Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yat ve teknecilik sektörünün ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/yat-ve-teknecilik-sektorunun-ekonomik-buyuklugu-55-milyar-dolara-ulasti-0-XgXM9neI.mp4
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gemi sanayisinin 2024’te 1,91 milyar dolarlık ihracat yaptığını, yat ve teknecilik sektörünün ise yan sanayiyle birlikte 5,5 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştığını açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’da düzenlenen Deniz Ticaret Odası Müşterek Meslek Komiteleri 7. Toplantısı’nda denizcilik sektörüne dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz’de iki gemide meydana gelen patlamalara yönelik yürütülen çalışmalara değinen Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte küresel ölçekte güçlenen konumunu rakamlarla ortaya koydu. Bakan, gemi, yat ve tekne üretimindeki ihracat başarısının yanı sıra sektörün ulaştığı ekonomik büyüklüğü açıkladı.

“25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtarıldı”

Bakan Uraloğlu, öncelikle dün gece Karadeniz’de iki gemide gerçekleşen patlamalar noktasında süreci yakından takip ettiklerini belirterek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün ve Sahil Güvenlik Ekiplerinin gerekli müdahalelerde bulunduğunu söyledi. Uraloğlu, “KAIROS isimli gemiye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz yangın sürerken başarılı bir müdahaleyle 25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtardı. Huzurlarınızda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüze ve bakanlığımızdaki bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Diğer gemi ile ilgili de hayati bir tehlike yok. Bütün denizcilere bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.

“Türkiye, dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu

Denizleri Mavi Vatan bildiklerini; denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettiklerini söyleyen Uraloğlu, “Hamdolsun bugün Türkiye; 217 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 186 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu. 2025 yılının ise Türk denizciliğinin altın yılı olarak tarihe geçti. Hatırlayacağınız üzere denizcilikle ilgili yaptığımız son programlarımızda Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında ilk 10’a taşıyacağımızın sözünü veriyorduk. Verdiğimiz sözümüzü de tuttuk ve son basamağı aştık. 2002’de 8,9 milyon dedveyt ton ile 17. sırada olan Türk sahipli filo, 2025’in ilk yarısında 2 bin 203 gemisiyle 53,1 milyon dedveyt tona ulaşarak dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi. Bu başarıyı elbette sizlerle birlikte omuz omuza kararlılıkla çalışarak elde ettik. Bu vesileyle de başta sizler olmak üzere emeği geçen herkesi tekrardan tebrik ediyorum” diye konuştu.

“Limanlarda rekor üstüne rekor kırıyoruz”

Limanlarda da rekor üstüne rekor kırdıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002 yılından bu yana limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yüzde 180, konteyner miktarı ise yüzde 443 arttı. 2024 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yaklaşık 532 milyon tona, konteyner miktarı ise 13 milyon 529 bin TEU’ya ulaştı. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarının yanına bu yıl ilk kez listeye Aliağa Limanı’nı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti” şeklinde konuştu.

“Ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu”

Denizcilik sektörünün bu altın yılında yakın zamanda elde ettikleri yeni müjdeleri de paylaşan Uraloğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti: “Bu hafta başında Londra’da düzenlenen Uluslararası Denizcilik Örgütü 34. Genel Kurulunda, Umman Sultanlığı ile ‘Denizcilik Alanında İş Birliğine Dair Anlaşma’ ve ‘Ulaştırma Koridorları ile Haberleşme Alanlarında Mutabakat Zaptı’ olmak üzere iki tarihi anlaşmaya imza attık. Denizcilik alanındaki anlaşmamız, ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu. Bu anlaşmalarla Umman’dan gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması konusunda önemli bir anlaşmayı hayata geçirmiş olduk. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.

“Yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı 42’ye yükseldi”

Uraloğlu ayrıca, dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile STCW; Gemi Adamlarının, Eğitim Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları sözleşmesini imzaladıklarını da kaydetti. Uraloğlu, “Panama ile imzaladığımız bu son anlaşmayla birlikte yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu. Ama bu sizlerin de çok iyi bildiği üzere sıradan bir anlaşma değil. Çünkü Türk gemi adamlarımız bundan böyle dünyanın en büyük ikinci filosuna sahip Panama bayraklı gemilerde de görev alabilecek. Bu anlaşma, denizcilerimizin küresel istihdam imkanlarını büyük ölçüde artıracak, ticaretimizi geliştirecek ve Türkiye’nin küresel denizcilikteki görünürlüğünü zirveye taşıyacaktır” dedi.

“Türkiye IMO’ya üst üste 14. kez seçildi”

Hayata geçirdikleri projelerin, çalışmaların ve başarılı diplomatik temasların; Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıdığını ve Türkiye’yi denizcilik alanında karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselttiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, “Daha dün Türkiye’nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır.” dedi.

“2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı hizmete açarak 65’e çıkardık”

Son 23 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye’yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de yaklaşık 26 bine yükselterek 3 katından fazla arttırdık. Yapımı devam eden Datça Yat Limanı, Tekirdağ Yat Limanı, İstanbul’da Haliç Yat Limanı ve Kompleksi, Mersin Aydıncık Yat Limanları ile bu vizyonu daha da büyütüyoruz. Kruvaziyer turizminde de büyük başarılara imza atıyoruz. 2025’in ilk 10 ayında limanlarımıza uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,9 artışla bin 278 oldu. Kruvaziyerle gelen yolcu sayısı ise 2 milyon 21 bini aştı. Biz zaten bu yıl 2 milyon yolcu sınırını rahatlıkla aşacağımızı öngörüyorduk. Ama bu başarıyı yılın 10. ayında elde ettik. İnşallah bu yıl sonu, 2 milyon 259 bin olan 2013 yılının rekorunu da geride bırakacağız” ifadelerini kullandı.

“Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı”

Ro-Ro taşımacılığında da büyük başarılar elde ettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Geçen yıl 706 bin birimdeki yükü deniz yoluyla taşıdık. Bu yıl da ilk 10 ayda 600 binden fazla araç taşıyarak bu alandaki artış trendimizi devam ettiriyoruz. Hatırlarsanız en son ülkemizden İtalya’ya da uluslararası düzenli Ro-Ro seferleri başlatmıştık. Karayolu ağırlıklı taşımacılığımızı denizlere aktarmak için yeni Ro-Ro hatları kurmayı sürdürüyoruz. Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı. Bu artışla birlikte tekne ve yat yapım sanayimizde dünya pazarında önemli bir yere geldi. Ülkemiz 2025 yılında yat projeleri sipariş defterinde toplam boy uzunluğuna göre dünyada İtalya’nın ardından 2. sıraya yükseldi. Gemi sanayimiz 2024 yılında 1,91 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu değerin dörtte birinden fazlasını katma değeri çok daha yüksek olan yat inşa sanayimiz oluşturdu. İhracatta 2 milyar dolara ulaşan yat ve teknecilik sektörümüzün yan sanayi ile birlikte ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı. Pazarın yıllık büyüme oranı da ortalama yüzde 20’lerde” açıklamasını yaptı.

“Elektrikli, hibrit yatlar ülkemizde üretiliyor”

Küresel olarak, yat ve tekne endüstrisinin sürekli olarak yenilik ve teknolojik ilerlemeye odaklanmış durumda olduğunu da vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Özellikle çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği, otonom seyir sistemleri gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamda çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak elektrikli, hibrit yatlar da ülkemizde üretiliyor. Ayrıca ülkemiz, modern yat üretiminin yanı sıra dünyada önemli bir bakım ve onarım merkezi haline de geldi. Son yıllarda yeni inşa yanında mevcut yatlarda yapısal veya tasarımsal değişikliklerin yapıldığı refit ve retrofit konularında da ülkemize gelen talepler dikkat çekici şekilde artmıştır” dedi.

“Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık”

Denizcilerin üzerindeki yükü paylaşmak için 2004 yılında ÖTV’siz yakıt uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Sicillerimize kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine özel tüketim vergisi tutarını sıfıra indirdik. Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık” diye konuştu.

Uraloğlu, denizcilikte yeşil dönüşüm için yürürlüğe koydukları ve Mart ayında yeniledikleri “Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi İnşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelik” kapsamında destek mekanizması oluşturduklarını ve verdikleri teşviklerin sektör tarafından yoğun talep gördüğünü ifade etti.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli’nin teknoloji vizyonu sahneye çıktı: “Dijital devrimi ıskalayan tarihten silinir”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/kocaelinin-teknoloji-vizyonu-sahneye-cikti-dijital-devrimi-iskalayan-tarihten-silinir-0-Duu972ha.mp4
Kocaeli Bilişim Fuarı, yapay zekadan siber güvenliğe kadar teknoloji dünyasının tüm başlıklarını bir araya getirerek kapılarını açtı. Şehrin dijital dönüşüm vizyonunun vurgulandığı açılışta, “Bu değişime ayak uyduramayanlar tarihten silinir” mesajı öne çıktı.

Yapay zekadan siber güvenliğe, bulut teknolojilerinden yerli yazılımlara kadar bilişim dünyasının tüm kritik başlıklarını buluşturan Kocaeli Bilişim Fuarı, bugün Kocaeli Kongre Merkezi’nde başladı. 3 gün sürecek fuar; Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonuna katkı sunmayı, yerli üretimi güçlendirmeyi ve gençlere teknoloji alanında yeni ufuklar açmayı hedefliyor. Açılışa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Programa katkı veren kurumlara hediye takdim edildi.

