Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yat ve teknecilik sektörünün ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/yat-ve-teknecilik-sektorunun-ekonomik-buyuklugu-55-milyar-dolara-ulasti-0-XgXM9neI.mp4
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gemi sanayisinin 2024’te 1,91 milyar dolarlık ihracat yaptığını, yat ve teknecilik sektörünün ise yan sanayiyle birlikte 5,5 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştığını açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’da düzenlenen Deniz Ticaret Odası Müşterek Meslek Komiteleri 7. Toplantısı’nda denizcilik sektörüne dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz’de iki gemide meydana gelen patlamalara yönelik yürütülen çalışmalara değinen Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte küresel ölçekte güçlenen konumunu rakamlarla ortaya koydu. Bakan, gemi, yat ve tekne üretimindeki ihracat başarısının yanı sıra sektörün ulaştığı ekonomik büyüklüğü açıkladı.

“25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtarıldı”

Bakan Uraloğlu, öncelikle dün gece Karadeniz’de iki gemide gerçekleşen patlamalar noktasında süreci yakından takip ettiklerini belirterek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün ve Sahil Güvenlik Ekiplerinin gerekli müdahalelerde bulunduğunu söyledi. Uraloğlu, “KAIROS isimli gemiye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz yangın sürerken başarılı bir müdahaleyle 25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtardı. Huzurlarınızda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüze ve bakanlığımızdaki bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Diğer gemi ile ilgili de hayati bir tehlike yok. Bütün denizcilere bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.

“Türkiye, dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu

Denizleri Mavi Vatan bildiklerini; denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettiklerini söyleyen Uraloğlu, “Hamdolsun bugün Türkiye; 217 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 186 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu. 2025 yılının ise Türk denizciliğinin altın yılı olarak tarihe geçti. Hatırlayacağınız üzere denizcilikle ilgili yaptığımız son programlarımızda Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında ilk 10’a taşıyacağımızın sözünü veriyorduk. Verdiğimiz sözümüzü de tuttuk ve son basamağı aştık. 2002’de 8,9 milyon dedveyt ton ile 17. sırada olan Türk sahipli filo, 2025’in ilk yarısında 2 bin 203 gemisiyle 53,1 milyon dedveyt tona ulaşarak dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi. Bu başarıyı elbette sizlerle birlikte omuz omuza kararlılıkla çalışarak elde ettik. Bu vesileyle de başta sizler olmak üzere emeği geçen herkesi tekrardan tebrik ediyorum” diye konuştu.

“Limanlarda rekor üstüne rekor kırıyoruz”

Limanlarda da rekor üstüne rekor kırdıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002 yılından bu yana limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yüzde 180, konteyner miktarı ise yüzde 443 arttı. 2024 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yaklaşık 532 milyon tona, konteyner miktarı ise 13 milyon 529 bin TEU’ya ulaştı. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarının yanına bu yıl ilk kez listeye Aliağa Limanı’nı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti” şeklinde konuştu.

“Ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu”

Denizcilik sektörünün bu altın yılında yakın zamanda elde ettikleri yeni müjdeleri de paylaşan Uraloğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti: “Bu hafta başında Londra’da düzenlenen Uluslararası Denizcilik Örgütü 34. Genel Kurulunda, Umman Sultanlığı ile ‘Denizcilik Alanında İş Birliğine Dair Anlaşma’ ve ‘Ulaştırma Koridorları ile Haberleşme Alanlarında Mutabakat Zaptı’ olmak üzere iki tarihi anlaşmaya imza attık. Denizcilik alanındaki anlaşmamız, ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu. Bu anlaşmalarla Umman’dan gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması konusunda önemli bir anlaşmayı hayata geçirmiş olduk. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.

“Yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı 42’ye yükseldi”

Uraloğlu ayrıca, dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile STCW; Gemi Adamlarının, Eğitim Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları sözleşmesini imzaladıklarını da kaydetti. Uraloğlu, “Panama ile imzaladığımız bu son anlaşmayla birlikte yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu. Ama bu sizlerin de çok iyi bildiği üzere sıradan bir anlaşma değil. Çünkü Türk gemi adamlarımız bundan böyle dünyanın en büyük ikinci filosuna sahip Panama bayraklı gemilerde de görev alabilecek. Bu anlaşma, denizcilerimizin küresel istihdam imkanlarını büyük ölçüde artıracak, ticaretimizi geliştirecek ve Türkiye’nin küresel denizcilikteki görünürlüğünü zirveye taşıyacaktır” dedi.

“Türkiye IMO’ya üst üste 14. kez seçildi”

Hayata geçirdikleri projelerin, çalışmaların ve başarılı diplomatik temasların; Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıdığını ve Türkiye’yi denizcilik alanında karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselttiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, “Daha dün Türkiye’nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır.” dedi.

“2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı hizmete açarak 65’e çıkardık”

Son 23 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye’yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de yaklaşık 26 bine yükselterek 3 katından fazla arttırdık. Yapımı devam eden Datça Yat Limanı, Tekirdağ Yat Limanı, İstanbul’da Haliç Yat Limanı ve Kompleksi, Mersin Aydıncık Yat Limanları ile bu vizyonu daha da büyütüyoruz. Kruvaziyer turizminde de büyük başarılara imza atıyoruz. 2025’in ilk 10 ayında limanlarımıza uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,9 artışla bin 278 oldu. Kruvaziyerle gelen yolcu sayısı ise 2 milyon 21 bini aştı. Biz zaten bu yıl 2 milyon yolcu sınırını rahatlıkla aşacağımızı öngörüyorduk. Ama bu başarıyı yılın 10. ayında elde ettik. İnşallah bu yıl sonu, 2 milyon 259 bin olan 2013 yılının rekorunu da geride bırakacağız” ifadelerini kullandı.

“Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı”

Ro-Ro taşımacılığında da büyük başarılar elde ettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Geçen yıl 706 bin birimdeki yükü deniz yoluyla taşıdık. Bu yıl da ilk 10 ayda 600 binden fazla araç taşıyarak bu alandaki artış trendimizi devam ettiriyoruz. Hatırlarsanız en son ülkemizden İtalya’ya da uluslararası düzenli Ro-Ro seferleri başlatmıştık. Karayolu ağırlıklı taşımacılığımızı denizlere aktarmak için yeni Ro-Ro hatları kurmayı sürdürüyoruz. Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı. Bu artışla birlikte tekne ve yat yapım sanayimizde dünya pazarında önemli bir yere geldi. Ülkemiz 2025 yılında yat projeleri sipariş defterinde toplam boy uzunluğuna göre dünyada İtalya’nın ardından 2. sıraya yükseldi. Gemi sanayimiz 2024 yılında 1,91 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu değerin dörtte birinden fazlasını katma değeri çok daha yüksek olan yat inşa sanayimiz oluşturdu. İhracatta 2 milyar dolara ulaşan yat ve teknecilik sektörümüzün yan sanayi ile birlikte ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı. Pazarın yıllık büyüme oranı da ortalama yüzde 20’lerde” açıklamasını yaptı.

