

Fas ekibi Al-Wydad’ı hazırlık maçında 2-0 yenen Kocaelispor’da oyuncular karşılaşmayı değerlendirdi.
Süper Lig öncesi son hazırlık maçında Kocaelispor, Al-Wydad’ı 2-0 mağlup etti. Maçın ardından Bruna Petkovic, Jamal Dijksteel ve Yusuf Cihat Çelik basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Petkovic: “Trabzonspor’a karşı elimden gelenin en iyisini yapacağım”
Karşılaşmanın başında alışılagelmiş frikik gollerinden birine daha imza atan Bruno Petkovic, “Bugün en önemli şey kazanmaktı. Çünkü buna alışmamız gerekiyor. Golle de başladığım için taraftarımızın önünde çok sevindim. Hırvat liginden daha iyi bir lige geldim. Burada elimden gelenin en iyisini göstereceğim. Taraftar bütün maç boyunca bizi desteklediler. Gayet güzeldi. Umarım böyle desteklemeye devam ederler. Kendi performansımla ilgili yorum yapamam. Çünkü her zaman takım için elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Tabii ki sahada yaptığım hatalar da olacaktır. Hocam gösterdikten sonra o hatalarımı düzeltmeye çalışıyorum” dedi. Geçmişte Trabzonspor’a gitmeyen ve ilk hafta rakip olarak sahaya çıkacak olan Petkovic bununla ilgili soruya ise “Geçmişte olan geçmişte kalmıştır. Şu an buradayım ve bütün odağım Kocaelispor’da. Güçlü rakibe karşı oynayacağız ve ben de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım” yanıtını verdi.
Dijksteel: “Buraya gelmeden önce çok maçını izledim ve ‘gitmeliyim’ dedim”
Hazırlık maçında forma giyemeyen oyunculardan Jamal Dijksteeel kulübe gelişi ve camiayla ilgili soruları yanıtladı. Dijksteel, “Burada bulunduğum için mutluyum ve başlamaya hazırım. Herhangi bir sorun yok. Tam olarak hazır olmaya çalışıyorum. Takım arkadaşlarım bugün iyi iş çıkardı. Asıl olan maçı kazanmaktı. Kocaelispor hakkında bilgim var. Nasıl bir kulübe geldiğimin farkındayım. Bugün de taraftarımızı gördüm; çok tutkulu taraftarımız var. Birkaç gün önce gelmeme rağmen aile ortamı var ve çok iyi hissettim. Geçtiğimiz sezon burada oynayan arkadaşım (Yusuf Cihat) vardı, bana burayla ilgili çok bilgi verdi. Ondan dolayı takımın da çok maçını izledim. Kulübün bana ilgisini olduğunu duyduğumda kendi araştırmalarımı yaptım. ‘Hemen buraya gitmeliyim’ dedim kendime. Cihat ile Hollanda U-20 takımında beraber oynamıştık. Kulübün ilgisinden dolayı ilk onu aradım, bilgi aldım” dedi. Forma numarası seçimiyle ilgili soruya ise kendi için fark etmediğini söyledi.
Yusuf Cihat Çelik: “Gücümüze güç katan transferler yapıldı”
Yusuf Cihat Çelik, “Bence çok güzel bir skor aldık. Öncelikle bizim için kazanmak çok önemli. Her maçı kazanmak için çıkıyoruz. Karşımızda gerçekten ülkemizde çok bilinmeyen takım olabilir ama bir ay önce dünya turnuvasında oynamış takım vardı. Çok kaliteli oyuncular var. Güçlü bir oyun sergiledik. Zaten gücümüze güç katan yeni transferler yapıldı. Hepsi bence çok kaliteli, çok değerli oyuncular. Bence bugün lige hazır olduğumuzu gösterdik. Umarım Trabzon deplasmanından puan, puanlarla döneriz” dedi.
“Zaten iyiydik. Üstüne kaliteli oyuncular geldi. Çok güçlü bir takım olacağız”
Kamp sürecini değerlendiren Yusuf Cihat, “25 – 30 gün kamp geçirmek kolay bir şey değil. Ailelerimizden uzağız. Ama bir hedefimiz var. Çok güzel bir kamp süreci geçirdik; yönetime de teşekkür etmek istiyorum. Topuk Yaylası olsun, Kartepe olsun imkanlar çok iyiydi. Çok güzel bir çalışma ortamı vardı. Çok iyiydi. Zaten çok güzel bir takımımız vardı. Onun üstüne kaliteli oyuncular geldi. Çok güçlü bir takım olacağız. Hocamızın ne istediği bence çok belli. Çok net. Biz de onu uygulamaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“Hocamızın çok net oyun anlayışı var. Ne istediği çok net”
Teknik direktör Selçuk İnan ile ilgili değerlendirmesinde ise Çelik, “Kendi adıma konuşayım. Eski bir orta saha oyuncu olması benim için çok ekstra bir şey. Sürekli bireysel olarak da bizimle ilgileniyor. Oyun anlayışı olarak da çok net bir sistemi var. Ne istediği çok belli. Bence bu sene çok sürpriz bir takım olacağız. Önde basan takım olacağız. Hocamızda geri oynamak diye bir şey yok. Sürekli öne oynamamızı istiyor. Bu da Kocaeli taraftarına yakışan bir anlayış. O yüzden bence çok doğru bir maç oldu. Bu saatten sonra bunu lige yansıtmak istiyoruz” diye konuştu.
