Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bakan Yardımcısı Bulut: “Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/bakan-yardimcisi-bulut-bu-binanin-zarar-gormesinde-zemin-onemli-bir-etken-olmus-0-Q8Unpc9M.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bir binanın yıkılması ile 4 kişinin öldüğü ve 21 binanın boşaltıldığı bölgede incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, “Binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş. Yıkılan binada ölüm vakaları olduğundan dolayı adli süreç devam ediyor. Bu adli süreçle beraber idari süreçte başlatılmış durumda” dedi.

Bulut, ayrıca tedbiren boşaltılan 21 bina için karot alma işleminin başladığını, binaların riskli çıkması halinde bölgenin “dönüşüme gireceğini” ve vatandaşlara taşınma ile kira yardımı yapılacağını belirtti.

Mevlana Mahallesi’nde 29 Ekim’de 7 katlı bina yıkılmış, binada kiracı olarak yaşayan Emine (37) ve Levent Bilir (44) ile çocukları 12 yaşındaki Muhammet Emir ve 14 yaşındaki Hayrunnisa Nur Bilir hayatını kaybetmiş, 18 yaşındaki Dilara Bilir ise enkazdan sağ kurtarılmıştı. Facianın ardından bölgedeki zemin ve yapı güvenliği araştırmaları sürerken, 3 gün sonra Gaziler Mahallesi İbrahim Ağa Caddesi’ndeki 5 katlı binanın kolonlarında çatlama meydana gelmişti. Olayın ardından tedbir amacıyla toplam 21 bina, 28 iş yeri ve 79 bağımsız birim güvenlik önlemleri kapsamında boşaltılmıştı.

“Dilara’nın yaralarını hem psikolojik olarak hem fiziki yaralarını toplum olarak sararız”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, beraberinde Vali İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile bölgede inceleme yaptı. İnceleme sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Yardımcısı Bulut, “Öncelikle hepimizin başı sağ olsun, geçmiş olsun. 4 vatandaşımızı kaybettik. Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Bir evladımız yaralı olarak çıkartılmıştı, sağlık durumu iyi. İnşallah onun da yaralarını hem psikolojik olarak hem fiziki yaralarını toplum olarak sararız. Tabii 29 Ekim sabah itibarıyla burada bir bina çöktü. İlk andan itibaren hemen yerel unsurlarımız, valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz ve Gebze Belediyemiz hemen olay mahalline intikal etti. Dolayısıyla ilk andan itibaren devlet olarak buradaydık. Hemen akabinde Bakanlığımızın personelleri, AFAD ve diğer kamu kurumlarımızdaki personellerimizle gerek arama kurtarma ve gerekse daha sonraki faaliyetler için sahadaydık” dedi.

“Binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz”

Yıkılan binaya ilişkin ise Bulut, şu bilgileri verdi:

“Bu yapının hasarına baktığımız zaman zaten zemininde göçme meydana geldi. Dolayısıyla binanın kendi zeminine bağlı olarak bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Bina yapı denetimi almış bir bina. Dolayısıyla bu binanın zarar görmesinde zemin önemli bir etken olmuş. Bu yıkılan binada ölüm vakaları olduğundan dolayı adli süreç devam ediyor. Bu adli süreçle beraber idari süreçte başlatılmış durumda. Dolayısıyla bu süreç kendi mecrasında devam ediyor. Adli olsun, idari olsun bu süreçte gerek yapının statiği ile ilgili, gerek zemini ile ilgili çok daha ayrıntılı rapor mahkemeler suretiyle alınmış ve neticelendirilmiş olacak.”

