Gemlik Körfezi’nde oltasını denize atan amatör tekne oltacısı Ömer Pişman, ender görülen ve son derece tehlikeli bir tür olan benekli balon balığını yakaladı. Olay, hem bölgedeki balıkçılar hem de çevre gönüllüleri arasında büyük tedirginlik oluşturdu.Yakalanan bu türün Marmara Denizi’ne artan su sıcaklıkları nedeniyle mi göç ettiği yoksa limanlara yanaşan gemilerin balans sularıyla mı taşındığı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, her iki ihtimalin de Marmara ekosistemi için alarm niteliği taşıdığını belirtiyor.
Benekli balon balığı; yenildiğinde ölümcül zehir içeren, hızla çoğalabilen, diğer balık türleri ve ekosistem için ciddi tehdit oluşturan bir istilacı tür olarak biliniyor. Mevzuat gereği, bu türün karaya çıkarılması yasak. Ömer Pişman da gerekli prosedürlere uygun şekilde balığı imha ederek denize iade etti.
Yetkililere acil çağrı
Gemlik Körfezi gibi uzun yıllardır geleneksel balıkçılıkla özdeşleşmiş bir bölgede bu türün görülmesi, ekosistemdeki değişimlerin araştırılmasını zorunlu kılıyor.
Balıkçılar ve çevreciler ilgili kurumlara, “Körfezde istilacı tür taraması yapılsın, Marmara’daki su sıcaklığı artışlarının etkileri bilimsel olarak incelensin, Balıkçılara ve halka yönelik uyarı ve bilgilendirme çalışmaları hızlandırılsın, gemi kaynaklı taşınma ihtimali için liman girişlerinde denetimler artırılsın” çağrılarında bulundu.
Benekli balon balığının körfezde görülmesi, yalnızca bir balığın yakalanmasından ibaret değil; Marmara ekosisteminin geleceğine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Yetkililerin sürece hızla müdahil olması, hem balıkçıların güvenliği hem de bölgenin biyolojik çeşitliliğinin korunması için büyük önem arz ediyor.
’İyilik Okulu Projesi’nin 11. Yıl Açılış Programı’nda, Gazze’deki insanlık dramına ve Türk milletinin yardımseverlik ruhuna ve projenin gençlere iyilik aşılamadaki rolüne dikkat çekildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen İyilik Okulu Projesi 11. Yıl Açılış Programı, Kocaeli’nin Başiskele ilçesindeki Türkiye Yüzyılı Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, İzmit İmam Hatip Anadolu Lisesi Musiki Grubu konser verdi. İyilik Okulu 11. yıl tanıtım filmi sonrası projeyi anlatan sunum gerçekleştirildi.
Bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, 2009 yılında öğretmenlik yaparken gönüllü olarak Sudan’ın Eritre mültecilerinin bulunduğu bölgesine kurban kesimi için gittiğini anlattı. Yılmaz, Hartum’dan 8 saatlik kara yolu yolculuğu yaptıklarını belirtti. Hayvan incelemeleri sırasında yanına yaklaşan 5-6 çocuğun kendisiyle İngilizce konuşmaya çalıştığını ifade eden Yılmaz, onlara Arapça olarak, “Ben Müslümanım, siz de Müslümansınız. Benimle lütfen Arapça konuşunuz” dediğini söyledi. Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü ben İngilizce bilmiyorum. Onlarla da Arapça konuşuyoruz ana dilleri de Arapça zaten. Sonra çocuklar şaşırdılar bir anda. Beklemiyorlardı benden böyle bir mukabeleyi. Bir beyefendi yaklaştı. ’Siz bu çocukların sizinle bu mülakatında, görüşmesinde Arapça konuşun diye ısrar etmenizden şaşırdıklarını gördünüz mü?’ dedi. ’Niye şaşırdılar biliyor musunuz?’ dedi. ’Bilmiyorum’ dedim. ’Şimdiye kadar gelen bütün beyaz tenliler İngilizce konuşurlardı, Hristiyanlardı ve misyonerlik faaliyeti yaparlardı. İlk defa beyaz tenli bir Müslüman geldi ve kendisine Müslüman olduğunu söylüyor, kendi dillerinden konuşuyor’ dediler. Bu hakikaten beni çok düşündürdü çünkü ne diyordu Afrikalı insanlar? ’Batılılar geldiğinde bizim yer altı kaynaklarımız vardı; dilimiz ve dinimiz, kitabımız vardı ama onlar geldiğinde kaynaklarımızı aldılar. Dilimizi de aldılar. Kitabımızı da aldılar. Döndüklerinde elimizde İncil bulduk ve kendi dillerini kendi aramızda yaydılar, kaynaklarımızı da sömürdüler’ diyorlardı.”
