Türkiye Basketbol Ligi 18. Hafta karşılaşmasında deplasmanda Darrüşafaka Lassa’ya konuk olan Çayırova Belediyesi, 2026 yılının ve sezonun ikinci devresinin ilk maçından 69-82 galip ayrılmayı başardı.
Türkiye Basketbol Ligi’nde şampiyonluk mücadelesine devam eden Çayırova Belediyesi, sezonun ikinci yarısının açılış karşılaşmasında Darrüşafaka Lassa’ya konuk oldu. Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaya, Çayırova Belediyesi baş antrenör Gökhan Güney’in öncülüğünde Ömer Utku Al, Roberto Gallinat, Hakan Yapar, Erdi Gülaslan ve Jamari Traylor ilk beşiyle başladı. İlk periyottan itibaren oyun ve skor olarak üstünlüğünü net şekilde hissettiren Çayırova Belediyesi, birinci çeyrek sonunda 13-30 üstün olan taraftı. İlk periyot elde ettiği üstünlüğü, ikinci çeyrekte de bırakmayan Çayırova Belediyesi, devreye 28-47’lik üstünlükle gitti.
Gallinat’tan 17 sayı
Üçüncü periyotla birlikte farkı iyice açan Çayırova Belediyesi, karar periyoduna 32 sayılık farkla 40-72’lik üstünlükle geçti. Son çeyrekte maç boyunca elde ettiği avantajı korumayı başaran Çayırova Belediyesi, sahadan 69-82 galip ayrıldı ve 2026 yılında çıktığı ilk karşılaşmadan da galip ayrıldı. Sezonun ikinci yarısına da galibiyetle başlayan Çayırova Belediyesi’nde maçın en skorer oyuncusu 17 sayılık performansıyla Roberto Gallinat olurken, Erdi Gülaslan’ın 15 ve Deniz Kılıçlı’nın 13 sayısı galibiyette büyük rol oynadı.
18. maçta 15. galibiyet
Bu sezon oynadığı 18’nci maçında 15’inci galibiyetini alan Çayırova Belediyesi, önümüzdeki hafta maçında 10 Ocak Cumartesi günü sahasında Pizza Bulls Cedi Osman Basketbol’u konuk edecek. Maç sonrasında açıklamalarda bulunan Başkan Çiftçi, “Yeni yıla galibiyetle başladık. Darrüşafaka Lassa’yı mağlup ederek yolumuza devam ediyoruz. Tebrikler bizim çocuklar” dedi.
Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere 4 Ağustos’ta ’Graywolf’ isimli teknesi ile Marmara Denizi’nde seyreden iş adamı Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı.
Mazu Yachts firmasının sahibi olan Halit Yukay, 4 Ağustos’ta ’Graywolf’ isimli tekne ile ayrıldığı Yalova’dan sonra Marmara Denizi’nde seyrederken bir daha kendisinden haber alınamamış ve günler süren araştırmalar sonucu cenazesinde Marmara Denizi’nin derinliklerinde ulaşılmıştı. Yapılan araştırmalar sonucunda aynı güzergahta seyreden yük gemisi ’Arel -7’ nin kaptanı Cemal T. (61) gözaltına alınarak tutuklanmıştı ve itiraz sonrası serbest bırakılmıştı.
Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, kazadan 100 gün sonra Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve Cemal T.’nin 3 yıldan 9 yıla kadar hapsi istendi. Soruşturma kapsamında, Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli yük gemisi mercek altına alındı. Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemelerinde geminin baş kısmında belirgin sürtme ve darbe izleri bulundu. Kazadan bir gün önce çekilen görüntülerde gemide herhangi bir tahribat bulunmazken, İzmit Limanı’na yanaştığı 5 Ağustos tarihli görüntülerde bariz hasar tespit edildi. Bu fotoğraflar ve güvenlik kamerası kayıtları soruşturma dosyasına girdi.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gemi kaptanı Cemal T.’nin ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla 3 yıldan 9 yıla kadar, şirket yetkilisi Arda G. (45) ile gemi mürettebatı Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B.’nin (60) ‘Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ayrı ayrı hapis cezası istendi.
Dava başladı
Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin dava Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkemeye Sanıklar’ın yanı sıra taraf avukatları da katıldı. Duruşmada savunma yapan gemi kaptanı Cemal T., “2005 yılından beri bu firmada kaptan olarak görev yapıyorum. Daha önce başıma böyle bir olay gelmemişti. Olay günü saat 16.45’de vardiyayı teslim almaya gittim. Vardiyayı teslim aldıktan sonra cihazları kontrol ettim. Radar ve AİS ve telsizde bir problem yoktu. 3 gemi arka arkaya seyir halindeydik. Aramızda yaklaşık 1,5 saatlik mesafe vardı. Bu sırada herhangi bir radar veya telsizde ikaz gelmedi. Radarda 20 kilometre çapında alanda önündeki 2 gemi ile uzakta birkaç geminin drift attığını gördüm. Seyir sırasındayken geminin sol tarafında çöp gibi şeyler gördüm. Denize atılmış çöp parçaları olarak değerlendirdim. Daha sonra geminin sağ tarafında tahta parçalarını görünce manevra yaptım. Manevra yaparken can simidine benzer bir şey gördüğümü hatırlıyorum. Ama ben hiçbir cisme çarpmadım. Emin olmak için manevra yaptığım sırada tahta parçaları gördüm. Bende herhangi bir kaza kanaati oluşmadı” dedi.
Halit Yukay’ın ailesinin avukatı Emine Selam Esen, “Özellikle biz bugün müşteki taraf olarak, sanıkların mahkemede verdiği ifadeler nedeniyle kamu vicdanının yaralandığını düşünüyoruz. Sanıklar belgeleri inkar etmekte, öyle ki sanki mağdurlarmış gibi bugün onları dinledik. Sanıklar inkara dayanarak vicdanlı bir insanın olması gerektiğinin aksi şeklinde davranmaktadırlar. Bu bağlamda dosyaya sunulan uzman mütalaasında tespitler dikkate alındığında Sanık Cemal T.’nin ticari gemilerin seyretmesi gereken rotadan ayrılarak riskli alanda 2 gözcü bulundurması gerekirken, hiçbir gözcü bulundurmaksızın gemiyi sevk ve idare etmiştir. Halit Yukay’ın ölüm nedenini boğulma olarak tespit edilmiştir. Bu tespit soruşturma aşamasında alınan ve bizce yeterli olmayan bilirkişi raporundaki tespit ve iddiaların gerçekliğinin bulunmadığını net bir şekilde göstermiştir. Zira bu rapor dosyanın tekemmül etmemiş olduğu, bu aşama itibarıyla hatalı olarak kabul edilmelidir. Çünkü Halit Yukay, kamara kısmında olsaydı ölüm sebebi travmaya bağlı olurdu. Yukay teknenin dümen kısmındadır ve çarpmanın etkisiyle denize savrulmuştur. Tüm bu olgular dikkate alındığında sanık Cemal T.’nin bir nevi ‘Ne olursa olsun’ düşüncesiyle merhumun ölümüne sebebiyet vermekle, en azından bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verdiğinin kabulünü gerekli kılmaktadır. Aynı şekilde diğer sanıklar da yardım ve bildirim yükümlülüğünü ihlal etmişlerdir. Bu nedenle biz kamu vicdanı gereğince bütün sanıkların tutuklu olarak yargılanmalarını talep etmekteyiz” dedi.
