Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Fikirler üretime, emekler başarıya dönüştü: Dijital Kampüs’te yetişen 235 genç sertifikalarını aldı

Kocaeli’ki Dijital Kampüs’te yazılımdan yapay zekaya, tasarımdan dijital içerik üretimine kadar uzanan 10 haftalık eğitimleri tamamlayan 235 katılımcı, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Program kapsamında öğrenciler, teorik ve uygulamalı eğitimlerle fikirlerini üretime dönüştürme imkanı buldu.

Dijital Kampüs’te yazılımdan yapay zekaya, tasarımdan dijital içerik üretimine kadar uzanan eğitimleri tamamlayan 235 katılımcıya düzenlenen törenle sertifikaları takdim edildi. Dijital İnovasyon Merkezi’nde yüz yüze gerçekleştirilen 10 haftalık program kapsamında yazılımdan yapay zekaya, tasarımdan dijital içerik üretimine kadar uzanan eğitimleri tamamlayan öğrenciler; fikirlerini üretime, emeklerini başarıya dönüştürdü. Halkevi Gençlik Merkezi’nde düzenlenen Dijital Kampüs Eğitim Programları Sertifika Töreni’ne Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Şube Müdürü Mine Pir Kazan, Kocaeli Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Prof. Dr. Arif Özkan, Dijital Kampüs eğitmenleri, öğrenciler ve misafirler katılım gösterdi. Program öncesinde gerçekleştirilen Kahoot Bilgi Yarışması’nda öğrenciler bilgilerini yarıştırarak keyifli vakit geçirdi.

Dijital Kampüs’te 11 eğitim programı

Kocaeli’de gençlerin kariyer yolculuğunda önemli bir durak olan Kılavuz Gençlik, geleceği bugünden inşa eden bir nesil yetiştirmeye devam ediyor. Gençlerin dijital becerilerini geliştirmeyi amaçlayan Dijital Kampüs; kapsamlı bir eğitim programı olarak hayata geçirildi. Program kapsamında yapay zeka, fotoğrafçılık ve içerik üretimi, video kurgu ve montaj, Adobe grafik tasarım, siber güvenlik, oyun yazılım ve geliştirme, Python programlama, dijital senaryo, sosyal medya ve içerik üretimi, dijital pazarlama, girişimcilik ve ekonomi alanlarında eğitimler veriliyor. Dijital Kampüs, gençlerin fikirlerini gerçeğe dönüştürdüğü bir üretim alanı olma özelliği taşıyor. Yüz yüze teori ve uygulama temelli ilerleyen eğitim programlarını başarıyla tamamlayan katılımcılar Kocaeli Üniversitesi onaylı ve e-Devlet üzerinden doğrulanabilir sertifika almaya hak kazanıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli’de kırsal kalkınmaya “kanatlı” destek

Kocaeli’de yürütülen yüzde 50 hibeli “Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi” kapsamında üreticilere bu yıl yüzde 50 hibeli 16 bin Atak-S cinsi tavuk ile kümes ekipmanları desteği sağlandı.

Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesince yürütülen “Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi” ile çiftçilere yüzde 50 hibeli destek sürüyor. Proje kapsamında 16 bin Atak-S cinsi tavuğun daha üreticilerle buluşturulmasıyla, son 6 yılda dağıtılan toplam tavuk sayısı 75 bini geçti.

“Güzel bir proje”

Yuvacık Kazlıbahçe Tesisleri’nde tavuk üretimi yapan Ziya Şenoğlu, desteklerin üretime büyük katkı sağladığını belirterek, “Burada tavuk üretimi yapıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın destekleriyle güzel bir proje oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

“Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz”

Tavuk desteğiyle birlikte yem desteği de aldığını söyleyen Şenoğlu, “Bunun sayesinde istihdam da sağlıyoruz. Çevre illerden ve diğer yerlerden gelen misafirlerimize organik yumurta sunuyoruz. Çocuklarıyla bu deneyimi yakalıyorlar. Aynı zamanda da satın alıyorlar. Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz. Çok da lezzetli bir yumurta oluyor. Tavukları çayırda, çimende organik ve doğal haliyle beslemeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“Günde 80-90 tane yumurta alıyorum”

Kartepe Eşme’de 250 tavukla üretim yapan Enver Yazıcı ise yüzde 50 hibeli destekten faydalandığını belirterek, “Şu anda 250 tavuğum var. Bunları Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği yüzde 50 hibeyle aldık. Allah razı olsun. Tavuklarımız çok güzel. Günde 80-90 tane yumurta alıyorum. İnşallah ileride bu sayı artacak” şeklinde konuştu.

“Bağımız, bahçemiz değerleniyor”

Gölcük Yeni Ferhadiye Mahallesi’nden Erhan Kayabay ise 200 tavuğu bulunduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“Şu an günlük yumurta verimimiz 160-170 civarını buluyor, gayet başarılı. Bize de bir ek gelir oluyor. Evimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Komşularımıza ve mahalleliye yumurta satıyoruz. Bu da bizim için bir ev bütçesine artı değer oluyor. Onun haricinde bağımız ve bahçemiz değerleniyor. Bize destek olan ve bu projeyi başlatan Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli’nin teknoloji vizyonu sahneye çıktı: “Dijital devrimi ıskalayan tarihten silinir”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/kocaelinin-teknoloji-vizyonu-sahneye-cikti-dijital-devrimi-iskalayan-tarihten-silinir-0-Duu972ha.mp4
Kocaeli Bilişim Fuarı, yapay zekadan siber güvenliğe kadar teknoloji dünyasının tüm başlıklarını bir araya getirerek kapılarını açtı. Şehrin dijital dönüşüm vizyonunun vurgulandığı açılışta, “Bu değişime ayak uyduramayanlar tarihten silinir” mesajı öne çıktı.

Yapay zekadan siber güvenliğe, bulut teknolojilerinden yerli yazılımlara kadar bilişim dünyasının tüm kritik başlıklarını buluşturan Kocaeli Bilişim Fuarı, bugün Kocaeli Kongre Merkezi’nde başladı. 3 gün sürecek fuar; Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonuna katkı sunmayı, yerli üretimi güçlendirmeyi ve gençlere teknoloji alanında yeni ufuklar açmayı hedefliyor. Açılışa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Programa katkı veren kurumlara hediye takdim edildi.

“Bu da sizi büyük devletlere, imparatorluklara götürür”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, açılışta yaptığı konuşmada, medeniyetlerin gelişiminde insanın geçim biçimi ile yaşam tarzı arasındaki sıkı bağa dikkat çekti. Başkan Büyükakın, yaklaşık binli yıllarda toprağın işlenmesiyle başlayan yerleşik tarıma geçiş dönemini ve bu düzenin 750 yıl boyunca devam ettiğini hatırlattı.

