Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

İzmit’in su medeniyeti zamana direniyor

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/izmitin-su-medeniyeti-zamana-direniyor-0-gwebQBgm.mp4
Anadolu’da Roma’ya başkentlik yapmış tek şehir olan İzmit, İmparator Trajan döneminde inşa edilen mühendislik harikası su kemerlerinden, Osmanlı döneminin ince işçilikli hayratlarına uzanan zengin su yapılarıyla tarihe tanıklık ediyor.

Tarih boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan geçmişiyle “katmanlı şehir” özelliği taşıyan İzmit (Nikomedia), tarihi su yapılarıyla dikkati çekiyor. Roma döneminde kente hayat veren devasa su kemerlerinden, Osmanlı döneminde mahalle kültürünün merkezi haline gelen zarif çeşmelere kadar uzanan “su medeniyeti”, kentin sokaklarında varlığını sürdürüyor. Özellikle Orhan, Akçakoca ve Hacı Hasan mahallelerinde yoğunlaşan tarihi yapılar, yıkıcı depremlere rağmen ayakta kalarak geçmişi bugüne taşıyor.

Roma İmparatorluğu’na 46 yıl başkentlik yapan kent

Art Nicomedia Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Akın Ülkü Sevinç, kentin su mimarisinin köklü bir geçmişe dayandığını belirtti. İzmit’in Roma İmparatorluğu’na 46 yıl başkentlik yaptığını hatırlatan Sevinç, kentin su ihtiyacının o dönemde kurulan mühendislik harikası sistemlerle karşılandığını anlattı.

“İzmit’in yaklaşık 2700 yıllık bir tarihi geçmişi bulunuyor”

Zaman içinde yaşanan büyük depremlerin kenti yerle bir ettiğini dile getiren Sevinç, bugün Nikomedia döneminden çok az yapının günümüze ulaşabildiğini vurguladı. Sevinç, “İzmit’in yaklaşık 2700 yıllık bir tarihi geçmişi bulunuyor. İlk yerleşim, Astakos denilen yerleşimle başlıyor. Milattan önce 8. yüzyılda Yunanistan’dan göç eden Megaralılar tarafından kurulan koloni, bölgede ilk yaşam izlerini oluşturuyor. Zaman içinde kent gelişiyor ve büyüyor. I. Nikomedes döneminde, Milattan önce 3. yüzyılda, Nikomedes’in kararıyla karşı tarafta başlayan ilk yerleşim bu bölgeye taşınıyor. Nicomedia olarak bilinen kent, bu alanda inşa edilmeye başlıyor. İmar faaliyetleri kapsamında çeşitli yapılar, kamu binaları ve kompleksler burada kuruluyor. Milattan sonra 284 yılında ise Roma İmparatoru Diocletianus tarafından Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan ediliyor” dedi.

“Roma döneminde kentin su ihtiyacı, Paşasuyundan gelen suyla karşılanıyordu”

Roma döneminde Bithynia Valisi Plinius’un girişimleriyle kente su getirildiğini ifade eden Sevinç, şu bilgileri paylaştı:

“Bithynia Valisi Plinius, milattan sonra 2. yüzyılda İmparator Trajan’a yazdığı mektuplar sonucunda aldığı maddi desteklerle Paşasuyu bölgesinden şehir merkezine kilometrelerce uzunlukta bir antik su kemeri sistemi kurulmasını sağladı. Dünyadaki birçok antik kentte olduğu gibi bu sistem de su kaynağından merkeze su taşıyordu. Günümüzde bazı parçaları depremler nedeniyle yıkılmış durumda. Roma döneminde kentin su ihtiyacı, Paşasuyundan gelen suyla karşılanıyordu. Bu sistem, hem içme ve temiz su ihtiyacını hem de hamam ve tuvaletlerde hijyen amaçlı kullanım ihtiyacını karşılıyordu. Benzer sistemler o dönemde dünyadaki birçok kentte bulunuyordu.”

