Kategoriler
BELEDİYELER Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

Cedit’te 7 bina daha yıkıldı

Büyükşehir Belediyesi, Cedit Mahallesi’nde anlaşma sağlanan alan dışındaki 7 binanın daha yıkım işlemini gerçekleştirdi

Cedit’te 7 bina daha yıkıldı

Büyükşehir Belediyesi tarafından çalışmalarına başlanan “Cedit Kentsel Dönüşüm Projesi” tüm hızıyla devam ediyor. Anlaşma sağlanan alan dışarısındaki 0.35 hektarlık alanda yeni dönüşüm projesine başlayan ekipler, çalışmalar kapsamında 7 binanın daha yıkım işlemini gerçekleştirdi.

CEDİT, DEPREM RİSKİNE HAZIRLIKLI HALE GELECEK

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Cedit Mahallesi sınırları dâhilinde bulunan “Rezerv Yapı Alanı” ile “Cedit Riskli Alanda” yapılan uygulama bütünlüğünü gözeterek yeniden çalışmalara başlamıştı. Mevcut alanın dışında kalan 0.35 hektarlık alan, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Rezerv Yapı Alanı” olarak belirlenmiş ve hak sahipleri ile görüşmelere başlanmıştı.

GÜVENLİ YAŞAM ALANLARI OLUŞTURULACAK

Zaman içerisinde yıpranan yapıları iyileştirerek depreme dayanıklı konutlar ile Kocaelilere güvenli yaşam alanları oluşturmayı amaçlayan Büyükşehir, Cedit Mahallesi’ni de deprem riskine karşı hazırlıklı hale getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bölgede can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla daha önce anlaşma sağlanan 2 binanın yıkım işlemi yapılmıştı.

7 BİNANIN DAHA YIKIM İŞLEMİ GERÇEKLEŞTİ

Rezerv Yapı Alanı’nda bulunan 7 bina için hak sahipleriyle uzlaşma sağlandı. Hak sahiplerinin tahliye işlemleri tamamlandıktan sonra Büyükşehir ekipleri bu alanda yıkım çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında 7 binanın yıkım işlemi güvenlik önlemleri alınarak gerçekleştirildi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

[kanews-related-post title=”Kocaeli Büyükşehir Belediyesi” ids=”58766″ tag=”div”]
Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sağlıklı ve güvenilir etin adresi Büyükşehir mezbahası

Sağlıklı ve güvenilir etin adresi Büyükşehir mezbahası

 

Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren ve modern teknik donanıma sahip olmasıyla dünyaya örnek gösterilen mezbaha, sağlıklı ve güvenilir etin adresi oldu. Veteriner kontrolünde kesilen etler, modern ve hijyenik üretimden geçerek vatandaşın sofrasına ulaşıyor.

 

BÜYÜKŞEHİR MEZBAHASINDA KALİTELİ HİZMET

İzmit Solaklar mevkiinde hizmet veren Büyükşehir Mezbahası, vatandaşlara kaliteli, güvenli ve uluslararası standartlara uygun hizmet vermek için çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Vatandaşın sağlıklı bir ortamda kesilen et ve et ürünlerini tüketebilmesi adına hizmet veren mezbaha, 2024 yılında küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere toplamda 1 milyon 828 bin 239 kg eti vatandaşa ulaştırmıştı. 2025 yılında da haftada ortalama 200 büyükbaş ile 50 küçükbaş hayvanın kesimi gerçekleştiriliyor.

 

SON TEKNOLOJİYE SAHİP MODERN BİR TESİS

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlanan tesiste, son teknoloji makinelerle kesim yapılıyor. 4 bin 300 metrekare yapı alanına sahip mezbaha içerisinde 600 metrekare hayvan gezinti alanı ve yana şutlamalı sistem yer alıyor. Yapıda 200 büyükbaş, 200 de küçükbaş için kesim alanı bulunuyor. Tesis, toplamda 900 metrekare soğuk hava depoları ve sakatat soğuk hava depolarına sahip. Tesiste 15’i kasap olmak üzere toplamda 38 personel görev alıyor.

 

TEMİZ VE HELAL KESİM TÜM DÜNYAYA ÖRNEK

Otomasyonla kontrol edilebilen, hareketli platformlar ve otomatik taşıyıcıların kullanıldığı tesiste, insan sağlığını koruyan bir teknoloji ile seri ve helal kesim yapılabilmesi teknik ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. İşinin ehli personel tarafından kesimler yapılan tesis, gerek sağlık gerekse teknolojik yönden tüm dünyada örnek alınıyor. Büyükşehir Mezbahası, Et Balık Kurumu olmak üzere Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yanında çeşitli kurum ve kuruluşlarca da ziyaret ediliyor.

 

KO-MEK İŞ BİRLİĞİYLE EĞİTİM VERİLİYOR

Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı tesis, KO-MEK kursiyerleri tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Kasap olma yolunda ilerleyen öğrencilerin de eğitim almak için geldiği mezbahada haftada 3 gün iş güvenliği, helal kesim ve uygulamalı eğitim veriliyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Büyükşehir, LEED Gold Sertifikasına layık görüldü

Büyükşehir’in millet bahçelerinde inşa ettiği yapılar, dünyanın en yaygın kullanılan yeşil bina sınıflandırma sistemi olan “LEED” sertifikasına layık görüldü

 

Büyükşehir, LEED Gold Sertifikasına layık görüldü

 

Büyükşehir’in inşa ettiği yapılar çevre dostu projeleriyle Türkiye’ye örnek oluyor. Darıca ve Çayırova Millet Bahçelerindeki kütüphane binaları, restoran ve kafeler, çevreye duyarlı mühendislik yaklaşımı ve enerji tasarrufu çözümleri ile dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikalarından olan LEED Gold Sertifikasına layık görüldü.

 

BİNALAR İLERİ TEKNOLOJİ İLE YAPILDI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Darıca ve Çayırova Millet Bahçesi’nde inşa ettiği kütüphane binaları, restoran ve kafeler; çevreye duyarlı tasarımı, ileri teknolojiye sahip akıllı uygulamalar konusundaki öncü yaklaşımı ve çevresel sürdürülebilirlik misyonu ile başarısını tescil ediyor. Bu bağlamda Büyükşehir Belediyesine, dünyanın en yaygın kullanılan yeşil bina sınıflandırma sistemi olan “LEED” sertifikası almaya hak kazanandı.

