Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Keçi, ördek, tavuk, tavşan: Hepsinin görevi “Çok özel”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/keci-ordek-tavuk-tavsan-hepsinin-gorevi-cok-ozel-0-TbARnjFL.mp4
KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de özel bir eğitim ve rehabilitasyon merkezinde özenle bakılan keçi, ördek, tavuk, tavşan ile tavus kuşları, özel çocukların eğitiminde çok önemli görev üstleniyor. Hayvanları elleriyle besleyen özel çocukların mutlulukları gözlerinden okunurken, dünyada ilk kez kullanılan yöntemin neticeleri, eğitimcileri bile şaşkına çeviriyor.

Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan Atlantis Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bakılan hayvanlar, özel çocukların gelişimi ile eğitiminde çok önemli yer ediniyor. Merkezin keçileri ise en özel konuklar arasında yer alıyor. Çocuklarla eğlenen, ellerinden yemek yiyen keçi ile tavşanlar, özel bireylerin gelişimine inanılmaz katkılar sağlıyor. Çocukların hayvanlarla kurdukları temasın ardından gelişimlerinde önemli ilerlemeler gören eğitimciler de, çocuklar ile hayvanları sık sık bir araya getirmeye çalışıyor.

“Konsantrasyon ve dikkat sürelerini uzatıyor”

Özel gereksinimli çocuklarda özellikle hayvan terapisinin çok uzun yıllar öncesinden bulunduğuna dikkati çeken merkezin yetkilisi Mehmet Ali Kaşka, “Fakat bu terapiler eğitimde bütünleştirilmemiş, eğitimin içerisinde katılmamıştı. Biz kurumumuzda ilk defa dünyada özel eğitimle, bireysel eğitimle beraber hayvan terapilerini uygulamaya başladık. Hayvan terapileri sırasında çocukların oldukça sakin kaldığı, konsantrasyon ve dikkat sürelerinin uzadığı, onların peşinde koşturarak eğlendiklerini ve mutlu olduklarını gördük. Bu da tabii ki eğitim süreci içerisinde oldukça fayda sağladı. Çocuk bir taraftan bireysel derse girerken 20 dakikalık mola sırasında bahçede doğa içerisinde güzel vakit geçirdiğine şahit olduk. Bunun yanı sıra göz teması noktasında çok güzel gelişmelere tanık olduk. Kurumumuzda 12 yıldır özellikle hayvan terapilerini uygulamaktayız” dedi.

“Bireysel eğitimin yanında kullandığımız bir terapidir”

Kaşka, hayvan terapilerine ilk yıllarda tavuk ve horozlarla başladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Gözlemlerimizde özellikle otizm belirtisi olan ya da otizm tanılı olan çocukların çok fazla agresif davranışlarını, davranış problemi gösterdiklerini görüyorduk. Fakat bu hayvanları gördükleri andan itibaren onları izlemeleri, onların peşinden koşturmaları dikkatimizi çekti. Onun üzerine de bu alandaki hayvanları renklendirdik. Onların ilgisini çekecek evcil olabilen, zarar vermeyecek hayvanları kurumumuza katarak eğitimlerimizde kullanmaya başladık. Kurumumuz sadece hayvan terapisi uygulamıyor, aslında bilimsel olarak olması ve yapılması gerekeni yapıyor. Bireysel eğitimin yanında kullandığımız bir terapidir. O yüzden bu çok daha önemli. Kurumumuzda şu an için; ördeklerimiz, cüce keçilerimiz, köpeklerimiz, tavus kuşlarımız, tavşan, horozlar, tavuklar, kuşlar mevcut.”

Tavşanlara havuç, keçilere yaprak

Merkezde bulunan tavşanların, çocukların elinden havuç yeme anları da görenlerin yüzlerinden tebessüm oluşturuyor. Havuç görünce dayanamayan tavşanlar, çocukların elinden beslenirken en tatlı hallerini sergiliyor. Keçiler özellikle ağaç yapraklarına dayanamazken, tavuklar ise mısır, buğday gibi yiyecekleri tüketiyor. Merkezde eğitim gören çocuklar ile hayvanların bir araya gelmesi ortaya renkli görüntüler çıkartıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Türkiye’nin gündemine oturan baba konuştu: “Bana zorla özür diletti”

Evlatlarını okula götürürken, yanından hızlı geçen sürücüyü uyardığı için çocuklarının gözü önünde darp edilen baba konuştu.

