Kocaeli’de Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli sosyal sorumluluk projesini hayata geçirildi. Şehrin kritik noktalarındaki trafik ışıklarına “Free Gaza” ve “Stop Israel” yazıları yerleştirilerek, zulme karşı güçlü duruş sergilendi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin çeşitli bölgelerinde yer alan trafik ışıklarına yerleştirilen yazılar, insan hakları ve adalet hassasiyetini kamuoyuna etkili biçimde aktardı. Bu uygulama sadece farkındalık oluşturmakla kalmayıp, barış ve insanlık için evrensel çağrı niteliği taşıyor. Buna göre yeşil ışık yandığında, trafik ışıkları üzerinde “Free Gaza” (Özgür Filistin) yazısı belirirken, kırmızı ışıkta ise “Stop İsrael” (İsrail’i durdurun) yazısı göze çarpıyor. Filistin’de yaşanan zulme dikkat çekmek amacıyla yapılan farkındalık çalışması, Kocaeli halkı tarafından büyük destek gördü. Sosyal medyada da geniş yankı bulan kampanya, vatandaşların vicdanına dokunarak zulme karşı seslerin daha gür çıkmasına vesile oldu. Kent genelinde artan toplumsal duyarlılık, Kocaeli’nin insani değerlere verdiği önemin güçlü bir göstergesi olarak öne çıktı.
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan Işıklı Cami, çivi kullanılmadan inşa edilen eşsiz mimarisiyle yaklaşık 7 asırdır ayakta duruyor. Cami, mimari yapısıyla olduğu kadar taşıdığı manevi değerle de dikkat çekiyor.
Kocaeli Ansiklopedisi’ndeki bilgilere göre, Bağlıca köyünün Ortaköy mevkisinde bulunan cami, Orhan Gazi döneminde bölgenin fethiyle görevlendirilen Gazi Akçakoca tarafından inşa ettirildi. Günümüze dek halk arasında “Cuma Camisi” olarak bilinen yapı, 33 dönümlük arazi üzerinde, mezarlık alanı içerisinde yer alıyor. Rivayete göre, Kadir Gecesi ve diğer mübarek gecelerde yapının üzerinden göğe doğru ışık huzmeleri yükseldiği gözlemlendiği için “Işıklı Cami” adını aldığı belirtiliyor.
Işıklı Cami, geleneksel “çantı” tekniğiyle, yani ahşapların çivi kullanılmadan birbirine geçirilmesi yöntemiyle inşa edilmesiyle de dikkat çekiyor. Kendine özgü ahşap mimarisiyle öne çıkan yapı, 4 ana bölümden oluşuyor. Duvarlarında bulunan küçük hava delikleri ve özel temel sistemi, caminin iklim şartlarına karşı dayanıklılığını artırıyor. Taban kısmı kalaslarla yukarı kaldırılarak, yapı altından hava akımı sağlanıyor, bu da yağışların doğrudan temastan uzaklaştırılmasını sağlıyor.
“Bu kadar değerli ve uzun ömürlü olduğunu bilmiyorduk”
Bağlıca köyü sakinlerinden 77 yaşındaki Zekeriya Özcan, caminin tarihi değerini sonradan öğrendiklerini ifade ederek, “Geçmişte Bursa Anıtlar Yüksel Kurulu’ndan gelmişlerdi. Onlar, ’biz burada çalışma yapacağız’ diyene kadar yapının bu kadar değerli ve uzun ömürlü olduğunu bilmiyorduk. Biz de onlardan öğrendik. Caminin 710 yıllık olduğunu söylemişlerdi” dedi.
Geçmiş yıllarda 4 köyün cuma ve bayram namazlarını Işıklı Camisi’nde kıldığını söyleyen Özcan, “Burası mezarlığın ortasında bir yapı. Şu anda 2 köy olarak bayram namazlarını burada kılıyoruz” diye konuştu.
Çivi kullanılmadan yapılan yapının tarihine dair aile büyüklerinden bilgiler aktaran Özcan, “Benim büyüklerimden Zekeriya ismini taşıyan dedemiz, burayı yeniden imar etmek istemiş ancak farklı bir hadise yaşamış, hayvanları ölmüş. O dönem devlet büyüklerini de köye davet etmişler. O hadise yaşanınca, gelen yetkililer, ’buraya bir şey yapmak istiyorsanız bunun etrafına ilave bina yapın’ demişler. Ondan sonra bu sağ ve sol kısımdaki eklemeler yapılmış” şeklinde konuştu.
