Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

TMO silolarındaki patlamaya ilişkin davaya devam edildi

Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davanın 3. celsesi görülürken, sanıklar duruşmaya katılmadı.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

“Siloda görevli eksper beni aradı, patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi”

Olaya ilişkin davanın 3. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, oğlu Ali Eren Dayıoğlu ve avukatları Yaprak Gülen Şahin Karakuş katıldı. Sanıklar duruşmaya katılmazken, avukatları salonda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenen Füsun Ankın Çoşkun, “TMO’da alım muhafaza servis şefi olarak görev yapmaktaydım. Olay günü idari binada muhasebe servisindeydim. Bu esnada bir patlama duyduk ve dışarı çıktık. Siloda görevli eksper Funda H. beni aradı ve patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi. Biz hemen siloya gittik ancak polis güvenlik gerekçesi ile bizi içeri almadı” dedi.

“En son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum”

Olay tarihinde tesiste kaynak yapıldığına dair bilgisi olmadığını belirten Füsun Ankın Çoşkun, “Silolarda toz temizliği teknik işler servisinin sorumluluğundaydı, tahmil tahliye işleri, işçiler aracılığıyla günlük temizlenirdi. Alım muhafazada çalışan personel genelde ziraat mühendisi ve ziraat teknikeridir, alınan malzemenin kalitesi ile ilgili görevleri vardır. 2 Mayıs 2023 tarihli ISG toplantı tutanağından bilgim vardır. Biz depodaki hububatın tozundan sorumluyuz, döküm aşamasındaki tozdan teknik işler sorumludur. Gelen hububat depolara alınır, içerisindeki toz ve yabancı madde oranları belli bir sınırlardadır, ona göre depolara alınır. Kuyudaki tozların temizliği teknik işlere aittir. Tesisteki tozlar, temizlenip toplandıktan sonra bir kısmı piyasaya satılabilir olarak ayrıştırılabiliyor, buna kıymetli çıkıntı deniliyor. Kıymetli çıkıntının satışı, tesiste alım muhafaza şefliğince kurulan alım muhafaza şefliği ve teknik işler servisinden oluşan heyet vasıtasıyla tesise maddi kazanç olarak geri kazandırılıyor. Bu olaydan önce en son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum” diye konuştu.

“Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar”

Sanıkların gerekli cezayı almasını isteyen ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ise, “Sanki olaylar kendinden olmuş gibi bir hava oluşturulmaktadır, kimse sorumluluğu kabul etmemektedir ancak burada ihmaller açıktır, suçlular bellidir. Hiç kimse işini doğru düzgün yapmadı, başmüdür personel yönetimini yapamadı. Teknik işler müdürü, yangın tehlikesi olduğu halde baskı ile işleri devam ettiriyor. Bu kurumda mobing, baskı, hırs var ama kontrol yok. Yanlışa ’dur’ denilmemiş. Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar, duruşmaya bile katılmıyorlar. Kaynak yapıldığı bilirkişi raporu ile sabitken, hala daha kaynak yapılmadığı iddia edilmektedir. Bunu kabul etmiyorum. Olay yerinde kaynak yapıldığı açık ve bariz bellidir” ifadelerini kullandı.

“İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur”

Tutuksuz sanık Kemal Ö’nün avukatı Zekeriya Yelok, “İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur, bunların istenilmesini talep ediyoruz. İnternette patlama anına ilişkin görüntüler mevcuttur ancak kalitesi düşük olduğu için Ajans’tan orijinal görüntülerin temin edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin devamına, yaralıların ayrıntılı kesin raporlarının temini için Adli Tıp Kurumu’na sevkine, tanıkların dinlenilmesine ve Avukat Zekeriya Yelok’un talebinin reddine karar vererek duruşmayı erteledi.

“Asli kusurlu olanlar farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor”

Duruşma sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Arif Dayıoğlu, “Mahkemede sanık sandalyeleri boştu. Kendilerine hiçbir şey olmayacaklarından çok eminler. Maalesef bizim buradaki acımızı ne savcılarımız, ne de hakimlerinizin çok dikkate alamadığını görüyorum. 2 insan öldü, belki 10 milyon dolarlık maddi hasar oluştu. Bunun karşılığında bir tutuklu dahi yok. Bilirkişi raporunda asli kusurlu olarak geçenler, farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor. Oradaki görevleri devam ettiği sürece de burada çalışanları baskı altına alarak ifadelerinde çok detaya girmemelerini, bu şekilde işin içinden çıkacaklarını ifade ediyorlar” dedi.

“Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenlere de baskı altına alınıyor”

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın olay sonrasında kendisini aradığını söyleyen Dayıoğlu, “Eşim öldüğünde beni arayarak başsağlığı diledi, kendisine teşekkür ediyorum. Bana, ’Arif Bey, içinizde hiçbir kuşku olmasın. Bu iş şeffaf şekilde yürütülecek. Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacak’ demişti. Ahmet Bey, gelinen durumda görüyorum ki sizin söyledikleriniz havada kaldı. Ne görevden alma var, ne uzaklaştırma var. Aynı şekilde herkes görevine devam ediyor. Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenler de baskı altına alınıyor. Bunları dikkate almanızı istiyorum. Aksi halde burada ölen insanların kanı sizin üzerinizde olacak. İnsanların adil bir şekilde yargılanması, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

“2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok”

Dayıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada milyonluk bir zarar var, 2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok. Tam tersine avukatlar yurt dışı çıkış yasağını bile kaldırmak istiyor. Adalet tamamen güçlüden yana, sanki mağduru cezalandırma gibi adlandırılıyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, ’Geciken adalet, adalet değildir.’ Bugün 600 gün oldu hiçbir sonuç alamadık. Hala adliye koridorlarında adalet aramaya çalışıyoruz. Sürecin hızlandırılması, gerçek sorumluların cezalandırılması için kendi özelinizde olan soruşturma müfettişi ile bu işin detaylarını lütfen öğrenin. Kendi iç kurumların yaptığı müfettişlerin raporları kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kamuoyuna öyle bir yansıtılıyor ki sanki kendi kendine patlama meydana geldi gibi. Böyle bir şey yok. Eksik personelle çalışma var. 15-16 kişilik vardiyadan 5-6 kişilik vardiyalara düşmüş. Sistem üç noktadan aktif olarak kullanılıyor. Gemiden mal boşaltılıyor, çiftçiden mal alınıyor ve ürünler dışarıya satılıyor. Üç fonksiyon 5-6 kişi ile yapılıyor. Temizlik hiçbir şekilde yapılamıyor. Filtre sistemi çalışmıyor, her yer toz. Bu da yetmezmiş gibi asıl olayın patlak verdiği yer ateşli işe izin veriliyor ve patlama meydana geliyor. İfadelerinde yeterli sayıda personel olmadığı için kimseyi görevlendiremediklerini söylüyorlar.”

“Olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz”

Avukat Yaprak Gülen Şahin Karakuş ise, “Biz en başından beri olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz. Bu tarz toplumsal olaylarda talepler bu şekilde oluyor ama neticeler çok da umulduğu gibi olmuyor. Biz gene de umudumuzu kaybetmedik. Yargılamalar uzun sürüyor ancak eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Bizi üzen şey sanıklardan bir kişi bile duruşmada yoktu. Gerçek anlamda hayal kırıklığıydı. Olayın en başından beri kurumun tavrı daima hiçbir şekilde sorumluluklarının ya da kusurlarının olmadığı yönünde. Bu noktada mahkemenin adil bir karar vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

TMO silolarındaki patlamaya ilişkin davaya devam edildi

Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davanın 3. celsesi görülürken, sanıklar duruşmaya katılmadı.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

“Siloda görevli eksper beni aradı, patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi”

Olaya ilişkin davanın 3. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, oğlu Ali Eren Dayıoğlu ve avukatları Yaprak Gülen Şahin Karakuş katıldı. Sanıklar duruşmaya katılmazken, avukatları salonda hazır bulundu.

Tanık olarak dinlenen Füsun Ankın Çoşkun, “TMO’da alım muhafaza servis şefi olarak görev yapmaktaydım. Olay günü idari binada muhasebe servisindeydim. Bu esnada bir patlama duyduk ve dışarı çıktık. Siloda görevli eksper Funda H. beni aradı ve patlama olduğunu söyleyerek itfaiye ve ambulans istedi. Biz hemen siloya gittik ancak polis güvenlik gerekçesi ile bizi içeri almadı” dedi.

“En son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum”

Olay tarihinde tesiste kaynak yapıldığına dair bilgisi olmadığını belirten Füsun Ankın Çoşkun, “Silolarda toz temizliği teknik işler servisinin sorumluluğundaydı, tahmil tahliye işleri, işçiler aracılığıyla günlük temizlenirdi. Alım muhafazada çalışan personel genelde ziraat mühendisi ve ziraat teknikeridir, alınan malzemenin kalitesi ile ilgili görevleri vardır. 2 Mayıs 2023 tarihli ISG toplantı tutanağından bilgim vardır. Biz depodaki hububatın tozundan sorumluyuz, döküm aşamasındaki tozdan teknik işler sorumludur. Gelen hububat depolara alınır, içerisindeki toz ve yabancı madde oranları belli bir sınırlardadır, ona göre depolara alınır. Kuyudaki tozların temizliği teknik işlere aittir. Tesisteki tozlar, temizlenip toplandıktan sonra bir kısmı piyasaya satılabilir olarak ayrıştırılabiliyor, buna kıymetli çıkıntı deniliyor. Kıymetli çıkıntının satışı, tesiste alım muhafaza şefliğince kurulan alım muhafaza şefliği ve teknik işler servisinden oluşan heyet vasıtasıyla tesise maddi kazanç olarak geri kazandırılıyor. Bu olaydan önce en son kıymetli çıkıntı noktasında ne zaman heyet oluşturuldu hatırlamıyorum” diye konuştu.

“Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar”

Sanıkların gerekli cezayı almasını isteyen ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ise, “Sanki olaylar kendinden olmuş gibi bir hava oluşturulmaktadır, kimse sorumluluğu kabul etmemektedir ancak burada ihmaller açıktır, suçlular bellidir. Hiç kimse işini doğru düzgün yapmadı, başmüdür personel yönetimini yapamadı. Teknik işler müdürü, yangın tehlikesi olduğu halde baskı ile işleri devam ettiriyor. Bu kurumda mobing, baskı, hırs var ama kontrol yok. Yanlışa ’dur’ denilmemiş. Sanıklar bu olaydan dolayı kendilerini sorumlu hissetmiyorlar, duruşmaya bile katılmıyorlar. Kaynak yapıldığı bilirkişi raporu ile sabitken, hala daha kaynak yapılmadığı iddia edilmektedir. Bunu kabul etmiyorum. Olay yerinde kaynak yapıldığı açık ve bariz bellidir” ifadelerini kullandı.

“İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur”

Tutuksuz sanık Kemal Ö’nün avukatı Zekeriya Yelok, “İhlas Haber Ajansı’nın elinde dosyada olmayan farklı görüntüler mevcuttur, bunların istenilmesini talep ediyoruz. İnternette patlama anına ilişkin görüntüler mevcuttur ancak kalitesi düşük olduğu için Ajans’tan orijinal görüntülerin temin edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin devamına, yaralıların ayrıntılı kesin raporlarının temini için Adli Tıp Kurumu’na sevkine, tanıkların dinlenilmesine ve Avukat Zekeriya Yelok’un talebinin reddine karar vererek duruşmayı erteledi.

“Asli kusurlu olanlar farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor”

Duruşma sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Arif Dayıoğlu, “Mahkemede sanık sandalyeleri boştu. Kendilerine hiçbir şey olmayacaklarından çok eminler. Maalesef bizim buradaki acımızı ne savcılarımız, ne de hakimlerinizin çok dikkate alamadığını görüyorum. 2 insan öldü, belki 10 milyon dolarlık maddi hasar oluştu. Bunun karşılığında bir tutuklu dahi yok. Bilirkişi raporunda asli kusurlu olarak geçenler, farklı kurumlara tayin edilerek tabiri caizse terfi edilmiş gözüküyor. Oradaki görevleri devam ettiği sürece de burada çalışanları baskı altına alarak ifadelerinde çok detaya girmemelerini, bu şekilde işin içinden çıkacaklarını ifade ediyorlar” dedi.

“Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenlere de baskı altına alınıyor”

TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın olay sonrasında kendisini aradığını söyleyen Dayıoğlu, “Eşim öldüğünde beni arayarak başsağlığı diledi, kendisine teşekkür ediyorum. Bana, ’Arif Bey, içinizde hiçbir kuşku olmasın. Bu iş şeffaf şekilde yürütülecek. Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacak’ demişti. Ahmet Bey, gelinen durumda görüyorum ki sizin söyledikleriniz havada kaldı. Ne görevden alma var, ne uzaklaştırma var. Aynı şekilde herkes görevine devam ediyor. Kurum içinde lehimize olabilecek şekilde ifade verenler de baskı altına alınıyor. Bunları dikkate almanızı istiyorum. Aksi halde burada ölen insanların kanı sizin üzerinizde olacak. İnsanların adil bir şekilde yargılanması, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

“2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok”

Dayıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada milyonluk bir zarar var, 2 insan öldü, bunun sonucunda hiçbir tutuklama yok. Tam tersine avukatlar yurt dışı çıkış yasağını bile kaldırmak istiyor. Adalet tamamen güçlüden yana, sanki mağduru cezalandırma gibi adlandırılıyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, ’Geciken adalet, adalet değildir.’ Bugün 600 gün oldu hiçbir sonuç alamadık. Hala adliye koridorlarında adalet aramaya çalışıyoruz. Sürecin hızlandırılması, gerçek sorumluların cezalandırılması için kendi özelinizde olan soruşturma müfettişi ile bu işin detaylarını lütfen öğrenin. Kendi iç kurumların yaptığı müfettişlerin raporları kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kamuoyuna öyle bir yansıtılıyor ki sanki kendi kendine patlama meydana geldi gibi. Böyle bir şey yok. Eksik personelle çalışma var. 15-16 kişilik vardiyadan 5-6 kişilik vardiyalara düşmüş. Sistem üç noktadan aktif olarak kullanılıyor. Gemiden mal boşaltılıyor, çiftçiden mal alınıyor ve ürünler dışarıya satılıyor. Üç fonksiyon 5-6 kişi ile yapılıyor. Temizlik hiçbir şekilde yapılamıyor. Filtre sistemi çalışmıyor, her yer toz. Bu da yetmezmiş gibi asıl olayın patlak verdiği yer ateşli işe izin veriliyor ve patlama meydana geliyor. İfadelerinde yeterli sayıda personel olmadığı için kimseyi görevlendiremediklerini söylüyorlar.”

“Olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz”

Avukat Yaprak Gülen Şahin Karakuş ise, “Biz en başından beri olayın olası kast çerçevesinde değerlendirilmesini istiyoruz. Bu tarz toplumsal olaylarda talepler bu şekilde oluyor ama neticeler çok da umulduğu gibi olmuyor. Biz gene de umudumuzu kaybetmedik. Yargılamalar uzun sürüyor ancak eninde sonunda adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Bizi üzen şey sanıklardan bir kişi bile duruşmada yoktu. Gerçek anlamda hayal kırıklığıydı. Olayın en başından beri kurumun tavrı daima hiçbir şekilde sorumluluklarının ya da kusurlarının olmadığı yönünde. Bu noktada mahkemenin adil bir karar vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

18 yaşındaki Rümeysa canice öldürülmüştü, yeni detaylar ortaya çıktı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/03/18-yasindaki-rumeysa-canice-oldurulmustu-yeni-detaylar-ortaya-cikti-0-L3gCUEfi.mp4
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde Rümeysa Meriç Özcan’ın öldürülüp ardından uçurumdan atıldığı kamyoneti olay yerinden çıkaran oto kurtarıcı Şehmuz Günaytan, o gece ve sonrasında yaşananları anlattı. Genç kızın cenazesi ile kamyonet arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe bulunduğunu söyleyen Günaytan, “Sanık orada bir eve gitmiş. Kaza yaptığını ve cep telefonunun şarjının bittiğini söylemiş. Ardından da ’Polisi arayın, ambulans arayın’ demiş. Yine duyduğum kadarıyla, kendisinin kaza yaptığını söylemiş” dedi.

Olay, 19 Mayıs 2024 tarihinde saat 02.30 sıralarında Halıdere Eskiköy Yolu Caddesi’nde meydana geldi. Kamyonetin uçuruma düştüğü ihbarı üzerine bölgeye giden polis ve sağlık ekipleri, aracın 15 metre ilerisinde 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ın boynuna ip bağlı haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Özcan’ın cansız bedeni, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için morga kaldırılırken, polis ekipleri Tunay A. (23), Eşref K. (21), Yaser A.A. (21) isimli erkekler ile Ceylan Ç. (21) ve Kibar N.K. (17) isimli kızları gözaltına aldı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden Tunay A. tutuklanırken, Eşref K., Yaser A.A., Ceylan Ç. ve Kibar N.K. ise serbest bırakıldı.

3 kez ifade değiştirdi

Tunay A., polise ilk ifadesinde olayın kaza olduğunu belirtti ancak olay mahallindeki incelemenin ardından tekrar ifadesi alınan zanlı cinayeti işlediğini itiraf etti. Savcı karşısına çıkarılan zanlı Tunay A., tekrar ifadesini değiştirerek olayın kaza olduğunu söyledi. Hazırlanan iddianamede ise sanığın, hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan ise 2 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılması istendi.

Tunay A. hakkında “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme” ve “Kadına karşı kasten öldürme” suçlarından dava açıldı.

Rümeysa Meriç Özcan’ın hayatını kaybettiği Halıdere Eskiköy Yolu Caddesi, dron ile havadan görüntülendi. Kamyonetin düştüğü uçurumun yaklaşık 60 metre derinliğinde ve bölgenin tenha bir yer olduğu tespit edildi. Ayrıca, otoparka çekilen kamyonet de kayda alındı.

“Kızımın düştüğü ve son nefes aldığı yere bakıyorum”

Yaklaşık 10 aydır adalet arayışını sürdüren acılı anne Kevser Erden, kızını kaybettiği olay yerinde İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulundu. Erden, “Kızım vefat edeli yaklaşık 10 ay oldu. Burası kızımın katledildiği yer. Ara ara buraya gelip saatlerce oturuyorum. Kızımın düştüğü ve son nefes aldığı yere bakıyorum. Kelimelerin bittiği yerdeyim artık. Aylardır söyleyecek bir şey bulamıyorum. Artık bitsin istiyorum, adalet istiyorum. En ağır cezayla cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

“Kızım kamyonu süremez”

Sanık Tunay A’nın sürekli suçlamaları reddettiğini ifade eden Erden, “Sanık her şeyi reddediyor. İkinci duruşmada da kendi ifadelerini de reddediyor. Biz bunları kabul etmiyoruz. Sürekli ifade değiştiriyor. ’Buraya geldik ve kamp sandalyesinde oturduk’ demiş ama öyle bir şey yok. Sandalye de yok. Buradan bir arabanın çıkması zor. Hadi çıktı diyelim, tel yok. Kendisi, ’Aracı ters çevirdim, arkada tuvaletimi yaptım. O sırada Rümeysa yoktu’ gibi çelişkili ifadeleri var. Kızım zaten kamyonu süremez” diye konuştu.