Kocaeli’nin Gebze ilçesi Cumhuriyet mahallesinde evlatlarını okula götürürken, sokak arasında hızlı giden Ozan C. isimli şahsı uyardığı için, çocuklarının gözü önünde tokat yiyen ve Türkiye’nin gündemine oturan baba Ö.K. yaşadıklarını anlattı.

“Benden zorla özür diletti”

İşten geldiğini ve çocuğu okula götürmek için kızı ile oğluyla yola çıktığını ifade eden Ö.K., “Bir jip hızlı bir şekilde sağa sola yalpalayarak üzerimize doğru geldi. Yanımızdaki araçlardan kendimizi kenarı atamadık. ‘Yavaş ol’ diye elimi kaldırdım. 50 metre ileriye giderek, tekrar geri geldi. ‘Ne diyorsun lan’ sen dedi. Tozu dumana kattığını, çocukların koktuğunu söyledim. Bütün çocukların okula gittiğini, okul saati olduğunu belirttim. ‘Sana mı soracağım? Senden mi öğreneceğim gibisinden hakaret etmeye başladı. Konuşurken küfürlü konuşuyordu. Çocuk yanımda, var yok dikkate almadı. Kardeşi arka taraftan geldi. Ben normal yoldan geçen vatandaş zannettim. Yolu göstererek, tehlikeli olduğunu gösterirken, kardeşi koluma vurarak aşağıya indirdi. Arabanın kapısını bana ve oğluma çarpacak şekilde açıp aşağı indi. ‘Bana bak koçum, sen ne demek istiyorsun? Senin derdin ne?’ falan böyle artist artist, kabadayı konuşarak üzerime yürüdü. Ben alttan almaya çalıştıkça bu sanki suçlu benmişim gibi sürekli üste çıkmaya çalıştı. Ben, “Yavaş gitmen gerekiyor, ara sokak. Hatalı bir şey söylemiyorum sana. Hakaret etmiyorum” dedim. O bana küfürlü konuşuyor. Ben çocuklar var diye, kesinlikle çocuğun yanında ve normal hayatımda da istediğiniz kişiye sorabilirsiniz, küfürlü konuşmam. Bu halâ beni aşağılamaya çalıştı, aşağıladı zaten çocuklarımın yanında. Sonra üzerime doğru geldi. Yanaklarımdan tuttu. Boğazımı, yüzümü sıktı. Sonra, ‘Bana özür dile’ dedi. Ben de, ‘Neden özür dileyeceğim. Özür dilemesi gereken sensin, hatalı ben değilim” dedim. O halen, ‘Özür dileyeceksin’ dedi. Baktım ki iş daha kötüye gidecek, kızım elimden tutuyor, oğlum da arkamda korkudan bir sağa bir sola gidiyor. Bir yanda da gözüm onlarda, çocuklar çünkü çok aşırı korktu. Baktım iş kötüye gidecek, ben özür diledim ki bir an önce bırakıp gitsinler, en azından çocuklar daha fazla korkmasın” dedi.

“Özür diledim, tokat attı”

Özür dilemesine rağmen zanlı Ozan C.’nin kendisine tokat attığını ifade eden Ö.K., “Ben tam özür diledim, o halen eli benim üzerimde, bana tokadı yapıştırdı. Sonra da küfürlü bir şekilde ‘Yürü git’ dedi. Hatta arkamdan da diğer kameradan, sol kameradan gözüküyor, eliyle hareketler yapıyor. Ben aynı şekilde okul istikametine doğru devam ederken, kardeşi de arabaya binmedi. Bizim gittiğimiz okul yönüne doğru bizimle ilerleyip, bizi geçip daha sonra sokakta kayboldu” diye konuştu.

“Yalan söylüyor”

Şahısları tanımadığını söyleyen Ö.K., “Şimdiye kadar hiç karşılaşmadım. Kimseyle bir husumetim yok. Benim bu mahallede eşim, dostum, akrabam, komşularım, herkese sorabilirler. Polis bile sormuş. Hiç kimseden hiçbir şey çıkmadı. Ne bir sabıkam var, ne kimseyle bir olayım var. O yüzden ben bunları tanımıyorum. Ben bunlara hakaret etmedim. Kendisi bana diyor ki, ‘Anneme küfür etti. Arabamda çocuğum var.’ Sadece dedim ki; ‘Yavaş yavaş.’ Elimi kaldırdım. Görüntülerde görünüyor. Arabada sadece kendisi vardı. Arabanın içi boştu, yalan söylüyor. Madem arabasında çocuk var, o araba o şekilde mi kullanılır? Yani kendi çocuğunu kendisi düşünmüyor da başkasının mı düşünmesini bekliyor?” şeklinde konuştu.