“300 metrelik yarı çapta ayrıntılı tespitlere başladık”

Bakan Yardımcısı Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Binanın kendiliğinden çökmüş olması, temelinde toprak kayması gibi bir husus meydana gelince bölge ile ilgili ayrıntılı inceleme durumu söz konusu oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum da hemen buraya intikal etmişti. Dolayısıyla vatandaşımızın hem o tedirginliğini hem de can güvenliğini sağlamak bakımından biz alanı daha da büyüterek, diğer yapılarda muhtemel risk var mı yok mu diye bu maksatla 300 metrelik yarı çapta ayrıntılı tespitlere başladık. Binaların fiziksel durumu ile ilgili tespitler yapılırken, bir taraftan da zeminle ilgili çalışmalar AFAD koordinasyonunda TÜBİTAK’tan ve diğer üniversitelerden birçok değerli hocalarımızın katılımıyla başladı.”

“Bir an önce evlerine dönmeleri yönünde biz de gayret ediyoruz”

Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak bölgede bin 200’e yakın binayı incelediklerini belirtti. Bulut, bu binalardan sadece yıkılan binanın bitişiğindekinde ağır hasar tespit edildiğini, diğerlerinde fiziksel bir hasar bulunmadığını aktardı. Gözlemsel hasar olmamasına rağmen bazı binaların eski olması ve donatılarında korozyon bulunması gibi durumlarla karşılaştıklarını ifade eden Bulut, “21 bina tedbiren boşaltılmıştı. Bu boşaltılan binalardaki vatandaşlarımız Büyükşehir Belediyesinin ve Gebze Belediyesinin sağlamış olduğu imkanlarla ikamet ediliyorlar. Bu arkadaşlarımızın tabii bir an önce evlerine dönmeleri yönünde biz de gayret ediyoruz ama tabii her ne kadar zeminden kaynaklı bir hasar meydana gelmemiş olsa bile bu aşamada binaları ayrıntılı olarak incelemeden, vatandaşın binalarına dönmesine müsaade etmek istemeyiz” ifadelerini kullandı.

“Bu binalar eğer riskli çıkacak olursa bunların dönüşüme tutulması gerekiyor”

Dün Bakan Murat Kurum başkanlığında toplantı yapıldığını bildiren Bulut, binaların sağlamlığını belirlemek ve risk tespiti amacıyla bugünden itibaren karot alma işlemlerine başlandığını duyurdu. 21 binadaki karot çalışmalarının bir haftada bitirilmesinin planlandığını belirten Bulut, şunları kaydetti:

“Bu binalar eğer riskli çıkacak olursa bunların dönüşüme tutulması gerekiyor. Riskli çıkmaması durumunda, yani oturulabilir çıkması durumunda vatandaşlarımıza izin vereceğiz. Riskli çıkma durumlarında, bu alanı da içerisine alan, yeni bir dönüşüm işini yapalım diyoruz. Zaten Gebze’de Belediye Başkanımız da biliyor, daha önce bir dönüşüm projemiz de vardı. Vatandaşlarımızı burada mağdur edemeyiz. Dolayısıyla bu süreç içerisinde gerek taşınma, gerek kira yardımlarında bulunacağız. Tüm dediğim bu işlemler tek tek binaların ayrıntılı olarak bina risk analizleri yapıldıktan sonra devam edecek bir süreç. Bakanlık olarak zaten bugüne kadar gerek İstanbul’da, gerek İzmir’de, gerek Türkiye’nin birçok yerinde kentsel dönüşüm konusunda çok ilerleme sağladık. Bugünkü risklerle karşılaşmayalım diye Cumhurbaşkanımız da 2012 yılında bedeli ne olursa olsun 6306 Sayılı Kanunu çıkartarak destek olmak suretiyle bu dönüşümlerin önünü açtı. Ki bu süreçte de birçok bina yenilendi. Eğer burada da riskli bina çıkacak olursa bu dönüşüm sürecini hızlı bir şekilde yürütüp tamamlayıp, vatandaşlarımıza teslim etmiş olacağız.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli Valisi Aktaş: “Yarın yol haritamızı açıklayacağız”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/kocaeli-valisi-aktas-yarin-yol-haritamizi-aciklayacagiz-0-fDMMDItd.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim’de 7 katlı binanın yıkılmasıyla 4 kişilik Bilir ailesinin yaşamını yitirdiği facianın ardından bölgede uzman ekipler, “sismik yansıma” ve “elektriksel direnç tomografisi” yöntemleriyle yerin metrelerce altını görüntüleyip risk haritası çıkarıyor. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, çalışmalarda sona gelindiğini belirterek, “Yarın yapacağımız çalışmaları belirleyecek noktaya gelmiş olacağız” dedi.

