3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında konuşan Kocaeli Devlet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Kenan Evren Öztop, organ bağışının sadece tıbbi bir işlem değil, aynı zamanda bir insanın başka bir insana verebileceği en büyük hediye olduğunu söyledi.
Kocaeli Devlet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Kenan Evren Öztop, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Organ bağışının sadece bir kişinin hayatını değil, aynı anda birden fazla hayatı değiştirebileceğini belirtti. Dr. Öztop, “Bir donör, böbrek, karaciğer, kalp, kornea gibi birçok organıyla birden fazla hastaya umut olabilir. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir iyilik örneğidir.” dedi.
[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”84323″ tag=”div”]
“Organ bekleyen hastalar zamanla yarışıyor” Böbrek nakli bekleyen hastaların uzun süre diyalize bağlı yaşamak zorunda kaldığını anlatan Dr. Öztop, bekleme listelerinin her yıl daha da uzadığına dikkat çekti: “Organ bekleyen her hasta, aslında sessiz bir mücadele veriyor. En büyük umudu ise bağışçı olabilecek bir insanın kararı.”
“Bağış yapmak sanılandan çok daha kolay” Toplumda organ bağışı sürecinin karışık olduğuna dair yanlış bir algı olduğunu ifade eden Dr. Öztop: • Kişinin e-Devlet üzerinden • İl ve ilçe sağlık müdürlüklerinden • Hastanelerdeki organ bağışı birimlerinden kolayca bağışçı olabileceğini söyledi.
“Bağış beyanı sadece birkaç dakikanızı alır, fakat bir başkasına koca bir ömür armağan edebilir.”
“Aile ile konuşmak çok önemli” Kişi bağışçı kartı taşısa bile son kararın aileye ait olduğunu hatırlatan Dr. Öztop: “Bağış kararınızı mutlaka sevdiklerinizle paylaşın. Bu konuşma, bir gün bir insanın hayata tutunmasına vesile olabilir.”
“Organ bağışı caizdir ve insani bir değerdir” Toplumdaki dini endişelere de değinen Dr. Öztop: “Diyanet İşleri Başkanlığı organ bağışını caiz olarak değerlendirmektedir. Organ bağışı insan yaşamını kurtardığı için ahlaki ve insani açıdan da çok değerli bir davranıştır.” ifadelerini kullandı.
Kocaeli Devlet Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Kenan Evren Öztop, herkesi bu hafta vesilesiyle düşünmeye davet etti: “Vereceğiniz bir karar, bir başka aileye yeniden umut olabilir. Unutmayın: Bağış umuttur.”
[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”83621″ tag=”div”]
“Lösemili Çocuklar İçin Sevgi, İlgi ve Erken Teşhis”
Uzm. Dr. Nazan Abak, “Çocuğunuzdaki küçük değişimleri hafife almayın”
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Kocaeli Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Abak, ailelere önemli uyarılarda bulundu. Löseminin çocuklarda çoğu zaman basit rahatsızlıklarla karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Nazan Abak, “Erken tanı hayat kurtarır. Ebeveynlerin çocuğundaki değişimleri fark etmesi tedavi başarısını doğrudan etkiler.” dedi.
Löseminin, kan hücrelerinin üretimini etkileyen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Nazan Abak, çocuklarda görülebilen bazı ilk belirtileri şöyle sıraladı: • Sürekli halsizlik ve çabuk yorulma • Ciltte solukluk • Bacak ve kemik ağrıları • Nedensiz morluklar ya da sık burun kanaması • Uzun süren ateş ve sık enfeksiyon geçirme
Bu şikâyetlerin çoğunun günlük yaşamda “okul yorgunluğu, vitamin eksikliği ya da büyüme ağrısı” gibi düşünülerek önemsenmediğini belirten Dr. Nazan Abak, “İşte tam da bu noktada zaman kaybedilebiliyor. Bu belirtiler uzun sürüyorsa mutlaka doktora başvurulmalı.” uyarısında bulundu.
“Lösemi bulaşıcı değildir” Toplumdaki yanlış inanışa dikkat: Lösemi tanısı alan çocukların bazen sosyal hayattan uzaklaştırılabildiğini söyleyen Dr. Nazan Abak, bunun çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini belirterek, “Lösemi bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu çocukların en çok ihtiyacı olan şey sevgi, moral ve anlayıştır. Tedavi sürecinde moral desteği ilaç kadar değerlidir.” dedi.