“Çocuk telefonda ağlıyor, ‘Baba ben okula gitmeyeceğim’ diyor”

Çocukların çok korktuğunu söyleyen Ö.K., “Benim de moralim bozuk ama mecbur işe gitmem gerekiyor. Polisler, ‘Rapor alalım, işe gitme falan’ dedi. Ben bunu kabul etmedim. Kaç gündür oğlumu okula zor gönderiyorum. Sabah çocuk telefonda ağlıyor, ‘Baba ben okula gitmeyeceğim’ diyor. Oyalamaya çalışıyorum. Kaç gündür çocuk okula gitmek istemiyor. Okulda öğretmen sağ olsun yardımcı oluyor kafasını dağıtması için. Teneffüslerde falan yanında gezdiriyor, ilgileniyorlar. Müdürler sağ olsun ilgileniyorlar ama yani çocukların psikolojisi daha kötü oldu. Çocukların ağzında hep o kelime: ‘Baba o abi sana neden vurdu? Abi, baba biz bir şey yapmadık ki, okulumuza gidiyorduk. Neden böyle bir şey oldu?’ diye çocuklar bize soru soruyor. Eşim gece çocukların yanında kaldığı için diyor ki; ‘Sürekli uyanıyor. Yatağın içinde oturuyor’ dedi. Önceden çocuklarımın hiç öyle bir şeyi yoktu” şeklinde konuştu. Kesinlikle küfür ve hakaret hiçbir şey yok. Ben sadece ‘yavaş ol’ demiştim. ‘Çocuklar var’ dedim. Olay bu” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Körfez’de özel çocuklara özel spor çalışmaları

Körfez Belediyesi ve Körfez Gençlerbirliği Spor Kulübü’nde özel çocuklara büyük önem verilerek özel spor kursları düzenleniyor.

Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt’ün büyük önem vererek dikkatle takip ettiği özel çocukların eğitim ve sportif çalışmaları takdir görerek, ilgi çekiyor. Bu kapsamda uzun süredir devam eden özel çocukların eğitimlerine talep de büyük oluyor. Körfez Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olarak Körfez Gençlerbirliği SK bünyesinde belirli zaman aralıklarında açılan kurslar belediyenin spor tesislerinde uzman eğitmen Mehmet Demirci tarafından veriliyor.

Fiziksel gelişiminin yanı sıra becerileri de gelişiyor

Özel çocuklar spor eğitimleri ve motor becerilerine göre çalışmalara tabi tutuluyorlar. Motor becerilerin gelişmelerinin yanı sıra çocukların spor ile ilgili ileri dönem planları da yapılıyor. Körfez Gençlerbirliği SK’da çocuklara; hareket eğitimleri, çeşitli egzersizler ve sportif çalışmalar yaptırılırken, sportif ve farklı becerilerinin gelişmesine katkı sağlanması amacıyla uygulanan spor eğitimleri çocukların gelişmelerini sağlayan yürüme, koşma, zıplama, vurma, el-göz koordinasyonu, odaklanma, denge, öz bakım ve yaşam becerileri gibi konular üzerinde dikkatle çalışılıyor. Diğer taraftan çocukların fiziksel gelişimlerinin yanında duyusal ve psikomotor gelişimlerine de destek sağlanıyor.

Spor, engellilerin toplum içindeki yerlerini de geliştirmektedir

Sportif egzersizler, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Aynı zamanda engellilerin eğitim ve iyileştirme süreçlerinde tedavi edici bir araçtır. Engellilerin spor yapmalarının olumlu etkileri, sadece kişi üzerinde değil aile ve toplum düzeyinde de görülmektedir. Spor, engellilerin toplum içindeki yerlerini de geliştirmektedir. Spor sayesinde engelli bireyler sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal açıdan da gelişim gösteriyorlar.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yeni eğitim yılı öncesi uzmanlardan ailelere önemli tavsiyeler

Yeni eğitim yılı öncesi uzmanlar, çocukların okula uyum sürecinde ailenin rolüne dikkat çekerek, evde düzen ve hazırlık yapmanın adaptasyonu kolaylaştırdığını vurguladı.

Türkiye genelinde tüm öğrenciler 8 Eylül Pazartesi günü ders başı yapacak. Özellikle okula yeni başlayan çocuklar için okula adaptasyon süreci bazen sancılı geçebiliyor. Uzmanlar ise, çocukların genel olarak yeni girdikleri ortama kolay uyum sağlayabildiğini ve önyargılı hareket etmediklerini belirtiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Sümeyye Saraçoğlu, “Okula uyum sadece okulda değil, evde de başlar” diyerek okula uyumda ailenin desteğine vurgu yaptı.

