Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Marmara Depremi’nin 25. yılında acılar tazeliğini koruyor

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üstünden çeyrek asır geçerken, acılar tazeliğini koruyor. Merkez üssü Gölcük’te düzenlenen programa katılan AFAD Başkanı Okay Memiş, “Her 10 yılda bir 7 büyüklüğünün üzerinde depremle sarsılıyoruz. Her 5 yılda bir 6.5 büyüklüğünde depremle sarsılıyoruz. Her 3 yılda bir de 6 büyüklüğünde depremle sarsılıyoruz. Coğrafyamız bize depremin ne kadar önemli, gerçek ve ne kadar etkili olduğunu hatırlatıyor” dedi.

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremin üstünden 25 yıl geçti. 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı, yüzlerce kişi de sakat kaldı. Merkez üssü Gölcük’te deprem şehitlerini anmak ve deprem gerçeğine dikkat çekmek için program düzenlendi. Programda Kavaklı Sahili’nde kurulan stantta vatandaşlar bilgilendirildi. Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar ile başlayan programdan konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Her türlü afetle her zaman karşılaşabilmemiz mümkün. Deprem bölgesinde yaşıyoruz. Dolayısıyla yeni canların kaybının önüne geçmek elimizde. Bununla ilgili yapılması gereken az önceki görüntülerde de vardı. Çalışmaları yapılıyor. İlmin, fennin gerektirdiği şekilde eğer biz konutlarımızı, işyerlerimizi yaptığımız takdirde o zaman bu kayıplarla karşılaşmayacağız demektir. Gölcük merkezde bir kentsel dönüşüm yapılıyor. 36 dönüm alanda iki katı iki katı yeraltı otoparkı ve sonrasında 406 iş yeri ve 360 konuttan meydana geliyor. Bizler eğer konutlarımızı dönüştürür, sağlam hale getirirsek bundan sonrakileri de sağlam yaptığımız takdirde deprem anında hasar görecek ya da bir afet anında hasar görecek bina sayısı azalacaktır. Dolayısıyla alacağımız tedbirlerle uğranılacak zararı her zaman azaltmak önüne geçmek mümkün” dedi.

“Yaklaşık 30 bin tane yeni konut yenilendi”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “İki binli yılların başından itibaren bugüne kadar aldığımızda şehrimizde yaklaşık 30 bin tane yeni konut gerek TOKİ gerek emlak konut gerekse kent konut belediyemizin şirketi eliyle yenilendi. Şu anda bir tanesi Gölcük Merkez Mahallesi’nde olmak üzere şehrimizin farklı ilçelerinde 7 tane farklı noktada kentsel dönüşüm çalışması devam ediyor. 1999 tarihi öncesinde yapılmış toplam 160 bin binayı 2007 esas aldığımızda 2997’den önce yapılmış olan toplam 250 bin binayı hızlı tarama yöntemiyle riskli binalar yönetmeliğinin ek A protokolü gereğince taradık ve taramalarımızı tamamladık. Bu manada tarama faaliyetlerini tamamlayan ilk şehir olmanın gururunu da yaşıyoruz. Kocaeli’de toplam 315 bin bina var. Bu 315 bin binanın 250 bin tanesi 2007 yönetmeliğinden önce yapılmış binalar. 160 bin tanesi 1999 depreminden önce yapılmış. Ön taramaya göre veriler şunu gösteriyor. 130 bin bağımsız birim, 30 bin kadar da ticari birimin önümüzdeki süreçte depreme kadar dönüştürülmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Bizim için depremdeki en önemli risk azaltma kentsel dönüşüm”

Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu ve yıllar bazında oluşan depremlerin skalasını açıklayan AFAD Başkanı Okay Memiş, “Her 10 yılda bir 7 büyüklüğünün üzerinde depremle sarsılıyoruz. Her beş yılda bir 6.5 büyüklüğünde depremle sarsılıyoruz. Her 3 yılda bir de 6 büyüklüğünde depremle sarsılıyoruz. Coğrafyamız bize depremin ne kadar önemli, gerçek ve ne kadar etkili olduğunu da hatırlatıyor. Afet yönetiminde 3 aşama var. Bir afet öncesi risk azaltma diyoruz. 1 liralık harcama yapmakla 12 liralık maliyetin önüne geçiyorsunuz. Bizim için depremdeki en önemli risk azaltma kentsel dönüşüm. Biz muhtemel depremlerde ülkemizdeki şehirlerimizin binalarının yaklaşık olarak 7 büyüklüğü üzerindeki depremde ne tür bir davranış sergileyeceğini biliyoruz. Bunlara yönelik olarak kentsel dönüşümü mutlaka hızlandırmamız gerekiyor. İki afetlere müdahale de çok önemli. Müdahalede de kapasitenizin çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Üç afet sonrası iyileştirme çalışmaları biz 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadık, 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde ve devamında 6.5 büyüklüğünde depremlerle asrın felaketini yaşadık. Müdahale kapasitesinde arama kurtarmada müdahale ederken bir ekip 25 kişiden oluşur. 24 saat çalışmaz ve 8 saat çalıştığını düşünürsek bir binada 75 kişilik arama kurtarmacıya ihtiyacınız var. 6 Şubat depreminde 39 bin bina yıkıldı ve bu binadan 26 bininde insan yaşıyordu. 26 bin binaya 1 milyon 950 bin arama kurtarmacı müdahale etmesi gerekir. Peki dünyada ne kadar arama kurtarmacı var? Dünyada yapılan çalışmaya göre 750 bin arama kurtarmacı var. Dünyadaki kapasitenin iki katı olsa 6 Şubat’taki depremde müdahaleye yeterli olmuyordu. Biz kendi ülkemizin kapasitesi yurt dışından gelen arama kurtarma ekipleri ile beraber 35 bin kişiyle müdahale ettik. Ancak alanda 650 bin kamu görevlisi çalıştı, STK’larımız ayrıca çalıştı ama elimizdeki arama kurtarma sayımız buydu. Yani dünyanın kapasitesi bile olsa yeterli olmayan bir durum var” şeklinde konuştu.

