Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sapanca Gölü’ndeki endişelendiren kabarcıklar su altından ve havadan görüntülendi

Sakarya ile Kocaeli’nin içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’ndeki endişe veren kabarcıklar su altından ve havadan görüntülendi. Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise, “Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda” dedi.

Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’nün kot seviyesi 28.75 metreye düştü. Gölde çekilmenin izleri net bir şekilde belli olurken, dipten yüzeye gelen kabarcıklar ise endişe oluşturdu. Uzun yıllardır gölde dalış ve balıkçılık yapan Güngör Demirci ise ‘Su kaynıyor’ sözleriyle o anları kaydetti. Demirci’nin kendi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı ve kısa sürede viral olan görüntülerin ardından, gölde oluşan hareketlilik merak uyandırdı. Demirci ve ekibi, endişe uyandıran kabarcıklara doğru dalış gerçekleştirdi. Kabarcıklar hem havadan hem de su altından görüntülendi. Bölgede inceleme yapan Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise Kuzey Anadolu fay hattının Sapanca Gölü’nden geçerek Sakarya ve Kocaeli’ni içine aldığını kaydetti. Utkucu, bu fay hattının karakteristik depremi 1999 yılında ürettiğini ve yeniden büyük bir deprem üretmesi için yaklaşık 100 yılın geçmesi gerektiğini aktardı.

“Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz”

Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Burası bir fay hattı. Türkiye’nin en önemli, Kuzey Anadolu fay hattı buradan geçiyor ve burada bu gölün altında bir basamak yapıyor. Arifiye civarında fay kolu göle giriyor, bir kolu da kabarcıkların oradan İzmit’e doğru gidiyor. Dolayısıyla fay hattının üzerinde meydana gelen bir hadise bu. Fay hatları boyunca su çıkışları, gaz çıkışları gözlenen doğal süreçlerdir. Burada deprem habercisi mi diye hep sorular soruldu. Bu fay hattının karakteristik depremi yediden büyük bir deprem ve yediden büyük deprem 1999 yılında gerçekleşti. Bu gerçekleşen deprem 25 yıl önce gerçekleştiği için bu fay hattının yine bu karakteristik depremi üretmesi için yüz yılı aşan bir süre geçmesi lazım. Dolayısıyla bu açıdan büyük bir depremin habercisidir diyemeyiz. Fakat bu gözlemden bağımsız olarak söylüyorum yediden büyük bir depremi üreten fay hattı boyunca her zaman beşlik, dörtlük, üçlük depremler beklenmelidir. Su seviye değişimleri, su çıkışları, gaz çıkışları, radon gazı çıkışları. Bunlar depremlerinin habercisi sayılabilecek unsurlardan biridir fakat deprem bilimde tek bir belirtece bakılarak deprem tahmini yapılmaz. Çok sayıda belirticinin aynı anda bu şekilde herkesin dikkatini çekecek bir farklılık göstermesi lazım ve bunların da ölçülerek netleştirilmesi lazım. Dolayısıyla tek bir belirtece bakarak deprem olacak demek bilimsel açıdan yanlış bir yargı olacaktır. Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Bu fay hattına yakın yaşayan insanlar olarak ne yapmamız lazım? Beşlik, dörtlük depremleri her zaman için zaten hazır olmamız lazım. Bu göl bu fayın oluşturduğu çukurluk üzerinde oluşmuştur bu fay burada basamak yapıyor ve fay hatları boyunca su çıkışları olacaktır” dedi.

“Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler”

Utkucu, “Hepimiz şahidiz göl seviyesi oldukça düştü dolayısıyla su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda. Bu da fay üzerindeki fay boyunca dengeyi değiştirmiş olabilir. Gözenek sıvı basıncını değiştirmiş olabilir. Buna bağlı olarak bu gözenek sıvı basıncını değişimine bağlı olarak böyle anomalik olaylar gözlenebilir. Yani bir dengenin değiştiği kesin su kitlesinin bu su seviyesinin ne kadar alçaldığını görüyoruz. Van Gölü’nde böyle bir durum var su seviye değişimleri hatta ben araştırmıştım. Van Gölü ve yakın çevresinde işte neler var? Bir metre su seviyesi anomalik olarak değiştiği zaman yükseldi veya alçaldığı zaman orada faylar boyunca gölün altında veya hemen yakın civarında depremler oluyor. Dolayısıyla burada da böyle bir şey olabilir. Göl su seviyesi değişti, anomali bir değişiklik var. Normal bir vatandaşın bile dikkatini şey bir değişiklik var. Bunların hepsinin araştırılarak, ölçülerek veriye dayandırılarak söylenmesi lazım” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Transfer fayına dikkat: Balıkesir ve Manisa’da deprem riski artıyor

Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, 10 Ağustos’ta Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrası bölgede 15 bini aşkın artçı sarsıntı yaşandığını belirtti. Aykan, Sındırgı Fayı’nda meydana gelen bu yoğun sarsıntıların ardından oluşan stres transferine dikkat çekerek, zaman zaman Sındırgı Fayı’nın batısında yer alan Gelenbe Fay Hattı üzerinde mikro depremler meydana geldiğini vurguladı.

Son günlerde Gelenbe Fayı üzerinde 4.0 büyüklüğüne ulaşan depremlerin kaydedildiğini aktaran Aykan, bu fay hattının 6.0 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Kuzey-güney doğrultulu Gelenbe Fayı’nın, üzerindeki stresi kuzeye veya güneye doğru transfer ettiğini belirten Aykan, “Eğer stres kuzeye transfer olursa, Balıkesir şehir merkezinden geçen Gökçeyazı Fayı risk oluşturabilir. Güneye transfer olursa bu kez Manisa Kırkağaç çevresi tehlike altına girebilir” dedi.

Aykan, Sındırgı Fayı’nın tamamının henüz kırılmadığını hatırlatarak, bölgede 6 ve üzeri büyüklükte bir depremin meydana gelme ihtimaline dikkat çekti. “Deprem fırtınasının uzun bir süre daha devam etmesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın tüm ilçeleri diri fay üzerinde

Jeoloji Mühendisi Aykan, Bursa’nın neredeyse tüm ilçe sınırlarının diri fay hatları üzerinde yer aldığını belirterek, özellikle İznik-Mekece Fayı’nın 960 yıldır sessiz olduğunu ve en son 1065 yılında yıkıcı bir deprem ürettiğini hatırlattı.

Ayrıca, Ankara, Kocaeli ve Eskişehir Teknik Üniversiteleri’nin ortak yürüttüğü çalışmalarla, Kayapa-Yenişehir arasında 95 kilometre uzunluğunda yeni bir aktif fay hattının tespit edildiğini açıklayan Aykan, bu hattın halen MTA’nın diri fay haritasında yer almadığını söyledi.

Bursa’da 1855 yılında yaşanan ve “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan büyük depremin kente büyük zarar verdiğini hatırlatan Aykan, “Ulu Cami’nin iki kubbesi çökmüş, 150 caminin minareleri yıkılmış, şehirde yangınlar çıkmıştı” dedi. Ayrıca 1400 yılında Yenişehir çevresinde etkili bir başka büyük depremin yaşandığını da ekledi.

Aykan, 625 yıldır enerji biriktiren Bursa fay hattının büyük bir deprem üretme potansiyeli taşıdığını belirterek, “Bursa’nın, deprem riski yüksek illerimizden biri olduğunu unutmamalı, depreme karşı dirençli kent yapısı oluşturmak için hazırlıklarımızı bir an önce tamamlamalıyız” uyarısında bulundu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Jeoloji Mühendisi Aykan: “Bursa’nın deprem tehlikesi İstanbul’dan yüksek”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/jeoloji-muhendisi-aykan-bursanin-deprem-tehlikesi-istanbuldan-yuksek-0-SkigDfjp.mp4
Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Bursa’nın deprem tehlikesinin İstanbul’dan daha yüksek olduğunu söyledi.

