Olay, 02.30 sıralarında Gündoğdu Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi üzerinde meydana geldi. Sürücüsünün kontrolünden çıkan 53 EE 850 plakalı otomobil Ebubekir Sıddık Camii’ne daldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi. Kısa sürede camiye ulaşan itfaiye, sağlık ve polis ekipleri araçta bulunan 4 kişiye müdahale etti. İtfaiyenin taşıdığı bir yaralı olay yerinde hazır bekleyen sağlık ekiplerine teslim edildi. Camide ise hasar oluşurken, sabah saatlerinde gelen cemaat şok oldu. Manzara karşısında şaşkına dönen vatandaşlar, “4 tane genç varmış, bunlar alkollü muhtemelen. Yüksek hızla içeriye girmişler. Biz burada olsaydık facia olabilirdi” dedi.
Olay, 16 Ocak 2024 tarihinde saat 01.00 sıralarında Çenedağ Mahallesi Harikalar Sahili’nde meydana geldi. İddiaya göre, Cem K., (21) Çağlar B. (21) ve 18 yaşından küçük olan Ayberk E. ile Cafer Karaman ve arkadaşı Tarık B.G. arasında önce sözlü ardından fiziki kavga yaşandı. Meydana gelen olayda Cafer Karaman darp neticesinde ağır yaralandı. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Cafer Karaman hastaneye kaldırıldı ancak olaydan 11 gün sonra hayatını kaybetti. Cafer Karaman’ın ölümüne ilişkin Cem K., (20) Çağlar B. (20) ve Ayberk E. gözaltına alındı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından Cem K., Çağlar B. ve Ayberk E., “Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Geçen celselerde Çağlar B. ve Ayberk E. tahliye edildi.
“Üstüme çullandılar, kendimi korumak amacıyla yumruk salladım Cafer’e denk geldi”
Olaya ilişkin açılan davanın son duruşması, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Cem K., tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Üzgün olduğunu söyleyen tutuklu sanık Cem K., “Olay günü işten çıkmıştım. Arkadaşlarımın beni araması üzerine sahile gittik. Oturuyorduk, maktul ve yanındaki şahıs bize bela oldular, rahatsızlık verdiler. Biz kaçmak istedik ancak izin vermediler. Tek amacımız kaçmaya yönelikti. Gücümüzün yetmeyeceğini anladık. Arabaya bindiğimizde maktul Cafer aracın kaputunu tutuyordu, diğer şahıs ise aracın kapısını açmaya çalışıyordu, kaçamıyorduk, mecbur arabadan inmek zorunda kaldım. Üstüme çullandılar, kendimi korumak amacıyla yumruk salladım Cafer’e denk geldi. Maktul yere düştü. Olayın şoku ve heyecanıyla araca binerek uzaklaştık. Sonrasında karakola gittik” dedi.
“Kimseye vurmadık”
Tutuksuz sanık Çağlar B. ise “Yaşanan olay sebebiyle çok üzgünüm. Kendi halimizde oturuyorduk. Bize sataştılar. Gitmelerini istedik gitmediler. Ben hiç kimseye vurmadım” diye konuştu.
Ayberk E. de kimseye vurmadığını, yaşanan olay sebebiyle üzgün olduğunu söyleyerek, beraatini istedi.
Maktulün eşi Emine Karaman, 3 sanıktan da şikayetçi olduğunu söyleyerek “1 yıldır hayatım alt üst oldu. 3 çocukla bir başıma kaldım” ifadelerini kullandı.
“Olayda haksız tahrik bulunmamaktadır”
Sanıkların iştirak halinde suçu işlediklerini söyleyen Karaman’ın aile avukatı ise “Sanıklar olayda muşta kullanmış olup bu maddi deliller sabittir. Olayda haksız tahrik bulunmamaktadır. Bu hususta karar verilmesini talep ederiz. Sanıklar birlikte hareket ederek maktulü darp etmişlerdir. Sanıklar olaydan sonra kaçmış, savunmalarını hazırlamış ve karakola gitmişlerdir. Olayda haksız tahrik unsuru bulunmamakla birlikte sanıkların iştirak halinde kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarını talep ediyoruz” dedi.
