Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Hakemlerin protesto ettiği saldırgan sporculara 24 ay hak mahrumiyeti

Kocaeli’de amatör ligdeki U-18 maçında hakeme fiziki saldırıda bulunarak kaburgalarında çatlak ve burnunda kırığa neden olan takımın sporcularına 24’er ay hak mahrumiyeti ve 6 maçtan men cezası verildi. Yöneticilerin de 6 ay hak mahrumiyetiyle cezalandırıldığı olayla ilgili kulüp de 1 maç seyircisiz oynama cezası aldı.

Saldırıya uğrayan hakem raporunu da yazamadı

Kocaeli’de Darıca Marmara Osmangazi Spor ile Gebze Birlikspor arasında 6 Nisan akşamı oynanan 2.Küme U-18 maçında hakem Tunahan Aydemir sahada futbolcuların saldırısına uğradı. Hakem Aydemir’in kaburgasında çatlağa ve burnunda kırığa neden olan saldırı nedeniyle maç da tatil edilmişti. Saldırı sonrasında ve tedavi sürecinin ilk günlerinde hakem Aydemir olaylı maçla ilgili raporunu yazamadığı için disiplin cezaları da belli olmamıştı. İl disiplin kuruluna bu hafta içi ulaşan hakem raporu, gözlemci raporuna eklenerek görüşüldü ve karara bağlandı. İl disiplin kurulu, Darıca Marmara Osmangazi Kulübü’nün sporcu ve yöneticilerine 6 ile 24 ay arası hak mahrumiyeti, maçtan men ve kulübe de saha kapama cezası verdi.

Saldırgan sporcular ve yöneticilerin cezası belli oldu

Kocaeli Futbol İl Disiplin Kurulu’nun kararına göre; Darıca Marmara Osmangazi Spor futbolcuları; Abdulsamet Özyurt ve Semih Bülbül’e 24 ay hak mahrumiyeti cezası verildi. Aynı maçtaki fiziki saldırı olayları yüzünden futbolculardan Osman Özgün 6 ay hak mahrumiyeti, Ahmet Kağan Özkan ise 6 resmi müsabakadan men cezası aldı. Takım yöneticisi Mehmet Burak Özkan’a ve kulüp başkan yardımcısı Fatih Özkan’a da 6 ay hak mahrumiyeti cezası veren il disiplin kurulu, taraftarın sebep olduğu saha olayları nedeniyle kulübe de 1 maç saha kapama cezası verdi.

Saldırıya uğrayan hakemlere desteğe gittiler: Hukuksal ve mental olarak yanınızdayız

Müsabakada başlama vuruşu esnasında 2 dakika hareketsiz kalarak maçı geç başlatıp sporda şiddeti protesto eden hakemlerin derneği ve hakem kurulu da genç hakemler Tunahan Aydemir ve Ersin Demiröz’e geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Hakem Ersin Demiröz yönettiği Çerkesli Spor ile Çayırova Gümüşspor arasındaki U-17 maçının ardından soyunma odasına giderken oyundan ihraç ettiği futbolcunun bıçaklı saldırısına uğramıştı. Kocaeli Futbol İl Hakem Kurulu Başkanı Özhan Kurt ve kurul üyesi Muhammet Yurt ile Türkiye Faal Futbol Hakem ve Gözlemciler Derneği (TFFHGD) Kocaeli Şubesi Başkan Vekili Mehmet Basri Toksagül ve dernek yöneticisi Bakir Samet Başköy, yönettikleri maçlarda uğradıkları saldırılarda yaralanan hakemler; Ersin Demiröz ve Tunahan Aydemir’e yalnız olmadıklarını söyledi. TFFHGD şubesi “Geçtiğimiz günlerde futbol sahalarında hiçbir zaman görmek ve yaşamak istemediğimiz olaylara maruz kalan hakemlerimiz; Ersin Demiröz ve Tunahan Aydemir’in hem hukuksal, hem de mental olarak yanlarındayız” açıklamasında bulundu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bakan Tunç: “Boykot çağrısı akıl alır bir şey değil”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Son günlerde yolsuzluk iddiaları nedeniyle başlatılan soruşturmalar üzerinden de yargının hedef alınmasını üzülerek takip ediyoruz. Henüz deliller ortaya konulmadan, yargılamalar tamamlanmadan, peşin hükümlerle birilerinin suçsuz ilan edilmesi ya da mahkum edilmesi, hukuk ve hukuk devleti ile asla bağdaşmaz” dedi. Bakan Tunç, boykot çağrısına ilişkin ise “Boykot çağrısı akıl alır bir şey değil” ifadesini kullandı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Yargı ve İş Dünyası Sempozyumu”na katıldı. Konferansta, ticaret hukukundan kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri, sözleşme hukuku kapsamında yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu.

“Kocaeli’nin adliyeye ihtiyacı olduğunu biliyoruz, bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz”

Sempozyumda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli’nin üretim, sanayi ve teknolojinin önde gelen kentlerinden biri olduğunu vurguladı. Kocaeli’nin Türkiye’nin ekonomisine önemli katkılar sağladığına dikkat çeken Tunç, “Kocaeli’nin adliyeye ihtiyacı olduğunu biliyoruz, bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz. 1004 bin metrekare kapalı alana sahip proje çalışmamız var. Uygulama projeleri devam ediyor. 25 Ekim’de yapım ihalesini yetiştirmek istiyoruz. Kocaeli’deki fiziki mekan ihtiyacını karşılama gayreti içerisinde olacağız. Kocaeli’miz yeni büyük adalet binasını çoktan hak ediyor” dedi.

“Bugün itibariyle 382 adliye binamız var”

2002 yılında 78 müstakil adliye binası olduğunu ancak bugün itibariyle Türkiye’de 382 adliye binasının bulunduğunu söyleyen Bakan Tunç, “Kapalı alan miktarında 10 kat arttırmış durumdayız. Geçmişte kiralık binalarda faaliyette bulunan yargı mensuplarımız, bugün teknolojik imkanlara kavuşarak, görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Kocaeli’deki bu eksikliği de gidermenin gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

Bakan Tunç, Türkiye’nin son 23 yılda çok büyük mesafeler kat ettiğine dikkat çekerek, özellikle yargıda yapılan çalışmaları anlattı. Tunç, sadece temel kanunları yenilemekle kalmayıp, anayasada hak arama yollarını artıran, hukuk devletini tahkim eden önemli reformlara imza attıklarını ifade etti.

“Basın özgürlüğü endekslerinde Türkiye’yi İsrail’in daha gerisinde göstermek mümkün mü?”