“Vatandaşımıza mahcup olmamak için büyük gayret içerisindeyiz”

AFAD olarak risklere karşı çalışmalara ağırlık verdiklerini aktaran Memiş, “Biz tabii ki buradan ders çıkardık ve şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerimizi, ordumuzu, jandarmamızı, polisimizi, İtfaiyecilerimizi, madencilerimizi ve sivil toplum kuruluşlarımızı eğitmeye başladık. Nüfusumuzla orantılandığında dünyada en fazla arama kurtarma ekibine sahip ülke olacağız çok yakın bir sürede. Ama asıl yapmamız gereken risk azaltmaya, sağlam zemine, sağlam binaları yapmak zorundayız. İyileştirme çalışmaları olarak da şu anda dünyanın en büyük afet sonrası iyileştirme operasyonu yapan bir Türkiye Cumhuriyeti devleti var ve Türk milleti var. Yapılan çalışma çok büyük. Bir yıl içerisinde yaklaşık 80 bin kalıcı konutun sağlam zemine yapılmış sağlam binaların konutları teslim edilmiş durumda, şu anda ve yıl sonunda inşallah 200 bin konutun teslimini de yapacağız ve bu operasyon başlı başına gerçekten dünyanın en büyük afet sonrası iyileştirme operasyonu marifet mi? Evet marifet ama asıl marifet bu depremlerde büyüklüğü ne kadar olursa olsun yıkılmayan binalar yapabilmek. Bilimin ışığında, tekniğin ışığında, mühendisliğin bize söylediği bilgiler ışığında en iyisini yapmamız lazım. Bu yönde 24 saat çalışıyoruz. Vatandaşımıza mahcup olmamak için büyük gayret içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

“Bizim 17 Ağustos depremi olduğunda deprem yönetmenliğimiz yoktu”

Anma programında konuşan Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, “Ben de kısa bir süre önce göreve başlamış olduğum valiliğimizin ilk törenin böyle acı bir anı anma töreni olması bizim de mesleki hatıratımızda önemli bir yer tutacak. Ama bu tür anma etkinlikleri özellikle böyle 25’inci yılı, 50’nci yılı, 10’uncu yılı, 100. yılı gibi etkinlikler bizim tekrar tekrar oturup düşünmemizi, geçmişin muhasebesini yapıp önümüzde ne tür tedbirler almamız gerektiğini irdeleyebileceğimiz fırsatlar veren yıl dönümleri” dedi.

Program sonunda GESOTİM Kadın Arama Kurtarma Timi; Kocaeli’nin ilk Türkiye’nin ise 2. akredite kadın arama kurtarma ekibi yeminlerini ederek sertifikalarını aldı.

Programa yoğun katılım

Programa; Japonya Başkonsolosu Yoshinori Moriwaki, Pakistan Başkonsolosu Syed Musawir Abbas Shah, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AFAD Başkanı Okay Memiş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Garnizon Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Kocaeli İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Murat Bozkurt, AFAD Afetlere Müdahale Genel Müdürü İsmail Palakoğlu, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Esnafı vurmuştu: Dükkanın motorunu çaldığı, şikayet geri çekilmeyince olayı gerçekleştirdiği ortaya çıktı

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde esnafı tabanca ile vurarak kaçan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin daha önce dükkanın motorunu çaldığı, edilen şikayeti geri çekilmeyince olayı gerçekleştirdiği öğrenildi.

Olay, 6 Ağustos tarihinde Karabaş Mahallesi Alemdar Caddesi’nde bulunan köftecide meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 şüpheli köfteci dükkanına geldi. Biraz dükkan çevresinde dolaşan şüphelilerden T.U., dükkanın önüne gelerek esnaf D.B’ye ateş açtı. Karın boşluğuna isabet eden mermi ile yaralanan D.B. kanlar içinde kalırken, T.U. ve arkadaşı ise olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince yaralı D.B. hastaneye kaldırıldı.

Olaya ilişkin inceleme başlatan polis ekipleri, saldırıyı gerçekleştiren T.U’yu dün gözaltına aldı. İfadesi alınan T.U., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

T.U’nun köfteci dükkanının motorunu çaldığı, dükkan sahibinin şikayetini çekmeyince gözdağı vermek için olayı gerçekleştirdiği öğrenildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Deprem döneminin belediye başkanı o günleri anlattı

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nde İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sefa Sirmen, deprem yönetmeliğine uygun yapılan binaların yıkılmadığını belirtti. Sirmen, “Benim dönemimde yapılan hiçbir bina hasar almadı” dedi.

Deprem döneminde İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sefa Sirmen, şehir olarak yaşadıklarını, deprem sonrasına yapılan çalışmaları, krizleri ve yönetimsel hataları İHA Muhabirine anlattı. İlk olarak depreme nasıl yakalandığını ve kriz anlarını paylaşan Sirmen, “Deprem gecesi saat bir gibi Hacı Bektaş-i Veli törenlerine katıldığım Nevşehir’den gelmiştim. Genel başkanımız Altan Öymen ’kal’ diye ısrar etmişti ama dönmüştüm. Deprem anında uykuya dalmamıştım. Çok büyük bir felaketti. Hanımla birbirimize sarılıp depremin durmasını bekledik. Sonra alt kata indik ve bahçeye çıktık, çocuklar da iyi. Şoförüme ulaşamadım. Yeğenimin arabasıyla belediyeye gittim. Baktık, bina yerinde duruyor ama gidene kadar yolun sağında ve solunda binalar kibrit kutusu gibi çökmüş” dedi.

“Tabloyu gün doğarken gördük”

Sefa Sirmen sözlerine şöyle sürdürdü:

“Vali konağına gittik, kolordu komutanı da orda. Telefonlar kitlenmiş, kullanılamıyor. Halk sokaklarda. Jandarma genel komutanı Rasim Bedir Paşa bize 3 helikopter gönderdi. Vali, kolordu komutanı ve ben helikoptere bindik; deprem bölgesinde duruma havadan baktık. Tabloyu gün doğarken gördük. Daha içerlere girdikçe felaketin daha da büyük olduğunu gördük. Özellikle Gölcük, Değirmendere bölgesi en fazla hasar gören yerlerimizdi. Döndük, valilikte masa oluşturup çalışmalara başladık. 17 Ağustos 1999’ta hem Kocaeli için, hem Türkiye için iz bırakan, çok acı bir felaket yaşadık. Hem belediye başkanı, hem kulüp başkanı olarak çok sorumluluklarım vardı”

“İlk yardım Saddam Hüseyin’den Kocaeli Valiliği emrine 10 milyon dolar olarak geldi”