Aykan son iki günde Gemlik fayındaki hareketlenmenin sebep olduğu 3.9, 4.2 ve 4.4 şeklinde büyüklüğü artarak devam eden depremlerin dikkate alınması gerektiğini belirterek Gemlik fayının hemen ucunda batıya doğru ilerleyen ve 960 yıldır enerji biriktiren İznik – Mekece fayının çok dikkatli takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Aykan ayrıca İstanbul’un şehir merkezinden diri fay geçmediğini buna rağmen Bursa’nın hemen hemen her ilçesinden diri fay geçtiğine dikkat çekip Bursa’nın deprem tehlikesinin İstanbul’a göre çok daha fazla olduğunu söyledi. Aykan, “1 Temmuz’da Kuzey Anadolu fayının güney kolunda Gemlik fayının kuzeyinde 3.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi daha sonra 4.2 ve bugünde 4.4 büyüklüğünde devam etti. Normal şartlarda bu tarz depremler mal ve can kaybına sebep olmaz küçük depremlerdir. Gemlik fay sekmendi 30 km uzunluğundadır. Gemlik fayı üzerinde 1419 tarihinde büyük bir deprem meydana gelmiş, 7 büyüklüğünde bir deprem üzerinden de 600 yıl geçmiş. Uzun bir zaman. Bu depremleri değerlendirdiğimizde depremlerin artarak devam etmesi bize 4.4 ten daha büyük bir deprem olabileceğini gösteriyor. Ancak kesin olur diyemeyiz. Dikkat etmek gerekiyor. Tedbirli olmak gerekiyor. Gemlik körfezinde aralık 2023 te 5.1 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti. Bu bölgede deprem aktivitesinin yoğun olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Gemlik fayının hemen ucunda batıya doğru İznik Mekece fayına dikkat çeken Aykan, “Bu fay yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda bu fay 960 sene önce büyük bir deprem üretmiş. Bu sebeple çok dikkat edilmesi gerekiyor. Gemlik fayı ile birlikte bu fayında büyük bir deprem üretme riski çok fazla. 960 yılda bir deprem tekrarlama süresini düşünürsek periyodun yaklaşmış olması sebebiyle çok dikkat edilmesi gerekiyor. 7’nin üzerinde bir deprem üretme potansiyeline sahip” diye konuştu.

“Bursa’nın deprem tehlikesi İstanbul’dan yüksek”

Bursa’nın hemen hemen tüm ilçelerinden diri fay geçtiğini sözlerine ekleyen Jeoloji Mühendisi Aykan, “Vakit geçirmeden Bursa’nın depreme dayanıklı bir kent olması için gerekli çalışmaları yapmamız gerekiyor. MTA’nın diri fay haritasına baktığımız zaman İstanbul’un şehir merkezinden geçen diri fayın bulunmadığını görmekteyiz. Faylar daha çok Marmara denizinden geçmekte. Bursa’nın ise her ilçesinden geçen diri faylar var. Bunun için Bursa’nın biran önce depreme dirençli bir kent olması için gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi gerekiyor” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Türkiye’deki bu 20 faya dikkat

Uzmanlar, Türkiye’de sismik boşluk adı verilen gerilimi yüksek her an kırılabilecek 20 fay hattına dikkat çekti. Marmara Denizi içerisinden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kuzey kolunun da sismik boşluk olarak değerlendirildiği meydana gelebilecek bir kırılma neticesinde Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek 7 ve üzerindeki bir depremin sadece İstanbul’u değil Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Çanakkale şehirlerinin hepsinde yıkıma sebep olabileceği belirtildi. Ayrıca Balıkesir-Gökçeyazı Fay Segmentinin 2 bin yıldır kırılmayan bir parça olduğuna da dikkat çekildi.

