Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji

Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında şirket, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen “I-REC sertifikalı” elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla şirket, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.

Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: “Şirket olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer oluşturmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz.”

Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının yüzde 99’unu geri dönüştüren şirket, kargo poşetlerinde en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı.

Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten şirket, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı.

Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi.

Şirket, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor.

GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor.

I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası) nedir?

RECs International tarafından geliştirilen I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası), tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini doğrulayan uluslararası bir sertifikasyon sistemidir. Şirketlere enerji kullanımındaki çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlama imkanı sunan bu kapsamlı sistemde yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için bir sertifika oluşturularak, tüketilen enerjinin çevresel etkileri izlenebilir ve raporlanabilir hale getirilir. Bu sayede kurumlar, yenilenebilir enerji tüketimini uluslararası standartlara uygun biçimde belgeleyerek karbon ayak izlerini azaltma hedeflerine katkı sağlar.

Trendyol’da pozitif etki odaklı yaklaşım

Yapılan açıklamaya göre şirket, sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine doğa, toplum ve tüm paydaşları için pozitif etki oluşturma hedefini yerleştiriyor. Bu anlayış, şirketin yalnızca ticaret ekosistemine değil, sosyal hayatın farklı alanlarına da değer katmasını sağlıyor.

Kırsalda dijital uçurumu azaltmayı hedefleyen Yarının Köyleri, sivil toplum kuruluşlarını destekleyen Sepette İyilik, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan Trendyol Sanat, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sunan Türkiye’nin Müzeleri ve yerel üreticiyi destekleyen Yöresinden Ürünler gibi girişimler, şirketin toplumsal faydayı geniş bir perspektiften ele aldığının somut örneklerini oluşturuyor.

Tüm bu programların tasarımında paydaş geri bildirimleri, yerel ihtiyaçlar ve beklentiler belirleyici rol oynarken; Trendyol sosyal etki çalışmalarını bu doğrultuda sürekli geliştiriyor. Bu yıl hayata geçirilen Dijital Usta programı ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırma yolunda atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Şirket, pozitif etki yaklaşımını uluslararası pazarlara da taşıyarak kalıcı etkiyi çoğaltmayı hedefliyor. Böylece sürdürülebilirliği operasyonel bir başlığın ötesine geçirip faaliyet gösterdiği her coğrafyada uzun vadeli, fayda odaklı bir miras oluşturmayı amaçlıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Osman Özköylü: “Bahis skandalından dolayı açılan dava ve cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecek”

Esenler Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü, Türk futbolunda başlatılan bahis soruşturması kapsamında verilen cezaların liglerin geri kalanında takımları olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Bahis skandalından dolayı açılan dava ve arkasından gelen cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecektir. Bundan kısmen biz de etkilenebiliriz. Bu çok belirleyici olacaktır” dedi.

Trendyol 1. Lig ekiplerinden Esenler Erokspor’da Teknik Direktör Osman Özköylü, takımın ligdeki gidişatı, hedefleri, Türk futbolunda başlatılan bahis soruşturmasının ve verilen cezaların takımları nasıl etkileyeceği, Berat Luş’un gelişimi, Türkiye’deki genç teknik direktörler ve A Milli Futbol Takımı hakkında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu.

İlk olarak takımın bu sezon sergilediği performansa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özköylü, “Şu an olduğumuz durum bizim adımıza olumlu şekilde ilerliyor. Baktığımız zaman geçen seneden kalan oyuncu sayımız çok az. Takımımız çok değişim gösterdi. Birçok yeni oyuncu geldi. Çoğu da kamp döneminin sonunda lige yakın zamanda geldiği için beraber çok fazla hazırlık maçı oynama durumumuz olmadı. Hatta bazıları hiç hazırlık maçı oynamadan lig oynamak zorunda kaldık. Çok kısa antrenmanlarla lig maçlarına çıkmak zorunda kaldık. Özellikle 2 haftada bunun bize sonuçsal olarak olumlu geri dönüşü olmadı. Ama sonrasında Serik maçıyla başlayan süreçte gerçekten geldiğimiz dönem bizim adımıza çok olumlu ilerliyor. Sonuçsal ve oyunsal anlamda her geçen gün üzerine koyan bir takım var. Biz de tabii takımımızı bu süreçte çok daha iyi tanımaya başladık. Çünkü kafamızdaki plan, sezon başında oluşturduğumuz kadro yapısı, oynamak istediğimiz oyun biraz farklı yöne evrilmek zorunda kaldı. Biz Erokspor’a geçen sezonun son 2 ayında geldik. Kulübün genel yapısı, buradaki hedeflerinin gerçekten bizim adımıza çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Onların bize olan güveni, bizim de kulübe olan inancımız, başkanımızın hedefleri, yönetim kurulumuzun bu sezon biraz daha farklı bir hedef olması yönündeki çabaları bizim için sevindirici. Biz de yıllarca çalıştığımız takımlarda hedefe oynayan bir teknik adam olduk, şampiyonluklar kazandık, şampiyonluklar kovaladık. Bu sezon burada da böyle bir yapılanma var. Tabii ki öncelikli hedefimiz güçlü ekipler içerisinde kendimize önemli yer edinebilmek, üst sıralarda kalıcı olabilmek. Ligin sonunda tabii ki ilk 2’den çıkmayı istiyoruz, bunun için mücadele edeceğiz” diye konuştu.