Depremden sonra aldıkları aksiyonları da anlatan Sirmen, “O dönem en önemli su ve doğalgaz için çözüm önemliydi. Bizim barajı İngilizler ve Japonlar yapmıştı. Çağırdık, 10 kişilik ekip geldi. Barajı, İZAYDAŞ çöp fabrikasını, kulüp binasını, tesisleri ve belediye binasını kontrol ettirdik. Herhangi sıkıntı olmadan oturulabileceğini öğrendik. Aynı gün suyu verdik. Doğalgazı verdik. İnsanların en önemli temel ihtiyaçlarını musluklardan karşılayabilir duruma geldiler. İzmit dışındaki bölgelerde bu imkan hiç olmadı. Çok önemliydi. Enkaz altında bir sürü yardım isteyenler vardı. Validen ziyade bana gelip makine, araç gereç istiyorlardı. Bizim itfaiyemiz canla başla, tarihe geçecek hizmet verdi. Her tarafa cevap vermeye çalıştık. Uyku diye bir şey yoktu. Gece gündüz ayaktaydık. O zaman Bolu, Düzce, Adapazarı, Yalova, Kocaeli içinde en hızlı hayatın başladığı yer İzmit’ti. Hatta Sakarya’dan aileler gelip bizim bölgemizdeki çadır kentlere ve prefabriklere yerleşmeye başladılar. Herkese hizmet etmeye çalıştık. Alışveriş merkezleri hemen faaliyete geçti. Uluslararası fuar merkezimizi bütün bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak yardım toplama ve dağıtım merkezi yaptık. Birçok sorunu belediyemizin imkanlarıyla çözdük. Çok yardım da geldi. İlk yardım Saddam Hüseyin’den Kocaeli Valiliği emrine 10 milyon dolar olarak geldi. Sonra Bill Clinton geldi. O, Dünya Bankası’nı seferber etti, kalıcı konutlar yapımına hızla başlandı. Yaraları çabuk sarmışız. Tabii Kocaelispor çok etkili oldu. Halkın psikolojisini düzeltmesinde çok katkısı oldu. O zaman o imkanı oluşturan futbolcularımıza, taraftarımıza, herkese çok teşekkür ediyorum. Bize çok destek verdiler. O günleri hatırlamak bile insana ağır geliyor. Çok kayıp verdik. Allah bir daha göstermesin” ifadelerini kullandı.

“Bizim dönemimizde yapılan hiçbir bina hasar almadı”

Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu hatırlatan Sirmen, “Her 15-20 senede bir böyle büyük felaketler olabiliyor. 1967 Adapazarı merkezli depremi de yaşadım. O zaman da birçok bina yıkıldı ama 17 Ağustos’taki gibi olmadı. Çok enteresandır; 1989’da belediye başkanı seçildiğim zaman ilk meclis kararımız; inşaat yapan vatandaşımıza ruhsat vermeden evvel önce projelerini mimarlar ve mühendisler odasına götürüp, inceletip onaylattırıp sonra bizden ruhsat talep etmesiydi. Ve gerçekten bizim dönemimizde yapılan hiçbir bina hasar almadı. Çünkü deprem yönetmeliği uyguladık. Belediye başkanlığı yaptığım sınırlarda çok fazla yıkım o yüzden olmadı. Deprem yönetmeliğinden önce yapılan binalar maalesef riskli binalar. Bugün Türkiye muhtemel İstanbul depremini konuşuyor. Tedbir almak lazım. Japonya’daki depremler bizden daha büyük ve hiçbir hasar yok. Neden? Yapılaşmayı ona göre yapmışlar. Çözümü var. Tedbir almak mümkün. Ama maalesef henüz bizde o gelişme olmadı” diye konuştu.

“Deprem yönetmeliğini uygulayan hiçbir inşaat yıkılmaz”

Sirmen, şöyle devam etti:

“Deprem yönetmeliğini uygulayan hiçbir inşaat yıkılmaz. Biz meclis kararı alıp yönetmeliği uyguladık. Yerine getirmeyen hiç kimse inşaat ruhsatı alamazdı, almadı. Yıkılan binalara baktığımız zaman 1999’dan sonra yapılan binaların yıkılmasına pek ihtimal vermiyorum. Deprem yönetmeliği uygulanmışsa 7,4 şiddetindeki depremle o binalar yıkılmaz. O kolon kesilmiş, binada değişiklikler yapılmışsa o binaları tutamazsın. O yüzden TOKİ’nin yaptığı tünel kalıp sistemi depreme karşı en önemli yapıdır. Ben belediye olarak evi olmayan vatandaşlar için 8-9 bin konut yaptım. Bir tanesi hasar almadı. Yapı önemli. Deprem yönetmeliğine göre yaptıysanız o yapı yıkılmaz. Hakikaten çok doğru projeler yapmışız. Mesela İZAYDAŞ çöp fabrikası. Türkiye’de tek. Zehirli atıkları, tehlikeli atıkları hepsini yakabilen bir tesis. Depremde bütün mikroplu şeylerin hepsi orada imha edildi. O kadar büyük hizmet gördük ki olamaz böyle bir şey. İkincisi; olimpik buz pateni yapmıştım. Belli bölgelerde cenazeler kepçeyle gömüldü ama bizim bölgemizde ağustos sıcağında cesetleri buz pateni sahasına uzattık. Yakınları, tanıyanlar gelip orada teşhis ettiler. Sonra İslami şartlara göre hazırlandı ve defnedildi. Kimsesi çıkmayanları da fotoğraflayarak belirli yerlere defnettik. Tabii ki su hayattır. Diğer deprem bölgelerinde görüyoruz; su akmadığı zaman ne büyük sıkıntı var. Bizde su sorun olmadı. Yuvacık Barajı hem içilebilir nitelikte suyu anında akıttık. Doğalgazı kesintisiz verdik. Tek bir doğalgaz patlaması olmadı. Yaptığımız projelerin hepsi depremde imdadımıza yetişti. Kocaelispor da bunları sosyolojik olarak tamamladı. Şanslıydık çünkü bu projeler gerçekleşmişti”

“O dönem kaynaklar çok hoyratça kullanıldı”

O dönemde gördüğü yanlışları da dile getiren eski başkan Sefa Sirmen, “Yanlış gördüğüm şeyler oldu. Özellikle o zamanki koalisyon hükümeti çok yanlı davrandı. Yeniden yapılanmada çok hoyratça kaynakları kullandı. Gereksiz harcamalar yapıldı. Bana göre onlar yanlıştı. Çünkü bağış yapan insanlar depremzedelere katkıları olsun diye yaptı. Bütün vatandaşlardan deprem vergisi kesildi, bir tek lirası deprem bölgesine harcanmadı. Bunlar hep yanlıştı. Maalesef Türkiye’de yönetimler bazı şeyleri hesap etmeden yapıyor. Halbuki böyle acı bir günde, böyle felaket yaşanmış bölgede herkes fedakarlık yapmak zorunda. Hele hele onların haklarını gelişigüzel harcamak da insanlığa yakışmaz. Çok seslendirdik ama sesimiz yetmedi” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ağaçlık ve çalılık alanda geniş çaplı yangın: Ekipler söndürmek için seferber oldu

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan ağaçlık ve çalılık alanda yangın çıktı. Ekiplerin söndürmek için seferber olduğu yangın, yaklaşık bir saat sonra kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarının devam ettiği bölgede yaklaşık 60 dönümlük alanın yangından etkilendiği bildirildi.

Tüysüzler Mahallesi’nde bulunan ağaçlık ve ormanlık alanda henüz belirlenemeyen sebepten dolayı yangın çıktı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, polis ve belediyeye ait tanker sevk edildi. Yangının dumanı ilçeni birçok noktasından da görünürken, ekipler müdahale için seferber oldu. Yangın, bölgedeki evlere sıçramadan ekiplerin müdahalesiyle yaklaşık bir saat sonra kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarının devam ettiği bölgede yaklaşık 60 dönümlük alanın yangından etkilendiği bildirildi.