“Elektrikli, hibrit yatlar ülkemizde üretiliyor”

Küresel olarak, yat ve tekne endüstrisinin sürekli olarak yenilik ve teknolojik ilerlemeye odaklanmış durumda olduğunu da vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Özellikle çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği, otonom seyir sistemleri gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamda çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak elektrikli, hibrit yatlar da ülkemizde üretiliyor. Ayrıca ülkemiz, modern yat üretiminin yanı sıra dünyada önemli bir bakım ve onarım merkezi haline de geldi. Son yıllarda yeni inşa yanında mevcut yatlarda yapısal veya tasarımsal değişikliklerin yapıldığı refit ve retrofit konularında da ülkemize gelen talepler dikkat çekici şekilde artmıştır” dedi.

“Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık”

Denizcilerin üzerindeki yükü paylaşmak için 2004 yılında ÖTV’siz yakıt uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Sicillerimize kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine özel tüketim vergisi tutarını sıfıra indirdik. Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık” diye konuştu.

Uraloğlu, denizcilikte yeşil dönüşüm için yürürlüğe koydukları ve Mart ayında yeniledikleri “Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi İnşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelik” kapsamında destek mekanizması oluşturduklarını ve verdikleri teşviklerin sektör tarafından yoğun talep gördüğünü ifade etti.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ömer Erdoğan: “Çocukluk dönemimden beri bende bir liderlik vasfı vardı”

Teknik Direktör Ömer Erdoğan, futbolculuk kariyerinin hemen ardından teknik adamlık için eğitimler aldığını belirterek, “Çocukluk dönemimden beri bende bir liderlik vasfı vardı. Genç takımlarda kaptanlık yaptım, Bursaspor’da kaptanlık yaptım. Benim üstümde hep bir sorumluluk vardı. O yüzden her zaman futbolu bıraktığımda teknik direktör olacağımı hayal ediyordum” dedi.

D-Smart’ta yayınlanan Haftanın Konuğu programında Teknik Direktör Ömer Erdoğan, soruları yanıtladı. Profesyonel futbolculuk kariyerinin sona ermesinden kısa süre sonra teknik direktörlüğe geçiş yaptığını söyleyen Erdoğan, “Önce Ertuğrul Sağlam hocamın yanında 3 sene yardımcı antrenörlük yaptım. Daha sonra hocamdan izin isteyip kendi yoluma devam etmek istedim, sağ olsun hocam da beni kırmadı. O dönemde de boş durmadım, lisanslarımı tamamlamak için federasyon eğitimlerine gittim. Aynı zamanda da sürekli Almanya’daki takımları ve hocaları ziyaret ettim. Çocukluk dönemimden beri bende bir liderlik vasfı vardı. Genç takımlarda kaptanlık yaptım, Bursaspor’da kaptanlık yaptım. Benim üstümde hep bir sorumluluk vardı. O yüzden her zaman futbolu bıraktığımda teknik direktör olacağımı hayal ediyordum” diye konuştu.

“Avrupa kulüplerinin Türk futboluna bakış açısı değişti”

Türk teknik direktörlerin Avrupa’da takım çalıştırmasının önemine değinen 48 yaşındaki teknik adam, “Biz Türk teknik direktörler olarak yurt dışında iyi bir izlenimimiz yok. Türk teknik direktörlerin yurt dışında çok görev almadığı için kulüplerin bakış açıları biraz tedirgin. Arda Turan’ın Shakhtar Donetsk’te başarılı olması, ’Bakın Türk teknik adamlar da Avrupa’da takım çalıştırabilir’ mesajı veriyor. Türk futbolcular da önceden Avrupa’da pek fazla yer almazdı. Son yıllarda Cengiz, Çağlar, Cenk Tosun gibi örneklerle birlikte kulüplerin Türk futboluna bakış açısı değişti; Türkiye liglerini de daha yakından takip etmeye başladılar” değerlendirmesinde bulundu.

“Dışarıdan milli takımı izlerken keyif alıyorum”

Ömer Erdoğan, A Milli Futbol Takımı hakkında ise görüşlerini şu sözlerle paylaştı:

“Grup aşamalarındaki başarılarından ötürü Montella ve oyuncularımızı tebrik ediyorum. Bana göre dünyada bir numara İspanya. İspanya’nın ardından özellikle EURO 2024’te Gürcistan’ı izledikten sonra bize en yakın rakip onları görüyordum; ancak her iki maçı da rahat kazanmamızla birlikte bu grupta gelebileceğimiz en iyi noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bu kadro Dünya Kupası’na gitmeyi hak ediyor. Dışarıdan millî takımı izlerken keyif alıyorum. Umarım Dünya Kupası’na gidip orada da güzel sonuçlar alabiliriz.”

“Kimse mesleğine ihanet etmez”

Son dönemdeki bahis soruşturması hakkında sorulan soruya Ömer Erdoğan, “Futbol çok farklı bir endüstri, çok farklı bir ekonomide dönen bir sektör. Bu bahis, çok ciddiye alınması gereken bir konu. Şu anda yargı devam ediyor, bunun sonuçlarını göreceğiz ama belki de bizim için bir fırsat olur. Her şeyi temizleyerek yeni bir başlangıç yapabiliriz. Hem bu bahis olayı hem de daha önce yaşananlar insanımızı futboldan biraz soğuttu; statlar artık eskisi gibi dolu değil. Ben eminim ki çoğu futbolcu kardeşlerimiz bu bahisin yasak olduğunu bile bilmiyordur. Kimse mesleğine ihanet etmez” yanıtını verdi.

“Bursaspor her zaman Süper Lig’de bulunması gereken bir takım”

Bursaspor hakkında konuşan Erdoğan, “Bir takımın 2010 yılında şampiyon olup 10-12 senede 2. Lig’e, 3. Lig’e düşmesi, ’Bir kulüp nasıl yanlış yönetilir, borç batağına sürüklenir?’ adı altında tez bile yapılabilir. Bursaspor her zaman Süper Lig’de bulunması gereken bir takım. Bulgaristan maçında da tribünleri gördük, muhteşemdi. Ortalama 42 bin kişiyle 3. Lig’de mücadele etmeye devam ediyorlar. Türk futbolunun kalitesini, seyir zevkini artırmak için tribünleri de doldurmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Büyük takımlarla Anadolu kulüplerinin arasındaki makas çok açıldı”

Trendyol Süper Lig’de birçok takımın teknik direktöre değişikliği yaşamasına dair de fikirlerini aktaran Erdoğan, büyük takımlarla Anadolu takımları arasındaki makasın açıldığına yönelik soruya şu yanıtı verdi:

“Her zaman bir makas açıktı. Özellikle büyük takımlar dediğimiz Galatasaray ve Fenerbahçe, ekonomik anlamda diğer Anadolu kulüpleriyle aralarındaki farkı çok açtı. Biz şampiyon olduğumuzda belki aradaki fark altıysa şu an belki 50-60 kat fark oluşmuştur.

