Büyükşehir Belediyesi bir yandan afetlere karşı bilinç oluştururken bir yandan da afetlere yönelik hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, ilçe belediyelerden katılımcılarla birlikte inceleme yapmak üzere deprem bölgesine hareket etti.
ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, deprem başta olmak üzere her türlü afetle mücadeleyi güçlendirmek ve kentin afetlere yönelik direncini artırmak için çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor. Bu kapsamda Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, ilçe belediyelerden katılımcılarla birlikte deprem bölgelerinde inceleme başlattı. 12 ilçe belediyesinden temsilcilerin yer aldığı heyet, 6 Şubat Depreminin merkez üssü olan Kahramanmaraş başta olmak üzere Hatay, Malatya ve Gaziantep’te incelemelerde bulunacak.
41 AĞAÇ DİKİMİ YAPILACAK
Deprem bölgesine gerçekleştirilen ziyarette; deprem sırası ve sonrasında meydana gelen fiziki, ekonomik, sosyal değişimlerin yerinde tespiti ve bölgede deprem sonrasında yapılan iyileştirme çalışmalarına yönelik faaliyetler yerinde gözlemlenecek. Şehirlerde kamu kurumları da ziyaret edilecek. Ayrıca Kocaeli adına deprem şehitlerini anmak amacıyla her ilde 41 adet ağaç dikimi yapılacak.
Büyükşehir Belediyesi bir yandan afetlere karşı bilinç oluştururken bir yandan da afetlere yönelik hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, ilçe belediyelerden katılımcılarla birlikte inceleme yapmak üzere deprem bölgesine hareket etti.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, deprem başta olmak üzere her türlü afetle mücadeleyi güçlendirmek ve kentin afetlere yönelik direncini artırmak için çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor. Bu kapsamda, Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, ilçe belediyelerden katılımcılarla birlikte deprem bölgelerinde inceleme başlattı. 12 ilçe belediyesinden temsilcilerin yer aldığı heyet, 6 Şubat depreminin merkez üssü olan Kahramanmaraş başta olmak üzere Hatay, Malatya ve Gaziantep’te incelemelerde bulunacak.
Deprem bölgesine gerçekleştirilecek ziyarette; deprem sırası ve sonrasında meydana gelen fiziki, ekonomik, sosyal değişimlerin yerinde tespiti ve bölgede deprem sonrasında yapılan iyileştirme çalışmalarına yönelik faaliyetler yerinde gözlemlenecek. Şehirlerde kamu kurumları da ziyaret edilecek. Ayrıca Kocaeli adına deprem şehitlerini anmak amacıyla her ilde 41 ağaç dikimi yapılacak.
İzmit Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü, 11 ilimizi etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin senesi devriyesinde, 17 Ağustos Deprem Anma ve Farkındalık Müzesini Yeşilay Gönüllülerine tanıttı. Yapılan ziyarette deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası neler yapılması gerektiğini anlatan sunum yapılarak; depremin oluşumu, odak noktası, büyüklüğü, süreleri, derinliği, aktif yer küre oluşumu, hareketleri ve hasar tespit çalışmaları gibi teknik bilgiler anlatıldı.
DEPREM FARKINDALIĞI OLUŞTURULUYOR
17 Ağustos Deprem Anma ve Farkındalık Müzesi’nde ziyaretçiler, deprem simülasyon alanında yer hareketlerinin sarsıntısını 45 saniye deneyimledi. Ziyaretçilere Diaroma (Yapay Deprem Enkaz alanı) gezdirilerek yer sarsıntılarının yapı ve binalar üzerindeki etkileri gösterildi. Depremden etkilenmeyen ya da en az etkilenen yapıların nasıl olması gerektiği anlatılarak, imar yönetmeliği ve yerleşime uygun mühendislik hizmeti almış yapılar hakkında bilgiler verilerek, deprem farkındalığı anlatıldı.
ARAMA KURTARMANIN ÖNEMİ ANLATILIYOR
Ziyaretçilere, AFAD tarafından hazırlanmış olan arama kurtarma filmi izletilerek müze gezisi tamamlandı. Deprem Müzesini ziyaret etmek isteyen vatandaşlar 329 29 00 telefon numarasını arayarak bilgi alabilir.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, 6 Şubat depremlerinin 2. yıldönümü programında yaptığı konuşmada deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatarak, “Bu zamanlar hatırlama zamanı. Unutmamanın tek bir manası var. O da hazırlanmak. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz” dedi.
