Kategoriler
Sağlık Haberleri

Uzmanlardan ‘Hemoroid’ uyarısı: “Tuvalette kalma süresi 5-6 dakikayı geçmemeli”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/uzmanlardan-hemoroid-uyarisi-tuvalette-kalma-suresi-5-6-dakikayi-gecmemeli-0-FRTCGmnZ.mp4
Halk arasında basur olarak bilinen hemoroidal hastalığa karşı uyarılarda bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cem Gezen, “Hemoroid tüm bireylerde olan bir dokumuz ama hemoroidal hastalık olduğunda problem çıkıyor. Normal popülasyonda yüzde 25’lere varan oranda görebiliyoruz. Teknolojiyle daha içli dışlı olmamızla, büyük abdest yaparken tuvalette uzun zaman geçirmemizin bunu artırdığı zaten biliniyor. ‘Aman tuvalette gazete, dergi okumayın’ derdik şimdi telefonlarla yer değiştirdi, tuvalette kalma süremiz 5-6 dakikayı geçmemeli” dedi.

Halk arasında basur olarak bilinen insan vücudunda bulunan hemoroid dokusunun sarkması, genişlemesi sonrası kaşıntı, ağrı, kanama gibi şikayetlere neden olarak hemoroidal hastalık oluşturduğunu belirten uzmanlar uyarıyor. Bu rahatsızlığın kişilerin yaşam kalitesini etkilediğine dikkat çeken Medipol Mega Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem Gezen ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Uzm. Dr. Zeynep Betül Yıldız, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Gezen, ABD’de yapılan tuvalette cep telefonu gibi teknolojik cihazlarla ilgilenilerek uzun süre geçirilmesinin hastalık üzerindeki etkisine yönelik sonuçlar ortaya koyan araştırmadan bahsederken uzmanlar, hastalığa karşı kişilerin aşırı alkol ya da baharatlı yiyecekler tüketmekten, hareketsiz yaşamdan uzak durması, su tüketimine dikkat etmesi gerektiğini aktararak uyarılarını sıraladı.

“Yüzde 25’lere varan oranda görebiliyoruz”

Kişilerin yaşam tarzı ve beslenme şeklinin hastalıkta etkili olabildiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cem Gezen, “Hemoroid aslında tüm bireylerde olan bir dokumuz ama hemoroidal hastalık halk arasında basur denilen hastalık olduğunda o zaman problem çıkıyor. Hemoroidal hastalık makat bölgesinde şişlik olarak fark ettiğimiz oluşumlardır. Bunlar damar ve yastıkçıkların belirginleşmesidir. Normal popülasyonda yüzde 25’lere varan oranda görebiliyoruz. Makatta ıslaklık, şişlik, ağrı, temizlenmede zorlanma, kanama gibi bulgularla bizi uyarabiliyor. Ne olursa olsun kabızlıkla mücadele etmeliyiz. Kabız kaldıktan sonra hemoroidler fazlalaşabiliyor. Aşırı alkol, acı yeme, ağırlıkları kaldırma, uzun süre ayakta durma maalesef tetikliyor. Kabızlığın baş nedenlerinden bir tanesi; fast food. Büyüklerimizin dediği gibi tencere yemekleri, lifli gıdalar, sebzeler bunun önlenmesinde başrol oynuyor. Muhakkak sebze, meyve ve bol su tüketimi gerekli. Eğer toparlayamıyorsa sıcak oturma banyoları yapılır, ilaç tedavisi ile önüne geçilmesi sağlanır. Başarılamıyorsa olabildiğince yapmak istemememizle birlikte ameliyat da gözümüzün önündedir. Bunlar, gaz ve büyük abdest kaçırmaya engel olur, olabildiğince tutmak isteriz ama aşırı kanamalar, iltihaplanmalar, büyük abdest yaptıktan sonra rahatsızlıklar, makat ıslaklıkları oluyorsa o zaman ameliyatı da planlayabiliriz” dedi.

“Kanama hemoroidden geliyor diye bir kural yok”

Makattan gelen kanamanın başka sebepleri de olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Gezen, “Kanama hemoroidden geliyor diye bir kural yok, uzun süreli kanamalarda muhakkak kolonoskopi de yapılmalı. Zaman içinde teknolojiyle daha içli dışlı olmamızla büyük abdest yaparken tuvalette uzun zaman geçirmemizle bunu artırdığı zaten biliniyor. Tuvalette çok uzunca zaman geçirdiğimizde uzun ıkınmalarda basınç artıyor veya oturur pozisyonda kalınca damar dönüşümü azaldığı için staz (kan akışının yavaşlaması durumu) oluşuyor. Teknoloji ilerliyor, hepimiz telefonlarda uzun zaman geçiriyoruz. Haber okumaktır, telefona bakmaktır bunlarla zaman geçirilmemesi, ortalama 5-6 dakika üzerinde tuvalette büyük abdest yaparken zaman geçirilmemesi, aşırı ıkınılmaması, süreyi uzatmamak gerekir ki hemoroidal hastalıkları önlememiz için yapılan çalışmalar da zaten bunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