Ayrıca, ekiplerin yangını söndürmek için gerçekleştirdiği çalışma ve alan havadan da görüntülendi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

“Ağız veya vücut kokusu başlı başına boşanma nedeni değildir”

Avukat Buket Nurşah Tekışık, ağız ve vücut kokusu sebebiyle boşanma davası açan evli çiftlerin, uzman hekimler tarafından yapılan inceleme sonucunda, kişinin ağız kokusundan kurtulamama ihtimali mevcutsa boşanmanın gerçekleşebileceğini belirtti.

Avukat Tekışık, ağız veya vücut kokusunun boşanma sebebi olup olmadığına dair evli çiftlere uyarılarda bulundu. Yargıtay kararını hatırlatan Avukat Tekışık, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13/04/2005 tarihli, 2005/208 E. ve 2005/262 K. sayılı kararına göre eşin ağız veya vücut kokusu tek başına boşanma nedeni değildir. Ağız kokusu genellikle yetersiz ağız bakım alışkanlıkları, ağız içi enfeksiyonlar, sigara ve alkol kullanımı gibi sağlıksız alışkanlıklardan ya da yediğimiz yiyeceklerden kaynaklanır. Ayrıca, kişinin sahip olabileceği sindirim sistemi hastalıkları da bu duruma neden olabilir. Yapılan araştırmalar, erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla ağız kokusu görüldüğünü ortaya koymuştur. Ağız kokusunun en yaygın nedeni ise ağız hijyenine yeterince dikkat edilmemesidir. Ağız kokusu sosyal bir problemdir ve bu durum aile içi huzursuzluklara, boşanmalara, toplumdan dışlanmaya hatta işten atılmalara bile yol açabilir. Eşinin vücut ve ağız kokusunun evlilik birliğini kendisi için çekilmez hale getirdiği iddiasıyla davacı koca tarafından açılan boşanma davasında yerel mahkemenin kararı temyiz edilmiştir” dedi.

“Kişinin ağız kokusu tedavi edilemiyorsa boşanma sebebi olabilir”

Yargıtay’ın kararını değerlendiren Avukat Tekışık, “Yargıtay, ’Davalıda var olduğu iddia edilen bu rahatsızlığın tedavisinin mümkün olup olmadığı, davalının tedaviden kaçınıp kaçınmadığı, bu rahatsızlığın evlilik birliğini davacı koca için çekilmez hale getirip getirmediğinin uzman hekimlerden oluşan bir sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir’ şeklinde karar vererek yerel mahkemenin kararının bozulmasına hükmetmiştir. Yargıtay’ın dikkate aldığı hususlar; evlilik birliğini çekilmez kılan davranışın çözülüp çözülemeyeceği, bu rahatsızlığın eş için çekilmez hale gelip gelmediğinin uzman hekimlerden oluşan sağlık raporu ile belirlenmesidir. Görüldüğü üzere Yargıtay’ın bozma nedeni, eksik incelemeyle yazılı hüküm kurulmasına dayanmaktadır. Uzman hekimler tarafından doğru ve eksiksiz inceleme yapıldığı takdirde, kişinin ağız kokusundan kurtulamama ihtimali mevcutsa boşanma sebebi olabilmektedir” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Depremin gölgesinde kalan aşk: Özlem şarkılara döküldü

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden geçen 25 yılda acılar tazeliğini koruyor. Çocukluk aşkını depremde kaybeden Erkan Demir, 18 yaşındayken sevgilisine olan özlemini bir şarkıyla dile getirdi. İzlediği filmin ağıtından etkilenerek bu şarkıyı yazan Demir, aradan geçen 25 yıla rağmen ne özlemini dindirebildi ne de evlenebildi.

17 Ağustos 1999’da meydana gelen depremin üzerinden 25 yıl geçti. Aradan geçen yıllara rağmen depremzedelerin içindeki acı tazeliğini koruyor. Bu kişilerden biri de depremi yaşadığında 17 yaşında olan ve çocukluk aşkı Zeynep Melek Dağlı’yı kaybeden Erkan Demir. Aradan geçen 25 yıla rağmen içindeki acı bir an olsun dinmeyen Demir, depremde kaybettiği aşkı için bir şarkı yazdı. Depremden bir yıl sonra “Çingeneler Zamanı” filmini izlerken bestesi Goran Bregovic’e ait olan “Ederlezi” ağıtından etkilenen Demir, bir gün sonra şarkının bestesini yaptı.

“Acılar ağıtımızı yazma fırsatı verdi”

Müzik öğretmeni olduğunu söyleyen Erkan Demir (42), “Şarkının sözlerini ben yazdım. Bestesi biraz uyarlama oldu. Uyarlamayla beraber kendi melodimi de buluşturmuş oldum. Şarkıyı depremde kaybettiğim eski sevgilime ithaf etmiştim. Çingeneler Zamanı filmi şarkıyı yazmada bana vesile oldu. Filmin ağıtını dinlerken deprem anındaki acıyı tekrar yaşıyormuş gibi hissettim ve o cümleler ağzımdan dökülmeye başladı. Bestesi Goran Bregovic’e ait olan Ederlezi diye şarkı vardı. O şarkının sözlerini ve sahneleri gördüğüm zaman o anı tekrar yaşadım. O duyguların neticesinde şarkıyı yazdım. Filmi izlerken o duyguları yaşadım ve ertesi gün sözleri yazdım. Depremden bir yıl sonra, 2000 yılında şarkıyı yazdım. Depremin ağırlığı üzerimizden kalkmıştı ama harabiyeti hala üzerimizdeydi. Bu da bize ağıtımızı yazma fırsatı verdi” dedi.

“Yaklaşık 10 yıllık birlikteliğimiz vardı”

Zeynep’in çocukluk, gençlik aşkı olduğunu söyleyen Demir, “İlkokulda beraber, lisede ayrı yerlerdeydik. Birçok zamanımızı ve yokluğumuzu beraber paylaştık. Bu sahillerde beraber buluştuk. Beraber çok emek harcadık. Bu emeği neticeye vardıracaktık ama kısmet olmadı. Yaklaşık 10 yıllık birlikteliğimiz vardı. Zeynep 18 yaşındaydı, üniversiteye gidecektik. Zeynep iktisat bölümü istiyordu, ben de müzik istiyordum. Zeynep hayallerinin peşinde koşuyordu. Zeynep başarılı, ben başarısız bir öğrenciydim” diye konuştu.

