Türkiye Büyük Millet Meclisi Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını güçlendirmek ve sahadaki sorunları yerinde tespit etmek amacıyla İstanbul ve Kocaeli’de iki gün süren kapsamlı bir saha programı gerçekleştirdi. Toplantılarda konuşan önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, komisyonun çalışmalarına ilişkin önemli mesajlar verdi.
Program kapsamında istişare toplantıları düzenlenirken, eğitim, sağlık ve üretim merkezleri ziyaret edildi, engelli bireyler ve aileleriyle doğrudan temas kuruldu. Komisyonun İstanbul programı, Bağcılar Belediyesi Feyzullah Kıyıklık Engelsiz Yaşam Merkezi’nde düzenlenen İstanbul Avrupa Yakası İstişare Toplantısı ile başladı. Toplantıya kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, engelli bireyler ve aileleri katıldı. Tüm Türkiye için model olan merkezde yapılan toplantıda erişilebilirlik, eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri ve sosyal hayata katılım konuları sahadan gelen görüşlerle ele alındı. Program kapsamında ayrıca HAYPADER Özel Eğitim Uygulama Okulu, Bağcılar Belediyesi ve İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi ziyaret edildi.
İstanbul programının ikinci gününde ise Zeytinburnu Belediyesi ev sahipliğinde, İstanbul Kantinciler Esnaf Odası ve Türkiye Beyazay Derneği iş birliğiyle akülü sandalye dağıtım töreni gerçekleştirildi. Kantinci esnafının bağışlarıyla temin edilen akülü sandalyeler, ihtiyaç sahibi engelli öğrencilere teslim edildi.
Komisyonun Kocaeli programı kapsamında Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi ziyaret edildi. Ardından Marmara Bölgesi İstişare Toplantısı düzenlendi. Yaklaşık 250 katılımcının iştirak ettiği toplantıya Kocaeli’nin yanı sıra Bilecik, Balıkesir, Bursa, Bolu, Düzce, Sakarya ve Yalova illerinden kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, spor kulüpleri ve girişimci temsilciler katıldı.
“Engellilik meselesini sahada ele alıyoruz”
Toplantılarda konuşan Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, komisyonun çalışmalarına ilişkin önemli mesajlar verdi. Kasapoğlu, “Bu komisyon 86 milyonun komisyonudur. Engellilik meselesini sahada ele alıyoruz. Çünkü sorunu yerinde incelemeden, yereli dinlemeden çözüm üretmek mümkün değil. Görüyoruz ki engel esasında kaldırımda, sokakta, parkta, binada, hizmette, sistemde ve zihniyettedir. Biz engeli bireyin üzerinden alıp süreçler üzerinden konuşuyoruz. İnşallah var olan bilincin güçlendirilmesine destek olacağız. Hazırlayacağımız rapor bir temenni metni olmayacak. Sorumlusu belli, takvimi belli, ölçülebilir ve denetlenebilir bir yol haritası ortaya koyacağız. Sahadan gelen her tespit ve öneri bu raporda mutlaka karşılık bulacak” ifadelerini kullandı.
Osmangazi Belediyesi’ni başarıyla temsil eden dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin, Petrol Ofisi Maxima 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. ayağı olan Orhan Yüce, İstanbul Rallisi’nde etkileyici bir performans sergileyerek kadınlar kategorisinde üçüncülüğü elde etti.
Bu yıl 45. düzenlenen Orhan Yüce İstanbul Rallisi, yüksek rekabeti ile toplam 8 özel etapta gerçekleştirildi. İstanbul Otomobil Spor Kulübü (İSOK) tarafından organize edilen rallide 47 ekip start alırken, yalnızca 28’i finişe ulaşabildi. Dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin, teknik geçişleri ve dayanıklılık gerektiren yapısıyla sporcular için gerçek bir sınav niteliği taşıyan yarışta istikrarlı sürüşüyle dikkatleri üzerine çekti. Fiziksel dayanıklılık ve üst düzey konsantrasyon gerektiren İstanbul parkurunda etkili bir performans ortaya koyan Keskin, yarışı üçüncülük ile tamamlayarak başarılarına bir yenisini daha ekledi.
Kübra Denizci Keskin’in İstanbul’daki bu önemli başarısı, sezonun final etabı olan Kocaeli Rallisi öncesinde hem motivasyonunu yükseltti hem de Türkiye’de motorsporlarının herkes için erişilebilir olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, başarılı rallici Kübra Denizci Keskin’i tebrik ederek, başarılarının devamını diledi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ulusal ve uluslararası düzeyde uyuşturucu madde ticareti yapan kişiler ve suç örgütlerine yönelik Kocaeli’nin Gebze ilçesi ve İstanbul’un Avcılar, Fatih, Gaziosmanpaşa, Esenyurt ve Beylikdüzü ilçelerinde 6 operasyon gerçekleştirilmişti. 3 ila 12 Kasım tarihleri arasında düzenlenen operasyonlarda toplam 966 kilo 945 gram uyuşturucu madde ve 1 milyon 446 bin hapın yanı sıra 72 kilo 200 gram katkı maddesi ele geçirilmişti.
13 şüphelinin gözaltına alınıp 10 şüphelinin tutuklandığı soruşturma neticesinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler, İstanbul İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün Fatih’teki Vatan Caddesi Yerleşkesi’nde yeniden sergilendi.