“Yeni gelenlere ve gençlere taraftarın ne istediğini anlatıyorum”
Takım kaptanlığıyla ilgili olarak, “Burada dördüncü senem. Kocaelispor’da kalıcı olmak bence zor bir şey. Bunu başarabildiğim için çok mutluyum. Yönetim ve hocamız her sene değerli hissettiriyor. Kocaelispor taraftarının ne istediğini çok iyi biliyorum. Genç oyuncular ve yeni gelen oyuncularımıza da bunu anlatmaya çalışıyorum. İnşallah hep beraber başarılı oluruz” ifadelerini kullandı.
“Futbolun dili birdir. Transferlerimiz hazırlık maçlarında bunu gösterdi”
Yeni kadro yapılanmasıyla ilgili Yusuf Cihat Çelik, “Tek tek bakıldığında çok üst düzey ligden gelen oyuncularımız ve potansiyelli oyuncularımız var. Belki ligi bilmeyen oyuncular var ama bence futbolun dili birdir. Yeni transferlerimiz de hazırlık maçlarında gösterdiler. Biz de onları en iyi bir şekilde karşıladık ve onlara sıcak bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. O yüzden bence hepsi çok başarılı olacak” şeklinde konuştu.
“Dijksteel, Kocaelispor taraftarını heyecanlandıracak”
Eski takım arkadaşı Dijksteel ile ilgili soruya ise deneyimli oyuncu, “O zamanlar stoper oynuyordu. Hollanda U-21 ve U-20’de beraber oynadık. Çok güçlü, kuvvetli bir oyuncu. Taktik anlayışı da gayet iyi. O yüzden bence Kocaeli taraftarını heyecanlandıracak” karşılığını verdi.
“Kocaelispor’un hikayesini kendi hikayeme benzetiyorum”
Farklı takımların ilgisine rağmen Kocaelispor’dan ayrılmayan Yusuf Cihat, bunun hatırlatılması üzerine “Kendi kariyerimi Kocaelispor hikayesini benzetiyorum. Kimse yanlış anlamasın; Hollanda Süper Ligi’nde başladım. Daha sonra maalesef yanlış tercihlerle üçüncü lige kadar düştüm. Kocaelispor ile beraber Süper Ligi yakaladım. Bence Kocaelispor’un bu hikayesi çok özel. Kendi adıma da çok özel bir hikaye yazdım. O yüzden burada kalıcıyım şu an. Başarılı bir sezon geçirdim. İstenilmek güzel şey. Ama ben bütün takımlara teşekkür ettim. Kocaelispor’da devam etmek istiyorum. Yönetimde değerli hissettirdi. Hocamız da sürekli ilgileniyor. Umarım bu sene de kalıcı olurum” sözlerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletimizin hasretini çektiği büyük ve güçlü Türkiye’ye kavuşmamıza çok az kaldı. Zulümle, krizle, çatışmayla boğuşan coğrafyamızda barış rüzgarlarının esmesine inanın çok az kaldı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleştirilen Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yaz Okulları Finali Programı’na katıldı. Gençleri selamlayarak konuşmasına başlayan Erdoğan, TÜGVA mensuplarına teşekkür ederek, “Kalbi güzel, zihni açık, heyecanı yüksek evlatlarımızla buluştuğumuz bu programda emeği geçen her bir kardeşime şükranlarımı iletiyorum. Sevgili gençler, 81 ilimizde 400 bin öğrencinin katıldığı yaz okullarında gençlerimiz 6 hafta boyunca dolu dolu zaman geçirdiler. Bir yandan milli ve manevi değerlerimizi kuşanırken, diğer yandan farklı spor dallarında kendilerini geliştirdiler. Türkiye Gençlik Vakfımız maşallah hem eğitim, hem kültür, sanat ve spor faaliyetleriyle 11 yıldır çok kıymetli hizmetler veriyor. Vakıf okulları, doğa kampları, münazara yarışmaları, kitap okuma kulüpleri gibi programlarla milyonlarca gencimize ulaşıyor. İslam dünyasını ilgilendiren bütün meselelerde TÜGVA milletimize yakışan vicdanlı, onurlu, merhametli bir duruş sergiliyor. Vakfımızın daha pek çok alandaki başarılı çalışmalarıyla iftihar ediyoruz” diye belirtti.
“Her bir gencimizi ihlasla kucaklayacak, muhabbetle bağrımıza basacağız”
Türkiye’de gençleri marjinal grupların insafına bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii şunu da gayet iyi biliyoruz, ellerine geçirdikleri her fırsatı TÜGVA’ya saldırmak için kullananları rahatsız eden de işte bu hizmetlerdir. Polise asit atan, taş atan, molotof atan, esnafın malını mülkünü yağmalayan değil, vatana, millete, ümmete sevdalı gençlerin yetişmesini istemiyorlar. TÜGVA’ya karşı hükümetleri bu yüzden ama onlara bugün kötü bir haberim var. Onları daha uzun yıllar rahatsız etmeyi sürdüreceğiz. Gençlerimizi marjinallerin insafına terk etmeyeceğiz. Her bir gencimizi ihlasla kucaklayacak, muhabbetle bağrımıza basacağız. Bugün bir kez daha medeniyet değerlerimizin şuurunda yeni kuşakların yetişmesi için varını yoğunu ortaya koyan her bir kardeşime, her bir TÜGVA mensubuna, yöneticisine, gönüllüsüne teşekkür ediyorum. Anadolu’nun toprağından kaynayan bir kan, cemiyet için harcanan emek, bin yıllık tarih, güçlü bir devlet ve ebedi olduğuna inanmış bir ruh. Evet, rahmetli Nurettin Topçu’nun bu sözlerle tarif ve taltif ettiği gençlik işte burada. Sultan Alparslan’ı Sultan Fatih’le, Selahattin Eyyubi’yi Yavuz Selim’le, Kanuni’yi Sultan Abdülhamid’le buluşturan gençlik işte burada. Malazgirt akınlarını, Çanakkale savunmasıyla, milli mücadeleyi 15 Temmuz destanıyla birleştiren gençlik işte burada. Köklerini bilen, mazisini tanıyan, geçmişi geleceğe taşıyan gençlik işte burada. Mekke’yi Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye, Horasan’dan Kudüs’e, Kırım’dan Gazze’ye, Gönül coğrafyasını kucaklayan gençlik işte burada. Üstad’ın ifadesiyle, dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, ölçünün davacısı gençlik işte burada” dedi.