 

BÜYÜKŞEHİR BAŞARISINI TAÇLANDIRDI

Sürdürülebilir yapı kriterlerini başarıyla karşılayan Büyükşehir, proje sahiplerinin enerji verimliliği, su tasarrufu, iç mekan hava kalitesi, malzeme seçimi ve çevre dostu tasarım gibi birçok kriterde yüksek performans gösterdiğini kanıtlayarak, enerji ve çevre tasarımında başarılı çalışmalarını GOLD seviyesinde aldığı sertifika ile taçlandırdı.

 

ÇEVRE DOSTU YAPILAR

Gold Sertifikası, dünya çapında binaların çevresel sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi ve sertifikalandırılması için kabul edilen en önemli standartlardan biri olarak biliniyor. Büyükşehir de doğa dostu yapıları ile bu sertifikayı almaya hak kazandı. Büyükşehir’in inşaat uygulamalarına verdiği önem, uluslararası ölçekte bir kez daha teyit edildi. LEED sertifikalı binalar yüzde 40’dan daha düşük karbondioksit salınımına, yüzde 40 daha az enerji ve yüzde 65 daha az su tüketimine sahip olurken, katı atıkta ise yüzde 95 oranında geri dönüşüm sağlanıyor.

 

GELECEK İÇİN GÜÇLÜ REFERANS NOKTASI

Darıca ve Çayırova’da yer alan “LEED Gold Sertifikalı” yeşil binalar, yüksek enerji ve su verimliliği, düşük işletme maliyetleri ve sürdürülebilir çevresel uygulamaları ile öne çıkıyor. Düşük karbon salımı, verimli kaynak kullanımı ve yenilikçi tasarım uygulamaları, binaların hem ekonomik hem de çevresel performansını optimize ediyor. Bu projeler, gelecekteki sürdürülebilir yapı uygulamaları için güçlü bir referans noktası oluşturuyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Dünyaya örnek gösterilen mezbahada helal kesim ve uygulamalı eğitim

Kocaeli’de hizmet veren ve modern teknik donanıma sahip olmasıyla dünyaya örnek gösterilen mezbahada helal kesim ve uygulamalı eğitimi veriliyor.

İzmit Solaklar mevkiinde hizmet veren Kocaeli Büyükşehir Mezbahası, vatandaşlara kaliteli, güvenli ve uluslararası standartlara uygun hizmet vermek için çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Vatandaşın sağlıklı ortamda kesilen et ve et ürünlerini tüketebilmesi adına hizmet veren mezbaha, 2024 yılında küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere toplamda 1 milyon 828 bin 239 kilo eti vatandaşa ulaştırmıştı. 2025 yılında da haftada ortalama 200 büyükbaş ile 50 küçükbaş hayvanın kesimi gerçekleştiriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlanan tesiste, son teknoloji makinelerle kesim yapılıyor. 4 bin 300 metrekare yapı alanına sahip mezbaha içerisinde 600 metrekare hayvan gezinti alanı ve yana şutlamalı sistem yer alıyor. Yapıda 200 büyükbaş, 200 de küçükbaş için kesim alanı bulunuyor. Tesis, toplamda 900 metrekare soğuk hava depoları ve sakatat soğuk hava depolarına sahip. Tesiste 15’i kasap olmak üzere toplamda 38 personel görev alıyor.

Otomasyonla kontrol edilebilen, hareketli platformlar ve otomatik taşıyıcıların kullanıldığı tesiste, insan sağlığını koruyan teknoloji ile seri ve helal kesim yapılabilmesi teknik ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. İşinin ehli personel tarafından kesimler yapılan tesis, gerek sağlık gerekse teknolojik yönden tüm dünyada örnek alınıyor. Büyükşehir mezbahası, Et Balık Kurumu olmak üzere büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yanında çeşitli kurum ve kuruluşlarca da ziyaret ediliyor.

Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı tesis, KO-MEK kursiyerleri tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Kasap olma yolunda ilerleyen öğrencilerin de eğitim almak için geldiği mezbahada haftada 3 gün iş güvenliği, helal kesim ve uygulamalı eğitim veriliyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Uzmanından sanayi tesisleri için önemli uyarı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/uzmanindan-sanayi-tesisleri-icin-onemli-uyari-0-YgNvVZRD.mp4
Kocaeli’nin aktif deprem hattı üzerinde bulunması nedeniyle uyarılarda bulunan Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, sanayi tesislerinin inşasında zemin etütlerinin titizlikle yapılması gerektiğini ifade etti. Coruk, bu tesislerinin yanlış konumlandırılması ve bilinçsiz kazılar nedeniyle ciddi risklerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Kocaeli, jeopolitik konumu sebebiyle sanayi tesislerinin yoğun olarak bulunduğu kritik kentlerden biri. Özellikle İzmit Ovası gibi aktif deprem bölgelerinde, sanayi tesislerinin inşasında zemin- yapı etkileşimi büyük önem taşıyor. Yanlış kazılar ve zemin etüdü yapılmadan gerçekleştirilen projeler, ciddi riskler de barındırabiliyor.

Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, sanayi tesislerinin yanlış konumlandırılması ve bilinçsiz kazılar nedeniyle ciddi risklerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu.

“Sanayi tesisleri kontrollü şekilde inşa edilmeli”

Plansız sanayileşmenin hem çevreye hem de zemin etüdüne zarar verdiğini belirten Doç. Dr. Özkan Coruk, “Kocaeli bölgesi, sanayi tesisleri açısından yoğun bir bölgedir. Bu yoğunluk, yapılaşma ve yerleşimi dolaylı olarak etkileyen bir faktördür. Sanayi tesisleri kontrollü şekilde inşa edilmeli ve işletilmesi sağlanmalı, ayrıca yeni sanayi tesislerinin devreye girişi kontrol altına alınmalıdır. Bu yoğunluğu durdurmak için stratejik konumu önemli olan sanayi tesisleri dışında yeni tesislerin yapımına izin verilmemeli ya da çevreye ve zemine uyumlu şekilde kontrollü inşa edilmelidir” dedi.

“İzmit Ovası, depremin en şiddetli hissedileceği bölgelerden biridir”

Kocaeli’nin aktif bir deprem hattı üzerinde bulunduğunu hatırlatan Coruk, “Kocaeli bölgesi, özellikle İzmit Ovası, aktif bir deprem hattı üzerindedir ve depremin en şiddetli hissedileceği bölgelerden biridir. Bu nedenle, deprem zonunun etkileri mutlaka göz önünde bulundurularak sanayi tesisleri inşa edilmelidir” diye konuştu.