ANMA VE ANLAMA PROGRAMI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen çeşitli etkinliklerle asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 2. yıldönümü hatırlanıyor. Bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle Fevziye Camii avlusunda anma ve anlama programı düzenlendi. Programa; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof.Dr.Sadettin Hülagü, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, başta deprem bölgesi kentleri olmak üzere Kocaeli’deki sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
MEVLİT OKUTULDU, SERGİ AÇILDI
Öğle namazı öncesi Fevziye Camii’nde deprem şehitleri için okunan mevlit ile başlayan programda 6 Şubat 2023 ve 17 Ağustos 1999 depremleri olmak üzere tüm deprem ve afet şehitlerine dualar edildi. İzmit Cumhuriyet Bulvarı’nda ise kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları tarafından kurulan stantlarda arama-kurtarma ekiplerinin çalışmalar sırasında kullandığı araç ve ekipmanlar sergilendi.
BÜYÜKAKIN: TÜRKİYE BUZ KESMİŞTİ
Fevziye Camii önünde gerçekleşen programda konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın yağan kara atıfta bulunarak, “Programı yağış var diye iptal etmek mümkün. Konuşmaları kesebiliriz ama böyle yağışlı bir günde enkazın altında insanların olduğunu da bu vesile ile hatırlamış olalım. Bu hava koşullarına rağmen buraya gelerek duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyorum. Vefat edenlere Allah’tan rahmet ve geride kalanlara sabır, sağlık ve afiyetler diliyorum” dedi.
“BU ZAMANLAR HATIRLAMA ZAMANI”
Konuşmasına devam eden Büyükakın, “Dernek başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız büyük bir fedakârlıkla seferber oldular. Devletimizin kurum ve kuruluşları seferber oldular. O gün tüm Türkiye tek yürek oldu” ifadelerini kullandı. Gönülleri birbirine bağlayan hatların dimdik ayakta olduğunu vurgulayan Büyükakın, “Bu zamanlar hatırlama zamanı. Unutmamanın tek bir manası var. O da hazırlanmak. Biz bu manada üzerimize düşeni yapıyoruz. Buraya gelerek duyarlılık gösteren tüm kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
VALİ AKTAŞ: HEPİMİZİN GÖNLÜ YANDI
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise Türkiye’nin 6 Şubat 2023’te bir felakete uyandığını vurguladı. Vali Aktaş, “Hepimizin gönlü yandı, göğüsleri dağlandı. Ama ilk dakikalardan itibaren tüm vatandaşlarımız bir umut seferberliğine başladı. Devletimiz, milletimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız el ele vererek o felaketin altından kalkmaya çalıştı. O acıların sonuçlarını ortadan kaldırmaya çalıştı, çabaladı. Bugün de o gayret ve çabalar devam ediyor. Afet şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu programı organize eden başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere deprem bölgesi sivil toplum kuruluşlarına, diğer STK’larımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“KENTLERİMİZ YENİDEN İNŞA EDİLİYOR”
Deprem bölgesi kentleri adına bir konuşma yapan Kocaeli Kahramanmaraşlılar Derneği Başkanı Enis Göçer ise, “Geride kalan 2 yılda bölgemizde büyük bir toparlanma mücadelesi var. Devletimizin destekleri ile kentlerimiz yeniden inşa ediliyor. 17 Ağustos gibi 6 Şubat’ı da unutmayacağız, unutturmayacağız. Acıyı, dayanışmayı ve yeniden ayağa kalkma mücadelesini hep birlikte vereceğiz” dedi. Konuşmaların ardından alanda kurulan stantlar gezildi.
Uzmanlar, Türkiye’de sismik boşluk adı verilen gerilimi yüksek her an kırılabilecek 20 fay hattına dikkat çekti. Marmara Denizi içerisinden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kuzey kolunun da sismik boşluk olarak değerlendirildiği meydana gelebilecek bir kırılma neticesinde Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek 7 ve üzerindeki bir depremin sadece İstanbul’u değil Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Çanakkale şehirlerinin hepsinde yıkıma sebep olabileceği belirtildi. Ayrıca Balıkesir-Gökçeyazı Fay Segmentinin 2 bin yıldır kırılmayan bir parça olduğuna da dikkat çekildi.
Resmi kayıtlara göre, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği, 120 bin kişinin yaralandığı, 11 ilde toplam 310 bin binanın yıkılıp ağır hasar gördüğü, 2023 Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre ise Türkiye’ye toplam maliyeti 148.8 milyar dolar olduğu açıklanan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki Kahramanmaraş Depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti.
Türkiye’nin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçen felaketin 2. yıl dönümünde yaşanan depremden ne kadar ders çıkarıldığı ve Türkiye’nin 7 üzerindeki bir başka depreme ne kadar hazırlıklı olduğu konusunda konuşan Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “Kahramanmaraş’ta büyük bir deprem olabileceğini, buranın bir sismik boşluk olarak değerlendirildiğini ve buralara dikkat edilmesi gerektiğini defalarca ifade etmiştik, bir çok bilim insanları da bu konuda uyarıda bulunmuştu! Türkiye’de sismik boşluk adı verilen kırılma zamanı gelmiş, gerilimi yüksek 20 fay bulunuyor. Marmara Denizi içerisinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey kolu 250 yıldır kırılmayan bir sismik boşluk olarak nitelendirilmeli” dedi.