Mevlana Mahallesi’nde 29 Ekim’de 7 katlı bina yıkılmış, binada kiracı olarak yaşayan Emine (37) ve Levent Bilir (44) ile çocukları 12 yaşındaki Muhammet Emir ve 14 yaşındaki Hayrunnisa Nur Bilir hayatını kaybetmiş, 18 yaşındaki Dilara Bilir ise enkazdan sağ kurtarılmıştı. Facianın ardından bölgedeki zemin ve yapı güvenliği araştırmaları sürerken, 3 gün sonra Gaziler Mahallesi İbrahim Ağa Caddesi’ndeki 5 katlı binanın kolonlarında çatlama meydana gelmişti. Olayın ardından tedbir amacıyla toplamda 21 bina, 28 iş yeri ve 79 bağımsız birim güvenlik önlemleri kapsamında boşaltılmıştı.

Yerin metrelerce altı görüntüleniyor

Uzman ekipler, yıkılan binanın bulunduğu bölgede “sismik yansıma” yöntemiyle yerin metrelerce altını inceliyor. Özel bir ağırlık düşürme sistemiyle oluşturulan sismik dalgalar ölçülerek zemindeki tabaka farklılıkları, su birikintileri ve zayıf zemin bölgeleri belirleniyor. Bununla birlikte “Elektriksel Direnç Tomografisi (EDT)” sistemiyle yere belirli aralıklarla kablolar serilerek elektrik akımı veriliyor. Bu yöntem sayesinde zeminin yapısı, tabaka farklılıkları ve muhtemel boşluklar santim santim görüntüleniyor. Elde edilen verilerle bölgenin zemin haritası çıkarılacak. Sadece zemin değil, çevredeki binalar da ileri teknoloji cihazlarla takip ediliyor. Binalara yerleştirilen georadar tarama cihazları sayesinde muhtemel hareketlenmeler ve yapısal sapmalar gözleniyor. 135 derece açıyla çalışan sistem, tüm binaları tarayarak en küçük hareketliliği dahi tespit edip raporluyor. Sahada 27 kamu kurum ve kuruluşundan toplam 427 personel ve 120 araç çalışma yapıyor. Ayrıca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü haritaları inceliyor. Böylece birçok parametre ve teknik veri bir araya getirilip, sağlıklı bir rapor hazırlanacak. Binalara yerleştirilen sensörler aracılığıyla milimetrik veriler toplanarak, riskler raporlanıyor.

“Çalışmalar ilk dakikalardan itibaren 24 saat esasına göre devam etmekte”

Olayın ardından 24 saat esasına göre ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, “29 Ekim günü meydana gelen göçük olayında şu anda olduğu gibi alanda tüm ekiplerimiz çalışmalarına devam ediyorlar. Bir yandan adli süreç devam ediyor. Bilirkişi heyeti başsavcılarımızın koordinesinde çalışıyor. Diğer taraftan da AFAD ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün koordinesinde çalışmalar ilk günden itibaren, ilk dakikalardan itibaren 24 saat esasına göre devam etmekte. Hem İçişleri Bakanlığımız hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın takibiyle devam eden çalışmalara üniversiteler ve TÜBİTAK destek verdiler. Bir adeta bilim kurulu oluşturmuş şekilde hocalarımız, teknik elemanlarımızla beraber, Yapı İşleri Genel Müdürü ve Risk Azaltma ve Deprem Genel Müdürümüzle beraber hem olayın oluş şekliyle ilgili bir kanaate varmaya çalışıyorlar hem de daha sonrasında özellikle tahliye ettiğimiz vatandaşlarımızın ve onların evlerinin durumu ile ilgili bir harita belirlemek üzere çalışıyorlar” dedi.

