Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

‘Bizim Evler 11’ sahiplerine kavuştu

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/bizim-evler-11-sahiplerine-kavustu-0-gRhekraA.mp4
İstanbul’da planlı kentleşmenin başarılı örnekleri arasında gösterilen Ispartakule’nin en büyük yatırımcısı İhlas Holding İnşaat Grubu, bölgedeki yeni projesi Bizim Evler 11’i tamamlayarak daire teslimlerine başladı.

Aile konseptli yaşam anlayışı, güçlü sosyal donatıları ve eşsiz lokasyon avantajıyla öne çıkan proje, nitelikli konut standartlarını bir kez daha yükseltiyor. Bugüne kadar binlerce konuta imza atan ve ev sahiplerine eşsiz bir konfor sunan İhlas Holding İnşaat Grubu, şimdi de Bizim Evler 11 projesinde daire teslimlerine başladı. Ispartakule Bizim Evler satış ofisinde düzenlenen anahtar teslim gününde ailelerin sevinci görüntülere yansıdı. Gayrimenkul sektörünün lokomotif kuruluşları arasında yer alan ve bugüne kadar 25.000’in üzerinde konuta imzasını atan İhlas Holding İnşaat Grubu, Ispartakule’de hayata geçirdiği 10 başarılı projenin ardından bölgenin yeni gözdesi Bizim Evler 11’de daire teslimlerine başladı. İstanbul’da değeri hızla yükselen lokasyonların başında gelen Ispartakule’de markalaşmış yaşam alanları inşa eden şirket, Bizim Evler 11 ile aile konseptli modern hayatı ve yüksek kalite standartlarını konut alıcılarıyla buluşturmaya devam ediyor. Sağlam zemini ve eşsiz lokasyon avantajıyla öne çıkan Ispartakule’de Bizim Evler markasıyla bugüne kadar 11 projeye imza atan İhlas Holding İnşaat Grubu, bu anlamda önemli bir başarıya da imza atmış bulunuyor.

“35 yıldır modern, kaliteli ve kazandıran konutlar üretiyoruz”

İhlas İnşaat Grubu olarak Türkiye’nin en büyük inşaat firmalarının başında geldiklerini ifade eden Bizim Evler Satış ve Pazarlama Müdürü Erhan Değerli, “35 yıldır modern, kaliteli ve kazandıran konutlar üretiyoruz. Ispartakule’de Bizim Evler markalı projelerde yaşayan on binlerce aile bulunuyor. Bizim Evler 1 ile başlamış olduğumuz yolculukta bugün Bizim Evler 11’i teslim ediyor olmanın mutluluğu yaşıyoruz. Projelerimizde oturan ailelerin yüzlerindeki mutluluğu gördüğümüzde bizimde işimize olan motivasyonumuz artıyor. Müşterilerimizin büyük çoğunluğu projelerimizde oturum amacıyla ev satın alıyor. Yatırımcılar ise son zamanlarda büyük devlet projelerinin birleştiği bir nokta olması nedeniyle tercih ediyorlar. İstanbul’un 4. Otoyolu olarak belirtilen Hasdal’dan başlayıp Nakkaş’a doğru giden büyük otoyolun gelecek yıl hizmete girmesi planlanıyor. Hızlı tren ise gelecek ay sonunda açılması bekleniyor. Ispartakule’den hızlı trene binen bir kişi Gebze’ye kadar, oradan da hızlı trenin ulaştığı her noktaya ulaşabilecek. Tüm bu saydığım lokasyon avantajlarına ek olarak Kanal İstanbul projesi de yapıldığında Ispartakule bölgesi değerine değer katacak” diyerek sözlerini tamamladı.

“Bize güven verecek bir projeyi seçmek istedik”

İstanbul genelinde 1 yıl boyunca yaptıkları araştırmalar neticesinde Bizim Evler 11’den ev satın almaya karar verdiklerini söyleyen Yasemin Bozkurt, “Sağlam bir kurum olduğu için projelerinde bize güven verdi. Bu nedenle burayı tercih ettik. Bugün evlilik yıl dönümümüz bana güzel bir hediye oldu” dedi. İhlas Yapı hakkında önceden çok olumlu yönde bilgilerinin olduğunu ifade eden Mehmet Bozkurt, “Deprem yönetmeliğine uygun yapıların yapılması, yapılarda tünel kalıp sistemlerinin kullanılması, temellerinin sağlam olması bizi projeden ev almaya tercih etmemize neden oldu. Tabii ki güven veriyor insana, biliyorsunuz İstanbul’da beklenen bir deprem var. Bu nedenle bizde bize güven verecek bir projeyi seçmek istedik” diye konuştu.

