
Etiket: Kamu

Başiskele Belediyesi, kamu hizmetlerinde etik farkındalığı artırmak amacıyla personeline eğitim verdi.
Başiskele Belediyesi, kamu hizmetlerinde etik farkındalığı artırmak ve etik kültürünün toplum genelinde yerleşmesine katkı sağlamak amacıyla belediye personeline etik eğitimi verdi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü koordinesinde, 25-31 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Etik Günü ve Etik Haftası kapsamında belediye personeline yönelik “Kamuda Etik Davranış İlkeleri” konulu eğitim düzenlendi. Belediye ana hizmet binasında dün gerçekleştirilen eğitim programında, kamu görevinde etik değerlerin önemi, etik ilkelere uygun davranış biçimleri ve kamu hizmetlerinde şeffaflık konuları ele alındı. Eğitimde, personelin görevlerini yerine getirirken karşılaşabilecekleri etik ikilemler karşısında nasıl hareket etmeleri gerektiğine dair bilgilendirmeler yapıldı. Katılımcılara ayrıca “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları” hakkında detaylı bilgiler de sunuldu.
Körfez Belediyesi, kamu görevlilerinin etik ilkelere uygun hareket etmesini teşvik etmek amacıyla kurum içi eğitim düzenlendi.
Körfez Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü tarafından, kamu görevlilerinin etik ilkelere uygun hareket etmesini teşvik etmek amacıyla “Yerel Yönetimlerde Etik” konulu kurum içi eğitim düzenlendi. Eğitim programı, 13 Nisan 2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik” doğrultusunda gerçekleştirildi. Etik Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen kurum içi eğitimde; kamu yönetiminde etik değerlerin önemi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu görevlilerinin uyması gereken etik standartlar detaylı biçimde ele alındı. Belediye personelinin yoğun katılım sağladığı eğitim, mesleki etik bilincinin geliştirilmesine yönelik önemli katkılar sundu. Körfez Belediyesi, etik değerlere dayalı, adil ve güvenilir bir kamu yönetimi anlayışını güçlendirmek adına benzer eğitim ve farkındalık çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden usulsüzlük yaparak kamuyu yaklaşık 77 milyon lira zarara uğrattıkları tespit edilen 8’i tutuklu toplam 206 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. 5 klasörlük iddianamede, sanıklar hakkında 6,5 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, çeşitli meslek gruplarına çırak, kalfa veya usta yetiştirmeyi amaçlayan MESEM programlarına, işverenler ve bazı kamu görevlileri tarafından vatandaşların usulsüz şekilde kaydedildiği belirlendi. Bu yöntemle hem devletten haksız kazanç sağlandığı hem de öğrencilerin SGK primlerinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenmesi sağlanarak kamunun zarara uğratıldığı ve zimmete para geçirildiği tespit edildi.
61 gün önce operasyon düzenlendi
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçu kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri harekete geçti. Kocaeli merkezli olmak üzere İstanbul, Hatay, Bingöl, Diyarbakır, Manisa ve Samsun’da 28 Şubat’ta düzenlenen operasyonlarda, MESEM üzerinden usulsüzlük yaparak devleti yaklaşık 77 milyon lira zarara uğrattıkları tespit edilen 39 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından Kocaeli Adliyesi’ne sevk edilen şüphelilerden 20’si tutuklandı, 18’i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında daha sonra toplam 206 kişi hakkında işlem yapıldığı ve bunlardan 8’inin hala tutuklu olduğu öğrenildi.
İddianame hazırlandı
Olaya ilişkin hazırlanan iddianame, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede 206 kişi hakkında, “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçundan 4,5 yıldan 15 yıla kadar, “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçundan ise 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden usulsüzlük yaparak kamuyu yaklaşık 77 milyon lira zarara uğrattıkları tespit edilen 8’i tutuklu toplam 206 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. 5 klasörlük iddianamede, sanıklar hakkında 6,5 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, çeşitli meslek gruplarına çırak, kalfa veya usta yetiştirmeyi amaçlayan MESEM programlarına, işverenler ve bazı kamu görevlileri tarafından vatandaşların usulsüz şekilde kaydedildiği belirlendi. Bu yöntemle hem devletten haksız kazanç sağlandığı hem de öğrencilerin SGK primlerinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenmesi sağlanarak kamunun zarara uğratıldığı ve zimmete para geçirildiği tespit edildi.