“Yarın yapacağımız çalışmaları belirleyecek noktaya gelmiş olacağız”

Çalışmalarda sona gelindiğini ifade eden Vali Aktaş, “Bugün itibarıyla sona gelmiş bulunuyoruz. Enkaz kısmında da son kısım da kaldırılıyor. Adli inceleme ile paralel giderek tamamen kalktıktan sonra, bir de son bir inceleme yapıldıktan sonra çok büyük bir ihtimalle yarın yapacağımız çalışmaları belirleyecek noktaya gelmiş olacağız. Bunu hem kamuoyuyla hem de tahliye ettiğimiz vatandaşlarımızla, onların evleri ve iş yerleriyle ilgili bundan sonraki süreçte varacağımız kararı, kendileriyle beraber alacağımız kararı paylaşarak, yapacağımız çalışmalara bir yol çizeceğiz” diye konuştu.

“Atılacak adımlar titizlikle değerlendiriliyor”

Vali Aktaş, “Tüm imkanlarla her türlü son teknoloji cihazlarla ve alanında en yetkin bilim adamlarıyla hem olayın sebebi hem de sonraki atılacak adımlar titizlikle değerlendiriliyor. Vatandaşlarımızın can güvenliğini korumaya yönelik alınan tedbirler tekrar tekrar gözden geçiriliyor. Yarın dediğim gibi umarım bu noktada bir yol haritasını açıklayacağız” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Gebze’de 7 katlı binanın çökmesinin ardından zeminin tomografisi santim santim çekiliyor

Gebze’de 7 katlı binanın çökmesinin ardından bölgede zemin araştırmaları gece saatlerinde sürüyor. AFAD ve üniversite ekipleri, yer altını görüntüleyen jeofizik cihazlarla hem çökme nedenini hem de çevredeki binaların güvenliğini belirlemeye çalışıyor.

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim’de çöken 7 katlı binanın ardından bölgede zemin araştırmaları başlatıldı. AFAD koordinesinde üniversitelerden gelen uzman ekipler, çökme nedenini belirlemek ve çevredeki binaların güvenliğini değerlendirmek için jeofizik ölçüm çalışmaları yürütüyor.

Zeminin tomografisi çekiliyor

Bilimsel yer altı görüntüleme tekniği ile yürütülen çalışmalarda, yere belirli aralıklarla kablolar serildi. Elektriksel Direnç Tomografisi (EDT) sistemiyle zemine elektrik akımı verilerek yer altındaki tabaka farklılıkları, su birikintileri ve zayıf zemin bölgeleri santim santim görüntülenerek bölgenin haritası çıkartılacak. Yapılan çalışmalarla, binanın çökmesine zemin kaynaklı bir sorun mu yoksa yapısal kusur mu neden olduğu ortaya çıkacak.

Öte yandan, tedbir amaçlı boşaltılan binaların altındaki zemin yapısı da aynı riskleri taşıyıp taşımadığı yönünden inceleniyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

2 milyar TL maliyetli projede fore kazıklar çakılıyor

Başiskele-İzmit arasındaki trafiği önemli ölçüde rahatlatmayı planlayan 2 milyar TL maliyetli projede, 20 bin 489 metrelik fore kazık imalatı başladı. Zemin iyileştirmesi adına yapılan imalat, yüzde 44 seviyesine ulaştı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin şehir içi trafiğini rahatlatacak olan Başiskele Kavşağı Koridor Projesi hızla ilerliyor. Geçtiğimiz Haziran ayının sonunda başlayan projede, 16 kilometrelik ulaşım koridoru yapılacak. D-130 Karayolu’ndaki trafiğe nefes aldıracak olan proje kapsamında 9 köprü, 7 menfez ve yayaların güvenliği için 2 adet yaya üst geçit yer alıyor. Koridor boyunca yaklaşık 300 bin metreküplük kazı ve dolgu çalışması yapılacak. Projede yaklaşık 100 bin metreküp geofoam teknolojisi de kullanılacak.