“Sanayi tesislerinin olumsuz etkileri doğrudan depreme neden olmaz”

Sanayi tesislerinin depremi doğrudan tetiklemediği bilgisini de veren Doç. Dr. Coruk, “Sanayi tesislerinin olumsuz etkileri doğrudan depreme neden olmaz ancak zemin veya kaya ortamı doğru tanımlanmadığında ve kontrolsüz kazılar yapıldığında, toprak kayması, heyelan gibi olumsuz durumlarla karşılaşılabilir. Bu durum, binalarda veya tesislerde deformasyonlara, eğilmelere ve çeşitli yapı kusurlarına yol açar” şeklinde konuştu.

“Normal şartlarda stabil görünen yapılar deprem sırasında ciddi hasar alabilir”

Doç. Dr. Özkan Coruk, zemin etüdünün önemine dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle İzmit Ovası’nda, İzmit kent merkezinde, eski demiryolu ve D-100 hattında, 1999 Gölcük Depremi öncesinde ve sonrasında bu tür yapılarla karşılaşılmıştır ve mutlaka önlem alınması gerekmektedir. Bu tür zeminlerde, deprem sırasında zeminin nasıl davranacağını doğru analiz etmek çok önemlidir. Eğer bu hususlar dikkate alınmazsa, normal şartlarda stabil görünen yapılar, deprem sırasında zeminin ek yükler ve titreşimler nedeniyle farklı davranışlar sergilemesi sonucu ciddi hasar alabilir. Burada en önemli konu, zemini doğru tanımlamak, yapıyı zeminin özelliklerine göre projelendirmek ve inşa etmektir. Ayrıca, inşa sürecinde projede belirlenen tüm gerekliliklerin en ince ayrıntısına kadar uygulanması büyük önem taşımaktadır”

“Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden biri koordinasyonun sağlanamaması”

Sanayi tesislerinin ve binaların inşa aşamasında denetimlerin eksiksiz yapılması gerektiğini de vurgulayan Özkan Coruk, “Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden biri bu koordinasyonun sağlanamamasıdır. Ne yazık ki uygulamada da gözden kaçan birçok nokta bulunmaktadır ve bazı önemli unsurlar sıklıkla göz ardı edilmektedir. 1999 Gölcük Depremi’nde ve 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nde bu ihmallerin sonuçları açıkça görülmüştür” şeklinde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Başkan Bozbey: “Depreme dayanıklı Bursa, öncelikli hedefimiz”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Kentimizin deprem riskine karşı dayanıklı hale getirilmesi, sadece bugünün değil, geleceğin Bursa’sı için de kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırdık. Depreme dayanıklı Bursa, öncelikli hedefimizdir” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki Şubat ayı değerlendirme toplantısına, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları, daire başkanları ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Başkan Mustafa Bozbey, kentsel dönüşüm ve dirençlilik başta olmak üzere birçok başlıkta önemli açıklamalarda bulundu.

Kentsel dönüşümde yeni dönem

Bursa’yı yaşanabilir, dirençli ve sürdürülebilir bir geleceğe taşımanın en büyük öncelikleri olduğunu söyleyen Bozbey, kentsel dönüşümü sadece fiziksel bir yenilenme olarak değil, yeşil alanları, sosyal donatıları, ulaşım altyapısını ve toplumsal dayanışmayı içeren kapsamlı bir süreç olarak gördüklerini belirtti. Hedeflerinin insan odaklı, doğayla uyumlu ve kültürel mirası koruyan projeler hayata geçirmek olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Bursa’daki tarihi ve kültürel mirasın zaman içindeki plansız yapılaşma ve depreme dayanıksız yapı stoku sebebiyle risk altında olduğunu dile getirdi. Bu nedenle Bursa’da insan odaklı ve sürdürülebilir bir kentsel dönüşüm modelini oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Başkan Bozbey, “Bursa, aktif fay hatlarının kesiştiği bir noktada yer alıyor ve tarih boyunca da birçok yıkıcı deprem yaşamıştır. Kentimizin deprem riskine karşı dayanıklı hale getirilmesi, sadece bugünün değil, geleceğin Bursa’sı için de kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda bilimsel veriler ışığında kentimizin risk haritalarını oluşturarak kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırdık. Depreme dayanıklı Bursa, öncelikli hedefimizdir. Hedeflerimiz, riskli bölgelerin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi, zemin etütleriyle yapı güvenliğinin artırılması, kent dokusuna uygun, sürdürülebilir dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesi, vatandaşlarımızın haklarını koruyan, uzlaşı odaklı bir dönüşüm modeli oluşturulmasıdır. Bu kapsamda kentimizin her köşesinde kapsamlı bir dönüşüm seferberliği başlattık” diye konuştu.

“Bursa’da varlığı tespit edilmiş 9 fay hattı bulunuyor”

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaları ve yeni projeleri de basın mensuplarıyla paylaşan Başkan Bozbey, Bursa’nın depremselliği ile ilgili sunum yaptı. Bursa’nın aktif deprem üreten önemli bir tektonik kuşak bölgesinde yer aldığını ve tarih boyunca yıkıcı depremlerle karşı karşıya kaldığını anlatan Başkan Bozbey, bunlardan en önemlilerinin 1855 yılında meydana gelen depremler olduğunu hatırlattı. 28 Şubat 1855 Bursa Depremi’nin merkez üssünün Uluabat Gölü’nün güneyinden geçen Uluabat fayı üzerinde olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Başkan Bozbey, “En büyük hasar, Kestel’den Akçalar’a kadar uzanan bölgede gözlenmiştir. 11 Nisan 1855 depreminin merkez üssünün ise şehir içinde, Uludağ eteklerini takip eden kırıklar üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Daha yakın tarihlerde ise 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki Kocaeli Depremi, Marmara Denizi içine uzanan Kuzey Anadolu Fayı’nın bölgemiz için büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir. Sismik tehlike analizleri yapılırken iki ana unsur üzerinde durulmalıdır. Deprem üretebilecek aktif fay hatları ve bölgenin zemin yapısı. Bursa’da, MTA tarafından resmî olarak varlığı tespit edilmiş 9 fay hattı bulunmaktadır” dedi.

