https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/agizdaki-sessiz-dusman-kalpten-beyne-kadar-yayiliyor-0-vAdFwK84.mp4 Ağızda çoğalan mikroorganizmaların kanser, kalp krizi, eklem romatizması ve Alzheimer gibi ciddi hastalıkları tetiklediği yönünde kanıtlar elde edildiği açıklandı. Diş Hekimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülhan Ünal, ihmal edilen ağız temizliğini “mutfağın çöpünü atmamak” benzetmesiyle açıklayarak, “Mikrop kana karışacak, ayağınızın ucundan beyninizin ucuna kadar kirli kan dolaşacak” uyarısında bulundu.
Türkiye’de Diş Hekimliği Fakültesi’nin kurulduğu tarih olan 22 Kasım’ın Diş Hekimleri Günü, 17-23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanması kapsamında Kocaeli’de kapsamlı program düzenlendi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Kocaeli Valiliği ve çeşitli kamu kurumlarının iş birliğiyle yürütülen 4 günlük programda; din görevlilerinden öğretmenlere, emniyet personelinden sanayi temsilcilerine kadar toplumun farklı kesimlerine eğitimler veriliyor.
Etkinliklerde ağız sağlığının sadece estetik ya da çiğneme fonksiyonundan ibaret olmadığı; kalp krizi, romatizma, Alzheimer, erken doğum ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanarak doğru ağız hijyeni alışkanlıklarının önemi hatırlatılıyor.
Ünal: “Din görevlilerimize, ayrıca ilkokul öğretmenlerimize eğitimler vereceğiz”
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Doç. Dr. Gülhan Ünal, programın detaylarına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. 4 günlük bir etkinlik programı olduğunu aktaran Ünal, “İlk günümüzde basın toplantımızla etkinliğin öneminden bahsedeceğiz. Aynı gün huzurevi ve yetiştirme yurdu ziyaretleri ile sahil temizliği gibi sosyal sorumluluk projelerini gerçekleştireceğiz. İkinci günde eğitimlerimiz başlayacak. Din görevlilerimize, ayrıca ilkokul öğretmenlerimize eğitimler vereceğiz. Temizlik, dinimizin temelinde olan bir kavram ancak hedefimiz bilimsel ve güncel bilgiyi din görevlilerimize aktararak toplumun en uzak köşesine kadar doğru bilginin yayılmasını sağlamak. İlkokul öğretmenlerimiz ise çocuklara küçük yaşlarda doğru sağlık alışkanlıklarını kazandıran en temel kurumun temsilcileri. Bu nedenle öğretmenlere sadece bilgi değil, güncel ve bilimsel içeriği yeni öğretim yöntemleriyle sunmayı amaçladık” dedi.
“Projeye emniyet mensupları da dahil edildi”
Emniyet mensuplarının eğitiminin de proje kapsamında yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Gülhan Ünal, “Çünkü toplumda rol modeli olabilecek kişilere ihtiyaç var ve polis, güven ve düzenin simgesi olarak güçlü bir rol modeldir. Bu nedenle onların da eğitime dahil edilmesi, toplumda doğru davranış örneklerinin artmasını sağlayacaktır. Etkinliğin son gününde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bir panel düzenleyeceğiz. Panelimizin adı ’Ağız ve Diş Sağlığı: Kafamda Delil Sorular’ olacak. Bu ismi, bir hekim olarak hastalarımdan sıkça duyduğum sorulardan yola çıkarak belirledik” diye konuştu.
“Sosyal medyada ciddi bir bilgi kirliliği var”
Günümüzde sosyal medyada ciddi bir bilgi kirliliği olduğunun altını çizen Ünal, şöyle konuştu:
“İnsanlar hangi macunu kullanacağını ya da nasıl fırçalayacağını bile çok karmaşık hale getiriyor. Bu panelde amacımız bu kirliliği temizleyerek sade, doğru ve bilimsel bilgiyi halka ulaştırmak. Akademisyenlerimiz, herkesin kolaylıkla anlayabileceği cümlelerle katılımcıların merak ettikleri tüm soruları yanıtlayacak. Çünkü davranış değişikliğinde yüzde 80 çevrenin etkisi vardır. Bilgiyi almak kolaydır, onu davranışa dönüştürmek ise en zor kısımdır. Kalıcı bir değişim için kişinin çevresinin de bu dönüşüme uygun hale gelmesi gerekir. Bizim etkinliğimiz de geniş bir kitleye ulaşarak toplumda bu çevresel değişimin ilk adımını atmayı hedefliyor. Tüm halkımızı, kafalarındaki tüm delil sorulara yanıt bulmak üzere panelimize bekliyoruz. 22 Kasım Cumartesi, saat 14.00-16.00’da Sekabahçe Etkinlik Salonu’nda buluşalım.”
“Ağızda çoğalan mikroorganizmalar kansere neden oluyor”
Son yapılan bilimsel çalışmalara atıfta bulunan Doç. Dr. Gülhan Ünal, ağızda çoğalan mikroorganizmaların sistemik hastalıklara etkilerini anlattı. Ünal, ağız sağlığı problemlerinin kalp krizini, kalp damar tıkanıklıklarını, eklem romatizmasını ve Alzheimer’ı tetiklediğine; gebelerde erken doğum riskini artırdığına dair kanıt değerinde sonuçlar elde edildiğini aktardı.
Ünal, ayrıca bu mikroorganizmaların, ağız kanserleri başta olmak üzere yemek borusu, pankreas, bağırsak, meme ve akciğer kanseriyle de yakından ilişkide olduğuna dair bulgular olduğunu ifade etti.
