Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sapanca Gölü’ndeki endişelendiren kabarcıklar su altından ve havadan görüntülendi

Sakarya ile Kocaeli’nin içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’ndeki endişe veren kabarcıklar su altından ve havadan görüntülendi. Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise, “Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda” dedi.

Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’nün kot seviyesi 28.75 metreye düştü. Gölde çekilmenin izleri net bir şekilde belli olurken, dipten yüzeye gelen kabarcıklar ise endişe oluşturdu. Uzun yıllardır gölde dalış ve balıkçılık yapan Güngör Demirci ise ‘Su kaynıyor’ sözleriyle o anları kaydetti. Demirci’nin kendi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı ve kısa sürede viral olan görüntülerin ardından, gölde oluşan hareketlilik merak uyandırdı. Demirci ve ekibi, endişe uyandıran kabarcıklara doğru dalış gerçekleştirdi. Kabarcıklar hem havadan hem de su altından görüntülendi. Bölgede inceleme yapan Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu ise Kuzey Anadolu fay hattının Sapanca Gölü’nden geçerek Sakarya ve Kocaeli’ni içine aldığını kaydetti. Utkucu, bu fay hattının karakteristik depremi 1999 yılında ürettiğini ve yeniden büyük bir deprem üretmesi için yaklaşık 100 yılın geçmesi gerektiğini aktardı.

“Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz”

Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Burası bir fay hattı. Türkiye’nin en önemli, Kuzey Anadolu fay hattı buradan geçiyor ve burada bu gölün altında bir basamak yapıyor. Arifiye civarında fay kolu göle giriyor, bir kolu da kabarcıkların oradan İzmit’e doğru gidiyor. Dolayısıyla fay hattının üzerinde meydana gelen bir hadise bu. Fay hatları boyunca su çıkışları, gaz çıkışları gözlenen doğal süreçlerdir. Burada deprem habercisi mi diye hep sorular soruldu. Bu fay hattının karakteristik depremi yediden büyük bir deprem ve yediden büyük deprem 1999 yılında gerçekleşti. Bu gerçekleşen deprem 25 yıl önce gerçekleştiği için bu fay hattının yine bu karakteristik depremi üretmesi için yüz yılı aşan bir süre geçmesi lazım. Dolayısıyla bu açıdan büyük bir depremin habercisidir diyemeyiz. Fakat bu gözlemden bağımsız olarak söylüyorum yediden büyük bir depremi üreten fay hattı boyunca her zaman beşlik, dörtlük, üçlük depremler beklenmelidir. Su seviye değişimleri, su çıkışları, gaz çıkışları, radon gazı çıkışları. Bunlar depremlerinin habercisi sayılabilecek unsurlardan biridir fakat deprem bilimde tek bir belirtece bakılarak deprem tahmini yapılmaz. Çok sayıda belirticinin aynı anda bu şekilde herkesin dikkatini çekecek bir farklılık göstermesi lazım ve bunların da ölçülerek netleştirilmesi lazım. Dolayısıyla tek bir belirtece bakarak deprem olacak demek bilimsel açıdan yanlış bir yargı olacaktır. Endişeye mahal yok her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Bu fay hattına yakın yaşayan insanlar olarak ne yapmamız lazım? Beşlik, dörtlük depremleri her zaman için zaten hazır olmamız lazım. Bu göl bu fayın oluşturduğu çukurluk üzerinde oluşmuştur bu fay burada basamak yapıyor ve fay hatları boyunca su çıkışları olacaktır” dedi.

“Su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler”

Utkucu, “Hepimiz şahidiz göl seviyesi oldukça düştü dolayısıyla su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda. Bu da fay üzerindeki fay boyunca dengeyi değiştirmiş olabilir. Gözenek sıvı basıncını değiştirmiş olabilir. Buna bağlı olarak bu gözenek sıvı basıncını değişimine bağlı olarak böyle anomalik olaylar gözlenebilir. Yani bir dengenin değiştiği kesin su kitlesinin bu su seviyesinin ne kadar alçaldığını görüyoruz. Van Gölü’nde böyle bir durum var su seviye değişimleri hatta ben araştırmıştım. Van Gölü ve yakın çevresinde işte neler var? Bir metre su seviyesi anomalik olarak değiştiği zaman yükseldi veya alçaldığı zaman orada faylar boyunca gölün altında veya hemen yakın civarında depremler oluyor. Dolayısıyla burada da böyle bir şey olabilir. Göl su seviyesi değişti, anomali bir değişiklik var. Normal bir vatandaşın bile dikkatini şey bir değişiklik var. Bunların hepsinin araştırılarak, ölçülerek veriye dayandırılarak söylenmesi lazım” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Minikler hem deprem çantası hazırladı hem “çök-kapan-tutun” yaptı

Kocaeli’deki Lokomotif Çocuk Köyü’nde, afet bilincini artırmak amacıyla çocuklar ve aileleri için “Afet Farkındalık Atölyesi” düzenlendi. Eğitimde miniklere deprem anı, “çök-kapan-tutun” yöntemi ve tahliye senaryoları uygulamalı olarak anlatılırken, çocuklar kendi deprem çantalarını da hazırladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinlik, Lokomotif Çocuk Köyü’nde gerçekleştirildi. Çocukların erken yaşlarda afetlere karşı bilinçlenmesi hedefiyle düzenlenen eğitimde, çocuklara, ailelerine ve öğretmenlere afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gerekenler oyunlar ve canlandırmalarla aktarıldı.