Sanıklar ve taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti, müşteki vekilinin tutuklamaya yönelik talebini şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddederken, Cemal T.’nin yurt dışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla, diğer sanıkların da tutuksuz yargılanmalarına, eksik evrak ve tanıkların dinlenilmesi için duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdi.
Kocaelispor Kulübü Başkanı Recep Durul, kulübün finansal durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Felaket algısına gerek yok. Ulusal lisans konusunda da en ufak risk yok” dedi. Ligin en yüksek performanslı ilk 3 takımı arasında olduklarını belirten Durul, Petkovic konusunun kapandığını, futbolcu borçlarının da yüzde 90’ının Cuma gününe kadar ödeneceğini söyledi.
Trendyol Süper Lig ekiplerinden Kocaelispor Kulübü Başkanı Recep Durul, düzenlendiği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Durul, ulusal lisans, bahis skandalı, kulübün mali tablosu ve saha içi performansıyla ilgili konuştu. Kocaelispor olarak hakem hatalarından çok fazla etkilendiklerini söyleyerek sözlerine başlayan Durul, “5 maçta gerçekten puanlarımız gitti. Bunu hepimiz gördük. 5 maçta 15 puan daha üstüne koyduğumuzda bugün 30 puanımız vardı. Belki de ilk 3’teydik. Belki de liderdik. Bunu artık herkes gördü ve kabul etti. Dolayısıyla futbol camiası, tecrübeli futbol yazarları ve aklıselim futbol insanları Kocaelispor’un grafiğini, başarısını, sahadaki mücadelesini görüyor. Geçmişte olanlar bizi ve birçok vicdanı yaraladı. Bugün 13. haftada her şeye rağmen daha da güçlenerek 15 puana ulaştık. Ligin ilk çeyreğinde 2 puanı olan takım, ligin ikinci çeyreğinde başlangıcından itibaren 13 puan topladı. Panik yapmaya gerek olmadığını söylemiştim. Ligin daha dörtte biri bitmedi. Sonuç olarak uzun bir yolculuk. Önümüzde 21 hafta daha var” değerlendirmesinde bulundu.
“Performansı en yüksek ilk 3 takım arasındayız”
Kocaelispor’un 300-350 milyon euroluk takımlarla başa baş mücadele ettiğini ve istatistiklerde en iyi 3 takımdan biri olduklarını kaydeden Başkan Durul, “Avrupa’ya giden takımların 13-14 maç kaybettiğini söylemiştim. Bugün haksız ya da normal bir şekilde 6 maçımızı kaybettik. Kayıplar olacaktır ama Kocaelispor bugün Türkiye Ligi’nde 300-350 milyon euro bütçesi olan takımlara karşı başa baş mücadele ediyor ve hedefine doğru ilerliyor. Bu yüzden bugün Türkiye’de performansı en yüksek ilk 3 takım arasındayız. Sahadaki performans ve verilere baktığımız zaman; koşu, pas trafiği gibi istatistiklerin hepsinde Kocaelispor ilk 3’te. 7. haftadan sonra gerçekten vücut bulduk. Artık bütün takımların korkulu rüyasıyız. Son 2 maçımızda da çok başarılı performans ortaya koyduk ve 4 puan aldık. İnşallah daha da güçlenerek devam edeceğiz. Hocamıza, teknik ekibimize, futbolcularımıza ve taraftarımıza özellikle güveniyoruz, inanıyoruz” diye konuştu.
“Avrupa’ya gideceğiz dedik, inşallah gideceğiz”
Ligin ilk devresini ilk 8’de bitirmeyi hedeflediklerini ve sezon sonunda Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edeceklerini vurgulayan Recep Durul, “Geçen yıl, ’O kupa buraya gelecek, şampiyon olacağız’ dedik ve olduk. Bu yıl da Avrupa’yı hedef koyduk. İnşallah Avrupa’ya gideceğiz. İlk yarıyı da ilk 8’in içinde bitirme planımız var. Negatif pozisyonda bekleyen birçok insan var. Maalesef futbolda bunlar da her camiada var. Ama biz Kocaelispor’u güçlendirmek ve şehri, taraftarımızı mutlu etmek için buradayız. Algı yapan insanları mutlu etmek için değil. Bundan sonraki süreci hep birlikte izleyeceğiz ve göreceğiz. Futbolda gücümüzü ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.