“Zemin yapısını detaylı şekilde analiz edebildiğimiz noktaya geldik”

Bursa’nın deprem riski altında olduğunun bilindiğini, ancak bugüne kadar yaşanan afetlerden ders çıkarılmadığını söyleyen Başkan Bozbey, deprem başta olmak üzere tüm doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak için kentin tüm kurumlarının ve halkın el ele vermesinin, bir kentsel dirençlilik seferberliğinde yer almasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Japonya Uluslararası İş Birliği Ajansı (JICA) ile birlikte yürüttüğü ‘Bursa Deprem Riskini Azaltma ve Önleme Projesi’nin 2023-2026 yıllarını kapsayan 3 buçuk yıllık bir süreç boyunca devam edeceğini açıklayan Başkan Bozbey, “Bu projenin en önemli çıktısı, Bursa’nın Kentsel Dirençlilik Planı’nın oluşturulması olacak. Projemiz çerçevesinde Prof. Dr. Şerif Barış, Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu ve Prof. Dr. Beyhan Bayhan’dan akademik destek alıyoruz. Projemizin üç önemli çıktısı bulunuyor. Birincisi, deprem riskinin, bina riskinin, altyapı ve kamu binalarının riskinin değerlendirilmesidir. İkincisi, kentsel dirençlilik planının hazırlanmasıdır. Bu plan, makro ve mikro anlamında üst ölçekli, alt ölçekli planlara da veri teşkil edecek. Üçüncüsü, planı tüm dokümanlarla entegre edeceğiz. Böylece bölgede yaşanacak bir depremde kayıpları minimize etme şansımız olacak. 2013 yılında Tübitak-Marmara Araştırma Merkezi ile birlikte yürütülen Bursa Sismik Tehlike Değerlendirme Projesi’nin verilerini güncelleyerek, yeni zemin etütleri ve Japon uzmanların katkılarıyla değerlendirmeler yaptık. Bu çalışmalar sonucunda kentimizin zemin yapısını en detaylı şekilde analiz edebildiğimiz bir noktaya geldik” diye konuştu.

“Yapı envanterinin de bu verilere eklenmesi gerekir”

Nüfusun büyük kısmının yaşadığı Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçeleri için mikro bölgeleme etütleri gerçekleştirdiklerini söyleyen Başkan Bozbey, Yıldırım ve Osmangazi ilçelerindeki çalışmaların tamamlandığını, Nilüfer için de çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Elde edilen verilerin, mevcut zemin değerlendirmesiyle bütünleştirildiğini ve yeni veriler geldikçe güncellenmeye devam edildiğini anlatan Başkan Bozbey, böylece kentin zemin yapısını en detaylı şekilde analiz edebilir hale geldiklerini dile getirdi. MTA verilerine göre kentten geçen tüm fayların ve resmi olarak tescillenmemiş, ancak bilim insanlarının tespit ettiği ‘havza-kesen’ fayları için 12 farklı deprem senaryosu oluşturduklarını belirten Başkan Bozbey, “Bu çalışmalar, kentin sismik risklerini ortaya koyan çok önemli bilimsel veriler sağlamaktadır. Ancak, deprem riskini belirlemek için sadece zemin verileri yeterli değildir. Yapı envanterinin de bu verilere eklenmesi gerekir. Bu çerçevede, Bursa’daki yapı stokunu detaylıca analiz ettik. Geçmiş yıllarda tespit edilen 520 bin bina bulunuyordu. Bugün bu sayı 628 bine ulaştı. Binaların yapım yılı, bulunduğu zemin, kat sayısı gibi verileri dijital ortamda analiz ettik. Akademik danışmanlarımız ve Japon uzmanlarımızın belirlediği kriterlere göre bu yapıların afet risk durumunu tespit ettik. En kötü senaryoda 122 bin binanın deprem riski taşıdığını, yaklaşık 26 bin binanın ise yıkılma tehlikesi altında olduğunu ortaya koyduk. Yalnızca bina stokunu değil, kamu binalarını, okulları, hastaneleri, barajları, altyapı tesislerini, köprüleri, raylı sistemleri, havaalanını ve limanları da afet direnci açısından inceledik. Japon uzmanlarımız saha tespitleri yaparak analizler gerçekleştirdi. Böylece, kamu yapılarının ve altyapı tesislerinin risk analizlerini de projemize dahil etmiş olduk” dedi.

“Bilimsel veriler ışığında adımlar atmaya devam edeceğiz”

İlerleyen süreçte sanayi yapılarının da analizinin gündeme geleceğini ifade eden Başkan Bozbey, elde edilen bilgilerin Bursa’nın 2050 vizyonunu belirleyecek olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na altlık teşkil edeceğini dile getirdi. Bu kapsamda Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden 35’e yakın akademisyenle birlikte çalıştıklarını söyleyen Başkan Bozbey, “Kentsel Dirençlilik Planı, imar planlarından ulaşım projelerine, kentsel dönüşümden afet müdahale stratejilerine kadar pek çok alanda yol gösterici olacak. Kritik yol ağları, insani yardım noktaları, afet esnasında kapanma riski taşıyan bölgeler belirlendi. Böylece kentimizin ana ulaşım aksları ve kritik tesisleri afet esnasında işlevini sürdürebilecek şekilde planlanacak. Bu süreçte kentimizin geleceğini güvence altına almak için katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Projemizin üçüncü ve son aşaması, Kentsel Dirençlilik Planı’nın izlenmesi sürecidir. Böylece belirlenen hedeflerin ne ölçüde uygulandığını takip edeceğiz. Gerektiğinde yeni önlemler alarak süreci daha da güçlendireceğiz. Kentimizi depreme dayanıklı hale getirmek için bilimsel veriler ışığında kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Afetlere karşı dirençli bir kent için önemli adım attık”

2050 vizyonlu hazırlanmakta olan Çevre Düzeni Planı çalışmalarının, başta yer bilimleri olmak üzere makroform, ulaşım, sanayi, doğal yapı, çevre sorunları, iklim değişikliği, teknik altyapı gibi 15 sektörde 35’e yakın uzman akademisyenin öncülüğünde sürdürüldüğünü belirten Başkan Bozbey, çalışmalar kapsamında büyük oranda plansız kentleşen Bursa’nın kentsel dönüşüm odaklı yeni bakış açısıyla tasarlanmasının ön plana alındığını açıkladı. Aynı zamanda Bursa’nın ulaşım gibi kronik ana sorunlarının bu kapsamda çözüm odaklı değerlendirilmesinin öngörüldüğünü söyleyen Başkan Bozbey, “Yeni planlama anlayışımızla, geçmişte yapılan planlama hatalarını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Yaşanabilir, yeşil bir Bursa için güçlü ulaşım aksları ve yaya öncelikli bir bakış açısıyla ilerliyoruz. Çocuklarımızın okullarına yürüyerek veya bisikletle güvenle gidebildiği, insan ölçeğinde tasarlanmış, yapı düzenlemelerini de kapsayan Uludağ’ın ekolojik değerlerini gözeten bir planlama modeli geliştirdik. Bu model, kamu üzerindeki altyapı yükünü azaltmayı da amaçlayarak, büyük imar adaları oluşturulmasını esas alıyor. Bursa’mızı afetlere karşı daha dirençli bir kent hâline getirmek için önemli bir adım attık. Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi tarafından yürütülen ‘Şehirleri dirençli yapma programı-MCR2030’a üye olduk. Dünya genelinde 1792 şehir içinde Türkiye’den katılan 6 büyükşehir belediyesinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Bu program, kentlerin afetlere hazırlık seviyesini belirleyerek riskleri azaltmalarına rehberlik ediyor. Bursa olarak afet yönetimi konusundaki çalışmalarımızı uluslararası platformlarda paylaşacak, diğer şehirlerin başarılı uygulamalarından faydalanacağız” dedi.