Büyükakın, insanın zenginlik oluşturma biçimi ile hayatını şekillendiren unsurlar arasında güçlü bir ilişki olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Örneğin, zenginliğin merkezinde tarım olduğunda şu olur; İnsanlar özellikle verimli arazilerin etrafında yerleşmeye başlarlar. Nil Nehri, Fırat Nehri, Dicle Nehri veya dünyadaki diğer büyük nehirlerin etrafında şehirler kurulmasının sebebi budur. Bütün kadim şehirlere bakın; hepsi, verimli toprakların olduğu bölgelerde kurulmuştur. Dolayısıyla mesele, o topraklara hakim olmak ve o topraklarda çalışacak büyük bir nüfusa sahip olmak haline gelir. Bu da sizi büyük devletlere, imparatorluklara götürür. Oraya asker devşirecek yapılar gerekir; beyler, derebeylikler ortaya çıkar. Verimli nehirlerin etrafında kurulmuş şehirlerin merkezinde tipik yapılar vardır. Bir kilise, bir cami, hemen yanında bir pazar bulunur. Şehrin mimarisi buna göre şekillenir ama sadece mimari değil, eğlence hayatı da böyle şekillenir. O şehirlerin korunaklı alanlarındaki eğlence mekanları, kültürel merkezler bu düzenin ürünüdür. İnsanın hayatını kazanma biçimi; mimariden sanata, kültürden eğitime kadar her şeyi şekillendirir.

“Üretim, sabit bir yapıdan esnek üretim sistemlerine kaydı”

Tahir Büyükakın, üretim sistemlerindeki değişimin iş dünyası ve yerel yönetimlerin organizasyon biçimlerini de dönüştürdüğünü belirtti. Başkan Büyükakın, üretim bantlarının çeşitlenmesi ve opsiyonel üretim modellerinin ortaya çıkmasıyla insan kaynağına duyulan ihtiyacın değiştiğini ifade etti. Büyükakın, bu dönüşümü şöyle anlattı:

“Robotlar, yavaş yavaş üretimin ayrılmaz bir parçası haline geliyordu. Eskiden bir araba almak için sıraya girerdiniz, hatta bir model için önceden ücret ödeyip neredeyse bir yıl beklemek zorundaydınız ama süreç değişti. Artık arabaların renklerini, opsiyonel özelliklerini seçebilir hale geldiniz. Üretim, sabit bir yapıdan esnek üretim sistemlerine kaydı ve iş dünyası da buna göre şekillendi.”

“Ona ayak uyduramayanlar tarih sahnesinden silinir”

Her yeni üretim biçiminin yeni bir yaşam biçimini beraberinde getirdiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın, değişime ayak uyduramayanların tarih sahnesinden silineceği uyarısında bulundu. Büyükakın, “Ona ayak uyduramayanları tarih sahnesinden siler. Örneğin ekonomistlere göre Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden silinmesinin en önemli nedenlerinden biri sanayi devrimini ıskalamış olmasıydı. Sanayi devrimini yakalayamayınca, o devrimi yapan ülkelerle rekabet edecek gücü de kalmadı. Şimdi de bilişim alanında benzer bir hikayeyle karşı karşıyayız. Bu hıza ayak uyduramaz, bilişimde üretim yapamaz, oradaki yeniliklere adapte olamazsanız beraberinde yok olursunuz” diye konuştu.

“35 milyar dolarlık bir şehirden bahsediyoruz”

Kocaeli’nin Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü olduğunu kaydeden Başkan Büyükakın, şehrin dış ticaret hacminin uluslararası düzeyde bir ülke büyüklüğünde olduğunu kaydetti. Büyükakın, şehrin ekonomik gücüne dikkat çekerek şunları söyledi:

“İhracat rakamlarına baktığınızda, 35 milyar dolarlık bir şehirden bahsediyoruz. Dünyadaki ülkelerle kıyasladığınızda neredeyse Lüksemburg seviyesine geliyor. Estonya, Letonya gibi ülkelerle aynı dış ticaret hacmine sahip bir şehirden bahsediyoruz. Yani neredeyse bir ülke büyüklüğünde. Şehrin, zengin kalmaya devam etmesi ve gelecekte daha da zengin olması için katma değeri yüksek ürünler üretmesi gerekiyor. Şehirlerine vizyon katan, ilham veren işler yapmak zorundalar. İlham sahibi ve vizyon sahibi olanların da önünü açmak zorundalar. Biz de tam olarak böyle bir yerde konumlanıyoruz. Bir yandan konuştuklarımızla şehirdeki insanlara ilham vermek, diğer yandan vizyonu olanların önünü açmak zorundayız. Bu nedenle odalarımızın geleceğe dönük yaptığı tüm çalışmaları güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz, onların önünü açmak istiyoruz. Aynı şekilde gençlerimizin geleceğin dünyasında rekabet edebilmesi için fırsatlarını artırmaya gayret ediyoruz.”

“Aynı ruhla, aynı liderlik bilinciyle devam edersek, ülkemiz ilelebet var olacaktır”

Milletlerin varlığını sürdürmesinde toplumsal bütünlük ve liderlik bilincinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Büyükakın, ayakta kalan ve başarılı olmaya devam eden milletlerin ortak bir değer taşıdığına dikkati çekti. Büyükakın, milletlerin yok oluşu üzerine yapılan çalışmalarda genellikle savaş, salgın hastalık ve kıtlıklardan söz edildiğini ancak esas meselenin toplumsal anlam kaybı olduğunu ifade ederek, “Yükselişte de aynı şey vardır; toplu halde bir anlama, bir ideale sarılmak. Eğer hepimiz aynı şeyi düşünürsek, ülkenin geleceğini benzer noktalara bağlar ve hepimiz aynı hedefe vurursak, topyekün hareket edersek, birlikte hareket edersek, aynı ruhla, aynı liderlik bilinciyle devam edersek, ülkemiz ilelebet var olacaktır. Bunu söylerken, bunun temellerinin nereye bastığını bilerek konuşmaya devam edersek, yerel yönetici iş insanının önünü bu doğrultuda açarsa; iş insanı dünyaya dünya vizyonuyla bakarsa; dünyanın nereye gittiğini görürse; öğrenci geleceğin dünyasına hazırlanırsa işte o zaman gerçek dönüşüm olur” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Minikler tarımı yerinde öğrendi

Kandıra’da düzenlenen Lider Çocuk Tarım Kampı’nda öğrenciler, tarımın önemini yerinde öğrenerek coğrafi işaretli ürünleri yakından tanıdı.

Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “Lider Çocuk Tarım Kampı” kapsamında, Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulu 4. sınıf öğrencileriyle eğitici ve keyifli bir kamp gerçekleştirildi. Kocaeli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Kandıra Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen etkinliğe; Kandıra Tarım ve Orman İlçe Müdürü Ercan Aydın, Kocaeli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürü Birdal İşbaralı ve İdari ve Mali İşler Şube Müdürü Cahit Demir katıldı.

Minikler Kandıra manda yoğurdunun üretim sürecini yerinde inceledi

Program kapsamında çocuklar, tarımın önemini eğlenceli etkinliklerle öğrenme fırsatı buldu. Kandıra Tarım ve Orman İlçe Müdürü Ercan Aydın, yaptığı açıklamada, “Gelecek nesillere tarımın ve üretimin önemini anlatmak için etkinliklerimiz ve çalışmalarımız bakanlığımız ve il müdürlüğümüz koordinesinde devam etmektedir” dedi.

Kamp etkinlikleri çerçevesinde öğrenciler, Kandıra’nın coğrafi işaretli ürünü Kandıra manda yoğurdunun üretim sürecini yerinde inceledi. Ayrıca, İtalya’nın ünlü peynirlerinin üretim tekniklerine benzer yöntemlerle üretim yapan BUFFA Manda Çiftliği ve Manda Sütü Entegre Tesisi de ziyaret edildi. Öğrenciler, mandaları yakından görerek sütün mamul ürüne dönüşüm aşamalarını gözlemledi.

Öğrenciler, ata tohumu bankası ve su atık toplama ünitesi hakkında bilgilendirildi

Çocuklar daha sonra Kandıra’da organik tarım yapılan Narköy Doğal Yaşam Alanını gezdi. Burada tamamen doğal ürünlerle hazırlanan yemekleri tadan öğrenciler, üreticilerin oluşturduğu ata tohumu bankası ve su atık toplama ünitesi hakkında bilgilendirildi. Gezi, organik ürünlerin sergilendiği stant ziyaretiyle tamamlandı.

Etkinliğin son bölümünde ise öğrenciler, su ürünleri hakkında bilgi edinmek amacıyla Kefken Su Ürünleri Kooperatifini ziyaret etti. Kooperatif başkanı, çocukları tekneyle Karadeniz kıyısında yer alan Kefken, Kerpe, Kumcağız ve Kovanağzı sahillerinde gezdirdi. Renkli görüntülere sahne olan tekne turu, öğrenciler için unutulmaz anlarla sona erdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Öğrenciler otomotiv üretimini yerinde gözlemledi

SUBÜ Girişimci Mühendisler Topluluğu öğrencileri, düzenlenen teknik gezi ile otomotiv üretimini yerinde incelediler.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Girişimci Mühendisler Topluluğu, Kocaeli’de bulunan bir otomobil fabrikasına teknik gezi düzenledi. Gezi çerçevesinde öğrenciler, teorik derslerde öğrendikleri konuları üretim ortamında gözlemleme imkanı buldu. Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Eşref Şamil Zamanoğlu rehberliğinde yapılan teknik gezide öğrenciler, sac parçalarının yaklaşık iki haftada otomobile dönüşüm sürecini adım adım izledi. İlk olarak takım kalıp, pres ve kaynak hatlarını inceleyen öğrenciler, ardından montaj hattında yer alan robotik sistemleri ve otomasyon süreçlerini gözlemledi. Fabrika yetkilileri de öğrencilere üretim sahasının kapasitesi, mühendislik altyapısı ve üretim süreçleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca öğrencilerin sektöre ilişkin soruları yanıtlandı. Böylece katılımcılar, otomotiv üretim süreçleri hakkında bilgi edindi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kabuğun içindeki sağlık: Yumurta

Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR), yumurtanın sağlıklı beyin, kas, cilt, göz ve sinir sistemi gelişimi sağladığını bildirdi.

YUM-BİR’den Dünya Yumurta Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, yumurtanın insan yaşamındaki yeri ve sağlıklı beslenmedeki rolüne dikkat çekildi.

1996 yılından bu yana her yıl ekim ayının ikinci cuma günü Dünya Yumurta Günü kutlandığı aktarılan açıklamada, burada yumurtanın beslenmedeki önemine vurgu yapmanın amaçlandığı ifade edildi.

Yumurtanın, zengin ve eşsiz besin içeriği ile tüm dünya sofralarda yer edindiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Yumurta, içerdiği 14 esansiyel besin maddesiyle doğal bir vitamin kaynağıdır. Özellikle içindeki demir, çinko ve A, B, D, E vitaminleri, insan sağlığı için kritik önemdedir. Bunun yanı sıra yüksek kaliteli protein, amino asitler, kalsiyum, sodyum, iyot ve selenyum gibi besin ögeleri, beyin gelişimi için gerekli bol miktarda bulunan kolin, yumurtayı sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez beslenme aracı yapmaktadır. Yumurta, insan vücudunun hayati fonksiyonlarını destekleyerek sağlıklı beyin, kas, cilt, göz ve sinir sistemi gelişimi sağlamaktadır. Ayrıca, kalp hastalıkları riskini azaltma ve yaşa bağlı alzheimer önleme gibi faydaları ile de önem kazanmaktadır. Uygun fiyatlı bir hayvansal protein kaynağı olan yumurta, en ekonomik beslenme imkanı sağlamaktadır.”

Üretim ve ihracatta ilk 5 içindeyiz

Türkiye’nin, yılda 22 milyar yumurta üretimi ve 450 milyon dolar ihracatı ile dünya sıralamasında ilk 5 içinde bulunduğu belirtilen açıklama, şöyle devam etti:

“Dünya yumurta ihracatında üretimini ihraç eden lider ülkedir. Türkiye, yumurta üretim sektörü 135 milyon kurulu kapasitesi ve 110 milyon yumurtacı kanatlısı ile Afrika, A.B. ülkeleri, Körfez ülkeleri, ABD başta olmak üzere 56 ülkeye yumurta ihraç etme kapasitesine sahip olup hali hazırda 39 ülkeye sofralık ve kuluçkalık yumurta yanında likit ve toz yumurta da ihraç etmektedir. Tüm dünyayı saran kuş gribi salgını ile mücadelede, en başarılı mücadeleyi veren Türkiye, dünyada en güvenilir yumurta tedarikçisi olarak görülmektedir. Doğrudan ve dolaylı 300 bin kişiye istihdam sağlayan yumurta sektörünün çatı kuruluşu olan YUM-BİR, Dünya Yumurta Örgütüne (World Egg Organisation-WEO) üyedir.”

Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi sağlıklı toplum için en önemli ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Okul çağındaki çocuklara günde en az 1-2 yumurta yedirme uygulaması, çocukların sağlıklarına katkıda bulunurken, aynı zamanda üreticinin sürdürülebilir üretim yapması da desteklenmiş olacak.” ifadesi kullanıldı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Tosyalı, cüruftan asfalt üretti

Çelik üreticisi Tosyalı, demir-çelik üretiminde bir yan ürün olan cüruf malzemesinden asfalt ürettiğini duyurdu.