“Türkiye’de 5.5 ve üzeri deprem üretecek 500 diri fay var”
Türkiye’nin diri fay haritasına bakıldığında 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip 500 diri fay bulunduğunu belirten Aykan, “Ülkemizin önemli bir bölümü deprem tehlikesi ve riski altındadır. Şuan ki yapılan çalışmalara göre 24 kentimizin şehir merkezinden diri fay geçmektedir. Risk altındaki bu iller; Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Bolu, Sakarya, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Erzurum, Erzincan, Hakkari ve Bingöl’dür. 24 kentimiz, 110’u aşkın ilçemiz, 500’ü aşkın mahalle, 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üreten fay zonları üzerinde yer aldığı bilinmektedir. Bu fayların sakınım bandı üzerinde 100 bine yakın bina bulunduğu ve bir milyona yakın insanımızın da bu binalarda yaşadığı düşünüldüğünde, ülkemiz ve ülke insanımızın karşı karşıya kaldığı risklerin ne derece büyük olduğu, yaşadığımız son depremle gözler önüne serilmektedir. Bu fayların kırılması durumunda ilk önce fay zonu üzerindeki yapılar zarar görecektir. Bu faylardan özellikle kırılma zamanı gelmiş olanların yani sismik boşluk olarak tanımladığımız, yerleşim yerlerinden geçenler büyük risk oluşturmaktadır” dedi.
“Her an kırılabilecek 20 faya dikkat”
Türkiye’de yaklaşık 20 yerde sismik boşluk olarak tanımlanan fay olduğuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “Bu faylar kırılma zamanı gelmiş, yeterli derecede gerilim birikmiş, her an kırılabilecek fay parçaları. Bilimsel çalışmaların, özellikle Kuzey Anadolu Fayı başı olan Bingöl ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinden geçen kısmı, Hakkari Yüksekova, İzmir, Antakya, Adıyaman, Erzurum, Ağrı, Aydın, Denizli, Muğla taraflarındaki fayların sismik boşluk olarak değerlendirildiğini, yakın gelecekte deprem üretme ihtimali olan faylar sınıfında olduğunu gösteriyor. Fakat depremin tam zamanını bilemiyoruz. Benzer şekilde Balıkesir il merkezinden geçen 7.2 büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip Balıkesir-Gökçeyazı Fay Segmenti 2 bin yıldır kırılmayan bir parçadır; Özellikle buraların tehlikesine dikkat çekmemiz gerekiyor. Marmara Denizi’nde, Türkiye’nin yaşadığı en büyük depremlerden biri bekleniyor. 7’nin üzerinde maksimum 7.6 büyüklüğe varan büyüklükte bir deprem bekleniyor dolayısıyla Marmara Bölgesi’nde oluşabilecek böyle bir depremde yalnızca İstanbul değil; Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Çanakkale şehirlerinin hepsi etkilenecek” dedi.
Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey koldaki deprem dağılımlarına bakıldığında, en son depremlerin 1509 ve 1766 yılında gerçekleştiğini, 200-250 yıllık tekrarlama periyotları olduğu düşünüldüğünde bu alanın bir sismik boşluk olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulayan Aykan, Burada olacak büyük bir depremden Marmara Denizi’ne kıyısı olan tüm iller etkilenecek. 28 milyon kişi etkilenecek. Özellikle tarihi dönemi 1766 yılında olmuş olan deprem, Avusturya’dan, İtalya’ya kadar geniş bir coğrafyada hissedilmiş olup Tüm Marmara Bölgesinde tahribata sebep olmuş. Düşünün ki böyle bir depremin tekrarı Tüm Marmara Bölgesinde çok fazla yıkımlara neden olacaktır. Ulusal ve Uluslararası yapılmış çalışmalara göre; 1999 Depreminden sonra 30 yıl içerisinde yüzde 65 ihtimalle 7’den büyük maksimum 7.6 büyüklükte bir depremin Marmara Denizinde olacağı yönündeydi. Bu süreden 25 yıl geçti. Ülkemizde istatistiki olarak her 7 yılda bir büyük deprem oluyor. Zaten her 50 yılda bir Marmara Çevresinde 7’den büyük bir deprem gerçekleşiyor. Ülkemiz Kahramanmaraş depremi ile çok büyük yıkım yaşadı. O yüzden gerekli tedbirlerimizi almamız ve eksiklerimizi tamamlamamız gerekiyor” diye konuştu.