“Geceleri burada ışıkların yandığını görenler var”
Bağlıca Köyü Muhtarı Mehmet Sağlık da, caminin tarihi değerine dikkat çekerek, “Caminin Orhan Gazi dönemine ait olduğunu biliyorum. Geçmişte Cuma Camisi olarak biliniyordu. Şu bir gerçek, çok eski bir cami. Türkiye’de bu yapılardan 100 tane olduğundan bahsediliyor. Şu anda Vakıfların kontrolünde. Eskiden cuma namazları sıkça burada kılınırdı ama son zamanlarda sadece bayram namazları kılınıyor. Restore de yapıldı ama içi bozulmadı. Geceleri burada ışıkların yandığını görenler var. İçeride bir şeylerin olduğunu biz de hissediyoruz” ifadelerini kullandı.
Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan şenlikleri tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda Milli İrade Meydanı muhteşem bir ateş ve ışık gösterisine ev sahipliği yaptı. Çocukların büyük beğeni ile izlediği gösteride kıvılcımlar adeta havada dans etti.
BÜYÜK SAHNE’DE IŞIK VE ATEŞİN DANSI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan şenlikleri devam ediyor. İzmit Milli İrade Meydanı Büyük Sahne’de akşam saatlerinde gerçekleştirilen gösteriyi çok sayıda çocuk ile birlikte aileleri de izledi. Sahneye ilk olarak ışık gösterisi yapan dansçılar geldi. Ellerindeki ışıklı panoları son derece seri bir şekilde hareket ettiren dansçılar, karanlık sahneyi bir anda birbirinden renkli ışıkların yansımasıyla donattı.
ÇOCUKLARI BÜYÜLEYEN GÖSTERİ
Işık gösterisinin hemen ardından ise merakla beklenen ateşin sahne üzerindeki dansı başladı. Usta dansçılar iplerin ucuna asılı ateş toplarını ustaca ve büyük bir dikkatle hareket ettirirken ortaya ilginç görüntülerin çıkmasına vesile oldu. Ateşbaz gösterisi ise nefesleri kesti. Ağzından ateş püskürten dansçı çocuklar tarafından hayretle izlendi. Kıvılcımların adeta havada dans ettiği gösteri yıllarca unutulmayacak anıların kazanılmasına vesile oldu.
IŞIK, RENK VE HEYECAN DOLU GÖSTERİ
Işık, renk ve heyecan dolu gösterinin sonunda minikler beğenilerini dakikalarca süren alkışlarıyla ortaya koydu. Dansçılar da çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladı ve kendilerini böylesine güzel bir hafta içinde minik dostlarıyla buluşturduğu için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
ŞARKI BAHÇESİ MÜZİK GRUBU NEŞE KATTI
Ateş gösterisi öncesinde minikler Şarkı Bahçesi Müzik Grubu’nun konserini izledi. Renkli ve sevimli 23 Nisan kıyafetleri ile sahne alan grup, minikler için birbirinden güzel şarkılar seslendirdi. Grup üyeleri zaman zaman sahneden aşağıya inerek çocukların yanına gitti. Mikrofonu ellerine alan çocuklar da seslendirilen şarkılara doyasıya eşlik etti.
İstanbul’da darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin tutuklanan 6 sanık yeniden hakim karşısına çıktı. Olaya ilişkin dinlenen kimyacı tanık, sanık Ahmet T’nin cinayetten 8 ay önce kendisinden çeşitli asitler satın aldığını söyledi.
Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56) 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobilini Gebze’de terk edilmiş halde bulmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti.
Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (57), Ahmet T. (58), Bahadır T. (31), Ceyhun A. (58), Emrah D. (35), Ferdi G. (38) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.
“Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu”
Cinayete ilişkin açılan davanın 2. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Tanık olarak dinlenen Cihat C., “Ahmet ve Işık’ı tanırım. Nurhan’ın emlak işleriyle uğraşıyordum. Olay günü inşaata gidecekti ancak iptal oldu. Nurhan, olaydan bir gün önce, aracına müşteri geldiğini, Bahadır’ın kendisini çağırdığını, Işık ile İstanbul’a gideceğini söyledi. Nurhan’ın eşi akşam beni arayınca olaydan haberdar oldum. Eşi, Nurhan’a ulaşamadığını söyledi. Işık’ı aradığımda, Nurhan’ın kendisini annesine bıraktığını ve nereye gittiğini bilmediğini, Erdal isimli şahısla tartıştığını söyledi. Bunun üzerine Nurhan’ı aradım. Telefonu kamyoncu açtı. Telefonu kasada bulduğunu söyledi. Kamyoncunun attığı konumu gittik. Kamyoncunun geçiş güzergahını gezdik, bir şey buluruz umudu ile aradık ancak bir şey bulamadık. Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu” dedi.