“Tuvalette kalma süremiz 5-6 dakikayı geçmemeli”

ABD’de de yapılan tuvalette teknolojik cihazların kullanımıyla ilgili bir araştırmadan bahseden Prof. Dr. Gezen sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’de yapılmış, 125 hasta üzerinden yapılmış, sorgulandığı zaman da ‘Tuvalette telefonunuzla oynuyor musunuz, ne kadar zaman geçiriyorsunuz, haberlere bakıyor musunuz’ diye soruluyor. Cevap alınanların, uzun süre geçirenlerin yüzde 40’ında hemoroidal hastalık tespit edilmiş. Şöyle de bir sonuca varılmış; uzun süre geçirenlerde riskin daha fazla olduğu. Daha geniş çalışmalara gerek olmakla birlikte daha önceden de bildiğimiz gibi tuvalette uzun süre geçirme hemoroidal hastalıkların nedenlerin bir tanesi. Teknoloji ilerledikçe maalesef bunlarla karşılaşıyoruz. Akıllı telefonlardan önce ‘Aman tuvalette gazete, dergi okumayın’ diyorduk, bir zaman o alışkanlıklar vardı. Şimdi daha kolayı telefonlarla bu alışkanlıklarla yer değiştirdi. Ağrı, şişlik, kanama muhakkak hekim başvurusu gereklidir, muayenelerimize göre eğer kanama uzun sürüyorsa kolan kanseri riskimiz her zaman aklımızda, muhakkak kolonoskopi yapılacak. Pıhtı yapabilir, çok ağır şikayetlerle gelebilir. Hekimlerle tedavi yönlendirilmeli çünkü sosyal medyada önerilerin bir kısmında sonrasında sıkıntılar olabilir, bu riski hiçbir zaman göze almamalılar. Tuvalette kalma süremiz 5-6 dakikayı geçmemeli”

“Tuvalette oyalanmayın, kendinizi zorlamayın”

Kişilerin şikayetlerine kulak vermesi gerektiğini aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Zeynep Betül Yıldız, belirtilerin başka hastalıkları da tarifleyebileceğine dikkat çekti. Hastalığın erken evresinde ilaç tedavisi, yaşam ve beslenme tarzı değişikliklerinin yapılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yıldız, acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulması, lifli gıdalarla beslenme, bol su tüketiminin önemine dikkat çekti. Hastalığın kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebildiğini söyleyen Yıldız, tedavi seçeneklerine yönelik de bilgi verdi.

Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Yıldız, “Makattaki damarların aşırı zorlanmaya veya uzun süre tuvalette kalmaya bağlı genişlemesinin sonucu oluşan bir hastalık. Ülkemizde diğer ülkelere göre daha fazla. Artık telefon ve mobil cihazlarla tuvalet kullanma sürecinin artmasına bağlı olarak oradaki damarlarda da genişleme oluyor, bunlar çok etkiliyor. Biz de hastalar özellikle söylüyoruz, su içmeleri, hareketli olmaları, yürüyüş yapmaları ve bağırsak hareketlerini düzenlenmesi için beslenme önerilerinde bulunuyoruz. Acılı, baharatlı ürünler tüketen hastalarda bunlar daha sık görülüyor. Hastalara özellikle söylediğimiz; tuvalette işiniz bittiği zaman kalkın, oyalanmayın hatta tuvalette kendinizi zorlamayın, tuvaletinizi yapamıyorsanız kalkın. Operasyon sürecinde açık, kapalı cerrahi ve lazer dediğimiz yöntemleri var. Günlük su ihtiyacımızı karşılamamız gerekiyor, hastalara soruyoruz ne kadar su içiyorsun diye ‘İçiyorum’ diyor, kaç bardak dediğimizde ‘2,3 bardak’ bu kimse için yeterli bir miktar değil, en az 2- 2,5 litre su içmeleri gerekiyor. Kabız kaldığında aşırı zorlamaya bağlı basur oluyor veya basuru aşırı şiştiği için de hasta tuvaleti erteleye erteleye bu sefer daha da sıkıntılı yapamama süreçlerine giriyor” dedi.

Kategoriler
Sağlık Haberleri SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Sigara her nefeste dişleri içten çürütüyor

Sigara ve tütün ürünleri yalnızca akciğerleri değil, ağız sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Diş ve diş eti hastalıklarının temel nedenlerinden biri olan bu alışkanlık, aynı zamanda ağız kanseri riskini de artırıyor.

31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında, Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Burcu Karaduman, sigara ve elektronik sigaranın ağız sağlığındaki olumsuz etkilerine dikkat çekerek “Tütün ve tütün ürünlerinin tamamı ağız ve diş sağlığın da yıkıcı etkiye sahip. Sigara bırakıldıktan ilk 20 gün içinde hasar onarım süreci başlıyor” şeklinde konuştu.