Küresel çelik üreticilerinden Tosyalı, sürdürülebilir yaşam için döngüsel üretimle katma değer oluşturan yenilikçi işleri hayata geçirmeye devam ediyor. Yapılan açıklamaya göre şirket 3 kıtada, 50’ye yakın tesisinde tamamen sürdürülebilirlik odaklı yeşil çelik üretimine yönelirken üretim esnasında ortaya çıkan her türlü yan malzemeyi yeniden ekonomiye kazandıracak araştırma ve geliştirme çalışmalarını da somut iş sonuçlarına dönüştürüyor. Şirket bu vizyon doğrultusunda, döngüsel ekonomiye yönelik en iyi örneklerden birine daha imza atarak demir-çelik üretiminde bir yan ürün olan cüruf malzemesinden asfalt üretti. Geri dönüşümde uzman şirketlerinden Tosyalı Harsco tarafından yoğun bir Ar-Ge çalışması sonucunda geliştirilen su geçirgenliği daha az, araç güvenliğini artıran ve depreme dayanıklı asfalt malzemesi Türkiye’de TEM Otoyolu Gebze Kavşağı-Dilovası Kavşağı arasında kullanıldı.

Döngüsel üretimi sürdürülebilirlik stratejisinin ayrılmaz parçalarından biri olarak gördüklerini dile getiren Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Dünyanın sayılı yeşil çelik üreticilerinden biri olarak ekosistemimizdeki her şeyi döngüsel ekonomiyle yeniden değerlendiriyoruz. Bu konuda hem düşük karbon teknolojilerine yatırım yapıyoruz hem de tesislerimizde döngüsel ekonomi odaklı bir proses yönetimi gerçekleştiriyoruz. Bu anlayışla atık, hava, su, enerji, atık ısı başta olmak üzere hiçbir şeyi israf etmiyor, en küçük bir toz parçasını bile teknoloji ve inovasyon ile insan, toplum ve doğa için yarar sağlayacak hale getiriyoruz. Demir-çelik hurdaları geri dönüştürüyor, süreç kaynaklı tozun lisanslı firmalara gönderimi ile yaşam döngüsünün devamlılığını sağlıyor, kaynağında atık ayrıştırması yaparak, sahada çıkan tehlikesiz atıkları lisanslı firmalara göndererek dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Demir-çelik üretim sürecinde yan ürünlerden biri olan cürufu da asfalt yapımında kullanılabilecek ileri düzey bir malzeme olarak geliştirerek ekonomiye kazandırıyoruz. Türkiye’de ilk defa yol yapımında kullanılan bu malzemenin döngüsel ekonomi açısından herkese ilham olmasını diliyorum. Ülke olarak üretimde rekabet gücümüzü artırmak istiyorsak sadece verimlilik ve kalitemizi artırmakla yetinmemeli her türlü malzemeyi döngüsel üretim yaklaşımıyla değerlendirmeliyiz” dedi.

Karbon ayak izini yüzde 70’e kadar azaltan inovasyon

Yapılan açıklamaya göre, Tosyalı Harsco ve Simgemat iş birliğiyle Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen çelikhane cürufunun asfalt karışımında kullanıldığı bu yeni nesil KGM otoyol kaplaması, TEM Otoyolu Gebze Kavşağı-Dilovası Kavşağı arasındaki 6 kilometre boyunca ve her iki yönde olmak üzere toplam 192 bin metrekarelik alanda hayata geçirildi. Normal koşullarda bu kadar alanda yapılacak bir asfalt için yaklaşık 35 bin ton kadar doğal taş (agrega) gerekecek ve bu agregayı elde etmek için doğadan en az 50 bin ton malzeme kırılıp taşınacaktı. Ancak Tosyalı Harsco tarafından, elektrik ark ocağı cüruflarının işlenmesi ile elde edilen yapay agrega kullanılmasıyla aynı zamanda doğal kaynaklar da korunmuş oldu. Proje kapsamında toplamda Tosyalı Harsco tarafından temin 22 bin 500 ton çelikhane cürufu, Harsco’nun İngiltere merkezli bir şirketi olan Steelphalt’ın teknolojisi ile Simgemat tarafından yapay bir taş mastik asfalt ürününe dönüştürülerek bu projede kullanıldı. Yol yapımında toplam 25 bin ton taş malzeme kullanılırken bunun yüzde 90’ı şirket tarafından üretilen cüruf malzemesinden oluştu. Bu inovatif uygulama sayesinde asfalt daha uzun ömürlü ve daha düşük maliyetli hale getirilirken aynı zamanda yol yapımında karbon ayak izinin yüzde 70’e kadar azaltılmasına da katkı sağlandı. Döngüsel üretim tabanlı bu asfalt projelerinin şirketin faaliyet gösterdiği ve çelik üretiminin olduğu İskenderun, Osmaniye, İzmir/Aliağa bölgelerine de yayılması planlanıyor.

Açıklamaya göre, Tosyalı Holding ve ABD’li Harsco ortaklığıyla kurulan Tosyalı Harsco; Türkiye’de demir çelik, alüminyum, bakır nikel, ferro krom ve çimento fabrikalarına birçok yenilikçi hizmet sunuyor. Bu çerçevede tesislerinde gerçekleştirdiği geri dönüşüm işlemiyle cüruf atıklarının asfalt, yol yapımı, çimento katkı malzemesi, gübre üretimi gibi sektörlere ham madde olacak agrega malzemesi ve demir yolu balastı üretimi gibi alanlarda ham madde ve katkı maddesi olarak kullanılmasını sağlıyor.