30 bin metreküp beton dökülecek

Projenin yol yapımı aşamasında 167 bin ton PMT (plent miks temel) ve asfalt serimi yapılacak. Bunun yanı sıra 30 bin metreküp beton dökümü ve 5 bin 500 ton nervürlü demir kullanılacak. Trafik güvenliği ve altyapı bütünlüğü açısından proje kapsamında 13 bin metre yağmursuyu hattı ve 11 bin 500 metre oto korkuluk imalatı da gerçekleştirilecek. Böylece sürüş güvenliği ve bölgenin altyapı dayanıklılığı önemli ölçüde artırılacak.

8 bin 500 metrelik kazıklar çakılıyor

D-130 Karayolu Başiskele Koridor Projesi 1. etap yapım işi hızlı ve sorunsuz sürüyor. Projede şu anda İzmit istikametinden Başiskele Belediyesi’ne doğru dönüş köprüsünün imalatı yapılıyor. Zemin sınıfı düşük olan alanda yükü taşımak ve zemini sağlamlaştırmak amacıyla kazık hesapları da yapılıyor. Bunun için çeşitli boylarda ve imalatlarda her temelde farklı olmak kaydıyla toplamda 8500 metre derinlikte kazıklar yapılıyor.

Köprünün ayaklarından sonra kirişler yapılacak

Zemini iyileştirmek adına devam eden çalışmalarda kazık makinesi belirtilen metreye iniyor, içindeki hafriyatı çıkarıyor, yerine yapılan demirler indiriliyor ve son olarak açılan kısım betonlanıyor. Böylelikle zemin iyileştirilmiş olunuyor. Köprünün D-130 Karayolu’nun güney tarafındaki ilk ayağının yapımının sürdüğü projede kazıklama işlemi de başladı. Köprünün ayağının yapımı tamamlanınca kiriş imalatına başlanacak. Ardından kavşak hizmete açılacak.

Proje kapsamında toplamda 20 bin 489 metre fore kazık imalatı yapılacak. Şu ana kadar 9 bin 41 metrelik fore kazık imalatı tamamlandı. 11 bölgeye (bin 2 adet) fore kazık imalatının yapılacağı projede çalışmalar hız kesmeden ilerliyor. 6 bölgenin fore kazık imalatı tamamlanırken 5 fore kazık bölgesi de en kısa zamanda tamamlanacak.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Uzmanlardan deprem uyarısı: “Marmara’da 7’den büyük bir deprem her an olabilir”

Türkiye’nin tamamının deprem tehlikesi altında olduğunu belirten uzmanlar, “Büyük depremler yine olacak, hazırlıklı olmak zorundayız. Türkiye’de depremden etkilenmeyecek hiçbir yerleşim alanı yok” uyarısında bulundu.

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde deprem söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye katılan Prof. Dr. Şükrü Ersoy ve Doç. Dr. Özkan Cindoruk, 1999 Kocaeli Depremi’nden bu yana geçen sürede atılan adımları, eksiklikleri ve gelecekte yaşanabilecek riskleri değerlendirdi. Uzmanlar, “Türkiye’de depremden etkilenmeyecek hiçbir yerleşim alanı yok. Büyük depremler yine olacak, hazırlıklı olmak zorundayız” uyarısında bulunarak, afet kültürünün geliştirilmesi, zemin-yapı uyumunun sağlanması ve kentlerin dirençli hale getirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Her küçük depremde bile ne yapacağımızı tartışıyoruz”

Toplumun afet kültüründen yoksun olduğunu belirten Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Her depremden sonra yapılması gerekenleri sık sık konuşuyoruz. Nedeni şu, Türk insanında dayanışma kültürü var ama henüz afet kültürü yok. Afet kültürü olmadığı için her küçük depremde bile ne yapacağımızı tartışıyoruz. Gelecek nesle ne yapacaklarını öğretmeli, yapılarımızı da buna göre güçlendirmeliyiz. Türkiye güçlü bir ülke. Yasalar konusunda çok şey yapıldı. Ama 2023 depremleri, yapılanların yeterli olmadığını gösterdi. Daha dirençli şehirler kurmamız şart” ifadelerine yerdi.