Kocaelispor ve yönetimini tebrik ediyorum. Sezona kötü bir başlangıç yaptılar, normalde böyle bir başlangıcın ardından teknik direktör değişikliğine gidilirdi. Yönetim Selçuk İnan’a güvendi, Selçuk Hoca da kötü gidişatı tersine çevirdi. Daha 10. ve 11. haftada Süper Lig’de 11 tane teknik direktör değişikliği olmuş; bu da Türk futbolunun sıkıntılı olduğunu gösteriyor.”

“Avrupa’da güzel anılmamız lazım”

Türk kulüplerinin Avrupa’da aldığı başarılı sonuçlar hakkında Erdoğan, “Son senelere göre daha iyi gidiyoruz. Samsunspor’un başarısı yabana atılmamalı. Fenerbahçe’nin başarısı. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde bizi gururlandırması Türk futbolu açısından çok önemli. Ligimizin izleyici sayısının yükselmesi için Avrupa’da iyi futbolla başarılı sonuçlar almamız lazım. Avrupa’da güzel anılmamız lazım” dedi.

“Boş zamanımı oyuncu izlemek ve antrenman izlemek için değerlendiriyorum”

“Yorumculuk bana göre farklı bir meslek” diyen Ömer Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Hem saha içi hem yorumculuk bence aynı anda olmaz. Yapanlara bir şey diyemiyorum ama bana göre ters. Tabii ki çalışmak istiyorum ancak doğru yerde çalışmak istiyorum. Gittiğim yere bir şey katabilir miyim? Kendi gelişimimi devam ettirebilir miyim? Bunlar eğer olumluysa o zaman çalışabilirim.

Bazı teklifler aldım ama kabul etmedim, doğru yer olduğuna inanmadım. Şu an boş zamanımı oyuncu izlemek ve antrenman izlemek için değerlendiriyorum. Bu da benim için bir fırsat.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kıpçaklardan bugüne bin yıllık gastronomik miras: Cağ kebabı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/kipcaklardan-bugune-bin-yillik-gastronomik-miras-cag-kebabi-0-2hGtSLcE.mp4
Yıllardır Erzurum’un mu Artvin’in mi diye münazara edilen cağ kebabının, bin yıllık kültürel bir miras olarak Kıpçaklardan günümüze ulaştığı bildirildi.

İki şehir arasında yıllardır paylaşılmayan lezzet için Erzurum 22 Şubat 2010’da “Oltu cağ kebabı” adıyla coğrafi işaret, Artvin ise 2020’de “Yusufeli cağ döner” adıyla marka tescili aldı.

Artvin Çoruh Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüdayi Ercoşkun, “Her iki kent de kendilerine ait olduğunu iddia ederek bir bakıma doğru söylüyor. Çünkü bu iki kent bin yıl önce Kıpçakların yaşadığı bölgenin içinde yer alıyor. Cağ kebabı da bin yıl önce söz konusu bölgede ortaya çıktığı için bu yemek hem Artvin hem de Erzurum’a ait olabiliyor” dedi.

Prof. Dr. Hüdayi Ercoşkun, Selçukluların 11. yüzyılda Anadolu’ya doğru ilerlemesiyle Kafkasya’da dengelerin değiştiğini ve Gürcistan Krallığı’nın, kuzeyde yaşayan Kıpçak Türklerini savunma amacıyla ülkesine davet ettiğini belirtti.

Yaklaşık 40 bin Kıpçak ailesinin Artvin, Ardahan, Ahıska, Ahılkelek ve Batum çevresine yerleştirildiğini anlatan Ercoşkun, bölgenin kültürel yapısının bu tarihi yerleşimden derin izler taşıdığını vurguladı.

Kıpçakların, 11. yüzyılın başlarında Karadeniz’in kuzeyinde kurulan Kıpçak Devleti’nin (1030–1241) bakiyesi olduğunu anlatan Ercoşkun, şunları söyledi:

“Moğol istilasıyla devletleri yıkılsa da bir kısmı Gürcistan üzerinden Artvin ve çevresine yerleşmiş, zamanla Orta Asya’dan gelen Oğuz boylarıyla kaynaşarak Müslümanlığı benimsemiştir. Bugün Artvin, Ardahan ve Erzurum hattındaki halk kültürünün birbirine bu kadar benzemesi tesadüf değildir.”

Yüzyıllar içinde cağ kebabına dönüşmüş

Bu ortak kültürel zeminin, yalnızca geleneklerde değil, mutfakta da kendini gösterdiğine dikkati çeken Ercoşkun, “Cağ kebabı bu coğrafyanın sadece bir yemeği değil, tarihi bir belleğidir. Kökleri Orta Asya Türk mutfak kültüründeki şişte et pişirme geleneğine dayanır. Kıpçak Türkleri bu geleneği Kafkasya’ya taşımış, yüzyıllar içinde yerel damak tadıyla birleşerek bugünkü cağ kebabına dönüşmüştür” dedi.

Ercoşkun, 1050’li yıllarda Divanı Lügatit Türk’te etle ilgili 300’den fazla terim geçtiğini ve kuzu şişin söğüş olarak anlatıldığını belirterek, “Kuzu çevirmede kuzunun etinin homojen olmaması nedeniyle kimi yerlerin kuru bazı bölümlerin yağlı olması nedeniyle az ya da fazla pişmiş olabiliyor. Atalarımız kuzuyu kestikten sonra etinin tamamını cağa vurarak bugünkü cağ kebabını yapmışlardır” ifadesini kullandı.

Kıpçaklardan günümüze gastronomik miras

Ercoşkun, cağ kebabının Türk mutfak tarihi açısından taşıdığı öneme dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Yatay şişte ağır ağır pişirilen et, sadece bir kebap değildir; bin yıldır sürekliliğini koruyan bir kültürün sembolüdür. Bugün Erzurum ve Artvin ile çevresinde yaşatılan cağ kebabı, Kıpçaklardan günümüze uzanan bir gastronomik mirastır. Coğrafi işaretli lezzet cağ kebabı, Türkiye’nin birçok ilinde popülerliğini artırıyor. 2024 verilerine göre cağ kebabı restoran sayısı en fazla olan iki il Erzurum ve İstanbul olarak öne çıkıyor. Erzurum’da 50 cağ kebabı restoranı bulunurken, İstanbul’da da bu sayı 50’ye ulaşıyor. Ankara’da 20, Bursa’da 15 ve Artvin, İzmir, Kocaeli gibi illerde ise 10’ar restoran yer alıyor.”