“Kentsel dönüşüm sürecini hızlandırdık”

Bursa’da kentsel dirençliliğin sağlanması için en önemli araçlardan birinin kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Başkan Bozbey, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını bildiklerini ifade etti. Bütüncül yaklaşımı sağlamak için ‘Kentsel Dönüşüm Ana Planı’na ihtiyaç duyulduğunu aktaran Bozbey, “Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi olarak da bilinen bu ana planın hazırlanması, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından da riskli ve rezerv alanların tespiti için zorunlu tutuluyor. Bugüne kadar hazırlanmayan bu kritik çalışmayı biz ele aldık ve 2025 yılı içinde tamamlamış olacağız. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, Kentsel Dirençlilik Planı ve Kentsel Dönüşüm Ana Planı birbirleriyle entegre olacak. Bu üç plan, kentimizin gelecekte nasıl şekilleneceğini, rezerv gelişim bölgelerini, kentimizin acil ihtiyaç duyduğu ulaşım projelerini ve afetlere karşı dirençliliğimizi artırmaya yönelik politikalarımızı kapsayacak şekilde bir bütün olarak ele alınacak. Planlı gelişmiş alanlarda kentsel dönüşüm sürecini hızlandırdık. 0,50 emsal artışı ile oluşturulan kentsel dönüşüm modeline ilişkin çalışmalarımızı tamamladık. Bu modelin kriterleri titizlikle belirlendi” diye konuştu.

230 bin kişilik nüfus, 28 bin 500 bina ve 100 bin bağımsız bölüm

Bu kapsamda yürütülen ‘Bursa Güçleniyor’ ilke kararları çerçevesinde ada bazlı dönüşüm şartlarının, emsal artışı düzenlemelerinin, artan nüfusa karşılık ayrılması gereken donatı alanlarının, ticaret alanları ve farklı yapı nizamları gibi konuların üzerinde detaylı çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Başkan Bozbey, Bursa’nın daha sürdürülebilir ve dirençli bir kent yapısına kavuşması amacıyla yapılan planlamaların, kentin yeşil dokusunu yeniden canlandırmayı, ekolojik dengeyi koruyarak modern yaşamı desteklemeyi amaçladığını söyledi. Bu dönüşüm sürecinin Bursa’nın daha yaşanabilir, çevre dostu ve güvenli bir kent olmasını sağlayacağını belirten Başkan Bozbey, “Deprem riski taşıdığı hepimizce bilinen Bursa’mızı dirençli bir kent haline getirmek için akademik çevrelerden meslek odalarına, ilçe belediyelerinden kamu kurumlarına, özel sektör temsilcilerinden yerel halka kadar tüm paydaşlarla iş birliği içinde hareket ediyoruz. Belediyemizin kendi imkânlarıyla yürüttüğü kentsel dönüşüm projelerini toplam 230 bin kişilik nüfusu, 28 bin 500 binayı ve 100 bin bağımsız bölümü doğrudan etkileyecek kapsama kavuşturduk. Belediyemizin Kentsel Dönüşüm Dairesi, İmar ve Şehircilik Dairesi, Ulaşım Dairesi ve iştirakimiz BURKENT AŞ, bu dönüşüm sürecinde koordinasyonu sağlayarak sadece güvenli bir kent oluşturmakla kalmayıp, yıllardır çözüme kavuşamamış ulaşım, sosyal yaşam alanları eksikliği gibi temel kentleşme sorunlarını da çözmek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor” dedi.

Kentsel dönüşüm projeleri

Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında Bursa’nın farklı noktalarında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen projeler hakkında da bilgi veren Başkan Bozbey, 5 farklı noktada kurulan kentsel dönüşüm irtibat ofislerinde ekiplerin vatandaşlara her türlü bilgilendirmeyi yaptığını ve bürokratik işlemlerde destek sağladığını ifade etti. 60 metre genişliğinde, 29 kilometre uzunluğunda yeni ‘Kuzey Bulvarı’nın yapılmasının da planlandığını açıklayan Başkan Bozbey, Demiryolu Altı Kentsel Dönüşüm Projesi, Gaziakdemir Kentsel Dönüşüm Projesi, Sıcaksu Kentsel Dönüşüm Projesi, Dikkaldırım ve İstanbul Caddesi Kentsel Dönüşüm projeleri,Altıparmak-Merinos arası Kentsel Tasarım Projesi, 1050 Konutlar Kentsel Dönüşüm Projesi, Hamitler ve Yiğitler Kentsel Dönüşüm projeleri, Güney Bulvarı ile Karapınar-Değirmenönü Kentsel Dönüşüm Projesi, Arabayatağı ve Orhangazi Terminal Kentsel Dönüşüm Projeleri’nde gelinen durum ve çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.

Büyükşehir’in mali tablosu

Mali tabloyla ilgili bilgilerde veren Başkan Bozbey, Büyükşehir Belediyesi’nin Ocak ayında borcunun 9 milyar civarına düştüğünü belirtti. Nisan ile Ocak ayı arasında borcu yüzde 11 civarında azalttıklarını anlatan Başkan Bozbey, “BUSKİ’nin borcu Nisan ayına göre yüzde 38 civarında artmış durumda. Şirketlerin borçlarında da yüzde 19 civarında düşüş var. Döviz cinsinden borçlarımız da 827 milyon dolara düşmüş durumda. Büyükşehir Belediyesi’nin iç borcunda yüzde 33 civarında artış var. Dış borcunda yüzde 14 civarında azalma var. Müteahhit borçları düşmüş durumda. Şeffaf bir yönetim oluşturduk. Her konuyu kamuoyuyla paylaşacağız. Doğru bildiğimizin arkasında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Büyükşehir’in diğer çalışmaları hakkında da bilgi veren Başkan Bozbey, basın mensuplarının sorularını da tek tek cevapladı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli’deki metan gazı 3 gündür yanıyor: Uzmanından önemli uyarı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/kocaelideki-metan-gazi-3-gundur-yaniyor-uzmanindan-onemli-uyari-0-x7QsAt6F.mp4
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde 3 gündür yanmaya devam eden metan gazıyla ilgili açıklama yapan Doç. Dr. Özkan Coruk, “Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır. Bu tarz olaylarda ne yapılacağını bilip kontrollü bir şekilde müdahale etmek, gazı boşaltmak gerekir” dedi.