“İhlas kalitesine güvendik”

Evinin anahtarlarını teslim alan Ali İzmir, “Bugün çok mutluyuz. İhlas Yapı kalitesine güvendik. Bizim Evler kalitesine güvendim bugün de evimizi teslim alıyoruz. Bizim Evler projesini 1. Kısımdan itibaren takip ediyoruz. Şu anda birinci kısımda yaşıyoruz, ailemizle birlikte bu kaliteyi devam ettirebilmemiz adına 11. Kısımı tercih ettik. Bugün ailemizle birlikte burada olmaktan mutluluk duyuyoruz. İhlas Yapının inşaat kalitesi depreme dayanıklı olmasıyla, konforu, estetiği ile deneyimlemiştik zaten” diyerek sözlerini tamamladı.

“Bizim Evler 4’ten geldik”

Sevginin, medeniyetin buluştuğu noktanın Bizim Evler olduğunu belirten Edip Ayaz, “Özlediğimiz mahalle ilişkilerinin, bakkal amcalarının bir arada olduğu yerdir Bizim Evler. Adından belli bizim hissettiğimiz bir yer. Bizim Evler 4 projesinden geliyoruz. İhlas’ın ismini yıllardır duyardık, içerisinde sıcak bir ortamın olduğu, bir kahvenin 40 yıl hatırının olduğu ve birlik beraberliğin olduğu bir yer olarak bilirdik. Bizim Evler 4’ten geldik 12 yıldır orada ikamet ediyoruz. Kişinin en mutlu olduğu yer kendi evidir. Bizim Evler de bizim kendi evimiz olduğuna göre tercihimizi yeniden Bizim Evler 11’den yana kullandık” dedi.

“Zamanında, eksiksiz bir şekilde teslim etmesi çok önemli”

Bizim Evler 3’te 13 yıldır oturduklarını ifade eden Zekai Tepe, “İnşaat kalitesini biliyorduk. Daireleri nasıl güzel yaptıklarını bildiğimiz için hiç düşünmeden 11’ın projesinden yer almak istedik. Günümüzde inşaat firmalarının zorluk yaşadığı bir dönemde, İhlas İnşaat Grubu’nun zamanında, eksiksiz bir şekilde teslim etmesi çok önemli. Bunun için çok ciddi bir güç, teknik bilgi, ekipman ve sermaye gerekiyor. Çocukların mahalle kültürü ile yetişmesini istediğimiz için yine Bizim Evler projesini tercih ettik” dedi.

Ispartakule’nin yeni yıldızı Bizim Evler 11 projesi, şehirle uyumlu mimarisi, geniş peyzaj alanları ve üst düzey inşaat kalitesiyle öne çıkıyor. 52 bin metrekarelik alanda inşa edilen proje, tüm ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde tasarlanan 582 daire ile birlikte bölgenin değerine değer katacak 55 dükkandan meydana geliyor. Her detayın en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü Bizim Evler 11, kullanışlı iç mimarisi, A kalite yapı malzemeleri, lüks ankastreli mutfakları, şık banyoları ve eşsiz ısı yalıtımıyla konforu en üst seviyeye çıkarıyor.

Yemyeşil peyzaj, zengin sosyal donatılar

İhlas Holding İnşaat Grubu imzası taşıyan Bizim Evler 11, zengin sosyal donatı alternatifleriyle dikkat çekiyor. Projede süs havuzlarından kamelyalara, çocukların doyasıya eğlendiği oyun alanlarından yürüyüş ve spor alanlarına kadar çok sayıda seçenek bir arada yer alıyor. Site sakinlerinin yaşam kalitesini yükseltecek seanslı kullanım modeliyle hizmet verecek olan bay-bayan kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, sauna, bisiklet parkuru, tenis kortuyla birlikte futbol, basketbol ve voleybol sahaları projedeki ev sahiplerinin kullanımına sunuluyor.

Avantajlı lokasyonuyla ulaşım alternatiflerinin merkezinde

Eşsiz konumuyla Küçükçekmece Gölü manzaralı konut alternatiflerinin yer aldığı Bizim Evler 11, sahip olduğu lokasyon avantajıyla ev sahiplerine önemli bir kazanç potansiyeli de sunuyor. TEM Otoyolu Ispartakule gişelerine 3 dakikalık mesafede konumlandırılan proje, benzersiz konumuyla dünyanın en büyük havalimanları arasında yer alan İstanbul Havalimanı’yla birlikte Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne kolay ulaşım imkanı sağlıyor. Bizim Evler 11, hızlı tren, planlanan metro ve Kanal İstanbul gibi mega projelerin yanı başında konumlanıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

UlaşımPark’ın kalite yolculuğu 4 yıldızla tescillendi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki UlaşımPark, “EFQM Mükemmellik Modeli” kapsamında yapılan değerlendirmeyi başarıyla tamamlayarak, toplu ulaşımda kalite ve kurumsal yönetimdeki başarısını 4 yıldızla tescilledi.

Konforlu, erişilebilir ve güvenli ulaşım hizmeti sunma misyonuyla faaliyet gösteren UlaşımPark, kurumsal gelişim ve kalite yönetimi alanında uluslararası düzeyde başarı elde etti. Şirket, EFQM Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı’nın (EFQM) dokuz ana kriter üzerine kurduğu Mükemmellik Modeli kapsamında yürütülen değerlendirme süreci sonucunda 4 yıldız almaya hak kazandı.