“Bu da sizi büyük devletlere, imparatorluklara götürür”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, açılışta yaptığı konuşmada, medeniyetlerin gelişiminde insanın geçim biçimi ile yaşam tarzı arasındaki sıkı bağa dikkat çekti. Başkan Büyükakın, yaklaşık binli yıllarda toprağın işlenmesiyle başlayan yerleşik tarıma geçiş dönemini ve bu düzenin 750 yıl boyunca devam ettiğini hatırlattı.

Büyükakın, insanın zenginlik oluşturma biçimi ile hayatını şekillendiren unsurlar arasında güçlü bir ilişki olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Örneğin, zenginliğin merkezinde tarım olduğunda şu olur; İnsanlar özellikle verimli arazilerin etrafında yerleşmeye başlarlar. Nil Nehri, Fırat Nehri, Dicle Nehri veya dünyadaki diğer büyük nehirlerin etrafında şehirler kurulmasının sebebi budur. Bütün kadim şehirlere bakın; hepsi, verimli toprakların olduğu bölgelerde kurulmuştur. Dolayısıyla mesele, o topraklara hakim olmak ve o topraklarda çalışacak büyük bir nüfusa sahip olmak haline gelir. Bu da sizi büyük devletlere, imparatorluklara götürür. Oraya asker devşirecek yapılar gerekir; beyler, derebeylikler ortaya çıkar. Verimli nehirlerin etrafında kurulmuş şehirlerin merkezinde tipik yapılar vardır. Bir kilise, bir cami, hemen yanında bir pazar bulunur. Şehrin mimarisi buna göre şekillenir ama sadece mimari değil, eğlence hayatı da böyle şekillenir. O şehirlerin korunaklı alanlarındaki eğlence mekanları, kültürel merkezler bu düzenin ürünüdür. İnsanın hayatını kazanma biçimi; mimariden sanata, kültürden eğitime kadar her şeyi şekillendirir.

“Üretim, sabit bir yapıdan esnek üretim sistemlerine kaydı”

Tahir Büyükakın, üretim sistemlerindeki değişimin iş dünyası ve yerel yönetimlerin organizasyon biçimlerini de dönüştürdüğünü belirtti. Başkan Büyükakın, üretim bantlarının çeşitlenmesi ve opsiyonel üretim modellerinin ortaya çıkmasıyla insan kaynağına duyulan ihtiyacın değiştiğini ifade etti. Büyükakın, bu dönüşümü şöyle anlattı:

“Robotlar, yavaş yavaş üretimin ayrılmaz bir parçası haline geliyordu. Eskiden bir araba almak için sıraya girerdiniz, hatta bir model için önceden ücret ödeyip neredeyse bir yıl beklemek zorundaydınız ama süreç değişti. Artık arabaların renklerini, opsiyonel özelliklerini seçebilir hale geldiniz. Üretim, sabit bir yapıdan esnek üretim sistemlerine kaydı ve iş dünyası da buna göre şekillendi.”

“Ona ayak uyduramayanlar tarih sahnesinden silinir”

Her yeni üretim biçiminin yeni bir yaşam biçimini beraberinde getirdiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın, değişime ayak uyduramayanların tarih sahnesinden silineceği uyarısında bulundu. Büyükakın, “Ona ayak uyduramayanları tarih sahnesinden siler. Örneğin ekonomistlere göre Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden silinmesinin en önemli nedenlerinden biri sanayi devrimini ıskalamış olmasıydı. Sanayi devrimini yakalayamayınca, o devrimi yapan ülkelerle rekabet edecek gücü de kalmadı. Şimdi de bilişim alanında benzer bir hikayeyle karşı karşıyayız. Bu hıza ayak uyduramaz, bilişimde üretim yapamaz, oradaki yeniliklere adapte olamazsanız beraberinde yok olursunuz” diye konuştu.

“35 milyar dolarlık bir şehirden bahsediyoruz”

Kocaeli’nin Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olduğunu kaydeden Başkan Büyükakın, şehrin dış ticaret hacminin uluslararası düzeyde bir ülke büyüklüğünde olduğunu kaydetti. Büyükakın, şehrin ekonomik gücüne dikkat çekerek şunları söyledi:

“İhracat rakamlarına baktığınızda, 35 milyar dolarlık bir şehirden bahsediyoruz. Dünyadaki ülkelerle kıyasladığınızda neredeyse Lüksemburg seviyesine geliyor. Estonya, Letonya gibi ülkelerle aynı dış ticaret hacmine sahip bir şehirden bahsediyoruz. Yani neredeyse bir ülke büyüklüğünde. Şehrin, zengin kalmaya devam etmesi ve gelecekte daha da zengin olması için katma değeri yüksek ürünler üretmesi gerekiyor. Şehirlerine vizyon katan, ilham veren işler yapmak zorundalar. İlham sahibi ve vizyon sahibi olanların da önünü açmak zorundalar. Biz de tam olarak böyle bir yerde konumlanıyoruz. Bir yandan konuştuklarımızla şehirdeki insanlara ilham vermek, diğer yandan vizyonu olanların önünü açmak zorundayız. Bu nedenle odalarımızın geleceğe dönük yaptığı tüm çalışmaları güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz, onların önünü açmak istiyoruz. Aynı şekilde gençlerimizin geleceğin dünyasında rekabet edebilmesi için fırsatlarını artırmaya gayret ediyoruz.”

“Aynı ruhla, aynı liderlik bilinciyle devam edersek, ülkemiz ilelebet var olacaktır”

Milletlerin varlığını sürdürmesinde toplumsal bütünlük ve liderlik bilincinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Büyükakın, ayakta kalan ve başarılı olmaya devam eden milletlerin ortak bir değer taşıdığına dikkati çekti. Büyükakın, milletlerin yok oluşu üzerine yapılan çalışmalarda genellikle savaş, salgın hastalık ve kıtlıklardan söz edildiğini ancak esas meselenin toplumsal anlam kaybı olduğunu ifade ederek, “Yükselişte de aynı şey vardır; toplu halde bir anlama, bir ideale sarılmak. Eğer hepimiz aynı şeyi düşünürsek, ülkenin geleceğini benzer noktalara bağlar ve hepimiz aynı hedefe vurursak, topyekün hareket edersek, birlikte hareket edersek, aynı ruhla, aynı liderlik bilinciyle devam edersek, ülkemiz ilelebet var olacaktır. Bunu söylerken, bunun temellerinin nereye bastığını bilerek konuşmaya devam edersek, yerel yönetici iş insanının önünü bu doğrultuda açarsa; iş insanı dünyaya dünya vizyonuyla bakarsa; dünyanın nereye gittiğini görürse; öğrenci geleceğin dünyasına hazırlanırsa işte o zaman gerçek dönüşüm olur” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye, barış masalarının aranan aktörü haline geliyor”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-baris-masalarinin-aranan-aktoru-haline-geliyor-0-YFuJwjs5.mp4
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, barış masalarının aranan aktörü haline geliyor. Bugün Türkiye kendisine güveniyor, kendisine inanıyor, özgüvenli bir şekilde hedeflerine doğru sağlam adımlarla ilerliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 38. Olağan Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi ve siyaseti ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına DEİK çalışmalarını tebrik ederek konuşan Erdoğan, “Merhum Özal çok farklı bir başbakan ve cumhurbaşkanıydı. Karşılaştığı onca zorluğa, onca engele, statükodan çıkar devşirenlerin takoz siyasetine rağmen, Türkiye’nin önünde yeni ufuklar açmış, devrinin çok ötesinde hizmetlere imza atmış bir devlet ve siyaset adamıydı. Rabbim ondan razı olsun, mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. İnsan eseriyle yaşar, rahmetli Özal da eserleriyle, hizmetleriyle milletimizin kalbinde yaşamaya devam ediyor. Onun ülkemize bir armağanı olan DEİK, Türk iş dünyasının uluslararası alandaki lokomotif kuruluşu olarak bu yıl 40. yaşını kutluyoruz. 40 Sene önce dikilen fidanın, bugün 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluş ve 5 bine yakın üye sayısıyla kolları dünyanın dört bir yanına uzanan devasa bir çınara dönüştüğünü görüyoruz. Biraz evvel Nail Bey, 40 sayısının kültürümüzdeki yerini ve anlamını son derece veciz bir şekilde ifade etti. DEİK’in 40 yaşın birikimiyle, tecrübesiyle, olgunluğuyla inşallah yoluna çok daha güçlü devam edeceğine inanıyorum. DEİK ailesine başarılarla dolu daha nice 40 yıllar geliyor” dedi.