Olay, 17 Şubat’ta saat 14.00 sıralarında Dumlupınar Mahallesi Bedir Sokak’ta metro inşaatının sondaj çalışması sırasında meydana geldi. Yaklaşık 47 metre derinlikte sondaj çalışması yapıldığı sırada yüzeye çıkan metan gazı alevlendi. İhbar üzerine olay yerine AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Şerit çeken ve demir bariyerle yangının çevresine girişleri kapatan ekipler, bölgede güvenlik önlemi aldı.

18 Şubat’ta yangın, numune alınması amacıyla söndürüldü. Gazın türünü incelemek amacıyla numuneler alan ekipler, ardından yer altından çıkan gazı tekrardan kontrollü olarak alevlendirdi. Yangın, 3 gündür aralıksız devam ederken, ekiplerin bölgedeki çalışmaları da sürüyor.

“Bölgedeki zemin ve jeolojik yapıyı değerlendirdiğimizde gazın çıkması sürpriz olmadı”

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Coruk, “Metan gazı, bataklık gazı olarak bildiğimiz, kimyasal olarak tanımını yapacağımız bir gazdır. Sondajın yapıldığı yer, 46-47 metre derinlikte delgide yerin içinde depolanan gazın yüzeye çıkma olayını yaşadık. Bölgedeki zemin ve jeolojik yapıyı değerlendirdiğimizde gazın çıkması sürpriz olmadı. Buna benzer olaylarla karşılaştık ve karşılaşma ihtimalimiz de yüksek. Çünkü İzmit Körfezi ile Sapanca arasındaki İzmit ovasındaki zeminler eski bataklık yani çökellerden oluşuyor. Bunlar içerisinde de bataklık sürecinde depolanan gazlar mevcut. Bataklık ortamı bitki kökleri ve organik kalıntılarla zengin. Bunların jeolojik süreç içerisinde, üsteki örtünün etkisi ve basıncıyla gaz olur. Yani bir karbon dönüşümü, kömür, linyit diye değerlendirdiğimiz endüstriyel enerji kaynaklarının oluşumunu ilk aşaması meydana gelir. Turbansı bir zemin var. Turbansı zemin içerisinde turba veya torf olarak tanımladığımız zemin içerisinde organik kalıntıların gaza dönüşümü meydana gelir” dedi.

“Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır”

Jeolojik yapı değerlendirildikten sonra sondaj yapılmasının daha doğru olduğunu belirten Doç. Dr. Özkan Coruk, “Sanırım arkadaşlar bunu dikkate almadan delgiyi gerçekleştirmişler. Delgi sonrası o gaz yüzeye çıktığında ateş veya kıvılcımla yanmaya başlamış. Metan gazının normalde patlama riski yok. Metan gazı eğer yüzeye çıkarsa, ateşle temas ederse yanıcı ve belli oranda da zehirleme riski vardır. Kömür ve benzeri hammaddelerinin olduğu kesimlerde metan gazına rastlamak doğaldır. Bu doğanın bir parçasıdır. Kontrol etmediğiniz zaman çevreye zarar verir ama yangındır, kısmen de olsa biraz kirlilik oluşturur. Karbon türevleri oksijenle birleşerek oluşan gazlardır, belli oranda temas ederseniz zehirleyici ve yanıcı etkisi vardır. Bu doğal jeolojik bir süreç. Metan gazı jeolojik oluşumun parçası. Havalandırma bacaları ile metan gazı kontrol edilebilir. Eski çöp sahaları yerleşime veya kullanıma açıldığı zaman bu tip kontrolü gaz çıkışı bacaları inşa ediyoruz. Ama burada oluşan gaz doğal bir ortam. Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır. Bu tarz olaylarda ne yapılacağını bilip kontrollü bir şekilde müdahale etmek, gazı boşaltmak gerekir” şeklinde konuştu.

“1-2 gün içerisinde hem yangının hem de gazın biteceğini söyleyebilirim”

Bir süre sonra gazın etkisini kaybedeceğini öngören Doç. Dr. Özkan Coruk, “Metan gazı, ’tünek’ dediğimiz kısıtlı bir alanda depolanan gazdır. Gazın bitişi, yeraltındaki depoya bağlıdır. Burası çok büyük depo olması mümkün değil. 1-2 gün içerisinde hem yangının hem de gazın biteceğini söyleyebilirim. Kontrollü yakmak gerekir ya da gazın kontrollü salınımı gerekir. Yoğunluğunu bilmek etki sınırlarını tespit etmek önemlidir. Sondaj etrafında bu işlemi yapan arkadaşların ateş yakmaması ve gaz çıkışını en azından bir ölçü sistemi tespit edecek sistem kurmaları ve ona göre adım atmaları gerekir. Metan gazının depremle bir etkisini söyleyemeyiz. Çünkü deprem en az 10 ila 7 kilometre derinlikteki zoonda gerçekleşen bir olay. Sondajda yer altındaki kaya örneklerini alarak öncelikle dağılımlarını fiziksel özelliklerini belirliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Kartepe Haber

Kocaeli’deki metan gazı 3 gündür yanıyor: Uzmanından önemli uyarı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/kocaelideki-metan-gazi-3-gundur-yaniyor-uzmanindan-onemli-uyari-0-e4wEFZzg.mp4
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde 3 gündür yanmaya devam eden metan gazıyla ilgili açıklama yapan Doç. Dr. Özkan Coruk, “Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır. Bu tarz olaylarda ne yapılacağını bilip kontrollü bir şekilde müdahale etmek, gazı boşaltmak gerekir” dedi.

Olay, 17 Şubat’ta saat 14.00 sıralarında Dumlupınar Mahallesi Bedir Sokak’ta metro inşaatının sondaj çalışması sırasında meydana geldi. Yaklaşık 47 metre derinlikte sondaj çalışması yapıldığı sırada yüzeye çıkan metan gazı alevlendi. İhbar üzerine olay yerine AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Şerit çeken ve demir bariyerle yangının çevresine girişleri kapatan ekipler, bölgede güvenlik önlemi aldı.