“Bizim hayal edemeyeceğimiz iyilikleri tasarlıyorsunuz ve hayata geçiriyorsunuz”
Gençlerin ufkunun genişliğine ve gönüllerinin güzelliğine de vurgu yapan Bakan Yardımcısı Yılmaz, “Bizim hayal edemeyeceğimiz iyilikleri tasarlıyorsunuz ve hayata geçiriyorsunuz. Onun için ben hep şunu diyorum, dünya hep çocukların olsa, çocuklar gibi güzel kalsa, çocuklar gibi hep iyilik içerisinde olsa” diye konuştu.
Vali Aktaş: “Bizim ruhumuzda, mayamızda iyilik ve yardım var”
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise, Gazze’nin bugün dünyanın en muhtaç coğrafyalarından biri haline geldiğini dile getirdi. Aktaş, bu durumun doğal afetlerden değil, bir katliamdan kaynaklandığını söyledi. İnsanoğlunun ve dünyanın gözü önünde masum insanların katledildiğini ifade eden Aktaş, dünyanın bu duruma yaklaşık iki yıldır seyirci kaldığını belirtti. Aktaş, Gazze gibi dünyanın farklı yerlerinde de savaşlar veya zorlu yaşam şartları nedeniyle yardıma muhtaç birçok mazlum coğrafyanın bulunduğunu kaydetti.
Türk milletinin ruhunda ve mayasında bulunan iyilik duygusunun bu tür faaliyetleri çok kıymetli kıldığını vurgulayan Vali Aktaş, devletin verdiği imkanlar çerçevesinde bu tür çalışmaların yanında olacaklarını belirtti.
Programa ayrıca, Başiskele Kaymakamı Soner Şenel, Başiskele Belediye Başkanı Mehmet Yasin Özlü, İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın ve çok sayıda davetli de katıldı.
Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeki bir eğlence merkezinde, Arap turistlerden izinsiz çekilen fotoğraflar için fahiş fiyat istendiği iddiasıyla başlayan tartışma, tur şoförünün darp edilmesiyle son buldu. Müşterilerini savunan şoförün burnunda 7 kırık oluştuğu belirtilirken, saldırı anı güvenlik kameralarına yansıdı.
Olay, Kartepe’de turistik eğlence merkezi olan işletmede meydana geldi. Turizm sektöründe hizmet veren şoför Mustafa Yılmaz (40), Arap turist kafilesini eğlence merkezine getirdi. Ancak içeride turistlerden, izinsiz çekildiği öne sürülen 4 fotoğraf için iddiaya göre toplamda 2 bin 400 TL talep edildi. Duruma itiraz eden turistler içeride bağırınca, araya giren tur şoförü fotoğrafı satın almak zorunda olmadığını söyledi. Ancak işletme personeli, çıkan tartışmada tur şoförünü darp etti. Burnu kırılan şoför, karşı taraftan şikayetçi oldu. Olaya ilişkin 2 kişi tutuklandı.
Şoföre saldırı anı güvenlik kamerasına yansıdı.
“Müşterimden 4 fotoğraf için 2 bin 400 TL istemişler”
Yaklaşık 13-14 senedir turizm işinde olduğunu söyleyen tur şoförü, “Fotoğrafçı, izinsiz olarak müşterimin fotoğrafını çekmiş. Müşterim 4 fotoğraf için 2 bin 400 TL fiyat çıkarıldığını söyledi. Müşterim içeride bağırıyordu. Siz şoför veya operatör olarak kendi müşterinizi orada savunmayacak mısınız? Sadece müşterime, ’Fotoğrafı almanıza ve ödeme yapmanıza gerek yok’ dedim. Ancak oradakiler, ’Ne hakla bunu yaparsın’ dediler. Çünkü müşterim bağırıyordu, olayı yatıştırmak için dışarı çıkarmak istedim. Sonra lafa tutuşuldu. Bir kadın geldi ve yetkili olduğunu söyledi. Ona durumu anlatırken bir anda burnuma yumruk yedim” dedi.
“Burnumda 7 kırık var”
Yumruğu yedikten sonra 3-4 kişinin daha kedisine saldırdığını söyleyen şoför, “Beni öldüresiye dövdüler. Ben herhangi bir karşılıklı kavgaya girmedim. Küfür ettiğim de söyleniyor ama zaten kamera ve ses kaydı her şeyi ortaya koyuyor. Ben kimseye küfür etmedim. Jandarma bile benim haklı olduğumu ve küfür etmediğimi söylüyor. Bugün benim başıma gelen, yarın hepinizin başına gelebilir. En çok zoruma giden şey dayak yememe rağmen, orada bulunan 100 şoför ve rehberin araya girmemesi oldu. Hiçbir Allah’ın kulu aşağı inip de ’Ne yapıyorsunuz?’ demedi. Şu an burnumda 7 kırık var. İstanbul’a sevkimi aldım. Trafik olduğu için burada dinleniyorum. İstanbul’a gideceğim ve ameliyat olacağım” şeklinde konuştu.
Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parkı Ormanya’da gerçekleştirilen dağ bisikleti turu, doğasever bisiklet tutkunlarını bir araya getirdi. Katılımcılar, dört kilometrelik orman parkurunda doğayla iç içe unutulmaz sürüş deneyimi yaşadı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği Dağ Bisikleti Turu’nun ilk etabı, doğaseverlerin yoğun katılımıyla Ormanya’da gerçekleştirildi. Saat 19.00’da başlayan etkinlikte bisikletliler, Ormanya’nın 4 kilometrelik doğal parkurunda pedal çevirerek doğayla bütünleşti. Meşe ağaçlarının gölgesinde, kuş sesleri ve temiz hava eşliğinde ilerleyen katılımcılar, şehir stresinden uzak zaman geçirdi. Etkinlik; spor yapmak, doğayla vakit geçirmek ve ruhsal yenilenme yaşamak isteyenler için adeta bir kaçış noktası oldu. Tura başlamadan önce tüm katılımcılara kask ve güvenlik ekipmanlarıyla ilgili bilgilendirme yapıldı. Çocuklardan yetişkinlere her yaştan bisiklet severe hitap eden etkinlikte herkes kendi temposunda sürüş gerçekleştirdi. Organizasyon ekibi, parkur boyunca teknik destek ve rehberlik hizmeti sunarak katılımcıların güvenliğini sağladı. Yaklaşık 1 saat süren tur boyunca doğa rehberleri, parkurun flora ve faunası hakkında bilgiler paylaşarak etkinliği eğitici bir deneyime dönüştürdü.
Doğayla iç içe unutulmaz anlar
Yemyeşil doğasıyla bilinen Ormanya’da gerçekleştirilen tur, katılımcılardan büyük beğeni topladı. Ormanın derinliklerinde ilerleyen bisikletliler, karşılarına çıkan sincaplar, kelebekler ve çeşitli kuş türleriyle unutulmaz anlar yaşadı. Şehir yaşamının yoğun temposundan uzaklaşan bisiklet severler, doğayla baş başa kalmanın hem fiziksel hem de zihinsel açıdan yenileyici olduğunu ifade etti. Ormanya Dağ Bisikleti Turu, Temmuz ayı boyunca her Perşembe günü düzenlenmeye devam edecek. Turlar ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Etkinliğe katılmak isteyenler, Büyükşehir Belediyesi’nin resmi web sitesi üzerinden detaylı bilgiye ulaşıp başvuru yapabilecekler.
Kuzuyayla Tabiat Parkı’nda düzenlenen “TÜR SAY” etkinliğine katılan 100’ü aşkın doğasever, bölgede 144 farklı canlı türü tespit etti. “Vatandaş bilimi” projesi kapsamında yapılan 169 gözlemle, Kuzuyayla’nın biyoçeşitlilik envanteri çıkarıldı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Doğa Kocaeli” markası altında düzenlediği TÜR SAY (Tür Sayımı) etkinliği, doğaseverlerin katılımıyla Kuzuyayla Tabiat Parkı’nda gerçekleştirildi. “Vatandaş bilimi” anlayışıyla düzenlenen etkinlikte, 100’den fazla katılımcı, uzman eğitmenler rehberliğinde bölgenin flora ve faunasını kayıt altına aldı. Katılımcılar, gözlemledikleri bitki, kuş, böcek ve mantar gibi canlıları cep telefonları aracılığıyla “iNaturalist” uygulamasına yükleyerek bilimsel bir veri tabanı oluşturulmasına katkı sağladı.
İstanbul Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, kuş gözlemcisi Ümit Malkoçoğlu, Hüseyin Cahit Doğan, böcek bilimci Dr. Havva Kübra Soydabaş Ayoub ve biyolog Sibel Süer tarafından yönlendirilen katılımcılara dürbün, böcek gözlem kutusu ve büyüteç gibi araçlar sağlandı.
Etkinlikte Kuzuyayla’nın ormanlık alanlarında yapılan kuş gözlemleri dikkat çekti. Sürmeli çalıkuşu, yeşil çıvgın, ispinoz, çütre, çam baştankarası, karakızılkuyruk, boz ebabil ve dağ incirkuşu gibi türler kayda geçti. Katılımcılar, kuşların davranışlarını ve yaşam alanlarını gözlemleyerek kayıt altına aldı.
