Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Ormanya personellerine eğitim verildi

Ormanya’da görev yapan personellere hayvan bakıcılığı eğitimi verildi.

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen korunan alanı Ormanya, çalışanlarına eğitim desteği vermeye devam ediyor. Ormanya bünyesinde hayvan bakımı ile ilgilenen personelin katıldığı ve hayvanların beslenmesi, sağlık ve üreme gibi birçok konuda teorik ve pratik konuların anlatıldığı eğitimler toplamda 108 saati kapsıyor. KO-MEK kurs merkezi tarafından planlanan eğitimler, Ormanya’da görev yapan veteriner hekim Muhammet Nalkıran tarafından verildi.

İki modül eşliğinde gerçekleştirilen eğitimlerde kanatlı hayvanların bakımı ve barınak temizliği, kanatlı hayvanları iç ve dış parazitlere karşı koruma ve kişisel hijyen, zoonoz hastalıkları ve önleyici yöntemlerin yanı sıra dezenfeksiyonu hakkında bilgiler verildi. Bir diğer modülde günlük barınak kontrollerinin önemi, hayvanların beslenmesi ve yem bitkileri çeşitliliği aktarıldı. Hayvanlarda üreme ve doğum konusunda detaylı bilgilerin aktarıldığı eğitimde, iş sağlığı ve güvenliği hakkında da duruldu.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Köylerin gözdesiydi: Su değirmeninin 300 yıllık hikayesi

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaklaşık 300 yıl önce inşa edilen tarihi su değirmeni, senelerce birçok köyün un ihtiyacını karşıladı. 1950’li yıllara kadar kullanılmaya devam edilen ve zaman içinde yıpranarak harabeye dönen değirmen, restore edileceği günü bekliyor.

Akmeşe Cumhuriyet Mahallesi Çiftlik yolunda bulunan yaklaşık 300 yıllık su değirmeni, uzun yıllar boyunca bölgenin un ihtiyacını karşıladı. Akmeşe haricindeki çok sayıda köyün de un ihtiyacını karşılayan değirmen, 1950’li yıllara kadar kullanıldı. Zamanla yıpranan tarihi değirmenden geriye sadece dış duvarları kaldı. Çevresindeki derelere yapılan bentlerle oluşturulan göletten kanallar yardımıyla dev ahşap çarkı döndürülen değirmen, suların azaldığı dönemde ise o dönemin teknolojisi ile kurulan buhar kazanlarıyla un öğütmeye devam etti. Akmeşe’de ikamet eden vatandaşlar, değirmenin restore edilmesini ve turizme kazandırılacağı günü bekliyor.

“Birçok çevre köylerden gelen buğdaylar öğütülüyordu”

Akmeşe köyünün tarihiyle ilgili araştırmalar yapan ve iki kitap yazan Yakup Özkan, “Değirmen geçmiş dönemde burada yaşayan Ermenilerin döner sermayesinin en temel gelirlerinden bir tanesiydi. Birçok çevre köylerden gelen buğdaylar öğütülüyordu. Öğütülen buğdaylardan hak alınarak kiliseye gelir temin ediliyordu. Değirmenin hamisi durumunda olan Apik Uncuyan 13 Ağustos 1905 tarihinde öldürülünce kardeşi onun kaldığı yerden değirmeni devam ettirdi. 1911 yılında su türbininden vazgeçilip, su değirmenine bir motor konuldu. O şekilde de kullanılmaya devam etti” dedi.

“300 yılın üzerinde ve hatta hala ayakta”

Değirmenin köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirten Özkan, “Değirmenin tarihiyle ilgili değişik tarihlerde bilgiler buluyoruz. Su türbininin eklenmesi, çevrenin düzelmesi, 300 metre yukarıdaki bentinin onarılması ile ilgili kayıtlara rastladık. Fakat inşaat kaydıyla ilgili kesin bir kayıta ulaşmış değiliz. Söylenenlere göre 1600’lü yılların başlarında buraya gelen Ermenilerin eserinin olması kuvvetle muhtemel. 1600 üzerinde bir hesap yapacak olursak 300 yılın üzerinde ve hatta hala ayakta. Bir restorasyon bekleyen, onarım ve bakım gerektiren durumda beklemekte” diye konuştu.