Çocuklar deprem çantası hazırladı

Eğitimler kapsamında, Lokomotif Çocuk Köyü öğretmenlerine tahliye tatbikatı, öğrencilere ise afet farkındalık eğitimi verildi. Etkinlikte “Deprem Çantasında Neler Olmalı?” konulu bir atölye de düzenlendi. Atölyede çocuklar, afet çantasında neler olması gerektiğini öğrenerek kendi deprem çantalarını hazırladı.

“Çök-kapan-tutun” tatbikatı yapıldı

Eğitim ve atölye çalışmalarının sonunda Lokomotif Çocuk Köyü’nde tahliye tatbikatı gerçekleştirildi. Uygulamalı deprem senaryosu sırasında, “çök-kapan-tutun” yöntemi uygulandı. Ardından öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde güvenli alana tahliye edildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Transfer fayına dikkat: Balıkesir ve Manisa’da deprem riski artıyor

Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, 10 Ağustos’ta Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrası bölgede 15 bini aşkın artçı sarsıntı yaşandığını belirtti. Aykan, Sındırgı Fayı’nda meydana gelen bu yoğun sarsıntıların ardından oluşan stres transferine dikkat çekerek, zaman zaman Sındırgı Fayı’nın batısında yer alan Gelenbe Fay Hattı üzerinde mikro depremler meydana geldiğini vurguladı.

Son günlerde Gelenbe Fayı üzerinde 4.0 büyüklüğüne ulaşan depremlerin kaydedildiğini aktaran Aykan, bu fay hattının 6.0 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Kuzey-güney doğrultulu Gelenbe Fayı’nın, üzerindeki stresi kuzeye veya güneye doğru transfer ettiğini belirten Aykan, “Eğer stres kuzeye transfer olursa, Balıkesir şehir merkezinden geçen Gökçeyazı Fayı risk oluşturabilir. Güneye transfer olursa bu kez Manisa Kırkağaç çevresi tehlike altına girebilir” dedi.

Aykan, Sındırgı Fayı’nın tamamının henüz kırılmadığını hatırlatarak, bölgede 6 ve üzeri büyüklükte bir depremin meydana gelme ihtimaline dikkat çekti. “Deprem fırtınasının uzun bir süre daha devam etmesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın tüm ilçeleri diri fay üzerinde

Jeoloji Mühendisi Aykan, Bursa’nın neredeyse tüm ilçe sınırlarının diri fay hatları üzerinde yer aldığını belirterek, özellikle İznik-Mekece Fayı’nın 960 yıldır sessiz olduğunu ve en son 1065 yılında yıkıcı bir deprem ürettiğini hatırlattı.

Ayrıca, Ankara, Kocaeli ve Eskişehir Teknik Üniversiteleri’nin ortak yürüttüğü çalışmalarla, Kayapa-Yenişehir arasında 95 kilometre uzunluğunda yeni bir aktif fay hattının tespit edildiğini açıklayan Aykan, bu hattın halen MTA’nın diri fay haritasında yer almadığını söyledi.

Bursa’da 1855 yılında yaşanan ve “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan büyük depremin kente büyük zarar verdiğini hatırlatan Aykan, “Ulu Cami’nin iki kubbesi çökmüş, 150 caminin minareleri yıkılmış, şehirde yangınlar çıkmıştı” dedi. Ayrıca 1400 yılında Yenişehir çevresinde etkili bir başka büyük depremin yaşandığını da ekledi.

Aykan, 625 yıldır enerji biriktiren Bursa fay hattının büyük bir deprem üretme potansiyeli taşıdığını belirterek, “Bursa’nın, deprem riski yüksek illerimizden biri olduğunu unutmamalı, depreme karşı dirençli kent yapısı oluşturmak için hazırlıklarımızı bir an önce tamamlamalıyız” uyarısında bulundu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Hareket halinde üretim yapan tır, Balıkesir’e ulaştı: Günde 30 bin çorba

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/hareket-halinde-uretim-yapan-tir-balikesire-ulasti-gunde-30-bin-corba-0-TG8DvH6b.mp4
Günde 30 bin çorba, 10 bin üç çeşit yemek ve günlük 40 bin ekmek üretilebilen afet tırı Balıkesir’e ulaştı. ’Hızır 41’ afet ekibi ile Kocaeli İtfaiyesi, arama-kurtarma, sıcak yemek desteği için bölgede çalışmalara başladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 22.48’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem sonrası hızlıca harekete geçti. Depremin ardından Hızır 41 afet ekibi ve Kocaeli İtfaiyesi, bölgeye destek vermek üzere yola çıktı. Büyükşehir’in mobil mutfak tırı, Sındırgı’daki depremden etkilenen vatandaşlara ve sahada görev yapan ekiplere sıcak yemek ikramında bulunmak üzere bölgede konuşlandı.