Baskınlarda ele geçirilen 370 kilo 850 gram metamfetamin, 490 kilo 300 gram skunk, 70 kilo 995 gram eroin, 34 kilo 800 gram kokain ile 1 milyon 446 bin uyuşturucu hap ve 72 kilo 200 gram katkı maddesinin sergilendiği avluda gazetecilere açıklamalarda bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, zehir tacirlerine göz açtırmayacaklarını dile getirdi.
“Kısaca ve net olarak uyuşturucu tacirlerini, zehir tacirlerinin peşinde gençlerimizin yanındayız”
İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, “Geçen cuma günü bakanımızın açıkladığı üzere Orkinos-Bulut 2 operasyonunu gerçekleştirdik. Operasyonlar sonucunda 142 şahıs gözaltına alındı ve işlemleri devam etmektedir. Zehir tacirleriyle mücadelemiz yalnızca İstanbul’da sınırlı kalmayıp, ulusal ve uluslararası boyutta devam etmektedir. Ayrıca son 10 gün içerisinde İstanbul’umuzda sokak satıcılarına yönelik operasyonlar kapsamında 13 şahıs gözaltına alınmış, 10 şahıs tutuklanmıştır. Bu operasyonlar sonucunda 966 kilogram uyuşturucu madde 1 milyon 466 bin uyuşturucu hap ele geçilmiştir. Gençliğimizin yanında geleceğimizi kurtarmak adına narkotik suçlarla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz. İstanbul’da cadde cadde sokak sokak uyuşturucuyla mücadelemizi tüm ekiplerimiz vermekteyiz. Açıkçası, kısaca ve net olarak uyuşturucu tacirlerini, zehir tacirlerinin peşinde gençlerimizin yanındayız” şeklinde konuştu.
İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin tanıtım toplantısı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleşti. İstanbul’un ev sahipliğini yaptığı festival, bu yıl 110 noktada, 180 başlık altında toplam 730 etkinlikle şehri kültür ve sanatla buluşturuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Festivali’nin Galası yapıldı. Taksim Atatürk Kültür Merkezindeki tanıtım toplantısına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve çok sayıda davetli katıldı. 27 Eylül-7 Ekim tarihleri arasında yapılacak festival 7 farklı ilçede, 40 farklı durakta, sanatseverlerle buluşacak.
110 noktada 730 etkinlik
İstanbul’un ev sahipliğini yaptığı festival, bu yıl 110 noktada, 180 başlık altında toplam 730 etkinlikle şehri kültür ve sanatla buluşturuyor. Dokuz gün sürecek festivalde müzikten tiyatroya, edebiyattan dijital sanata, sergilerden konserlere kadar birçok alanda etkinlikler yer alıyor.
Bolşoy Tiyatrosu, ilk kez İstanbul’da
İstanbul Kültür Yolu Festivali bu yıl yine dünyaca ünlü sanatçılara ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Rusya’nın ünlü bale topluluğu Bolşoy Tiyatrosu, İstanbul’da ilk kez sahne alacak. Romeo ve Juliet ile başlayacak gösteriler, Kuğu Gölü ile devam edecek.
Bakan Ersoy, İstanbul’un kültür ve sanatın kalbi olduğunu vurgulayarak, “Bu büyük kültür yolculuğunu 2027 yılında 32 ilimizle daha da ileri taşıyoruz. Ne mutlu bizlere ki, Türkiye Kültür Yolu Festivalleri her yıl daha da büyüyor, gelişiyor ve bu yolculuk aynı kararlılıkla devam ediyor” dedi.
2026 yılında yapılacak Türkiye Kültür Yolu Festivali hakkında konuşan Bakan Ersoy, “Bugün burada sizlerle büyük bir müjdeyi paylaşmaktan gurur duyuyorum. 2026 yılında Türkiye Kültür Yolu Festivali, 20 şehirden 26 şehre genişliyor. Her ilimizden, her bölgemizden “Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni ilimize getirin” talepleri geliyor ancak hak verirsiniz ki her talebe hemen olumlu yanıt verebilme yapabilme şansımızı yok. Biz de bu noktada öncelikli olarak büyükşehirler olmak üzere coğrafi bölgeler, iklim koşulları gibi faktörleri göz önüne alarak festivalimize katılacak yeni illerimizi belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivalimiz Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da katılımıyla, 2026 yılında 26 ilde ve neredeyse 8 aya yayılan bir takvimde hayat bulacak” diye konuştu.
Bakan Ersoy, 2027’de ise Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılmasıyla toplam il sayısının 32’ye yükseleceğini söyledi. İstanbul’un festivaldeki öncü rolüne dikkat çeken Bakan Ersoy, “İstanbul bu hikayenin merkezinde, kalbinde yer alıyor. Çünkü İstanbul, binlerce yıllık tarihiyle sadece bizim değil, tüm insanlığın da gözbebeğidir. Ayasofya’dan Topkapı Sarayı’na, Galata’dan Beyoğlu’na, Boğaziçi’nden Haliç’e uzanan bu şehir; farklı kültürlerin, farklı inançların ve farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eşsiz bir açık hava müzesidir” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, “Artık gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki, Türkiye Kültür Yolu Festivali, dünyanın en saygın sanatçılarının, orkestralarının ve etkinliklerinin ajandasında hak ettiği yeri almış, ülkemizin uluslararası bilinirliği ve prestiji en üst seviyeye ulaşmıştır” dedi.