Böcek gözlemlerinde ise dikkat çeken türler arasında orman çekirgesi, İspanyol kraliçesi, uğur böceği, alev tahtakurusu ve yaban arısı örümceği yer aldı. Bu türlerin tamamı, bölgenin ekosisteminde önemli rol oynayan canlılar arasında değerlendiriliyor.
Etkinlik boyunca yapılan toplam 169 gözlem sonucunda 144 farklı tür Kuzuyayla’nın biyoçeşitlilik envanterine kazandırıldı. Elde edilen veriler, bölgenin ekolojik zenginliğini bilimsel olarak belgeleme açısından önemli bir kaynak oluşturdu.
Bölgenin florasına yönelik çalışmalarda ise aralarında çalı mürdümüğü (Lathyrus czeczottianus), akdağ marulu (Cicerbita variabilis) ve öküz çıngırağı (Campanula grandis) gibi endemik ve nadir bitkilerin de bulunduğu çok sayıda tür envantere eklendi. Etkinlik sonunda yapılan 169 gözlem ile toplam 144 farklı tür bilimsel olarak belgelenmiş oldu.
Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçesi olan Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı’nda, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan kızıl pandalar özel olarak korunuyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “tehdit altında” kategorisinde sınıflandırılan kızıl panda, Türkiye’de sadece sınırlı sayıda hayvanat bahçesinde görülebiliyor.
Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) iş birliğiyle 2014 ve 2018 yıllarında yürütülen üreme programı kapsamında Türkiye’ye getirilen kızıl pandalar, FYZoo’da özel bakım ve gözetim altında yaşamlarını sürdürüyor. FYZoo’da şuanda 4 kızıl pandanın bulunduğu öğrenilirken, bu canlılar ziyaretçiler tarafından da ilgi görüyor.
“Ateş renkli kedi”
Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) verilerine göre, bilimsel adı “Ailurus fulgens” olan kızıl panda, Latince’de “ateş renkli kedi” anlamına geliyor. İlk kez 1825 yılında bilim dünyasına tanıtılan bu sevimli tür, kızılımsı kahverengi postu ve ev kedisini andıran görüntüsüyle dikkat çekiyor. Çoğunlukla bambuyla beslenen kızıl pandalar, sakin ve yalnız yapılarıyla tanınıyor.
“Pandalarla davranışları benziyor ama şekilleri birbirinden çok farklı”
Veteriner Hekim Ejder Dalgıç, kızıl pandaların, Himalayalar ve Çin’in güneybatısındaki bambu ormanlarında yaşadığını söyleyerek, “Yakın zamanda ziyaret ettiğim Çin’in Sichuan eyaletinde de gördüm kadarıyla, pandalarla yedikleri gıdalar aynı, miskinlikleri, tembellikleri, yaşam alanları ve davranışları birbirlerine çok benziyor ama şekilleri birbirinden çok farklı” dedi.
“Dev panda ile yakın akraba değildir”
Dalgıç, kızıl pandaların bilimsel olarak ilk kez 1825 yılında tanımlandığına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Kızıl pandaların evrim ağacındaki yeri tartışmalıdır ancak modern genetik kalıntılar onu; rakunlar, gelincikler ve kokarcalara yakın akraba olarak yerleştirmişlerdir. Dev panda ile yakın akraba değildir ancak her ikisi de bambuyu kavramak için uzun bilek kemikleri ve esnek baş parmaklarına sahiptirler. Kızıl panda, iğne yapraklı ormanların yanı sıra, ılıman geniş yaprakları ve karma ormanlarda yaşar ve su kaynaklarına yakın, yoğun bambu örtüsüne sahip dik yamaçları tercih eder. Yalnızdırlar ve büyük ölçüde ağaçlarda yaşarlar. Çoğunlukla bambu filizleri ve yaprakları olmak üzere, meyveler ve çiçeklerle beslenir. İlkbaharın başlarında çiftleşir ve dişileri yazın 4 yavruya kadar doğurabilir. Kaçak avcılık ve yaşam alanlarının tahribi nedeniyle soyu tehdit altındadır. 2015 yılında da korunmaya alınmıştır. Türkiye’de sadece Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ile Bursa Hayvanat Bahçesi’nde bulunduklarını, dünya genelinde ise 2 bin 500 ile 10 bin arasında kadar kızıl panda olduğunu biliyorum”
“18 yaşına kadar yaşayabilirler”
Kızıl pandaların neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirten Veteriner Hekim Dalgıç, yaşam alanlarının tahribi nedeniyle üreme yeteneklerinin azaldığının altını çizdi. Bu canlıların doğada 8 ila 10 yıl arasında yaşadığını dile getiren Ejder Dalgıç, hayvanat bahçelerinde korunduklarını söyleyerek, “Hayvanat bahçelerinin en büyük avantajlarından biri de bu. Canlıya maksimum şartları oluşturup, onu rahat ettirmek. Haliyle biraz tembelleşecek ama uzun yaşayacaktır. Kızıl pandalar da bu şekilde bakıldığında 18 yaşına kadar yaşayabilirler. İnsanlara yakın hayvan değildir ama sevimlidirler” ifadelerini kullandı.