Afet bölgesine Hızır 41’den hızlı destek

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir Sındırgı merkezli depremin ardından kriz yönetim planını devreye alarak bölgeye ulaşan ilk kurumlardan oldu. Afet durumlarında anında müdahale için sürekli hazır tutulan Hızır 41 Afet Mutfağı, gerekli ekipman ve personeliyle birlikte ivedilikle deprem bölgesine sevk edildi. Mobil aşevi, depremden etkilenen vatandaşlara ve bölgede görev yapan arama-kurtarma personeline sıcak yemek ulaştıracak. Hızır 41 ekibi, sahada kurulan koordinasyon merkezleri ile iletişim halinde çalışarak, ihtiyaç duyulan noktalara gün boyu sıcak ikram ve içecek desteği sağlayacak. Tırları, 15 dakikada kurulabilen sisteme sahip. Mobil tırlar 5 gün dışarıya bağımsız çalışabiliyor. En büyük özellikleri ise seyir halinde bile ekmek ve yemek üretimi yapabiliyor olmaları. Bu yönüyle afet tırları olası afet anlarında her zaman vatandaşın hizmetinde olacak, gıda üretimini kusursuzca sağlayabilecek. Her bir Afet Tırı ile; günlük 30 bin kişilik çorba, günlük 10 bin üç çeşit yemek ve günlük 40 bin roll ekmek üretilebiliyor.

Kocaeli itfaiyesi de Sındırgı’da görevde

Depremin ardından hızla organize olan Kocaeli Büyükşehir İtfaiyesi de arama-kurtarma çalışmalarına katılmak ve tüm desteğini vermek üzere bölgeye hareket etti. Eğitimli itfaiye personeli, hem hasar gören yapılarda güvenliği sağlamak hem de yangın tehlikesi bulunan alanlarda gerekli önlemleri almak amacıyla sahada aktif olarak görev alacak. Ekipler, bölgedeki ilk tespitlerin ardından kurtarma ve teknik destek süreçlerine dahil olacak, aynı zamanda bölgeye ulaşan diğer illerden gelen ekiplerle koordineli şekilde çalışarak en hızlı müdahaleyi sağlayacak.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Simav’ı uyarmıştı, şimdi de Ege’de 2 noktaya dikkat çekti

Deprem Araştırmacısı Ahmet Yakut, dün Kütahya Simav’da meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki depremden 3 gün önce kendine ait sosyal medya kanalında Simav’ı uyardığı ortaya çıktı. Yakut, Simav’ın ardından dikkat edilmesi gereken yerin Çandarlı körfezi olduğunu ifade ederek, 6.3 büyüklüğüne kadar ulaşabilecek yeni depremlerin meydana gelebileceğini ifade etti.

25 Eylül saat 22.00’de (Kütahya depreminden 3 gün önce) kendine ait sosyal medya hesabında takipçileri ile bir araya gelerek soruları cevaplayan Deprem Araştırmacısı Ahmet Yakut, “Sındırgı depremi şuan için sönümlenmez. İleriki tarihlerde yine 4 yada 4.5 büyüklüğünde depremler gelecektir. Olayın rengi biraz daha Sındırgı’nın doğusuna taşınırsa ve 5’lik bir deprem daha gelirse olayın rengini tekrar konuşuruz. Emet tarafı olsun, Simav tarafı olsun buralar 5.8’e kadar deprem üretebilecek yerler. Dikkat edilmeli” dedi.

Deprem sonrasında İHA muhabirinin sorusunu cevaplayan Yakut, “5.4 Simav Yemişli depremi aslında Nisan ayından beri aktif olan kısa bir fayın kırılmasıydı. Bu deprem sonrası yine bölgede kırılabilecek farklı faylar var Katrandağı – Emet ve civarında 5.8 i geçmeyecek yeni bağımsız depremleri görebiliriz. Ayrıca Ege Denizi Midilli ve Çandarlı Körfezi açıklarını bu süreçte iyi takip etmek gerek 6.3 büyüklüğünü bulabilecek depremler için Ege Denizi bir sismik aktiviteye hazırlanıyor” dedi.

2024 yılında da Sındırgı’yı uyarmıştı

2024 yılında Afyon’da meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki depremin ardından İHA muhabirine açıklama yapan Ahmet Yakut, 11 Temmuz 2024’de (Sındırgı depreminden 13 ay önce) yaptığı açıklamada ise “1970 yılındaki Gediz depremi sonrası bu hat 5.5 ile 6 arasında bir deprem üretecek. Bu bölgede Sındırgı, Bigadiç hattı bugün yaşanan deprem sonrası daha önemli hale gelmiş olabilir. Buraya dikkat etmek lazım. Dediğim gibi işte 5.8 gibi deprem ilerleyen süreçte yaşanabilir. Bu hemen olmaz, daha daha ilerleyen zamanlarda karşımıza çıkar. Sistematik olarak elimizde uzun tarih aralığında ya da yaşanan envanterler var. Fethiye-Burdur fay zonu ister istemez içeriye doğru ivmelenmeyi öğretti bize” ifadelerini kullanmıştı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sındırgı’da artçı depremlerin sayısı 8 bini geçti

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos’ta meydana gelen 1 binanın yıkıldığı ve 1 kişinin hayatını kaybettiği, bine yakın binanın da hasar aldığı ve çevre illerden de hissedilen 6,1 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede sarsıntılar sürüyor. AFAD verilerine göre bugüne kadar 8 binden fazla artçı deprem kaydedildi. Birçok araştırmacı ve bilim uzmanı da Sındırgı ilçesini yakın mercek altına aldı.