“Bahis skandalından dolayı açılan dava ve cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecek”

Futbolculara bahis oynadıkları gerekçesiyle verilen cezaların ligdeki dengeleri değiştireceğini belirten ve ligin geri kalanında bu durumun belirleyici olacağını söyleyen Osman Özköylü, “Mevcut durumumuzu sürdürebilmek çok önemli. Özellikle son yaşanan bahis skandalından dolayı açılan dava ve arkasından gelen cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecektir. Bundan kısmen biz de etkilenebiliriz. Bu çok belirleyici olacaktır. Bundan önceki süreçle, sonraki süreci birbirinden ayırmak gerek bence. Çünkü takımların önemli oyuncuları olmayacak, cezalı oyuncular olacak. Belki oturan kadrolar, oynayan kadrolar değişecek. Bu süreçte bizim de 3 kalecimiz cezalı görünüyor. Onların olmayışı bizi nasıl etkileyecek? Altyapıdan 19 yaşında genç bir kalecimizi alacağız ve 45 günlük cezaların olduğu süreçte bu kardeşimizle oynamak zorunda olacağız. Bu bize nasıl yansıyacak görmek lazım. Bu çok ekstra bir durum. Sadece biz değil, farklı takımlar da çok ciddi zararlar görebilir. Bakıyorsunuz Çorum FK da çok ciddi zarar gören takımlardan bir tanesi. Bazı takımlar hiç zarar görmedi. O yüzden ne olacağını biraz bundan sonraki süreç gösterecek” ifadelerini kullandı.

“Bütün takım, arkadaşlarımızın ceza almasından dolayı üzüldü”

Bahis oynadıkları gerekçesiyle Esenler Erokspor’da da ceza alan oyuncular sonrası takımın genelinin ne şekilde etkilendiği yönünde gelen soruyu yanıtlayan 54 yaşındaki teknik adam, “Bütün takım, arkadaşlarımızın ceza almasından dolayı üzüldü. Tabii ki hepimiz profesyoneliz. Şartların nasıl olduğuna bakarak ilerlemek zorundayız. Mevcut şartlar bunu gerektiriyorsa, buna göre bir tedbir alacağız. Her arkadaşımızın bu süreçte fedakarlığını, sorumluluğunu biraz daha artırması gerekecek. O anlamda eksik olan arkadaşlarımızın eksikliğini kapatabilmek adına sahada herkes daha fazla enerji koymaya çalışacak. Bu şekilde bu süreci atlatacağız nasip olursa” şeklinde konuştu.

“1. Lig, Süper Lig’e göre rekabetin daha fazla olduğu bir lig”

Trendyol Süper Lig ile Trendyol 1. Lig arasındaki rekabet seviyesinin farklı olduğuna değinen Osman Özköylü, “Buradaki yarış çok daha güçlü, çok daha fazla takımın işin içinde olduğu bir yarış. Şu anda baktığınız zaman ligin ilk 10 sırasındaki takımın yarışı var. Özellikle ilk 7’nin play-off’a girme şansının olmasından sonrası takımlar artık ligin sonuna kadar iddiasını sürdürebiliyor. Bu da ligin seyrini, kalitesini, mücadelesini çok daha artırıyor ve daha farklı kılıyor. Süper Lig’e baktığınız zaman özellikle son dönemlerde sadece Fenerbahçe ve Galatasaray’ın atbaşı olup yarışı sürdürdüğü, diğer takımların maalesef çok geride kaldığı bir süreç oluyor. Bu sene Trabzonspor işin içine girmeye çalışıyor, üst sıralarda kalmaya çalışıyor ama ne kadar sürdürebileceğini de zaman gösterecek. O yüzden 1. Lig daha farklı bir lig. Rekabetin daha fazla olduğu bir lig veya daha fazla eşit takımın mücadele ettiği, her hafta sürpriz sonuçların yaşanabileceği, her takımın her takımı yenebileceği bir lig olduğu için hem mücadele, seyir ve heyecan tarafı daha fazla diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

“Berat Luş, Kerem Aktürkoğlu’na benziyor”

Galatasaray’dan kiralık olarak kadroya katılan genç futbolcu Berat Luş’un gelişimine dair değerlendirmelerde de bulunan tecrübeli antrenör, şunları söyledi:

“Genç oyuncuların oynatılması, rekabetçi ortama girmesi çok önemli. Berat Luş da Galatasaray’da kupa maçları, bazı lig maçlarında 3-5 dakikalar gibi kısa süreler almış bir oyuncu. Henüz o rekabetin içine hem fiziksel hem de taktiksel olarak yüzde 100 girmeye hazır mı? Bunları iyi görmek lazım. Biz tabii Berat’ı oynattık çünkü yeteneklerine güvendik ve saha içinde yapabileceklerini gördük. O da bizi yanıltmadı, gerçekten çok iyi geri dönüşler verdi. Bazen sürelerini azalttık. Çünkü milli takımdan 2 maç oynayarak gelmiş bir oyuncuyu toparlamak zor olabiliyor. İki gün mecbur toparlamak, dinlendirmek zorundayız. Taktik antrenmanlara yeteri kadar alamıyoruz, alamadığımız bir oyuncuyu maça çıkarmak biraz sıkıntılı oluyor. Ama bizimle beraber olduğu süre içerisinde onu mümkün olduğunca kullanmaya çalıştık. İlk başlarda daha fazla verim aldık. Sonradan biraz o sertlik, mücadele içerisindeki verdiği tepki biraz azaldı. Bunu toparlamamız gerekiyordu. Onun da bu mücadeleye daha fazla hazır olması gerekiyor. Hem fiziksel hem taktiksel hem de oyun içerisinde doğru şekilde performansını artırması gerekiyor. Çünkü bizim ligde darbeli, temaslı oyun çok fazla. Süper Lig’de belki bu fazla yok, topu daha rahat alıp kullanabiliyorsun. Ama bizim ligde temaslı oyun çok daha fazla olduğu için, Berat da fiziksel olarak zayıf ve güçsüz olduğu için rakipler bunu ona karşı daha farklı kullanabiliyor. Bazı durumlarda dezavantaj yaşayabiliyor. Buna göre onu kullanabileceğimiz süreleri, kullanabileceğimiz maçları ayarlamaya çalışıyoruz. Berat yetenek olarak topla ilişkileri çok iyi bir oyuncu. Çabuk hareketlenebiliyor, çabuk hızlanabiliyor. Savunma arkasına iyi koşular yapabiliyor. Doğru zamanda doğru koşuları yapıp doğru yerde topla buluştuğu zaman etki oluşturabilen bir oyuncu. Özellikle ters kanattan içeriye çok iyi noktalara girebiliyor. Attığı gollerde de bu özelliğini kullandı. Aklı ve oyun zekası fazla bir oyuncu ama fiziksel olarak kendisini çok yukarılara çıkarması gerekiyor. Kerem Aktürkoğlu’na benziyor.”

“Tedesco çok önemli ve fark oluşturabilecek bir teknik direktör”

Süper Lig’deki genç teknik direktörleri takip ettiğini söyleyen Özköylü, “Hepsini takip ediyorum, hepsi de kendi kariyerleri açısından çok önemli noktadalar. Gelişimleri için çalıştıkları takımlarda ortaya koydukları performans, oluşturdukları oyun kalitesi, aldıkları sonuç, takımlarını getirdikleri nokta gelecek kariyerlerindeki yerlerini belirleyecek. Arda Turan’ın Eyüpspor’da ortaya koyduğu performans, takımını Süper Lig’e çıkarıp ilk 5-6 içine sokması çok önemli. Shakhtar Donetsk gibi büyük hedefler düşünen, çok ekol bir takıma gitti. Bunun da onun için kariyerinin çok önemli bir basamağı olduğunu düşünüyorum. Selçuk İnan, Gaziantep FK’dan sonra Kocaelispor’da çıkışını sürdürüyor. Burak Yılmaz özellikle Gaziantep FK’da ortaya koyduğu performansla farkını oluşturmaya başlıyor. Volkan Demirel belki istediği sonuçları daha önce çok alamasa da yeni takımıyla beraber belki o farkı o da ortaya çıkaracak. Çünkü bu zaman gerektiriyor. Her çalıştığınız kulüpte, her çalıştığınız oyuncuyla elde ettiğiniz tecrübeler sizin gelecek kariyerinizde çok daha farklı deneyimler elde etmenize yol açacaktır. Tedesco, çok önemli bir teknik adam. Gittiği antrenörlük kurslarında elde ettiği dereceler, başarılar, orada aldığı eğitim ve bunu yansıtabileceği çok önemli takımlarda başarılar yakalayabilmiş ki o yaşta ve tecrübesiz dönemdeki Belçika Milli Takımı’nda çalıştı. Rusya Ligi ve Almanya Ligi’nde de görev aldı. Bunlar da onun fark oluşturabilecek bir teknik adam olduğunu gösteriyor” sözlerini dile getirdi.

“Montella’yı kesinlikle çok başarılı buluyorum”

A Milli Futbol Takımı’nı ve Teknik Direktör Vincenzo Montella’yı başarılı bulduğunu ifade eden Osman Özköylü, “Kesinlikle çok başarılı buluyorum. Yakaladığı jenerasyonla beraber çok iyi bir uyum sağladı. Teknik adam – futbolcu uyumu çok önemlidir. Ortaya koydukları bir oyun felsefesi var. Bu felsefeye her oyuncu çok yüksek seviyede katkı yapmaya çalışıyor. En son İspanya karşısında ortaya konulan taktiksel başarı çok önemli. Hatta 6 gollü İspanya mağlubiyetinden sonra keşke 5’li savunmayla oynasaydık diye düşünmüştüm. İspanya gibi bir takıma karşı biraz daha savunma güvenliğini artırmak gerekir diye konuşmuştuk, dün milli takım bunu yaptı. Çok da başarılı oldu ve iyi bir sonuç oldu. Bu da taktiksel anlamda hocanın ve oyuncu grubunun ortaya koyduğu başarı. Ben inşallah play-off’larda bu kaliteli kadronun çok güzel işler yapacağını ve Dünya Kupası’na katılacak ekiplerden bir tanesi olacağını düşünüyor ve inanıyorum. Öyle olması için de dua ediyorum” dedi.