“Türkiye’nin ekonomik, ticari ve üretim gücüne güç kattık”

DEİK’i hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı süresince güçlü biçimde desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İş dünyamızın yurt dışında önünü açmak, karşılaştığınız sorunları çözmek, sıkıntılarınızı gidermek için samimiyetle mücadele ettik. Afrika’nın daha önce kapısı çalınmamış ülkelerinden, kısıtlı varlığımızın olduğu Güney Amerika’ya, Asya’nın derinliklerinden, Orta Doğu’nun en sıkıntılı bölgelerine kadar her yerde sizlerin yanında yer aldık. Yurt dışı ziyaretlerimizde DEİK’in faaliyetlerine mutlaka vakit ayırın. Gümrüklerdeki sorunlarınızdan, tır şoförlerimizin meselelerine, bürokratik engellerden, teminat mektuplarına, bize ve bakanlarımıza ilettiğiniz her konuyla birebir ilgilendik. Kolay olanı değil, zor olanı seçtik. Elimizi taşın altına koyduk ve hamdolsun sizlerle birlikte Türkiye’nin ekonomik, ticari ve üretim gücüne güç kattık. Dünyanın neresinde iş yaparsa yapsın iş adamlarımıza, sanayicilerimize, yatırımcılarımıza, ihracatçılarımıza, arkalarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olduğunu çok yakından hissettirdik. Bundan sonra da aynı hassasiyetle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Jeopolitik riskleri de çok net okuyoruz”

Bölgedeki çatışmaların ve küresel ekonomideki belirsizliklerin, yerli ekonomiye verdiği tedirginliklerin farkında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’deki soykırımla başlayan, ardından İsrail’in Lübnan’a, Yemen’e, İran ve Suriye’ye saldırmasıyla artan jeopolitik riskleri de çok net okuyoruz. İş dünyamızın fırtınalı bir denizde yol almaya çalıştığı aşikardır. Türk iş dünyası, yeni durumlara adaptasyon kabiliyeti en yüksek kesimler arasında ilk sıradadır. İhracatçılarımız başta olmak üzere şirketlerimizin yeni pazarlar bularak, yeni ortaklıklar kurarak bu sancılı dönemi başarıyla yönettiğini görüyoruz. Biz de bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyor, doğuracağı risklerle beraber potansiyel fırsatları da dikkate alarak yeniden şekillenen küresel sistemde ülkemizi en iyi şekilde konumlandırmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ne zulme sessiz kalıyor ne de macera peşinde koşuyoruz”

“Bir başka hassasiyetimiz şudur değerli arkadaşlar. Vicdanı, adaleti, insan hayatı ve onurunu merkeze alan dış politikamızdan taviz vermeden Türkiye’yi çatışmaların ve gerilimlerin uzağında tutmak” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için her adımı dikkatle hesap edilmiş ince bir siyaset izliyoruz. Ne zulme sessiz kalıyor ne de macera peşinde koşuyoruz, ne pısırık davranıyor ne de muhalefetin kışkırtmalarına prim veriyoruz. Türkiye için 86 milyonun tamamı için yüzünü ülkemize çevirmiş mazlumlar için en doğrusu neyse onu kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Komşumuz Suriye’de 14 yıl boyunca bunu yaptık. Rusya-Ukrayna savaşının ilk gününden itibaren bunu yaptık. İsrail’in İran, Yemen ve Lübnan’a yönelik saldırılarında bunu yaptık. Gazze soykırımına tepki olarak İsrail’le ticari ilişkilerin kesilmesinde bunu yaptık. Körfezdeki kardeş ülkelerle ilişkilerimizi geliştirirken yine bunu yaptık. Libya’dan Karabağ’a nerede bize ihtiyaç varsa orada yine biz bunu yaptık. Kendi ülkesini Batılı televizyon kanallarına şikayet eden ezik siyasetçiler gibi değil, hadiselere Ankara merkezli bakarak politikalarımızı belirledik. Hepsinde de haklı çıkan biz olduk. Bugün hemen herkes Türkiye’nin meseleleri okuma biçimini takdir ediyor. Rakiplerimiz dahi ülkemizin dengeli, vicdanlı, ilkeli ve dirayetli duruşundan övgüyle bahsediyor” belirtti.

“Türkiye, barış masalarının aranan aktörü haline geliyor”

Türkiye’nin güven verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, barış masalarının aranan aktörü haline geliyor. Bugün Türkiye kendisine güveniyor, kendisine inanıyor, özgüvenli bir şekilde hedeflerine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Sizlerle çok daha fazlasını başaracağız. Ölçek büyüterek yola hep beraber devam edeceğiz. Değerli dostlar, bakın, bütün bunları ben hamaset olsun diye söylemiyorum. DEİK’in potansiyelini çok iyi bildiğim için bunları ifade ediyorum. Sizlere inandığım için, sizlere güvendiğim için kendimden bu kadar emin konuşuyorum” şeklinde konuştu.

“Milli gelirimiz ilk kez 1 trilyon doları aştı”

Geçtiğimiz günlerde ekonomiye dair önemli veriler açıklandığını söyleyen Erdoğan, “Özellikle dış ticarette yine rekorlara imza attık. Hatırlarsanız 28 Mart’ta 2 milyar 64 milyon dolar ile günlük mal ihracat rekoru kırmıştık. 2025 yılı Temmuz ayında 25 milyar dolar ile cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık mal ihracatımızı gerçekleştirdik. Dış ticaret açığı son dokuz ayın en düşük seviyesine indi. 2002’de yılda sadece 36 milyar dolar ihracat yapan Türkiye’yi böyle aldık, sadece bir ayda 25 milyar dolar ihracat yapan bir ülke haline getirdik. Ocak-Temmuz ihracatına bakıldığında da yüzde 5,2’lik artışla 7 ayda 156,4 milyar doları aştık. Şurası fevkalade önemlidir, kişi başına düşen gelirimiz 2024’te 15 bin 463 dolara, 2025’in ilk çeyreğinde ise 15 bin 971 dolara yükselmiştir. Milli gelirimiz ilk kez burası çok önemli, 1 trilyon doları aşmış ve 2025’in ilk çeyreği itibariyle 1 trilyon 371 milyar dolara ulaşmıştır. 2002 sonunda milli geliri 230 milyar dolar olarak devralmıştık. 23 yılda 6 kat arttırdık ve toplam 1 trilyon 371 milyar dolara yükselttik. Bu Türkiye ekonomisinin farklı bir lige yükseldiğinin ifadesidir. Ülkemizi bu seviyelere taşıdık” ifadelerini kullandı.

“Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 101 milyar doları aştı”

2002’ye göre sadece rakamlarla artış olmadığını dış ticaretin yapısında dönüşüm olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf muhalefet etmek adına, Türkiye’nin kazanımlarını önemsizleştirenler ortadaki bu başarıya gözlerini kapatsa da, iş dünyamız belirsizliklerle dolu küresel iklimde bu rakamların ne manaya geldiğinin gayet farkındadır. Bunu vurgulamakta fayda görüyorum. Hem ihracat yaptığımız ülkelerin sayısı yükseldi, hem de ihraç ettiğimiz ürünler çeşitlendi. Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 101 milyar doları aşarken, ihracatımızdaki payı da yüzde 41’e çıktı. Savunma sanayimiz 7,15 milyar dolarlık ihracat ve 180 ülkeye erişimle gurur kaynağımız oldu. otomotiv sektörümüz ihracat hacmiyle Avrupa’da 4., dünyada ise 12. Sıraya yerleşti. Bu vesileyle Ticaret Bakanlığımızı, ihracatçı birliklerimizi, iş dünyamızı, ticaretimizin akıncı beyleri olan ticaret müşavirlerimizi tebrik ediyorum. Şu gerçeğin de gözden kaçırılmaması gerektiği inancındayım. Günümüz dünyasında ticaret diplomasisi artık çok aktörlü bir süreçtir. DEİK bu anlamda yalnızca Türk özel sektörünün temsilcisi değil, aynı zamanda iş dünyamızın da diplomatik sözcüsüdür. Cumhuriyetimizin ikinci asrında başta DEİK olmak üzere Türk Sivil Toplum Kuruluşlarımızdan ülkemizin küresel ticaretteki ağırlığını artırmak için canla başla çalışmaya devam etmelerini bekliyorum” şeklinde konuştu.

“Terörsüz Türkiye sürecinde yeni evreye geçildi”

“Sadece dış ticaret rakamlarında değil, iç cephemizin tahkimatına yönelik çabalarımızda da güzel haberler alıyoruz” diye belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecimizde bu hafta yeni bir evreye daha geçildi. Sürece siyasi desteği ve katılımı artırma çağrılarımız olumlu karşılık buldu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kuruldu. Böylece Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha başarıyla aştı. Bir ön yargıyı daha kırdı. Demokratik zeminde meselelerini konuşarak çözme yolunda kıymetli bir adım atıldı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına başlamasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Komisyona katılan siyasi partilerin temsilcilerinin ilk toplantıda verdikleri yapıcı mesajları takdirle karşıladı. İlk güne hakim olan müspet atmosferin inşallah ilerleyen günlerde daha da güçlenmesini ümit ediyoruz” dedi.

“Türkiye’nin yarım asırlık terörle mücadelesinin ekonomik faturası yaklaşık 2 trilyon dolar”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Terörsüz Türkiye Komisyonuna ilişkin de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız davet üzerine komisyona bilgi verdiler. Şurası bir gerçek ki, bölgemizde yeni oyunlar oynanırken Türkiye’nin bu oyunları bozacak adımları kararlılıkla atması devlet aklının bir gereğidir. Etrafımızı saran bu ateş çemberinden özellikle mevzi kazanımlarla değil, ancak ve ancak stratejik bir yaklaşımla birbirimize güvenerek, inanarak, güçlü bir irade ortaya koyarak çıkabiliriz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Hangi riske giriyorsak bunun için giriyoruz. Cumhur İttifakı olarak yalnızca elimizi değil tüm gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz. Türkiye’nin yarım asırlık terörle mücadelesinin ekonomik faturası yaklaşık 2 trilyon doları aştı. Terörün ekonomi ile birlikte ülkemize başka maliyetleri de oldu. Henüz ömrünün baharındaki nice gencimizi kara toprağın baharına verdik. Ocaklar söndü, aileler parçalandı, çocuklar yetim ve öksüz kaldı. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini dağlandı. Terör, sivil siyaseti de yıllarca esir aldı. Baskı altında tuttu. Dış politikadan, sosyal hayata, toplumsal barışımızdan güvenliğe kadar her cephede terörün yol açtığı sorunlarla mücadele ettik. Millet olarak biz kaybederken, Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da can düşmanı olanlar kazandı. Demokrasimiz kan kaybederken, millet iradesine musallat olan vesayet odakları kazandı. Biz, değerli kardeşlerim, artık bu ülke, bu millet kaybetmesin diyoruz” ifadelerini kullandı.