“Bir binanın sağlamlığından emin olmadan, çök-kapan-tutun hareketi yapmanın anlamı yok”

Batı Anadolu’da depremler olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Ersoy, “1970’ten beri Batı Anadolu’da deprem olmuyor. En son Gediz depremi vardı. Balıkesir depremi beklenebilecek bir depremdi. Büyük yıkım olmadı ama metruk binalar yıkıldı ama Sındırgı depremi tek olmayacak bundan sonra da Batı Anadolu’da depremler olabilir. Bir binanın sağlamlığından emin olmadan çök-kapan-tutun hareketi yapmanın anlamı yok. Yönetmeliğe uygun ve kaliteli malzeme kullanılırsa köy evleri bile yıkılmaz” diye konuştu.

“Türkiye’de depremden etkilenmeyecek hiçbir yerleşim alanı yok”

Türkiye’nin her bölgesinin depreme karşı riskli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Türkiye’de depremden etkilenmeyecek hiçbir yerleşim alanı yok. Dolayısıyla gelecekte yine büyük depremler meydana gelecek. Birinin çıkıp büyük bir deprem olmayacak demesini beklemek hayal. Yeni depremlere hazırlanmamız gerekiyor. Bu korkulacak bir durum değil. Afet kültürünü geliştirdiğimiz zaman, yapılarımızı güçlü yaptığımız zaman herhangi bir zarar olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

“Ne söylediysem hepsi çıktı, biz kahin miyiz?”

Deprem uyarılarının hepsinin gerçekleştiğini ifade eden Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Ne söylediysem hepsi çıktı, biz kahin miyiz? Hayır. Oranın kaç yüzyıldır deprem oluşturmadığı bilinen bir gerçekti. 2023 depremlerine ‘yüzyılın depremi’ diyorlar, yanlış. Son bin yılın en önemli yıkımı, dünyanın hiçbir yerinde 11 ili yıkan bir afete müdahale etmek çok kolay değil. Bu bakımdan Türkiye’yi küçümsemeyelim; eksikler yok mu? Binlerce eksik var ama kendi gücümüzü de yok saymayalım. Normal şartlarda Hatay’da, Maraş’ta deprem olsaydı çevre illerden insanlar gelecekti ama oralar da yıkıldı. Ben bu işlerle hâlâ uğraştığımıza inanamıyorum. Biz güçlü bir ülkeyiz, insanlarımız da öyle; biz bu işin üstesinden geliriz. Niye gelemiyoruz, bunu anlamış değilim. Sel yatağına ev yapıyoruz, heyelanın altına ev yapıyoruz, deprem bölgesine ev yapıyoruz; bunların yerleri belli ama bir türlü buna ilişkin yaşam biçimini geliştiremiyoruz. Felaketin, senaryonun en kötüsü konuşulur. Marmara’da 7’den büyük bir deprem her an olabilir. Üstelik biz Marmara Denizi’nin içinden geçen Kuzey Anadolu fayının kuzey kolunu konuşuyoruz, güneyi kimse konuşmuyor. Güney’de de 7’ye varan depremler olabilir” ifadelerini kullandı.

Doğu Marmara’yı işaret etti: “Zemin açısından büyük hasarlar oluşturacak nitelikteki bir bölge”

Doğu Marmara’da muhtemel bir depremde zeminden kaynaklı büyük hasarlar oluşabileceğini ifade eden Doç. Dr. Özkan Cindoruk, “1999 depreminden sonra Kocaeli’nde önlemler almaya çalıştık ama yeterli önlemler alınmadı. En azından şunu öğrenmiş olduk; Kocaeli bölgesi depremde zemin açısından büyük hasarlar oluşturacak nitelikteki bir bölge. Jeolojik ortam olarak tanımladığımız, zeminlerin özellikleri olarak tanımladığımız ve fayın aktivitesinin en büyük yansımasının olduğu bölge olarak değerlendirdiğimiz alan olduğu için burada bunlarla karşı karşıya kalacağımızı en azından öğrendik” dedi.

