Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Lösemiyi yenen Kağan için gökyüzüne yüzlerce balon bıraktılar

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/losemiyi-yenen-kagan-icin-gokyuzune-yuzlerce-balon-biraktilar-0-JziJ5Hq9.mp4
İki yıl boyunca lösemi ile mücadele eden 6 yaşındaki Kağan Akan hastalığı yendi. Kağan’ın ailesi, arkadaşları ve yüzlerce vatandaş gökyüzüne balon bıraktı. Kağan’ın mutluluğu ise gözlerinden okundu.

Kocaeli Üniversitesi’nde 2023 yılında lösemi tanısı konulan 6 yaşındaki Kağan Akan, iki yıl süren kemoterapi ve tedavinin ardından hastalığını yenmeyi başardı. Kağan’ın zaferinin ardından Seka Park uçurtma tepesinde yüzlerce balon gökyüzüne bırakıldı. Etkinliğe, Kağan’ın ailesi, arkadaşları, sevenleri ve Kağan’ın sevincine ortak olmak isteyen yüzlerce kişi katıldı.

“Onlar hiç üzülmesinler ve hiç hasta olmasınlar”

“Onlar hiç üzülmesinler ve hiç hasta olmasınlar diliyorum” ifadelerini kullanarak konuşmasına başlayan Çiğdem Akan, “Kağan 2023 yılında lösemi tanısı aldı. Hepimiz için zor bir süreçti aktif olarak 8 ay kemoterapi aldı. Bizim için zordu. Çocuğumuzu kaybetme korkusu yaşadık ama çok şükür, bugün iyileşti ve balonlarımız uçtu. Bu anı yaşamak, bizim için çok anlamlı ve çok güzeldi. Uçan balonlar sadece Kağan için değil, iyileşmiş bütün çocuklar ve hastane odasında gökyüzüne bakan bütün hasta çocuklar için uçsun. Çocuklar, dünyanın en değerli ve en güzel varlıkları. Onlar hiç üzülmesinler ve hiç hasta olmasınlar. Ben 2 yıl boyunca ağlamamak için kendimi çok tuttum. Kağan’ı mutlu etmeye çalıştım, çünkü bu hastalıkta motivasyon çok önemli. Mutlu olması, çok önemli. O yüzden annenin mutlu olması, çocuk için çok daha önemli. Doktor artık iyileştiğini, tedavinin bittiğini söyleyince çok ağladım. 2 yıldır tuttuğum gözyaşları birikti ve aktı. Ağlayarak ifade ediyorum kendimi” diye konuştu.

“Allah kimseyi çocuğuyla sınamasın çünkü çok zor”

Baba Bekir Akan ise, “Allah kimseyi çocuğuyla sınamasın, çünkü çok zor. Yaşadıklarımızın tarifi yok. Ateş düştüğü yeri yakıyor maalesef. Yaşadıklarımızı bir biz, bir de Allah bilir. Tarifi yok. Allah’a şükürler olsun, şu an çocuğumuz iyi. İnşallah hastanede yatan bütün çocuklar da, annesi ve babasıyla birlikte bu mutluluğu yaşar, tez zamanda iyileşirler. Hastane köşelerinde elinizden hiçbir şey gelmediği sürece, kenarda beklemek çok zor bir şey. Allah’a şükürler olsun ki atlattık” şekilde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

TMO silolarındaki patlamaya ilişkin davaya devam edildi

Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davanın 3. celsesi görülürken, sanıklar duruşmaya katılmadı.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

“Siloda görevli eksper beni aradı, patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi”

Olaya ilişkin davanın 3. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, oğlu Ali Eren Dayıoğlu ve avukatları Yaprak Gülen Şahin Karakuş katıldı. Sanıklar duruşmaya katılmazken, avukatları salonda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenen Füsun Ankın Çoşkun, “TMO’da alım muhafaza servis şefi olarak görev yapmaktaydım. Olay günü idari binada muhasebe servisindeydim. Bu esnada bir patlama duyduk ve dışarı çıktık. Siloda görevli eksper Funda H. beni aradı ve patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi. Biz hemen siloya gittik ancak polis güvenlik gerekçesi ile bizi içeri almadı” dedi.

“En son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum”

Olay tarihinde tesiste kaynak yapıldığına dair bilgisi olmadığını belirten Füsun Ankın Çoşkun, “Silolarda toz temizliği teknik işler servisinin sorumluluğundaydı, tahmil tahliye işleri, işçiler aracılığıyla günlük temizlenirdi. Alım muhafazada çalışan personel genelde ziraat mühendisi ve ziraat teknikeridir, alınan malzemenin kalitesi ile ilgili görevleri vardır. 2 Mayıs 2023 tarihli ISG toplantı tutanağından bilgim vardır. Biz depodaki hububatın tozundan sorumluyuz, döküm aşamasındaki tozdan teknik işler sorumludur. Gelen hububat depolara alınır, içerisindeki toz ve yabancı madde oranları belli bir sınırlardadır, ona göre depolara alınır. Kuyudaki tozların temizliği teknik işlere aittir. Tesisteki tozlar, temizlenip toplandıktan sonra bir kısmı piyasaya satılabilir olarak ayrıştırılabiliyor, buna kıymetli çıkıntı deniliyor. Kıymetli çıkıntının satışı, tesiste alım muhafaza şefliğince kurulan alım muhafaza şefliği ve teknik işler servisinden oluşan heyet vasıtasıyla tesise maddi kazanç olarak geri kazandırılıyor. Bu olaydan önce en son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum” diye konuştu.

“Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar”

Sanıkların gerekli cezayı almasını isteyen ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ise, “Sanki olaylar kendinden olmuş gibi bir hava oluşturulmaktadır, kimse sorumluluğu kabul etmemektedir ancak burada ihmaller açıktır, suçlular bellidir. Hiç kimse işini doğru düzgün yapmadı, başmüdür personel yönetimini yapamadı. Teknik işler müdürü, yangın tehlikesi olduğu halde baskı ile işleri devam ettiriyor. Bu kurumda mobing, baskı, hırs var ama kontrol yok. Yanlışa ’dur’ denilmemiş. Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar, duruşmaya bile katılmıyorlar. Kaynak yapıldığı bilirkişi raporu ile sabitken, hala daha kaynak yapılmadığı iddia edilmektedir. Bunu kabul etmiyorum. Olay yerinde kaynak yapıldığı açık ve bariz bellidir” ifadelerini kullandı.

“İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur”

Tutuksuz sanık Kemal Ö’nün avukatı Zekeriya Yelok, “İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur, bunların istenilmesini talep ediyoruz. İnternette patlama anına ilişkin görüntüler mevcuttur ancak kalitesi düşük olduğu için Ajans’tan orijinal görüntülerin temin edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin devamına, yaralıların ayrıntılı kesin raporlarının temini için Adli Tıp Kurumu’na sevkine, tanıkların dinlenilmesine ve Avukat Zekeriya Yelok’un talebinin reddine karar vererek duruşmayı erteledi.

“Asli kusurlu olanlar farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor”

Duruşma sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Arif Dayıoğlu, “Mahkemede sanık sandalyeleri boştu. Kendilerine hiçbir şey olmayacaklarından çok eminler. Maalesef bizim buradaki acımızı ne savcılarımız, ne de hakimlerinizin çok dikkate alamadığını görüyorum. 2 insan öldü, belki 10 milyon dolarlık maddi hasar oluştu. Bunun karşılığında bir tutuklu dahi yok. Bilirkişi raporunda asli kusurlu olarak geçenler, farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor. Oradaki görevleri devam ettiği sürece de burada çalışanları baskı altına alarak ifadelerinde çok detaya girmemelerini, bu şekilde işin içinden çıkacaklarını ifade ediyorlar” dedi.

“Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenlere de baskı altına alınıyor”

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın olay sonrasında kendisini aradığını söyleyen Dayıoğlu, “Eşim öldüğünde beni arayarak başsağlığı diledi, kendisine teşekkür ediyorum. Bana, ’Arif Bey, içinizde hiçbir kuşku olmasın. Bu iş şeffaf şekilde yürütülecek. Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacak’ demişti. Ahmet Bey, gelinen durumda görüyorum ki sizin söyledikleriniz havada kaldı. Ne görevden alma var, ne uzaklaştırma var. Aynı şekilde herkes görevine devam ediyor. Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenler de baskı altına alınıyor. Bunları dikkate almanızı istiyorum. Aksi halde burada ölen insanların kanı sizin üzerinizde olacak. İnsanların adil bir şekilde yargılanması, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

“2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok”

Dayıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada milyonluk bir zarar var, 2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok. Tam tersine avukatlar yurt dışı çıkış yasağını bile kaldırmak istiyor. Adalet tamamen güçlüden yana, sanki mağduru cezalandırma gibi adlandırılıyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, ’Geciken adalet, adalet değildir.’ Bugün 600 gün oldu hiçbir sonuç alamadık. Hala adliye koridorlarında adalet aramaya çalışıyoruz. Sürecin hızlandırılması, gerçek sorumluların cezalandırılması için kendi özelinizde olan soruşturma müfettişi ile bu işin detaylarını lütfen öğrenin. Kendi iç kurumların yaptığı müfettişlerin raporları kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kamuoyuna öyle bir yansıtılıyor ki sanki kendi kendine patlama meydana geldi gibi. Böyle bir şey yok. Eksik personelle çalışma var. 15-16 kişilik vardiyadan 5-6 kişilik vardiyalara düşmüş. Sistem üç noktadan aktif olarak kullanılıyor. Gemiden mal boşaltılıyor, çiftçiden mal alınıyor ve ürünler dışarıya satılıyor. Üç fonksiyon 5-6 kişi ile yapılıyor. Temizlik hiçbir şekilde yapılamıyor. Filtre sistemi çalışmıyor, her yer toz. Bu da yetmezmiş gibi asıl olayın patlak verdiği yer ateşli işe izin veriliyor ve patlama meydana geliyor. İfadelerinde yeterli sayıda personel olmadığı için kimseyi görevlendiremediklerini söylüyorlar.”

“Olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz”

Avukat Yaprak Gülen Şahin Karakuş ise, “Biz en başından beri olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz. Bu tarz toplumsal olaylarda talepler bu şekilde oluyor ama neticeler çok da umulduğu gibi olmuyor. Biz gene de umudumuzu kaybetmedik. Yargılamalar uzun sürüyor ancak eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Bizi üzen şey sanıklardan bir kişi bile duruşmada yoktu. Gerçek anlamda hayal kırıklığıydı. Olayın en başından beri kurumun tavrı daima hiçbir şekilde sorumluluklarının ya da kusurlarının olmadığı yönünde. Bu noktada mahkemenin adil bir karar vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

TMO silolarındaki patlamaya ilişkin davaya devam edildi

Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davanın 3. celsesi görülürken, sanıklar duruşmaya katılmadı.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

“Siloda görevli eksper beni aradı, patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi”

Olaya ilişkin davanın 3. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, oğlu Ali Eren Dayıoğlu ve avukatları Yaprak Gülen Şahin Karakuş katıldı. Sanıklar duruşmaya katılmazken, avukatları salonda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenen Füsun Ankın Çoşkun, “TMO’da alım muhafaza servis şefi olarak görev yapmaktaydım. Olay günü idari binada muhasebe servisindeydim. Bu esnada bir patlama duyduk ve dışarı çıktık. Siloda görevli eksper Funda H. beni aradı ve patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi. Biz hemen siloya gittik ancak polis güvenlik gerekçesi ile bizi içeri almadı” dedi.

“En son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum”

Olay tarihinde tesiste kaynak yapıldığına dair bilgisi olmadığını belirten Füsun Ankın Çoşkun, “Silolarda toz temizliği teknik işler servisinin sorumluluğundaydı, tahmil tahliye işleri, işçiler aracılığıyla günlük temizlenirdi. Alım muhafazada çalışan personel genelde ziraat mühendisi ve ziraat teknikeridir, alınan malzemenin kalitesi ile ilgili görevleri vardır. 2 Mayıs 2023 tarihli ISG toplantı tutanağından bilgim vardır. Biz depodaki hububatın tozundan sorumluyuz, döküm aşamasındaki tozdan teknik işler sorumludur. Gelen hububat depolara alınır, içerisindeki toz ve yabancı madde oranları belli bir sınırlardadır, ona göre depolara alınır. Kuyudaki tozların temizliği teknik işlere aittir. Tesisteki tozlar, temizlenip toplandıktan sonra bir kısmı piyasaya satılabilir olarak ayrıştırılabiliyor, buna kıymetli çıkıntı deniliyor. Kıymetli çıkıntının satışı, tesiste alım muhafaza şefliğince kurulan alım muhafaza şefliği ve teknik işler servisinden oluşan heyet vasıtasıyla tesise maddi kazanç olarak geri kazandırılıyor. Bu olaydan önce en son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum” diye konuştu.

“Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar”

Sanıkların gerekli cezayı almasını isteyen ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ise, “Sanki olaylar kendinden olmuş gibi bir hava oluşturulmaktadır, kimse sorumluluğu kabul etmemektedir ancak burada ihmaller açıktır, suçlular bellidir. Hiç kimse işini doğru düzgün yapmadı, başmüdür personel yönetimini yapamadı. Teknik işler müdürü, yangın tehlikesi olduğu halde baskı ile işleri devam ettiriyor. Bu kurumda mobing, baskı, hırs var ama kontrol yok. Yanlışa ’dur’ denilmemiş. Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar, duruşmaya bile katılmıyorlar. Kaynak yapıldığı bilirkişi raporu ile sabitken, hala daha kaynak yapılmadığı iddia edilmektedir. Bunu kabul etmiyorum. Olay yerinde kaynak yapıldığı açık ve bariz bellidir” ifadelerini kullandı.

“İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur”

Tutuksuz sanık Kemal Ö’nün avukatı Zekeriya Yelok, “İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur, bunların istenilmesini talep ediyoruz. İnternette patlama anına ilişkin görüntüler mevcuttur ancak kalitesi düşük olduğu için Ajans’tan orijinal görüntülerin temin edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin devamına, yaralıların ayrıntılı kesin raporlarının temini için Adli Tıp Kurumu’na sevkine, tanıkların dinlenilmesine ve Avukat Zekeriya Yelok’un talebinin reddine karar vererek duruşmayı erteledi.

“Asli kusurlu olanlar farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor”

Duruşma sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Arif Dayıoğlu, “Mahkemede sanık sandalyeleri boştu. Kendilerine hiçbir şey olmayacaklarından çok eminler. Maalesef bizim buradaki acımızı ne savcılarımız, ne de hakimlerinizin çok dikkate alamadığını görüyorum. 2 insan öldü, belki 10 milyon dolarlık maddi hasar oluştu. Bunun karşılığında bir tutuklu dahi yok. Bilirkişi raporunda asli kusurlu olarak geçenler, farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor. Oradaki görevleri devam ettiği sürece de burada çalışanları baskı altına alarak ifadelerinde çok detaya girmemelerini, bu şekilde işin içinden çıkacaklarını ifade ediyorlar” dedi.

“Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenlere de baskı altına alınıyor”

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın olay sonrasında kendisini aradığını söyleyen Dayıoğlu, “Eşim öldüğünde beni arayarak başsağlığı diledi, kendisine teşekkür ediyorum. Bana, ’Arif Bey, içinizde hiçbir kuşku olmasın. Bu iş şeffaf şekilde yürütülecek. Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacak’ demişti. Ahmet Bey, gelinen durumda görüyorum ki sizin söyledikleriniz havada kaldı. Ne görevden alma var, ne uzaklaştırma var. Aynı şekilde herkes görevine devam ediyor. Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenler de baskı altına alınıyor. Bunları dikkate almanızı istiyorum. Aksi halde burada ölen insanların kanı sizin üzerinizde olacak. İnsanların adil bir şekilde yargılanması, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

“2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok”

Dayıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada milyonluk bir zarar var, 2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok. Tam tersine avukatlar yurt dışı çıkış yasağını bile kaldırmak istiyor. Adalet tamamen güçlüden yana, sanki mağduru cezalandırma gibi adlandırılıyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, ’Geciken adalet, adalet değildir.’ Bugün 600 gün oldu hiçbir sonuç alamadık. Hala adliye koridorlarında adalet aramaya çalışıyoruz. Sürecin hızlandırılması, gerçek sorumluların cezalandırılması için kendi özelinizde olan soruşturma müfettişi ile bu işin detaylarını lütfen öğrenin. Kendi iç kurumların yaptığı müfettişlerin raporları kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kamuoyuna öyle bir yansıtılıyor ki sanki kendi kendine patlama meydana geldi gibi. Böyle bir şey yok. Eksik personelle çalışma var. 15-16 kişilik vardiyadan 5-6 kişilik vardiyalara düşmüş. Sistem üç noktadan aktif olarak kullanılıyor. Gemiden mal boşaltılıyor, çiftçiden mal alınıyor ve ürünler dışarıya satılıyor. Üç fonksiyon 5-6 kişi ile yapılıyor. Temizlik hiçbir şekilde yapılamıyor. Filtre sistemi çalışmıyor, her yer toz. Bu da yetmezmiş gibi asıl olayın patlak verdiği yer ateşli işe izin veriliyor ve patlama meydana geliyor. İfadelerinde yeterli sayıda personel olmadığı için kimseyi görevlendiremediklerini söylüyorlar.”

“Olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz”

Avukat Yaprak Gülen Şahin Karakuş ise, “Biz en başından beri olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz. Bu tarz toplumsal olaylarda talepler bu şekilde oluyor ama neticeler çok da umulduğu gibi olmuyor. Biz gene de umudumuzu kaybetmedik. Yargılamalar uzun sürüyor ancak eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Bizi üzen şey sanıklardan bir kişi bile duruşmada yoktu. Gerçek anlamda hayal kırıklığıydı. Olayın en başından beri kurumun tavrı daima hiçbir şekilde sorumluluklarının ya da kusurlarının olmadığı yönünde. Bu noktada mahkemenin adil bir karar vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
ÖZEL HABER

Başkan Büyükakın: “Dünya Yeni̇den Felsefeye, Hi̇ç Olmadığı Kadar Vi̇cdanların Sesi̇ni̇ Duymaya Muhtaç”

Türkiye’nin etkinlik ve ziyaretçi sayısı bakımında en büyük kitap fuarı olan Kocaeli Kitap Fuarı’nın açılışını yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Dünya yeniden felsefeye, hiç olmadığı kadar vicdanların sesini duymaya muhtaç. Ne kadar güzel değer varsa hepsinin üstü çizilmiş ve unutulmuş. Uzak doğudan orta doğuya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar zulüm devam ediyor. Buna karşılık mücadele de devam ediyor. Batı medeniyetinin dünyayı getirdiği yer ortada. Yarının dünyasında gerçekten adaletin hâkim olduğu bir dünya inşa edebilmemiz, zulme karşı susmayan nesil için yegâne sığınak kitap sayfalarının arasıdır” dedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 14.’sü düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı başladı. “Savaşın ve Acının Edebiyatı” temasıyla gerçekleştirilen 14. Kocaeli Kitap Fuarı için Kocaeli Kongre Merkezi’nde özel açılış programı düzenlendi. Programda konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Neşeyle, yüzlerimiz gülerek konuşabileceğimiz günlerden geçmiyoruz. Belki de 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyanın içinde bulunduğu en zor şartlarını yaşıyoruz. Dünyanın dört bir yanında kan akmaya devam ediyor. Sadece içinde bulunduğumuz yılın 9 ayı boyunca savaşlarda kaybedilen masumların sayısı 100 bini buldu. Bunun 50 binini Gazze’de yitirdik. Bu olmasın diye inşa edilmiş ne kadar kurum varsa onların gözü önünde oluyor. İnsanların başına yağan bombalardan, vahşetten, insanlık dış dramdan sığınılacak neredeyse hiç bir yer kalmadı” diye konuştu.

“Zulme karşı susmayan nesil için yegâne sığınak kitap sayfalarının arasıdır”

“Belki dünya yeniden felsefeye muhtaç, belki de hiç olmadığı kadar vicdanların sesini duymaya muhtaç” diyen Büyükakın, “Ne kadar güzel değer varsa hepsinin üstü çizilmiş ve unutulmuş. Dünyanın birçok yerinde aynı şey söz konusu. Uzak doğudan orta doğuya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar zulüm devam ediyor. Buna karşılık mücadele de devam ediyor. Batı medeniyetinin dünyayı getirdiği yer ortada. Merhum Akif’in dediği gibi medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavarı hiç bu kadar net görmemiştik. Bizim yarının dünyasında gerçekten adaletin hâkim olduğu bir dünya inşa edebilmemiz, zulme karşı susmayan nesil için yegâne sığınak kitap sayfalarının arasıdır” şeklinde konuştu.