Saraylı kadınların imzası

Roma’nın kitlesel su yapılarının ardından, Osmanlı döneminde suyun “hayrat” kültürüyle estetik bir hal aldığını vurgulayan Sevinç, özellikle Orhan, Akçakoca ve Hacı Hasan mahallelerinde çok sayıda tarihi çeşme bulunduğunu kaydetti. Akın Ülkü Sevinç, “İzmit’in özellikle Orhan, Akçakoca ve Hacı Hasan mahallelerinde çok sayıda hayrat çeşme bulunuyor. Şu anda bulunduğumuz Orhan Camisinin karşısında, 16. yüzyılda yapılmış Canfeda Ketuda Hatun Çeşmesi yer alıyor. III. Murat’ın annesi Nurbanu Sultan’ın cariyelerinden, sarayda görevli Canfeda Hatun tarafından yaptırılan bu çeşmeler hayrat olarak biliniyor. Canfeda Hatun’un bu bölgede birçok su hayratı bulunuyor. Sadece İzmit’te değil, Doğu Marmara bölgesi kapsamında Düzce, Sakarya ve Bolu gibi illerde de birçok çeşme yaptırmış. İzmit’te bu tür hayrat çeşmelerden onun üzerinde bulunuyor” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını “Gizli Kabile” ile aralıyor

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/yazarlar-nikomedianin-sirlarini-gizli-kabile-ile-araliyor-0-2WqPEqSB.mp4
Roma İmparatorluğu’na 46 yıl boyunca başkentlik yapan ve bugünkü İzmit sınırlarında yer alan Nikomedia kenti, “Gizli Kabile” adlı eserle ilk kez bir romana konu oldu. Kitabın yazarlarından Atilla Ağırbaş, “Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli bir şaheser” dedi.

Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği, Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yapan “Nikomedia” yani şimdiki adıyla İzmit, ilk kez kitaba konu oldu. Yazarlar Atilla Ağırbaş ve Ece Özbaş tarafından kaleme alınan 375 sayfalık roman, 7 gizli kabileden Nikomedia’ya uzanan mistik bir yolculuğu anlatıyor.

“Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu”

Atilla Ağırbaş, yaptığı açıklamada, kitabı yazmaya karar verdiklerinde kaynak sıkıntısı çektiklerini söyleyerek, “Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu. Yazmaya başladıkça kanala girer gibi olduk. Odaklandık ve karşımıza kaynaklar, makaleler çıkmaya başladı. Onlardan beslendik. Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait kaynaklara ulaşmaya başladık. Ünlü tarihçilerden, yazarlardan Libanius’un, Tatianus’un kitaplarını okumaya başladım. Çeşitli yayınları ve özellikle İstanbul’daki İslam Araştırma Merkezi’nden, kütüphanelerden, İzmit’teki Nikomedia ile ilgili kaynakları bulmaya başladık. Kurgu toparlanmaya başladı” dedi.

“Nikomedia bilinmiyor”

Diokletianus dönemi, tetrarşi sistemi ve Konstantin’in yükselişi gibi karmaşık tarihi süreçleri romanın kurgusuna taşıdıklarını belirten Ağırbaş, “Bu kitapta ’Nikomedia görünür olsun’ dedik. Çok gizlendi çünkü. Bir şehrin 46 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’na başkentlik yaptığı bilinmiyor” diye konuştu.