“Üstten gelen hakemlerin bu ligdeki maçları önemseyerek ve çok dikkatli yönetmesi gerekiyor”

Ligde oynadıkları Erzurumspor FK maçının ardından hakem Atilla Karaoğlan’a basın toplantısında tepki göstermesinin hatırlatılması üzerine deneyimli teknik direktör, “Bu işin en büyük paydalarından biri hakemler. Saha içinde verdikleri kararlar ve kararların noktaları, yerleri, hepsi inanılmaz önemli. Yan hakemler, VAR’daki hakemler de dahil futbolun gidişatını, geleceğini, takımların hedeflerini yüzde yüz etkiliyorlar. Ben maç öncesi Atilla Karaoğlan’ın maçımıza verilmesini çok olumlu bulmuştum. Çünkü önemli bir maçtı. Namağlup bir Erzurumspor FK ve o haftaya kadar liderlik koltuğunda bir Esenler Erokspor vardı. Yani böyle bir maça TFF ve MHK o kadar önem vermiş ki FIFA kokartlı bir hakemi maça vermiş. Bunu gördüğün zaman o güveni hissediyorsun. Ama üstten gelen hakemlerin bu ligdeki maçları önemseyerek ve çok dikkatli yönetmesi gerekiyor. Bu maçı önemsememe gibi, rahat bir tavırla o maça çıkma, ‘Bu kararı verdim, nasıl olsa kimse sorgulamaz’ deme gibi bir lüksü olamaz. Çünkü bizim kaderimizi etkiliyor. Biz de yatırımlar yapıyoruz, emek veriyoruz, çalışıyoruz. Bir hedef kovalıyoruz. Bir hakem kararı, bir yanlış karar bizim ligdeki hedeflerimizi, geleceğimizi o kadar etkiliyor ki hakemlerin çok dikkatli olmasını istiyorum. O yüzden böyle serzenişim oldu. Atilla Karaoğlan’a verdiği kararları yakıştıramadım. Oturup da kendisinin bu maçı deneyimlemesi, izlemesi lazım. Verdiği kararın nasıl bir etki oluşturabileceğini çok iyi düşünmesi lazım. Bu yüzden kızgınlığım vardı ama yapacak bir şey yok. Önümüze bakacağız” diye konuştu.

“(Bahis cezalarıyla ilgili) Zamanlama bence çok doğru değildi”

Türkiye Futbol Federasyonu’nun bahis olaylarıyla ilgili yaptığı operasyona yönelik değerlendirmede bulunan Özköylü, “Çok derin bir konu, bu konuda konuşulacak çok şey var. Mutlaka her takım çok etkilenecek. Hadi bizim liglerde 3-5 oyuncu olabilir ama alt liglerde 10-15 oyuncunun ceza aldığı takımlar var. Oradaki hoca arkadaşlarımızla konuştuğumuzda 13 kişiyle kaldığını söyleyenler var. 13-14 kişiyle 3 günde bir maçı nasıl oynayacak bu takımlar? Bu zamanlama bence çok doğru değildi. Birçok takımın hedeflerine, bulunduğu noktaya çok büyük zarar verecek. Dengeler çok değişecek. Gerek hakemler, gerek futbolcular üzerinde yaşanan bu travma büyük bir güvensizliğe sebep olacak. Bu futbolcuların hepsi şimdi fişlendi. Takımlarıyla ilişiği kesilenler var. Takımlarından ayrılıp başka bir yere giderken bunları alacak takımlar hangi gözle bakacak? ‘Acaba devam edecek mi bunu oynamaya, benim takımımda da yapar mı, neyle karşılaşırım?’ gibi birçok zararı olacak. Bazı kulüplerde yöneticiler, başkanlar diyor ki; ‘Ben yatırım yaptım. Bunu bilseydim bu oyuncuları almazdım. Bunu sezon başı açıklasaydınız, bu isimler sezon başı çıksaydı. Buna göre transferimizi yapsaydık. Bu durumdan etkilenmeseydik. Bu takıma milyonlarca para harcadım, bu para boşa gitti.’ Bu tür durumlar da var. Herhalde bu kadar olacağını hesaplayamadılar. Herkes açısından sıkıntılı bir süreç. Sonunda inşallah hepimiz için en güzeli olsun” ifadelerini kullandı.

“O dönemde oynanan bahsin cezasını niye bu dönem oynadığı takım çeksin?”

Son olarak bahis olaylarıyla alakalı verilen cezalara ilişkin düşüncelerini de aktaran Teknik Direktör Osman Özköylü, “Bizim de oyuncularımızdan 3 sene önce oynayan var, 2020 senesinde oynayan var. 17 TL’lik bir kupon oynanmış. Bu çocuğun diğerleriyle eş değer ceza alması çok düşündürücü. Veya 4 sene önce başka takımdayken oynadığı bahisten dolayı aldığı ceza bugün ortaya çıkıyor, buradaki takımı etkiliyor. Örneğin Eren Elmalı Silivrispor’da oynamış ama bu durumdan Galatasaray zarar görüyor. Aynı şekilde bizim oyuncularımız da başka takımdayken oynamış, gençken oynamış, amatör takımdayken oynamış veya altyapıdayken oynamış ama cezasını biz çekiyoruz. O dönemde oynadığı bahsin cezasını niye bu dönem oynadığı takım çeksin? Bu da bizim için gerçekten olumsuz bir durum. Özellikle bu süreçte konuştuğumuz durumlardan dolayı yaşanacak süreç nasıl ilerleyecek, sonrasında neler olacak, bunları bilmiyoruz. Hangi takımı ne kadar etkileyecek, dengeler nasıl değişecek, bunları zamanla görmek lazım. İnşallah bu süreçten zararsız çıkmaya çalışacağız. Bunun için planımızı yapacağız, buna göre bir yol izleyeceğiz. İnşallah federasyonumuzun da bu konuda daha doğru adımlar atma fırsatı olur veya farklı bir plan geliştirir ve ona göre bu süreci doğru şekilde yönetme fırsatı olur. İnşallah herkes için en güzeli, en hayırlısı olsun diyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