“Ayağınızın ucundan, beyninizin ucuna kadar kirli kan dolaşacak”
Ağız temizliğinin önemini vurgulayan Ünal, konuyu çarpıcı bir benzetmeyle şöyle açıkladı:
“Yaz günü sıcağında mutfağın çöpünü akşamdan çıkartıyorsanız ağzınızın çöpünü de çıkartmanız gerekiyor. Nasıl mutfağın çöpünü atmadığınız takdirde sabah sinek oluyorsa, ağzınızın çöpünü atmadığınız takdirde de ağzınızdaki bu mikrop çoğalacak. Çoğalan mikrop diş etinin kenarına durmayacak, diş etine girecek, diş etinde durmayacak, çenek emeğini de eritecek, çene kemiğinde de durmayacak, kanınıza karışacak. Kirli kan kalbe gelecek, kalbi kirletecek. Kalp kanı pompalayacak, ayağınızın ucundan beyninizin ucuna kadar kirli kan dolaşacak. Biz güncel doğru bilgiye ulaştırmamız ve gerçekten neden fırçalamamız gerektiği bilgisini oluşturmamız gerekiyor. Bizim hayalimiz, çocuklarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerin; koruyucu sağlık bilinciyle büyüyen bir toplum hayal ediyoruz. Yapılan çalışmalarda ağız diş sağlığı problemlerinin iş gücü kayıplarının yüzde 20’sini oluşturduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu oranları düşürmek adına bu etkinliği planladık.”
Türköz: “Türkiye’de diş hekimliği eğitimi Avrupa’nın tepesindedir”
Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gültekin Mehmet Emin Türköz, Türkiye’deki diş hekimliği eğitiminin kalitesine vurgu yaparak, “Ülkemizdeki eğitim, donanım ve altyapı gerçekten Avrupa seviyesinde. Türkiye’de diş hekimliği eğitimi Avrupa’nın tepesindedir” dedi.
Elmas: “Avrupa’dan eksiğimiz yok”
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise üniversitedeki diş hekimliği eğitiminin, donanım, altyapı, bakımından Avrupa seviyesinde olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
“Avrupa seviyesindeyiz, eksiğimiz yok. Gelecek dediğimiz şey yapay zeka ve robotlar. O yüzden biz de eğitim öğretimimizi, süreçlerimizi bu çağa göre yapmak zorundayız. Bu konuda da adımlar atıyoruz hem üniversitemizde hem de diş hekimliği fakültesinde. İddialı bir diş hekimliği fakültesi olma yolunda devam ediyoruz.”
Avşarbey: “Bizler iğnesiz, morfinsiz, kerpetenle diş çekilen bir zamandan geldik”
Programa katılan Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey ise sağlık sektörünün gelişimine dair görüşlerini aktardı. Avşarbey, Türkiye’nin sağlık alanındaki ilerlemesine atıfta bulunarak, “Bizler iğnesiz, morfinsiz, kerpetenle diş çekilen bir zamandan geldik. Bir yandan da tesadüfen yaşıyoruz ama sizler inşallah bu hizmeti, burada aldığınız eğitimleri ülkenin en ücra köşesine kadar ulaştıracaksınız. Sağlık konusunda Türkiye’nin dünyada hatırı sayılır yerde olduğu bir gerçek” şeklinde konuştu.
Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.
Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında şirket, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen “I-REC sertifikalı” elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla şirket, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak.
Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: “Şirket olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer oluşturmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz.”
Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının yüzde 99’unu geri dönüştüren şirket, kargo poşetlerinde en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı.
Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten şirket, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı.
Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi.
Şirket, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor.
GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor.
I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası) nedir?
RECs International tarafından geliştirilen I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası), tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini doğrulayan uluslararası bir sertifikasyon sistemidir. Şirketlere enerji kullanımındaki çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlama imkanı sunan bu kapsamlı sistemde yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için bir sertifika oluşturularak, tüketilen enerjinin çevresel etkileri izlenebilir ve raporlanabilir hale getirilir. Bu sayede kurumlar, yenilenebilir enerji tüketimini uluslararası standartlara uygun biçimde belgeleyerek karbon ayak izlerini azaltma hedeflerine katkı sağlar.
Trendyol’da pozitif etki odaklı yaklaşım
Yapılan açıklamaya göre şirket, sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine doğa, toplum ve tüm paydaşları için pozitif etki oluşturma hedefini yerleştiriyor. Bu anlayış, şirketin yalnızca ticaret ekosistemine değil, sosyal hayatın farklı alanlarına da değer katmasını sağlıyor.
Kırsalda dijital uçurumu azaltmayı hedefleyen Yarının Köyleri, sivil toplum kuruluşlarını destekleyen Sepette İyilik, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan Trendyol Sanat, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sunan Türkiye’nin Müzeleri ve yerel üreticiyi destekleyen Yöresinden Ürünler gibi girişimler, şirketin toplumsal faydayı geniş bir perspektiften ele aldığının somut örneklerini oluşturuyor.
Tüm bu programların tasarımında paydaş geri bildirimleri, yerel ihtiyaçlar ve beklentiler belirleyici rol oynarken; Trendyol sosyal etki çalışmalarını bu doğrultuda sürekli geliştiriyor. Bu yıl hayata geçirilen Dijital Usta programı ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırma yolunda atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Şirket, pozitif etki yaklaşımını uluslararası pazarlara da taşıyarak kalıcı etkiyi çoğaltmayı hedefliyor. Böylece sürdürülebilirliği operasyonel bir başlığın ötesine geçirip faaliyet gösterdiği her coğrafyada uzun vadeli, fayda odaklı bir miras oluşturmayı amaçlıyor.
Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, Başiskele Halk Eğitim Merkezi’nin kadın eğitmenleriyle bir araya gelerek kadınların üretime ve sosyal hayata katılımının önemine dikkat çekti. Özlü, “Güçlü kadın; güçlü aile, güçlü şehir ve güçlü Türkiye demektir” dedi.