İktidarları öncesi gençlerin çok sıkıntı çektiğini belirten Erdoğan, “Sevgili gençler, sizler dünyaya gözlerinizi AK Parti iktidarında açtınız. Ülkesine ve milletine sevdalı kadroların yönetiminde büyüyorsunuz. Bakın anne ve babalarınız gerçekten sancılı, sıkıntılı günler yaşadı. Yasaklara, baskılara haksızlıklara karşı, kararlı bir mücadele yürüttük. Kat sayı zulmünü kılık kıyafet yasaklarını başörtüsü üzerindeki baskıları, tek tek ortadan kaldırdık. 28 Şubat’ın kirli ve kibirli zihniyetini bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöp sepetine yolladık. Ayrıca eğitimde fırsat eşitliği başta olmak üzere, sizlerin önüne açacak pek çok düzenlemeyi, hayata geçirdik. 81 ilimizi eğitim kurumlarımızla kütüphanelerle, yurtlarla, gençlik ve spor tesisleriyle bilim merkezleriyle, gençlerimiz için donattık. Elbette önümüzde gidecek daha çok yolumuz var. Daha ülkemize kazandıracağımız pek çok reform, yatırım, hizmet var” diye konuştu.
“Coğrafyamızda barış rüzgarlarının esmesine inanın çok az kaldı”
Erdoğan, “Milletimizin hasretini çektiği büyük ve güçlü Türkiye’ye kavuşmamıza çok az kaldı. Zulümle, krizle, çatışmayla boğuşan coğrafyamızda barış rüzgarlarının esmesine inanın çok az kaldı. Allah’ın izniyle sizlere terörün olmadığı her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın, kardeşliğine kemer olduğu bir Türkiye’yi teslim edeceğiz. Son nefesimize kadar sizlerin hizmetinde olmaya inşallah devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Gençlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir kere şunu her zaman aklınızın bir köşesinde tutmanızı rica ediyorum. Sizler ebeveynlerinizin yanı sıra bu milletin evlatlarısınız. O yüzden daima iyinin, doğrunun ve haklının yanında saf tutacaksınız. Bilginizi ahlakınızla, şahsiyetinizi merhametinizle süsleyeceksiniz. Çok okuyacak, çok öğrenecek, çok öğreteceksiniz. Size bakanlar hayranlık duyacak. Sizi görenlerin kalbi umutla dolacak. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyecekler. Ümitlerinizi, hevesinizi, şevkinizi kırmaya çalışacaklar. Son LGS tartışmasında olduğu gibi size iftira atacak, size kara çalacaklar. Bunlardan asla ayılmayacaksınız. Zorbalıklara boyun eğmeyeceksiniz. Moralinizi hiçbir zaman bozmayacaksınız. Onlara en güzel cevabı başarılarınızla vereceksiniz. Okullarınızın duvarlarına astıracağınız şeref tablolarıyla vereceksiniz. Türkiye ve dünya çapında elde edeceğiniz derecelerle vereceksiniz. Unutmayın, hiç kimse bu ülkede size üvey evlat muamelesi yapamaz. Eğitiminizle, ufkunuzla, karakterinizle, önünüze koyduğunuz hedeflerle sizden sonrakilere örnek olacaksınız. Her şeyin yeri, zamanı, şartları vardır. Hepsinin ötesinde Rabbimizin çizdiği bir kader planı vardır. Bu yüzden, bizim bugün farklı sebeplerle yapamadıklarımızı yarın inşallah sizler başaracaksınız. Ben karşımda işte böyle bir gençlik görüyorum” ifadelerini kullandı.
“Gazze’de son asrın en vahşi soykırımı yaşanıyor”
Gazze’de yaşananlara ilişkin de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanıyorum ki her biriniz Gazze’de yaşananları takip ediyorsunuz. Filistinli kardeşlerimiz, Siyonist cinayet şebekesinin yüzde 90’ını yerle yeksan ettiği Gazze’de açlıkla, susuzlukla, ilaçsızlıkla mücadele ediyor. Her gün karnı sırtına yapışmış masum bebeklerin, çocukların, kadınların şehadet haberini alıyoruz. Gazze’deki masumlar gıda dağıtım merkezi olarak adlandırılan kıyım merkezlerinde bitkinlikten bayılıyor. Kalleş kurşunların hedefi oluyor. Anne ve babalar enkazların arasında kilometrelerce yol yürüyüp bir çuval un alabilmek, bir yudum suya erişebilmek için canlarını tehlikeye atıyor. Benzerlerini yalnızca toplama kamplarında göreceğimiz sahnelerin çok daha kötüsü şu an Gazze’de sözde medeni dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Şunu bugün bir kez daha açık açık ifade ediyorum. Gazze’de son asrın en vahşi soykırımı yaşanmaktadır. Gazze’de sadece çocuklar, sadece bebekler değil, insanlık adına ne varsa masumların kanından beslenen bir avuç caninin elinde yok edilmektedir” şeklinde konuştu.
