İzmit Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Ramazan ayında İzmit Belediyesine bağlı mahallelerde davul çalacak kişileri belirledi. Mahalle muhtarları tarafından belirlenen 48 davulcuya kimlikleri ve yelekleri zabıta ekipleri tarafından teslim edildi.
2 DEFA BAHŞİŞ TOPLAYABİLECEKLER
Muhtarlardan uygunluk yazısı alan ve şartları yerine getiren davulcular, görev yaptıkları süre boyunca belediyenin verdiği kimlikleri boyunlarından çıkartmayacaklar. İzmit Belediye yetkilileri yaptıkları açıklamada, “Kimliği olmayan hem davul çalamayacak, hem de bahşiş toplayamayacak. Davulcular Ramazan boyunca 2 defa bahşiş toplayabilecekler. Ayrıca davulcular gece 03.30’dan itibaren davul çalmaya başlayacaklar. Davul çalarken vatandaşları rahatsız edecek şekilde yüksek sesli ritimlerden kaçınılacak. Davulcular sabit bir noktada durarak değil, mahalle boyunca gezerek çalacak” ifadelerini kullandı.
CEZAİ İŞLEM UYGULANACAK
İzmit Belediyesi Zabıta Ekipleri, kurallara uymayan ve vatandaşlara rahatsızlık veren davulcular hakkında 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında cezai işlem uygulayabilecek. Ayrıca kurallara uymayan davulcuların ilerleyen yıllarda davul çalmasına izin verilmeyecek.
2024 YILI İZMİT BELEDİYESİ RAMAZAN DAVULCULARI
Erdal Ceyhan – Cedit Mahallesi
Ceyhun Ceyhan – Terzibayırı Mahallesi
Hayri Çelik – Şirintepe Mahallesi (Plajyolu tarafı)
Yavuz Kuyumcu – Kuruçeşme Fatih
Erdal Ceyhan – Erenler Mahallesi
Abdullah Samet Gören – Gündoğdu Mahallesi
Tugay Kuyumcu – Doğan Mahallesi
Berati Karabulut – Karabaş Mahallesi
Ersin Kuyumcu – Yeni Mahalle (Radar)
Sebahattin Kuyumcu – Cumhuriyet Mahallesi
Atakan Yıldız – Akpınar Mahallesi
Muhsin Uzun – Gündoğdu Mahallesi
Sedat Poyraz – Ömerağa Mahallesi
Samet Kayan – Hacıhızır Mahallesi
Mert Kalay – Tavşantepe Mahallesi
Adem İsmail Kaplan – Körfez Mahallesi
Resul Doğan Topçular Mahallesi
Hakan Şare – Kozluk Mahallesi
Berkay Savaş – Mehmetalipaşa Mahallesi
Cüneyt Çakmak – Yahyakaptan Mahallesi
Emircan Çalım – Kadıköy Mahallesi
Berat Yılmaz – Kuruçeşme Hatipköy
Tuncay Borlak – Bekirdere Mahallesi
Erhan Taşkın – Bekirdere Mahallesi
Kadir Özayvaz – Cedit Mahallesi
Volkan Akkuş – Serdar Mahallesi
Abdülbaki Yaldız – Yenişehir Mahallesi Stad 2000
Ahmet Turan – Şirintepe Mahallesi Şahin Tepesi
Recep Demircioğlu – Yenidoğan Mahallesi
Yılmaz Birçok – Kuruçeşme Fatih Mahallesi
Aydan Can – Turgut Mahallesi 1. Bölge
Mehmet Kıyımcı – Turgut Mahallesi 2. Bölge
Saim İbişoğlu – Turgut Mahallesi 3. Bölge
Sezai Kuyumcu – Fatih –Yeni Mahalle
Cumali Çelik – Alikahya-Fatih Merkez- Atatürk Mahallesi
Vefacan Gebeş – Tavşantepe Mahallesi
Bilal Şafak – Hacı Hasan Mahallesi
Abdülhamit Tabiloğlu – Malta Mahallesi
Eren Akgün – 28 Haziran Mahallesi
Orhan Poyraz – Akçakoca Mahallesi
Ayhan Poyraz – Orhan Mahallesi
Resul Yüzel – Serdar Mahallesi
Semih Kulabaş – Gültepe Mahallesi
Serkan Yıldız – Tavşantepe Mahallesi
Muhammet Yıldıray Meşe – Yenişehir Mahallesi
Özkan Çiftçi – Yenidoğan Zeytinlik Böl.-Zabıtan Mahallesi
İzmit Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından ‘Yeni Yıldan Bir Dileğim Var’ sloganıyla toplanan dilekler, belediyenin imkânları doğrultusunda gerçekleştirilmeye devam ediyor. Kocaeli’nin dört bir yanından gelen vatandaşlardan alınan dileklerden biri belediye ekiplerini harekete geçirdi. “Allah’ım bana sallanan sandalye verir misin” notunu okuyan ekipler bu dileği yerine getirmek için kolları sıvadı. Park ve Bahçeler Müdürlüğü atölyelerinde üretilmeye başlanan sallanan sandalye kısa sürede tamamlanarak küçük Eslina’ya sandalyesi teslim edildi.
BELEDİYE ATÖLYELERİNDE ÜRETİLDİ
Halkla İlişkiler Müdürü Gülşah Çubuklu tarafından Karamürsel’deki evine yapılan ziyarette sallanan sandalyeyi gören 5 yaşındaki Eslina Tan’ın mutluluğu gözlerinden okundu. Tamamen belediye imkânlarıyla üretilen sandalyesine kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Eslina hediyesinin mutluluğunu yaşarken; anne Duygu Tan ise kızlarına bu mutluluğu yaşatan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve ekibine teşekkürlerini iletti.
