Kocaeli’de özel çocuklar, terzilerin ellerinde sevgiyle dikilen kıyafetlerle sahnede yürüdü. Duygusal ve coşku dolu anlara sahne olan etkinlik, izleyenlerden tam not aldı.
Kocaeli Terziler-Dokumacılar-Deri Giyim Eşyası İmalat ve Onarımcıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın “Sevgiyle Kuşananlar Projesi” kapsamında etkinlik düzenlendi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin de desteklediği proje kapsamında özel çocuklar, kentin sevilen terzileri tarafından dikilen özel kıyafetlerle sahneye çıktı. Gösterinin başından sonuna kadar ilgiyle izlenen etkinlik, katılımcılara hem duygusal hem de neşeli anlar yaşattı.
Podyumda ilk yürüyen isim anaokulu öğrencisi Gökçe Dora Işık oldu. Lila renkli kıyafetiyle podyumda yürüyen minik Gökçe, masalarda oturanlara çiçek de bıraktı. 6 yaşındaki Gökçe, izleyenler tarafından alkışlandı.
Programda özel çocuklar, partnerleriyle birlikte şarkılar eşliğinde podyumda yürüdü. Defilede, Cemil Meriç Engelsiz Yaşam Merkezi Ritim Grubu da sahne alırken, Yeşildoğa Özel Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri de podyumda yürüyen çocuklar arasındaydı. Yöresel halk oyunları ekibinin de sergilediği performans, geceye farklı bir renk kattı. Özel çocukların podyumda yürüdükçe yüzlerinde beliren mutluluk, salondaki herkesi duygusal anlar yaşamaya sevk etti.
9 yıldır evli olan ve 1 kız çocuğu sahibi Ahmet ve Aylin Arslan çifti, gösteride sahne aldı. Akülü sandalyelerinde el ele podyumda hareket eden çift, sandalyeleriyle çift olarak dans etti. İzleyiciler, Arslan çiftinin gösterisini büyük bir beğeniyle izleyerek onları alkış yağmuruna tuttu.
Gecede sahne alan Cemil Meriç Engelsiz Yaşam Merkezi Ritim Grubu’nun performansı ise salondaki coşkuyu doruğa taşıdı. Ritim grubunun enerjik gösterisi büyük beğeni toplarken, özel çocukların mutluluğu salona yansıdı.
“Hep birlikte başarabileceğimiz çok şey var”
Projenin öncüsü olan Şaziye Kahrımanlı, “2019’da başlattığımız bu projeye pandemi araya girdiği için ara vermek zorunda kaldık. Ancak özel çocuklarımız, projenin devamı için bize sürekli yazılar yazdı. Gece gündüz demeden, büyük bir heyecanla çalışarak bu projeyi yeniden hayata geçirdik. Hep birlikte başarabileceğimiz çok şey var. Katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Olay, TEM Otoyolu’nun Körfez geçişindeki bir dinlenme tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre mola veren Metro Turizm şehirlerarası yolcu otobüsünde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede tüm aracı sardı. Çevredeki vatandaşlar o anları kayda aldı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangında otobüs hurda yığınına döndü. Yangının çıkış nedeni araştırılıyor
Kocaeli’de 150 bin adet doldurulmuş makaron ele geçirildi
Kocaeli’de polis ekiplerince yapılan çalışmalarda 150 bin adet doldurulmuş makaron ele geçirildi.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce kaçakçılığın men ve takibine yönelik çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmalar neticesinde dün İzmit ilçesinde yapılan kontrollerde 150 bin adet içi tütünle doldurulmuş makaron ele geçirildi. Malzemelere el konulurken olaya ilişkin 2 şahıs hakkında adli işlem yapıldı.
https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/cay-ocagindaki-kuzen-cinayetinin-sebebi-mahkemede-ortaya-cikti-asil-hedef-bendim-0-R48VpFp4.mp4
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde kuzeni Muzaffer Ece’yi çay ocağında öldüren Osman Ç.’nin ilk duruşmadaki savunması ortaya çıktı. İş ortağı olan İskender Ece ile yaşadığı ticari anlaşmazlık sonrası husumet başladığını, bunun sonucunda Muzaffer Ece’nin de kendisini darp edip, onurunu zedelediğini öne süren sanık, “2-3 el ateş ettim, ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum” dedi. Muzaffer Ece’nin kardeşi İskender Ece ise “Abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim. Suçsuz bir insan gitti. 1 lira alıp veremeyeceği olmayan insana 18 tane kurşun sıktı. Asıl hedef bendim” dedi.