“Bursa’daki fay 624 yıldır suskun”
Aykan sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bursa’da tarihi deprem kayıtlarına göre, en son hasar yapıcı depremler 1855 tarihlerinde meydana gelmiş olan ve halk arasında “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan depremde çok büyük yıkımlar meydana gelmiş;150 caminin neredeyse bütün minareleri yıkılmış, Ulu Caminin 2 kubbesi yıkılmış, tarihi yapılar, resmi kurumlar yıkılmış, şehirde yangınlar çıkmış, can ve ekonomik kayıplar yaşanmış.”
Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi, tarafından yapılan ortak bir çalışma sonucunda; yeni keşfedilen şehir merkezinden geçen Kayapa-Yenişehir Fayının, şuan diri fay haritasında gösterilmediğini belirten Aykan, “Bu çalışmalara göre;1855 yılında meydana gelen depremlerin kaynağının Kayapa-Yenişehir Fayı’nın (KYF) batı bölümünde olduğu ve de 1400 yılında meydana gelen depremin, KYF’nın Yenişehir bölümünde, gerçekleştiği düşünülüyor. 1400 yılında olan depremin üzerinden 624 yıl gibi uzun bir zaman geçmiş. Burada olacak bir depremin 7’nin üzerinde olma potansiyeli çok yüksek” dedi.
“Bursa’nın içinden geçen çok sayıda fay hattı var”
Bursa’da çok fazla fay hattı olduğunu bu sebeple kaç binanın fay hattı üzerinde olduğunun çalışılması gerektiğini belirten Aykan, “Bursa’da 17 ilçesinin, neredeyse her ilçe sınırlarından geçen fay hattı var. Bu faylar, Bursa Fayı, Zeytinbağı-Mudanya Fayı, Mustafa Kemalpaşa Fayı, Uluabat Fayı, Soğukpınar Fayı, İnegöl Fayı, Orhangazi Fayı, İznik-Mekece Fayı, Gençali Fayı, Gemlik Fayı, Barakfakı Fayı, Orhaneli Fayı, Oylat Fayı’dır. Tüm afet risklerinin haritalarda belirtildiği mikro bölgeleme çalışmalarının Bursa’nın bütün ilçelerinde henüz yapılmadı. Bu çalışmanın mutlaka yapılması gerekmektedir” dedi.
“Depreme karşı güvenli kentler oluşturmamız gerekiyor”
Aykan, “Türkiye’de meydana gelen depremler göstermektedir ki, orta büyüklükteki depremlerde bile can ve ekonomik kayıplar yaşanmaktadır. Güncel deprem yönetmeliklerine göre projelendirilmiş, yapı denetimi yapılan binalar bile depremden etkilenmekte olup; Bunun somut örneğini 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan yeni binalar ile gördük. Hızlı bir nüfus artışına paralel olarak ekonomik, sosyal, ve yapısal ihtiyaçların yeterli düzeyde sağlanamaması nedeniyle, kentlerimiz doğa kaynaklı tehlikelere karşı maalesef direnç gösterememekte ve oluşan afetler nedeniyle ülkemizde önemli kayıplar meydana gelmektedir. Bir yapının deprem sırasında yıkılmasına neden olan birçok etken var. Yeni veya eski olması fark etmeksizin zeminin uygun olmaması, malzeme kalitesi ya da proje aşamasında yapılan hatalar bu etkenlerden bazılarıdır. Ülkemizde yaşadığımız depremler göstermektedir ki; depremlerin afete dönüşme nedenleri; Projelendirme hatası, yapı denetiminin layıkıyla yapılmaması, kentsel dönüşümdeki yavaşlık, binada ikamet edenlerin kiriş, kolon gibi taşıyıcı sistemlerde, izin almadan yaptığı değişiklikler, binaların diri fay üzerine oturmasını, en önemli nedenler arasında ifade edebilirim. Günümüzdeki bilim ve teknoloji ile depreme karşı sağlam bina yapmak mümkün. Güvenli yapılaşmanın ilk adımı olan zemin ve temel etütlerini doğru yaptığınız taktirde, doğru zemin parametreleri ile zemin yapısına uygun projelendirme ve yapı denetimi ile depreme karşı güvenli bina yapabilirsiniz. Öncelikle yapı ruhsatı veren belediyelerin mevcut mevzuatı uygulamaları ve yapı denetimi yapmaları son derece önemli. Türkiye’deki yerleşim alanlarının önemli bir bölümünün diri faylar üzerinde konumlandığı bilindiğinden; yüzey kırığı oluşturacak diri faylar 1/1000 ölçekli imar haritalarına işlenmeli ve fayın her iki tarafına “sakınım bandı” oluşturularak, bu alanda bina ve bina türü yapılaşmaya kısıtlama getirilmelidir. Riskli binalar gerekiyorsa güçlendirilmeli yada kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmelidir. Depremler birer doğa olayıdır ve Depremler olmaya devam edecek. Burada deprem olacağını biliyoruz hepimiz. Bildiğimiz bilgiler üzerinden buna tedbir almamız gerekiyor” dedi.