Kartepe Turizm Derneği ve Maşukiye Muhtarlığı öncülüğünde hazırlanan, Mesude Çetinbaş’ın kaleme aldığı “Türkiye’de Bir Çerkes Köyü Maşukiye” kitabının tanıtım günü yoğun katılımla gerçekleşti. Maşukiye’nin köklü tarihini ve kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan eser, bölgenin sosyokültürel geçmişine ışık tutuyor.
Kartepe Turizm Derneği ve Maşukiye Muhtarlığının öncülüğünde hazırlanan ve Yazar Mesude Çetinbaş tarafından yazılan “Türkiye’de Bir Çerkes Köyü Maşukiye” kitabının tanıtım günü gerçekleşti. Maşukiye Mahalle Konağı’nda gerçekleştirilen tanıtıma Kocaeli Valis İlhami Aktaş, Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, Kartepe Turizm Dernek Başkanı Kamil Öçbe, Maşukiye Mahalle Muhtarı Kemal Mut, Uzuntarla Adige Kültür Derneği Başkanı Sedat Yenişen ve Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı İbrahim Uygun, Ketenciler Çerkes Derneği Başkanı Birgül Özkanlı, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Maşukiye’nin tarihini, köyün kuruluşundan günümüze uzanan süreci konu alan kitapta, bölge halkının ve yerel kültüre ilgi duyanların bilgilendirilmesi amaçlanıyor.
“Eserimiz gelecek nesillere kültürel miras niteliğindedir”
Kitapla ilgili konuşan Yazar Mesude Çetinbaş, “Kuruluşundan günümüze Maşukiyemizin kitabını kaleme aldık ve güzel Kartepemizin kültür turizmine, gençlerimizin kütüphanelerine katkıda bulunduk. 1863 yılında Kafkasya’nın Soçi bölgesinden gelen Vubuk-Çerkes aileleri tarafından, Osmanlı Devleti’nin İzmit Sancağı Derbent birimi altında kurulan köy, ismini dönemin İzmit Mutasarrıfı Maşuk Paşa’dan almaktadır. Halkın alana ilk yerleştiğinde konuştuğu Vubuk dili, günümüzde artık kaybolmuş diller arasında yer almaktadır. Türkiye’nin önemli turizm beldelerinden biri olan Maşukiye’nin kuruluş tarihini, kurucu aile Voçibalar ile birlikte köye yerleşen diğer ailelerin hikâyelerini; Osmanlı Sarayı ile olan yakın ilişkilerini ve akrabalık bağlarını; hanımların süt anneliklerini; Batumlu ailelerin köye ilk yerleşim süreçlerini ve nedenlerini; Karadeniz Bölgesi’nden Maşukiye’ye yapılan göçleri; köyün Cumhuriyet dönemindeki kalkınma çabalarına katkılarını; köylülerin turizme öncülük eden rollerini ve sosyo-kültürel yaşamlarını bu monografik eserde bulabilirsiniz. Hane ve nüfus sayısı az olmasına rağmen köy, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda şehitler vermiş, Hasan Atakan Paşa gibi generaller, kadın subaylar, doktorlar, bilim insanları ve iş insanları yetiştirmiştir. Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı Leyla Atakan ve pek çok önemli şahsiyetler Maşukiye’den çıkmıştır. Belgelere ve kaynak kişilere dayanarak hazırladığımız bu bilimsel eserimiz gelecek nesillere kültürel miras niteliğindedir. İki senelik çalışmanın ürünü olan bu kitabı yazmak için yüz yüze görüşmeler yaptığımız kaynak kişilere çok teşekkür ediyorum.” dedi.
“Eserin sadece gelecek nesillere değil bugün bizlere de anlatılması çok değerli”
Vali Aktaş ise “Doğa cenneti köyümüzde kültürel geçmişinin de öğrenilmesi, bunun sadece gelecek nesillere değil bugün bizlere de anlatılması çok değerli. Bizlere de geçmişiyle ilgili bilgilendirmesini yapacak olan bu eserin kaleme alınmasından baskısına kadar emeği geçen herkese ve tabii ki başta yazarı Mesude Çetinbaş hanımefendiye çok teşekkür ediyoruz. Bu tür çalışmalar bizim geçmişte olan bağlarımızı güçlendirip geleceğe daha güvende bakmamız ve gelecekte atacağımız adımların hem sağlam hem de bilinçli olarak atılmasında fevkalade faydası var.” şeklinde konuştu.