“Sıkıntılarımız var ancak Kocaelispor’un itibarını yitirmesine müsaade etmeyiz”
Ulusal lisans süreciyle alakalı gelişmeleri basın mensuplarıyla paylaşan Kocaelispor Başkanı Recep Durul, “Ulusal Lisans her sene alınması gereken bir şey. Ulusal lisansı almadan tescil olunmuyor. Ama günün koşullarına göre takvim değişebiliyor. Ayın 28’ine kadar lisansı vermemiz gerekiyor. Bizimle birlikte başka kulüpler de var. Şu andaki ekonomik koşullar nedeniyle tüm kulüplerde zorluklar var. Şirketler de zorlanıyor. Şirketlerin zorlanması da kulüplere yansıyor. Sonuç olarak hepimiz aynı iklimdeyiz. Kocaelispor olarak gerekli tüm aksiyonlarımızı aldık, hazırlıklarımızı yaptık. Bugün sorumluluklarımız, ödemelerimiz, sıkıntılarımız var. Ama her şeye rağmen Kocaelispor’un itibarını, saygınlığını yitirecek hiçbir şeye müsaade etmeyiz. Bunun öncelikle Kocaelispor camiası ve futbol camiasının bilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Felaket algısına gerek yok”
Kocaelispor’un kasıtlı şekilde olumsuz bir tabloyla gündeme getirildiğini söyleyen Durul, “Geçmişte çok büyük acılar, acı tecrübeler yaşadık. Tekrar yaşanmasına asla müsaade etmeyiz. Biz kutsal emaneti temsil ediyoruz. Sıkıntılar olabilir. Sıkıntı var diye de felaket algısı oluşturmaya gerek yok. Futbol camiasında Kocaelispor’un gerçekten itibarını zedeleyici algılar oluşturuyorlar. Yönetime, belediye başkanımıza, futbolcularımıza, taraftarlarımıza bir ayrıştırma, bir algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar. Ama bunları yapanların hiçbir tanesinin Kocaelispor’a katkısı yok. Seviyoruz söylemleriyle farklı algılar oluşturuluyor. Eğer Kocaelispor’umuzu seviyorsak hep birlikte destek olalım. İyi niyetimizi gösterelim. Mücadelemizi ortaya koyalım. Geçen yıl bu takım şampiyon oldu. Bu yıl da Süper Lig’de iddialı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Burada kötü giden bir şey var mı? Sportif başarıda iyi yoldayız. Daha iyi olmak için de elimizden geleni yapıyoruz. Ama bir sıkıntı var diye de bu kadar büyük bir algı oluşturmanın hiçbir anlamı yok” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“Lisansla ilgili en ufak bir risk yok”
Ulusal lisans süreciyle ilgili en ufak risk olmadığının altını çizen Recep Durul, “Ödemeleri yapmak ve ulusal lisansı almak için birçok fırsat ve yol var. Birincisi; taksitlendirme ve yapılandırma yapılabiliyor. Yapılandırma için çalışmalarımızı yaptık. Şu an istesek bugün yapılandırma için imzamızı atarız. Ancak hükümet tarafından vergi ve SGK borçlarında düşük faizli yapılandırma yapılacağı söylendi. Biz de şimdi bununla alakalı yeni bir aksiyon aldık. Çünkü önceki dönemde yapılandırma yapsaydık daha fazla para ödeyecektik. Bugün 25-30 milyon lira avantajımız oldu. 1-2 gün içinde bunlar sonuçlanacak. Bunun yanında federasyondan takvimin lisans tarihinin daha ileri bir tarihe ertelenmesi talebinde bulunduk. Başka kulüpler de bulunmuş. Talebimiz değerlendirildi. Olumlu gelişmeler var. Bugün herhangi bir risk yok. Bunun bilinmesini istiyoruz. Kocaelispor’un borcu vardır ama borcun ödenmesiyle alakalı gerekli tüm aksiyonlar alınmıştır ve lisansla ilgili en ufak bir risk yok, risk söz konusu değil. Gerekli tüm çalışmalar hem kaynak konusunda hem de yapılandırma konusunda bitmek üzere” dedi.
“Tahir Başkanımızın çabalarıyla kaybettiğimiz varlıkları elde etmeye başladık”
Kocaelispor ailesinin tüm paydaşları ve sponsorlarıyla da görüşmeler yaptığını aktaran Durul, “Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın bizim için, kulübümüz için, şehrimiz için büyük bir şans. Kocaelispor’u her zaman ön planda tutan, büyük bir hassasiyet gösteren yapısı var. Dolayısıyla bu da diğer takımlara göre bizim şanslı olduğumuzu gösteriyor. Tahir Başkanımızın Kocaelispor’a yaklaşımı, özverili çalışması, desteklerinden dolayı da camiamız adına teşekkür ediyorum. Gerçekten o dışarıdan bir destek veren birisi değil. Kocaelispor’un içinde olan birisi. Kocaelispor’un evladı olarak da bize gerekli tüm destekleri, sponsorlukları, kaynakları oluşturuyor ve birçok imkan sağlıyor. Bundan dolayı da tesislerimize aynı zamanda başladık. Tahir Büyükakın Başkanımızın çabalarıyla bu kaybettiğimiz varlıklarımızı tekrar elde etmeye başladık” sözlerini kullandı.
“Petkovic konusu kapandı, şu anda alacağı yok”
Futbolcu ödemeleriyle ilgili soruları da yanıtlayan Recep Durul önce golcü oyuncu Bruno Petkovic konusuna açıklık getirdi. Durul, “Petkovic’ten başlayalım. Petkovic’in 200 bin imza parası, 300 bin de maaşından alacağı vardı. Geçen hafta imza parası, dün de maaşı ödendi. Petkovic’in şu anda alacağı yok. Sakatlığı da geçti, antrenmanlara devam ediyor. Bununla alakalı bir yaptırım yok. Sadece bir ihtar çekildi. Futbolcularda, özellikle yabancılarda ve Avrupalı futbolcularda bunlar olabiliyor. Bütün kulüplerde var. Petkovic konusu halloldu, kapandı” dedi.
“Vukovic, FİFA’ya şikayet etti. Transfer dönemine kadar süresi var”
Kulübü FİFA’ya şikayet eden Vukovic konusuyla ilgili ise Durul, “Vukovic, FIFA’ya müracaat etti. Biz önce uzlaşma için kendisini çağırdık ve gelmedi. Sonra FIFA’ya şikayet etti. FIFA da öncelikle şunu yapar; Bize bir öneri gönderir. ’Şu futbolcunun şu kadar alacağı var. Doğru mu, teyit ediyor musunuz?’ der. Biz de doğru ya da değil deriz. 15 gün içinde yanıtımızı veririz. Daha sonra da ’45 gün içerisinde ödemesini yapın’ der. Devreye arabuluculuk giriyor. Arabulucu kanalıyla futbolcuyla uzlaşma sağlıyoruz. Bu arada da FIFA tedbir koyuyor. ’Futbolcunun parasını ödeyin, tedbiri kaldırayım’ diyor. Bu transfer yasağı değildir. 3 yıl, 2 yıl, 1 yıl gibi bir şey söz konusu değil. Çıkan bazı haberler doğru değil. Sadece geçici olarak bir tedbir konmuş. 250 bin euro ödememiz var. Bunu yaptığımızda tedbir kalkıyor ve normal transfer devam ediyor. Bunun için de süremiz var. Şu an transfer dönemi değil. Yani daha transferin başlamasına neredeyse 2 ay var. Dolayısıyla hemen bugün ödememizin de bir anlamı yok. Dolayısıyla onda da bir risk yok. Bunu da kamuoyunun bilmesini istiyoruz” diye konuştu.
“Cuma gününe kadar yüzde 90 oranında futbolculara, alacakları ödenecek”
Cuma gününe kadar tüm oyuncuların yüzde 90 oranındaki alacaklarının ödeneceğini paylaşan Başkan Recep Durul, “Bu hafta mevcut futbolcuların tüm ödemeleri yüzde 90’ı yapılacak. Dün bir ödeme yaptık. Cuma gününe kadar yüzde 90’ını bitirmiş olacağız. Hazırlıklarımızı yaptık. Kaynaklarımız peyderpey geliyor. Artık sahaya odaklanacağız. Bazı futbolcularımızda ödeme konusundan dolayı idmana çıkmayız ya da oynamayız diye de bir şey hiç olmadı. Hiçbir şey yaşanmadı. Oturup konuşuyoruz. Koşulları anlatıyoruz. Sabır istiyoruz. Ödememezlik değil, takvim birazcık geriliyor. Piyasanın koşulları belli. Burada bir sıkıntı yok” dedi.