Okul yolculuğu evde başlar

Evde düzenli yaşamın çocuğun iç dünyasında huzur ve güven duygusu oluşturduğunu vurgulayan Saraçoğlu, “Erken uyuma, aynı saatte kalkma, düzenli beslenme ve oyun için ayrılan zaman bu süreçte kritik rol oynuyor. Burada velilerin çocuklarının uyum sürecine destek olması çok önemli. Çocukla birlikte yapılacak etkinlikler bu süreci kolaylaştıracak en önemli adımlar” ifadesini kullandı.

“Okul alışverişini birlikte yapın”

Ailenin çocukların okula uyum sürecinde önemli rol oynadığını belirten Psikolog Saraçoğlu, “Çocukların okula başlaması çocuk ve aile için yeni dönemdir. Bu dönem çocuk için çok önemli değişim olabilir. Okul çocuklar için alışılmış ve kendini güvende hissettiği aile ortamında farklı özellikler içeren sosyal çevredir. Bu çevreye uyum süreci için okul alışverişlerini çocuklarınızla birlikte yapın. Çocuğun sürece dahil olduğunu hissetmesini sağlar. Bu alışverişin yanı sıra okul başlamadan önce sınıfı ve bahçeyi görmek çocuk için önemli. Bu ziyaret çocukların yabancılık duygusunu azaltır. Okula başlama temalı kitaplar üzerinden duyguları konuşmak, çocukların kaygılarını hafifletir. Bunun yanı sıra rutinler çocuklara huzur verir. Evde düzenli bir yaşam, okul hayatına daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur” açıklamasında bulundu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Öğrencilerini istismar ettiği iddia edilen öğretmen hakim karşısında: “Sonunuz Narin gibi olur” diye tehdit etmiş

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/ogrencilerini-istismar-ettigi-iddia-edilen-ogretmen-hakim-karsisinda-sonunuz-narin-gibi-olur-diye-tehdit-RwJcxRdc.mp4
Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeki Sınav Koleji’nde öğrencilerine 2 yıl boyunca cinsel istismar uyguladığı iddia edilen tutuklu öğretmenin 204 yıl 5 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada suçlamaları reddeden sanık, kendisine yöneltilen iddiaları kabul etmedi.

Kartepe’deki Sınav Koleji’nde sınıf öğretmenliği yapan M.A., iddiaya göre 2023-2024 yılları arasında 6 öğrencisine cinsel istismarda bulundu. M.A.’nın, “Sizi ödüllendireceğim” diyerek sınıftakileri dışarıya çıkardığı ve bazı öğrencileri kucağına almak suretiyle taciz ettiği iddia edildi. Öğrencilerin durumu ailelerine anlatmasıyla konu polise intikal etti. M.A., 6 ailenin şikayeti üzerine 7 Ocak’ta gözaltına alındı. İfadesi alınan öğretmen M.A’nın emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcı karşısına çıkarılan öğretmen 8 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2023-2024 yılları arasında “12 yaşından küçük mağdurların cinsel istismarı”, “basit tehdit”, “12 yaşını tamamlamayan çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından açılan davanın iddianamesi, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Cumhuriyet savcısı, sanığın eğitimci olması ve zincirleme şekilde birden fazla öğrencisine karşı cinsel istismar ve tehdit suçlarını işlemesi nedeniyle, hakkında toplam 84 yıl 6 aydan 204 yıl 5 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. İddianamede çocukların ve sanığın ifadelerine de yer verildi. Mağdur çocuklar, sınıf öğretmenlerinin kendilerine müstehcen hareketlerde bulunduğunu dile getirdi.

“Sonunuz Narin gibi olur” diye tehdit etmiş

Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık M.A., mağdur çocukların aileleri ile taraf avukatı hazır bulundu. Tacize uğradıklarını söyleyen çocuklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Olayla ilgili dinlenen mağdur anne ve babalar, çocuklarının M.A. tarafından taciz edildiğini, bu durumu çocuklarından öğrendiklerini ve çocukların, M.A. tarafından kimseye anlatmamaları yönünde tehdit edildiğini ifade etti. Çocuklar, M.A.’nın sınıftaki diğer öğrencileri bahçeye çıkartarak kendileriyle tek tek yalnız kaldığını, kimsenin içeri girmemesi için kapıyı kapatıp perdeyi çektiğini anlattı. Ayrıca, çocuklardan bazıları ise durumu ailelerine anlatmaları halinde M.A.’nın kendilerini ’Sonunuz Narin gibi olur’ sözleriyle tehdit ettiğini ifade etti.