“Zarfımız birlik, mazrufumuz kardeşliktir”

Devletin tüm kurumlarının tam bir uyum içinde çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Allah’ın izniyle kazananlar ile kaybedenlerin yerini değiştirecek olan tarihi bir sürecin içindeyiz. Biz de sabotajlara ve tahriklere karşı tedbiri elden bırakmadan teyakkuz halinde dikkatle, hassasiyetle, ünsiyetle bu çalışmaları yönetiyoruz. Aynı şekilde siyaset kurumu bazı çatlak seslere ve fırsatçılara rağmen genel olarak sürece olumlu yaklaşıyor. Terörle hiçbir yere varılamayacağı, bölgemizin geleceğinde terörün hiçbir çeşidine yer olmadığı gün geçtikçe daha net görülüyor. Bu avantajları en iyi şekilde değerlendirerek ülkemizde ve bölgemizde yeni bir dönemin kapılarını açmak istiyoruz. Zarfımız birlik, mazrufumuz kardeşliktir. 86 milyonun imzasını taşıyan bu mektup er ya da geç adrese ulaşacaktır. Sürecin sonunda inşallah sadece ekonomisiyle değil, demokrasiyle de kardeşliğiyle de güçlü Türkiye’ye şeref olacağız. Ülkesi ve milleti için hayal gören bu ülkenin istikbalini düşünen herkesten bu hayırlı adıma samimi destek vermelerini rica ediyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmalarının ardından üyelerle birlikte fotoğraf çektirdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Şenpiliç, ihracat pazarlarında ilk 3 arasında

Başta Irak olmak üzere Körfez ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Libya, Suriye ve Hong Kong gibi pazarlara ihracat yapan Şenpiliç, yılda yaklaşık 50 bin ton piliç eti ihracatıyla TİM 1000 listesinde yer alarak Türkiye’nin önde gelen ihracatçılarından biri oldu.

‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ içinde 47’nci sırada, gıda üreticileri sıralamasında ilk üçte yer alan Şenpiliç, sürdürülebilir tedarik modeliyle yurt dışı pazarlarda da önemli bir varlık gösteriyor. TİM 1000 listesinde kendi ürün kategorisinde ilk 3’te bulunan şirket; Irak, Gürcistan, Körfez ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Libya, Tacikistan, Azerbaycan ve Hong Kong’un da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkeye düzenli ihracat gerçekleştiriyor.

Yapılan açıklamaya göre, Türkiye’den yapılan beyaz et ihracatında Irak, Gürcistan, Suriye ve Moritanya gibi ülkelerde yüksek pazar payına sahip olan şirket; bu pazarlarda yıllık yaklaşık 50 bin tonluk ihracat hacmiyle uzun süredir varlığını sürdürüyor. Şirketin ihracat operasyonları; Helal, ISO 22000 ve HACCP gibi uluslararası kalite ve gıda güvenliği standartları doğrultusunda yürütülüyor. Ürünler, hedef ülke koşullarına ve tüketici beklentilerine uygun şekilde hazırlanıyor. İşlenmiş ürün kategorisinde Avrupa pazarına yönelik resmi başvuru süreci devam ediyor.

“İç pazardaki çeşitliliğimiz ve yaygınlığımızı dış pazarlarda da sağlayacağız”

İhracat pazarlarındaki Türk tavuğu talebinin Türk üreticisine duyulan güveni yansıttığını vurgulayan Şenpiliç Satış Genel Müdür Yardımcısı Faik Üçer, “İç pazardaki ürün kalitemizi ihracat pazarlarına da genişleterek güvenli ve kaliteli ürün sunuyoruz. Farklı coğrafyalarda çeşitlilik arz eden pazarlara ihracat yapmamız, yalnızca operasyonel gücümüzü değil; aynı zamanda pazara uygun ürün stratejimizi de destekliyor. Önümüzdeki dönemde ihracat ağımızı daha da genişletmek ve ürünlerimizin kalitesi ile farklılaşan üstünlüğünü daha fazla ülkeye taşımak için yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

İklim değişikliği, kuraklık ve su krizi sürecini hızlandıracak

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/iklim-degisikligi-kuraklik-ve-su-krizi-surecini-hizlandiracak-0-cMMYMZIs.mp4
Mevsimlerdeki değişiklikler uzmanlarından dikkatini çekiyor. Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı’ndan Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, iklim değişikliğinin etkileri ve su kaynaklarıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Ataş, dünyayı tehdit eden küresel ısınmanın sebeplerine dikkat çekti.

Jeoloji Mühendisliği alanında hidrojeoloji, yer altı ve yüzey suları ile jeotermal enerji gibi konularda çalışmalar yürüten Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, iklim krizinin artık göz ardı edilemeyecek seviyeye ulaştığını belirtti. Kısa vadeli hava olaylarının meteorolojik döngüyle ilişkili olduğunu dile getiren Ataş, uzun vadeli değişimlerin ise iklimin karakterini belirlediğini vurguladı.

“İnsan kaynaklı faaliyetler iklim değişikliği sürecini hızlandırmaktadır”

İklimi belirlemek için sıcaklık, yağış, buharlaşma gibi meteorolojik verilerin uzun yıllar boyunca ortalamasının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ataş, “Bu verilerdeki ani artış ya da azalışlar anomali olarak tanımlanır. Bu anomaliler bize iklim değişikliğini gösterir. İklim değişikliğinin temel sebeplerinin iki ana grupta toplanıyor. Bunlardan ilki doğal süreçler. Güneş patlamaları, volkanik faaliyetler, tektonik hareketler ve okyanus akıntılarındaki değişimler gibi olaylar dünya tarihinde hep etkili olmuştur. Ancak günümüzde bu değişimin asıl sebebinin antropojenik, yani insan kaynaklı faaliyetlerdir” dedi.

“Paris Anlaşması kritik öneme sahip”

Küresel çapta iklim değişikliği ile mücadele için atılan adımların önemine de değinen Ataş, Paris İklim Anlaşması’nın bu noktada öne çıktığını söyledi. Anlaşma kapsamında 197 ülkenin, küresel sıcaklık artışını 2 dereceyle sınırlandırma, ideal olarak ise 1,5 derecenin altına çekme hedefiyle ortak hareket ettiğini belirtti. Türkiye’nin de bu sürece dahil olduğuna dikkat çeken Ataş, 2053 yılına kadar sıfır emisyon hedefine ulaşılması ve yeşil büyüme politikalarının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye su stresi yaşıyor, 2050’de su fakiri olabiliriz”

Türkiye’nin dört mevsimin yaşandığı nadir ülkelerden biri olduğunu ancak mevsim geçişlerinin belirgin şekilde bozulduğunu belirten Ataş, özellikle kış aylarında kuraklığın arttığına işaret etti. Kar yağışının azalmasıyla birlikte hem yer altı hem de yüzey su kaynaklarının ciddi oranda azaldığını kaydeden Ataş, “Yağış rejimimiz değiştiği için, kar yağışları azaldığı için biz maalesef su sıkıntısı yaşar hale geldik. Özellikle küresel ısınmaya bağlı olarak gerçekleşen buzulların erimesiyle okyanus sularına çok ciddi anlamda tatlı su karışıyor ve bu karışımın sonrasında tatlı su, tuzlu su dengesi bozulduğu için okyanuslardaki akış da bozuluyor. Bunlar da mevsimlere etki ediyor. Bu mevsimlerin değişmesi bazı bölgelerde kasırgalara, hortumlara sebep olurken veya sel felaketlerine sebep olurken bazı bölgelerde kuraklıkla çölleşmeye sebep oluyor. Bizim ülkemizde de maalesef yağış rejimini değiştirdiği için bu küresel iklim krizi maalesef kar yağışı konusunda oldukça sıkıntı yaşamaya başladı. Dolayısıyla kış kuraklığı şiddetini arttırdı. Buna bağlı olarak kar yağışımız azaldı. Bununla da beraber hem yeraltı su sistemlerimiz hem de yüzey suyu sistemlerimiz olumsuz yönde etkilendi. Zaten ülke olarak kişi başına bin 500 metreküp suyla su stresi yaşayan bir ülke konumundayız. 2050 yılında nüfusumuzun 100 milyon olacağı öngörülüyor. Buna göre de kişi başına düşecek su miktarımız bin metreküplere kadar inecek. Bin metreküpün altına indiği zaman da zaten su fakiri ülke olmaya aday ülkeler arasına gireceğiz. Sonuç olarak bizlerin burada yapması gereken önemli şey, sürdürülebilir su yönetimini belirlemek, uygun ve yapılabilir su politikalarını düzenlemek ve buna yönelik tedbir ve önlemleri almak zorundayız” uyarısında bulundu.

“Tarımda dönüşüm şart, bireysel bilinçlenme hayati”

Tarımda kullanılan suyun toplam su tüketiminin yüzde 70’ini oluşturduğunu vurgulayan Ataş, “Vahşi sulama yöntemlerinden vazgeçilmeli. Basınçlı veya damla sulama sistemlerine geçilmeli. Tarımda suyu daha az tüketen ürünler tercih edilmeli” dedi. Bireysel farkındalığın da önemli olduğunu dile getiren Ataş, özellikle çocukların küçük yaştan itibaren su tasarrufu, iklim değişikliği ve çevresel bilinç konularında eğitilmesi gerektiğini belirterek, “Anaokulundan itibaren iklim krizi ve suyun önemi müfredata dahil edilmeli” ifadelerini kullandı.

