Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Başiskele’ye 63 bin metrekarelik yeni sosyal alan yapılıyor

Başiskele ilçesindeki Yeşilyurt Mahallesi Tınaztepe mevkisinde 63 bin metrekarelik alanda yeni bir sosyal yaşam alanı projesinin yapımına devam ediliyor.

Başiskele Belediyesi tarafından yürütülen “Tınaztepe Spor Vadisi Projesi” tamamlandığında içerisinde çeşitli sosyal donatılar yer alacak. Proje kapsamında alana tenis, basketbol ve futbol sahaları, engelli çocuklar için özel park, çocuk oyun grupları, yürüyüş yolları, mesire alanları ve otopark inşa edilecek.

Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, hafta sonu proje alanına giderek devam eden çalışmaları yerinde inceledi ve teknik ekipten projenin ilerleyişi hakkında bilgi aldı. Başkan Özlü, incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, “Şehrin kalbinde, doğayla iç içe, yaşamın her alanına dokunan 63 bin metrekarelik bir hayat alanı inşa ediyoruz. Spor sahalarıyla gençlerimizin enerjisine, oyun alanlarıyla evlatlarımızın gülüşlerine, engelsiz parklarımızla her bir canımıza, yürüyüş yollarımız ve mesire alanlarımızla ailelerimizin huzuruna nefes oluyoruz. Bizim belediyecilik anlayışımız; milletimizin hayatına dokunan, şehrimize değer katan ve geleceği inşa eden eserler ortaya koymaktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi; ’Şehirler, medeniyetimizin aynasıdır’ Biz de Başiskele’mizde, bu aynaya gururla bakılacak projeler kazandırmaya devam ediyoruz” ifadesini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kılavuz Gençlik’ten motivasyon kampı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, lise öğrencilerine yönelik 3 günlük “Tematik Yaz Kampı” gerçekleştirdi.

Kılavuz Gençlik Merkezleri tarafından düzenlenen kamp, Başiskele ilçesindeki Aytepe Diriliş Gençlik Kampı’nda yapıldı. Öğrencilerin yaz döneminden en verimli şekilde yararlanabilmeleri için gerçekleştirilen kampta gençler, doğa yürüyüşünden okçuluğa, açık hava sanatından kamp ateşi sohbetlerine kadar dopdolu bir programla 3 günü geride bıraktı. Akşamları ise kamp ateşi yakılarak sohbet programları düzenlendi.

Tüm ihtiyaçların Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandığı kampın sonunda gençler, Başkan Tahir Büyükakın’a teşekkür etti.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Uzmanından kadınlara uyarı: “Diz ağrısını hafife almayın”

Kocaeli’de kadınlara yönelik diz sağlığının korunması ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirme semineri yapıldı. Seminerde katılımcılara, “bu ağrıyı hafife almayın” uyarısında bulunuldu.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığına bağlı Anne Şehir Merkezi Akasya’da gerçekleştirilen etkinlikte, fizyoterapist Hatice Kübra Gür sunum yaptı. Gür, katılımcılara diz ekleminin yapısı, menisküs, bağ yaralanmaları, kireçlenme ve romatoid artrit gibi yaygın diz problemleri hakkında bilgi verdi.

Doğru teşhisin doğru tedavi planının temeli olduğunu vurgulayan Gür, şunları kaydetti:

“Diz ağrısının kaynağı doğru tespit edilmeden yapılan uygulamalar bazen sorunu büyütebilir. Bu yüzden bu ağrıyı hafife almayın. Diz sağlığı için uygun zeminlerde yürümenin, doğru egzersizlerin ve ayak basış problemlerinin düzeltilmesi önemlidir. Diz eklemini zorlayacak tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü sağlamak, doğru egzersizleri tercih etmek ve doğru ayakkabı seçmek diz sağlığını korumada en önemli adımlardır”

Sunumun ardından Gür, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

KO-MEK kursiyerleri 500 litre atık yağ topladı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) tarafından yürütülen kampanya kapsamında, 500 litre bitkisel atık yağ geri dönüşüme kazandırıldı.

Büyükşehir tarafından, “sıfır atık” hedefi doğrultusunda çevre bilincini artırmaya yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bu kapsamda, KO-MEK bünyesinde “Bitkisel Atık Yağ Toplama Kampanyası” düzenlendi. Kampanyayla, KO-MEK kurs merkezlerinde ve kursiyerlerin hanelerinde biriken atık yağlar toplandı.

Çalışmalar sonucunda biriktirilen 500 litre atık yağ, biyodizel üretiminde kullanılmak üzere lisanslı bir firmaya teslim edildi.