Ağız sağlığına çifte tehdit
Prof. Dr. Karaduman’a göre sigara, ağız içindeki kan akışını yavaşlatarak diş etlerinin savunma sistemini zayıflatıyor. Tükürük üretimini azaltarak ağız florasının doğal dengesini bozuyor. Bunun sonucu olarak ağız kokusu, diş çürükleri ve diş taşı oluşumu gibi problemler yaygınlaşıyor. Sigara içenlerde diş eti kanaması gibi uyarı belirtileri daha az görülüyor çünkü nikotin damarları daraltarak bu sinyalleri gizleyebiliyor; bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine neden olabiliyor.

Elektronik sigaralar da ciddi risk taşıyor
Elektronik sigaraların da masum olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Karaduman, bu cihazların sıvı nikotin, ağır metaller ve uçucu organik bileşikler gibi zararlı maddeler içerdiğini belirtti. Bu bileşenler ağızda iltihaplanma ve diş eti hastalıklarına yol açabiliyor. Geçici tat kaybının da kullanıcılar arasında sık görüldüğünü ifade eden Karaduman, elektronik sigaraların ağız kuruluğu oluşturarak diş eti problemlerini tetikleyebileceğini de söyledi.

Sigarayı bırakınca neler değişir
Karaduman, sigaranın bırakılmasının ardından diş etlerinde genellikle birkaç hafta içinde iyileşme gözlendiğini, ilk 20 gün içinde kan dolaşımının toparlandığını, bağışıklık sisteminin güçlendiğini ve ağız florasının yeniden denge kazandığını ifade etti. Bu süreçte geçici olarak diş eti kanamaları yaşanabileceğini, bunun iyileşme sürecinin doğal bir parçası olduğunu ve paniğe gerek olmadığını, bu durumda bir diş hekimiyle görüşmenin faydalı olacağını vurguladı.

Diş kaybı sadece estetik değil
Diş kaybının yalnızca estetik bir mesele olmadığını vurgulayan Karaduman, özellikle arka diş eksikliklerinin çiğnemeyi zorlaştırdığını, ön diş kayıplarının ise konuşma ve özgüveni olumsuz etkilediğini söyledi. Dişlerin aynı zamanda yüz şeklinin korunmasında da önemli bir işlevi olduğunu hatırlattı.

Ağız kanserinin farkındalığı düşük
Türkiye’de ağız kanseri konusundaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çeken Karaduman, her yıl yüzlerce kişinin bu hastalıkla karşılaştığını ve dilin yanları, ağız tabanı ile dudakların en çok etkilenen bölgeler olduğunu belirtti. 7-10 günden uzun süren yaralar, kırmızı veya beyaz lekeler, şişlikler ya da protezlerin aniden uyumsuz hale gelmesi gibi durumların ağız kanserinin erken belirtileri olabileceğini ifade etti.

Kategoriler
Sağlık Haberleri SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

’’Kesim yapılırken hijyen kurallarına dikkat edilmeli’’

Kurban kesiminde hijyen kurallarına vurgu yapan Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi ’’Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. En önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir’’ dedi.

Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Bayramın birinci günü birçok alanda kurban kesimleri yapılacak. Kurban kesimi sırasında dikkat edilmesi gerekenler ve hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hangi hastalıklar ortaya çıkabileceği konusunda Liv Hospital Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi, şu açıklamalarda bulundu:

’’Kurban bayramı, sadece dini vecibelerin yerine getirilmesiyle sınırlı kalmamalı; hayvan sağlığı, insan sağlığı ve çevre güvenliği açısından da dikkatle ele alınmalıdır. Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. Ama tabi ki en önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir. Kurbanı kesecek kişinin uzman olmasına dikkat edilmesi gerekirken hijyen açısından en önemli unsurların başında kesim sırasında kullanılacak olan bıçak ve diğer aletlerin hijyenik olmasıdır.

’’Malta humması ve Şarbon’a dikkat’’
Kesim sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hem kesim yapan kişilerde hem de kesilen kurbanın etini tüketen kişilerde bazı hastalıklara neden olabilir. Özellikle hayvandan insana bulaşabilen Malta humması, şarbon ve kist hidatiği ile karşı karşıya kalabiliriz. Yüksek ateş, terleme, kas ağrıları, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler varsa eğer Malta hummasına yakalanmış olabilirsiniz. Malta Humması özellikle hasta hayvanların etinin ve sütünün çiğ olarak tüketilmesi ya da enfekte hayvanların kanı veya dokusuyla temas edilmesi durumunda insana bulaşabilir.

’’Deride oluşan yaralar şarbona işaret olabilir’’
Bacillus anthracis adlı bakterinin yol açtığı şarbon, şarbonlu hayvanların eti ya da kanıyla temas edilmesi, deri, solunum ve sindirim sistemi yoluyla bulaşabilir. Özellikle deride oluşan kabarık ve siyah yaralarla kendini gösterir. Şarbonda ayrıca yüksek ateş ve solunum sıkıntısı da görülür.