BİLGİ’de ‘İstanbul Depreminin İlk 3 Günü Çalıştayı’ ve ‘IV. Türkiye Travmatik Stres Kongresi’ düzenlendi

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE) işbirliğiyle “İstanbul Depreminin İlk 3 Günü Çalıştayı” ve “IV. Türkiye Travmatik Stres Kongresi” düzenlendi. Etkinlikte, afetlere hazırlık, müdahale ve iyileşme süreçleri derinlemesine tartışıldı ve olası İstanbul depremine yönelik hazırlıklar, bilimsel ve çok disiplinli bir bakış açısıyla ele alındı

İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem, toplumsal farkındalık ve hazırlık çabalarının odağında yer alıyor. Bu çerçevede İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE) işbirliğiyle afetlere hazırlık, müdahale ve iyileşme süreçlerini ele almak amacıyla IV. Türkiye Travmatik Stres Kongresi”nin ilk gününde “İstanbul Depreminin İlk 3 Günü Çalıştayı” düzenlendi.

Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, kamu yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, bilimsel veriler ışığında müdahale ve iyileşme süreçlerinin nasıl yapılandırılması gerektiği masaya yatırıldı. Çalıştayda olası bir İstanbul depreminde ilk 72 saatte yaşanabilecekler Sağlık Hizmetleri, Arama Kurtarma, Sosyal Hizmetler, Sanayi ve İşletmeler ile İletişim ve Medya gibi farklı oturumlarda ele alındı. Sağlık hizmetlerinin afet anında nasıl devreye girdiği, arama kurtarma ekiplerinin kapasitesi ve gönüllü sistemlerin önemi, afetin psikososyal etkileri, sanayi tesislerinin hazırlık düzeyi, kriz anında iletişim stratejileri ve lojistik, ulaşım ile barınma altyapısının sürekliliği gibi konular, uzmanlar tarafından detaylı bir şekilde tartışıldı.

Açılış konuşmasında söz alan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “Son yıllarda artan afetler, savaşlar ve pandemiler yalnızca fiziksel değil, ruhsal açıdan da derin etkiler yaratıyor. Afetlerin ekonomik yükü kadar, uzun vadeli psikososyal etkileri de bireyleri ve toplumları derinden etkiliyor. Bu durum, afetlere yalnızca mühendislik ve lojistik açıdan değil, psikososyal açıdan da bütüncül bir yaklaşımla hazırlıklı olmayı zorunlu kılıyor. Bu kongre, bilimsel bilginin ötesinde, travmalara karşı daha dirençli bir toplum inşa etme çabasına katkı sunuyor. Burada kurulan her bağ, gelecekte daha hızlı ve etkili çözümler için çok kıymetli.” dedi.

Etkinliğe katılan İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, afet yönetiminin yalnızca kurumların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Hersanlıoğlu, “İstanbul’da bir deprem yaşanırsa ilk 12 saat içinde profesyonel arama kurtarma ekiplerine ciddi ihtiyaç duyacağız. Bu nedenle üniversitelerde afet kulüplerinin kurulmasını destekliyor, gençleri afet eğitimlerine dahil etmeyi hedefliyoruz. İstanbul’da yürüttüğümüz İstanbul Risk Azaltma Planı ve Afet Müdahale Planı çerçevesinde, 39 ilçede çalışmalar yürütülüyor.” dedi. Hersanlıoğlu ayrıca, afet bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, Milli Eğitim müfredatına afet konularının dahil edilmesinin bu anlamda sevindirici olduğunu belirtti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı Direktörü ve TARDE Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. A. Tamer Aker, “Depreme hazırlıksız yakalanmayı 1999 yılında ve 6 Şubat depremlerinde yaşadık. Bu sefer öyle olmamak için bu bilinci ve yapıyı yerleştirmemiz gerekiyor” dedi.

BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, afetlere bireysel ve toplumsal düzeyde zihinsel hazırlığın hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Deprem anında ne yapacağımızı bilmek, sadece fiziksel değil, zihinsel ve bilişsel bir hazırlık gerektiriyor. ‘Şunları yaparsam hayatta kalabilirim’ diyebilecek bir farkındalık düzeyine ulaşmamız şart. Afet sonrası yaşanan şok, kontrol kaybı ve güven duygusunun sarsılması, özellikle dezavantajlı gruplar için daha derin etkiler yaratıyor. Anne babasını kaybetmiş çocuklar, yaşlılar, hastalıklarla mücadele eden bireyler gibi grupların ihtiyaçlarını önceden planlamak sosyal hizmetlerin temel sorumluluklarından biri.” 

Çalıştaya katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi Başkanı Ergün Cebeci ise, İstanbul’un büyük bir deprem riski taşıdığına dikkat çekerek kurumlar arası koordinasyonun önemine vurgu yaptı: “Afet yönetiminin en kritik süreci olan ilk üç gün; ulaşım, sağlık, barınma, defin ve gıda gibi temel hizmetlerin organize edilmesi açısından hayati öneme sahip. İBB olarak, afetin ilk anlarında bile müdahale edebilmek için 10 yeni lojistik merkez kuruyor, afet simülasyon ve eğitim merkezlerini hayata geçiriyoruz.”  Cebeci, afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması, kriz yönetim merkezlerinin etkinleştirilmesi ve deprem parkları gibi fiziksel alanların artırılmasının da belediyenin öncelikleri arasında olduğunu belirtti.