61 gün önce operasyon düzenlendi
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçu kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri harekete geçti. Kocaeli merkezli olmak üzere İstanbul, Hatay, Bingöl, Diyarbakır, Manisa ve Samsun’da 28 Şubat’ta düzenlenen operasyonlarda, MESEM üzerinden usulsüzlük yaparak devleti yaklaşık 77 milyon lira zarara uğrattıkları tespit edilen 39 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından Kocaeli Adliyesi’ne sevk edilen şüphelilerden 20’si tutuklandı, 18’i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında daha sonra toplam 206 kişi hakkında işlem yapıldığı ve bunlardan 8’inin hala tutuklu olduğu öğrenildi.
İddianame hazırlandı
Olaya ilişkin hazırlanan iddianame, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede 206 kişi hakkında, “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçundan 4,5 yıldan 15 yıla kadar, “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçundan ise 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
YALAN HABERLERİN HEDEFİNDE BU SEFER EMEKÇİLERİMİZ VAR!
Gazetecilik Değil, Algı Operasyonu!
BİR FOTOĞRAF, BİR YALAN HABER,
VE İFADE VERMEK ZORUNDA KALAN EMEKÇİLERİMİZ:
Geçtiğimiz Mart ayında İzmit’te gerçekleştirilen İmamoğlu’na destek eylemleri sırasında çekilmiş tek bir fotoğraf üzerinden İzmit Belediyesini hedef alan, gerçekle en ufak bir ilgisi olmayan bir yalan haber, hukuki süreci bile rayından çıkardı.
Bazı yandaş basın organlarında, İzmit Belediyesine ait bir temizlik aracının TOMA’nın önünü kestiği ve eylemcilere kalkan olduğu yönünde çarpıtılmış, uydurma haberler yayımlandı.
Oysa söz konusu araç, belediyemizin düzenlediği Büyük Halk İftarı sonrası temizlik çalışmalarını yürütmek üzere, Emniyet’in bilgisi dahilinde bölgede bulunuyordu.
İzmit Belediyesi, bu yalan habere derhal açıklık getirerek kamuoyunu doğru bilgilendirdi. Ancak sorun burada bitmedi.
Yandaş medyanın gerçekle ilgisi olmayan bu uydurma haberi, Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı tarafından ciddiye alındı ve belediyemizde görevli temizlik işçileri ifadeye çağrıldı.
Vicdansız insanların hiç acımadan attıkları iftiralar ne yazık ki masum insanlara zarar veriyor.
Bu kent için gece gündüz çalışan emekçilerimiz, yalnızca iftar sonrası çöp toplamak için görev başındayken, bir fotoğraf karesi üzerinden zan altında bırakıldı. Üstelik yol üzerinde sadece çöp kamyonları yoktu. Vatandaşta o anda trafikteydi ve herkes polisin yönlendirdiği güzergahı kullandı.
Şoförlerimiz, ifadelerinde de açıkça belirtti: Görev alanlarına geçmek istediklerinde polis tarafından durduruldular ve beklemeleri istendi.
Olay yeri görüntülerini içeren videoyu izlediğinizde açıkça her şey belli oluyor.
Yani her şey, Emniyet’in yönlendirmesiyle ve tamamen görev kapsamında gerçekleşti.
Sonuç?
▶️Bir yalan haberle belediye karalanmaya çalışıldı.
▶️Bir fotoğrafla insanlar kriminalize edildi.
▶️Bir manipülasyonla adalet süreci suistimal edildi.
❌️ Bu, gazetecilik değil; bir gazetecilik faciasıdır.
✖️ Bu, kamu görevi yapan emekçilere açık bir iftiradır.
❌️ Bu, bir yalanın nasıl bir hukuki sürece yol açabildiğinin çarpıcı bir örneğidir.
✖️Bu, açıkça bir algı operasyonudur.
İzmit Belediyesi olarak tekrar ve yüksek sesle söylüyoruz:
Hiçbir aracımız eylemcilerle güvenlik güçleri arasında bir engel ya da destek unsuru haline getirilmemiştir.
Bir fotoğrafla yalan üretmek kolaydır…
Ama o yalanın gölgesinde masum insanların ifadeye çağrılması kabul edilemez!
Bu tür haberleri yapanları; haber yapmadan önce araştırma yapmaya, gazetecilik etiğine ve ahlaki sorumluluğa davet ediyoruz. Kamuoyunu kasıtlı olarak yanıltan, kamu çalışanlarını hedef gösteren bu yayınlara karşı hukuki süreçleri başlatacağımızı da kamuoyuna bildiriyoruz.