“Okul idaresine bildirmeme rağmen önlem alınmadı”

Tanık olarak dinlenen okuldaki öğretmen İ.M., “Bana da temaslı davranıp uygunsuz espriler yapınca kendimi geri çekmek zorunda kaldım. Şakalarının içeriği oldukça rahatsız ediciydi. Ayrıca, kız öğrencilerle sınıfta çok samimi ve yakın bir ilişki içindeydi. Havuza girerken çocuklara yönelik bakışları beni rahatsız ediyordu. Tüm bunları okul idaresine bildirmeme rağmen, herhangi bir önlem alınmadı” dedi.

“Öğrencilerime temasım olmadı, suçlamaları reddediyorum”

22 yıllık evli ve 1 çocuk babası olan M.A., duruşmadaki savunmasında, “Öğrencilerime hiçbir şekilde temas etmedim, dokunmadım. Annelerinin isteği doğrultusunda görüştüm. Anneleri beni sürekli arayarak çocuklarının sorunlarından bahsediyordu. Bahsedilen iddiaları hiçbir zaman gerçekleştirmedim. Temasım hiçbir zaman olmadı. Sınıfta öğrenciler ile yardım istediklerinden dolayı yalnız kaldım. Suçlamaları reddediyorum” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 12 Kasım tarihine erteledi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Anne ve çocuklar etkinlikte buluştu

Kocaeli’de çocukların gelişimini desteklemek ve aile bağlarını güçlendirmek için düzenlenen etkinlikte anne ve evlatları bir araya geldi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün organizasyonuyla gerçekleştirilen “Minik Yürekler ile Değerli Anlar” etkinliği; anneler ve çocukların katılımıyla dopdolu geçti. Programda anne ve çocukların birlikte kaliteli ve verimli vakit geçirmesi hedeflenirken, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen etkinlikler büyük ilgi gördü. Hem eğlenen hem de el becerilerini geliştiren çocuklar, kendilerini böyle etkinlikte buluşturduğu için büyükşehir belediyesine teşekkür etti. Etkinlikte kum boyama ve anahtarlık yapımı gibi atölyeler düzenlenirken, eğlenceli atletizm parkuru çocukların enerjisini sahaya yansıttı. Yüz boyama ve balon dağıtımı ile renklenen etkinlik; minik yüreklerde neşe, annelerin yüzünde ise mutluluk bıraktı. “Minik Yürekler ile Değerli Anlar” programı eğlence ve eğitimi bir araya getirerek unutulmaz bir gün yaşattı.

Kategoriler
KÜLTÜR SANAT Tüm Kültür Sanat Haberleri

Nesilden nesile miras bu sevgi

Kocaelililer, Büyükşehir Belediyesi’nin Milli İrade Meydanı’nda düzenlediği 23 Nisan şenliklerine formalarını giyerek akın etti. 23 Nisan arifesinde gelen Kocaelispor’un şampiyonluğu Milli İrade Meydanı’nda çifte bayrama dönüştü.

 

FORMASINI GİYEN ALANA KOŞTU

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirdiği “Bi Dünya Eğlence Şenlikleri” devam ederken kentin insanları Kocaelispor’un Süper Lig’e yükselişiyle bir kutlama daha yaptı. Etkinliklerin 2. gününde taraftarlar, yeşil-siyahlı formalarını giyerek Milli İrade Meydanı’na akın etti. 16 yıl aradan sonra gelen bu tarihi başarı, 23 Nisan etkinliklerine ayrı bir sevinç kattı. Bu kapsamda Milli İrade Meydan’ı hem çocukların bayramını hem de kentin futbol zaferini kutlayan coşkulu kalabalığa ev sahipliği yaptı. Bi’ Dünya Eğlence şenliğine katılan aileler, çocuklarının katıldığı birbirinden eğlenceli atölyelerle Süper Lig heyecanına ortak oldu.

 

BAYRAM SEVİNCİ İKİYE KATLANDI

Taraftarların 23 Nisan coşkusu bu yıl Kocaelispor’un Süper Lig’e yükselmesiyle ikiye katlandı. Şampiyonluk şarkıları, marşlar ve tezahüratlarla renklenen kentte Kocaelililer, hem çocuklarını eğlenceli etkinliklere getirdi hem de Kocaelispor’un Süper Lig’e çıkışını kutladı. Belediye tarafından organize edilen kortejler ve konserlerle birleşen bu çifte mutluluk, kentte unutulmaz bir bayram atmosferi yarattı. Yüz boyamada Kocaelispor’un renkleri olan yeşil-siyahı tercih eden çocuklar Süper Lig heyecanını yüzlerine de taşıdı.