“Kombine devri çalışması yapılıyor. İnşallah yüzde 90 oranında yaparız”
Galatasaray maçında birçok bloğun ceza almasının ardından, Gençlerbirliği karşılaşmasında tribünlerin dolması için planlanan ‘kombine devri’ çalışmaları hakkında bilgi veren Durul, “Cezalı olmayan taraftarımız zaten maça gelebiliyor. Cezalı taraftarımızın kombine devri için de çalışmalarımız var. Fedakar taraftarlarımız bunu da yapıyorlar ve yapacaklar. Ne kadarını yapabileceğimize bakacağız. İnşallah yüzde 90’ını, yüzde 100’ünü yaparız. İyi bir taraftar bütünlüğüyle birlikte, inşallah Gençlerbirliği maçına hazır olacağız” sözlerini kaydetti.
Ayrıca Durul, ligin ilk yarısının bitimine kalan 4 maçtan 10 puan alarak devre arasına 25 puanla girmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere 4 Ağustos günü saat 15.10’da ‘Graywolf’ adlı teknesiyle denize açılan iş adamı Halit Yukay (43), kaybolduktan günler sonra Balıkesir’in Erdek ilçesinin 7 mil açığında, 68 metre derinlikte cansız halde bulunmuştu.
Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianamede yer alan bilirkişi raporunda, Yukay’ın kullandığı sürat teknesinin, ‘Arel-7’ isimli kuru yük gemisine tam seyir hızıyla, baş tarafından ve doğrudan çarptığı belirtildi. Raporda, açık denizde böyle bir kazaya denizcilik literatüründe “neredeyse hiç rastlanmadığı” vurgulandı.
Arama çalışmalarının 19’uncu gününde, denizin dibinde ilk tespit, Yukay’ın sol kolundaki mavi kordonlu saat üzerinden yapıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı TCG Işın ve ardından TCG Alemdar gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar tarafından 3 Eylül’de çıkarılan cenaze, Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi ve 6 Eylül’de İstanbul’da toprağa verildi.
Soruşturma kapsamında, Halit Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel-7’ adlı kuru yük gemisinin radar kayıtları, rotası ve gövdesindeki izler incelendi. Sahil Güvenlik ekipleri, geminin baş kısmında belirgin sürtme izleri tespit etti. Çanakkale’de kazadan bir gün önce çekilen fotoğraflarda herhangi bir hasar görünmezken, 5 Ağustos’ta İzmit’te çekilen fotoğrafta geminin baş tarafında çarpma izleri dikkat çekti. Ayrıca kaptan Cemal Tokatlıoğlu (61) ile mürettebatın limana yanaştıkları anda baş tarafa inip gövdeyi kontrol ettiği güvenlik görüntüleri de dosyaya girdi.
Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nda yapılan incelemede, ‘Arel-7’nin çarpma bölgesinden alınan mikro boya örnekleriyle, Yukay’ın parçalanan teknesinden alınan boya katmanlarının renk ve fiziksel yapı açısından birebir uyumlu olduğu tespit edildi. Bu belirtiler, fiziksel temasın kesin olarak gerçekleştiğini gösterdi.
İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, kazanın meydana geldiği 17.09’da ‘Arel-7’nin seyir güzergâhından çıkarak daire çizdiği, bu hareketin Halit Yukay’ın telefonunun sinyal verdiği son saniyelerle birebir örtüştüğü belirtildi. Bu sırada Halit Yukay’ın, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile telefonda konuştuğu ortaya çıktı. Tatlıtuğ ifadesinde, görüşmenin “her şey yolunda” şeklinde sürdüğünü, bir anda “sağanak benzeri bir ses” duyduktan sonra hattın kesildiğini anlattı.
Bilirkişi raporunda, ‘Graywolf’ adlı teknenin radar reflektörü bulunmadığı, gri borda renginin düşük görünürlük oluşturduğu, Halit Yukay’ın ise kaza anında alt kamarada telefonla görüşme yaptığı için gözcülük görevini yerine getirmediği kaydedildi. Çarpışmanın açık denizde, gündüz görüşünün açık olduğu bir bölgede meydana gelmesi nedeniyle olayın “istisnai” nitelikte olduğu ifade edildi.
Raporda, kazanın oluşumunda Halit Yukay’ın asli kusurlu, ‘Arel-7’ gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun ise tali kusurlu olduğu belirtildi. Tokatlıoğlu’nun köprü üstünde vardiya tutmasına rağmen gözcülük konusunda ihmali bulunduğu, küçük bir sürat teknesinin yüksek hızla doğrudan çarpmasını öngörmesinin ise teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.
İddianamede, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Gemi şirket yetkilisi Arda G. (45) ile mürettebat Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B. (60) hakkında ise “yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis talep edildi.
Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame kapsamında 10 sanığın yargılanmasına aralık ayında başlanacak.
Balıkesir’in Erdek ilçesi açıklarında teknesi parçalanmış halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın (43) ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, kazadan 100 gün sonra Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Olay tarihinde ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı olan Cemal Tokatlıoğlu (61) hakkında, “Taksirle ölüme neden olmak” ile “Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek” suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Tutuklu bulunan Tokatlıoğlu’nun yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
4 Ağustos günü Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle ayrılan iş insanı Halit Yukay’ın teknesi, Erdek’in yaklaşık 7 mil açığında parçalanmış ve yarı batık halde bulunmuştu. Kaybolan Yukay’ın cansız bedenine ise 19 gün sonra, 68 metre derinlikte ulaşılmıştı.
Soruşturma kapsamında, Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli yük gemisi mercek altına alındı. Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemelerinde geminin baş kısmında belirgin sürtme ve darbe izleri bulundu. Kazadan bir gün önce çekilen görüntülerde gemide herhangi bir tahribat bulunmazken, İzmit Limanı’na yanaştığı 5 Ağustos tarihli görüntülerde bariz hasar tespit edildi. Bu fotoğraflar ve güvenlik kamerası kayıtları soruşturma dosyasına girdi.
Gemi baş kısmındaki hasarlı bölgeden ve Halit Yukay’ın parçalanmış teknesinden alınan boya örnekleri, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nda incelendi. Kriminal raporunda, iki yüzeydeki boya kalıntılarının eşleştiği, renk ve katman yapılarının aynı fiziki özellikleri taşıdığı belirtildi. Bu bulgu, çarpma ihtimalini güçlendiren en önemli deliller arasında yer aldı. Kuru yük gemisinin İzmit Limanı’na yanaştığı anlara ait görüntülerde, kaptan Tokatlıoğlu ile mürettebatının gemiden inerek baş tarafa doğru yürüyüp hasarlı bölgeyi incelediği görüldü. Bu görüntüler de iddianameye delil olarak eklendi.