İzmit Belediyesi
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İşletme Fakültesi’nde “Bir Kamu Politikası Aktörü Olarak Bürokrasi” isimli söyleşide Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, tecrübelerini öğrencilere anlattı.
SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrenci Topluluğu tarafından gerçekleştirilen etkinliğe, Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey konuşmacı olarak katıldı. Kamu politikası aktörü olarak bürokrasiye dair tecrübelerini ve görüşlerini aktaran Avşarbey, politika yapım süreçlerinin işleyişine dair önemli bilgiler sundu. Bürokrasinin kamu politikaları üzerindeki etkisini, politikaların uygulanma sürecinde karşılaşılan zorlukları ve kamu yönetiminde etkinliği artırmak için gençlerin atabileceği adımları ele alan Avşarbey, tecrübelerinden yola çıkarak, kamu politikalarının toplum üzerindeki etkisinin önemini vurguladı, öğrencilere kamu hizmetine dair tavsiyelerde de bulundu.
Kocaeli’de liman işletmeciliği yapan Safiport ile Derince Belediyesi arasında ruhsatsız deniz dolgusu tartışması yaşanıyor. Belediye, limanın çevreyi kirlettiğini ve denetimsiz faaliyet yürüttüğünü öne sürerken, şirket ise iddiaları reddediyor.
Derince Belediyesi, geçtiğimiz günlerde limanının işletmesini alan Safi Derince Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş.’nin deniz dolgusu faaliyetinin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle tutanak tuttu. Şirkette buna ilişkin dün açıklama yaptı.
“Derince Belediyesi tarafından bugün itibariyle hukuksuz bir şekilde tutanak tutulmuştur”
Safiport’tan yapılan açıklamada, “Bilindiği üzere Derince Limanı’nın işletmesi, İşletme Hakkının Devrine İlişkin Sözleşme (İHDS) ile 39 yıl süresince bir başka ismiyle (yap-işlet-devret) tarafımıza devredilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan İHDS ile yürürlükte olan İmar Planı kapsamında deniz dolgusu yapmak suretiyle Derince Limanı’nı genişletme yükümlülüğü zorunludur. Bu yatırım yapılmazsa da sözleşmenin fesih sebebidir. Bu kapsamda yatırımlarımız yarı kamu iştiraki olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Ancak göreve yeni gelen Derince Belediyesi’nin başkanının dolgu alanlarına yönelik ruhsat talepleri mevcuttur. Bir kamu yatırımı olan Derince Limanı’nda yapılan yatırımlar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından onaylanan İmar Planı doğrultusunda yapılmakta olup, bu kapsamda yapılan yatırımların ruhsata tabi olmadığı açıktır. Geçmişte de tarafımızca açılan davalar mevcut olup, söz konusu davalar Şirketimiz lehine sonuçlanmıştır. Ancak tüm bu duruma rağmen Derince Belediyesi tarafından bugün itibariyle hukuksuz bir şekilde tutanak tutulmuştur” denildi.
“Şirketimiz hukuksuz tutum sergileyen ilgili belediye yetkililerinden davacı olacaktır”
Açıklamada, söz konusu yaklaşımın tamamen hukuk dışı olduğu, tutulan tutanağın hukuka uygun tarafı bulunmadığı ifade edilerek, “Söz konusu yaklaşım tamamen şova yöneliktir. Şirketimiz bugüne kadar hukuk içerisinde hareket etmiştir, bundan sonra da hukuka uygun şekilde davranmaya devam edecektir. Bugüne kadar yapılan tüm yatırımlar Bakanlar Kurulu tarafından onaylandığı şekilde zorunlu olarak kamu adına yapılmıştır. Nitekim İHDS’de açıkça belirtildiği üzere, şirketimiz tarafından kamu hizmeti niteliğinde hizmet sunulmaktadır. Şirketimizce tamamen hukuki zeminde hareket edilirken, Derince Belediyesi’nin hukuka aykırı eylemleri, mahkemenin ve devletimizin verdiği kararlara açıkça aykırıdır. Şirketimiz hukuksuz tutum sergileyen ilgili belediye yetkililerinden davacı olacaktır” cümleleri kullanıldı.
