Kategoriler
Spor Haberleri SPOR Tüm Spor Haberleri

Fenerbahçe forması ile Galatasaray’ın şampiyonluğunu kutladı

Galatasaray’ın 25. şampiyonluğu Kocaeli’nde renkli görüntülere sahne oldu. Fenerbahçeli taraftarlar kutlamalara katılarak, Galatasaraylı taraftarlara destek verdi.

Trendyol Süper Lig’de Galatasaray’ın şampiyonluğunu ilan etmesinin ardından Kocaeli’de taraftarlar sokağa döküldü. Takımlarının şampiyonluğunu büyük bir sevinç ve coşku içerisinde kutlayan sarı-kırmızılı taraftarları bazı Fenerbahçeli taraftarlar da yalnız bırakmadı. Fenerbahçe forması ile kutlamalara katılan Fenerbahçeli taraftarlar, araçların camlarına çıkarak eğlenceye ortak oldular. Kutlamalar sırasında bazı Galatasaraylı taraftarlar da, Fenerbahçeli taraftarları teselli etti.

Saatler süren kutlamalarda 7den 70’e tüm taraftarlar saatler süren kutlamalarda kimi zaman halay çekti kimi zaman ise bayraklarla marş söyledi.

Kutlamalara katılan Galatasaray taraftarı Seydi Palat yaşadığı sevinci aktardı.
Takımına teşekkür ederek söze başlayan Palat, “Bu coşkuyu tüm Türkiye’de bize yaşatan takımımıza, oyuncularımıza, bütün hepsine çok çok teşekkür ediyoruz. Türkiye’de ve Avrupa’da her zaman için ilkleri yaşatandır Galatasaray. Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Galatasaray. Nesilden nesile, kuşaktan kuşağa, daha da büyük başarılara Galatasaray’la birlikte devam diyoruz. Ama sadece ligdeki şampiyonluk değil, bundan sonraki zaman içerisinde Avrupa’da başarısını istiyoruz. Çünkü bizim hedefimiz her zaman için Avrupa. Avrupa’da başarı istiyoruz Okan Hoca’dan. Tüm aile Galatasaraylıyız. Sadece tüm aile olarak değil, bütün çevremizdeki kuşaklarımız, çocuklarımız, akrabalarımız, bütün hepsini nesilden nesile Galatasaray’la yapıyoruz. Zaten iki sezondur Icardi ile birlikte, bütün çocuklar Galatasaraylı olmaktalar bu sene Osimhem ile birlikte devam ediyor. Biz de aynı şekilde çabalarımızla tüm kuşakları Galatasaray’la yapmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi BELEDİYELER Tüm Belediye Haberleri

Bu sergi Kocaeli’nin yer aldığı 30 doğu meridyeninden ilham alınarak oluşturuldu

Kocaeli’nin yer aldığı 30 doğu meridyeninden ilham alınarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonu, sanatseverlerden tam not aldı.

KBB Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli’nin yer aldığı 30 doğu meridyeninden ilham alınarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonunun Seka Sanat İhtisas Merkezi’nde gerçekleşen açılışına katıldı. Türkiye’de mavi ile yeşilin iç içe yaşadığı ve zamanın başladığı yer olan Kocaeli, büyükşehir belediyesinin ev sahipliğinde açılan sergi ile zamanı sanata dönüştürdü. Sanatseverler sergide; yağlıboya, batik, seramik, kûfi hat, ma’kıli hat, ipek baskı ve serigrafi gibi farklı tekniklerle hazırlanmış 60’ı aşkın eseri bir arada görebilme imkanına sahip oldu. Prof. Dr. Uğur Batı küratörlüğünde ve ressam Akın Ekici’nin sanat yönetiminde hazırlanan serginin açılışında Başkan Büyükakın’ın yanı sıra; Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kent tarihine sanatsal hafıza kaydı bırakmayı hedefleyen sergi vatandaşlar tarafından çok beğenildi.

“Bu bir kent koleksiyonudur”
Açılışta ilk konuşmayı aynı zamanda serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Uğur Batı yaptı. Sergiyi, bir kent koleksiyonu olarak niteleyen Prof. Dr. Batı, “Sergide çok önemli ressam olan Akın Ekici ile çalıştık. Sergi aynı zamanda Kocaeli’nin entelektüel zihinle buluştuğu bir yer oldu. Serginin felsefesi de çok güzel. Doğadaki birçok nesne ile karşılaşabilirsiniz. Kocaeli Türkiye’nin Greenwich’i desek yeridir. 30. derece doğu meridyeni çok güzel bir konsept. Türkiye’de her insan, her nefes bir şekilde Kocaeli’ye uğruyor” dedi.

Akın Ekici ise sergiye ev sahipliği yapan Seka Sanat İhtisas Merkezi’ne dikkat çekti. “Burada inanılmaz bir atmosferle karşılaştık” diyen Ekici, “Böylesine bir kültür merkezinin Türkiye’de var olduğunu görmek çok sevindirici. Başkan Büyükakın’ı ve ekibini tebrik ediyorum. Bu merkez eliyle sanatçıların eserlerinin sergilenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Sergide emeği olan Başkan Tahir Büyükakın’a ve tüm sanatçı arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Yıllarca İstanbul’un gölgesinde kaldık ama bu geride kaldı”
“Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşüm projesinin içindeyiz” diyen Başkan Büyükakın, “Seka Park gibi bir alan Avrupa’da dahi yok. Bu alanlar içindeki fabrikalar şimdi kongre merkezi, sergi salonu olarak faaliyet gösteriyor. Yıllarca İstanbul’un gölgesinde kaldık ama bu geride kaldı. Kocaeli artık doğal güzellikleriyle, kültür ve sanatı ile göz dolduruyor. Kocaeli artık yeşil bir şehir. Sanat merkezleri, sergi salonları, doğanın iç içe buluştuğu, yaşamaktan zevk alınan bir şehir. Sanatın bu özelliklere vurgu yapması çok sevindirici.” şeklinde konuştu.

Moda Akademisi de sergide hazırladığı tasarımlarla göz doldurdu
Konuşmaların ardından sergi alanı gezilerek eserler inceledi. Öte yandan Büyükşehir Belediyesi Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren İstihdam Akademileri Moda Akademisi de sergide hazırladığı tasarımlarla göz doldurdu. Kocaeli İstihdam Akademileri Moda Akademisi kapsamında hazırlanan bu özel sergi, istihdam odaklı tasarımcıların yerel malzeme ve hikâyelerden yola çıkarak oluşturduğu çağdaş tasarımları izleyiciyle buluşturdu.

Sergi pazar güne kadar açık
Kocaeli’nde bugüne kadar kente dair oluşturulmuş en büyük koleksiyonlardan biri olma özelliği taşıyan “Bir Zaman Fraktalı”, pazar gününe kadar gezilebilecek. Sergide yer alan çalışmalar ise şöyle: Zamanın Yansıması (Aynalar)-Kocaeli’nin sanayi geçmişi ve doğal güzelliklerinin birleşimi. Keltepe Çiçeği-Kartepe’nin narin çiğdemlerinden ilham. Devinim-Kandıra ve Kefken’in sahil devinimleri. Kartepe Kuğusu-Doğanın saflığı ve kuğuların zarafeti. Zamanın Çizgileri-30 doğu meridyeni üzerinden Kocaeli’nin tarihi katmanları. Gece Gündüz Akışı-Sanayi bölgelerinin durmaksızın süren ritmi.