“Restore edilmesini umutla bekliyoruz”

Yakup Özkan, sözlerini şöyle noktaladı: “Şu anda değirmenin mülkiyeti Akmeşe’de yaşayan bir komşumuzun üzerinde, 7 dönüm tapulu. Buranın restorasyonu ile ilgili İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet bir çaba içerisine girdi fakat yerin istimlağı ile ilgili sorun yaşıyorlar diye duyuyorum. Onunla ilgili dava konusu oldu. Değirmenin İzmit Belediyesi tarafından restore edilmesini umutla bekliyoruz.”

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Binlerce yaban hayvanı hayata döndürüldü

Ormanya’da yaban hayatın korunması için önemli bir hizmet veriliyor. Türkiye’nin en çok ziyaret edilen korunan alanı Ormanya’da, Doğu Marmara’nın en donanımlı Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon merkezi yer alıyor. Üniversitelerin çalışmalarına da sık sık destek veren merkezde 2022 yılı içinde bin 265 yaban hayvanı tedavi ve rahabilite edilerek, doğal yaşam alanlarına salındı. Ayrıca karaca, kızıl geyik, çakal, porsuk, boz ayı, tilki gibi 68 hayvanın tedavi edildiği merkezde doğan, şahin, baykuş, ebabil, yılan kartalı gibi bin 184 yaban kuşu tedavi edildi.

Tabiatla iç içe olmanın en güzel yanı olan Ormanya’da tedavi edilen ve doğaya dönmeleri mümkün olmayan hayvanlar için uzun zamandır çalışmalar yapılıyor. Daha önce aynı sebeplerden Ormanya Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne getirilen pelikanlar için Pelikan Adası, leylekler için Düşkün Leylekler Evi ve akbaba, şahin, kartal, puhu gibi doğaya dönmeleri mümkün olmayan türler için Engelli Kuşlar Barınağı oluşturulmuştu. Doğaya tekrar dönemeyecek durumda olan 124 engelli hayvanlar doğal yaşam alanlarına uygun olarak hazırlanan özel alanlarda misafir ediliyor. Yaban hayatına destek amacı ile oluşturulan alanlarda iyileştirme belirtisi gösteren türler kendi doğal yaşam alanlarına salınıyor.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

O dağların 60’lık Heidi’si

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan ve 55 yıldır çobanlık yapan 60 yaşındaki Kamile Bingül, ilerleyen yaşına rağmen genç kız gibi dağlarda koyunların peşinde koşuşturuyor.

Balören köyünde yaşayan 60 yaşındaki Kamile Bingül, 55 yıldır çobanlık yapıyor. “Adım atmaya, ellerim sopa tutmaya başladığından beri çobanlık yapıyorum” diyen Kamile teyze, dağlarda koyunların peşinde koşuşturmaya devam ediyor. Çocukluğunda, genç kızlığında ve yaşlılığında da çobanlık yapmaya devam eden Kamile teyze, yaşına rağmen dur durak bilmiyor. Sırtında azık torbasıyla dağlarda hayvanların peşinde dolaşan Kamile Bingül, koyunlarının hepsine de isim vermiş.

Çocukluğundan beri hayvanların arasında olduğu için onlardan ayrılamadığını aktaran Kamile Bingül, “Çocukluğumdan beri çobanım. Ellerim sopa tuttu, ayaklarım adım atmaya başladı çoban oldum. Genç kızlığımda çobanlık yaptım, gelin oldum yine çobandım, yaşlandım hala çobanlık yapıyorum. Artık hayvanları satacağım dayanamıyorum, bacaklarım ağrıyor. Çocukluğumdan beri hayvanların arasında olduğum için onlardan ayrılamıyorum. Çocukken evlendim. İstemeden evlendim. Eskiden anne babalar çocuklarını zorla evlendirirlerdi. 2 kızım, bir oğlum var” dedi.