Yargı alanında önemli anayasa değişikliği yapıldığının altını çizen Bakan Yılmaz Tunç, sözlerine şöyle sürdürdü:

“Anayasa mahkemesinin yapısı, hakimler ve savcılar kurulunun yapısı, askeri yargının kaldırılması, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tüm bunlar tarihe karıştı. Hukuk devleti ilkesi güçlendi. ’Hukuk devleti ilkesi güçlendi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik hukuk devletidir’ dediğimde buna itiraz edenler oluyor. ’Adalet Bakanı neden bunu sürekli neden tekrar ediyor, demek ki bir problem mi var?’ diyerek eleştirilere maruz kalıyoruz. Türkiye’de hukuk güvenliğinin olmadığına yönünde bir takım maalesef dezenformasyonlar söz konusu. Hukuk güvenliği endeksi şeklinde, masa başında oluşturulmuş, ülkemizi, yargı camiamızı karalamaya yönelik bir takım endekslerle maalesef haksız ithamlarda da bulunanlar var. Türkiye’nin hukuk güvenliği endeksinde dünya sıralamasında geride olduğunu söyleyenler Türkiye’ye haksızlık yapıyorlar. O listeye baktığımız zaman, ülkemizin üstünde gösterilen birçok ülkede yargı kurumlarının nasıl olduğunu, demokratik seçimlerin bile yapılmadığını gördüğümüzde, bu listenin bir inandırıcılığı söz konusu değil. Masa başında düzenlenmiş, herhangi bir objektif kritere dayanmayan, ülkemizde röportaj yaptıkları kişilerin özellikle muhalif sayılan kişilerden, belli ideolojiye sahip kişilerden görüşler alınarak oluşturuşmuş, yanlı listelerle ülkemizin o sıralamada olduğunu söylemek Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve yargımıza büyük haksızlık. Basın özgürlüğü endekslerinde Türkiye’yi İsrail’in daha gerisinde göstermek mümkün mü? İsrail son 1 yılda 200’den fazla gazeteciyi öldürmüşken, onların yaşam haklarını ihlal etmişken, nasıl İsrail, Türkiye’nin basın özgürlüğü anlamında önünde olabilir. Bu mümkün mü? Özellikle Türkiye hukuk güvenliği noktasında en güvenli ülkelerdendir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı noktasında her zamankinde yargımız bağımsız ve tarafsızdır.”

“Ülkemizin ve yatırımcının menfaatine değildir”

“Hukuk güvenliği olmazsa yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelebilir miydi?” diyen Bakan Tunç, “Ülkemize gelen doğrudan yabancı sermaye tutarı 80 yılda 15 milyar dolar. 2002’den bugüne 23 yılda 273 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı geldi. Ülkemiz yüksek standartlı bir demokrasiye kavuştuğu için bu olmuştur ve olmaya devam edecektir. Birileri, özellikle ülkemiz muhalefeti maalesef Türkiye’yi bu noktada karalayarak, ’Hukuk güvenliği yok, ey yatırımcı buraya gelmeyin, burada zorlanırsınız’ demek ülkemizin ve yatırımcının menfaatine değildir” diye konuştu.

“7.5 milyon uyuşmazlık arabulucuların önüne gitmiş”

Arabuluculuğun önemine dikkat çeken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “12 yılda uygulama başladığı günden itibaren 7.5 milyon uyuşmazlık arabulucuların önüne gitmiş. Bunun 4.5 milyonu anlaşma ile sonuçlanmış. 4.5 milyon 9 milyon kişi demek. Yılda ortalama baktığımızda bin uyuşmazlık, neredeyse 700 mahkemenin yapacağı iş arabulucular tarafından çözümlenmiş. Daha da geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız” dedi.

“Boykot çağrısı akıl alır bir şey değil”

Bakan Tunç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Son günlerde yolsuzluk iddiaları nedeniyle başlatılan soruşturmalar üzerinden de yargının hedef alınmasını üzülerek takip ediyoruz. Henüz deliller ortaya konulmadan, yargılamalar tamamlanmadan, peşin hükümlerle birilerinin suçsuz ilan edilmesi ya da mahkum edilmesi, hukuk ve hukuk devleti ile asla bağdaşmaz. Biz masumiyet karinesine önem veriyoruz. Lekelenmeme hakkı anayasal bir haktır. Bu konuda yaptığımız özellikle düzenlemelerle, soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi imkanları gibi ve diğer ceza mahkemesi kanununda yaptığımız düzenlemelerle bu konuda masumiyet karinesine hep dikkat çekiyoruz. Ancak devam eden soruşturmalarla ilgili dosyanın içeriğini bilmeden, delilleri görmeden daha ilk andan itibaren ’Yargı yanlış yapıyor, olamaz, suçsuz’ demek de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ters. Özellikle yargı mensuplarını bu konuda tehdit etmek, yargıyı karalamaya yönelik beyanlarda bulunmak, sokak çağrısı yapmak, boykot çağrısı yapmak doğru değildir. Hep beraber yargı sürenini beklemek durumundayız. Zaten soruşturma sonrasında suçlu ile suçsuz ortaya çıkacaktır. Boykot çağrısı akıl alır bir şey değil. İş dünyamız, esnafımız, milletimiz bu boykot çağrısına itibar etmedi. Bunun hiç kimseye faydası yok. Üretimi durdurmanın, esnafın kepenk kapatmasını sağlamanın kime ne faydası olabilir? Ekonomiyi sarsmaya yönelik çabalar milletimiz tarafından takdir görmez, yeri ve zamanı geldiğinde cevabını verir.”

“Hiç kimse yargının yerine geçip, hüküm dağıtamaz”

“Yolsuzluk soruşturmaları aslında ekonomimiz için önemli bir gelişmedir” diyen Bakan Yılmaz Tunç, “Hesap verilebilirlik, şeffaflık, kamu kaynaklarının çarçur edilmesini önlenmeye yönelik yargının tutumu takdir edilmesi gereken ve özellikle saygı duyulması gereken bir tavırdır. Kamu kaynakları hepimizin, tüyü bitmemiş yetimin hakkı çarçur edilirken, yargının buna sessiz kalması mümkün değildir. Yargı yolsuzluk yapandan da, hukuka aykırı davranan da hesap soracaktır. Yapılan budur. Aksi takdirde herkes istediğini yapmaya kalkışır. Yargı süreçlerine zarar vermeyecek, yargıyı etkilemeye yönelik çabalardan kaçınmak gerekir. Yargı bağımsızdır, görevini yerine getirir. Hiç kimse yargının yerine geçip, hüküm dağıtamaz. Bugün yargının attığı her adım, şeffaflıkla gerçekleştirilmektedir. Hukukun üstünlüğüne inanan kimsenin bu süreçten rahatsızlık duymaması gerekir. Yargı ne suçluyu saklar, ne de suçsuzu lekeler. Yeter ki hukuk konuşsun. Adalet yerini bulduğunda ekonomi güçlenir. Sürece yönelik sabırlı, sağduyu ve adalet temelli yaklaşılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Hukukun üstünlüğüne inanan herkesin bu sürece destek olması gerektiğini ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

“Önemli düzenlemeleri içeren paketler önümüzdeki günlerde milletvekillerimizin huzuruna arz edilecek”