“Ege Denizi’nde 7 üzeri bir deprem Türkiye kıyılarında tsunamiye sebep olur”
Ege Denizi’nde meydana gelen depremlerin Afrika levhasının Anadolu levhasının altına dalmasından kaynaklandığını ileri süren Aykan, “Ege Denizindeki depremlerin, Santorini Adası’nın kuzey doğusuna doğru yoğunlaştığını görmekteyiz. Santorini Adasında, en son 2012 tarihinde Sismik yoğunluk yaşanmış ve 14 aydan uzun sürmüş. Volkanik bir ada olan Santorini’de en son MÖ 1600 yılında bir patlama olmuş, patlama nedeniyle Antik Minos uygarlığı sona ermiş. Patlama nedeniyle adanın 73 kilometrekarelik bölümü sular altında kalmış. Ege Denizinde 6,5 -7 ve üzeri büyüklükte deprem olması durumunda Ege kıyılarında Tsunami beklenebilir; bu da Türkiye kıyılarında yıkıcı bir etki yapar; Deniz sevilerinde kıyı bölgelerinde tsunami zarar verebilir. Özellikle Aydın ve Muğla illerindeki vatandaşlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor” diye konuştu.
Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Halil Coşkun’un öncülüğünde konsey binası önünde yapılan basın açıklaması, depremde hayatını kaybedenler anısına bir dakikalık saygı duruşunun ardından başladı.
Ayvalık Kent Konseyi Kentsel Planlama ve Çevre Tasarımı Çalışma Grubu ile Ayvalık İnşaat Mühendisleri Odası üyesi, İnşaat Mühendisi Füsun Atay tarafından yapılan açıklamada, “Sağlıklı, güvenli kentleşme ve yaşam çevrelerinin oluşturulması, afetlere karşı sağlam yapılı çevre üretiminin sağlanması, kültürel, tarihi ve mimari mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla; Kent Konseyi olarak bu konuda duyarlılık oluşturmak üzere bir araya gelip basın açıklaması yapma ihtiyacı duyduk” denildi.
25 yıl önce yaşanan 17 Ağustos 1999 İzmit ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinin ardından 2011’de Van’ da, 2019 ‘da İstanbul’da, 2020’ de Manisa, Elazığ, Van ve İzmir’de meydana gelen depremlerin yeni felaketler konusunda toplumu uyardığını vurgulayan Füsun Atay, “Ancak topraklarının tamamı depremsellik şartlarında olan ülkemizde, tüm bu yıkım ve kayıplara sebep olan bilimi yok sayan planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları sürdürülmüştür. 6 Şubat Kahramanmaraş ve ardından 20 Şubat 2023 Hatay Samandağ depremleri, büyüklüğü, etkilediği alanların genişliği, sebep olduğu yıkım ve kayıplarla ülkemizin son yüzyılda yaşadığı en büyük felakettir. 11 ilde yaşayan yaklaşık on dört milyon yurttaşımız depremlerden etkilenmiş; resmi verilere göre 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir” ifadelerini kullandı.
“Yerel yönetimlerin ve toplumun dışlandığı bir yeniden yapılaşma ve kent kurma süreçlerinin oluşturacağı sorunların yakın gelecekte tartışma konusu olmalıdır”
Depremlerin ardından ikinci yıl tamamlanırken; hem afet bölgesinde hem de ülke genelinde afetin doğrudan ve dolaylı etkileri halen devam ettiğinin altını çizen Füsun Atay, “Depremlerin ardından bölgedeki yapılaşma ve imar sürecinin yeniden başlatılmasına odaklanılmış, günümüzde planlamada temel ilke olan toplum temelli katılımcı süreçler işletilmemiş, toplumun temel barınma hakkının yanı sıra sağlıklı, sağlam, güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulmasına, eğitim, sağlık ve kültür hizmetlerinin geliştirilmesini sağlayabilecek bir planlama ortaya konmamıştır. Yerel yönetimlerin ve toplumun dışlandığı bir yeniden yapılaşma ve kent kurma süreçlerinin oluşturacağı sorunların yakın gelecekte tartışma konusu olması beklenir” dedi.