Kategoriler
Kültür Sanat Haberleri KÜLTÜR SANAT Tüm Kültür Sanat Haberleri

Büyükakın: Sanat ve doğa Kocaeli’nde buluşuyor

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, Kocaeli’nin yer aldığı 30° Doğu Meridyeni’nden ilham alınarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonunda kentin doğal güzelliklerinden bahsedip, “Kocaeli, sanatın da doğanın da iç içe buluştuğu, yaşamaktan keyif alınacak bir şehir. Ben de bununla gurur duyuyorum” dedi.

SERGİ, ZAMANI SANATA DÖNÜŞTÜRDÜ

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın, Kocaeli’nin yer aldığı 30° Doğu Meridyeni’nden ilham alınarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonunun Seka Sanat İhtisas Merkezi’nde gerçekleşen açılışına katıldı. Türkiye’de mavi ile yeşilin iç içe yaşadığı ve zamanın başladığı yer olan Kocaeli, Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde açılan muhteşem sergi ile zamanı sanata dönüştürdü. Sanatseverler sergide; yağlıboya, batik, seramik, kûfi hat, ma’kıli hat, ipek baskı ve serigrafi gibi farklı tekniklerle hazırlanmış 60’ı aşkın eseri bir arada görebilme imkanına sahip oldu.

PROF. DR. UĞUR BATI VE RESSAM EKİCİ’NİN KATKILARIYLA

Prof. Dr. Uğur Batı küratörlüğünde ve ressam Akın Ekici’nin sanat yönetiminde hazırlanan serginin açılışında Başkan Büyükakın’ın yanı sıra; Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin, Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kent tarihine sanatsal bir hafıza kaydı bırakmayı hedefleyen sergi açılışı öncesinde sanatseverler için resepsiyon verildi. Resepsiyon sırasında Büyükşehir Belediye Konservatuvarı’ndan mezun olan ve halen Devlet Konservatuvarı öğrencileri konuklara klasik müzik dinletisi sundu. Resepsiyonun ardından konuklar sergi alanına geçti.

“BU BİR KENT KOLEKSİYONUDUR”

Açılışta ilk konuşmayı aynı zamanda serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Uğur Batı yaptı. Sergiyi “bir kent koleksiyonu” olarak niteleyen Prof. Dr. Batı, “Sergide çok önemli bir ressam olan Akın Ekici ile çalıştık. Sergi aynı zamanda Kocaeli’nin entelektüel zihinle buluştuğu bir yer oldu” dedi. Sergiyi gezerken her eserin bir felsefesi olduğunun görüleceğini ifade eden Prof. Dr. Uğur Batı, “Serginin felsefesi de çok güzel. Doğadaki birçok nesne ile karşılaşabilirsiniz. Kocaeli Türkiye’nin Greenwich’i desek yeridir. 30. derece doğu meridyeni çok güzel bir konsept. Türkiye’de her insan, her nefes bir şekilde Kocaeli’ne uğruyor” dedi.

BAŞKAN BÜYÜKAKIN’A TEŞEKKÜR

Prof. Dr. Uğur Batı, serginin hayata geçmesinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin büyük emeği olduğunu söyledi. “Bu anlamda tüm çalışanlara, emeği geçen çözüm odaklı tüm personele, başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ederim” diyen Prof. Dr. Batı, “Bu destekler olmasaydı asla sergiyi tamamlayamazdık” dedi.

RESSAM EKİCİ’DEN ÖVGÜ

Akın Ekici ise konuşmasında sergiye ev sahipliği yapan Seka Sanat İhtisas Merkezi’ne dikkat çekti. “Burada inanılmaz bir atmosferle karşılaştık” diyen Ekici, “Böylesine bir kültür merkezinin Türkiye’de var olduğunu görmek çok sevindirici. Başkan Büyükakın’ı ve ekibini tebrik ediyorum. Bu merkez eliyle sanatçıların eserlerinin sergilenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Akın Ekici, “Sergide emeği olan Başkan Tahir Büyükakın’a ve tüm sanatçı arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ENDÜSTRİEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

Başkan Büyükakın konuşmasında, Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşüm projesi olan Seka Arazi’nden de söz etti. “Şuan Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşüm projesinin içindeyiz” diyen Başkan Büyükakın, “Seka Park gibi bir alan Avrupa’da dahi yok. Bu alanlar içindeki fabrikalar şimdi kongre merkezi, sergi salonu olarak faaliyet gösteriyor. Yıllarca İstanbul’un gölgesinde kaldık. Ama bu geride kaldı. Kocaeli artık doğal güzellikleriyle, kültür ve sanatı ile göz dolduruyor. Kocaeli artık yeşil bir şehir. Sanat merkezleri, sergi salonları, doğanın iç içe buluştuğu, yaşamaktan zevk alınan bir şehir. Sanatın bu özelliklere vurgu yapması çok sevindirici” şeklinde konuştu.

BAŞKANDAN SANATÇILARA TEŞEKKÜR

30° Doğu meridyeninden ilham alarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonuna dikkat çeken Başkan Büyükakın, “Sizin gibi değerle sanatçıları şehrimizde ağırlamaktan ayrı bir gurur duyuyorum. Emeğinize sağlık. Bir kez daha sizleri tebrik ediyorum” dedi. Konuşmanın sonunda Başkan Büyükakın, sergi küratörü Prof. Dr. Uğur Batı, ressam Akın Ekici ve sergide eseri olan sanatçılara çiçek, anı objeleri takdim ederek teşekkür etti. Ardından Başkan Büyükakın, Prof. Dr. Uğur Batı, sanatçılar ve konuklarla birlikte sergiyi gezerek eserleri inceledi.

TASARIMLAR GÖZ DOLDURDU

Öte yandan Büyükşehir Belediyesi Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren İstihdam Akademileri Moda Akademisi de sergide hazırladığı tasarımlarla göz doldurdu. Kocaeli İstihdam Akademileri Moda Akademisi kapsamında hazırlanan bu özel sergi, istihdam odaklı tasarımcıların yerel malzeme ve hikâyelerden yola çıkarak oluşturduğu çağdaş tasarımları izleyiciyle buluşturdu.

SERGİ 25 MAYIS’A KADAR AÇIK

Kocaeli’nde bugüne kadar kente dair oluşturulmuş en büyük koleksiyonlardan biri olma özelliği taşıyan “Bir Zaman Fraktalı”, 25 Mayıs Pazar gününe kadar gezilebilecek. Sergide yer alan çalışmalar ise şöyle: Zamanın Yansıması (Aynalar)-Kocaeli’nin sanayi geçmişi ve doğal güzelliklerinin birleşimi. Keltepe Çiçeği-Kartepe’nin narin çiğdemlerinden ilham. Devinim-Kandıra ve Kefken’in sahil devinimleri. Kartepe Kuğusu-Doğanın saflığı ve kuğuların zarafeti. Zamanın Çizgileri-30° Doğu Meridyeni üzerinden Kocaeli’nin tarihsel katmanları. Gece Gündüz Akışı-Sanayi bölgelerinin durmaksızın süren ritmi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
SİYASET Chp

Başkan Hürriyet: Sahte diplomalı AKP’li vekilin gelini dışarda ama kumpasla gözaltına alınan Ekrem İmamoğlu içerde

CHP İzmit İlçe Örgütü’nün önünde açıklamalarda bulunan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, “Bu kadar olumsuzluğun, baskının ve kumpasın içerisinde halk, meselenin sadece Ekrem İmamoğlu olmadığını ve meselenin hepimizin olduğunu fark etti. Bu, bayramda torunların harçlık veremeyen emeklilerin de meselesi, güvencesiz çalıştırılan işçilerin, emekçilerin meselesi, çocuğunun yanına beslenme çantası koyamayan annelerin meselesi, bugün kent lokantasına sıra beklemek zorunda kalıp derin yoksullukla boğuşan herkesin meselesi.