Dumlupınar Mahallesi’ndeki Gölcük Otogarı’nda 29 Mart 2024’de meydana gelen olayda, Muzaffer Ece çay ocağında oturduğu esnada kuzeni Osman Ç.’nin tabancalı saldırısına uğradı. Kurşunların isabet ettiği Ece kanlar içinde yere yığıldı, Osman Ç. ise olay yerinden kaçtı. Ece, ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti, Osman Ç. de tutuklandı.
Cinayete ilişkin açılan davanın 2. duruşması, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya taraf avukatları katıldı. Sanık ise SEGBİS’e bağlanamadığı için duruşmaya katılamadı. Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma ertelendi.
“Tüm maksadım o arazi üzerinde bağ evi yapmaktı”
Öte yandan, sanık Osman Ç. ile Muzaffer Ece’nin kardeşi İskender Ece’nin ilk duruşmadaki ifadelerine ulaşıldı. İlk duruşmadaki savunmasında, pişman olduğunu söyleyen Osman Ç., yaklaşık 40 yıl boyunca uluslararası şirketlerde yöneticilik, kalite güvence ile insan kaynakları müdürü olarak görev yaptığını, 2017 yılında ise emekli olduğunu ifade etti. Osman Ç, “Bu arada da 2 tane kitap yazdım. Emeklilikten sonra bu işlere devam edebilmek için bir sayfiye yer almak istedim. Daha önce Ayvalık’ta yaptım bunu ama eşim yatalak olduğu için orayı sattık. İkamet ettiğim bölgeye yakın yer almak istedim. Maktulün kardeşi, aynı zamanda kuzenim olan İskender’e durumu anlattım ve beraber araziye gidip baktık. Tüm maksadım o arazi üzerinde bağ evi yapmaktı” dedi.
“İskender ve ben ortak olduk”
Gölcük’te arazi satın aldığını aktaran Osman Ç., “İskender bana, ’Teyze oğlu, beni de ortak yapar mısın? Bir köşeye sen yaparsın, bir köşeye ben yaparım’ dedi. Kardeş gibi büyüdüğümüz için kabul ettim. Araziyi satın aldım. Fakat arazinin çeşitli illerde 17 hissedarı vardı. O günün parasıyla 21 bin 300 doları, Türk parasına çevirdim ve hissedarlardan birine teslim ettim, sözleşmemi yaptım. Yoğun iş dolayısıyla İskender’e, ’Tapuyu al, biz sonra kendi aramızda hallederiz’ dedim. Böylelikle İskender arazinin tapusunu aldı ve kısa bir süre sonra yaşadığı yer olan Almanya’ya döndü. O döndükten sonra ben arazinin üzerinde çalışmalara başladım. Güya bağ evi yapacaktık ancak iş yeri yaptım. İnşaat 3-4 sene sürdü. 2019-2020 yıllarında belediyeye giderek ruhsatı üzerime aldım ve işletmeye başladım. 2 sene işlettim” şeklinde konuştu.
“Bana taahhüt edilen para da bir şekilde gelmemişti”
Osman Ç., 2 senenin sonunda İskender’in karısıyla tesiste tartıştıklarını anlatarak, “Almanya’dan gelmişti. ’Misafirlerim var, tesiste kahvaltı var mı?’ diye sordu. Olduğunu söyledim. Geldiler, yanlarındaki misafirlerle birlikte ben de oturdum. İskender’in eşi Leyla, yanındaki akrabalarımıza, ’Biz Almanya’da bu tesis yapılsın diye tuvalet temizliyoruz’ deyince benim de gücüme gitti. ’Yenge ben de burada makineyle para basmıyorum, ben de vardiyada çalışıyorum. Para biriktiriyoruz öyle yapıyoruz’ dedim Bunun üzerine tartıştık. Ortağım İskender olduğu için onunla konuşmam daha uygun olduğunu söyledim. 2 ay sonra İskender Almanya’dan geldi. İskender geldikten sonra tavırlarında bir değişiklik olmaya başladı. Konuşmalarımız da bana ses yükseltmeleri bağırmaları vardı. Sonucunda biz bu tesiste anlaşamayacağımızı anladık ve İskender’e 1 milyon 350 bin liralık harcamanın listesini verdim, o zamanın parası bu, yaklaşık 250 bin dolar civarında bir para yapıyordu. Ben de İskender’den o güne kadar tesis harcamaları için 12 bin euro ve 25 bin Türk lirası para almıştım. Güya İskender, Almanya’daki fabrikadan kendisini attıracak, tazminat alacak, öyle hesaplaşacaktık. Bana taahhüt edilen para da bir şekilde gelmemişti. Ben bu listeyi ona verdim, ’Bu liste üzerinden hesaplarımızı yapalım, ya sen bana olan borcunu ver ya ayrılalım’ dedim. Ne olumlu ne olumsuz hiçbir cevap vermedi. Bu konuşma sırasında yanımızda kardeşim Kemal ve kuzenim Muzaffer de vardı” ifadelerini kullandı.