“5 gün sonra Zeynep ve annesinin cansız bedenine ulaştık”

Deprem gününü de anlatan Demir, “O gün benim için çok zordu. Saatlerle, zamanla yarışıyorduk. Her yerden yıkım haberi geliyordu. Yerimde duramadım. Sabaha karşı yürüyerek Zeynep’in evinin olduğu bölgeye geldim. Bölgede sadece Zeyneplerin binasının yıkıldığını gördüm. Bir şey yapamadık. Ertesi gün birkaç kişiyle elimizde kazma ve kürekle enkaz başında çalışmaya çalıştık. Yetkililere ulaşmaya çalıştık ama ulaşamadık. Herkesin yoğunluğu Gölcük, Yuvacık, Başiskele’ydi. İzmit’e 2 gün sonra enkaz kaldırma ekibi geldi. Ekibin çalışmaları esnasında, ’Bir sese, bir nefese ulaştık’ diye düşünürken kepçenin kaldırdığı molozun halattan kurtulması ve tekrar enkazın üzerine düşmesi bizim bittiğimiz andı. Umutlarımızı tüketen yer orasıydı. 5 gün sonra Zeynep ve annesinin cansız bedenine ulaştık. Zeynep’in naaşını babası tarafında Muğla’ya götürüldü. O günden aileyle iletişim koptu” ifadelerini kullandı.

“Aradan 25-30 yılın geçmesi sadece acıları hafifletiyor ama hatıraları götürmüyor”

Depremden sonra sonra her zaman kendisini eksik hissettiğini dile getiren Erkan Demir, “Her zaman onu hatırlıyorsun ve başkası hayatına girmeye çalıştığı zaman ‘Yok’ diyorsun, olmuyor. Aradan 25-30 yılın geçmesi sadece acıları hafifletiyor ama hatıraları götürmüyor. Onunla yaşadığımız hatıralar çok farklı. Bir bisküviyi ikiye bölmek gibi bir şey. Yokluğu da zorluğu da onunla beraber paylaştığın zaman o olay çok farklı noktalara ulaşıyor. Bir ömür beraber geçirebileceğinizi hissediyorsunuz ama takdiri ilahi” şeklinde konuştu.

“Hayatıma hiç ciddi birini almadım, hiç evlenmedim”

Zeynep’in ölümünden sonra ilişkilerinin kısa süreli olduğunu söyleyen Demir, “Daha sonra ilişkilerim oldu. İnsan yalnız yaşayamaz ama bu ilişkilerim kısa süreli oldu. Zeynep’inki gibi olmadı. Onun gibi zorluğu paylaştığım bir yaşantım olmadı. Hayatıma hiç ciddi birini almadım, hiç evlenmedim. Evlenmememin sebebi yüzde 50’si Zeynep, yüzde 50’si de güncel şartlar. Ama Zeynep daha ağır basıyor. Bizim fotoğraf makinemiz veya telefonumuz olmadığı için birlikte hiç fotoğrafımız yok ama Zeynep’in hayali, silueti her zaman karşımdadır” diye konuştu.

“Deprem esaret altında yaşamak gibi bir şey”

“Deprem deyince ne hissediyorsunuz?” sorusuna ise Erkan Demir, “Çaresizlik. ’Her şeye yetebilirim, güçlüyüm’ diyorsun ama yetemiyorsun. Hiçbir şey elinden gelmiyor. O çaresizliği tamamen yaşıyorsun ve taktire teslim oluyorsun. Deprem esaret altında yaşamak gibi bir şey. Şarkıyı bir yerde yayınlamadım, hiç kayıt altına da almadım. Bestelenen şarkı ve hikaye ilk kez 2 yıl önce arkadaşım Soner Demirci’nin yönetmenliğini yaptığı deprem belgeselin yer aldı. Sadece orada seslendirdim, sadece bu vesileyle kayıt altına alındı” şeklinde konuştu.

Şarkı sözleri;

“İnanamadım senin solacağına

Senin de böyle bir olayla yok olacağına

Şiirlerle anlattığım o deryada

Beni böyle yapayalnız bırakacağına

Zor geliyor yalnız yürümek

Bu yollarda sessiz gecelerde

Gecelerde yalnız kalmak

Gönlüm buruk kalbim kırık bu dünyaya

Nerden düştüm bilmiyorum ben bu sevdaya

Seviyordum önceden dünyayı ama

Sevdiğimi aldı benden dargınım ona”

Kategoriler
SPOR

Çayırovalı minik yüzücülerin hedefleri olimpiyat

Çayırova Belediyesi Eğitim Spor Kulübü’nün minik yüzücülerinin hedefleri büyük. Çayırova Belediyesi bünyesinde yüzme eğitimi alan sporcular, elde ettikleri başarılara yenilerini ekleyerek ilerleyen yıllarda Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil etmek istiyor.

Minik yaşlarında başladıkları yüzmede birçok başarı elde eden yüzücüler, ilerleyen yıllarda elde ettikleri derecelerle hem milli takıma gitmek hem de ülkemizi olimpiyatlarda temsil etmek istiyor.

Bugüne kadar il yarışmalarında birçok başarılı sonuca imza atan 11 yaşındaki Çisil Ada Koç, “Kocaeli’de 3 birinciliğim, bir tane ikinciliğim, bir tane de dördüncülüğüm var. Hedeflerim ilde aldığım barajlardan dolayı bölge yarışlarına katıldım. Buradaki derecelerimden ötürü de finallere katılacağım. Finallerde güzel dereceler elde edip milli takıma katılıp, olimpiyatlarda ülkemi temsil etmek istiyorum. Öncelikle aileme, Umut hocama, Canan hocama çok teşekkür ederim. Aynı zamanda Belediye Başkanımız Bünyamin Çiftçi’ye de şimdiki ve bundan sonraki yarışlarda bize olan desteğinden ötürü çok teşekkür ederim” dedi.

3 bölge birinciliği var

3 yıldır yüzme sporuyla ilgilendiğini söyleyen 10 yaşındaki Yağmur Yeni ise “3 bölge birinciliğim ve bir tane de bölge üçüncülüğüm var. Bölgeden aldığım başarılarla finallere gitmeyi, burada elde edeceğim başarılarla da milli takıma giderek ülkemizi olimpiyatlarda temsil etmek istiyorum. Hocalarıma ve antrenörlerime çok teşekkür ediyorum iyi ki varlar. Belediye başkanımız Bünyamin Çiftçi’ye bu zamana kadar yarışlarda bize destek olduğu için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

3 yıldır yüzme sporuyla ilgilenen 10 yaşındaki Egemen Çağ ise “Kocaeli yarışlarında bir tane birinciliğim, bir tane ikinciliğim ve bir tane de üçüncülüğüm var. Hedeflerim hem milli takımda hem de olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmek istiyorum” açıklamalarında bulundu.

Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi ise “İnşallah geleceğin milli takım ve olimpiyat sporcuları olacak çocuklarımızın her zaman yanında, hep destekçileri olacağız. Sporcularımıza başarılar diliyor, hocalarımızı ve ailelerini tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

25 yıllık acı: “Ölsem kemiklerim unutmaz”

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 25 yıl geçti. Kent, hem kentsel dönüşüm projeleriyle hem de afet hazırlıklarıyla yeni bir kimlik kazandı ancak “Ölsem kemiklerim unutmaz” diyen depremzedelerin acıları hala hafızalarda.