Hayvanlara olan sevgisinden bahseden Bingül, “Tabii ki de çobanlık zor iş ama hayvanları seviyorum. Toplam 29 tane koç, kuzu ve koyunum var. Eşim de evde hayvanlara bakıyor. Hayvanlarımın hepsine isim koydum. 55 yıldır çobanlık yapıyorum” diye konuştu.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Hayırlı Cuma’lar

Hayırlı Cuma’lar

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Kamile teyzenin ekmeği günlerce bayatlamıyor, sırrı mayasında

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan Kamile Uzun, yıllardır kendi ekmeğini kendisi yapıyor. Odun ateşi ile yakılan fırında binbir zahmetle pişen ekşi mayalı ekmekler, kokusu ve görüntüsüyle adeta sofraları süslüyor. Günlerce bayatlamayan lezzetli ekmeklerin sırrı ise mayasında.

Balören köyünde ikamet eden 60 yaşındaki Kamile Uzun, fırınlarda satılan ekmekleri yiyemediği için düzenli olarak kendi ekmeğini yapıyor. Tüm püf noktalarına dikkat ederek geleneksel yöntemlerle hamurunu hazırlayan Uzun, kabarması için bir süre bekliyor. Uzun, daha sonra Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin inşa ettiği köy fırınına gelerek, pişirme mesaisine başlıyor. Odunları tutuşturarak fırını yakan Uzun, binbir zahmetle ekmeklerini pişiriyor. Odun ateşinin lezzetiyle ağır ağır pişen ekmekler, Uzun ailesinin sofrasını süslüyor. Kamile Uzun, kokusuyla ve görüntüsüyle acıktıran ekmeğin sırrının ekşi mayada olduğunu söylüyor.

Köyde tüm işlerini kendisinin yaptığını söyleyen Uzun, “16-17 yaşlarında kaçarak evlendim. Eşimi 4 sene önce kaybettim. İyi günümüzde oldu, zahmetli günümüzde oldu. 45 sene evli kalmıştık” dedi.

Geleneksel yöntemlerle yaptığı ekmeğin lezzetiyle de diğer ekmeklerden farklı olduğunu ifade eden Uzun, “Yaptığımız ekmek normal ekmeklerden daha farklı. Ekmeği ekşi mayadan yapıyoruz. Tadı daha güzel oluyor ve bozulmadan uzun süre dayanıyor. Şehir ekmekleri gibi çabuk bozulmuyor” diye konuştu.

Köy ekmeğini çok sevdiğini söyleyen mahalle sakini 77 yaşındaki Hüseyin Yıldırıcı ise “Köy ekmeğinin tadı çok güzel. Köy ekmeği gibisi yok. Şehir ekmekleri yavan geliyor. Köye ekmeğini ısıtıyoruz, peynir, soğan ve turşu ile yiyoruz” diye konuştu.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Çek serbest dalgıç, tek nefeste 52,1 metreye dalarak dünya rekoru kırdı

Çek serbest dalgıç David Vencl, İsviçre’deki donmuş Sils Gölü’ne tek nefeste dalgıç giysisi olmadan 52,1 metre derinliğe dalarak dünya rekoru kırdı. Dalışı 1 dakika 54 saniye süren Vencl’ye, güvenlik önlemi kapsamında son 15 metreye kadar 4 kişi eşlik ederken, son 15 metrede ise yanında kimse olmadı. 50 metre ile daha önceki rekoru da elinde bulunduran Vencl, dalış sonrasında ağzından gelen kan nedeniyle kontrol amacıyla hastaneye kaldırıldı.

David Vencl yaptığı açıklamada, “Kendimi iyi hissettim, her şey plana göre gitti. Rekor nedeniyle heyecanlıyım. Öncekilere göre daha yavaştı, tüm dalış 1 dakika 54 saniye sürdü. Nedenini henüz bilmiyorum” dedi.
Deniz seviyesinden bin 800 metre yükseklikte bulunan ve 71 metre derinliğe sahip Sils Gölü’nün yüzeyinde 20 santimetre kar, altında ise 35 metre kalınlığında buz tabakası bulunduğu ifade edildi. Gölün yüzeyindeki su sıcaklığının 1 derece, 50 metre derinlikte ise su sıcaklığının 4 derece olduğu aktarıldı.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Cüppeli Ahmet’in 14 Mart kehaneti Tutmadı !

“Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilemez.” Neml 65

14 MART’I 15 MART’A BAĞLAYAN GECEYE DİKKAT ÇEKMİŞTİ

Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 14 Mart’ı 15 Mart’a bağlayan geceye dikkat çeken ve Rumi Takvime göre Mart ayının ilk Çarşambası olduğunu belirten Cübbeli Ahmet, senede iki Çarşambaya dikkat çektiklerini söyleyerek şu ifadelere yer vermişti; ‘Dualar yazıyoruz. Ben senede iki kez bu günleri size aktarıyorum. Muhammed Mustafa Şenkidri Hazretleri kitabında çok acayip ilimler koymuş. Burada Mart’ın ilk Çarşambası’nı işaret ediyor. Zaten Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gün için senelerdir anlatıyorum. Mart önümüzde şu an. Bu sene 14 Mart’ı 15 Mart’a bağlayan geceye dikkat edelim.’

‘BEN GÖKBİLİMCİ VEYA ASTROLOG DEĞİLİM’

Kendisinin gökbilimci veya astrolog olmadığını söyleyen Cübbeli Ahmet Hoca, ‘Ben astrolog değilim. Gökbilimci değilim. Ulemalara bakan biriyim. O velilerin söylediklerini sizlere aktarıyorum. Ne olur ne biter? İstanbul özelinde olmayabilir. Taşrada olabilir. Bir musibet olabilir. Allah afetten, savaştan, beladan, olaylardan bizi korusun.’ dedi.

KURAN NE DİYOR ?

31. Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum; gaybı (bilinemeyeni) de bilemem.” Hud 31 

“Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı (bilinemeyeni) bilemez.” Neml 65

Gaybı (bilinemeyeni) bilen (Allah) gaybını (bilinemeyeni) kimseye açmaz.” Cinn 26

20. “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir ayet (mucize) indirilse ya!” diyorlar.1 De ki: “Gayb (bilinemeyen her şey) yalnızca Allah’ın kontrolündedir. Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” Yunus 20

Kategoriler
YAŞAM

Yerli otomobil Togg ’un fiyatı belli oldu

Türkiye’nin yerli otomobil hayali gerçek oldu. Yerli otomobil Togg’un fiyatı belli oldu. Doğuştan elektrikli Togg T10X için 16-27 Mayıs tarihleri arasında ön sipariş gerçekleştirilecek. Togg’un T10X V1 RWD 314 km menzilli versiyonu 953 bin lira fiyatla ön siparişe açıldı.

T10X, iki farklı donanım ve iki batarya seçeneğiyle kullanıcılara sunulacak

Yerli otomobil Togg’un 314 km menzilli T10X V2 RWD versiyonu 1 milyon 55 bin liradan satılırken ve bu modelin 523 km menzilli versiyonu 1 milyon 215 bin liradan ön siparişleri alınıyor. Teslimat tarihi olarak Temmuz 2023 gösteriliyor. Ön siparişler Togg Trumore uygulamasından gerçekleştiriliyor.

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Sanal Deprem Sendromu yaşayan kişiler gerçekten deprem olduğu hissine kapılıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi

Türkiye’de 6 Şubat’ta meydana gelen depremler 11 kenti kapsayan büyük bir bölgede yıkım oluşturdu. Şiddetli sarsıntılar, Kıbrıs da dahil olmak üzere, çok geniş bir alanda hissedildi. Son resmi açıklamalara göre hayatını kaybeden insan sayısı 48 bine erişirken, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Depremlerin sonrasında, çok sayıda kişinin sallantı hissi, baş dönmesi ve denge bozukluğu yakınmalarıyla acil servislere başvurduğunu söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Nöroloji Uzmanı Dr. Tansel Ünal, bu şikayetlerin deprem travmasının beyinde oluşturduğu duyarlılık nedeniyle ortaya çıkan nörolojik sonuçlardan kaynaklı olabileceğini söyledi.