Geciken adaletin adalet olmadığına dikkat çeken Tunç, “Yargının adil ve hızlı karar verebilmesi ile ilgili olarak tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz. Mevzuatın yenilenmesine yönelik çalışmalarımıza hala devam ediyoruz. Yargı Reformu Strateji Belgemizi 23 Ocak’ta Cumhurbaşkanımız açıklamıştı. Orada 264 hedef var. Bu hedeflerin içerisinde kurumsal kapasitenin daha da güçlendirilmesi ve süreçlerin hızlandırılmasına yönelik bir takım yenilikler var, hedeflerimiz var. Ceza adaleti sisteminin etkinliğini artırmaya yönelik, soruşturma aşaması, kovuşturma aşaması ve infaz aşaması 3’ü de birbirinden değerli aşamalar. Toplumu suçtan korumaya yönelik önemli düzenlemeleri içeren paketler önümüzdeki günlerde milletvekillerimizin huzuruna arz edilecek. Hukuk yargılarının gecikmeksizin sonuçlandırılması ile ilgili alacağımız tedbirler, sadeleştirmeler var. Duruşmalarla ilgili uzun sürmemesi, ceza davalarında duruşmaların kesintisiz devam etmesi, ara vermeden karara ulaşılması, delillerin baştan toplanmış olması tüm bunlar özellikle uygulamadan kaynaklanan bir takım problemleri çözecek. Önemli tespitlerimiz oldu. Bunu yaparken masa başında bu değerlendirmeleri yaptık. 1-1,5 yıl tüm taraflarla görüştük. Hukukçularımızla görüştük, akademisyenlerimizden görüş aldık, hukuk fakültelerimizden, barolarımızdan ve yargıda görev yapan hakimlerimiz, savcılarımızdan tüm kademelerden aldığım görüşler ve vatandaşlarımıza da açtık. Vatandaşlarımız internet yoluyla bize ulaştı. 55 bine yakın görüş vatandaşlarımızdan geldi. Tüm bunlar derlenerek bir 264 öncelikli hedefi belirledik. Önümüzdeki 2029 yılına kadar geçecek süreci takvimlendireceğiz. Adalete erişime kolaylaştırmaya yönelik, özellikle bazı düzenlemelerimiz olacak. İlk yargı paketimiz ceza adaleti sistemi ile ilgili. 39 maddelik paket hazırlığımız oldu. Özellikle ceza adaletinde son yıllarda karşılaştığımız birçok problemi çözmeye yönelik, suç ve suçluyla mücadeleye yönelik, bilişim suçların önlenmesi ve yargısal süreçlerin etkinliğiyle ilgili, toplumu rahatsız eden trafik suçları özellikle hapis cezasını gerektirenler bu pakette. Ceza adaleti sistemiyle ilgili ilk paketi milletvekillerimizin önüne çok kısa sürede arz etmiş olacağız” diye konuştu.

“Artık hukuk fakültesine bu şekilde geçiş söz konusu olmayacak”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, hukuk fakültelerindeki kaliteyi artırmanın önemli olduğunu da aktararak, “Hukuk fakültelerinde başarı sıralaması, hukuk fakültelerinde girişte ilk 100 bine girme şartını bu yıldan itibaren getirmiş bulunuyoruz. Artık Türkiye’nin en başarılı öğrencileri hukuk fakültesine girerek eğitim alacaklar. Hukuk fakültelerine dikey geçiş, ikinci öğretim gibi sistemleri YÖK Başkanımız ile görüşerek kaldırdık. Artık hukuk fakültesine bu şekilde geçiş söz konusu olmayacak. Hukuk mesleklerine giriş sınavının da çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Geçen eylül ayında ilk sınavı yapmıştık. Nisan sonunda da 2’nci sınav yapılacak. Artık hukuk fakültesi mezunları avukatlık stajına başlayabilmek için önce bu sınavı geçmeleri lazım. Hakim-savcı olabilmek için sınava girmeden bunu geçmeleri lazım. Yine başlattığımız bir diğer sistem hakim, savcı yardımcılığı. Artık hakim savcı adaylığını bıraktık yerine 3 yıl süren hakim-savcı yardımcılığına geçtik. 2 bin 75 hakim-savcı yardımcımız görevlerine başlamış bulunuyorlar. Usta-çırak ilişkisi içerinde yetişecekler. Hem görev yapacaklar hem de uygulama yapacaklar. Henüz mesleğe kabul edilmedikleri için karar verme noktasında yetkileri olmayacak ama kürsüye daha donanımlı halde çıkacaklar” dedi.

“2 milyon 383 bin 924 iş uyuşmazlığından 1 milyon 112 bin 189’u anlaşma sağlanmış”

Arabuluculuk sisteminin önemli bir kısmını iş uyuşmazlıklarının teşkil ettiğini vurgulayan Yılmaz Tunç, “İşçi ile işverenin dostane bir şekilde barışarak masadan kalkmasını çok önemsiyoruz. Bu, toplumsal barışa hizmet eden önemli bir durum. Bu anlamda da iş uyuşmazlıklarındaki zorunlu dava arabuluculuk başarıyla sürüyor. Bugüne 2 milyon 383 bin 924 iş uyuşmazlığı arabulucuların önüne gelmiş, 1 milyon 112 bin 189 anlaşma sağlanmış. Dava şartı arabuluculuk olmasaydı iş mahkemelerimizin, 9. Hukuk Dairemizin iş yükü çok daha artmış olacaktı. Zorunlu arabuluculukta başarı oranı yüzde 47. ihtiyari arabuluculukta başarı oranı yüzde 90’ları aşıyor. Ortalamaya baktığımız zaman yüzde 65 gibi bir başarı olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

“Yarı yarıya uyuşmazlıkların anlaşmayla sonlandığını görüyoruz”

Son yıllarda yaşanan kira uyuşmazlıklarının da zorunlu arabuluculuk kapsamına alındığına değinen Bakan Tunç, yüzde 25 şartı nedeniyle bir takım istenmeyen, tatsız olayların yaşandığını söyledi. Tunç, “Bunların artık ortadan kalktığını görmek memnuniyet verici. Tabii arabuluculuğun burada çok büyük katkısı oldu. Geçen yıl 1 Eylül’den itibaren kira uyuşmazlıklarında, ortaklığın giderilmesi davalarında, kat mülkiyetinden doğan davalarda, komşuluk hukukundan doğan davalarda, bir de tarımsal hizmet sözleşmelerinden bunlarla ilgili zorunlu arabuluculuğu getirdikten sonra özellikle kiralarda baktığımız zaman neredeyse yarı yarıya uyuşmazlıkların anlaşmaya sonlandığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

“Kira uyuşmazlığı başvurularından 127 bin 418’i anlaşma ile sonuçlandı”

1 Eylül 2023’ten itibaren yapılan kira uyuşmazlığı başvuru sayısının 348 bin 341 olduğunu belirten Tunç, “Bu başvurulardan 127 bin 418’i anlaşma ile sağlanmış. Vatandaşımız, adliyeye gitmeden, uzun sürecek yargılama sürecine muhatap olmadan haklarına kavuşmuş oluyorlar. Bunlar memnuniyet verici” ifadelerini kullandı.

“Biz de ilk imza atan ülkelerdeniz”

Arabuluculuğu ’Singapur Sözleşmesi’ ile uluslararası alana taşındığını kaydeden Bakan Tunç, “Ulusal düzeyde bir çözüm yöntemi, uluslararası sitemde 57 ülkenin imza attığı, biz de ilk imza atan ülkelerdeniz. Uluslararası yatırımcı açısından da bu sözleşmeye imza atmamız çok olumlu” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Nesillere şekil veren öğretmenlersiniz

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, Mutlu Kadın, Güçlü Aile Buluşması’nda kadınların önemine vurgu yaparak, “Kadın sadece birey değil, aynı zamanda nesilleri yetiştiren bir öğretmendir” dedi.

 

BÜYÜKAKIN’IN ANNESİ DE PROGRAMDAYDI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Mutlu Kadın, Güçlü Aile Buluşması” sonrası, kadınlara özel aile iftarı gerçekleştirildi. Kocaeli Kongre Merkezi’ndeki iftara Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın eşi Prof.Dr.Figen Büyükakın ve annesi Semra Büyükakın ile katılım sağladı. Ayrıca; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ve eşi Songül Aktaş, TV sunucusu-yazar İkbal Gürpınar ve AK Parti İl Genel Sekreteri Sema Arat da buluşmada yer aldı. Kadın kooperatifleri, kadın muhtarlar, kamu kuruluşları, Anne Şehir Merkezi üyeleri, farklı meslek gruplarından kadınlar ve STK’lardan oluşan büyük bir katılım birlik ve beraberlik içinde iftar sofralarında bir araya geldi.