 

FESTİVAL HAVASINDA KUTLAMA

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Milli İrade Meydanı’nda düzenlediği ‘Bi Dünya Eğlence 23 Nisan Şenlikleri’ ile coşkuyla kutluyor. Çocukların neşesi ve ailelerin mutluluğuyla festival havasında geçen etkinlikler, birbirinden renkli atölyelerle 23 Nisan akşamına kadar devam edecek. Çocukların bayram kutlamalarının yanı sıra yetişkinlerin de katılarak keyifli dakikalar geçireceği konserler de düzenleniyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Dijital risklere dikkat: “Gelirlerin yüzde 80’i çocuklar üzerinden kazanılıyor”

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen “Teknoloji ile Bilinçli Ebeveynlik” konulu panelde, dijital çağda çocukların karşılaştığı riskleri anlatan araştırmacı, yazar ve bilişimci Orhan Toker, “Bugün içeriklerin büyük kısmı çocukları hedef alıyor. Gelirlerin yüzde 80’i çocuklar üzerinden kazanılıyor. Bu yüzden ebeveynler neyin izlendiğini çok iyi bilmeli” dedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ailelere yönelik düzenlediği etkinliklerin bir yenisini Gebze’de gerçekleştirdi. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen Ailem Kocaeli Buluşmalarında araştırmacı, yazar ve bilişimci Orhan Toker, “Teknoloji ile Bilinçli Ebeveynlik” başlığıyla ailelerle buluştu.

Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’ndeki programda dijital çağda çocukların karşılaştığı riskleri anlatan Toker, ekran başında geçirilen sürenin ve içeriklerin çocukların ruhsal gelişimini doğrudan etkilediğini vurguladı.

“Çocukların yanında izlediğimiz içeriklere dikkat etmeliyiz” diyen Toker, “Eğer dizi izlemek istiyorsanız, çocuğunuzu uyuttuktan sonra izleyin. Onunla birlikteyken ne izlediğinize dikkat etmek zorundasınız. Artık bir kaygı çağındayız. Çocuklar 3 yaşından itibaren şiddet, zorbalık ve korku temalı içeriklerle karşılaşıyor. Ekranda şiddet, okulda zorbalık, oyunlarda hayatta kalma teması var. Böyle bir ortamda sağlıklı düşünebilen bir çocuk yetiştirmek kolay değil” dedi.

“Gelirlerin yüzde 80’i çocuklar üzerinden kazanılıyor”

Ailelerin bilinçli tercihler yapmasının çocukların tutumlarını doğrudan etkilediğini ifade eden Toker, şiddet içeren içeriklerden uzak duran, oyun ve dizi kullanımını sınırlayan ailelerin çocuklarının daha şefkatli bireyler olduğunu söyledi. YouTube’daki içerikler hakkında da uyarılarda bulunan Toker, çocukların sıklıkla izlediği oyun videolarının çoğunun gerçek dışı olduğunu ve içerik üreticilerinin sadece izlenme uğruna sahte senaryolar kurguladığını belirtti. Orhan Toker, “Bugün içeriklerin büyük kısmı çocukları hedef alıyor. Gelirlerin yüzde 80’i çocuklar üzerinden kazanılıyor. Bu yüzden ebeveynler neyin izlendiğini çok iyi bilmeli” ifadelerini kullandı.

Programın sonunda ailelerden gelen soruları da yanıtlayan Toker, dijital dünyada çocukları korumanın en etkili yolunun bilinçli ve ilgili ebeveynlik olduğunu bir kez daha vurguladı. Etkinliğe katılan ailelerin çocukları ise program süresince yalnız bırakılmadı. Çocuklar için özel olarak hazırlanan güvenli oyun alanında psikologlar ve okul öncesi öğretmenlerin eşliğinde eğlenceli ve öğretici etkinlikler gerçekleştirildi.

Kategoriler
TEKNOLOJİ Tüm Teknoloji Haberleri

Gebze’de dijital ebeveynlik konuşuldu

Büyükşehir Belediyesi, ailelerin bilinçlenmesine katkı sunan etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda “Ailem Kocaeli Buluşmalarının” son durağı Gebze oldu.