“SAYIN EKREM İMAMOĞLU, 3 KERE SEÇİMLERİ KAZANDI”

Bu sadece bir partinin Cumhurbaşkanı adayını belirlemenin çok ötesine geçti. Tam adayımızı belirleyeceğimiz gün, adayımızın tutuklanması hukukun hiçbir tarafına sığmayan, adaletsiz, çifte standart içeren öyle bir zaman yaşıyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu, 3 kere seçimleri kazandı. O zamanda da mühürlü, mühürsüz oy pusulası tartışması vardı. O dönemde mazbata ve oy pusulası iptalinin nasıl bir sonucu olduysa bugün de diplomanın iptali aynı süreci doğuracak.

“SÖZDE TANIKLAR VE İFTİRALARA KARŞI HER ZAMAN DİK DURACAĞIZ”

Sabah İstanbul’dan geldim. Hem Saraçhane hem de Çağlayan Adliyesi’nde nöbetteydik. Hem oradaki mücadeleye şahit ve destek olup hem de burada halkımıza anlatmaya çalışıyoruz. Tutuklama kararı çıktığında Ekrem Bey’in başı dik ve vicdanı rahattı. Her zamandan daha fazla dik durup mücadele edeceğiz. Sözde tanıklar ve iftiralara karşı her zaman dik duracağız.

“BU ÜLKE KENDİ BAKANLIĞINA DEZENFEKTAN SATAN BAKAN GÖRDÜ”

Sizin hakkınızla aldığınız diplomanın yarın iptal olmayacağının garantisi yok. İş yerine birilerinin çökmeyeceğinin garantisi yok. Asıl suç işleyenler bu ülkede yıllardır korunuyor. Suçsuz insanlar hukuk, demokrasi katledilerek ve sandık yok sayılarak bugün hapse atılıyor. Bu ülke kendi bakanlığına dezenfektan satan bakan gördü. Görevden el çektirildi ama bir gün hesabı sorulmadı. Bu ülke canlı canlı rüşvet videolarını gördü ama yine de hesabı sorulmadı. Ekrem İmamoğlu’na yapılan uygulamanın bir gramı bile parsel parsel Ankara’yı sattı diye AKP’lilerin ihbar ettiği Melih Gökçek’e yapılmadı.

“O DÖNEMDE AK PARTİLİLER ÜSTÜMÜZE ÇULLANDI”

Ben 2019 yılında göreve geldim. Benden önceki AK Partili başkan döneminde seçime üç gün kala onlarca insan bir gecede sözleşmeli memur yapıldı. Bunların çoğu AK Partililerin yakını çıktı. O dönemde AK Partililer üstümüze çullandı. Sırf birilerinin yakını diye memur yapıyorsanız burada haksızlık var. O dönemde bu sözleşmeli memur yapılan insanların okullarından diplomalarını, belgelerini istedik. O dönemde memur olan insanlardan bazıları Ankara’da kursa gitmiş görünüyor. Ama aynı saatlerde de belediyede kart basmışlar. Nasıl aynı anda iki yerde olabiliyor?

“10 YILA YAKIN CEZA ALDI”

Sonunda AK Partili Kocaeli Milletvekilinin gelininin sahte diplomayla sözleşmeli memur yapıldığı ortaya çıktı. Hiçbir şekilde üniversite mezunu değil. Bu durumu savcılığa verdik. Bu kişi resmi evrakta sahtecilik, kamuyu zarara uğratma gibi çeşitli suçlardan 10 yıla yakın ceza aldı. Ama bir gün olsun tutuklanmadı. Bu kişi CHP’linin bir yakını olsaydı o CHP’linin yedi sülalesini içeri alırlardı. AKP’li vekilin gelini 10 yıla yakın ceza alıyor ama bir gün bile tutuklanmadı.

“HALK KİMİN DOĞRU KİMİN YALAN SÖYLEDİĞİNİ GÖRÜYOR”

Bizim isyanımız bu çifte standarda. Sürekli yargıyı sopa kullanıp bizleri susturmaya çalışmak. Cumhurbaşkanı adayımızı hırsızlıkla, terör ile yaftalamak için çaba görüyoruz. Ekrem beyden ne hırsız ne de terörist çıkar. Her zamankinden daha fazla dik duracağız. Bugünkü mücadele de bunun göstergesi. Halk kimin doğru kimin yalan söylediğini görüyor. Benim ikinci dönemim. Onlarca müfettiş gördüm. AKP’li belediyelere bana geldiğinin yarısı kadar müfettiş gelmemiştir.

“CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU’NUN SÜREKLİ YANINDAYIZ”

Dayanışma sandıkları için buraya gelen herkese çok teşekkür ediyorum. Siyaset cesurların işidir. Kimseye veremeyecek hesabımız yok. Ekşi yemedik ki karnımız ağrısın. Bugünler ülkenin siyasi tarihine kara leke olarak geçecek. Antidemokratik uygulamalarla ekonomi altüst ediliyor. Bu durumun bedelini yine insanlar ödeyecek. Biz dik duracağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun sürekli yanındayız. Gücümüz, haklılığımızdan geliyor” dedi.

Kategoriler
BELEDİYELER Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

Büyükşehir’in zarar gören asansörü 10 gün boyunca hizmet veremeyecek

Büyükşehir’in Darıca Cengiz Topal Caddesi üzerinde inşa ettiği asansöre binen bir çocuk, kabin içindeki aynalı camı kaldırım taşları ile kırarak kullanılmaz hale getirdi

 

Büyükşehir’in zarar gören asansörü 10 gün boyunca hizmet veremeyecek;

Kaldırım taşları ile asansörün camını parçaladı

 

Büyükşehir’in kent genelinde inşa ettiği asansör ve yürüyün merdivenler, zaman zaman bazı kişiler tarafından saldırıya uğruyor. Darıca Cengiz Topal Caddesi üzerinde bulunan üstgeçit asansöründe kaydedilen görüntüler, “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Bir çocuk, asansörün aynalı camını kaldırım taşları ile kırarak kullanılmaz hale getirdi.

 

KALDIRIM TAŞLARI İLE CAMI PARÇALADI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşların güvenliği ve rahatı için kentin pek çok noktasına inşa ettiği asansörler ve yürüyen merdivenler zaman zaman kendini bilmez kişi ya da kişilerin hedefi oluyor. Bunun son örneği Darıca Cengiz Topal Caddesi üzerinde bulunan üstgeçitte yaşandı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde bir çocuk, yerden aldığı kaldırım taşları ile kabin içindeki aynalı camı kırıyor.  Görüntülerde üstgeçitten asansöre binerek aşağıya indiği görülen çocuk, ardından eline aldığı kaldırım taşlarını defalarca kabin içindeki cama atıyor.

 

ASANSÖR 10 GÜN DEVRE DIŞI KALACAK

Yine görüntülerde asansör içinde kamera olduğunu fark eden çocuk bu kez hızını alamıyor ve asansörün önüne biriktirdiği kaldırım taşlarını teker teker cama fırlatıyor. Kaldırım taşları ile asansörün camını tuz buz edercesine parçalayan ve kullanılmaz hale getiren çocuk, yaptığı akıl almaz hareket ve davranışlar ile hem kamuyu zarara uğrattı hem de dezavantajlı grupların günlük yaşamını sıkıntıya soktu. Büyükşehir ekipleri, gerekli güvenlik önlemlerini alarak asansörü kapatırken, bu özel cam tedarik edilene kadar asansörün yaklaşık 10 gün devre dışı kalacağı bildirildi.