Soruşturma kapsamında oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da, Halit Yukay ile telefonla görüşen son kişi olduğu için 11 Ağustos’ta ifade vermişti. Kazanın ardından gözaltına alınan kaptan Tokatlıoğlu, ilk aşamada adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Ancak Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınarak tutuklandı. Tokatlıoğlu ifadesinde, kaza saatlerinde gözcü ve yardımcısının yemek molasında olduğunu, seyri ise otomatik kaptan ile sürdürdüğünü öne sürdü. Bu durumun kazaya neden olmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Tamamlanan iddianamede kaptanın, çarpma sonrası gerekli yardım ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği belirtildi. Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame doğrultusunda, tutuklu sanık Cemal Tokatlıoğlu’nun yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, “Gençlerle Baş Başa” programı kapsamında liseli gençlerle bir araya geldi.
Başiskele’de eğitime ve gençliğe büyük önem veren Belediye Başkanı Yasin Özlü, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte ilçedeki okulları ziyaret ederek öğrencilerle buluşuyor. Bu kapsamda Başkan Özlü, Kocaeli Anadolu Lisesi öğrencileriyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Programda gençlerle tecrübelerini paylaşan Başkan Özlü, hayat tecrübelerinden örnekler vererek öğrencilere önemli tavsiyelerde bulundu. Başiskele Belediyesi’nin Genc-i Âlâ Gençlik Modeli kapsamında gençlere yönelik hayata geçirilen projelerden bahseden Özlü, öğrencilerin sorularını da içtenlikle yanıtladı. Gençlerin fikirlerini dinlemenin ve onların bakış açılarını anlamanın kendileri için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Özlü, “Başiskele’mizin geleceğini, Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle birlikte inşa etmekten gurur duyuyoruz” dedi.
Program sonunda öğrencilerin talep, öneri ve görüşlerini dinleyen Başkan Özlü, gençlere Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in “Gençlerle Baş Başa” kitabını hediye etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Türkiye Basketbol Ligi’ndeki mücadelesine devam eden Çayırova Belediyesi, sezonun dördüncü karşılaşmasında, Yalovaspor Basketbol’a konuk oldu. Maçtan 83-95’lik galibiyetle ayrılan Çayırova Belediyesi, sezona dörtte dörtle başlamış oldu.
Türkiye Basketbol Ligi’nde bu sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan Çayırova Belediyesi, deplasmanda Yalovaspor Basketbol’a konuk oldu. 11 Ekim Cumartesi günü 90. Yıl Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaya Çayırova Belediyesi, baş antrenör Gökhan Güney’in öncülüğünde Ömer Utku Al, Enes Berkay Taşkıran, Hakan Yapar, Roberto Gallinat ve Jamari Traylor ilk beşiyle başladı. Maça hazlı başlayan ve ilk periyottan hücumda ve savunmada başarılı işler yapan Çayırova Belediyesi, çeyreği 17-26 önde kapattı. İkinci periyotla birlikte hücumda Yalova Basketbol’un etkisi artarken, devreye 49-49’luk eşitlikle gidildi.
Gallinat’tan 18 sayı
Üçüncü ve dördüncü çeyrekte de heyecan fırtınası devam eden mücadelede, son periyodun son dakikalarında ağırlığını ve tecrübesini oyuna yansıtan Çayırova Belediyesi, karşılaşmadan 83-95’lik galibiyetle ayrıldı. Çayırova Belediyesi adına maçın en skorer ismi, 18 sayı ile Roberto Gallinat olurken, Erdi Gülaslan’ın 17, Can Uğur Öğüt’ün 16 ve Berkay Candan’ın 14 sayısı galibiyette büyük rol oynadı.
“Dört dörtlük galibiyet”
Maçı yerinde takip eden ve Çayırova’nın devlerini yalnız bırakmayan Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, maç sonunda yaptığı açıklamada, “Dört dörtlük galibiyet, sezonun dördüncü maçında da sahadan galibiyetle ayrılan Çayırova Belediyesi Basketbol takımımızı yürekten kutluyorum. Mücadele, azim ve inançla yolumuza devam ediyoruz” dedi.
Bu galibiyetle birlikte lige dörtte dörtle başlayan Çayırova Belediyesi, sezonun beşinci maçında ligin namağlup ekiplerinden Kipaş İstiklal’i konuk edecek. Maç, 15 Ekim Çarşamba günü saat 20.00’da oynanacak.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor’da forma giyen karateci Enes Bulut, başarı merdivenlerini teker teker çıkıyor. Milli Takıma kadar yükselen ve 75 kiloda ülkeyi temsil eden Bulut, Avrupa şampiyonluğuna uzanan yolculuğunu “Mücadeleden asla vazgeçmemek” sözleriyle özetledi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor’un altyapısında yetişen milli karateci Enes Bulut, 15 yıldır mavi-beyazlı kulübün formasını giyiyor. 10 yıldır milli takımda yer alan Bulut, yaklaşık 3 yıldır Kocaeli Büyükler A Milli Takımı’nda 75 kilo kategorisinde Türkiye’yi temsil ediyor. Avrupa şampiyonluğuna uzanan yolculuğunu, “Mücadeleden asla vazgeçmemek” sözleriyle özetleyen başarılı sporcu, kariyerini A Milli Takım seviyesinde sürdürmeyi hedefliyor.
Karateyle babam sayesinde tanıştım
Kağıtspor’un yetiştirdiği önemli sporculardan biri olan Enes Bulut, küçük yaşlarda başladığı karateye babasının desteğiyle adım attığını belirterek, “Babam kulüpte antrenördü. O dönem beni sürekli teşvik ediyordu. Beni karşısına geçirip, yumruk ve tekme attırıyordu. Bir gün hevesle antrenmana geldik, geliş o geliş, bir daha çıkamadık” sözleriyle spora başlangıç hikayesini özetledi. Enes Bulut, başarı çıtasını her geçen gün bir adım daha yukarı taşıdığını söyledi.
“Kağıtspor bizim için sadece bir kulüp değil, aile”
Kariyerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği desteğin önemine vurgu yapan Bulut, “Kağıtspor bizim için sadece bir kulüp değil, bir aile. Başkanlarımız, antrenörlerimiz ve arkadaşlarımız her zaman yanımızda oldu. Bize manevi ve maddi her türlü imkan sağlandı. Biz de bu emeğin karşılığını vermek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın olmak üzere kulüp başkanımız İbrahim Erçin’e ve baş antrenörümüz Mesut Kalaylı’ya çok teşekkür ederim” dedi.