İzmit Belediyesi Meclis Üyesi Erdem Arcan, 1 Mart Üsküdar Faciasının anıt yapımı ve anma programında İzmit Belediyesinin devre dışı bırakılması hakkında açıklamalarda bulundu. Arcan yaptığı açıklamada, “Gerçek hafıza, samimiyetle korunur… İzmit’in hafızasında silinmez bir iz bırakan Üsküdar Vapuru Faciası, bu kent için sadece bir felaket değil, aynı zamanda ortak bir yas ve dayanışma simgesidir.
“BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMAYA HAZIRIZ”
Ancak 21 yıldır bu kenti yönetenler, İzmit’in ve Türkiye’nin en büyük kazalarından birine bir anıt yaptırmayı dahi akıllarına getirmedi. Bugün yapılan anıt, bir lütuf değil, geç kalmış bir zorunluluktur. İzmit Belediyesi yıllardır bu eksikliği dile getirdi, Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet geçtiğimiz yıl açıkça şunu söyledi: “Bu alan bize ait değil ama el birliğiyle, siyaset gözetmeksizin biz her zaman sorumluluk bilinciyle hareket etmeye hazırız. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği yapmaya hazırız.”
“DERNEKLERE BASKILAR YAPILIYOR”
Ancak ne oldu? Büyükşehir Belediyesi iş birliği yapmak yerine, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in iş birliği çağrısında bulunduğu projeyi sahiplenip “Ben yaptım, oldu” diyerek, bu kentin hafızasını siyasi çıkarlarına alet etmeye çalıştı! Sadece bununla da kalmadılar! Şimdiye kadar anma programlarını düzenleyen İzmit Belediyesi yok sayıldı, yıllardır bu anmaya emek verenler sürecin dışına itildi. Derneklere baskılar yapılıyor, “İzmit Belediyesi ile bir şey yapmayın” talimatları veriliyor, sanki bu kentin acısı bir siyasi güç gösterisine çevrilecekmiş gibi hareket ediliyor.
“YILLARDIR İZMİT BELEDİYESİ DÜZENLİYORDU”
24 yıldır aklınıza gelmeyen bu anıt, neden İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet gündeme getirdikten sonra yapıldı? Anıtı inşa etmek yetmez, önemli olan bu anma programlarına samimiyetle sahip çıkmak değil midir? Yıllardır anmaları düzenleyen İzmit Belediyesinin bu süreçten dışlanması hangi vicdana sığar? Anıt, sadece taş ve metalden ibaret değildir. Gerçek hafıza, samimiyetle korunur” dedi.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı; “Bu kent 1 Mart 1958’de, 392 canını denizin karanlığına uğurladı. Bir şehir sustu, anneler evlatsız, kardeşler kimsesiz kaldı. Üsküdar Vapuru Faciası, İzmit’in en büyük yaralarından biridir ve açık net söylüyoruz ki; Bu acı kimsenin siyasi malzemesi değildir!
“ÇAĞRIMIZ ÇOK NETTİ”
Geçtiğimiz yıl anma programında alana anıt isteyen dernek başkanlarımıza ne dedik? “Bu alan bize ait değil ama el birliğiyle, siyaset gözetmeksizin biz her zaman sorumluluk bilinciyle hareket etmeye hazırız. Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği yapmaya hazırız.” Çok net bir çağrıydı bu. Gelin, bu acıyı birlikte analım, geçmişimize birlikte sahip çıkalım!
“DERNEKLERE TALİMAT VERİYORLAR”
Ama ne oldu? Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliği yapmak yerine, İzmit halkının yıllardır sürdürdüğü bir anma geleneği siyasi malzeme haline getirmeye çalışıyor. Şimdi çıkıp derneklere talimat veriyorlar: “İzmit Belediyesinden bir şey istemeyin, programı biz yapacağız!” diyorlar.
“TÖRENİN SAHİBİ İZMİT HALKIDIR”
Yıllardır bu anmayı düzenleyenleri yok sayıyorlar. Faciada hayatlarını kaybeden yüzlerce insanın anısını bile siyasi hesaplarınıza malzeme yapıyorlar! Bu törenin sahibi ne İzmit Belediyesi ne de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’dir! Bu törenin sahibi, evladını, eşini, kardeşini kaybeden İzmit halkıdır!
“ANMAYA SİYASET BULAŞTIRMAYIN”
Bu kent, yıllardır acısını nasıl sahiplendiğini, kaybettiklerini nasıl unutmadığını herkese gösterdi. Ama siz ne yapıyorsunuz? Siyasi hesaplarınız için, bu kentin ortak hafızasını parçalamaya çalışıyorsunuz! 1 Mart anmaları kimsenin tapulu malı değildir! İzmit halkının yasına, anmasına siyaset bulaştırmayın!
“ÖNCE SAMİMİ OLMAK GEREKİR”
Ve gelelim anıta… Bunca yıldır bu anıtı yapmadılar, şimdi biz 5 yıldır söylüyoruz diye sonunda yapıldı. Yani katkımız oldu bu anıtın yapılmasına! Ama bu da bir gerçeği değiştirmez. Anıt yapmak yetmez, bu kentin hafızasını sahiplenmek için önce samimi olmak gerekir!”
Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, ilçede her mahalleye eşit hizmet anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Amacımız, tüm mahallelerimizi daha yaşanabilir bir hale getirmek” dedi.
Başkan Ramazan Ömeroğlu, mahalle muhtarlarıyla düzenlenen istişare toplantısında bir araya gelerek ilçede yapılan ve yapılması planlanan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Toplantıda söz alan muhtarlar, yoğun kar yağışına rağmen belediye ekiplerinin sahada gösterdiği üstün gayret sayesinde yolların açık tutulduğunu belirterek, Başkan Ömeroğlu’na teşekkür etti.
Başkan Ömeroğlu, karla mücadelede belediye ekiplerinin büyük bir özveriyle çalıştığını belirterek, “Yoğun kar yağışına karşı ekiplerimiz gece gündüz sahadaydı. Ana yollar başta olmak üzere tüm mahallelerimizde ulaşımın aksamaması için büyük bir gayret gösterdik. Bu süreçte ekiplerimize destek veren muhtarlarımıza ve duyarlılık gösteren vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Ömeroğlu, toplantıda ilçede devam eden ve hayata geçirilecek projeler hakkında muhtarlara bilgi verdi. Dilovası’nda her mahalleye eşit hizmet anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Başkan Ömeroğlu, “Amacımız, tüm mahallelerimizi daha yaşanabilir bir hale getirmek. Her mahallemizin öncelikli ihtiyaçlarını belirleyerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Muhtarların belediyenin en önemli paydaşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Ömeroğlu, “Muhtarlarımıza sosyal taraf olarak değil, her zaman sosyal ortak anlayışı ile bakıyoruz. Onlar, mahallelerimizde yaşanan sorunları en iyi bilen kişiler. Belediye olarak, muhtarlarımızın önerilerini ve taleplerini dikkate alarak, çözümler üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
İzmit Belediyesi, çalışanlarının haklarını koruma ve yaşam standartlarını yükseltme konusundaki hassasiyetini sürdürüyor. Belediyede görev yapan işçilerin maaşları, ek ödemeler ve sosyal haklarla birlikte bölgedeki en iyi seviyeler arasında yer alıyor.
ADİL VE GÜÇLÜ DESTEK
Yapılan son zamlarla birlikte belediye işçilerinin maaşları, tüm yan haklarla birlikte 52 bin TL (giydirilmemiş 45.500 TL) ile 71 bin TL (giydirilmemiş 61.700 TL) arasında oldu.
İzmit Belediyesi, bu maaş düzenlemesiyle birlikte çalışanlarının refahını artırmayı ve ekonomik dalgalanmalara karşı daha güçlü olmalarını hedefliyor. Belediyenin işçi hakları konusundaki hassasiyeti, sosyal belediyecilik anlayışının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İzmit Belediyesi, emek veren her çalışanına adil ve güçlü bir destek sağlama anlayışıyla hareket etmeye devam ediyor.
Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof.Dr.İ.Hamit Hancı ve Adli Bilimciler Derneği Adli Yöneylem Komisyonu Başkanı Av.Dr. Alp Aslan, “İtfaiye Genel Müdürlüğü kurulsun” önerisinde bulundu.
Kartalkaya Kayak Merkezindeki yangın faciası, yangın önlemlerini bir kez daha gündeme getirdi. Adli Bilimciler Derneği bu alanda önemli bir çalışma yaptı. Dernek bu konuda şu açıklamayı yaptı,
İtfaiyecilik Mesleği, bilgi, tecrübe, cesaret ve özveri isteyen, en riskli ve en stresli mesleklerden birisidir. İtfaiyeciler, hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanların can ve mal güvenliğini koruma görevini üstlenirler. Canlarını tehlikeye atarken düşündükleri tek şey kurtarmak ve söndürmektir. Türk İtfaiyeciliği 1714 yılında Tulumbacılar adıyla yeniçeri ocağına bağlı olarak kurulmuştur. Askeri sisteme bağlı olarak 210 yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir.
1826’da yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla “Tulumbacı Ocağı” da ortadan kalkmıştır. 1827 yılında kurulan yeni ordu bünyesinde tulumbacılar ocağı yerine “Yangıncı Taburu” kurulmuştur. Bu teşkilat daha sonra Askeri İtfaiye adını almıştır.
1868’de Şehremaneti, Belediye Reisliği ve Belediye Daireleri kurulmuştur. Bu dönemde, İstanbul’un yangın söndürme işi yalnız askere bırakılmayarak Belediyenin görevleri arasında sayılmıştır.
1890 yılında, bu defa taşrayı da ilgilendiren, “Men-i Harik Tedâbirini Havî Nizamname” si ile, belediye örgütlerinde yangın tertibatının tamamlanması ve personel açığının giderilmesi amaçlanmıştır.Belediye dairelerinde de tulumbacı takımları tesis edilmeye başlanmıştır.
Belediye tulumbacığı ile itfaiyecilik faaliyeti askeri olmaktan uzaklaşınca, İstanbul halkı, semt semt, mahalle mahalle, bıçkın delikanlılardan tulumbacı takımları kurmuştur.
Cumhuriyet’in ilanı ile beraber itfaiye teşkilatını yurda hızla yayılmıştır.