 

TOKER, DİJİTAL ÇAĞDAKİ RİSKLERİ ANLATTI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ailelere yönelik düzenlediği etkinliklerin bir yenisini Gebze’de gerçekleştirdi. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Ailem Kocaeli Buluşmalarında” “Dijital Baba” olarak tanınan araştırmacı, yazar ve bilişimci Orhan Toker, “Teknoloji ile Bilinçli Ebeveynlik” başlığıyla ailelerle buluştu. Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programda dijital çağda çocukların karşılaştığı riskleri anlatan Toker, ekran başında geçirilen sürenin ve içeriklerin çocukların ruhsal gelişimini doğrudan etkilediğini vurguladı.

 

ÇOCUKLARLA MEDYA TÜKETİMİNDE DOĞRU YAKLAŞIM

“Çocukların yanında izlediğimiz içeriklere dikkat etmeliyiz” diyen Toker, ebeveynlere şu öneride bulundu; “Eğer dizi izlemek istiyorsanız, çocuğunuzu uyuttuktan sonra izleyin. Onunla birlikteyken ne izlediğinize dikkat etmek zorundasınız.” Günümüzde çocukların küçük yaşlardan itibaren kaygı verici durumlarla karşılaştığını belirten Toker, “Artık bir kaygı çağındayız. Çocuklar üç yaşından itibaren şiddet, zorbalık ve korku temalı içeriklerle karşılaşıyor. Ekranda şiddet, okulda zorbalık, oyunlarda hayatta kalma teması var. Böyle bir ortamda sağlıklı düşünebilen bir çocuk yetiştirmek kolay değil” şeklinde konuştu.

 

BİLİNÇLİ AİLELERİN ÖNEMİ

Ailelerin bilinçli tercihler yapmasının çocukların tutumlarını doğrudan etkilediğini ifade eden Toker, şiddet içeren içeriklerden uzak duran, oyun ve dizi kullanımını sınırlayan ailelerin çocuklarının daha şefkatli bireyler olduğunu söyledi. YouTube’daki içerikler hakkında da uyarılarda bulunan Toker, çocukların sıklıkla izlediği oyun videolarının çoğunun gerçek dışı olduğunu ve içerik üreticilerinin sadece izlenme uğruna sahte senaryolar kurguladığını belirtti.

 

ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENLİ OYUN ALANI

Orhan Toker, “Bugün içeriklerin büyük kısmı çocukları hedef alıyor. Gelirlerin yüzde 80’i çocuklar üzerinden kazanılıyor. Bu yüzden ebeveynler neyin izlendiğini çok iyi bilmeli” dedi. Programın sonunda ailelerden gelen soruları da yanıtlayan Toker, dijital dünyada çocukları korumanın en etkili yolunun bilinçli ve ilgili ebeveynlik olduğunu bir kez daha vurguladı. Etkinliğe katılan ailelerin çocukları ise program süresince yalnız bırakılmadı. Çocuklar için özel olarak hazırlanan güvenli oyun alanında psikologlar ve okul öncesi öğretmenlerin eşliğinde eğlenceli ve öğretici etkinlikler gerçekleştirildi. Böylece aileler uzmanlardan bilgi alırken çocuklar da hem güvende hem de keyifli vakit geçirdi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

“Sosyal medyayı yasaklamak yerine bilinçli kullanım öğretilmeli”

13 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına kısıtlama getirilmesi gündemde. Yasaklamanın çocuklarda merak uyandırarak onları bu yasakları aşmanın yollarını aramaya yönlendireceğini belirten Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, “Bu nedenle, yasaklarla birlikte çocuklara bilinçli sosyal medya kullanım alışkanlıklarının kazandırılması elzemdir” dedi.

Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, 13 yaş altına sosyal medya yasağının bilinçlendirme ve rehberlik ile desteklenmedikçe uzun vadeli çözüm sunmayacağı görüşünde. Özen, amacın, çocukları sosyal medyadan tamamen uzaklaştırmak değil; onlara güvenli ve sağlıklı bir kullanım alışkanlığı kazandırmak olması gerektiğini anlattı. “Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini öğrenir” diyen Prof. Dr. Özen, yetişkinlerin de sosyal medya kullanımında çocuklara rol model olması gerektiğini vurguladı.

Bilinçli kullanımın önemi

Sadece yasaklayarak çocukları sosyal medya kullanımının olumsuz etkilerinden korunmanın mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen, sosyal medyanın hem pozitif hem de negatif yönleri olduğu gerçeğiyle çocukların bilinçli bir şekilde yönlendirilmesi için önerilerini sıraladı:

“-Dijital okuryazarlık eğitimi: Çocuklara sosyal medyada güvenli davranma, içerikleri değerlendirme ve mahremiyetlerini koruma becerileri kazandırılmalı.