“Bizim Filistin hassasiyetimizi sorgulamak sizin ne haddinize?”
Gazze’deki vahşete ilk günden itibaren en güçlü tepkiyi veren ülkenin Türkiye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’deki mazlumların hakkını korkusuzca savunan hükümet, Türkiye Cumhuriyeti hükümetidir. Terör devleti İsrail’in karşısında dimdik duran iktidar, bizim iktidarımızdır. Şunu sizin ve ailelerinizin özellikle bilmesini isterim. Gazze’deki kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmadık. 101 bin tonu aşan insani yardımlarımızla kardeşlerimizin yanında olduk. İsrail’le ticareti tamamen durdurarak Filistin halkının yanında olduk. Diplomatik temaslarımızla, uluslararası alandaki çabalarımızla Gazze’nin yanında olduk. Daha burada sayamayacağımız nice destekle, nice yardımla Gazze’nin ve Gazzeli mazlumların yanında olduk. İsrail’den aferin almak için Filistin direnişine terör iftirası atanlara rağmen Gazze’nin kahraman evlatlarına sırtımızı dönmedik. Tehdit edildik, gizli açık pek çok operasyona maruz kaldık. Ama hiçbir zaman Filistin’i ve Filistin davasını savunmaktan vazgeçmedik” dedi.
“Sevgili gençler, değerli kardeşlerim, şimdi bakıyorsunuz birileri çıkıyor bizim Filistin davasına olan sarsılmaz desteğimizi sorgulamaya kalkıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Buradan edep ve adap dışı ifadelerle hükümetimize edep alanlara sadece şunu söylüyorum. Bizim Filistin hassasiyetimizi sorgulamak sizin ne haddinize? Daha düne kadar topraklarını savunan Gazzelilere terörist diyen siz değil miydiniz? Madem mazlumun yanındayız diyorlar, madem mazlumun yanındaydınız, peki 14 yıl boyunca Suriye’de neredeydiniz? 1 milyon insan katledilirken, Suriyeli kardeşlerimiz zulüm görürken, işkence görürken neredeydiniz? Halep’te, Derağa’da, Humus’ta, Hama’da mazlumların üzerine varil bombaları yağarken neden sesiniz çıkmadı, neden konuşmadınız? Karabağ ülkemizin desteğiyle azatlık mücadelesi verirken, işgalcilerin tezleriyle cana Azerbaycan’a iftira atan siz değil miydiniz? Libya’ya yardıma gittiğimizde, Libya’dan bize ne diyen siz değil miydiniz? Kusura bakmayın, kimseyi kandıramazsınız. Çünkü siz hiçbir zaman mazlumların yanında olmadınız. Çünkü siz Orta Doğu’ya hiçbir zaman kardeşlik penceresinden bakmadınız. Ümmet olmanın ne demek olduğunu anlamadınız. Bu duyguyu hiçbir zaman yüreğinizde hissetmediniz. Şimdi çıkmış kapkara sicilinize bakmadan bizi eleştiriyorsunuz. Kabine üyelerimizi eleştiriyorsunuz. Bakanlarımıza seviyesizce dil uzatıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, bize kara çalamayacaksınız. Filistin halkının kalbindeki Türkiye sevdasını, Tayyip Erdoğan sevdasını söküp atamayacaksınız. Türk milletinin bir asır sonra kardeşleriyle yeniden kucaklaşmasına engel olamayacaksınız. Siz inkar etseniz de tarih bizim dik duruşumuzu yazıyor. Türkiye’nin verdiği zorlu mücadele mümin gönüllere iftihara katılıyor. Şuna da tüm yüreğimizle inanıyoruz. Hürriyetin o kızıl kapısı mutlaka açılacak. Gazzeli kardeşlerimiz öz yurtlarında şehit kanlarıyla sulanmış o mübarek topraklarda inşallah ebediyen özgürce yaşayacak. O kutlu gün geldiğinde Allah nasip ederse biz de orada olacağız. Kardeşlik görevimizi yerine getirmenin gönül huzuruyla orada olacağız. Zor zamanda hakkı haykırmanın gururuyla orada olacağız. Zalimler karşısında dik durmanın şerefiyle orada olacağız.”
Trendyol Süper Lig’in başlamasına sayılı günler kala son hazırlık maçını Fas ekibi Al-Wydad ile oynayan Kocaelispor maçı Petkovic ve Oğulcan’ın golleriyle 2-0 kazandı
Kocaelispor, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Adana Demirspor, İran temsilcisi Esteghlal FC, Fatih Karagümrük, Sivasspor ile de hazırlık maçı yaptı.
Stat: Derince Belediyesi
Hakemler: Sait Tuzcu, Onur Akdağ, Kadir Köken
Kocaelispor: Aleksandar Jovanıvic, Ahmet Oğuz (Tarkan Serbest dk. 85), Mateusz Wieteska, Aaron Appindangoye (Onur Öztonga dk. 82), Massaido Haidara (Muharrem Cinan dk. 82), Cafumana (Show) (Mustafa Ege Bilim dk. 86), Samet Yalçın (Mesut Can Tunalı dk. 71), Joseph Nonge Boende (Yusuf Cihat Çelik dk.63), Dan Agyei (Oğulcan Çağlayan dk. 46), Ryan Mendes (Furkan Gedik dk. 71), Bruno Petkovic (Ahmet Sagat dk. 71)
Yedekler: Gökhan Değirmenci, Ahmet Hasan Göcen, Serhat Öztaşdelen, Anfernee Jamal Dijksteel, Bünyamin Dalkılıç, Mikdat Çil, Rigoberto Manuel Rivas Vindel, Umut Can Aslan
Teknik Direktör: Selçuk İnan
Al-Wydad: Ait Brayer (Fatihi dk. 64 (Mwalimu dk. 82), Aboulfath, Meijers, Bart (Ferreira dk. 46), Boucheta (Jelbat dk. 64), Bakasu (Sebbar dk. 46), Lamirat, Amrabat (Mahtou dk. 64), Aziz Ki (Zemraowi dk. 46), Elowasti (Rayahi dk. 46), Hannouri (Obeng dk. 46 (Ghai Louf dk.82)),
Teknik Direktör: Amine Benhachem
Goller: Bruno Petkovic (dk. 5), Oğulcan Çağlayan (dk. 52) (Kocaelispor)
Sarı kart: Aboulfath (AL-Wydad)
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde vatandaşların denizin üzerinde bir insanın hareketsiz durduğu ihbarı ekipleri harekete geçirdi. Deniz polisi tarafından kurtarılan şahsın suya neden ve nasıl girdiği henüz bilinmezken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Olay, saat 14.00 sıralarında Oramiral Salim Dervişoğlu Caddesi’nde bulunan marinada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, marina açıklarında bir kişinin deniz yüzeyinde hareketsiz durduğunu gören vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine olay yerine Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen deniz polisi, şahsı sudan çıkardı. Kıyıya çıkarılan ve ilk müdahalesi sağlık ekiplerince yapılan kişinin Ü.M. (47) olduğu tespit edildi. Şahıs ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Polis olayla ilgili inceleme başlattı.
Ekmeğe yüzde 20 zam
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ülke genelinde ekmeğin kilogram fiyatının 75 lirayı geçmeyeceğini belirterek, 1 Ağustos’tan itibaren 200 gram ekmeğin 15, 270 gram ekmeğin ise 20 liradan satılacağını açıkladı. Balcı, “Dün bazı basın organlarında, ekmeğe yüzde 25 zam yapıldığı yönünde haberler yer aldı. Ancak bu doğru değildir. Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir” dedi.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Kocaeli’de ekmek fiyatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı, “Ocak ayının başında ülke genelinde ekmeğin kilogram fiyatı 62,5 lirayı geçmemek üzere uygulamaya başlanmıştı. Yani ülke genelinde 200 gram ekmek 12,5 TL’ye, 240 gram ekmek azami 15 TL’ye satılıyordu. Bu geçen süre zarfında ocaktan temmuz ayının sonuna kadar ekmek maliyetini etkileyen kalemden dolayı halkımızın da alım gücünü göz önünde bulundurarak yapılan çalışmalar neticesinde yüzde 20 oranında bir fiyat artışı gerçekleşti ve kilogram 75 olarak belirlendi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu olarak, hiçbir ilde ekmeğin kilogram fiyatının 75 liranın üstünde olmaması konusunda genelgemizi gönderdik. Bu çerçevede, yapılan çalışmalar sonucunda 1 Ağustos’tan itibaren ülke genelinde uygulanacak fiyatlar şu şekilde olacak; 200 gram ekmek 15 lira, 270 gram ekmek 20 lira. Ancak her iki durumda da kilogram fiyatı 75 lira olacak şekilde düzenlendi. Yani satışlar, kilogramı 75 lira ya da daha altında olacak şekilde yapılacak” dedi.
“Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir”
Bugün itibariyle başta Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve diğer iller olmak üzere, çoğunlukla 200 gram ekmeğin 15 liradan satıldığını belirten Balcı, “Diğer illerde de bu anlamda maliyet hesaplamaları yapılmış, ilgili kurumlara başvurular gerçekleştirilmiştir. Uygulama önümüzdeki günlerde de bu şekilde devam edecektir. Dün bazı basın organlarında, ekmeğe yüzde 25 zam yapıldığı yönünde haberler yer aldı. Ancak bu doğru değildir. Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir. Bundan sonra da, daha önce olduğu gibi, bu tür fiyat artışlarını üretim şartları çerçevesinde ve kontrollü bir şekilde yürütmeye çalışacağız” diye konuştu.
“2002 yılına göre kıyasladığımızda 2 kat ekmek almış oluyoruz”
Ocak ayında yeni asgari ücret belirlenene kadar, başka bir zam yapılmaksızın kilogram fiyatı 75 lira olarak kalacağını açıklayan Balcı, “Bu, yüzde 20’lik mevcut artışla sürdürülebilir bir denge hedeflemektedir. Konuya tarihsel açıdan da bakacak olursak, 2002 yılında asgari ücret 184 lira olduğunu baz alacak olursak, ekmek fiyatı 0.25 kuruştu. Bu durumda asgari ücretle 736 ekmek alınabiliyordu. Bugünkü düzenlemeler de halkın alım gücünü koruyacak şekilde planlanmaktadır. Bugünün asgari ücretine ve ekmeğin 15 TL olmasıyla da bin 473 ekmek alınabiliyor. Yani 2002 yılına göre kıyasladığımızda 2 kat ekmek almış oluyoruz. Sağlıklı, kaliteli ve makul fiyat anlayışı ile hareket etmekteyiz” şeklinde konuştu.