Su geçirgenliği daha az, araç güvenliğini artıran ve depreme dayanıklı asfalt Ar-Ge çalışmaları neticesinde sıfır atık prensibine göre dizayn edilmiş makineler ve bünyesinde geliştirilen “Bloodhund” isimli yazılım sayesinde cüruf içindeki metalik demir online olarak takip edilebiliyor ve cüruftaki metal oranı asgariye indiriliyor. Geri dönüştürülen cüruf, gözeneklerine çimento şerbetinin işlemesi ve yüksek aşınma direnci nedeniyle agregadan katbekat daha üstün bir malzeme haline geliyor. Ayrıca, cüruf ile yapılan asfaltın su geçirgenliğinin bulunması nedeniyle yağmurda araç güvenliğini artırmasının yanı sıra betondan çekme ve basma direnci daha iyi olduğu için depreme karşı da güvenli bir malzeme olarak dikkat çekiyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bakan Yumaklı: “Üreticimizin emeği kırmızı çizgimizdir”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/bakan-yumakli-ureticimizin-emegi-kirmizi-cizgimizdir-0-z4dKqQpf.mp4
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya’da tarım sektörü temsilcileriyle buluştu. Bakan Yumaklı, “Hiç kimsenin üreticilerin emeğini yok sayarak Türkiye’de tarımsal üretimin bittiğiyle alakalı dezenformasyonu kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi programa katılmak üzere Sakarya’ya geldi. Program kapsamında traktör fabrikasında ve süs bitkileri üretim tesislerinde incelemelerde bulunan Yumaklı, ardından Sakarya Valiliği’ni ziyaret etti. Ardından tarım sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Yumaklı, hem sektöre dair güncel verileri paylaştı hem de destekleme politikaları ve yeni yatırımlar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında özellikle iklim değişikliği, tarımsal üretim planlaması, hayvancılık destekleri ve Sakarya’ya yapılan yatırımlara dikkat çeken Yumaklı, üreticilerin emeğinin her zaman öncelikleri olduğunu vurguladı.

“2024 yılında suyu merkeze alan üretim planlamasını uygulamaya koyduk”

Tarım ve orman sektörünün dünyadaki stratejik konumuyla ilgili artık hiç kimsenin herhangi bir tereddüdünün söz konusu olmadığının altını çizen Bakan Yumaklı, “Bu dönemde küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunu çok sıklıkla ifade ediyoruz. Ancak bu yıl bunu sadece dile getirmekle kalmadık, aynı zamanda özellikle dış etkilere açık bir sektör olması hasebiyle tarım, orman ve su sektöründe bizzat yaşadık. Bir tarafta orman yangınlarıyla mücadelemiz sürdü, diğer tarafta kuraklık sorunlarıyla ülkemizin dört bir tarafında üreticilerimizi zorlayan bir yıl geçirmiş olduk. Mutlaka suyu verimli, dengeli bir şekilde kullanmanın bütün yollarını, bütün yöntemlerini, bütün metotlarını uygulamamız gerekecek. Bunun için de 2024 yılında suyu merkeze alan üretim planlamasını uygulamaya koyduk. Suyun tarımda kullanılmasına yönelik verimlilik unsurlarının tamamını hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.

“2024 ve 2025 yıllarında yoğun bir dönem geçirmiş olduk”

Hayvansal üretimle alakalı konuşan Bakan Yumaklı, “2024 yılının başında hayvancılık yol haritamızı açıklamıştık ve onu da peyderpey hayata geçiriyoruz. Özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, daha verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, kadınların ve genç kardeşlerimizin tarımsal üretimin içerisinde olması için bütün destek ve teşvik sistemlerimizi buna göre düzenledik, 2024 ve 2025 yıllarında yoğun bir dönem geçirmiş olduk. Sakarya ilimiz, elbette diğer 80 ilimizde olduğu gibi, hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde çok önemli bir potansiyele sahip. Bilinçli üretim anlamında da bizler için uygulamalarıyla örneklik teşkil eden bir ilimizdir” şeklinde konuştu.

“Destek katsayısını 2025 yılına göre 2026 yılında dekar başına yüzde 27 artırdık ve 310 liraya çıkardık”

Geçen hafta tarımsal bitkisel ve hayvansal üretimle alakalı yeni destek miktarları açıklandığını hatırlatan Bakan Yumaklı, “Üretim maliyetlerinin de göz önüne alınarak önemli artışlar gerçekleştirdik. Destek katsayısını 2025 yılına göre 2026 yılında dekar başına yüzde 27 artırdık ve 310 liraya çıkardık. Organik üretim yapanlara destek katsayısını yüzde 25 ilave olarak belirledik. Soya üretimini teşvik etmek amacıyla yerli sertifikalı tohum kullanımını sağlayacağız ve buna ilişkin desteğimiz olacak. Yine hububat ürünlerinde sertifikalı tohum destek katsayısını 0,50’den 0,56’ya yükselttik. Tarımsal su kısıtı olmayan illerde ve havzalarda tane mısır üretimini teşvik etmek için destek katsayısını 1’den 1,3’e çıkardık. Özellikle Sakarya gibi taban suyunun yüksek olduğu yerlerde bu ürünün üretimi artırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Destek birim miktarında yüzde 21 oranında artış sağladık”

En önemli çalışmalarından olan pestisit ile mücadele konusuna değinen Bakan Yumaklı, “Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi öncelediğimizi söyledik. Bununla ilgili çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle son dönemde kahverengi kokarcanın hızlı yayılımı bizim bu konudaki mücadelemizin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Başarılı sonuçlar da aldık. Bu alandaki destek birim miktarında yüzde 21 oranında artış sağladık. Böylece yalnızca temel destek ve planlı üretim desteği kapsamında 2026 yılında, 2025 yılına göre; buğday ve arpada yüzde 27 artışla 806 lira, tane mısırda yüzde 65 artışla 806 lira, mercimek ve nohutta yüzde 27 artışla 620 lira, patates ve soğanda yüzde 27 artışla 620 lira destek sağlamış oluyoruz” dedi.

“Türkiye genelinde 471 bin üreticimiz zirai don hadisesinden olumsuz şekilde etkilendi”

Geçen sene hem şubat ayında hem de nisan ayında iki farklı don olayı yaşandığını aktaran Yumaklı, “Özellikle nisan ayındaki don 65 ilimizi etkiledi. Türkiye genelinde 471 bin üreticimiz zirai don hadisesinden olumsuz şekilde etkilendi. TARSİM (Tarım Sigortası) kapsamında sigortası olan bütün üreticilerimizin kayıplarını karşılamaya başladık, Ancak sigortası olmayan veya don sigortası yaptırmamış üreticilerin de o zamana kadar yapmış oldukları maliyetlerini karşılamak için de çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olanlar için söylüyorum bir program geliştirdik. Cumhurbaşkanımız bununla ilgili gerekli açıklamayı yapmıştı. Bizler de çalıştık, ödemeleri yakın zamanda başlatacağız” diye konuştu.

“Meteorolojik olayın bize olan olumsuz etkisinin bedeli, sadece tazminat bakımından 46,5 milyar lira oldu”

Sigorta konusuna değinen Bakan Yumaklı, “TARSİM sigortası ödemeleri, bu zirai don hadisesi ile ilgili 16 ürün için 23 milyar lira civarında olup, kasım ayı sonuna kadar tamamlayacağız. Sigortası olmayan üreticilerimizin maliyet tutarları ise yaklaşık 23,5 milyar liradır. Bunu da kasım ayı sonuna kadar ödemesini bitireceğiz. Maalesef bu olağanüstü meteorolojik olayın bize olan olumsuz etkisinin bedeli, sadece tazminat bakımından 46,5 milyar lira oldu. Bunun ekonomik kayıplarını, gelir kayıplarını saymıyorum bile. Sakarya’da da elbette bu don hadisesinden etkilenen üreticilerimiz oldu. Fındık, ayva, kiraz, ceviz ve şeftali üretimi yapan 6 bin 252 üretici Sakarya’da etkilenmişti. Bunlara da 366 milyon lira ödemeyi kasım ayı sonuna kadar yapmış olacağız” şeklinde konuştu.