Resmi kayıtlara göre, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği, 120 bin kişinin yaralandığı, 11 ilde toplam 310 bin binanın yıkılıp ağır hasar gördüğü, 2023 Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre ise Türkiye’ye toplam maliyeti 148.8 milyar dolar olduğu açıklanan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki Kahramanmaraş Depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti.

Türkiye’nin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçen felaketin 2. yıl dönümünde yaşanan depremden ne kadar ders çıkarıldığı ve Türkiye’nin 7 üzerindeki bir başka depreme ne kadar hazırlıklı olduğu konusunda konuşan Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “Kahramanmaraş’ta büyük bir deprem olabileceğini, buranın bir sismik boşluk olarak değerlendirildiğini ve buralara dikkat edilmesi gerektiğini defalarca ifade etmiştik, bir çok bilim insanları da bu konuda uyarıda bulunmuştu! Türkiye’de sismik boşluk adı verilen kırılma zamanı gelmiş, gerilimi yüksek 20 fay bulunuyor. Marmara Denizi içerisinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey kolu 250 yıldır kırılmayan bir sismik boşluk olarak nitelendirilmeli” dedi.

“Türkiye’de 5.5 ve üzeri deprem üretecek 500 diri fay var”

Türkiye’nin diri fay haritasına bakıldığında 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip 500 diri fay bulunduğunu belirten Aykan, “Ülkemizin önemli bir bölümü deprem tehlikesi ve riski altındadır. Şuan ki yapılan çalışmalara göre 24 kentimizin şehir merkezinden diri fay geçmektedir. Risk altındaki bu iller; Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Bolu, Sakarya, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Erzurum, Erzincan, Hakkari ve Bingöl’dür. 24 kentimiz, 110’u aşkın ilçemiz, 500’ü aşkın mahalle, 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üreten fay zonları üzerinde yer aldığı bilinmektedir. Bu fayların sakınım bandı üzerinde 100 bine yakın bina bulunduğu ve bir milyona yakın insanımızın da bu binalarda yaşadığı düşünüldüğünde, ülkemiz ve ülke insanımızın karşı karşıya kaldığı risklerin ne derece büyük olduğu, yaşadığımız son depremle gözler önüne serilmektedir. Bu fayların kırılması durumunda ilk önce fay zonu üzerindeki yapılar zarar görecektir. Bu faylardan özellikle kırılma zamanı gelmiş olanların yani sismik boşluk olarak tanımladığımız, yerleşim yerlerinden geçenler büyük risk oluşturmaktadır” dedi.

“Her an kırılabilecek 20 faya dikkat”

Türkiye’de yaklaşık 20 yerde sismik boşluk olarak tanımlanan fay olduğuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “Bu faylar kırılma zamanı gelmiş, yeterli derecede gerilim birikmiş, her an kırılabilecek fay parçaları. Bilimsel çalışmaların, özellikle Kuzey Anadolu Fayı başı olan Bingöl ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinden geçen kısmı, Hakkari Yüksekova, İzmir, Antakya, Adıyaman, Erzurum, Ağrı, Aydın, Denizli, Muğla taraflarındaki fayların sismik boşluk olarak değerlendirildiğini, yakın gelecekte deprem üretme ihtimali olan faylar sınıfında olduğunu gösteriyor. Fakat depremin tam zamanını bilemiyoruz. Benzer şekilde Balıkesir il merkezinden geçen 7.2 büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip Balıkesir-Gökçeyazı Fay Segmenti 2 bin yıldır kırılmayan bir parçadır; Özellikle buraların tehlikesine dikkat çekmemiz gerekiyor. Marmara Denizi’nde, Türkiye’nin yaşadığı en büyük depremlerden biri bekleniyor. 7’nin üzerinde maksimum 7.6 büyüklüğe varan büyüklükte bir deprem bekleniyor dolayısıyla Marmara Bölgesi’nde oluşabilecek böyle bir depremde yalnızca İstanbul değil; Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Çanakkale şehirlerinin hepsi etkilenecek” dedi.

Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey koldaki deprem dağılımlarına bakıldığında, en son depremlerin 1509 ve 1766 yılında gerçekleştiğini, 200-250 yıllık tekrarlama periyotları olduğu düşünüldüğünde bu alanın bir sismik boşluk olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulayan Aykan, Burada olacak büyük bir depremden Marmara Denizi’ne kıyısı olan tüm iller etkilenecek. 28 milyon kişi etkilenecek. Özellikle tarihi dönemi 1766 yılında olmuş olan deprem, Avusturya’dan, İtalya’ya kadar geniş bir coğrafyada hissedilmiş olup Tüm Marmara Bölgesinde tahribata sebep olmuş. Düşünün ki böyle bir depremin tekrarı Tüm Marmara Bölgesinde çok fazla yıkımlara neden olacaktır. Ulusal ve Uluslararası yapılmış çalışmalara göre; 1999 Depreminden sonra 30 yıl içerisinde yüzde 65 ihtimalle 7’den büyük maksimum 7.6 büyüklükte bir depremin Marmara Denizinde olacağı yönündeydi. Bu süreden 25 yıl geçti. Ülkemizde istatistiki olarak her 7 yılda bir büyük deprem oluyor. Zaten her 50 yılda bir Marmara Çevresinde 7’den büyük bir deprem gerçekleşiyor. Ülkemiz Kahramanmaraş depremi ile çok büyük yıkım yaşadı. O yüzden gerekli tedbirlerimizi almamız ve eksiklerimizi tamamlamamız gerekiyor” diye konuştu.

“Bursa’daki fay 624 yıldır suskun”

Aykan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bursa’da tarihi deprem kayıtlarına göre, en son hasar yapıcı depremler 1855 tarihlerinde meydana gelmiş olan ve halk arasında “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan depremde çok büyük yıkımlar meydana gelmiş;150 caminin neredeyse bütün minareleri yıkılmış, Ulu Caminin 2 kubbesi yıkılmış, tarihi yapılar, resmi kurumlar yıkılmış, şehirde yangınlar çıkmış, can ve ekonomik kayıplar yaşanmış.”

Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi, tarafından yapılan ortak bir çalışma sonucunda; yeni keşfedilen şehir merkezinden geçen Kayapa-Yenişehir Fayının, şuan diri fay haritasında gösterilmediğini belirten Aykan, “Bu çalışmalara göre;1855 yılında meydana gelen depremlerin kaynağının Kayapa-Yenişehir Fayı’nın (KYF) batı bölümünde olduğu ve de 1400 yılında meydana gelen depremin, KYF’nın Yenişehir bölümünde, gerçekleştiği düşünülüyor. 1400 yılında olan depremin üzerinden 624 yıl gibi uzun bir zaman geçmiş. Burada olacak bir depremin 7’nin üzerinde olma potansiyeli çok yüksek” dedi.

“Bursa’nın içinden geçen çok sayıda fay hattı var”

Bursa’da çok fazla fay hattı olduğunu bu sebeple kaç binanın fay hattı üzerinde olduğunun çalışılması gerektiğini belirten Aykan, “Bursa’da 17 ilçesinin, neredeyse her ilçe sınırlarından geçen fay hattı var. Bu faylar, Bursa Fayı, Zeytinbağı-Mudanya Fayı, Mustafa Kemalpaşa Fayı, Uluabat Fayı, Soğukpınar Fayı, İnegöl Fayı, Orhangazi Fayı, İznik-Mekece Fayı, Gençali Fayı, Gemlik Fayı, Barakfakı Fayı, Orhaneli Fayı, Oylat Fayı’dır. Tüm afet risklerinin haritalarda belirtildiği mikro bölgeleme çalışmalarının Bursa’nın bütün ilçelerinde henüz yapılmadı. Bu çalışmanın mutlaka yapılması gerekmektedir” dedi.