Eğlenceyle başladı, mesleğe dönüştü
Karateye ilk başladığında bunu bir eğlence olarak gördüğünü ifade eden Bulut, zamanla bu yaklaşımın profesyonel yön kazandığını belirtip, “Küçükken daha çok arkadaş heyecanıyla geliyordum. Babam antrenörüm olduğu için sosyal hayatım kulüpte geçti. İlk başlarda bu işin ciddiyetinin farkında değildim ama ilk madalyamı kazandıktan sonra karate benim için bir meslek haline geldi” diye konuştu.
“Mücadeleyi bırakan her zaman kaybeder”
Spor hayatında zor dönemler yaşadığını ifade eden Enes Bulut, her şeye rağmen mücadele etmekten vazgeçmediğini vurgulayıp, “Çok kez pes etme noktasına geldim. Spor, bir basamak gibidir. Bazen yukarı çıkarsınız, bazen bir anda en aşağıya düşersiniz. Önemli olan yılmadan tekrar tırmanabilmektir. Çünkü bu mücadelede bırakan her zaman kaybeder. En unutamadığı başarım pandemi döneminde elde ettiğim Avrupa şampiyonluğu oldu. O dönem hepimiz için çok zordu. Sosyal imkanlar sınırlıydı, psikolojik baskı büyüktü. Ama yılmadan devam ettim ve o süreç şampiyonlukla sonuçlandı” şeklinde konuştu.
“En özel başarım Gençlik Olimpiyatları”
Kariyerindeki en özel başarıyı 2018 yılında Buenos Aires’te düzenlenen Gençlik Olimpiyatları’nda elde ettiğini dile getiren milli sporcu, bu madalyanın hayatını değiştirdiğini ifade edip, “Daha önce dünya derecelerim vardı ancak Gençlik Olimpiyatları’nda kazandığım madalya benim bu spora yüzümü tamamen dönmeme neden oldu. Aylar süren kamplar, zorlu antrenmanlar ve psikolojik süreçler sonunda o madalya her şeyin karşılığı oldu. Kulüp başkanlarım, antrenörlerim, ailem ve arkadaşlarım bu süreçte hep yanımdaydı. Bu nedenle o madalya bana hep ‘birlik’ hissini çağrıştırıyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dört bir yanından rahvan at yarışçılarının katılacağı, Gölcük Belediyesi altın kemerli Geleneksel Rahvan At Yarışları Gölcük Koşusu 31 Ağustos Pazar günü başlıyor.
Türkiye Geleneksel Atlı Spor Dalları Federasyonu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük Belediyesi ve Gölcük Değirmendere Rahvan Atçılar Kulübü işbirliğiyle düzenlenen, Gölcük Belediyesi Geleneksel Rahvan At Yarışları Gölcük Koşusu heyecanı, 31 Ağustos Pazar günü yaşanacak. Gölcük Rahvan At Bakım ve Konaklama Tesisi Koşu pistinde saat 10.00’da başlayacak yarışlara, bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanından rahvan at yarışçıları katılacak.
Gölcük Belediyesi Rahvan At Bakım ve Konaklama Tesisi Koşu Pisti’nde yapılacak ödüllü yarışlar; Baş, Baş Altı, Büyük Orta, Küçük Orta, Deste, Dörtlü Tay, Üçlü Tay, İkili Tay, İthal Atlar (A) ve İthal Atlar(B) kategorilerinde heyecana sahne olacak.
Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, yaptığı açıklamada, “Gölcük Belediyesi olarak ata sporcularımızdan olan rahvan atçılığa destek olmayı sürdürüyoruz. Hemşehrilerimizi yarışları ve gösterileri izlemeye davet ediyorum” dedi.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, İzmit İlçe Başkanlığı 11. Olağan Kongresi’ne katılmak üzere Kocaeli’ye geldi. Büyük coşkuyla karşılanan Başkan Destici, “Bugün Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, Kafkaslar’dan Türkmeneli’ne, pek çok Türk ve İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı, zulüm, işgaller, soykırımlar vardır. İşte Türk bunlara sessiz kalamaz. Tarihin hiçbir döneminde sessiz kalmamıştır. Bugün de sessiz değildir, yarın da sessiz olmayacaktır ve günü geldiğinde gerekeni mutlaka ama mutlaka yapacaktır. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de terörist İsrail’in katil başbakanı Netanyahu başta olmak üzere savaş kabinesi, Gazze’de soykırım yapmaktadır. 20 binden fazla masum çocuğu katletmiştir ve bugün yüz binlercesini de açlığa mahkum etmektedir. Çocuklarımız açlıktan hayatını kaybetmektedir. Pek çoğu adeta bir deri bir kemik kalmıştır. O görüntüleri izlemeye hiçbirimizin yürekleri tahammül edememektedir. Ama maalesef başka İslam ülkeleri olmak üzere bütün dünya devletleri ve yöneticileri, ebetteki aralarında buna tepki koyanlar var, açıklama yapanlar var ama uluslararası sorumluluklar nezdinde hiçbir adım atılmamıştır. Atılan adımlar da terörist ve siyonist İsrail tarafından hiçbir şekilde karşılık bulmamakta, hiçbir uluslararası hukuka uymamakta, hiçbir kararı da tanımamaktadır” diye konuştu.
“İslam İşbirliği Teşkilatı aynı anda İsrail’e karşılık vermelidir”
İsrail’in, gücünü Amerika Birleşik Devletleri’nden ve onun hem bugünkü hem de dünkü başkanlarından aldığını söyleyen Destici, “Aslında Amerika Birleşik Devletleri dünyayı yönetiyor gibi gözükse de, esas Amerika’yı yöneten İsrail olduğu için aslında Amerikan eliyle dünyayı yöneten ve idare eden maalesef siyonist İsrail ve onu yöneten Yahudi lobileridir, Yahudi kuruluşlarıdır. Onun için bunu iyi görmemiz lazım, bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Ben buradan bir kez daha tüm İslam ülkelerine bir çağrı yapıyorum. Diyorum ki bir araya gelin. İşte şimdi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan çağrı yaptı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nı acil toplantıya çağırdı. Şimdi bu toplantıda şöyle bir karar alınması lazım. İsrail’e bir hafta ya da 10 günlük bir süre verilmeli bütün yardımların içeriye girmesine izin vermesi noktasında tam bir ateşkes. Ve bütün bu İslam ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı – yanılmıyorsam 110 üye ülke oraya üye. Hepsi ortak bir yardım kuruluşu hazırlayacak, yardımları hazırlayacaklar. Ve hepsinin 110 İslam bayrağının çekili olduğu gemiler ya da karadan araçlar harekete geçecekler. İsrail şayet buna silahla karşılık verirse, askeri olarak müdahale ederse, o zaman bu 110 ülke aynı anda İsrail’e karşılık vermelidir. Çünkü artık dayanılacak nokta geçilmiştir. Sabır taşı çatlamıştır. Onun için diyoruz ki, korkmaya çekinmeye gerek yok. Dünya savaşı mı çıkacak çıksın, kıyamet mi kopacak kopsun ama o mazlumlar yalnız bırakılmasın” diye konuştu.