Hasarlı binalardaki vatandaşlar için AFAD tarafından 200’den fazla konteyner teslimi yapıldı. Dükkanları hasar gören esnaf için de Sındırgı Belediyesi’nce oluşturulan alanın yanı sıra AFAD tarafından konteyner dükkan kuruluyor.

Vatandaşlar tedirgin

Bölgede 4,8 büyüklüğüne kadar ulaşan artçı depremler, vatandaşlar arasında paniğe neden oluyor. Özellikle gece saatlerinde sesli şekilde hissedilen sarsıntılar, ilçede korkuyu artırıyor. Yüksek şiddetli artçı depremler binalarda hasarı da artıyor.

Evler sağlam ama çadır ve arabalarda kalıyorlar

Birçok vatandaşın evinde hasar bulunmamasına rağmen geceyi çadırlarda ve arabalarda geçirmeyi tercih ettiği görüldü.

10 Ağustos’ta depremi en acı şekilde yaşadığını belirten Pervin Soyak Çakır, “Allah bir daha o günü yaşatmasın. Onun etkisi biz de hala devam ediyor. Artçılar da o günü bize unutturmuyor. Evimizde çatlak yok ama geceleri içimiz rahat etmiyor, çadırda kalıyoruz. Gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor. Biz o zamanlar Gölcük’teki Hatay’daki büyük depremi yaşayan vatandaşlara çok üzülmüştük. Ama gerçekten de onların yaşadıklarını başımıza gelmeden anlayamamışız. İnşallah bir an önce biter artçılarda” dedi.

Bir başka vatandaş ise “Çocuklar çok korkuyor. Gece sallantı olduğunda ağlıyorlar. Ev güvenli ama biz huzursuzuz. Tedbir amaçlı çadırlarımızda kalmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Kimi vatandaş da kışlık hazırlıklarına bahçelerde ve çadırlarda devam ediyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Depremde onlarca canı kurtardı, ailesinden 5 kişiyi kaybetti: “Mahşer günü gibiydi”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/depremde-onlarca-cani-kurtardi-ailesinden-5-kisiyi-kaybetti-mahser-gunu-gibiydi-0-Y4iclXcI.mp4
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ağabeyi, yengesi ve üç yeğenini kaybeden ambulans şoförü Muharrem Uzuner, hem yaşadığı büyük acıyı hem de o gece enkaz altındaki yaralıları kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlattı. “Mahşer günü gibiydi” diyen Uzuner, binin üzerinde yaralı taşıdığını belirtti.

17 Ağustos 1999 tarihinde, saat 03.02’de meydana gelen ve 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı. Aradan geçen 26 yılın ardından, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ağabeyi, yengesi ve üç yeğenini kaybeden Muharrem Uzuner, yaşadığı acıyı ve o gece ambulans şoförü olarak verdiği mücadeleyi unutamıyor. Yaşadıklarını “Mahşer günü gibiydi” sözleriyle anlatan depremzede Uzuner, hem ailesinde yaşadığı büyük kaybı hem de enkaz altındaki insanlara yardım etmek için verdiği çabayı dile getirdi. O gece ambulans şoförü olarak görev yapan Uzuner, yaşanan yıkımı, çaresizliği ve acıyı bir ömür boyu hafızasından silemediğini söyledi.

“Acıların en büyüğünü yaşadım”

Deprem faciasında acıların en büyüğünü yaşadığını söyleyen Muharrem Uzuner, “17 Ağustos’un anlamı benim için çok büyük. Ağabeyimi ailece kaybettim, beş kişi. Ağabeyim, yengem, üç tane yeğenim. Sülalemden hastane kayıtlarına giren 276 kişi vardı. Bizden evlenip gidenler hariç. Yani Uzuner sülalesinden 276 kişi kayıtlıydı. Acıların en büyüğüydü benim için. Mevlam diyorum bir daha yaşatmasın böyle bir acıyı. O yüzden tüm ölmüşlerimizin ruhları şad olsun diyorum. Bunlar gerçek şehittir diye tahmin ediyorum. İnşallah Allah katında da aynı böyledir” dedi.