Artvin gibi Doğu Karadeniz illerinde de cağ kebabının popülaritesinin artmasının, bölgenin gastronomi turizmine katkı sağladığını aktaran Prof. Dr. Ercoşkun, “Cağ kebabı sadece Erzurum’un değil, Türkiye’nin gastronomik zenginliklerinin bir sembolü. Farklı illerde de yaygınlaşması ve sevilmesi, kültürel paylaşımın ve mutfak çeşitliliğinin en güzel örneklerinden biri” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

30 ülkeden iş kadınları bir araya geldi

Kocaeli’de düzenlenen Türkiye&Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması’nda 30 ülkeden iş kadınlar bir araya geldi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile KOİDER iş birliğiyle düzenlenen 6. KOİDER Bazaar “Türkiye&Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması”, Kartepe Dedeman Otel’de coşkulu bir organizasyonla başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, konuşmasında kadınların ekonomiye katılımının yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma hedefi olduğunu vurguladı. “Toplumun yarısı kadın. Yarısının üretime katılmadığı bir yerde toplam verimlilikten söz edemeyiz” diyen Başkan Büyükakın, kadınların estetik, etik ve barışçıl değerlere yatkınlığının daha sürdürülebilir bir ekonomik modelin inşasında önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. KOİDER’in yürüttüğü projelerin kadınlara fırsat eşitliği sağlayan örnek modeller arasında olduğunu belirten Büyükakın, “Bu buluşmaları, kadınların önünü açmak ve üretimde daha fazla söz sahibi olmalarını sağlamak için yapıyoruz. Kadının iş dünyasındaki varlığı, bir ülkenin varoluş mücadelesidir” dedi.

Coğrafya kader değildir

Başkan Büyükakın, konuşmasının devamında Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri’nin sahip olduğu ekonomik büyüklüğe vurgu yaparak şunları söyledi; “Ortadoğu ülkelerinin toplam nüfusu 485 milyon, Türk Cumhuriyetleri’nin ise 165 milyon. Yani toplamda 650 milyonluk bir pazar söz konusu. Bu bölge Avrupa Birliği’nden daha geniş bir yüz ölçüme sahip. Türkiye, bu potansiyelle birlikte ekonomik çekim merkezi haline gelebilir. Coğrafya kader değildir. Bin yıl önce Avrupa vebayla mücadele ederken Ortadoğu’da büyük bir refah yaşanıyordu. Bu topraklar bir zamanlar dünyanın merkeziydi, yine olabilir” diye konuştu.

Birçok ülkeden kadın liderler

Kocaeli’nin en prestijli zirvelerinden biri olan Türkiye&Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması’nda Katar, Kuveyt, BAE, Umman, Bahreyn ve Ürdün başta olmak üzere 30’dan fazla ülkeden binlerce iş kadını, devlet yetkilisi ve sektör temsilcisi bir araya geldi. Dijitalleşme, inovasyon, enerji, turizm, sağlık ve gıda gibi birçok alanda iş birlikleri ele alındı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen KOİDER Bazaar, kadın girişimcilerin uluslararası pazarlarda görünürlüğünü artırmayı, ticaretin kadın eliyle güçlenmesine öncülük etmeyi amaçlıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Recep Durul: “Futbolu federasyon değil, başkaları yönetmiş”

Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, Süper Lig’in ilk haftalarında 15 puanlarının çalındığını belirterek, “Öyle bir başıboşluk olmuş ki futbolu federasyon değil, başkaları yönetmiş. Hangi maçlarda puanlarımızın çalındığı açıklansın. Ucu nereye giderse gitsin hiç kimseye taviz verilmesin. Kocaelispor’un haklarını yargı yoluyla da arayacağız” dedi.

Profesyonel hakemlerin bahis hesaplarının bulunması ve aktif bahis oynamasıyla ilgili olarak Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun açıklamaları üzerine Kocaelispor’da Kulüp Başkanı Recep Durul basın toplantısı düzenledi. Durul, “Uzun zamandan beri zaten hepimizin bildiği gibi, Türk futbolunu meşgul eden birtakım spekülatif söylemler, güdümlü bir takım insanlar, hakemler ve güdümde oldukları çıkar gruplarıyla birlikte garanti altına alınmış skorlara göre bahis oylamaları, zaten şüphelerimizin içinde hep vardı. Kocaelispor olarak bu sene özellikle iyi bir kadro kurduk. İyi bir ekibimiz var. Maalesef 5 tane maçımız elimizden alındı. Hala biz ordayız. Bugün 15 puan ve belki de liderdik. Dolayısıyla Kocaelispor’un haklarını geriye dönük olarak mutlaka sorgulayacağız. Mutlaka peşinde olacağız. Bakalım süreç nereye gidecek? Şu anda Türkiye’de, Türk sporunda devrim niteliğinde bir milat oldu. Böyle bir şey hiç yapılmamıştı. Ama bugün haklarımızı geri alma konusunda federasyonla sıcağı sıcağına konuştuk” cümlelerine yer verdi.

“Ucu nereye dokunursa dokunsun olay kapatılmasın”

Bu olayın kapatılmasını istemediklerini ve tavizsiz olunmasını isteyen Recep Durul, “‘Bizim haklarımız yendi, bunu ne yapacağız?’ dedik. Bazı söylemler var. Bu işin içinde kimler var bilmiyoruz. Ucu nereye gidecek bilmiyoruz. Ucu nereye giderse gitsin bu olayın kapatılmasını istemiyoruz. Hiç kimseye taviz verilmesin, ucu nereye giderse gitsin bizi ilgilendirmiyor. Hatta bunun içerisinde futbolcular, yöneticiler, kulübün üst düzey yöneticileri, menajerler kim varsa tüm otoriteler de dahil kim varsa ortaya çıksın. Biz temiz sayfa açmaya çalışırken maalesef bizim kaderimizle, bir şehrin, bir camianın kaderiyle bir düdükte oynanıyor. Dolayısıyla bizi ne kadar alaya almışlar bunu gördük. Bu yüzden bundan sonra tavrımız daha farklı olacak” şeklinde konuştu.

“Yok yere yediğimiz cezaların bedelini kim ödeyecek?”