“Ayvalık’ta bir an önce ivedilikle 1/25000-1/5000-1/1000 ölçekli ilçenin bütününü kapsayan planın yapılması gerekmektedir”
Balıkesir ve ilçelerinin birinci derece deprem bölgesi ve aktif faylar üzerinde olduğuna dikkat çeken Atay, “Son günlerde devam eden Ege denizindeki depremler bizi tedirgin etmekte ve ne yapabileceğimiz, alabileceğimiz tedbirler konusunda düşünmekteyiz; bunu ilçemize indirgersek 2014 yılından bu yana devam eden plansızlıklar; kaçak inşaatların yapılmasına, yapılan inşaatların zemin ve statik olarak yasa ve yönetmeliklere uygun yapılması denetlenmemesine sebep olmuştur. Ayvalık’ta bir an önce ivedilikle sırasıyla 1/25000-1/5000-1/1000 ölçekli ilçenin bütününü kapsayan planın yapılması gerekmektedir. Bunun için planların yapı stokunun, nüfus yoğunluğunun güncellenerek, gerekli analizlerin doğru şekilde yapıldığı öncelikli ilgili makamlarca hazırlatılıp onaylanması ve buna göre uygulama yapılması gerekmektedir. Bu planlama çalışmaları yapılırken; sağlıklı, güvenli kentleşme ve yaşam çevrelerinin oluşturulması, afetlere karşı sağlam temelli yapıların üretiminin sağlanması ve gelecek nesillere sağlam ve sağlıklı aktarılması gerekmektedir. Depreme dirençli kentler oluşturulması için yerel yönetimlerin ve ilgili meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve bu bölgede yaşayan tüm halkın katılacağı danışma kurulları, görüşleri ve değerlendirmeleri ile sonuçlandırılmalıdır. İmar uygulamaları bu planlara göre harfiyen uyularak yapılmalıdır” diye konuştu.
Ataşehir Belediyesi tarafından, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde, Ataşehir Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde anma ve depreme hazırlık programı düzenlendi. Program, depremde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından, “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlere ilişkin bir belgesel gösterimi yapıldı.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, programda yaptığı konuşmada, depremin siyasi bir tartışma konusu olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, “Bugün Türkiye kamuoyu tüm gündemlerden uzaklaşsa, en büyük sorunumuz deprem gerçeğidir. Ancak biz suni gündemler içinde bu gerçeği unutuyor ya da unutturuluyoruz” dedi.
Başkan Adıgüzel, göreve geldiklerinde Ataşehir’in 17 mahallesine deprem konteynerleri yerleştirme sözü verdiklerini belirterek, “Bu konteynerlerde arama kurtarma çalışmalarında ihtiyaç duyulan temel ekipman ve malzemeler bulunuyor. 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde üç mahallemize konteyner yerleştirmiştik. Bugün de Ferhatpaşa Mahallesi Necmettin Erbakan Parkı’na bir konteyner daha ekleyerek, dördüncü mahallemizi de bu sistemle buluşturuyoruz” diye konuştu.
Ataşehir’de 150 toplanma alanı belirlendi
Ataşehir ilçesinde 150 toplanma alanı belirlediklerini açıklayan Başkan Adıgüzel, “Muhtemel bir büyük deprem sonrası komşularımızın güvenliğini sağlamak için bu alanları oluşturduk ve bilgileri internet sitemiz üzerinden vatandaşlarımızla paylaşıyoruz. Ayrıca İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer ilgili kurumlarla koordineli çalışmalar yürütüyoruz” dedi.
Ataşehir Belediyesi olarak İl Afet Risk Azaltma Planı kapsamında 28 eyleme ilişkin afet risk haritaları oluşturma çalışmalarına başladıklarını ve bu konuda 39 ilçeye öncü olduklarını belirten Adıgüzel, “Ataşehir Belediyesi, bu çalışmaları tamamlayan ilk belediye oldu” ifadelerini kullandı.
Başkan Adıgüzel, Ataşehir Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nin 3 bin 600 metrekarelik bir alan üzerine kurulduğunu belirterek, “Merkezimizde acil durumlar için bir heliport alanı, tatbikat alanı, köpek eğitim alanı ve kriz yönetim merkezi bulunuyor. Muhtemel bir afet anında, hızlı ve koordineli bir müdahale planlaması yaparak sahadaki çalışmaları en iyi şekilde koordine edebiliyoruz. Ayrıca arama kurtarma ekibimiz 7/24 nöbet sistemiyle görev yapıyor” diye konuştu.