“Malak desteği yüzde 180 artırıldı”

Hayvansal üretimdeki desteklerin önemli ölçüde arttırdıklarını söyleyen Bakan Yumaklı, “Büyükbaş hayvancılık destekleri kapsamında buzağı desteği yüzde 40 artışla bin 400 yüz liraya yükseltildi. Malak desteği yüzde 180 artırıldı ve 2 bin 800 liraya çıkarıldı. Küçükbaş hayvancılık desteklerinde de kuzu ve oğlak desteği yüzde 50 artışta 300 liraya yükseldi. Çoban desteği de yüzde 125 artışla 81 bin liraya çıkmış oldu. TÜİK tarafından yayımlanan haziran ayı verilerine göre 2023 yılının başından itibaren bu yana kadar büyükbaş varlığımızda yüzde 3,65’lik bir artışla 17.2 milyon başa çıkmış olduk. Özellikle aşılamalarla teyit ettiğimiz bu sayılarla ilgili bizim herhangi bir tereddüdümüz yok. Bu rakamlar kesinlikle ve de kesinlikle teyitlidir. Yine küçükbaş hayvan varlığımızda yüzde 11,6 artışla 58,2 milyon başa yükselmiş durumda” ifadelerini kullandı.

“Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz”

Konuşmasını sürdüren Yumaklı, “Hiç kimsenin üreticilerin emeğini yok sayarak Türkiye’de tarımsal üretimin bittiğiyle alakalı dezenformasyonu kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz. Dolayısıyla bu konudaki yapılan yorumlara hiçbir şekilde itibar edilmemesini, devletimizin gerek kendi açıklamaları, gerekse uluslararası kuruluşların açıklamalarında da ifade edildiği üzere Türkiye’nin önemli tarımsal üretim gücünün olduğunu hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini tekrar ifade etmek istiyorum” dedi.

“Sakarya’da çiftçilere 458 milyon lira prim desteği verdik”

Son 23 yılda Sakarya’da yaklaşık 46 milyar lira tarım-orman-su alanında destek verdiklerini ve yatırım yaptıklarını aktaran Bakan İbrahim Yumaklı, “Su ve sulama alanında 96 tesisi hizmete aldık. Bu sulama tesisleri ile 62 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 581 bin dekar alana sahip 13 ovamızı koruma altına aldık. Üreticimizin alın terini ve emeğini TARSİM ile güvenceye kavuşturduk. Bu kapsamda Sakarya’da 2006 yılından bu yana 329 bine yakın poliçe düzenlendi. Bu poliçelere 458 milyon lira prim desteği verdik. Yine bu zaman zarfında üreticimizin zarar gören ürünleri için yaklaşık 247 milyon lira tazminat ödedik” diye konuştu.

“Sakarya’nın tarımsal hasılası 21 kat artışla yaklaşık 17 milyar liraya ulaştı”

Konuşmasını sürdüren Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Sakaryalı üreticilerimiz, hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini artırdı. Bu sayede; bitkisel üretim miktarımız yüzde 26, büyükbaş varlığımız yüzde 54, küçükbaş varlığımız yüzde 69, kanatlı hayvan varlığımız yüzde 89, arılı kovan varlığımız yüzde 170, su ürünleri üretimimiz yüzde 26 artmış durumda. Yapılan bu çalışmalar ile Sakarya’nın tarımsal hasılası 21 kat artışla yaklaşık 17 milyar liraya ulaşmış durumda. Tarımsal ihracatta da 6 katlık bir artış sağladık” şeklinde konuştu.

“Sakarya-Kocaeli içme suyu isale hattı birinci kısım işi inşallah yakında ihale edilecek”

Su ve sulama projeleriyle ilgili konuşan “1 milyar 6 milyon liralık, 8 adet su ve sulama projesini Devlet Su İşleri’nin yatırım programına aldık. Toplam maliyeti 8 milyar lira olan Sakarya-Kocaeli içme suyu isale hattı birinci kısım işi inşallah yakında ihale edilecek. 2.4 milyar lira maliyetli Adapazarı ve İzmit’e hizmet verecek olan 143 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip Sakarya Ballıkaya Barajı da inşallah önümüzdeki yıldan itibaren su tutmaya başlayacak. 160 milyon lira maliyetli Pamukova ilçesine hizmet verecek Turgutlu Göleti ve ikmal sulaması dün tamamlandı. Çok şükür 98 hektarlık bir alan sulamaya hazır hale getirilmiş oldu. 202 milyon lira maliyetli Taraklı ilçesine hizmet verecek Kayaboğazı Göleti’ne su aktarma işi de kasım ayında tamamlanacak inşallah. Bu konuda arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu iş ile de bin 504 hektarlık bir alan sulamaya hazır hale getirilmiş olacak. 215 beş milyon lira maliyetli Adapazarı ilçesine hizmet verecek Kışlaköy Göleti ve Büyükhataplı sulaması ihmali ikinci kısım işini de yine kasım ayına kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu iş ile de 682 hektarlık alan sulanacak. Son olarak da 158 milyon lira maliyeti Adapazarı’nda taşkın kontrol için hizmet verecek Yazlık Mahallesi, Çark deresi ve Yandere’si ıslahı birinci kısım işini de bu yıl bitmeden tamamlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

İSU ve Ford Otosan’dan iş birliği

Ford Otosan, sürdürülebilir üretim anlayışıyla su yönetiminde örnek projeler geliştirmeye devam ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İSU Genel Müdürlüğü ile hayata geçirilen iş birliği kapsamında kurulan Atık Su Arıtma Tesisi hem temiz su tasarrufu sağlayacak hem de bölgenin ekosistemine uzun vadeli katkı sunacak.

Ford Otosan, çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda su yönetimi alanında örnek bir proje geliştirdi. 2030 hedefleri doğrultusunda araç başı temiz su tüketimini yüzde 40 oranında azaltmayı hedefleyen şirket, bu kapsamda Kocaeli’de önemli bir projeyi devreye aldı. Kocaeli yerleşkesinde kurulacak ileri arıtım teknolojilerine sahip modern tesis, üretimde kullanılan suyun kaynağını dönüştürerek doğal kaynak kullanımını azaltmayı hedefliyor.