Sanık avukatları ise “Müvekkillerinin ağır küfürlere maruz kaldıklarını, Cem K’nin taciz edildiğini, kaçmaya çalışırken ise olayın yaşandığını dile getirdi.
5 yıl 6 ay 20 gün hapis
Mahkeme heyeti, Cem K’ya haksız tahrik altında “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası vererek, tutukluluk halinin devamına hükmetti. Diğer 2 sanık ise beraat etti.
Depremin hemen ardından korku, ne yaptığını ve nerede olduğunu bilememe, duygularını hissedememe ve kafa karışıklığı gibi belirtiler yaşanabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. İpek Buse Güzelce, “Kişi, olayı hatırlamak istemese de anılar zihnine kendiliğinden gelebilir. Bu belirtilerle başa çıkmak için temel ihtiyaçlarınıza özen gösterin; özellikle uyku ve iştahınızı dengelemeye çalışın. Yaşadıklarınızı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla paylaşmaktan çekinmeyin. Günlük küçük rutinlerinize dönmeye çalışın” dedi.
İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. İpek Buse Güzelce, doğal afetlerin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Doğal afetler karşısında ruhsal etkilenmelerin kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Güzelce, “İnsan doğası gereği, karşılaşılan afetler karşısında belli derecelerde ruhsal etkilenme herkes tarafından yaşanır. Yaşadığımız coğrafyada deprem başta olmak üzere, doğal afetler karşısında ruhsal zorlanmalar yaşayabilir, ruhsal tepkiler ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.
Deprem sonrası yaşanabilecek olumsuz durumlardan bahseden Uzm. Dr. Güzelce, “Depremin hemen ardından yaşayabileceğiniz tepkiler arasında korku, ne yaptığınızı ve nerede olduğunuzu bilememe, duygularınızı hissedememe, kafa karışıklığı ve tepki vermeme olabilir. Bu tepkiler, ‘olağandışı durumlara verilen olağan tepkiler’ olarak tanımlanır. Çoğu kişi için bu tepkiler, olaydan sonra ilk haftalarda zamanla azalır ve ortadan kalkar. Tedavi veya müdahaleye gerek kalmadan kişi olay öncesi haline dönebilir” dedi.
“Olayla ilgili kâbuslar görülebilir”
Bu tepkilerin yanı sıra olay anını tekrar hatırlama, olayın istenmeden tekrar tekrar zihne gelmesi gibi belirtilerin de görülebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Güzelce, şu bilgileri paylaştı: “Bu durum ‘yeniden yaşantılama’ olarak adlandırılır. Kişi, olayı hatırlamak istemese de anılar zihnine istenmeden gelebilir. Bu anılar çok canlı olabilir ve kişi sanki olay yeniden oluyormuş gibi hissedebilir. Bu hatırlamalarla birlikte iç sıkıntısı, çarpıntı, terleme gibi bedensel belirtiler de tetiklenebilir. Olayla ilgili kâbuslar görülebilir. Ayrıca, olayın tamamını veya bazı kısımlarını hatırlayamama, depremin olduğu eve girememe, olayla ilgili konuşmak istememe, uykusuzluk, sinirlilik, aşırı irkilme gibi tepkiler de ortaya çıkabilir. Yaşadıklarınız karşısında kendinizi çaresiz hissedebilir ve karamsar düşünceler içinde bulabilirsiniz.”
“Tepkilere karşı öneriler”
Uzm. Dr. Güzelce, deprem sonrası travmalarımızı nasıl yönetebileceğimiz ve kendimizi nasıl iyi hissedeceğimiz konusunda şu önerilerde bulundu: “Temel ihtiyaçlarınıza özen gösterin, özellikle uyku ve iştahınızı dengelemeye çalışın. Duygularınıza izin verin; yaşayabileceğiniz üzüntü, kaygı, korku gibi duygular olağan tepkilerdir. Duygularınızı ve yaşadıklarınızı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla konuşmaktan çekinmeyin. Günlük küçük rutinlerinize dönmeye çalışın. İlk günlerde yaşayabileceğiniz uykusuzluk ve iştah değişiklikleri gibi durumlarda sakinleştirici veya yatıştırıcı ilaçları kullanmamaya özen gösterin. Depreme ait görsel ve videolara maruziyetinizi kısıtlayın. Nefes egzersizleri veya gevşeme tekniklerini deneyin. Derin nefes almak, bedenin rahatlamasına ve zihnin sakinleşmesine yardımcı olabilir.”