Kampanyaya destek veren kurs merkezlerine belediye ekiplerince çeşitli ödüller verildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Depremde onlarca canı kurtardı, ailesinden 5 kişiyi kaybetti: “Mahşer günü gibiydi”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/depremde-onlarca-cani-kurtardi-ailesinden-5-kisiyi-kaybetti-mahser-gunu-gibiydi-0-Y4iclXcI.mp4
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ağabeyi, yengesi ve üç yeğenini kaybeden ambulans şoförü Muharrem Uzuner, hem yaşadığı büyük acıyı hem de o gece enkaz altındaki yaralıları kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlattı. “Mahşer günü gibiydi” diyen Uzuner, binin üzerinde yaralı taşıdığını belirtti.

17 Ağustos 1999 tarihinde, saat 03.02’de meydana gelen ve 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı. Aradan geçen 26 yılın ardından, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ağabeyi, yengesi ve üç yeğenini kaybeden Muharrem Uzuner, yaşadığı acıyı ve o gece ambulans şoförü olarak verdiği mücadeleyi unutamıyor. Yaşadıklarını “Mahşer günü gibiydi” sözleriyle anlatan depremzede Uzuner, hem ailesinde yaşadığı büyük kaybı hem de enkaz altındaki insanlara yardım etmek için verdiği çabayı dile getirdi. O gece ambulans şoförü olarak görev yapan Uzuner, yaşanan yıkımı, çaresizliği ve acıyı bir ömür boyu hafızasından silemediğini söyledi.

“Acıların en büyüğünü yaşadım”

Deprem faciasında acıların en büyüğünü yaşadığını söyleyen Muharrem Uzuner, “17 Ağustos’un anlamı benim için çok büyük. Ağabeyimi ailece kaybettim, beş kişi. Ağabeyim, yengem, üç tane yeğenim. Sülalemden hastane kayıtlarına giren 276 kişi vardı. Bizden evlenip gidenler hariç. Yani Uzuner sülalesinden 276 kişi kayıtlıydı. Acıların en büyüğüydü benim için. Mevlam diyorum bir daha yaşatmasın böyle bir acıyı. O yüzden tüm ölmüşlerimizin ruhları şad olsun diyorum. Bunlar gerçek şehittir diye tahmin ediyorum. İnşallah Allah katında da aynı böyledir” dedi.

“Mahşer günü gibiydi”

Deprem gecesi ambulans şoförü olarak görevde olduğunu kaydeden Uzuner, “Ben zaten 112 acil yardımda çalışıyordum. Ambulans şoförüydüm. O gece yolda hasta götürürken yakalandım depreme. Hatırlamak bile istemiyorum, çok kötü bir olaydı. Mahşer günüydü. Kimse kimseyi göremedi, yardım edemedi. O zaman tek ambulanstım ben. Hiç taşımadıysam bin, bin beş yüz tane yaralı taşıdım. Ekibim hastanede kaldı çünkü doktor sayısı azdı. Gün ağarana kadar hiç durmadan canla başla mücadele ettik. İş makinesi yönünden, ekip yönünden tabii ki Hatay Depremi’nde daha güçlüydü Sağlık Bakanlığı. Ama o zamanlar yeni yeni faaliyetler başlamıştı. Ambulans sayısı azdı, hastanelerde personel eksikti. Şu an daha iyi ama yine de yetersiz geliyor” diye konuştu.

“Yüksek katlı binalardan uzak durulmalı”

Depreme karşı yüksek katlı binaların tercih edilmemesi gerektiğini vurgulayan Muharrem Uzuner, “Bence vatandaşların ilk önce aldıkları evleri iyi araştırmaları lazım. Geçmişini bilmeleri lazım. Deprem öncesi sonrası. Bazı müteahhitler maliyetten kaçıyor, bunu herkes biliyor. Sağlam bilinen kişilerden ev alınmalı. Yüksek katlı binalardan uzak durulmalı. Devletin de bu yüksek binalara izin vermemesi gerekir. Zemin sağlam olmadıktan sonra hiçbir şey dayanmıyor” şeklinde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ayrımcılığa karşı en eğlenceli protesto

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/ayrimciliga-karsi-en-eglenceli-protesto-0-mkyyd1Fq.mp4
Kocaeli’den yola çıkan özel gereksinimli çocuklar öğretmeni Zeynep Bulut, geçtiğimiz aylarda Ankara’da bir oyun alanına alınmayan down sendromlu Mert Affan ve onun gibi 100’e yakın özel çocuğu lunaparkta bir araya getirerek, özel çocukların “dışlanmasına” en güzel cevabı eğlenceyle verdi.

Geçtiğimiz nisan ayında, Etimesgut’ta bir AVM’deki oyun alanına görevlilerce alınmayan Mert Affan’ın öğretmeni tarafından çekilen görüntüleri, sosyal medyada büyük tepki toplamıştı. Olayın ardından ruhsatsız olduğu tespit edilen işletme mühürlenmişti.

