Kocaeli’de kıyı ekosistemlerini koruma hedefiyle sürdürülen temizlik ve izleme çalışmaları kapsamında Uzunkum Lahana Koyu’nda 2025 yılının üçüncü dönem deniz çöpü izleme faaliyeti gerçekleştirildi; bilimsel iş birliği ve gönüllü katılımlarla çevre farkındalığı güçlendirildi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürülebilirliği güçlendirmek ve doğal yaşam alanlarını korumak adına örnek çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden büyükşehir, özellikle kıyı ekosistemlerinin korunması için yürüttüğü temizlik etkinlikleriyle çevreci belediyecilik anlayışını bir kez daha ortaya koyuyor. Bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından yürütülen “Deniz Çöpleri İzleme Programı” Diriliş Koyu’nda TÜBİTAK-MAM teknik personeli ile 4 kez, Uzunkum Sahili’nde ise sivil toplum kuruluşları ve öğrencilerin katılımıyla 4 kez olmak üzere yılda toplam 8 kez temizlik yapılıyor.
Lahana Koyu’nda 3. dönem çalışmaları gerçekleşti
Deniz Çöpleri İzleme Programı kapsamında Altıntel Limanı’ndan katılım sağlayan personeller ile birlikte Uzunkum Lahana Koyu’nda 2025 yılı 3. dönem deniz çöpleri izleme çalışması gerçekleştirildi. Diriliş Koyu ve Uzunkum Sahili’nde düzenli olarak gerçekleştirilen kıyı temizlik çalışmaları ile hem bilimsel iş birlikleri hem de toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla çevre duyarlılığı arttırılıyor.
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinin “Manda köyü” olarak bilinen Karaoğlan Köyü, bölgenin en fazla leylek yuvası olan yeri olarak dikkati çekiyor. Uluabat Köyü kıyısındaki keşfedilmemiş Karaoğlan Köyü’nde 2 haneye bir leylek düşüyor. Bu köyde Yaren leyleğin köyü olan Eskikaraağaç’tan 8 katı daha fazla leylek yuvası bulunuyor.
Kuş varlığı ve çeşitliliği açısından Avrupa ve Ortadoğu’nun önemli sulak alanlarından biri olan Ulubat Gölü, civarında bulunan yerleşim birimlerindeki leylek yuvalarıyla da tanınıyor.
Özellikle Nilüfer ilçesinin göle kıyısı olan Gölyazı ve Karacabey ilçesinin Eskikaraağaç mahalleleri, leylekleriyle biliniyor ve sadece bunun için bile turist çekiyor.
Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi Eskikaraağaç, Türkiye’nin ilk “Leylek Köyü” olarak biliniyor. Bu köyü son yıllarda ön plana çıkaran ise balıkçı Adem Yılmaz’la kurduğu, dünyaca bilinen “dostluk hikayesi” ile tanınan Yaren leylek merakı ve sevgisi.
Leylek Köyü ve Gölyazı ile diğer mahalleleri içine alan Leylek Şenliği bile bölge turizminin canlanması için Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu bölgede gerçekleştiriliyor.
Ancak, Bursa’da “leylek köyü” adıyla anılan tüm yerleri unutturacak, 32 yuvasıyla adeta bir “leylek şehri”ni andıran bir yer bulunuyor. Uluabat Gölü’ne kıyısı olan Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Karaoğlan Köyü’nde başınızı çevirdiğiniz heryerde leylek görüyorsunuz.
Yumurtadan çıkan yavrular ve onları besleme telaşı içinde yiyecek bulmak için kanatlanan anne ve baba leylekler, mahallede adeta bir görsel şölen oluşturuyor.
Her iki haneye bir leylek düşüyor, Yaren’in köyünden 8 kat fazla yuva bulunuyor
Adeta Yaren leyleği bile kıskandıracak Karaoğlan’da yavruların da yumurtadan çıktığı bugünlerde her iki haneye ortalama bir leylek düşüyor.
Leylek Köyü Eskikarağaç’ta sadece 4 yuva bulunuyor. Bu durumda Karaoğlan, Leylek Köyü’nün 8 katı, 10 yuvalı Gölyazı’nın ise yaklaşık 3 katı yuvaya sahip.
Karaoğlan Köyü Muhtarı Ergün Kısa, mahallelerinin 1800 manda varlığıyla “Manda köyü” olarak tanındığını ancak leylekleri açısından da bu konuda iddialı olduklarını söyledi.