Bu durumun literatürde Sanal Deprem (Phantom Earthquake) Sendromu olarak adlandırıldığını söyleyen Dr. Tansel Ünal, “Bu kişiler, aslında o sırada hiçbir deprem aktivitesi olmadığı halde, yerin sallandığı hissine kapıldıklarını dile getiriyorlar. Bu durum, deprem sarsıntısını hissetmiş kişilerde en sık karşılaşılan nörolojik tablodur ve gerçek bir yer sarsıntısının oluşturduğu psikolojik korku ve gerginlik hissinden tamamen farklıdır. Sanal deprem deneyimleri yaşayan bu hastalar artık diğer problemlerinin yanında bir de bu durumla mücadele etmek zorunda kalırlar. Yalnız kalmaktan büyük endişe duyarlar, sürekli tavan lambalarını ve eşyaları kontrol ederler. Çok rahatsız ve huzursuzdurlar” ifadelerini kullandı.

Sanal Deprem Sendromu, gerçek deprem hissi oluşturuyor

“Denge; iç kulaklardan, gözlerden, bacaklar ve ayaklarda bulunan sensörlerden gönderilen sinyallerin merkezi sinir sisteminin denge merkezinde analiz edilmesi sayesinde sağlanır. Bu sistem dik durabilmemizi sağlar ve elde ettiği verileri hangi yönün yukarısı olduğunu tahmin etmek için kullanır. Normalde, düşündüğümüzden daha alçak bir yere basmak gibi öngörülemeyen bir hareket yaparsak, sistem gerçek dünyanın nasıl bir yer olduğunu bildiği için hızla buna uyum sağlar” diyen Nöroloji Uzmanı Dr. Tansel Ünal, “Bir görüşe göre, deprem gibi beklenmedik bir kriz durumunun yaşanması, bu sistemi geçici olarak aksatır, elde edilen verilerin işlenmesi güçleşir ve bu nedenle kişi hiç beklenmedik bir anda sallantı varmış hissine kapılır” dedi.

Dr. Ünal, diğer bir görüşün ise depremi yaşamış bireyin içinde bulunduğu aşırı düzeydeki hazırlıklı olma çabası ve alarm durumu nedeniyle sistemin aşırı duyarlı hale gelip hatalı sinyaller vermesinden dolayı meydana geldiğini savunduğunu söyledi.

Bu durumu yaşayan çoğu insanda birkaç hafta içerisinde belirtilerin kendiliğinden gerilediğini de vurgulayan Dr. Tansel Ünal, “Ancak yakınmalar bazen daha uzun sürebilir. Özellikle böyle durumlarda hastalar tedaviye ihtiyaç duyarlar” ifadesini kullandı. Hastayı doğru şekilde bilgilendirmenin tedavinin ilk basamağı olduğunu vurgulayan Dr. Ünal, “Öncelikle, doktor bu durumun genellikle geçici ve zararsız olduğunu net bir biçimde anlatmalıdır. Ayrıca, belirtiler çoğu kez kapalı alanlarda ortaya çıktığı için, hastayı açık havaya çıkarmak geçici bir rahatlama sağlayacaktır. Yoğun ataklar yaşayan hastalara kendilerinin uygulayabileceği bazı basit manevralar öğretilerek ve ilaçlar yardımıyla medikal tedavi uygulanır” dedi.

Epilepsi, multiple skleroz, Parkinson ve Alzheimer hastalarının nöbet sıklığı artabilir

“Nörolojik açıdan deprem ile ilgili olarak ayrıca vurgulanması gereken bir diğer önemli konunun da epilepsi, multiple skleroz, Parkinson ve Alzheimer hastalığı gibi kronik nörolojik rahatsızlıkları olan hastaların durumlarının afet sonrasında sıklıkla kötüleşme eğiliminde olmasıdır” diyen Dr. Tansel Ünal, “Örneğin tedavi altında baskılanmış ve sakin durumdaki hastalık yeniden aktive olabilir. Tedaviyle kontrol altında olan bir epilepsi hastası uzun süre sonra yeniden nöbet geçirmeye başlayabilir veya bir Parkinson hastasının genel durumunda ani kötüleşme durumu ortaya çıkabilir. Bu, kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur ve hastaların en kısa sürede mutlaka yeniden doktorları tarafından değerlendirilerek tedavilerinin şekillendirilmesi gerekir” ifadelerine yer verdi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version