Bu olayın ardından harekete geçen Sevgi Varsa Engel Yok Derneği Başkanı Zeynep Bulut, özel çocukların “dışlanmasına” en güzel cevabı eğlenceyle verdi. Ankara’nın Çubuk ilçesindeki bir lunaparkta gerçekleşen organizasyona, Kocaeli ve Ankara’dan yaklaşık 100 özel birey ve ailesi katıldı. Sabah kahvaltısıyla başlayan etkinlikte bir araya gelen özel bireyler, gün boyunca lunaparktaki oyuncaklara binerek unutulmaz anlar yaşadı.

“Kimsenin onların kalbini kırmasına izin vermeyeceğiz”

Etkinliğin, ayrımcılığa karşı bir duruş niteliği taşıdığını belirten Zeynep Bulut, “Bundan birkaç ay önce Ankara’da bir oyun alanına alınmayan down sendromlu bir çocuğumuz vardı. Onun yaşadığı bu olumsuz durum bizi çok derinden etkiledi. Özel çocuklarımız hayatın her alanında yer almalılar. Her çocuk özeldir, her çocuk eşittir. Her çocuğun eşit derecede bu hayatta yaşamaya, bu hayatta yer almaya, mutlu olmaya, gülmeye, eğlenmeye ihtiyacı vardır. Bizler onların yüzlerinde küçücük bir tebessüm bırakabilmek için bu kadar mücadele veriyorken kimsenin onların kalbini kırmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

“Özel bireyleri ağırlamaktan onur duyduk”

Özel çocukları ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirten lunapark işletmecisi Selahattin Akdoğan, “Onurlandık, gururlandık ve onlar kadar da mutluyuz. Onları da mutlu edebildiysek ne mutlu bize. Sizlere de bizlere bu imkanı tanıdığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu çocuklar bizim özellerimiz. Aileleri de takdir ediyorum. Bu çocuklara sahip çıkalım. Bu bizim insanlığımızın görevidir” diye konuştu.

“Her çocuk gibi üzüldü”

Oyun alanına alınmayan Mert Affan’ın annesi Hatice Yücel, olayı ilk duyduğunda hissettiklerini anlattı. Yücel, “Çocuğum bu durumu yaşadığında ben yanında yoktum, öğretmenimiz yanındaydı. Her çocuk gibi üzüldü. Hocam, olayı kameraya aldı. Görüntüler medyaya yansıdı. Görüntüleri ilk izlediğimde açıkçası, bende ’normal şeylerle karşılaşıyoruz’ hissi oluştu. Zaten bu aşamaya gelene kadar ben, benim gibi birçok aile birçok yerde kırılma noktalarını yaşıyor” dedi.

“Bu uygulamalar yükümüze yük katıyor”

Sürekli benzer zorluklarla karşılaştıklarını belirten Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Verdiğim röportajlarda da gelen soru, ’Bu duruma üzüldünüz mü?’ oluyor. Tabii ki üzüldüm ama bizler bundan daha çok üzüleceğimiz şeyler yaşıyoruz. Bu durum açıkçası düşük dozajlı üzüntü yaşadığım durum oldu. Eğitimde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz, sağlık kuruluşlarında daha dün çok ciddi sıkıntılar yaşadım. Yani birçok alanda zaten biz özel gereksinimli çocuklarla ilgilenen anneler olarak yorgun durumdayız. Ama toplumun içerisine çıktığımızda da bu uygulamalar yükümüze yük katıyor açıkçası. Buradan yetkililerden bu konulara duyarlılık göstermelerini rica ediyorum”

“Gurur duydum”

Yücel, öğretmen Zeynep Bulut’un düzenlediği etkinliğin kendisini çok duygulandırdığını belirterek, “Zeynep Hocam bana telefonda ulaştı. Telefonda gözlerim dolarak kendisini dinledim. Çünkü ’Bu etkinliğin vesilesi sizlersiniz’ dedi. Bizim yaşadığımız sorundan bir ilham almış. Çok güzel bir organizasyon. Bu şekilde vicdan sahibi, iyi yürekli insanların kendi alanlarında farkındalık oluşturması çok değerli. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Gerçekten gurur duydum ve onore oldum” ifadesini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