“Mahşer günü gibiydi”

Deprem gecesi ambulans şoförü olarak görevde olduğunu kaydeden Uzuner, “Ben zaten 112 acil yardımda çalışıyordum. Ambulans şoförüydüm. O gece yolda hasta götürürken yakalandım depreme. Hatırlamak bile istemiyorum, çok kötü bir olaydı. Mahşer günüydü. Kimse kimseyi göremedi, yardım edemedi. O zaman tek ambulanstım ben. Hiç taşımadıysam bin, bin beş yüz tane yaralı taşıdım. Ekibim hastanede kaldı çünkü doktor sayısı azdı. Gün ağarana kadar hiç durmadan canla başla mücadele ettik. İş makinesi yönünden, ekip yönünden tabii ki Hatay Depremi’nde daha güçlüydü Sağlık Bakanlığı. Ama o zamanlar yeni yeni faaliyetler başlamıştı. Ambulans sayısı azdı, hastanelerde personel eksikti. Şu an daha iyi ama yine de yetersiz geliyor” diye konuştu.

“Yüksek katlı binalardan uzak durulmalı”

Depreme karşı yüksek katlı binaların tercih edilmemesi gerektiğini vurgulayan Muharrem Uzuner, “Bence vatandaşların ilk önce aldıkları evleri iyi araştırmaları lazım. Geçmişini bilmeleri lazım. Deprem öncesi sonrası. Bazı müteahhitler maliyetten kaçıyor, bunu herkes biliyor. Sağlam bilinen kişilerden ev alınmalı. Yüksek katlı binalardan uzak durulmalı. Devletin de bu yüksek binalara izin vermemesi gerekir. Zemin sağlam olmadıktan sonra hiçbir şey dayanmıyor” şeklinde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

17 Ağustos’tan geriye kalan yürek burkan hikaye: Kardeşinin düğün davetiyesini vermek için gelmiş

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/17-agustostan-geriye-kalan-yurek-burkan-hikaye-kardesinin-dugun-davetiyesini-vermek-icin-gelmis-0-KeAMfjET.mp4
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden Sakaryalılar, Serdivan Deprem Şehitliği’nde yad edildi. 26 yıl önce yaşanan depremde hayatını kaybeden Burak Şen’in, kardeşinin düğün davetiyesini babaannesine götürmek için geldiği Sakarya’da felakete yakalanarak hayatını kaybettiğini anlatan acılı anne, “Oğlum, Sakarya’da yaşayan babaannesinin yanına kızımın düğün davetiyesini vermek için gelmişti. Depremin yıl dönümünde İstanbul’dan geliyoruz buraya” dedi.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yıl dönümü dolayısıyla Serdivan Deprem Şehitliği’nde anma programı düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan anma programına katılan vatandaşlara helva ve su ikram edilirken, deprem şehitleri mezarları başında ziyaret edilerek yad edildi. O gece Sakarya’da babaannesinin yanında depreme yakalanarak hayatını kaybeden 23 yaşındaki Burak Şen’in hikayesi ise yürekleri dağladı. İstanbul’da yaşayan genç, kardeşinin düğün davetiyesini babaannesine teslim etmek ve misafir olmak için Sakarya’ya gelmişti. Ancak felaket, onu ve dedesini sevdiklerinden kopardı. Ayrıca Burak Şen’in, doğum gününün depremden yalnızca iki gün sonra olması da yürekleri dağladı.

“Babaannesine davetiye götürmüştü”

Acılı anne Sema Rahmanoğlu, yıllar geçse de dinmeyen acısını, “Biz İstanbul’da yaşıyoruz. Oğlum, Sakarya’da yaşayan babaannesinin yanına misafir olarak gitti hem de kızımın düğünü olacaktı davetiyeyi götürdü. Takdir-i ilahi, depreme burada yakalanarak hayatını kaybetti. Biz her sene yıl dönümünde İstanbul’dan geliyoruz. O depremin olduğu gece de İstanbul’daydık biz. Ve ben sadece depremin İstanbul’da olduğunu düşündüm. Biz radyodan Sakarya yerle bir oldu diye duyunca oğluma yöneldik hemen. Oğlum yaşasaydı mutlaka bana haber verirdi, gelirdi. Daha sonrasında eşimle birlikte Sakarya’ya geldik. Maalesef acı haberi aldık. Babaannesi depremden sağ kurtuldu, dedesi vefat etti. 23 yaşında evli değildi, bir buçuk sene olmuştu askerden geleli” sözleri ile dile getirdi.

“Oğlum, gelinim ve 7 aylık torunumu kaybettik”

Depremde oğlu, gelin ve 7 aylık torununu kaybeden ve enkaz altından çıkarılan Meliha Saraç ise, “Çok acılar yaşadık. Deprem olduğunu bile anlamadık o gece. Ben de enkazın altından çıkarıldım eşim ile birlikte. Biz kurtulduk ama maalesef yavrularım kurtulamadı. Evde 5 kişiydik; oğlum, gelinim ve 7 aylık torunum depremde vefat etti” diye konuştu.