“Zemin-yapı ilişkisi yeterince dikkate alınmadı”

Türkiye’nin yapı üretimi noktasında yeterli düzeyde olmadığını söyleyen Cindoruk, “Yeterli adımlar atıldı mı? Aslında planlamaya dönük bazı şeyler yaptık ama özellikle zemin-yapı ilişkisine dönük değerlendirmeleri yaptık ama yeterli değil. Kentsel dönüşüm olarak tanımlanan ya da binaların, yapıların yenilenmesi, planlamanın tekrar ele alınması, ona göre yapı ve yerleşim planlaması ve yapı üretimi kavramını bir noktaya getirdik ama yeterli düzeye ulaşamadık. Ama bu bir dezavantaj değil. Bunlardan aslında bir yol çizip daha iyi şeyler, daha planlı, daha dirençli kentler yapabiliriz. Tabii zemin ve yapı durumunu değiştirmedi. Aslında zemini değiştirme imkanı yok. Zeminin özellikleri belli; zeminle ilgili parametreleri ortaya koyabiliyoruz ama o zemine uygun yapıyı üretme konusunda biraz daha ileri adım attık. Zemine uygun yapı, zemine etütlerinin ciddiyetinin anlaşılması ve buna bağlı olarak yapı boyutlarının belirlenmesiyle ilgili adımlarımız oldu. Yeterli mi? Maalesef yeterli değil. Bu eksiklikleri tekrar değerlendirmemiz, ele almamız gerekiyor” dedi.

“Yer yer tsunami benzeri hareketlerin olma olasılığı yüksek”

Marmara Denizi’nde deniz içindeki fayların aktivitesine bağlı olarak kıyı bölgelerinde su baskını benzeri, yer yer tsunami benzeri hareketlerin olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Özkan Cindoruk, “Okyanusta olan depremler gibi şiddetli bir tsunamiden bahsetmek mümkün değil ama özellikle deniz içerisindeki fayların aktivitesine bağlı olarak kıyı bölgelerinde bir su baskını benzeri, yer yer tsunami benzeri hareketlerin olma olasılığı yüksek, onu söyleyebilirim. Marmara Denizi’nde olan bir depremde bu etkileri görebiliriz. Bunlarla ilgili önlemler ve değerlendirmeleri almamız gerekiyor. Tarihsel depremlerde benzer kayıtlar olmuştur. Bununla ilgili değerlendirmeler var. Bu konuyla ilgili Kocaeli Üniversitesi’nde çalışan birçok öğretim üyesi arkadaşımız var, onları ele almak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Uzmanından sanayi tesisleri için önemli uyarı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/uzmanindan-sanayi-tesisleri-icin-onemli-uyari-0-YgNvVZRD.mp4
Kocaeli’nin aktif deprem hattı üzerinde bulunması nedeniyle uyarılarda bulunan Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, sanayi tesislerinin inşasında zemin etütlerinin titizlikle yapılması gerektiğini ifade etti. Coruk, bu tesislerinin yanlış konumlandırılması ve bilinçsiz kazılar nedeniyle ciddi risklerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Kocaeli, jeopolitik konumu sebebiyle sanayi tesislerinin yoğun olarak bulunduğu kritik kentlerden biri. Özellikle İzmit Ovası gibi aktif deprem bölgelerinde, sanayi tesislerinin inşasında zemin- yapı etkileşimi büyük önem taşıyor. Yanlış kazılar ve zemin etüdü yapılmadan gerçekleştirilen projeler, ciddi riskler de barındırabiliyor.