17 Ağustos’tan geriye kalan yürek burkan hikaye: Kardeşinin düğün davetiyesini vermek için gelmiş

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/17-agustostan-geriye-kalan-yurek-burkan-hikaye-kardesinin-dugun-davetiyesini-vermek-icin-gelmis-0-KeAMfjET.mp4
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden Sakaryalılar, Serdivan Deprem Şehitliği’nde yad edildi. 26 yıl önce yaşanan depremde hayatını kaybeden Burak Şen’in, kardeşinin düğün davetiyesini babaannesine götürmek için geldiği Sakarya’da felakete yakalanarak hayatını kaybettiğini anlatan acılı anne, “Oğlum, Sakarya’da yaşayan babaannesinin yanına kızımın düğün davetiyesini vermek için gelmişti. Depremin yıl dönümünde İstanbul’dan geliyoruz buraya” dedi.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yıl dönümü dolayısıyla Serdivan Deprem Şehitliği’nde anma programı düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan anma programına katılan vatandaşlara helva ve su ikram edilirken, deprem şehitleri mezarları başında ziyaret edilerek yad edildi. O gece Sakarya’da babaannesinin yanında depreme yakalanarak hayatını kaybeden 23 yaşındaki Burak Şen’in hikayesi ise yürekleri dağladı. İstanbul’da yaşayan genç, kardeşinin düğün davetiyesini babaannesine teslim etmek ve misafir olmak için Sakarya’ya gelmişti. Ancak felaket, onu ve dedesini sevdiklerinden kopardı. Ayrıca Burak Şen’in, doğum gününün depremden yalnızca iki gün sonra olması da yürekleri dağladı.

“Babaannesine davetiye götürmüştü”

Acılı anne Sema Rahmanoğlu, yıllar geçse de dinmeyen acısını, “Biz İstanbul’da yaşıyoruz. Oğlum, Sakarya’da yaşayan babaannesinin yanına misafir olarak gitti hem de kızımın düğünü olacaktı davetiyeyi götürdü. Takdir-i ilahi, depreme burada yakalanarak hayatını kaybetti. Biz her sene yıl dönümünde İstanbul’dan geliyoruz. O depremin olduğu gece de İstanbul’daydık biz. Ve ben sadece depremin İstanbul’da olduğunu düşündüm. Biz radyodan Sakarya yerle bir oldu diye duyunca oğluma yöneldik hemen. Oğlum yaşasaydı mutlaka bana haber verirdi, gelirdi. Daha sonrasında eşimle birlikte Sakarya’ya geldik. Maalesef acı haberi aldık. Babaannesi depremden sağ kurtuldu, dedesi vefat etti. 23 yaşında evli değildi, bir buçuk sene olmuştu askerden geleli” sözleri ile dile getirdi.

“Oğlum, gelinim ve 7 aylık torunumu kaybettik”

Depremde oğlu, gelin ve 7 aylık torununu kaybeden ve enkaz altından çıkarılan Meliha Saraç ise, “Çok acılar yaşadık. Deprem olduğunu bile anlamadık o gece. Ben de enkazın altından çıkarıldım eşim ile birlikte. Biz kurtulduk ama maalesef yavrularım kurtulamadı. Evde 5 kişiydik; oğlum, gelinim ve 7 aylık torunum depremde vefat etti” diye konuştu.

“Depreme hazırlıklı olmamız gerekiyor”

Serdivan İlçe Kaymakamı Ali Candan’da programda yaptığı konuşmada, “Acı bir gerçek ama bizim devlet ve millet olarak depremlere hazır olmamız gerekiyor. Devletimiz bu konuda AFAD özellikle gerçekten çok büyük mesafeler kat etti. Belediyelerimiz, imar konusuna çok dikkat ediyorlar. Ama deprem hayatımızın bir gerçeği, ülkemiz deprem kuşağında, hazırlıklı olmamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

9 yaşında lise diploması aldı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/9-yasinda-lise-diplomasi-aldi-0-5rMuX9K9.mp4
Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde yaşayan 12 yaşındaki Aylin Kılıç, 5 yaşında başladığı ve kendini adadığı piyano serüveninde, 9 yaşında uluslararası geçerliliğe sahip bir lise diploması alarak adını Türkiye’ye duyurdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tam zamanlı öğrencisi olan genç yeteneğin en büyük hayali ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda (CSO) sahne almak.

Ailesinin yönlendirmesiyle 5 yaşında piyano kursuna başlayan Aylin Kılıç, kısa sürede keşfedilen yeteneği ve çalışma azmiyle müzik otoritelerinin dikkatini çekmeyi başardı. London College of Music okulunun sınav programına çevrim içi katılan Kılıç, 9 yaşında uluslararası geçerliliği olan lise düzeyinde diplomayı dereceye girerek elde etti.

Geçtiğimiz aylarda katıldığı iki uluslararası yarışmada da büyük başarı elde eden Aylin Kılıç, Pera Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilik ödülü ve en iyi Türk eseri yorumu ödülünü, Sunart Uluslararası Piyano Yarışması’nda ise yine birincilik ve en iyi Türk eseri yorumu ödülünü kazandı.

“9 yaşımda lise diploması elde ettim”

Kılıç, yaptığı açıklamada, küçük yaşlardan itibaren müziğe olan tutkusunun kendisini başarıya taşıdığını söyledi. Şu anda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü’nde tam zamanlı öğrenci olduğunu belirten Aylin, “Yeteneğimin keşfedilmesiyle London College of Music sertifika programlarına hazırlanmaya başladım. Bu sertifika programlarından en yüksek dereceyle mezun olarak, 9 yaşımdayken lise diploması elde etmiş oldum. Böylece 10 yaşımdayken, konservatuvarın yarı zamanlı öğrencisi oldum. Geçtiğimiz yıl ise tam zamanlı sınavlarını kazandım ve şu anda tam zamanlı öğrencisiyim” dedi.