Türkiye’de toplu ulaşım sektöründe kalite ve kurumsal yönetim konusunda örnek gösterilen UlaşımPark, 15 farklı alanda kalite yönetim sistemi belgesine de sahip.

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ödül törenine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, UlaşımPark A.Ş. Genel Müdürü Serhan Çatal ve UlaşımPark yetkilileri katıldı.

UlaşımPark yetkilileri, kurumların yönetim anlayışını ve toplum için ürettiği değeri uluslararası ölçekte değerlendiren EFQM’den alınan başarının, vatandaşlara sunulan hizmet kalitesine verilen önemin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Açıklamada, değerlendirme sürecine katkı sağlayan ekip arkadaşlarına teşekkür edilirken, kurumun mükemmellik yolculuğuna kararlılıkla devam edeceği belirtildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Burhaniye’de zeytinde rekolte düşük, ancak yağda kalite yüksek

Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, yok yılının yaşanması dolayısıyla zeytinde rekolte düşük gerçekleşirken, yağda kalitenin yüksek olduğu kaydedildi. Zeytinyağında kalitenin yüksek olması çiftçileri sevindirdi.

Burhaniye’de zeytin hasadına başlanırken, fabrikaların bahçeleri de zeytin kasaları ile doldu. Yörede yok yılının yaşanması nedeniyle rekolte düşük gerçekleşirken, zeytinyağındaki kalitenin yüksekliği de çiftçileri sevindirdi. Son haftalarda düşen yağışların zeytinyağında kaliteyi artırdığı kaydedildi. Tariş Zeytinyağı fabrikasında çıkan yağlar, laboratuvarda analiz edilirken, kalitenin yüksek olduğu açıklandı. Kalitenin yüksek olduğunu kaydeden zeytinyağı eksperi Atakan Bayata, “Burhaniye Tariş Fabrikası olarak hizmet verdiğimiz zeytin sektöründe, körfezin en iyi yağlarına ait bir coğrafyadayız. Türkiye çapında en iyi yağın Edremit Körfezinde çıktığı aşikar bir durum. Rekoltemiz bu sene ağaçlarda düşük ama, yağda kalitemiz çok iyi. Kalitede de en iyi noktadayız. Körfezin en iyisi olduğumuzu da söyleyebilirim. Çünkü, her gün tat ve duyusal analiz testlerden geçip kimyasal testlere de bakıyoruz. Kalite tat ve nefaset çok iyi” dedi. Üretici Halil Terzioğlu da, “Burhaniye Şahinler Mahallesinde zeytin ve zeytinyağı üretimi yapıyoruz. Bu yıl Edremit Körfezi olarak zeytin rekoltesi biraz düşük. Ama, kalitemiz gerçekten dünya standartlarının üzerindedir. Yıl olarak zeytinde kalite bu sene beklediğimizin daha üstünde. Asit oranları gerçekten çok düşük seyrediyor. Zeytinyağının çıkış oranında biraz düşüş var. Ondan muzdaribiz biraz. Kalite konusunda bir eksikliğimiz yok” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Soğuk hava ayakkabı tamircilerinde mesaiyi ikiye katladı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/soguk-hava-ayakkabi-tamircilerinde-mesaiyi-ikiye-katladi-0-98sWbSVD.mp4
Kocaeli’de 20 yıldır baba mesleğini sürdüren Rıdvan İlmen, ayakkabı tamirciliğinde eleman bulamamaktan yakındı. Ekonomik şartlarla birlikte tamiratların arttığını belirten İlmen, kış aylarında iş yoğunluğunun iki katına çıktığını ve günde 12 saat çalıştığını dile getirdi.

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 20 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan Rıdvan İlmen, hem mesleğin geleceği hem de artan iş yükü konusunda endişeli. Baba mesleğini sürdüren İlmen, pandemi sonrası yükselen tamirat talepleri, kaliteli malzeme eksikliği ve çırak bulamamanın oluşturduğu zorluklarla mücadele ediyor. Kış aylarında iş yoğunluğunun iki katına çıktığını belirten İlmen, hem iş yükünün arttığını hem de yeni eleman yetişmemesi nedeniyle zanaatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

“Çırak yetiştirme dönemi başlayabilir”

İlmen, mesleğe ilginin azalmasından ve çırak yetişmemesinden yakındı. İlmen, “Meslek biraz ince, uğraşı zor olduğu için insanlar tercih etmiyor. Sadece bizim meslek için geçerli değil, genel olarak tüm zanaatlarda eleman yetişmiyor. Burada belediyelerin desteği olması lazım. Bizim yanımıza çırak verip maaşını, sigortasını karşılayabilirse çırak yetiştirme dönemi başlayabilir. Yoksa kendimiz çırak, usta tutup çalıştıracak durumda değiliz. Zaten çırak yok, gelse de karşılayacak durumda değiliz” dedi.