İstanbul’da başlayan Kültür Yolu Festivalleri’nin kısa sürede uluslararası ölçekte ilgiyle takip edilen bir fenomene dönüştüğünü söyleyen Bakan Ersoy, “İlk günden bu yana hedefimiz netti: Kültür-sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonu ortaya koymak. Yurdumuzun dört bir yanına dünya çapında kültür-sanat etkinliklerini ulaştırmak ve şehirlerimizin turizm potansiyelini en üst noktaya taşımak. Bugün geldiğimiz noktada; binlerce etkinlik, milyonlarla buluşan on binlerce sanatçı ve ortaya çıkan muhteşem bir sinerji ile bu vizyonun gerçekleştiğini görüyoruz” şeklinde konuştu.
Sürdürülebilirlik ve halkın yaşamına değer katmanın en temel öncelikleri olduğunu belirten Bakan Ersoy, bu hedefe ulaştıklarını ifade ederek, İstanbul’dan başlayan festival vizyonunun Türkiye’nin dört bir yanına yayıldığını, her şehrin kendi tarihi ve kültürel kimliğiyle festivallere can verdiğini kaydetti. Günümüzde turizm anlayışında büyük bir değişim yaşandığını belirten Ersoy, insanların artık sadece görmek için değil, hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ettiğini, Kültür Yolu Festivalleri’nin de bu anlayışa karşılık verdiğini vurgulayarak, “Bir şehrin ruhunu hissettiren, ziyaretçilere kalıcı bir hafıza bırakan, turizmi kültürle iç içe yaşatan bir anlayışı hayata geçirmiş oluyoruz. Festivaller genç sanatçılar için bir vitrin, ustalar için bir saygı duruşu, uluslararası kültür ve sanat çevreleri için ise bir davetiye niteliğinde, etkinlikler Adana Müzesi’nden Göbeklitepe’ye, kütüphanelerden kültür merkezlerine kadar pek çok mekânda sanat ve tarihin nabzını tutuyor” diye konuştu.
Son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kültür-sanat altyapısında büyük mesafe kat edildiğini belirten Ersoy, festivallerin modern sanatlardan geleneksel ve klasik sanatlara kadar tüm dalları kucakladığını söyledi. Somut Olmayan Kültürel Mirası yaşatan sanatçılara alan açtıklarını ve onları geleceğe taşıdıklarını kaydetti.
“Bir Anadolu Şenliği” devam edecek
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bakanlık olarak yerel ve geleneksel değerleri öne çıkararak kültür ve sanatı herkes için ulaşılabilir kılmayı ve bu faaliyetleri sürdürülebilir bir yapıya taşımayı hedeflediklerini belirtti. Bu vizyon doğrultusunda “Bir Anadolu Şenliği” adıyla yeni bir kültür-sanat etkinliğini hayata geçirdiklerini ifade eden Ersoy, şenliğin bu yıl Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda beş farklı şehirde düzenlendiğini söyledi.
22 Ağustos’ta Hakkari’de başlayan etkinliklerin daha sonra Tunceli, Şırnak ve Bingöl’de gerçekleştirildiğini aktaran Ersoy, şenliğin son durağı olan Bitlis’teki programın ise 28 Eylül Pazar günü sona ereceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” vizyonuna da değinen Ersoy, “Bir Anadolu Şenliği”nin bu vizyonun en önemli bileşenlerinden biri olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy ayrıca, “Bir Anadolu Şenliğimizin ve Yaşayan Miras Şölenlerimizin devam edeceğini de belirtmek isterim. Temennim odur ki, bu festival sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında kültür ve sanatın ışığını çoğaltmaya devam etsin. Sanatın birleştirici, iyileştirici ve dönüştürücü gücünü hep birlikte yaşayalım” dedi.
Filistin için özel bölüm
Bu yıl da festivalde Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekiliyor. “Nuri Pakdil ve Kudüs”, “Filistin Benim Vatanım”, “Hâlâ Yaşıyorum” ve “Ben Yıkılmayacağım” başlıklı sergiler, Filistin’e sanat yoluyla destek sunmayı ve Gazze’de yaşanan zulmü tüm dünyaya duyurmayı amaçlıyor.
Konuşmanın ardından Bakan Ersoy, katılımcılarla toplu fotoğraf çektirdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, Aralık 2018 yılında İstanbul Atatürk Havalimanında kaybolan ve kendisinden haber alınamayan Emine Özkaya’nın akıbetine ilişkin tespiti ve yapılan istihbari çalışmalar kapsamında yeni detaylar ortaya çıktı. Teknik ve saha çalışmalarında ekipler, Özkaya’nın 2 Aralık 2018 günü saat 09.40 sıralarında Polonya’dan İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye giriş yaptığı ve 15 Temmuz Demokrasi Otogarına gittiği, burada sevgili olan Irak uyruklu Amjed Mohsin Muhammed M. ile irtibata geçerek Eskişehir’e otobüsle gittiği belirlendi.
Devam eden çalışmalarda, Emine Özkaya’nın aynı gün saat 18.30 sıralarında Eskişehir otogarına ulaşarak Amjed Mohsin Muhammed ile buluştuğu ve 3 Aralık 2018 günü saat 03.00 sıralarında, Özkaya’nın cep telefonundan aile yakınlarına ve arkadaşlarına mesaj atıldığı, bu tarihten sonra da kendisine bir daha ulaşılamadığı belirlendi.