“Her gün piyano çalışmaya vakit ayırdım”

Bu başarının küçük yaşlarda verilen büyük bir emekten geçtiğini vurgulayan genç piyanist, “İnsanlar duyduklarında şaşırıyorlar ama eğer müzik yolunda devam etmek istiyorsak çok küçük yaşlarda kendimizi bu yola adamamız gerekiyor. Elbette ben de her çocuk gibi konuşmayı, eğlenmeyi, oyun oynamayı çok seviyordum ama 5 yaşımdan beri bu yolda ilerlemek için her gün piyano çalışmaya vakit ayırdım. Bu yüzden de başarılı oldum. Arkadaşlarıma bu konuda tavsiyem çalışma disiplini kazanmaları ve eğer başarılı olmak istiyorlarsa bunu devam ettirmeleridir” diye konuştu.

En büyük hayali CSO ile sahne almak

En büyük hedefinin Türkiye’yi uluslararası arenada temsil etmek ve büyük orkestralarla sahne almak olduğunu dile getiren Aylin, “Hayalim, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda yer almak ve büyük orkestralarla konçertolar seslendirmek” şeklinde konuştu.

“Onun kararlılığı bize de yol gösterdi”

Anne Aysun Kılıç ise kızının müziğe olan tutkusunun ve kararlılığının kendilerini de bu yolda ilerlemeye ikna ettiğini belirtti. Kızının çok yönlü ve başarılı bir çocuk olduğunu anlatan anne Kılıç, şunları kaydetti:

“Aylin çok yönlü bir çocuktu. Her konuda çok başarılıydı. Katıldığı her yarışmada, her sınavda mutlaka önemli dereceler elde ederdi ancak onun müziğe olan tutkusu, bu yolda ilerlemek istediğine dair kararlılığı o kadar büyüktü ki, ortaokuldan itibaren bu yolda ilerlemek istediğini, konservatuvar eğitimi almak istediğini bizi de ikna etti. 8 yaşından beri, ulusal ve uluslararası yarışmalara katıldı. Henüz 9 yaşını tamamlamadan London College of Music sertifika programından en yüksek dereceyle mezun olarak tüm dünyada geçerliliği olan bir lise diploması elde etti. Sonrasında yine, değerli devlet sanatçımız Gülsin Onay’dan ve çok değerli müzik profesörlerinden masterclass çalışmalarına katıldı ve onlardan çok güzel yorumlar, çok güzel öneriler aldı. Bununla birlikte, katıldığı yarışmalarda hem kendi yaş kategorisinde birincilikler elde etti hem de en iyi Türk eseri yorumlama ödülü aldı. Aldığı bu başarılar bizim doğru yolda ilerlediğimizin bir göstergesi oldu”

“Saatlerce çalışmak istiyor”

Aylin’in piyanonun başındayken zamanı unuttuğunu söyleyen Aysun Kılıç, “Aylin piyanonun başına oturduğu zaman zamanın nasıl geçtiğini gerçekten anlamıyor. Saatlerce çalışmak istiyor. Ona çalışmak gibi gelmiyor çünkü eğlence gibi geliyor. Çalıştıkça, ilerledikçe, güzel geri dönüşler aldıkça, konserlerde gösterdiği performanslarla, aldığı alkışlarla, daha da motive olarak daha çok çalışmak istiyor, daha çok eser çalmak istiyor ve müziğini tüm dünyaya duyurmak istiyor. Olabildiğince çok konserler vermek istiyor. Bir konçertoya hazırlanıyor. O konçertoyu, büyük senfoni orkestralarıyla seslendirmek ve olabildiğince çok insana sesini duyurabilmek istiyor. Konser vermek istediği, yer almak istediği, orkestraların, bir tanesi de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası. Umarım bir gün bu hayali de gerçek olur” ifadesini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

17 Ağustos’un acısı 26 yıl sonra da hafızalarda

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/17-agustosun-acisi-26-yil-sonra-da-hafizalarda-0-qefjw2j1.mp4
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçerken, acılar tazeliğini koruyor. Merkez üssü Gölcük’te düzenlenen anma programında deprem şehitleri dualarla yad edilirken, kentsel dönüşüm ve afet hazırlığının önemi vurgulandı. Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin dört bir yanında riskli yapıların yenilendiğini 3.3 milyon konutun dönüştürüldüğünü ve 12 milyon kişinin güvenli yuvalarına kavuştuğunu dile getirdi.