“Pandemiden sonra tamirlerde artış yaşandı”

Ekonomik şartların da etkisiyle tamirat taleplerinin arttığını söyleyen İlmen, “Fiyatların artmasıyla beraber tamirde de bir artış var. Bu artış pandemi döneminden sonra, yani 2020’den itibaren başladı. İnsanlar artık ayakkabılarını tamir ettirerek kullanmaya başladı. Ancak eskisi gibi kaliteli ayakkabılar üretilmediği için markası ne olursa olsun vatandaş aldığı ayakkabıyı bir ya da iki sene kullanabiliyor. Sonra ayakkabı kullanılmaz hale geliyor. Spor ayakkabılar suni malzemeden yapıldığı için de tamiri zor. Ufak tefek tamirini yapıyoruz, vatandaş bir süre daha kullanıyor” ifadelerini kullandı.

“Kışın işler iki katına çıkıyor”

Mevsimsel etkilerin iş yoğunluğunu doğrudan etkilediğini belirten İlmen, “Kışın işlerimiz iki katına çıkıyor. Yağmur, çamur, soğuk derken ayakkabılar daha çok yıpranıyor. Yazın ise işler durgunlaşıyor. Bu nedenle iş yükümüz mevsimlere göre ciddi şekilde değişiyor. Malzeme kalitesi yıllar içinde düştü. Eskiden 10-20 sene giyilen kösele ayakkabılar vardı. Japon köseleler, sağlam lastikler, kaliteli tabanlar kullanılırdı. Şimdi öyle malzeme kalmadı. Kalite düşünce insanlar uygun ayakkabı alıp bir süre giyiyor, sonra atıyor. Ama iyi ayakkabı alıp uzun süre giyen ve tamir ettiren müşterilerimiz de var” diye konuştu.

“Yerli malı tercih edin”

Vatandaşlara ayakkabı tercihi konusunda da tavsiyelerde bulunan İlmen, “Olabildiği kadar yerli malı kullansınlar. Büyük markalar dahi artık ayakkabılarını Çin’de yaptırıyor. Bu yüzden kalite çok düştü. Dünya markalarıyla burada üretilen ayakkabılar arasında çok fark yok, sadece etiketi var. Çoğu marka fason üretim yaptırıyor. Benim önerim, yerli markaları tercih etmeleri yönünde. Ayrıca deri ayakkabılar hem sağlık açısından hem de uzun ömürlü olması bakımından daha kullanışlıdır” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ekmeğe yüzde 20 zam

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/ekmege-yuzde-20-zam-0-W6ZYQcUZ.mp4
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ülke genelinde ekmeğin kilogram fiyatının 75 lirayı geçmeyeceğini belirterek, 1 Ağustos’tan itibaren 200 gram ekmeğin 15, 270 gram ekmeğin ise 20 liradan satılacağını açıkladı. Balcı, “Dün bazı basın organlarında, ekmeğe yüzde 25 zam yapıldığı yönünde haberler yer aldı. Ancak bu doğru değildir. Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir” dedi.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Kocaeli’de ekmek fiyatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı, “Ocak ayının başında ülke genelinde ekmeğin kilogram fiyatı 62,5 lirayı geçmemek üzere uygulamaya başlanmıştı. Yani ülke genelinde 200 gram ekmek 12,5 TL’ye, 240 gram ekmek azami 15 TL’ye satılıyordu. Bu geçen süre zarfında ocaktan temmuz ayının sonuna kadar ekmek maliyetini etkileyen kalemden dolayı halkımızın da alım gücünü göz önünde bulundurarak yapılan çalışmalar neticesinde yüzde 20 oranında bir fiyat artışı gerçekleşti ve kilogram 75 olarak belirlendi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu olarak, hiçbir ilde ekmeğin kilogram fiyatının 75 liranın üstünde olmaması konusunda genelgemizi gönderdik. Bu çerçevede, yapılan çalışmalar sonucunda 1 Ağustos’tan itibaren ülke genelinde uygulanacak fiyatlar şu şekilde olacak; 200 gram ekmek 15 lira, 270 gram ekmek 20 lira. Ancak her iki durumda da kilogram fiyatı 75 lira olacak şekilde düzenlendi. Yani satışlar, kilogramı 75 lira ya da daha altında olacak şekilde yapılacak” dedi.

“Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir”

Bugün itibariyle başta Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve diğer iller olmak üzere, çoğunlukla 200 gram ekmeğin 15 liradan satıldığını belirten Balcı, “Diğer illerde de bu anlamda maliyet hesaplamaları yapılmış, ilgili kurumlara başvurular gerçekleştirilmiştir. Uygulama önümüzdeki günlerde de bu şekilde devam edecektir. Dün bazı basın organlarında, ekmeğe yüzde 25 zam yapıldığı yönünde haberler yer aldı. Ancak bu doğru değildir. Yapılan fiyat artışı yüzde 25 değil, yüzde 20 oranında gerçekleşecektir. Bundan sonra da, daha önce olduğu gibi, bu tür fiyat artışlarını üretim şartları çerçevesinde ve kontrollü bir şekilde yürütmeye çalışacağız” diye konuştu.

