Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji

Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında şirket, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen “I-REC sertifikalı” elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla şirket, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.

Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: “Şirket olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer oluşturmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz.”

Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının yüzde 99’unu geri dönüştüren şirket, kargo poşetlerinde en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı.

Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten şirket, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı.

Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi.

Şirket, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor.

GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor.

I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası) nedir?

RECs International tarafından geliştirilen I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası), tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini doğrulayan uluslararası bir sertifikasyon sistemidir. Şirketlere enerji kullanımındaki çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlama imkanı sunan bu kapsamlı sistemde yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için bir sertifika oluşturularak, tüketilen enerjinin çevresel etkileri izlenebilir ve raporlanabilir hale getirilir. Bu sayede kurumlar, yenilenebilir enerji tüketimini uluslararası standartlara uygun biçimde belgeleyerek karbon ayak izlerini azaltma hedeflerine katkı sağlar.

Trendyol’da pozitif etki odaklı yaklaşım

Yapılan açıklamaya göre şirket, sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine doğa, toplum ve tüm paydaşları için pozitif etki oluşturma hedefini yerleştiriyor. Bu anlayış, şirketin yalnızca ticaret ekosistemine değil, sosyal hayatın farklı alanlarına da değer katmasını sağlıyor.

Kırsalda dijital uçurumu azaltmayı hedefleyen Yarının Köyleri, sivil toplum kuruluşlarını destekleyen Sepette İyilik, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan Trendyol Sanat, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sunan Türkiye’nin Müzeleri ve yerel üreticiyi destekleyen Yöresinden Ürünler gibi girişimler, şirketin toplumsal faydayı geniş bir perspektiften ele aldığının somut örneklerini oluşturuyor.

Tüm bu programların tasarımında paydaş geri bildirimleri, yerel ihtiyaçlar ve beklentiler belirleyici rol oynarken; Trendyol sosyal etki çalışmalarını bu doğrultuda sürekli geliştiriyor. Bu yıl hayata geçirilen Dijital Usta programı ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırma yolunda atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Şirket, pozitif etki yaklaşımını uluslararası pazarlara da taşıyarak kalıcı etkiyi çoğaltmayı hedefliyor. Böylece sürdürülebilirliği operasyonel bir başlığın ötesine geçirip faaliyet gösterdiği her coğrafyada uzun vadeli, fayda odaklı bir miras oluşturmayı amaçlıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ford Otosan, otomotivde sektöre entegre okul modelini hayata geçiyor

Ford Otosan, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle üretim deneyimini eğitimle buluşturarak otomotiv ana sanayide bir ilke daha imza atıyor. Kocaeli fabrikası içerisinde hayata geçirilen sektöre entegre okul modeliyle öğrenciler, doğrudan üretim sahasında uygulamalı eğitim alma fırsatı yakalayacak. 2025-2026 eğitim öğretim yılında başlayacak bu yenilikçi model, gençleri mesleğe hazırlarken istihdama da doğrudan kapı aralayacak.

Üretimdeki gücünü toplumsal faydaya taşıyan Ford Otosan, eğitimde dönüşüm oluşturacak önemli bir adım atarak, Kocaeli fabrikaları içinde otomotiv ana sanayinin ilk sektöre entegre meslek lisesini kuruyor. Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokolle hayata geçen bu yenilikçi model, Bakanlık tarafından yürütülen ilk üç entegre okul uygulaması arasında yer alıyor. Otomotiv ana sanayide ise bu uygulama şirket tarafından hayata geçiriliyor. Üretim ve eğitimi aynı çatı altında buluşturan bu yapı, gençlere nitelikli mesleki gelişim ve doğrudan istihdam fırsatları sunmayı hedefliyor.

Yapılan açıklamaya göre, 2025-2026 eğitim döneminde eğitime başlaması planlanan okul, şirketin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim merkezlerinden biri olarak konumlanan Kocaeli fabrikaları içerisinde faaliyet gösterecek. İlk etapta, elektrik-elektronik teknolojisi ile makine ve tasarım teknolojisi alanlarında açılacak iki sınıfla eğitime başlanacak. 11. ve 12. sınıflardan oluşacak öğrenci grubu, usta öğreticiler ve eğitici personel eşliğinde üretim alanında birebir uygulamalı eğitim alacak. Öğrencilerin seçiminde Millî Eğitim Bakanlığı nakil şartları, not ortalaması ve danışma kurulu koordinasyonunda yapılacak beceri sınavı esas alınacak.