18 Şubat’ta yangın, numune alınması amacıyla söndürüldü. Gazın türünü incelemek amacıyla numuneler alan ekipler, ardından yer altından çıkan gazı tekrardan kontrollü olarak alevlendirdi. Yangın, 3 gündür aralıksız devam ederken, ekiplerin bölgedeki çalışmaları da sürüyor.

“Bölgedeki zemin ve jeolojik yapıyı değerlendirdiğimizde gazın çıkması sürpriz olmadı”

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Coruk, “Metan gazı, bataklık gazı olarak bildiğimiz, kimyasal olarak tanımını yapacağımız bir gazdır. Sondajın yapıldığı yer, 46-47 metre derinlikte delgide yerin içinde depolanan gazın yüzeye çıkma olayını yaşadık. Bölgedeki zemin ve jeolojik yapıyı değerlendirdiğimizde gazın çıkması sürpriz olmadı. Buna benzer olaylarla karşılaştık ve karşılaşma ihtimalimiz de yüksek. Çünkü İzmit Körfezi ile Sapanca arasındaki İzmit ovasındaki zeminler eski bataklık yani çökellerden oluşuyor. Bunlar içerisinde de bataklık sürecinde depolanan gazlar mevcut. Bataklık ortamı bitki kökleri ve organik kalıntılarla zengin. Bunların jeolojik süreç içerisinde, üsteki örtünün etkisi ve basıncıyla gaz olur. Yani bir karbon dönüşümü, kömür, linyit diye değerlendirdiğimiz endüstriyel enerji kaynaklarının oluşumunu ilk aşaması meydana gelir. Turbansı bir zemin var. Turbansı zemin içerisinde turba veya torf olarak tanımladığımız zemin içerisinde organik kalıntıların gaza dönüşümü meydana gelir” dedi.

“Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır”

Jeolojik yapı değerlendirildikten sonra sondaj yapılmasının daha doğru olduğunu belirten Doç. Dr. Özkan Coruk, “Sanırım arkadaşlar bunu dikkate almadan delgiyi gerçekleştirmişler. Delgi sonrası o gaz yüzeye çıktığında ateş veya kıvılcımla yanmaya başlamış. Metan gazının normalde patlama riski yok. Metan gazı eğer yüzeye çıkarsa, ateşle temas ederse yanıcı ve belli oranda da zehirleme riski vardır. Kömür ve benzeri hammaddelerinin olduğu kesimlerde metan gazına rastlamak doğaldır. Bu doğanın bir parçasıdır. Kontrol etmediğiniz zaman çevreye zarar verir ama yangındır, kısmen de olsa biraz kirlilik oluşturur. Karbon türevleri oksijenle birleşerek oluşan gazlardır, belli oranda temas ederseniz zehirleyici ve yanıcı etkisi vardır. Bu doğal jeolojik bir süreç. Metan gazı jeolojik oluşumun parçası. Havalandırma bacaları ile metan gazı kontrol edilebilir. Eski çöp sahaları yerleşime veya kullanıma açıldığı zaman bu tip kontrolü gaz çıkışı bacaları inşa ediyoruz. Ama burada oluşan gaz doğal bir ortam. Yeraltına müdahale edilmediği sürece kendi döngüsünü sağlayacaktır. Bu tarz olaylarda ne yapılacağını bilip kontrollü bir şekilde müdahale etmek, gazı boşaltmak gerekir” şeklinde konuştu.

“1-2 gün içerisinde hem yangının hem de gazın biteceğini söyleyebilirim”

Bir süre sonra gazın etkisini kaybedeceğini öngören Doç. Dr. Özkan Coruk, “Metan gazı, ’tünek’ dediğimiz kısıtlı bir alanda depolanan gazdır. Gazın bitişi, yeraltındaki depoya bağlıdır. Burası çok büyük depo olması mümkün değil. 1-2 gün içerisinde hem yangının hem de gazın biteceğini söyleyebilirim. Kontrollü yakmak gerekir ya da gazın kontrollü salınımı gerekir. Yoğunluğunu bilmek etki sınırlarını tespit etmek önemlidir. Sondaj etrafında bu işlemi yapan arkadaşların ateş yakmaması ve gaz çıkışını en azından bir ölçü sistemi tespit edecek sistem kurmaları ve ona göre adım atmaları gerekir. Metan gazının depremle bir etkisini söyleyemeyiz. Çünkü deprem en az 10 ila 7 kilometre derinlikteki zoonda gerçekleşen bir olay. Sondajda yer altındaki kaya örneklerini alarak öncelikle dağılımlarını fiziksel özelliklerini belirliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Gölcük Kent Konseyi Başkanı Fatih Bayram Oldu

Gölcük Kent Konseyi 13. Dönem Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçimde, aynı zamda Türkiye Kent Konseyi Genel Sekreteri olan Fatih Bayram, Gölcük Kent Konseyi Başkanı oldu.

 

Gölcük Kent Konseyi 13. Dönem Olağan Seçimli Genel Kurulu, geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Gölcük Kazıklı Kervansarayı Kültür Yapısı’nda gerçekleşen seçime; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı Hasan Soygüzel, 12. Dönem Gölcük Kent Konseyi Başkanı Dr. Metin Şentürk, Türkiye Kent Konseyi Genel Sekreteri olan Fatih Bayram, ilçelerin kent konseyi üyeleri, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

 

YİNE ÖNEMLİ İŞLERE İMZA ATILACAĞINA İNANCIM TAM

Genel kurulun açılışında söz alan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “1923-2023 Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılı tamamlandı. Yeni yüzyılda, yeni Gölcük vizyonu oluşturmak açısından Kocaeli Üniversitesi ve Gölcük Belediyesi işbirliğinde yine önemli işlere imza atılacağına inancım tam. Bu zamana kadar gerek başkan olarak, gerek yürütme kurulu üyesi olarak bu kente hizmet veren, kentin daha iyi noktaya gelmesi için komisyonlarda da görev alan tüm kent konseyi yürütme kurulu, meclis başkanlarımız ve üyelerine teşekkür ediyorum. Yeni seçilecek başkan ve yürütme kuruluna da üstün başarılar diliyorum” dedi.

 

YAPILAN ÇALIŞMALAR GELECEĞE YOL GÖSTERECEK

Geriye dönüp baktığımızda Gölcük Kent Konseyi ile yaptığımız başarılı çalışmaları çok sayıda kitapta görüyoruz. Gölcük’teki özellikle Osmanlı döneminden kalan yapıların tamamının bir analizi yapıldı, fotoğrafları çekildi, projeleri hazırlandı. Bundan belki 100 sene sonra önemli bir kısmı belki olmayacak ama Kocaeli Üniversitesi, Kent Konseyi ve Gölcük Belediyesi’nin iş birliğinde hazırlanan o kitaplar günümüzden geleceğe bir yol gösterecek” diye konuştu.