“Genç kızın cenazesi ile araç arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe vardı”

Olay günü kamyoneti bulunduğu yerden çıkaran oto kurtarıcı Şehmuz Günaytan da açıklamalarda bulundu. O gece telefonla arandığını ve olay yerine polisten yaklaşık 20 dakika sonra ulaştığını anlatan Günaytan, “Gittiğimizde ortamı gördük. Cenaze aşağıdaydı, araç da motoru çalışır vaziyetteydi. Araç takla atmış, teker üstündeydi. Takla ata ata teker üstünde kalmış. Motoru çalışır, lambaları ise yanık vaziyetteydi. Genç kızın cenazesi ile araç arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe vardı.

Ben boynundaki ipi görmedim ancak konuşulanlara kulak misafiri oldum. Polislerin, genç kızın boynundaki izlerden şüphelendiklerini öğrendim” ifadelerini kullandı.

“Rümeysa’nın cep telefonunu biz bulduk”

Günaytan, sözlerine şöyle devam etti:

“Olay yerinde fazla beklemedik. ’Kurtarma sabah olacak’ denildi. Bizde geri döndük. Ertesi gün sabah saat 10.00 gibi yeniden olay yerine gittik. Kamyoneti nasıl çıkarmamız gerektiğiyle ilgili keşif yaptık. Araç takla atarken etrafa malzemeler de saçılmış. Orası yukarıdan aşağı çok dik bir yer. Malzemeler vardı, ayrıca kızın cep telefonunu da orada biz bulduk. Cep telefonunu bir şeylere sardık ve polise teslim ettik. Ardından vinçle kurtarma işlemini yaptık”

“Kendisinin kaza yaptığını söylemiş”

Olay yerinde konuşulanlara da kulak misafiri olduğunu söyleyen Şehmuz Günaytan, “Biz çevredekilerin konuşmalarına kulak misafiri olduk. Tunay, akşam Rümeysa ile beraber çıkıp hafriyat taş ocağı yolunun oraya kadar geldiğini, orada tuvaletini yapmak için araçtan indiğini, aracı çalışır vaziyette bıraktığını ve kızın araca binip geri geri sürdüğünü söylemiş ama oraya baktığımızda öyle bir şey olacağını zannetmiyorum. O kız o aracı geri geri süremez. Ayrıca, sanık orada bir eve gitmiş. Kaza yaptığını ve cep telefonunun şarjının bittiğini söylemiş. Ardından da ’Polisi arayın, ambulans arayın’ demiş. Yine duyduğum kadarıyla, kendisinin kaza yaptığını söylemiş” şeklinde konuştu.

Günaytan, kamyonetten çıkan Rümeysa’nın montu ve ayakkabılarını da annesi Kevser Erden’e teslim ettiklerini dile getirdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Genç adam 15 kurşunla öldürülmüştü, 3 sanığa ceza yağdı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/03/genc-adam-15-kursunla-oldurulmustu-3-saniga-ceza-yagdi-0-TdYpe3V1.mp4
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 30 yaşındaki gencin, 15 el ateş edilerek öldürülmesine ilişkin yargılanan 3’ü tutuklu 4 sanık hakkında karar çıktı. Gözyaşları içinde sanıklardan şikayetçi olan gencin annesi, “Ciğerimi bilerek öldürdüler, olayı tasarladılar. Oğlumun kefenini açarken kurşun yaralarını gördüm. Güvenlik kamerası görüntülerini gördüm, 15 kurşun yemiş. Gerekli cezayı vererek yüreğime bir damla da olsa su serpin” dedi. Tutuklu sanıklardan 2’si “kasten öldürme” suçundan müebbet, diğeri ise 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Kemalpaşa Mahallesi Yalı Cami Sokak’ta 19 Ekim 2022’de meydana gelen olayda, husumetli iki grup sokak ortasında tartıştı. Tartışmanın büyümesiyle Abdullah A. (31), Çağrı T. (23) ve Ömer K. (32) isimli 3 arkadaş, diğer grupta bulunan Emrah Akkuş’a (30) kurşun yağdırdı. Olay sonrasında 3 şüpheli olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Emrah Akkuş hayatını kaybetti, yaralanan arkadaşı Mehmet C. ise hastanede tedavi altına alındı. Yapılan araştırma neticesinde olaya karışan Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K. ile “Delilleri yok etmek” şüphesi bulunan Nilüfer A. (22) gözaltına alındı. İfadeleri sonrasında Nilüfer A. serbest bırakıldı, diğer 3 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İddianame

Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede, Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K.’nin yakın arkadaş oldukları belirtildi. Emrah Akkuş’un olaydan bir gün önce Abdullah A.’nın işletmeciliğini yaptığı eğlence mekanına gittiğinin vurgulandığı iddianamede, burada kavga çıktığı ve olayda Abdullah A. ile bazı arkadaşlarının darp edildiği ifade edildi. İddianamede, bu husumetten dolayı Abdullah A.’nın olay saatinden önce arkadaşları Ömer K. ve Çağrı T.’ye “Olay var toplanın” şeklinde sözler söyleyerek şüphelileri eğlence mekanına çağırdığı, şahısların olay saatine kadar eğlence mekanı civarındaki sokaklarda Emrah Akkuş’u arayıp sordukları bilgisine yer verildi. Ayrıca iddianamede, tartışma sırasında sanıkların daha önceden bu olay için aldıkları silahlarla yakın mesafeden çok sayıda ateş etmeleri sonucunda Emrah Akkuş’un öldürüldüğü vurgulandı.

“Oğlumun kefenini açarken kurşun yaralarını gördüm”

Nilüfer A. hakkında “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan, Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K. hakkında ise “Tasarlayarak kasten öldürme”, “Olası kastla silahla yaralama”, “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından açılan davanın duruşması, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar ve avukatları hazır bulundu. Maktulün annesi Simamperi Akkuş ve avukatı ise duruşmaya Van’dan SEGBİS ile bağlandı. Sanıklardan şikayetçi olan ve ağlayan maktulün annesi Simamperi, “Ciğerimi bilerek öldürdüler, olayı tasarladılar. Oğlumun kefenini açarken kurşun yaralarını gördüm. Güvenlik kamerası görüntülerini gördüm, 15 kurşun yemiş. Gerekli cezayı vererek yüreğime bir damla da olsa su serpin” diye konuştu.

“Maktul, bana ve çalışanıma yönelik darp eylemi gerçekleştirdi”

Son sözleri sorulan tutuklu sanık Abdullah A., “Yaşanan olaydan dolayı üzgünüm. Maktul, bana ve çalışanıma yönelik darp eylemi gerçekleştirdi. Ben olayı büyütmek istemediğim için çevreden yardım istedim. En son mekanı kapatacağım esnada olay meydana geldi. Kasıtlı, bilerek, isteyerek yapılan bir şey değildir” şeklinde konuştu.

“Asla öldürme kastım yoktu”

Tutuklu sanık Çağrı T. ise “Pişmanım. Olayda Öldürmeye dair kastım yoktur. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum” ifadelerini kullandı.

Öldürme kastı olmadığını belirten sanık Ömer K., “Maktul yanıma geldiğinde göğsüme yumruk attı ve elini belini attı. Silah çıkaracağını düşündüm. Ben yere ateş ettim. Asla öldürme kastım yoktu” dedi.

Karar açıklandı

Mahkeme heyeti, sanık Abdullah A.’ya “kasten öldürme” suçundan haksız tahrik indirimi uygulayarak 24 yıl, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise 1 yıl hapis cezası verdi. Sanık Çağrı T., Emrah Akkuş’u “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ömer K. de “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis, ruhsatsız silah bulundurma suçundan 1 yıl hapis, ayrıca Mehmet C.’yi yaralama suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Sanık Nilüfer A. ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan beraat etti.

Kategoriler
Gölcük Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

18 yaşındaki Rümeysa canice öldürülmüştü, yeni detaylar ortaya çıktı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/03/18-yasindaki-rumeysa-canice-oldurulmustu-yeni-detaylar-ortaya-cikti-0-S3cnTAXt.mp4
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde Rümeysa Meriç Özcan’ın öldürülüp ardından uçurumdan atıldığı kamyoneti olay yerinden çıkaran oto kurtarıcı Şehmuz Günaytan, o gece ve sonrasında yaşananları anlattı. Genç kızın cenazesi ile kamyonet arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe bulunduğunu söyleyen Günaytan, “Sanık orada bir eve gitmiş. Kaza yaptığını ve cep telefonunun şarjının bittiğini söylemiş. Ardından da ’Polisi arayın, ambulans arayın’ demiş. Yine duyduğum kadarıyla, kendisinin kaza yaptığını söylemiş” dedi.

Olay, 19 Mayıs 2024 tarihinde saat 02.30 sıralarında Halıdere Eskiköy Yolu Caddesi’nde meydana geldi. Kamyonetin uçuruma düştüğü ihbarı üzerine bölgeye giden polis ve sağlık ekipleri, aracın 15 metre ilerisinde 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ın boynuna ip bağlı haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Özcan’ın cansız bedeni, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için morga kaldırılırken, polis ekipleri Tunay A. (23), Eşref K. (21), Yaser A.A. (21) isimli erkekler ile Ceylan Ç. (21) ve Kibar N.K. (17) isimli kızları gözaltına aldı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden Tunay A. tutuklanırken, Eşref K., Yaser A.A., Ceylan Ç. ve Kibar N.K. ise serbest bırakıldı.

3 kez ifade değiştirdi

Tunay A., polise ilk ifadesinde olayın kaza olduğunu belirtti ancak olay mahallindeki incelemenin ardından tekrar ifadesi alınan zanlı cinayeti işlediğini itiraf etti. Savcı karşısına çıkarılan zanlı Tunay A., tekrar ifadesini değiştirerek olayın kaza olduğunu söyledi. Hazırlanan iddianamede ise sanığın, hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan ise 2 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılması istendi.

Tunay A. hakkında “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme” ve “Kadına karşı kasten öldürme” suçlarından dava açıldı.

Rümeysa Meriç Özcan’ın hayatını kaybettiği Halıdere Eskiköy Yolu Caddesi, dron ile havadan görüntülendi. Kamyonetin düştüğü uçurumun yaklaşık 60 metre derinliğinde ve bölgenin tenha bir yer olduğu tespit edildi. Ayrıca, otoparka çekilen kamyonet de kayda alındı.

“Kızımın düştüğü ve son nefes aldığı yere bakıyorum”

Yaklaşık 10 aydır adalet arayışını sürdüren acılı anne Kevser Erden, kızını kaybettiği olay yerinde İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulundu. Erden, “Kızım vefat edeli yaklaşık 10 ay oldu. Burası kızımın katledildiği yer. Ara ara buraya gelip saatlerce oturuyorum. Kızımın düştüğü ve son nefes aldığı yere bakıyorum. Kelimelerin bittiği yerdeyim artık. Aylardır söyleyecek bir şey bulamıyorum. Artık bitsin istiyorum, adalet istiyorum. En ağır cezayla cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

“Kızım kamyonu süremez”

Sanık Tunay A’nın sürekli suçlamaları reddettiğini ifade eden Erden, “Sanık her şeyi reddediyor. İkinci duruşmada da kendi ifadelerini de reddediyor. Biz bunları kabul etmiyoruz. Sürekli ifade değiştiriyor. ’Buraya geldik ve kamp sandalyesinde oturduk’ demiş ama öyle bir şey yok. Sandalye de yok. Buradan bir arabanın çıkması zor. Hadi çıktı diyelim, tel yok. Kendisi, ’Aracı ters çevirdim, arkada tuvaletimi yaptım. O sırada Rümeysa yoktu’ gibi çelişkili ifadeleri var. Kızım zaten kamyonu süremez” diye konuştu.

“Genç kızın cenazesi ile araç arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe vardı”

Olay günü kamyoneti bulunduğu yerden çıkaran oto kurtarıcı Şehmuz Günaytan da açıklamalarda bulundu. O gece telefonla arandığını ve olay yerine polisten yaklaşık 20 dakika sonra ulaştığını anlatan Günaytan, “Gittiğimizde ortamı gördük. Cenaze aşağıdaydı, araç da motoru çalışır vaziyetteydi. Araç takla atmış, teker üstündeydi. Takla ata ata teker üstünde kalmış. Motoru çalışır, lambaları ise yanık vaziyetteydi. Genç kızın cenazesi ile araç arasında yaklaşık 8-10 metre mesafe vardı.

Ben boynundaki ipi görmedim ancak konuşulanlara kulak misafiri oldum. Polislerin, genç kızın boynundaki izlerden şüphelendiklerini öğrendim” ifadelerini kullandı.

“Rümeysa’nın cep telefonunu biz bulduk”

Günaytan, sözlerine şöyle devam etti:

“Olay yerinde fazla beklemedik. ’Kurtarma sabah olacak’ denildi. Bizde geri döndük. Ertesi gün sabah saat 10.00 gibi yeniden olay yerine gittik. Kamyoneti nasıl çıkarmamız gerektiğiyle ilgili keşif yaptık. Araç takla atarken etrafa malzemeler de saçılmış. Orası yukarıdan aşağı çok dik bir yer. Malzemeler vardı, ayrıca kızın cep telefonunu da orada biz bulduk. Cep telefonunu bir şeylere sardık ve polise teslim ettik. Ardından vinçle kurtarma işlemini yaptık”

“Kendisinin kaza yaptığını söylemiş”

Olay yerinde konuşulanlara da kulak misafiri olduğunu söyleyen Şehmuz Günaytan, “Biz çevredekilerin konuşmalarına kulak misafiri olduk. Tunay, akşam Rümeysa ile beraber çıkıp hafriyat taş ocağı yolunun oraya kadar geldiğini, orada tuvaletini yapmak için araçtan indiğini, aracı çalışır vaziyette bıraktığını ve kızın araca binip geri geri sürdüğünü söylemiş ama oraya baktığımızda öyle bir şey olacağını zannetmiyorum. O kız o aracı geri geri süremez. Ayrıca, sanık orada bir eve gitmiş. Kaza yaptığını ve cep telefonunun şarjının bittiğini söylemiş. Ardından da ’Polisi arayın, ambulans arayın’ demiş. Yine duyduğum kadarıyla, kendisinin kaza yaptığını söylemiş” şeklinde konuştu.

Günaytan, kamyonetten çıkan Rümeysa’nın montu ve ayakkabılarını da annesi Kevser Erden’e teslim ettiklerini dile getirdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Damadı ile kiracı arasındaki kavgayı ayırmaya çalışırken kalp krizinden öldü

Kocaeli’de damadı ile kiracısı arasında anahtar meselesi yüzünden çıktığı iddia edilen kavgayı ayırmaya çalışan ev sahibi, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Olay, Derince ilçesi 60 Evler Fatih Sultan Mahallesi Çimen Sokak’ta bulunan apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, ev sahibi Orhan Çep’in damadı ile kiracı arasında anahtar meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Olayı ayırmaya çalışan 69 yaşındaki Orhan Çep, fenalaşarak yere yığıldı. Olayı gören yakınları durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, Orhan Çep’i ambulansla hastaneye kaldırdı. Kalp krizi geçirdiği öğrenilen Çep, kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Olay yerinden kaçtığı öğrenilen kiracıyı yakalayıp ifadesini almak için polis ekipleri çalışma başlattı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Boşanma aşamasındaki 23 yıllık eşini öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi

Kocaeli’de kıskançlık sebebiyle boşanma aşamasındaki 23 yıllık eşini bıçaklayarak öldüren ardından da kendisini yaralayan sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.

Olay, 17 Eylül 2023 tarihinde Darıca ilçesi Nenehatun Mahallesi Lokman Hekim Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Cemalettin G. (49), önce boşanma aşamasındaki 23 yıllık eşi Gülseren G’yi sonra da kendini bıçakladı. Gülseren G. kanlar içinde kalırken, şüpheli koca ise olay yerinden kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 2 çocuk annesi kadın kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olay yerinde inceleme başlatan polis ekipleri ise yerdeki kan izlerini adım adım takip etti. Lokman Hekim Caddesi’nden Canlar Sokak’a kaçan Cemalettin G., boş arazide yaralı halde bulundu. Hastaneye kaldırılan Cemalettin G., tedavisinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Mütalaada sanığın cinayeti kıskançlık sebebiyle işlediği belirtildi

Olayla ilgili davanın 3. celsesi Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında; sanık Cemalettin G. ile maktul Gülseren’in uzun yıllardır evli oldukları, olaydan 1 yıl öncesinden başlayarak aralarında geçimsizlik baş gösterdiği, sanığın savunmasında bu geçimsizliklerin nedeninin Gülseren’in telefonla çok zaman geçirdiği ve kendisini aldattığını düşünmesi sonucu gerçekleştiği belirtildi. Gülseren’in bu durumu zaman zaman ailesiyle paylaştığı, taraflar arasında daha öncesinde anlaşmazlık nedeni ile bazı olayların meydana geldiği ve Eskişehir’de bulundukları sırada sanığın maktuleye zarar verdiği, 17 Ağustos 2023 tarihinde tarafların yine tartıştıkları, sanığın maktuleye ait iç çamaşırlarını görmesi nedeniyle ’Bu iç çamaşırları ile beni otellerde aldatıyorsun’ dediği, aralarındaki anlaşmazlıkların artması sonucunda maktulenin boşanma kararı aldığı mütalaada yer aldı.

Eşine karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi

Gülseren’in çocukların istememesi üzerine boşanma kararını uygulamadığı, sığınma evine gittiği, bir süre burada kaldığı, daha sonra annesinin evinde yaşamaya başladığı ifade edildi. Sanığın 15 Eylül 2023 tarihinde araç kiraladığı ve maktulenin bulunduğu evin etrafında dolaştığı, Gülseren’in olay günü kahvaltılık almak amacıyla evinden çıktığı, sanığın da kiraladığı araç ile maktulenin yanına geldiği, onu saçlarından tuttuğu ve çok kez bıçakladığı ardından kaçtığı belirtildi. Savcı sanığın, eşine karşı tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını talep etti.

“Olayı planlayarak yapmadım”

Söz hakkı verilen sanık olayı planlayarak yapmadığını dile getirdi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Yeğeninin eşini özel halk otobüsünde öldüren sanığın yargılanmasına başlandı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/yegeninin-esini-ozel-halk-otobusunde-olduren-sanigin-yargilanmasina-baslandi-0-rR9Dx3bc.mp4
Kocaeli’de yeğeniyle kaçarak evlenen genci, özel halk otobüsünde 15 yerinden bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, “Eve gitmek için otobüse bindiğimde tesadüfen karşılaştık. Bana küfür edince yanında da silah taşıdığını bildiğim için panikle olay gerçekleşti” dedi.

Olay, 9 Ekim 2024 tarihinde Karamürsel’den İzmit’e giden özel halk otobüsünde meydana geldi. Otobüste yolculuk yapan Enes Yiğithan Toraman (29), 4 Temmuz Mahallesi’nde otobüse binen eşinin dayısı Volkan A. (39) tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Yolcuların gözü önünde Toraman’ı defalarca bıçaklayan zanlı, cinayetin ardından arka kapıdan inerek kaçtı. Hastaneye kaldırılan Toraman, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Kaçan şahsı yakalamak için harekete geçen polis ekipleri, Volkan A’yı başka bir otobüsle İzmit’e giderken Gölcük’te yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Enes Yiğithan Toraman ile eşinin gönüllü olarak kaçarak evlendikleri, bu olaydan sonra aileler arasında başlayan husumetin barış ile neticelendiği, Toraman çiftinin de bir bebeklerinin bulunduğu öğrenildi.

Cinayete ilişkin hazırlanan iddianamede, Enes Yiğithan Toraman’ın kalbi başta olmak üzere vücudunda toplam 15 bıçak darbesi bulunduğu bilgisi yer aldı.

“Enes bana, ’Senin yeğenini sinkaf ettim, 4 bacını da sinkaf edeceğim’ diyerek küfürler ediyordu”

Olayla ilgili duruşma Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya tutuklu sanık Volkan A., maktulün ailesi, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Maktulün yeğeni ile evli olduğunu söyleyen tutuklu sanık Volkan A., “Maktul yeğenim ile evliydi. Enes ile yeğenim kaçarak evlendi. Enes, Kübra’yı darp ederek kolunu yerinden çıkardı. Bu sebeple aramızda sürtüşme başladı. Küfürler ediyordu. Kübra boşanma davası açtı ancak sonrasında barıştılar. Bunun üzerine konuyu kapattık. Enes’in kadın ticareti yaptığına dair konuşmalara da şahit oldum. Kübra’yı merak ettim, Enes kendisini tehdit mi ediyor yoksa kendi rızası ile mi kocasının evine kalıp kalmadığını sordum ancak yeğenim cevap vermedi. Bunun üzerine Enes ile konuşmak için Karamürsel’deki iş yerine gittim ancak kendisini bulamadım. Geri dönmek için otobüse bindim, tesadüfen Enes’i orada gördüm” diye konuştu.

“Bana ettiği küfürler ve silah taşıdığını bildiğim için o panikle olay gerçekleşti”

Otobüse binince arakasını döndüğünü ve Enes’in kendisine küfür ettiğini iddia eden Volkan A., “Bana küfür edince kendisini bıçakladım. Kendisi ile sürtüşmelerimizden dolayı bıçak taşımaya başlamıştım. Enesin silah taşıdığını ve yakalattırdığını biliyordum. Bana ettiği küfürler ve silah taşıdığını bildiğim için o panikle olay gerçekleşti. Enes beni sürekli tehdit ediyordu, bana konumlar atıyordu. Enes ile aynı durakta mı otobüse bindik bilmiyorum, o an onu görmedim” şeklinde konuştu.

“Kübra, ’Enes’in ölmesini istiyorum’ dedi. 3 gün sonra da oğlum öldürüldü”

Sanıktan şikayetçi olan maktulün annesi Filiz Altan, “Sanığın dediği hiçbirine katılmıyoruz. Kübra, 15 yaşından beri dayısından işkence gördüğünü, hatta kendisini bıçaklamaya kalkıştığını söylerdi. Oğlum daha önce küfür etmiş olabilir ancak sanığın dediği kadar yoktur. 5 dakikada oğlumun siniri yatışırdı. Oğlum kendilerine özür mesajları da yazmıştır. Ailenin tamamından şikayetçiyim. Anne ve babası varken neden sanık bu konuya dahil oldu anlamış değilim. Olaydan önce Kübra ile Enes kavga etmişti. Kübra, ’Enes’in ölmesini istiyorum’ dedi. 3 gün sonra da oğlum öldürüldü” ifadelerini kullandı.

Maktulün babası Yusuf Toraman ise, “Oğlum sigara dahi içmeyen bir insandı. Oğlum evlendikten sonra değişmeye başladı. Sanık, bana ve eşime de küfür etti. Oğlumu 15 kere bıçaklamış. Oğlum katledildi. Sanığa az ceza verirseniz sanık kürsüsünde ben olurum, o başka yerde olur” dedi.

“Abim melek gibi adamdı”

Sanıktan şikayetçi olan maktulün kardeşi Emre Toraman, “Abim gelini kaçırmak için benden destek istedi, ben de yardım ettim. ’Benim kızımı bana geri getireceksiniz, cezaevinde yeni çıktım’ diyerek bizi tehdit ettiler. En sonunda olayı yatıştırdık ve barıştık. Sanık abimi öldürmek için pusuya yatıyor. Volkan metamfetamin kullanıyor. Tek başına bu işi yapmış olamaz. Aileden yardım istemiştir. Abim melek gibi adamdı. Defalarca güvenlik kameraları görüntülerini izledim. Enes küfür etmiyor” diye konuştu.

“Maktulün, ’Abi ne olur yapma’ dediğini duydum ancak küfür ettiğini duymadım”

Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen otobüs şoförü Recep A. “Sanık yolcu olarak otobüse bindi. Sonrasında kargaşa oldu. Yolcular bağırıştı. Hepimiz aşağıya indik. Olay anını görmedim ancak sonradan kameralardan izledim” şeklinde konuştu.

Tanık olarak dinlenen yolcu Dilek K., “Şoförün 3 sıra arkasında oturuyordum. Vurma sesi ile arkamı döndüm. Sanığın yumruk attığını düşündüm. Maktulün, ’Abi ne olur yapma’ dediğini duydum ancak küfür ettiğini duymadım. Sanığın ise küfür ettiğini duydum. Korku ile aşağıya indim. 40 saniye sonrada sanık aşağıya indi. Elinde de küçük bir bıçak vardı” ifadelerini kullandı.

“Volkan tehdit mesajları sebebiyle 3 kez hattını değiştirdi”

Olaya ilişkin dinlenen tanık Hasan Ç., “Volkan arkadaşım olur, kendisi ile gün boyu beraberdik. Beraber esrar içtik. Enes ile görüşmek istediğini söyledi. Gerek olmadığını söyledim ve ayrıldık. Ertesi gün haberlerden olayı öğrendim. Maktul tarafından sanığa tehdit mesajları geldiğini gördüm. ’Metamfetamincisiniz, satıyorsunuz. Sizin ayaklarınızı kıracağım’ diye mesajlarını gördüm. Volkan’a kendisini şikayet etmesini söyledim. Volkan tehdit mesajları sebebiyle 3 kez hattını değiştirdi. Bildiklerim bunlardan ibaret” dedi.

“Volkan bizimle damat tarafı arasında köprü oldu”

Tanık olarak dinlenen Enes Yiğithan Toraman’ın kayınbabası Ali Bilge, “Volkan kayınbiraderim olur. Volkan bizimle damat tarafı arasında köprü oldu. Kızdığımda Volkan bana, ’Sen de benim ablamı kaçırmadın mı? Yeğenim bir hata yaptı, yapacak bir şey yok’ dedi. Kızım 3 kere kapıma geldi. 2’nci gelişince bağrımıza bastık. Volkan, ’Olur öyle şeyler’ dedi. Kızım, 13 günlük bebeği ile gece yarısı evime geldi ve darp raporu aldı. 13 günlük bebekle mahkemelerde koşturdum. Kızım 3 kez kapı önüne konmasına rağmen hukukla, polisle olayı çözelim istedik” diye konuştu.

“O niyetle yapmadım ancak öldüyse de dünya bir pislikten kurtuldu”

Konuşmasını sürdüren Bilge, “Eşime bir gün maktulden, ’Gelin kızınızı alın, yoksa balkondan atarım’ tarzında mesaj geldi. Eşim korktuğu için şikayetçi olmadı ama Volkan defalarca şikayetçi olması konusunda eşimle konuştu. Apar topar kızımızı aldık. Boşanma davası açtık. Maktul davaya gelmedi. Maktul, Volkan’ın evini bile bastı. Karakola gidip ifade verdik. Ona rağmen Volkan, ’Olmuş bitmiş, yuvasına sahip çıksın’ dedi. Hep polisle işimizi çözmeye çalıştık. Karşı taraf yüzde 1 bile haklı olsaydı, ben Volkan’dan şikayetçi olurdum. Maktul sürekli küfür ve tehdit ediyordu. Olay gerçekleştikten sonra telefonla konuşmamızda Volkan bana, ’Enes ile eşine yuvana sahip çık demek için konuşmaya gittim. Ancak ancak bana küfür etti. Bıçakladım, öldü herhalde. O niyetle yapmadım ancak öldüyse de dünya bir pislikten kurtuldu’ diye yaşananları bana anlattı” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Dünyaya gözlerini ambulansta açtı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/dunyaya-gozlerini-ambulansta-acti-0-7K3Oz97J.mp4
Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde aile ziyareti sırasında doğum sancıları tutan 36 haftalık hamile genç kadın, kızını ambulansta dünyaya getirdi. Anne ve bebek, sağlıklı bir şekilde hastaneye ulaştırıldı.

Olay, 25 Ocak’ta gece saatlerinde Arslanbey Mahallesi’ndeki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aile ziyareti sırasında doğum sancıları başlayan Ş.G., (24), 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Saat 01.10 sıralarında olay yerine ulaşan Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, doğum sürecinin başladığını belirledi. Ambulansta gerçekleşen doğumda bir kız çocuğu dünyaya getiren ekipler, anne ve bebeğini sağlıklı bir şekilde hastaneye ulaştırdı. Ani gelişen doğumun ardından anne Ş.G, kızını kucağına alarak sağlık ekipleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi. Ş.G.’nin ikinci kez anne olduğu öğrenildi.

“Böyle bir olayla karşılaşmamıştık”

Doğumu gerçekleştiren paramedik Kübra Özcan, olayın kendileri için de unutulmaz bir hatıra olduğunu belirterek, “24 yaş, başlamış doğum vakası ihbarı üzerine çıkış yaptık. Hastaya ulaştığımızda direkt ambulansa aldık. Muayenesinde ’taçlanma evresi’ dediğimiz doğumun başlangıcının gerçekleştiğini gördük. Sonrasında hastaya doğumun başladığını ve sakin olması gerektiğini anlattık. Ona yardımcı olacağımızı söyledik. O da bizi dinledi ve güvendi. Nefes egzersizleri ve doğum manevralarıyla bebeğimizin doğumunu gerçekleştirdik. Bir kız çocuğuydu kendisi. Ardından sağlıklı bir şekilde annesini ve kız çocuğunu hastaneye teslim ettik. Daha öncesinde böyle bir olayla karşılaşmamıştık. Kırsal bölgede olduğumuz için hastanın aciliyeti vardı. Hızlı müdahale etmemiz gerekiyordu ve gerekeni yaptık. Biz de çok mutluyuz” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sokak ortasında kurşun yağdırdılar

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/sokak-ortasinda-kursun-yagdirdilar-0-futxQ9sb.mp4
Kocaeli’nin Darıca ilçesinde bir kişi, sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı. Olay anına ait güvenlik kamera görüntüsüne, otomobille gelen kişilerin silahlı saldırıyı gerçekleştirdiği ve vatandaşların panikle kaçıştıkları anlar yer aldı.

Olay, Kazım Karabekir Mahallesi Mevlana Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, olay yerine gelen otomobilden, A.Ş. isimli şahsa ateş edildi. Kurşunların isabet ettiği A.Ş. yaralandı. Saldırganlar ise olay yerinden kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı, ilk müdahalesinin ardından Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ayrıca, kurşunlar bir iş yerinin camına isabet etti. Otomobilde iki kişinin bulunduğu ancak kimliklerinin henüz tespit edilemediği öğrenildi.

Olay, güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntüde, otomobilin caddeye geldiği, bir süre sonra silah sesini duyan vatandaşların panikle kaçtıkları ve otomobilin olay yerinden ayrıldığı anlar yer aldı.

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version