Başkan Durul, federasyondan puanlarının çalındığı maçları açıklamasını isteyerek, aldıkları cezaların bedelini kimin ödeyeceğini sordu. Durul, “Özellikle bu tür eylemler, bu tür provokatif kararlar camiaların kaderini etkilediği gibi taraftarın da duygularıyla, sinir uçlarıyla oynuyor. Bizim taraftarımız futbolu çok iyi bilen, çok bilinçli. Ama bunlar bir duygusal fırtınaya neden olabilecek kararlardı. Bize gelen cezaların bedelini kim ödeyecek? Yoktan yere cezalar yedik. Bir hakemin sinir uçlarına dokunmasıyla birlikte tribünler de infial oluşuyor. Bunu kim yapıyor, hakem yapıyor. Bizim bir suçumuz var mı, günahımız var mı? Yok tabii ki. Hangi maçlarda bunlar yapılmış araştırılsın. Federasyondan hangi maçlarımızda puanlarımız çalınmış bunların da açıklanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Umuyorum ki üstü örtülmez”

Federasyon ve Kulüpler Birliği bazında geniş kapsamlı toplantılar yapacaklarını vurgulayan Recep Durul, bu konunun gündemden düşmeyeceğinin de altını çizdi. Durul, “Umuyorum ki üstü örtülmez. Kısa sürede kapanmaz. Belki bazılarında ucunun başka yerlere gitmesi korkusu ya da kaygısı olabilir. Biz Kocaelispor olarak taraftarlarımızla, camiamızla, şehrimizle birlikte hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Mütevazılığımız oldu ama bundan sonra mütevazı olmayacağız. Yasalar çerçevesinde ne yapmamız gerekiyorsa bütün adımları atacağız” dedi.

“Uluslararası başarı var çünkü yabancı hakem yönetiyor”

Türk futbolunun itibarını zedelememek için mütevazi açıklamalarla hakem konularına değindiklerini hatırlatan Başkan Receğ Durul, “Biz etik ve ahlaki standartlar dışına çıkmadan demeçlerimizi verirken adaleti, şeffaflığı, fair-play etik normlarını topluma yayması, aşılaması gereken hakemler karşısında ne kadar mütevazı açıklama yaptığımıza üzülüyoruz. Biz Türk futbolunun itibarını zedelemeden, yaralamadan birtakım yapıcı söylemlerde bulunduk. Çünkü her birimiz daha iyi hale gelmesi için Türk sporuna hizmet ediyoruz. Uluslararası alanda sergilenen performanslar ortada. Milli takımımız son zamanlarda ve lig takımlarımız Avrupa’da iyi sonuçlar almaya başladılar. Bunun nedeni; yurt dışında bizim oynayan oyuncularımızın sayısı çok fazla ve yabancı hakimlerin yönetmesine de bağlıyorum. Çünkü Türk hakemlerin yönetmesiyle yabancı hakemlerin yönetmesi arasında bir mantık ve algı farkı oluyor” açıklamasını yaptı.

“Liglerin ertelenmesi söz konusu olmayacaktır”

Liglerin erteleneceğini düşünmediğini de sözlerine ekleyen Kocaeli ekibinin başkanı, “Federasyonun ödül ve ceza sistemi var. Tabii ki biz kimseye ceza veremeyiz. Bizim ukdemizde değil. Cezaların ne yönde verilmesi konusunda fikirlerimizi, görüşlerimizi dile getireceğiz. Sadece bizim maçlarımızda değil, bütün kulüplerde bu oldu. Bütün kulüplerin hakkı yendi. Sonuç olarak herkes topyekun bir şeyler yapmaya çalışacak, farklı görüşler çıkacak. Bence bu sürecin yabancı hakemlerle geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu anda tarihi bir sansasyonel olayın ortaya çıkmasıyla birlikte 3-5 günde düzelecek bir konu değil. Sezon sonuna kadar yabancı hakemler maçları yönetmeli. Şu an devam eden bir sistem var. Yıkıp tekrar yapmak mümkün değil. Devam eden bir süreç var. Hangi cezalar olursa olsun uygulayıp kesinleştirmek gerek. Böylece vicdanlar daha rahatlayacaktır. Geçmişteki kayıplarımız olacaktır ama en azından toplumsa vicdan rahatlayacaktır” diye konuştu.

“Bu hafta bazı maçlardaki hakemlerin değiştiği bilgisi geldi”

Hakemlerin adaletten şaşmaması gerekliliğinin onların görevi olduğunu söyleyen Durul, bu haftaki bazı maçlarda hakem değişikliği yapıldığını da ileri sürdü. Recep Durul, “Mağduriyetimizi gidermek için elimizden geleni yapacağız. Bize bu hafta maçlardaki bazı hakemlerin değiştiği bilgisi geldi. İsimlerden de görebiliyoruz. Biz Kocaelispor olarak görüşmelerimizi yaptık, bizzat kendim konuştum; ‘Bizim daha önce hakkımızı yiyen, puanlarımızı çalan hakemleri bu maçlarda artık görmek istemiyoruz’ dedik. İsim vermedim, veremem ama hangileri olduğunu çok iyi biliyorlar. Umuyorum ki daha önce bizim hakkımızı yemeyen bir hakem atanır. Adil, şeffaf ve hak edenin kazanacağı bir mücadele olsun. Biz zaten hep bunu istiyoruz. Hakemlerin görevi bu. Ama gördük ki hakemler başka işlerin içinde olmuşlar. Nasıl bir cesarettir ki kendi isimleriyle bunu yapıyorlar. Ben şaşırdım. Fazlasıyla akıl tutulması. Avrupa’ya karşı, dünya futboluna karşı ülke olarak mahcup durumdayız. Keşke bunlar olmasaydı, keşke dışarıya karşı itibarımızı zedeleyecek bir şeyler olmasaydı. Ama saygınlığımızı biz kendimiz tekrar ayağa kaldırabiliriz. Yaptıklarımızla, bundan sonraki eylemlerimizde, kararlarımızla, duruşumuzla Türk futbolunda en iyi şekilde temsil edecek karakterlerin, isimlerin, yönetimlerin ülkemize gelmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Hizmet ediyormuş gibi gösterilen yıkım ekibiymiş”

Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, bahis oynayan hakemler için “Türk futboluna hizmet ediyormuş gibi gösterilen bir yıkım ekibiymiş” diyerek, şöyle devam etti:

“Biz biliyorduk ama kesin bulgular olmadığı için ‘Şu yaptı, bu yaptı’ diyemiyorduk. Taraftarın da duygularıyla oynadılar. Hakemler puanınızı çalıyor. Başarısız gidince taraftarın hocaya, takıma, yönetime algıları ve bakış açıları değişebiliyor. Kulüplerde bunlar da yaşandı. Biz doğru şeyleri yaptık, doğru yoldayız. Ekibimiz güçlü oyuncu grubumuz, güçlü yönetimle şehir olarak da yönetimsel olarak da doğru işler yapıyor. Maalesef bu çıkar grupları camiaların kaderiyle oynuyorlardı. Şükürler olsun ortaya çıktı. Federasyonu ve yönetimini kutluyorum. Devrim niteliğinde bir şey yaptıkları için. Sonuna kadar takipçisi olsunlar sonuna kadar takipçi olalım.”