3 Nisan 1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra, belediyelere “yangın vukuunu men edecek tedbirleri almak” görevi verilmiştir. İtfaiye teşkilatının dayanağı olan 15. madde 22. fıkra gereğince, tüm il merkezlerindeki belediyeler teşkilatlarını kurmuşlardır,
Güncel Mevzuatımız, İtfaiye Teşkilatını, Beledi İtfaiyecilik anlayışı kapsamında düzenleme yolunu seçmiş olup, buna ilişkin ana kaynaklar, Belediye Kanunu’nun 52. Maddesi ve bu hüküm uyarınca İçişleri Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Belediye İtfaiye Yönetmeliği’dir.
İtfaiye teşkilatı, belediyeler dışında özel ve kamu sektörü kurum ve kuruluşları bünyesinde de dağınıklık sergilemektedir.
ÖNERİLER
Önleme, eğitim, kurtarma ve söndürme çerçevesinde çok büyük sorumluluk ve fedakarlıklar ile görev yapan Türk İtfaiye Teşkilatı’nın, Dünya’daki benzer gelişmelere koşut olarak yenidenyapılanması gereklidir.
Güncel Mevzuatımızda,İtfaiye Teşkilatı ile ilgilitemel düzenlemeler, Beledi İtfaiyecilik anlayışı kapsamında ele alınmıştır.
Türkiye’de İtfaiye Mevzuatı’nın son derece dağınık olarak genel mevzuat içerisinde yer aldığı görülmektedir. Türkiye’de özel bir “İtfaiye Kanunu” bulunmamaktadır. Bu nedenle İtfaiye hizmetlerinin kapsamı ve itfaiyecilik mesleğinin net bir tanımını yapacak bir “İtfaiye Kanunu” çıkarılmalıdır
İtfaiye birimleri Belediyeler için kar merkezi olmayıp bir masraf kapısı olarak görülmektedir.
itfaiye teşkilatının gerek nitelik ve gerekse nicelik olarak ülke düzeyindeki tüm belediyelerimizi kapsadığını söylemek olanaksızdır.
Her belediyenin maddi gücü aynı olmayıp, İtfaiyesine yeterli kaynak aktaramayabilmektedir.
Bu hususta son derece başarılı yapılanan 112 Acil Sağlık Hizmetleri örnek alınarak,
Başbakanlık AFAD Teşkilatı bünyesinde bir İtfaiye Genel Müdürlüğü kurularak,
Hizmetin 112 deki gibi standartlaştırılması sağlanmalıdır.
Bunun Alternatifi, İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir İtfaiye Genel Müdürlüğü ve İtfaiye Akademisinin kurulmasıdır.
Bu şekilde belediyelerce bir masraf merkezi gibi görülebilen İtfaiye teşkilatının ve itfaiyecilik mesleğinin, karada, havada ve denizde, kamu ve özel sektörde, hak ettiği standartlara kavuşması sağlanmalıdır.
İTFAİYE TEŞKİLATI, GEÇMİŞTEN GELECEĞE
İtfaiyecilik Mesleği, bilgi, tecrübe, cesaret ve özveri isteyen, en riskli ve en stresli mesleklerden birisidir. İtfaiyeciler, hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanların can ve mal güvenliğini koruma görevini üstlenir ve her türlü koşulda hiç bir menfaat gözetmeden canlarını tehlikeye atarken düşündükleri tek şey kurtarmak ve söndürmektir. İtfaiyecilerin tek ödülü ise başarılı olunduğunda duyulan hazdır. Bu yazıda İtfaiye Teşkilatı ve İtfaiyecilik Mesleğinin geçmişi Türkiye ve Dünya örneğinde kısaca incelenerek, geleceğe dair önderilerde bulunulmaya çalışılmıştır.
TÜRK İTFAİYECİLİĞİNİN TARİHÇESİ:
Türk İtfaiyeciliği 1714 yılında Tulumbacılar adıyla yeniçeri ocağına bağlı olarak kurulmuştur. Askeri sisteme bağlı olarak 210 yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Türk İtfaiyeciliğin tarihi incelendiğinde verilerin genel olarak İstanbul’da yaşanan olaylarla ilgili olduğu gözlemlenmektedir. İstanbul’da yaşanan büyük çaptaki doğal afetler, ev yapımında kullanılan yapı malzemelerinin de zamanla farklılık göstermesine sebep olmuştur. Önceleri taş kullanılarak inşa edilen evlerin 1509 senesinde yaşanan depremden sonra ahşap malzemeler kullanılarak inşa edildiği bilinmektedir. Depremlere karşı önlem olarak bina yapımında ahşap malzeme kullanımı yangınlara ve yangınların hızla genişlemesine sebep olmuştur. Padişah III. Murad’ın 12 Mart 1579 tarihli fermanıyla, herkes evinde binanın damına kadar uzanabilen birer merdivenle birer büyük fıçı su bulundurmaya mecbur tutulmuş ve bir yangın vukuunda bütün aile efradı, Yeniçerilerle halk yetişinceye kadar el birliği yaparak yangını söndürmeye mecbur edilmiştir. Türk İtfaiyesinin temelini oluşturan bu fermanın Yeniçeri Ocağı’na dayandığı ve Sivil Halk’a da görev verildiği görülmektedir.