“O güzel tarihi kaydetmemek en büyük eksik olurdu”
Herkese teşekkür eden Başkan Kocaman, “Kartepe gelişiyor. Kartepe güçleniyor. Kartepe’nin çok değerli markaları var. Kartepe, Türkiye’nin en kıymetli turizm bölgelerinden, doğa merkezlerinden bir tanesi. Kartepe’nin içerisinde de çok değerli markalar var. İlçemiz, bölgemiz, beldemiz bu kadar güçlenirken, bugünlere nasıl geldiğimizi, geçmişimizi, tarihimizi, kültürümüzü, o zorlukları, o yaşanan sıkıntıları, o göçleri anlatmamak, onları kayıt altına almamak, onları şanlı ve geçmiş, o güzel tarihi kaydetmemek en büyük eksik olurdu bence. O yüzden Mesude ablama, çok teşekkür ediyorum, çok kıymetli bir iş yapıyor. Elbette bu işi tek başına yapmıyor ablamı destekleyen, ona güç veren, bilgi veren, onun yanında olan birçok insan var. Biz zaten onun yanında olmak zorundayız. O başka bir tarafı işin. Ama gönlüyle, yüreğiyle ablamı destekleyen, bugün burada olan, bu programa katılan herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Çerkes ve Kafkas müzikleri eşliğinde oyunlar oynandı ve yazar okuyucuları için kitabını imzaladı.
ULUSLARARASI BASKETBOL FEDERASYONU (FIBA) DÜNYA KUPASI 2027 ELEMELERİ KURA ÇEKİMİ, 13 MAYIS'TA KATAR'IN BAŞKENTİ DOHA'DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK. (İHA/İSTANBUL-İHA)
Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Dünya Kupası 2027 Elemeleri kura çekimi, 13 Mayıs’ta Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilecek.
FIBA Basketbol Dünya Kupası 2027, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde düzenlenecek ilk turnuva olma özelliğini taşıyacak. Aynı zamanda bu turnuva, FIBA tarihinin tek bir şehirde düzenlenecek en büyük organizasyonu olacak. Doha’da 32 takım, basketbolun en büyük ödülü olan Naismith Kupası’nı kazanmak için mücadele edecek.
FIBA Basketbol Dünya Kupası 2027’ye katılacak takımları belirlemek için Kasım 2025 ile Mart 2027 arasında, dünya genelinde toplam 420 karşılaşmanın oynanacağı 6 eleme penceresi düzenlenecek ve 80 ülke, Katar bileti alabilmek için ter dökecek.
FIBA Basketbol Dünya Kupası 2027 Elemeleri kura çekimi, Doha’daki ALHAZM’da gerçekleştirilecek ve yerel saatle 18.30’da başlayacak. FIBA Küresel Elçisi, üç Olimpiyat şampiyonluğu bulunan NBA efsanesi Carmelo Anthony de kura çekimi için sahnede olacak.
FIBA Başkanı Şeyh Saud Ali Al Thani ve FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis’in öncülüğünde, FIBA Merkez Kurulu üyeleri, Katar Basketbol Federasyonu ve Organizasyon Komitesi Genel Direktörü Mohammed Al-Meghaiseeb etkinlikte yer alacak. Yüksek atlamada dört kez Olimpiyat madalyası kazanan Mutaz Essa Barshim, Körfez ülkeleri basketbol efsanesi ve 3×3 dünya şampiyonu Yassin Mousa’nın yanı sıra, dünyanın dört bir yanından gelen 60’tan fazla ulusal federasyon temsilcisi de bu prestijli etkinlik için Doha’da hazır bulunacak.
Avrupa Elemeleri
32 takım, 6 eleme penceresi boyunca mücadele edecek ve bunların arasından 12 ülke 2027 FIBA Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanacak.
İlk Tur
– Takımlar, dörderli sekiz gruba ayrılacak ve her takım, grup içindeki rakipleriyle hem iç saha hem de deplasmanda olmak üzere karşılaşacak.
– Her grubun ilk 3 sırasında yer alan takımlar ikinci tura yükselecek.
İkinci Tur
– Takımlar, daha önceki turdaki sonuçların aynen taşınacağı dört yeni gruba yerleştirilecek.
– Bu turda her ülke, grubunda daha önce karşılaşmadığı takımlarla yine iç saha ve deplasmanda karşı karşıya gelecek.
– Her grubun en iyi 3 takımı, FIBA Basketbol Dünya Kupası 2027’ye katılmaya hak kazanacak.
Denizanası türlerinden “Pusula denizanası”, Balıkesir’in Erdek ilçesi sahilinde karaya vurdu.