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremin üstünden 26 yıl geçti. 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı, yüzlerce kişi de sakat kaldı. Merkez üssü Gölcük’te deprem şehitlerini anmak ve deprem gerçeğine dikkat çekmek için program düzenlendi. Programda Kavaklı Sahili’nde kurulan stantta vatandaşlar bilgilendirildi. Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar ile başlayan programdan konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, kaybedilen canların geri gelmeyeceğini vurgulayarak, “Yıkılan binalar gayretle tekrar yapılabiliyor ancak kaybettiğimiz canlar bir daha geri gelmiyor. 26 yılda çok şey yapıldı, kentsel dönüşüm devam ediyor. Hükümet konağı ve yeni devlet hastanemiz tamamlanıyor. Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Allah bir daha ülkemize böyle acılar yaşatmasın” dedi.

“150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, deprem bilincinin sadece afet sonrası değil, öncesinde de hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Büyükakın, “Deprem öldürmez, binalar öldürür. Bunu bilmeyen yok, ama uygulamada eksiklikler var. Deprem anını ve sonrasını yönetebiliyoruz, ancak öncesiyle ilgili yeterince yol alınamadı. Bazen duygusal, bazen maddi sebeplerle dönüşüm gecikiyor. Kocaeli’de toplam 315 bin bina var. Bunların 161 bini 1999 öncesi yapıldı ve acil olarak 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor. Her birine yaklaşık 3 milyon TL’den hesaplayınca toplamda 450 milyar TL’lik bir kaynak gerekiyor. Büyükşehir belediyesi bütçesiyle tek başına bu mümkün değil, bu nedenle planlı, ölçülü ve akıllı bir yaklaşım şart. Kentimizde 15 ayrı noktada kentsel dönüşüm sürüyor, bakanlık ve belediye işbirliğiyle yeni 8 bin konutun dönüşümü için anlaşmalar sağlandı. İmar düzenlemeleriyle vatandaşların kendi inşaatlarını yapmasının önü açılırsa süreç hızlanacak. Bazı insanlar binalarına duygusal bağ kuruyor, hatta ‘Ömrüm burada geçti, taşınmak istemiyorum’ diyor. Ancak depremde binalar yıkıldığında huzur da, güven de yok oluyor. Burada fedakarlık yapmak, devlet, belediye ve vatandaş olarak el birliğiyle hareket etmek zorundayız. Teknik kapasitemiz yeter, insan kaynağımız hazır; yeter ki irademizi ortaya koyalım” ifadelerini kullandı.

“3.3 milyon konutu dönüştürdük, 12 milyon vatandaşımız güvenli yuvalarına kavuştu”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yaptığı konuşmada, “1999’dan bu yana tam 26 yıl geçti. O gece saat 03.02’de sadece binalarımız değil, hayatlarımız da sarsıldı. 17 bin 480 vatandaşımızı kaybettik, on binlerce kişi yaralandı. Tüm ülkemiz derin bir acı yaşadı. O gün yitirdiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle, geride kalanlara sabır diliyorum. Türkiye’nin dört bir yanında riskli yapıları yeniliyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde riskli yapıları yenileyerek 3.3 milyon konutu dönüştürdük, 12 milyon vatandaşımız güvenli yuvalarına kavuştu. Kocaeli’de kentsel dönüşüm, altyapı ve kadın yatırımlarıyla pek çok proje hayata geçti. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, afetlere hazırlığın sürekli bir süreç olduğunu bir kez daha gösterdi. Devletimiz, bakanlıklar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler el ele vererek bir yıl içinde 450 bin konut ve köy evi inşa edip teslim etti” ifadelerini kullandı.

“Akıllı şehir teknolojileri, afet erken uyarı sistemleri, millet bahçeleri ve toplanma alanlarıyla güvenliği sağlıyoruz”

Tuncer, afetlere karşı hazırlığın önemine vurgu yaparak, “Afetleri önleyemeyiz, ama yıkımları azaltabiliriz. Depremler, seller, yangınlar ve iklim değişikliğinin etkileri artık daha sık karşımıza çıkıyor. Bu nedenle şehirlerimizi afete dirençli, iklim dostu, kimlikli ve yaşanabilir hale getirmek önceliğimizdir. Kocaeli ve Gölcük’te akıllı şehir teknolojileri, afet erken uyarı sistemleri, millet bahçeleri ve toplanma alanlarıyla güvenliği sağlıyoruz. Afetlere karşı en güçlü kalkan, önceden hazırlanmış ve uygulanabilir risk azaltma planlarıdır. Her il ve ilçemizde bu planlar güncel ve gerçekçi olmalıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da milletimizin yanında olacağız. Rabbim bu millete bir daha 17 Ağustos ve 6 Şubat’taki gibi acılar yaşatmasın. Tüm afet şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize birlik ve güven dolu yarınlar diliyorum” dedi.