 

BÜYÜKAKIN’DAN KADINLARA ANLAMLI MESAJ

İftar programında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, kadınların toplumsal hayattaki önemine vurgu yaparak, aile yapısının korunması gerektiğini belirtti. Başkan Büyükakın, “Kadın ve erkek, omuz omuza vererek toplumu güçlü kılmalı. 8 Mart, aslında kutlanacak bir gün değil; hak mücadelesinin simgesidir” ifadelerini kullandı.

 

EN ÖNEMLİ KALE ANNELERİMİZ

Büyükakın şunları söyledi: “Kadın hakları ve özgürlüğü konularında birçok farklı görüş ve fikir akımları ortaya çıkıyor. Ancak bazen bu söylemlerin ardında aile yapısını zayıflatmaya yönelik tehlikeli fikirlerin olduğunu görüyoruz. Özellikle gençlerimiz, sosyal medya ve çeşitli mecralar üzerinden bu akımlara maruz kalıyor. Bu noktada en önemli kale, annelerdir. Çünkü bizleri yetiştiren, bize değerlerimizi öğreten en güçlü figür annelerimizdir. Ben de kendi hayatımda bunu fark ettim. Gençliğimde babamdan etkilendiğimi düşünüyordum, ancak ilerleyen yaşlarımda asıl şekillendirici gücün annem olduğunu fark ettim.

 

KADIN, BİR ÖĞRETMENDİR

Kadın sadece bir birey değil, aynı zamanda nesilleri yetiştiren bir öğretmendir. Çocuklarına iyiyi, doğruyu, paylaşmayı, helali ve haramı öğreten yine annedir. Toplum olarak güçlü kalabilmemiz için, kadınlarımızın bilinçli ve güçlü olması gerekiyor. Erkeklerin de bu bilinci kavrayarak kadınlarla birlikte, omuz omuza yol alması şarttır.

 

8 MART KUTLAMA GÜNÜ DEĞİL

8 Mart Dünya Kadınlar Günü hakkında da birkaç kelam etmek istiyorum. 8 Mart, aslında bir kutlama günü değildir. 8 Mart, hakları için mücadele eden, bir fabrikada çıkan yangında hayatını kaybeden kadın işçilerin anısına ortaya çıkmış bir gündür. Bu yüzden ‘kadınlar gününüz kutlu olsun’ gibi bir temenni yerine, kadın haklarının geliştirilmesi ve kadınların toplumda hak ettiği yeri bulması için çalışmamız gerektiğini hatırlamamız gerekiyor.”

 

ZULMÜ ASLA UNUTMAYIN, UNUTTURMAYIN

Konuşmasının devamında Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Büyükakın, “Filistin’deki anaların ve çocukların yaşadığı zulmü asla unutmayın, unutturmayın” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu. Ayrıca, Ramazan ayı boyunca devam edecek olan ‘İyilik Kılavuzu’ hareketine destek verilmesi gerektiğini vurguladı.

 

İYİLİĞİN GÜCÜNÜ KÜÇÜMSEMEYİN

Başkan Büyükakın, iyiliğin yaygınlaşması için bireysel katkının önemine dikkat çekerek, “Kötülerle vakit kaybetmek yerine iyilik yapmaya devam edin. Küçük iyilikler, büyük değişimlerin başlangıcıdır. İyiliğin gücünü asla küçümsemeyin. Her birinizin yapacağı küçük bir iyilik bile bir dalga etkisi yaratabilir. Eğer burada bulunan herkes bir iyilik yaparsa ve bir başkasını da buna teşvik ederse, kısa sürede büyük bir değişim yaratabiliriz. Kocaeli’nde kadınlarımızın bu bilinçle hareket ettiğini görmek beni çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. İftar programı, duaların okunması ve Ramazan ayının manevi atmosferi içinde geçen keyifli sohbetlerle son buldu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
BELEDİYELER GÜNCEL HABERLER Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

“Kadın; ailenin yüreği, toplumun mayasıdır”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yayınladığı mesajda; insanı insan yapan, toplumu şekillendiren, ülkeleri ve medeniyetleri yaşatan en önemli unsurun kadın olduğunu ifade ederek, “Kadın, ailenin yüreği, toplumun mayası, medeniyetin ışığıdır” dedi.

Medeniyetimizin temelinde insan hakları, eşitlik ve adalet yattığını ifade eden Başkan Büyükakın şöyle devam etti: “Bizim tarihimizde kadınlar, sosyal hayatta daima çok önemli, belirleyici, saygıdeğer bir yere sahip olmuştur. Yalnızca aile içerisinde değil bilimde, siyasette, savaşta ve toplumsal hayatın her alanında güçlü ve öncü roller üstlenmişlerdir. Nene Hatun’un cesaretiyle, Kara Fatma’nın dirayetiyle, Şerife Bacı’nın fedakârlığıyla şekillenen tarihimiz, kadının varlığıyla güç kazanarak geleceğe uzanmıştır.

Bugün de kadınlarımız, eğitimden bilime, ekonomiden sanata, siyasetten spora kadar her alanda başarılarıyla gurur kaynağı olmaya devam etmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, kadınların gücünü ortaya koyabilmesi için, onlara hak ettikleri saygının gösterilmesi, şiddet ve ayrımcılığa maruz kalmadan yaşamaları en temel insan hakkıdır. Adaletin, özgürlüğün ve insan haklarının teminatı olan bir medeniyetin mirasçıları olarak, kadınlarımızın haklarını savunmak ve onlara layık oldukları saygıyı göstermek hepimizin sorumluluğudur.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etmesi, kadınlarımızın ve aile kurumunun güçlendirilmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bizler de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak, kadınlarımızın her alanda daha güçlü, özgüvenli ve daha mutlu bireyler olarak varlık göstermesi için tüm gücümüzle çalışıyoruz.

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığımız bünyesindeki 7 ilçe, 12 tesis ve uzman kadromuz ile hanım kardeşlerimizin sosyal, kültürel ve ekonomik hayata aktif katılımını destekleyen, aile bağlarını güçlendiren çalışmalar yürütüyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele, sağlıklı yaşam, girişimcilik ve eğitim konularında projeler geliştirerek toplumun temel yapı taşı olan kadınlarımızın gelişimlerine destek oluyoruz. İstihdamdan, eğitime kadar satırlara sığdıramayacağım birçok projeyi kadınlarımıza adadık. Onların emeğini gören, sesini duyan, hayallerine ortak olan bir şehir inşa etmek için yola çıktık ve bu yolda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta şehit ve gazi anneleri olmak üzere, hayatımıza anlam katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Fedakârlıklarıyla, sevgileriyle ve azimleriyle dünyamızı güzelleştiren kadınlarımıza sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir ömür diliyorum.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
Süper Lig Haberleri

PFDK, Mourinho’ya 4, Okan Buruk’a 1 maç ceza verdi

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’ya 4 maç, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’a 1 maç ceza verdi.