“İlk haftalarda bazı şikâyetler görülmesi normal”
Hangi durumlarda uzman destek alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güzelce, “İlk haftalarda bu belirtilerin görülmesi doğaldır. Ancak, şikayetler ilerleyen haftalar içinde azalmıyorsa, yaşantınızı etkiliyor ve yaşamınıza uyum sağlamanızı zorlaştırıyorsa, uyku ve iştah değişikliklerinde düzelme olmuyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.
1 aydan uzun süren olumsuz belirtiler hakkında uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Güzelce, “Eğer bu belirtiler 1 aydan uzun sürerse ya da zamanla azalmak yerine daha da yoğunlaşırsa, bu durum Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak adlandırılabilir. Bu yüzden belirtiler geçmiyorsa ya da kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkilemeye devam ediyorsa, bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak çok önemlidir. Erken destek almak iyileşme sürecini kolaylaştırır. TSSB belirtileri her insanda farklı şekillerde yaşanabilir. TSSB, tedavi edilebilir bir durumdur; ancak kendi kendine geçme olasılığı düşüktür. Tedavide hem ilaçların hem de psikoterapinin yeri vardır” dedi.
“Tedavi seçenekleri”
Travma ile ilişkili ruhsal bozukluklarda temel tedavi yönteminin psikoterapi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Güzelce, uygulanabilecek tedavi seçeneklerini şöyle sıraladı: “Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Travma Odaklı Terapiler: Kişinin travmayla baş etmesini, düşünce ve davranışlarını yeniden düzenlemesini sağlar.
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme): Travmatik anıların daha az rahatsız edici hale gelmesine yardımcı olan özel bir terapi yöntemidir.
İlaç tedavisi: Bazı durumlarda, özellikle kaygı, uyku problemleri veya depresyon belirtileri yoğunsa, psikiyatrist tarafından ilaç desteği verilebilir.”
Uzm. Dr. Güzelce, “Her bireyin ihtiyacı farklıdır. Bu yüzden tedavi kişiye özel planlanır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Kocaeli’de gündüz saatlerinde mahalleyi saran koku için ekipler seferber oldu. Adım adım iz takip edilerek kokunun bir fabrikadaki akrilat malzemesinin reaksiyon geçirmesinden kaynaklandığı tespit edildi.
Olay, Başiskele Vezirçiftliği bölgesinde meydana geldi. Gündüz saatlerinde mahalleyi keskin bir koku sardı. Kimyasal olduğu zannedilen koku için mahalle muhtarı ve vatandaşlar ekiplere haber verdi. Kısa sürede olay yerine AFAD ile Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler ölçümler yaparken, kokunun kaynağı yaklaşık 7 saat sonra adım adım takip edilerek bulundu. Kapalı haldeki bir fabrikada akrilat malzemesinin reaksiyon geçirdiği belirlendi. Olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri de sevk edildi. Bazı vatandaşların kokudan etkilendiği belirlendi. Olayla ilgili konuşan mahalle muhtarı, “Yaklaşık 7 saat önce kokuyla alakalı 100 vatandaşımızdan şikayet aldık. Ben de hemen ekiplere bildirdim. Ekipler yaptıkları incelemede fabrikada akrilat isimli malzemenin reaksiyona girdiğini belirlediler.” dedi.
https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/pazar-yerindeki-cinayetin-perde-arkasi-iddianamede-anlatildi-0-aqSUV6fs.mp4 Kocaeli’nin İzmit ilçesinde pazar yerinde arkadaşı Yiğit Laç’ı kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, sanığın maktulün kuzeniyle arasında gönül ilişkisi olduğu, Yiğit Laç’ın bu durumu kuzeninin babasına söylemesi ve sanığa ait araca taş atarak camını kırması nedeniyle aralarında husumet başladığı bilgisi yer aldı. İddianamede, öldürme saikiyle bıçağı savurduğu ifade edilen sanık ise pişman olduğunu söyleyerek, “Bilerek ve isteyerek bıçaklamadım, o benim kardeşim gibidir” dedi.