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi; Kocaeli, İstanbul, Yalova, Sakarya ve Düzce’de yıkıma sebep oldu. 2010 yılında yayımlanan Meclis araştırma raporuna göre, 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı. Büyük kayıplara sebep olan depremde 285 bin 211 ev ile 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

Yıkıntıların arasından doğdu

Depremin ardından Kocaeli adeta yıkıntıların arasından doğdu. Özellikle depremin merkez üssü Gölcük’te, Gölcük Belediyesi ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından tüm ağır hasarlı binalar yıkıldı ve bölge bölge kentsel dönüşüm çalışmaları başlatıldı. 17 Ağustos’ta binlerce insanın yaşamını yitirdiği, ev ve iş yerinin yıkıldığı Kocaeli’de, depremin ardından facianın acı izleri ortadan kaldırıldı. Depremde en ağır yıkımın yaşandığı şehirde deprem yönetmeliğine uygun binlerce konut inşa edildi. Kentsel dönüşüm çalışmaları çerçevesinde Gölcük, Körfez ve İzmit başta olmak üzere birçok ilçede yeni projeler hayata geçirildi. Depremin izlerinin silindiği ilçede, 25 yıl içinde altyapıdan üstyapıya kadar birçok çalışma yürütüldü.

Vatandaşlar afete hazırlanıyor

17 Ağustos’ta büyük bir yıkım alan kentte afete hazırlık çalışmaları da başlatıldı. Konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapan Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, bu zamana kadar çok sayıda proje hayata geçirdi. Vatandaşları da afete hazırlamak için eğitim programı düzenleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Kocaeli Mahalle Halkı Afetlere Hazırlık Eğitim Projesini” uygulamaya koydu.

Riskli alanlar

Büyükşehir Belediyesi’nin diğer önemli çalışması da riskli bölgelerin belirlenerek, tahliye edilmesi ve daha güvenli yeni yaşam alanları oluşturulması oldu. Bu çerçevede 12 kentsel dönüşüm alanı belirlendi. Derince Yenikent, Körfez Barbaros, İzmit Cedit, İzmit Hacıhır-Veliahmet, Gölcük Merkez, Derince Denizevler, Çayırova Şekerpınar ve Kandıra Akdurak Mahalleleri kentsel dönüşüm alanı olarak revize edildi. Bu bölgelerde yeni yerleşim planı uygulayan Büyükşehir, Kocaeli genelinde belirli bölge ve mahalleleri riskli bölge olarak ilan etti.

Afet Mutfağı

“Dirençli şehir” parolasıyla yola çıkan Büyükşehir, Marmara bölgesine hizmet sunması için Başiskele’de Gıda Üretim Tesisi (Afet Mutfağı) inşa ediyor. Afet Mutfağında kuru ve soğuk depo alanları, gıda hazırlık, pişirme, paketleme ve sevkiyat bölümleri yer alacak. Büyükşehir’in 3 mobil afet tırı da bulunuyor. Yemek ve ekmek aracından oluşan mobil afet tırlarında 2 ton temiz su tankı, 1 ton atık su tankı, dışarıya bağımsız olarak 5 gün çalışabilecek jeneratör bulunuyor. Araç afet durumunda 1 günde 30 bin kişilik çorba ve 10 bin kişilik 3 çeşit yemek üretebiliyor. Araç dışarıdan elektrik bağlantısı yapıldığında ise sınırsız çalışabiliyor.

Kocaeli itfaiyesi örnek oldu

Türkiye’nin örnek itfaiyelerinden olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi de araç filosunu her yıl genişletiyor. Pek çok olayda ve afette görev yapan itfaiye teşkilatı, modern araçlarla çalışmalarını daha hızlı ve kolay hale getiriyor. Adeta bir okul gibi çalışan Kocaeli itfaiyesi, eğitim faaliyetlerine de katılıyor. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Önleme ve Eğitim Şube Müdürlüğü Eğitim Birimi (KOBİTEM), Kocaeli başta olmak üzere birçok ilde eğitim faaliyetleri yürüterek, yangına müdahale ve arama kurtarma başta olmak üzere, birçok konu hakkında eğitimler düzenliyor.

Gönüllü itfaiye ordusu

17 Ağustos 1999 sonrası hayata geçirilen Gönüllü İtfaiyecilik Projesi de her yıl büyümeye devam ediyor. Büyükşehir İtfaiye Dairesi Başkanlığı AFKOM Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yapan gönüllü itfaiyeciler, itfaiye müdahale hizmetlerine önemli katkı sunuyor. Yaşanabilecek yeni afetlere karşı her daim hazır olan İtfaiye Dairesi Başkanlığı, edindiği bilgi ve tecrübeyi gönüllü itfaiyeciler ile paylaşıyor. Kocaeli’de sivil toplum kuruluşları ve ilçe belediyeleri bünyesinde kurulan arama kurtarma timleri de afete hazırlık çalışmalarını sürdürüyor.

“Zemin Veri Bankası”

Fay hatlarına ve zemine yönelik detaylı araştırma yapan Büyükşehir İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Zemin ve Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri de, “Zemin Veri Bankası” ile Büyükşehir ve ilçe belediyelerine ait zemin etüt bilgilerini Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) sayesinde ortak havuzda bir araya getiriyor. Kocaeli’nin zeminiyle ilgili bütün veriler, gerek ilgili kurumlardan temin edilen, gerekse Büyükşehir Belediyesi’ndeki mevcut veriler sayısallaştırılarak elde ediliyor. Böylece Coğrafi Bilgi Sistemi programları kullanılarak verilerin toplanması, işlenmesi, görselleştirilmesi ve analiz edilmesi daha hızlı oluyor. İlgili kurumlardan alınan MTA sıvılaşma haritası, heyelan haritası ve güncellenmiş fay haritası da zemin bilgi sistemine ekleniyor. Böylece deprem ve diğer muhtemel afetlerde etkilenebilecek alanların önceden belirlenmesi hedefleniyor.

Kocaeli, adeta sanayinin başkenti oldu

Deprem gerçeği ile 17 Ağustos’ta tanışan Kocaeli, afetin izlerini sildiği gibi adeta Türkiye’nin de sanayi üssü oldu. Sanayi ve teknolojinin başkenti olan kent, son dönemde yapılan önemli yatırımlar ile yenilikçiliğin merkezi haline geldi. Depremden sonra daha güçlü şekilde ayağa kalkan Kocaeli sanayisi, bugün başta otomotiv, otomotiv yan sanayi ve petrokimya alanında olmak pek çok sektörde yaptığı üretimle adından söz ettiriyor.

25 yıl içinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ve afet hazırlıkları, kenti daha dirençli hale getirdi ancak depremzedelerin acıları hala taze.