Karaman: “Riskleri azaltmamız gerekiyor”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Himmet Karaman da programda yaptığı konuşmada, riskleri azaltmanın önemine dikkat çekerek, “1929 Erzincan depremi, 1999 Kocaeli ve Düzce depremleri bize çok şey öğretmeliydi. Arama kurtarma ekipleri her zaman fedakârca çalışacak, ancak riskleri azaltmazsak yıkılan binalara yeterince ekip yetiştiremeyiz. Bu nedenle öncelikli hedefimiz, geçmiş depremlerden ders alarak gelecekteki riskleri en aza indirmek olmalı. İşte bu sürece afet yönetimi diyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından, Başkan Adıgüzel, ATAK Arama Kurtarma ekiplerine teşekkür belgesi takdim etti. Program, “Afet ve Acil Durum Kriz Merkezi” ve “Ataşehir Belediyesi Arama Kurtarma Afet Köyü” tanıtımı ile sona erdi.
Deprem bilincini geliştirmek amacıyla faaliyetlerini sürdüren İzmit Belediyesi 17 Ağustos Deprem Anma ve Farkındalık Müzesi ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 2024 yılında yaklaşık 8 bin kişiyi ağırlayan Deprem Müzesi son olarak Yıldırım Meslek Lisesi öğrencilerini misafir etti. Gençlere İzmit Belediyesi Jeofizik Mühendisi Zeynep Küçükikiz tarafından deprem öncesi, sırası ve deprem sonrası neler yapılması gerektiğini anlatan sunum yapıldı.
TEKNİK BİLGİLER ANLATILDI
Sunum sırasında Depremin oluşumu, 17 Ağustos Gölcük ve 6 Şubat Maraş depremlerinin odak noktası, büyüklüğü, süreleri, derinliği, aktif yer küre oluşumu, hareketleri ve hasar tespit çalışmaları gibi teknik bilgiler anlatıldı. Deprem Simülasyon alanında yer hareketlerinin sarsıntısını 45 saniye deneyimleme ve Diaroma ( Yapay Enkaz ) alanı bölümü gezilerek simülasyondaki yer sarsıntılarının yapı ve binalar üzerindeki etkileri gösterildi.
DEPREM VE SONRASI İLE İLGİLİ HER DETAY
Buna bağlı olarak depremden etkilenmeyen ya da en az etkilenen yapıların nasıl olması gerektiği anlatılarak, İmar Yönetmeliği ve Yerleşime uygun mühendislik hizmeti almış yapılar hakkında bilgiler verildi. Öğrencilere müzede deprem sunumu içeriği yer alan 3 boyutlu sinema ve AFAD tarafından hazırlanan arama kurtarma filmi izletildi. Deprem Müzesini ziyaret etmek isteyen vatandaşlar, 329 29 00 telefon numarasından irtibat sağlayabilirler.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, CNN Türk canlı yayınına konuk oldu. 6 Şubat depremlerinde yapılan çalışmaları paylaşan Başkan Büyükakın, “Elimizi deprem bölgesinden hala çekmedik” dedi.
“BÖLGEDEN ELİMİZİ ÇEKMEDİK”
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, CNN Türk’te Büşra Arslantaş’ın sunduğu canlı yayına konuk olarak 6 Şubat depremleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Depremlerin ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bölgeye yardım ulaştırdığını ve elini hala bölgeden çekmediğini hatırlatan Büyükakın şöyle dedi:
“OKUL İNŞAMIZ DEVAM EDİYOR”
“Deprem sonrası Hatay Defne’de, Antakya merkezde çalışmalarımızı yoğunlaştırmıştık. Maraş ve Adıyaman’da da ekiplerimiz vardı. Ben 42 gün Defne bölgesinde kaldım. Temaslarımız da hala devam ediyor. Çadır kent ve sahra hastanesi ve lojistij merkezi yaptık. Rehabilitasyon ve fizik tedavi merkezi inşa edildi ve bölge halkının kullanımına sunuldu. Bizim deprem bölgesiyle gönül bağımız devam ediyor. Şuanda da 12 derslikli bir okul inşa ediyoruz. Kaba inşaatı bitti, önümüzdeki eğitim öğretim sezonuna hazır olacak.”
“TÜRKİYE’DEKİ EN BÜYÜK AFET MUTFAĞI”
Başkan Büyükakın, 17 Ağustos 1999 depremi ile sarsılan Kocaeli’de de depreme hazırlık hususunda önemli adımlar attıklarını belirtti: “İnşaat Mühendisleri Odası ile birlikte 2007 öncesi yapılan 150 bin konutun taramasını yaptık. Bu binaların fizibilite etütleri yapılıyor, kentsel dönüşüm çalışmalarına altlık teşkil edecek. Bir yandan kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam ediyor. Rezerv bölgelerde yeni binalar da yapıyoruz.” Başkan Büyükakın, bir yandan şehrin direncini artırırken, bir yandan olası afetlere karşı da hazırlık yaptıklarını kaydetti: “Son olarak ‘Hızır 41-Afet Mutfağı’nı hayata geçirdik. Afet Mutfağımız Türkiye’deki en büyük afet mutfağı olarak inşa edildi. Bize afet anında durmadan üretim yapabilecek yüksek kapasiteli bir imkan sağladı. Allah lazım etmesin ama afet anında afet tırlarımız ile koordineli hizmet edecek şekilde tasarladık. Bunun yanında farklı etkinlik ve hazırlıklarımız da devam ediyor. Bu vesile ile deprem şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun” dedi.