“Depreme karşı güvenli kentler oluşturmamız gerekiyor”

Aykan, “Türkiye’de meydana gelen depremler göstermektedir ki, orta büyüklükteki depremlerde bile can ve ekonomik kayıplar yaşanmaktadır. Güncel deprem yönetmeliklerine göre projelendirilmiş, yapı denetimi yapılan binalar bile depremden etkilenmekte olup; Bunun somut örneğini 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan yeni binalar ile gördük. Hızlı bir nüfus artışına paralel olarak ekonomik, sosyal, ve yapısal ihtiyaçların yeterli düzeyde sağlanamaması nedeniyle, kentlerimiz doğa kaynaklı tehlikelere karşı maalesef direnç gösterememekte ve oluşan afetler nedeniyle ülkemizde önemli kayıplar meydana gelmektedir. Bir yapının deprem sırasında yıkılmasına neden olan birçok etken var. Yeni veya eski olması fark etmeksizin zeminin uygun olmaması, malzeme kalitesi ya da proje aşamasında yapılan hatalar bu etkenlerden bazılarıdır. Ülkemizde yaşadığımız depremler göstermektedir ki; depremlerin afete dönüşme nedenleri; Projelendirme hatası, yapı denetiminin layıkıyla yapılmaması, kentsel dönüşümdeki yavaşlık, binada ikamet edenlerin kiriş, kolon gibi taşıyıcı sistemlerde, izin almadan yaptığı değişiklikler, binaların diri fay üzerine oturmasını, en önemli nedenler arasında ifade edebilirim. Günümüzdeki bilim ve teknoloji ile depreme karşı sağlam bina yapmak mümkün. Güvenli yapılaşmanın ilk adımı olan zemin ve temel etütlerini doğru yaptığınız taktirde, doğru zemin parametreleri ile zemin yapısına uygun projelendirme ve yapı denetimi ile depreme karşı güvenli bina yapabilirsiniz. Öncelikle yapı ruhsatı veren belediyelerin mevcut mevzuatı uygulamaları ve yapı denetimi yapmaları son derece önemli. Türkiye’deki yerleşim alanlarının önemli bir bölümünün diri faylar üzerinde konumlandığı bilindiğinden; yüzey kırığı oluşturacak diri faylar 1/1000 ölçekli imar haritalarına işlenmeli ve fayın her iki tarafına “sakınım bandı” oluşturularak, bu alanda bina ve bina türü yapılaşmaya kısıtlama getirilmelidir. Riskli binalar gerekiyorsa güçlendirilmeli yada kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmelidir. Depremler birer doğa olayıdır ve Depremler olmaya devam edecek. Burada deprem olacağını biliyoruz hepimiz. Bildiğimiz bilgiler üzerinden buna tedbir almamız gerekiyor” dedi.

“Ege Denizi’nde 7 üzeri bir deprem Türkiye kıyılarında tsunamiye sebep olur”

Ege Denizi’nde meydana gelen depremlerin Afrika levhasının Anadolu levhasının altına dalmasından kaynaklandığını ileri süren Aykan, “Ege Denizindeki depremlerin, Santorini Adası’nın kuzey doğusuna doğru yoğunlaştığını görmekteyiz. Santorini Adasında, en son 2012 tarihinde Sismik yoğunluk yaşanmış ve 14 aydan uzun sürmüş. Volkanik bir ada olan Santorini’de en son MÖ 1600 yılında bir patlama olmuş, patlama nedeniyle Antik Minos uygarlığı sona ermiş. Patlama nedeniyle adanın 73 kilometrekarelik bölümü sular altında kalmış. Ege Denizinde 6,5 -7 ve üzeri büyüklükte deprem olması durumunda Ege kıyılarında Tsunami beklenebilir; bu da Türkiye kıyılarında yıkıcı bir etki yapar; Deniz sevilerinde kıyı bölgelerinde tsunami zarar verebilir. Özellikle Aydın ve Muğla illerindeki vatandaşlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor” diye konuştu.