“Kız kardeşimin cenazesini mezarlığa kornaya basarak götürmüşüm”

Gölcük’te ikamet eden Mehmet Ay (60), depremde kız kardeşini, eniştesini ve 3 yeğenini kaybettiğini belirterek, “Depremde sıra dışı şeyler de yaşadık. Deprem gerçekten felaketti. Psikologlar bu duruma duygu kilitlemesi diyorlar. Kız kardeşimin cenazesini mezarlığa kornaya basarak götürmüşüm. Ölümü düşünemiyorsanız, cenazesini bulduğunuza şükrediyorsunuz. Kız kardeşimi 2 gün boyunca aramıştık, binaları yerle bir olmuştu. Bizim kendi oturduğumuz binanın etrafındaki binalar da yıkılmıştı” dedi.

“Belki de 15 gün sonra sıcak yemek yedik”

“Kıyamet kopuyor zannettim” diyen Ay, “Ayakta duramıyorsunuz. Kalkıyorsunuz, deprem sizi yere vuruyor. Belki de 15 gün sonra sıcak yemek yedik. Bunları yaşadık. Allah kimseye bir daha yaşatmasın” diye konuştu.

“Yerler yarıldı, parke taşları patlayıp havalara uçtu”

25 yıl önce Kavaklı Sahili’nde çay bahçelerinin bulunduğunu, depreme de orada yakalandıklarını anlatan Kadriye Kasapoğlu (51) ise “Her gece sabahlara kadar orada olurduk. Vatandaşlar da gece 00.00’dan sonra çay bahçesine gelirdi. O gece de her zamanki gibi oturuyorduk. Bir anda yerde hareketlilik oldu. ’Ne oluyor acaba?’ demeye kalmadan güm sesi geldi. Oturduğumuz sandalyeler yerden havalandı. Çok şiddetli bir vuruş oldu. Onun ardından yerlerde dalgalanmalar oldu. Biz de yere düştük. Yerler yarıldı, parke taşları patlayıp havalara uçtu. Kıyamet koptu zannettik” şeklinde konuştu.

“Suyun altında taklalar attım”

Kasapoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“O ara birileri bağırdı. ’Deniz geliyor’ dediler. Bende o sırada denize karşı bulunuyordum. Ben bakınca denizi göremedim. Kafamı kaldırınca suyun havalandığını, köpürdüğünü gördüm. 9 kişiydik, herkes kaçıştı. Dalgalar çay bahçesinin köşesindeki parçayı kopardı. Çay bahçesinin yarısı kırıldı, denize aktık. İnsanın can havliyle ne yapacağı belli olmaz. Bayağı bir mücadele ettim. Taşın tepesine tırmandım ama üzerimden de deniz geçti. Su beni yaklaşık 500-600 metre sürükledi. Taklalar ata ata suyun altından gittim. ’Herhalde ölüyorum. Bari kelime-i şehadet getireyim’ dedim. Sonunu da hatırlamıyorum. Suyun altında bayıldığımı hatırlıyorum. Nefesim bitmişti. Kendimi, lunaparkın demir korkulukların etrafında oturur vaziyette buldum. Sanki biri beni oraya oturttu. Ne olduğunu anlayamadım. Şuur kaybı yaşadım. Kalktım ama yürüyemiyordum. Bacağımdan yaralanmışım. Demir kapı gördüm. Orada bilet gişesi vardı. O kapıya tırmandım, gişeye oturdum ama tavan kafama değiyordu. İnsanlar sahile gelemiyordu, su vardı. Sesleri duyuyorum ama kimse beni duymuyordu. Çok fazla gürültü vardı. Suyun içindeydim hala. Sabaha kadar bekledim. Gelenler oldu ama sesimi duyuramıyordum. Bir süre sonra 2 genç geldi, ’Kimse var mı? Sesi mi duyan var mı?’ dediler. Çocuklar beni kucaklayıp, dışarı çıkardı. Ablamın evine gittik. Enkazların içinden geçmişim ama ben depremi anlamadım ki. ’Neredeyiz?’ dedim, komşular beni tanıdı. Arkamı döndüğümde ablamın binası yoktu. Çökmüştü”

“Yarılan bacağıma yosun, taş, demir parçaları doldu”

Denize sürüklenmenin etkisiyle bacağından yaralandığını söyleyen Kadriye Kasapoğlu, “Bacağım yarılmıştı. Denizdeki basınçla bacağıma yosun, taş, demir parçaları doldu ve temizlenmeden dikildiği için mikrop kaptı. 6 kere ameliyat oldum. Sağ olsun İstanbul’dan gelen cerrahlar sahra çadırı kurdular. Onlar bacağımı ameliyat etti. 100 tane de iğne oldum. Hamd olsun şuanda iyiyim” şeklinde konuştu.

“Ölsem kemiklerim unutmaz”

Depremde babaannesini, kuzenini, arkadaşlarını ve komşularını kaybettiğini dile getiren Kasapoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen vatandaşların yaşadıklarını ve hissettiklerini çok iyi anladığını ifade ederek, “Eltimin erkek kardeşi 11 gün sonra sudan çıkarılmıştı. 11 yaşında erkek çocuğuydu. Çocuğun cesedi tanınmayacak haldeydi, kolundaki saatten tanıdılar. Ben annesine ’Gözün aydın’ dedim. Öyle bir konumdaydık. Öleni artık unutmuştuk. Cenaze bulununca alkış tuttuk, kahkaha attık. Bu normal insan tepkisi değildi. Deprem oldu, bitti ve her şey yerini buldu ama o yaşananlar asla unutulmaz. Ölsem kemiklerim unutmaz” cümlelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Mahalleliye karpuz dağıtıldı: 27 ton 1 saatte bitti

Kocaeli’nin Darıca ilçesinde Muhtar Hakan Uğurlu, seçim öncesi kurduğu hayalini gerçekleştirerek mahalle halkına unutulmaz bir sürpriz yaptı. Niğde’den getirilen 27 ton karpuz, şenlik havasında mahalleliye dağıtıldı. Vatandaşlar bu jeste büyük ilgi gösterirken, karpuzlar ise 1 saat içinde tükendi.

Geçtiğimiz 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Nenehatun Mahalle Muhtarı olarak seçilen Hakan Uğurlu, seçimden önceki hayalini gerçekleştirerek vatandaşlara bir tır dolusu karpuz dağıttı. Uğurlu, Niğde’de yetişen karpuzları, üretici akrabaları vasıtasıyla mahalleye getirdi. 27 ton karpuz, yaklaşık 1 saat içinde mahalleliye dağıtıldı.

