Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Belediye başkanı dalgıç kıyafeti giydi, dibe indi: Gördüğü manzara şaşırttı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/belediye-baskani-dalgic-kiyafeti-giydi-dibe-indi-gordugu-manzara-sasirtti-0-uIDYS2h1.mp4
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Avrupa’nın en büyük çevre projesinde gelinen noktayı görmek için dalgıç kıyafetlerini giydi ve İzmit Körfezi’nin derinliklerine indi. Bir zamanlar balçıkla kaplı olan zeminde pisi balıkları ve deniz şakayıklarını gören Büyükakın, “Yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde yürütülen ve “Avrupa’nın en büyük çevre dönüşüm projesi” olarak nitelendirilen ekolojik rehabilitasyon çalışması, artık gözle görülür neticeler vermeye başladı. Deniz tabanında biriken 11 milyon ton çamurun, yaklaşık 8 milyon tonluk kısmını oluşturan 3,8 milyon metreküpünün temizlenmesinin hedeflendiği projede, bugüne kadar 190 hektarlık alan balçıktan arındırıldı. Ayrıca, 2023 yılında “Dipten Diriliş” sloganıyla başlatılan proje ile İzmit Körfezi’nin dev bir akvaryuma dönüştürülmesi hedefleniyor.

İzmit Körfezi’nde dalış

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, yapımcı ve dalgıç Savaş Karakaş ile dünya rekortmeni serbest dalışçı Devrim Cenk Ulusoy, çalışmaları yerinde incelemek ve deniz yaşamındaki değişimi gözlemlemek üzere İzmit Körfezi’ne daldı.

“Yaklaşık 150 milyon dolarlık bir proje”

Dalış öncesi açıklama yapan Başkan Büyükakın, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli rehabilitasyon projelerinden birinin Kocaeli’de gerçekleştirildiğini belirtti. Projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortaklaşa yürütüldüğünü hatırlatan Büyükakın, “Daha öncesinde, Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin TÜBİTAK ile birlikte yürüttüğü çalışmalar vardı. Yapılan incelemelerde burada 11 milyon ton çamur bulunduğu ve bunun yaklaşık 8 milyon tonunun, yani 3,8 milyon metreküpünün deniz ortamından uzaklaştırılması gerektiği tespit edilmişti. Sonrasında çamurun hangi yöntemle uzaklaştırılacağı üzerine çalışmalar yapıldı. LOGAN’daki uygulamadan esinlenerek bugün burada yürütülen proje geliştirildi. Yaklaşık 150 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu” diye konuştu.

“Toplamda 460 hektarlık bir alanın temizlenmesi hedefleniyor”

Büyükakın, toplamda 460 hektarlık alanın temizlenmesinin hedeflendiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Şu ana kadar 190 hektarlık alanda temizlik yapıldı. Temizleme yapılan bölgelerde elde edilen sonuçları da gözlemlemeye devam ediyoruz. Arkadaşlar daha önce yaptığı dalışlarda hem biyoçeşitliliğin kendini yeniden yenilediğini hem de balık popülasyonunda, denizin diğer bölgelerine kıyasla artışlar olduğunu gözlemlemeye başladı. Farklı farklı türler var.”

“170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz”

Ayrıca, 23 ileri biyolojik arıtma tesisiyle de çalışmaların yapıldığına değinen Başkan Büyükakın, “Senede yaklaşık 170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz ama diğer yandan da denizde yıllardır birikmiş olan çamuru temizliyoruz. Bu, deniz ekosisteminin rehabilitasyonu açısından çok kıymetli bir çalışma ve dünyada da benzerlerinden biri sayılı. Dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek için büyük bir emek veriyoruz. Biz bu mirası aslında büyüklerimizden değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu mirası onlara layıkıyla teslim etmek için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Bu yaklaşık 50 yılın birikimi”

Prof. Dr. Mustafa Sarı ise dipteki kirliliğin yaklaşık 50 yıllık bir birikim olduğuna dikkati çekerek, “Birikmiş olan bu doğal olmayan atıkların çıkarılması Marmara Denizi’ne çok büyük fayda sağlayacak. Marmara Denizi hem Akdeniz’in hem Karadeniz’in hem de Ege’nin dengesine katkı veren bir ekosistem. Marmara’yı kirlettiğinizde, bir anlamda Karadeniz’i, Ege’yi ve Akdeniz’i de kirletmiş oluyorsunuz. Üstelik Marmara Denizi’nin tüm kıyıları bizim ülkemizin sınırları içinde. Marmara’da olan her şey bizim namusumuzdur” dedi.

“İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik”

Dalgıç Savaş Karakaş da İzmit Körfezi’nin geçmişte dalgıçlar için “ölümcül bir bataklık” gibi görüldüğünü belirterek, “Bugüne kadar dünyanın yedi denizinde ve Türkiye’nin dört bir yanında dalış yaptım fakat İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik. Çünkü bizim için burası adeta ölümcül bir yerdi. Takdir edersiniz ki burası bir deniz değil, bir bataklık gibiydi. Hiçbir dalgıç bataklığa dalmak istemez ama bugün, yaklaşık 50 hatta 100 yıllık kötü bir alışkanlıktan kurtuluyoruz” diye konuştu.