“Dava açtıktan sonra bana düşman oldular”
Bu olayın ardından İskender’in abisi Muzaffer Ece’nin kendisini aradığını söyleyen sanık Osman Ç., “Beni arayıp, ’Listeye 9 bin 800 lira jeneratör yazmışsın ama faturada 7 bin 800 lira. Sen bu şartlar altında 1 milyon 350 bin liralık listeyi nasıl verirsin? Sen bu listeyi fazla fazla şişirdiğin için sana 500 bin lira verelim, al çek git’ dedi. Ben de kabul etmedim. Ardından Gölcük Cumhuriyet Savcılığına giderek avukatım aracılığıyla tapu iptal tescil davası ve alacak davası açtım. Ben davayı açtıktan sonra bunlar bana düşman kesildi. İskender Almanya’ya gitmişti. İskender, WhatsApp üzerinden bana küfür etti. Aynı şekilde Muzaffer de beni arayarak küfür etti. Sessiz kalmayı denedim, bir süre sonra telefonla olan tartışmalarımız artmaya başladı” dedi.
“Bu davayı açtıktan sonra da yine küfürlerle karşılaştım”
Mahkeme sürecinin yaklaşık 4 yıl sürdüğünü ifade eden Osman Ç., savunmasına şöyle devam etti:
“En son tesisi çalıştırdığımız zaman 2021 yılıydı. 2022 yılı sezonuna hazırlamak üzere tesise çıkarken yol boyundaki bütün reklam tabelalarımın, binanın içerisindeki bütün ışıklı tabelalarımın, restoran kısmının bütün zücaciye ekipmanlarının kırılıp otoparka atılmış olduğunu gördüm. Bunların fotoğraflarını çektim ve kardeşim Kemal ile birlikte gidip Muzaffer ile konuştuk. Bunu niye yaptıklarını sordum. Muzaffer, ’Artık bir işletme yok, defolup gideceksin buradan’ dedi. Bunun üzerine tekrar cumhuriyet savcılığına gittim. Mala zarar verme, haneye tecavüzden dolayı yine haklarında dava açtım. Bu davayı açtıktan sonra da yine küfürlerle karşılaştım. Dürüst olmak gerekirse zaman zaman mukavemet etmek durumunda da kaldım. Bu süreç böyle 2023 yılının ortalarına kadar devam etti”
“Onurumla oynandı”
Yaşanan gerginlik dolayısıyla anksiyete tedavisi gördüğünü belirten Osman Ç., “Annemin de telkinleriyle bunlardan uzaklaştım. Telefonlarını da rehberimden sildim. O esnada eşimin üzerine kayıtlı engelli aracını sattım. Tesisten kalan borçları, kredileri ödedim. Oğluma oturmak üzere aldığım evi sattım. Mesleğe tekrar geri dönmeye karar verdim ve endüstriyel röntgen ve ultrasonik muayenesi yapan bir şirket kurdum. İşlerim düzelmeye başladı. Dava süreciyle alakalı keşif talebi olmuştu. Heyet geldi, tesisi açmaya çalıştım ancak anahtarın açmadığını fark ettim. Hakime hanıma kapının kilitlerini değiştirdiklerini söyledim. Heyetten biri Muzaffer’i aradı gelip kapıyı homurdana homurdana açtı. Kapıyı açarken bana küfürler ederek içeri girmeme izin vermeyerek yumruk attı. Oradakiler olayı yatıştırdı. Birlikte binaya doğru yöneldik. Depoda 500 kişiye düğün yapacak kadar malzemem vardı ancak boşaltılmıştı. Onurumla oynanmıştı, 40 yıllık emeğim, param, kıdem tazminatım, bireysel emeklilik sistemindeki param, gelinlerimin bilezikleri, oğlumun araba parası, her şeyi oraya yatırmıştım. Bunların gerçekten önemi yoktu, buna rağmen bir de onurumla oynanıyordu” şeklinde konuştu.