“Yağmur suyu geri kazanımı yaygınlaşmalı”

Vatandaşların kendi yaşam alanlarında da tedbir alabileceğini vurgulayan Ataş, “Evlerin uygun olduğu yerlerde yağmur suyunun toplanarak yeniden kullanımı sağlanabilir. Bu bireysel gibi görünse de toplumsal ölçekte büyük katkı sağlayacaktır” dedi.

Son olarak, suyun israf edilmemesi, sürdürülebilir su yönetimi politikalarının geliştirilmesi ve uygulanabilir stratejilerin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Ataş, “Küresel iklim krizine karşı hazırlıklı olmalıyız. Aksi takdirde hem çevresel hem de ekonomik büyük kayıplar yaşanabilir” şeklinde konuştu.

Kategoriler
EKONOMİ Tüm Ekonomi Haberleri

Türk doğal taş ihracatçıları Çin’den yeni ihracat sözleşmeleriyle döndü

Türk doğal taş ihracatçıları Çin’den yeni ihracat sözleşmeleriyle döndü

 

 

Türk doğal taş sektörü dünyanın en büyük doğal taş fuarlarından biri olan Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’nda ekmeğini taştan kazanma mücadelesi verdi.

 

 

Türkiye, 16-19 Mart 2025 tarihleri arasında 25. Çin Xiamen Uluslararası Taş Fuarı’nda Türkiye 50 firmayla yerini aldı. Dünya’nın dört bir tarafından gelen ithalatçılara Türk doğal taşlarının tanıtımını yaptı.

 

 

Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na 12. Kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaptıklarını dile getiren Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Türkiye standının 2025 yılında fuarın kalbi konumundaki A6 Holünde yer aldığı için ziyaretçi trafiğinde gözle görülür bir artış yakaladıklarının altını çizdi.

 

 

Çin’deki konut stoğu fazlalığı nedeniyle inşaat sektöründe bir durgunluk olduğuna dikkati çeken Alimoğlu, “Bu yüzden Çinlilerin doğal taş alımında iştahlarının azaldığını biliyorduk. Ama Xiamen Fuarı sadece Çin pazarına yönelik değil. O coğrafyanın hatta tüm dünyadan alıcıların buluşma noktası. Bu hususu hem kendim hem tüm Yönetim Kurulu üyelerimiz fuara gitmeden önce sektördeki arkadaşlarımıza anlatmaya çalıştık. Açıklamalarımızda, duyurularımızda, sosyal medya paylaşımlarımızda bunu hep anlattık. Nitekim haklı da çıktık. Xiamen Fuarı’nı sadece Çin Fuarı olarak değerlendiren arkadaşlarımız yanıldı. Fuarın ilk saatlerinden itibaren stantlarımız Çin dışındaki ülkelerden gelen alıcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Avustralya, Hindistan, Malezya, Endonezya, ABD, Meksika, Tayvan, Singapur gibi ülkelerden ithalatçılar fuara yoğun ilgi gösterdi. Çin’de ekmeğimizi aradık. Başarılı bir fuar geçirdik. A6 Holünde olmamız bize önemli bir avantaj sağladı. Blok talebinde bir düşüş gözlemlerken, işlenmiş doğal taşa talep artışı olduğunu gördük. İthalatçıları 9-12 Nisan 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek İzmir Marble Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na davet ettik. 2024 yılında Çin’e 389 milyon dolar olan ihracatımızı koruyarak üstüne çıkmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

 

 

Fuarın bu yılki başarısı seneye katılımı artıracak

 

 

Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak Xiamen Fuarı Milli Katılım Organizasyonunu kâr amacı gütmeden, azami sayıda firmanın katılması amacıyla 12 yıldır düzenlediklerine temas eden Alimoğlu şöyle konuştu: “2025 yılındaki fuara çok daha fazla firmamızın katılması için 2024 yılındaki fuar biter bitmez çalışmalarımızı başlattık. Firmalarımızın bazıları Xiamen Fuarı’nı sadece Çin odaklı değerlendirdiler ve bu yıl fuara katılmamayı seçtiler. Bu yılki verimli fuardan sonra önümüzdeki yıldan itibaren fuardaki Türk firma sayısının yine hızla artacağını düşünüyorum. Biz şimdiden 2026 yılı fuarı için A6 Holündeki Türkiye standını büyütme talebimizi Fuar İdaresi’ne ilettik.”

 

 

Xiamen Stone Fair 2025, 40 ülke ve bölgeden 2.000’den fazla katılımcı ile 191.000 m2 sergi alanında gerçekleştirildi. Ülkemizin yanı sıra Brezilya, Mısır, Yunanistan, İran, İtalya, Pakistan, Portekiz, İspanya, Kamboçya, Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerden 300’den fazla uluslararası marka sergilendi.

 

 

Fuar alanında ham blok, levha, işlenmiş taştan bitmiş taş ürünleri sergilenirken, 4 günlük fuar boyunca 122’den fazla ülke ve bölgeden toplam 153.294 ziyaretçi çekti. Önemli alıcı heyetleri, ticaret ziyaretçileri, tasarımcılar ve sektör liderleri taş tedarik zincirindeki çözümleri araştırdı. Özellikle Hindistan, Avustralya, Rusya, Güney Kore, Vietnam, Türkiye, Tayland, Malezya, Brezilya ve ABD’den gelen ticari alıcılar arasında katılım arttı.

 

 

EGEBİM Projesi Çinlilere tanıtıldı

 

 

Ege Maden İhracatçıları Birliği, mimari ve iç mimari projelerinde ihtiyaç duyulan tüm verileri, yüksek kaliteli görselleri ve 3 boyutlu tasarım kaynaklarını tek bir çatı altında buluşturduğu EGEBİM Projesini Çin’de tanıttı.

 

 

FİRMA GÖRÜŞLERİ

 

 

Yağmur Eren-Antalya Mermer

 

 

“Xiamen Fuarı’na ikinci kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonuyla katıldık. A6 holünde olmak ziyaretçi sayısını artırdı. Verimli bir fuar geçirdik. Singapur, Malezya, Avustralya, Hindistan’dan ithalatçılarla sadece blok değil, plaka ebatlı satışlarımız için bağlantılar kurduk. Önümüzdeki yıl tekrar kazılmak istiyoruz.”

 

 

Mehmet Serter-Başaranlar Mermer

 

 

Xiamen Fuarı’na 15 yılı aşkın süredir katılıyoruz. Xiamen her geçen yıl gücünü artırıyor. Çin’in doğal taş merkezlerinden biri Xiamen Fuarı ve Shitou bölgesindeki depolar. Pandemi sonrasında Çin pazarında bir durgunluk oluşmuştu. 2024 yılındaki fuar çok başarılı olmamıştı. Bu yıl fuarı daha fazla insan ziyaret ediyor. Organizasyon için Ege Maden İhracatçıları Birliği’ne teşekkür ediyorum.

 

 

Aslıhan Koyuncuoğlu-Casa Mermer

 

 

15 yıldır Xiamen Fuarı’na katılıyoruz. Hindistan, Çin ve diğer ülkelerden ithalatçılar standımızı ziyaret etti. Bizim için başarılı bir fuar oldu. Geçen yıla göre gözle görülür bir ziyaretçi artışı gözlemledik.

 

 

Emre Karaöz-Kar Madencilik 

 

 

Xiamen Fuarı’na ilk kez katıldık. Verimli bir fuar geçirdik. Blok mermer alıcıları yanında kesilmiş ürünlerde Asya Pasifik marketlerinden iyi bir katılım oldu. Bangladeş, Endonezya, Malezya ve Avustralya’dan müşterilerle iyi bağlantılar kurduk. Türkiye holünde standlar çok başarılı, Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin fuar hizmetlerinden memnun kaldık, önümüzdeki yıllarda da Türkiye Milli Katılım Organizasyonuyla katılmak istiyoruz.

 

 

Ahmet Can İri – Şenler Marble

 

 

Uzun yıllardır Xiamen Fuarı’na katılıyoruz. Bu yıl katılımdan ve ziyaretçi profilinden memnunuz. ABD, Çin, Avustralya, İsrail, Endonezya başta olmak üzere pek çok ülkeden ithalatçılarla güzel bağlantılar yakaladık. Fuardan çok memnunuz. Gelecek yılda katılmak istiyoruz. Bizim önemsediğimiz ve her sene parçası olmak istediğimiz bir fuar. Umarım önümüzdeki yıllarda daha da iyi olur. Biz önümüzdeki yıllarda da burada olacağız.

 

 

İbrahim Altınpınar-Pınar Marble

 

 

11. kez Xiamen Fuarı’na katılıyoruz. Blok ticaretinde genel bir azalma var. ABD, Avustralya, Avrupa ülkeleri, Körfez bölgesinden alıcılar var. Ebatlı taşlarda Avustralya ve Avrupa ülkelerinden talepler aldık. Sonuç kısmı güzel olacak.

 

 

Abdullah Alimoğlu-Alimoğlu Madencilik

 

 

Xiamen Fuarı’na uzun yıllardır katılıyoruz, başarılı bir fuar geçirdik. Avustralya, Hindistan, Çin ağırlıklı olmak üzere pek çok ülkeden müşterilerle görüştük, ticari bağlantılar kurduk. Önümüzdeki yıllarda da Xiamen Fuarı’na katılmak istiyoruz.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
EKONOMİ Tüm Ekonomi Haberleri

İl Seviyesinde Beşeri Kalkınma Endeksi, 2018-2022

İl Seviyesinde Beşeri Kalkınma Endeksi, 2018-2022

  Bir ülkenin iktisadi kalkınma sürecinde, fiziki sermaye kadar beşeri sermaye yeterliliği de ehemmiyet arz etmektedir. Beşeri kalkınma endeksi de, bu minvalde, ülkelerin beşeri sermaye yeterliliklerinin tespit edilebilmesi maksadı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hesaplanmaktadır. Endeks; yaşam beklentisi, eğitim ve gelir olmak üzere üç alt bileşenden oluşmaktadır.