’’Kesilen hayvanların iç organları imha edilmeli’’
Kurban kesiminden sonra özellikle hayvanların iç organlarının imha edilmesi gerekir. Çünkü büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bağırsaklarında bulunan echinococcus paraziti, köpeklerin bu organları yemesi durumunda vücudundan insana bulaşarak kist hidatiği hastalığına neden olabilir. Etin pişirilmeden ya da az pişirilerek tüketilmesi durumunda da parazit insana geçebilir. Kist hidatiği hastalığı; karın ağrısı, karında şişlik, nefes darlığı şeklinde kendisini belli eder.

’’Etin temizlenmemesi gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilir ’’
Etin temizlenmemesi durumunda mide bulantısı, kusma, ishal ve yüksek ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan salmonelloz enfeksiyonu ile karşılaşabilirsiniz. Coli enfeksiyonu ise özellikle EHEC suşları ciddi bağırsak enfeksiyonlarına ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Listeria monocytogenes bakterisinin neden olduğu Listeriozis enfeksiyonu, hamileler ve bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

’’Çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmeli’’
Hem kendimizin hem çevremizdekilerin sağlığını korumak adına, kesim sırasında özellikle koruyucu eldiven ve önlük kullanılmalıdır. Etler buzdolabında 4 derecede muhafaza edilmelidir. Etler iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir. Özellikle çiğ et ve pişmiş gıdalar ayrı kaplarda tutulmalı, çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmelidir.’’

Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Kocaeli Devlet Hastanesi’nden Gerçeği Aratmayan Afet Tatbikatı

Kocaeli Devlet Hastanesi’nden Gerçeği Aratmayan Afet Tatbikatı

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen geniş kapsamlı afet tatbikatı, gerçeği aratmayan sahneleriyle dikkat çekti. Afet ve acil durumlara karşı hazırlık amacıyla düzenlenen tatbikat, hem senaryo gerçekçiliği hem de katılımcıların koordinasyonu açısından takdir topladı.

Tatbikata; Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Koordinasyon Merkezi (SAKOM), Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı (ASKOM), İzmit Trafik Şube Müdürlüğü ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Defin Hizmetleri ekipleri de destek verdi. Kurumlar arası iş birliğiyle yürütülen çalışmalarda, afet anında sağlık hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi hedeflendi.

Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çerçevesinde yapılan tatbikat, görevli hizmet gruplarının rollerini netleştirmeyi, müdahale süreçlerini daha etkin planlamayı ve sağlık altyapısının dayanıklılığını test etmeyi amaçladı.

Senaryoya göre gerçekleşen uygulamalarda, özellikle büyük çaplı bir deprem sonrası yaşanabilecek acil müdahale durumları ele alındı. Yaralı tahliyesinden triyaj uygulamalarına, hastane içi koordinasyondan dış birimlerle iletişime kadar birçok kritik aşama başarıyla test edildi.

Tatbikatı izleyen yetkililer ve vatandaşlar, çalışmanın gerçekliğine ve detaycılığına hayran kaldı. Kocaeli Devlet Hastanesi yetkilileri, afetlere her an hazır olmanın önemine dikkat çekerek benzer çalışmaların periyodik olarak sürdürüleceğini ifade etti.

[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”68272″ tag=”div”]
Kategoriler
Kocaeli Şehir Hastanesi SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Sağlık hizmetlerinde büyük değişim

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/saglik-hizmetlerinde-buyuk-degisim-0-JOD1CpkH.mp4
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, sağlık ile teknolojiyi entegre ediyor. 12-18 Mayıs Dünya Hemşireler Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikle bu yıl, “Sağlık Bakımında İnovasyonun Önemi” temasını ön plana çıkarıldı.

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Konferans Salonunda gerçekleşen “Sağlık Hizmetlerinde İnovasyonun Önemi” konulu etkinliğe Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, Kocaeli Şehir Hastanesi Başhekimi Bahri Elmas, öğrenciler ile davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlik çerçevesinde, sağlık hizmetlerinde inovasyonun rolü ve teknoloji üretimindeki yeri detaylı şekilde katılımcılar ile paylaşıldı. Programda konuşan Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, teknolojinin çok geliştiğini ve yapay zekanın bunları yapabildiğini söyleyerek yapay zekanın da düzgün kullanılması gerektiğine dikkat çekti.