Olay, 28 Eylül 2024’de Doğu Kışla Pazaryerinde meydana geldi. Bir süre önce aralarında araba camı kırma meselesi yüzünden husumet başlayan Enes T. (26) ile Yiğit Laç (22) pazaryerinde karşı karşıya geldi. İki tarafın da ’Sen adam mısın?’ sözleri üzerine büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Çıkan kavgada Enes T., Yiğit Laç’ı kalbinden bıçakladı. Enes T. ayrıca olayı ayırmaya çalışan dayısı Ali Borlak’ı ve Yener Ersin’i yaralayarak kaçtı. Olayın ardından Yiğit Laç hayatını kaybetti, zanlı Enes T. ise polis ekipleri tarafından yakalandı. Adliyeye sevk edilen Enes T. tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Müebbet hapis talebi
Enes T. hakkında “bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma taşıma veya bulundurma”, “kasten öldürme”, “silahla kasten yaralama” suçlarından hazırlanan iddianame, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, Enes T.’nin Yiğit Laç’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis, Umut Can Laç ve Ali Borlak’a yönelik “yaralama” suçlarından ise ayrı ayrı 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Ayrıca, olaya karışan Sedat Borlak’ın ise Yener Ersin’e yönelik işlediği “kasten yaralama” suçundan 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
“Yiğit’i vuracağım”
İddianamede, görgü tanıklarının ifadelerine de yer verildi. Tanık Eray G., Yiğit ve Umut Can Laç’ın kuzenleri olduğunu ifade ederek, “İkisi de dayımın çocukları olur. Olay tarihinden yaklaşık 2-3 ay kadar önce Yiğit, dayısının kızı İ. ile Enes arasında birliktelik olduğunu öğrendi. Enes uyuşturucu bağımlısıydı. Bu durumdan dayımın da haberi vardı ve bu birlikteliğe kesinlikle karşı çıkıyordu. İ., bunu öğrenip Enes’e söylemesi üzerine Enes, Yiğit’in bulunduğu mahalleye gitti. Burada ikisi arasında tartışma çıktı. Bunun üzerine Yiğit, Enes’in arabasının camını taş atarak kırdı. Bu yaşananları maktulün abisi Umut Can bana anlattı. Ayrıca olaydan 3-4 gün kadar önce fabrikada çalıştığımız esnada Enes’in, kullanmış olduğu sosyal medya hesabından ’Kimin arabasına binerse o arabanın camını kıracağım. Gördüğüm yerde vuracağım, öldüreceğim, anasını, bacısını doğmamış bebeğini sinkaf edeceğim’ şeklinde paylaşım yaptığını Umut Can bana gösterdi. Olaydan bir gün önce de Umut beni arayarak Enes’in sosyal medya hesabından, ’Yiğit’i vuracağım’ şeklinde paylaşım yaptığını ve kardeşinin hayatından endişe ettiği bana söylemişti” dedi.
“Adam mısın?”
Müşteki Ali Borlak da ifadesinde, “Pazar yerlerinde tezgah açarak geçimimi sağlıyorum. Enes yeğenim olur. Enes’in uyuşturucu madde kullandığını annesi bana anlattı. Yiğit ile Enes arasında yaklaşık 3-4 ay kadar önce araba camını kırma konusundan kaynaklı olarak anlaşmazlık vardı. Olaydan yaklaşık bir ay süre zarfında Enes’in annesi olan kız kardeşim, beni arayarak Enes ile Yiğit’in arasını düzeltme konusunda yardım istedi. Olay günü sabah erken saatlerde yanımda çalışan Enes ve Erkan ile birlikte tezgahı düzenlemeye başladık. Çalıştığımız tezgaha doğru Yiğit’in geldiğini görür görmez Enes ile aralarında bir anlaşmazlık olduğu için, ’Yiğit, yapma abim, git tezgahına’ diyerek onu uyardım. Yiğit’in elinde bıçak veya benzeri bir alet yoktu. Pazar çok kalabalık olduğu için ilk karşılaştıkları anda ne konuştuklarını tam olarak duymadım ancak Yiğit’in, Enes’e hitaben, ’Adam mısın?’ dediğini, aynı şekilde Enes de ’Sen adam mısın?’ dediğini işittim. Yiğit’i uzaklaştırmaya çalıştığım esnada tezgahın arkasında duran Enes, aniden tezgahın üzerinden atlayarak yanımıza geldi. Elinde bulunan bıçak ile sol dizimin arkasından beni yaraladı. Enes beni bıçakladıktan sonra hemen Yiğit’in üzerine doğru yürümeye başladı ve aralarında bir arbede yaşandı. Bu esnada Enes’in elinde beni yaraladığı bıçak vardı. Yiğit’in nasıl bıçaklandığını görmedim” diye konuştu.