‘Depremle ilgili bilimsel temeli olmayan rakamlar korku yaratıyor’

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Çalıştay Başkanı Prof. Dr. Şerif Barış olası İstanbul depremine yönelik değerlendirmelerde bilgi kirliliğine dikkat çekerek, “Medyada 300 binden 4 milyona kadar yansıtılan can kaybı rakamları bilimsel bir zemine dayanmıyor. Bunlar hiçbir bilimsel çalışma yapmadan ortaya koyulan kişisel öngörülerdir. Bilim, olasılıklarla çalışır; çalışmalara göre 30 yıl içinde 7,3 ve üzeri büyüklükte bir deprem olasılığı yüzde 47 olarak belirlendi. Bu, her an deprem olacak demek değildir” dedi. Barış, medyaya da bu noktada önemli bir sorumluluk düştüğünü söyleyerek “Korkutucu değil, bilinçlendirici dil kullanılmalı” uyarısında bulundu.

 

‘Yırtılma doğrultusu ve zemin yapısı hasarın kaderini belirliyor’

Deprem sırasında oluşan enerjinin yeryüzüne nasıl ulaştığını açıklayan Barış, yırtılma doğrultusunun önemine de dikkat çekti: “Depremde hasar sadece büyüklüğe değil, fay hattına yakınlık ve yırtılma doğrultusuna bağlı olarak artar. İstanbul’un altından geçen aktif bir fay yok, Kuzey Marmara Fayı deniz içindedir. Bu, sarsıntının etkisini azaltan önemli bir avantaj. Ayrıca İstanbul’da kalın alüvyonlu zeminlerin az olması ve liman ile havaalanlarının fay hatlarından uzakta bulunması, olası bir afette erişim ve müdahaleyi kolaylaştıracaktır. Hatay’da bu yapılamadığı için etki çok daha yıkıcı oldu.” Barış, afet kültürünün eğitimle şekillendiğini vurgulayarak Türkiye’de en az 10 yıl boyunca okul öncesinden başlayarak uygulamalı afet eğitiminin şart olduğunun altını çizdi.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Merdiven çıkarken dizde oluşan ağrıya dikkat

Günlük hayatta fark etmeden atılan binlerce adım, yıllar içinde dizlerde yorgunluğa neden oluyor. Diz kireçlenmesinin özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra ağrıyla kendini belli ettiğini belirten Uzman Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesi hakkında bilgi verdi.

Her adımda vücudun tüm yükünü taşıyan diz eklemleri, yıllar içinde sessizce yıpranıyor. Bu yıpranma zamanla “gonartroz” olarak adlandırılan, halk arasında “diz kireçlenmesi” olarak bilinen hastalığa yol açıyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesinin diz ekleminde yer alan kıkırdak dokunun aşınmasıyla başladığını söyleyerek, “Kıkırdak, eklem yüzeylerinin rahatça hareket etmesini sağlayan koruyucu bir tabakadır. Bu doku bozulduğunda, kemikler birbirine sürtünmeye başlar ve bu durum ağrı, sertlik, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olur. Yaşlanma, fazla kilo, geçirilmiş diz yaralanmaları, genetik yatkınlık ve bazı romatizmal hastalıklar gonartrozu kolaylaştıran etkenlerdir” dedi.

Kilo kontrolü önem taşıyor
Gonartrozun genellikle dizde özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra hissedilen ağrı ile kendini belli ettiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, “Zamanla dizde şekil bozukluğu, çıtırtı sesi, sabahları tutukluk hissi ve oturup kalkarken zorlanma gibi şikâyetler gelişir. Tanı, hasta öyküsü ve fizik muayene ile birlikte basit bir röntgen ile rahatlıkla konabilir. Gerektiğinde MR gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir. Gonartroz tedavisi, hastalığın evresine ve hastanın yaşam kalitesine göre belirlenir. İlk aşamada kilo kontrolü, kasları güçlendirmeye yönelik egzersizler, baston veya dizlik gibi yardımcı ekipmanlar önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da ağrının azaltılmasında ve eklemin korunmasında oldukça etkilidir” şeklinde konuştu.

İlaçların yan etkilerine dikkat
Gonartrozun tedavisinde ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar, krem veya jel formunda sürülen topikal ilaçların kullanılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, “Ancak bu ilaçlar uzun süreli kullanımda mide, böbrek ve kalp üzerindeki yan etkileri nedeniyle dikkatli alınmalıdır. Ağrı kesici, iltihap giderici ilaçların yanında diz içi enjeksiyonların da bu sorunda kullanıldığını söylemek mümkündür” diye görüş verdi.

Erken evrede hyaluronik asit enjeksiyonları uygulanabilir
İlaç ve fizik tedaviye yeterli yanıt vermeyen hastalarda diz içine yapılan enjeksiyonların son yıllarda önemli bir tedavi seçeneği haline geldiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bu uygulamalar, doğrudan eklem içine yapıldığından daha etkili ve hedefe yönelik sonuçlar sağlayabilir. Diz içine kortizon enjeksiyonları tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntem iltihaplı durumlarda etkili ve hızlı ağrı giderici etki sağlar. Ancak yılda 2-3 defadan fazla önerilmez, zira kıkırdak üzerine olumsuz etkileri olabilir. Kortizon dışında kullanılan hyaluronik asit enjeksiyonları da eklem sıvısının kalitesini artırır, sürtünmeyi azaltır, dizin ‘yağlanmasını’ sağlar. Özellikle erken ve orta evredeki hastalarda işe yarar” dedi.

Diz kireçlenmesinde yeni nesil tedaviler
Kişinin kendi kanından alınan ve iyileştirici hücrelerden zenginleştirilmiş bir sıvının ekleme verilmesiyle yapılan PRP’nin de diz kireçlenmesinde uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bunların yanında kök hücre uygulamaları ve kolajen enjeksiyonları da kullanılır. Genellikle hastanın yağ dokusundan ya da kemik iliğinden elde edilen kök hücreler, hasarlı dokuya ‘yenilenme’ sinyali verir. Deneyimli ekipler tarafından uygulandığında fonksiyonel faydalar sağladığı görülmüştür. Kolajen enjeksiyonları da tercih edilen bir yöntemdir. Vücutta doğal olarak bulunan kolajenin dışarıdan desteklenmesi ile kıkırdak dayanıklılığı artırılmaya çalışılır. PRP ya da hyaluronik asitle birlikte uygulanabilir. Ayrıca, eksozom tedavisi de diz kireçlenmesinde kullanılan bir diğer yöntemdir. Bu yöntem, hücreler arası iletişimi sağlayan minik ‘haberci kesecikler’ olan eksozomların diz içine verilmesiyle uygulanır. Eksozomlar, doku yenilenmesini uyaran sinyaller içerir ve hasarlı bölgelerde onarıcı süreçleri başlatabilir. PRP ve kök hücre tedavilerinin etkilerini destekleyici niteliktedir. Her ne kadar bilimsel araştırmalar hâlen devam etse de, eksozom tedavisi günümüzde bazı özel kliniklerde diz kireçlenmesi tedavisine destek amacıyla uygulanmaktadır ve klinik deneyimlerle olumlu geri dönüşler alınmaktadır” şeklinde görüş verdi.

“Enjeksiyonların yeterli olmadığı durumda cerrahi önerilir”
Tüm yöntemlere rağmen hastaların günlük aktivitelerini yapmakta zorlanma varsa, cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bunlar arasında artroskopik temizleme işlemleri, kemik hizalama ameliyatları (osteotomi) ve ileri vakalarda diz protezi ameliyatları yer alır. Gonartroz, yaşla birlikte görülme sıklığı artan ancak doğru yönetildiğinde hastanın yaşam kalitesini koruyabildiği bir hastalıktır. Tedavi seçenekleri klasik yöntemlerden ileri biyolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Her hastanın ihtiyacı farklı olduğundan, tedavi planı bireye özel olarak şekillendirilmelidir” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Altay Kar Fırtınası’na karşı Kocaeli’de tüm tedbirler alındı, ekipler teyakkuzda; Büyükşehir, karla mücadelede alarma geçti

Büyükşehir, Sibirya üzerinden gelen ve “Altay Kar Fırtınası” olarak adlandırılan kar yağışından şehrin olumsuz etkilenmemesi için tüm tedbirleri aldı. Ekipler, 2.321 personel ve 623 araç-iş makinesi ile il genelinde yaklaşık 1.750 kilometrelik yolda karla mücadele için mesai harcayacak.

 

BÜYÜKŞEHİR EKİPLERİ HAZIR KITA BEKLİYOR

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ilimizi de etki altına alması beklenen kar yağışına karşı tüm tedbirleri aldı. Büyükşehir, Sibirya üzerinden gelen ve “Altay Kar Fırtınası” olarak adlandırılan kar yağışına karşı teyakkuza geçti. Bu kapsamda ekipler, şehir merkezlerinde de etkili olması beklenen yağışın Kocaeli’nde ulaşımda aksamaların yaşanmaması ve sürücülerin gidecekleri yere sorunsuz ulaşması için tüm hazırlıklarını tamamladı. Büyükşehir Karla Mücadele Ekipleri, 2.321 personel ve 623 araç-iş makinesi ile yüksel kesimler başta olmak üzere tüm ilçelerde ve özellikle yağışın etkili olması beklenen bölgelerde konuşlanarak, hazır kıta bekliyor. Ekipler, il genelinde yaklaşık 1.750 kilometrelik yolda karla mücadele için mesai harcayacak.

 

PERSONEL VE EKİPMAN SAYISI ARTTIRILDI

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün etkili kar yağışına yönelik son değerlendirmeleri ve Kocaeli Valiliğinin yaptığı uyarıların ardından Büyükşehir Belediyesi Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yol Bakım Timi ve A Takımı’ndan oluşan Karla Mücadele Ekipleri, kentin tüm ilçelerinde ve köy yolları ile yüksek kesimlerde yol açma ve tuzlama çalışması için hazırlıklarını tamamladı. Ocak ayından bu yana özellikle yüksek ve kırsal kesimlerde aralıklı olarak etkili olan kar yağışına karşı başarılı bir şekilde mücadele eden Büyükşehir ekipleri, 24 saat çalışarak yolları açık tutmuş ve il genelinde herhangi bir olumsuzluğun yaşanmasına izin vermemişti. Büyükşehir, daha etkili beklenen yağışa karşı personel ve ekipman sayısını da artırdı.

 

2.321 PERSONEL VE 623 ARAÇ-İŞ MAKİNESİ HAZIR

Karadeniz üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi tüm Türkiye’de hissedilmeye başlandı. Kocaeli’nde de etkisini göstermeye başlayan kar yağışına karşı Büyükşehir ekipleri alarma geçti. İSU Genel Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’nın da destek verdiği Karla Mücadele Ekibi, 2.321 personel ve 623 araç-iş makinesi ile gece ve gündüz olmak üzere iki vardiyalı olarak görev yapıyor. Ekipler; Kartepe, Başiskele, Gölcük, Körfez İlimtepe ve İzmit Umuttepe gibi yüksek kesimler başta olmak üzere tüm ilçelerin şehir merkezlerinde de konuşlandırıldı. Ekipler ayrıca; greyder, loader, bobcat, ekskavatör, pto gibi iş makineleri ve tuz yüklü kamyonlarla tüm ilçelerde 24 saat nöbet tutuyor. İlçe belediyeleri de 793 personel ve 185 araç ve iş makinesi ile Büyükşehir’in koordinasyonunda görev yapacak.

 

EKİPLER ŞEHİR MERKEZLERİNDE KONUŞLANDIRILDI

Büyükşehir Belediyesi, olumsuz hava koşullarına karşı aldığı tedbirlerle vatandaşların güvenliğini sağlamak adına gece gündüz demeden çalışıyor.  Ekipler, yoğun kar yağışı öncesi yüksek ve kırsal kesimlerde olduğu gibi şehir merkezlerinde de konuşlandırıldı. Özellikle hastanelerin acil servis girişleri, aile sağlığı merkezleri, köprüler, camilerin, otogarlar, otobüs durakları, kamu binalarının önü, üst geçitler ve viyadüklerde kar birikintisi ve buzlanmaya karşı gereken tedbirler alındı. Üst geçitlerin merdivenlerinde biriken karın gece ayaz yapmasıyla oluşan buzlanmalar, buz çözücü solüsyon dökülerek temizlenecek.

 

BUZLANMAYA KARŞI 47 BİN TON TUZ REZERVİ YAPILDI

Büyükşehir Belediyesi, soğuk havalar ve kar yağışı öncesinde buzlanmayı önlemek için 47 bin ton tuz alımı yaparak, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere depoladı. Yaklaşık 15 bin ton tuz, il genelinde buzlanmanın etkili olduğu bölgelere gönderildi. Tuz rezervi ile yollarda sıcaklığın sıfırın altına düştüğü durumlarda tuzlama yapılarak buzlanmanın önüne geçilecek.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli, karla mücadeleye hazır

Kocaeli’de “Altay kar fırtınası” olarak adlandırılan kar yağışından şehrin olumsuz etkilenmemesi için tüm tedbirler alındı. Büyükşehir, 2 bin 321personel ve 623 araç-iş makinesi ile il genelinde yaklaşık 1.750 kilometrelik yolda karla mücadele için mesai harcayacak.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli’yi de etki altına alması beklenen kar yağışına karşı tüm tedbirleri aldı. Büyükşehir, Sibirya üzerinden gelen ve “Altay kar fırtınası” olarak adlandırılan kar yağışına karşı teyakkuza geçti. Büyükşehir karla mücadele ekipleri, 2 bin 321 personel ve 623 araç-iş makinesi ile yüksek kesimler başta olmak üzere, tüm ilçelerde ve özellikle yağışın etkili olması beklenen bölgelerde konuşlanarak, hazır kıta bekliyor. Ekipler, il genelinde yaklaşık 1.750 kilometrelik yolda karla mücadele için mesai harcayacak.

Personel ve ekipman sayısı artırıldı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün etkili kar yağışına yönelik son değerlendirmeleri ve Kocaeli Valiliği’nin yaptığı uyarıların ardından Büyükşehir Belediyesi Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yol Bakım Timi ve A Takımı’ndan oluşan karla mücadele ekipleri, kentin tüm ilçelerinde ve köy yolları ile yüksek kesimlerde yol açma ve tuzlama çalışması için hazırlıklarını tamamladı. Ocak ayından bu yana özellikle yüksek ve kırsal kesimlerde aralıklı olarak etkili olan kar yağışına karşı başarılı bir şekilde mücadele eden Büyükşehir ekipleri, 24 saat çalışarak yolları açık tutmuş ve il genelinde herhangi bir olumsuzluğun yaşanmasına izin vermemişti. Büyükşehir, daha etkili beklenen yağışa karşı personel ve ekipman sayısını da artırdı.

Özellikle hastanelerin acil servis girişleri, aile sağlığı merkezleri, köprüler, camilerin, otogarlar, otobüs durakları, kamu binalarının önü, üst geçitler ve viyadüklerde kar birikintisi ve buzlanmaya karşı gereken tedbirler alındı. Üst geçitlerin merdivenlerinde biriken karın gece ayaz yapmasıyla oluşan buzlanmalar, buz çözücü solüsyon dökülerek temizlenecek.

47 bin ton tuz rezervi

Büyükşehir Belediyesi, soğuk havalar ve kar yağışı öncesinde buzlanmayı önlemek için 47 bin ton tuz alımı yaparak, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere depoladı. Yaklaşık 15 bin ton tuz, il genelinde buzlanmanın etkili olduğu bölgelere gönderildi. Tuz rezervi ile yollarda sıcaklığın sıfırın altına düştüğü durumlarda tuzlama yapılarak buzlanmanın önüne geçilecek.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version