Başiskele Belediyesi Antik Köfte ve Restoran’da gerçekleştirilen buluşmada, kadınların eğitimde, üretimde ve sosyal hayatta üstlendiği roller konuşuldu. Kadın istihdamının güçlenmesinin Türkiye’nin ekonomik gelişimi için hayati rol taşıdığını belirten Başkan Özlü, Halk Eğitim Merkezi’nin bu noktada önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
“Güçlü kadın; güçlü aile, güçlü şehir ve güçlü Türkiye demektir”
Özlü, şunları kaydetti:
“Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’müz koordinesinde Başiskele Meslek Edindirme ve Hobi Kursları (BAŞ-MEK) çatısı altında Başiskele Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle ilçemizin dört bir tarafında verilen her kurs, ilçedeki kadınlarımızın meslek edinmesine, aile ekonomisine katkı sağlamasına, sosyalleşmesine ve daha fazla özgüven kazanmasına vesile oluyor. Güçlü kadın; güçlü aile, güçlü şehir ve güçlü Türkiye demektir. Bu kapsamda bizler de Başiskele’de kadınlarımızın daha fazla üretmesini, ilçemizi daha da güzelleştirmesini istiyoruz. Sizlerin de büyük emekleri ile kadınlarımıza değer katacak hizmetler ve eserler üretiyoruz.”
Başkan Özlü, kadın eğitmenlerin de büyük emekleri ile kadınlara yönelik hizmetler ürettiklerini sözlerine ekledi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen “Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Programı”, Avrupa Sosyal Hizmetler Ödülleri’nde (ESSA) finale kalarak uluslararası arenada önemli bir başarı elde etti.
“Ageing and Long-Term Care Excellence” (Yaş Alma ve Uzun Süreli Bakımda Üstün Başarı) kategorisinde 196 proje arasında yer alan program , Avrupa genelinde yapılan değerlendirmede iyi uygulama örnekleri arasında seçildi. Program, İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen ödül töreninde Türkiye’yi uluslararası platformda temsil eden yerel yönetimler arasında bulundu.
2022’den bu yana 15 bin kadına ulaştı
“Aktif Yaşlanma için Sürdürülebilir Bir Model: Anne Şehir Yaklaşımı” başlığıyla yarışmaya katılan program, 2022 yılından bu yana 6 ilçe ve 14 merkezde uygulanıyor. Fiziksel aktivite seansları, beslenme danışmanlığı, psikolojik destek ve kültürel atölyelerle bugüne kadar 15 bin kadına ulaştığı bildirilen programın, 55 yaş üstü bireylerin sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmelerini desteklediği bildirildi. Programın, aynı zamanda sosyal izolasyonu azaltma, toplumsal birlik ve dayanışmayı güçlendirme gibi hedeflerinin olduğu belirtildi.
Esenler Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü, Türk futbolunda başlatılan bahis soruşturması kapsamında verilen cezaların liglerin geri kalanında takımları olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Bahis skandalından dolayı açılan dava ve arkasından gelen cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecektir. Bundan kısmen biz de etkilenebiliriz. Bu çok belirleyici olacaktır” dedi.
Trendyol 1. Lig ekiplerinden Esenler Erokspor’da Teknik Direktör Osman Özköylü, takımın ligdeki gidişatı, hedefleri, Türk futbolunda başlatılan bahis soruşturmasının ve verilen cezaların takımları nasıl etkileyeceği, Berat Luş’un gelişimi, Türkiye’deki genç teknik direktörler ve A Milli Futbol Takımı hakkında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
İlk olarak takımın bu sezon sergilediği performansa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özköylü, “Şu an olduğumuz durum bizim adımıza olumlu şekilde ilerliyor. Baktığımız zaman geçen seneden kalan oyuncu sayımız çok az. Takımımız çok değişim gösterdi. Birçok yeni oyuncu geldi. Çoğu da kamp döneminin sonunda lige yakın zamanda geldiği için beraber çok fazla hazırlık maçı oynama durumumuz olmadı. Hatta bazıları hiç hazırlık maçı oynamadan lig oynamak zorunda kaldık. Çok kısa antrenmanlarla lig maçlarına çıkmak zorunda kaldık. Özellikle 2 haftada bunun bize sonuçsal olarak olumlu geri dönüşü olmadı. Ama sonrasında Serik maçıyla başlayan süreçte gerçekten geldiğimiz dönem bizim adımıza çok olumlu ilerliyor. Sonuçsal ve oyunsal anlamda her geçen gün üzerine koyan bir takım var. Biz de tabii takımımızı bu süreçte çok daha iyi tanımaya başladık. Çünkü kafamızdaki plan, sezon başında oluşturduğumuz kadro yapısı, oynamak istediğimiz oyun biraz farklı yöne evrilmek zorunda kaldı. Biz Erokspor’a geçen sezonun son 2 ayında geldik. Kulübün genel yapısı, buradaki hedeflerinin gerçekten bizim adımıza çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Onların bize olan güveni, bizim de kulübe olan inancımız, başkanımızın hedefleri, yönetim kurulumuzun bu sezon biraz daha farklı bir hedef olması yönündeki çabaları bizim için sevindirici. Biz de yıllarca çalıştığımız takımlarda hedefe oynayan bir teknik adam olduk, şampiyonluklar kazandık, şampiyonluklar kovaladık. Bu sezon burada da böyle bir yapılanma var. Tabii ki öncelikli hedefimiz güçlü ekipler içerisinde kendimize önemli yer edinebilmek, üst sıralarda kalıcı olabilmek. Ligin sonunda tabii ki ilk 2’den çıkmayı istiyoruz, bunun için mücadele edeceğiz” diye konuştu.