ASKERİ İTFAİYECİLİK
Ülkemizde düzenli İtfaiyeciliğin kökeni “Tulumbacı Ocağı” na dayanır. İlk defa tulumba imal edip kullanan “Davit” isminde bir sonradan İslam’a geçen bir Fransızdır. Müslüman olunca isminin değiştirilmesine lüzum görülmeyerek, ayırt edilebilmesi için adının başına “Gerçek” sıfatı eklenmiş ve Gerçek Davud adını almıştır. Gemilerdeki suyu boşaltmak amacıyla kullanılan bir alet olan tulumbayı yangınlara müdahale amacıyla yeniden tasarlayıp 1715 yılında İstanbul’a tanıtan Gerçek Davut olmuştur. Gerçek Davud, aynı yıl içinde Tüfekhanede çıkan büyük bir yangına tulumbasını alarak koşmuş, etrafına toplanan gençlerin de yardımı ve tulumbasıyla ateşi kontrol altına almıştır. O devrin adeti olduğu üzere Sadrazam İbrahim Paşa da yangına gitmiş ve tulumbası ile ateş söndürmedeki başarısı üzerine Gerçek Davud’u “Tulumbacı Ağası” tayin ederek, Yeniçeri Ocağına bağlı bir tulumbacı teşkilatının kurulmasını emretmiştir. Böylece ilk itfaiye teşkilatımız Askeri düzen içerisinde kurulmuş oldu. İstanbul’da çıkacak yangınlara karşı görevli olan bu yeni 1asker ocağı acemi oğlanları arasından seçilmiş on – on iki nefer ve bir tulumbadan oluşan takımlar halinde ile yeniçeri kolluklarında yerini almıştır. 18. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’un her semtinde küçük bir tulumbacı grubu görev yapmaktaydı. Bunlar küçük yangınlara hemen koşuyor, yangının büyümesi durumunda çevredeki diğer tulumbacılardan ve Tulumbacı Ocağı’ndan yardım istiyorlardı. Yangınları haber vermek için Beyazıt’ta bulunan Ağa Kapısı ile Galata Kulesinden yararlanılmaktaydı. 1826’da yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla “Tulumbacı Ocağı” da ortadan kalkmıştır. 1827 yılında kurulan yeni ordu bünyesinde tulumbacılar ocağı yerine “Yangıncı Taburu” kurulmuştur. Vaka-i Hayriye’den 48 gün sonra büyük Hocapaşa yangını olunca, tulumbacı teşkilatının süratle ihyası için Hükümet harekete geçmiş ancak yeni teşkilat ancak yıl sonra, 1828 de kurulabilmiştir. Yeniçeri Ocağının yerine kurulan “Asakir’i Mensure’i Muhammediyye” himayesinde, şehrin inzibatı için yapılmış eski kolluklar Asakir’i Mensure karakolları oldu, yeni tulumbacılar da Asakir’i Mensure’i Muhammediyye Seraskerliğine, (Komutanlığına) bağlı tulumbacı takımları olarak bu karakollara yerleştirildi.
Bu teşkilat daha sonra Askeri İtfaiye adını almıştır. Askeri İtfaiye Taburunun İstanbul’da gerçekleşen büyük yangınlarda yetersiz kalması sebebiyle Sultan Abdülaziz’in talimatıyla Londra’da itfaiye eğitimi alan Macar Kont Odön Szecheny İstanbul’a getirildi. Kont Odön Szecheny idaresindeki İstanbul İtfaiyesi bünyesinde 1874 yılında 4 kara itfaiye taburu 1887 yılında da deniz itfaiyesi taburu kurulmuştur. Bu süreçte, itfaiyecilik eğitimi verilmeye, giysi ve teçhizat çağın gereklerine uygun olarak şekilde yenilenmeye, bu alanda diğer devletler ile ilişkiler kurulmaya başlandı. Sultan II. Abdülhamid, Szechenyi’nin gerek teorik çalışmaları, gerekse yangın yerlerinde gösterdiği olağanüstü gayretlerden dolayı 1877 yılında kendisine miralay rütbesi verdi. 1883 yılında ise ferikliğe yükseltildi. Böylece yaklaşık kırk yıl boyunca taşıyacağı, “Umûm İtfâiye Alayları Kumandanı” unvanını kazanmış oldu.