“Haklarımızı yargı yoluyla da arayacağız”

Hakemlerle ilgili soruşturma tamamlanıp dava açılırsa müdahil olup olmayacaklarının sorulması üzerine Recep Durul, “Tabii ki haklarımızı yargı yoluyla arayacağız. Bu en doğal hakkımız. Süreç daha sıcak. Mutlaka tutuklamalar, gözaltılar olacaktır. Ucu nereye giderse gitsin dedik. Kocaelispor olarak yapmamız gereken ne varsa, almamız gereken aksiyon ne varsa kalacağız. Kocaelispor’un haklarını yargıda da, her yerde de arayacağız. Bunun sonuna kadar takipçisi de olacağız” cevabını verdi.

“Temiz olan hakemlere tabii ki dokunulmaması lazım”

Süreçte federasyona destek veren Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği’nin açıklamasındaki ’zan altında kalan dürüst hakemler’ kısmına dair ise kulüp başkanı Recep Durul, “Bu ekosistemde biyotik ve abiyotik unsurlar var. Bunları ayıracak olan bulgulardır. Sonuçta bunlar bir şekilde tespit edilecek. Adil olanlara, temiz olan hakemlere tabii ki dokunulmaması lazım. Ödül ve ceza, disiplin kurulunun vereceği kararlar. Ama yargı da işin içine girince hepsi ortaya çıkacaktır. Hakemin ya da bir yöneticinin bir şeyi yoksa ortaya çıkmaz ki zaten. ‘Hepimiz aynı gemideyiz; bu iş bizi de yakar düşüncesiyle hareket edilir mi, edilmez mi?’ Açıkçası sonuna kadar gidilsin, nereden ne çıkarsa çıksın. Sorgulanmalı. Ne olursa olsun denetlenmeli ve denetim esas olmalı. Bu basit bir konu değil. Yapılması gereken ne varsa destek olmalı yapılmalı, elekten geçilmeli” şeklinde konuştu.

“Daha ligin başında 15 puanımız çalındı”

Birçok takımın hakkının gasp edildiğini vurgulayan Recep Durul, takımı adına net ve iddialı söylemlerde bulundu. Kocaeli temsilcisinin başkanı, “Özellikle bizim hakkımız çok gasp edildi. Bugün daha ligin başında 15 puanımız çalındı. 1. takımın 28 puanı var. 15 puanım gitmeseydi bugün 26 puanım vardı. Yazık günah değil mi bizim emeklerimize. Topyekun sil baştan olur mu? Süreci göreceğiz. Benim adaletim; bugüne kadar yapılanlarla ilgili gerekli en ağır cezaların verilmesi. Bundan sonraki sürecin yeniden değişmesi açıkçası benim düşüncelerimle örtüşmüyor, doğru bulmuyorum. 10 yıl öncesi, 20 yıl öncesi şampiyonluklar var, kazanılmış haklar var. Bir şekilde ve dosyalar kapanmış. Artık tescil edilmiş. Bunu tekrar açılması başka bir boyuta gelmesi açıkçası kolay bir şey değil” sözleriyle düşüncelerini paylaştı.

“Cezalar bugün yeterli değil ama mutlaka artış olacaktır”

Kocaelispor Başkanı Recep Durul, cezaların yeterli olup olmadığı konusundaki soruyu, “Bugün yeterli değil ama bundan sonrakileri göreceğiz. Belki talimatlarda, disiplin cezaların da bir artış olacaktır mutlaka. Yargı da var. Bakalım süreç ne gösterecek? Bütün hakemler var hakemi de var bu işin içinde. İnanılmaz senaryolar var. Öyle bir başıboşluk olmuş ki futbolu federasyon değil, futbolun paydaşları değil, başkaları yönetmiş” diye cevaplandırdı.

“Cumhurbaşkanımızın da bir tasarrufu olacaktır”

29 Ekim resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile aynı ortamda olacaklarını sözlerine ekleyen Recep Durul, “Gizlilik ilkesine de saygı göstermek gerekiyor ama yüz yüze görüşeceğiz. Yarın Ankara’da Cumhurbaşkanımızın bir daveti var. Federasyon başkanımız da olacak. Konusu açılırsa görüşülecektir. Cumhurbaşkanımızın da bu konuda bir tasarrufu olacaktır diye düşünüyorum. Sonuçta bu bütün ülkeyi kapsayan büyük bir durum. Biz de sabırsızlıkla ve merakla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Trendyol’un Kasım kampanyaları bu yıl 15 ülkede birden gerçekleşecek

Kasım kampanyalarını, faaliyet gösterdikleri ülkelerde de yapacaklarını belirten Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, “Bugün yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Azerbaycan’ı kapsayan 35 ülkenin en büyük e-ticaret ekosistemiyiz. Kasım kampanya döneminde 15 ülkede eş zamanlı gerçekleştireceğimiz kampanyalarla Türk üreticilerinin ürünlerini dünya vitrinine taşıyacağız” dedi.

Gelenekselleşen Trendyol İş Ortakları Zirvesi, yüzlerce iş ortağının katılımıyla bu yıl 6’ncı kez gerçekleştirildi. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan’ın katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, şirketin 15 ülkede eş zamanlı düzenleyeceği Kasım kampanyaları, Türk üreticilerini küresel pazarlarda güçlendirecek e-ihracat hamleleri ve yapay zeka destekli teknolojik yenilikler öne çıktı.

Etkinlikteki konuşmasında Trendyol’un iş ortaklarıyla birlikte oluşturduğu ekosistemin gücüne vurgu yapan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, “Yüz binlerce satıcının tek tıkla dünyanın birçok noktasına ulaşabildiği büyük bir ekosistemi birlikte inşa ediyoruz. Türkiye’de başlayan Trendyol hikayesi artık 40 milyondan fazla müşteriye, 250 binden fazla iş ortağına ve onlarca ülkeye uzanıyor. Birlikte büyüyor, birlikte başarıyoruz” dedi.

E-ticaret platformunun 15 yıl önce başlayan yolculuğunun, iş ortaklarıyla birlikte gurur duyulacak bir noktaya geldiğini ifade eden İnan, “Bugün yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Azerbaycan’ı kapsayan 35 ülkenin en büyük e-ticaret ekosistemiyiz. Kasım kampanya döneminde 15 ülkede eş zamanlı gerçekleştireceğimiz kampanyalarla Türk üreticilerinin ürünlerini dünya vitrinine taşıyacağız” açıklamasında bulundu.

Kasım kampanyaları 15 ülkede eş zamanlı gerçekleşecek

Yapılan açıklamaya göre, bu yıl da Kasım kampanyalarını Türkiye ile birlikte 15 ülkede eş zamanlı olarak hayata geçirecek olan e-ticaret platformu, kampanya döneminde 20 milyonu yurt dışından olmak üzere toplam 130 milyon ürünü müşterilerle buluşturmayı hedefliyor. E-ticaret platformu ayrıca, iş ortaklarına Trendyol karşılamalı kampanyalar, pazarlama destekleri, erken ödeme avantajları ve özel kredi imkanları sunarak satıcı ekosistemini desteklemeye devam edecek.