“Çin’le ekonomik ilişkilerimizi acilen gözden geçirmeliyiz”
Sessiz kalınmaması gerektiğini söyleyen Destici, “Bugün biz Gazze’ye, Filistin’e, Doğu Türkistan’a sessiz kalırsak, yarın tehlikeyi, zalimi kendi kapımızda görüveririz. Onun için bunlara karşı yapılacak her şeyin mutlaka yapılması lazım. Bakın, Çin de Doğu Türkistan’a zulmediyor. 49 yılından beri işgal altında Doğu Türkistan, 76 yıldır. Aynen İsrail’in Filistin’e yaptığını yaptı benzer dönemlerde. Şu anda da Doğu Türkistan’da Türklere, Müslümanlara karşı Çin’in zulmü ağır şekilde devam ediyor. Biz geçmişten beri söylüyoruz. Türkiye, Çin’le ticarete mahkum değil. Türkiye, Çin’le ilişkilerinin iyi olmasına mahkum değil. Bizden daha çok bize mahkum olan Çin’dir. Ama bakıyoruz, Türkiye’nin şu anda ekonomik sıkıntı çeken ülkemizin dış ticaret açığının yüzde 60’ı ve cari açığının tamamı Çin ile olan ticaretten kaynaklı. Biz Çin’e sadece 5 milyar dolarlık satıyoruz, 65 milyar dolarlık alıyoruz. Arada tam 60 milyar dolar var. Bizim bütün dış ticaret açığımız ne kadar? 100 milyar dolar. Bunun 60 milyar doları Çin’den kaynaklanıyor. Bizim cari açığımız ne kadar? 50 milyar dolar. Bunun tamamı Çin ile olan ticaretten kaynaklanıyor. Onun için hem ekonomik anlamda bize zarar veriyor hem Doğu Türkistan’da hala fiili, kültürel, inanç soykırımı yaptığı için Çin’le ekonomik ilişkilerimizi acilen gözden geçirmeliyiz. Mütekabiliyet esaslarına göre, o benden 5 milyarlık alıyorsa, ben de ondan 5 milyar dolarlık alacağım. Üstünü satmak istiyorsa, en az yüzde 100 vergi koymamız şarttır. Çin’le ticaretimizi eşitlediğimiz anda, dış ticaret açığımız 40 milyar dolara, cari açığımız da kapanıyor ve aşağı yukarı 10 milyar doların üzerinde cari fazla veren bir konuma yükseliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Tarih boyunca her zaman mazlumların yanında, zalimlerin karşısında yer almışızdır”
Konuşmasını sürdüren Başkan Destici, “Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi etnik kökene ve inanca sahip olursa olsun, biz Türkler ve Müslümanlar olarak tarih boyunca her zaman mazlumların yanında, zalimlerin karşısında yer almışızdır. Bundan sonra da mazlumların yanında durmaya, zalimlerin de korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz. Türkiye için de tehdit büyüktür. 10 yıl öncesine göre tehdit daha da büyümüştür. Bir taraftan Suriye’deki iç savaş, PKK terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde bir devletleşme aşamasına gelmiş olması, Amerika Birleşik Devletleri’nin başta Yunanistan, Dedeağaç, Batı Trakya, Ege, Girit olmak üzere adeta ülkemizi çepeçevre çevreleyen üsler kurmuş olması, zaten Türkiye’nin içerisinde 20’den fazla üssü var. En son Zengezur koridorunu da 99 yıllığına kiralayarak adeta kuşatmıştır. Kafkaslar’da olmayan ABD bugün artık bu anlaşmayla Kafkaslar’a da yerleşmek adına bir adım atmıştır. Elbette ki tek hedef Türkiye değildir. Elbette ki İran, Çin, Rusya da bu hedefin içerisindedir. Ama hiç şüpheniz olmasın en yakın hedefleri Türkiye. Neden? Çünkü Türkiye çökmemektedir, boyun eğmemektedir. Türkiye’yi ya boyun eğdireceklerdir ya da Türkiye’ye mutlaka müdahale edeceklerdir” dedi.
“İçerideki İmralı canisi, ’ben baş müzakereciyim’ diyor”
“Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın uzantısı var. İçeride de ’terörsüz Türkiye’ diye bir süreç yönetildi. Onu da anlamış değilim” diyen Destici, şöyle devam etti:
“Türkiye zaten terörsüz, Türkiye’de terörist mi var? Türkiye’de terör eylemi mi var yıllardır? Türkiye zaten terörsüzdür. Benim kahraman ordum, benim devletim, kahraman askerim, kahraman polisim, hükümetin de koyduğu, iktidarın da koyduğu, Cumhur İttifakı’nın da koyduğu iradeyle zaten 2015’ten sonra başlatılan amansız bir mücadeleyle terörü yok etti. Türkiye’de terörist bırakılmadı. Savunma sanayinde atılan adımlar bu başarıda büyük rol oynadı. Onun için içeride zaten terör yok, terörist yok. İçeride kim var? İçeride siyasi bölücüler var. İmralı canisi var, Kandil’deki yılanlar var, elebaşları var. Bu süreç başlandığında ne dendi? Müzakeresiz, pazarlıksız, şartsız silah bırakacaklar ve kendilerini feshedecekler. Buna hiç kimse hayır demez. Ama şimdi bakıyoruz İmralı tutanakları yayınlanmaya başladı. İçerideki İmralı canisi diyor ki ’ben baş müzakereciyim’ diyor. Olmayan müzakerenin baş müzakerecisi olur mu? Bunlar yalanlanmadı. Şartsız, pazarlıksız silah bırakılacak dendi. Şimdi mecliste komisyon kuruldu. Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu. Peki, ne konuşuluyor bu komisyonda? Bu tür süreçlerin en önemli özelliği şeffaf olmasıdır. Halkın, milletin olup biteni mutlaka duyması ve görmesi gerekir. Onaylar ya da onaylamaz, o milletin vereceği bir karardır. Kapalı kapılar arkasında, gizli oturumlar yaparak bir milletin geleceği tayin edilemez. Millet buna müsaade etmez. Zaten göreceğiz, hep birlikte yaşayacağız. Milletin buna müsaade etmeyeceğine de hep birlikte şahitlik edeceğiz. Neye müsaade etmez millet? Bir, öncelikle terörle, teröristle pazarlık yapılmasına müsaade etmez. Bu millet, devletinin adının, milletinin kimliğinin değiştirilmesine canını verir ama müsaade etmez. Dilinin yanına başka dil eklenmesine ölür ama müsaade etmez. Bu millet geçmişte çok ağır bedeller ödemiştir. Şehitlerimizin kanı hala kurumamıştır. Şehit ailelerimizin, şehitlerimizin çocuklarının, eşlerinin, analarının, babalarının gözyaşı hala dinmemiştir. Dolayısıyla da şehit ailelerimizin, şehitlerimizin eşleri ve çocuklarıyla helalleşme olmadan ya da onların onayı olmadan asla hiçbir süreç kabul edilmez ve sonuçlanamaz.”
