nedir ?

Ameliyat dışı tedavi  daha çok klinik tecrübeye dayanmaktadır. Ağrı kesici tedavinin iyileşmeye katkısını beklemiyoruz. Özellikle  yaşlı ve hipertansiyon, diyabet, kalp damar hastalığı olan hastaların, romatizma ilacı olarak bilinen ağrı kesicilerin kullanımıyla oluşabilecek kalp-damar sistemi, böbrek ve mide-barsak risklerinden olabildiğince uzak durmaları tavsiye edilmektedir.

Fizik tedavi uygulamaları yanında özellikle fleksiyon temelli egzersiz programına tabi olmaları gerekir. Korse, Epidural steroid enjeksiyonu, Osteopatik Manuel Terapi, Proloterapi, Kuru iğneleme, sabit bisiklet, kaplıca tedavi seçenekler arasında hastanın hizmetine sunulabilir. Hastaların çoğunluğu cerrahi dışı tedavilerle hayatlarını idame ettirebilir.

Yapılan bilimsel çalışmalar, gerekli tedaviler yapılıp önlem alınan hastaların kısa ve uzun dönem takiplerde, ameliyat dışı tedaviye daha iyi yanıt verdiğini göstermiştir. Ancak kesin tanı alıp cerrahi tedavi görmek zorunda kalan hastaların  da daha iyi duruma geldikleri saptanmıştır. Fıtığın da kanalı daralttığı göz önüne alınacak olursa fıtığın geri çekilmesi halinde kanal darlığı ortada kalkmaktadır. Kemik ve bağ büyümeleri, bel kayması  veya tümöral oluşuma bağlı dar kanal için kesin tanı konulması halinde ameliyat yapılmalı ve bundan kaçınılmamalıdır. Uygun hasta seçimi, cerrahi tedavi ile başarı elde etmenin en önemli noktasıdır. Hastalarımız cerrahi tedavi sonrası da gerekli fizik tedavi prosedürlerini titizlikle uygulamaya devam etmelidir. Aksi takdirde ilerleyen aylar-yıllar içinde yeni sorunlarla karşılaşabilmektedirler. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
SAĞLIK Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Boyun Ağrısı Neden Olur ?

Boyun ağrısının sebepleri ve tedavi yöntemleri hakkında uzmanlar bilgi verdi. Ofis hayatı, kas ve iskelet sisteminde çeşitli sorunlara neden olabiliyor!

Ofis çalışanlarında en sık görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları arasında boyun, sırt, bel, omuz ve el bileği ağrılarının yer aldığını belirten uzmanlar, sağlıksız postür ve tekrarlayan hareketlerin bu sorunların temel nedenleri olduğunu ifade ediyor.

Miyofasiyal Ağrı Sendromu

Özellikle kadınlarda sık rastlanan boyun ağrılarının, masa başı çalışma koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “Masa başı çalışırken çoğu zaman sağlıklı postür kaybedilir, sırt kambur, baş önde bir duruş gelişir. Sadece bu pozisyonda çalışmanın bile yaşam kalitesini olumsuz etkilediği saptanmıştır.” dedi. Miyofasiyal ağrı sendromu ve karpal tünel sendromu gibi rahatsızlıkların da uzun süreli aynı pozisyonda çalışmaktan kaynaklandığına vurgu yapan Prof. Dr. Nihal Özaras, basit ergonomik düzenlemeler ve düzenli egzersizlerle bu sorunların önüne geçmenin mümkün olduğunu ifade etti.  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, ofis çalışanlarının en sık karşılaştığı kas ve iskelet sistemi hastalıkları hakkında bilgi verdi.

Masa başında kaybedilen postür gelecekte ciddi problemlere neden olabilir!

Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının doktora en sık başvurma nedenleri arasında yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Nihal Özaras, “Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ofis çalışanlarında da sıklıkla görülür. Bu rahatsızlıklar yaşam kalitesini bozar, iş yaşamında verimliliği olumsuz etkiler ve iş gücü kaybına neden olur” diye konuştu. ıBoyun ağrıları, sırt/bel ağrıları, omuz, kol ve el bileği/el ağrılarının ofis çalışanlarında en sık görülen kas iskelet sistemi yakınmaları olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nihal Özaras, “Boyun ağrıları özellikle masa başı çalışanlarda ve bilgisayar kullananlarda çok sık görülür. Kadınlarda daha sık olduğu bildirilmiştir. Masa başı çalışırken çoğu zaman sağlıklı postür kaybedilir, sırt kambur, baş önde bir duruş gelişir. Sadece bu pozisyonda çalışmanın bile yaşam kalitesini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Ayrıca bu şekilde uzun süre çalışan kişilerin gelecekte ciddi problemlere maruz kalabileceği düşünülmektedir.” şeklinde konuştu.