Şüpheli Amjed Mohsin Muhammed M.’nin o gece evden tek başına ayrılarak, Şanlıurfa’ya gittiği ve burada birkaç gün sonra geri döndüğü, bir hafta sonra ise evden taşındığı belirlendi.
Bunun üzerine ihbar ve saha çalışmalarını değerlendiren ekipler, Amjed Mohsin Muhammed M.’nin Eskişehir’deki evinde detaylı inceleme yaptı. Yapılan incelemelerde salondaki parkelerin altında bazı izler olduğunu tespit etti. Polis, olay yerinde bulduğu izler üzerindeki incelemenin ardından 1 kadın ve 4 erkeğe ait DNA izleri incelenmek üzere, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 7 yıldır kayıp olan Emine Özkaya’nın, sevgilisi Amjed Mohsin Muhammed M. tarafından öldürülerek cesedinin ortadan kaldırılma şüphesine ilişkin, 11 Temmuz 2025’te Gaziantep, Kocaeli ve Şanlıurfa’da eş zamanlı operasyon yapıldı. Düzenlenen operasyonda şüpheliler Asaad Monsin M.M. (37), D.U.B. (33) ve E.A. (34) yakalanarak İstanbul’a getirildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde sorguları tamamlanan 3 şüpheli, 14 Temmuz’da adliyeye sevk edildi. Sevk edilen şüphelilerden D. U. B. ve E.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Kocaeli’de kasten öldürme suç kaydı bulunan Asaad Monsin M.M.ve olayın birinci derece zanlısı Amjed Mohsin Muhammed M. isimli şahıslar ise, planlayarak ve tasarlayarak kasten öldürme suçundan tutuklandı.
Amjed Mohsin Muhammed’in 2021’de sevgilisi olan başka bir kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı
Öte yandan, olayda birinci şüpheli olan Amjed Mohsin Muhammed M.’nin ise 2021’de Eskişehir’de sevgilisi olan başka bir kişiyi öldürerek baltayla parçalara ayırdığı gerekçesiyle tutuklandığı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, çeşitli suçlara karışan şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “Resmi belgede sahtecilik”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Oto hırsızlığı” ve “5607 SKM” suçları kapsamında belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerin, piyasadan temin ettikleri ağır hasar kaydı bulunan araçların seri numaralarını yurt dışından getirdikleri ve hacizli araçların üzerine uyguladıkları tespit edildi. Bu araçları satarak haksız kazanç elde ettikleri belirlendi.
Eş zamanlı operasyonda 31 kişi yakalandı, 45 araç ele geçirildi
İstanbul’un Maltepe, Pendik, Kartal, Sultanbeyli, Ataşehir, Kağıthane ve Sultangazi ilçeleri ile Sakarya, Bursa, Ankara, İzmir, Çorum, Adıyaman, Balıkesir, Kocaeli ve Diyarbakır illerinde gerçekleştirilen operasyonlarda 31 şüpheli yakalanırken, 45 araç ele geçirildi. Yakalanan şüpheliler Oto Hırsızlık Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 12’si adli kontrolle serbest kalırken, 19’u tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan, daha önce 6 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi.
“Kanun karşısında hile ve sahtekarlık yapanlar mutlaka İstanbul polisimizin gözünden kaçmayacaktır”
Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda ele geçirilen araçlar Asayiş Şube Müdürlüğünde sergilendi. Sergi sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, “Asayiş Şube Müdülüğümüz, ağır hasarlı araçların motor şase numaraların yurt dışından gelen veya haciz yakalamalı araçların oto şase numaralarına uyarlayarak change yapıp satan haksız kazanç elde eden suç şebekesine yönelik yapılan operasyonlar kapsamında 37 şahıs gözaltına alınmış, bunlardan 6’sı cezaevinde 19’su tutuklanmış 12’si adli kontrolle serbest bırakılmıştır. Operasyonlar kapsamında 45 adet oto ele geçirilmiştir. Asayiş Şube Müdürlüğümüz çalışmalarına devam etmektedir. İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak, hile ve sahtekarlıkla vatandaşımızın malına göz diken bu suç şebekelerine yönelik mücadelemiz tavizsiz devam edecektir. Kanun karşısında hile ve sahtekarlık yapanlar mutlaka İstanbul polisimizin gözünden kaçmayacaktır. Mücadelemiz aralıksız devam ediyor” ifadelerini kullandı.
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 99’uncu yılı, İstanbul’da düzenlenen bir dizi törenle kutlandı. İlk tören Barbaros Hayrettin Paşa anıtı önünde düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mustafa Kaya, Vali Yardımcısı Şevket Atlı, Beşiktaş Kaymakamı Oğuzhan Bingöl, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Serkan Tezel, İstanbul Bölge Liman Başkanı Mustafa Kıran, Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, il ve ilçe protokolü ve ilgili kurumların müdür ve temsilcileri katıldı. Öte yandan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı gemiler, İstanbul Boğazı’nda tazyikli su sıktı.