-Medya Okuryazarlığı Dersleri: Okullarda ve ebeveynlerin rehberliğinde medya okuryazarlığı eğitimi verilmesi, çocukların sosyal medyayı anlamlı ve güvenli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olabilir.

-Ebeveyn rehberliği: Ebeveynlerin, çocuklarıyla birlikte sosyal medya kullanım planı yapması ve hangi içeriklere ne kadar süre erişebileceklerini belirlemesi, çocukların doğru karar verme becerisi geliştirmesine yardımcı olabilir.

Teknolojik ve eğitimsel çözümler

-Filtreleme sistemleri ve güvenlik ayarları: Çocuklar için özel tasarlanmış teknolojik çözümler kullanılabilir.

-Yaş doğrulama sistemleri: Sosyal medya platformları, yaş doğrulama sistemlerini daha etkin hale getirerek küçük yaş gruplarını koruyabilir.

-Çocuklara yönelik içerikler: Platformlar, çocuklar için daha güvenli içerikler oluşturabilir.

Sosyal medyanın riskleri

Prof. Dr. Şirvanlı Özen, sosyal medyanın çocuklar için fırsatlar sunduğunu, ancak yanlış veya kontrolsüz kullanımın ciddi riskler doğurduğunu belirtti:

-Kıyaslama ve düşük benlik saygısı: Çocuklar, sosyal medyada gördükleri idealize edilmiş yaşamlarla kendilerini kıyaslayarak depresyon ve kaygı gibi sorunlar yaşayabilirler.

-Dijital zorbalık: Çevrim içi zorbalık, tehdit, alay veya dışlanma gibi davranışlarla çocukların sosyal medya deneyimini olumsuz etkileyebilir.

-Bağımlılık ve uyku bozuklukları: Sosyal medyanın anlık tatmin hissi, çocuklarda bağımlılığa yol açabilir ve fiziksel aktiviteyi kısıtlayarak uyku düzenlerini bozabilir.

-Güvenlik sorunları: Kimlik hırsızlığı, uygunsuz içeriklerle karşılaşma ve yabancılar tarafından istismar gibi riskler, çocukların dijital dünyada karşı karşıya kalabileceği tehditler arasında.

Ebeveynlerin rolü ve çözüm önerileri

Ebeveynlerin sosyal medya kullanımında çocuklarına rehberlik etmesi ve onlara örnek teşkil etmesi büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Özen, şu önerilerde bulundu:

“Çocuklarla sosyal medya kullanımına dair yargılayıcı olmadan konuşmak ve yaşadıkları olumsuzlukları anlamaya çalışmak gerekiyor. Sosyal medya kullanımına sınırlamalar getirilirken, bu sürece çocukların da dahil edilmesi, kuralların daha kolay benimsenmesini sağlar. Çocukların yaşlarına uygun ve güvenlik önlemleri bulunan platformları kullanmaları teşvik edilmelidir. Çocukların sosyal medyada yaşadıkları olumsuz deneyimlere karşı duygusal destek sağlanmalıdır.”

Çin, Fransa, İngiltere modeli uygulanabilir

Altınbaş Üniversitesinden Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen son olarak yurtdışı örneklerine de değindi. Dünyadaki sosyal medya kısıtlama örnekleri, ülkelerin toplumsal, kültürel ve yasal yaklaşımlarına göre farklılık gösterdiğine dikkat çekti. Bu tür düzenlemelerin çocukların dijital dünyadaki risklerden korunması amacıyla yapılsa da uygulama biçimleri ve başarılarının kültürel yapıya bağlı olduğunu kaydetti. Özen, “Türkiye’nin kendine özgü kültürel yapısı göz önüne alındığında, kısıtlamaların yanı sıra eğitim, bilinçlendirme ve sosyal medya platformlarının düzenlenmesine yönelik daha dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gereklidir. Böyle bir yaklaşım, yasaklara bağlı gerilimleri azaltırken, çocukların dijital dünyada daha güvenli ve bilinçli hareket etmelerine imkan tanıyacaktır” dedi.

Şirvanlı Özen, önerileri şöyle tamamladı:

“Çin, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde sosyal medya kullanımının ebeveyn iznine bağlanması, Türkiye’deki aile yapısıyla uyumlu bir yaklaşım olabilir. Çin ve Güney Kore’de olduğu gibi gece saatlerinde cihaz kullanımı yasakları, çocukların uyku düzenlerini korumak ve bağımlılığı önlemek açısından etkili bir model olabilir. Bu tür uygulamalar, Türkiye’de de ebeveynler tarafından desteklenebilir.”

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version