Tedavide yüksek başarı Günümüzde çocukluk çağı lösemilerinin önemli bir kısmının başarıyla tedavi edilebildiğini belirten Dr. Nazan Abak, “İyi takip ve doğru tedavi ile birçok çocuk sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebiliyor. Umut her zaman var.” Diyerek löseminin erken teşhis ile önlenebilir bir hastalık olduğunu ifade etti.
Bu hafta kapsamında ailelere çağrıda bulunan Uzm. Dr. Nazan Abak, “Çocuğunuzdaki küçük değişimleri hafife almayın. Erken fark edilen bir belirti, bir ömürlük umuda dönüşebilir.” dedi.
Kocaeli Devlet Hastanesi’nde el hijyeni etkinliği düzenlendi
15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’nde Hijyenin Önemi Vurgulandı
Kocaeli Devlet Hastanesi’nde, “15 Ekim Dünya El Yıkama Günü” dolayısıyla etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinlikte el hijyeninin bulaşıcı hastalıkların önlenmesindeki kritik rolü bir kez daha hatırlatıldı.
Doğru el yıkama tekniklerinin uygulamalı olarak gösterildiği etkinlikte konuşan Kocaeli Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Ataman, “El hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmada en etkili ve basit yöntemdir. Sağlık çalışanları kadar toplumun tüm bireylerinin bu konuda bilinçli olması büyük önem taşır.” ifadelerini kullandı.
Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Fatma Boyacı ise el yıkamanın, bulaşıcı hastalıklardan korunmada maliyet gerektirmeyen en etkili korunma yöntemi olduğunu belirterek, katılımcılara “11 Adımda Doğru El Yıkama” kitapçıkları dağıttı. Ayrıca, hijyen kontrol kitleriyle yapılan uygulamalarda, ellerin doğru tekniklerle yıkanmadığında mikropların tamamen temizlenmediği de uygulamalı olarak gösterildi.
Etkinlik kapsamında kurulan bilgilendirme standında, vatandaşlara gün boyunca doğru el yıkama adımları, el yıkama süresi ve hangi durumlarda el yıkanması gerektiği konularında bilgilendirmeler yapıldı.
Doğru El Yıkama Adımları (11 Adım)
1: Ellerinizi ıslatın. Ellerinizi temiz, akarsu ile tamamen ıslatın. 2: Sabunu alın. Avuç içine yeterli miktarda sabun alın. 3: Avuç içlerini ovalayın. Sabunu köpürtüp avuç içlerini birbirine sürtün. 4: Elin sırtını ovalayın. Bir elin sırtını diğer elin avuç içi ile ovalayın ve parmak aralarını temizleyin; sonra diğer eli değiştirin. 5: Parmak aralarını temizleyin. Parmakları birbirine geçirerek aralarını iyice ovalayın. 6: Parmakların dış yüzeylerini temizleyin. Parmakları avuç içine kenetleyerek dış yüzeylerini ovalayın. 7: Başparmakları ovalayın. Başparmağı diğer elin avuç içine alıp dairesel hareketlerle ovalayın; diğer el için de tekrarlayın. 8: Tırnak uçlarını temizleyin. Parmak uçlarını ve tırnak diplerini diğer elin avuç içinde dairesel şekilde ovalayın. 9: Bilekleri yıkayın. Her iki bileği sabunla ovarak temizleyin. 10: Ellerinizi durulayın. Ellerinizi bol, temiz akan su altında sabun kalmayacak şekilde durulayın. 11: Ellerinizi kurulayın ve musluğu kapatın. Temiz bir havlu veya tek kullanımlık kâğıt havlu ile kurulayın. Musluğu aynı havluyla kapatın.
El yıkama süresi: En az 20 saniye sürmelidir. Ne zaman yıkanmalı: Tuvaletten sonra, yemekten önce, dışarıdan geldikten sonra, öksürme/hapşırmadan sonra, hasta bakımı öncesi ve sonrası.
Etkinlik sonunda katılımcılara, “Temiz Eller, Sağlıklı Yaşamın Anahtarıdır” mesajı verildi.
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Algoloji Kliniği, bel ve boyun fıtığına bağlı kronik ağrıların tedavisinde dünya genelinde öne çıkan nükleoplasti yöntemini başarıyla uygulamaya başladı.