“Canlıların artması hayatın yeniden başladığını gösteriyor”

Dalışın ardından su altındaki gözlemlerini aktaran Tahir Büyükakın, değişimin çıplak gözle görülebildiğini vurguladı. Daha önce balçık nedeniyle yaşamın mümkün olmadığı alanlarda artık deniz canlılarının yuva yapmaya başladığını anlatan Büyükakın, “Denizin dibinde deniz şakayıkları ve benzeri türlerin yaygın şekilde yer tuttuğunu görüyoruz. Bunların deniz tabanına tutunmuş olması, orada bir yaşamın yeniden başladığını gösteriyor. Bu türlerin orada yaşaması çok önemli. Belli kabuklu türler ortaya çıkmaya başlamış. Deniz hıyarı ya da deniz patlıcanı olarak bilinen türlerden var, yengeçler var. Önce kabuklu canlılar geliyor, ardından bu kabuklularla beslenen diğer türler geliyor. Örneğin pisi balığının gelmesi, orada kabuklu türlerin yaşamaya başladığının önemli bir göstergesi. Çünkü pisi balığı, bu canlılarla beslenmek için geliyor” cümlelerini kullandı.

“Burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız”

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sözlerini şöyle noktaladı:

“Ayrıca anemonlar da vardı. Bunlar, denizdeki canlılığın en önemli göstergelerinden biridir. Burada çamurun yer yer 3 metreye kadar ulaştığı bir bölgeden bahsediyoruz. O çamur temizlendi ve denizin dibindeki kum oksijenle buluştu. Daha önce yüzeyi kaplayan balçık tabakası nedeniyle hiçbir canlı türünün burada tutunması mümkün değildi. Şimdi ise kumlu zeminde tutunabilen türler yeniden köklenmeye başladı. Yavaş yavaş diğer türler de beslenmek için gelecek, yumurtalarını bırakacak ve yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız. Hem tür çeşitliliğinin artmasını hem de popülasyonların çoğalmasını bekliyoruz. İnşallah çok güzel şeyler olmaya başladı ve bundan sonrası da hızlı bir şekilde devam edecek.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Caretta caretta rotayı şaşırdı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/caretta-caretta-rotayi-sasirdi-0-tjUKtWMp.mp4
Genellikle Akdeniz kıyılarında görülen caretta caretta, bu kez İzmit Körfezi’nde ortaya çıktı. Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, iklim değişikliğine dikkat çekerek, “Bulundukları ortamlarda su sıcaklıklarının artması onları bölgelerinden daha uzak yerlere gitmeye zorluyor olabilir” dedi.

Geçtiğimiz günlerde İzmit Körfezi’nde caretta caretta görüldü. Bu anlar vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alındı. Genellikle Akdeniz sahillerinde yerleşik olduğu bilinen bu canlının İzmit Körfezi’nde görülmesi ise dikkat çekti. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Ergül, son yıllarda Karadeniz ve Marmara Denizi’nde gözlenen aretta carettaların sayısında artış gözlemlendiğini belirtti. Bu durumu daha çok ortalama deniz suyu sıcaklıklarındaki artışa bağlayan Ergül, “Bu konularla ilgili çalışan meslektaşlarımızdan aldığımız bilgiler, özellikle bu iki bölgede bu canlıların sayısında artış olduğu yönünde. Bu artışın en önemli sebebinin, atmosferik sıcaklıklara bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi olduğunu düşünüyoruz” dedi.

“Veriler çok az”

Uluslararası literatürde caretta caretta türünün Marmara ve Karadeniz’deki varlığına dair eski kayıtların oldukça sınırlı olduğunu vurgulayan Ergül, “Uluslararası literatürde, bu canlıların bizim denizlerimizdeki kayıtları ile ilgili veriler eski dönemlerde çok az. Ama son dönemlerde sayılarının artışı, iklim değişikliğine bağlı süreçlerle ilişkili olduğunu değerlendiriyoruz. İklim değişikliğinin etkilerini görüyoruz diye düşünebiliriz. Çünkü son dönemde, özellikle ortalama atmosferik sıcaklıkların artışına bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının da arttığını ve buna paralel şekilde bu bölgeden rapor edilen deniz kaplumbağası sayısının yükseldiğini görüyoruz. Dolayısıyla bulundukları ortamlarda su sıcaklıklarının artması onları bölgelerinden daha uzak yerlere gitmeye zorluyor olabilir. Ama daha önemli bir faktör bizim denizlerimiz için. Karadeniz ve Marmara Denizi’nden bahsediyorum. Organizmaların yaşamlarına elverişli ortamlar su sıcaklıklarının oluştuğunu düşündürüyor” diye konuştu.

“Besin aramak bunların başında geliyor olabilir”

Ergül, bu türlerin Karadeniz ve Marmara’ya gelmesinin başka sebepleri olabileceğini de ifade ederek, “Elbette başka faktörler etkili olabilir. Besin aramak bunların başında geliyor olabilir, uygun bir habitat, yerleşme alanı bulmak bu faktörler arasında sayılabilir. Dolayısıyla konuyla alakalı olarak daha detaylı çalışmaların yapılması gerekir. Ancak gerek atmosferik gerekse ortalama deniz suyu sıcaklıklarının 1970’lerden günümüze alınan kayıtlarını incelediğimiz zaman belirgin bir biçimde arttığını görüyoruz. Bu bir süreç, bununla ilgili binlerce canlının raporlaması yapılmış durumda. Bunlar egzotik türler, lesepsiyen türler ya da invasif (saldırgan) türler gibi gruplarla sınıflandırılıyorlar. Fakat bu su sıcaklıklarındaki, yaşam ortamlarındaki değişiklikler nedeniyle göç eden, göç ettiği ortamlarda yaşama uyum sağlayan çok sayıda tür var. Bu türler de ilerleyen süreçte bu kapsamda değerlendirilebilir mi? Elbette bu mümkün” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
YAŞAM Tüm Yaşam Haberleri Yaşam Haberleri

Caretta caretta rotayı şaşırdı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/caretta-caretta-rotayi-sasirdi-0-BkZQUcZd.mp4
Genellikle Akdeniz kıyılarında görülen caretta caretta, bu kez İzmit Körfezi’nde ortaya çıktı. Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, iklim değişikliğine dikkat çekerek, “Bulundukları ortamlarda su sıcaklıklarının artması onları bölgelerinden daha uzak yerlere gitmeye zorluyor olabilir” dedi.

Geçtiğimiz günlerde İzmit Körfezi’nde caretta caretta görüldü. Bu anlar vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alındı. Genellikle Akdeniz sahillerinde yerleşik olduğu bilinen bu canlının İzmit Körfezi’nde görülmesi ise dikkat çekti. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Ergül, son yıllarda Karadeniz ve Marmara Denizi’nde gözlenen aretta carettaların sayısında artış gözlemlendiğini belirtti. Bu durumu daha çok ortalama deniz suyu sıcaklıklarındaki artışa bağlayan Ergül, “Bu konularla ilgili çalışan meslektaşlarımızdan aldığımız bilgiler, özellikle bu iki bölgede bu canlıların sayısında artış olduğu yönünde. Bu artışın en önemli sebebinin, atmosferik sıcaklıklara bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi olduğunu düşünüyoruz” dedi.

“Veriler çok az”

Uluslararası literatürde caretta caretta türünün Marmara ve Karadeniz’deki varlığına dair eski kayıtların oldukça sınırlı olduğunu vurgulayan Ergül, “Uluslararası literatürde, bu canlıların bizim denizlerimizdeki kayıtları ile ilgili veriler eski dönemlerde çok az. Ama son dönemlerde sayılarının artışı, iklim değişikliğine bağlı süreçlerle ilişkili olduğunu değerlendiriyoruz. İklim değişikliğinin etkilerini görüyoruz diye düşünebiliriz. Çünkü son dönemde, özellikle ortalama atmosferik sıcaklıkların artışına bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının da arttığını ve buna paralel şekilde bu bölgeden rapor edilen deniz kaplumbağası sayısının yükseldiğini görüyoruz. Dolayısıyla bulundukları ortamlarda su sıcaklıklarının artması onları bölgelerinden daha uzak yerlere gitmeye zorluyor olabilir. Ama daha önemli bir faktör bizim denizlerimiz için. Karadeniz ve Marmara Denizi’nden bahsediyorum. Organizmaların yaşamlarına elverişli ortamlar su sıcaklıklarının oluştuğunu düşündürüyor” diye konuştu.

“Besin aramak bunların başında geliyor olabilir”

Ergül, bu türlerin Karadeniz ve Marmara’ya gelmesinin başka sebepleri olabileceğini de ifade ederek, “Elbette başka faktörler etkili olabilir. Besin aramak bunların başında geliyor olabilir, uygun bir habitat, yerleşme alanı bulmak bu faktörler arasında sayılabilir. Dolayısıyla konuyla alakalı olarak daha detaylı çalışmaların yapılması gerekir. Ancak gerek atmosferik gerekse ortalama deniz suyu sıcaklıklarının 1970’lerden günümüze alınan kayıtlarını incelediğimiz zaman belirgin bir biçimde arttığını görüyoruz. Bu bir süreç, bununla ilgili binlerce canlının raporlaması yapılmış durumda. Bunlar egzotik türler, lesepsiyen türler ya da invasif (saldırgan) türler gibi gruplarla sınıflandırılıyorlar. Fakat bu su sıcaklıklarındaki, yaşam ortamlarındaki değişiklikler nedeniyle göç eden, göç ettiği ortamlarda yaşama uyum sağlayan çok sayıda tür var. Bu türler de ilerleyen süreçte bu kapsamda değerlendirilebilir mi? Elbette bu mümkün” ifadelerini kullandı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version