“Sadece 20-30 tane teröristin silah bırakmasıyla PKK silah mı bırakmış sayacağız”
PKK’nın silah bırakması ile ilgili ise Destici, “20-30 silah getirildi ve bir kazanın içine atıldı, yakıldı. Eski midir, yeni midir, kullanılır mı, kullanılmaz mı? Bunlar da belli değil. Sadece 20-30 tane teröristin silah bırakmasıyla PKK silah mı bırakmış sayacağız? Kandil’de tüm kadrosuyla PKK dururken, Irak’ta dururken, Süleymaniye’de, hatta Kerkük’te dururken, Mahmur’da dururken ve en önemlisi Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik silahlı adamıyla ABD destek komutanlığı varlığıyla dururken biz PKK’ya silah mı bırakıyor diyeceğiz. Onun için komisyondan önce yapılması gereken, PKK’nın tüm unsurlarıyla, yani Kandil’iyle, Süleymaniye’siyle, Suriye’nin kuzeyiyle, Aynel Arabı’yla, Kobani’siyle, Kamışlı’sıyla, Haseke’siyle, İran PJAK’ıyla, PYD-YPG-SDG’siyle silah bırakıp kendini feshettikten sonra bu komisyon çalışmalıdır. PKK hala Suriye’de, Irak’ta, İran’da silahlı güçleri tüm varlığıyla kendisini muhafaza ederken böyle bir komisyonun çalışmasından bence bir sonuç alınamaz. Milletimiz bunu kabul etmez. Onun için önce yapılacak olan, PKK’nın baştan söylendiği gibi tüm unsurlarıyla silahlarını bırakması ve tüm unsurlarının kendisini feshetmesidir” diye konuştu.
“İmralı canisi DEM’in kapanacağını ve onun yerine yeni bir halk kurulacağını açıkladı”
DEM Parti’nin de kendini feshetmesi gerektiğini söyleyen BBP Genel Başkanı Destici, “Bunun başkaca yolu da yoktur. Ben söyledim buna itiraz ettiler. Ama birkaç gün sonra İmralı canisi DEM’in kapanacağını ve onun yerine yeni bir halk kurulacağını açıkladı. Bana cevap yetiştirenler, ona ağızlarını bile açamadılar. Onun için biz terörsüz Türkiye’den yanayız, terörün bitmesinden yanayız. Baştan söylendiği gibi, PKK tüm unsurlarıyla silah bırakacak, kendini tüm unsurlarıyla feshedecek. Terör örgütünden ya da terör eylemlerinden değil, aynı zamanda silahlı mücadeleden vazgeçtiği gibi siyasi görücülükten de vazgeçecekse, elbette bu konuşulabilir. Ama silah bırakmanın karşılığında siyasi bölücülüğe devam edip ve bölücülük talepleri varsa, bu ne devletimiz nezdinde ne de milletimiz nezdinde asla itibar görmemelidir” dedi.
“Asgari ücret ocak ayını beklemeden artan enflasyon düzeyinde artırılmalı ve asgari ücretli nefes almalıdır”
Ekonomik meselelere değinen Başkan Destici, “Maalesef en düşük emekli aylığı 16 bin lira. En düşük ev kirasının 10 bin lira olduğu bir ülkede, 16 bin lirayla eğer tek emekli maaşı varsa, bir hanede bunun geçinmesini, mutlu olmasını nasıl bekleyelim? Aynı şey asgari ücret için de geçerli, 22 bin lira. Yine en düşük ev kirasının 10 bin lira olduğu yerde, 4 kişilik asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile nasıl geçinecek? Nasıl huzurlu ve mutlu olacak? Bunun için bir kere öncelikle emekli aylıkları acilen ve ivedilikle düzeltilmelidir. Hem de kademeli olarak düzeltilmelidir. İkincisi, asgari ücret ocak ayını beklemeden artan enflasyon düzeyinde artırılmalı ve asgari ücretli nefes almalıdır. Pazarda el yakan fiyatlar var. İşin daha kötüsü, daha çirkini, daha ahlaksız olan da nedir? Piyasada 5 lira olan bir ürünün pazarda 50 liraya satılması, piyasada 2 lira olan limonun 100 liraya satılması, piyasada 3 lira olan domatesin 30 liraya satılması. Aynı şey et ve sütte de geçerli. Bunun iki tane sebebi var. Birincisi vurguncular. Bunu çözmenin de iki yolu var. Bu iki tane faturayı kontrol etmeye bakalım. Bir, çiftçiden, üreticiden domates kaça çıkmış? Toptancı onu ondan kaça almış? Marketçiye ya da pazarcıya kaça satmış? İki, faturaya bakacaksınız. Diyelim ki çiftçiden 3 liraya almış, toptancı marketçiye 5 liraya satmış, marketçi de 25 lira yazmış. İşte o marketçinin gereğini yapacaksın. Birincisi süreli, ikincisinde tamamen kapatacaksın, hapis cezası da vereceksin, ayrıca para cezası da vereceksin” ifadelerini kullandı.
“Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle kendi üretim çiftliklerini kurmalı”
Konuşmasını sürdüren Destici, “Madem girdi maliyetleri yüksek o zaman devlet girdi maliyetlerini ucuzlatacak. Gerekirse kendisi dışarıdan getirecek, hayvan üreticisine verecek. Ama onu da üreticiler mi yapacak? Orada da kartelleşme var. Beş-on firma ipleri eline almış ve piyasayı istedikleri gibi oluşturuyorlar. O zaman ona da gereken ceza verilecek. Bunun yanında ne yapacaksın? Geçmişte olduğu gibi devlet, Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle kendi üretim çiftliklerini kuracak ve vatandaşına eti de, sütü de, peyniri de, yağı da, ekmeği de ucuz yedirecek” dedi.
Programa Büyük Birlik Partisi Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü, İzmit İlçe Başkanı Battal Moğultay, çok sayıda partili ve belediye başkanları katıldı. Programdan sonra katılımcılara ve halka yemek dağıtımı yapıldı.