“Gelecek gelmiştir”
Günümüzde değişimin çok hızlı geldiği ve değişim atmosferine girdiğimiz bugünlerde inovasyon temasının da oldukça anlamlı olduğuna dikkat çeken Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Üniversite olarak teknolojik gelişmeleri çok hızlı adapte etmeye çalışan, eğitim programlarımıza yönetimimize ve bütün süreçlere, özellikle yapay zekanın etkilerini de burada öğrencilerimizin benimsemesini, kullanmasını istiyoruz. Bu bizim hedefimizdir. Dolayısıyla bu konuda yoğun çalışma ve toplantılarımız vardır. Sürekli bu konuyu gündemde tutuyoruz. Çünkü gerçekten dünyanın dönüşüm içinde olduğu bir gündeyiz. Değişimin geldiği gündeyiz. Gelecek gelmiştir. Değişimin içindeyiz. Öğrencilerimizi yetiştirirken bugüne göre her şeyimizi planlarsak bunu dikkate alarak yaparsak önümüzdeki 30 seneyi kurtarmış oluruz. Bundan sonra olacaklar şu andaki gelişmelerin hacminin artması olacaktır. Biz de bunun tam içindeyiz. Bu konuda sürekli çalışıyoruz, gayret sarf ediyoruz. Ayrıca YÖK’ün bu vizyonu doğrultusunda açılmasına karar verdiği dijital sağlık sistemleri teknikerliği, tıbbi işleme teknikerliği ve tele sağlık teknikerliği gibi bölümlerin bu süreci destekleyeceğini düşünüyoruz. Bu bakımdan YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a teşekkür ederiz” dedi.

“Klinik sahadan inovasyon hikayelerini paylaşacaklar”
Uluslararası hemşireler birliği tarafından her yıl kutlanan Dünya Hemşirelik Haftası etkinliği çerçevesinde “Hemşireler geleceğimiz” ve hemşirelerin ekonomik gücü adı altındaki temayla uyumlu teknolojiden üretim ve üretkenlik anlamında inovasyondan bahsetmek istediklerini söyleyen Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, “Bu etkinliğimizde öğrencilerimiz mezun olurken onların inovasyon ve teknolojiden farkında bir şekilde mezun olmalarını istiyoruz. Bu etkinliğimizin aslında en önemli konularından bir tanesi de Kocaeli Şehir Hastanesi inovatif hemşireler tarafından, en inovatif kurum olarak ödül almasıdır. Bizlerde hem meslektaşlarımızı hem de Kocaeli Şehir Hastanesi’ndeki yöneticileriyle öğrencilerimizi bir araya getirerek böyle bir etkinlik planladık. Bu etkinlikte inovasyon teması çerçevesinde Kocaeli Şehir Hastanesi yöneticileri ve çalışanları öğrencilerimizle birlikte olacaklar. Kendileri klinik sahadan inovasyon hikayelerini paylaşacaklar ve ilham verici hikayeleri öğrencilere de ilham vermesi gelecekte teknoloji ve inovasyon konusunda daha çok desteklemesi ve motivasyonlarını arttırmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Yenilikçi sağlık uygulamalarının hasta bakım kalitesine katkısı, hemşirelik mesleğinin dönüşümündeki etkisi ve geleceğe yönelik profeksiyonların değerlendirildiği etkinlikte İnovatif Hemşireler Derneği tarafından “En İnovatif Kurum Ödülü’ne” layık görülen Kocaeli Şehir Hastanesi yöneticileri de öğrencilerle söyleşiler gerçekleştirdi. Hemşirelik öğrencilerinin inovatif düşünme becerilerini geliştirmeleri, sağlık teknolojilerindeki güncel gelişmeleri yakından tanımaları ve mesleki motivasyonlarının güçlenmesinin hedeflendiği programda TÜBİTAK 2209-A Öğrenci Araştırma Projeleri teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, “Hemşireler Geleceğimiz: İnovasyon” ve Klinikten İnovasyon hikayeleri söyleşileri ile son buldu.

Kategoriler
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü Tarafından “Hemşirelerimiz Geleceğimiz” Paneli Gerçekleştirildi

Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü Tarafından “Hemşirelerimiz Geleceğimiz” Paneli Gerçekleştirildi

Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Hemşireler Haftası etkinlikleri kapsamında, Kocaeli Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda “Hemşirelerimiz Geleceğimiz” başlıklı panel düzenlendi. Panelde, hemşireliğin sağlık ve ekonomi alanındaki stratejik rolü detaylı bir şekilde ele alındı.

Etkinlikte; “Sağlık ve Ekonomi İçin Kritik Güç”, “Hemşireliğe Yatırım”, “Güçlü Hemşire, Güçlü Sistem”, “Verimli İş Gücü” ve “İyileşen Hayatlar” gibi kapsamlı konu başlıkları altında önemli değerlendirmeler yapıldı. Panelde, hemşireliğin mesleki gelişiminin ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasındaki rolü vurgulandı.

Açılış Konuşmalarıyla Başladı

Panelin açılış konuşmalarını Kocaeli Şehir Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Halil Kaçar, Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Hediye Yurttaş, KOSTÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen ve Kocaeli İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Yüksel Pehlevan gerçekleştirdi.

Kocaeli İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Yüksel Pehlevan konuşmasında, panelin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bu anlamlı etkinlikte bir araya gelmemizi sağlayan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. Fedakârca görev yapan tüm hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını içtenlikle kutluyor, sağlık sistemimize verdikleri kıymetli katkılar için şükranlarımı sunuyorum,” ifadelerini kullandı. Ayrıca bu tür etkinliklerin, hemşirelerin mesleki gelişimine önemli katkılar sunduğunu ve sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.