 

137 ASANSÖR, 37 YÜRÜYEN MERDİVEN

Büyükşehir Belediyesi’nin özellikle engelli, hamile ve çocuklu bireylerin yararlanması için kent genelinde inşa ettiği 137 asansör ve 37 adet yürüyen merdiven, bazı zamanlarda kullanım hatası veya kişi ya da kişilerin verdikleri zararlar ile devre dışı kalabiliyor. Büyükşehir bu durumlarda gerekli müdahaleleri yaparak, asansör ve yürüyen merdivenleri tekrar vatandaşın hizmetine sunuyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Prof. Dr. Naci Görür: “Çanakkale’de bu fayların her biri 7 ve üzerinde deprem üretebilir”

Jeolog ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Çanakkale’nin çürük zeminde oturduğunu, Kuzey Anadolu Fayı’nın her iki kolu tarafından çevrelendiğini belirterek, “Bu fayların her biri de 7 ve üzerinde deprem üretebilir” dedi.

Ege’deki depremleri de değerlendiren Görür, “Bu Ege’de gördüğümüz deprem fırtınası nedeni Afrika levhasının, Anadolu, Ege levhasının altına dalması, üsteki Anadolu levhasının gerilmesi ve lavların deniz tabanına çıkması. Bu çok evrilir ve gelişirse Anadolu’yu rahatsız edebilir” dedi.

Çanakkale’de, ‘Çanakkale’nin Depremselliği ve Deprem Dirençli Çanakkale’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa, Vali Ömer Toraman, Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemiri ilçe Kaymakamları ve Belediye Başkanları, STK temsilcileri vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

Konferansta konuşan Prof. Dr. Naci Görür, “Türkiye’de maalesef kentlerin deprem dirençli nasıl yapılabilir, deprem dirençli kent nasıl olunurun tam olarak bilinmediğini” söyledi. Çanakkale’nin dirençli bir kent olmadığını belirten Prof. Dr. Naci Görür, “Çanakkale depreme dirençli bir kent değil. Depreme dirençli bir kent olmak için çalışmalar sürebilir, sürmekte, ama henüz daha deprem bakımından dirençli bir Çanakkale diyemeyiz” dedi.

Çanakkale’nin kuzeyinde ve güneyinde dağlık sağlam alanların olduğunu işaret eden Prof. Dr. Görür, sözlerine şöyle devam etti:

“Çanakkale’nin bulunduğu yer, dağlık kesimini arası tamamen çürük zeminden meydana gelmiş. Alüvyondan, tersiyer yaşlı çökellerden meydana gelmiş suyu bol, projitesi, permeabilitesi bol bir alan. Haliyle topografya uygun olduğu için bütün kentleşme de bu bölgede dağlardan inen alüvyon yelpazelerin önüne kentlerinizi, şehirlerini kurmuşsunuz. Dolayısıyla burada oturuyorsunuz. Ben negatif bir şey söylemek istemiyorum. Ama Çanakkale’nin zemini çürük. Hiç kendinizi aldatmayın. Çanakkale’nin sağlam olan yeri kuzeyinde ve güneyinde dağlık alanlar, daha yaşlı kayaların olduğu yer.”

Çanakkale’nin kuzeyinde faylı kesimler olduğunu slayt eşliğinde harita üzerinde gösteren Görür, “Bunlar Kuzey Kolu Saroz Körfezi’nin içinden geçer. Güney Kolu bu yarımadadan gelip, Edremit Körfezine doğru giden Kuzey Anadolu Fayı’nın Güney Koludur. Dolayısıyla siz Kuzey Anadolu Fayı’nın her iki kolu tarafından çevrelenmişsiniz. Kuzey, Kuzey Anadolu Fayının Kuzey Kolu. Güney, Kuzey Anadolu Fayının Güney Kolu. İkisi de aktif. Güney Kol daha yavaş, daha az uzun zamanda enerji biriktiren bir kol. Kuzey Anadolu Fayında da zaten deprem bekliyoruz Marmara Bölgesinde. Siz bu iki kolun ortasında üstelik çürük zeminde oturuyorsunuz. Bu fayların her biri de 7 ve üzerinde deprem üretebilir” diye konuştu.

Güney Ege’de her yarım saatte bir depremler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Naci Görür, “Çoğunlukla 4 büyülüğünde depremler oluyor. Zaman zaman da 5’in üzerine çıkıyor. En son en büyük 5.3 büyüklüğünde deprem oldu. Bunun sebebi bizim ülkemizin etrafındaki levha hareketlerine bağlı. İşin esası levha hareketlerine bağlı. Depremler levha hareketlerine bağlı oluşur. Bu Ege’de gördüğümüz deprem fırtınası nedeni Afrika levhasının, Anadolu, Ege levhasının altına dalması, üsteki Anadolu levhasının gerilmesi ve lavların deniz tabanına çıkması. Bu çok evrilir ve gelişirse Anadolu’yu rahatsız edebilir. Ben öyle bir durum olduğunu düşünmüyorum. Belirli bir zaman sonra, Çünkü bu tür deprem fırtınaları oldu. Belli bir süre devam edip ondan sonra duruyor. Ege’de yaşanan depremlerin de öyle olacağını düşünüyorum. Çok büyük bir depremlere neden olursa bizim kıyılarımızda, kıyıya yakın yerlerde çok çürük bina yıkılmalarına, tsunamiye neden olur. Aksi halde pek bir sorun olacağını düşünmüyorum. AFAD, hükümetimiz de gerekli önlemleri almış. Oradaki belediye başkanları tsunami olabilecek yerleri belirlemişler, halkı uyarmışlar. Tedbirler alınmış. Herhangi bir volkan düşünün indifa etti. Kilometrelerce gökyüzüne çıkıyor, çıkardığı küller ve lavlar etrafa yayılıyor. Bazen atmosferde güneşin ışığını kapatıyor. O kadar yoğun oluyor. O zaman bu toz bulutunun kimyasal özelliklerini düşünürsen insan için çok zararlı. Solunum yolları yönüyle insanların salığını etkiliyor. Ben öyle bir indifanın olacağını düşünmüyorum. Öyle bir volkanın harekete geçtiğinin belirtileri yok. Volkan yeryüzüne kadar çıkıp fışkıracaksa belirli bir süreç içerisinde bu hareketi belli ediyor. Yapılan araştırmalarla bir volkan ne zaman patlayacak, neleri sürükleyecek önceden araştırıyorlar. Böyle bir belirti yok. Deniz altında olan depremler söz konusu. Bir volkan hareketi yok. Yeryüzünde bir volkan faaliyeti yok. Onu öyle spekülatif söylüyor” şeklinde konuştu.

Depremlerin deniz çekilmesiyle hiç ilgisi olmadığını kaydeden Görür, “Çünkü deniz çekilmesi depremde tsunaminin geleceği zaman olur. Yani önce deprem olur. Deprem olduğu zaman sallanır, yıkılır. Bu arada da tsunami olabilir diye uyarı verilir. Deniz seviyesi deprem olduktan sonra çekilir, uyarı gelir ondan sonra deniz seviyesi yükselmeye başlar. Şimdi bir deprem yok. Deniz çekilmiş. Depreme bağlı olarak bir çekilme yok ki tsunamiden şüphelenelim. Bugün ki deniz çekilmesi tamamen klimatolojik nedenlerle yaşanıyor. Atmosferdeki olaylar nedeniyledir. Bazı yerlerde özellikle rüzgar, fırtına, yüksek basınç, alçak basın alanları, sıcaklık, soğukluk yani atmosferik olaylar denizlerin zaman zaman böyle çekilmesine, yükselmesine neden olur. Bunun tektonik hareketlerle bir ilgisi yok” dedi.