Marmara Denizi’nde zaman zaman görülen denizanası türlerinden kahverengi renkli “Pusula denizanası”, Erdek ilçesine bağlı Düzler Kyzikos sahilinde karaya vurdu. Uzmanlar, kahverengi gövdeli denizanalarının “Pusula denizanası” olarak bilindiğini belirterek bu türün, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve İngiltere’nin Batı ve Güney kıyılarında yaşadığını, Marmara Denizi’ne ise gemilerin balast suları ile gelmiş olabileceğini belirtti.
“Temas halinde tatlı su kullanmayın”
Denizanalarının yaşadıkları bölgelere göre zehir şiddetlerinin değiştiğine dikkat çeken uzmanlar, temas durumunda ciltte yanma, kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtilerin oluşabileceğini ifade etti. Bu tür temaslarda bölgenin kesinlikle tatlı su ile yıkanmaması, çıplak elle müdahale edilmemesi gerektiği vurgulandı. İlk müdahalenin deniz suyu ile yapılması, ardından en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önerildi.
“Ölümcül etkisi bulunmuyor”
Türkiye’deki sayılı deniz anası (meduz) uzmanlarından İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Melek İşinibilir Okyar, Marmara Denizi’nde görülen bu türün öldürücü etki taşımadığını söyledi. Dr. Okyar, “Bu tür, Marmara Denizi’nde ilk defa Erdek Körfezi’nde Ağustos-Eylül 2000 tarihinde kaydedilmiştir. O tarihten beri Marmara Denizi’nde özellikle kıyısal alanlarda genelde az sayıda gözlemlenmektedir. İnsanlara temas ettiklerinde öldürecek veya tıbbi yardım gerektirecek kadar etkili zehirleri yoktur” dedi.
Sadece Kocaeli’nin Kartepe ilçesine özgü ve bilimsel adı “Crocus keltepensis” olan Keltepe çiğdemi, kritik tehdit altındaki endemik bitkiler arasında yer alıyor. Yüksek rakımlarda, sadece şubat, mart ve nisan aylarında açan bu özel türün korunması gerektiğine dikkat çeken Dr. Hüseyin Doğan, “Yenilebilir gıda değeri olsa bile kesinlikle yenilmemeli, kopartılmamalıdır. Bu bitkinin nesli kritik tehdit altında, o yüzden yerinde kalması, hatta popülasyonun artırılması birinci öncelik olmalı” dedi.
Kartepe ilçesinde yalnızca Kuzuyayla bölgesinde yetişen ve 2019 yılında bilimsel olarak tanımlanan Crocus keltepensis (Keltepe çiğdemi) yalnızca bu bölgede görüldüğü için küresel düzeyde endemik bir tür olarak dikkat çekiyor. Doğal yaşam alanı sınırlı olan bu çiğdem, iklim şartlarına duyarlı yapısıyla sadece yılın belirli aylarında ortaya çıkıyor.
“Kocaeli, benim tespitlerime göre 2 bin bitki türüne sahip”
Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Doğan, bitki tarihi alanındaki uzmanlığının yanı sıra Kocaeli florası üzerine de kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek, “Uzmanlık alanımın dışında aynı zamanda Kocaeli florası ile ilgili de çalışıyorum. Kocaeli’de bulunan tüm bitkilerle ilgili envanter oluşturdum. Bu çalışma devam ediyor. Kocaeli, benim tespitlerime göre 2 bin bitki türüne sahip. Bu Avrupa ile kıyaslandığında oldukça yüksek bir sayı. Hem ilimizin yüzölçümünün küçük olması hem de ciddi sanayi ve yapılaşma baskısı olduğu düşünülürse oldukça yüksek olduğu görülebilir” dedi.
“Kocaeli’de 60’ın üzerinde endemik türümüz var”
Doğan, Kocaeli’de 60’tan fazla endemik tür bulunduğunu ve bunlardan bazılarının yalnızca bu kentte görüldüğünü de vurguladı. Bitkilere örnekler veren Doğan, “Mesela ’Aubrieta ekimi’ adını verdiğimiz takson, sadece bir noktada birkaç yerde biliniyor. Yine Crocus keltepensis de aynı şekilde sadece Kocaeli’de görülen, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen bir bitki türü olarak dikkatimizi çekiyor. Benim de nihai amacım, bunların gün yüzüne çıkartılması, fotoğraflarla desteklenmesi ve kamuoyunda bunlara dair bir farkındalık oluşturulmasına yönelik bir çalışma yapmak diyebilirim” diye konuştu.