“Bahis skandalından dolayı açılan dava ve cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecek”
Futbolculara bahis oynadıkları gerekçesiyle verilen cezaların ligdeki dengeleri değiştireceğini belirten ve ligin geri kalanında bu durumun belirleyici olacağını söyleyen Osman Özköylü, “Mevcut durumumuzu sürdürebilmek çok önemli. Özellikle son yaşanan bahis skandalından dolayı açılan dava ve arkasından gelen cezalar birçok takımı olumsuz etkileyecektir. Bundan kısmen biz de etkilenebiliriz. Bu çok belirleyici olacaktır. Bundan önceki süreçle, sonraki süreci birbirinden ayırmak gerek bence. Çünkü takımların önemli oyuncuları olmayacak, cezalı oyuncular olacak. Belki oturan kadrolar, oynayan kadrolar değişecek. Bu süreçte bizim de 3 kalecimiz cezalı görünüyor. Onların olmayışı bizi nasıl etkileyecek? Altyapıdan 19 yaşında genç bir kalecimizi alacağız ve 45 günlük cezaların olduğu süreçte bu kardeşimizle oynamak zorunda olacağız. Bu bize nasıl yansıyacak görmek lazım. Bu çok ekstra bir durum. Sadece biz değil, farklı takımlar da çok ciddi zararlar görebilir. Bakıyorsunuz Çorum FK da çok ciddi zarar gören takımlardan bir tanesi. Bazı takımlar hiç zarar görmedi. O yüzden ne olacağını biraz bundan sonraki süreç gösterecek” ifadelerini kullandı.
“Bütün takım, arkadaşlarımızın ceza almasından dolayı üzüldü”
Bahis oynadıkları gerekçesiyle Esenler Erokspor’da da ceza alan oyuncular sonrası takımın genelinin ne şekilde etkilendiği yönünde gelen soruyu yanıtlayan 54 yaşındaki teknik adam, “Bütün takım, arkadaşlarımızın ceza almasından dolayı üzüldü. Tabii ki hepimiz profesyoneliz. Şartların nasıl olduğuna bakarak ilerlemek zorundayız. Mevcut şartlar bunu gerektiriyorsa, buna göre bir tedbir alacağız. Her arkadaşımızın bu süreçte fedakarlığını, sorumluluğunu biraz daha artırması gerekecek. O anlamda eksik olan arkadaşlarımızın eksikliğini kapatabilmek adına sahada herkes daha fazla enerji koymaya çalışacak. Bu şekilde bu süreci atlatacağız nasip olursa” şeklinde konuştu.
“1. Lig, Süper Lig’e göre rekabetin daha fazla olduğu bir lig”
Trendyol Süper Lig ile Trendyol 1. Lig arasındaki rekabet seviyesinin farklı olduğuna değinen Osman Özköylü, “Buradaki yarış çok daha güçlü, çok daha fazla takımın işin içinde olduğu bir yarış. Şu anda baktığınız zaman ligin ilk 10 sırasındaki takımın yarışı var. Özellikle ilk 7’nin play-off’a girme şansının olmasından sonrası takımlar artık ligin sonuna kadar iddiasını sürdürebiliyor. Bu da ligin seyrini, kalitesini, mücadelesini çok daha artırıyor ve daha farklı kılıyor. Süper Lig’e baktığınız zaman özellikle son dönemlerde sadece Fenerbahçe ve Galatasaray’ın atbaşı olup yarışı sürdürdüğü, diğer takımların maalesef çok geride kaldığı bir süreç oluyor. Bu sene Trabzonspor işin içine girmeye çalışıyor, üst sıralarda kalmaya çalışıyor ama ne kadar sürdürebileceğini de zaman gösterecek. O yüzden 1. Lig daha farklı bir lig. Rekabetin daha fazla olduğu bir lig veya daha fazla eşit takımın mücadele ettiği, her hafta sürpriz sonuçların yaşanabileceği, her takımın her takımı yenebileceği bir lig olduğu için hem mücadele, seyir ve heyecan tarafı daha fazla diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
“Berat Luş, Kerem Aktürkoğlu’na benziyor”
Galatasaray’dan kiralık olarak kadroya katılan genç futbolcu Berat Luş’un gelişimine dair değerlendirmelerde de bulunan tecrübeli antrenör, şunları söyledi:
“Genç oyuncuların oynatılması, rekabetçi ortama girmesi çok önemli. Berat Luş da Galatasaray’da kupa maçları, bazı lig maçlarında 3-5 dakikalar gibi kısa süreler almış bir oyuncu. Henüz o rekabetin içine hem fiziksel hem de taktiksel olarak yüzde 100 girmeye hazır mı? Bunları iyi görmek lazım. Biz tabii Berat’ı oynattık çünkü yeteneklerine güvendik ve saha içinde yapabileceklerini gördük. O da bizi yanıltmadı, gerçekten çok iyi geri dönüşler verdi. Bazen sürelerini azalttık. Çünkü milli takımdan 2 maç oynayarak gelmiş bir oyuncuyu toparlamak zor olabiliyor. İki gün mecbur toparlamak, dinlendirmek zorundayız. Taktik antrenmanlara yeteri kadar alamıyoruz, alamadığımız bir oyuncuyu maça çıkarmak biraz sıkıntılı oluyor. Ama bizimle beraber olduğu süre içerisinde onu mümkün olduğunca kullanmaya çalıştık. İlk başlarda daha fazla verim aldık. Sonradan biraz o sertlik, mücadele içerisindeki verdiği tepki biraz azaldı. Bunu toparlamamız gerekiyordu. Onun da bu mücadeleye daha fazla hazır olması gerekiyor. Hem fiziksel hem taktiksel hem de oyun içerisinde doğru şekilde performansını artırması gerekiyor. Çünkü bizim ligde darbeli, temaslı oyun çok fazla. Süper Lig’de belki bu fazla yok, topu daha rahat alıp kullanabiliyorsun. Ama bizim ligde temaslı oyun çok daha fazla olduğu için, Berat da fiziksel olarak zayıf ve güçsüz olduğu için rakipler bunu ona karşı daha farklı kullanabiliyor. Bazı durumlarda dezavantaj yaşayabiliyor. Buna göre onu kullanabileceğimiz süreleri, kullanabileceğimiz maçları ayarlamaya çalışıyoruz. Berat yetenek olarak topla ilişkileri çok iyi bir oyuncu. Çabuk hareketlenebiliyor, çabuk hızlanabiliyor. Savunma arkasına iyi koşular yapabiliyor. Doğru zamanda doğru koşuları yapıp doğru yerde topla buluştuğu zaman etki oluşturabilen bir oyuncu. Özellikle ters kanattan içeriye çok iyi noktalara girebiliyor. Attığı gollerde de bu özelliğini kullandı. Aklı ve oyun zekası fazla bir oyuncu ama fiziksel olarak kendisini çok yukarılara çıkarması gerekiyor. Kerem Aktürkoğlu’na benziyor.”