Birkaç yıl öncesine kadar 24 sabit yuvaları varken bu yıl leylek yuvasının 32’ye ulaştığını dile getiren Kısa, “En çok leylek bizim köyümüzde var. Uluabat Gölü’ne ve Kirmasti Çayı’na yakınız. Gölde ve çayda yiyecek bulabiliyorlar. Ayrıca tarım arazilerimiz var. Kurt, böcek ve fare de buluyorlar tarlalarda. Yiyecek konusunda leylekler açısından zengin bir bölgeyiz ve köyümüzü seviyorlar” dedi.
Göç zamanı köy üzerinde veda turu atıyorlar
Eskikaraağaç’ın bir tek Yaren leyleği olduğunu belirten Kısa, “Ama sayı bakımından bizim köyümüz en önde. Bizde birçok Yaren var. Bir leylek 3-4 yavru yapıyor. Şu anda yumurtadan çıkanlarla 200’ün üzerinde leylek var. 400 haneli mahallemizde her 2 haneye ortalama bir leylek düşüyor. Göç zamanı giderken köy üzerinde veda turu yapıyorlar. Birkaç kez köyümüz üzerinde tur atıyorlar” diye konuştu.
Kocaeli’de yaşayan ve aslen Bayramiçli olan Özlem Salman emekli olduktan sonra ilçeye döndü. Emekli resim öğretmeni usta öğreticilik belgesi alarak 3 sene eğitim verdikten sonra Salman, kolon kanseri olduğunu öğrendi. Salman, 8 aylık bir tedavi süreci ardından huzuru bulmak için Kazdağları’na gelmeye karar verdi. Halasının yaşadığı Üzümlü köyünü ziyaret eden Salman, buranın enerjisinin ona iyi geldiğini ve ona huzur verdiğini söyledi. Bu hislerinin üzerine köyde yaşamaya karar veren Salman, köye yerleşir yerleşmez kolları sıvayarak çalışmalara başladı. Önce kendine kiralanan lojmanda çiçekler açtıran Salman, daha sonrasında köyü için çalışmalara başladı. Köyün duvarlarını köyün ruhuna uygun resimlerle süsleyen emekli resim öğretmeni, şimdi ise köyü canlandırmak için proje hazırlıklarında. Yaşlı nüfusun fazla olduğu köye gençlerin de gelmesini istediğini belirten Salman, ne yapılırsa yapılsın köyün ruhuna uygun yapılması gerektiğini ifade etti.
Köy ne yansıtıyorsa onu çiziyorlar
Köyde lojman kiraladıktan sonra işe ilk olarak kendi yaşam alanından başlayan eski resim öğretmeni Özlem Salman, “Okulun lojmanını bana kiraladılar, içini ben kendim yaptım. Çocukluğumdan beri resim yapan bir insanım. Resim yaptığım için ben duran bir insan da değilim. Bir yerleri boyamam gerekiyordu. Baktım tabela aşağıda atıl bir durumdaydı, dedim ki muhtarımıza ben bu tabelaya bir resim yapsam, ismini yapsam köy tabelası falan derken ondan sonra duvar aklıma geldi. Duvara mı bir resim yapsam derken arkadaşlarım var Çanakkale’den, benim kursiyerlerim, onlar da bana gönüllü olarak destek verdiler. Biz buraya geçen sene bir giriştik, bütün duvarları boyadık. Ama şöyle köyümüze göre, öyle kafamıza göre bir şey değil. Ne yansıtıyorsa yani eskiden neyimiz vardı. Köylerimizde eşeklerimiz vardı ama artık yok, bir eşeğimiz olsun istedim. Köyün kahvesine bir eşeğimizi simge olarak koydum. İşte çeşmemizde bakraçlarımız vardı eskiden, şimdi yok, bakraç taşıyan bir ablamız çizdik. Öküzlerimiz vardı, öküzümüz yok, onu çizdik” dedi.
Çalışmalar köylünün de çok hoşuna gitti
Çizimlerin köylü tarafından da beğenilip talep gördüğünü söyleyen Özlem Salman, “Daha sonrasında köylümüzün o kadar çok hoşuna gitti ki bunlar, dediler ki evet yani ben işte şelale istiyorum. Biz ona şelale çizdik ama neden? Çizdik çünkü o kadar içinden böyle mutluluk akan bir aile ki karı koca sevgisi var ki o şelale onların sevgisini yansıtıyor. Hayvanları zaten seviyorlar oraya işte biz geyiğini çizdik, ördeğinini yaptık vesaire. Bu arada benim kuzenim taş ustası, eşi de ekmek yapıyor. Onları yansıttığı için onların duvarına, ekmek yapan bir kadınla yanına Ayşe’yi çizdim yanına da İsmail abi duvar örerken çizdim. Bunlar da başlangıcımız, devamında bir sürü evimiz var. Herkes bir isteklerde bulunuyor fakat tabii ben de yeni hastalıktan çıktığım için geçen sene bir ara verdik” diye konuştu.