“2002 yılına göre kıyasladığımızda 2 kat ekmek almış oluyoruz”

Ocak ayında yeni asgari ücret belirlenene kadar, başka bir zam yapılmaksızın kilogram fiyatı 75 lira olarak kalacağını açıklayan Balcı, “Bu, yüzde 20’lik mevcut artışla sürdürülebilir bir denge hedeflemektedir. Konuya tarihsel açıdan da bakacak olursak, 2002 yılında asgari ücret 184 lira olduğunu baz alacak olursak, ekmek fiyatı 0.25 kuruştu. Bu durumda asgari ücretle 736 ekmek alınabiliyordu. Bugünkü düzenlemeler de halkın alım gücünü koruyacak şekilde planlanmaktadır. Bugünün asgari ücretine ve ekmeğin 15 TL olmasıyla da bin 473 ekmek alınabiliyor. Yani 2002 yılına göre kıyasladığımızda 2 kat ekmek almış oluyoruz. Sağlıklı, kaliteli ve makul fiyat anlayışı ile hareket etmekteyiz” şeklinde konuştu.

“Her gün yaklaşık 6 milyon 100 bin adet ekmek maalesef israf ediliyor”

Konuşmasında ekmek israfının ciddiyetine dikkat çeken Balcı, Türkiye’de günde yaklaşık 6 milyon 100 bin adet ekmeğin israf edildiğini belirtti. Bu rakamın yıllık 2 milyar 226 milyon adede ulaştığını kaydeden Balcı, şunları söyledi:

“Bu sayı, önceki yıllarda günde 9 milyon adet seviyesindeydi. Ancak Cumhurbaşkanımızın himayesinde başlatılan ‘Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’ ile birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı da sürece destek verdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, okullarda bu konunun derslerde işlenmesi ve çocuklarımıza israfın anlatılmasıyla birlikte, bizim sektörümüzde de yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde bu sayı 6 milyon adede kadar düşürüldü. Ancak hala her gün 6 milyona yakın ekmek israf ediliyor. Buradan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum, tüketebileceğiniz kadar ekmek alın” ifadelerini kullandı.

“Yıllık buğday tüketimimiz yaklaşık 12 milyon ton civarındadır”

Balcı, bu israfın sadece tüketiciden kaynaklanmadığının altını çizerek, şöyle konuştu:

“Fırınların fazla üretim yapması, esnafın, ’Fazla üreteyim, nasıl olsa satarım’ anlayışına da ciddi bir etkendir. Bu noktada özellikle ruhsatsız faaliyet gösteren işletmelerin denetlenmesi gerekiyor. Ruhsatsız fırınlar, hem sektöre hem de ülke ekonomisine zarar veriyor. Nasıl ki kayıt dışı iş yapmak bir suçsa, bu tür işletmeler de sektörümüzde bir leke olarak görülüyor. Yetkili kurumların bu konuda gereken çalışmaları yapması şart. Geçen yıl ülkemizde 20 milyon tonun üzerinde buğday hasadı gerçekleşti. Bu yıl için de benzer bir tablo bekleniyor. Tahminler 19,5 ila 20 milyon ton arasında bir buğday hasadına işaret ediyor. Ekmeklik un üretiminde, bizim yıllık buğday tüketimimiz yaklaşık 12 milyon ton civarındadır. Bu da gösteriyor ki, buğday arzında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Geçtiğimiz yıl, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde buğday kalitesinde bazı sorunlar yaşanmıştı. Örneğin, İç Anadolu bölgesinde oldukça verimli bir sezon geçirilmesine rağmen, bazı diğer bölgelerde aynı kalite yakalanamamıştı. Bu yıl inşallah tüm bölgelerde hem verim hem de kalite açısından daha dengeli bir hasat gerçekleşecektir”

“Yıl sonuna kadar mevcut fiyat seviyesinin korunması hedeflenmektedir”

Başkan Balcı, sözlerine şöyle devam etti:

“Özetleyecek olursak, bugüne kadar kilogramı ortalama 62.5 liradan satılan ekmeğin fiyatı, yapılan düzenlemelerle kilogram başına 75 lirayı geçmeyecek şekilde belirlenmiştir. Bu karar doğrultusunda yıl sonuna kadar ekmek fiyatlarında yeni bir artış yapılması öngörülmemektedir. Nasıl ki bu yıl, asgari ücret ve diğer temel giderler dikkate alınarak makul bir fiyat belirlendiyse, bundan sonraki süreçte de aynı hassasiyetle hareket edilecektir. Olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece, yıl sonuna kadar mevcut fiyat seviyesinin korunması hedeflenmektedir. Bölgesel olarak; Ankara, İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Bursa gibi illerde 200 gram ekmek 15 TL olarak satılmaktadır. Karadeniz ve bazı diğer bölgelerde ise tüketim alışkanlıklarına bağlı olarak 270 gram ekmek 20 TL’den satılmakta, ancak kilogram fiyatı 75 TL’nin altında kalmaktadır”