“Yiğit araba camımı kırdı”
Pazarcılık yaptığını söyleyen tutuklu sanık Enes T. ise “Yiğit ile çok eski zamandan tanışırız, mahalleden arkadaşımdır. Bundan yaklaşık 2-3 ay kadar önce mahallemde bulunan amcama ait kahvehanenin önüne aracımı bırakıp mahallede dolaşmaya çıkmıştım. Sonrasında döndüğümde araba camının kırıldığını gördüm. Kameraları incelediğimizde olayı Yiğit’in gerçekleştirdiğini anladık. Yiğit bu olay sonrasında hiçbir şekilde benden özür dilemedi ve zararımızı karşılamadı. Ben Yiğit ile hiçbir zaman bu olayı birebir konuşmadım. Ancak girdiğim bazı ortamlarda Yiğit’in bu şekilde yanlış yaptığını ve zararımızı karşılamadığını anlattım. Bu olaydan sonra aynı pazar yerinde aynı patronlara bağlı çalıştığımız için Yiğit ile yüz yüze geldik. Aramızda çok büyük bir sorun yoktu. Sosyal medyadan yapmış olduğum paylaşımların Yiğit ile hiçbir alakası yoktur” şeklinde konuştu.
“Yiğit beni tehdit, anneme de küfür etti”
Enes T., Yiğit Laç’ın bir gün kendisini tehdit ettiğini belirterek, “Olaydan bir gün önce gece vakti Yiğit’in abisi olan Umut Can ile Sezer ve Yener adlı şahıslar beni aradılar. Umut Can benim konumumu istedi. Bundan öncesinde Yiğit beni aradı. Aradığında alkollü olduğunu anladım, ’Seni düşüreceğiz, evden dışarı çık’ şeklinde tehdit etti ve anneme küfür etti. Hatta bu duruma eniştem de şahittir. Sonrasında telefonu alan Sezer benim kendime dikkat etmemi söyledi. Sezer’in kuzeni olan yine mahalleden tanıdığımız Muhammet de Yiğit ile benim aramı bulmak istedi ve konuşma esnasında Yiğit’i susturmaya çalışıyordu. Bu telefon görüşmeleri olaydan bir gece önce meydana geldi” ifadelerini kullandı.
“Yiğit benim kardeşim gibidir”
Olay gününü anlatan Enes T., “Pazar tezgahında çalıştığım esnada Yiğit’in bizim tezgahımızın önüne doğru telaşlı şekilde geldiğini gördüm. Dayım Ali Borlak’a hitaben, ’Adam mısınız, ben sizi uyarmadım mı?’ şeklinde konuştu. Dayımın üzerine doğru yürüyünce dayım da kendisini tezgahtan uzaklaştırmaya çalıştı. Sonrasında Yiğit bana doğru seslendi. Ben de o sırada tezgahın üzerinde bulunan bıçağı alarak Yiğit’e doğru yöneldim. Ortalık karışınca ben elimde bıçakla dağılmalarını söyledim. O esnada birisi benim yüzüme yumruk attı. Ben bıçak ile ilerlerken dayım Ali benim ön tarafımdaydı. Ancak ben onun yaralandığını hiç anlamadım. Ben bıçağı sadece bir kez salladım. Yiğit’e denk gelip gelmediğini hatırlamıyorum. O an yüzüme de yumruk yediğim için herkes üzerime doğru çıktı. Ben kesinlikle bilerek ve isteyerek Yiğit’i bıçaklamadım. Çok pişmanım. Yiğit benim kardeşim gibidir” dedi.