PFDK’nın bugün yaptığı toplantı sonrası aldığı kararlar şöyle:

“1- Eyüpspor Kulübü’nün, 21.02.2025 tarihinde oynanan Eyüpspor-Beşiktaş Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 750.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan kapalı tribün C blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

2- Beşiktaş’ın, 21.02.2025 tarihinde oynanan Eyüpspor-Beşiktaş Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün kale arkası kapalı G numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

3- Sivasspor Kulübü’nün, 22.02.2025 tarihinde oynanan Sivasspor- Konyaspor Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan güney alt tribün alt D blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

4- Kayserispor Kulübü’nün, 23.02.2025 tarihinde oynanan Kayserispor-Göztepe Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, akreditasyon sisteminin işletilmemesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca 168.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına,Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü Başkanı Nurettin Açıkalın’ın, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü idarecisi Gökhan Gülen’in, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Kayserispor Kulübü idarecisi Rıza Erkut Yurdemi’nin, müsabaka sonrasında akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

5- Galatasaray’ın, 24.02.2025 tarihinde oynanan Galatasaray -Fenerbahçe Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 525.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan kuzey tribün 105-106-107-108-204-205-206-207-208, güney tribün 118-119-120-121-219-220-221, doğu tribün 111-112-114-115-116-214, batı tribün 101-102-103 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Galatasaray’ın, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca 168.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Galatasaray teknik sorumlusu Okan Buruk’un, müsabaka sonrası basın toplantısında yapmış olduğu açıklamalarında yer alan Futbolun ve Kurumların İtibarını Zedelemeye Yönelik Açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/1-c maddesi uyarınca 1 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 1.500.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)

Aynı müsabakada Galatasaray sporcusu Mauro Emanuel Icardi’nin, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Galatasaray antrenörü Serhat Doğan’ın, rakip takım mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle FDT’nin 36/1-c ve 35/4. maddeleri uyarınca 1 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 58.500 TL para cezası ile cezalandırılmasına,

6- Fenerbahçe’nin, 24.02.2025 tarihinde oynanan Galatasaray -Fenerbahçe Trendyol Süper Lig Şamil Ekinci Sezonu müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 10. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 840.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan misafir tribün 418-419-420 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine,

Aynı müsabakada Fenerbahçe’nin, taraftarlarının neden olduğu FDT’nin 53/8. maddesi kapsamındaki çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle 780.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe’nin, taraftarlarının neden olduğu saha olaylarının vahameti dikkate alınarak FDT’nin 52/2. maddesi uyarınca 2 resmi müsabakayı deplasmanda seyircisiz oynama cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe teknik sorumlusu Jose Mourinho’nun, müsabaka hakemlerinin bulunduğu soyunma odasına gelerek müsabakanın orta hakemine yönelik kullandığı ifadeler ve hemen akabinde, müsabakanın 4. hakemi olan Türk hakeme yönelerek onun nezdinde hem Türk futbol camiasını hem de Türk hakemlerinin tümünü içine alacak şekilde aşağılayıcı, rencide edici ifadelerle Türk futbolunu kaos ve düzensizlikle itham etmesi suretiyle Türkiye’deki futbol faaliyetinin marka değerini tahkir eden sevke konu eylem ve söylemleri dikkate alınarak FDT’nin 36/1-c ve 35/4. maddeleri uyarınca 2 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 117.000 -TL para cezası ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)

Aynı müsabakada Fenerbahçe teknik sorumlusu Jose Mourinho’nun, müsabaka sonrası basın toplantısında gerçekleştirilen ve sevke konu edilen ifadeleri her ne kadar Kurulumuza FDT’nin 41. Maddesi kapsamında sevk edilmiş ise de, yapılan açıklamanın “hakaret” disiplin ihlalinin unsurlarını tam olarak taşımadığı ancak açıklamaların mahiyeti dikkate alınarak rakip takım mensuplarına yönelik kullanılan ifadelerin, sarf edilmesinde zorunluluk bulunmayan, spor ahlakına ve fair-play anlayışına aykırı bir içerik taşıdığı, sporda şiddet ve düzensizliği teşvik edebilecek, toplumu ayrıştırıcı ve bölücü nitelikte anlam içeren ve taraftar olaylarına neden olabilecek türden ifadeler içerdiği bu haliyle sportmenliğe aykırı bir eylem olarak nitelendirildiği, eylemin basın toplantısı yoluyla gerçekleştirildiği dikkate alınarak FDT’nin 38/1-c maddesi uyarınca 2 resmi müsabakada soyunma odasına ve yedek kulübesine giriş yasağı ve 1.500.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)

Aynı müsabakada Fenerbahçe idarecisi Mario Jorge Dos Santos Branco’nun, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca 58.500 TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe idarecisi Okan Özkan’ın, akredite edilmediği alanlarda bulunmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca 58.500 TL para cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe antrenörü Stefano Rapetti’nin, akreditasyon kartını görünür bir şekilde boynuna asmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe antrenörü Ricardo Manuel Nunes Formosınho’nun, akreditasyon kartını görünür bir şekilde boynuna asmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada Fenerbahçe kaleci antrenörü Sandro Zufic’in, akreditasyon kartını görünür bir şekilde boynuna asmamasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına,

7- Galatasaray’ın, 19.02.2025 tarihinde kulüp sosyal medya (X) hesabından yapılan paylaşımda yer alan Futbolun ve Kurumların İtibarını Zedelemeye Yönelik Açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/1-b ve 38/2. maddeleri uyarınca ve FDT’nin 11/1. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 3.000.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)

Galatasaray Başkanı Dursun Aydın Özbek’in, 19.02.2025 tarihinde Kulüp sosyal medya (X) hesabından yapılan paylaşımda yer alan Futbolun ve Kurumların İtibarını Zedelemeye Yönelik Açıklamalar nedeniyle FDT’nin 38/3., 38/1-a ile 38/2. maddeleri uyarınca ve FDT’nin 11/1. ve 13. maddelerinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 34 Gün hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu) karar verildi.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

CHP Genel Başkanı Özel, Kocaeli’de grev yapan işçileri ziyaret etti

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/chp-genel-baskani-ozel-kocaelide-grev-yapan-iscileri-ziyaret-etti-0-phWXLiv9.mp4
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’de grevde olan işçileri ziyaret ederek, “Bu mücadeleye destek verecek olan tüm işçi ve emekçi kardeşlerimize, yanlarında bu mücadeleye destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Birleşik Metal-İş Sendikası eylemini ziyaret etti. Özel, sendika ve işçilerin emek sömürüşüne karşı direndiğini, hak aradıklarını ve hak arayanın yanında durduklarını söyledi. Tüm emekçi işçileri sendikal mücadeleye davet ettiğini ifade eden Özel, “Elbette sendikanın iyisi var, kötüsü var ama hiçbir sendika, sendikasız olmaktan daha kötü değildir. Nerede işçinin yanına gelir, bir emekçi kardeşimiz sendikalı olmayı teklif ediyorsa, örgütlenmeyi teklif ediyorsa, birlikte mücadeleyi teklif ediyorsa aslında yarınlardaki evladının geleceğini birlikte korumayı, altın terine birlikte sahip çıkmayı, kendisini ezmeye çalışanlara karşı birlikte olmayı teklif ediyordur. Tüm emekçilere sesleniyorum, örgütlenin” dedi.

