Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Başkan Büyükakın: “Marmara Denizi’ne her gün 4.5 milyon metreküp kanalizasyon atığı bırakılıyor”

İzmit Körfezi’ndeki deniz yaşamının korunması ve iyileştirilmesine yönelik hayata geçirilen İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’nde 2. Etap çalışmaları devam ediyor. “Hedef: Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi” konulu panelde projenin geldiği son nokta mercek altına alınırken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Büyükakın, “Biz burada istediğimiz kadar temizleyelim, diğer yandan Marmara Denizi’ne atık atılmaya devam ediliyor. Bugün Marmara Denizi’ne her gün 4.5 milyon metreküp kanalizasyon atığı bırakılıyor. Kocaeli’de ise 23 arıtma tesisi var ve bir damla su bile arıtılmadan denize gitmiyor” dedi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, İzmit Körfezi’ndeki deniz yaşamının korunması ve iyileştirilmesine yönelik hayata geçirilen İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’nde 2. Etap çalışmaları devam ediyor. Körfez’in yeniden nefes almasını ve denizdeki canlı popülasyonunun ciddi şekilde artmasını sağlayan projenin geldiği son nokta, “Hedef: Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi” konulu panelde mercek altına alındı. Kocaeli Kongre Merkezi’ndeki programa ilgi yüksek olurken, özellikle bilim insanları projeye övgüler yağdırdı. İzmit Körfezi’ndeki dalış deneyimleri ve saha gözlemleri aktarıldı; uzmanlar, projenin olumlu ekolojik etkilerini katılımcılarla paylaştı.

Uzmanlar değerlendirdi

Program kapsamında ilk olarak ‘Marmara Yeniden: Körfez Dip Çamur Temizliği’ paneli gerçekleştirildi. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mustafa Sarı moderatörlüğünde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Büyükakın, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyay, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Kağan Özdemir ve TSSF Yönetim Kurulu Üyesi, Dünya Şampiyonu Milli Sporcu Devrim Cenk Ulusoy projenin etkilerini değerlendirdi. Panel öncesi, Başkan Büyükakın’ın da eşlik ettiği uzman ekibin proje sahasında 25 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirdiği dalış ile su altında gözlemlenen güncel doğal ekosistem öğeleri ve projenin sonuçları çevresel etkiler açısından katılımcılara aktarıldı.

“Marmara Denizi’ne her gün 4.5 milyon metreküp kanalizasyon atığı bırakılıyor”

Prof. Dr. Mustafa Sarı, projenin hayata geçirilmesinde büyük emekleri bulunan Başkan Büyükakın’a teşekkür etti. Başkan Büyükakın ise popülist kaygılarla hizmet etmediklerini belirtti, İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’ni örnek verdi. Büyükakın, “Bugün Marmara Denizi’ne her gün 4.5 milyon metreküp kanalizasyon atığı bırakılıyor. Kocaeli’de ise 23 arıtma tesisi var ve bir damla su bile arıtılmadan denize gitmiyor. Kocaeli’de arıtma tesislerinin yüzde 73’ü ileri biyolojik arıtma. 3 yıl sonra yüzde 100’ü ileri biyolojik arıtma olacak” dedi.

“Marmara Denizi’ne atık atılmaya devam ediliyor”

Marmara Denizi ölmemesi için çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Başkan Büyükakın, “Biz burada istediğimiz kadar temizleyelim, diğer yandan Marmara Denizi’ne atık atılmaya devam ediliyor. Biz bu temizliği yapmazsak yarının nesillerinin denize girme şansı yok. Çamuru oradan almadığımız müddetçe balıkların yaşaması mümkün değil. Canlıların orada tutunabilmesi için dibe inerek oksijene ulaşabilmesi lazım. O yüzden bunu temizlemeliyiz. Ama temizleme kararı çok radikal ve zor bir karar. Buna rağmen biz projenin hayata geçirilmesini sağladık” diye konuştu.

Diğer kentler örnek almaya başladı

Başkan Büyükakın, Türkiye’nin en büyük çevre projesi olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği’nin diğer kentlere de örnek olmaya başladığını vurgulayarak, “Burada çok büyük bir proje gerçekleştiriliyor. Önümüzdeki yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek COP Zirvesi’nde de konuşulacak en önemli başlıklardan birisi olacak. Ülkemiz adına da gurur kaynağı olacak. Bir başka sevindirici gelişme ise diğer körfezlerde de benzer uygulamalara yönelik eğilimlerin başlaması. Burada yapılan rehabilitasyon çalışması çok sayıda akademik çalışmaya öncülük edecek. Burada çok sayıda yayın da yapılacak. Rehabilitasyon alanında da dünyada birçok yayına örnek olacak” şeklinde konuştu.

İzmit Körfezi iyileşme yönünde azimle ilerliyor

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyay, iklim krizi tehdidiyle karşı karşıya olduğumuzu vurgulayarak İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği sonrasında gözlemlenen iyileşmeleri anlattı. Okyay, ekosistemin kendini yeniden toparlamaya başladığını belirterek, “Hasta bir insan gibi yavaş yavaş iyileşiyor. İzmit Körfezi azimle kendini toparlama yönünde ilerliyor” dedi.

Dalış sırasında pisi balığına rastladıklarını aktaran Prof. Dr. Mustafa Sarı ise balığın av beklerken bulunduğunu, çevrede yiyebileceği türlerin varlığıyla kendisine yeniden bir yaşam alanı oluşturduğunu kaydetti.

“En başta İzmir Körfezi olmak üzere hemen hemen kıyıya olan her şehirde deniz kirliliği sorunu var”

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Kağan Özdemir, “En başta İzmir Körfezi olmak üzere hemen hemen kıyıya olan her şehirde deniz kirliliği sorunu var. Belediyelerin altyapı sistemlerini düzeltmeleri gerekiyor” dedi ve İzmir örneğini verdi. İzmit Körfezi’nin bu konuda şanslı olduğunu ifade eden Özdemir, büyükşehirin Marmara Denizi’nde ilk neşteri attığını vurguladı. Özdemir, proje kapsamında kullanılan tarama gemisi ile hidrolik şekilde çamurun dağılmasını engelleyecek şekilde çalıştıklarını ifade etti.

Dünya şampiyonu Körfez’deki temizliği aktardı

Dünya Şampiyonu Milli Sporcu Devrim Cenk Ulusoy ise İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği öncesinde gerçekleştirdiği dalış deneyimini katılımcılar ile paylaşarak hiç haz almadığını ve denizdeki yeşil tonunun koyuluğuna dikkat çekti. Körfez temizliği ardından projeye dahil olarak tekrar dalış yapan Ulusoy, ilk su ile temasındaki gözlemlediği iyileşmeleri aktararak dibin berraklaştığını kaydetti. Projenin başarısının açıklamaya gerek olmayacak kadar büyük olduğunu ekleyen Özdemir ise, “Böyle vizyoner bir başkanı seçtikleri için Kocaeli halkını kutluyorum” dedi.