“Bu okul, gençlere sunduğumuz bir gelecek vizyonudur”

Proje hakkında değerlendirmede bulunan Ford Otosan İnsan Kaynakları ve Dönüşüm Lideri Osman Özdemir, eğitimde atılan bu öncü adımın topluma duyulan sorumluluğun bir göstergesi olduğunu vurguladı. Özdemir, “Şirket olarak başarıyı yalnızca üretim rakamlarımızla değil, içinde bulunduğumuz topluma kattığımız değerle ölçüyoruz. Sektöre entegre okul modeliyle yalnızca eğitim vermekle kalmıyoruz; gençlere gerçek üretim ortamında mesleki gelişim fırsatı sunuyor, mezuniyet sonrasında onları çalışma hayatına hazırlıyoruz. Bu okul, gençlere sunduğumuz bir gelecek vizyonudur” dedi.

Mezuniyette istihdam fırsatı

Sektöre entegre okul modeli kapsamında şirket, mezunların en az yüzde 30’unu doğrudan istihdam etmeyi taahhüt ediyor. Ancak şirketin asıl hedefi, bu okulu tercih eden ve çalışmak isteyen tüm mezunları bünyesine katmak.

Başarıya bursla destek

Ford Otosan adına Vehbi Koç Vakfı tarafından sağlanacak Mesleki Eğitim Bursu, yıl sonu not ortalaması 60 ve üzeri olan öğrencilere verilecek. Bu sayede öğrenciler yalnızca mesleki değil, akademik gelişim anlamında da desteklenecek.

Ford Otosan’ın eğitim odağında yatırımları sürüyor

Şirket, eğitime verdiği desteği yalnızca bugünkü projelerle sınırlamıyor. Daha önce Kocaeli Üniversitesi iş birliğiyle kurduğu İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksekokulu, bugüne kadar 1500’den fazla öğrenciye hem teorik hem pratik eğitim sundu. Ayrıca şirket tarafından Kocaeli’deki pek çok mesleki ve teknik liseye Ford sınıfları, laboratuvarlar, test araçları ve ekipman desteği sağlandı.

2025 yılı haziran ayında temeli atılan Vehbi Koç Vakfı Semahat Arsel İlkokulu ve Başiskele’de planlanan yeni okul projesiyle birlikte şirket, eğitim alanındaki sosyal katkılarını her yaş düzeyine yayarak genişletmeye devam ediyor.

Kategoriler
Derince Haber

Derince Belediyesi ve Safiport arasında ruhsat krizi

Kocaeli’de liman işletmeciliği yapan Safiport ile Derince Belediyesi arasında ruhsatsız deniz dolgusu tartışması yaşanıyor. Belediye, limanın çevreyi kirlettiğini ve denetimsiz faaliyet yürüttüğünü öne sürerken, şirket ise iddiaları reddediyor.

Derince Belediyesi, geçtiğimiz günlerde limanının işletmesini alan Safi Derince Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş.’nin deniz dolgusu faaliyetinin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle tutanak tuttu. Şirkette buna ilişkin dün açıklama yaptı.

“Derince Belediyesi tarafından bugün itibariyle hukuksuz bir şekilde tutanak tutulmuştur”

Safiport’tan yapılan açıklamada, “Bilindiği üzere Derince Limanı’nın işletmesi, İşletme Hakkının Devrine İlişkin Sözleşme (İHDS) ile 39 yıl süresince bir başka ismiyle (yap-işlet-devret) tarafımıza devredilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan İHDS ile yürürlükte olan İmar Planı kapsamında deniz dolgusu yapmak suretiyle Derince Limanı’nı genişletme yükümlülüğü zorunludur. Bu yatırım yapılmazsa da sözleşmenin fesih sebebidir. Bu kapsamda yatırımlarımız yarı kamu iştiraki olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Ancak göreve yeni gelen Derince Belediyesi’nin başkanının dolgu alanlarına yönelik ruhsat talepleri mevcuttur. Bir kamu yatırımı olan Derince Limanı’nda yapılan yatırımlar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından onaylanan İmar Planı doğrultusunda yapılmakta olup, bu kapsamda yapılan yatırımların ruhsata tabi olmadığı açıktır. Geçmişte de tarafımızca açılan davalar mevcut olup, söz konusu davalar Şirketimiz lehine sonuçlanmıştır. Ancak tüm bu duruma rağmen Derince Belediyesi tarafından bugün itibariyle hukuksuz bir şekilde tutanak tutulmuştur” denildi.