Asrın felaketinin ikinci yılında depreme dayanıklı yapılar ve riskli bina stoku konusunda değerlendirmelerde bulunan Altınbaş Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sepanta Naimi, “Özellikle eski binalar güçlendirildi mi ya da dönüşüme uğradı mı? Türkiye’nin ekonomik kalbi olan İstanbul bile bu konuda hazırlıklı değil. Son günlerde Ege Denizi’nde özellikle Santorini Adası’nın olduğu bölgede 400’den fazla sarsıntı meydana geldi. Bu durum, Kuşadası ve İzmir Körfezi’nin de büyük depremlere gebe olduğunun bir göstergesi. Önlemlerin acilen alınması gerekiyor” dedi.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde yaklaşık 9 saat arayla meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde 50 binin üzerinde can kaybı yaşanırken, bölge genelinde toplam 200 binden fazla binanın ağır hasar almasına sebep oldu. Doç. Dr. Sepanta Naimi, büyük felaketin ikinci yılında depreme dayanıklı yapılar ve riskli bina stoku konusunda değerlendirmelerde bulundu. Naimi, özellikle eski binaların denetimi ve güçlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekerek, “Bu yapılar güçlendirildi mi ya da dönüşüme uğradı mı? Türkiye’nin ekonomik kalbi olan İstanbul bile bu konuda hazırlıklı değil. Son günlerde Ege Denizi’nde özellikle Santorini Adası’nın olduğu bölgede 400’den fazla sarsıntı meydana geldi. Bu durum, Kuşadası ve İzmir Körfezi’nin de büyük depremlere gebe olduğunun bir göstergesi. Önlemlerin acilen alınması gerekiyor” dedi.
“Riskli binalarda oturmakta ısrar edilmemeli”
Depremin doğanın bir gerçeği olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Naimi, afeti ise dayanıksız yapıların meydana getirdiğini belirtti. Çözümün yalnızca yetkili mercilerde olmadığını, aynı zamanda vatandaşların da sorumluluk alarak harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Naimi, “Binalarımızın denetimlerini sağlamak zorundayız. Çürük binalarda yaşamaya ısrarla devam etmek, can güvenliğimizi riske atmak demektir. İnsan canı paha biçilmezdir. Ev sahibi olarak sorumluluk almalı ve bir daha canımızın yanmaması için gerekeni yapmalıyız” diye konuştu.
Büyük şehirler ve kırsal alanlar da risk altında
Naimi, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin altyapı ve yapılarının muhtemel büyük depremler karşısında hazır hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun için hiç kaybedecek zamanımız yok. İstanbul ve Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki şehirlerimiz ciddi bir tehdit altındadır. İstanbul’da muhtemel depremin büyüklüğünün 7 ve üzerinde olacağı öngörülmekte ve mevcut durumumuzun bedeli çok ağır olabilir. Aynı tehdit Kahramanmaraş ve çevresindeki depremzede iller için de geçerli. Bölgede bir deprem oldu diye tekrar olmayacağını kimse garanti edemez. Nasıl birinci depremden sonra beklenmedik şekilde ikinci bir deprem meydana geldiyse, aynı şekilde yüksek ivmeli başka depremlerle de karşılaşabiliriz. Bu nedenle yüksek katlı yapılardan çok daha hafif ve sağlam binaların tercih edilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Güvenli bina nasıl olmalı?
Doç. Dr. Naimi, güvenli bina inşaatı için 5 temel unsuru şöyle sıraladı:
“Sağlam zemin: Binalar, sağlam zemine inşa edilmeli, jeolojik analizler yapılmalı. Depreme dayanıklı malzeme: Kullanılan malzemelerin kalitesinden ödün verilmemeli, beton ve demir standartlara uygun olmalı. Mühendislik hizmetleri: Binalar mutlaka uzman mühendisler tarafından projelendirilmeli. Denetim ve bakım: Binaların inşa süreci sıkı bir denetimden geçmeli, zaman içinde de bakım ve kontrolleri yapılmalı. Kentsel dönüşüm: Riskli binalar yıkılıp yerine güvenli yapılar inşa edilmeli.”
Son olarak deprem gerçeğini unutmadan hem yetkililerin hem de vatandaşların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Doç. Dr. Sepanta Naimi, “Aksi takdirde aynı acıları tekrar yaşamaktan kaçınmak mümkün olmayacak” dedi.