E-ticaret platformunu Türkiye’de yakaladığı başarının yurt dışındaki tüm adımların temelini oluşturduğunu söyleyen İnan, “Aldığımız her sipariş ülkemiz için katma değer anlamına geliyor. Hedefimiz, bu Kasım’da da rekorlar kırarken, sürdürülebilir e-ihracat büyümesini birlikte inşa etmektir” dedi.

Türkiye’nin hikayesi sınırların ötesine taşınıyor

E-ihracatın şirketin stratejisindeki önemine dikkat çeken İnan, “Her sipariş bu topraklardaki markaların hikayesini, üreticilerin emeğini müşterilerimizle buluşturuyor. Amacımız, bu hikayeleri sınır ötesine taşıyarak Türkiye’nin e-ihracat başarısını dünyaya anlatmaktır. Bu yolda iş ortaklarımızla birlikte yürümekten gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Açıklamaya göre e-ticaret platformu, kısa süre önce Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile e-ihracat alanında bir stratejik iş birliği anlaşması imzalayarak, ‘Made in Türkiye’ imzalı ürünlerin küresel pazarlardaki temsilini güçlendirmek adına önemli bir adım attı. Son 3 yıldır Türk satıcıların ürünlerini yurtdışı pazarlara ulaştırmak için çok büyük yatırımlar yapan e-ticaret platformu Berlin, Bakü, Riyad ve Dubai’de ofisleri, Romanya, Riyad ve Dubai’de depoları bulunuyor. Şirket, İGA İstanbul Havalimanı’nda devreye alınacak yeni E-İhracat Lojistik Merkezi ile Türkiye’nin küresel ticaretteki rekabet gücünü daha da artıracak.

Yapay zeka ile satıcılar için yeni dönem başlıyor

İnan, Trendyol’un satıcılarına sunduğu teknolojik altyapı ve yapay zeka destekli çözümlerden de bahsetti. “Geliştirdiğimiz yerli yapay zeka modelleri sayesinde ürün bilgilerini farklı dillere otomatik olarak çeviriyor, kampanyaları kültürel duyarlılıklara göre tasarlıyoruz. Ortak adını verdiğimiz yeni yapay zeka ürünümüz ise satıcılarımızın verilerini analiz ederek önerilerde bulunuyor, hatta izinleri dahilinde otomatik aksiyonlar alabiliyor ve raporluyor. Böylece iş ortaklarımızın dijitalleşme süreçlerini hızlandırıyoruz” diyen İnan, teknolojiyle Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam edeceklerini aktardı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli Mehter Takımı, Korelilerin gönlünü fethetti

Güney Kore’de Ulsan Sanayi Festivali’nin açılış programına davet edilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı, sahne performansıyla gönülleri fethetti. Koreliler, mehter marşlarının coşkusuna çocuklarıyla birlikte eşlik etti.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı, Güney Kore’nin Ulsan şehrinde verdiği konserlerle ses getiriyor. Ulsan şehrinde düzenlenen Sanayi Festivali’nin açılış programında sahne alan ve başarılı performansıyla dikkatleri üzerine çeken büyükşehir mehteri, festivalin ikinci gününde ise Taehwagang Ulusal Parkın’daki etkinlik alanında konser verdi. Konser sonrasında düşüncelerini dile getiren ve 6 Şubat 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Türkiye’ye yardım gönderdiğini ifade eden Bayan Jeong Eun Ju, “Türk müziği olduğunu duyunca ayrı bir mutlu oldum ve çok sevindim. Türkleri burada görmekten çok mutlu oldum” dedi.

“Türkiye’ye çocuklarımla beraber yardım malzemesi göndermiştik”

Ulsan şehrinde yaşayan ve mehter marşının çok hareketli müzik olduğunu belirten Güney Kore vatandaşı Jeong Eun Ju, “Müziğin çok hareketli olmasından dolayı kendimi birden burada buldum. Türk müziği olduğunu duyunca ayrı bir mutlu oldum ve sevindim. Türkiye’de meydana gelen depreme (6 Şubat depremleri) ailece çok üzülmüştük. Türkiye’ye çocuklarımla beraber yardım malzemesi göndermiştik. O günden beri Türkiye’nin durumunu hep merak etmişimdir. Türkleri burada görmekten çok mutlu oldum. Böyle güzel bir konser için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’na teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

“Bizim için çok güzel bir anı oldu”

Mehter takımı kıyafetlerinin çok farklı olduğunu belirten Lee Jeong Kwan, “Bu grubun ortaya çıkardığı müzik, normalde duyamayacağımız cinsten bir müzik. Gerçekten ritmi çok güzel. Böyle bir deneyimi bu festival olmasaydı başka bir yerde edinemezdim. Bizim için çok güzel bir anı oldu” dedi.

“Türkiye ile kardeş ülkeyiz”

Mehter marşlarını izleyip düşüncelerini dile getiren Koreli vatandaşlardan Won Jun Shik ise, “Mehteran Takımı çok havalıydı. Buraya çalışmaya gelmiştim ve yorgundum. Mehteran Takımı’nı dinleyince yine enerji doldum. Biz Türkiye ile kardeş ülkeyiz” dedi. Ulsan’da oturduğunu belirten Bay Park Kwang Dong ise, “Kardeş ülkemiz Türkiye buraya gelip performans sergilediği için çok müteşekkirim. İleride de Güney Kore ve Türkiye olarak daha fazla etkileşimde olan kardeş ülkeler olmamızı dilerim” ifadelerini kullandı.

7’den 70’e Güney Koreli vatandaşların çocukları ile tempo tutup yoğun ilgi gösterdiği konserde Büyükşehir Mehteri, repertuarındaki birçok eseri başarıyla seslendirdi. Koreli vatandaşlar konserin sonunda mehter takımı ile hatıra fotoğrafı çekildi. Bazı Güney Koreli vatandaşlar ise mehter takımının üyelerine sarılarak sevgi gösterisinde bulundu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Almanya’dan sipariş edilen Togg otomobilleri trenle Avrupa’ya gidiyor

Türkiye’de üretilen Togg otomobilleri, Almanya’daki sahiplerine teslim edilmek üzere Gebze’den trenle yola çıktı. Togg yüklü trenler dün gece Avrasya Tünelinden geçerek Bulgaristan’a ulaştı.

Türkiye’nin iktisat tarihinde bir ilk yaşandı, yerli üretim elektrikli otomobiller Almanya’daki müşterilerine teslim edilmek üzere Edirne’den çıkış yaptı. Avrupa’ya ihraç edilen yerli otomobil Togg’ları taşıyan tren, Marmaray hattından geçerken görüntülendi. Marmaray’dan geçerken görüntülenen vagonlar dolusu Togg, İstanbul üzerinden Kapıkule Sınır Kapısı’na ulaşarak Türkiye’den çıkış yaptı.