Tesisle birlikte, İSU Yeniköy arıtma tesisinden alınacak arıtılmış evsel atık sular ileri seviyede yeniden arıtılarak, imalat hatları proseslerinde proses suyu olarak üretime kazandırılacak. Bu sayede temiz su tüketimi önemli ölçüde azaltılırken doğal kaynakların korunmasına da katkı sağlanacak. Proje, kamu ve özel sektör iş birliği açısından çevresel sürdürülebilirlik alanında örnek bir model olarak öne çıkıyor.

Temiz su kullanımı azalıyor, sürdürülebilirlik artıyor

Projenin ilk etabında yıllık 400 bin ton temiz su tasarrufu sağlanması hedefleniyor. Tesisin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte bu rakamın yıllık 900 bin tona yükselmesi bekleniyor. Bu miktar, Gölcük ilçesinin yaklaşık bir aylık temiz su tüketimine eş değer olup, projenin bölgesel etkisini ve toplumsal faydasını da açıkça ortaya koyuyor. Geri kazanılan atık suların, Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında proses suyu olarak yeniden kullanılması, sürdürülebilir üretim anlayışının güçlü bir örneğini sunuyor. Kurulacak sistemde ters osmoz ve MBR gibi ileri arıtım teknolojilerinden yararlanılarak, evsel atık sular, ters yıkama suları ve soğutma kulelerinin blöf suları gibi çeşitli kaynaklardan gelen atık sular geri kazanılacak.

Ford Otosan, 2022 yılında açıkladığı 2030 sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında; 2019’u baz alarak araç başına düşen temiz su tüketimini yüzde 40 azaltmayı taahhüt etti.

Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Ford Otosan İnsan Kaynakları ve Dönüşüm Lideri Osman Özdemir, şunları söyledi: “Su yönetimine yönelik uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda devreye aldığımız bu proje, çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımımızın somut bir yansıması. İklim kriziyle mücadelede en kritik kaynaklardan biri olan suyu sorumlu ve verimli şekilde yönetmek, yalnızca çevresel değil, toplumsal bir sorumluluk. Biz Ford Otosan olarak üretimdeki gücümüzü, çevreyle uyumlu ve ekosistemi gözeten uygulamalara dönüştürüyoruz. İSU ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, kamu-özel sektör el ele verdiğinde nasıl somut çevresel fayda oluşturulabileceğinin güçlü bir örneği. Bu projeyle yalnızca su tasarrufu sağlamıyor, aynı zamanda yaşadığımız bölgenin su ekosistemini korumaya katkı sunuyoruz.”

Sorumlu su yönetimiyle ekosisteme katkı

Ford Otosan, “Gelecek Şimdi” vizyonu doğrultusunda çevresel sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimlerinin merkezine yerleştiriyor. Bu vizyonun temel taşlarından biri olan sorumlu su yönetimi, yalnızca üretim süreçlerinin verimliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda doğal kaynakların korunmasına, yerel ekosistemlerin desteklenmesine ve toplumsal fayda oluşturulmasına katkı sunuyor.

İklim krizi, kuraklık, su stresi ve ekolojik bozulma gibi küresel tehditlere karşı proaktif adımlar atan Ford Otosan; üretim faaliyetlerinin her aşamasında suyun döngüsel kullanımını destekleyen, veri temelli ve yenilikçi çözümler geliştiriyor.

2021 yılında yayımladığı Su Politikası ile şirket; ürün başına temiz su tüketimini azaltmayı, yeni projelerde yenilikçi ve sürdürülebilir su yönetim sistemlerini önceliklendirmeyi, su stresi yaşanan bölgelerde öncelikli olarak su yönetimine odaklanmayı taahhüt ediyor.

WRI Aqueduct Su Riski Haritalama Atlası ile tüm lokasyonlar analiz edilerek Su Temini Eylem Planı oluşturuluyor. Bu planla, kuraklık ve su kesintileri gibi çevresel risklere karşı önleyici çözümler geliştiriliyor.

Türkiye ve Romanya’daki üretim tesislerinde ulusal ve uluslararası çevre regülasyonlarına tam uyum sağlanırken, ileri arıtım ve su geri kazanım teknolojilerine sürekli yatırım yapılıyor.

2026 yıl sonunda tamamlanmak üzere; ISO 14046 Su Ayak İzi Doğrulama Belgesi alınması, su tüketiminin en yoğun olduğu üretim süreçlerinin detaylı analiz edilmesi, bu alanlara yönelik verimlilik odaklı aksiyon planlarının hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Şirket, sorumlu su yönetimi uygulamaları sayesinde su kaynaklarının korunması, biyoçeşitliliğin desteklenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelenin sanayi ölçeğinde nasıl mümkün olabileceğini gösteren bir model sunuyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Derenin kuruduğunu ilk kez gördüler: Çiftçiler imece usulü ayakta

Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan Yeniköy Deresi’nin ilk kez kuruduğunu gören vatandaşlar şaşkına döndü. Çiftçiler sondaj, kuyu ve imece usulü sulama ile ayakta durmaya çalışıyor. Üreticiler, yeraltı sularının 50 metreye kadar çekildiğini, modern sulama sistemlerine geçişin şart olduğunu söyledi. Çiftçiler geleneksel yöntemler ise bölgede su arıyor.

Kocaeli’nin Başiskele ilçesine bağlı Yeniköy Mahallesi’nden geçen, yıllardır akan Yeniköy Deresi, tamamen kurudu. Mahalleli yıllardır görmedikleri olay karşısında şaşkına döndü. Bölgedeki 150’ye yakın çiftçinin üretimini durma noktasına geldi. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, yağış düzensizliği ve kuraklık, hem ekosistemi hem de tarımı olumsuz etkilerken çiftçiler imece usulü sulama yaparak ayakta kalmaya çalışıyor. Yeraltı sularının 7-8 metreden 40-50 metreye çekilmesi ise su krizini daha da derinleştirdi. Daha önce yüzdükleri derede artık yürüyen çiftçiler, geleneksel yöntemle, bakır çubuklarla su arıyor.

“Şelale gibi akan dere, yaklaşık 2 aydır kurudu”

Bölgede çiftçilik yapan Ziraat Mühendisi Sedat Acar, “Yeniköy’de yaklaşık burada 150 kadar çiftçimiz var. Onlar genelde yaprağı yenen sebzelerden ve bakliyat ürünlerinden ekim yapıyorlar. Her yıl biz düzenli olarak üretim yapıyorduk. Fakat bu yıl şelale gibi akan dere, yaklaşık 2 aydır kurudu. Çoğu çiftçimiz üretimi yarıda bıraktı. Bazı çiftçilerimiz imece usulü, suyu olanlar olmayanlara veriyor. Böyle üretimi devam ettirmeye çalışıyorlar ama bu da ne kadar sürer onu da bilmiyorum. Üretim gerçekten zorlaştı. Bu sadece bizim Kocaeli-Başiskele bölgesinde değil, tüm Türkiye’de üretim zayıfladı” diye konuştu.