Kocaeli Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Coruk, sanayi tesislerinin yanlış konumlandırılması ve bilinçsiz kazılar nedeniyle ciddi risklerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu.

“Sanayi tesisleri kontrollü şekilde inşa edilmeli”

Plansız sanayileşmenin hem çevreye hem de zemin etüdüne zarar verdiğini belirten Doç. Dr. Özkan Coruk, “Kocaeli bölgesi, sanayi tesisleri açısından yoğun bir bölgedir. Bu yoğunluk, yapılaşma ve yerleşimi dolaylı olarak etkileyen bir faktördür. Sanayi tesisleri kontrollü şekilde inşa edilmeli ve işletilmesi sağlanmalı, ayrıca yeni sanayi tesislerinin devreye girişi kontrol altına alınmalıdır. Bu yoğunluğu durdurmak için stratejik konumu önemli olan sanayi tesisleri dışında yeni tesislerin yapımına izin verilmemeli ya da çevreye ve zemine uyumlu şekilde kontrollü inşa edilmelidir” dedi.

“İzmit Ovası, depremin en şiddetli hissedileceği bölgelerden biridir”

Kocaeli’nin aktif bir deprem hattı üzerinde bulunduğunu hatırlatan Coruk, “Kocaeli bölgesi, özellikle İzmit Ovası, aktif bir deprem hattı üzerindedir ve depremin en şiddetli hissedileceği bölgelerden biridir. Bu nedenle, deprem zonunun etkileri mutlaka göz önünde bulundurularak sanayi tesisleri inşa edilmelidir” diye konuştu.

“Sanayi tesislerinin olumsuz etkileri doğrudan depreme neden olmaz”

Sanayi tesislerinin depremi doğrudan tetiklemediği bilgisini de veren Doç. Dr. Coruk, “Sanayi tesislerinin olumsuz etkileri doğrudan depreme neden olmaz ancak zemin veya kaya ortamı doğru tanımlanmadığında ve kontrolsüz kazılar yapıldığında, toprak kayması, heyelan gibi olumsuz durumlarla karşılaşılabilir. Bu durum, binalarda veya tesislerde deformasyonlara, eğilmelere ve çeşitli yapı kusurlarına yol açar” şeklinde konuştu.

“Normal şartlarda stabil görünen yapılar deprem sırasında ciddi hasar alabilir”

Doç. Dr. Özkan Coruk, zemin etüdünün önemine dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle İzmit Ovası’nda, İzmit kent merkezinde, eski demiryolu ve D-100 hattında, 1999 Gölcük Depremi öncesinde ve sonrasında bu tür yapılarla karşılaşılmıştır ve mutlaka önlem alınması gerekmektedir. Bu tür zeminlerde, deprem sırasında zeminin nasıl davranacağını doğru analiz etmek çok önemlidir. Eğer bu hususlar dikkate alınmazsa, normal şartlarda stabil görünen yapılar, deprem sırasında zeminin ek yükler ve titreşimler nedeniyle farklı davranışlar sergilemesi sonucu ciddi hasar alabilir. Burada en önemli konu, zemini doğru tanımlamak, yapıyı zeminin özelliklerine göre projelendirmek ve inşa etmektir. Ayrıca, inşa sürecinde projede belirlenen tüm gerekliliklerin en ince ayrıntısına kadar uygulanması büyük önem taşımaktadır”

“Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden biri koordinasyonun sağlanamaması”

Sanayi tesislerinin ve binaların inşa aşamasında denetimlerin eksiksiz yapılması gerektiğini de vurgulayan Özkan Coruk, “Ülkemizdeki en büyük eksikliklerden biri bu koordinasyonun sağlanamamasıdır. Ne yazık ki uygulamada da gözden kaçan birçok nokta bulunmaktadır ve bazı önemli unsurlar sıklıkla göz ardı edilmektedir. 1999 Gölcük Depremi’nde ve 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nde bu ihmallerin sonuçları açıkça görülmüştür” şeklinde konuştu.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version