“Gerekirse ithalat seçeneği de değerlendirilecek”

Ülke içinde buğday arzıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşanması ya da kalite sorunları görülmesi halinde, un fiyatlarında aşırı bir artış oluşmaması için gerekli tüm adımları atacaklarını da belirten Balcı, “Gerekirse ithalat seçeneği de değerlendirilecek, böylece un fiyatlarındaki muhtemel aşırı yükselişler makul seviyelere çekilerek kontrol altına alınacaktır. Yaşanan bazı gelişmeler nedeniyle, bazı bölgelerde buğdayın alım fiyatı 8,50 TL seviyelerinde seyrederken, daha kaliteli buğdayın fiyatının 13,50 TL’ye kadar çıktığını görüyoruz. Bu yıl açıklanan resmi alım fiyatı 13,50 TL iken, geçen yıl bazı bölgelerde fiyatlar yine bu seviyeye kadar gerilemişti. Ancak buğday fiyatları serbest piyasa ve borsa şartlarına göre belirlenmektedir. Tekelleşme gibi bir durum söz konusu değildir. Bu konuda Rekabet Kurulu tarafından gerekli incelemeler yapılmaktadır. İlgili bakanlıklarla bu süreci yakından takip ediyoruz. Denetim ve düzenlemelerin sağlıklı yürütülmesi için gerekli uyarılar yapılmıştır. Gerekli denetimler mutlaka yapılacaktır. Eğer siz buğdayı maliyetinin altında temin etmeye çalışırsanız, ilk olarak kaliteden ödün vermek zorunda kalırsınız. Bu da ekmeğin kalitesini olumsuz etkiler. Üretim maliyetinin altında ekmek satılması, işletmelerin kapanmasına veya düşük kaliteli hammaddelerle üretim yapmasına yol açar. Sonuçta hijyen ve sağlık şartları bozulur. Bu nedenle ekmeğin hak ettiği fiyattan satılması gerekmektedir. Zarara satış yapılırsa ne kaliteli üretim ne de sağlıklı ortam korunabilir” diye konuştu.

“Belediyelerin esnafla rekabet etmesi doğru değildir”

Halk ekmek ile ilgili gelen soruya cevap veren Halil İbrahim Balcı, “Belediyelerin asli görevi halk ekmek üretmek değil dar gelirli vatandaşlarımızın daha ucuz ve aynı kalitede ekmek alabilmesi için esnafla iş birliği yapmaktır. Bazı belediyelerimiz bunu yapıyor. Örneğin, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, esnafın ürettiği ekmeği halk ekmek ücretlerinde, bugün piyasada satılan ekmeği 13,5 TL’ye sunmaktadır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ise 15 TL’ye satılan ekmeği 10 TL’den vatandaşa ulaştırmakta ve kaliteyi muhafaza etmektedir. Ancak belediyelerin esnafla rekabet etmesi doğru değildir. Vatandaş belediye başkanlarından asli hizmetlerini beklemelidir. Ekmek üzerinden siyaset yapmak artık geçmişte kalmış bir yaklaşımdır ve doğru değildir” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bursa sahillerinde ‘Mavi Bayrak’ dalgalanıyor

Bursa’nın sahil kenti kimliğini daha fazla öne çıkarmak için çalışmalarına devam eden Büyükşehir Belediyesi, yüksek kalite göstergesi olan ‘Mavi Bayrak’a sahip olan İznik İnciraltı Halk Plajı, Karacabey Kurşunlu Halk Plajı ve Karacabey Malkara Halk Plajı’nda 2025 yılında da gerekli kriterleri yerine getirerek bayrağın tekrar göndere çekilmesini sağladı.

Bursa’nın turizmden daha fazla pay almasını sağlamak ve deniz kenti özelliğini öne çıkarmak amacıyla körfez turlarından deniz kıyılarının bakım ve temizliğine kadar birçok düzenleme yapan Büyükşehir Belediyesi, sahillerdeki kaliteyi de giderek yükseltiyor. Su kalitesinden can güvenliğine, engelli erişim imkanlarından temizliğe kadar 33 farklı kriteri yerine getirerek, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı’ndan İznik İnciraltı Halk Plajı, Karacabey Kurşunlu Halk Plajı ve Karacabey Malkara Halk Plajı için Mavi Bayrak alan Bursa Büyükşehir Belediyesi, hizmet kalitesini sürdürerek bayrakların gönderde kalmasını sağladı. Yaz sezonuna hazır hale getirilen mavi bayraklı plajlar kent içi ve kent dışından gelen vatandaşlardan yoğun ilgi görürken, Büyükşehir Belediyesi ekipleri kıyılarda temizlik ve bakım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Bursa’nın dört mevsim turizm imkânına sahip bir kent olduğunu hatırlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kentin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak için yoğun çaba harcadıklarını söyledi. Bursa kıyılarının yazın en çok tercih edilen mekânlardan olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Mavi Bayrak projesini bu yüzden önemsiyoruz. Mavi Bayrak’a sahip olan İnciraltı, Kurşunlu ve Malkara halk plajlarında gerekli kriterleri sağlayarak bayrağı tekrar göndere çektik. Halkımıza ve kentimize hayırlı olsun. Amacımız, tüm kıyılarımızda 33 kriteri uygulayarak sürdürülebilir hale getirmek. Plajlarımızda kalitenin artmasına, kıyılarımızda konforun öne çıkmasına ve deniz turizminin yaygınlaşmasına öncelik veriyoruz. Eşkel sahiline de ‘Mavi Bayrak’ çekmek için çalışmalarını sürdürüyoruz. Her şey Bursa için, her şey halkımız için” dedi.