“Tedesco çok önemli ve fark oluşturabilecek bir teknik direktör”
Süper Lig’deki genç teknik direktörleri takip ettiğini söyleyen Özköylü, “Hepsini takip ediyorum, hepsi de kendi kariyerleri açısından çok önemli noktadalar. Gelişimleri için çalıştıkları takımlarda ortaya koydukları performans, oluşturdukları oyun kalitesi, aldıkları sonuç, takımlarını getirdikleri nokta gelecek kariyerlerindeki yerlerini belirleyecek. Arda Turan’ın Eyüpspor’da ortaya koyduğu performans, takımını Süper Lig’e çıkarıp ilk 5-6 içine sokması çok önemli. Shakhtar Donetsk gibi büyük hedefler düşünen, çok ekol bir takıma gitti. Bunun da onun için kariyerinin çok önemli bir basamağı olduğunu düşünüyorum. Selçuk İnan, Gaziantep FK’dan sonra Kocaelispor’da çıkışını sürdürüyor. Burak Yılmaz özellikle Gaziantep FK’da ortaya koyduğu performansla farkını oluşturmaya başlıyor. Volkan Demirel belki istediği sonuçları daha önce çok alamasa da yeni takımıyla beraber belki o farkı o da ortaya çıkaracak. Çünkü bu zaman gerektiriyor. Her çalıştığınız kulüpte, her çalıştığınız oyuncuyla elde ettiğiniz tecrübeler sizin gelecek kariyerinizde çok daha farklı deneyimler elde etmenize yol açacaktır. Tedesco, çok önemli bir teknik adam. Gittiği antrenörlük kurslarında elde ettiği dereceler, başarılar, orada aldığı eğitim ve bunu yansıtabileceği çok önemli takımlarda başarılar yakalayabilmiş ki o yaşta ve tecrübesiz dönemdeki Belçika Milli Takımı’nda çalıştı. Rusya Ligi ve Almanya Ligi’nde de görev aldı. Bunlar da onun fark oluşturabilecek bir teknik adam olduğunu gösteriyor” sözlerini dile getirdi.
“Montella’yı kesinlikle çok başarılı buluyorum”
A Milli Futbol Takımı’nı ve Teknik Direktör Vincenzo Montella’yı başarılı bulduğunu ifade eden Osman Özköylü, “Kesinlikle çok başarılı buluyorum. Yakaladığı jenerasyonla beraber çok iyi bir uyum sağladı. Teknik adam – futbolcu uyumu çok önemlidir. Ortaya koydukları bir oyun felsefesi var. Bu felsefeye her oyuncu çok yüksek seviyede katkı yapmaya çalışıyor. En son İspanya karşısında ortaya konulan taktiksel başarı çok önemli. Hatta 6 gollü İspanya mağlubiyetinden sonra keşke 5’li savunmayla oynasaydık diye düşünmüştüm. İspanya gibi bir takıma karşı biraz daha savunma güvenliğini artırmak gerekir diye konuşmuştuk, dün milli takım bunu yaptı. Çok da başarılı oldu ve iyi bir sonuç oldu. Bu da taktiksel anlamda hocanın ve oyuncu grubunun ortaya koyduğu başarı. Ben inşallah play-off’larda bu kaliteli kadronun çok güzel işler yapacağını ve Dünya Kupası’na katılacak ekiplerden bir tanesi olacağını düşünüyor ve inanıyorum. Öyle olması için de dua ediyorum” dedi.
“Üstten gelen hakemlerin bu ligdeki maçları önemseyerek ve çok dikkatli yönetmesi gerekiyor”
Ligde oynadıkları Erzurumspor FK maçının ardından hakem Atilla Karaoğlan’a basın toplantısında tepki göstermesinin hatırlatılması üzerine deneyimli teknik direktör, “Bu işin en büyük paydalarından biri hakemler. Saha içinde verdikleri kararlar ve kararların noktaları, yerleri, hepsi inanılmaz önemli. Yan hakemler, VAR’daki hakemler de dahil futbolun gidişatını, geleceğini, takımların hedeflerini yüzde yüz etkiliyorlar. Ben maç öncesi Atilla Karaoğlan’ın maçımıza verilmesini çok olumlu bulmuştum. Çünkü önemli bir maçtı. Namağlup bir Erzurumspor FK ve o haftaya kadar liderlik koltuğunda bir Esenler Erokspor vardı. Yani böyle bir maça TFF ve MHK o kadar önem vermiş ki FIFA kokartlı bir hakemi maça vermiş. Bunu gördüğün zaman o güveni hissediyorsun. Ama üstten gelen hakemlerin bu ligdeki maçları önemseyerek ve çok dikkatli yönetmesi gerekiyor. Bu maçı önemsememe gibi, rahat bir tavırla o maça çıkma, ‘Bu kararı verdim, nasıl olsa kimse sorgulamaz’ deme gibi bir lüksü olamaz. Çünkü bizim kaderimizi etkiliyor. Biz de yatırımlar yapıyoruz, emek veriyoruz, çalışıyoruz. Bir hedef kovalıyoruz. Bir hakem kararı, bir yanlış karar bizim ligdeki hedeflerimizi, geleceğimizi o kadar etkiliyor ki hakemlerin çok dikkatli olmasını istiyorum. O yüzden böyle serzenişim oldu. Atilla Karaoğlan’a verdiği kararları yakıştıramadım. Oturup da kendisinin bu maçı deneyimlemesi, izlemesi lazım. Verdiği kararın nasıl bir etki oluşturabileceğini çok iyi düşünmesi lazım. Bu yüzden kızgınlığım vardı ama yapacak bir şey yok. Önümüze bakacağız” diye konuştu.