“Unutulmamalıdır ki Derince Limanı kamunundur”
Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:
“Derince Belediyesince yapılan işlemleri hukuki çerçevede anlamakta zorlanmaktayız. Bu nedenle de, Derince Belediyesi’nin tutumunda kamu yararı olmadığı gibi oluşturulmaya çalışılan ortam kamu vicdanını da yaralamıştır. Unutulmamalıdır ki Derince Limanı kamunundur. Taahhüt ettiğimiz yatırımları İHDS ile belirlenen sürede tamamlama adına başlattığımız çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini, bu yatırımların zamanında tamamlanacağını ve TCDD’ye yani kamuya ait olan Derince Limanı’nın 2054 yılında yine TCDD’ye yani kamuya devredileceğini kamuoyunun bilgisine sunarız” .
Derince Belediyesi: “Safiport yıllardır Derince’nin havasını ve suyunu kirletiyor”
Safiport’un açıklamalarına yanıt veren Derince Belediyesi, şirketin kamuoyunu yanılttığını savundu. Derince Belediyesi tarafından yapılan açıklamada ise “Kamuoyu ile paylaşılan açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Kendilerini Derince halkının, yargının ve devletin üstünde gören bir anlayışla kaleme alınan bu açıklamayı esefle karşıladık. Kendi işletmelerinin de sınırları içerisinde olduğu, Derince’mizin çok kıymetli halkının iradesiyle seçilen belediye başkanımızdan ’Göreve yeni gelen Derince Belediyesi’nin başkanı’ gibi özensiz bir ifadeyle bahsetme fütursuzluğunu Derince halkına hakaret kabul ediyoruz. Büyükşehir Belediye Kanunu ile yetki ve sorumluluğumuz kapsamında olan Derince Liman alanının denetimi belediyemiz uhdesindedir. Safiport yıllardır Derince’nin havasını ve suyunu kirletmekte, yollarını tahrip etmektedir. Hiçbir denetime tabi olmadan kapalı kapılar ardında denizi doldurmakta, depreme ve yangına karşı herhangi bir önlem alınıp alınmadığı kontrol edilmeden inşaa faaliyetlerde bulunmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların kamu menfaati olarak sunulması tamamen bir çarpıtmadır. Bugüne kadar yapım ve işletme sürecinde Derince halkına yansıyan bin bir türlü olumsuzluk ortadayken, söz konusu işletmenin kentimize sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda kayda değer bir katkısı da olmamıştır” ifadeleri kullandı.
“Akılla ve hukukla bağdaşır hiçbir tarafı bulunmamaktadır”
Derince Belediyesi’nin açıklaması şöyle devam etti:
“Kıyı Kanunu’na, 3194 Sayılı İmar Kanunu’na ve yargı kararlarına göre ruhsat alınması gerekliliği sabit olmasına rağmen bahse konu şirket üzerine düşen sorumluluğu ısrarla yerine getirmemektedir. Herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en basit inşaat talebi dahi ilgili kanunlara göre inşaat ruhsatına tabidir ve vatandaşlarımız bu talepleriyle ilgili tüm işlemleri mevzuata uygun yapmaktadır. Aynı şekilde tüm kamu kurumları; hastaneler, okullar ve hatta belediyemizin inşaa ettiği en ufak bir yapı için dahi inşaat ruhsatı alma zorunluluğu varken ’Ben devletim’ yaklaşımı içinde bulunan Safiport yönetiminin kendi yaptığı binlerce metreküp deniz dolgusu ve bunların üzerinde yapılan devasa yapıların inşaat ruhsatından muaf olduğunu söylemesinin akılla ve hukukla bağdaşır hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Bilindiği gibi kentimiz birinci derece deprem kuşağında bulunmaktadır. Bununla birlikte ülkemizi son zamanlarda derinden yaralayan ve birçok canımızı yitirdiğimiz yangın hadiseleri de tazeliğini korumaktadır. Bu gerçekler ortadayken Safiport’un izinsiz ve denetimsiz inşa ettiği bu yapılarda yaşanacak herhangi bir olumsuz hadisenin sorumlusu kim olacaktır? Halkın iradesiyle görev başına gelen bizlerin asli sorumluluğu, hukuki esaslar çerçevesinde Derince halkının ve kamunun menfaatlerini gözetmektir. Yasaların bize verdiği yetkiler çerçevesinde kendini devletin üstünde gören bu anlayışa karşı halkımızın hakkını ve hukukunu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumaya devam edeceğiz. Son olarak bilinmelidir ki, Derince Limanı Derince halkınındır. İşletmecisi kim olursa olsun, yasa ve yönetmeliklere uymak zorundadır”