3,8 milyon metreküp çamur çıkarılması hedefleniyor

İzmit Körfezi’nin doğu baseninde biriken dip çamurunun koku, bulanıklık ve müsilajı tetiklemesi üzerine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılarak yapılan TÜBİTAK MAM ve İstanbul Üniversitesi çalışmaları, çamurun ekosistem ve toplum sağlığı için ciddi risk taşıdığı ortaya konmuştu. Bu bilimsel sonuçlar doğrultusunda 2 Mayıs 2023’te başlatılan ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden biri olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizleme Projesi, 468 hektarlık alanda toplam 3,8 milyon metreküp çamurun çıkarılmasını hedefliyor.

1,715 milyon metreküp çamur denizden uzaklaştırıldı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolüyle yürütülen proje üç etaptan oluşurken, ilk etap tamamlandı ve ikinci etap devam ediyor. Bugüne kadar 189 hektarlık alanda yaklaşık 115 bin kamyona eşdeğer 1,715 milyon metreküp çamur deniz ortamından uzaklaştırıldı; karada yapılan susuzlaştırma çalışmalarında ise 1.687 geotekstil tüp kullanıldı.

Bilimsel izleme ve ekosistem çalışmaları sürüyor

İzmit Körfezi’nde sürdürülen bilimsel çalışmalar kapsamında TÜBİTAK-MAM tarafından deniz suyu kalitesi ve 12 derenin sürekli izlenmesini sağlanırken, İstanbul Üniversitesi temizlenen alanlarda su kalitesi ve biyoçeşitliliği takip ediyor. ODTÜ ekosistem modelleme çalışmalarıyla Körfez için yönetim önerileri üretiyor; Gebze Teknik Üniversitesi tarafından dereler için dijital ikiz modeller geliştiriliyor ve kirlilik senaryoları analiz ediliyor. Kocaeli Üniversitesi ise yapay resiflerin ekosistem üzerindeki etkilerini bilimsel olarak izleyip raporluyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yat ve teknecilik sektörünün ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/yat-ve-teknecilik-sektorunun-ekonomik-buyuklugu-55-milyar-dolara-ulasti-0-XgXM9neI.mp4
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gemi sanayisinin 2024’te 1,91 milyar dolarlık ihracat yaptığını, yat ve teknecilik sektörünün ise yan sanayiyle birlikte 5,5 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştığını açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’da düzenlenen Deniz Ticaret Odası Müşterek Meslek Komiteleri 7. Toplantısı’nda denizcilik sektörüne dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz’de iki gemide meydana gelen patlamalara yönelik yürütülen çalışmalara değinen Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte küresel ölçekte güçlenen konumunu rakamlarla ortaya koydu. Bakan, gemi, yat ve tekne üretimindeki ihracat başarısının yanı sıra sektörün ulaştığı ekonomik büyüklüğü açıkladı.

“25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtarıldı”

Bakan Uraloğlu, öncelikle dün gece Karadeniz’de iki gemide gerçekleşen patlamalar noktasında süreci yakından takip ettiklerini belirterek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün ve Sahil Güvenlik Ekiplerinin gerekli müdahalelerde bulunduğunu söyledi. Uraloğlu, “KAIROS isimli gemiye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüz yangın sürerken başarılı bir müdahaleyle 25 denizciyi iyi bir operasyonla kurtardı. Huzurlarınızda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüze ve bakanlığımızdaki bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Diğer gemi ile ilgili de hayati bir tehlike yok. Bütün denizcilere bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.

“Türkiye, dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu

Denizleri Mavi Vatan bildiklerini; denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettiklerini söyleyen Uraloğlu, “Hamdolsun bugün Türkiye; 217 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 186 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden oldu. 2025 yılının ise Türk denizciliğinin altın yılı olarak tarihe geçti. Hatırlayacağınız üzere denizcilikle ilgili yaptığımız son programlarımızda Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında ilk 10’a taşıyacağımızın sözünü veriyorduk. Verdiğimiz sözümüzü de tuttuk ve son basamağı aştık. 2002’de 8,9 milyon dedveyt ton ile 17. sırada olan Türk sahipli filo, 2025’in ilk yarısında 2 bin 203 gemisiyle 53,1 milyon dedveyt tona ulaşarak dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi. Bu başarıyı elbette sizlerle birlikte omuz omuza kararlılıkla çalışarak elde ettik. Bu vesileyle de başta sizler olmak üzere emeği geçen herkesi tekrardan tebrik ediyorum” diye konuştu.

“Limanlarda rekor üstüne rekor kırıyoruz”

Limanlarda da rekor üstüne rekor kırdıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002 yılından bu yana limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yüzde 180, konteyner miktarı ise yüzde 443 arttı. 2024 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı yaklaşık 532 milyon tona, konteyner miktarı ise 13 milyon 529 bin TEU’ya ulaştı. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarının yanına bu yıl ilk kez listeye Aliağa Limanı’nı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti” şeklinde konuştu.

“Ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu”

Denizcilik sektörünün bu altın yılında yakın zamanda elde ettikleri yeni müjdeleri de paylaşan Uraloğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti: “Bu hafta başında Londra’da düzenlenen Uluslararası Denizcilik Örgütü 34. Genel Kurulunda, Umman Sultanlığı ile ‘Denizcilik Alanında İş Birliğine Dair Anlaşma’ ve ‘Ulaştırma Koridorları ile Haberleşme Alanlarında Mutabakat Zaptı’ olmak üzere iki tarihi anlaşmaya imza attık. Denizcilik alanındaki anlaşmamız, ülkemizin imzaladığı 65. denizcilik anlaşması oldu. Bu anlaşmalarla Umman’dan gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılması konusunda önemli bir anlaşmayı hayata geçirmiş olduk. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.

“Yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı 42’ye yükseldi”

Uraloğlu ayrıca, dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile STCW; Gemi Adamlarının, Eğitim Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları sözleşmesini imzaladıklarını da kaydetti. Uraloğlu, “Panama ile imzaladığımız bu son anlaşmayla birlikte yeterlik belgelerimizin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu. Ama bu sizlerin de çok iyi bildiği üzere sıradan bir anlaşma değil. Çünkü Türk gemi adamlarımız bundan böyle dünyanın en büyük ikinci filosuna sahip Panama bayraklı gemilerde de görev alabilecek. Bu anlaşma, denizcilerimizin küresel istihdam imkanlarını büyük ölçüde artıracak, ticaretimizi geliştirecek ve Türkiye’nin küresel denizcilikteki görünürlüğünü zirveye taşıyacaktır” dedi.

“Türkiye IMO’ya üst üste 14. kez seçildi”

Hayata geçirdikleri projelerin, çalışmaların ve başarılı diplomatik temasların; Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıdığını ve Türkiye’yi denizcilik alanında karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselttiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, “Daha dün Türkiye’nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır.” dedi.

“2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı hizmete açarak 65’e çıkardık”

Son 23 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye’yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de yaklaşık 26 bine yükselterek 3 katından fazla arttırdık. Yapımı devam eden Datça Yat Limanı, Tekirdağ Yat Limanı, İstanbul’da Haliç Yat Limanı ve Kompleksi, Mersin Aydıncık Yat Limanları ile bu vizyonu daha da büyütüyoruz. Kruvaziyer turizminde de büyük başarılara imza atıyoruz. 2025’in ilk 10 ayında limanlarımıza uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,9 artışla bin 278 oldu. Kruvaziyerle gelen yolcu sayısı ise 2 milyon 21 bini aştı. Biz zaten bu yıl 2 milyon yolcu sınırını rahatlıkla aşacağımızı öngörüyorduk. Ama bu başarıyı yılın 10. ayında elde ettik. İnşallah bu yıl sonu, 2 milyon 259 bin olan 2013 yılının rekorunu da geride bırakacağız” ifadelerini kullandı.

“Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı”

Ro-Ro taşımacılığında da büyük başarılar elde ettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Geçen yıl 706 bin birimdeki yükü deniz yoluyla taşıdık. Bu yıl da ilk 10 ayda 600 binden fazla araç taşıyarak bu alandaki artış trendimizi devam ettiriyoruz. Hatırlarsanız en son ülkemizden İtalya’ya da uluslararası düzenli Ro-Ro seferleri başlatmıştık. Karayolu ağırlıklı taşımacılığımızı denizlere aktarmak için yeni Ro-Ro hatları kurmayı sürdürüyoruz. Gezi, eğlence, dinlence ve spor için özel tasarlanmış teknelerin sayısı 135 bini aştı. Bu artışla birlikte tekne ve yat yapım sanayimizde dünya pazarında önemli bir yere geldi. Ülkemiz 2025 yılında yat projeleri sipariş defterinde toplam boy uzunluğuna göre dünyada İtalya’nın ardından 2. sıraya yükseldi. Gemi sanayimiz 2024 yılında 1,91 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu değerin dörtte birinden fazlasını katma değeri çok daha yüksek olan yat inşa sanayimiz oluşturdu. İhracatta 2 milyar dolara ulaşan yat ve teknecilik sektörümüzün yan sanayi ile birlikte ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar dolara ulaştı. Pazarın yıllık büyüme oranı da ortalama yüzde 20’lerde” açıklamasını yaptı.

“Elektrikli, hibrit yatlar ülkemizde üretiliyor”

Küresel olarak, yat ve tekne endüstrisinin sürekli olarak yenilik ve teknolojik ilerlemeye odaklanmış durumda olduğunu da vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Özellikle çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği, otonom seyir sistemleri gibi alanlarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamda çevreci bir anlayış ile yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kullanma konusundaki başarılarımızın bir sonucu olarak elektrikli, hibrit yatlar da ülkemizde üretiliyor. Ayrıca ülkemiz, modern yat üretiminin yanı sıra dünyada önemli bir bakım ve onarım merkezi haline de geldi. Son yıllarda yeni inşa yanında mevcut yatlarda yapısal veya tasarımsal değişikliklerin yapıldığı refit ve retrofit konularında da ülkemize gelen talepler dikkat çekici şekilde artmıştır” dedi.

“Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık”

Denizcilerin üzerindeki yükü paylaşmak için 2004 yılında ÖTV’siz yakıt uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Sicillerimize kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine özel tüketim vergisi tutarını sıfıra indirdik. Bugüne kadar sektöre yaklaşık 20 milyar liralık ÖTV’siz yakıt desteği sağladık” diye konuştu.

Uraloğlu, denizcilikte yeşil dönüşüm için yürürlüğe koydukları ve Mart ayında yeniledikleri “Hurdaya Ayrılan Türk Bayraklı Gemilerin Yerlerine Yeni Gemi İnşa Edilmesinin Teşvikine Dair Yönetmelik” kapsamında destek mekanizması oluşturduklarını ve verdikleri teşviklerin sektör tarafından yoğun talep gördüğünü ifade etti.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Akçay-Midilli seferleri yaz sezonunda başlayacak

Ağustos ayında Balıkesir Deniz Otobüsleri (BADO) Ayvalık-Midilli seferlerini başlatan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, önümüzdeki yaz sezonunda da Akçay-Midilli seferlerini başlatmaya hazırlanıyor.

“1. yılımızda Büyük Balıkesir Buluşması” lansmanında söz verdiği Midilli seferlerini geride bıraktığımız Ağustos ayında faaliyete alarak Balıkesir Deniz Otobüsleri AŞ (BADO) adı altında Ayvalık seferlerini başlatan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, ikinci etap olarak da Akçay seferlerini başlatmaya hazırlanıyor. 2026 yılı yaz sezonuna yetiştirilmesi planlanan Akçay-Midilli seferleri kapsamında ilk olarak 1954 yılında daimi deniz hudut kapısı olarak ilan edilerek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı kayıtlarında hâlihazırda aktif statüsünü koruyan Akçay İskelesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Balıkesir Büyükşehir Belediyesine devredildi.

İnşaat süreci başladı

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi iştiraki Balıkesir Toplu Taşıma AŞ tarafından işletilecek olan Akçay İskelesi’nden gerçekleştirilecek uluslararası denizyolu yolcu taşımacılığına hizmet verecek gümrük binasının konumu ve koordinatları, Ticaret Bakanlığı ve ilgili diğer paydaş kurumlar nezdinde yapılan teknik ve idari değerlendirmeler sonucunda kesinleştirildi. Gümrük hizmet alanının yer alacağı kıyı tesisi gerisindeki saha, üzerinde ilgili birimlerden gerekli izinler alınarak gümrük binası projelendirildi ve yapı ruhsatı temin edilerek 24 Kasım tarihi itibarıyla inşaat sürecine başlandı.

Süreç en kısa sürede tamamlanıyor

Ayrıca gümrük faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik idari yapılanma kapsamında Pasaport Polisi ile Gümrük Muhafaza personeli görevlendirilerek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı nezdinde işletme izni süreci ile deniz güvenliği için gerekli olan ISPS (Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu) uyumluluk ve izin süreçleri eşzamanlı olarak devam ediyor. Akçay-Midilli deniz ulaşım hizmeti için süreç en kısa sürede tamamlanarak vatandaşların kullanımına sunulacak.

Edremit Körfezinde hızlı ve konforlu deniz taşımacılığı hizmetinin geliştirilmesi ile Balıkesir’in ulusal ve uluslararası alanda ön plana çıkarılmasını hedefleyen BADO seferleri bölge turizmine katkı sağlayacak.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Belediye başkanı dalgıç kıyafeti giydi, dibe indi: Gördüğü manzara şaşırttı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/belediye-baskani-dalgic-kiyafeti-giydi-dibe-indi-gordugu-manzara-sasirtti-0-uIDYS2h1.mp4
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Avrupa’nın en büyük çevre projesinde gelinen noktayı görmek için dalgıç kıyafetlerini giydi ve İzmit Körfezi’nin derinliklerine indi. Bir zamanlar balçıkla kaplı olan zeminde pisi balıkları ve deniz şakayıklarını gören Büyükakın, “Yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde yürütülen ve “Avrupa’nın en büyük çevre dönüşüm projesi” olarak nitelendirilen ekolojik rehabilitasyon çalışması, artık gözle görülür neticeler vermeye başladı. Deniz tabanında biriken 11 milyon ton çamurun, yaklaşık 8 milyon tonluk kısmını oluşturan 3,8 milyon metreküpünün temizlenmesinin hedeflendiği projede, bugüne kadar 190 hektarlık alan balçıktan arındırıldı. Ayrıca, 2023 yılında “Dipten Diriliş” sloganıyla başlatılan proje ile İzmit Körfezi’nin dev bir akvaryuma dönüştürülmesi hedefleniyor.