Beşeri kalkınma endeksi, 0 ile 1 arasında bir değer almakta olup, endeksin 0,8 ve üzerinde olması “çok yüksek beşeri kalkınma” seviyesini, 0,7 ile 0,8 arasında olması “yüksek beşeri kalkınma” seviyesini, 0,55’in altında olması ise ilgili ülkenin “düşük beşeri kalkınma” seviyesinde yer aldığını göstermektedir.

Ülkemize ait beşeri kalkınma endeks değerleri, günümüze kadar UNDP tarafından ülke düzeyinde üretilmekteydi. Ortalama eğitim süresi ve muhtemel eğitim süresi göstergelerinin ilk kez 2023 yılında Kurumumuz tarafından yayımlanması sayesinde, beşeri kalkınma endeksi ülkemiz tarafından üretilebilir hale gelmiştir. Söz konusu endeks milli politikalara da yön verebilmesi amacıyla ilk kez bu haber bülteni ile ülke seviyesinin yanı sıra il seviyesinde de resmi istatistik olarak yayımlanmaktadır.

 Beşeri kalkınma endeksi 2022 yılında 0,854 oldu

  Beşeri kalkınma endeksi, 2018 yılında 0,844 iken 2022 yılında 2018’e göre %1,1 artarak 0,854 oldu. Bu değere göre Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından belirlenen sınırlara göre “Çok Yüksek Gelişmişlik” seviyesindeki ülkeler grubunda yer aldı. Bu endeksin alt bileşenleri olan yaşam beklentisi endeksi 2022 yılında 2018’e göre %2,2 azalarak 0,882 olurken, eğitim endeksi ve gelir endeksi sırasıyla %3,0 ve %2,6 artışla 0,807 ve 0,875 oldu.

 Beşeri kalkınma endeksi ve alt endeksleri, 2018-2022

Beşeri kalkınma endeksi, alt endeksleri ve değişim oranları, 2018, 2022

Beşeri kalkınma endeksinin en yüksek olduğu il Ankara oldu
 

2022 yılında il düzeyinde en yüksek beşeri kalkınma endeksine sahip il, 0,891 ile Ankara oldu. Bu ili, 0,886 ile İstanbul ve Kocaeli, 0,870 ile İzmir ve 0,867 ile Muğla izledi. Beşeri kalkınma endeksi en düşük olan il 0,748 ile Ağrı olurken, bu ili Şanlıurfa, Van, Muş ve Bitlis izledi.

 Beşeri kalkınma endeksinin en yüksek ve en düşük olduğu 5 il, 2022

İllere göre beşeri kalkınma endeksi, 2022

Beşeri kalkınma endeksinin son 5 yılda en çok arttığı il %4,1 ile Kilis oldu
 

Beşeri kalkınma endeksinin 2018-2022 yılları arasında en çok artış gösterdiği ilk beş il sırasıyla %4,1 ile Kilis, %4,0 ile Şırnak, %3,9 ile Çankırı ve Hakkâri ve %3,8 ile Ağrı oldu. Aynı dönemde, beşeri kalkınma endeksinin düşüş gösterdiği iller sırasıyla %0,2 ile Trabzon, %0,1 ile Ordu, %0,03 ile Rize ve %0,02 ile Karabük oldu.

İllere göre beşeri kalkınma endeksi değişimi, 2018, 2022

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Gece gündüz çalıştılar, şimdi dünya arenasına çıkıyorlar

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/03/gece-gunduz-calistilar-simdi-dunya-arenasina-cikiyorlar-0-5FVyrs3S.mp4
İsveç’in ev sahipliğinde 7-8 Mart’ta 19 ülkeden 24 takımın katılacağı Dünya Gençler Senkronize Buz Pateni Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek olan Buz41 Spor Kulübü hazırlıklarını tamamladı. Yarın yola çıkacak 17 sporcu ve antrenörleri yaşadıkları gururu, heyecanı ve çalışma ortamlarını İHA Muhabirine anlattı.

Dünya Gençler Senkronize Buz Pateni Yarışması’nda Türkiye’yi “junior” kategorisinde temsil edecek olan Buz41 Spor Kulübü’nün Team Elite Junior Takımı son hazırlıklarını tamamladı. 19 ülkeden 24 takımın yarışacağı dünya şampiyonasına katılacak takım 2’si erkek toplam 17 sporcudan oluşuyor. Kısa ve uzun program kategorilerinde piste çıkacak olan Buz41 SK’nın Kocaeli, İstanbul, Bursa ve Ankara’da yaşayan sporcuları İzmit’teki buz sporları salonunda yaptıkları antrenmanda bir araya geliyor.

Uzun çalışma saatleri nedeniyle buz pistinin en sakin olduğu gece saatlerinde 3-4 saat antrenman yapan genç sporcular ve antrenörleri dünya şampiyonasında Türkiye’yi temsil etmekten son derece gururlular. İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine antrenmanlarını açan şampiyon takım, yarın yola çıkacakları Gothenburg/İsveç’te dünya sıralamasına girmek için nasıl hazırlandıklarını gözler önüne serdi.

Ece Ongül Küçük: “Türkiye şampiyonu olup Fransa’da barajı geçtiler ve kotayı aldılar”

Buz41 Spor Kulübü’nün senkronize buz pateni Başantrenörü Ece Ongül Küçük, “Kulübümüz Buz41 Spor Kulübü dünya şampiyonasına katılacak. Ağustos ayında çalışmalara başladık. Genelde hafta sonu akşamları çalışıyoruz. Bursa, İstanbul ve Ankara’dan olmak üzere farklı illerden gelen sporcularımız var. Hepsinin okulları da var. Dolayısıyla hafta sonları geç vakitlere kadar çalışmamız gerekiyor. 1-2 saatlik çalışma programı bize yetmiyor. Genelde 3-4 saatlik uzun programlarla çalışmamız gerekiyor. Hedefimiz var; dünya şampiyonası. Biz ocak ayında yapılan Türkiye şampiyonasına katıldık ve güzel bir puanla Türkiye birincisi olduk. Sonrasında önümüze güzel bir yol açıldı. Eğer uluslararası bir yarışmada dünya şampiyonası için istenen puanı alırsak oraya gidebiliyorduk. Bizde hemen ocak ayının sonunda Fransa’da düzenlenen French Cup’a katıldık. Oradan da dünya şampiyonasının istediği baraj puanını aldık. Şimdi ayın dördünde İsveç’te düzenlenecek dünya şampiyonasını hedefliyoruz. İnşallah 4 Mart’ta İsveç’teyiz” dedi.

“Türkiye’yi temsil edeceğimiz için çok gururluyuz”

Katılacakları yarışmadan ve pistte sergileyecekleri programlardan da bahseden Küçük, “Dünya şampiyonasında da Türkiye’yi temsil edeceğimiz için biz çok gururluyuz. Oraya gidiyor olmak, göğsümüzde bayrağımızı taşıyor olmak, ellerimizde bayrağımızı dalgalandırıyor olmak bizi çok gururlandırıyor. Yarışmaya 2 programla katılmak durumundayız, kısa ve uzun program. Ayrı ayrı gereklilikleri, farklı kuralları var ve o kurallara uygun hareket etmek zorundayız. Senkronize buz pateni aynı anda, aynı hareketlerin yapılması demek. En az 16 kişi kayabiliyor. Bizim takımda 17 sporcumuz var ve dönüşümlü olarak kayıyorlar. Kimisi kısa programda kayıyor, kimisi uzun programda. Takımımız 17 kişiden oluşuyor, 2 tanesi erkek. 4 taneye kadar erkek sporcu kullanabiliyoruz. Ama biz şu an 2 erkek sporcuya sahibiz. Dünya şampiyonasında bizim federasyonumuzdan daha önce katılan takımlar oldu. Fakat bu sene baraj puanı geldi. Sadece bir kota vardı ve en iyi takım olan ve bu baraj puanını geçebilen takım katılabiliyordu. Şu an için sadece biz katılıyoruz. Dünya şampiyonasında 19 ülke, 24 takım olacak. Bizim dünya şampiyonasına katılıyor olmamız aslında bizim için çok güzel bir başarı çünkü ülkemizde çok daha yeni, gelişmekte olan bir branş. Şu an kendimizi dünyada ilk 24’ün içerisinde sayıyoruz. Sıralamamız ne olur biz de bilmiyoruz ama en azından birkaç takım geçersek, bizim çalışma şartlarımız ve performansımız için, bizim için büyük bir başarı olmuş olacak. Ama bundan sonraki yıllar içerisinde inşallah daha üst sıralarda olup marşımızı okutmak isteriz” diye konuştu.