Tekrarlayan hareketler ağrı oluşumu için risk faktörü… 

Ofis çalışanlarında görülen bir diğer rahatsızlığın da miyofasiyal ağrı sendromu olduğunu aktaran Prof. Dr. Nihal Özaras, “Aynı  hareketlerin tekrar tekrar yapılması, aynı pozisyonda uzun süre kalınması ile gelişir. Kasların uzun süre kasılı kalması kanlanmayı bozar, buna bağlı olarak kasların içinde sert bantlar ve ağrılı tetik noktalar oluşur. Çalışırken sık sık pozisyon değiştirmek ve bazı basit egzersizleri yapmak bu hastalığın gelişimini engeller.” diye konuştu. Omuz bölgesindeki ağrıların da ofis çalışanlarında oldukça yaygın olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Nihal Özaras, şunları söyledi, “Ağır klasörler ve benzeri cisimleri omuz seviyesinin üstünde bir yüksekliğe kaldırmak en önemli risk faktörü olarak bildirilmiştir. Tek bir büyük yaralanmadan çok, tekrarlayan hareketlerin oluşturduğu kümülatif travmanın omuz problemlerinde önemli olduğu düşünülmektedir. Basit ergonomik düzenlemeler ile risk faktörleri ortadan kaldırılabilir”

“Fizik tedavi yöntemleri karpal tünel tedavisinde oldukça etkili…” 

Karpal tünel sendromu da ofis çalışanlarında sık görüldüğünü ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “El parmaklarının sinirsel beslenmesini sağlayan median sinir el bileğinde karpal tünelden adı verilen bir alandan geçer. El bileğinin sık hareketleri median sinirin bu alanda sıkışmasına neden olur ve ilk 3 parmakta ağrı, uyuşma, yanma, karıncalanma şikayetleri ile seyreden karpal tünel sendromu ortaya çıkar. Şikayetler gün içinde el bileğinin yoğun kullanımı ile artar ve çalışmayı zorlaştırır. Fizik tedavi yöntemleri bu hastalığın tedavisinde oldukça etkilidir” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü SAĞLIK

İlçe Sağlık Müdürleri Değerlendirme ve Paylaşım Toplantısı Gerçekleştirildi

İlçe Sağlık Müdürleri Değerlendirme ve Paylaşım Toplantısı Gerçekleştirildi

Kocaeli İl Sağlık Müdürümüz Op. Dr. Yüksel Pehlevan başkanlığında, ilçe sağlık müdürleriyle bir araya gelerek değerlendirme ve paylaşım toplantısı gerçekleştirildi.

Müdürlüğümüz Alikahya Yerleşkesi Sultan Abdülhamid Han Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya, İl Sağlık Müdürlüğü Başkan ve Başkan Yardımcıları ile ilgili uzmanlar da katıldı.

İl Sağlık Müdürümüz Op. Dr. Yüksel Pehlevan’ın genel bilgilendirmeleriyle başlayan toplantıda, il genelinde sunulan aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin mevcut durumu, devam eden projeler ve kurumlar arası koordinasyon gibi konular ele alındı. Toplantıda ayrıca Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’nda görevli Dr. Mehmet Yılmaz tarafından bir değerlendirme sunumu gerçekleştirildi ve fikir alışverişinde bulunularak çeşitli değerlendirmeler yapıldı.

Kategoriler
SAĞLIK Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Kadın Hekimi Tehdit Eden Kişiye 13 Ay Hapis Cezası

İstanbul’da kadın hekimi, “Seni öldüreceğim” diyerek tehdit eden kişi 13 ay 15 gün ertelemesiz hapis cezasına çarptırıldı.