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan İnciraltı planlarının İzmir 4. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından Balçova Belediyesi ile birlikte yeni bir plan çalışması başlattığını duyurdu. İnciraltı’nın kamusal kullanım hakkı ve bölgenin niteliğini koruyarak hazırlanacak plan ile birlikte yeni imar planı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunulacak.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan İnciraltı planlarına karşı açtığı dava sonuçlandı. İzmir 4. İdare Mahkemesi heyeti iptal kararının gerekçesinde, “Dava konusu planların mevzuat hükümlerine, planlama ilke ve esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır” dedi. Davanın İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine sonuçlanması üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesi, İnciraltı’nın kamusal kullanım hakkının ve bölgenin niteliğini koruyarak planlanması için çalışma başlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:
“Yerel yönetimler olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Balçova Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan, öncesinde yürütmeyi durdurma kararı verilmiş ve sonrasında İzmir 4. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan İnciraltı planları sonrası bölgenin yeniden planlanması için çalışma başlatmıştır. Plan çalışmalarında 21.08.2023 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açmış olduğu davadaki bilirkişi raporunda bahsedilen hususları da dikkate alınmıştır. İnciraltı bölgesi için vatandaşlarımızın haklarını koruyan, kentimizdeki kamu hassasiyetini dikkate alan, üst ölçekli planlarla uyum sağlayan ve çevresi ile birlikte kapsayıcı yeni bir plan çalışması başlattık. Devam eden plan çalışması ile birlikte tamamlanacak imar planı onay makamı olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunulacaktır. Çok uzun zamandır İzmir kamuoyunda önemli bir yer tutan İnciraltı planları hazırlanırken, geçmişte yapılan işlemler, mahkeme kararları ve mevzuat titizlikle göz önünde bulundurulacaktır. Nihayetinde tüm tarafların memnun olacağı İzmir’imize kamu alanları kazandıracak, vatandaşlarımızın mülkiyet haklarına saygı gösterecek ve en kısa sürede tamamlanacak bir plan süreci olacaktır. Tüm bu aşamalar İzmir Büyükşehir Belediyesi, Balçova Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte çok hızlı bir şekilde yürütülecektir.”
Ne olmuştu?
İzmir Büyükşehir Belediyesi söz konusu İnciraltı planlarına “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygun görüşünün olmadığı, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün alınması gerektiğini belirttiği kamu yararı kararının bulunmadığı, söz konusu planlar konusundaki görüşmelerin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca koordineli olarak yürütülmeyip belediyenin nihai görüşünün alınmadığı, İzmir Körfez Geçişi’nin yürürlükteki üst ölçekli planlarda ve İzmir Ulaşım Ana Planı’nda yer almadığı, planlama alanının kıyı kesimine ilişkin önerilen ‘Ticaret-Turizm-Konut’ ve ‘Ticaret-Turizm’ kullanım kararlarının 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda getirilen ‘Turizm Tesis Alanı’ ve ‘Bölge Parkı/Kentsel Yeşil Alan’ kararlarına aykırılık teşkil etmekte olduğu, Bakanlığa önerilen plan teklifindeki yaklaşık 1 milyon metrekare inşaat alanının, onaylı plan ile 1.8 milyon metrekareye çıkartıldığı, bu kapsamda alanda yüksek yapı yoğunluğunun getirildiği görülmektedir. EXPO Alanı’na getirilen ‘Ticaret-Turizm-Konut’ ve ‘Ticaret-Turizm’ kullanım kararları ile aykırılık teşkil ettiği, 2.Derece Doğal Sit Alanı içerisine getirilen ‘Ticaret Alanı Kullanımı İlke Kararı’na aykırılık teşkil ettiği, arazi olarak düz bir arazi olmasına rağmen ulaşım ağının çözülememiş olduğu, sürekli dönüşlerle ve kavşaklarla düğüm noktaları oluşturduğu ve bölgede ilerde trafik problemi yaratacağı ortadadır” gerekçeleriyle itiraz etmiştir. Bu kapsamda İzmir 4. İdare Mahkemesi’nin 2023/1392 Esas sayılı dosyası ile 21.08.2023 tarihinde yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açmıştı. 09.05.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ise plan kararlarının anılan yönlerden kamu yararına uygun olmadığı belirtilerek İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine gelmişti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı