Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Çamaşırhane cinayetinde “bisküvi içinde uyuşturucu” ve “fitne” iddiaları

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/camasirhane-cinayetinde-biskuvi-icinde-uyusturucu-ve-fitne-iddialari-0-cTkzxQAb.mp4
Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeki çamaşırhanede işlenen cinayete ilişkin iş yeri çalışanlarının ifadeleri ortaya çıktı. Kavganın sebebi olarak “bisküvi içinde çıkan uyuşturucu” iddiası ortaya atılırken, çalışanlar arasındaki “kışkırtma ve fitne” tartışmaları da soruşturma tutanaklarına yansıdı.

Olay, 2 gün önce akşam saatlerinde Köseköy Mahallesi Kartal Sokak’ta meydana geldi. Çamaşırhanede çalışan yabancı uyruklu şahıslar arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede bıçaklı kavgaya dönüşürken, Abdolraouf Gorgani ile Muhammadsafa A. yaralandı. Abdolraouf Gorgani hayatını kaybetti, Muhammadsafa A. ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin çalışma başlatan polis ekipleri, iş yeri çalışanları Golbahar P., Abdulmatin M. ve Mehdi B’nin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi gözaltına alıdı.

Golbahar P.: “Hiç birimizin çalışma izni yoktur”

Bir kişinin hayatını kaybettiği, bir kişinin ise ağır yaralandığı olaya ilişkin iş yeri çalışanlarının ifadeleri ortaya çıktı. İş yerinde aşçı olarak çalışan İran uyruklu Golbahar P. (36) ifadesinde, kendisi ve diğer çalışanların çalışma izni olmadığını, konteynerde kaldıklarını ve aylık 25 bin lira maaş aldığını belirtti.

Sevgilisi Mehdi B.’nin de aynı iş yerinde çalıştığını belirten Golbahar P., “Ben Abdolraouf’u 6 aydır tanırım. Abdolraouf ile hiçbir husumetim yoktur. Abdolraouf ile Muhammadsafa A. arkadaştır. Muhammadsafa kurutma işleri ile ilgilenir. Raouf P., dayımın oğlu olur. Raouf, memlekette iken beni aradı ve çalışmak istediğini söyledi. Raouf, 40-50 günden bu yana bizimle birlikte çalışır. Mehdi B. sevgilim olur. Mehdi’yi 4 seneden bu yana tanırım. Mehdi iş yerinde çalışandır ama Mustafa A. bir işi olduğunda iş yerini Mehdi’ye emanet ederek gider. Ali K., memleketten komşum olur ancak onu Türkiye’ye ben getirmedim. Ali benim bilmediğim bir komisyoncu vasıtasıyla Türkiye’ye geldi. Bende Ali’yi Türkiye’ye geldikten sonra gördüm. Ali’de fabrikada katlama işçisi olarak çalışır” dedi.

“İçeriden Ali’nin, ’Yardım edin, bana vurma’ diye sesleri geliyordu”

Golbahar P., olay günü maktul Abdolraouf Gorgani’nin, iş arkadaşları Ali K’yi darbettiğini öne sürerek, şöyle konuştu:

“Olay günü saat 17.00 sıralarında işimi bitirdikten sonra saat 18.30 sıralarında duş almak için iş yerinin iç kısmında bulanan banyolara gittim. Duştan çıktığımda, ölen Abdolraouf Gorgani, Ali’yi hemen benim kaldığım konteynerin yayında bulunan konteynerinden sürükleyerek kendisinin kaldığı iş yerinin iç kısmında bulunan odaya götürdüğünü gördüm. Bunu iş yerinde çalışanlardan Emrah, Metin, Feribors, Saman ve İşan isimli şahıslar da gördü. Ben bu olayı gördükten sonra odamdan çıkıp Rauf’un odasının önüne gittim. İçeriden Ali’nin, ’Yardım edin, bana vurma’ diye sesleri geliyordu. Bu sesleri duyduktan sonra Emrah, Metin ve Feribors odanın kapısını çaldılar ama Abdolraouf odanın kapısını açmadı.”

“Abdolraouf ile Muhammadsafa; Ali’yi ortaya almış onu dövüyorlardı”

Yaklaşık 15 dakika kadar kapıdanın açılmadığını söyleyen Golbahar P., “Ali’nin acı çekmesini engellemek için iş yerinin iç kısmına girdim ve Mehdiye seslenerek ’Ali’yi dövüyorlar, gel yardım et, ben erkeklerin içine giremem’ diye söyledim. Bunun üzerine Mehdi, Abdolraouf’un odasının önüne geldi. O da kapıyı çaldı ama Abdolraouf açmayınca Emrah ile Mehdi odasının kapısını kırdı. İçeride Safa, Ali ve Abdolraouf bulunuyordu. Abdolraouf ile Muhammadsafa; Ali’yi ortaya almış onu dövüyorlardı. Orada bulunan herkes ’Ali’ye vurmayın’ diye Abdolraouf ile Muhammadsafa’ya kızıyordu. Ancak onlar, ’Kimse bize karışmasın, çıkın odamdan, ben istediğime vururum, istediğime vurmam’ diye bağırdı. Abdolraouf ile Muhammadsafa bağırdıktan sonra orada bulunan Emrah, Metin, Armin, Mikail; ’Çocuğa vurmaya hakkın yok’ diye tepki gösterdi” diye konuştu.

“Kimin kime bıçakla vurduğunu görmedim”

İş yerinde kavga çıktığını, ardından Mustafa A’yı arayıp durumu bildirmek üzere alandan uzaklaştığını anlatan Golbahar P., telefon görüşmesinin ardından olay yerine geldiğinde herkesin kaçıştığını gördüğünü söyledi. Ardından yanındaki arkadaşıyla birlikte bir süre saklandığını anlatan Golbahar P., “Kapının arkasında saklandım. Burada beklerken 2 ambulansın iş yerine geldiğini gördükten sonra ise birilerinin yaralandığını anladım” şeklinde konuştu.

Bıçaklama anını görmediğini söyleyen Golbahar P., “Kimin kime bıçakla vurduğunu görmedim, o esnada Mustafa abi ile konuşuyordum. Olay yerinde ben hiç kimsenin elinde bıçak görmedim. Yaşanan olaya bir dahilim yoktur” ifadelerini kullandı.

“Suçu Mehdi’nin üzerine atmaya çalışıyorlar” iddiası

İfadesinde iş yerindeki gruplaşmalara dikkati çeken Golbahar P., kimseyle husumeti olmadığını ancak karşı grubun suçu sevgilisi Mehdi B’nin üzerine yıkmaya çalıştığını savundu. Golbahar P., “Emrah, Metin ve Feribos, Mehdi’nin üzerine suç atmak istiyor. Mehdi ile Raouf’un elinde bıçak görmedim. 17 kişi birbirine girmişti. Ben bir şey görmedim. Semiha bizim iş yerinde çalışır. Semiha olay esnasında olayın yaşandığı odanın önüne geldi ve olan biteni izliyordu. Bir yandan da ’Kavga etmeyin’ diye bağırıyordu. Semiha sürekli iş yerindeki insanların arasına fitne sokuyordu. Herkese ’O senin hakkında bunu dedi, bu senin hakkında bunu dedi’ diye söylüyordu” iddialarında bulundu.

Abdolmatın M.: “Mehdi, sağ arka cebinden bıçak çıkarıp Abdolraouf’a saldırmaya başladı”

Olay anına tanıklık eden Abdolmatın M. ise kavganın seyri hakkında bilgiler verdi. Golbahar P.’nin “Ali’yi dövüyorlar” diye bağırması üzerine şüpheli Mehdi B.’nin kapıyı tekmeleyerek açtığını belirten Abdolmatın M., şöyle konuştu:

“İçeride Ali ve ölen Abdolraouf odanın içerisinde kavga etmeksizin kendi aralarında yüksek sesle konuşuyorlardı. Mehdi ile Abdolraouf arasında karşılıklı kavga çıktı ama ben ilk kimin vurduğunu görmedim. Ayırmak için yanlarına yaklaşmak istediğimde Mehdi beni iterek yana gönderdi, daha sonra ise kendisi de dışarıya çakmak için kapıya yöneldi. Bu esnada ise Abdolraouf, Mehdi’nin ensesinden tutunca Mehdi ise sağ arka cebinden bıçak çıkarıp Abdolraouf’a saldırmaya başladı. Bu saldırdığı esnada herkes koridordaydı.”

Semiha Ü.: “Abdolraouf, Ali ile Armin’e iyi çalışmadıkları için ’Sizi işten çıkaracağım’ diye söylemiş”

Bir başka çalışan Semiha Ü. ise husumetin bir hafta öncesine dayandığını öne sürdü. Maktul Abdolraouf Gorgani’nin, Ali ve Armin’i “İyi çalışmıyorsunuz, sizi işten çıkaracağım” diye tehdit ettiğini, bunu duyan Golbahar’ın ise sevgilisi Mehdi’ye mesaj attığını iddia eden Semiha Ü., grubun daha sonra maktulün konteynerine giderek tartıştığını anlattı. Semiha Ü., “Bu mesaj sonrasında Mehdi, Raouf, Ali ve Golbahar birlikte Abdolraouf’ın yattığı konteynere gittiler ve onunla konuştular, aralarında tartışma çıktı ama yabancı konuştukları için ne konuştuklarını anlayamadım. Daha sonra ise Abdolraouf uyandı ve içeriye geldi. Bende Abdolraouf’ya neler olduğunu sorduğumda Abdolraouf, ’Abla gelip beni uyandırdılar, ileri geri konuştular’ diye söyledi” dedi.

“Mehdi ile yanındakiler sürekli olarak kavga etmek için sebep kolluyorlardı”

Semiha Ü., zanlıların bir süredir gerginlik çıkardığını öne sürdü. Golbahar P’nin, sevgilisi Mehdi B’yi diğer çalışanlara karşı sürekli dolduruşa getirdiğini iddia eden Semiha Ü., şunları kaydetti:

“Golbahar iş yerinde iken sürekli kendi kendine, ’Bu mutfağı pis bırakıyorlar, benim yaptığım yemekleri beğenmiyorlar’ gibi şeyler söylüyordu. Bir gün laf arasında ölen Abdolraouf için, ’Bu iş yerine sorumlu olacak eleman getirecek, bizi işten çıkarmak istiyor’ diye sürekli söylenip Mehdi ve onun işe aldırdığı kişileri dolduruşa getiriyordu. Yaşanan bu olaylardan dolayı bir haftadır, Mehdi ile Abdolraouf’un grubu birbiriyle konuşmuyordu ama Mehdi ile yanındakiler sürekli olarak kavga etmek için sebep kolluyorlardı.”

“Mehdi daha önce de bıçak çekiyordu”

Olay anında Mehdi B’nin odaya girer girmez cebindeki çakıyla maktule saldırdığını belirten Semiha Ü., diğer kişilerin ise olaya müdahaleyi engellediğini savundu. Semiha Ü., “Ben odaya girdikten sonra her ikisine, ’Ne oluyor?’ diye söylemeye kalmadan Mehdi elinde bulunan çakı bıçağı ile Abdolraouf saldırmaya başladı. Mehdi odaya girer girmez eli ile Abdolraouf’un yakasını tuttu ve ona saldırmak istedi. Bu sırada Bahar, Raouf ve Ali ise bizim bulunduğumuz odanın kapısında duruyorlardı ve Abdolraouf’un yakınları olan Emrah, Metin ve Feribors’un odaya girmesine, olay müdahale etmesine mani olmaya çalışıyordu. Mehdi odaya girdikten sonra ölen Rauf ile aralarında yaklaşık 10 dakika kadar boğuşma oldu ve hiç kimse Abdolraouf yardım için içeriye giremedi. Mehdi daha önce de bıçak çekiyordu ama kimseye zarar vermiyordu Ama son olayda Mehdi bilinçli olarak Abdolraouf ile Muhammadsafa’yı yaraladı. Olayda Abdolraouf veya diğer şahısların elinde hiç bir kesici alet, bıçak ve künt cisim yoktu” diye konuştu.

Golbahar P.: “Semiha yanlış biliyor”

Hakkındaki “sevgilisini dolduruşa getirip kavgaya azmettirdiği” iddialarını reddeden Golbahar P., Semiha Ü’nün olayları yanlış bildiğini savundu. Geçmişteki gerginliğin işten çıkarma değil, yemek meselesi olduğunu öne süren Golbahar P., bu olayda da kavga çıkmadığını söyledi. Semiha Ü.’nün olay anını görmediğini, ambulans geldikten sonra yanlarına geldiğini iddia eden Golbahar P., sevgilisi Mehdi B.’nin kimseye bıçak çekmediğini savundu.

“Bisküvi içinden uyuşturucu çıktı” iddiası

Golbahar P., maktul Abdolraouf Gorgani’nin Ali K’yi darbetme sebebinin ise “uyuşturucu yüzünden tutuklanan arkadaşları” olduğunu ileri sürdü. Golbahar P., “Daha önceden iş yerinde İbrahim diye biri çalışıyordu ama memlekete gitmişti. Geri gelirken ise herkes İbrahim abiye, ’Memleketten bir şeyler getir’ demiş. Ali de memleketten bir şeyler istemiş ama Ali’nin eşyaları arasında uyuşturucu madde çıkmış. Bundan dolayı Abdolraouf, Ali’yi dövüyordu. Söylemek istediklerim bunlardan ibarettir. Ben kimseyi azmettirmedim. Hiç olaya karışmadım, suçsuzum” dedi.

Öte yandan, Ali K’nın memleketinden dönen eski çalışan İbrahim isimli kişiden bazı eşyalar istediği, getirilen eşyaların arasındaki bisküvilerin içinde uyuşturucu madde ele geçirildiği, bu olay nedeniyle İbrahim’in tutuklandığı, maktul Abdolraouf’un da arkadaşının tutuklanmasından Ali K’yı sorumlu tuttuğu ve “Senin yüzünden tutuklandı” diyerek hesap sorması üzerine Ali K’yı darbettiği iddia edildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Recep Durul: “Ödemeler gecikmeli de olsa yapılıyor”

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/recep-durul-odemeler-gecikmeli-de-olsa-yapiliyor-0-57txI8KU.mp4
Finansal daralma nedeniyle ödemelerde gecikme yaşandığını doğrulayan Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, “Biraz gecikmeli de olsa futbolcuların ödemelerini yapıyoruz. Hiçbir futbolcuyla ihtilafa düşmeden, diyalogla ve zamanı gelince ödemelerimizi yaparak adaleti ve huzuru sağlıyoruz” dedi.

Kocaelispor Başkanı Recep Durul, gündeme dair konularda açıklamalarda bulundu. Basın mensuplarının mali, sportif ve hakemlere ilişkin sorularını da yanıtlayan Durul, lobiciliğin yapılmadığı ’temiz lig’ vurgusu yaptı, geçiş sürecinde yabancı hakem talebinin arkasında durdu.

“Süper Lig’de çok önemli bir hafta yaşayacağız”

Galatasaray maçına dair değerlendirmesini paylaşarak açıklamalarına başlayan Recep Durul, “Süper Lig’de çok önemli bir hafta yaşayacağız. Bütün maçların önem düzeyi çok yüksek ama 2 şampiyon takımın mücadelesi olacak. Geçen yıl biz de şampiyon olduk. Kocaelispor olarak Süper Lig’e yeni çıkmasına rağmen güçlü ve dinamik bir kadro kurduk. Her geçen gün kadro kalitemiz ve uyumlama sürecimiz yerine oturuyor. Her alanda gelişiyor. Bundan dolayı mutluyuz. Tatmin edici futbol var. Diğer takımların da korkulu rüyası olduk” ifadelerini kullandı.

“Kocaelispor ruhunu sahaya yansıtacağız”

Bu hafta spor kamuoyunun beklentisinin Kocaelispor’un kazanması olduğunu dile getiren Başkan Durul, “Rakibimiz güçlü, geçen yılın şampiyonu. Avrupa’da mücadele ediyor. İyi oyuncuları var. Ama bundan ziyade takım oyunu önemli. Yüreğini ortaya koyan, takım ruhuyla oynayan takımlar her zaman bir adım öndedir, kazanmıştır. Biz de Kocaelispor ruhunu sahaya yansıtacağız. Bunu yaparken de haddimizi bilerek, kontrollü olacağız. Küçük nüanslarla bazen maçın skoru değişebiliyor. Biz hocamıza, teknik ekibimize güveniyoruz. Taraftarımıza inanıyoruz ki Türkiye’nin en dinamik, en güçlü ve en becerikli taraftar grubu, yıllardır marka. Takımı amatör liglerdeyken bile vefa duygusuyla destekleyen çok büyük taraftarımız var. Büyük coşkuyla takımımızı destekleyeceğiz. Futbolcularımızın moralleri yerinde. Tamamen kenetlenme oluşmuş durumda. Mental olarak eksiğimiz görünmüyor. Tüm şehir olarak maça hazırız. İnşallah bu maçtan galip geleceğiz ve yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

“Standart yakalayana kadar böyle devam edecek”

Recep Durul, Başakşehir maçının hakemi özelinde hakemlerin standardının olmadığının altını çizerek, “Hakemlerle ilgili çok büyük sansasyonel olay çıktı. Süreç devam ediyor. Ne durduruldu ne de daha sonraya bırakıldı. Her hafta hakemleri konuşmak bir şey değiştirmiyor. Söylemlerimizde ülke futboluna vurgu yapıyoruz. Lobicilikten bahsediliyor ve neden masaya yumruğunuzu vurmuyorsunuz deniliyor. Kocaelispor büyük camia ve haklarını nasıl arayacağını çok iyi biliyor. Ama her hafta yumruğu masaya vurmamız bir şeyi değiştirmiyor. Sesimizi yükseltiyor, sorunları söylüyoruz, birebir ilişkiler de kuruyoruz. Hakkımızı tabii ki arıyoruz, aksi mümkün değil ama tescil edilmiş maçları geri döndürmeniz mümkün değil. Bundan sonraki maçlarda ‘Biz bir daha bu hakemleri istemiyoruz’ diyoruz. Buradaki yapı aslında çok karmaşık, iç içe girmiş. Türkiye’de oturmuş bir standart yok. Hakem etik standartları konusunda herkesin şüphesi vardı, ortaya çıktı. Bugün standartta olmayan bir şeyi standarda sokmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bugün Kocaelispor’un haklarının yendiğini konuşuyoruz. Dün diğer takımları konuştuk. Yarın da başkalarını konuşacağız. Dolayısıyla bunlar hep böyle tekrar edecek. Ne zamana kadar; standardımızı yakalayana kadar” cümlelerine yer verdi.

“Lobicilikle ayrımcılık değil, adalet isteyen kulübüz”

Yeni nesil hakemlerin yetişme şeklinin ve futbola bakış açısının eski hakemlere göre biraz daha saygı çerçevesinde değil, günün koşullarına uygun olduğunu söyleyen Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, “Futbolun daha basitleştirmiş halinden bahsediyoruz. Yüzeysel bakıldığında bunlar olabiliyor. İkili ilişki birliklerinin sahaya yansıdığını görebiliyoruz. Biz bunu neye bağlayabiliyoruz, Kocaelispor 16 yıl Süper Lig’den uzak kaldığı için genel networkünde bir zayıflama, uzaklaşma oldu. Lobicilik olması gerekir mi? Ben buna katılmıyorum. Lobicilikle ayrımcılık isteyen bir kulüp değiliz. Biz adaleti isteyen bir kulübüz. Sahada hakkımız neyse onu isteriz; mağlup oluruz ya da galip geliriz. Bunun düdükle sağlanmalı. Aksi beklentimiz yok. Kocaelispor büyük bir camia. Masaya yumruğumuzu vurabiliriz, bağırabiliriz ama haksız yere ceza alabiliriz. Şöyle bir felsefe benimsiyoruz; bütün unsurları sahada yenmek için kendimizi hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Hakemler bilinçaltı duygusal etkiyle düdük çalıyor”

İstanbul takımları ve Anadolu takımları ayrımının da karşısında olduğunu aktaran Başkan Recep Durul, İstanbul takımlarının neden fazla olduğuna ve hakem kararlarına duygusal etkilere de değindi. Durul, “Kategori aynıysa hepsine Süper Lig takımı denilmesi gerekiyor. Ötekileştirme görüyoruz. İstanbul takımlarının çok olmasının sebebi ikili ilişkilerinin ve networklerinin çok güçlü olmasıdır. 3 büyük kulüplerle ilişkileri güçlü, istedikleri futbolcuları alabiliyorlar. Federasyonla ilişkileri güçlü, her gün federasyondalar. Her gün hakemlerle iç içe olan İstanbul takımlarının başkanları, yöneticileri var. Bir hakem karar verirken bilinçaltına yerleşen duygusal yakınlık düdük çalarken etkisini gösteriyor. Biz bunları söylemeye çalışıyoruz. Bağırsak da bunu değiştiremiyoruz. Yapmamız gereken köklü çözümler üretmek. Bunu nasıl düzeltiriz ona bakmak lazım” dedi.

“Petkovic’in müzmin sakatlığı olduğunu düşünmüyorum”

Petkovic’in sakatlığı sebebiyle ülkesine geliş-gidişleriyle alakalı olarak da Durul, “Bu teknik bir konu. Futbolcumuzla ilgili kararları teknik ekibimiz veriyor. Bir sakatlığı var. Bütün tetkikler yapıldı. Kronik değil ama zaman zaman nükseden geçmişten gelen bir takım rahatsızlıklar olabiliyor. Sonra toparlıyor ya da toparlayamıyor. Petkovic de kendini ispatlamış çok kaliteli bir oyuncu. Uzun zaman oynamadığı için form düşüklüğü var tabii ki ama klas değişmez. Maçlara hazır olmadan başlamıştı. Antrenmanda biraz daha çalışması ve ortaya mücadele koyması gerekiyordu. Türkiye ligleri de ağır, İtalya ligleri gibi. Temaslı oyun yüksek. Bundan dolayı çok üretken olamadı ama ona rağmen 4 gol attı. Müzmin bir sakatlık olduğuna bağlayamayız. Destek ayağını antrenmanda şut çekerken sakatladı. Müzmin sakatlığı olduğunu düşünmüyorum. Haidara için de aynı şeyi söylüyorlar ama bu kez diğer ayağı sakatlandı. Gerçekten kısa sürede iyileşip döneceğine inanıyorum. Formda olmadığı için iyice iyileş gel demişler” şeklinde konuştu.

“Tribünler ‘Kupon yapsana’ diyor. Böyle bir akıma gerek var mıydı?”

Önceki demecinde hakemlerle ilgili sorunların çözüm sürecinde yabancı hakem isteyen ve federasyon başkanının yerli hakemlerle devam edileceğine ilişkin yanıt vermesi konusunda Recep Durul, “Hakemler konusunda haklılığımız ortaya çıktı. Bu süreci atlatana kadar yabancı hakemler yönetsin söyleminde bulunmuştum. Geçici bir süreç. Çünkü duygusal bir çalkantı var. Türk futbolu etkilendi. Artık herkes, tribünler hakemlere ‘Kupon yapsana’ diyor. Böyle bir akıma gerek var mıydı? 30 yıllık birikim deniyor. Bu duruma getiren yine Türk futbolunun paydaşları, aktörleri, bizleriz. Neden değerlerimizi yükseltmek yerine düşürdük. Yabancı hakem dedim çünkü duygusal bir yakınlık olmuyor. Türk hakemde ister istemez duygusal sapma oluyor. Yabancı hakemin bakışı nesneldir, objektif bakacaktır, duygusal bağ kurmayacaktır. Anlatmak istediğim budur. Yabancı hakemin duygusuyla Türk oyuncu arasında bir anda bağ kurması mümkün değildir. Bir tek şey var; Türk futbolunun geleceği. Hakem herkesin kabul edeceği, bütün vicdanların rahat edeceği kararlar vermeli. Bizim bakış açımız bu. İşe bilimsel ve objektif bakmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

“Ödemeler gecikmeli de olsa yapılıyor. Bundan dolayı huzursuzluk yok”

Kulübün mali durumuna dair soruları da cevaplayan Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul, zamanı gelince bütün ödemelerin yapılacağını, kimsenin endişe etmemesi gerektiğini vurguladı. Durul, “Ülke genelinde ve dünyada ekonomik daralma var. Bütün kulüplerde olduğu gibi bizim kulübümüzde de zaman zaman finansal bir daralma yaşıyoruz. Ama bu daralma yokluk demek değildir. Biraz gecikmelere neden olabiliyor, diğer kulüplerde olduğu gibi. Biraz gecikmeli de olsa kulüpte futbolcuların ödemelerini yapıyoruz. Hiçbir futbolcuyla ihtilafa düşmeden, diyaloglarla ve zamanı gelince ödemelerimizi yaparak buradaki adaleti ve huzuru sağlıyoruz. Dolayısıyla finansal olarak zorluklarımız yok demek yanlış olur. Evet, var. Ama büyükşehir belediyemizle ve tüm şehrin dinamikleri birlikte bu olumsuzlukları çözmeye çalışıyoruz. Kaldı ki geçen yıla göre bizim gelirlerimiz bir kat daha arttı. Geçen yıl ortalama 400 – 500 milyon TL gelir elde etmişken bu yıl 900 milyon TL, 1 milyara yakın gelir elde ettik. Sponsorluk anlaşmaları yaptık. Bu da ne sportif başarının çekim gücünden kaynaklanıyor. Yani sıkıntı yok değil var ama alacaklarımız var. Gelecek paralarımız var. Burada olumsuz bir durum yok sadece gecikmeler var. Kocaelispor, birçok kulübe göre daha şanslı. En azından Kocaelispor şehirde uzun zamandan beri sağlanamamış birlik, bütünlük ve dayanışmayı sağladı” diyerek sözlerini noktaladı.

Kategoriler
Gebze Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

Doktoru darp ettiği iddia edilen şahıs konuştu:

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/doktoru-darp-ettigi-iddia-edilen-sahis-konustu-0-xzm7rnFY.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bir şahıs, nikah sebebiyle kan tahlili vermek için gittiği aile sağlığı merkezinde çıkan tartışmada, iddiaya göre doktoru darp etti. Olayın odağındaki şahıs, ilk saldırının doktordan geldiğini, makaslı ve yumruklu saldırıya uğradığını, ayrıca nişanlısının da darp edildiğini iddia etti. Öte yandan, olay anında yaşanan gerginlik güvenlik kameralarına yansıdı.

Olay, dün Mollafenari Mahallesi Ankara Caddesi’ndeki Mollafenari Aile Sağlığı Merkezi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Usame Aybay (28), nişanlısı ile evlilik için kan talebinde bulunmak üzere aile sağlığı merkezine geldi. Aile hekimi olarak görev yapan Nurettin Ceylan (30), kan tahlili için talepte bulunan Aybay’a işlemin saat 10.30’da bittiğini belirtti. Çıkan tartışmada, iddiaya göre Aybay doktoru darp etti. Olayın ardından doktor, darp raporu alarak Usame Aybay’dan şikayetçi oldu. Gözaltına alınan Aybay, ifadesi sonrasında serbest bırakıldı. Yaşanan olayda, koridordaki telaş ve koşuşturma sağlık ocağının kamerasına yansıdı.

“Doktor, ’Uğraşamam, haftaya gelin’ diyerek işlemi yapmayı reddetti”
Yaşanan olaydan dolayı sosyal medyada linç edildiğini söyleyen Usame Aybay, “Geçtiğimiz perşembe günü nişanlımla birlikte kan tahlili yaptırmak üzere Aile Sağlığı Merkezi’ne gittik. Kan tahlili vermek istediğimizi söylediğimizde doktor, kuryeci arkadaşın gittiğini, haftaya gelmemiz gerektiğini söyledi. Kuryeci arkadaşın gitmediğini fark edince doktora söyledim. Bunun üzerine doktor, ’Kuryeci ile konuş ondan sonrasına bakalım’ dedi. Kuryeci ile görüştüm kan verene kadar bekleyebileceğini söyledi. Beraber doktora gittik, kabul ettiklerini dile getirdiler ancak doktor, ’Uğraşamam, haftaya gelin’ diyerek işlemi yapmayı reddetti” şeklinde konuştu.

“Fiziksel saldırıya ilk başlayan kişi doktordur”
Bunun üzerine doktorun odasına gittiğini belirten Aybay, “Hocam, kabul edildi. Neden işlem yapılmıyor?” diye sordum. Aynı yanıtı aldım. Ben de özel sağlık kuruluşunda işlemin yapılıp yapılmayacağını sorduğumda kan tahlilinin özel kuruluşta verebileceğimi söyledi. Bunun üzerine nişanlımla beraber kapıdan çıkarken kendisine ‘Madem özel sağlık kuruluşunda işlemimizi yapabiliyorduk, beni neden buraya getirdin’ diyerek sitem ettim. Odadan çıkarken doktor arkamdan yüksek sesle ve üslupsuza ’Sen gel buraya’ diye seslenerek beni tekrar içeri çağırdı. İçeri girdiğimde doktor elindeki makası bana savurdu. Kendimi savunmak için parmağımı öne koyduğumda parmağım kesildi ve iki dikiş atıldı. Ardından yüzüme yumruk attı. Fiziksel saldırıya ilk başlayan kişi doktordur. Ben de bu saldırıya karşılık olarak kendisine iki yumruk attım. Sonrasında doktor yeniden bana vurmaya çalışırken ‘Omzum çıktı’ diyerek oturdu ve ‘Omzum çıkmasaydı sen görecektin’ diyerek beni tehdit etti” ifadelerini kullandı.

“Nişanlımı da darp etti”
Olay sonrası sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde hakkımda birçok asılsız iddia dolaşmakta ve kamuoyu yanıltılmaktadır. Gerçeğin çarpıtılmasına karşı kendimi savunma zorunluluğu duydum. Olayın ardından karakola giderek ifademi verdim, savcılık karşısına çıktım. Kamera kayıtları incelendi, tüm tanıklar dinlendi ve doktorun ve tanıklarının ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı tespit edildi. Tüm bu süreç belgeli ve kayıt altındadır. Ben savcılıktan çıktıktan sonra doktorun ailesi tarafından mesaj yağmuruna tutuldum. Yumruk atarken omuzu çıkan var, ancak yumruk yiyince omzu çıkan yoktur. İlçe sağlık müdürü açıklama yapacakmış, neye istinaden açıklama yapılacak. İlk vuran kendi sağlık çalışanı, ne diyecek, ‘Benim çalışanım vatandaşı kesse de kimse bir şey yapamaz mı?’ diyecek. Bunu anlayamıyorum. Ayrıca nişanlıma da darp uygulandı. Bilmeden kimsenin haksız yorumlarda bulunmamasını rica ediyorum.” diye konuştu.

Aybay, kendisinin de doktordan şikayetçi olduğunu, nişanlısı ve kendisinin de darp raporu olduğunu dile getirdi.

Kategoriler
Asayiş Haber

Ünlü avukattan mahkeme başkanına Dubai çikolatası içinde rüşvet iddiası

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/unlu-avukattan-mahkeme-baskanina-dubai-cikolatasi-icinde-rusvet-iddiasi-0-rhRFuY33.mp4
Kocaeli Adliyesi’nde mahkeme başkanı olan eski öğrencisini ziyaret eden ünlü avukat, hediye verdiği Dubai çikolatası poşetinin içinden 2 bin 500 dolar çıkınca “rüşvet” iddiasıyla tutuklandı. Suçlamaları kabul etmeyen avukat, profesör unvanına sahip olduğunu ve uzun yıllar çeşitli üniversitelerde dersler verdiğini ifade ederek, “Birçok TV kanallarına aktif olarak çıkmaktayım. Bunları söylememin sebebi bu tarz işlere tenezzül etmeyeceğimi anlatmak içindir” dedi.

Edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz kasım ayında Avukat Prof. Dr. Seyithan D. (55), hukuk fakültesinde öğrencisi olan, şuanda ise Kocaeli Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan Alper Utku’yu (34) ziyaret etti. İddiaya göre, sohbet sırasında Seyithan D., Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde FETÖ terör örgütü üyeliğinden yargılanan R.Y. hakkında yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması için talepte bulunulduğunu söyledi. Utku ise söz konusu dosyanın Yargıtay’da olduğunu, bu talebin ise Yargıtay kararı sonrası değerlendirileceğini ifade etti. Bunun üzerine Seyithan D., kendisinin de yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması yönünde talepte bulunacağını söyleyerek odadan ayrıldı.

“Poşette döviz banknotları vardı”

İddiaya göre avukat Seyithan D., Alper Utku’nun odasına 25 Kasım’da yeniden gelerek elindeki çikolata poşetini hediye olarak bıraktı. Seyithan D. odadan çıktıktan sonra poşeti kontrol eden hakim Alper Utku, içinde çikolata ve zarf içinde döviz banknotları olduğunu gördü. Hemen odadan çıkan Utku, bu sırada kalemde bulunan Seyithan D.’ye poşeti iade etti ve “rüşvet” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Avukat tutuklandı

Gözaltına alınan ve suçlamaları kabul etmeyen avukat Seyithan D. ifadesinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Poşetin içinde ise 2 bin 500 dolar bulunduğu öğrenildi. Seyithan D. hakkında “rüşvet vermek” suçundan hazırlanan iddianame, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede Seyithan D.’nin 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle yargılanması talep edildi. Ayrıca iddianamede, 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Alper Utku, sanık Seyithan D. ile tanığın ifadeleri de yer aldı.

“Öğrencisi olduğumu ve buraya atandığımı öğrendiği için ziyaretime geldiğini söylemişti”

Alper Utku, iddianamede yer alan ifadesinde, olaydan yaklaşık 10 gün önce Seyithan D.’nin makam odasına geldiğini ve kendisini nezaketle karşıladığını söyledi. Utku, “Kendisi öğrencisi olduğumu ve buraya atandığımı öğrendiği için ziyaretime geldiğini söylemişti. Konuşma sırasında, mahkememizde derdest esas sayılı dosyasında başka bir avukatın yurt dışı yasağının kaldırılması talebinde bulunduğunu söyledi. Ben de dosyayı hatırladığımı, dosyanın Yargıtay’da olduğunu, adli kontrol kaldırma talebinin Yargıtay sonrası değerlendirileceğini söyledim. Kendisi de yeniden talepte bulunacağını ifade etti. Ben de bunun mümkün olduğunu ve Yargıtay’dan cevap geldiğinde değerlendirebileceğimizi söyledim. Sonrasında odamdan ayrıldı” dedi.

“Odaya girerken elindeki poşetin içerisinde çikolata olduğunu söyledi”

25 Kasım’da Seyithan D.’nin yeniden odasına geldiğini, elinde ise turuncu renkli karton poşet bulunduğunu ifade eden Alper Utku, sözlerine şöyle devam etti:

“Odaya girerken elindeki poşetin içerisinde Dubai çikolatası olduğunu söyledi. Ben de nezaketen alıp masamın köşesine bıraktım. Yaklaşık 10 dakika odamda kalmıştı. Bu süre zarfında daha önceki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması talebini UYAP’tan gönderdiğini ifade etti. Bende dosyanın halen Yargıtay’da olduğunu ve ilk olarak başka avukat tarafından sunulan dilekçenin cevabının da henüz dönmediğini, yeniden bu talebi Yargıtay’a göndereceğimizi cevap yazısı geldiğinde değerlendireceğimizi söyledim. Sonrasında kendisi televizyonlara çıktığını, bilirkişilik yapmış olduğunu ifade etti. Ayrıca Kocaeli Adliyesi’nde Marmara Üniversitesi’nden mezun başka hakim ve savcıların olup olmadığını sordu. Ben de bilmediğimi söyledim. Sonrasında odadan ayrılıp kaleme gideceğini, UYAP’tan göndermiş olduğu evrakların çıktısını alınmasını söyleyeceğini ifade ederek odamdan çıktı”

“Olayın şokuyla poşeti alıp odamdan çıktım”

Hakim Alper Utku, Seyithan D. odadan çıktıktan sonra merak edip poşeti kontrol ettiğini belirterek, “Poşette çikolata ve hafif aralıklı olan beyaz zarf içerisinde birden fazla döviz cinsi banknot paralar olduğunu gördüm. Olayın şokuyla poşeti alıp odamdan çıktım ve kaleme doğru elimdeki poşetle gittim. O sırada Seyithan D.’de kalemdeydi. Kendisine elimdeki poşeti uzatıp ’Bu poşet senin’ dedim. Kendisi poşeti aldı ve hiç bir itirazda bulunmadı. Daha sonrasında olayı tutanağa bağlayıp suç duyurusunda bulundum” şeklinde konuştu.

“Rüşvet verdiği ve yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs ettiği için şikayetçiyim”

4 Aralık’ta Seyithan D.’nin yeniden odasına geldiğini aktaran Utku, “Seyithan D., odamın kapısını tıklayıp içeriye girmeye çalıştı. Kendisi geçen ki olay nedeniyle özür dilemeye geldiğini ifade etti. Kapıyı kapatmaya çalıştığı sırada kapıya yöneldim ve dışarıya çıkmasını söyledim. Kendisine ne yüzle geldiğini sordum. Sonrasında hızlıca kaleme doğru geçtim. Kendisi o sırada koridordan uzaklaştı ve bu olayı da tutanağa bağladık. Seyithan D.’den bana rüşvet verdiği ve yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs ettiği için şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

“Oda kapısında başkanın ismini görünce öğrencim olduğunu hatırladım”

İddianamede savunması yer alan sanık Seyithan D. ise 21 Kasım’da avukat İ.T.’nin yetkilendirmesiyle dosyaya sunulan dilekçenin akıbetini öğrenmek için Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesi kalemine gittiğini anlatarak, “Dosya talebimin Yargıtay’a gönderildiğini öğrendim. Adliyeye gelmişken oda kapısında başkanın ismini görünce Marmara Hukuk Fakültesi ve Yalova Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde öğrencimiz olduğunu hatırladım. Kapısını tıklatıp içeri girdim. Zaten kendisi beni tanıyarak buyur etti. Çay ve çikolata ikram etti. Bir müddet sohbet ettik. Ben kendisine bilirkişilik yaptığımı söyledim. Dosyaya talep sunduğumuzu ancak talebimizin Yargıtay’a gönderildiğini söyledim. Aramızda bu şekilde konuşma geçti. Kocaeli Adliyesi’nden o gün ayrıldım” dedi.

“Oğlum Dubai çikolatasını sevdiği için sürekli bu çikolatadan alır”

Seyithan D., savunmasına şöyle devam etti: “25 Kasım’da oğlum Avukat O.S.D. ile birlikte daha öncesinden iflas ertelemesi yaptığımız firmayı ziyaret etmek amacıyla Kocaeli’ye geldik. Erken varmamız sebebiyle mahkemelere bilirkişilik ve konkordato komiserliği yaptığımı bildirmek amacıyla Kocaeli Adliyesi’ne de geldik. O sırada oğlum aracı otoparka bırakacağı için, içinde çikolata olduğunu bildiğim çantayı bana teslim etti. Oğlum Dubai çikolatasını sevdiği için sürekli bu çikolatadan alır. Ben poşeti alarak arabadan indim, oğlum ise park yeri aramak için araçla hareket etti. Kocaeli Adliyesi’ne girdiğimde ticaret mahkemesinin burada olmadığını fark ettim. 4. ve 5. ağır ceza mahkemesinin kalemlerine uğrayarak hileli iflas konusunda bilirkişilik yaptığımı söyledim.”

“Çikolatayı odasında unuttuğumu zannederek başkan beyin getirdiğini düşündüm”

Kalemde bilirkişilik bilgilendirmesini yaptıktan sonra Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Alper Utku’yu ziyaret için odasına gittiğini dile getiren sanık D., “Elimdeki çikolatayı da başkan beye bırakırım diye düşündüm. İçeri girdim ve çikolatayı bıraktım. Odasında normal sohbet ettik. İş ile ilgili konuşmadık. Hileli iflas konusunda bilirkişilik ihtiyacı olursa yapabileceğimi söyledim. Akabinde kendisinin yanına çıkarak 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kalemine uğradım. Kalemde dosya numarasını söylerken başkan bey kaleme gelerek çantayı bana verdi. Herhangi bir şey söylemedi. Ben de çikolatayı odasında unuttuğumu zannederek başkan beyin getirdiğini düşündüm. Çantayı aldım ve kalemden ayrıldım” şeklinde konuştu.

Adliyeden çıktıktan sonra oğlu O.S.D.’nin otomobiline bindiğini belirten avukat Seyithan D., “Arabaya bindiğimde çantanın içerisine baktım ve beyaz bir zarf olduğunu gördüm. Oğluma bunun ne olduğunu sorduğumda kendisi bana, ’Benim param, yurt dışı telefonumun kaydını yaptırmak amaçlı almıştım. Bugün dövizi bozacağım, arabayı otoparka bırakacağız diye poşetin içerisine koyup sana verdim’ dedi. Ben de o an, ’Eyvah. Demek ki başkan poşeti bu yüzden iade etti’ diye söylendim. ’Çikolatayı niye iade ettiğini anlamamıştım’ dedim. Oğlum bana, ’Baba nereden bileyim, çikolatayı sana verdim. Başkalarına vereceğini düşünmedim. Gidip izah edelim’ dedi. Ben de çok mahcup oldum. ’Şu aşamada izah edemem, gerekirse sonra izah ederim’ dedim. 4 Aralık’tan önce de iş yoğunluğumdan dolayı Kocaeli’ye gelemedim. Ancak sonra fırsat bulup gelebildim. Başkan beye çıkıp durumu izah etmek istedim. Ancak sözlerime başladığım sırada başkan bey odasından hızlıca çıkarak kaleme doğru gitti. Ben de adliyeden ayrıldım” ifadelerini kullandı.

“2 bin 500 dolar için bu duruma düştüm”

Bu olay sebebiyle çok üzgün olduğunu kaydeden Seyithan D., şöyle konuştu: “Böyle bir durumun başıma gelebileceğine inanmazdım. Poşetin içerisinde para olduğunu adliyeden ayrıldıktan sonra arabaya binince oğlumun bana söylemesi neticesinde öğrendim. Poşet içerisindeki zarfta bulunan ve miktarını oğlumdan öğrendiğim 2 bin 500 dolar için bu duruma düştüm. Nasıl izah edeceğimi de bilmiyorum. Yanlış anlaşılmaya sebebiyet verildiği için özür diliyorum. Durum anlattığım şekilde gerçekleşmiştir. Profesör unvanına sahibim. Aktif olarak avukatlık yapmaktayım. Bu tarz şeylere tenezzül edecek yapıda biri değilim. Yalova Hukuk Fakültesinde 2 dönem kurucu dekanlık yaptım. Uzun yıllar çeşitli üniversitelerde dersler verdim ve kadrolu hocalıklar yaptım. Birçok TV kanallarına aktif olarak çıkmaktayım. Bunları söylememin sebebi bu tarz işlere tenezzül etmeyeceğimi anlatmak içindir. Benim bu tarz eylemlerin bana çıkaracağı sonucun meslek hayatımın ve kariyerimi doğrudan etkileyeceğini biliyorum. Söyleyeceklerim bundan ibarettir suçsuzum. Takipsizlik kararı verilmesini istiyorum.”

“Çikolatanın ikram edilme olasılığını hiç düşünmedim”

Şüphelinin kendisi gibi avukat olan oğlu tanık O.S.D. ise “Olay tarihinde Dubai çikolatası aldım. Evden de 2 bin 500 dolar nakit paramı almıştım. Çikolatayı aldıktan sonra site içerisinde babamı alıp birlikte Kocaeli Adliyesi’ne geldik. Otopark yeri bulamadık. Ben babama, ’Arabayı park edeyim, yanına gelirim’ dedim. Aracın içerisinde çikolatayı ve içinde döviz bulunan zarfı bırakmak istemediğimden dolayı poşeti babama verdim. ’Bu poşet sende dursun ben senden alırım’ dedim. Babamın çikolatayı ikram edeceğini bilmiyordum. Babam adliye içerisine girdi. Ben de araca park yeri bulmak için adliye etrafında tur attım. Bir süre sonra babam beni arayarak, ’İşim bitti, gel beni al’ dedi. Adliyenin önüne geldim ve babam arabaya bindi. Babamın bana arabaya bindiğinde, ’Bunda para mi vardı?’ şeklinde serzenişte bulunduğunu hatırlıyorum. Ruh halinin de kötü olduğunu gözlemledim. Babam poşetin içerisinde para olduğunu bilmiyordu. Zarfın bile poşette olduğundan habersizdi. Ben gayri ihtiyari olarak poşetin içerisine zarfı koydum. Çikolatanın ikram edilme olasılığını hiç düşünmedim. Çikolatayı kendim yiyecektim” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Büyükşehir’in bu hizmeti Avrupa’da yok

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli’ye sağlık sorunları nedeniyle gelip tedavi görmekte olan hasta ve refakatçilerine mağduriyet yaşamamaları için konaklama merkezinde ücretsiz hizmet vermeye devam ediyor. Büyükşehir’in “Hastanız Size, Siz De Bize Emanetsiniz” sloganıyla başlattığı ve misafirperverliği öne çıkaran bu hizmeti vatandaştan tam not alıyor. Bu bağlamda farklı şehirlerden gelerek hizmetten faydalanan ve çok memnun kalan vatandaşlar Büyükşehir’e teşekkürlerini iletmek için Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Köse’yi ziyaret ederek Başkan Tahir Büyükakın’a mektup gönderdi. Avrupa’dan gelip Kocaeli’de tedavi gören misafirimiz Fatma Reis, “Ülkemde bu misafirperver hizmeti görmekten gurur duydum. Avrupa’da böyle bir hizmet şu anda yok. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmeti Avrupa’ya örnek olur” diye de belirtti.

MERKEZDE HİZMETTE SINIR YOK

Büyükşehir, İzmit’teki Konaklama Merkezinde şehir dışından gelen hastalara ve refakatçilerine tedavi süreçleri boyunca konaklama hizmeti veriyor. Hastaneden tedavi gördüğüne dair evrakını teslim eden hasta ve refakatçisi barınma merkezine giriş yaparak, kendisine tahsis edilen odaya geçiyor. Ayrıca vatandaşlara sabah kahvaltısı, öğle yemeği, akşam yemeği olmak üzere 3 öğün yemek, çay ve çamaşırlarının yıkanması hizmeti ücretsiz veriliyor. Son derece güvenli bir ortamda hasta ve yakınlarına nöbetçi personel tarafından 24 saat hizmet sunuluyor.

 

BU HİZMET AVRUPAYA ÖRNEK OLUR

Misafirlerimizden Almanya Berlin’den gelen Fatma Reis, yaşadığı hizmetin güzelliğini anlat anlata bitiremedi. ‘’Bu hizmet Avrupa’da yok’’ diyen Fatnma Hanım, ‘’Avrupa Türkiye’yi bu konuda örnek almalı diyor’’ ifadesini kullandı. Fatma Reis, “Biz Avrupa’dan geliyoruz eşim rahatsız. Burada ölmek istemiyorum deyince Türkiye’ye geldik. İstanbul’da doktor akrabalarımız var tedavimize orada başladık. Düzce’de kızımın yanına taşındık. Düzce Hastanesinde doktorumuz Sinan hoca buraya tedavi için yönlendirdi. 1,5 aydır buradayız 2 haftamız kaldı. Burası evimiz gibi oldu çok memnunuz’’ diye konuştu.

ALMANYA’DA HASTANEYE BİLE ALMIYORLAR

‘’Allah buranın eksikliğini göstermesin. Oğlum Berlin’e gel böyle olmaz diyordu gelip buradaki hizmeti görünce çok şaşırdı’’ sözleriyle konuşmasına devam eden Fatma Hanım, ‘’Avrupa’da bile artık böyle hizmet yok. İstanbul’daki dayımın oğlu doktor, anlattım ona bu hizmeti böyle bir hizmeti kimse vermiyor nasıl olur diyerek şaşırdı. 3 öğün yemek veriliyor, çamaşırlarımız yıkanıyor, her şeyimizi veriyorlar, hizmet çok güzel. Bu hizmetin Türkiye’ye yayılmasını istiyoruz. Avrupa’nın örnek alacağı bir hizmet var burada, çok memnunuz. Ben Avrupa’da doğdum eskiden çok iyiydi ama orası şu anda burada gördüğümüz hizmetlere bakarak çok geri kalmış durumda. Mesela Almanya’da eşimle hastaneye gidiyorum hastanenin kapısından içeri beni almıyorlar. Avrupa, Kocaeli’deki bu hizmetlerden geri kalmış durumda. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’na hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

 

BAŞKAN’A TEŞEKKÜR MEKTUBU YAZDILAR

Bir diğer hasta yakını Sevim Uzun ise “Kız kardeşimin rahatsızlığı için Karadeniz Ereğli’den buraya geldik. Burada bize sunulan imkânları çok beğendik. Karşılaştığım bu hizmetin güzelliğinin karşılığını görmesi gerektiğini düşündüm. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a, burada çalışan personele yakınlıkları ve hizmetlerinden ötürü teşekkür etmek istedim. Bunun için Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Köse’yi ziyarette bulunduk. Bizi çok güzel karşıladı. Başkan Tahir Büyükakın’a teşekkür mektubumuzu ilettik. Burada sunulan bu imkânların devamlılığını dileriz.  Bizlere konuşma imkânı verdiğiniz için sizlere de teşekkür ediyoruz” sözleriyle duygularını dile getirdi.

 

BU HİZMETİ VERENE DUACIYIM

Meryem Sivrioğlu, barınma merkezinde yaşadığı süreci şu şekilde anlattı; “Düzce’den geliyorum kanser hastasıyım. Düzce Tıp Fakültesinde kemoterapi gördüm. Düzce Atatürk Hastanesinde ameliyat oldum. Doktorum tedavi için Kocaeli’deki hastaneye gönderdi, 40 gündür buradayım. İnşallah şifa bulup gitmeyi ümit ediyorum. Kaldığım yerden çok memnunum, evimdeki gibi rahatım, kim düşündüyse Allah razı olsun. Burada üç öğün yemek yiyoruz, çamaşırlar yıkanıyor, kalacak yerin temizliği çok iyi ve her şeyden önce hiçbir ücret ödemedik. Bu imkanı bize sunduğu için Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’na çok teşekkür ediyorum ona dualar ediyorum.”

 

HER BELEDİYEDE BU HİZMET OLMALI

Barınma merkez sakinlerinden Sevgi Yazıcı, “59 yaşındayım göğüs kanseriyim buraya Bolu İzzet Baysal Hastanesinden gönderdiler. 1 aydır tedavi görüyorum. Biraz titiz biriyim her yerde kalamam o sebeple gelmek istememiştim ama burada evimden daha rahat ediyorum. Evim de gibiyim her şey çok güzel hizmet eden kardeşlerimiz çok iyi Allah razı olsun. Kalacak yerimiz güzel yemeklerimiz güzel çarşıya gidiyoruz, geziyoruz hiçbir kısıtlaması yok. Bize çok güzel davranıyorlar. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden Allah razı olsun her belediye inşallah böyle imkânlar sunar örnek olmasını isterim” şeklinde konuştu. Misafirlerimizden Özer Akbulut ise “Erzurumluyum, Bolu’da yaşıyorum. Eşim kanser tedavisi görüyor, 1,5 aydır buradayız. Diğer belediyeler niye bu hizmeti vermiyor ki çok güzel bir hizmet. Belediyelerin hepsinin vermesi gerekir böyle hizmeti. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan’ına çok teşekkür ediyorum” ifadesiyle hizmetten memnuniyetini dile getirdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version