Trendyol 1. Lig’deki 38 haftalık maç serüvenini 83 kartla tamamlayan Kocaelispor, biri çift sarıdan 5 kırmızı ve 78 sarı kart gördü. İstanbulspor ve Iğdır FK maçlarını kartsız tamamlayan şampiyon Kocaelispor, en çok kartı da Sakaryaspor maçında gördü.
Trendyol 1. Lig’de 38 haftalık serüveni şampiyonlukla tamamlayan Kocaelispor, sezon boyunca rakipleriyle girdiği mücadelelerde 3 maçta eksik oynadı. Birçok maçta oyuncuları sarı kart ihtarı alan Kocaelispor, yalnızca iki maçta hiç kart görmeden sahadan ayrıldı. Körfez ekibi, sezonu 78 sarı, 5 kırmızı olmak üzere toplam 83 kartla tamamladı. Bu sezon en çok sarı kartı (5) Sakaryaspor maçında gören Kocaelispor, ilk yarıda oynanan İstanbulspor maçını ve ikinci yarıdaki Iğdır FK müsabakasını kartsız tamamladı.
Marmara Denizi’nde Ekim ayı sonunda başlayan müsilaj, kısa sürede tüm bölgeyi etkisi altına aldı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi ve Kuzey Ege’de müsilajın etkisinin sürdüğünü belirterek, çözüm için denize arıtılmadan bırakılan atıkların durdurulması gerektiğini vurguladı.
“Müsilajsız Marmara İçin Atıkların Önüne Geçmeliyiz”
Müsilajın Marmara Denizi’nin yüzeyden 30 metre derinliğe kadar olan kısmını sardığını belirten Prof. Dr. Sarı, Bozcaada, Gökçeada çevreleri ve Saros Körfezi’nde de müsilajın görüldüğünü söyledi. Deniz ekosisteminin korunması için atık yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Sarı, “Müsilajsız bir Marmara istiyorsak, denize arıtmadan bıraktığımız atıkları durdurmalı, çalışmayan arıtma tesislerini faaliyete geçirmeli ve sanayi kuruluşlarını sıkı denetlemeliyiz” dedi.
İklim değişikliğinin deniz yüzeyi sıcaklıklarını artırdığını belirten Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi’nin mevcut yapısının değiştirilemeyeceğini, ancak yanlış uygulamaların düzeltilmesiyle müsilajın önüne geçilebileceğini ifade etti. “Marmara Denizi çevresinde yaşayan herkes, kimyasal kullanımını azaltarak bireysel olarak denizin iyileşmesine katkıda bulunabilir” diyen Sarı, deniz ekosisteminin korunması için toplumsal bilinç ve sorumluluk çağrısında bulundu.
Marmara Belediyeler Birliğinin kuruluşunun 50. yıl etkinliklerinin ilki olan “50 Yıldır Marmara Denizi için Birlikte” programı Bursa Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde Merinos Atatürk Kültür Kongre Merkezi’nde yapıldı.
Programda konuşan Marmara Denizi Eylem Planı Bilim ve Teknik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Denizde Müsilaj Görmek Ne Demek?” oturumunda “Marmara Denizi ve müsilaj” konulu sunumuyla katılımcıları bilgilendirdi.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi de olan Sarı, mevcut durumun Marmara Denizi açısından çok iyi görünmediğine dikkati çekerek, “Ben biraz gerçekleri konuşacağım, bu esnada ne olur üstünüze alının ve bana kızın” dedi.
Müsilajın, soluduğumuz havanın oksijenin en az yarısını üreten, denizdeki minik bitkiciklerin, biyolojik üretimin ilk basamağı olan bitkisel planktonun kirlilik, su sıcaklığı, durağanlık gibi etkilerin tetiklemesiyle aşırı çoğalması sonucu deniz suyuna salgıladıkları sümüksü, şeffaf, yapışkan bir organik madde olduğunu anlatan Sarı, şu anda Marmara Denizi’nde yüzeyden 30 metre derinliğe kadarki kısımda yoğun görüldüğünü söyledi.