İddianamede, maktul Yiğit Laç ile sanık Enes T’nin uzun süredir birbirlerini tanıdıkları ve aralarında husumet bulunduğu belirtildi. Bu husumetin, maktulün sanığa ait aracın camını kırması ve kuzeniyle yaşadığı gönül ilişkisini kızın babasına söylediğini düşünmesinden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca, bu sebeplerle zaman zaman aralarında tartışmalar yaşandığı kaydedildi.
“Öldürme saikiyle bıçağı savurdu”
Olay günü pazar yerinde çalışan Yiğit Laç’ın konuşmak maksadıyla Enes T’nin bulunduğu tezgaha doğru yöneldiği, Ali Borlak’ın maktulün önüne geçerek olay yerinden uzaklaştırmak istediği, bu esnada sanığın üzerinde bulunan ve “sustalı” olarak tabir edilen bıçağı çekerek Yiğit Laç’ın üzerine doğru koşmaya başladığının ifade edildiği iddianamede, sanığın kendisine engel olmaya çalışan dayısını ayağından yaraladığı, ardından da maktul Yiğit’in göğüs bölgesini hedef alarak öldürme saikiyle bıçağı savurduğu ve onu da yaraladığı vurgulandı. Ayrıca iddianamede, maktulün ise Enes T’ye yumruk atarak engel olmaya çalıştığı, ayrıca Umut Can Laç’ın da bıçağı aldığı bilgilerine yer verildi.
Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bir vatandaş, kendi imkanlarıyla evinin çatısını onardığı sırada yangın çıktı. Yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, daire kullanılamaz hale geldi, 1 kişi yaralandı.
Olay, Hacıosman Mahallesi Ova Sokak’taki 3 katlı binanın çatısında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, H.Ö. pürmüz ile çatıda membran kaplama işlemi yaptığı sırada yangın çıktı. H.Ö., yangını kendi imkanlarıyla söndürmeye çalışsa da başarılı olamadı. Alevler kısa sürede büyüyerek evine yayıldı. Durumu fark eden apartman sakinleri binayı terk etti. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, yangını söndürdü. Yangın nedeniyle 3. kattaki daire kullanılamaz hale geldi.
Öte yandan, vatandaşlar ise korku dolu gözlerle yaşananları izledi. Olay sebebiyle eli yanan H.Ö., sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılarak hastaneye kaldırıldı.
Cumhuriyet savcısı, 6 sanığın tasarlayarak ve azmettirme suçlarından ağırlaştırışmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Olay, 5 Şubat 2024’te Yenikent Mahallesi’ndeki Tufan Sokak’ta bulunan okul bahçesinde meydana geldi. Murat Tosun (33), 7 yaşındaki oğlunu almak için geldiği ilkokulun bahçesinde 2 kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklanan Tosun ağır yaralandı, saldırganlar ise kaçtı. İlk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan Murat Tosun, kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
6 şüpheliden 4’ü tutuklandı
Olaya ilişkin inceleme başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olay yerinde bulunan Mehmet K. (51), oğlu Bilal K. (24) ile müstakbel gelini H.B.’yi ve olaya karıştığı tespit edilen K.K., eşi B.K. ile kızı S.O.’yu gözaltına alındı. İfadesi alınan şüphelilerden B.K. ve kızı S.O. serbest bırakılırken, diğer 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Geçtiğimiz celse görülen duruşmada K.K. de tahliye edildi.
“Erkekler olarak mağduruz”
Olaya ilişkin açılan davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Tahliyesini talep eden tutuklu sanık Mehmet K., “Planlı veya öldürmek için olay yerine gitmedik. Murat’ın oğlumun nişanlısını rahat bıraksın diye olay yerine gittik. Oğlum öyle bir insan değil, nişanlısı tarafından dolduruşa getirildiği için bu duruma geldi. Erkekler olarak mağduruz. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Pişman olduğunu söyleyen tutuklu sanık Bilal K., öldürme kastının olmadığını, çok üzgün olduğunu ve konuşmak amacıyla olay yerine gittiğini belirtti.