Kategoriler
EĞİTİM Tüm Eğitim Haberleri

İKÇÜ’de “2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu”

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın başkanlığında, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Naci Gündoğan ile Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof.Dr. Ümit Kocabıçak, rektörler, rektör yardımcıları ve üniversitelerden akademisyenler katıldı.
Yükseköğretim sisteminin stratejik hedeflerini paylaşmak ve üniversitelerin görüşlerini almak amacıyla Ege ve Akdeniz bölgesindeki üniversitelerle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren toplam 43 üniversite İKÇÜ’de bir araya geldi. 

Uluslararası Görünürlükte Alınması Gereken Ciddi Mesafeler Var

Toplantının açış konuşmasında rektörlere seslenen YÖK Başkanı Prof.Dr. Erol Özvar, erişilebilir, kaliteli, üretken, araştırmacı, yenilikçi, dijitalleşmeyi, uluslararasılaşmayı, istihdamı destekleyen kurumların yükseköğretimin geleceğini şekillendireceğini kaydetti. Küresel ve bölgesel rekabet gücünün artırılabilmesi ve sürdürebilmesi için bu başlıkların kritik önem taşıdığını vurgulayan YÖK Başkanı Prof.Dr. Erol Özvar, “Yükseköğretimin sadece halihazırdaki durumunu değil yakın gelecekte alabileceği şekilleri bugünden ele almak büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Önümüzdeki yıllar, yükseköğretimde önemli fırsatların yanı sıra ciddi sınamaları da beraberinde getiren dönüştürücü bir sürecin habercisi olacaktır. Yükseköğretim Kurulumuzun eşgüdümü ve üniversitelerimizin dirayetli yaklaşımları sayesinde bugüne dek üniversite öğrencilerimizin öğrenim kalitesinden ödün vermeden, fakat yeni fırsatları da değerlendirerek bir denge bulmaya çalıştığımızı söyleyebilirim. Kapasite ile birlikte kalitenin de aynı ölçüde yükselmesine yönelik toplumda ortaya çıkan beklentinin karşılanması sadece YÖK ve YÖKAK değil bütün üniversite bileşenlerini yakından ilgilendirmektedir. Küresel ölçekte bilim ve teknoloji yarışı büyümüş, ülkeler arası rekabet artmıştır. Buna bağlı olarak küresel rekabette ön sıralara tırmanmak da zorlu bir yarış haline gelmiştir. Türk üniversitelerinin uluslararası akreditasyon standartlarını karşılamada ve küresel üniversite sıralamalarında üst sıralarda yer almada ciddi ve başarılı bir sınav verdiğini bugün uluslararası çevreler de takdir etmektedir. Bununla birlikte üniversiteler olarak mevcut durumla yetinmemiz mümkün değildir. Uluslararası görünürlük ve nispi rekabet üstünlüğü konusunda almamız gereken daha ciddi mesafeler bulunmaktadır. Bu durum, ülkemizin uluslararası öğrenci ve öğretim üyesi çekme kabiliyetini ve küresel akademik camiadaki genel itibarımızı etkilemektedir” dedi.

İstihdama Duyarlı Olmayan Programların Tasfiyesi Sürecek

Son yıllardaki hızlı teknolojik değişimin, otomasyon ve yapay zekaya dayalı yeni çözümlerin en fazla talep edilen kariyer programlarını şekillendirdiğini ifade eden YÖK Başkanı Prof.Dr. Erol Özvar, ülkemizin dijital beceri açığının kapatılmasında önemli rol oynayacak programların açıldığını aktardı. YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar, “Bu sene 17 yeni ön lisans ve lisans programı 20 üniversitemizde 70’i aşkın sayıda açıldı. Tam doluluk oranı ile bu yıl bu programlar hizmet vermeye başladı. Bu programların sayısını, kalite standartlarını düşürmeden önümüzdeki yıllarda artırmaya devam edeceğiz. İstihdama duyarlı programlar kapsamında sağlıkta ve tarımda dijital teknolojiler ile yeşil dönüşümle ilgili insan kaynağı ihtiyacını karşılamak için yeni programlar üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca kuantum teknolojisinin kullanımıyla büyüyen tehditlere çare olması için siber güvenlik alanında ihtiyaç duyulan insan kaynağını da artırmak istiyoruz. Diğer taraftan istihdama duyarlı olmayan programların tasfiyesini de sürdüreceğimizi sizlerle paylaşmak isterim. Son dönemde açtığımız siber güvenlik MYO’ları, dijital ve yapay zekâ tabanlı programlar, hazırladığımız ‘Yükseköğretimde Üretken Yapay Zekanın (ÜYZ) Kullanımına Dair Etik Rehber’ bu yönde attığımız adımlardan bazılarıdır” diye konuştu.