Müsilaj için 100’den fazla neden sayılabileceğini dile getiren Sarı, şöyle konuşu:
“Bu yapışkan madde yüzeye çıkana kadar varlığına kimse inanmaz. Çok az kısmı yüzeye çıkar. Aslında yüzeye çıkanlar da müsilajla ölen mikroorganizma parçacıklarıdır aslında. Gündüz 12 civarında yapılan dalışta diplerde karanlıkta kalıyoruz. Neden? Çünkü müsilaj gelen ışığı kesiyor. Deniz çevresini bozan ne varsa müsilajı oluşturur. Deniz yüzeyinin ortalamadan sıcak olması, denizin durağan olması, fazla besin elementi yani kirliliğin, azot fosforun ortalamadan fazla olması Bu üçü bir araya geldiğinde felaket boyutunda müsilaj otaya çıkar.”
Marmara’da deniz suyu sıcaklığı 10,5 derece
Marmara Denizi’ndeki sıcaklıkların ortalamaların 2,5 derece üzerinde olduğunu vurgulayan sarı, Marmara’da deniz suyu sıcaklığının şu anda 8 civarında olması gerekirken 10,5 derecelere ulaştığını söyledi.
Denizlerin ısınmaya devam ettiğini aktaran Sarı, “2021’den sonra daha hızlı ısınıyor. Deniz şartlarında 40-50 yıllık rekorlar kırılıyor. Birinci şartı kontrol edemiyoruz denizi soğutamıyoruz. İkinci durum olan durağanlığa çare üretemiyoruz. Üçüncüsü kirlilik. Bunu önleyebiliriz” dedi.
1980’li yıllardan bu yana belediye başkanları, partiler, valiler, bürokratlar ve hükümetlerin değiştiğini ancak Marmara Denizi’ne gönderilen atıkların değişmediğini belirten Sarı, şunları kaydetti:
“Sonuç maalesef müsilaj. Marmara Denizi astımlı çocuk gibidir. İki tarafta dar boğazlarla nefes almaya çalışıyor. Işık geçirgenliği düşmüş azot fosfor dengesi bozulmuş bir Marmara Denizi’miz var. Evsel atıklarda ileri biyolojik arıtmadan geçirilen oran yüzde 51,7. Bandırma’nın arıtma tesisi yok pompalama tesisi var. Marmara Denizi’ne bu tesisle derin deşarj yapılıyor. Denize kıyısı olan belediyelerin birbirinden farkı yok, atıkları pompalarla basıyorlar. Sanıyorlar ki akıntıyla Karadeniz’e gidiyor. Akıntı körfezlere uğramıyor. Durağanlık bu işte. Gönderdiğiniz atıklar Marmara’da kalıyor.”
Saros Körfezi’ni bile sardı
Sarı, 2021’deki eylem planı içinde yer alan en önemli madde olan atık yükünün azaltılması konusunda ciddi bir ilerleme kaydedilemediğini vurgulayarak, “2021’deki eylem planı uygulayabilseydik bugün müsilajla karşılaşmayacaktık. Kuzey Ege’nin akvaryumu Saros Körfezi’ni bile sardı müsilaj.” diye konuştu.
Müsilaj nedeniyle deniz çayırlarının, mercanların ve diğer canlıların öldüğünü belirten Sarı, “Midye çiftlikleri var. Yüzde 30 civarında kayıp yaşanıyor. Deniz suyunu filtre eden midyelerde de ciddi kayıplar var. Turizm etkileniyor. Kimse müsilajla kaplı yere gelmeyecek. Nisandan itibaren müsilaj yüzeye çıkacak. Balıkçılık zarar görüyor. Balıkçı tekneleri çalışamaz duruma geldi. Küçük balıkçılar gerçekten perişan” ifadesini kullandı.
Sarı, Marmara’nın kirlilik yükünün azaltılması gerektiğine dikkati çekerek, “Çırçır balığının müsilaja rağmen denizden umudu var bizim niye olmasın. Geç kalmadan harekete geçmeliyiz. Yapılması gerekenler belli. Marmara Denizi’ni bu kötü durumundan kurtarmalıyız” dedi.