Kategoriler
Darıca Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

Gülhan Esen’i katleden sanık hakim karşısında

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/gulhan-eseni-katleden-sanik-hakim-karsisinda-0-Et2LLMFx.mp4
Kocaeli’nin Darıca ilçesinde başkasıyla evlenen eski kız arkadaşı Gülhan Esen’i pusu kurarak öldüren zanlı ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, GülhanEsen’i hala sevdiğini söylerken, Gülhan’ın ablası ise, “Kardeşimi çok sevdiğini iddia ediyor. Seven insan kıyar mı hiç?” dedi.

Osmangazi Mahallesi Lokman Hekim Caddesi Halı Saha Sokak’ta bulunan site önünde 16 Mart 2024 tarihinde meydana gelen olayda, sabah saat 07.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan Gülhan Esen (24), otomobilde bekleyerek pusu kuran şahıs tarafından tabancayla ateş edilerek vuruldu. Esen kanlar içinde yere yığıldı, şüpheli ise kadını tekmeledikten sonra olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan genç kadın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Cinayetten 7 ay önce evlenen Gülhan’ın öldürülmesine ilişkin başlatılan soruşturmada, bin saatlik güvenlik kamerası izlenerek zanlının kimliği tespit edildi. Gülhan Esen’in katili, takıntılı eski sevgilisi Muhammed T. (29) çıktı. Muhammed T’nin cinayetten sonra yakalanacağı korkusuyla toplu taşımaya binemediği, otelde de kalamadığı için sokak sokak yürüdüğü belirlendi. Sürekli yer değiştiren Muhammed T. olaydan 5 gün sonra İstanbul’da yakalanarak tutuklandı. Olaya ilişkin Muhammed T’ye yardım eden İ.T. ve M.Ö. hakkında da dava açıldı. İfadeleri alınan İ.T. ve M.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

“Gülhan ile 2020 yılında sevgili olduk, ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz de oldu”

Olaya ilişkin açılan davanın duruşmasına Gebze Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Muhammed T., taraf avukatları ve Gülhan Esen’in ailesi katıldı. Gülhan Esen tanıştığı dönemi anlatan sanık Muhammed T., “Gülhan ile 2019 yılında aynı iş yerinde çalışmamız sebebiyle tanışıyorduk. 2020 yılında sevgili olduk, daha sonrasında ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz oldu. Gülhan babamı şikayet etmişti, bu sebeple onunla konuşmayı kestim. Babamı neden şikayet ettiğini bilmiyorum. Gülhan babamı tanımıyordu, babam da onu tanımıyordu. Kıskançlıktan olduğunu düşündüm. Bunun üzerine ben babasıyla konuşmayı denedim. Babasına durumu izah ettim. Babası olaya karışmayacağını söyledi” diye konuştu.

“Gülhan’a ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum”

Babasını şikayet eden Gülhan Esen ile bir araya geldiğini söyleyen Muhammed T., “O dönem Gülhan ile yeniden konuşmaya başladık. Bir süre tekrardan ayrıldık ve bana evleneceğini söyledi. ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum. Daha sonra evlendiğini öğrendim. Cinayetten bir hafta kadar önce Gülhan ile tekrar görüştük. Evlendiğini öğrendiğimde tekrar konuşmayı denedim. Bana, ’Boşanırsam benimle tekrar evlenecek misin?’ dedi. ’Ben nişanladım, sen de evlendin ancak boşanacaksın’ dedim. Nişanlandığımı söylediğimde Gülhan kıskançlık krizine girdi. Bağırdı, çağırdı, küfür ve hakaret etti” şeklinde konuştu.

“Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim”

Mahkeme başkanının, “Hakkında uzaklaştırma kararı vardı, ona rağmen niye görüştün?” sorusunu ise sanık Muhammed T., “Sevdiğim için görüştüm. Tekrar ikna etmek istedim. Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim. Gülhan’a bana evleneceğini söylediği zaman inanmamıştım, araştırdığımda internetten adresini buldum. Adrese gittiğimde arabasının sütünde adını gördüm. Evden çıkar, konuşurum diye bekledim ama çıkmadı ben de işime gittim. Birkaç defa onu sokakta gördüm konuşmaya çalıştım. Bana evlendiğini söyledi. En son görüşmemde Gülhan’a nişanlandığımı söyledim. ’Boşanırsam biz evlenebilir miyiz?’ dedi. Artık bittiğini söyledim. Bunun üzerine öfkelendi ve biz oradan ayrıldık” şeklinde cevapladı.

“Onu seviyorum”

Olay günü keyifli şekilde Gülhan Esen’in evinin önüne gittiğini dile getiren Muhammed T., “Sahur vaktiydi. Gülhan beni görünce küfür ede ede geldi. Yüzünde morluk vardı. Düzgün konuşmasını söyledim. En son babamdan niye özür dilemediğini dile getirdim. ’Ben senin babandan niye özür dileyeceğim’ dedi. Babamı neden şikayet ettiğini sorduğumda sebebi olmadığını söyledi. Sinirlendi, öfkelendi. En son arabaya doğru döndüm, arkamdan pis bir şey söyledi. Arabanın içinde silah vardı, aldım ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Onu sevdiğimi söylemiştim. Bu hiç bir zaman değişmeyecek. Şu anda dahi değişmedi, değişmeyecek de” dedi.

“Bunları ümidimi kesmemeye yordum”

Cinayetten sonra 5 gün kaçak durumda olduğunu ifade eden Muhammed T., “Çocukluk arkadaşım İ.T’nin yanına gittim. Arabayı da kardeşimin iş yerine bıraktım. İ.T’den kıyafet istedim. Bana kıyafet getirdi. Ne olduğunu sorduğunda söylemedim, sadece polisin peşimde olduğunu belirttim. Beraber eniştemin yanına gittik. Enişteme kapıda birini vurduğumu söyledim ancak kimi vurduğumu söylemedim. Birkaç gün ortalıkta gözükmeyeceğimi söyledim. Daha sonra İ.T. ile sokaklarda dolaştık. İ’in deposuna tekrar geri gittim. Sonra oradan ayrıldım ve bir şey söylemedim. Daha önce tehdit edildim, ormana kaldırım bu sebeple silah bulunduruyordum. Gülhan, hayatında biri varken de benimle konuşuyordu. Gülhan ile ilişkimiz bittiği zamanlar birlikte vakit geçirirdik. Bunları ümidimi kesmemeye yordum” diye konuştu.

Gülhan Esen’in ablası Sümeyye Albayrak da, Muhammed T’nin kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğini belirterek, “Çalıştığı iş yerinde tanışmışlar. Yaklaşık bir ay görüşmeleri olmuş. Ondan sonra kardeşim bundan ayrıldı. Hatta kız kardeşim, Muhammed T’nin peşini bırakması için iş yerindeki güvenlikçi çocukla konuşmaya başlamış. Muhammed T’nin görüp, peşini bırakması için. Ardından kız kardeşim o iş yerinden ayrıldı” diye konuştu.