“Her gün yaklaşık 6 milyon 100 bin adet ekmek maalesef israf ediliyor”
Konuşmasında ekmek israfının ciddiyetine dikkat çeken Balcı, Türkiye’de günde yaklaşık 6 milyon 100 bin adet ekmeğin israf edildiğini belirtti. Bu rakamın yıllık 2 milyar 226 milyon adede ulaştığını kaydeden Balcı, şunları söyledi:
“Bu sayı, önceki yıllarda günde 9 milyon adet seviyesindeydi. Ancak Cumhurbaşkanımızın himayesinde başlatılan ‘Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’ ile birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı da sürece destek verdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, okullarda bu konunun derslerde işlenmesi ve çocuklarımıza israfın anlatılmasıyla birlikte, bizim sektörümüzde de yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde bu sayı 6 milyon adede kadar düşürüldü. Ancak hala her gün 6 milyona yakın ekmek israf ediliyor. Buradan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum, tüketebileceğiniz kadar ekmek alın” ifadelerini kullandı.
“Yıllık buğday tüketimimiz yaklaşık 12 milyon ton civarındadır”
Balcı, bu israfın sadece tüketiciden kaynaklanmadığının altını çizerek, şöyle konuştu:
“Fırınların fazla üretim yapması, esnafın, ’Fazla üreteyim, nasıl olsa satarım’ anlayışına da ciddi bir etkendir. Bu noktada özellikle ruhsatsız faaliyet gösteren işletmelerin denetlenmesi gerekiyor. Ruhsatsız fırınlar, hem sektöre hem de ülke ekonomisine zarar veriyor. Nasıl ki kayıt dışı iş yapmak bir suçsa, bu tür işletmeler de sektörümüzde bir leke olarak görülüyor. Yetkili kurumların bu konuda gereken çalışmaları yapması şart. Geçen yıl ülkemizde 20 milyon tonun üzerinde buğday hasadı gerçekleşti. Bu yıl için de benzer bir tablo bekleniyor. Tahminler 19,5 ila 20 milyon ton arasında bir buğday hasadına işaret ediyor. Ekmeklik un üretiminde, bizim yıllık buğday tüketimimiz yaklaşık 12 milyon ton civarındadır. Bu da gösteriyor ki, buğday arzında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Geçtiğimiz yıl, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde buğday kalitesinde bazı sorunlar yaşanmıştı. Örneğin, İç Anadolu bölgesinde oldukça verimli bir sezon geçirilmesine rağmen, bazı diğer bölgelerde aynı kalite yakalanamamıştı. Bu yıl inşallah tüm bölgelerde hem verim hem de kalite açısından daha dengeli bir hasat gerçekleşecektir”
“Yıl sonuna kadar mevcut fiyat seviyesinin korunması hedeflenmektedir”
Başkan Balcı, sözlerine şöyle devam etti:
“Özetleyecek olursak, bugüne kadar kilogramı ortalama 62.5 liradan satılan ekmeğin fiyatı, yapılan düzenlemelerle kilogram başına 75 lirayı geçmeyecek şekilde belirlenmiştir. Bu karar doğrultusunda yıl sonuna kadar ekmek fiyatlarında yeni bir artış yapılması öngörülmemektedir. Nasıl ki bu yıl, asgari ücret ve diğer temel giderler dikkate alınarak makul bir fiyat belirlendiyse, bundan sonraki süreçte de aynı hassasiyetle hareket edilecektir. Olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece, yıl sonuna kadar mevcut fiyat seviyesinin korunması hedeflenmektedir. Bölgesel olarak; Ankara, İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Bursa gibi illerde 200 gram ekmek 15 TL olarak satılmaktadır. Karadeniz ve bazı diğer bölgelerde ise tüketim alışkanlıklarına bağlı olarak 270 gram ekmek 20 TL’den satılmakta, ancak kilogram fiyatı 75 TL’nin altında kalmaktadır”
“Gerekirse ithalat seçeneği de değerlendirilecek”
Ülke içinde buğday arzıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşanması ya da kalite sorunları görülmesi halinde, un fiyatlarında aşırı bir artış oluşmaması için gerekli tüm adımları atacaklarını da belirten Balcı, “Gerekirse ithalat seçeneği de değerlendirilecek, böylece un fiyatlarındaki muhtemel aşırı yükselişler makul seviyelere çekilerek kontrol altına alınacaktır. Yaşanan bazı gelişmeler nedeniyle, bazı bölgelerde buğdayın alım fiyatı 8,50 TL seviyelerinde seyrederken, daha kaliteli buğdayın fiyatının 13,50 TL’ye kadar çıktığını görüyoruz. Bu yıl açıklanan resmi alım fiyatı 13,50 TL iken, geçen yıl bazı bölgelerde fiyatlar yine bu seviyeye kadar gerilemişti. Ancak buğday fiyatları serbest piyasa ve borsa şartlarına göre belirlenmektedir. Tekelleşme gibi bir durum söz konusu değildir. Bu konuda Rekabet Kurulu tarafından gerekli incelemeler yapılmaktadır. İlgili bakanlıklarla bu süreci yakından takip ediyoruz. Denetim ve düzenlemelerin sağlıklı yürütülmesi için gerekli uyarılar yapılmıştır. Gerekli denetimler mutlaka yapılacaktır. Eğer siz buğdayı maliyetinin altında temin etmeye çalışırsanız, ilk olarak kaliteden ödün vermek zorunda kalırsınız. Bu da ekmeğin kalitesini olumsuz etkiler. Üretim maliyetinin altında ekmek satılması, işletmelerin kapanmasına veya düşük kaliteli hammaddelerle üretim yapmasına yol açar. Sonuçta hijyen ve sağlık şartları bozulur. Bu nedenle ekmeğin hak ettiği fiyattan satılması gerekmektedir. Zarara satış yapılırsa ne kaliteli üretim ne de sağlıklı ortam korunabilir” diye konuştu.