Köydeki teyzeler de çalışmalara destek veriyor
Köyde yaşayan teyzelerin kendi kavuklarına çekildiğini gören Salman, onları daha çok köyü yenileme projelerine kattığını belirterek, “Sonrasında ben Çanakkale’deki atölyemi kapatma gereğinde bulundum. Dedim ki neden ben peki köyde bir şeyler yapmıyorum. Mehmet abiyle bunu konuşunca dedim ki hani okul atıl durumda. Biz bunu bir değerlendirelim, ne yapalım. Teyzelerimiz var burada, artık kabuklarına çekilmişler. Onlarla birlikte bir şeyler çıkartalım, oraya neler yapalım. Dedi ki işte bizimle konuşurlarken camide çok eski kalan kilimlerimiz var. Artık böyle güveler yemiş ama duruyor kenarda. Atmayalım dedim, bunlarla ilgili bir çalışma yapalım. Teyzelerimizin eli iş tutuyor sonuçta. Onlarla dedim tekrar bir geri dönüşüm projesine girelim” şeklinde konuştu.
Halk eğitim merkezleriyle beraber köyü gençleştiriyorlar
Projelerinin halk eğitim merkezleri tarafından da desteklendiğini açıklayan Salman, şunları söyledi:
“Halk eğitime gittim, anlattım böyle böyle bir iş yapmak istiyorum. Onlar da çok mutlu oldular. Şimdi önümüzdeki hafta haftanın iki günü burada ablalarımızla teyzelerimizle birlikte halk eğitim bünyesinde bir kurs yapacağız. Geri dönüşüm projesi, camlarımız var, camlarımızdan atıklardan yapacağız. Bir sürü atık malzemeden burada bir ürün çıkartacağız. Artı hani köyümüz yaşlı bir köy olduğu için de gençlerimiz ve torunları hep dışarıda. Benim 20 yaşında oğlum var ve bu köye bayılıyor ve bu köyde bir şeyler yapmak istiyor. Çiftçilik yapacak, arıcılık yapacak vesaire. Onlarla ilgili program yapıyor. Dolayısıyla biz de gençlerimizi, çocuklarımızı şehirlere değil de tekrar köylere nasıl getirebiliriz diye düşünüyoruz. Onunla ilgili bu köyde bir projeler oluşturacağız. İnşallah burada günübirlik piknik alanları, çadır, kamp, karavan getirecek burada nefes alabileceği doğayla başbaşa olabilecek. Köyümüzün düzenini bozmadan, köyümüzün hiçbir ambiyansını bozmadan, böyle bir şey yapacağız.”
Köyün nüfusunun yaşlandığını ve bu projelerin köy için verimli olacağını vurgulayan Üzümlü Köyü Muhtarı Mehmet İhsan Yılmaz ise şöyle konuştu:
“Kendim de 69 yaşındayım, genelde de köyümüzün şu anda mevcut olan insanları yaşlı kesimler vardır. Köyümüz çok eski bir köy oldu. 1300 yıllarda kurulmuş, 1400 yıllarda nüfusu 480 olan, fakat şu anda yaşayan sayısı olarak 105 nüfusa sahibiz. Bunun nedeni de baraj sahasında kalan arazilerin gitmesi ve gelir kaynaklarının düşmesi nedeniyle gençlerimiz köyden hep göç etmişlerdir. Bu nedenle köyümüzün nüfusu hem yaşlanmış hem de azalmıştır. Köyümüzde bulunan ilkokul atıl durumda. Okulumuzu tekrar onararak, tadilatını yaparak, köyümüze kültür ve sanat atölyesi kazandırmayı düşündük. Bu projeyi yaparken güzel sanatlar mezunu hocamız Özlem Salman‘ın da katkılarıyla bunun tadilatını yaptık. Okulumuzu kültür sanat atölyesi haline getirdik. Burada mevcut olan erkeklerimizi ve kadınlarımızı dikiş konusunda, resim konusunda, seramik konusunda yetiştirerek hem kültür hem turizm bakımından köyümüzü canlı bir hale getirmeyi, cazip hale getirmeyi amaçladık. Gençlerimizi de köyümüze tekrar geri çekmek amacıyla aynı zamanda öğrencilerin ürettikleri bu ürünleri stantlarda satacağız. Yapacağımız stantta satarak hane halkına, köyümüzün insanlarına gelir kaynağı elde etmek. Canlılık getirmek, kültürü genişletmek amacıyla böyle bir projeye başladık. İnşallah kısa zamanda bunu tamamlayacağız ve güzel bir şey olacağını düşünüyorum.”