Cinayetten önce de üzerine araç sürmüş

Gülhan’ın çalıştığı fabrikada toplu bir kalabalık oluştuğunu, bu olay sırasında sanık Muhammed T’nin Gülhan Esen’in üzerine araç sürdüğünü anlatan Albayrak, sözlerine şöyle devam etti:

“O kalabalıkta arabayı kardeşimin üzerine sürmüş, kardeşim düşmüş. Oradaki herkes de zaten bu olayı görmüş. Oradaki kişilerin de isimlerini söyleyebilirim, onları getirebilirim. Bu olayın ardından kardeşim beni aradı ve yaşananları anlattı. ’Biz karakola gidiyoruz, sen de gel’ dedi. Bende işten izin alıp karakola gittim. Birlikte bu şahıs hakkında uzaklaştırma kararı aldırdık. Ondan sonra bizim kapımızın önünde silahlar patladı. Annemler Erzurum’daydı. Annem ve babam o dönemlerde rahatsızdı. Bu sebeple olayı onlara söylemedik”

“Seven insan kıyar mı?”

Konuşması sırasında zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan Albayrak, “Kardeşimi çok sevdiğini iddia ediyor. Seven insan kıyar mı hiç?” dedi.

Sanığın kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğine dikkat çeken Sümeyye Albayrak, “Biz uzaklaştırmayı aldıktan sonra evimizde bir kere kapının önünde silah patladı. Sonra bir kere de bizim kapının önüne gelmiş, yine Gülhan korkmuş. Bu arada bizim evi de biliyor. Ayrıca Gülhan’ın evini de, bizim evden çıkıp, kendi evine giderken takip ederek öğrendi. İnternette Gülhan’ın evinin adresi ne alaka?” diye konuştu.

“Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu”

Sanığın kız kardeşine şiddet uyguladığını da dile getiren Albayrak, “Babamızın kalp rahatsızlığı vardı, kalp krizi geçirmişti. Ondan dolayı annem ile babama pek bir şey yansıtmayız. Genelde kendi aramızda, kendi içimizde halletmeye çalışırız. Gülhan da bana geliyordu ama ben gece uyuyamıyordum, onun yüzünden gece uyuyamıyordum. Evde tek kalamıyordu, normalde çok cesur bir kızdı, korkmazdı. Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu. Bu anlattıklarım son 5 yıl içinde yaşananlar, 1-2 yılda yaşananlar değil. Gülhan nişanlıydı, düğün zamanıydı. Hep beraber Oltu’ya gitmiştik. O zaman yine yazmış bu. Bana söylemedi, artık nişanlısı vardı ve ona söyledi. Birlikte karakola gittiler. Orada, ’Düğününüz var sizin, bunlarla kafa yormayın’ diye geri göndermişler. Gülhan’ın yine nişanlılık döneminde kapının önünde gül buluyordu. Bu göndermiştir diye Gülhan direkt gidip çöpe atıyordu. Gülhan’ın içinde ona karşı sevgi olsa zaten başka biriyle evlenmezdi. Sonra Yusuf ile tanıştılar, Yusuf ile evlenme kararı aldılar. Numarasını bile değiştirdi. Konuşmak isteyen biri neden numarasını değiştirsin? Ulaşamasın diye neden uzaklaştırma kararı aldırsın?” şeklinde konuştu.

“Kim olduğunu bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu”

Gülhan Esen’in eşi Yusuf Esen de, “Gülhan ile ilk tanıştığımda bu yaşananları bilmiyordum ama ilişkimiz evliliğe doğru gidince yaşananları anlattı. Rahatsız edildiğini, numarasını telefonundan engellediğini, sanığın kendisinin adına İnstagram hesabı açtığını söyledi. İsmini biliyordum ama kim olduğunu bilmiyordum. Kim olduğunu zaten bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu. Bilseydim hayatta olurdu. Ona engel olurdum. O da beni korumak istedi herhalde, bir şey yapmamdan korktu. Sadece isim olarak biliyorum. Biz nişanlıyken de zaman zaman rahatsız etmiş. Gülhan da korktuğu için mesajları siliyor, korkmuş olabilir” dedi.

Sanığın farklı numaralardan eşini rahatsız ettiğini anlatan Esen, “Düğünümüz Erzurum’da olmuştu. Düğüne bir hafta kala sanık eşime mesaj atmış. ’Erzurum’a gelirim, seni bulurum’ gibi şeyler yazmış. Bunun ardından biz karakola gittik. Şikayette bulunmak istedim. Mesaj atmış ancak attığı mesajları silmiş. Elle tutulur bir delil yok. Delil olmadığı için bize, ’Zaten düğününüz var, bunları kafaya takmayın. Döndüğünüzde şikayette bulunursunuz’ dediler. Yardımcı olmadılar ve oradan çıktık. Evlendik, 7 ay geçti. 7 ay içinde hiç bir şekilde görüştüğünü düşünmüyorum, zannetmiyorum, olamaz” diye konuştu.

“Gülhan’ı saplantı haline getirdi”

Gülhan’ın ailesinin avukatı ise “Sanığın anlatımları suçtan kurtulmaya yönelik, daha doğrusu suçun unsurlarını hafifletici veya kendini bir sebep uydurmaya çalışan mahiyette ifadelerdir. Ailenin anlatımları çok net. İddianame ve dosya kapsamıyla uyum göstermekte. Sanık ile Gülhan arasında sürekli ayrılıp barışılan belki bir ilişki yaşanmış olabilir. Ancak çok uzun süredir Gülhan’ı görmediği sabit. Daha sonrasında yine kendisi hiçbir sebep ortada yokken, saplantı haline getirmiş. Muhtemelen Gülhan’ın adresini bularak Gülhan ile iletişime geçmeye çalışıyor. Gülhan ile iletişime geçemediği için de defalarca takip ettiği Gülhan’ı tasarlayarak, önceden planlayarak, Gülhan’ı önce vurduktan sonra yerde darp etmeye devam ederek canavarca hisle öldürme eylemini gerçekleştirdiğini düşünüyoruz. Bu nedenle sanığın en üst hadden cezalandırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok”

Sanık Muhammed T’nin avukatı da, “5 yıl boyunca toksik bir ilişki yaşanmış. Küsmüşler, barışmışlar, kavga etmişler, dövüşmüşler, şikayet etmiş geri almış, bu şikayet etmiş geri almış. Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok. Tabii ki bir eylem var ama bu eylemin neden kaynaklandığı, nasıl kaynaklandığı, yani bir insanı çok sevdiği belli… Bunu ablası kabul ediyor aslında Muhammed’in çok sevdiğini. Tabii ki karşı tarafın acısını da anlıyoruz. Biz şu aşamada cep telefonunun karakoldan alınarak, polisten alınarak incelenmesini istiyoruz. Çünkü orada çok kayıtlar var. Bir kaç tanığımız da olacak. Bugün ilk celse itibariyle karşı tarafı dinlemek adına tanıklarımızı hazır etmedik. Gelecek celse bunları da hazır edeceğiz ve etraflıca da olayı değerlendireceğiz. Şimdilik diyeceğimiz bunlardan ibaret” dedi.

“Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım”

Muhammed T’nin eniştesi tutuksuz sanık M.Ö. de, sanığın olay günü evine gelip, ’Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım. Aileme haber ver’ dediğini ifade ederek, “Üstüm müsait değildi, uykudan uyanmıştım. Sokağa çıkamadım. ’Ne oldu?’ diye sorunca kaçtı. Bizim bu konuşmamız 30 saniyeyi geçmemiştir. Üstümde müsait olmadığı için arkasından gidemedim. Yanında diğer sanık İ.T. yoktu, tek başına gelmişti. ’Ne oldu?’ sorusunu da kiminle kavga ettin gibisinden sordum. Açıkçası ben kavga olduğunu düşündüm. Bizim literatürümüz mü diyelim, yoksa şivemiz mi bilemem ama ’vurdum’ dediğiniz zaman bir yumruk da vurabilirsiniz, bir taş da vurabilirsiniz ya da başka bir cisimle de vurabilirsiniz. Kavga olduğunu düşündüğüm için fazla umursamadım” cümlelerini kullandı.