En Geniş Kapsamlı Paydaş Katılımını Sağlamayı Hedefliyoruz

Dijital yetkinlik ve büyük veri, uluslararası tanınırlık ve saygınlık, girişimcilik ve yenilik, performans ve kalite güvencesi, gibi konulara odaklanılarak bir yol haritası çıkarılmasına imkân sağlayacak toplantılara ilk kez KKTC üniversitelerinin dahil edildiğini ifade eden YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar, Türk yükseköğretim sisteminin uluslararası arenada rekabet gücünü artırmak için ortak akılla hareket edildiğini vurguladı. Prof. Dr. Özvar, “Türkiye’de yükseköğretimin önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalabileceği sınamaları başarıyla verebilmek ve üniversitelerimizin geleceğini güçlendirmek amacıyla, bütün taraflar olarak dijital yetkinlik ve büyük veri, uluslararası tanınırlık ve saygınlık, girişimcilik ve yenilik, performans ve kalite güvencesi, gibi konulara odaklanarak çeşitli önlemler almalıyız. İşte bu konularda üniversitelerimiz ile birlikte çalışmak ve bir yol haritası çıkarmak üzere bir araya geliyoruz. Yükseköğretim Kurulu olarak politikalarımıza ilişkin karar alma ve uygulama süreçlerinde mümkün olan en geniş kapsamlı paydaş katılımını sağlamayı hedefliyoruz. Belirlenen stratejik hedeflerin başarıyla hayata geçirilmesi için birlikte hareket etmenin hayati önemde olduğunu düşünüyoruz. Herkesin açık, samimi ve yapıcı bir ortamda Türk yükseköğretiminin hedef ve stratejilerine dair söz söylemesi, görüşlerini ortaya koyması bizlere yeni bakış açıları kazandıracak ve ortak aklın işletilmesine zemin hazırlayacaktır. Buradaki toplantıyı diğerlerinden farklı kılan KKTC’deki 13 üniversitenin de burada yer almasıdır. Bu üniversitelerin de bahsi geçen başlıklarda kendilerini geliştirmelerini ve her anlamda kalite standartlarını yükseltmelerini arzu ediyoruz. Bu anlayışla, Yükseköğretim Kurulu olarak sahip olduğumuz deneyim ve kapasiteyle kendilerine bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek vermeye devam edeceğiz” dedi. 

Başarı, Hepimizin Ülkemize ve Milletimize Karşı Sorumluluğudur 

 

Geleceğe ilişkin yol haritasının ana hatlarını oluşturacak başlıklara da değinen YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar, “Tüm paydaşlar olarak; dünyada rekabet gücü ve görünürlüğü yüksek, yeniliğe açık, kaliteli, istihdamı destekleyen, erişilebilir, kapsayıcı, dijitalleşmeyi ve uluslararasılaşmayı başarmış bir yükseköğretim sistemini hayata geçirmek hepimizin ülkemize ve milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Bunları gerçekleştirmek için birlikte ve daha çok çalışmaya devam edeceğiz. Dördüncüsünü İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde gerçekleştirdiğimiz “2030’a Doğru Türkiye’de Yükseköğretim Toplantılarımızın” hayırlı olması temennimi ifade eder, bütün katılımcıları muhabbetle selamlarım” şeklinde konuştu.

Toplantı, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyesi  Prof.Dr.Naci Gündoğan’ın “Yükseköğretim Kurulu Vizyonu ve Yapılan Çalışmalar” , Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanı Prof.Dr. Ümit Kocabıçak’ın “Kalite Odaklı Süreç Yönetimi ve Liderlik”, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Mustafa Verşan Kök’ün “Girişimci ve Yenilikçi Üniversite”, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Lütfiye Durak Ata’nın “Üniversitede Dijital Dönüşüm ve Veriye Dayalı Yönetim” , Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı  Prof.Dr. Elif Damla Arısan’ın “Üniversitenin Ulusal ve Uluslararası İtibarı ve Görünürlüğü” başlıklı sunumları ile devam etti. 

YÖK üyeleri, 43 üniversiteden gelen rektör, rektör yardımcıları ile yapılan değerlendirmelerin ardından Rektör Prof. Dr. Saffet Köse İKÇÜ’yü teşrifleri sebebiyle YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar’a kurumsal hediye takdiminde bulundu. Toplantı, YÖK Başkanı Prof.Dr. Özvar’ın kapanıştaki değerlendirme konuşmasıyla son buldu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version