“Türkiye genelinde il risk azaltma planları hazırlandı”

İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’nin afet yönetiminde önemli adımlar attığını vurguladı. Karaloğlu, “17 Ağustos’ta sadece binalar değil, hayatlarımız da yıkıldı. Binlerce canımızı kaybettik; anneler evlatsız, evlatlar öksüz kaldı. Bu acıları asla unutmayacağız. O dönemde afet yönetimi farklı bakanlık ve genel müdürlükler arasında dağınık yürütülüyordu. 2009 yılında AFAD kurulmuş ve bütünleşik afet yönetim sistemi hayata geçirilmiştir. Artık afet yönetimi sadece kriz anını yönetmek değil; riskleri önceden tespit edip azaltmak da sistemin önceliği oldu. Türkiye genelinde il risk azaltma planları hazırlandı, hangi kurum hangi riski ne zaman çözmekle sorumlu, net olarak belirlendi” ifadelerini kullandı.

“Yıl sonunda 453 bin konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim etmiş olacağız”

Karaloğlu, AFAD’ın etkinliğini artırmak için hem kamu hem de sivil toplum işbirliğine önem verdiklerini belirtti: “Artık sadece kamu değil, sivil toplum kuruluşlarının da ağır ve orta sınıf arama kurtarma ekipleri var. Hedefimiz, 100 bin arama kurtarma ekibini kamu ve sivil toplum eliyle oluşturmak. 6 Şubat depremlerinde coğrafya ve yıkım büyüklüğüne rağmen bu ekipler hızla müdahale etti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, yıl sonunda 453 bin konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim etmiş olacağız. Dünyada bu kadar kısa sürede bu kadar konutun tamamlanması örnek teşkil ediyor. Bu başarı milletimizin ve devletimizin ortak iradesidir” şeklinde konuştu.

Son olarak Karaloğlu, vatandaşları AFAD gönüllüsü olmaya davet ederek, “E-devlet üzerinden AFAD gönüllüsü olabilirsiniz. İlk eğitim online, ardından yüz yüze eğitim alınarak tüm afetlerde destekçi olabilirsiniz. Şu anda yüz binin üzerinde gönüllümüz var ve bunu artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

“2 bine yakın gönüllümüzün yanı sıra akredite 3 ekibimiz bulunuyor”

Kocaeli İl Afet ve Acil Durum Müdürü (AFAD) Mehmet Emin Koçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve sonrasında yaşanan afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek sözlerine başladı. Koçan, “26 yıl geçti ancak yaşanan acılar unutulmaz. Bu süre zarfında çok önemli mesafeler kat ettik. Gönüllü ekibimiz ve akredite ekiplerimizle afetlere her zaman hazırız.” dedi.

Koçan, Gölcük Arama Kurtarma Derneği bünyesindeki ekiplerden de söz ederek, “2 bine yakın gönüllümüzün yanı sıra akredite 3 ekibimiz bulunuyor. Türkiye’de ikinci, Kocaeli’nde ilk kadın akredite ekibi olarak afetlere hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toplum olarak afetlere karşı birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Eğitim, bilgi, beceri ve kararlılık ne kadar yüksek olursa, kayıplar o kadar azalır. Ayrıca doğamıza, ormanlarımıza ve su kaynaklarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır. Suyu israf etmemeli, temiz su kaynaklarını korumalıyız” dedi.

Program sonunda GESOTİM Kadın Arama Kurtarma Timi; yeminlerini ederek sertifikalarını aldı. Programa konuşmacıların yanı sıra Japon Deprem Bilim Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, milletvekilleri, protokol ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde konuştu

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/afad-baskani-ali-hamza-pehlivan-17-agustos-depreminin-yil-donumunde-konustu-0-hNXRSSfq.mp4
AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde değerlendirmelerde bulundu.