“Canımız çok yanıyor”

Duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Gülhan’ın kız kardeşi Rabia Albayrak, “Gencecik, hayatının en güzel döneminde yaşam hakkı elinden alındı. Aşık olduğunu, sevdiğini söyledi. Biz biliyoruz ki sevgi zarar vermez, sevgi incitmez. Seven erkek sevdiği kadının saçının teline zarar gelsin istemez, kaldı ki 7 kurşunla vuruyorsun, tekmeliyorsun. Adalete güvenmek ve adaletin sağlanmasını istiyoruz. Canımız çok yanıyor. Kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi gerekiyor. Lütfen artık bir şeyler yapılsın” dedi.

“Ben neden korkuyorum arkadaşlar?”

Gülhan’ın arkadaşı ise, “Ben sabahın 05.30’unda 20 dakika servise yürüyorum. Ben neden korkuyorum arkadaşlar? Ben arkadaşımın ölümünden sonra korkuyorum, karşıma birisi çıkar diye korkuyorum. Belki aynı şeyi bende yaşayacağım. Kendisi benim ortaokul, sıra arkadaşımdı” diyerek gözyaşlarını tutamadı. Gülhan’ın akrabaları da yaşananlara tepki gösterdi.

“Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz”

Albayrak ailesinin avukatı Fırat Can Güngör, “Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz. Umuyorum nisan ayında burada Gülhan için adaleti yeniden sağlayacağız. Yargılama ile ilgili emniyetten raporları bekliyoruz. Bu raporlarda bir takım eksiklikler var. Bunların incelenmesi neticesinde adaletin yerini bulacağını düşünüyorum. Biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Sanığın en ağır şekilde ceza alması için savunmalarımızı yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Dünya savaşları şirket savaşlarına dönüştü

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/dunya-savaslari-sirket-savaslarina-donustu-0-O1K4sFIt.mp4
Kocaeli’de düzenlenen, ’Akıllı Depolama ve Lojistiğin Gelecek Çözümlerinde Dijital Dönüşümün Önemi’ konulu çalıştayda önemli konular ele alındı. Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, “Dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor. Dünya savaşları şirket savaşlarına dönüşüyor” dedi.

GOSB Teknopark, çalıştaylar serisinin 8’incisinde ’Akıllı Depolama ve Lojistiğin Gelecek Çözümlerinde Dijital Dönüşümün Önemi’ni ele aldı. Çalıştayda, endüstri 4.0 teknolojisinin sunduğu akıllı depo sistemleri ve dijital dönüşümün lojistik sektörünün gelişimini ne yönde etkilediği, lojistik sektörünün gelişimine bağlı olarak akıllı depo sistemlerinin bileşenleri ve kullanımı sonrası avantajları ile dezavantajlarının ortaya konulması gibi konular ele alındı. Ticaret alanındaki yenilikçi fikirlerin masaya yatırıldığı organizasyona öğretim üyeleri ve şirket temsileri yoğun ilgi gösterdi. Lojistik alanındaki gelişmelerin dünya ticareti üzerindeki etkilerinin incelendiği panelde, E-ticaretin gelişen ve dijitalleşen dünya standartlarında ön plana çıktığı vurgulandı. Panelde söz alan Ticaret Bakanlığı E-İhracat Daire Başkanı Hasan Önal, “Teknolojinin hızı ticaretin dijitalleşmesine oldukça büyük katkı sağlıyor. E-Ticaret her geçen gün genel perakendenin 2 katı oranında artıyor ve iç ticaretinde 4 katı üzerinde artıyor. Bunun arkasında yatan sebep ise teknolojik dönüşüm hızı” ifadelerini kullandı.

“Dünya savaşları şirket savaşlarına dönüştü”

Dünyanın çok hızlı şekilde değiştiğini ve global şirketlerin adeta savaş halinde olduğunu dile getiren GOSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, “Bugün burada lojistiğin gelecekteki uygulamaları üzerine çalıştay düzenledik. Dünya çok hızlı bir şekilde değişiyor. Dünya savaşları şirket savaşlarına dönüşüyor. Bir şirket çıkıyor, bir hamlesiyle karşısındaki şirketi milyarlarca dolar zarara uğratabiliyor. Böyle bir dönemdeyiz ve dolayısı ile hepimizin, firmaların yapay zekâsını, teknolojisini ve aynı zaman da bilimsel takım araştırmalarını yakından takip etmek gerekiyor. Akıllı depoları, lojistik süreçleri aynı zamanda lojistiğin zamanla nereye gideceği konusunda alanında uzman panelistlerimizden bu bilgiyi aldık” şeklinde konuştu.

“E-ticaret genel perakendeyi 2’ye, iç ticareti ise 4’e katladı”

Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü E İhracat, Dijital Pazarlama, Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Daire Başkanı Hasan Önal, E-ticaretin genel perakendeyi 2’ye, iç ticareti ise 4’e katladığını belirterek, “Dünya Gayri Safi Milli Hasılasına baktığımız zaman 100 trilyon dolar neredeyse yerinde sayıyor ama E-Ticaret her geçen gün genel perakendenin 2 katı oranında artıyor, iç ticaretin de 4 katı üzerinde artıyor. Bunun arkasında yatan sebep teknolojik dönüşüm hızı. Teknolojik değişim hızında ise iki tane sebep var. Bunlar veri transferi ve veri depolaması. Veri hızını biliyorsunuz 5 G’leri yaşıyoruz, 6 G’leri konuşuyoruz. Veri depolama hızında da USB disklerden USB’lere ve bulut teknolojisine gitti. Dolayısıyla teknolojinin hızı ticaretin dijitalleşmesine katkı sağlıyor. Diğer bir husus mobilete bunun üstüne de bir yapay zekâ geldi. Aslında ticaret artmıyor ticaret dönüşüyor ve dijitale doğru dönüşüyor. Bizde ticaret bakanlığı olarak bu dönüşümün farkındayız. Bu anlayışla da zaten 2022 Ocak ayında E-İhracat ve Yeni Nesil Teknolojiler dairesini kurduk. O günden bu güne işletmeden işletmeye değil aynı zamanda işletmeden tüketiciye yönelik desteklerin de verilmesi konusunda dairemizi kurguladık. Tabi tüketiciye verilecek destekler şu açıdan önemli; firmaları veri kaynağı oluşturuyor. Hangi ürünlerin üretileceği ve yenilik konusunda katkı sağlıyor. Dijitalleşme konusunda aynı zaman da yapay zekâ ve diğer araçları firmalarımız nasıl kullanacak bu konuda rehberliklerimiz oldu. Bu konuda rehber kılavuzlarımızı hazırladık. Son olarak da kolay ihracat platformunu ek boyut olarak ekibi hazırladık. Firmalarımız dijital ticarette nasıl adım atacaklar? Dijital pazarlamayı nasıl kullanacaklar? Bu konuda yapay zekâ destekli enstrümanlarımızı bakanlığımızın sayfasında sunduk. Zaman dijitalleşme dönemi. Firmalarımızı bu anlamda da artık dijitale yönlendiriyor ve verilerini optimize bir şekilde kullanmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Büyükşehir, enerjiyi ‘uzaktan’ takip ediyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kurduğu sistem ile Büyükşehir’e bağlı tesis ve parklardaki enerji sistemlerini uzaktan takip ediyor. Tek tuşla tüm hizmetleri kontrol edebilen ekipler, ihtiyaç duyulan yerlere de anından müdahale ediyor.