“(Bahis cezalarıyla ilgili) Zamanlama bence çok doğru değildi”
Türkiye Futbol Federasyonu’nun bahis olaylarıyla ilgili yaptığı operasyona yönelik değerlendirmede bulunan Özköylü, “Çok derin bir konu, bu konuda konuşulacak çok şey var. Mutlaka her takım çok etkilenecek. Hadi bizim liglerde 3-5 oyuncu olabilir ama alt liglerde 10-15 oyuncunun ceza aldığı takımlar var. Oradaki hoca arkadaşlarımızla konuştuğumuzda 13 kişiyle kaldığını söyleyenler var. 13-14 kişiyle 3 günde bir maçı nasıl oynayacak bu takımlar? Bu zamanlama bence çok doğru değildi. Birçok takımın hedeflerine, bulunduğu noktaya çok büyük zarar verecek. Dengeler çok değişecek. Gerek hakemler, gerek futbolcular üzerinde yaşanan bu travma büyük bir güvensizliğe sebep olacak. Bu futbolcuların hepsi şimdi fişlendi. Takımlarıyla ilişiği kesilenler var. Takımlarından ayrılıp başka bir yere giderken bunları alacak takımlar hangi gözle bakacak? ‘Acaba devam edecek mi bunu oynamaya, benim takımımda da yapar mı, neyle karşılaşırım?’ gibi birçok zararı olacak. Bazı kulüplerde yöneticiler, başkanlar diyor ki; ‘Ben yatırım yaptım. Bunu bilseydim bu oyuncuları almazdım. Bunu sezon başı açıklasaydınız, bu isimler sezon başı çıksaydı. Buna göre transferimizi yapsaydık. Bu durumdan etkilenmeseydik. Bu takıma milyonlarca para harcadım, bu para boşa gitti.’ Bu tür durumlar da var. Herhalde bu kadar olacağını hesaplayamadılar. Herkes açısından sıkıntılı bir süreç. Sonunda inşallah hepimiz için en güzeli olsun” ifadelerini kullandı.
“O dönemde oynanan bahsin cezasını niye bu dönem oynadığı takım çeksin?”
Son olarak bahis olaylarıyla alakalı verilen cezalara ilişkin düşüncelerini de aktaran Teknik Direktör Osman Özköylü, “Bizim de oyuncularımızdan 3 sene önce oynayan var, 2020 senesinde oynayan var. 17 TL’lik bir kupon oynanmış. Bu çocuğun diğerleriyle eş değer ceza alması çok düşündürücü. Veya 4 sene önce başka takımdayken oynadığı bahisten dolayı aldığı ceza bugün ortaya çıkıyor, buradaki takımı etkiliyor. Örneğin Eren Elmalı Silivrispor’da oynamış ama bu durumdan Galatasaray zarar görüyor. Aynı şekilde bizim oyuncularımız da başka takımdayken oynamış, gençken oynamış, amatör takımdayken oynamış veya altyapıdayken oynamış ama cezasını biz çekiyoruz. O dönemde oynadığı bahsin cezasını niye bu dönem oynadığı takım çeksin? Bu da bizim için gerçekten olumsuz bir durum. Özellikle bu süreçte konuştuğumuz durumlardan dolayı yaşanacak süreç nasıl ilerleyecek, sonrasında neler olacak, bunları bilmiyoruz. Hangi takımı ne kadar etkileyecek, dengeler nasıl değişecek, bunları zamanla görmek lazım. İnşallah bu süreçten zararsız çıkmaya çalışacağız. Bunun için planımızı yapacağız, buna göre bir yol izleyeceğiz. İnşallah federasyonumuzun da bu konuda daha doğru adımlar atma fırsatı olur veya farklı bir plan geliştirir ve ona göre bu süreci doğru şekilde yönetme fırsatı olur. İnşallah herkes için en güzeli, en hayırlısı olsun diyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Olay, Küçükçekmece Marmaray durağında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, erkek bir şahıs henüz bilinmeyen bir nedenle tren geldiği sırada raylara atladı. İhbar üzerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Ekipler güvenlik önlemi alarak raylarda inceleme yaptı. Olay nedeniyle Gebze yönüne bir süre seferler aksadı. Ekiplerin yaptıkları incelemenin ardından şahsın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırılırken, seferler normale döndü.
Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere 4 Ağustos günü saat 15.10’da ‘Graywolf’ adlı teknesiyle denize açılan iş adamı Halit Yukay (43), kaybolduktan günler sonra Balıkesir’in Erdek ilçesinin 7 mil açığında, 68 metre derinlikte cansız halde bulunmuştu.
Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianamede yer alan bilirkişi raporunda, Yukay’ın kullandığı sürat teknesinin, ‘Arel-7’ isimli kuru yük gemisine tam seyir hızıyla, baş tarafından ve doğrudan çarptığı belirtildi. Raporda, açık denizde böyle bir kazaya denizcilik literatüründe “neredeyse hiç rastlanmadığı” vurgulandı.
Arama çalışmalarının 19’uncu gününde, denizin dibinde ilk tespit, Yukay’ın sol kolundaki mavi kordonlu saat üzerinden yapıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı TCG Işın ve ardından TCG Alemdar gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar tarafından 3 Eylül’de çıkarılan cenaze, Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi ve 6 Eylül’de İstanbul’da toprağa verildi.
Soruşturma kapsamında, Halit Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel-7’ adlı kuru yük gemisinin radar kayıtları, rotası ve gövdesindeki izler incelendi. Sahil Güvenlik ekipleri, geminin baş kısmında belirgin sürtme izleri tespit etti. Çanakkale’de kazadan bir gün önce çekilen fotoğraflarda herhangi bir hasar görünmezken, 5 Ağustos’ta İzmit’te çekilen fotoğrafta geminin baş tarafında çarpma izleri dikkat çekti. Ayrıca kaptan Cemal Tokatlıoğlu (61) ile mürettebatın limana yanaştıkları anda baş tarafa inip gövdeyi kontrol ettiği güvenlik görüntüleri de dosyaya girdi.
Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nda yapılan incelemede, ‘Arel-7’nin çarpma bölgesinden alınan mikro boya örnekleriyle, Yukay’ın parçalanan teknesinden alınan boya katmanlarının renk ve fiziksel yapı açısından birebir uyumlu olduğu tespit edildi. Bu belirtiler, fiziksel temasın kesin olarak gerçekleştiğini gösterdi.
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, kazanın meydana geldiği 17.09’da ‘Arel-7’nin seyir güzergâhından çıkarak daire çizdiği, bu hareketin Halit Yukay’ın telefonunun sinyal verdiği son saniyelerle birebir örtüştüğü belirtildi. Bu sırada Halit Yukay’ın, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile telefonda konuştuğu ortaya çıktı. Tatlıtuğ ifadesinde, görüşmenin “her şey yolunda” şeklinde sürdüğünü, bir anda “sağanak benzeri bir ses” duyduktan sonra hattın kesildiğini anlattı.
Bilirkişi raporunda, ‘Graywolf’ adlı teknenin radar reflektörü bulunmadığı, gri borda renginin düşük görünürlük oluşturduğu, Halit Yukay’ın ise kaza anında alt kamarada telefonla görüşme yaptığı için gözcülük görevini yerine getirmediği kaydedildi. Çarpışmanın açık denizde, gündüz görüşünün açık olduğu bir bölgede meydana gelmesi nedeniyle olayın “istisnai” nitelikte olduğu ifade edildi.
Raporda, kazanın oluşumunda Halit Yukay’ın asli kusurlu, ‘Arel-7’ gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun ise tali kusurlu olduğu belirtildi. Tokatlıoğlu’nun köprü üstünde vardiya tutmasına rağmen gözcülük konusunda ihmali bulunduğu, küçük bir sürat teknesinin yüksek hızla doğrudan çarpmasını öngörmesinin ise teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.
İddianamede, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Gemi şirket yetkilisi Arda G. (45) ile mürettebat Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B. (60) hakkında ise “yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis talep edildi.
Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame kapsamında 10 sanığın yargılanmasına aralık ayında başlanacak.
Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ), Sakarya, Kocaeli, Bolu ve Düzce faaliyet bölgesindeki müşterilerini elektrik enerjisinin usulsüz ve kaçak kullanımı konusunda uyardı. Şirket, kaçak kullanım tespitinde cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi.
SEDAŞ tarafından yapılan açıklamada, yeni konut veya iş yeri kiralayan ya da satın alan kişilerin, kendi adlarına aboneliklerini yaptırmadan kesinlikle elektrik kullanmamaları gerektiği vurgulandı. Açıklamada, ilk kez kullanılacak ve abonelik işlemleri daha önce yapılmamış olan binalarda öncelikle dağıtım bağlantı anlaşmalarının yapılması gerektiği ifade edildi.
“Kaçak elektrik kullanımı olarak değerlendirilmektedir”
Açıklama şöyle devam etti:
“Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketilmesi, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketilmesi, sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi, dağıtım şirketi tarafından ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisinin mücbir sebep halleri dışında açılması kaçak elektrik kullanımı olarak değerlendirilmektedir.”
“Suç duyurusu yapılmaktadır”
Ayrıca, kaçak elektrik kullanımının tespiti halinde, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunun altı çizilen açıklamada, “Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda usulsüz elektrik enerjisi kullanımlarına ilişkin tespitlerde, tüketicinin yükümlülüklerini yerine getirmesi için 15 gün süre verildiğini belirten kesme ihbarı bırakılmaktadır. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüketicilerde ise tüketicilerin dahil olduğu tüketici grubundan ait olduğu yıla ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Kurul Kararı ile belirtilen kesme-bağlama bedelinin 5 katı ücret tahsil edilmektedir. Kaçak elektrik kullanımının tespit edilmesi halinde ise cumhuriyet savcılığına suç duyurusu yapılmaktadır” denildi.
“İlgili tarifenin 2,5 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılmaktadır”
Kaçak enerji tükettiği tespit edilen tüketicinin, hesaplanan tüketim bedelinin ilgili tarifenin 2 katı ile çarpılarak fatura edildiği de aktarılarak, “Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda da kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ilgili tarifenin 2,5 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılmaktadır. Bu hesaplamalarda tüketimine göre düşük kademe, yüksek kademe ve yüksek tüketimli son kaynaklara uygulanan bedellerde faturalamada dikkate alınmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Sakarya ile Kocaeli’nin içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’ndeki endişe veren kabarcıklar su altından ve havadan görüntülendi. Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise, “Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda” dedi.
Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’nün kot seviyesi 28.75 metreye düştü. Gölde çekilmenin izleri net bir şekilde belli olurken, dipten yüzeye gelen kabarcıklar ise endişe oluşturdu. Uzun yıllardır gölde dalış ve balıkçılık yapan Güngör Demirci ise ‘Su kaynıyor’ sözleriyle o anları kaydetti. Demirci’nin kendi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı ve kısa sürede viral olan görüntülerin ardından, gölde oluşan hareketlilik merak uyandırdı. Demirci ve ekibi, endişe uyandıran kabarcıklara doğru dalış gerçekleştirdi. Kabarcıklar hem havadan hem de su altından görüntülendi. Bölgede inceleme yapan Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise Kuzey Anadolu fay hattının Sapanca Gölü’nden geçerek Sakarya ve Kocaeli’ni içine aldığını kaydetti. Utkucu, bu fay hattının karakteristik depremi 1999 yılında ürettiğini ve yeniden büyük bir deprem üretmesi için yaklaşık 100 yılın geçmesi gerektiğini aktardı.
“Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz”
Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Burası bir fay hattı. Türkiye’nin en önemli, Kuzey Anadolu fay hattı buradan geçiyor ve burada bu gölün altında bir basamak yapıyor. Arifiye civarında fay kolu göle giriyor, bir kolu da kabarcıkların oradan İzmit’e doğru gidiyor. Dolayısıyla fay hattının üzerinde meydana gelen bir hadise bu. Fay hatları boyunca su çıkışları, gaz çıkışları gözlenen doğal süreçlerdir. Burada deprem habercisi mi diye hep sorular soruldu. Bu fay hattının karakteristik depremi yediden büyük bir deprem ve yediden büyük deprem 1999 yılında gerçekleşti. Bu gerçekleşen deprem 25 yıl önce gerçekleştiği için bu fay hattının yine bu karakteristik depremi üretmesi için yüz yılı aşan bir süre geçmesi lazım. Dolayısıyla bu açıdan büyük bir depremin habercisidir diyemeyiz. Fakat bu gözlemden bağımsız olarak söylüyorum yediden büyük bir depremi üreten fay hattı boyunca her zaman beşlik, dörtlük, üçlük depremler beklenmelidir. Su seviye değişimleri, su çıkışları, gaz çıkışları, radon gazı çıkışları. Bunlar depremlerinin habercisi sayılabilecek unsurlardan biridir fakat deprem bilimde tek bir belirtece bakılarak deprem tahmini yapılmaz. Çok sayıda belirticinin aynı anda bu şekilde herkesin dikkatini çekecek bir farklılık göstermesi lazım ve bunların da ölçülerek netleştirilmesi lazım. Dolayısıyla tek bir belirtece bakarak deprem olacak demek bilimsel açıdan yanlış bir yargı olacaktır. Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Bu fay hattına yakın yaşayan insanlar olarak ne yapmamız lazım? Beşlik, dörtlük depremleri her zaman için zaten hazır olmamız lazım. Bu göl bu fayın oluşturduğu çukurluk üzerinde oluşmuştur bu fay burada basamak yapıyor ve fay hatları boyunca su çıkışları olacaktır” dedi.
“Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler”
Utkucu, “Hepimiz şahidiz göl seviyesi oldukça düştü dolayısıyla su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda. Bu da fay üzerindeki fay boyunca dengeyi değiştirmiş olabilir. Gözenek sıvı basıncını değiştirmiş olabilir. Buna bağlı olarak bu gözenek sıvı basıncını değişimine bağlı olarak böyle anomalik olaylar gözlenebilir. Yani bir dengenin değiştiği kesin su kitlesinin bu su seviyesinin ne kadar alçaldığını görüyoruz. Van Gölü’nde böyle bir durum var su seviye değişimleri hatta ben araştırmıştım. Van Gölü ve yakın çevresinde işte neler var? Bir metre su seviyesi anomalik olarak değiştiği zaman yükseldi veya alçaldığı zaman orada faylar boyunca gölün altında veya hemen yakın civarında depremler oluyor. Dolayısıyla burada da böyle bir şey olabilir. Göl su seviyesi değişti, anomali bir değişiklik var. Normal bir vatandaşın bile dikkatini şey bir değişiklik var. Bunların hepsinin araştırılarak, ölçülerek veriye dayandırılarak söylenmesi lazım” diye konuştu.
https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/buyukakindan-sanayicilere-kocaelispor-icin-ayda-1000-dolar-verecek-1000-firma-yok-mu-0-avRTVEph.mp4 Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sanayicilere Kocaelispor’a destek konusunda çağrı yaptı. Büyükakın, “Kocaeli’de ayda bin dolar verebilecek bin firma yok mu? Var. Bu her ay 1 milyon, yılda 12 milyon dolar eder. Kimse ciddi bir yükün altına girmeden Kocaelispor’u çok rahatlıkla taşıyabilir hale geliriz ama kimse elini kıpırdatmazsa, sanayiciler bu bütçeyi vermekten imtina ederse Kocaelispor’u taşıma şansımız kalmaz” dedi.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, katıldığı “Sürdürülebilir Performans Ödülleri Töreni”nde sanayicilere hem gri su kullanımı hem de Kocaelispor’a destek konusunda çağrı yaptı.
Büyükakın, kulübün küçük bütçelerle liglerde var olmasının mümkün olduğunu belirterek, “Başkanlarımız bu şehirde çok güzel işler yapıyorlar. Ancak Kocaelispor’un desteklenmesi konusunda zayıf kalıyorlar. Çok küçük bütçelerle aslında Kocaelispor’un bu liglerde var olması ve adından söz ettirmesi mümkün. Şehir takımları, o şehirlerin ayakta kalması, ortak kültürün oluşturulması ve aidiyet duygusunun gelişmesi açısından çok kıymetli” dedi.
“Kocaeli’de ayda bin dolar verebilecek bin firma yok mu?”
Başkan Büyükakın, destek için şu öneride bulundu:
“Kocaeli’de ayda bin dolar verebilecek bin firma yok mu? Var. Bu her ay 1 milyon, yılda 12 milyon dolar eder. Kimse ciddi bir yükün altına girmeden Kocaelispor’u çok rahatlıkla taşıyabilir hale geliriz ama kimse elini kıpırdatmazsa, sanayiciler bu bütçeyi vermekten imtina ederse Kocaelispor’u taşıma şansımız kalmaz.”
Gri su kullanımı çağrısı
Ayrıca Büyükakın, çevresel sürdürülebilirlik konusunda da sanayicilerden gri su kullanmalarını istedi. Kocaeli’nin yıllık gri su geri kazanım miktarının 45 milyon metreküp olduğunu belirten Büyükakın, “Bu Kocaeli sanayiine yeten bir rakam. Sanayicilerin içme suyu konusunda sürdürülebilir olması için gri suyu kullanmalarını istiyoruz. Bizim üzerimize düşenler şehrin yönetimi, şehrin üretim gücü ile birlikte olduğumuzda işler daha kolay hale geliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin imkanlarını, sizin işlerinizi kolaylaştıracak şekilde seferber etmek için hazırız. Ama bunun içinde birlikte yol almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.