“2-3 el ateş ettim, ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum”
Osman Ç., keşif bittikten sonra hastaneye gidip darp raporu aldığını da ifade ederek, “Muzaffer bana vurduğu için darp raporu aldım. Muzaffer’in yanındaki taksi şoförüne, benim için ’Bu adam buranın bekçisiydi, ne sahibi. Bizim malımıza ortaklık yapmaya çalışıyor’ dediğini söylediler. Ben de telefonla Muzaffer’i aradım. Nerede olduğunu sordum. Küfürle cevap vererek terminalde olduğunu söyledi. Terminale gittiğimde yine küfür etti. Ben belimdeki silahı çıkardım 2-3 el ateş ettim. Ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum” cümlelerini kullandı.
“Abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim”
Tanık İskender Ece ise husumeti Muzaffer Ece’nin başlattığını söyledi. Ece, “Beni kendisi mahkemeye verdi. Mahkeme süreci de hala devam ediyor. Oradan başlayan bir husumeti var herhalde, bizim yok ama onun varmış demek ki. Nasıl söyleyeyim, abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim. Suçsuz bir insan gitti. Bu olay 2023’ün başlarında başladı. Tehditler, mesajlar vs. Hatta bir gün gece saatlerinde abim karakola gitmiş, şikayette bulunmuş. Mesajları göstermiş, emniyette ilgilenmemişler. Ertesi gün ben geldim, beraber savcılığa gittik suç duyurusunda bulunmak için. Savcılık kalemi bize, Whatsapp mesajlarının ertesi gün sabahleyin silindiğini, yeniden böyle bir şey olduğunda fotoğraf çekmememiz gerektiğini söylediler. Elimizde olmadığı için o mesajları gösteremedik” dedi.
“O gün abimin yanında ben olsaydım, o mermilerin yarısı bana gelecekti”
Olay gününü anlatan Ece, “Hala şaşırıyorum. O gün abimin yanında ben olsaydım, o mermilerin yarısı bana gelecekti. Buna yüzde yüz eminim. Sanık, olaydan yaklaşık 6 ay önce bizim gittiğimiz spot kulübümüz var. Oraya gelmiş, beni ve abimi sormuş” diye konuştu.
“1 lira alıp veremeyeceği olmayan bir insana 18 tane kurşun sıktı”
İskender Ece, Osman Ç’nin mahkeme sürecini başlatmasıyla olayların bu raddeye geldiğini dile getirerek, “Hatta abim bizi, ikimizi bir araya getirdi. ’Teyze oğlusunuz, barışın, böyle olmaz’ dedi. İkimizi bir araya getirdi. Öyle bir insan değildi. Bu olayla bir alakası olmayan biri. 1 lira alıp veremeyeceği olmayan bir insana 18 tane kurşun sıktı. Asıl hedef bendim. Ben bunu biliyorum” ifadelerini kullandı.
Yangın, İzmit ilçesi Gündoğdu Mahallesi’nde bulunan Şehit Özcan Kan Fen Lisesi’nde çıktı. Henüz bilinmeyen bir sebeple okulun çatısında çıkan yangın kısa sürede büyüdü. Yükselen alevleri gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda sağlık, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Yangın esnasında okulda bulunan öğrenciler, öğretmenlerin de yönlendirmesi ile hızla tahliye ediliyor. Yangına müdahale sürüyor.
https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/cay-ocagindaki-kuzen-cinayetinin-sebebi-mahkemede-ortaya-cikti-asil-hedef-bendim-0-Sb7Nn3gI.mp4
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde kuzeni Muzaffer Ece’yi çay ocağında öldüren Osman Ç.’nin ilk duruşmadaki savunması ortaya çıktı. İş ortağı olan İskender Ece ile yaşadığı ticari anlaşmazlık sonrası husumet başladığını, bunun sonucunda Muzaffer Ece’nin de kendisini darp edip, onurunu zedelediğini öne süren sanık, “2-3 el ateş ettim, ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum” dedi. Muzaffer Ece’nin kardeşi İskender Ece ise “Abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim. Suçsuz bir insan gitti. 1 lira alıp veremeyeceği olmayan insana 18 tane kurşun sıktı. Asıl hedef bendim” dedi.
Dumlupınar Mahallesi’ndeki Gölcük Otogarı’nda 29 Mart 2024’de meydana gelen olayda, Muzaffer Ece çay ocağında oturduğu esnada kuzeni Osman Ç.’nin tabancalı saldırısına uğradı. Kurşunların isabet ettiği Ece kanlar içinde yere yığıldı, Osman Ç. ise olay yerinden kaçtı. Ece, ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti, Osman Ç. de tutuklandı.
Cinayete ilişkin açılan davanın 2. duruşması, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya taraf avukatları katıldı. Sanık ise SEGBİS’e bağlanamadığı için duruşmaya katılamadı. Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma ertelendi.
“Tüm maksadım o arazi üzerinde bağ evi yapmaktı”
Öte yandan, sanık Osman Ç. ile Muzaffer Ece’nin kardeşi İskender Ece’nin ilk duruşmadaki ifadelerine ulaşıldı. İlk duruşmadaki savunmasında, pişman olduğunu söyleyen Osman Ç., yaklaşık 40 yıl boyunca uluslararası şirketlerde yöneticilik, kalite güvence ile insan kaynakları müdürü olarak görev yaptığını, 2017 yılında ise emekli olduğunu ifade etti. Osman Ç, “Bu arada da 2 tane kitap yazdım. Emeklilikten sonra bu işlere devam edebilmek için bir sayfiye yer almak istedim. Daha önce Ayvalık’ta yaptım bunu ama eşim yatalak olduğu için orayı sattık. İkamet ettiğim bölgeye yakın yer almak istedim. Maktulün kardeşi, aynı zamanda kuzenim olan İskender’e durumu anlattım ve beraber araziye gidip baktık. Tüm maksadım o arazi üzerinde bağ evi yapmaktı” dedi.
“İskender ve ben ortak olduk”
Gölcük’te arazi satın aldığını aktaran Osman Ç., “İskender bana, ’Teyze oğlu, beni de ortak yapar mısın? Bir köşeye sen yaparsın, bir köşeye ben yaparım’ dedi. Kardeş gibi büyüdüğümüz için kabul ettim. Araziyi satın aldım. Fakat arazinin çeşitli illerde 17 hissedarı vardı. O günün parasıyla 21 bin 300 doları, Türk parasına çevirdim ve hissedarlardan birine teslim ettim, sözleşmemi yaptım. Yoğun iş dolayısıyla İskender’e, ’Tapuyu al, biz sonra kendi aramızda hallederiz’ dedim. Böylelikle İskender arazinin tapusunu aldı ve kısa bir süre sonra yaşadığı yer olan Almanya’ya döndü. O döndükten sonra ben arazinin üzerinde çalışmalara başladım. Güya bağ evi yapacaktık ancak iş yeri yaptım. İnşaat 3-4 sene sürdü. 2019-2020 yıllarında belediyeye giderek ruhsatı üzerime aldım ve işletmeye başladım. 2 sene işlettim” şeklinde konuştu.
“Bana taahhüt edilen para da bir şekilde gelmemişti”
Osman Ç., 2 senenin sonunda İskender’in karısıyla tesiste tartıştıklarını anlatarak, “Almanya’dan gelmişti. ’Misafirlerim var, tesiste kahvaltı var mı?’ diye sordu. Olduğunu söyledim. Geldiler, yanlarındaki misafirlerle birlikte ben de oturdum. İskender’in eşi Leyla, yanındaki akrabalarımıza, ’Biz Almanya’da bu tesis yapılsın diye tuvalet temizliyoruz’ deyince benim de gücüme gitti. ’Yenge ben de burada makineyle para basmıyorum, ben de vardiyada çalışıyorum. Para biriktiriyoruz öyle yapıyoruz’ dedim Bunun üzerine tartıştık. Ortağım İskender olduğu için onunla konuşmam daha uygun olduğunu söyledim. 2 ay sonra İskender Almanya’dan geldi. İskender geldikten sonra tavırlarında bir değişiklik olmaya başladı. Konuşmalarımız da bana ses yükseltmeleri bağırmaları vardı. Sonucunda biz bu tesiste anlaşamayacağımızı anladık ve İskender’e 1 milyon 350 bin liralık harcamanın listesini verdim, o zamanın parası bu, yaklaşık 250 bin dolar civarında bir para yapıyordu. Ben de İskender’den o güne kadar tesis harcamaları için 12 bin euro ve 25 bin Türk lirası para almıştım. Güya İskender, Almanya’daki fabrikadan kendisini attıracak, tazminat alacak, öyle hesaplaşacaktık. Bana taahhüt edilen para da bir şekilde gelmemişti. Ben bu listeyi ona verdim, ’Bu liste üzerinden hesaplarımızı yapalım, ya sen bana olan borcunu ver ya ayrılalım’ dedim. Ne olumlu ne olumsuz hiçbir cevap vermedi. Bu konuşma sırasında yanımızda kardeşim Kemal ve kuzenim Muzaffer de vardı” ifadelerini kullandı.