Nükleoplasti, cerrahiye gerek kalmadan yapılan minimal invaziv bir yöntem olarak öne çıkıyor. İşlemde fıtık dokusu küçültülerek sinir üzerindeki baskı azaltılıyor ve ağrının kaynağı ortadan kaldırılıyor. Lokal anestezi altında, hastanın bilinci açık şekilde gerçekleştirilen işlem ortalama 20-30 dakika sürüyor. Hastalar aynı gün evlerine dönebiliyor. Klasik cerrahi yöntemlere kıyasla daha kısa iyileşme süresi, düşük komplikasyon riski ve günlük yaşama hızlı dönüş imkanı sunan nükleoplasti, kronik bel ve boyun ağrısı çeken hastalar için önemli bir alternatif oluşturuyor. SEAH Algoloji Kliniği ekibi, ağrı tedavisinde bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek Sakarya’daki hastalara güncel, etkili ve güvenli yöntemler sunuyor.
Kocaeli Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Bahar Yalçın, ofis çalışanlarının uzun süreli hareketsiz kalmasının kronik hastalık riskini artırdığını belirterek özellikle kalp-damar, diyabet ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının hareketsiz yaşamla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.
Dr. Yalçın, “Gün boyu masa başında uzun süre oturmak, metabolizmanın yavaşlamasına ve kan dolaşımının olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Bu durum özellikle hipertansiyon, diyabet ve kolesterol sorunu olan kişilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir” dedi.
Ofis çalışanlarına düzenli aralıklarla kısa yürüyüşler yapmalarını tavsiye eden Dr. Yalçın, “Mümkünse masa başında esneme hareketleri uygulamalarını ve öğle aralarında hafif egzersizler yapılabilir. Ayrıca sağlıklı beslenme, su tüketiminin artırılması ve ekran başında uzun süre kalmaktan kaçınılmalı” dedi.
Rutin kontrollerin aksatılmaması gerektiğini de hatırlatan Dr. Bahar Yalçın, “Kronik hastalığı olan veya risk altında bulunan ofis çalışanları, herhangi bir sağlık sorunu hissettiklerinde vakit kaybetmeden doktora başvurmalı. Erken önlem almak, ciddi komplikasyonları önlemede büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Modern yaşamın getirdiği hareketsizliğe karşı farkındalığın artırılmasının, toplum sağlığını korumada kritik bir rol oynadığını belirten Dr. Yalçın, işverenlerin de çalışanlarının sağlığını destekleyici ortamlar yaratmasının önemine dikkat çekti.
Kocaeli Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri’nden 100. Yaş Ziyareti
Kocaeli Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi çalışanlarından anlamlı ziyaret
Kocaeli Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi çalışanları, daha önce tedavisini evde sürdürdükleri emekli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Şener’i 100. yaşında yalnız bırakmadı.
Meslek hayatı boyunca binlerce hastaya şifa dağıtan ve kentte sevilen isimlerden biri olan Şener, asırlık ömrünün gururunu ailesiyle birlikte yaşarken, sağlık çalışanlarının gerçekleştirdiği sürpriz ziyaretle büyük mutluluk yaşadı.
Evde Sağlık Hizmetleri ekibi, Şener’i 100. yaşında ziyaret ederek hem moral verdi hem de sağlık kontrollerini gerçekleştirdi. Şener, sağlık ekibine yakın ilgilerinden dolayı teşekkür etti.
Bu ziyaret, evde sağlık hizmetlerinin yalnızca tedavi değil, aynı zamanda hastaların moral ve motivasyonunu da desteklemeyi amaçladığının en güzel örneklerinden biri oldu.
[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”83621″ tag=”div”][kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”81283″ tag=”div”]
Müjde! Kocaeli Devlet Hastanesi’nde İki Önemli Poliklinik Hizmete Başladı
Kocaeli Devlet Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri Hizmete Başladı.
Kocaeli Devlet Hastanesi, artan hasta yoğunluğu ve bölge halkının ihtiyaçları doğrultusunda önemli bir adım atarak Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniklerini hizmete açtı. Yeni poliklinikler, kadın hastalıkları, gebelik takibi ve çocuk sağlığı alanlarında vatandaşlara daha hızlı ve kapsamlı sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor.
Uzm. Dr. Sinan ARSLAN Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekimi
Kadın ve çocuk sağlığının, toplum sağlığının temelini oluşturduğunu vurgulayan Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Sinan Arslan, “Bu nedenle hastanemizde bu alandaki hizmetleri daha güçlü hale getirmek istedik. Yeni polikliniklerimizle birlikte, bölge halkına daha hızlı, daha nitelikli ve daha konforlu sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz.” dedi.