“Şirketimiz hukuksuz tutum sergileyen ilgili belediye yetkililerinden davacı olacaktır”

Açıklamada, söz konusu yaklaşımın tamamen hukuk dışı olduğu, tutulan tutanağın hukuka uygun tarafı bulunmadığı ifade edilerek, “Söz konusu yaklaşım tamamen şova yöneliktir. Şirketimiz bugüne kadar hukuk içerisinde hareket etmiştir, bundan sonra da hukuka uygun şekilde davranmaya devam edecektir. Bugüne kadar yapılan tüm yatırımlar Bakanlar Kurulu tarafından onaylandığı şekilde zorunlu olarak kamu adına yapılmıştır. Nitekim İHDS’de açıkça belirtildiği üzere, şirketimiz tarafından kamu hizmeti niteliğinde hizmet sunulmaktadır. Şirketimizce tamamen hukuki zeminde hareket edilirken, Derince Belediyesi’nin hukuka aykırı eylemleri, mahkemenin ve devletimizin verdiği kararlara açıkça aykırıdır. Şirketimiz hukuksuz tutum sergileyen ilgili belediye yetkililerinden davacı olacaktır” cümleleri kullanıldı.

“Unutulmamalıdır ki Derince Limanı kamunundur”

Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:

“Derince Belediyesince yapılan işlemleri hukuki çerçevede anlamakta zorlanmaktayız. Bu nedenle de, Derince Belediyesi’nin tutumunda kamu yararı olmadığı gibi oluşturulmaya çalışılan ortam kamu vicdanını da yaralamıştır. Unutulmamalıdır ki Derince Limanı kamunundur. Taahhüt ettiğimiz yatırımları İHDS ile belirlenen sürede tamamlama adına başlattığımız çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini, bu yatırımların zamanında tamamlanacağını ve TCDD’ye yani kamuya ait olan Derince Limanı’nın 2054 yılında yine TCDD’ye yani kamuya devredileceğini kamuoyunun bilgisine sunarız” .

Derince Belediyesi: “Safiport yıllardır Derince’nin havasını ve suyunu kirletiyor”

Safiport’un açıklamalarına yanıt veren Derince Belediyesi, şirketin kamuoyunu yanılttığını savundu. Derince Belediyesi tarafından yapılan açıklamada ise “Kamuoyu ile paylaşılan açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Kendilerini Derince halkının, yargının ve devletin üstünde gören bir anlayışla kaleme alınan bu açıklamayı esefle karşıladık. Kendi işletmelerinin de sınırları içerisinde olduğu, Derince’mizin çok kıymetli halkının iradesiyle seçilen belediye başkanımızdan ’Göreve yeni gelen Derince Belediyesi’nin başkanı’ gibi özensiz bir ifadeyle bahsetme fütursuzluğunu Derince halkına hakaret kabul ediyoruz. Büyükşehir Belediye Kanunu ile yetki ve sorumluluğumuz kapsamında olan Derince Liman alanının denetimi belediyemiz uhdesindedir. Safiport yıllardır Derince’nin havasını ve suyunu kirletmekte, yollarını tahrip etmektedir. Hiçbir denetime tabi olmadan kapalı kapılar ardında denizi doldurmakta, depreme ve yangına karşı herhangi bir önlem alınıp alınmadığı kontrol edilmeden inşaa faaliyetlerde bulunmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların kamu menfaati olarak sunulması tamamen bir çarpıtmadır. Bugüne kadar yapım ve işletme sürecinde Derince halkına yansıyan bin bir türlü olumsuzluk ortadayken, söz konusu işletmenin kentimize sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda kayda değer bir katkısı da olmamıştır” ifadeleri kullandı.

“Akılla ve hukukla bağdaşır hiçbir tarafı bulunmamaktadır”

Derince Belediyesi’nin açıklaması şöyle devam etti:

“Kıyı Kanunu’na, 3194 Sayılı İmar Kanunu’na ve yargı kararlarına göre ruhsat alınması gerekliliği sabit olmasına rağmen bahse konu şirket üzerine düşen sorumluluğu ısrarla yerine getirmemektedir. Herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en basit inşaat talebi dahi ilgili kanunlara göre inşaat ruhsatına tabidir ve vatandaşlarımız bu talepleriyle ilgili tüm işlemleri mevzuata uygun yapmaktadır. Aynı şekilde tüm kamu kurumları; hastaneler, okullar ve hatta belediyemizin inşaa ettiği en ufak bir yapı için dahi inşaat ruhsatı alma zorunluluğu varken ’Ben devletim’ yaklaşımı içinde bulunan Safiport yönetiminin kendi yaptığı binlerce metreküp deniz dolgusu ve bunların üzerinde yapılan devasa yapıların inşaat ruhsatından muaf olduğunu söylemesinin akılla ve hukukla bağdaşır hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Bilindiği gibi kentimiz birinci derece deprem kuşağında bulunmaktadır. Bununla birlikte ülkemizi son zamanlarda derinden yaralayan ve birçok canımızı yitirdiğimiz yangın hadiseleri de tazeliğini korumaktadır. Bu gerçekler ortadayken Safiport’un izinsiz ve denetimsiz inşa ettiği bu yapılarda yaşanacak herhangi bir olumsuz hadisenin sorumlusu kim olacaktır? Halkın iradesiyle görev başına gelen bizlerin asli sorumluluğu, hukuki esaslar çerçevesinde Derince halkının ve kamunun menfaatlerini gözetmektir. Yasaların bize verdiği yetkiler çerçevesinde kendini devletin üstünde gören bu anlayışa karşı halkımızın hakkını ve hukukunu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumaya devam edeceğiz. Son olarak bilinmelidir ki, Derince Limanı Derince halkınındır. İşletmecisi kim olursa olsun, yasa ve yönetmeliklere uymak zorundadır”

Kategoriler
Tüm Yaşam Haberleri YAŞAM

Aldığı hisseler çakılınca, patron gitsin diye lokma dağıttı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/aldigi-hisseler-cakilinca-patron-gitsin-diye-lokma-dagitti-0-MOmw3dxI.mp4
Kocaeli’de 20 yıl önce 4 dolardan aldığı hisselerin 0.30 cent’e kadar düşmesi üzerine yıllardır zarar eden vatandaş, şirketin 0.64’lük hissesine sahip patronun gitmesi için lokma dağıttı.

Kocaeli’de ikamet eden Alper Tunga Akkuş ile babası Murat Akkuş, 20 yıl önce 3 daire satarak Işılar Enerji ve Yapı Holding’den hisse senedi satın aldı. 20 yıl geçmesine rağmen her geçen gün hisseler düştü. 20 yıldır yatırdıkları paralar günden güne eriyen Alper Tunga Akkuş, şirket patronun görevinden ayrılması için Yeni Cuma Camisi önünde lokma dağıttı. Öte yandan, Ekim ayında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören Işıklar Enerji ve Yapı Holding’e yönetim kurulu süresinin sona ermiş olmasını gerekçe göstererek kayyım atanmıştı.

Işıklar Enerji ve Yapı Holding’in değerli bir şirket olduğunu ifade eden Akkuş, “Bu şirket gerçekten değerli bir şirket. Toplamda 543 milyon lot halka açık, yüzde 99’u halka arz edilmiş ve patronun yıllardır kendi keyfine göre, istediği gibi şirketin maddi varlıklarını kullandığını düşünüyoruz” dedi.

“Şirkete kayyım atandı”

Şirkete kayyım atandığına da değinen Alper Tunga Akkuş “Yaklaşık 2 ay önce şirkete kayyum atanmıştı. Şirkete kayyım atanmasının sebebi yüzde 99 halka açık bir şirketin yüzde 0,64’lük payla yöneten patrondan dolayı 2 ay önce mahkeme kararıyla kayyım atandı. Patron yıllardır yüzde 0,64’lük komik bir payla şirketi yönetiyor. Fakat burada anlatmak istediğim 20 yıldır bizim milyonlarca lotumuz var” diye konuştu.

“17-18 kişi bana vekalet verdi”

Kendisi gibi bu durumdan etkilenen ve zarar gören kişilerin kendine vekalet verdiğini dile getiren Akkuş, “Benim gibi mağdur olan 17-18 kişi vekalet verdi. Şu an genel kurula katılmak için 17-18 kişinin vekilliğini yapıyorum. Hepsi yıllardır binlerce, milyonlarca lot almış ve hepsi çok büyük zararda” ifadelerini kullandı.

Patronun rahat bir hayat sürüdüğüne ve yatırımcılarını önemsemediğini belirten Akkuş, “Patron o kadar rahat bir yaşam sürüyor ki, küçük yatırımcıları zor durumda enflasyonla boğuşurken kendisi Bulgaristan’da kendine özel avlanacak bir arazi bile almış” şeklinde konuştu.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version