“Uluslararası ticaret hacmimizin yüzde 80’ininden fazlası ülkemizde ise yüzde 87’den fazlası deniz yoluyla taşınmaktadır”
Program saygı duruşunda bulunması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Programda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, Kabotaj Bayramı’nın değerine dikkat çekti. Bakan Yardımcısı Ünüvar, “Bu kazanım denizciliğimizin bugünlere gelmesinde önemli bir temel taşı oluşturmuştur. Bu kanun genç Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla ilan ettiği tam bağımsızlığının karasularındaki egemenliği ile pekiştirilmesidir. Günümüzde üretmek önem arz ediyor. Üretim için gerekli olan hammadde, lojistiği ve üretilen lojistiğin değeri ile bu lojistiğin sürdürülebilirliği en az üretim kadar önem arz etmektedir. Uluslararası ticaret hacmimizin yüzde 80’ininden fazlası ülkemizde ise yüzde 87’den fazlası deniz yoluyla taşınmaktadır. Ürettiğiniz değerin lojistik maliyetini de hesap etmek zorundasınız. Ülkeler sürekli bu maliyetleri düşürücü yen projeler, yollar ve koridorlar peşindedir” dedi.
“99 yıldır “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olarak kutlamanın onurunu yaşıyoruz”
Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “1 Temmuz, bizler için sadece bir tarih değildir. Aynı zamanda kara sularımızda mutlak bağımsızlığımızı kazandığımız, denizlerimizde egemen olduğumuzu tüm dünyaya yeniden ilan ettiğimiz gündür. Mavi Vatan’ımızda ticareti millileştirdiğimiz gündür. Denizciliğimizin gelişmesinde ve ilerlemesinde çok büyük katkısı olan bugünü; 99 yıldır “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olarak kutlamanın onurunu yaşıyoruz. Büyük denizcimiz Barbaros Hayrettin Paşa’nın “Denizlere hakim olan, cihana hakim olur” sözünden aldığımız ilhamla modern tersanelerimizde gemilerimizi üretiyor, denizlerde gücümüze güç katıyoruz. Denizciliğin her alanında dünyayla rekabet eden bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz” şeklinde konuştu.
Kabotaj Bayramı coşkuyla kutlandı
Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran ise “Türkiye, Montrö sayesinde Türk Boğazlarımızın denetimini tam anlamıyla kazanmış. Karadeniz’de barışını ve istikrarın teminatı haline gelmiştir. Montrö’nün uluslararası ilişkilerde hayati bir belge olduğu ve bölgesel dengeyi koruduğu yakın geçmişte yaşanan ekonomik olaylarda öncü rol olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Bugün Türk Denizcilik tarihinin dönüm noktalarından biri olan Kabotaj hakkının kazanılmasının 99’uncu yıl dönümünü kutluyoruz”
Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Serkan Tezel, “Bugün Türk Denizcilik tarihinin dönüm noktalarından biri olan Kabotaj hakkının kazanılmasının 99’uncu yıl dönümünü kutluyoruz. Atalarımızın Ege’de Koyun Adaları zaferi ile başlayan denizlerdeki güç mücadelesi Karamürsel Bey’den başlayarak Barbaros Hayrettin Paşa’da, Turgut Reis, Piyalepaşa ve Kılıç Ali Paşa gibi, Kaptanıderyalar ile doruk noktalara ulaşmış, Akdeniz’in bir Türk Gölü olduğu tüm Avrupa Devletlerince kabul edilmiştir” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Vali Davut Gül ve beraberindeki protokol üyeleri, Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi’ni ziyaret etti. İstanbul Valisi Davut Gül anı defterini imzaladı ve protokol üyeleri ile denize çelenk bıraktı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulu 2025-2026 sezonunda görev yapacak üst klasman hakem, gözlemci ve video yardımcı hakem listesini açıkladı.
TFF’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada Merkez Hakem Kurulu 2025-2026 sezonu klasman hakem ve video yardımcı hakem listelerini belirledi. Buna göre Üst Klasman Hakem Listesi şöyle:
Zorbay Küçük (Adana), Burak Pakkan (Ankara), Kadir Sağlam (Ankara), Alper Akarsu (Ankara), Gürcan Hasova (Ankara), Burak Olcar (Ankara), Egemen Artun (Ankara), Burak Demirkıran (Ankara), Batuhan Kolak (Antalya), Ömer Faruk Turtay (Antalya), Oğuzhan Çakır (Balıkesir), Adnan Deniz Kayatepe (Balıkesir), Cihan Aydın (Bursa), Arda Kardeşler (Bursa), Ali Şansalan (Çanakkale), Ümit Öztürk (Denizli), Turgut Doman (Eskişehir), Ali Yılmaz (Gaziantep), Ozan Ergün (İstanbul), Çağdaş Altay (İstanbul), Mehmet Türkmen (İstanbul), Abdullah Buğra Taşkınsoy (İstanbul), İlker Yasin Avcı (İstanbul), Süleyman Bahadır (İstanbul), Melih Aldemir (İstanbul), Fevzi Erdem Akbaş (İstanbul), Oğuzhan Gökçen (İstanbul), Seyfettin Alper Yılmaz (İstanbul), Halil Umut Meler (İzmir), Direnç Tonusluoğlu (İzmir), Fatih Tokail (İzmir), Yiğit Arslan (İzmir), Reşat Onur Coşkunses (İzmir), Davut Dakul Çelik (İzmir), Ayberk Demirbaş (İzmir), Berkay Erdemir (İzmir), Ömer Tolga Güldibi (Kocaeli), Raşit Yorgancılar (Konya), Yunus Dursun (Mardin), Oğuzhan Aksu (Mersin), Emre Kargın (Muğla), Hakan Ülker (Muğla), Muhammet Ali Metoğlu (Rize), Atilla Karaoğlan (Sakarya), Erdem Mertoğlu (Samsun), Yusuf Ziya Gündüz (Sivas), Ömer Faruk Gültekin (Şanlıurfa), Yusuf Adnan Kendirciler (Şanlıurfa), Mehmet Ali Özer (Tekirdağ), Yasin Kol (Trabzon), Alpaslan Şen (Trabzon), Furkan Aksuoğlu (Trabzon), Melih Kurt (Trabzon), Muhammed Selim Özbek (Van)