“Dava açtıktan sonra bana düşman oldular”
Bu olayın ardından İskender’in abisi Muzaffer Ece’nin kendisini aradığını söyleyen sanık Osman Ç., “Beni arayıp, ’Listeye 9 bin 800 lira jeneratör yazmışsın ama faturada 7 bin 800 lira. Sen bu şartlar altında 1 milyon 350 bin liralık listeyi nasıl verirsin? Sen bu listeyi fazla fazla şişirdiğin için sana 500 bin lira verelim, al çek git’ dedi. Ben de kabul etmedim. Ardından Gölcük Cumhuriyet Savcılığına giderek avukatım aracılığıyla tapu iptal tescil davası ve alacak davası açtım. Ben davayı açtıktan sonra bunlar bana düşman kesildi. İskender Almanya’ya gitmişti. İskender, WhatsApp üzerinden bana küfür etti. Aynı şekilde Muzaffer de beni arayarak küfür etti. Sessiz kalmayı denedim, bir süre sonra telefonla olan tartışmalarımız artmaya başladı” dedi.
“Bu davayı açtıktan sonra da yine küfürlerle karşılaştım”
Mahkeme sürecinin yaklaşık 4 yıl sürdüğünü ifade eden Osman Ç., savunmasına şöyle devam etti:
“En son tesisi çalıştırdığımız zaman 2021 yılıydı. 2022 yılı sezonuna hazırlamak üzere tesise çıkarken yol boyundaki bütün reklam tabelalarımın, binanın içerisindeki bütün ışıklı tabelalarımın, restoran kısmının bütün zücaciye ekipmanlarının kırılıp otoparka atılmış olduğunu gördüm. Bunların fotoğraflarını çektim ve kardeşim Kemal ile birlikte gidip Muzaffer ile konuştuk. Bunu niye yaptıklarını sordum. Muzaffer, ’Artık bir işletme yok, defolup gideceksin buradan’ dedi. Bunun üzerine tekrar cumhuriyet savcılığına gittim. Mala zarar verme, haneye tecavüzden dolayı yine haklarında dava açtım. Bu davayı açtıktan sonra da yine küfürlerle karşılaştım. Dürüst olmak gerekirse zaman zaman mukavemet etmek durumunda da kaldım. Bu süreç böyle 2023 yılının ortalarına kadar devam etti”
“Onurumla oynandı”
Yaşanan gerginlik dolayısıyla anksiyete tedavisi gördüğünü belirten Osman Ç., “Annemin de telkinleriyle bunlardan uzaklaştım. Telefonlarını da rehberimden sildim. O esnada eşimin üzerine kayıtlı engelli aracını sattım. Tesisten kalan borçları, kredileri ödedim. Oğluma oturmak üzere aldığım evi sattım. Mesleğe tekrar geri dönmeye karar verdim ve endüstriyel röntgen ve ultrasonik muayenesi yapan bir şirket kurdum. İşlerim düzelmeye başladı. Dava süreciyle alakalı keşif talebi olmuştu. Heyet geldi, tesisi açmaya çalıştım ancak anahtarın açmadığını fark ettim. Hakime hanıma kapının kilitlerini değiştirdiklerini söyledim. Heyetten biri Muzaffer’i aradı gelip kapıyı homurdana homurdana açtı. Kapıyı açarken bana küfürler ederek içeri girmeme izin vermeyerek yumruk attı. Oradakiler olayı yatıştırdı. Birlikte binaya doğru yöneldik. Depoda 500 kişiye düğün yapacak kadar malzemem vardı ancak boşaltılmıştı. Onurumla oynanmıştı, 40 yıllık emeğim, param, kıdem tazminatım, bireysel emeklilik sistemindeki param, gelinlerimin bilezikleri, oğlumun araba parası, her şeyi oraya yatırmıştım. Bunların gerçekten önemi yoktu, buna rağmen bir de onurumla oynanıyordu” şeklinde konuştu.
“2-3 el ateş ettim, ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum”
Osman Ç., keşif bittikten sonra hastaneye gidip darp raporu aldığını da ifade ederek, “Muzaffer bana vurduğu için darp raporu aldım. Muzaffer’in yanındaki taksi şoförüne, benim için ’Bu adam buranın bekçisiydi, ne sahibi. Bizim malımıza ortaklık yapmaya çalışıyor’ dediğini söylediler. Ben de telefonla Muzaffer’i aradım. Nerede olduğunu sordum. Küfürle cevap vererek terminalde olduğunu söyledi. Terminale gittiğimde yine küfür etti. Ben belimdeki silahı çıkardım 2-3 el ateş ettim. Ondan sonrasını ne yaptım bilmiyorum” cümlelerini kullandı.
“Abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim”
Tanık İskender Ece ise husumeti Muzaffer Ece’nin başlattığını söyledi. Ece, “Beni kendisi mahkemeye verdi. Mahkeme süreci de hala devam ediyor. Oradan başlayan bir husumeti var herhalde, bizim yok ama onun varmış demek ki. Nasıl söyleyeyim, abimle ne alakası var, ben hala onu çözemedim. Suçsuz bir insan gitti. Bu olay 2023’ün başlarında başladı. Tehditler, mesajlar vs. Hatta bir gün gece saatlerinde abim karakola gitmiş, şikayette bulunmuş. Mesajları göstermiş, emniyette ilgilenmemişler. Ertesi gün ben geldim, beraber savcılığa gittik suç duyurusunda bulunmak için. Savcılık kalemi bize, Whatsapp mesajlarının ertesi gün sabahleyin silindiğini, yeniden böyle bir şey olduğunda fotoğraf çekmememiz gerektiğini söylediler. Elimizde olmadığı için o mesajları gösteremedik” dedi.
“O gün abimin yanında ben olsaydım, o mermilerin yarısı bana gelecekti”
Olay gününü anlatan Ece, “Hala şaşırıyorum. O gün abimin yanında ben olsaydım, o mermilerin yarısı bana gelecekti. Buna yüzde yüz eminim. Sanık, olaydan yaklaşık 6 ay önce bizim gittiğimiz spot kulübümüz var. Oraya gelmiş, beni ve abimi sormuş” diye konuştu.
“1 lira alıp veremeyeceği olmayan bir insana 18 tane kurşun sıktı”
İskender Ece, Osman Ç’nin mahkeme sürecini başlatmasıyla olayların bu raddeye geldiğini dile getirerek, “Hatta abim bizi, ikimizi bir araya getirdi. ’Teyze oğlusunuz, barışın, böyle olmaz’ dedi. İkimizi bir araya getirdi. Öyle bir insan değildi. Bu olayla bir alakası olmayan biri. 1 lira alıp veremeyeceği olmayan bir insana 18 tane kurşun sıktı. Asıl hedef bendim. Ben bunu biliyorum” ifadelerini kullandı.
Edinilen bilgiye göre, İzmit ilçesi Kuzey Marmara Otoyolu’nda seyir halinde olan plakası ve sürücüsü öğrenilemeyen hafif ticari araç, bariyerleri aşarak 5 metre yükseklikten yan yola uçtu. Araç ters dönerken içinde bulunan 2 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, 2 yaralıyı ambulansla hastaneye kaldırdı.
Kaza sebebiyle araç hurdaya dönerken polis olayla ilgili inceleme başlattı.
Kocaeli’nin Darıca ilçesinde bitişik ahşap evlerde çıkan yangında sırasında yanan evin tahta duvarı görevli 2 itfaiye erinin üzerine düştü.
Yangın, Darıca ilçesi Yeni Mahalle Eski Hükümet Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, henüz bilinmeyen nedenle, iki katlı bitişik ahşap evlerde yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm binayı sararken, çevrede panik yaşandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Alevlere müdahale eden ekipler, yangının çevredeki yapılara sıçramaması için yoğun çaba gösterdi. Müdahale sırasında binadan kopan yanan ev duvarı, yangına müdahale eden 2 itfaiye erinin üzerine düştü. Olayda şans eseri yaralanan olmazken, itfaiye erleri büyük tehlike atlattı. Uzun süren çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Soğutma çalışmaları sürerken, iki ahşap bina kullanılamaz hale gelirken 1 evde yangından etkilendi.
Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde dün gece saatlerinde otomobilin kontrolden çıkarak camiye girdiği anların güvenlik kamera görüntüsü ortaya çıktı.
Kaza, dün gece saat 02.30 sıralarında Gündoğdu Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi’nde meydana geldi. Sürücüsünün kontrolünden çıkan 53 EE 850 plakalı otomobil Ebubekir Sıddık Camisine daldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi. 4 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı. Camide hasar oluşurken, dün sabah saatlerinde gelen cemaat şok oldu.
Olay anı saniye saniye güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, hızla gelen otomobilin duvarı yıkarak camiye girdiği anlar yer aldı.
Kocaeli’de 8 yıl önce gittiği özel hastanede kanser teşhisi konulması sonucu yanlış tedavi nedeniyle iki memesi alınan Çiğdem Kışlalı’nın hukuk mücadelesi sonuçlandı. Kararı gözyaşları içinde anlatan Kışlalı, “Teselli olarak ’En azından kanser olmadığına sevin’ demişlerdi. Kararda da ’Haklısın, al sen şu parayı sus’ dendi. Tamam sevineyim ama mesleğimden oldum, kadınlığımdan oldum. Maddi manevi bütün ruh halim çöktü” dedi.