“Depreme hazırlıklı olmamız gerekiyor”

Serdivan İlçe Kaymakamı Ali Candan’da programda yaptığı konuşmada, “Acı bir gerçek ama bizim devlet ve millet olarak depremlere hazır olmamız gerekiyor. Devletimiz bu konuda AFAD özellikle gerçekten çok büyük mesafeler kat etti. Belediyelerimiz, imar konusuna çok dikkat ediyorlar. Ama deprem hayatımızın bir gerçeği, ülkemiz deprem kuşağında, hazırlıklı olmamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

17 Ağustos’un acısı 26 yıl sonra da hafızalarda

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/17-agustosun-acisi-26-yil-sonra-da-hafizalarda-0-qefjw2j1.mp4
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçerken, acılar tazeliğini koruyor. Merkez üssü Gölcük’te düzenlenen anma programında deprem şehitleri dualarla yad edilirken, kentsel dönüşüm ve afet hazırlığının önemi vurgulandı. Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin dört bir yanında riskli yapıların yenilendiğini 3.3 milyon konutun dönüştürüldüğünü ve 12 milyon kişinin güvenli yuvalarına kavuştuğunu dile getirdi.

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de 45 saniye süren Kocaeli merkezli depremin üstünden 26 yıl geçti. 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı, yüzlerce kişi de sakat kaldı. Merkez üssü Gölcük’te deprem şehitlerini anmak ve deprem gerçeğine dikkat çekmek için program düzenlendi. Programda Kavaklı Sahili’nde kurulan stantta vatandaşlar bilgilendirildi. Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar ile başlayan programdan konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, kaybedilen canların geri gelmeyeceğini vurgulayarak, “Yıkılan binalar gayretle tekrar yapılabiliyor ancak kaybettiğimiz canlar bir daha geri gelmiyor. 26 yılda çok şey yapıldı, kentsel dönüşüm devam ediyor. Hükümet konağı ve yeni devlet hastanemiz tamamlanıyor. Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Allah bir daha ülkemize böyle acılar yaşatmasın” dedi.

“150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, deprem bilincinin sadece afet sonrası değil, öncesinde de hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Büyükakın, “Deprem öldürmez, binalar öldürür. Bunu bilmeyen yok, ama uygulamada eksiklikler var. Deprem anını ve sonrasını yönetebiliyoruz, ancak öncesiyle ilgili yeterince yol alınamadı. Bazen duygusal, bazen maddi sebeplerle dönüşüm gecikiyor. Kocaeli’de toplam 315 bin bina var. Bunların 161 bini 1999 öncesi yapıldı ve acil olarak 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor. Her birine yaklaşık 3 milyon TL’den hesaplayınca toplamda 450 milyar TL’lik bir kaynak gerekiyor. Büyükşehir belediyesi bütçesiyle tek başına bu mümkün değil, bu nedenle planlı, ölçülü ve akıllı bir yaklaşım şart. Kentimizde 15 ayrı noktada kentsel dönüşüm sürüyor, bakanlık ve belediye işbirliğiyle yeni 8 bin konutun dönüşümü için anlaşmalar sağlandı. İmar düzenlemeleriyle vatandaşların kendi inşaatlarını yapmasının önü açılırsa süreç hızlanacak. Bazı insanlar binalarına duygusal bağ kuruyor, hatta ‘Ömrüm burada geçti, taşınmak istemiyorum’ diyor. Ancak depremde binalar yıkıldığında huzur da, güven de yok oluyor. Burada fedakarlık yapmak, devlet, belediye ve vatandaş olarak el birliğiyle hareket etmek zorundayız. Teknik kapasitemiz yeter, insan kaynağımız hazır; yeter ki irademizi ortaya koyalım” ifadelerini kullandı.

“3.3 milyon konutu dönüştürdük, 12 milyon vatandaşımız güvenli yuvalarına kavuştu”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yaptığı konuşmada, “1999’dan bu yana tam 26 yıl geçti. O gece saat 03.02’de sadece binalarımız değil, hayatlarımız da sarsıldı. 17 bin 480 vatandaşımızı kaybettik, on binlerce kişi yaralandı. Tüm ülkemiz derin bir acı yaşadı. O gün yitirdiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle, geride kalanlara sabır diliyorum. Türkiye’nin dört bir yanında riskli yapıları yeniliyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde riskli yapıları yenileyerek 3.3 milyon konutu dönüştürdük, 12 milyon vatandaşımız güvenli yuvalarına kavuştu. Kocaeli’de kentsel dönüşüm, altyapı ve kadın yatırımlarıyla pek çok proje hayata geçti. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, afetlere hazırlığın sürekli bir süreç olduğunu bir kez daha gösterdi. Devletimiz, bakanlıklar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler el ele vererek bir yıl içinde 450 bin konut ve köy evi inşa edip teslim etti” ifadelerini kullandı.

“Akıllı şehir teknolojileri, afet erken uyarı sistemleri, millet bahçeleri ve toplanma alanlarıyla güvenliği sağlıyoruz”

Tuncer, afetlere karşı hazırlığın önemine vurgu yaparak, “Afetleri önleyemeyiz, ama yıkımları azaltabiliriz. Depremler, seller, yangınlar ve iklim değişikliğinin etkileri artık daha sık karşımıza çıkıyor. Bu nedenle şehirlerimizi afete dirençli, iklim dostu, kimlikli ve yaşanabilir hale getirmek önceliğimizdir. Kocaeli ve Gölcük’te akıllı şehir teknolojileri, afet erken uyarı sistemleri, millet bahçeleri ve toplanma alanlarıyla güvenliği sağlıyoruz. Afetlere karşı en güçlü kalkan, önceden hazırlanmış ve uygulanabilir risk azaltma planlarıdır. Her il ve ilçemizde bu planlar güncel ve gerçekçi olmalıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da milletimizin yanında olacağız. Rabbim bu millete bir daha 17 Ağustos ve 6 Şubat’taki gibi acılar yaşatmasın. Tüm afet şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize birlik ve güven dolu yarınlar diliyorum” dedi.