Polikliniklerde görev yapacak hekimleri de tanıtan Arslan, “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Demirel, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları Dr. Nazan Abak ve Dr. Yasin Güleç, hastalarımıza kapsamlı sağlık hizmeti sunmak için görevlerine başladı. Bu birimlerimizde Emzirme Danışmanlığı, Gelişim Takibi ve rutin kontrol hizmetleri de sunulacak.” ifadelerini kullandı.
Yeni polikliniklerin mevcut yoğunluğu azaltacağına da dikkat çeken Arslan, “Polikliniklerimizin hasta kabulüne başlamasıyla birlikte hastalarımız sağlık hizmetlerine daha kolay erişebilecek. Polikliniklerimiz hafta içi her gün 08.40 ile 16.20 saatleri arasında hizmet verecek” dedi.
Vatandaşlar ise bu gelişmeden oldukça memnun. Hastaneye çocuğunu getiren bir veli, “Çocuklarımızın kontrolleri için başka yerlere gitmek zorunda kalıyorduk. Burada böyle bir hizmetin başlaması bizim için büyük kolaylık oldu. Hem vakitten kazanıyoruz hem de daha düzenli takip imkânı buluyoruz.” sözleriyle memnuniyetini dile getirdi.
Hizmete giren yeni birimle birlikte, özellikle kadın ve çocuk hastalarının daha konforlu ve nitelikli bir sağlık hizmetine kavuşması hedefleniyor.
[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”71367″ tag=”div”]
Yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte öğrenciler yeniden ders başı yaptı. Ancak uzmanlar, özellikle sonbahar aylarının yaklaşmasıyla birlikte okullarda solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklarda artış yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Kocaeli Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Nur Yılmaztürk, kalabalık sınıflar ve kapalı alanlarda enfeksiyon riskinin arttığını vurgulayarak hem aileleri hem de okul yönetimlerini önlem almaya çağırdı.
Hijyen Kurallarıyla Büyük Ölçüde Önlenebilir Okul çağındaki çocuklarda en sık karşılaşılan hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları ve bağırsak enfeksiyonları olduğunu belirten Dr. Yılmaztürk, “Okulların açılması kaçınılmaz olarak enfeksiyon riskini artırır, ancak bu durum alınacak basit ama etkili önlemlerle önemli ölçüde kontrol altına alınabilir. Bu hastalıkların yayılmasını engellemenin en etkili yolu, hijyen kurallarına dikkat etmektir. Çocukların düzenli el yıkama alışkanlığı kazanması, kişisel eşyalarını paylaşmaması ve sınıfların sık sık havalandırılması oldukça önemlidir.” dedi.
Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları da Önemli Dr. Yılmaztürk, yalnızca hijyen kurallarına uymanın değil, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirecek sağlıklı yaşam alışkanlıklarının da önem taşıdığını ifade ederek, “Çocukların yeterli uyuması, dengeli beslenmesi ve her gün açık havada hareket etmesi bağışıklık sistemini güçlü tutar. Özellikle okul döneminde fast food ve şekerli gıdaların yerine bağışıklığı destekleyen sağlıklı atıştırmalıklar tercih edilmelidir. Ayrıca çocuklar açık havada zaman geçirmeye teşvik edilmelidir.” dedi. Ayrıca ailelerin bu alışkanlıkları yalnızca hastalık dönemlerinde değil yıl boyunca sürdürülebilir hale getirmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Yılmaztürk, velilerin bu noktada önemli sorumluluklar taşıdığını hatırlattı.
[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”81283″ tag=”div”]
Hastalığı Olan Çocuklar Evde Dinlenmeli Çocukların okula gönderilmeden önce sağlık durumlarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Yılmaztürk, “Ateş, öksürük, halsizlik, ishal gibi belirtiler gösteren çocukların bir süre evde dinlenmesi hem iyileşme süreci açısından hem de diğer öğrencilerin sağlığı için gereklidir. Ailelerin, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin iş birliği içinde hareket etmesi, hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşır.” dedi.
Okullara Çağrı: Ortak Alanlar Denetlenmeli Okul yönetimlerine de önerilerde bulunan Dr. Yılmaztürk, “Kantin, yemekhane ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarının düzenli olarak temizlenmesi ve denetlenmesi şart. Ayrıca öğrencilere yönelik temel hijyen eğitimlerinin verilmesi, farkındalık açısından son derece etkili olacaktır.” dedi.
Aşı Takvimi İhmal Edilmemeli Son olarak velilere çocuklarının aşı takvimini kontrol etmeleri çağrısında bulunan Dr. Yılmaztürk, özellikle grip aşısı ve diğer önleyici aşıların ciddi enfeksiyonlara karşı koruyucu rol üstlendiğini söyledi.
Kocaeli Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı göreve başladı
Kocaeli Devlet Hastanesi, yeni bir uzman doktoru daha kadrosuna kattı. İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. Yusuf Hanazay, Ağustos ayı itibarıyla hasta kabulüne başladı.
İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. Yusuf Hanazay kimdir ? Dr. Yusuf Hanazay, 2015 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 2021 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde İç Hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamlamış, ardından Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 4 yıl süreyle görev yapmıştır. Ağustos 2025 itibarıyla Kocaeli Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı olarak hasta kabulüne başlamıştır.
https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/turk-bilim-insanlarindan-devrim-niteliginde-yenilik-0-4a7FWSpM.mp4 Her yıl 8 Haziran’da, insanları beyin tümörlerinin önlenmesi konusunda bilinçlendirmek, eğitmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanan ‘Dünya Beyin Tümörü Günü’nde, Türk bilim insanları devrim niteliğinde bir yeniliğe imza attı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevcihan Duru ve Prof. Dr. Tolga Turan Dündar öncülüğündeki bilim insanları, beyin ameliyatlarında yapay zeka destekli nöronavigasyon sistemiyle tümörün temizlenme anını yüzde 98 doğrulukla gerçek zamanlı olarak ekrana yansıtan bir sistem geliştirdi. Bu sistem, doktorlara büyük kolaylık sağlarken, hastaların ikinci bir ameliyat geçirme ihtimalini ortadan kaldırarak sağlık sistemine de önemli katkı sunacak.
Dünyada geçmişten bugüne beyin tümörü ameliyatları, hem cerrahlar hem de hastalar için büyük bir hassasiyet ve önem gerektiriyor. Günümüz mevcut yöntemlerine bakıldığında, çoğunlukla cerrahlar, ameliyat öncesi çekilen MR görüntülerine ve çeşitli cihazlarla ameliyatlarını gerçekleştiriyordu. Ancak bu sistemler, tümörün çıkarılması sırasında oluşan boşluğu canlı olarak gösteremediği için cerrahların işini zorlaştırıyordu. Bu durum, tümörün tam temizlenip temizlenmediği konusunda belirsizlik oluşturabileceği gibi hastaların yeniden ameliyat olmasına da yol açabiliyordu.
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevcihan Duru, öncülüğünde bir grup akademisyen, kolları sıvayarak, tümörün temizlenme anını gerçek zamanlı ameliyat sırasında ekrana yansıtan ve bir nevi cerraha yol haritası çizen yapay zeka destekli nöronavigasyon sistemini geliştirdi. Geliştirilen sistem, cerrahlara ameliyatlarda büyük bir kolaylık sağlarken hastaların da ikinci bir ameliyat riskini ortadan kaldırma görevini yerine getirmiş olacak. Prof. Dr. Duru, yaklaşık iki yıldır süren titiz çalışmanın sonunda ortaya çıkan projenin çıkış noktasını şu sözlerle anlattı:
’’Bir kongrede beyin cerrahlarıyla bir araya gelmiştik. Burada, Prof. Dr. Tolga Turan Dündar ve Prof. Dr. İhsan Doğan hocalarımız yapay zeka ile çözülebileceğini düşündükleri birçok problemden bahsettiler. Bunlardan en önemlilerinden biri, beyin ameliyatları sırasında kullandıkları eski MR görüntüleriydi. Tümörü temizlerken oradaki boşluğu gerçek zamanlı olarak ekranda göremediklerini söylediler. Bu, onlar için çok önemliydi, çünkü navigasyon cihazlarında hala tümör varmış gibi görünüyor, ne kadarının temizlendiğini bilmiyorlardı. Sadece tecrübelerine dayanarak anlıyorlardı. Derinlerde olabilen ameliyatlarda bu boşluğu tam görmeleri mümkün değildi. Bir hocamız ’Keşke ameliyatı yaparken o sırada MR çekilmiş gibi ekranda bu görüntüyü görebilsek’ demişti. Bu bizim için bir ilham kaynağı oldu.’’