Video Yardımcı Hakem (VAR) listesi:
Bilal Köseoğlu (Amasya), Efe Tanrıverdi (Ankara), Mustafa İlker Coşkun (Ankara), Özer Özden (Ankara), Sarper Barış Saka (Antalya), Erkan Özdamar (Antalya), Eren Özyemişçioğlu (Aydın), Özgür Yankaya (Edirne), Volkan Bayarslan (İstanbul), Onur Özütoprak (İstanbul), Melis Özçiğdem (İzmir), Ferhan Kestanlıoğlu (İzmir), Sinan Dereci (Rize), Erkan Engin (Sakarya), Bülent Birincioğlu (Trabzon)
İstanbul Çevre Konseyi’nin kuruluşunun 25. yılı sebebiyle, çevreye duyarlı faaliyet gösteren kişi ve kurumları teşvik etmek amacıyla “25. Yıl Çevre Ödülleri” töreni düzenledi. Törende İhlas Haber Ajansı Muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç yapmış olduğu çevre haberlerinden dolayı ödüle layık görüldü. Sarıkoç, müsilaj başta olmak üzere yıllardır çevre kirliliği sorunlarına dikkat çeken haberler yapıyor. En son yaptığı Marmara Denizi’ne ve İstanbul boğazına lağım suyu akıtılıyor haberleri büyük ses getirmişti. Yapılan haberler sonunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, Ambarlı İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisinde, kentsel atık suların bir kısmının arıtılmadan denize deşarj edilmesinden dolayı İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne (İSKİ) 3 milyon 343 bin 688 lira idari cezası uygulanmıştı.
“Yaptığım haberler nedeniyle bazı kurum ve kuruluşlardan tarafıma dava açılacağı söylendi”
Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Ahmet Faruk Sarıkoç, “Müsilaj haberlerini yapmaya başlamıştım. İlk başta Kocaeli’de su altındaki müsilajı görüntüleyerek çevre sorununu gündeme getirmiştik. Yıllar içerisinde tabii ki bu müsilaj sorunu daha da büyüdü ve biz bunları daha etkili bir şekilde göstermek için drondan yardım aldık. Dronla çektiğimiz fotoğraf ve videolar çevre kirliliğine olan hassasiyetin daha fazla duyarlı olmasında katkı sağladı. Bugün de burada yapmış olduğum haberlerden dolayı ödül almaktan mutluluk duyuyorum. Son olarak İstanbul Boğazı’na lağım suyu akıyordu ve Marmara Denizi’nde müsilaj başlıklı haberlerim medyada çok fazla ses getirmişti. Bu haberleri yaparken tabii ki sadece kamerayla bu kirliliği ve çevre felaketini yeterince anlatamamıştık. Ama dronla yükseldiğimiz zaman ortaya çıkan manzara gerçekten ürkütücüydü. Marmara ve İstanbul Boğazı’nın lağım suyu dolmuştu. Biz bu haberleri yaptıktan sonra ardından bir takım eleştirilere maruz kaldık. Hatta bazı kurum ve kuruluşlardan tarafımıza dava açılacağı söylendi. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bölgelerden numuneleri ele aldıktan sonra ilgili kurumlara milyonlarca liralık ceza kestiler. Böylelikle, biz doğru yolda olduğumuzu gösterdik ve yaptığımız haberlerle çevre konusunda gerekli hassasiyeti göstermeye çalışıyoruz’’ diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen ‘2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Tayyip Erdoğan olarak şahsen faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim. Tıpkı ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımızda olduğu gibi faize dayalı ekonomik nizamın değişmesi için de mücadeleden geri durmayacağız. Tüm teşviklerimize rağmen ülkemizde katılım bankacılığının yüzde 8,1 oranında kalmasını açıkçası yeterli bulmuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından İstanbul Finans Merkezi’nde, Halkbank’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’ne katıldı.
“Faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim”
Zirvede açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbulumuz’da 3 kıtanın kavşak noktasında 2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi münasebeti ile sizleri ağırlamaktan onur duyuyorum. Özellikle yurt dışından şehrimize teşrif eden misafirlerimizi bu kadim şehri bütün yönleri ile yaşamalarını temenni ediyorum. Ülkenizdeki kardeşlerinize selam götürmenizi istirham ediyorum.
Müslümanlar olarak dünya nüfusunun yüzde 25’ini oluşturuyoruz. Ancak İslami finans sektörünün büyüklüğü yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar seviyesinde. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 57 ülkenin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 11 civarındadır. İslam alemi olarak aramızdaki ticaret, yatırım finans ve iş birliği imkanlarını en üst düzeye çıkarmalıyız. İslam ekonomisi için stratejiler teması altında düzenlenen zirvemizde yapılan tartışmaların çok faydalı olacağına inanıyorum. 3 gün sürecek zirvede birbirinden seçkim isimler pek çok önemli meseleyi değerlendirme fırsatı bulacak.