“Yaralama kastı ile hareket ederken öngörmediği ölüm gerçekleştirmiştir”
Bilal K.’nın avukatı ise “Müvekkilim, maktulün kendi nişanlısı H.B.’ye tekrardan cinsel saldırı gerçekleşmemesi için anlık öfke ve tahrikle olayı gerçekleştirmiştir. Öldürme gibi bir kastı ve amaçla hareket etmemiştir. Yaralama kastı ile hareket ederken öngörmediği ölüm gerçekleştirmiştir” şeklinde konuştu.
Tutuklu sanık H.B. de önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyleyerek, tahliyesini istedi.
“Savaşa gider gibi gidip oğlumu bıçaklamışlar”
Sanıklardan şikayetçi olan Murat Tosun’un babası İsmail Hakkı Tosun, “Savaşa gider gibi gidip oğlumu bıçaklamışlar. Bilal, oğlum kanlar içinde yatarken yardım için gelenleri de engelliyor. Bu cinayetten başka bir şey değil, bile isteye olayı gerçekleştirmişler” dedi.
Mütalaada cinayetin işleyişine yer verildi
yapılan savunmaların ardından cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Mütalaada, maktul Murat Tosun ile sanıklar S.O., annesi B.K. ve babası K.K. arasında, Tosun’un öz yeğeni olan S.O.’ya yönelik geçmişteki eylemleri nedeniyle husumet bulunduğu belirtildi.
Sanık H.B.’nin ise daha önce yaşadığı bir ilişkiden hamile kaldığı ve bu durumu nişanlısı Bilal K.’den gizlediği ifade edildi. Savcı, H.B.’nin, bekaret konusunda hassas olan nişanlısını kandırmak için, gerçekte yaşanmamış bir taciz ve tecavüz girişimini uydurduğunu ve bunu tanımadığı bir kişinin gerçekleştirdiğini söylediğini aktardı.
Mütalaada, sanık Bilal K.’nın, nişanlısı H.B.’nin iddialarını araştırmakta ısrarcı olduğu ve bu süreçte geçmişte benzer suçlamalarla adı geçtiğini bildiği maktul Murat Tosun’u hedef aldığı ifade edildi. Bilal K.’nın, maktulü bulmak amacıyla, Tosun ile husumetli olan sanıklar S.O. ve B.K.’den fotoğraf temin ettiği belirtildi.
Ayrıca mütalaada, sanıklar S.O., B.K., K.K. ve H.B.’nin maktulü Bilal K.’ye hedef göstermede azmettirdikleri ifade edildi. Devamında sanık K.K.’nın, Murat Tosun’un evinin bulunduğu sokağa Bilal K., H.B. ve diğer sanıklardan Mehmet K.’yi götürdüğü ve maktulü bizzat gösterdiği mütalaada yer aldı.
Olay günü sanıklar Bilal K., Mehmet K. ve H.B.’nin birlikte hareket ederek maktulü takip ettiklerinin ifade edildiği mütalaada, saldırının gerçekleştiği noktada ise Bilal K.’nın sustalı bıçakla, Mehmet K.’nın ise “mınçıka” olarak tabir edilen yasaklı bıçakla maktule birden fazla darbe vurduğu ve bu şekilde Murat Tosun’un ölümüne sebep oldukları belirtildi.
Tüm sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet talebi
Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan mütalaada, sanıklar Bilal K. ve Mehmet K’nın, “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca her iki sanığın, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan da 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.
Yine mütalaada, sanıklar H.B., B.K., K.K. ve S.O.’nun ise olayda azmettirici oldukları gerekçesiyle ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.