“Talebimiz 30, bunun altında yokuz”

Birleşik Metal-İş Sendikası’na bağlı işçilerin bu süreçte haklarını istediklerine dikkat çeken CHP Genel Başkanı Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de 17 bin 2 lira gibi bırakın ücret olmayı, yoksulluk sınırının neredeyse 4’te birine denk gelen, açlık sınırının 3 bin lira altında olan bir ücreti, bütün bir yıl boyunca asgari ücretliye tutturdular ve bir kuruş zam yapmadılar. Bugün Türkiye asgari ücret zammını konuşuyor. Bugün 3. toplantısını yapan komisyondan yine bir ücret çıkmadı. Biz CHP olarak, çok eksik olduğunu bildiğimiz halde, çok daha iyilerinin hak edildiğini bildiğimiz halde, CHP’den bir destek olması için kamuoyunun da kabulleneceği, esnafında ödeyebileceği, öderken de farklı şekilde destekler alabileceği bir asgari ücreti çok erkenden çok kararlılıkla telaffuz ettik. Biz bunu telaffuz etmeden önce 17 bin liralık asgari ücrete beklenen hedef enflasyon noktasında, kendi hedefleri noktasında yüzde 25-30 zammı konuşacak kadar şuursuzlaşmış, meydanı boş bulmuş iktidar vardı. Kamuoyuna 20-21 bin lira asgari ücreti ve bir yıl boyunca buna zam yapmamayı kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Biz cesaretle çıktık ve şunu haykırdık; ’Talebimiz 30, bunun altında yokuz’ dedik”

“İşverenleri geçim ücreti değil, sefalet ücreti teklif ettiler”

Sendika ve işçilerin hak arayış eyleminin kıymetli olduğunu söyleyen Özel, “Bu mücadeleye destek verecek olan tüm işçi ve emekçi kardeşlerimize, yanlarında bu mücadeleye destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum. Gelelim burada yaşanılanlara. Burada örgütlü bir sendika var. Sendikada örgütlü işçiler son derece kritik şekilde, son derece zorlu şartlarda ve ağır bir işte, alınlarının teriyle, emeklerinin karşılığıyla evlatlarına ekmek götürmeye, ailelerini geçindirmeye çalışıyorlar. Türkiye’deki o çok düşük asgari ücret, işçilerin yüzde 56’sını yutmuşken, bu işçiler o asgari ücretten uzaklaşmak ve alın terinin karşılığını almak isterken, kendilerine dünya devi şirketler, çok karlı şirketler, Türkiye’de ve dünyada çok büyük paralar kazanan işverenleri bir geçim ücreti değil, bir sefalet ücreti teklif ettiler. Onlar da bu sefalet ücretine itiraz ettiler ve kabul etmediler” diye konuştu.

“Mücadeleniz mücadelemizdir”

“Anlaşma olursa imza atılır, olmazsa işçi üretimden gelen gücünün kullanır. Bütün şamalar geçilmiş, en son karar verilmiş. ’Anlaşamıyoruz, biz üretimden gelen gücümüzü kullanıp greve gidiyoruz’ denmiş” ifadelerini kullanan Özel, “Bu noktada Anayasa, ’İşçiler örgütlenebilir, haklarını kullanabilir’ diyor. Buradaki işçiler de grevli bir toplu sözleşme hakkı kazanmışlardı ve bu mücadelenin karşısında iş bırakıyorlar ve işvereni taleplerini karşılamaları için zorlamak istiyorlar. Bu bütün dünyada emekçilerin en önemli kazanımıdır. Türkiye’de de anayasada bu güvence atındadır. Anayasa’ya Kenan Evren’in, askerlerin koydukları madde var. Orada diyor ki; ’Eğer milli güvenlik tehdit altındaysa Cumhurbaşkanı bu grevi erteleyebilir’ Yahu bu maddeyi okuyup da, bu madde üzerinden insan bu eylemi, bu grevi ertelemeyi düşünebilir mi? İnsanda birazcık vicdan olur, insan da birazcık utanmak olur. O maddeyi kullanarak bu eylemi iptal ediyorlar” dedi.

Özel, “Bu iptal kararına karşı mücadeleyi sürdürdüğünüz için, greve devam ettiğiniz için, bu firmada 8., en eskisi 15. günü olan bu mücadeleyi yükselttiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Çünkü siz burada bu eyleminizle teslim olmayarak, boyun eğmeyerek Türkiye işçi sınıfının umudu oluyorsunuz. Artık sinmeyeceğinizi, bunların karşısında ezilmeyeceğinizi, öyle yukarlardan bakıp sizi küçük görenlere karşı mücadeleyi bırakmayacağınızı göstererek örnek oluyorsunuz. Ben sizin mücadeleniz karşısında saygıyla eğiliyorum. Sonuna kadar yanınızdayız, mücadeleniz mücadelemizdir” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Chp CHP Türkiye Haberleri SİYASET

CHP Genel Başkanı Özel, Kocaeli’de grev yapan işçileri ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’de grevde olan işçileri ziyaret ederek, “Bu mücadeleye destek verecek olan tüm işçi ve emekçi kardeşlerimize, yanlarında bu mücadeleye destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Birleşik Metal-İş Sendikası eylemini ziyaret etti. Özel, sendika ve işçilerin emek sömürüşüne karşı direndiğini, hak aradıklarını ve hak arayanın yanında durduklarını söyledi. Tüm emekçi işçileri sendikal mücadeleye davet ettiğini ifade eden Özel, “Elbette sendikanın iyisi var, kötüsü var ama hiçbir sendika, sendikasız olmaktan daha kötü değildir. Nerede işçinin yanına gelir, bir emekçi kardeşimiz sendikalı olmayı teklif ediyorsa, örgütlenmeyi teklif ediyorsa, birlikte mücadeleyi teklif ediyorsa aslında yarınlardaki evladının geleceğini birlikte korumayı, altın terine birlikte sahip çıkmayı, kendisini ezmeye çalışanlara karşı birlikte olmayı teklif ediyordur. Tüm emekçilere sesleniyorum, örgütlenin” dedi.

“Talebimiz 30, bunun altında yokuz”

Birleşik Metal-İş Sendikası’na bağlı işçilerin bu süreçte haklarını istediklerine dikkat çeken CHP Genel Başkanı Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de 17 bin 2 lira gibi bırakın ücret olmayı, yoksulluk sınırının neredeyse 4’te birine denk gelen, açlık sınırının 3 bin lira altında olan bir ücreti, bütün bir yıl boyunca asgari ücretliye tutturdular ve bir kuruş zam yapmadılar. Bugün Türkiye asgari ücret zammını konuşuyor. Bugün 3. toplantısını yapan komisyondan yine bir ücret çıkmadı. Biz CHP olarak, çok eksik olduğunu bildiğimiz halde, çok daha iyilerinin hak edildiğini bildiğimiz halde, CHP’den bir destek olması için kamuoyunun da kabulleneceği, esnafında ödeyebileceği, öderken de farklı şekilde destekler alabileceği bir asgari ücreti çok erkenden çok kararlılıkla telaffuz ettik. Biz bunu telaffuz etmeden önce 17 bin liralık asgari ücrete beklenen hedef enflasyon noktasında, kendi hedefleri noktasında yüzde 25-30 zammı konuşacak kadar şuursuzlaşmış, meydanı boş bulmuş iktidar vardı. Kamuoyuna 20-21 bin lira asgari ücreti ve bir yıl boyunca buna zam yapmamayı kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Biz cesaretle çıktık ve şunu haykırdık; ’Talebimiz 30, bunun altında yokuz’ dedik”

“İşverenleri geçim ücreti değil, sefalet ücreti teklif ettiler”

Sendika ve işçilerin hak arayış eyleminin kıymetli olduğunu söyleyen Özel, “Bu mücadeleye destek verecek olan tüm işçi ve emekçi kardeşlerimize, yanlarında bu mücadeleye destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum. Gelelim burada yaşanılanlara. Burada örgütlü bir sendika var. Sendikada örgütlü işçiler son derece kritik şekilde, son derece zorlu şartlarda ve ağır bir işte, alınlarının teriyle, emeklerinin karşılığıyla evlatlarına ekmek götürmeye, ailelerini geçindirmeye çalışıyorlar. Türkiye’deki o çok düşük asgari ücret, işçilerin yüzde 56’sını yutmuşken, bu işçiler o asgari ücretten uzaklaşmak ve alın terinin karşılığını almak isterken, kendilerine dünya devi şirketler, çok karlı şirketler, Türkiye’de ve dünyada çok büyük paralar kazanan işverenleri bir geçim ücreti değil, bir sefalet ücreti teklif ettiler. Onlar da bu sefalet ücretine itiraz ettiler ve kabul etmediler” diye konuştu.

“Mücadeleniz mücadelemizdir”

“Anlaşma olursa imza atılır, olmazsa işçi üretimden gelen gücünün kullanır. Bütün şamalar geçilmiş, en son karar verilmiş. ’Anlaşamıyoruz, biz üretimden gelen gücümüzü kullanıp greve gidiyoruz’ denmiş” ifadelerini kullanan Özel, “Bu noktada Anayasa, ’İşçiler örgütlenebilir, haklarını kullanabilir’ diyor. Buradaki işçiler de grevli bir toplu sözleşme hakkı kazanmışlardı ve bu mücadelenin karşısında iş bırakıyorlar ve işvereni taleplerini karşılamaları için zorlamak istiyorlar. Bu bütün dünyada emekçilerin en önemli kazanımıdır. Türkiye’de de anayasada bu güvence atındadır. Anayasa’ya Kenan Evren’in, askerlerin koydukları madde var. Orada diyor ki; ’Eğer milli güvenlik tehdit altındaysa Cumhurbaşkanı bu grevi erteleyebilir’ Yahu bu maddeyi okuyup da, bu madde üzerinden insan bu eylemi, bu grevi ertelemeyi düşünebilir mi? İnsanda birazcık vicdan olur, insan da birazcık utanmak olur. O maddeyi kullanarak bu eylemi iptal ediyorlar” dedi.

Özel, “Bu iptal kararına karşı mücadeleyi sürdürdüğünüz için, greve devam ettiğiniz için, bu firmada 8., en eskisi 15. günü olan bu mücadeleyi yükselttiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Çünkü siz burada bu eyleminizle teslim olmayarak, boyun eğmeyerek Türkiye işçi sınıfının umudu oluyorsunuz. Artık sinmeyeceğinizi, bunların karşısında ezilmeyeceğinizi, öyle yukarlardan bakıp sizi küçük görenlere karşı mücadeleyi bırakmayacağınızı göstererek örnek oluyorsunuz. Ben sizin mücadeleniz karşısında saygıyla eğiliyorum. Sonuna kadar yanınızdayız, mücadeleniz mücadelemizdir” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Süper Lig Haberleri

Jose Mourinho: “Hak edenin kaybettiği maçtı”

Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, Beşiktaş maçının ardından, “Hak edenin kaybettiği maçtı. Elimizden gelenin en iyisini yaptık. Dürüstçe söylemem gerekirse Beşiktaş’ı tebrik ederim. Puan farkı yarın 6’ya çıkarsa bile biz yarışın içerisindeyiz. Sonuna kadar yarışın içinde olacağız” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 15. haftasında Fenerbahçe, konuk olduğu Beşiktaş’a 1-0 mağlup oldu. Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Bir basın mensubunun “Saha dışında yaşananların futbolcuları etkilediğini düşünüyor musunuz?” sorusunu yanıtlayarak başlayan Mourinho, “Buraya gelmeden önce hakem odasına gittim ve kendisini tebrik ettim. Saha içinde hakem yönetimi tutarlıydı, sarı kart vermediği pozisyonlar bile eşitti. Oyunun kontrolünü elinde tuttu. Oyuncular doğru şekilde mücadele etti. Hak edenin kaybettiği maçtı. Elimizden gelenin en iyisini yaptık. Dürüstçe söylemem gerekirse Beşiktaş’ı tebrik ederim. Ama onlar beraberlik için savaştı biz ise kanamak için savaştık. Rakibimiz 1 buçuk pozisyona girdi. Bizim 2 tane direğimiz vardı. 2 tane kalecinin yerde oluğu pozisyon vardı. Oyuncular kazanmak için oynadı. Maçı kazanmak için yeteri kadar pozisyon ürettik. Rakibimiz de savaştı ama pozisyon üretemediler. Daha iyisini yapabilirdik. Orta sahada top çevirirken daha iyi oynayabilirdik. Futbolun nasıl olduğunu biliyorum insanlar eleştirecekler. Ama ben analizimi dürüstçe dile getiriyorum. Bugün kazanmayı hak ettik. Beşiktaş’ı tebrik ediyorum. Oyuncularımın sistem yüzünden üzerlerinde baskı olduğunu düşünmüyorum. Puan farkı yarın 6’ya çıkarsa bile biz yarışın içerisindeyiz. Sonuna kadar yarışın içinde olacağız. Sonunda ne olacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

“Rakibin girdiği 1 pozisyon vardı”

Derbi öncesi Beşiktaş’ın başarılı bir kontratak takımı olduğunu söylemesinin hatırlatılması üzerine Mourinho, “Beklediğimiz gibiydi. Orta sahayı güçlendirmek için Musrati’yi kullanıp, Rafa Silva’yı kenarda oynatabileceklerini düşünmüştük. Rafa Silva’yı ben herkesten iyi tanıyorum. Bu duruma hazırlanmıştık. Saha içinde sıfır taktiksel sorunumuz vardı. Rakibin girmiş olduğu 1 pozisyon vardı. O da; en iyi özellikleri olan kontrataktan geldi. Rakibimiz kazandı çünkü savaştılar. Bazen savaşan takım şanslı olabiliyor. Bugün 1 puana mutlu olacaklardı, günün sonunda ikramiyeyi kazandılar. Böylesine bir maçta 4-5 pozisyon kaçıramazsınız. Kaçırırsanız cezalandırılırsınız” şeklinde konuştu.

“Bugün Fenerbahçe şanssızdı”

Maçı kazanmak için yeteri kadar pozisyona girdiklerini vurgulayan Portekizli teknik adam, “Biz kontratak takımı değiliz. Biz oyunun kontrolünü elinde bulunduran takım olarak oynuyoruz. Bugün oyuncularımı eleştiremem. Dzeko’yu pozisyonu kaçırdığı için eleştiremem, Tadic’i eleştiremem. 2 topumuz direkten döndüğü için eleştiremem. Sevmediğim bir kelime ama bugün kullanmak durumundayım. Bugün Fenerbahçe şanssızdı” diye konuştu.

“Kimse benden üzgün değil”

Jose Mourinho, sarı-lacivertli taraftarlara yönelik önlerinde uzun bir yol olduğunu belirterek “Taraftarlarımıza maçı tekrar izlemelerini söylüyorum. Ne demek istediklerimi anlayacaklardır. Onların da duygularını anlıyorum. Kimse benden üzgün değildir. Kimse benden, yöneticilerden, futbolculardan daha üzgün değil. Bazı maçlar vardır takımınız hiçbir şey yapmaz. Mesela Alkmaar maçı gibi. Ama bugünkü maçı ayrı tutabiliriz. Önümüzdeki yol uzun bir yol. Şu an liderle puan farkı 3, ya da yarın 6’ya çıkacak. Şampiyonluk için oynayan takımların maçlarını yöneten hakemler bugünkü gibi olursa şampiyonluk yarışı çok iyi olur. Biz kazabileceğimizi düşünüyorum. Genel olarak Türkiye’de insanlar hakemleri tebrik etmiyorlar diye düşünüyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Hak-İş’in Kayseri’den sonraki durağı Kocaeli oldu

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/hak-isin-kayseriden-sonraki-duragi-kocaeli-oldu-0-p7fuROed.mp4
Türkiye genelinde 3 büyük miting düzenleme kararı alan Hak-İş Konfederasyonunun Kayseri’den sonraki ikinci durağı Kocaeli oldu. Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Ülkemizin yaşadığı bu zorlukların farkındayız ama bu zorlukların faturasını niye sadece biz ödüyoruz? Herkesle beraber ödemeye varız. Biz diyoruz ki çok kazanan çok versin az kazanan az versin. Vergide adalet istiyoruz” dedi.

Türkiye genelinde 3 büyük miting kararı alan Hak-İş Konfederasyonunun Kayseri’den sonraki durağı Kocaeli oldu. Anıt Park’ında işçilerin tek yürek olarak gerçekleştirdiği miting, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başladı. Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, konfederasyonun kurulduğu tarihten bu yana yaptıkları girişimlerden bahsederek sendika mevzuatının değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Arslan, “Emeğimiz, ekmeğimiz, onurumuz, haysiyetimiz için çıktığımız bu yolda bütün engelleri aşarak, bütün baskılara direnerek, bütün engellemeleri yıkarak büyütmeye devam edeceğiz. Zor günler, zorlu günler yaşadığımız sorunlar, sıkıntılar gerçekten bizi zorluyor. Ama biz zorluklarla büyüyerek geldik, baskılara direnerek geldik, 12 Eylül darbesine direnerek geldik, 28 Şubat’a direnerek geldik. Bu mazlumların, bu haksızlığa uğramış kitlenin sesi olmak, onların sorunlarına cevap vermek, onların sesi olmak için meydanlardayız” dedi.

“Biz bir siyasi hareket değiliz, biz sendikacıyız”

Meydanlarda düzenledikleri mitinglerin sebebini açıklayan Arslan, “Ülkemizin yaşadığı bu zorlukların farkındayız ama bu zorlukların faturasını niye sadece biz ödüyoruz? Herkesle beraber ödemeye varız. Son 5 yılda yüksek enflasyon, demin söylediğim krizlerin ve benzeri bir kısım sorunların neticesi olarak 5 yılda milli geliriniz artıyor. Aynı zamanda çalışanlar da yoksullaşıyor. Nasıl oluyor bu? Örnek vereyim; 2024 yılında kişi başı milli gelirimiz 10 binden, 13 bin dolara çıktı. Ama bakıyorsunuz 5 yıl içerisinde büyümeye rağmen emekçilerin, ücretlilerin milli gelirden aldığı pay 30’lardan 25’lere düşüyor. Peki sermaye ne oluyor? Sermayenin 2,50’den 2,55’e çıkıyor. Böyle bir adalet işlemiyoruz. Bu meydanları niye dolduruyoruz? Bizi duyun, bizi anlayın, bizim yaşadıklarımızı bu meydanlardan sizi uyarıyoruz. Kardeşlik hukukumuzun gereği olarak ülkemizi, devletimizi, milletimize olan sadakatimiz olarak milletin, birlik beraberliğini, kardeşliğini, barışını, geleceğini düşünerek bunları yapıyoruz. Biz bir siyasi hareket değiliz, biz sendikacıyız. Onun için bizim sorunlarımızı çözecek olan hükümetimize karşı sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğumuzun gereğini yapmak zorundayız. Onun için bu meydanlardayız” diye konuştu.

“Bizdeki vergi sistemi yakaladığını öpen vergi sistem buna itirazımız var”

Ülkedeki vergi sistemi hakkında konuşan Arslan, “Bizdeki vergi sistemi yakaladığını öpen vergi sistemi buna itirazımız var. Biz diyoruz ki çok kazanan çok versin az kazanan az versin. Vergide adalet istiyoruz. Verginin bizim taleplerimiz olarak kriz döneminde yüzde 10 ile sınırlandırmasını istiyoruz. Yüksek belge hepimizin belini büküyor. Vergi dilimlerindeki aralıkları artırın oranları düşürün. Almanya’da bir işçi bekarsa farklı bir vergi oranı ödüyor, evliyse farklı, bir çocuk varsa farklı. Dolayısıyla aile yükümlülüklerine göre orada vergiler değişiyor. 4 çocuğunuz varsa siz vergi indirimleriyle Almanya’da bir ay yaşayabiliyorsunuz. Biz de öyle değil. Bekar işçimiz de 4 çocuklu işçimizde aynı vergi veriyor. Bunu da ortadan kaldıralım istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Özel sektörde ne yazık ki sendikal hareket, toplu sözleşme sistemi yok”

Ülke genelindeki bazı özel sektörler sendikal hareket olmadığını belirten Arslan, “Türkiye’de 16 milyon sigortalı işçimiz var, 2 buçuk milyon sendikalı, yaklaşık 1 buçuk milyon toplu sözleşme yapan işçi var. 16 milyonun sadece 1 milyonu toplu sözleşme hakkına sahip onların da önemli bir bölümü kamuda çalışanlar. Özel sektörde ne yazık ki sendikal hareket, toplu sözleşme sistemi hemen hemen yok. O zaman diyoruz ki Türkiye gibi bölgesinde iktidarların seçimle gelip seçimle gittiği bölgedeki tek ülke Türkiye’nin böyle bir çalışma mevzuatı olamaz. Bunu değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü sendikal hareketin gücü üç ayrı sorunu çözüyor. Nedir? Eğer bu ülkede sendikal hareket güçlenirse, sendikal hareket büyürse, toplu sözleşme herkesi kapsarsa, kayıt dışını önlüyoruz, iş kazalarında ölenler, iş kazalarında ölüm oranları yüzde birin altına düşüyor. Adil bir gelir dağılımını önemli ölçüde gerçekleştiriyoruz. Sendikan mevzuatı yeniden ve ivedilikle gözden geçirilip engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bu ülke eğer 260 milyar dolar ihracat yapıyorsa biz yapıyoruz. Bu ülke gerçekten üretim yapıyorsa biz yapıyoruz. Bu ülke kaynaklarıyla, imkanlarıyla, potansiyeliyle, insan kaynağı ile gerçekten bunu hak etmiyor. Biz bunu hak etmiyoruz. Türkiye’nin kaynakları, imkanları, potansiyeli, bereketli toprakları, canla başta çalışan emekçileri bu tabloyu hak etmiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan mitinge, Hak – İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci, Hizmet- İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı İdris Ersoy, Hak İş Kocaeli İl Başkanı ve Hizmet İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Muharrem Subaşı, çok sayıda işçi ve sendika üyesi katıldı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version