 

HERKESİN SESİNE KULAK VERECEĞİZ

Daha sonra söz alarak önceki dönem yönetimine teşekkür eden Fatih Bayram, “Kent Konseyimiz, geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de kentimizin ihtiyaçlarını belirleyip, sorunlarına çözüm üreteceğimiz bir yapı olacaktır. Bugün birlik ve beraberliğin en güzel örneğini sergiliyoruz. Çünkü biliyoruz ki Gölcük için atılacak her adım, bir kişinin değil hepimizin ortak katkısıyla anlam kazanır. Gölcük Kent konseyi olarak katılımcılığı daha da arttırarak herkesin sesine kulak vereceğiz ve çalışacağız” şeklinde konuştu.

 

GÖLCÜK KENT KONSEYİNDE YENİ BAŞKAN BAYRAM

Konuşmaların ardından önceki dönem Gölcük Kent Konseyi Yürütme Kurulları üyelerine plaket taktim edildi. Plaket Törenin ardından yapılan seçimde Fatih Bayram, Gölcük Kent Konseyi Başkanı oldu. Bayram başkanlığında oluşan Gölcük Kent Konseyi’nin Yürütme Kurulunda ise; İbrahim Uzuner, İsmet Ormancıoğlu, Prof. Dr. Arif Özkan, Dr. Gürsel Gökmen, Caferi Tayyar Mert, Müzeher Değer, Necmi Kocaman, Mehmet Şener, Bekir Tülü, Murat Can, Fikret Gürel, Zekeriya Tiryaki, Hakan Bıçakcı, Kadın Meclis Başkanı Nurten Turnalı ve Kültür Sanat Meclisi Başkanı Naz Camkıran görev alacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
BELEDİYELER Darıca Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

Aile Yılı’na özel merkez

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/aile-yilina-ozel-merkez-0-9yqs5YjZ.mp4
Darıca Belediyesi, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Aile Danışmanlığı Merkezi’ni hayata geçirdi. Aile yapısını güçlendirmek için çalışmaların yapılacağı merkezde, diyetisyen, uzman psikolog ve aile danışmanları ücretsiz olarak hizmet verecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i, “Aile Yılı” ilan etmesiyle birlikte harekete geçen Darıca Belediyesi, Başkan Muzaffer Bıyık’ın da seçim vaatlerinden biri olan Aile Danışmanlığı Merkezi’ni törenle hizmete açtı. Darıca Belediyesi bünyesinde Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nü de kurarak Aile Danışmanlığı Merkezi ile birlikte faaliyete geçiren Darıca Belediyesi, ilçede aile yapısını güçlendirecek çalışmalar yapacak.

Ayrıca, törende Aile Danışmanlığı Merkezi’nin faaliyetleri için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile işbirliği protokolü de imzalandı. Protokol çerçevesinde, Darıca’da kadın ve aile yapısını güçlendirmek için çeşitli eğitimler ve projeler gerçekleştirilecek.

“Ailenin temelini kadınlar oluşturuyor”

Kadını ve aileyi önemsediklerini ifade eden Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025, Aile Yılı olarak ilan edildi. Yıl boyunca devletimiz tarafından ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çeşitli etkinlikler ve projeler hayata geçirilecektir. Biz de Darıca Belediyesi olarak Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüzü bu amaçla kurduk. Bilindiği gibi, ailenin temelini kadınlar oluşturuyor. Göreve geldiğimiz günden itibaren toplumun temel yapı taşını oluşturan aile kavramını güçlendirmek için çalışıyoruz. ’Kadın güçlüyse aile de güçlü olur’ anlayışıyla hareket ederek kadınların toplum içinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için projeler geliştiriyoruz. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Aile danışmanlığı merkezimizi de kadını ve aileyi güçlendirmek için faaliyete geçiriyoruz. Aynı zamanda seçim beyannamesinde de verdiğimiz bir sözümüzü daha tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Aile danışmanlığı merkezimiz ile ailelerin karşılaştığı sorunları çözmek ve çeşitli eğitim faaliyetleri ile aile yapısını sağlamlaştırmak için gayret edeceğiz” dedi.

Başkan Bıyık, göreve geldiği günden bu yana hayata geçirdiği projelerin merkezinde hep kadınların olduğuna dikkat çekerek, kadınlara yönelik yapılan tesislere de örnekler verdi.

“Toplumun güçlü olması için aile yapısının da güçlü olması gerekiyor”

Aile danışma merkezinin hayırlı olmasını dileyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Berna Abiş de, “Aile, toplumun en önemli yapı taşıdır. Aileyi güçlendirmek ve sahip çıkmak bu açıdan önemlidir. Toplumun güçlü olması için aile yapısının da güçlü olması gerekiyor. Bu açıdan Darıca Belediyemiz çok anlamlı ve güzel bir projeyi hayata geçiriyor. Kadın ve aile hizmetleri müdürlüğü ve aile danışmanlığı merkezi, Darıca’ya hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.

“Aile yapısı ne kadar sağlam olursa geleceğe de o kadar sağlam adımlarla ilerleriz”

AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu ise “AK Parti hükümeti olarak Cumhurbaşkanımız öncülüğünde toplumun her alanında olduğu gibi kadın ve aileye yönelik de önemli icraatlar yaptık. Cumhurbaşkanımız, kadına ve aileye büyük önem veriyor, bu kapsamda 2025 yılını Aile Yılı olarak belirlendi. Aile yapısı ne kadar sağlam olursa geleceğe de o kadar sağlam adımlarla ilerleriz. Bu bakımdan Darıca Aile Danışmanlığı Merkezi, AK Parti Belediyeciliğinin en güzel örneklerinden biri oldu. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Başkan Muzaffer Bıyık, katılımcılara Darıca Aile Danışmanlığı Merkezi’ni gezdirerek, işleyiş hakkında bilgiler verdi. Aile yapısını güçlendirmek için çalışmaların yapılacağı merkezde, diyetisyen, uzman psikolog ve aile danışmanları ücretsiz olarak hizmet verecek. Çocuk Atölyesi’nin de yer aldığı Darıca Aile Danışmanlığı Merkezi’nde seminer ve konferanslarla birlikte çeşitli eğitimler de düzenlenecek.

Uzman psikologların görev alacağı merkezde, vatandaşların yaşadığı kişisel sorunlarına profesyonel destek sağlanması amaçlanıyor.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version