“Velilerimiz olmasa çocuklarımız buza gelemez”

Küçük, ailelerin çocuklarını buz sporlarına göndermesi konusuna da dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“İnsanların özendiği, televizyonda öne çıkan bazı isimler var. Çocuklarımız bunlara özenerek ya da birkaç velinin vizyonu sayesinde buraya başlayabiliyorlar. Bazı velilerimiz de çok korkuyor, ’Çocuğum düşerse ne olur?’ diye. Aslında burada da her sporda olduğu kadar risk var. Ne kadar çok sporcu gelirse, altyapıdan küçük öğrencilerimiz gelirse biz onları yetiştirip daha sonrasında yaşları geldiği zaman bu şekilde şampiyonlara çıkabiliyoruz. Kocaeli’de çok fazla ilgi, çok fazla talep var. Halk seanslarına geldiğiniz zaman burayı görebilirsiniz. Erkenden gelip isim yazdırıp sırasının gelmesini bekliyorlar. Belki daha fazla buz pistiyle daha çok sporcuya ulaşabiliriz. Velilerimizde çok büyük özveri var. Çocuklarını buraya getiriyorlar, antrenman boyunca bekliyorlar. Daha sonrasında çocuklarını alıp tekrar eve gidiyorlar. Velilere çok fazla iş düşüyor. Onlara buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onlar olmasa çocukları buraya getirip götürecek kimse olmaz. Çünkü çalışma saatlerimiz gece”

Eylül Görgen: “Uyumumuzu dünya şampiyonasına da yansıtmak istiyoruz”

8 yıldır senkronize buz pateniyle uğraşan takımın başarılı sporcularından Eylül Görgen, “Buz pateni benim için çok önemli. Çok küçük yaşımdan beri buz pateniyle uğraşıyorum. O yüzden benim için her zaman zaman ayırabileceğim bir spor. Daha öncesinde bir sürü spor branşı denedim ama hiçbiri gerçekten buz pateni kadar beni kendisine çekmemişti. Öte yandan 11. sınıf öğrencisiyim. Okulla birlikte zor gidiyor çünkü derslerim yoğunlaşıyor” dedi.

Mutlu ve gururlu olduğunu söyleyen Görgen, “Ülkemizi böyle bir şampiyonada temsil etmek bizim için gerçekten çok büyük bir gurur. Yapabildiğimizin en iyisini yapmayı hedefliyoruz. Birçok ülke katılıyor. Biz de bunlardan biriyiz. Onlardan biri olduğumuz için de gerçekten çok mutluyuz. Çoğu arkadaşımla zaten 9- 10 senedir birlikteyiz. Sürekli birlikte zaman geçiriyoruz ve bunun bizi gerçekten çok uyumlu bir takım yaptığını düşünüyorum. O yüzden her şeyimiz çok ortak. Bu uzun saatlerde de birlikte olmak bizi gerçekten çok yakınlaştırıyor. Takım ortamımı ve arkadaşlarımı çok seviyorum. Bu uyumu sahada da gösterdiğimizi düşünüyorum. Bunu dünya şampiyonasında da sahaya yansıtmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Oğuz Yaşar: “Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz”

Senkronize buz pateni takımındaki iki erkek sporcudan Oğuz Berat Yaşar ise “12 yıldır buz pateni kayıyorum. Arkadaşlarımla birlikte burada kaydığım için çok mutluyum. Dünya şampiyonasına gideceğiz. Orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

Takımın dünya şampiyonası kafilesinde yer alan isimler

Buz41 Spor Kulübü’nün Başantrenör Ece Ongül Küçük ve antrenör Simge Ceylan Yazıcı’nın çalıştırdığı Team Elite Junior Takımı’nın Salı günü dünya şampiyonasına gidecek sporcu kadrosunda; Ayşe İpek Derin, Ada Yılmaz, Oğuz Yaşar, Eylül Görgen, Defne İnsel, Nefes Akıncı, Defne Burmalı, Zeynep Naz Doğan, Esila Ünsever, Ayşe Naz Er, Ela Kiriş, Nisa Öztürk, Ela Hayat Başoğlu, Mina Naz Göçmen, İpek Demirsoy, Melis Atalan ve Mina Oducu olmak üzere 17 sporcu yer alıyor.

Kategoriler
SPOR Spor Haberleri

Gece gündüz çalıştılar, şimdi dünya arenasına çıkıyorlar

İsveç’in ev sahipliğinde 7-8 Mart’ta 19 ülkeden 24 takımın katılacağı Dünya Gençler Senkronize Buz Pateni Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek olan Buz41 Spor Kulübü hazırlıklarını tamamladı. Yarın yola çıkacak 17 sporcu ve antrenörleri yaşadıkları gururu, heyecanı ve çalışma ortamlarını İHA Muhabirine anlattı.

Dünya Gençler Senkronize Buz Pateni Yarışması’nda Türkiye’yi “junior” kategorisinde temsil edecek olan Buz41 Spor Kulübü’nün Team Elite Junior Takımı son hazırlıklarını tamamladı. 19 ülkeden 24 takımın yarışacağı dünya şampiyonasına katılacak takım 2’si erkek toplam 17 sporcudan oluşuyor. Kısa ve uzun program kategorilerinde piste çıkacak olan Buz41 SK’nın Kocaeli, İstanbul, Bursa ve Ankara’da yaşayan sporcuları İzmit’teki buz sporları salonunda yaptıkları antrenmanda bir araya geliyor.

Uzun çalışma saatleri nedeniyle buz pistinin en sakin olduğu gece saatlerinde 3-4 saat antrenman yapan genç sporcular ve antrenörleri dünya şampiyonasında Türkiye’yi temsil etmekten son derece gururlular. İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine antrenmanlarını açan şampiyon takım, yarın yola çıkacakları Gothenburg/İsveç’te dünya sıralamasına girmek için nasıl hazırlandıklarını gözler önüne serdi.

Ece Ongül Küçük: “Türkiye şampiyonu olup Fransa’da barajı geçtiler ve kotayı aldılar”

Buz41 Spor Kulübü’nün senkronize buz pateni Başantrenörü Ece Ongül Küçük, “Kulübümüz Buz41 Spor Kulübü dünya şampiyonasına katılacak. Ağustos ayında çalışmalara başladık. Genelde hafta sonu akşamları çalışıyoruz. Bursa, İstanbul ve Ankara’dan olmak üzere farklı illerden gelen sporcularımız var. Hepsinin okulları da var. Dolayısıyla hafta sonları geç vakitlere kadar çalışmamız gerekiyor. 1-2 saatlik çalışma programı bize yetmiyor. Genelde 3-4 saatlik uzun programlarla çalışmamız gerekiyor. Hedefimiz var; dünya şampiyonası. Biz ocak ayında yapılan Türkiye şampiyonasına katıldık ve güzel bir puanla Türkiye birincisi olduk. Sonrasında önümüze güzel bir yol açıldı. Eğer uluslararası bir yarışmada dünya şampiyonası için istenen puanı alırsak oraya gidebiliyorduk. Bizde hemen ocak ayının sonunda Fransa’da düzenlenen French Cup’a katıldık. Oradan da dünya şampiyonasının istediği baraj puanını aldık. Şimdi ayın dördünde İsveç’te düzenlenecek dünya şampiyonasını hedefliyoruz. İnşallah 4 Mart’ta İsveç’teyiz” dedi.

“Türkiye’yi temsil edeceğimiz için çok gururluyuz”

Katılacakları yarışmadan ve pistte sergileyecekleri programlardan da bahseden Küçük, “Dünya şampiyonasında da Türkiye’yi temsil edeceğimiz için biz çok gururluyuz. Oraya gidiyor olmak, göğsümüzde bayrağımızı taşıyor olmak, ellerimizde bayrağımızı dalgalandırıyor olmak bizi çok gururlandırıyor. Yarışmaya 2 programla katılmak durumundayız, kısa ve uzun program. Ayrı ayrı gereklilikleri, farklı kuralları var ve o kurallara uygun hareket etmek zorundayız. Senkronize buz pateni aynı anda, aynı hareketlerin yapılması demek. En az 16 kişi kayabiliyor. Bizim takımda 17 sporcumuz var ve dönüşümlü olarak kayıyorlar. Kimisi kısa programda kayıyor, kimisi uzun programda. Takımımız 17 kişiden oluşuyor, 2 tanesi erkek. 4 taneye kadar erkek sporcu kullanabiliyoruz. Ama biz şu an 2 erkek sporcuya sahibiz. Dünya şampiyonasında bizim federasyonumuzdan daha önce katılan takımlar oldu. Fakat bu sene baraj puanı geldi. Sadece bir kota vardı ve en iyi takım olan ve bu baraj puanını geçebilen takım katılabiliyordu. Şu an için sadece biz katılıyoruz. Dünya şampiyonasında 19 ülke, 24 takım olacak. Bizim dünya şampiyonasına katılıyor olmamız aslında bizim için çok güzel bir başarı çünkü ülkemizde çok daha yeni, gelişmekte olan bir branş. Şu an kendimizi dünyada ilk 24’ün içerisinde sayıyoruz. Sıralamamız ne olur biz de bilmiyoruz ama en azından birkaç takım geçersek, bizim çalışma şartlarımız ve performansımız için, bizim için büyük bir başarı olmuş olacak. Ama bundan sonraki yıllar içerisinde inşallah daha üst sıralarda olup marşımızı okutmak isteriz” diye konuştu.