İstanbul’un küresel bir merkez haline gelmesi için attığımız adımlar ülkemizin yanı sıra İslami finans camiasına da yeni fırsatlar sunuyor. İstanbul Finans Merkezi çatısı altında başlattığımız iş birlikleri küresel ekonomiye entegrasyon kadar İslami değerlerimizi koruyan bir model inşa etme gayretimizin de en somut nişanesidir. Katılım Finans’ın İstanbul merkezli gelişmesine büyük önem veriyoruz. Sahip olduğu birikim ve potansiyel İstanbul’a çok ciddi avantaj sağlıyor.
Her alanda alternatif paradigmalara duyulan ihtiyaç kendini giderek daha fazla belli ediyor. İnsan odaklı adaletli merhametli sorumlu bir paradigmaya olan talep artıyor. Cari küresel ekonomik sistem sadece tüketimi ve kar maksimizasyonunu önceleyen sorunlu yapısı ile insani değerleri geri planda tutmakta, eşitsizlikleri beslemekte, üretimsiz bir büyümeyi özendirmektedir. Mevcut sistem ekonomik kalkınmayı destekleyecek çözümler bulmak yerine asıl problemlerin üstünü örtmektedir. Mevcut sistemin bu haliyle devam edemeyeceği birçok uzman ve düşünür tarafından ifade ediliyor.
Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca milletin takdiri ile geldiği tüm görevlerde faize dayalı ekonomik sistemle mücadele etmiş bir kardeşinizim. Gelir adaletini bozan, milyarlarca insanı bir avuç kapitalistin kölesi haline getiren çarpık sisteme daima itiraz ettim yine itiraz ediyorum. Her ne surette olursaolsun, faizi ve faize dayalı bir ekonomik sistemi meşru göremeyeceğimizi sık sık ifade ettim. Bunun yanında faizin ekonomide üretimde ticarette ve sosyal hayatta yol açtığı sorunlara dikat çektim. Rantiyenin sesi olan muhalefet bunda da hep karşımıza dikildi. Doğru olan politikalarda dahi, bu ülkenin hayrına dokunacak yerli ve milli bir duruş sergileyemediler. Oysa insanlığı faize mecbur ve mahkum bırakan küresel sisteme itiraz etmek yerilecek değil, takdir edilecek vakur bir tavırdır. Tayyip Erdoğan olarak şahsen faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim. Tıpkı ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımızda olduğu gibi faize dayalı ekonomik nizamın değişmesi için de mücadeleden geri durmayacağız. Alternatif çözümlerin toplumda yaygınlaşması için çaba harcayacağız” dedi.
“Ülkemizde katılım bankacılığının yüzde 8,1 oranında kalmasını açıkçası yeterli bulmuyoruz”
Erdoğan, “Dünyada artan eşitsizlikler finansal krizlerin sebep olduğu güven bunalımı ve ciddi ekonomik riskler bizimle birlikte başkalarını da yeni modeller geliştirmeye teşvik ediyor. İslami ekonomi ilkeleri, risk paylaşımını adaleti ve toplumsal dayanışmayı merkeze alan özgün yapısı ile öne çıkıyor. Tüm teşviklerimize rağmen ülkemizde katılım bankacılığının yüzde 8,1 oranında kalmasını açıkçası yeterli bulmuyoruz. Türkiye Varlık Fonu tarafından gerçekleştirilen 1 milyar dolarlık sukuk ihracı kıymetli olsa da önümüzde ciddi mesafe var. Halkbank’ın katılım finans sektöründe hizmet verecek olmasını memnuniyetle karşılıyor, aldıkları bu stratejik karardan ötürü kendilerini tebrik ediyorum. İslami ekonominin faizsiz ekonominin de ötesine geçen boyutları, ilkeleri, umdeleri ve düzenlemeleri ihtiva ettiği unutulmaması mühimdir. Londra’nın yanı sıra İstanbul’un da ev sahipliği yaptığı Al Baraka zirvelerinin bu bakımdan önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Al Baraka zirvesi gibi platformlar İslam aleminin farklı coğrafyalarında faaliyet gösteren kuruluşları bir araya getirerek ortak stratejilerin şekillendirilmesine imkan sağlıyor. Zirvenin sonunda ortaya çıkacak stratejilerin yalnızca bugünün değil yarının da ihtiyaçlarına cevap verecek güçlü bir temelin atılmasına vesile olacağı kanaatindeyim. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Al Baraka Forum başta olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimize, Türkiye Varlık Forumuna, İstanbul Finans Merkezine, Halkbank’a, İslam İşbirliği Gençlik Forumu ile İbni Haldun Üniversitesine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Ekonomik maliyeti 105 milyar doları bulan deprem felaketinin izlerini silmeye çalışıyoruz”
“Küresel ekonomide ticaret savaşlarının alevlendiği, jeopolitik risklerin ise yüksek seyrettiği zorlu bir dönemden geçiyoruz” diyen Erdoğan, “Yüksek küresel borçluluk, yaşlanan nüfus, iklim değişikliği gibi yapısal sorunlar küresel büyüme üzerinde baskılar oluşturuyor. Artan belirsizlikler nedeniyle özellikle bazı sektörlerde ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladı. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği son 2 yılda ortalama yüzde 0,8 büyüyebildi. Türkiye olarak ekonomik maliyeti 105 milyar doları bulan deprem felaketinin izlerini silmeye çalışıyoruz. Son 2 yılda bu amaçla kullandığımız kaynağın tutarı 75 milyar doları buldu. 201 bin konutun anahtarını teslim ettik. Yıl sonuna kadar 252 bin konutun anahtarlarını depremzedelerimize teslim etmeyi planlıyoruz. Tüm zorluklara rağmen hamdolsun iyi gidiyoruz. Deprem bölgesinde yaralar hızla sarılıyor. Komşumuz Suriye 13,5 yıl süren iç çatışmaların ardından 8 Aralık devrimi ile birlikte yavaş yavaş istikrara kavuşuyor. Rusya – Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik görüşmelere İstanbul’da tekrar ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Vicdanlarımızı kanatan barbarlıkların yaşandığı Gazze’de zulmün durması ve ateşkesin tesisi için çaba gösteriyoruz. İçeride terörsüz Türkiye hedefimize sağlam adımlarla ilerliyoruz. Her şeye karşı çıkan mutlu azınlık dışında siyaset kurumu ve toplumun kahir ekseriyeti terörsüz Türkiye sürecine destek veriyor. 40 yıl boyunca her biri canımızdan bir parça olan kayıplarımız harici ülkemizin 2 trilyon dolarına mal olan bir beladan kurtulmaya çok yakınız. İnşallah sağ duyulu samimi bir süreç yönetimi ile bu sefer menzile varacağımıza inanıyorum” dedi.