Başkan Büyükakın tüm bu duygu ve düşüncelerin ışığında bu yılki Kocaeli Kitap Fuarı’nın temasının belirlendiğini dile getirdi. ‘Savaşın ve Acının Edebiyatı’ ile dünyanın mazlum coğrafyalarında oluşan bir eserin de hazırlandığını kaydetti. Başkan Büyükakın, doğruyu sorgulayarak yetişen nesillerin elmayı ısırmadan da teknolojiye ulaşabileceklerine vurgu yaptı.

“Gazze’den gelişen olay modernitenin son çaresizliğidir”

14. Kocaeli Kitap Fuarı’nın onur konuğu Prof. Dr. Sadettin Ökten açılış konuşmasında kitap fuarının ilk söyleşisini de gerçekleştirdi. Prof. Ökten, “Kitap, Bilgi ve Varoluş” konulu konuşmasında, dünyada yaşanan zorluklara dikkat çekerek, insani değerlerin erozyonuna ve bunlara karşı nasıl bir vicdan ittifakı kurulabileceğine dair düşüncelerini paylaştı. Söyleşide konuşan Ökten, “Müslüman dünya teknolojiyle başa çıkamadığı için büyük acze düştü. Bu reel teknolojik fark idi ve gittikçe fark açıldı. Sonunda batı dünyası kendi aralarında iki savaşa girdi. Biz bunlara 1. ve 2. Dünya savaşı olarak anlıyoruz. İslam medeniyeti derken bizim modernitenin çaresizliğinden haberdar olmamız lazım. Gazze’den gelişen olay modernitenin son çaresizliğidir. Biz kendi zihin ve gönül dünyamızı bu çağa göre uyduracağız. Kitap, bilgi ve varoluş. İnsan var olmak zorunda mıdır? Evet zorundadır. İslam medeniyeti paradigmasına göre göre insan Allah’ın sınırlarını yeryüzünde yerine getirmek zorundadır. Bu söylem ilmidir” dedi.

Konuşmanın ardından Başkan Tahir Büyükakın, 14. Kocaeli Kitap Fuarı’nın onur konuğu olan Prof. Dr. Sadettin Ökten’e anı objesi takdim etti. Programda ayrıca “Bir Yürüyüşün Öyküsü” adlı tiyatro gösterisi sahnelendi. Zorunlu göçle yurtlarını bırakmak zorunda kalan insanların yaşadığı acıları sahneye taşıyan oyun, kitap fuarın bu yılki temasına anlam kattı. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa; 14. Kocaeli Kitap Fuarı’nın onur konuğu Prof. Dr. Sadettin Ökten, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Prof. Dr. Sadettin Hülagü ve Sami Çakır, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ve çok sayıda kitapsever katıldı. Kocaeli Kongre Merkezi’nde binlerce kitap, onlarca söyleşiye ev sahipliği yapacak fuar 13 Ekim’e kadar açık olacak.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bi̇r Hi̇ç Yüzünden İşlenen Ci̇nayeti̇n Zanlısı Tutuklandı

KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de bir süre önce araba camı kırma meselesi yüzünden başlayan husumet dün pazar yerinde işlenen cinayetle sona erdi. Gözaltına alınan zanlı tutuklandı.

Olay, İzmit ilçesi Doğu Kışla Pazaryerinde dün sabah 08.30 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, bir süre önce aralarında araba camı kırma meselesi yüzünden husumet başlayan E.T. ile Yiğit Laç pazaryerinde karşı karşıya geldi. E.T.’nin “adam mısın sen” sözleri üzerine büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Çıkan kavgada E.T., Yiğit Laç ile yanında bulunan A.B. ve U.C.L.’yi bıçaklayarak olay yerinden kaçtı. Olayın ardından Yiğit Laç hayatını kaybederken zanlı E.T. ile yanında bulunan K.T. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Ekipleri tarafından yakalandı. Adliyeye sevk edilen E.T. mahkemece tutuklanırken ve K.T. savcılıktan serbest bırakıldı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version