“Belediyelerin esnafla rekabet etmesi doğru değildir”
Halk ekmek ile ilgili gelen soruya cevap veren Halil İbrahim Balcı, “Belediyelerin asli görevi halk ekmek üretmek değil dar gelirli vatandaşlarımızın daha ucuz ve aynı kalitede ekmek alabilmesi için esnafla iş birliği yapmaktır. Bazı belediyelerimiz bunu yapıyor. Örneğin, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, esnafın ürettiği ekmeği halk ekmek ücretlerinde, bugün piyasada satılan ekmeği 13,5 TL’ye sunmaktadır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ise 15 TL’ye satılan ekmeği 10 TL’den vatandaşa ulaştırmakta ve kaliteyi muhafaza etmektedir. Ancak belediyelerin esnafla rekabet etmesi doğru değildir. Vatandaş belediye başkanlarından asli hizmetlerini beklemelidir. Ekmek üzerinden siyaset yapmak artık geçmişte kalmış bir yaklaşımdır ve doğru değildir” ifadelerini kullandı.
Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde Sakarya Nehri’ne düştüğü öne sürülen 22 yaşındaki genç için ekipler seferber oldu. Bölgede şahsi eşyaları bulunan gencin olay yerindeki arkadaşı ise ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.
Adapazarı ilçesi Yağcılar Mahallesi 1425 nolu Sokak üzerinde meydana gelen olayda iddiaya göre, 22 yaşındaki G.S., Sakarya Nehri’ne düştü. Bölgede bulunan arkadaşının ihbarı üzerine olay yerinde AFAD, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde gelen AFAD ekipler, nehirde arama çalışması başlattı. Yapılan çalışmalarda herhangi bir bulguya rastlanmazken bölgede şahsi eşyaları ve cep telefonu bulunan gencin olay yerindeki arkadaşı ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Kocaeli’den ise dalgıç polisleri çalışmalara destek vermek amacıyla bölgeye sevk edildi.
Çalışmalar devam ediyor.
Sakarya ve Kocaeli’de milyonlarca vatandaşın içme su ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü, kritik seviyenin altına indi. SASKİ verilerine göre, 29.87 kotuna düşen gölde tehlike çanları çalıyor. Gölün bazı bölümlerinde kayıkların karaya oturduğu alanlar ise havadan da görüntülendi.
Milyonlarca kişinin içme su ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü’nde su seviyesi, son yılların en düşük seviyesi olan 29.87 metre olarak ölçüldü. Suyun metrelerce geriye çekildiği gölde birçok kayık karaya oturdu. Kuraklık, artan nüfus, bilinçsiz kullanım ve göl havzasında yaşanan su kayıpları sebebiyle kritik seviyeye gerileyen göldeki manzara korkuttu. Suyun çekildiği alanlar havadan dron ile de görüntülendi.
SASKİ ise bu korkutan manzara karşısında gölün 29,70 seviyesinden sonra önlem olarak şehrin geleceğini korumak için park-bahçe ile tarımsal sulamada içme suyu kullanımı, turistik yerlerde havuzların doldurulması yasaklayarak ve tüketimi yüksek olan ticari ve konut abonelikleri takibe alacak. Buna göre, üzerinde su kullanım hakkı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne resmi olarak yazı gönderilecek.
“Maalesef her yıl kuraklığı daha şiddetli bir şekilde yaşıyoruz”
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit ise tehlike çanlarının çaldığı Sapanca Gölü için kritik değerlendirmelerde bulundu. Karasu ve Hendek ilçelerinde planlı su kesintilerinin yapılmasına ilişkin konuşan Gümrükçüoğlu, “Maalesef her yıl kuraklığı daha şiddetli bir şekilde yaşıyoruz. Doğada her şey birbirine bağlı; orman yoksa toprak yok, toprak yoksa su yok. Su yoksa gıda yok, gıda yoksa zaten insanın hayatının devam etmesi mümkün değil. Göl görünen su dolu bölgeden ibaret değil, yer altı suyu ve dereler ile besleniyor. Sadece yağışın olmamasıyla bu hale gelmiyor. Bizim de yanlış kullanımımız var bunun içerisinde. Binlerce bungalovun havuzlarını doldurmak için de buradan su kullanılıyor. Şu yanlışa düşülüyor her zaman. ’Biz yer altı suyu kullanıyoruz, kuyumuzu açtık dolayısıyla gölden su almıyorum’ deniliyor. Onlarca su şişeleme fabrikası var. Şu anda Sapanca Gölü’nün suyunu buradan şişeliyorlar, Londra’da Sapanca suyunu içebiliyorsunuz mesela. Bu hakikaten vahim bir durum. İnsanlar kendi su kaynaklarının bir damlasını bile ’Daha iyi nasıl korurum?’ diye tedbirler almaya çalışıyorlar ama biz her derenin üzerine bir HES yapmak için uğraşıyoruz. Ormanlarımızı yakıyoruz, ormanlar yandığı zaman zaten suyu tutmamız mümkün değil. Ormanları keselim maden çıkaralım diye uğraşıyoruz. Dolayısıyla bu su kaynağının burada var olabilmesi için gerekli olan su döngüsünü ortadan kaldırdığımızda yapılabilecek bir şey kalmıyor ve karşımıza çıkan manzara bu oluyor ne yazık ki” dedi.