Vagonlardaki araçların büyük çoğunluğunu T10X modelleri oluştururken, sedan tarzı T10F modelinden de trende yer alması dikkat çekti. Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Slovenya ve Çekya üzerinden geçerek araçların 14 Ekim Salı günü Almanya’ya ulaşması planlanıyor.

İhracat treni Marmaray hattını kullanarak Avrupa’ya ilerliyor

Marmaray hattı (Halkalı-Gebze Banliyö Tren Hattı), gece 00.30 ile 05.00 saatleri arasında yük taşımacılığına açılıyor. Bu saatlerde kaydedilen görüntülerde, trenlere yüklenen Togg’ların İstanbul’dan Kapıkule Sınır Kapısı’na taşındığı görülüyor. Taşıma sırasında, Marmaray’ın tüp geçidi de aktif olarak kullanılıyor. Araçlar, Boğaz’ın altındaki bu stratejik geçidi geçerek Avrupa Yakası’na ulaşıyor ve yolculuklarına devam ediyor. TOGG yetkilileri ise araçların Salı günü Almanya’da olacağını doğrulayarak, teslimat planlamasının henüz netleşmediğini belirttiler. Vergi avantajları sebebiyle Türkiye’den daha hesaplı anahtar teslim fiyatı ile Almanya’da satılan araçlar, dünya markası elektrikli otomobiller ile çetin bir rekabet yarışında büyük ilgi görüyor. Avrupa’daki Türkler kadar, Almanlarında yakından ilgilendiği Türk otomobilleri, yazılım üstünlüğü, renk zenginliği ve Euro NCAP üst seviye başarısı ile de Avrupa’da çok konuşuluyor. TOGG Ekim ayından itibaren bu yıl her ay 200 araç teslim edilecek şekilde planlama yapıyor. 2025 yılı sonunda ihracat edilen TOGG sayısının bin adedi aşacağı öğrenildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ümraniye’de 9. Geleneksel Türk Okçuluğu Puta Yarışması yapıldı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/umraniyede-9-geleneksel-turk-okculugu-puta-yarismasi-yapildi-0-RpUTVY2z.mp4
Ümraniye Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen 9. Geleneksel Türk Okçuluğu Puta Yarışması, 13 şehirden 660 sporcunun katılımıyla Ümraniye Millet Bahçesi’nde gerçekleştirildi.

Ümraniye Millet Bahçesi’nde düzenlenen yarışma, sabahın erken saatlerinde başladı. Sporcular, geleneksel kıyafetleriyle renkli görüntüler oluşturdu. 13 farklı kategoride yapılan müsabakalarda sporcular, 18 metreden 45 ok atışı gerçekleştirdi. Yarışmayı Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu hakemleri yönetti.

Yarışmanın ardından konuşan TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, ‘’Sabahın erken saatlerinde gelen her yaştan okçumuz burada hünerlerini gösterdiler. Hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Okçuluk hem fiziken hem zihnen bir disiplin gerektiren, aynı zamanda gençlerimizi hayata hazırlayan en kıymetli spor dallarından biri. Bütün yarışmacılarımızı, kulüpleri, federasyonu ve bu önemli organizasyona ev sahipliği yapan Belediye Başkanımız İsmet Yıldırım’ı tebrik ediyorum. Önümüzdeki sene daha büyük katılımla daha büyük bir alanda tekrar bu yarışmanın yapılmasını temenni ediyorum’’ dedi.

Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da etkinliğin önemine şu sözlerle dikkat çekti: ‘’Bugün burada, 660 sporcumuz, 50 kulübümüz ve 13 farklı şehirden gelen okçularımızla birlikte çok güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptık. Bu anlamlı müsabakada çocuklardan gençlere, yetişkinlerden özel bireylerimize kadar her yaş ve gruptan sporcumuz yer aldı. Her biri hem centilmence yarıştı hem de okçuluğun ruhuna yakışır bir duruş sergiledi. Yarışan, emek veren ve dereceye giren tüm sporcularımızı gönülden tebrik ediyorum. Okçuluk; yalnızca bir spor değil, aynı zamanda ahlâkı, maneviyatı ve kadim değerleri hatırlatan güçlü bir kültür mirasıdır. Orta Asya’dan günümüze uzanan bu köklü geleneği yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak büyük bir sorumluluk. Bu güzel spora son yıllarda çok büyük katkılar sunan, okçuluğun yeniden yükselmesine öncülük eden Sayın Bilal Erdoğan’a da teşekkürlerimi sunuyorum.’’

Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu hakemlerinin yönettiği yarışmada; büyük erkekler, büyük bayanlar, genç erkekler, genç bayanlar, yıldız erkekler, yıldız kızlar, minik erkekler, minik kızlar ve paralimpik karma olmak üzere 13 farklı kategoride sporcular mücadele etti. Yarışmacılar, 18 metreden 9 ok, 5 seri halinde olmak üzere toplam 45 atış yaptı.

Toplam 50 kulüpten 660 sporcunun katıldığı müsabaka; İstanbul, Bursa, Çorum, Düzce, Eskişehir, İzmir, Kocaeli, Konya, Manisa, Sakarya, Sinop, Tekirdağ ve Yalova olmak üzere 13 farklı şehirden gelen sporcularla gerçekleşti.

Sabahın erken saatlerinde başlayan yarışmada, her yaştan sporcu geleneksel kıyafetleriyle Türk kültürünün izlerini taşıyan eşsiz bir atmosfer oluşturdu. Gün boyu süren müsabaka heyecanlı anlara sahne oldu.

Geleneksel Türk Okçuluğu Puta Yarışması, 13 Ekim Cumartesi günü Ümraniye Millet Bahçesi’nde yapıldı. Ümraniye Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen yarışma, 13 farklı şehirden katılan 660 sporcuyla adeta bir kültür ve spor şölenine dönüştü.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ege’de Türk ve Yunan balıkçıları arasında gerginlik

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/egede-turk-ve-yunan-balikcilari-arasinda-gerginlik-0-TmQDHjmh.mp4
Ege Denizi Saros Körfezi açıklarında Türk ve Yunan balıkçıları arasında gerginlik yaşandı. O anlar cep telefonu kameralarıyla görüntülendi.

İddiaya göre, Semadirek Adası ile Enez arasında, Yunan balıkçı teknelerinin Türk balıkçıların üzerine sürmesiyle başlayan olayda, Türk balıkçılar sessiz kalmadı. Haberleşme sistemleriyle hızla organize olan Türk gırgır ve trol tekneleri, tacizde bulunan Yunan teknelerini Türk kara sularına kadar takip ederek geri püskürttü. Yaşanan anlar Türk balıkçılar tarafından cep telefonu kameralarıyla saniye saniye kayıt altına alındı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version