Hekimsen Sendikası X platformundan konu hakkında şu açıklamayı yaptı, “İstanbul İlinde, Gaziosmanpaşa Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Hastenesinde hekimlik yapan üyemize karşı, sanık tarafından sarf edilen “ sen benim kim olduğumu biliyor musun seni öldürürüm, seni öldüreceğim “ ifadesinin kadına karşı tehdit suçunu oluşturduğu mahkemece kabul edilmiş ve bu ifadelerin aynı zamanda Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu gereği sağlık çalışanına karşı işlendiği de kabul edilmiş olup yarı oranda artırılarak 13 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI ; aynı zamanda üyemize karşı sanık tarafından darp edilmek suretiyle sağ elinin işaret parmağı kırılmış olup bu husus da mahkemece değerlendirilerek sanık hakkında Kasten yaralama suçundan 1 yıl hapis cezası, üyemizin kamu görevlisi olması sebebiyle yarı oranda artırılarak 1 yıl 6 ay hapis cezasına, üyemizin kırığının 1. derece olması sebebiyle 1/12 oranda artırım yapılarak 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu gereği sağlık çalışanına karşı işlendiği de kabul edilip yarı oranda artırılarak cezasında erteleme yapılmaksızın 1 YIL 17 AY 7 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA karar verilmiştir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

Kategoriler
Kocaeli Şehir Hastanesi SAĞLIK

Dünya Prematüre Günü: Yaşama Tutunan Minik Kahramanlar

17 Kasım Dünya Prematüre Günü kapsamında Kocaeli Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Ece Kaya, prematüre doğumların önemine ve bu süreçte verilen emeklere dikkat çekti.

Dr. Ece Kaya, sağlıklı bir yaşamın, gebelik dönemindeki dikkat ve takiple başladığını belirterek, şunları ifade etti:
“Gebelik süresi ortalama 40 hafta olup, 37 haftadan önce gerçekleşen doğumlar prematüre olarak adlandırılır. Prematüre doğumlar, yalnızca bebeklerin değil, ailelerinin de fiziksel ve duygusal anlamda büyük bir mücadele verdiği süreçlerdir. Dünya Prematüre Günü, bu zorlukları anlamak, farkındalık oluşturmak ve erken doğan bebekler ile ailelerine destek sunmanın önemini hatırlatmak için kutlanmaktadır.”

Yaşama Tutunmanın Mucizesi

Prematüre bebeklerin yaşama tutunma şansını, doğdukları hafta ve ağırlığın yanı sıra erken doğuma yol açan nedenlerin de belirlediğini vurgulayan Dr. Kaya, her bir bebeğin yaşama hakkının kutsal olduğunu söyledi.
“Hangi haftada dünyaya gelmiş olursa olsun, her canlı biriciktir ve yaşama hakkı her şeyden kıymetlidir. Sağlık Bakanlığımıza bağlı kurumlarımızda yenidoğan ve çocuk sağlığı uzmanları, gecesini gündüzüne katarak bu bebeklerin hayata tutunması için üstün bir çaba göstermektedir. Hastanemizde de donanımlı bir ekiple bu mücadeleyi vermeye devam ediyoruz.”

Prematüre Bakımında Umut Işığı

Kocaeli Şehir Hastanesi’nde prematüre doğan bebeklere sunulan hizmetler, onların sağlıklarına kavuşmasında büyük rol oynuyor. Her yıl yüzlerce bebek, uzmanların özverili çalışmaları sayesinde güçlü bir başlangıç yaparak yaşam yolculuklarına devam ediyor.

Dr. Esra Ece Kaya, prematüre doğumların önlenebilir nedenlerini ortadan kaldırmanın ve sağlıklı bir gebelik süreci için farkındalık yaratmanın bu özel günde öncelikli olduğunu belirterek ailelere çağrıda bulundu:
“Birlikte güçlenerek, bu mucizeleri hayata kazandırmaya devam edeceğiz.”

Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK

Kocaeli Devlet Hastanesi’nden 8 Kasım Dünya Nütrisyon Günü Etkinliği

8 Kasım Dünya Nutrisyon Günü dolayısıyla Kocaeli Devlet Hastanesi’nde toplumu bilinçlendirme etkinliği düzenlendi. Kocaeli Devlet Hastanesi Beslenme Destek Ekibi tarafından gerçekleştirilen etkinlik kapsamında hastane poliklinik zemin katta açılan stantta çalışanlar, hasta ve hasta yakınlarına hastaların beslenme ihtiyacına yönelik farkındalık oluşturularak, doğru ve dengeli beslenme konularında bilgilendirmeler yapıldı.

Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı göreve başladı.

İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. Yunus Emre Yeşilbaş, 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2018 -2019 yılları arasında Kocaeli Devlet Hastanesi’nde acil polikliniğinde pratisyen hekim olarak görev yaptı. İhtisasını 2019-2024 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayan Yeşilbaş, Kocaeli Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı olarak hasta kabulüne başladı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version