İzmit Körfezi’nde dalış

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, yapımcı ve dalgıç Savaş Karakaş ile dünya rekortmeni serbest dalışçı Devrim Cenk Ulusoy, çalışmaları yerinde incelemek ve deniz yaşamındaki değişimi gözlemlemek üzere İzmit Körfezi’ne daldı.

“Yaklaşık 150 milyon dolarlık bir proje”

Dalış öncesi açıklama yapan Başkan Büyükakın, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli rehabilitasyon projelerinden birinin Kocaeli’de gerçekleştirildiğini belirtti. Projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortaklaşa yürütüldüğünü hatırlatan Büyükakın, “Daha öncesinde, Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin TÜBİTAK ile birlikte yürüttüğü çalışmalar vardı. Yapılan incelemelerde burada 11 milyon ton çamur bulunduğu ve bunun yaklaşık 8 milyon tonunun, yani 3,8 milyon metreküpünün deniz ortamından uzaklaştırılması gerektiği tespit edilmişti. Sonrasında çamurun hangi yöntemle uzaklaştırılacağı üzerine çalışmalar yapıldı. LOGAN’daki uygulamadan esinlenerek bugün burada yürütülen proje geliştirildi. Yaklaşık 150 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu” diye konuştu.

“Toplamda 460 hektarlık bir alanın temizlenmesi hedefleniyor”

Büyükakın, toplamda 460 hektarlık alanın temizlenmesinin hedeflendiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Şu ana kadar 190 hektarlık alanda temizlik yapıldı. Temizleme yapılan bölgelerde elde edilen sonuçları da gözlemlemeye devam ediyoruz. Arkadaşlar daha önce yaptığı dalışlarda hem biyoçeşitliliğin kendini yeniden yenilediğini hem de balık popülasyonunda, denizin diğer bölgelerine kıyasla artışlar olduğunu gözlemlemeye başladı. Farklı farklı türler var.”

“170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz”

Ayrıca, 23 ileri biyolojik arıtma tesisiyle de çalışmaların yapıldığına değinen Başkan Büyükakın, “Senede yaklaşık 170 bin metreküp çamurun denize ulaşmasını önlüyoruz ama diğer yandan da denizde yıllardır birikmiş olan çamuru temizliyoruz. Bu, deniz ekosisteminin rehabilitasyonu açısından çok kıymetli bir çalışma ve dünyada da benzerlerinden biri sayılı. Dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek için büyük bir emek veriyoruz. Biz bu mirası aslında büyüklerimizden değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu mirası onlara layıkıyla teslim etmek için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Bu yaklaşık 50 yılın birikimi”

Prof. Dr. Mustafa Sarı ise dipteki kirliliğin yaklaşık 50 yıllık bir birikim olduğuna dikkati çekerek, “Birikmiş olan bu doğal olmayan atıkların çıkarılması Marmara Denizi’ne çok büyük fayda sağlayacak. Marmara Denizi hem Akdeniz’in hem Karadeniz’in hem de Ege’nin dengesine katkı veren bir ekosistem. Marmara’yı kirlettiğinizde, bir anlamda Karadeniz’i, Ege’yi ve Akdeniz’i de kirletmiş oluyorsunuz. Üstelik Marmara Denizi’nin tüm kıyıları bizim ülkemizin sınırları içinde. Marmara’da olan her şey bizim namusumuzdur” dedi.

“İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik”

Dalgıç Savaş Karakaş da İzmit Körfezi’nin geçmişte dalgıçlar için “ölümcül bir bataklık” gibi görüldüğünü belirterek, “Bugüne kadar dünyanın yedi denizinde ve Türkiye’nin dört bir yanında dalış yaptım fakat İzmit Körfezi’ne dalmayı hiç aklımıza getirmedik. Çünkü bizim için burası adeta ölümcül bir yerdi. Takdir edersiniz ki burası bir deniz değil, bir bataklık gibiydi. Hiçbir dalgıç bataklığa dalmak istemez ama bugün, yaklaşık 50 hatta 100 yıllık kötü bir alışkanlıktan kurtuluyoruz” diye konuştu.

“Canlıların artması hayatın yeniden başladığını gösteriyor”

Dalışın ardından su altındaki gözlemlerini aktaran Tahir Büyükakın, değişimin çıplak gözle görülebildiğini vurguladı. Daha önce balçık nedeniyle yaşamın mümkün olmadığı alanlarda artık deniz canlılarının yuva yapmaya başladığını anlatan Büyükakın, “Denizin dibinde deniz şakayıkları ve benzeri türlerin yaygın şekilde yer tuttuğunu görüyoruz. Bunların deniz tabanına tutunmuş olması, orada bir yaşamın yeniden başladığını gösteriyor. Bu türlerin orada yaşaması çok önemli. Belli kabuklu türler ortaya çıkmaya başlamış. Deniz hıyarı ya da deniz patlıcanı olarak bilinen türlerden var, yengeçler var. Önce kabuklu canlılar geliyor, ardından bu kabuklularla beslenen diğer türler geliyor. Örneğin pisi balığının gelmesi, orada kabuklu türlerin yaşamaya başladığının önemli bir göstergesi. Çünkü pisi balığı, bu canlılarla beslenmek için geliyor” cümlelerini kullandı.

“Burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız”

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sözlerini şöyle noktaladı:

“Ayrıca anemonlar da vardı. Bunlar, denizdeki canlılığın en önemli göstergelerinden biridir. Burada çamurun yer yer 3 metreye kadar ulaştığı bir bölgeden bahsediyoruz. O çamur temizlendi ve denizin dibindeki kum oksijenle buluştu. Daha önce yüzeyi kaplayan balçık tabakası nedeniyle hiçbir canlı türünün burada tutunması mümkün değildi. Şimdi ise kumlu zeminde tutunabilen türler yeniden köklenmeye başladı. Yavaş yavaş diğer türler de beslenmek için gelecek, yumurtalarını bırakacak ve yakın zamanda burada çok daha farklı şeyler görmeye başlayacağız. Hem tür çeşitliliğinin artmasını hem de popülasyonların çoğalmasını bekliyoruz. İnşallah çok güzel şeyler olmaya başladı ve bundan sonrası da hızlı bir şekilde devam edecek.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

İzmit Körfezi’nden 7 bin 90 metreküp atık ayrıştırıldı

İzmit Körfezi’nde 2008 yılından bu yana yürütülen temizlik çalışmaları kapsamında deniz ortamından toplam 7 bin 90 metreküp atık ayrıştırıldı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yürüttüğü temizlik ve denetim çalışmalarıyla İzmit Körfezi’nin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. 2008 yılından bugüne kadar yapılan çalışmalar kapsamında deniz ortamından toplam 7 bin 90 metreküp atık ayrıştırıldı.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar, yaklaşık 300 kilometrekare yüzölçümüne ve 130 kilometre kıyı uzunluğuna sahip İzmit Körfezi’ni kapsıyor. Belediye, yalnızca yüzey temizliğiyle değil, deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik denetim faaliyetleriyle de çalışmalarını sürdürüyor.

Reis Bey Kontrol Teknesi ile gemiler, kıyı tesisleri, sanayi tesisleri ve yüzeysel sular düzenli olarak kontrol ediliyor. Tespit edilen olumsuzluklar ve kirlilik kaynakları yetkili kurum ve kuruluşlara iletilerek önlenmesi sağlanıyor.