Szechenyi ile İstanbul itfaiyesinde yeni bir dönem başlamıştı, ama, yangınlar payitaht için birinci tehlike olmaya devam ediyordu. Personelin hiyerarşik düzenle örgütlenmesi, yönetmeliğin çağdaş esaslara göre düzenlenmesi ve modern tulumbalar ithali gibi yenilikler, itfaiye anlayışında ileriyi gören bir değişim başladığının somut belirtileriydi. Szechenyi’nin kurduğu örgüt her ne kadar kusursuz işlese de, afetin sıklığı ve hepsine müdahalede yetersiz kalınması, örgütün başarısını gölgeliyordu. Bu dönemde şehirde yangınların çoğalması ile sigorta şirketi sayısının artması arasında yakın ilişki bulunmaktaydı. Zira Sultan II. Abdülhamid’in, yangınların sebeplerini tespit etmek için yaptırdığı araştırmalar, bunların çoğunun, sigorta şirketlerinden para almak isteyen mülk sahipleri tarafından kasten çıkarıldığını ortaya koymuştu. Padişaha sunulan jurnallerin ortaya çıkardığı çarpıcı bir gerçek de, söz konusu kurnazlığa yönelen ve mülkünün yanmasına göz yuman şahısların çoğunun gayrimüslim olmasıydı. Sigorta şirketlerinin büyük ölçüde yıpranmasına ve bazılarının kapanmasına yol açan bu durum, yangın zedelerle şirket yöneticilerini sık sık karşı karşıya getirmekte, tartışmaların çoğu yargıya intikal etmekteydi. Skandal, 1874 yılında, İngiliz Sun Şirketi’nin İstanbul sorumlusunu görevinden istifa ettirmişti. Bazı basın organlarındaki yorumlarda itfaiyedeki yetersizlikler ön plana çıkarılıp, açıktan ya da gizli biçimde Szechenyi Paşa kusurlu gösterilmiş ise de, başarısızlığın temel nedeni, şehircilik politikasında öteden beri süregelen yanlış uygulamalardı. Nitekim Sultan II. Abdülhamid’in yaptırttığı araştırmalar, yangınlarla mücadelenin önündeki en büyük engelin, su yetersizliği ile ahşap ve bitişik nizam yapılaşma olduğunu ortaya koymuştu. İtfaiye hizmetlerini tek bir idarede, yani Szechenyi’nin başında bulunduğu örgüt elinde toplayan bu düzenlemeden sonra, alayın teknik donanımının iyileştirilmesine girişildi. 1890 yılında, bu defa taşrayı da ilgilendiren, “Men-i Harik Tedâbirini Havî Nizamname” yayınlandı. Sekiz maddelik nizamnamenin temeli, belediye örgütlerinde yangın tertibatının tamamlanması ve personel açığının giderilmesi esasına dayanıyordu. Nizamnamenin en önemli özelliği, yangınla mücadelede koruyucu tedbirlerin alınmasının yanında, cezalandırma yöntemiyle caydırıcılık faktörünün de devreye sokulmuş olmasıydı
BELEDİYE TULUMBACILARI
Tanzimat ile beraber devlet teşkilatı batılılaşırken, 1868’de Şehremaneti, Belediye Reisliği ve Belediye Daireleri kurulmuştur. Bu dönemde, İstanbul’un yangın söndürme işi yalnız askere bırakılmayarak Belediyenin görevleri arasında sayıldı. Belediye dairelerinde de tulumbacı takımları tesis edilmeye başlandı. Tulumba takımı, semtin hamaI, ırgat, arabacı gibi, vücut yapıları bu meşakkatli işe dayanıklı gençlerinden oluşturuldu. Bu gençler kendi günlük işlerine devam ettikleri gibi, yangın çıkınca tulumbalarının başı yaparak yangına koşarlardı. Gençlerin bu hizmetlerine karşılık, hemen hepsi bekar olduklarından, kendilerine yatacak bir koğuş gösterildi, küçük birer aylık bağlandı ve günde bir ekmek ile yılda birer giysi verilerek iaşe ve ibadeleri sağlandı. Bunlar her türlü Belediye vergilerinden de muaf tutuldular. Yangına gitme kıyafetleri Askeri İtfaiye ile kıyaslanmayacak şekilde zayıftı: Sırtta bir yelek, bir gömlek, başta bir keçe külah, yalın ayaklarında da bir tulumbacı yemenisinden ibaretti
MAHALLE TULUMBACILIĞI
Belediye tulumbacığı ile itfaiyecilik faaliyeti askeri olmaktan uzaklaşınca, İstanbul halkı, semt semt, mahalle mahalle, bıçkın delikanlılardan tulumbacı takımları kurar oldular. Böylece, Askeri ve Beledi İtfaiyeciliğin yanı sıra Gönüllü İtfaiyecilik de Ülkemiz tarihinde yerini almış oldu. Belediye tulumbacı teşkilatı, başı bozuk halde aynen taklit edildi. Koğuşlar yapıldı, bu gençler yangınlara yalın ayak, çeşitli renkte kılık kıyafet ile koşar oldular. Tulumbacılık hevesi öylesine yayıldı ki zamanımızın futbol kulüpleri ve taraftarları arasındaki rekabet, tulumbacı taraftarları arasında da yaşandı. Tulumba mahallenin, semtin sembolü haline geldi. Bu takımlar yangına giderken ve yangın dönüşü koşular, yangını unutturacak kadar iddialı oluyordu. Takımlar arasında bazen kanlı dövüşler oluyordu. Mahalle tulumbaları sandıklarına kayıkçı, arabacı, beygir sürücüsü gibi kimselerin yanında esnaf gençleri, kalem efendileri, idadi talebeleri, yüksek mektep talebeleri, beyzadeler, paşazadeler uşak yazılmışlardı. “Yangın var” sesi duyulunca hepsi koğuşlarına giderek esvaplarını, üniformalarını atıyorlar, dizliklerini çekip formalarını geçiriyorlar ve yalınayak tulumba sandığının kolu altına 3girerek yangına koşuyorlardı. Gönüllülük esasına dayanan bu tulumbacılığın kısa bir zaman içinde zengin bir edebiyatı, türlü adetleri, merasimi, zengin bir tulumbacı argosu doğmuş oldu.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE İTFAİYE
Cumhuriyet’in ilanı ile beraber itfaiye teşkilatının yurda hızla yayıldığı görülmektedir.