“Biz Cumhuriyet tarihinin en düşük enflasyon ve faiz oranlarını yakalamış bir hükümetiz”
Erdoğan, “İki yıldır dirayetle uyguladığımız makro ekonomik istikrar ve reform programımızın olumlu neticelerini görmeye başladık. Temel önceliğimiz olan enflasyonda gözle görülür iyileşmeler kaydettik. Yıllık enflasyon 11 aydır kesintisiz düşüyor. Nisan ayında son 40 ayın en düşük seviyesine geriledik. Hedefimiz net; enflasyonu kalıcı şekilde tek haneli seviyelere indireceğiz. Petrol fiyatlarında düşüş hem enflasyonu hem dış açığı aşağı çekiyor. Merkez Bankamızın brüt rezervleri 153 milyar doları aştı. Mart ayında işsizlik oranı yüzde 7,9’a geriledi. 2005’ten bu yana en düşük seviyeyi gördük. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde çalışan başına aylık 2 bin 500 TL KOSGEB desteği vermeye başladık. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkin adımlar atıyoruz. Özellikle göz bebeğimiz reel sektörümüzü ihmal etmeden süreci titizlikle yönetiyoruz. KOBİ’lerimiz için desteklerimizi güçlendiriyoruz. Geçtiğimiz hafta imalatçı KOBİ’lerin yatırım ve işletme harcamaları için 30 milyar TL’lik yeni destek pakedi açıkladık. Geride bıraktığımız 2 yılda kayda değer mesafe aldığımız ekonomik programımızı uygulamakta kararlıyız. Türk ekonomisi 19 çeyrektir kesintisiz büyüyerek gücünü bir kez daha ispat etti. Biz Cumhuriyet tarihinin en düşük enflasyon ve faiz oranlarını yakalamış bir hükümetiz. Böyle bir dönemde 3-5 ağacın taşınması bahane edilerek başlatılan Gezi olayları olmasaydı ülkemiz şu anda çok farklı bir konumda olurdu. Gezi kalkışması ile başlayan 15 Temmuz ihaneti ile iyice şiddetlenen ülkemize yönelik saldırılar zinciri yakın zamana kadar devam etti. İstanbul merkezli yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını takip eden sokak terörü ve boykot çağrıları da bu saldırıların devamı niteliğinde idi. Ana muhalefet partisi genel başkanının milli markaları hedef gösteren bununla da yetinmeyip Türkiye’yi yurt dışına şikayet eden sorumsuz tavrı nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu göstermeye kafidir. Ülkemizde tüm umudunu Türkiye’nin ekonomik olarak tökezlemesine bağlamış köhne bir zihniyet var. Bu zihniyetin aktörleri ellerine geçirdikleri her fırsatı Türkiye’ye taş atmak ve milletimizi sırtından hançerlemek için kullanmaktadır. Dedikodular üzerinden siyaset yaptıklarını zannederek kendilerini komik duruma düşürüyorlar. Kendi seçmenleri bile bunların sorunları çözebileceğine inanmıyor. Hırsları akıllarını esir alanlara şunu hatırlatmak istiyorum: Tayyip Erdoğan kaybetsin de gerekirse Türkiye batsın anlayışı ile hareket ederek hiçbir yere varamazsınız.
Kendi çıkarlarını milletin menfaatleri önüne koyan muhterisler bugüne kadar başarılı olamadı. Biz ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hizmet ülkümüzden ayrılmadan yola devam edeceğiz. Emeklilerimizin 4 bin TL olan Kurban Bayramı ikramiyelerini yarından itibaren ödemeye başlayacağımızın müjdesini burada sizlerle paylaşmak istiyorum. 31 Mayıs – 4 Haziran tarihleri arasında sırasıyla Bağkur, emekli sandığı ve SSK’lı olmak üzere yaklaşık 16 milyon emeklimize toplam 57,4 milyar TL’lik ikramiye ödemesi yapacağız” şeklinde konuştu.