Bilimsel Sunumlarla Devam Etti

Panelin birinci oturumunda, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, “Bakımın Ötesinde; Hemşireliğin Makroekonomik Gücü” başlıklı sunumunda hemşireliğin ekonomik sistem içindeki önemine dikkat çekti. KOÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yüksel Can Öz ise “Nitelikli Hemşire Eğitimi; Uzun Vadeli Bir Getiri, Mesleki Gelişimin İş Gücü Verimliliği ve Motivasyon Üzerindeki Etkisi” konulu sunumuyla katılımcılara değerli bilgiler aktardı.

İkinci oturumda, SBÜ Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Serap Ayhan, “Verimlilik ve İş Yükü İlişkisi, Tükenmişliğin Bakım Kalitesine Etkisi” başlığı altında sağlık çalışanlarının iş yükü ve tükenmişlik ilişkisini değerlendirdi. KOSTÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Eminov ise “Sürdürülebilir Sağlık Hizmetlerinde Hemşireliğin Stratejik Rolü” konusundaki sunumuyla hemşireliğin uzun vadeli sağlık politikalarındaki yerini ele aldı.

Panelin moderatörlüğünü birinci oturumda Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uz. Dr. Lütfiye Baştürk Altan, ikinci oturumda ise Prof. Dr. Yurdanur Dikmen üstlendi.

Mesleğe Vefa ve Kutlama

Kamu, üniversite ve özel sağlık kuruluşlarında görev yapan çok sayıda hemşire, ebe ve sağlık profesyonelinin katılım sağladığı etkinlik, pasta kesimi ile devam etti. Panel sonunda en genç ve en kıdemli hemşirelere çiçek takdim edilerek “Hemşirelikte Gelenekten Geleceğe” teması çerçevesinde mesleğin değerine vurgu yapıldı.

Program, katılımcılara teşekkür belgeleri ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.

[kanews-related-post title=”Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü Haberleri” ids=”23994″ tag=”div”]
Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde Tatbikatlara Aralıksız Devam Ediliyor

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde Tatbikatlara Aralıksız Devam Ediliyor

Olası yangın durumlarına karşı hazırlıklı olunması amacıyla Kocaeli Devlet Hastanesi’nde geniş kapsamlı bir yangın tatbikatı gerçekleştirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Kocaeli Devlet Hastanesi koordinasyonuyla düzenlenen tatbikat, gerçeği aratmadı.

Tatbikata Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Nurcan Çubukçu, İdari ve Mali İşler Müdürü Mustafa Özdemir, İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Abdulselami Tatar ile çok sayıda hastane personeli katıldı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Eğitim Şubesi ekipleri, tatbikat öncesinde hastane çalışanlarına olası bir yangın anında ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili detaylı bir eğitim verdi. Eğitimin ardından, hastanenin acil toplanma alanında uygulamalı yangın söndürme tatbikatı gerçekleştirildi.

Tatbikatın hastane personelinin kriz anındaki reflekslerini geliştirmeyi ve yangın gibi acil durumlara karşı farkındalık oluşturmayı amaçladığını belirten yetkililer, bu tür organizasyonların periyodik olarak devam edeceğini ifade etti.

Kocaeli Devlet Hastanesi yönetimi, iş birliği ve desteklerinden dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na teşekkürlerini sundu.

[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”68272″ tag=”div”]
Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Kocaeli Devlet Hastanesi’nden El Hijyenine Dikkat Çeken Etkinlik

Kocaeli Devlet Hastanesi’nden El Hijyenine Dikkat Çeken Etkinlik

Kocaeli Devlet Hastanesi, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü dolayısıyla toplum sağlığını ön plana çıkaran dikkat çekici bir farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Hastane girişinde kurulan bilgilendirme standı, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı.

Etkinlik kapsamında, el hijyeninin bulaşıcı hastalıkların önlenmesindeki kritik rolüne vurgu yapıldı. Sağlık çalışanları, standı ziyaret eden vatandaşlara doğru el yıkama tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. Ayrıca el dezenfektanları dağıtılırken, el hijyenine ilişkin bilgi içeren broşürlerle bilinçlendirme sağlandı.

Katılımcılar, etkinlik sayesinde el hijyeninin yalnızca sağlık kuruluşlarında değil, günlük yaşamda da hayati bir alışkanlık olduğunu öğrenme fırsatı buldu.

Hastane yönetimi yaptığı açıklamada, “El hijyeni, halk sağlığını korumanın temel taşlarından biridir. Bu tür etkinliklerle toplumsal farkındalığı artırmayı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmayı hedefliyoruz,” ifadelerine yer verdi.

Kocaeli Devlet Hastanesi olarak benzer etkinliklerle halk sağlığını desteklemeye devam edileceği vurgulandı.

[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”41071″ tag=”div”]
Kocaeli Devlet Hastanesi’nden El Hijyenine Dikkat Çeken Etkinlik
Kategoriler
Kocaeli Devlet Hastanesi SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde Diyabet Okulu Eğitimleri Sürüyor

Kocaeli Devlet Hastanesi’nde Diyabet Okulu Eğitimleri Sürüyor

Diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve hastalığa yönelik farkındalığı artırmak amacıyla 2008 yılından bu yana faaliyet gösteren Kocaeli Devlet Hastanesi Diyabet Okulu, eğitimlerine aralıksız devam ediyor.

Diyabet Okulu kapsamında hastalara; sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz, ilaç kullanımı, ayak sağlığı ve diyabetin psikolojik etkileri gibi konularda kapsamlı eğitimler veriliyor. Eğitimler, Diyabet Eğitim Hemşiresi Ayşegül Kandemir, Fizyoterapist Eray Gültekin, Psikolog Linda Aktaş ve Diyetisyen Mervenur Kurt tarafından yürütülüyor.

Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Korkmaz Burç ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Ataman’ın da katılımıyla gerçekleşen son eğitim programında, eğitime katılan diyabetli bireylere ve yakınlarına katılım belgeleri takdim edildi.

Diyabet Okulu eğitimlerine katılmak isteyen diyabet hastaları ve yakınları, Kocaeli Devlet Hastanesi Poliklinik Binası’nın ikinci katında yer alan Diyabet Eğitim Polikliniği’ne ücretsiz olarak başvuruda bulunabilir.

[kanews-related-post title=”Kocaeli Devlet Hastanesi Haberleri” ids=”68272″ tag=”div”]
Kategoriler
Kocaeli Üniversitesi EĞİTİM SAĞLIK

Ankilozan Spondilit Farkındalığı İçin Yürüdüler!

Ankilozan spondilit en çok bel fıtığıyla karışıyor. Romatologlar ve hastalar ankilozan spondilit hastalığına dikkat çekmek için yürüdü

Erken teşhis ve uygun tedavi ile ankilozan spondilit hastalığında engellilik riskinin azaltılması mümkün Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkan ve özellikle omurgayı etkileyen kronik inflamatuvar (iltihaplı) bir romatizmal hastalık olan ankilozan spondilit hastalığında erken teşhis, uygun tedavi ve egzersiz ile hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesi, çalışma hayatı ve sosyal yaşamlarında iyileşme mümkün olabiliyor. Her yıl mayıs ayının ilk cumartesi günü, ankilozan spondilit hastalığına dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak için “Dünya Ankilozan Spondilit Günü” olarak anılır. Bu kapsamda Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri, asistanları ve takipli ankilozan spondilitli hastalar 3 Mayıs Cumartesi günü, Kocaeli Ormanya’da doğa yürüyüşü ve çeşitli sosyal aktivitelerle bir araya geldi. Etkinlikte ankilozan spondilit (AS) hastalığına dikkat çekerek hastalığın erken bulguları hakkında toplumu bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak amaçlandı. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Başkanı, Türkiye Romatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Ayşe Çefle, hastalık ve etkinlikle ilgili önemli bilgiler paylaştı.

Ankilozan spondilit gelişiminde genetik faktörler önemli rol oynar

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Başkanı ve Türkiye Romatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Ayşe Çefle: “Ankilozan spondilit, genellikle genç yaşlarda ortaya çıkan ve özellikle omurgayı etkileyen kronik inflamatuvar (iltihaplı) bir romatizmal hastalıktır. Hastalık erkeklerde kadınlara oranla 2 ila 3 kat daha sık görülür. Şikayetler genellikle yirmili yaşlarda başlar. Sebebi halen tam olarak bilinmemekle beraber, hastalığın gelişmesinde genetik faktörler önemli rol oynar. Ailesinde ankilozan spondilit olanlarda hastalık riski artmaktadır. Ankilozan spondilit sıklığı toplumlar arasında değişmekle birlikte, ülkemizdeki sıklığı yüzde 0,5 olarak ortaya konmuştur, yani bu hastalık her 200 yetişkinden birini etkilemektedir” dedi.

Bel ağrısının özelliklerine dikkat

Hastalığın en önemli bulgusu bel ağrısıdır ve ağrı inflamatuvar karakterdedir diyen Türkiye Romatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Ayşe Çefle sözlerini şöyle sürdürdü: “İnflamatuvar bel ağrısını mekanik bel ağrısından ayıran önemli farklılıklar bulunmaktadır. İnflamatuvar bel ağrısı 40 yaşından önce ortaya çıkar. Kronik bir ağrı olup en az üç ay devam eder. Sinsi başlangıçlıdır, hasta ağrının ilk başladığı tarihi tam ifade edemez. İstirahatle artan bir ağrıdır bu nedenle hastalar özellikle sabahları ağrılı kalkar, sabah tutukluğu bir saati geçer. Hasta hareket ettikçe ağrısı azalır. Diğer bir özelliği ise gece ağrısıdır. Hasta özellikle gecenin ikinci yarısında ağrı ile uyanır ve biraz dolaşıp ağrısı azalınca tekrar uykuya döner. İnflamatuvar bel ağrısının tanınması ankilozan spondilitin ilk bulgusu olması bakımından önemlidir.”