Denizde yaşayan canlılar için olumsuz etkiler oluşturan yüzer atıklar, alg patlamaları ve deniz yosunlarının temizlenmesi için geniş bir ekipman filosu görev yapıyor. Çalışmalarda, Körfez’de görevli 4 deniz süpürgesi, 2 kontrol botu, 2 gemilerden atık toplama gemisi, 3 amfibi sulak alan taşıtı, 4 atık toplama aracı ve 2 dere bariyeri kullanılıyor. Bu araçlar vasıtasıyla yağışlarla derelerden sürüklenen atıklar ve deniz tabanından yüzeye çıkan yosun çöpleri toplanıyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Halit Yukay’ın ölümünde şok bilirkişi raporu: “Açık denizde böyle bir çarpışmaya literatürde rastlanmadı”

Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere 4 Ağustos günü saat 15.10’da ‘Graywolf’ adlı teknesiyle denize açılan iş adamı Halit Yukay (43), kaybolduktan günler sonra Balıkesir’in Erdek ilçesinin 7 mil açığında, 68 metre derinlikte cansız halde bulunmuştu.

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianamede yer alan bilirkişi raporunda, Yukay’ın kullandığı sürat teknesinin, ‘Arel-7’ isimli kuru yük gemisine tam seyir hızıyla, baş tarafından ve doğrudan çarptığı belirtildi. Raporda, açık denizde böyle bir kazaya denizcilik literatüründe “neredeyse hiç rastlanmadığı” vurgulandı.

Arama çalışmalarının 19’uncu gününde, denizin dibinde ilk tespit, Yukay’ın sol kolundaki mavi kordonlu saat üzerinden yapıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı TCG Işın ve ardından TCG Alemdar gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar tarafından 3 Eylül’de çıkarılan cenaze, Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi ve 6 Eylül’de İstanbul’da toprağa verildi.

Soruşturma kapsamında, Halit Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel-7’ adlı kuru yük gemisinin radar kayıtları, rotası ve gövdesindeki izler incelendi. Sahil Güvenlik ekipleri, geminin baş kısmında belirgin sürtme izleri tespit etti. Çanakkale’de kazadan bir gün önce çekilen fotoğraflarda herhangi bir hasar görünmezken, 5 Ağustos’ta İzmit’te çekilen fotoğrafta geminin baş tarafında çarpma izleri dikkat çekti. Ayrıca kaptan Cemal Tokatlıoğlu (61) ile mürettebatın limana yanaştıkları anda baş tarafa inip gövdeyi kontrol ettiği güvenlik görüntüleri de dosyaya girdi.

Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nda yapılan incelemede, ‘Arel-7’nin çarpma bölgesinden alınan mikro boya örnekleriyle, Yukay’ın parçalanan teknesinden alınan boya katmanlarının renk ve fiziksel yapı açısından birebir uyumlu olduğu tespit edildi. Bu belirtiler, fiziksel temasın kesin olarak gerçekleştiğini gösterdi.

İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, kazanın meydana geldiği 17.09’da ‘Arel-7’nin seyir güzergâhından çıkarak daire çizdiği, bu hareketin Halit Yukay’ın telefonunun sinyal verdiği son saniyelerle birebir örtüştüğü belirtildi. Bu sırada Halit Yukay’ın, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile telefonda konuştuğu ortaya çıktı. Tatlıtuğ ifadesinde, görüşmenin “her şey yolunda” şeklinde sürdüğünü, bir anda “sağanak benzeri bir ses” duyduktan sonra hattın kesildiğini anlattı.

Bilirkişi raporunda, ‘Graywolf’ adlı teknenin radar reflektörü bulunmadığı, gri borda renginin düşük görünürlük oluşturduğu, Halit Yukay’ın ise kaza anında alt kamarada telefonla görüşme yaptığı için gözcülük görevini yerine getirmediği kaydedildi. Çarpışmanın açık denizde, gündüz görüşünün açık olduğu bir bölgede meydana gelmesi nedeniyle olayın “istisnai” nitelikte olduğu ifade edildi.

Raporda, kazanın oluşumunda Halit Yukay’ın asli kusurlu, ‘Arel-7’ gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun ise tali kusurlu olduğu belirtildi. Tokatlıoğlu’nun köprü üstünde vardiya tutmasına rağmen gözcülük konusunda ihmali bulunduğu, küçük bir sürat teknesinin yüksek hızla doğrudan çarpmasını öngörmesinin ise teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.

İddianamede, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Gemi şirket yetkilisi Arda G. (45) ile mürettebat Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B. (60) hakkında ise “yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis talep edildi.

Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianame kapsamında 10 sanığın yargılanmasına aralık ayında başlanacak.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Tatlıoğlu: Rusya, Ukrayna Savaşı’nın bitmesinin ardından Karadeniz’deki bütün mayınları biz temizleyeceğiz

Çanakkale ve Saros Körfezi’nde devam eden ’Nusret-2025 Davet Tatbikatı’ dahilinde Seçkin Gözlemci Günü Faaliyetleri gerçekleştirildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, “Rusya, Ukrayna Savaşı’nın bitmesinin ardından Karadeniz’deki bütün mayınları biz temizleyeceğiz” dedi.

Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO, Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı yüzer ve uçar birliklerle çeşitli ülkelerden gözlemcilerin katılımıyla Çanakkale ve Saros Körfezi’nde düzenlenen ’Nusret-2025 Davet Tatbikatı’ devam ediyor. Faaliyet dahilinde ilk olarak TCG Bayraktar’da Mayın Filosu Komutanı Tuğamiral Birol Orak, basın brifingi verdi. Ardından TCG Bayraktar tarafından mayın döküş harekatı gerçekleştirildi. Denize C-130 tipi uçak ile havadan mayın döküldü. Demirli mayınının ROV cihazı ile teşhisi ve Türk Savunma Sanayisi tarafından yerli imkanlarla üretilen Malaman Akıllı Dip mayınları, Mayın Harbi Dalgıçları (MHD) tarafından patlatılarak imha edildi. Hafif Otonom Sualtı Aracı’nın (HOSA) mayınlı sahaya sevk edilmesi, Taktik Pençe Harekâtı faaliyeti icra edildi. Dalış kazası eğitimi dahilinde yaralı personelin helikopterle sevk edilmesi ve tören geçişinin ardından sona erdi. Programa, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay ve çok sayıda personel katıldı.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu yaptığı konuşmada, “Bu tatbikata 26 ülkeden 74 gözlemci personel katılmaktadır. Tatbikatımız ismini kahraman Nusret Mayın Gemisi’nden almaktadır. Bildiğiniz gibi 1915’te Nusret Mayın Gemimiz Çanakkale Boğazı’na dökmüş olduğu mayınlarla o dönemin en güçlü donanmasını Çanakkale Boğazı’ndan geçirmemiştir ve ‘Çanakkale geçilmez’ dedirmiştik. Mayın silahı hala çok önemli. Bildiğiniz gibi Ukrayna-Rusya savaşı esnasında Ukrayna’nın Odessa’nın güneyine dökmüş olduğu mayınlar sonucunda Rusya, Karadeniz’de istediği gibi bir deniz harekatı icra edemedi. Biz mayın konusunda çok iyi bir deniz kuvvetleriyiz. “Kendi milli ve yerli mayınımızı, ’MALAMAN’ mayınımızı yaptık ve bugün de kullandık, sizler de gördünüz. Aynı zamanda yerli ve milli mayın avlama gemilerimizi de inşa ediyoruz. Rusya, Ukrayna Savaşı’nın bitmesinin ardından Karadeniz’deki bütün mayınları biz temizleyeceğiz. Türkiye olarak, Türk Deniz Kuvvetleri olarak biz temizleyeceğiz. Yapmış olduğumuz bu tatbikat Karadeniz’de icra edeceğimiz mayın temizliği faaliyetlerinin bir provasıdır. Daha önce de söylediğim gibi üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin, coğrafi yapısı çok güçlü bir deniz kuvvetlerine sahip olmamızı gerektirmektedir. Biz de çok güçlü bir deniz kuvvetleriyiz. İnşa halindeki uçak gemimiz, milli denizaltılarımız, milli fırkateynlerimiz, milli hücum botlarımız envantere katıldıktan sonra daha da güçlü bir hale geleceğiz” dedi.