“Suyu tasarruflu kullanmayı bilmiyoruz”
Su tüketimi hakkında konuşan Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit, “Suyu tasarruflu kullanmayı bilmiyoruz zaten. Evsel kullanımdaki tasarruftan da bahsetmiyorum, ’Gölde su yok’ diyoruz ama hala insanlar araba yıkamaya da devam ediyorlar, fabrikalardan doldurulan sular şişelerle farklı bölgelere gönderiliyor. Bu havzalar arası su nakli ile eş değer bir durum. Kent içerisindeki peyzajda sulama hala devam ediyor. Ne yazık ki tarımsal sulamada hala tasarruflu su kullanmayı beceremiyoruz. Tabii gıda için sulamaya ihtiyacımız var ama bir yerde yazı okudum, tarımsal sulamaya amaç dışı kullanım olarak bakılıyor. Elbette tarımda su kullanılacak ama tasarruflu kullanıp, doğru bitkileri ekmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Birçok şey iklim değişikliğine bağlanıyor. Evet iklim değişikliğinden etkileniyoruz bu doğru. Madem iklim değişikliği sebebi ile bu kuraklığı yaşıyoruz o zaman buna göre davranmamız ve buna göre tedbirleri almamız gerekiyor” diye konuştu.
“Bu bir ekosistem, su dolu bir çanak değil”
Su tüketiminde alınabilecek tedbirlere ilişkin ise Gümrükçüoğlu Yiğit, “Bu bir ekosistem, su dolu bir çanak değil. Dolayısıyla hem su içerisindeki sucul canlıların hem de suyun etkilediği diğer alanlardaki bütün canlıların bundan etkilenmesi kaçınılmaz. Sucul canlılarda sudaki oksijenin azalması ile birlikte zaman içerisinde elbette etkilenecekler bundan. Bu durumda herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor, belediyeler başta olmak üzere. Belediyeler hem şehir içerisindeki kurakçıl peyzaja geçmek, peyzajı sulamaktan vazgeçmek kayıp-kaçak oranlarını azaltmak, insanlara tasarruflu su kullanabilmeleri için birtakım tedbirler açısından onları desteklemek gibi birçok faaliyette bulunabiliyorlar. İklim değişikliğine uyum sağlamak istiyorsak bunu yapmak mecburiyetindeyiz. Aynı şey diğer kurumlar için de geçerli. Tarımda yapılması gerekenler var, bunun yanı sıra turizm adı altında yapılan birçok yanlışın önlenmesi gerekiyor. Bunun elbette ekonomik bir getirisi var ama götürüsü çok büyük. Yapmamız gereken şeyler aslında son derece net. Bütün yanlışlarımızı görüp bu yanlışlardan vazgeçmek. Ormanı, toprağı ve suyu da ancak hep bir arada düşünerek koruyabiliriz. Bu kuraklıklar çok sık olmaya başladı ve daha da fazlalaşacak. Dolayısıyla su kaynaklarımızın her bir damlasını çok iyi korumamız gerekiyor. Bu bir değiştirilemez değil, biz bunun önüne geçebiliriz, önlemlerimizi alarak yaptığımız yanlışlardan vazgeçtiğimiz sürece” şeklinde konuştu.
“Göl bu durumdayken zaman zaman da olsa Yuvacık Barajı’na su çekiliyor”
Sanayi üretiminde suyun kullanımına ve tüketimine de dikkat çeken Yiğit, “Bir de sanayiyi eklemek gerekiyor, sanayi kullanımı da önemli burada. Bu tür kuraklık dönemlerinde sanayi su çekiminin de kontrol altına alınması gerekiyor. Hatta bu kadar kıymetli bir içme suyu elde edilen gölden sanayi çekiminin zaten tamamen durdurulması gerekiyor. Çünkü sanayide gri veya deniz suyunu arıtarak kullanabilirsiniz. Tabii bunlar ekonomik yatırımlar gerektirdiği için bunun yerine buradan suyu almayı tercih ediyorlar açıkçası. Bunun özellikle kuraklık dönemlerinde mutlaka kontrol altına alınması gerekiyor. Göl bu durumdayken zaman zaman da olsa Yuvacık Barajı’na su çekiliyor olması da vahim bir durum. İçme suyu gölünden bir baraja su çekilmesi de Dünyada çok az örneği olan bir şey açıkçası. Bundan da vazgeçilmesi gerekiyor kesinlikle” ifadelerini kullandı.
Kocaeli’de jandarma ekiplerince 3 ilçede düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 343 sentetik ecza, 239 kök kenevir bitkisi, 3 kılıç ve ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. Gözaltına alınan 6 şüpheliden 1’i tutuklandı.
Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından, uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarıyla mücadele kapsamında çalışma yürütüldü. Bu çerçevede, 29-31 Temmuz’da Başiskele, Kartepe ve İzmit ilçelerinde belirlenen adreslere operasyon düzenlendi.
Yapılan aramalarda 343 sentetik ecza, 239 kök kenevir, 157 gram skunk, 78 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 3 kılıç ve ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. Operasyonlarda gözaltına alınan 6 şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 1’i tutuklanırken, 5’i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.