“Velilerimiz olmasa çocuklarımız buza gelemez”

Küçük, ailelerin çocuklarını buz sporlarına göndermesi konusuna da dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“İnsanların özendiği, televizyonda öne çıkan bazı isimler var. Çocuklarımız bunlara özenerek ya da birkaç velinin vizyonu sayesinde buraya başlayabiliyorlar. Bazı velilerimiz de çok korkuyor, ’Çocuğum düşerse ne olur?’ diye. Aslında burada da her sporda olduğu kadar risk var. Ne kadar çok sporcu gelirse, altyapıdan küçük öğrencilerimiz gelirse biz onları yetiştirip daha sonrasında yaşları geldiği zaman bu şekilde şampiyonlara çıkabiliyoruz. Kocaeli’de çok fazla ilgi, çok fazla talep var. Halk seanslarına geldiğiniz zaman burayı görebilirsiniz. Erkenden gelip isim yazdırıp sırasının gelmesini bekliyorlar. Belki daha fazla buz pistiyle daha çok sporcuya ulaşabiliriz. Velilerimizde çok büyük özveri var. Çocuklarını buraya getiriyorlar, antrenman boyunca bekliyorlar. Daha sonrasında çocuklarını alıp tekrar eve gidiyorlar. Velilere çok fazla iş düşüyor. Onlara buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onlar olmasa çocukları buraya getirip götürecek kimse olmaz. Çünkü çalışma saatlerimiz gece”

Eylül Görgen: “Uyumumuzu dünya şampiyonasına da yansıtmak istiyoruz”

8 yıldır senkronize buz pateniyle uğraşan takımın başarılı sporcularından Eylül Görgen, “Buz pateni benim için çok önemli. Çok küçük yaşımdan beri buz pateniyle uğraşıyorum. O yüzden benim için her zaman zaman ayırabileceğim bir spor. Daha öncesinde bir sürü spor branşı denedim ama hiçbiri gerçekten buz pateni kadar beni kendisine çekmemişti. Öte yandan 11. sınıf öğrencisiyim. Okulla birlikte zor gidiyor çünkü derslerim yoğunlaşıyor” dedi.

Mutlu ve gururlu olduğunu söyleyen Görgen, “Ülkemizi böyle bir şampiyonada temsil etmek bizim için gerçekten çok büyük bir gurur. Yapabildiğimizin en iyisini yapmayı hedefliyoruz. Birçok ülke katılıyor. Biz de bunlardan biriyiz. Onlardan biri olduğumuz için de gerçekten çok mutluyuz. Çoğu arkadaşımla zaten 9- 10 senedir birlikteyiz. Sürekli birlikte zaman geçiriyoruz ve bunun bizi gerçekten çok uyumlu bir takım yaptığını düşünüyorum. O yüzden her şeyimiz çok ortak. Bu uzun saatlerde de birlikte olmak bizi gerçekten çok yakınlaştırıyor. Takım ortamımı ve arkadaşlarımı çok seviyorum. Bu uyumu sahada da gösterdiğimizi düşünüyorum. Bunu dünya şampiyonasında da sahaya yansıtmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Oğuz Yaşar: “Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz”

Senkronize buz pateni takımındaki iki erkek sporcudan Oğuz Berat Yaşar ise “12 yıldır buz pateni kayıyorum. Arkadaşlarımla birlikte burada kaydığım için çok mutluyum. Dünya şampiyonasına gideceğiz. Orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

Takımın dünya şampiyonası kafilesinde yer alan isimler

Buz41 Spor Kulübü’nün Başantrenör Ece Ongül Küçük ve antrenör Simge Ceylan Yazıcı’nın çalıştırdığı Team Elite Junior Takımı’nın Salı günü dünya şampiyonasına gidecek sporcu kadrosunda; Ayşe İpek Derin, Ada Yılmaz, Oğuz Yaşar, Eylül Görgen, Defne İnsel, Nefes Akıncı, Defne Burmalı, Zeynep Naz Doğan, Esila Ünsever, Ayşe Naz Er, Ela Kiriş, Nisa Öztürk, Ela Hayat Başoğlu, Mina Naz Göçmen, İpek Demirsoy, Melis Atalan ve Mina Oducu olmak üzere 17 sporcu yer alıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Model fabrikalarımızın sayısını 16’ya çıkaracağız”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayimizin dijital dönüşümüne rehberlik eden model fabrikalarımızın sayısını 10’a ulaştırdık. Kocaeli, Denizli, Malatya, Tekirdağ, Sakarya ve Trabzon illerinde açılışını gerçekleştireceğimiz yeni merkezlerle bu sayıyı 16’e çıkaracağız. Bugün itibarıyla da uzay teknolojilerinden savunma sanayiye, yapay zekadan raylı sistem teknolojilerine ülkemizin kritik projelerinde görev almak üzere TÜBİTAK çatısı altında 737 yeni çalışma arkadaşımıza yönelik ilana çıkmış durumdayız” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından bu yıl “Yeteneğe Dayalı Kalkınma” temasıyla gerçekleştirilen 3. İstanbul İnsan Kaynakları Forumu, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, milletvekilleri, protokol ve STK üyeleri katıldı. Program İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a, Ulusal Staj Programı kapsamında oluşturulan üstün yetenek madalyonu verilirken, personel sayısına oranla en fazla staj imkanı sunan kamu kurumu ödülü ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın oldu. Ödüller, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay tarafından verildi.

“Dünyanın dört bir yanından 214 teknoloji girişimi Türkiye’ye taşınmak için başvuru yaptı”

Programda bir konuşma yapan Bakan Kacır, Ar-Ge teşviklerinden teknopark uygulamalarına, TÜBİTAK desteklerinden KOSGEB programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile gençlerin girişimci ruhunu besleyerek, girişimciliği kariyer inşasında bir alternatif haline getirdiklerini belirtti. Gençlerin doğru yetkinliklerle buluşması kadar önem verdikleri bir diğer başlığın ise kuşkusuz mevcut iş gücünü geleceğin dünyasına güçlü şekilde hazırlamak olduğunu belirten Bakan Kacır, “Özellikle başta yapay zeka olmak üzere yıkıcı teknolojilerin çok boyutlu etkileri; yetkinlik dönüşümünün bizler için tercihten öte zorunluluk olduğunu gösteriyor. Bakınız, araştırmalar ülkemizde halihazırda 7 milyon kişinin yürüttüğü işlerin 2030 yılına kadar yeni nesil teknolojilerin etkisiyle ya tamamen ortadan kalkabileceği ya da farklı niteliklere sahip rollere dönüşeceğini gösteriyor. Ancak gelişen teknolojilere doğru bir bakış açısıyla yaklaşırsak, bünyesinde 9 milyon kişiyi barındıracak yeni iş modelleri oluşturma potansiyeline sahibiz. Özellikle teknolojiyle ilgili alanlarda ortaya çıkacak fırsatları da doğru değerlendirdiğimiz takdirde ilave 2 milyon istihdam oluşturmamız mümkün. İş gücümüzü geleceğin yetkinlikleriyle donatmak adına eğitime ve yeniden beceri kazandırma programlarına yatırım yapmaya devam ediyoruz. Sanayimizin dijital dönüşümüne rehberlik eden model fabrikalarımızın sayısını 10’a ulaştırdık. Kocaeli, Denizli, Malatya, Tekirdağ, Sakarya ve Trabzon illerinde açılışını gerçekleştireceğimiz yeni merkezlerle bu sayıyı 16’e çıkaracağız. Ülke sathına yayılan, bütüncül bir kalkınmayı tüm sektörlerde topyekün bir şekilde hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Tabii üzerinde yaşadığımız bu kıymetli topraklar, kadim tarihi boyunca, ticaretin olduğu kadar bilginin ve yeteneğin de kesişim noktası olmuştur. Tüccarların, zanaatkarların, bilim insanlarının buluşma yeri olan coğrafyamız bu etkiyle büyük medeniyetlerin varlık gösterdiği bir güç sahasına dönüşmüştür. Şimdi, tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye’yi küresel bir çekim merkezi haline getirmeyi sürdürülebilir kalkınmanın temeli olarak görüyoruz. Dünyanın her yerinden parlak zihinlerin, yenilikçi fikirlerini bu topraklarda geliştirerek önemli ve kritik girişimlere dönüştürmesine imkan sağlayacak Türkiye Tech Visa Programı’nı ilan ettik. Programın ilk 5 ayında dünyanın dört bir yanından 214 teknoloji girişimi Türkiye’ye taşınmak için başvuru yaptı” dedi.

“253 araştırmacıya çalışmalarını ülkemizde sürdürmeleri için destek sağladık”

Türkiye’yi küresel rekabette bir adım daha öne çıkaracak her alandaki yetkinlikleri, yetenekleri geliştirmeye ve verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceklerini de belirten Bakan Kacır, “Uluslararası Lider Araştırmacılar Programımız ile alanlarında dünyanın en iyi merkezlerinde deneyim kazanmış yetkin araştırmacıların dünyanın ülkemize gelmelerini teşvik ediyor, bilimsel ve teknolojik çalışmaların bu topraklardan yükselmesini sağlıyoruz. Bugüne kadar program kapsamında, 57’si yabancı olmak üzere toplam 253 araştırmacıya, çalışmalarını ülkemizde sürdürmeleri için destek sağladık. Bizler, potansiyelini harekete geçirmeyi bekleyen tüm girişimcilerimize fırsat ve imkan kapılarını sonuna kadar açmaya devam edeceğiz. Cesaretle atılan her adımın, her bir zihnin ürettiği fikrin destekçisi olmayı; büyük dönüşümlerin önündeki takozları kaldırmayı sürdüreceğiz. Ülkemizi küresel rekabette bir adım daha öne çıkaracak her alandaki yetkinlikleri, yetenekleri geliştirmeye ve verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“TÜBİTAK’ta 737 yeni çalışma arkadaşımıza yönelik ilan açtık”

TÜBİTAK’ta Türkiye için kritik pek çok projeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Kacır, “Sözlerime son verirken 3. İstanbul İnsan Kaynakları Forumu’nun vesilesiyle paylaşmak istiyorum. Malum Tübitak’ta Türkiye için kritik pek çok projeyi hayata geçiriyoruz. Bugün itibarıyla da uzay teknolojilerinden savunma sanayiye, yapay zekadan raylı sistem teknolojilerine ülkemizin kritik projelerinde görev almak üzere TÜBİTAK çatısı altında 737 yeni çalışma arkadaşımıza yönelik ilana çıkmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version