“Türkiye genelinde il risk azaltma planları hazırlandı”

İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’nin afet yönetiminde önemli adımlar attığını vurguladı. Karaloğlu, “17 Ağustos’ta sadece binalar değil, hayatlarımız da yıkıldı. Binlerce canımızı kaybettik; anneler evlatsız, evlatlar öksüz kaldı. Bu acıları asla unutmayacağız. O dönemde afet yönetimi farklı bakanlık ve genel müdürlükler arasında dağınık yürütülüyordu. 2009 yılında AFAD kurulmuş ve bütünleşik afet yönetim sistemi hayata geçirilmiştir. Artık afet yönetimi sadece kriz anını yönetmek değil; riskleri önceden tespit edip azaltmak da sistemin önceliği oldu. Türkiye genelinde il risk azaltma planları hazırlandı, hangi kurum hangi riski ne zaman çözmekle sorumlu, net olarak belirlendi” ifadelerini kullandı.

“Yıl sonunda 453 bin konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim etmiş olacağız”

Karaloğlu, AFAD’ın etkinliğini artırmak için hem kamu hem de sivil toplum işbirliğine önem verdiklerini belirtti: “Artık sadece kamu değil, sivil toplum kuruluşlarının da ağır ve orta sınıf arama kurtarma ekipleri var. Hedefimiz, 100 bin arama kurtarma ekibini kamu ve sivil toplum eliyle oluşturmak. 6 Şubat depremlerinde coğrafya ve yıkım büyüklüğüne rağmen bu ekipler hızla müdahale etti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, yıl sonunda 453 bin konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim etmiş olacağız. Dünyada bu kadar kısa sürede bu kadar konutun tamamlanması örnek teşkil ediyor. Bu başarı milletimizin ve devletimizin ortak iradesidir” şeklinde konuştu.

Son olarak Karaloğlu, vatandaşları AFAD gönüllüsü olmaya davet ederek, “E-devlet üzerinden AFAD gönüllüsü olabilirsiniz. İlk eğitim online, ardından yüz yüze eğitim alınarak tüm afetlerde destekçi olabilirsiniz. Şu anda yüz binin üzerinde gönüllümüz var ve bunu artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

“2 bine yakın gönüllümüzün yanı sıra akredite 3 ekibimiz bulunuyor”

Kocaeli İl Afet ve Acil Durum Müdürü (AFAD) Mehmet Emin Koçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve sonrasında yaşanan afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek sözlerine başladı. Koçan, “26 yıl geçti ancak yaşanan acılar unutulmaz. Bu süre zarfında çok önemli mesafeler kat ettik. Gönüllü ekibimiz ve akredite ekiplerimizle afetlere her zaman hazırız.” dedi.

Koçan, Gölcük Arama Kurtarma Derneği bünyesindeki ekiplerden de söz ederek, “2 bine yakın gönüllümüzün yanı sıra akredite 3 ekibimiz bulunuyor. Türkiye’de ikinci, Kocaeli’nde ilk kadın akredite ekibi olarak afetlere hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toplum olarak afetlere karşı birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Eğitim, bilgi, beceri ve kararlılık ne kadar yüksek olursa, kayıplar o kadar azalır. Ayrıca doğamıza, ormanlarımıza ve su kaynaklarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır. Suyu israf etmemeli, temiz su kaynaklarını korumalıyız” dedi.

Program sonunda GESOTİM Kadın Arama Kurtarma Timi; yeminlerini ederek sertifikalarını aldı. Programa konuşmacıların yanı sıra Japon Deprem Bilim Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, milletvekilleri, protokol ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde konuştu

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/afad-baskani-ali-hamza-pehlivan-17-agustos-depreminin-yil-donumunde-konustu-0-hNXRSSfq.mp4
AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde değerlendirmelerde bulundu.