“Yüzde 98 doğru tahmin ediyor”
Mevcut sistemlerin zorluklarından yola çıkarak günümüz teknolojiyle çözüm arayışına giren Prof. Dr. Nevcihan Duru, aslında ameliyat esnasında intraoperatif MR cihazları ile hastanın MR’a sokulabileceğini belirtti. Prof. Dr. Duru, “Ameliyat esnasında hastanın MR’a sokulabilmesi hem bazı risk hem de çok pahalı sistemler olduğu için çok sık tercih edilemiyor. Bazı ameliyatlarda ise, tümörün tamamen temizlenip temizlenmediğini anlamak için hastayı ameliyathaneden çıkarıp başka bir ortamda MR çekmeye götürüyorlar. Bu durum, hijyenik olmayan bir ortam oluşturuyor ve ameliyat süreleri uzuyor. Bizim geliştirdiğimiz cihazla birlikte, ameliyat esnasında ultrason cihazıyla beyindeki ultrason görüntülerini alarak, tümörün çıktığı bölgeyi, yani rezeksiyon boşluğunu tahmin edebilen bir sistem geliştirildi. Yapay zeka modelleri, özellikle de yapay sinir ağları kullanarak, bu bölgeyi tahmin edip gerçek zamanlı olarak, sanki tümör çıkmış gibi sentetik MR görüntüsünü ekrana yansıtabiliyoruz. Doktorlar için bu çok değerli, çünkü tümörün tam çıkarılması hayati önem taşıyor. Eğer tümör tam çıkarılmazsa, hasta servise taşındıktan bir süre sonra çekilen MR’da tümörün kaldığı görülebiliyor ve bu da radyoterapi veya yeni bir ameliyat anlamına geliyor. Bizim sistemimiz ise bu boşluğu yaklaşık yüzde 98 doğrulukla tahmin edebiliyor’’ diye konuştu.
“Amacımız hastanın eksiksiz iyileşmesi”
Ameliyat sürelerinin kısalmasına da değinen Prof. Dr. Duru, önceliklerinin hastanın sağlığı olduğunu vurgulayarak, “Aslında biz burada süreye değil, daha çok bunun hayati tarafına ve doğruluğuna bakıyoruz. Ancak hastayı ameliyathaneden çıkarıp MR çekmek saatler bazında ek süre eklerken, bizim sistemimizle gerçek görüntüyü yansıtabildiğimiz için saatler bazında bir süre kısaltması denilebilir. Ama dediğim gibi, burada aslında süre kısaltmadan daha çok hastanın tümörünün tamamen çıkarılması ve ikinci bir ameliyata gerek duymamasını sağlamak’’ şeklinde konuştu.
Hem iyileşmeyi hızlandırıyor, hem de maliyeti düşürüyor
TÜBİTAK projesi olarak geliştirilen çalışmanın onay süreçlerinin devam ettiğini dile getiren Duru, yapay zeka destekli nöronavigasyon sisteminin sadece cerrahlar ve hastalar acısından olumlu etkilerinin olmadığını aynı zamanda sağlık sistemine de büyük katkı sağlayacağına dikkat çekti. Duru, sistemin faydalarını ise, “Bu sistem sayesinde tümöre en doğru yoldan girilmesi, hastaların ameliyat sonrası konuşma, kol veya bacak fonksiyonlarında herhangi bir sıkıntı yaşamamasını sağlıyor. Beyin ameliyatları sonrasında ne yazık ki bazı hastalarımızda ağız kayması, unutkanlık ya da konuşma güçlüğü gibi istenmeyen durumlar oluşabiliyor. Tümörün tam olarak temizlenmesi, hasta için en yararlı durumdur. Eğer tümör temizlenmezse, bu durum tümörün tekrarlamasına veya ani ataklara, uzuvlarda fonksiyon kaybına yol açabiliyor. Bizim bu projemizle, tümörün tamamen temizlenmesi en istenen şey ve biz bu projemizle hastanın sağlığı lehine bir şeyler yapmış oluyoruz. Aynı zaman cerrahlarımıza, yol gösteren, kararlarını destekleyen bir sistem sunuyoruz” şeklinde açıkladı.
Sistemin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Prof. Dr. Duru, “Şöyle düşünün; ameliyat bitti, tümör tam temizlenmedi ve bir süre sonra çekilen MR’da tümörün kaldığı anlaşıldı. Bu durumda hastanın tekrar ameliyat olması gerekir. Bunun hem devlete hem hastaya hem de sigorta sistemine getireceği ek maliyeti hayal edin. Yeni sistemimiz, bu tür ek maliyetlerin önüne geçerek sağlık ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor’’ diye konuştu.