“Su zengini bir ülke değiliz”

Modern sulama sisteminin şart olduğunu söyleyen Acar, “Bu kuraklık neticesinde özellikle vahşi sulama sistemlerinden vazgeçip, sprinkler sulama, damla sulama gibi modern sulama sistemlerine geçmemizin ne kadar önemli bir konu olduğunu özellikle bu kurak aylarda tekrar gördük. Dolayısıyla ülkemizde su planlaması yapılması gerekiyor. Özellikle Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerimizin, suyu bol olan yerlerde suya çok ihtiyaç duyan ürünlerin; suyu az olan yerlerde ise az su tüketen ürünlerin ekimini teşvik etmesi lazım. Tarım ve üretim planlaması yapılmazsa, çok su tüketen ve katma değeri düşük ürünlerin ekilmesi ülkemize zarar verir. Biz su zengini bir ülke değiliz, aksine su fakiri ülke konumuna doğru gidiyoruz” şeklinde konuştu.

“Çiftçi sayımız 150’den 20’ye düştü”

Çiftçi sayısının hızla azaldığını ifade eden Acar, “Köyümüz eskiden yemyeşil bir köydü. Yaprağı yenen sebzeler açısından İstanbul’a yakınlığıyla ticari üretimi çok fazlaydı. Ama şu anda çiftçi sayımız 150’den 20’ye düştü. Eğer gelecek yıl da böyle giderse, belki o 20 çiftçimiz de olmayacak. Buralar Türkiye’nin en yeşil bölgelerinden. Üzerinde durduğumuz dere eskiden şarıl şarıl akan, balıkları olan, çocukların yüzdüğü bir dereydi. Su kaplumbağaları, su yılanları, kum balıkları vardı; en son alabalık bile gördük. Bu döngünün bir anda yok olması kolay değil. Onlarca yılda oluşan bu döngü, su gelse dahi hemen geri gelmiyor. Bu nedenle vahşi sulama sistemlerini terk edip modern sulama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Sulama olmazsa zaten gıda krizi derinleşir”

Su olmazsa üretimin olmayacağını belirten Acar, “Üretimin çok zayıflayacağını, hatta yok olacağını düşünüyorum. Su olmazsa üretim de olmaz. Her şeyimiz suya bağlı. Gün aşırı sulanması gereken, iki günde bir su isteyen bitkilerimiz var. Sulama olmazsa zaten gıda krizi derinleşir. İlkbahar donlarından etkilenen ürünlerimiz oldu, şimdi buna kuraklık eklendi. İmece usulü birbirimize yardım etmeye çalışıyoruz. Ben kendi çabamla kuyu açtırdım, sızma su topluyorum, takviye yapıyorum. Damlama sulamayla minimum sulama yaparak, bu yılı sadece bitkilerin ve ağaçların ölmemesi için geçirmeye çalışıyorum. İnşallah yağışlar olumlu gelir, yoksa sonumuz ne olur bilmiyorum.” dedi.

“Eskiden 7-8 metrede bulunan sular şimdi 40-50 metreye çekilmiş durumda”

Yeraltı sularının bile 50 metreye çekildiğini ifade eden Acar, “Komşularımızın yüzde 80’i bu dereden sulama yapıyordu. Su kesilince mısır, fasulye gibi birçok ürün kurudu. Birkaç kişinin keson kuyusu var, o da ancak birkaç çiftçiye yetiyor. Alternatif su yöntemleri aranıyor; sondaj, keson kuyu çakma gibi. Ama bunlar hem maliyetli hem de yeraltı sularını aşırı kullanmak doğaya zarar veriyor. Eskiden 7-8 metrede bulunan sular şimdi 40-50 metreye çekilmiş durumda. Her şey yağışa ve doğru su yönetimine bağlı. Suyu herkesin adil, düzenli ve minimum seviyede kullanması gerekiyor” diye konuştu.

“Yağmur duasına çıkıyoruz ancak fabrikalar ses bombaları ile bulutları dağıtıyor”

Çiftçilerin üretimi bıraktığını da ifade eden Acar, “Bu kuraklık ve düzensiz yağış rejimi sebebiyle küçük çiftçiler üretimi bırakma noktasına geliyor. Aile çiftçileri küçük çaplı olsa da ülkemizde sayıları çok fazla. Onlar da üretimi bırakırsa pazarlar zor durumda kalacak, kaliteli ve taze ürün bulmakta zorluk yaşanacak. Bizler inançlı insanlarız; camilerde cuma günleri yağmur duası yapıyoruz. Köyümüzde halkla birlikte, çocuklarımızla birlikte yağmur duasına çıkıyoruz ama çevremizde birçok otomobil fabrikası var. Yağmur bulutları biriktiğinde fabrikalar doluya dönüşmesin diye bulut dağıtma bombaları atıyorlar. Biz de bu sesleri duyuyoruz. Bulutlanma olduğunda ‘yağacak’ dediğimiz anda bombalar atılarak bulutlar dağıtılıyor. Bu durum yağış rejimini olumsuz etkiliyor. Kocaeli bölgesinde çok sayıda otomobil fabrikası var ve devletin buna çözüm bulması gerekiyor. Nasıl biz kendi önlemlerimizi alıyorsak, onlar da almalı. Biz damlama veya sprinkler sistemine geçip su tüketimini minimuma indiriyorsak, onlar da ceplerinden harcayarak korunaklı sistemler kurmalı. Biz önlemimizi alıyorsak, onlar da almak zorunda” şeklinde konuştu.

“48 yaşındayım, deremizin ilk defa kuruduğunu görüyorum”

Dere kuruduğu için kendi imkanları ile sondaj çalışması yapan çiftçi Ahmet Atak “Sularımız çok azaldığı için sondaj yapmak zorunda kaldık. Komşularımız sağ olsun, her türlü desteği veriyor. İmece usulü; bir akşam ben suluyorum, bir akşam başka komşularım suluyor. Ama yeraltı sularımız iyice azaldı. 48 yaşındayım, deremizin ilk defa kuruduğunu görüyorum. Kuraklık aşırı derecede var. Komşularımız olmasa, ürünlerimiz çöp olacaktı. Bu sondaj işi olmasaydı şu anda bahçem çöptü. İnşallah suyumuz çıkarsa ben de aynı şekilde tüm komşularımıza destek vereceğim, elimden gelen yardımı yapacağım. Deremiz kurudu. Sondajcı arkadaşı buldum, çalışıyoruz. İnşallah suyumuz çıkacak, çıkarsa hep birlikte sevineceğiz” ifadelerini kullandı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version