Tatbikattan sonra konuşan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise “Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın planlı tatbikatlarından olan ’Nusret- 2025 Davet Tatbikatı’nın gözlemci gününü hep beraber izledik. 1 haftadır süregelen bu tatbikatın mayın harekatı konusunda Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın bütün imkan ve kabiliyetlerini gördük. Biliyorsunuz ekim ayı içinde Denizkurdu-I 2025 Tatbikatı’nı Anadolu Gemisi’nden, bu tatbikatı ise tamamıyla yerli ve milli imkanlarla icra edilmiş Sancaktar Gemisi’nden izleme imkanını bulduk. Mayın harekatı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için çok önemli harekat. Bu harekatın en önemli yanı bugün NATO üyesi ülkeler ve 26 ülkenin de beraber izlediği gözlemci ve fiil olarak bu tatbikata bizzat şahit oldular. Tabii bu tatbikatta elde edilen eğitim faaliyetleri aynı zamanda bizim biliyorsunuz Karadeniz güvenliğini sağlamamız için üç ülkenin Türkiye, Romanya ve Bulgaristan deniz kuvvetleri komutanlığının Karadeniz’deki mayın hareketi kapsamında imzalamış olduğu işbirliğinin de bir göstergesi olarak hepimiz burada şahit olduk. Burada elde ettiği eğitim, başarı ve faaliyetlerini Karadeniz’de de mayın harekatında kullanmak üzere hazır halde olduğunu bütün dünyaya göstermiş olduk. Milli ve yerli sanayimizin faaliyetimize katkı sunan bütün ürünlerini de Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından burada deneme imkanı bulduk. Gerek emir komuta sistemleri, gerek yerli mayın, gerek sensör cihazlarının burada kullanımına şahit olduk. Bu nedenle bu kullanımlarına şahit olduğumuz bu yerli ve milli sistemlerin daha da gelişeceğini, daha da ileriye götüreceğimizin de bir kanıtı olarak burada izleme imkanı bulduk. Bu nedenle bu harekatı icra eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza, Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza, Sahil Güvenlik Komutanlığımıza da teşekkürlerimi ve bütün personele başarılar diler ve bu harekatın amacına ulaştığını ve mayın harekatı konusunda ne kadar başarılı ve üstün bir seviyeye geldiğimizin bir örneğini de hep beraber görmüş olduk” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Nara Kalesi’nde yerli ve milli savunma sanayi teknolojileri sergilendi

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/nara-kalesinde-yerli-ve-milli-savunma-sanayi-teknolojileri-sergilendi-0-ldqyd9DR.mp4
Türkiye’nin ev sahipliğinde, dost ve müttefik ülke unsurlarının katılımıyla Çanakkale ve Saros Körfezi’nde gerçekleştirilen Nusret-2025 Davet Tatbikatı çerçevesinde yerli savunma sanayi firmalarının ürettiği ürünler, Çanakkale Boğaz Komutanlığı’nda bulunan Nara Kalesi içerisinde sergilendi.

Çanakkale Boğaz Komutanlığı’nda bulunan Nara Kalesi içerisinde Nusret-2025 Davet Tatbikatı, etkinlikleri çerçevesinde yerli savunma sanayi firmalarının ürettiği ürünleri sergilendi. Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Deniz Hava Komutanı Tümamiral Mehmet Savaş Eser, Kuzey Deniz Saha Komutanı Tümamiral Aziz Bakıoğlu, Denizaltı Filosu Komutanı Tümamiral Timur Yılmaz, Çanakkale Boğaz Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Mayın Filosu Komutanı Tuğamiral Birol Orak, dost ve müttefik ülkelerden unsurlar ve gözlemci personelin yanı sıra NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) sergilenen ürünleri gezerek uzmanlardan bilgiler aldılar.

Türkiye Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarına yönelik yerli ve milli teknolojiler ürettiklerini söyleyen METEKSAN Savunma Su Altı Akustik Sistemleri Ürün Yönetim Direktörü Metin Şengül, “Deniz kuvvetlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda yerli ve milli çözümlerimizle burada yer alıyoruz. Özellikle sergiye getirdiğimiz ürünlerimize baktığımız zaman MİLGEM milli gemimizin denizaltı savunma harbi sonarıyla buradayız. Ayrıca denizaltı sonar suitlerinde, denizaltı entegre sonar sistemleriyle yine sensör seviyesinden, algoritmasıyla, donanımıyla birlikte sağladığımız sistemlerimizle buradayız. Son olarak da su altı güvenliğinde, insansız su altı araçları ve denizaltı gibi tehditleri tespit edip, takip edip, uyarıları verip karşı tedbir için geliştirdiğimiz SUDES sistemimizle sergimizde yer alıyoruz. Tüm sistemlerimiz tüm dünya bahriyelileri tarafından kullanılmakta” dedi.

Ürettikleri teknolojinin Türk mühendisler eşliğinde, Türk endüstrisi aracılığla üretildiğini vurgulayan Metin Şengül, bununla mutluluk duyduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“MİLGEM Sonar ailesi ile başladığımız Denizaltı Savunma Harbi’nde YAKAMOS 2020 ürün ailemizde Pakistan MİLGEM projesinde, Ukrayna MİLGEM projesinde de kullanılmakta. Ayrıca şu anda fiili olarak da farklı sistemler için görüşmelerimizi sürdürmekteyiz. Denizaltı sonar ailemizde Ay sınıfı ve Preveze sınıfı denizaltılarımızda sistemlerimiz yer almakla birlikte yine yurt dışında Pakistan Bahriyesi’nin denizaltı sistemlerinde de yer almaktayız. Buralarda da yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz tamamı Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiş ve Türk endüstrisi tarafından üretilmiş sistemlerimizle yer almanın gururunu yaşıyoruz.”

Denizcilik ve insanız hava araçları teknolojilerinde ileri bir seviyede yer aldıklarını aktaran STM Sabit Kanatlı İnsansız Sistemler Müdürü Atıl Köprücü, “STM’de hem denizcilik teknolojisinde çok ileri bir seviyedeyiz hem de insansız hava araçları seviyesinde çok ileri bir seviyedeydik. Biz bu iki teknolojiyi STM NETA ürünümüzle su altı dünyasıyla da kavuşturduk. Ürün ailemizin aslında ilk lansmanını Saha Expo’da geçen sene yapmıştık. Bu sene deniz testleri faaliyetlerimizi tamamlamak üzereyiz. 2025’in sonunda tamamen deniz testleri bitmiş bir şekilde ürünümüz artık deniz kuvvetleri envanterine geçecek seviyeye gelmiş olacak. STM NETA mayın harbi kapsamında tasarlanmış bir insansız otonom su altı aracı” şeklinde konuştu.