Ağrının zamanla ilerleyerek sırt ve boyun bölgesi, göğüs kafesinde de ortaya çıkabildiğini, bunun yanında omuz ve kalça gibi kök eklemlerin tutulumu, diz ve ayak bileği gibi çevre eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Ayşe Çefle, ankilozan spondilitin sistemik bir hastalık olup hastaların dörtte birinde üveit denilen göz tutulumu görülebildiğinin, hastaların topuk ağrısından yakınabildiğinin, bunun yanında sedef hastalığının ve ishalle seyreden inflamatuvar bağırsak hastalığının da ankilozan spondilite eşlik edebildiğinin altını çizdi.

Hastaların üçte birine yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konuluyor

Prof. Dr. Ayşe Çefle: “AS’nin tanısında en önemli nokta hastanın öyküsüdür. Sonrasında fizik muayenede hastalığa ait ipuçları aranır. Ankilozan spondilit iltihaplı bir romatizma olmakla beraber laboratuvar tetkikleri normal bulunabilir. Pelvis grafisi çekilerek sakroiliak eklemlerdeki değişiklikler saptanmaya çalışılır. Ancak hastalığın erken dönemlerinde röntgen bulguları da normal bulunabilir. Bu durumda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve genetik tetkik ile tanının kesinleşmesi sağlanabilir. Erken dönemde grafinin normal bulunması ve laboratuvar bulgularının da olmaması nedeniyle çoğu hastada ankilozan spondilit tanısı atlanmaktadır ve bel ağrısı başka sebeplere bağlanmaktadır. Hastaların üçte birine yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulmakta ve bir kısmı bu sebeple ameliyat bile olmaktadır. Ankilozan spondilitli hastalarda tanıda gecikme 5 ila 10 yılı bulabilmektedir” dedi.

Ankilozan spondilit ömür boyu süren kronik bir hastalık
Ankilozan spondilitin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ayşe Çeflehastalığın erken dönemlerinde bel, sırt ve topuk ağrıları, eklem şişlikleri hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Zamanla kalıcı deformiteler, omurgada hareket kısıtlılıkları, duruş bozuklukları ve hatta kamburluk ortaya çıkmaktadır. Ankilozan spondilit hastalığında tedavinin amacı ağrının kontrolü, inflamasyonun baskılanması, maksimum iskelet hareketliliğinin korunması, deformitelerin ve organ tutulumlarının önlenmesi olarak sıralanabilir.”

Prof. Dr. Ayşe Çefle: “Kronik bel ağrısı olan hastaların doğru teşhis ve tedavisi için romatoloji uzmanları ile iletişime geçmeleri önemlidir. İlaç tedavisi, egzersiz ve yaşam tarzı değişikleri ile ilgili hastaya bilgi verilmelidir. Sigara içiyorsa bırakması sağlanmalıdır. Vücut postürünü ve omurga hareketliliğini koruması için egzersiz programları uygulanmalıdır. Hastalık seyrini takip etmek ve tedaviyi hastaya göre bireyselleştirmek için düzenli takip gereklidir. Anti-inflamatuvar ilaçlar ağrıyı ve inflamasyonu azaltmada etkilidir. Bunların yetersiz olduğu hastalarda son 25 yıldır biyolojik ajanlar ve hedefe yönelik tedaviler başarı ile kullanılmaktadır. Tedavi kararında hasta ve doktorun ortak kararı önemlidir” dedi.

Erken teşhis, uygun tedavi ve egzersizle ankilozan spondilitte engellilik riskinin azaltılması mümkün
Hastalığın tedavisindeki iki önemli unsur ilaçlar ve egzersizdir diyen Türkiye Romatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Ayşe Çefle sözlerini şöyle noktaladı: “Tedavi hastanın eğitimi ve iş birliğini gerektirir. Egzersiz programları ile dik postürün korunması ve eklem hareketliliğinin devamı amaçlanmaktadır. İlaç tedavisinin amacı ise ağrı ve inflamasyonu azaltmak ve bu sayede egzersizlerin yapılmasını kolaylaştırmaktır. Tanıda ve tedavide gecikme sadece hastanın yaşam kalitesini azaltmakla kalmaz önemli iş gücü kaybına ve sosyo-ekonomik problemlere de yol açar.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri olarak, asistanlarımız ve kliniğimizde takipli ankilozan spondilitli hastalarımızın katılımı ile 3 Mayıs Dünya Ankilozan Spondilit Günü’nde Kocaeli Ormanya’da düzenlediğimiz etkinlik kapsamında doğa yürüyüşü ve sosyal aktiviteler gerçekleştirdik. Bu özel gün vesilesiyle ankilozan spondilite dikkat çekiyor, erken teşhis, uygun tedavi ve egzersizle ankilozan spondilit hastalığında engellilik riskinin azaltılması ve hastalığın daha yönetilebilir olması mümkündür diyoruz” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version