Balıkesir’de meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin ardından bir haftadır bölgede olan AFAD Genel Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde açıklamalarda bulundu. Pehlivan, “Gölcük’te gece saat 03.02’de 7,6 büyüklüğünde meydana gelen depremin 26. dönümü bugün. Depremin 26. yıl dönümünde Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeyiz. Biliyorsunuz, 10 Ağustos’ta geçen hafta bugün akşam saatlerinde 6,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Ve bu vesileyle Kocaeli depreminde, Gölcük depreminde 99 yılında hayatını kaybetmiş olan 18 binin üzerinde vatandaşımızı saygı ve rahmetle anıyorum. O depremde 45 bine yakın vatandaşımız yaralanmıştı. 112 bin bina ağır hasarlı hale gelmişti.16 milyon insan toplamda etkilenmişti. Bir kere daha yakınlarına başsağlığı diliyorum kaybettiğimiz vatandaşlarımızın. Ve böyle afetleri Allah bir daha göstermesin diliyorum. Tabii 99 depremi biliyorsunuz 17 Ağustos’ta ve arkasından 12 Kasım’da da Düzce’de meydana gelmişti. O günün şartlarında tabii imkanların daha kısıtlı olduğu, özellikle arama kurtarma faaliyetlerinden ulaşım, haberleşme, diğer faaliyetlere yönelik değerlendirmeler yapıldığında, sonraki süreçte adeta o depremlerden çıkartılan sonuç. Sonrasında ortaya konulan anlayış ve çalışmalar, bilimsel çalışmalar, 99 depreminin bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesine vesile oldu. Ve aslında AFAD kurumumuzun da kuruluş süreçlerini başlangıcı olarak da görebiliriz. AFAD kurulmadan önce üç ayrı genel müdürlük vardı. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı bünyesinde. Afet İşleri Genel Müdürlüğü o zamanki adıyla Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde ve sonrasında başbakanlık bünyesinde kurulmuş olan afet acil durum yönetimi genel müdürlüğü vardı. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde kendilerinin talimatıyla AFAD Başkanlığı, afet, acil durum yönetimi başkanlığı kuruldu. Burada aslında AFAD’ın kuruluşunu getiren süreç, AFAD’ın kurulmasıyla birlikte bir anlayış, bir paradigma değişimi dönüşümü de yaşanmış oldu. Öncesinde örneğin 99’da ve daha öncesinde kriz yönetimi anlayışına dayalı bir afet yönetimi söz konusuyken AFAD’ın kuruluşuyla birlikte sadece kriz yönetimi anlayışıyla değil, afetleri bir bütün olarak ele alıp, risk odaklı bir yönetim anlayışına geçildi. Bu ne demektir? Bir kriz yönetimi, bir afet ortaya çıktığında o afete etkin müdahale etmeye çalışma ve o süreci yönetmeyle, koordinasyonu yönetmeyle alakalı bir anlayış ortaya ama risk yönetimi odaklı anlayışı şu şekilde tarif edebiliriz. Bir afeti deprem olabilir, sel, taşkın ve benzeri afetler olabilir. Öncesinde risklerin belirlenmesi, risklerin azaltılması, risklerin yönetilmesi ve afetlere hazırlıklı olunmasını ifade ediyor. Devamında elbette afetler olmasını isteriz ama yaşandığında da etkin müdahale, koordinasyon ve devamında sonrasında da iyileştirme. Biz AFAD olarak bu anlayışı bütünleşik afet yönetimi anlayışı olarak ifade ediyoruz. Dolayısıyla yaşanan süreçler, özellikle de en son yaşadığımız 6 Şubat asrı felaketi buralardan edinilen tecrübeler bizim bu bakış açımızı daha da şekillendiriyor ve hem kurumsal kapasitemizi insan kaynağı anlamında arttırıyoruz hem de teknolojik donanım, ekipman ve benzeri donanımımızı da daha iyi noktalara, teknolojik imkanlara daha fazla kullanmaya doğru ilerliyoruz. Bugünlere mesafeler alındığını ifade etmek isteriz” dedi.

Sındırgı depremi

Başkan Pehlivan, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremi de değerlendirdi: “10 Ağustos’ta geçtiğimiz hafta pazar günü Sındırgı ilçemizde meydana gelen deprem neticesinde hemen arama kurtarma çalışmaları başladı. Bir binada 4 vatandaşımız canlı olarak kurtarıldı. 1 vatandaşımız çıkarıldıktan sonra hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet diliyorum. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bütün vatandaşlarımıza. Akabinde tabii barınma ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili biz AFAD başkanlığı olarak 250 konteyner bölgeye sevk ettik. Saatler içerisinde konteynırlarımız kurulmaya başlandı. İlk 36 saat içerisinde 50’ye yakın konteyner kurmuştuk. Devam eden günlerde Çevre Şehircilik Değişikliği Bakanlığı. hasar tespitleri ve istinaden bu konteyner kurulu çalışmalarımızı arttırdık. Bugün itibariyle 175 konteyneri kurmuş durumdayız. Ayrıca 331 vatandaşımıza da nakdi barınma desteği sağladık. Vatandaşımıza iki seçenek sunmuştuk. Konteynır almak isteyenlere konteyner, ama nakdi olarak talep eden vatandaşlarımıza da nakdi destek ki aile başı yüz 10 bin TL civarında nakdi desteğimiz oldu. Karar vermesini beklediğimiz vatandaşlarımız var 200’ün üzerinde. O vatandaşlarımız da konteyner veya nakdi destek taleplerini bize bildirecekler ki biz onların gelmelerini beklemede ekip arkadaşlarımız kendileri ile görüşüyorlar. Şehircilik Bakanlığımız hasar tespit çalışmalarını tamamladı. Dün itibarıyla askıya çıktı. Biz de diğer barınmayla ilgili geçimli barınmayla ilgili çalışmaları yakından takip ediyoruz. Ben bir kere daha Sındırgı’mıza Balıkesir. ilimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum”.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version