Geliştirdikleri STM NETA ürünün denizde bulunan mayınların tespiti ve bunların imhasına yönelik olan bilgileri hazırlamak olduğunu ifade eden Atıl Köprücü, sözlerine şöyle devam etti:

“Asıl görevi üzerinde bulunan sonar sistemleriyle deniz tabanında ya da denizde bulunan mayınların tespiti ve bunların imhasına yönelik olan bilgileri hazırlamak. Ürünümüz yeni nesil mayın avlama gemisinde kullanılmak üzere tedarik sürecine de başlamış durumda. O projede de şu an aktif olarak görev alıyoruz. Bunun dışında mayın imhasına yönelik insansız sualtı araçları da geliştirme fazımız başlamış durumda. Onları da geliştiriyoruz. STM olarak hava araçlarında, denizcilikte ve su altı alanında en yeni teknolojilerle ülkemizi temsil etmeye devam ediyoruz. Ürünümüzün genel özelliklerinden bahsedecek olursam mevcut bataryasıyla 12 saat kadar aktif arama faaliyeti yapabilmekte. Sistemimizin üzerinde bulunan sensörler sistemi yardımıyla hem önce tespit yapıp daha sonra kamera sistemleriyle de mayınların sınıflandırılması yapılabilmekte. İstenildiği durumda daha fazla batarya paketi eklenerek 24 saate kadar aktif görev yapabilmektedir.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan müsilajla mücadelede yeni adım

Garanti BBVA ve TURMEPA iş birliğiyle yürütülen Mavi Nefes Projesi’nin 5’inci yılında Marmara Denizi’ndeki baskıları tespit ederek iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirmek amacıyla başlatılacak olan bilimsel projenin ilk deneme dalışı gerçekleştirildi.

Garanti BBVA’nın, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana yürüttüğü Mavi Nefes Projesi’nde, deniz altı ekosistemini korumaya yönelik bilimsel çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen projenin Marmara ayağında, müsilajı su altı ekosisteminden uzaklaştırmaya yönelik geliştirilen temizleme tekniğinin ilk saha denemeleri Burgazada açıklarında gerçekleştirildi.

TURMEPA koordinasyonunda ve Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında gerçekleştirilen dalışta, tekniğin su sütunu ve deniz tabanı üzerindeki etkileri gözlemlendi; elde edilen bulgular bir sonraki fazın bilimsel değerlendirmelerine temel oluşturmak üzere kayıt altına alındı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan ve ekibinin liderliğinde gerçekleştirilen deneme dalışına Garanti BBVA Su Altı Dalış Kulübü, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, TURMEPA Genel Müdürü Semiha Öztürk ve İstanbul Üniversitesi TTO Genel Müdürü Mehmet Besim Müftüoğlu yerinde eşlik etti.

Müsilajı kaynağında temizleyen yenilikçi teknoloji

Dernek ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen cihaz müsilajı venturi sistemiyle hava basıncıyla temizliyor. Böylece mercanların, alglerin, deniz çayırlarının ve diğer hassas canlıların üzerini kaplayan müsilaj tabakasının fiziksel olarak uzaklaştırılması sağlanıyor. Cihaz, ekosisteme zarar vermeden biyolojik çeşitliliğin korunmasına yardımcı olacak şekilde tasarlandı. İlk denemelerde, cihazın Burgazada çevresindeki habitat üzerinde kayda değer temizlik sağladığı gözlemlendi.

“Denizlerimizin nefes alması için bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getiriyoruz.”

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, projenin geldiği noktayı şöyle değerlendirdi: “Mavi Nefes projemizle 2021’den bu yana denizlerin sağlığı için bilim insanları, sivil toplum ve gönüllülerle birlikte çalışıyoruz. TURMEPA’yla birlikte kararlılıkla yürüttüğümüz bu projede pek çok noktada doğaya somut katkı sağlıyor, aynı zamanda gelecek nesillerde çevre farkındalığı oluşturuyoruz. Ancak amacımız yalnızca yüzeydeki atıkları temizlemek değil; deniz altı yaşamını da onaracak uzun vadeli, bilim temelli çözümler üretmek. Mavi Nefes, bu yönüyle yalnızca bir temizlik hareketi değil; veriye dayalı, ölçülebilir ve sürdürülebilir etkiyi hedefleyen bütüncül bir program. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca farkındalık değil, çözüm üreten teknolojiler de geliştiriyoruz. Geliştirilen cihaz, Marmara Denizi’nde müsilajın temizlenmesine ve su altı yaşamını korumaya katkı sağlayacak önemli bir adım. Banka olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine koyarken bir yandan da denizlerimizin nefes alması için bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getirmeye devam edeceğiz.”

DenizTemiz Derneği Derneği/ TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “TURMEPA’da hep söylediğimiz gibi aldığımız iki nefesten biri denizden geliyor. Okyanuslar ve denizler yaşamın kaynağı ve geleceğimizin teminatı. Bu nedenle onları korumak, yalnızca bugünün değil yarının da sorumluluğu. Garanti BBVA iş birliğiyle yürüttüğümüz Mavi Nefes Projesi, bu sorumluluğun bilinciyle bilimi, teknolojiyi ve toplumsal farkındalığı bir araya getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu’nda tek sivil toplum kuruluşu olarak yer alan TURMEPA’nın, Garanti BBVA ile el ele müsilaj krizine yanıt olarak 2021 yılında başlattığı bu çalışma, yalnızca müsilajla mücadele değil; aynı zamanda deniz ekosisteminin yeniden canlanmasına yönelik bir umut adımıdır. Bilimin ışığında, sürdürülebilir çözümlerle denizlerimize nefes olmaya devam edeceğiz” dedi.

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan ise projeye ilişkin şunları söyledi:

“Marmara Denizi, tümüyle bize ait olan eşsiz bir iç deniz. Onu korumak hem sorumluluğumuz hem de geleceğe bırakacağımız en değerli miras. Zostera ve Cymodocea türü deniz çayırları, Cystoseira yosunları ve Gorgon kolonileri gibi önemli canlı topluluklarıyla Marmara, hâlâ nefes alan bir ekosistem. Bu ekosistemin kalbi sayılan adaları ve özellikle Prens Adaları ise yüksek biyoçeşitliliğiyle Marmara’nın incisi konumunda. Projemiz, koruma temelli ve bilimsel verilerle yönlendirilen bir girişim olarak bu hassas dengeyi güçlendirmeyi amaçlıyor. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, Marmara’nın oksijen bakımından fakirleştiğini açıkça ortaya koyuyor. Su altı ormanları bu denizin doğal oksijen kaynaklarını oluşturuyor. Dolayısıyla Prens Adaları’nı ve su altı ormanlarını korumak, yalnızca bölgesel bir çaba değil; Marmara Denizi’nin tamamını korumak anlamına geliyor.”