1923 yılında Bolu, Bursa, Edirne, Manisa, Uşak, İzmir,
1924 yılında Ankara, Mersin, Konya, Samsun,
1925 yılında Adana, Çorum, Erzincan, Trabzon,
1926 yılında Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, İzmit, Malatya, Tekirdağ, Tokat,
1927 yılında Eskişehir,
1928 yılında Kayseri,
İlleri itfaiye teşkilatlarını kurarak hizmet vermeye başlamışlardır. Ankara İtfaiye teşkilatının kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Eldeki ilk belge, 19 Haziran 1922 tarihli ve Ankara Belediyesi Dairesince, Osman Zeki (Abaan) Bey’e verilen bir takdirnamedir. Bu takdirnamede açıklandığına göre, Ankara’da ilk İtfaiye Teşkilatı, 1922 yılı başlarında, Kurtuluş Savaşı içinde “Müstakil İtfaiye Bölüğü” adı ile askeri bir örgüt şeklinde ve Osman Zeki Bey kumandasında, bugünkü adının verilmesine sebep olan İtfaiye Meydanı’nda kurulmuştur. Ankara İtfaiyesi, Cumhuriyetin ilanını takip eden süreçte, 16 Şubat 1924 yılında kurulan şehremaneti ile araç gereç ve bir kısım personeliyle Ankara Belediye’sine devredilerek sivilleştirilmiştir. 3 Nisan 1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra, belediyelere “yangın vukuunu men edecek tedbirleri almak” görevi verilmiştir. İtfaiye teşkilatının dayanağı olan 15. madd 22. fıkra gereğince, tüm il merkezlerindeki belediyeler teşkilatlarını kurmuşlardır, itfaiye teşkilatının gerek nitelik ve gerekse nicelik olarak ülke düzeyindeki tüm belediyelerimizi kapsadığını söylemek olanaksızdır.
DÜNYADA İTFAİYE TEŞKİLATLARI
Dünya’nın başlıca itfaiye teşkilatları yakından incelendiğinde, Ülkemiz itfaiye teşkilatı tarihine benzer bir gelişim geçirdikleri, ait oldukları toplumların sosyal ve ekonomik yaşamları üzerinde kalıcı iz bıraktıları gözlenebilir.
NEW YORK CITY, ABD
New York itfaiye Teşkilatı, gerek organizasyon gerekse teknik olanakları bakımından dünyanın en büyük itfaiye teşkilatıdır. New York İtfaiye Teşkilatı, New York metropolünün beş ayrı bölgesinde yaşayanların can ve mal güvenliğini, yangınlardan ve yangına bağlı tehlikelerden korumak, acil durum ve ambulans 4hizmetlerini sağlamak, teknik kurtarma hizmetleri vermek ve ayrıca biyolojik, kimyasal ve radyoaktif tehlikelere karşı ilk müdahaleyi yapmakla sorumludur. New York İtfaiye Teşkilatı’nın ilk oluşumu, Flaman yerleşimi olan New Amsterdam’da ilk itfaiye yönergesinin kabul edildiği 1648 yılına kadar uzanmaktadır. Kirli bacalardan alınan para cezaları ile kancalar, merdivenler ve kovalar satın alınmış ve şehrin erkekleri arasından seçilen sekiz nöbetçiden oluşan bir yangın nöbet ekibi kurulmuştur. Bu ekipler, geceleri gün ağarana kadar caddelerde, kova, merdiven ve kancalarla gezerek, yangın gözetlemesi yapmışlardır. 1664 yılında New Amsterdam, bir İngiliz yerleşimi haline gelmiş ve yeniden adlandırılarak New York olarak anılmaya başlanmıştır. İngiltere’nin Londra kentinden getirilen iki adet elle çalıştırılan pompa, ilk kez 1731 yılında hizmete alınmıştır. Bu pompalar, Amerikan kolonileri dahilinde kullanılan ilk itfaiye araçlarıdır. Bu tarihlerde, eli kolu tutan herkes bir yangın olduğunda olay yerine gidip kıdemli itfaiyecilerin gözetiminde yangının söndürülmesine yardımcı olmuşlardır. Şehirdeki ilk itfaiye istasyonu, 1736 yılında Broad Street Belediye Binası’nın karşısında inşa edilmiştir. Bir yıl sonra, 16 Aralık 1737 tarihinde koloninin Genel Meclisi, jüri ve askerlik görevlerinden muafiyet karşılığında, gerekli görüldüğünde çağrılacak olan 30 kişiyi görevlendirmek suretiyle New York İtfaiye Teşkilatı’nı kurmuştur. O tarihlerde şehrin resmi itfaiyecileri, gece ya da gündüz hizmet etmeye hazır, gayretli, çalışkan ve her an tetikte olabilecek, elinden iş gelen dinamik erkeklerden seçiliyordu. 1866 yılında aşırı kayıplara ve dolayısıyla sigorta primlerinde yükselmeye yol açan birkaç büyük yangının ardından, itfaiye teşkilatı General Alexander Shaler’in emri altında yeniden yapılandırılmıştır. Bu değişim ve disiplin, yangın kayıplarında genel bir azalma sağlamıştır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Körfez Belediyesi, karla mücadelede yoğun bir mesai sürdürürken, 120 personel 50 araç ile 7/24 sahadaydı. Çalışmalar kapsamında toplamda 2 bin 750 ton tuz döküldü.
Körfez Belediyesi’nin iş makineleri, greyder ve tuzlama araçlarının yer aldığı toplam 50 araç ve 120 personel ile sahada olan ekipler, ilçe genelinde olumsuzluğa izin vermedi. İlk günden itibaren kentin yüksek noktaları dışında ilçe genelinde Büyükşehir Belediyesi ekipleriyle birlikte koordine içerisinde çalışma yürütüldü.
Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, yoğun bir mücadeleyi geride bıraktıklarını belirterek, “Ekiplerimiz yağışın başladığı ilk andan itibaren gerçekten canla başla mücadele ettiler. 120 personel 50 araç ile sahadaydık Büyükşehir belediyesi ekiplerimizle koordineli olarak özellikle kırsal bölgelerde sürekli olarak yolları açık tuttuk. Dün ve bugün de eğitim kurumları, sağlık merkezleri ve kaldırımlarda buzlanma riskine karşı sabahın erken saatlerinden itibaren tuzlama çalışması gerçekleştirdik. Ekiplerimize emekleri ve mücadeleleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Anne Şehir Merkezlerinde muhteşem işler yapıldığını belirterek, “Bugün 7 ilçede Anne Şehir Merkezimiz var. Aktif üyesi 90 bini geçti. Mutlu ortamı daha da büyütmek, bu aileyi daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz” dedi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından Gebze Beylikbağı Kılavuz Gençlik Merkezi’nde “İlham Veren Kadınlar” buluşması düzenlendi. Programa, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, AK Parti Gebze İlçe Başkanı Recep Kaya ve çok sayıda davetli katıldı. Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Merkezleri 7 ilçede 12 yerde hizmet veriyor. Halen 90 binden fazla aktif üyesi bulunuyor. Bu merkezlerden yararlanan anneler programda konuşma yaparak, deneyimlerini paylaştı. Anne Şennur Kurt, Defne Anne Şehir Merkezi ile tanıştıktan sonra hayatında birçok olumlu değişim yaşadığını söyledi. Sporla daha zinde hissettiğini, diyetisyen hizmetiyle sağlıklı beslenmeyi öğrendiğini belirtti. Oğlunun okul öncesi sınıflarda yaşıtlarıyla iletişim kurmasının ve gelişiminin desteklenmesinin kendisini çok mutlu ettiğini ifade eden Kurt, bu merkezde düzenli kitap okuma alışkanlığı kazandığını da vurguladı. Anne Şehir Sağlık Yaşam Merkezi ailesinin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirten anne Elif Berber ise program sayesinde hayatında önemli değişimler yaşadığını belirtti. Bir yıl önce trombosit fonksiyon bozukluğu teşhisi konulduğunu söyleyen Berber, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme sayesinde hastalığın etkilerinin azaldığını ve daha hareketli bir yaşama kavuştuğunu dile getirdi. Berber, el sanatları ve ahşap atölyeleri sayesinde günlük hayatın yoğunluğundan uzaklaşıp yeteneklerini keşfetme fırsatı bulduğunu da belirterek, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür etti.
“90 bin 902 aktif üyemiz var”
Başkan Büyükakın ise “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü gelecek demektir. Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi ile kadınlarımızın sağlığını, sosyal hayatını ve mutluluğunu destekliyoruz. Toplam 7 ilçe, 12 merkez, 237 uzman kadromuzla kadınlarımız ve ailelerimiz için çalışıyoruz. Şu an 90 bin 902 aktif üyemizle, 2024 yılında 447 bin 218 hizmet sunduk. Bunu 12 ilçemize de yaymak ve bu aileyi daha da büyütmek istiyoruz. Toplumun her kesiminde kadınlarımızı destekliyoruz. Belediyemizde kadın istihdamını yüzde 73 artırdık, yönetimde daha fazla kadına yer verdik. Hayme Ana’nın cesareti, Nene Hatun’un fedakârlığı, Kara Fatma’nın bağımsızlık mücadelesi bugün de kadınlarımızın başarısında ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Artık kadınların neler yapabileceğini tartışmıyoruz, başarılarını konuşuyoruz. Kadın güçlendiğinde aile güçlenir; aile güçlendiğinde toplum yükselir. Biz, Kocaeli’de kadınlarımız için çalışmaya, aileyi ve geleceği birlikte inşa etmeye devam ediyoruz” diye konuştu.
Körfez’de karla mücadele yoğun şekilde devam ederken, vatandaşların olumsuz etkilenmemesi ve ulaşımın rahat sağlanabilmesi için 100 personel, 35 araç ile sahada görev yapıyor.
Körfez Belediyesi, karla mücadele yoğun şekilde devam ederken, vatandaşların olumsuz etkilenmemesi ve ulaşımı rahat sağlayabilmesi için otobüs durakları ve yaya kaldırımlarında tuzlama ve küreme çalışması yaptı. Kırsal alanda büyükşehir belediyesi personelleri ile koordineli çalışma yürüten ekipler, gece boyunca da kent merkezindeki ana arterlerde tuzlama ve küreme çalışması gerçekleştirdi.
Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, İlimtepe bölgesindeki çalışmaları yerinde inceledi. 7/24 görev başında olduğunu belirten Başkan Söğüt, “Meteorolojiden gelen uyarı sonrasında ekiplerimiz teyakkuza geçmişti. Yağışın da başladığı ilk andan itibaren gerçekten canla başla mücadele ediyorlar. Bugün 100 personel 35 araç ile sahadayız. Büyükşehir belediyesi ekiplerimizle koordineli olarak özellikle kırsal bölgelerde sürekli olarak yolları açık tutuyoruz. Kent merkezinde de gerek kar küreme gerekse tuzlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyoruz. Gece-gündüz demeden görevimizin başındayız ve sahadayız. Ekiplerimiz çalışmalarını hassasiyetle yürütüyor, hepsine teşekkür ediyorum. Ekiplerimiz kar yağışı devam ettiği sürece sahada olmaya devam edecek. Vatandaşlarımızdan da ricamız kar lastikleri takılı olsun, dikkat ve tedbiri elden bırakmasın. Sahada yaşanacak sorunlarda belediyemizi mutlaka arasınlar” ifadelerini kullandı.