Balıkesir’de meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin ardından bir haftadır bölgede olan AFAD Genel Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde açıklamalarda bulundu. Pehlivan, “Gölcük’te gece saat 03.02’de 7,6 büyüklüğünde meydana gelen depremin 26. dönümü bugün. Depremin 26. yıl dönümünde Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeyiz. Biliyorsunuz, 10 Ağustos’ta geçen hafta bugün akşam saatlerinde 6,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Ve bu vesileyle Kocaeli depreminde, Gölcük depreminde 99 yılında hayatını kaybetmiş olan 18 binin üzerinde vatandaşımızı saygı ve rahmetle anıyorum. O depremde 45 bine yakın vatandaşımız yaralanmıştı. 112 bin bina ağır hasarlı hale gelmişti.16 milyon insan toplamda etkilenmişti. Bir kere daha yakınlarına başsağlığı diliyorum kaybettiğimiz vatandaşlarımızın. Ve böyle afetleri Allah bir daha göstermesin diliyorum. Tabii 99 depremi biliyorsunuz 17 Ağustos’ta ve arkasından 12 Kasım’da da Düzce’de meydana gelmişti. O günün şartlarında tabii imkanların daha kısıtlı olduğu, özellikle arama kurtarma faaliyetlerinden ulaşım, haberleşme, diğer faaliyetlere yönelik değerlendirmeler yapıldığında, sonraki süreçte adeta o depremlerden çıkartılan sonuç. Sonrasında ortaya konulan anlayış ve çalışmalar, bilimsel çalışmalar, 99 depreminin bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesine vesile oldu. Ve aslında AFAD kurumumuzun da kuruluş süreçlerini başlangıcı olarak da görebiliriz. AFAD kurulmadan önce üç ayrı genel müdürlük vardı. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı bünyesinde. Afet İşleri Genel Müdürlüğü o zamanki adıyla Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde ve sonrasında başbakanlık bünyesinde kurulmuş olan afet acil durum yönetimi genel müdürlüğü vardı. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde kendilerinin talimatıyla AFAD Başkanlığı, afet, acil durum yönetimi başkanlığı kuruldu. Burada aslında AFAD’ın kuruluşunu getiren süreç, AFAD’ın kurulmasıyla birlikte bir anlayış, bir paradigma değişimi dönüşümü de yaşanmış oldu. Öncesinde örneğin 99’da ve daha öncesinde kriz yönetimi anlayışına dayalı bir afet yönetimi söz konusuyken AFAD’ın kuruluşuyla birlikte sadece kriz yönetimi anlayışıyla değil, afetleri bir bütün olarak ele alıp, risk odaklı bir yönetim anlayışına geçildi. Bu ne demektir? Bir kriz yönetimi, bir afet ortaya çıktığında o afete etkin müdahale etmeye çalışma ve o süreci yönetmeyle, koordinasyonu yönetmeyle alakalı bir anlayış ortaya ama risk yönetimi odaklı anlayışı şu şekilde tarif edebiliriz. Bir afeti deprem olabilir, sel, taşkın ve benzeri afetler olabilir. Öncesinde risklerin belirlenmesi, risklerin azaltılması, risklerin yönetilmesi ve afetlere hazırlıklı olunmasını ifade ediyor. Devamında elbette afetler olmasını isteriz ama yaşandığında da etkin müdahale, koordinasyon ve devamında sonrasında da iyileştirme. Biz AFAD olarak bu anlayışı bütünleşik afet yönetimi anlayışı olarak ifade ediyoruz. Dolayısıyla yaşanan süreçler, özellikle de en son yaşadığımız 6 Şubat asrı felaketi buralardan edinilen tecrübeler bizim bu bakış açımızı daha da şekillendiriyor ve hem kurumsal kapasitemizi insan kaynağı anlamında arttırıyoruz hem de teknolojik donanım, ekipman ve benzeri donanımımızı da daha iyi noktalara, teknolojik imkanlara daha fazla kullanmaya doğru ilerliyoruz. Bugünlere mesafeler alındığını ifade etmek isteriz” dedi.

Sındırgı depremi

Başkan Pehlivan, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremi de değerlendirdi: “10 Ağustos’ta geçtiğimiz hafta pazar günü Sındırgı ilçemizde meydana gelen deprem neticesinde hemen arama kurtarma çalışmaları başladı. Bir binada 4 vatandaşımız canlı olarak kurtarıldı. 1 vatandaşımız çıkarıldıktan sonra hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet diliyorum. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bütün vatandaşlarımıza. Akabinde tabii barınma ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili biz AFAD başkanlığı olarak 250 konteyner bölgeye sevk ettik. Saatler içerisinde konteynırlarımız kurulmaya başlandı. İlk 36 saat içerisinde 50’ye yakın konteyner kurmuştuk. Devam eden günlerde Çevre Şehircilik Değişikliği Bakanlığı. hasar tespitleri ve istinaden bu konteyner kurulu çalışmalarımızı arttırdık. Bugün itibariyle 175 konteyneri kurmuş durumdayız. Ayrıca 331 vatandaşımıza da nakdi barınma desteği sağladık. Vatandaşımıza iki seçenek sunmuştuk. Konteynır almak isteyenlere konteyner, ama nakdi olarak talep eden vatandaşlarımıza da nakdi destek ki aile başı yüz 10 bin TL civarında nakdi desteğimiz oldu. Karar vermesini beklediğimiz vatandaşlarımız var 200’ün üzerinde. O vatandaşlarımız da konteyner veya nakdi destek taleplerini bize bildirecekler ki biz onların gelmelerini beklemede ekip arkadaşlarımız kendileri ile görüşüyorlar. Şehircilik Bakanlığımız hasar tespit çalışmalarını tamamladı. Dün itibarıyla askıya çıktı. Biz de diğer barınmayla ilgili geçimli barınmayla ilgili çalışmaları yakından takip ediyoruz. Ben bir kere daha Sındırgı’mıza Balıkesir. ilimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum”.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version