“Kar ne kadar erken erimeye başlarsa o kadar erken çıkar”
Keltepe çiğdemine yönelik bilgiler veren Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Doğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu bitki, şubat ayından itibaren yüzeye çıkar ve karları takip eder. Kar erimeye başlamasından itibaren, kar ne kadar erken erimeye başlarsa o kadar erken çıkmaya başlar. Bu yıl kar Kocaeli’de daha geç yağdı ve ciddi bir yağış aldı. O yüzden bu yıl biraz geç açtı. Özellikle yüksek rakımlarda, Kuzuyayla gibi alanlarda bulunuyor. Biz nisan ayının 15’inde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği bir fotoğraf safarisi etkinliği yaptık. Yaklaşık 50 kişiyle birlikte gittik. Bitkiyi fotoğrafladık. Bu da aslında yapılması gereken faaliyetlerden bir tanesi. Bu endemik türlerin hem korunmaları hem de ilin biyoçeşitliliği için ciddi göstergeler olması anlamında bu tür faaliyetler çok önemli. O yüzden Büyükşehir Belediyesi’nin bu tür faaliyeti çok önemli ve değerli. Umarım bu tür faaliyetler artar ve kamuoyunda bu tür bitkilere dair farkındalık artarak çoğalır”
“2019 yılında bilimsel literatüre kazandırıldı”
Keltepe çiğdeminin 2019 yılında İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sırrı Yüzbaşıoğlu tarafından bilimsel literatüre kazandırıldığını belirten Doğan, “Bitkinin görüldüğü yer Kartepe. Kartepe eskiden Keltepe olarak bilindiği için bu ismi aldı. Mavi ağırlıklı, çakır mavisi dediğimiz maviye yakın bir rengi var” şeklinde konuştu.
Dr. Hüseyin Doğan, Keltepe çiğdemini diğer türlerden ayıran özelliklerine de değinerek, “Bir bitkiyi diğer bitkilerden ayıran özellik, sistematik botaniğin alanına giren bir konu. ’Bir bitkiyi diğer bitki türlerinden ayırt eden nedir?’ diye sorulacak olursa bunun için belli başlı parametrelere bakılıyor. Meyve biçimine, çiçek açma dönemine, boğaz rengine bakılıyor, kök yumru dediğimiz gömleğin yapısına bakılıyor. Aynı zamanda gelişen teknolojiyle birlikte botanik de bundan faydalanıyor. Moleküler analizler, DNA analizleri de yapılıyor. Böylece bir bitkinin diğer bitkilerden farklı olduğu anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.
“Keltepe çiğdeminin sökülmesi yasaktır”
Doğan, Keltepe çiğdeminin neslinin kritik tehdit altında olduğunu ifade ederek, “Bitkilerin yerinden edilmemesini sağlayabiliriz, kamuoyu o bitkiyi sahiplenebilir, koruyabilir. Aynı zamanda bu tür bölgeler turizm baskısı altında. Çeşitli tabelalarla ya da etrafının çevrilmesiyle korunma altına alınabilir. Sadece Kocaeli’de var. Eğer burada yok olursa dünyanın tamamında yok olmuş olacak anlamına geliyor. Crocus keltepensis kendi kendine yetişiyor. Yani insan etkisi olmadan yetişen bitkiler. Rakım değerleri simüle edilebilirse insan eliyle yetiştirilebilir. Bitkinin yerinden sökülmemesi gerekir. Bu aynı zamanda kanunla da yasaktır” dedi.
“Türkiye’de yaklaşık 50 tür çiğdem var”
Dünyada 250’ye yakın “Crocus” ismi verilen çiğdem türü bulunduğunu, Türkiye’nin ise bu türlerin yaklaşık 50’sine ev sahipliği yaptığını belirten Doğan, “Türkiye’deki çiğdem türlerinin büyük bölümü endemik. Kocaeli’de 8 çiğdem türümüz var ve bu modele uygun olarak bunlardan 4 tanesi endemik. Bunlar Crocus keltepensis, Crocus bifloriformis, Crocus pestalozzae ve Crocus sakariensis. Çiğdem cinsi iki grup halinde çiçek açar. Bir grup güz aylarında çiçek açar, bir grup bahar aylarında çiçek açar. Bu hem güzün bittiğini haber veren hem de baharın geldiğini haber veren bir cinstir” diye konuştu.
“Yenilebilir gıda değeri olsa bile kesinlikle yenilmemeli, kopartılmamalıdır”
Bazı çiğdem türlerinin yenilebildiği bilgisini de veren Doğan “Özellikle Krokus flavusun, hatta Krokus chrysanthusun da yumrularının tüketildiğini, pilavlara eklendiğini biliyorum ama Keltepe çiğdemi için konuşacak olursak bunun yenilebilene dair henüz bir araştırma yapılmadı. Yenilebilir gıda değeri olsa bile kesinlikle yenilmemeli, kopartılmamalıdır. Bu bitkinin nesli kritik tehdit altında, o yüzden yerinde kalması, hatta popülasyonun artırılması birinci öncelik olmalı” uyarısında bulundu.