 

UZAKTAN KONTROL EDİLİYOR

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 yıl önce hizmete alınan Enerji İzleme Sistemi, arıza durumlarında ya da sistemin devre dışı kaldığı hallerde uzaktan kontrol imkânı sağlıyor. Büyükşehir, bu sistem ile bünyesindeki tesisler, millet bahçeleri ve parklardaki enerjinin kesintisiz olmasını sağlarken aynı zamanda tasarruflu bir şekilde süreci yönetiyor.

 

ARMATÜRLER TEK TEK TAKİP EDİLİYOR

İzmit sahilde yer alan ve Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşüm projesi olan Sekapark’taki 460 aydınlatma direği ve 820 armatürün her biri ayrı ayrı bu sistem tarafından takip ediliyor. Armatürlerden birinde arıza olduğunda ekipler sistem sayesinde arızalı armatürü uzaktan devreye alabiliyor ya da arıza kontrol ekibini yönlendirerek arızanın giderilmesini sağlıyor.

 

AYDINLATMA SÜREÇLERİ KONTROL ALTINDA

Bu sistem aynı zamanda armatürlerin aydınlatma süreçlerini de kontrol ediyor. Örneğin vatandaşların yoğun olarak kullandığı akşam saatlerinde tam kapasite ile çalıştırılan armatürlerin aydınlatma kapasitesi gecenin ilerleyen saatlerinde ihtiyaca göre yüzde 70 ya da yüzde 40’a düşürülüyor. Böylelikle Sekapark’ta kesintisiz bir şekilde aydınlatma yapılırken aynı zamanda enerji verimliliği de üst seviyede sağlanıyor.

 

ÜST GEÇİTLER KAMERA İLE İZLENİYOR

Diğer yandan kentte bulunan 47 üst geçit de 380 kamerayla 7/24 uzaktan izleniyor. Bu üst geçitlerdeki 28 yürüyen merdiven ve 88 asansörün de takibi anlık olarak gerçekleştiriliyor. Arızalanan bir asansör ya da yürüyen merdiven anlık olarak sistemde uyarı veriyor. Ekrandan arızanın olduğu üst geçidi gören ekipler hemen müdahalede bulunabiliyor.

 

ZARAR VEREN KİŞİLER CEZALANDIRILIYOR

Yürüyen merdivenlerdeki en büyük sorun ise vatandaşların start/stop düğmesine gereksiz basması. Zaman zaman çocuklu ailelerin ve engellilerin hayatlarını büyük ölçüde kolaylaştıran asansörlere de bilinçli bir şekilde zarar veriliyor. Ekipler, kamera sistemi ile hem yürüyen merdivenlere hem de asansörlere zarar verenleri tespit edebiliyor. Böyle durumlarda gerekli yerlere bilgi verilerek kamu malına zarar veren vatandaşlara yaptırım uygulanıyor.

 

BİRÇOK ALANDA TASARRUF SAĞLANIYOR

Yetkili personel, geliştirilen sistemin yüklü olduğu telefon, tablet ya da bilgisayardan müdahaleyle, bulunduğu yerden arızaların, kesintilerin tespitini yapıyor ve aydınlatmaların güç değerlerini ayarlayabiliyor. Kentteki tesislerde kesintisiz ve tasarruflu enerji kullanılmasını sağlayan sistem, yakıt, zaman ve insan gücünde de tasarruf sağlamasıyla ön plana çıkıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sırrı Süreyya Önder: “Çok spekülatif tartışmalar oluyor, silah kadar zarar veren bir dil bu”

DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. ’Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil’ falan. Arkadaşlar, gündemimizde ne böyle bir şey var, ne bunu tartıştık, ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştiren ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini, katkılarını, eleştirilerini, uyarılarını dinlemeye de hazırız; hem parti hem de heyet olarak” dedi.

DEM Parti milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ile Pervin Buldan ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Türk, Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Semra Güzel’i ziyaret etti.

“Sağlıkları ve moralleri iyi”

Ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Figen Başkanımızla görüştük. Öncelikle sağlıkları ve moralleri iyiydi. Sürece dahil yarın kendi hesabından bir açıklama yapacak ama size iletmemizi istedi ki; ’Sürecin tam olarak yanı başında bize ne düşerse, seve seve yerine getirmeye hazır şekilde bekliyoruz’ dedi. Onun da sizlere selamı var, üzerimizde kalmasın” dedi.

“Bütün şehitler ve gaziler ülkemizin onurudur”

Yaklaşık 10 yıl zaman kaybedildiğini ifade eden Önder, “5 sene önce bu cezaevinden tahliye olmuştum yine burada konuşmuştum. 10 yıl bu ülke ağır bir zaman kaybetti. Yerine konulması imkansız olan iki şey, yitip giden canlar ve zamandır. Bu çatışmalı süreçte hayatını kaybeden, sağlığını kaybeden bütün şehitler ve gaziler, ülkemizin onurudur. Hepimizin onlara ağır bir sorumluluğu ve borcu vardır. Onlara vereceğimiz en büyük armağan, bu çatışmalı süreci sonlandırmak ve bunu barışla taçlandırmak olacaktır. Hayatta olan herkese destek, hayatını kaybedenin geride bıraktığı yakınlarına bir yoldaş olmak hepimizin boynumuzun borcudur. Biz bu ciddiyette ve bu samimiyetteyiz. En çok da biziz çünkü bu konuda yüreği yanan, bu konuda birinci dereceden sıkıntı çeken ve bedel ödeyenler de bizleriz. Hepsinin acısını yüreğimizde hissediyoruz ve rahmetle anıyoruz” diye konuştu.

“Böyle bir şey yok”

Sırrı Süreyya Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barışa gelince… Şehitlerimize ve gazilerimize borcumuzun altını böylece çizdikten sonra barış, çocuklarımızın gözüne bakarak kurmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Çünkü bu ülkenin çocukları hiçbir dahillerinin olmadığı çatışmalı bir miras hak etmiyorlar. Onlara hem sorumluluğumuzun hem vicdanımızın hem de insan olmamızın gereği onlara barış içinde bir ülkeyi hazırlamak ve onlara bunu bırakmalıyız. Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. ’Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil’ falan. Arkadaşlar, gündemimizde ne böyle bir şey var, ne bunu tartıştık, ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştiren ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle dediğimiz gibi görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini, katkılarını, eleştirilerini, uyarılarını dinlemeye de hazırız; hem parti hem de heyet olarak. Tek ricamız, bu toksik dilin bir kenara bırakılması.”

“Herkesten olumlu katkı bekliyoruz”

Açık ve şeffaf bir süreç yürüttüklerine dikkat çeken Önder, “Bunun iki anahtarı var. Ciddiyet ve samimiyet. Herkesten de bunu asgari anlamda beklemek hakkımız. Bu mesele ne Ahmet Bey’in derdi, ne Pervin Hanım’ın derdi, ne benim derdim. Bu mesele bütün ülkemizin derdi, başta da çocuklar olmak üzere. Herkesten olumlu katkı bekliyoruz. Biz dilimizi değiştirmeyeceğiz. Bu şekil saldırgan dil kullananlara karşı bile gelebileceğimiz maksimum nokta bu. Samimiyetini halk takdir edecek. Yaklaşık 1 haftadır yollardayız. Yollarda görüyoruz. Boynumuza sarılan, barışı isteyen, elimizi çabuk tutmamızı isteyen, zaman zaman uyaran bu konuda halkın vicdanı her zaman olduğu gibi doğruyu işaret ediyor ama güvercin kasaplarına, iki gözden dört ölüm bakanlara cevaz vermemek lazım. Bu da hepimizin sorumluluğu” ifadelerini kullandı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version