Seçimlerden önce kendine sözler verdiğini anlatan Hakan Uğurlu, muhtar olduktan sonra ilk olarak iftar yemeği programı düzenlediğini, 6 Temmuz Cumartesi günü Türkiye-Hollanda karşılaşmasını canlı şekilde mahalleliye izlettiğini, Aşure Günü’nde ise vatandaşlara 2 ton 800 kilogram aşure ikram ettiğini dile getirdi. Bu hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen Uğurlu, son olarak vatandaşlara karpuz dağıttığını belirtti.

“Hayalimdi”

Nene Hatun Mahalle Muhtarı Hakan Uğurlu, “Kışın balık, yazın da karpuz ve kavun satıyorum. Muhtar olmadan önceki hayallerimden birisi de vatandaşlara karpuz dağıtmaktı. Akrabalarım karpuz üreticisi. Bu yüzden Nenehatun’da böyle bir şenlik yapmaya karar verdik. Sağ olsunlar, yakınlarım karpuzları getirdi. Zaten tarladan aldığımız için problem de olmadı. Tırımızı yükledik ve getirdik. Esnaf arkadaşlarımızın desteğiyle de güzel bir şekilde dağıttık. Havalar sıcak. Herkes bir karpuz yesin istedik” dedi.

“Yetişemeyenler biraz sinirlendi”

Karpuzların Niğde’den getirildiğini söyleyen Uğurlu, vatandaşlardan güzel tepkiler aldığını ifade ederek, “Yetişip alanlar çok mutlu oldu, yetişemeyenler de biraz sinirlendi. Normalde 3 ya da 4 saat sürecek karpuz dağıtım işi hızlı şekilde 1 saatte bitti. Süreçte emeği geçen esnaf arkadaşlarıma, maddi, manevi yanımızda duran arkadaşlara çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Kategoriler
SPOR

Sefa Sirmen: “Kocaelispor’un kente karşı görevi vardı, ligden çekmedik”

17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Marmara Depremi’nde Kocaelispor Kulüp Başkanı olan Sefa Sirmen deprem ve Kocaelispor konusunda yaptığı açıklamada, “Kulübün Kocaelililere karşı görevi vardı. O yüzden ligden çekmedik. Halkın psikolojisine çok iyi geldi. O dönem emeği olan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

17 Ağustos Marmara Depremi döneminde İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda Kocaelispor Kulüp Başkanı olan Sefa Sirmen de 1999 depreminde şehir ve kulüp olarak yaşadıklarını, Kocaelispor’un kente katkısını anlattı ve 25 yıl sonra yapılan anma organizasyonuyla gösterilen vefaya teşekkür etti. İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel konuşan Sefa Sirmen, “O dönem Kocaelispor ile ilgili de federasyon ligden çekilip bir yıl dinlenebileceğimizi söyledi. Biz çekmedik. Çünkü Kocaelispor’un Kocaelililere karşı görevi vardı. İnsanların psikolojisini düzeltmek için. Her hafta ‘prefabrik’, ‘battaniye’, ‘çadır’ laflarından ziyade Kocaelispor’u konuşma imkanı doğdu. Gerçekten Kocaelispor’un maçları hiçbir zaman o kadar dolu olmamıştı. Her maçta stat tamamen doluyordu. Diğer bölgeler ligden çekildi ama biz takımı çekmedik. Futbolcuların ve eşlerinin psikolojik durumları iyi değildi; kente gelmek istemiyor, oynamak istemiyor, kalmak istemiyor, yaşamak istemiyorlardı. Ama kalanlarla biz bu işe devam ettik. Kalan arkadaşlar büyük fedakarlık gösterdi” diye konuştu.

“Kocaelispor Kulüp Başkanı’na teşekkür ediyorum”

Kocaelispor’un 25 yıl sonra düzenleyeceği anma organizasyonu için teşekkürlerini ileten Sefa Sirmen, “Kocaelispor Kulüp Başkanı’nı tebrik ediyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum. Böyle anlamlı bir günde Kocaelispor’un o günkü yaptığı şeyleri hatırlatmak, anmak, o günkü futbolcuları, o gün emeği geçenleri hatırlamak, teşekkür etmek çok önemli. O nedenle başkana, yönetime ve buraya katılacak olan sporcu kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir organizasyon. En çok emeği olan Mehmet Açık’a da ayrıca teşekkür ediyorum. Nasip olursa ben de katılacağım. Tören için Marmaris’ten geldim. Hem kaybettiklerimizi rahmetle anacağız, hem de o günleri tekrar yaşamış olacağız” ifadelerini kullandı.

“Bu kentin en kıymetlisi Kocaelispor’dur”

Son olarak Kocaelispor’u yönetenlere çağrıda bulunan Sefa Sirmen, “Bu kentin en büyük kıymetlisi Kocaelispor’dur. Kocaelispor’a sahip çıkmak hem valimizin, hem büyükşehir belediye başkanımızın, hem de diğer belediye başkanlarımızın görevidir. Nasıl ki bir evde suyun akması çok önemliyse Kocaelispor’un ayağa kalkması da o kadar önemlidir. Kocaeli, Türkiye’nin en büyük sanayi merkezi. Kocaelispor’un yükünü taşıyacak o kadar çok imkan var ki. Dolayısıyla Kocaelispor’un hala 1. Lig’de kalması veya aşağı liglerde oynaması Kocaelililere yakışmıyor. Ben emek vererek, fedakarlık yaparak Kocaelispor’a sahip çıkan başkan ve yöneticilere çok teşekkür ediyorum. Bu sene iyi de başladılar. İnşallah devamı gelir. Bütün yük büyükşehir belediye başkanının omuzlarındadır. Eğer başarı varsa onun başarısıdır. Başarı yoksa onun başarısızlığıdır. Ben olayı böyle değerlendiriyorum ve büyükşehir belediye başkanına çağrıda bulunuyorum. 18-20 bin tane sanayi kuruluşu var. Yıllık bin dolar aidat verseler Kocaelispor’un hiçbir sıkıntısı kalmaz. Bu kenti kirletiyorlar, bu kentte kazanıyorlar. Onun için Kocaelispor’a hizmet etmek, destek vermek herkesin borcu. Bunu organize edecek kimdir? Başta Kocaelispor başkanı. Tabii ki en büyük güç büyükşehir belediye başkanı. Tahir Bey’in de çok istekli olduğunu görüyorum. Desteğini veriyor ama bana göre daha yeterli değil. Daha çok vermeli, daha çok desteklemeli. Hatta işin içine bile girmeli. Toplantılarına katılmalı, soyunma odalarına gitmeli futbolcularla yakınlaşmalı. Ben hiçbir maça soyunma odasına girmeden tribüne geçmedim. Önce futbolcularla ya tesislerle toplanır bir şeyler konuşurduk ya da soyunma odasına gider başarı dilerdim. Bunlar futbolcu üzerinde çok büyük etki bırakır. Motive olmaya ihtiyaçları var. İnsan motive olduğu zaman az hata yapar, çok çalışır. Dengeyi bozar ve başarılı olur” şeklinde konuştu.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version