Kategoriler
YAŞAM

Bursa’ya deprem hatırlatması…

Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Nilüfer ilçesinde 4 büyüklüğünde meydana gelen depremle ilgili yaptığı değerlendirmede “Bursa’da nerdeyse her ilçenin sınırlarından geçen fay hattı var. Bursa’nın içinden geçen Kayapa Yenişehir Fayı 7’den büyük deprem üretebilir” dedi.

Jeoloji Mühendisi ve Deprem Uzmanı Aysun Aykan, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde meydana gelen 4 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aykan, “Küçük büyüklükte bir deprem olmasına rağmen, merkez üssü şehir merkezinde olduğu için vatandaşlarımız tarafından hissedildi. Bu deprem, MTA’nın diri fay haritasına baktığımız zaman çizili bir diri fay üzerinde olmadı. Fakat yakın bir zamanda yapılan çalışmalar sonucunda bilim insanları Bursa’nın şehir merkezinden geçen yeni bir fay keşfetti. Ankara, Kocaeli ve Eskişehir Teknik üniversitelerinin ortak çalışmasında Kayapa-Yenişehir arasındaki 25 noktada sismik ölçüm yapıldı. 95 kilometre uzunluğunda aktif fayın olduğu tespit edildi” ifadelerini kullandı.

Bursa’daki fayın 624 yıldır suskun olduğunu belirten Aysun Aykan, Bursa’da tarihi deprem kayıtlarına göre, en son hasar yapıcı depremler 1855 tarihlerinde meydana gelen depremde çok büyük yıkımlar meydana geldi. Ulu Cami’nin 2 kubbesi ile 150 caminin neredeyse bütün minareleri, tarihi yapı ve resmi kurumlar yıkıldı, şehirde yangınlar çıktı, can ve ekonomik kayıplar yaşandı. Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi, tarafından yapılan ortak bir çalışma sonucunda, Bursa’da yeni bir fay keşfedildi. Bursa’da şehir merkezinden geçen Kayapa-Yenişehir Fayı, şuan ki diri fay haritasında gösterilmedi. Bu çalışmalara göre, 1855 yılında meydana gelen depremlerin kaynağının Kayapa-Yenişehir Fayı’nın (KYF) batı bölümünde olduğu ve de 1400 yılında meydana gelen depremin, KYF’nın Yenişehir bölümünde, gerçekleştiği düşünülüyor. 400 yılında olan depremin üzerinden 624 yıl gibi uzun bir zaman geçmiş. Burada olacak bir depremin 7’nin üzerinde olma potansiyeli olduğu belirtiliyor” dedi.

Bursa’nın içinden geçen çok sayıda fay hattı var

Jeoloji Mühendisi ve Deprem Uzmanı Aysun Aykan, bir fayın deprem tekrarlama periyotlarını, kaç büyüklükte deprem ürettiğini kısaca fayın geçmişteki davranışlarını inceleyen ve gelecekteki deprem tehlikesini belirleyen Paleosismolojik çalışmaların Bursa’da yapılmadığına dikkat çekerek, fay hattı üzerinde binaların olmaması gerektiğini belirtti.

Aykan, “Bursa’da çok fazla fay hattı var. Kaç binanın fay hattı üzerinde olduğunun çalışılması lazım. Bursa’da nerdeyse her ilçenin sınırlarından geçen fay hattı var. Tüm afet risklerinin haritalarda belirtildiği mikro bölgeleme çalışmalarının Bursa’da henüz yapılmıyor” şeklinde konuştu.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version