“Bir şaheser”

Bir İzmitli olarak bu eseri kaleme almayı sorumluluk olarak gördüğünü belirten Ağırbaş, şunları kaydetti:

“Nikomedia’nın, İzmit’in üzerindeki ölü toprağını silkinip atması gerekiyor. Artık görünür olması gerekiyor. Bu kitap görünür olmanın başlangıcı. Diyoruz ki, ’Gizlenme artık, çık, görünür ol’ Ben bu kitaptan büyük bir keyif alıyorum, aldım. Herkes kitabı okusun. Bence çok büyük yüreklilikle söylüyorum, bu bir şaheser. Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli, çok büyük şaheser. Burada alemlerden alemlere akıyorsunuz. Bu kitapta ilk defa kurgu içerisinde Nikomedia geçiyor”

“İnanılmaz bir serüvendi”

Kitabın diğer yazarı Ece Özbaş, eserin kurgusunun, var olduğuna inanılan “Hin, Bin, Yim, Rim, Tin, Sin ve Min” adlı 7 gizli kabile fikrinden doğduğunu anlattı. Konunun daha önce işlenmemiş olmasının kendisini cezbettiğini söyleyen Özbaş, “O süreçte Atilla Bey de Nikomedia ile ilgili bir romanı araştırıyordu. O da farklı bir roman kaleme alıyordu. Sonra ’Bu kadar önemli bir medeniyetin içinde neden olmasın?’ diyerek serüvene bütün ağırlığıyla Nikomedia girdi. Sonra kurgu daha da zenginleşmeye başladı. İnanılmaz bir serüvendi. Atilla’nın eriştiği kaynaklar ve gidebildiği alanlar çok farklıydı” dedi.

“Nikomedia’yı görünür kılmak istedik”

Yazar Ece Özbaş, 7 gizli kabile temasını Nikomedia tarihine bağlamak için Atilla Ağırbaş’ın henüz yayımlanmamış “Nikomedia Kahini” adlı eserindeki bir karakteri kullandıklarını kaydetti. Kurgu için İzmit’in tarihi mekanlarında çalıştıklarını vurgulayan Özbaş, şöyle konuştu:

“Çeşitli mühürleri birleştirmek için burada Kapanca Sokak’ta, Terzibayırı’nda özel arkeolojik alan oluşturduk. Tabii ki kurgu bize ait, evren bize ait. Bunun üzerinden kurguyu İstanbul-Nikomedia arasında birleştirerek tamamladık. Şunu da yaptık; Kapanca’ya gittik, alanlar belirledik, oradaki bir oteli konuşlanma merkezi olarak seçtik. Araştırmalarımızı yapıp birleştirdik. Mekanları gezerek, iç gözümüzle görerek yazdık. Sonra fark ettik ki; Nikomedia ve İstanbul zaten birleşik. Burada sadece Nikomedia var. Gizli olan bu medeniyetin görünmesini istedim. Herkes her yeri kullandı ama maalesef Nikomedia gizli kaldı, onu görünür kılmak istedik. İstanbul’da misyoner gibi Nikomedia’yı anlatıyoruz. Sadece şunu demek istiyorum; İstanbul, Nikomedia’yı bilmiyor”

“Tarihi uydurmuyoruz”

Romanın tarihi gerçeklere ne kadar bağlı kalındığı konusuna ise yazar Ece Özbaş, “Tarihi uydurmuyoruz. Hiçbir kitabımızda hiçbir bilgiyi kendimize göre uydurmuyoruz. Hepsi doğru bilgi, süzüyoruz. Hikaye tadında yazıyoruz. Çünkü hepimiz hikaye severiz” diye konuştu.

Atilla Ağırbaş ise “Bu bir büyülü gerçeklik. Bunun içinde kurgumuzu yaparız ama içine gerçeklikleri koyarız. Kurgu içinde insanların, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi için senaryolaştırıyoruz” şeklinde yanıt verdi.

“Geri bildirim bekliyoruz”

Okurlardan geri bildirim beklediklerini de ifade eden yazar Özbaş, “Takdir de etmeniz gerekmiyor. Bizi eleştirebilirsiniz. Biz eleştiriye açığız. Çünkü biz bunu size sunuyoruz, kendimizde bitirdik. Sevilmesini istiyoruz. Sevmeyebilirsiniz de. Ama bizi görün” ifadelerini kullandı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version