Söz hakkı verilen sanıklar ise mütalaayı kabul etmediklerini söyledi.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
Osmangazi Mahallesi Lokman Hekim Caddesi Halı Saha Sokak’ta bulunan site önünde 16 Mart 2024 tarihinde meydana gelen olayda, sabah saat 07.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan Gülhan Esen (24), otomobilde bekleyerek pusu kuran şahıs tarafından tabancayla ateş edilerek vuruldu. Esen kanlar içinde yere yığıldı, şüpheli ise kadını tekmeledikten sonra olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan genç kadın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Cinayetten 7 ay önce evlenen Esen’in öldürülmesine ilişkin başlatılan soruşturmada, bin saatlik güvenlik kamerası izlenerek zanlının kimliği tespit edildi. Gülhan Esen’in katil zanlısı, takıntılı eski sevgilisi Muhammed T. (29) çıktı. Muhammed T’nin cinayetten sonra yakalanacağı korkusuyla toplu taşımaya binemediği, otelde de kalamadığı için sokak sokak yürüdüğü belirlendi. Sürekli yer değiştiren Muhammed T. olaydan 5 gün sonra İstanbul’da yakalanarak tutuklandı. Olaya ilişkin Muhammed T’ye yardım eden İ.T. ve M.Ö. hakkında da dava açıldı. İfadeleri alınan İ.T. ve M.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
“Beni olay yerine kendisi çağırdı” iddiası
Hakkında “kadına karşı kasten öldürme” suçundan dava açılan sanık Muhammed T’nin, Gebze 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Sanık savunmasında, önceki ifadesinin aksine Gülhan Esen’in kendisini olay yerine çağırdığını iddia etti. Mahkeme heyetinin, “Esen’in aylar önce değiştirdiği telefon numarasını nereden bildin?” sorusuna ise “Bilmiyorum” yanıtını verdi.
Olay günü ve öncesine ait HTS kayıtlarının henüz tam olarak incelenmemesi nedeniyle heyet, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
“Beni görünce küfür ede ede geldi” demişti
Öte yandan sanık, ilk duruşmadaki savunmasında, olay günü kendisinin Esen’in evine gittiğini ifade ederek, “Sahur vaktiydi. Gülhan beni görünce küfür ede ede geldi. Yüzünde morluk vardı. Düzgün konuşmasını söyledim. En son babamdan niye özür dilemediğini dile getirdim. ’Ben senin babandan niye özür dileyeceğim?’ dedi. Babamı neden şikayet ettiğini sorduğumda sebebi olmadığını söyledi. Sinirlendi, öfkelendi. En son arabaya doğru döndüm, arkamdan pis bir şey söyledi. Arabanın içinde silah vardı, aldım ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Onu sevdiğimi söylemiştim. Bu hiçbir zaman değişmeyecek” ifadelerini kullanmıştı.
Olay, Kurtuluş Bulvarı’nda bulunan bir rezidansın önünde meydana geldi. İddiaya göre bir grup, “namus davası” diye bağırarak V.Ö. ile N.Ö’ye bıçakla saldırdı. N.B. bacağından, V.Ö. ise karın bölgesinden bıçaklandı. Saldırganlar ise olay yerinden kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri ise olay yerinde incelemelerde bulundu. Yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde konuşmak için buluştuğu şahsı silahla vurarak öldüren şüpheli ve 2 kişi gözaltına alındı. Katil zanlısı tutuklanırken, diğer 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Olay, 29 Mart’ta saat 23.00 sıralarında Derbent Mahallesi Ahmet Lütfü Arat Caddesi üzerindeki bir parkta meydana geldi. İddiaya göre, Hasan Hüseyin Osmanoğlu (34) ile ağabeyi, H.Ş. isimli şahsı arayarak yanlarına çağırdı. Olay yerine gelen H.Ş. ile iki kardeş arasında bilinmeyen bir sebeple tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi ile çıkan kavgada H.Ş., belinde çıkardığı silahla 3 el ateş etti. Kurşunların hedefi olan Hasan Hüseyin Osmanoğlu göğsünden vurularak ağır yaralandı. Osmanoğlu kanlar içinde yerde kalırken, H.Ş. olay yerinden kaçtı. Yakında bulunan jandarma ekipleri sesleri duyunca bölgeye intikal etti. Yaralıya ilk müdahaleyi jandarma ekipleri yaparken, ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekiplerinin hastaneye götürdüğü Osmanoğlu, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Yakalanan 3 şüpheliden biri tutuklandı
Olayla ilgili çalışma başlatan polis ekipleri, olayı gerçekleştiren H.Ş. ile A.A. ve E.Ç’yi yakaladı. 3 şüpheli Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde tamamlanan işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. A.A. ve E.Ç. çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, H.Ş. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.