Mavi Nefes yolculuğundan satır başları

Yapılan açıklamaya göre, banka ve derneğin 2021’de başlattığı Mavi Nefes Projesi, Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğdu. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı sürdürüyor.

Proje kapsamında bugüne dek Marmara Denizi’nde 287 tonun üzerinde, Van Gölü’nde ise 20 tondan fazla katı atık toplandı. Göcek’te faaliyet gösteren sıvı atık alım teknesi, yüzlerce tekneden 860 bin litre atık toplayarak yaklaşık 6,8 milyon litre deniz suyunun kirlenmesini önledi. Saros Körfezi’nde 35 istasyonda yapılan 45 dalışta 382 deniz türü tespit edilerek bölgenin habitat haritası çıkarıldı. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde 3 farklı istasyonda yaklaşık 10 bin deniz çayırı fidesi ekimi gerçekleştirilerek yüzde 70 başarı sağlandı. Göcek’te 2 bin yaşında olduğu belirlenen deniz çayırının yaş tayini çalışması, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk olarak kayda geçti.

Mavi Nefes aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılmasını hedefliyor. TURMEPA’nın Milli Eğitim Bakanlığı protokolleri kapsamında yürüttüğü çevrim içi eğitimler ve gezici Mavi Nefes Eğitim Otobüsü ile bugüne kadar 100 bini aşkın öğrenci ve 5 binden fazla öğretmene ulaşıldı. Ayrıca lise öğrencilerine yönelik ‘Mavi Dedektifler’ programıyla gençler, çevre bilinci kazanmanın yanı sıra kendi projelerini geliştirme fırsatı buluyor.

Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi ise insan kaynaklı pek çok sorunla yüz yüze kalan Prens Adaları’nın bulunduğu bölgede müsilajın yıkıcı etkilerinin azaltılması, tür çeşitliliğine etkilerinin belirlenmesi ve tür envanterlerinin ortaya koyulması hedefiyle hayata geçirildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Marmara Denizi’nde yeni müsilaj alarmı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/marmara-denizinde-yeni-musilaj-alarmi-0-VwfDfw4k.mp4
Marmara Denizi’nde yeniden ortaya çıkan müsilaj sorununa dikkat çeken Bandırma Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, ekolojik felaketin yeni bir kısır döngüye dönüştüğünü belirterek acil önlem çağrısı yaptı.

Prof. Dr. Sarı, 14 Eylül’de Bandırma Körfezi, Gemlik Körfezi, Tekirdağ kıyıları, Marmara Adası çevresi, Erdek Körfezi ve Çanakkale Boğazı girişinde yoğun müsilaj oluştuğunu belirtti. Şu anda 10 ila 30 metre derinliklerde farklı bölgelerde, farklı yoğunluklarda müsilajın devam ettiğini kaydeden Sarı, “İlk kez bu kadar erken oluşması konunun ne kadar acil olduğunu göstermesi açısından önemli” dedi.

Sarı, Marmara Denizi’ndeki son durumu şöyle anlattı:

“Marmara Denizi’nde yeni bir müsilaj oluşumuyla karşı karşıyayız. Evet, yeni bir müsilaj yine müsilaj. 14 Eylül’de Marmara Denizi’nde Bandırma Körfezi, Gemlik Körfezi, Tekirdağ kıyıları, Marmara Adaları’nın çevresi ve Erdek Körfezi ile Çanakkale Boğazı’nın girişinde yoğun müsilaj ortaya çıktı, oluştu. Şu anda 10 metreyle 30 metre derinlikler arasında, farklı bölgelerde, farklı yoğunluklarda ne yazık ki müsilaj devam ediyor.

Müsilajı biz esasında bir sonuç olarak görmek durumundayız. Çünkü müsilaj bizim denizle kurduğumuz yanlış ilişkinin sonucunda ortaya çıkıyor. Denizi kirlettik. İklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıkları zaten artış trendinde. Marmara Denizi zaten astımlı bir çocuk gibi çok hassas, kırılgan bir ekosistem ve ikili su yapısına sahip. Tüm bu üçlü tetikleyici bir araya geldiğinde müsilaj kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor.

Peki neyi yanlış yaptık da bu hale geldik? Marmara Denizi’nin çevresindeki her iki kişiden birinin atığını halen arıtmadan denize boca ediyoruz. Yani otuz milyon insanın on beş milyonunun atıkları doğru düzgün arıtılmadan denize boca ediliyor. Sanayinin atıklarının yüzde yetmişi arıtılmadan gidiyor. Tarım zehirleri hiç arıtılmıyor. Marmara’nın çevresindeki akarsular birer zehir kanalına dönmüş durumda.

Tüm bunlar işte müsilajın temel nedenleri, tetikleyicileri olarak karşımıza çıkıyor. Peki ne yapıp da müsilajdan kurtulacağız? Bir aslında sonucun nelerden ortaya çıktığına bakarsak, nedenleri ortadan kaldırırsak sonuçlar değişecektir. Marmara Denizi’ndeki müsilajdan kurtulmak için nedenleri olan, en önemli neden olan kirliliği önlememiz lazım. Marmara Denizi’ne 1 litre bile arıtılmamış atık su deşarj etmemeliyiz, edememeliyiz.

2021 yılında bir eylem planı yaptık. Hakkıyla uygulasak müsilajdan kurtulma, uzun süreli kurtulma yönünde kocaman bir adım atmış olacaktık. Yapmadık, yapamadık. Suçu birbirimize attık. Sonra 2024 yılında müsilaj ortaya çıktı. Tekrar bu plana atıf yaptık. Sonuçsuz toplantılarla zamanımızı geçirdik. Kayda değer bir önlem halen almadık. Bakın 2025 yılında tekrar müsilajla karşı karşıyayız. Bir kör döngüye girmek üzereyiz.

Bu kör döngüden çıkmanın yolu şimdiye kadar yaptıklarımızı değiştirmekten geçiyor. Ne olursunuz bu kör döngüyü kıralım. Bilim insanları konuşuyor, uygulayıcılar, bunu önleyecek olanlar susuyorlar. Ölü taklidi yapıyorlar. Bütün bilim insanları olarak biz bir araya gelsek bunu önleyemeyiz. Biz nasıl olduğunu, neden olduğunu, nasıl önleneceğini size anlatırız, açıklarız. Ama bunu önleyecek olan merkezi ve yerel yönetimlerdir.

Lütfen harekete geçin. Acilen yeni bir eylem planına ihtiyacımız var. Artık 2021’deki eylem planı geride kaldı. O zamanki yaptığımız kurullar, aldığımız kararlar ne yazık ki uygulanamadı, geride kaldı. Çok acil. Hemen bir araya gelmeliyiz. Şimdiden bir acil eylem planı yapmalı ve yeniden Marmara Denizi’yle ilişkimizi düzeltmemiz lazım. Bakın Marmara 2021’de ağır yaralıydı. Bu ağır yaralılık durumu 2024’teki müsilajda birazcık daha arttı.

Şu anda Marmara çok ağır yaralı durumda. Ağır yaralı hastaya nasıl müdahale edileceği tıbbın konusu. Ama Marmara Denizi’nde nasıl müdahale edileceğini biliyoruz. Lütfen harekete geçelim.”

Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin yeniden müsilaj tehdidiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, yetkililere acil çağrıda bulundu.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version