Çiğdem Kışlalı, 2017 yılının ekim ayında göğsünde kitle hissederek Kocaeli’de özel bir hastaneye başvurdu. İddiaya göre, 2 çocuk annesi Kışlalı’ya yapılan tetkiklerin ardından 5. evre meme kanseri olduğu söylendi. Çiğdem Kışlalı, farklı tarihlerde 3 operasyon geçirip, toplam 20 saat ameliyatta kaldı. Göğüsleri alınan Kışlalı, ameliyat sonrası kendisine kemoterapi ve ilaç tedavisi verilmeyince durumdan şüphelenip ameliyattan aylar sonra patoloji sonucuna ulaştı. Aynı özel hastanenin patoloji kliniğinden çıkan sonucu inceleyen Kışlalı, ameliyatta göğsünden alınan parçalarda yapılan incelemede, kanser hücresine rastlanmadığının tespit edildiğini öğrendi.
Hayatı alt üst olan Kışlalı, rapor ve belgelerle savcılığa gidip doktor ve hastane yöneticilerinden şikayetçi oldu. Soruşturmanın ardından doktor ve hastane hakkında dava açıldı.
Maddi ve manevi tazminat 225 bin TL verilmesine karar verildi
Kocaeli 1. Tüketici Mahkemesi, 28 Kasım 2023’de görülen duruşmada Kışlalı’ya maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak hastane avukatının karara itiraz etmesi üzerine dosya bir üst mahkemeye gönderildi. Üst mahkeme, eksik raporlar olduğu gerekçesiyle duruşmayı yeniden ele aldı ve davanın yeniden görülmesine karar verildi.
Bunun üzerine Kocaeli 1. Tüketici Mahkemesi’nde yeniden duruşma görüldü. Çiğdem Kışlalı ve hastane avukatlarının katıldığı duruşmada 25 bin TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıya verilmesine, manevi tazminat ise 200 bin TL verilmesine karar verildi.
“’Haklısın, al sen şu parayı sus’ dendi”
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Kışlalı, “8 yıllık süreç benim için 18 yıl gibi sürdü. Bir arpa yol gidemedim. Elimde hakim beyin vermiş olduğu bir karar var, kısmen kabul, kısmen reddine diye. Yine tazminat davası 200 bin lira, maddi tazminat 25 bin lira. Yani, ’Haklısın, al sen şu parayı sus’ dendi. Ne diyeceğimi bilemiyorum artık. Şu anda yeniden sağlığıma kavuşmak için bir operasyon geçirsem, 225 bin lirayla ameliyat olamıyorum. Maddi, manevi psikolojim yerlerde. Demek ki adalet bu. Yapılacak hiçbir şey yok. Benimle birlikte 3-5 kişiyi daha görüyorum. Kimisi sakat kalmış, kimisi yeniden ameliyat olmuş. Ben artık, ‘Türkiye’de adalet yerini bulmuyor’ mu demeliyim?” dedi.
“Ameliyat için benden onay alınmadı”
Memesinde olan küçük bir kitle için hastaneye gittiğini söyleyen Kışlalı, “O kitle için doktora gittiğimde apar topar, ‘Hemen bu kitleyi almamız lazım, bir gün içerisinde de vücudunuzu sarabilir, bir yıl içerisinde de’ dendi. Hayatımda ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım. 2 doktordu zaten, ben o doktor çetesinin içerisinde o ona pasladı, o ona pasladı derken, bu süreci kendilerine göre 3 aya yaydılar. En son bugün hakime söylediğim tek şey, benden onay aldıklarını söylemişlerdi. Adli tıp raporunun 8. sayfasında benden hiçbir şekilde herhangi bir onay alınmadığı, tespit edildiği yazılı belge var. Ben bunu söylemem rağmen hakim, 3 ay önce verdiği kararı yineledi” şeklinde konuştu.
“Teselli olarak ‘En azından kanser olmadığına sevin’ demişlerdi”
Kışlalı, “Sağ kol altı lenf başlarımı da aldılar. Beni sakat bıraktılar. Ben lenf başlarımı alınacağını bilmiyordum. Ben ameliyattan çıktığımda aileme, ‘Lenf başları da temizlendi, hiçbir şey yok’ dendi. Teselli olarak ‘En azından kanser olmadığına sevin’ demişlerdi. Tamam sevineyim ama ben mesleğimden oldum, kadınlığımdan oldum. Maddi manevi bütün ruh halim çöktü. Adalet nerede. Her mahkeme için Aydın’dan gelip gidiyorum” ifadelerini kullandı.