“8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi”
Tanık Nusrettin T. ise, “Sanıklardan sadece Ahmet’i tanırım. Kimyacıyım. Dükkanı kapattım ancak ürünleri temin edebiliyorum. Olaydan 3 gün önce Ahmet benden asit istedi. Ne yapacağını sordum, söylemediği ve metamfetamin yapımında kullanıldığı için vermedim. Arkadaşının istediğini söyleyip ısrar edince kendisine asiti temin ettim. Ne yapacağını defalarca sormama rağmen söylemedi, 200 litre diye hatırlıyorum ancak ilk ifademde 100 dediysem o ifadem geçerlidir. Karşılığında bin Euro verdi. Bu asit eriticidir. Herhangi bir ruhsata tabi değildir, satımı serbesttir. Ahmet’le Nihat isimle arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. 8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi, o zaman da kendisine verdim” diye konuştu.
Maktulün yakın arkadaşı olduğunu söyleyen tanık Fehmi G., “Körfez’de esnaflık yaparım. Nurhan yakın arkadaşımdır. Ahmet ve Işık’ı, Nurhan vasıtasıyla olaydan 7 ay önce tanıdım. Olaydan bir gün önce Işık ve Nurhan dükkanıma geldi. Nurhan’ın aracına müşteri geldiğini, aracı satış işlemlerini yapacaklarını konuşuyorlardı. Bildiğim bundan ibarettir. Işık, Ahmet veya diğer sanıklarla Nurhan arasında alacak verecek meselesi yoktur” ifadelerini kullandı.
“Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi”
Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen maktulün amcası Yüksel Ör, “Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi. Ahmet ve oğlu Bahadır, sık sık o eve gelmeye başladı. 1 sene boyunca sık sık gidip geldiler. Sürekli valizle gidip geliyorlardı. Valizle gidip gelmeleri benim için şüpheli bir durumdu” dedi.
“Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi?”
Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Işık E., “100 kişilik ölüm listem olduğunu söylüyorlar. Bunu kabul etmiyorum. Hakkımda karalama yapılmaktadır. Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi? Suçlamaları kabul etmiyorum. Sanki Nurhan’ın arabasını satmak istemesi, galeriye gelmesi olağan üstü bir şey gibi davranılıyor. Potansiyel müşterileriyle konuşmasından doğal ne var. Sürekli benim Nurhan’ı bir yerlere çektiğim konusunda konuşmalar var. Suçlamaları kabul etmiyor, tutuksuz yargılanmak istiyorum” diye konuştu.
“Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım”
Tanığın söylediklerine karşılık cevap veren sanık Ahmet T., “2 günde bir, gün aşırı Işık’ın evine gittiğimiz doğrudur çünkü tadilat vardı. Eşimle de gittiğimiz olmuştur. Gizemli bir durum söz konusu değildir. Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım” şeklinde konuştu.
Sakal ve saçını maktule benzemek için boyatan sanık Bahadır T. ise suçlamaları kabul etmedi.
“Avukat beni cezaevinde tehdit etti”
İlk celse verdiği ifadelerini tekrar ettiğini söyleyen sanık Ferdi G., “Tanıklar benimle ilgili bir şey söylemiyor. Maktulle benim aramda bir bağlantı yok. Olayın ilk başında Ahmet T’nin avukatlığını yapan K., verdiğim ifade sonrasında cezaevine beni ziyarete geldi. ’Neden böyle bir ifade veriyorsun, senin bu işten çıkarın ne, sen diğer taraf avukatlarla anlaşmalı mısın, herkese ağırlaştırılmış müebbet aldırmak mı istiyorsun?’ diyerek ailemle görüşmek istediğini söyledi. Beni ailemle tehdit etti. Ailemden uzak durmalarını söyledim” ifadelerini kullandı.
“Emrah cezaevinde Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti”
Tutuklu sanık Ceyhun A. ise, “Nurhan’ın kafasının parçalanma işini ilk Ferdi yaptı. İlk asiti de Ferdi döktü. İlk celsede bunları dile getirememiştim. Diğer celse maktulün kardeşi, Nurhan’ın saatini sormuştu. Nurhan’ın saatini, bilekliğini ve yüzüğünü Ferdi alıp gitti. Ben böyle bir insan değilim. Hep aklıma geliyor, fena oluyorum. İlk gün hepimiz 3 gün boyunca aynı koğuşta kaldık. Emrah, Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti. Esrar, kokain içmişler, Ferdi’ye cinsel birliktelikten bahsetmiş, bunun üzerine maktule vurmuşlar” dedi.
Emrah D., söyleyecek bir şeyi olmadığını, ilk celse verdiği ifadeyi tekrar ettiğini beyan etti.
Ferdi G. de, “Künye, yüzük, saat aldığım hususu doğru değildir. Ofisimde de arama yapıldı ancak bir şey bulunmadı. Ben olay günü maktulün kolunda saat görmedim” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi.