Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ünlü halıcı baltayla parçalara ayrılıp, asitle eritilmişti: Tanıklar ilk kez konuştu

İstanbul’da darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin tutuklanan 6 sanık yeniden hakim karşısına çıktı. Olaya ilişkin dinlenen kimyacı tanık, sanık Ahmet T’nin cinayetten 8 ay önce kendisinden çeşitli asitler satın aldığını söyledi.

Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56) 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobilini Gebze’de terk edilmiş halde bulmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti.

Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (57), Ahmet T. (58), Bahadır T. (31), Ceyhun A. (58), Emrah D. (35), Ferdi G. (38) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

“Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu”

Cinayete ilişkin açılan davanın 2. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Tanık olarak dinlenen Cihat C., “Ahmet ve Işık’ı tanırım. Nurhan’ın emlak işleriyle uğraşıyordum. Olay günü inşaata gidecekti ancak iptal oldu. Nurhan, olaydan bir gün önce, aracına müşteri geldiğini, Bahadır’ın kendisini çağırdığını, Işık ile İstanbul’a gideceğini söyledi. Nurhan’ın eşi akşam beni arayınca olaydan haberdar oldum. Eşi, Nurhan’a ulaşamadığını söyledi. Işık’ı aradığımda, Nurhan’ın kendisini annesine bıraktığını ve nereye gittiğini bilmediğini, Erdal isimli şahısla tartıştığını söyledi. Bunun üzerine Nurhan’ı aradım. Telefonu kamyoncu açtı. Telefonu kasada bulduğunu söyledi. Kamyoncunun attığı konumu gittik. Kamyoncunun geçiş güzergahını gezdik, bir şey buluruz umudu ile aradık ancak bir şey bulamadık. Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu” dedi.

“8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi”

Tanık Nusrettin T. ise, “Sanıklardan sadece Ahmet’i tanırım. Kimyacıyım. Dükkanı kapattım ancak ürünleri temin edebiliyorum. Olaydan 3 gün önce Ahmet benden asit istedi. Ne yapacağını sordum, söylemediği ve metamfetamin yapımında kullanıldığı için vermedim. Arkadaşının istediğini söyleyip ısrar edince kendisine asiti temin ettim. Ne yapacağını defalarca sormama rağmen söylemedi, 200 litre diye hatırlıyorum ancak ilk ifademde 100 dediysem o ifadem geçerlidir. Karşılığında bin Euro verdi. Bu asit eriticidir. Herhangi bir ruhsata tabi değildir, satımı serbesttir. Ahmet’le Nihat isimle arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. 8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi, o zaman da kendisine verdim” diye konuştu.

“Maktulün, sanıklarla alacak verecek meselesi yoktu”

Maktulün yakın arkadaşı olduğunu söyleyen tanık Fehmi G., “Körfez’de esnaflık yaparım. Nurhan yakın arkadaşımdır. Ahmet ve Işık’ı, Nurhan vasıtasıyla olaydan 7 ay önce tanıdım. Olaydan bir gün önce Işık ve Nurhan dükkanıma geldi. Nurhan’ın aracına müşteri geldiğini, aracı satış işlemlerini yapacaklarını konuşuyorlardı. Bildiğim bundan ibarettir. Işık, Ahmet veya diğer sanıklarla Nurhan arasında alacak verecek meselesi yoktur” ifadelerini kullandı.

“Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi”

Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen maktulün amcası Yüksel Ör, “Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi. Ahmet ve oğlu Bahadır, sık sık o eve gelmeye başladı. 1 sene boyunca sık sık gidip geldiler. Sürekli valizle gidip geliyorlardı. Valizle gidip gelmeleri benim için şüpheli bir durumdu” dedi.

“Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi?”

Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Işık E., “100 kişilik ölüm listem olduğunu söylüyorlar. Bunu kabul etmiyorum. Hakkımda karalama yapılmaktadır. Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi? Suçlamaları kabul etmiyorum. Sanki Nurhan’ın arabasını satmak istemesi, galeriye gelmesi olağan üstü bir şey gibi davranılıyor. Potansiyel müşterileriyle konuşmasından doğal ne var. Sürekli benim Nurhan’ı bir yerlere çektiğim konusunda konuşmalar var. Suçlamaları kabul etmiyor, tutuksuz yargılanmak istiyorum” diye konuştu.

“Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım”

Tanığın söylediklerine karşılık cevap veren sanık Ahmet T., “2 günde bir, gün aşırı Işık’ın evine gittiğimiz doğrudur çünkü tadilat vardı. Eşimle de gittiğimiz olmuştur. Gizemli bir durum söz konusu değildir. Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım” şeklinde konuştu.

Sakal ve saçını maktule benzemek için boyatan sanık Bahadır T. ise suçlamaları kabul etmedi.

“Avukat beni cezaevinde tehdit etti”

İlk celse verdiği ifadelerini tekrar ettiğini söyleyen sanık Ferdi G., “Tanıklar benimle ilgili bir şey söylemiyor. Maktulle benim aramda bir bağlantı yok. Olayın ilk başında Ahmet T’nin avukatlığını yapan K., verdiğim ifade sonrasında cezaevine beni ziyarete geldi. ’Neden böyle bir ifade veriyorsun, senin bu işten çıkarın ne, sen diğer taraf avukatlarla anlaşmalı mısın, herkese ağırlaştırılmış müebbet aldırmak mı istiyorsun?’ diyerek ailemle görüşmek istediğini söyledi. Beni ailemle tehdit etti. Ailemden uzak durmalarını söyledim” ifadelerini kullandı.

“Emrah cezaevinde Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti”

Tutuklu sanık Ceyhun A. ise, “Nurhan’ın kafasının parçalanma işini ilk Ferdi yaptı. İlk asiti de Ferdi döktü. İlk celsede bunları dile getirememiştim. Diğer celse maktulün kardeşi, Nurhan’ın saatini sormuştu. Nurhan’ın saatini, bilekliğini ve yüzüğünü Ferdi alıp gitti. Ben böyle bir insan değilim. Hep aklıma geliyor, fena oluyorum. İlk gün hepimiz 3 gün boyunca aynı koğuşta kaldık. Emrah, Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti. Esrar, kokain içmişler, Ferdi’ye cinsel birliktelikten bahsetmiş, bunun üzerine maktule vurmuşlar” dedi.

Emrah D., söyleyecek bir şeyi olmadığını, ilk celse verdiği ifadeyi tekrar ettiğini beyan etti.

Ferdi G. de, “Künye, yüzük, saat aldığım hususu doğru değildir. Ofisimde de arama yapıldı ancak bir şey bulunmadı. Ben olay günü maktulün kolunda saat görmedim” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi.

Kategoriler
Asayiş Haber GÜNCEL HABERLER Karamürsel Haber Tüm Güncel Haberler Ürkütücü Haberler

14 yaşındaki kız çocuğunun patron villasında istismar edildiği iddiası

Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde sevgi evinde kalan 14 yaşındaki kız çocuğunu patronuna ait villada istismar ettiği iddia edilen sanık, ilk kez hakim karısına çıktı.

Olay, 2023 yılında Karamürsel ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Karamürsel ilçesinde sevgi evinde kalan 14 yaşındaki B.N.M., İnstagram üzerinden tanıştığı 21 yaşındaki S.A. ile konuşmaya başladı. Yurttan kaçan B.N.M. ile buluşan S.A., kızı patronunun villasına götürerek cinsel istismarda bulundu. Kız çocuğunun durumu annesine anlatmasıyla olay polise intikal etti. Şikayet üzerine gözaltına alınan S.A., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Patronun villasında 14 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulundu

“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun cinsel istismarı” suçundan açılan davanın ilk celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Salonda mağdur avukatı hazır bulundu, tutuksuz sanık S.A. ise duruşmaya katılmadı. Mağdur çocuk ise Kastamonu’dan AGO sistemi ile pedagog eşliğinde duruşmaya katıldı. B.N.M., pedagog eşliğinde alınan ifadesinde, “Şu an 15 yaşındayım. Velayetim babamda ancak şu anda annemin yanında yaşıyorum. Bundan önce sevgi evlerinde kalıyordum. Karamürsel’de sevgi evinde kalırken İnstagram üzerinden sanık S.A. ile tanıştık, flört etmeye başladık. 2-3 hafta boyunca konuştuk, sonra buluşmaya karar verdik. Beni evine çağırdı. Evde kız kardeşleri de vardı. Daha sonra evden anahtar alıp beni villaya götürdü. Sanık bana 17 yaşında olduğunu söylemişti. Ben o zaman 14 yaşındaydım ve yaşımı ona doğru söyledim. Orada bana 2 kez cinsel istismarda bulundu. Ben yapmasını istemedim, ittim. Ne olacağını bilmeden bir şeye kalkıştım, çok pişmanım. Sabah olunca evden ayrıldım ve bir daha onunla buluşmadım. Sanık yurtta kaldığımı ve yurttan kaçtığımı biliyordu. Başımdan geçenleri sadece annem ve üvey babam ile paylaştım. Daha sonra şikayetçi olduk. Sanık yüzünden psikolojim bozuldu. Onun yüzünden dışarı çıkamıyorum, şikayetçiyim” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi.

Sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, mağdurun 18 yaşında olduğunu bildiğini, kendi rızasıyla birliktelik yaşadığın söylediği öğrenildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sokak ortasında oğlu öldürülen kadın: “Oğlum gencecikti, gurbetteydi”

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/sokak-ortasinda-oglu-oldurulen-kadin-oglum-gencecikti-gurbetteydi-0-aJbDrS8t.mp4
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 30 yaşındaki gencin sokak ortasında tabancayla öldürülmesine ilişkin yargılanan 3 sanık yeniden mahkeme karşısına çıktı. Sanıkların en ağır cezayı almasını isteyen maktulün annesi, “Caniler oğlumu katletti. Oğlum gencecikti, gurbetteydi. Narin’in katillerine nasıl ceza verildiyse oğlumun katillerine de en ağır cezanın verilmesini istiyorum. Ben oğlumu istiyorum. Oğlumu 15 kurşunla öldürdüler” dedi.

Kemalpaşa Mahallesi Yalı Cami Sokak’ta 19 Ekim 2022’de meydana gelen olayda, husumetli iki grup sokak ortasında tartıştı. Tartışmanın büyümesiyle Abdullah A. (31), Çağrı T. (23) ve Ömer K. (32) isimli 3 arkadaş, diğer grupta bulunan Emrah Akkuş’a (30) kurşun yağdırdı. Olay sonrasında 3 şüpheli olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Emrah Akkuş hayatını kaybetti, yaralanan arkadaşı Mehmet C. ise hastanede tedavi altına alındı. Yapılan araştırma neticesinde olaya karışan Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K. ile “Delilleri yok etmek” şüphesi bulunan Nilüfer A. (22) gözaltına alındı. İfadeleri sonrasında Nilüfer A. serbest bırakıldı, diğer 3 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İddianame

Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede, Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K’nin yakın arkadaş oldukları belirtildi. Emrah Akkuş’un olaydan bir gün önce Abdullah A’nın işletmeciliğini yaptığı eğlence mekanına gittiğinin vurgulandığı iddianamede, burada kavga çıktığı ve olayda Abdullah A. ile bazı arkadaşlarının darp edildiği ifade edildi. İddianamede, bu husumetten dolayı Abdullah A’nın olay saatinden önce arkadaşları Ömer K. ve Çağrı T’ye “Olay var toplanın” şeklinde sözler söyleyerek şüphelileri eğlence mekanına çağırdığı, şahısların olay saatine kadar eğlence mekanı civarındaki sokaklarda Emrah Akkuş’u arayıp sordukları bilgisine yer verildi. Ayrıca iddianamede, tartışma sırasında sanıkların daha önceden bu olay için aldıkları silahlarla yakın mesafeden çok sayıda ateş etmeleri sonucunda Emrah Akkuş’un öldürüldüğü vurgulandı.

“Caniler oğlumu katletti. Oğlum gencecikti, gurbetteydi”

Nilüfer A. hakkında “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan, Abdullah A., Çağrı T. ve Ömer K. hakkında ise “Tasarlayarak kasten öldürme”, “Olası kastla silahla yaralama”, “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından açılan davanın duruşması Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar, taraf avukatları ve maktulün annesi Simamperi Akkuş katıldı.

Sanıklardan şikayetçi olan maktulün annesi, “Caniler oğlumu katletti. Oğlum gencecikti, gurbetteydi. Narin’in katillerine nasıl ceza verildiyse oğlumun katillerine de en ağır cezanın verilmesini istiyorum. Ben oğlumu istiyorum. Oğlumu 15 kurşunla öldürdüler” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Kategoriler
Asayiş Haber

Hamile yeğeninin ölümünden sorumlu tutulan dayıya ağırlaştırılmış müebbet

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/hamile-yegeninin-olumunden-sorumlu-tutulan-dayiya-agirlastirilmis-muebbet-0-VZJO5wjB.mp4
Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde akrabalar arasında çıkan kavgada kurşunların hedefi olan hamile kadının ölmesine, bir çocuğun da yaralanmasına sebep olan baba ile oğlun yargılandığı davada karar açıklandı. Hamile yeğenini kazara vurduğunu söyleyen tutuklu sanık ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı, oğluna ise “kasten yaralama” suçundan 1 yıl hapis cezası verildi.

Olay, 4 Haziran Akdurak Mahallesi Akçakayran mevkisinde meydana geldi. İki aile arasında çıkan kavgada tabancanın ateş edilmesi neticesinde 3.5 aylık hamile İpek Çiçek ve 10 yaşındaki Azat O. yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan İpek Çiçek hayatını kaybetti. Olaya ilişkin Çiçek’in dayısı Aydın Ç. ile oğlu Serkan Ç. gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüphelilerden Aydın Ç. yeğenini öldürme suçlamasıyla tutuklanırken, oğlu Serkan Ç. ise Azat O’yu yaraladığı suçlamasıyla adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“Olay kazara oldu”

Olayla ilgili açılan davanın duruşması Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmada tutuklu sanık Aydın Ç., maktulün eşi Emre Çiçek, annesi Semiha Demirkıran ve sanık avukatları hazır bulundu. Başka suçtan tutuklu bulunan sanık Serkan Ç. ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

Olay nedeniyle çok üzgün olduğunu söyleyen tutuklu sanık Aydın Ç., “İpek kızım gibi sevdiğim biriydi. Silah elimde patladı, bilerek yapmadım. Kimseye silah doğrultmadım. Kasıtlı bir eylemde bulunmadığım için tahliyemi isterim. 2 aile arasında yaşanan tartışma sebebiyle olay yeri kalabalıklaştı. Kalabalığı dağıtmak ve olayı yatıştırmak amacıyla havaya ateş etmek istedim ancak çekişme esnasında mermi yeğenim İpek’e denk geldi. Olay kazara oldu” dedi.

“Silah elimde patladı”

Azat O.’yu silahla yaraladığı iddiasıyla tutuksuz yargılanan sanık Serkan Ç., “Olay günü kimse zarar görmesin diye babamın elindeki silahı aldım ve elimde patladı. Kazara olay meydana geldi” şeklinde konuştu.

“Kardeşimden şikayetçi değilim”

Maktulün annesi Semiha Demirkıran ise “Kardeşim kızımı kasten öldürülmedi, elinde silah patladı. Kızımı kendisi büyüttü. Kardeşimden şikayetçi değilim. Kardeşim karınca bile öldürmezdi” ifadelerini kullandı.

Maktulün Emre Çiçek, şikayetinden vazgeçti.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis

Sanıklardan Aydın Ç, “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, oğlu Serkan Ç.’ye ise “kasten yaralama” suçundan 1 yıl hapis cezası verildi.

Kategoriler
Asayiş Haber

Cezaevi şartlarını araştırıp eski eşini öldürmüştü, cezası belli oldu

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/01/cezaevi-sartlarini-arastirip-eski-esini-oldurmustu-cezasi-belli-oldu-0-OTJTgwAZ.mp4
Kocaeli’de internetten cezaevi şartlarını, kadın cinayetleri ve cezalarını araştırdıktan sonra eski eşini öldüren sanık hakkında karar çıktı. Sanık, eski eşinin kendisini aldattığı için olayı gerçekleştirdiğini ve pişman olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti, sanığa, iyi hal ve tahrik indirimi uygulamadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Olay, 4 Ocak 2024 yılında Abdi İpekçi Mahallesi 152/1 sokak üzerinde meydana geldi. Şefik K., 2 yıl önce boşandığı eşi Tülay Dağaşan’a (44) tabanca ile 5 el ateş etti. Kadın kanlar içinde yere yığılırken, Şefik K. ise aracına binerek kaçtı. Hastaneye kaldırılan kadın yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Şefik A., olay gecesi polis ekiplerine teslim oldu. Yerel televizyonun reklam departmanında çalışan Tülay Dağaşan’ın eski eşinden defalarca tehdit aldığı ve 2 çocukları olduğu öğrenildi.

Kasten öldürme suçunun cezasını araştırmıştı, savcı ağırlaştırılmış müebbet talep etti

Şefik K. hakkında açılan davanın duruşması Gebze 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya sanık Şefik K., müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı, önceki celse verdiği mütalaayı tekrar etti. Mütalaada, sanık ile eşinin 2 yıl önce boşandıkları, evli oldukları dönemde aralarında aldatma meselesi sebebiyle tartışmalar yaşandığı, Tülay Dağaşan’ın boşandıktan sonra işe girerek yeni bir hayata başladığı belirtildi. Sanığın Tülay Dağaşan’ı ve özel yaşantısını sürekli takip ederek rahatsızlık verdiği, hayatını sürdürmesini kabullenemediği ve de Tülay Dağaşan’ı öldürmeye karar verip bir plan yaptığı, bu plan doğrultusunda ruhsatsız tabanca temin ettiği ifade edildi. Ayrıca mütalaada, sanığın cezaevi şartları ve alacağı muhtemel ceza konusunda internet üzerinden araştırma yaptığı, cezaevinde kalacağı süre içeresinde gerekli eşyalar için çanta hazırladığı, öldürme kararında sebat ve ısrar gösterip, olay tarihine kadar makul bir süre geçmesine rağmen bu kararından dönmediği kaydedildi.

Mütalaada, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün raporu da yer aldı. Raporda, telefonundaki mesaj içeriklerinde sanığın Tülay Dağaşan’ın başka adamlarla ilişkilerinin olduğunu iddia ettiği yer aldı. Ayrıca yine aynı raporda, sanığın internet üzerinden kasten öldürme suçunun cezasını, kadın cinayeti ve Kocaeli 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuyla ilgili araştırmalar yaptığı belirtildi.

“Tülay’a 28 senemi verdim, pişmanım”

Pişman olduğunu söyleyen tutuklu sanık Şefik K., “Böyle olmasını istememiştim. Beni aldattığı için şiddetli bir üzüntü duymuştum. Kendisine bunu yapmak istemediğim halde sürekli aynı şeyleri tekrarladığı için böyle bir olay oldu. Benimle evliyken eşim beni aldattı. Buna çocuğum şahittir. Kendisi her şeyi sakladı. Tülay’a 28 senemi verdim. 22 sene birlikte evli kaldık. Ben günlerce iş yerlerinde yattım. Ailem kimseye minnet etmesin diye hep çalıştım. Ben bunları hak etmedim. Hüküm mahkemenindir, yaptığım için çok pişmanım böyle olmasını istemezdim. Tahliyemi talep ederim. Tülay, işe gidiyorum diyerek beni aldattığı adam ile buluştu. Böyle olmasını istemezdim” diye konuştu.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis

Mahkeme heyeti sanığa, “boşandığı eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Tahrik ve iyi hal indirimi de uygulanmadı. Ayrıca sanığa ruhsatsız silah taşıma suçundan 2 yıl hapis ve 50 gün adli para cezası verildi.

“Kardeşimin kanı yerde kalmadı”

Duruşmadan sonra Dağaşan’ın ailesi ve avukatlar açıklama yaptı. Aile kararı alkışlarla karşılarken Tülay Dağaşan’ın ablası Nuray Kolsuzoğlu, “Kardeşimin kanı yerde kalmadı. Mahkemeden güzel bir sonuç çıkmasaydı sonuna kadar gidecektim. Son nefesime kadar kardeşimin kanını almadan gitmezdim” şeklinde konuştu.

“Benim çocuğum geri gelmiyor ama kanı da yerde kalmadı”

Maktulün annesi Gülbahar Dağaşan karardan mutlu olduğunu söyleyerek, “Adalete sonsuza kadar güveniyorum. Benim çocuğum geri gelmiyor ama kanı da yerde kalmadı. Sanık ömür boyu hapis yatsın, yılan gibi sürünsün. Benim acımın bin katını Allah ona çektirsin. Kararla yine içime biraz su serpildi” ifadelerini kullandı.

“Sanık duruşmada tam 20 kez ’Beni aldattı’, 18 kez de ‘Ben eski karımı seviyordum’ dedi”

Maktul aile avukatı Semra Yıldız ise, “Karar nedeniyle çok mutluyuz. Türk yargısı kadın cinayetlerine karşı hem 1 sene önce gelen, kadına karşı işlenen cinayetlerde nitelikli hal alması, yasanın bu anlamda değişmesi Türk yargısı ve hukuku için çok umut verici gelişmelerdir. Ben bir avukat, kadın, anne olarak gurur duyuyorum. Sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Sanık duruşmada tam 20 kez ‘Beni aldattı’, 18 kez de ‘Ben eski karımı seviyordum’ demesine rağmen heyet burada hiçbir indirim sebebi vermeden, savcının da mütalaasına uygun bir şekilde ağırlaştırılmış ve tasarlayarak öldürmekten ömür boyu hapse çarptırdı. Bu kararı olumlu, mutlulukla karşıladık. Mutluyuz, gururluyuz. Bir daha Tülaylar, anneler öldürülmesin, bir daha çocuklar annesiz kalmasın; kadınlar toprağa girmesin. Buradayız, mücadeleye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Asayiş Haber

Kaçan motosikletliyi vuran polise 25 yıl hapis

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/kacan-motosikletliyi-vuran-polise-25-yil-hapis-0-GJV3nBmi.mp4
Kocaeli’de “dur” ihtarına uymayıp plakasız motosikletiyle kaçtığı iddia edilen şüpheliye ateş ederek ölümüne sebep olan polis memuru son kez hakim karşısına çıktı. Son sözünde, “Bu kazada taraf olmak istemezdim, pişmanım” diyen sanık, 25 yıl hapse çarptırıldı.

Olay, 13 Eylül’de Gebze’deki Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 21 yaşındaki Kerem Uzun, plakasız motosikletiyle seyir halindeyken polisin “dur” ihtarına uymadı. Motosikletiyle kaçmaya çalışan Uzun’a polis İ.S. tarafından ateş edildi. Kurşunun isabet ettiği Uzun motosikletinden düştü. Hastaneye kaldırılan Uzun, yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Ateş eden polis memuru İ.S. ise tutuklandı.

Tutuklu sanık İ.S.’nin Gebze 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Duruşmada cumhuriyet savcısı mütalaasını sundu. Mütalaada; toplanan deliller, dinlenen müştekiler, tanıkların beyanları, CD çözüm tutanağı, ölü muayene ve otopsi tutanağı, Adli Tıp Kurumu ve kriminal raporları dikkate alındığında, sanığın “Muhtemel kastla adam öldürme” suçunu işlediğinin tespit edildiği belirtilerek, “kasten öldürme” suçundan cezalandırılması talep edildi.

“Sanık kendisine verilen emir ve talimatlara uymamıştır”

Müşteki avukatı, olay anında sanığın elini havaya paralel şekilde kaldırarak ateş ettiğini ifade ederek, “Olayda doğrudan kasıt vardır. Sanık bir takım düşüncelerle hareket ederek doğrudan kasıtla müteveffayı öldürmüştür. Hatta sonradan olay yerine gelen ekip arkadaşlarından motosikleti kullanan tanık beyanlarında da sanığın panik halinde olduğundan bahsetmiştir. Sanık deneyimli bir polis memurudur. Kendisi Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na (PVSK) aykırı şekilde hareket etmiştir. Kendisine verilen emir ve talimatlara uymamıştır” dedi.

“Mütalaayı kabul etmiyoruz”

Sanık avukatı ise mütalaayı kabul etmediklerini ve ayrıntılı şekilde savunma dilekçesi sunacaklarını belirterek, “Biz gerek iddianamedeki gerekse mütalaadaki olayın oluş şekline dair anlatımları kabul etmiyoruz. Ceza yargılaması gerçeğin ortaya çıkması için yapılan yargılamadır. Dosya içindeki kamera görüntülerini geçen celse hep beraber izledik. Siz sanığa görüntüleri sordunuz, silahın hangi anda patladığını sordunuz. Sanık da kendi durumunu ifade etti. Sanığın elini yere paralel şekilde tutmuş olması, paralel tuttuğu anda silahını ateşlediği anlamına gelmez. Silahın patladığı an muğlaktır. Olay müvekkilin söylediği şekilde gerçekleşmiştir. Elini paralel tuttuğu anda atış yapmamış, silahını dolduruş yaptığı sırada silah patlamıştır” şeklinde konuştu.

Suçun kasten öldürme değil, taksir kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen sanık avukatı, “Müvekkil, ’Müteveffa ölürse ölsün’ kastıyla hareket etmemiştir. Zira silahında 13-14 adet mermi bulunmakla birlikte sadece 1 el ateş etmiştir. Öncesinde ikisi arasında husumet yoktur, karşılıklı iletişimleri de yoktur” diye konuştu.

“Bu kazada taraf olmak istemezdim”

Son sözü sorulan tutuklu polis memuru, “Bu kazada taraf olmak istemezdim. Olay nedeniyle pişmanım. Kerem’in ailesine başsağlığı dilerim” ifadelerini kullandı. Sanık İ.S., tutukluluk halinin kaldırılmasını da talep etti.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, İ.S.’yi “kasten öldürme” suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı.

“Kararın yanlış olduğu düşüncesindeyiz”

Duruşma sonrası açıklama yapan sanık avukatı Azad Ölmez, “Duruşmada 25 yıllık bir cezaya hükmedildi. Takdir mahkemenindir ancak gerekli itirazlarımızı yapacağız ancak kararın yanlış olduğu düşüncesindeyiz. İçeride çok gergin bir ortam yoktu” dedi.

Kategoriler
Asayiş Haber

Film sahnesi gibi kaçış sonrası “Ahirette hesaplaşacağız” savunması

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/film-sahnesi-gibi-kacis-sonrasi-ahirette-hesaplasacagiz-savunmasi-0-9Q5xOOyl.mp4
Kocaeli’de polis ekiplerinin uyuşturucu ticareti yapacakları ihbarı üzerine durdurmaya çalıştıkları aracın sürücüsü ve yolcusu kaçmış, bu şahıslardan Doğukan Y. silahla gasp ettiği başka araçla kaçmaya devam etmiş ve ekip otosuna çarpmıştı. Film sahnesini aratmayan kovalamacada yakalanarak tutuklanan sanık Doğukan Y., “Ahirette hesaplaşacağız” dedi.

Olay, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana geldi. Polis ekipleri, Doğukan Y. ile Polat S.’nin İstanbul’dan Kocaeli’ye gelerek uyuşturucu ticareti yapacakları ihbarını aldı. Bunun üzerine şahıslar takibe alındı. Polis ekipleri şüphelilerin içinde bulunduğu aracı durdurmak istedi ancak şahıslar kaçmaya başladı. Bir süre ilerleyen araç, trafik ışıklarında durduğu esnada yanına yaklaşan 2 polis aracıyla kontrol altına alınmak istendi. Araçta yolcu olarak bulunan Doğukan Y., bu kez de araçtan atlayarak elindeki silahla 41 EV 794 plakalı aracı gasp etti ve kaçmaya başladı. Polat S. ise fırsattan yararlanarak 34 NJS 80 plakalı otomobile çarptıktan sonra otomobil ile birlikte kaçtı.

Durumun bildirilmesi üzerine çok sayıda polis ekibi, Gebze istikametine doğru seyreden 2 aracı kovalamaya başladı. Körfez ilçesi Hereke bölgesinde önü kesilen Doğukan Y., ters istikamete girerek D-100 Karayolu’nda uzun süren bir kovalamaca sonucunda Şirinyalı mevkisinde durduruldu. Bu süreçte Doğukan Y., 2’si sivil, 1’i resmi olmak üzere toplamda 3 polis aracına çarptı. Yaralanan Doğukan Y., polis ekiplerince araçtan çıkarılarak hastaneye götürüldü. Kaza sonucu 2 polis memuru da yaralandı. Yaralı polisler, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kendi imkanlarıyla hastaneye giderek tedavi altına alındı. Öte yandan, diğer şüpheli Polat S. de polis ekipleri tarafından yakalandı.

Uyuşturucu ticaretinden hapse mahkum edildiler

Uyuşturucu ticaretine yönelik Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın duruşmasında Doğukan Y.’nin 10 yıl, Polat S’nin ise 8 yıl 4 ay hapis cezası aldığı öğrenildi. Doğukan Y.’ye yönelik Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Gece vakti silahla yağma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, ruhsatsız silah ve mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme” suçlarından açılan davanın ilk celsesi de görülmeye başlandı. Duruşma salonunda müştekiler ve baro tarafından sanık için atanan avukat hazır bulundu. Sanık Doğukan Y. ise SEGBİS ile duruşmaya katıldı. Doğukan Y., baro tarafından atanan avukatı istemediğini, gelecek celse özel müdafisi eşliğinde savunmaya yapacağını dile getirdi.

“İçinde bulunduğumuz 2 ekip otosuna çarptı”

Olay yerinde bulunan polis memuru V.T., “Gelen anons üzerine ekip arkadaşımla beraber gasp edilen aracı takip ettik. Araç Kuruçeşme’den tersten geldi. Hereke’de yolu trafiğe kapattırdık. Tepe lambalarımız yanık şekilde bekledik. Doğukan çok hızlı şekilde geliyordu, içinde bulunduğumuz 2 ekip otosuna çarptı, şikayetçiyim” dedi.

“Yaralandık, ekip otomuzda hasar gördü”

Sanıktan şikayetçi olan polis memuru İ.E., “Olay günü bir aracın gasp edildiği anonsuyla harekete geçtik ve hemen takip ettik. Araç bizden kaçarak yollarda tersten ilerledi. Daha sonra Doğukan önce diğer ekip arkadaşımızın aracına, ardından bizim aracımıza çarptı. Yaralandık, ekip otomuzda hasar gördü ve şikayetçiyim” diye konuştu.

“Sanık, ’Peşimdeler arabayı bana ver’ dedi”

Aracı gasp edilen H.E.D., “Aracımın içinde beklerken sanık elinde silahla arabaya bindi. ’Peşimdeler arabayı bana ver’ dedi. İlk başta direndim ancak daha sonra aracı bıraktım. Aracımla kaza yapmış ancak zararımı karşıladı, şikayetçi değilim” ifadelerini kullandı.

“Polis olduğumuzu söyleyince silahı kafasına dayadı”

Tanık olarak dinlenen polis memuru Y.B. de, “Gelen anonsla aracı takip ettik. Doğukan araçtan inerek yaya olarak kaçmaya başladı. Elinde silahı vardı, polis olduğumuzu söyleyince silahı kafasına dayadı ve vatandaşın aracına yöneldi. Araç sürücüsüne silahı doğrulttu ve vatandaşı indirip kaçtı, biz de takibe deva ettik” ifadelerini kullandı.

“Şahısların uyuşturucu ticareti yapacakları ihbarı aldık”

İhbar üzerine şahısları takibe aldıklarını söyleyen polis T.K., “Şahısların uyuşturucu ticareti yapacakları ihbarı üzerine İstanbul’dan gelen aracı takip ettik. Aracı durdurmak istedik ancak sanık araçtan atlayarak yaya devam etti. Sivil olmamız sebebiyle bizi vatandaş sandı. Polis olduğumuzu söyleyince kafasına silahı dayadı, ’Kendimi öldürürüm’ dedi. Silah zoruyla bir vatandaşın aracını gasp eti ve kaçtı. Biz araçla takip ettik, daha sonra arkadaşların ekip otosuna çarpmış” dedi.

“Ahirette hesaplaşacağız”

Tanıkların ve müştekilerin ifadelerinin ardından savunması için söz hakkı verilen tutuklu sanık Doğukan Y. ise “Neredeyse 2 senedir tutukluyum. Kaza sonrasında polis ekipleri elmacık kemiğimi kırarak kaza süsü verdiler. Suçum sabit, alacağım cezaya razıyım ama kendileri yemin ediyor. Bende uyuşturucu yoktu. Yemin ederim benim cebime uyuşturucu polisler koydu. Uyuşturucu sebebiyle bana 10 sene ceza aldırdılar. Ahirette hesaplaşacağız. Ben yaralanmışsam beni ambulansla hastaneye getirmeleri lazım. Siz cerrah mısınız ki beni aracınızla götürüyorsunuz. Ben kimseyi darp etmedim. Ellerinde silahla bizi durdurduklarında sivil olmaları sebebiyle polis olduklarını anlamadım. Bu sebeple kaçtım” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Kategoriler
Ürkütücü Haberler

Genç kızı kaza süsü vererek canice öldürmüştü: Susma hakkını kullandı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/genc-kizi-kaza-susu-vererek-canice-oldurmustu-susma-hakkini-kullandi-0-VCUFlqxj.mp4
Kocaeli’de cinsel birliktelik teklifini geri çeviren kızı boynuna ip bağlayarak bayıltan ve kamyonetle birlikte uçurumdan atarak kaza süsü veren sanık, görülen ilk duruşmada susma hakkını kullandı. Tek çocuğunu toprağa veren acılı anne, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, sanıkla ilk kez karşı karşıya geldiğini belirterek, “Kızımın boynuna doladığın ipi inşallah tez zamanda senin boynunda görürüm. Ben öpmeye kıyamazken kızım canice katledildi. Kızımı toprağa verdim ama bende arkasından girdim. Yaşayan bir ölüyüm” dedi.

Olay, 19 Mayıs tarihinde saat 02.30 sıralarında Halıdere Eskiköy Caddesi’nde meydana geldi. Kamyonetin uçuruma düştüğü ihbarı üzerine bölgeye giden polis ve sağlık ekipleri, kamyonetin 15 metre ilerisinde 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ın boynuna ip bağlı haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Özcan’ın cansız bedeni, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için morga kaldırılırken, polis ekipleri Tunay A. (22), Eşref K. (20), Yaser A.A. (20) isimli erkekler ile Ceylan Ç. (20) ve Kibar N.K. (17) isimli kızları gözaltına aldı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden Tunay A. tutuklanırken, Eşref K., Yaser A.A., Ceylan Ç. ve Kibar N.K. ise serbest bırakıldı.

3 kez ifade değiştirdi

Tunay A., polise ilk ifadesinde olayın kaza olduğunu belirtmiş, olay mahallindeki incelemenin ardından tekrar ifadesi alınan zanlı cinayeti işlediğini itiraf etmişti. Savcı karşısına çıkarılan zanlı Tunay A., tekrar ifadesini değiştirerek olayın kaza olduğunu belirtmişti. İddianamede de Tunay A.’nın olay günü 0.47 promil alkollü olduğunun belirtilmişti. Sanığın, hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan ise 2 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılmasına yönelik iddianame hazırlanmıştı.

Ayrıca şüpheliler Kibar N.K. ve Yaser A.A.’nın “Kadına karşı kasten öldürme” suçundan, Eşref K. ve Ceylan Ç.’nin, “Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme” suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi.

İlk celse görüldü

Tuncay A. hakkında “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme” “Kadına karşı kasten öldürme” suçlarından açılan davanın ilk duruşması Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşma salonunda tutuklu sanık Tuncay A., avukatları Mehmet Kamil Şirin, Burak Şahin ile maktulün annesi Kevser Erden ve avukatı Tarık Sağlam katıldı. Tanık Eşref K.’de duruşma salonu dışında hazır bulundu.

Sanık susma hakkını kullandı

Sanık gelecek celse savunmaya yapacağını belirterek, bu duruşmada susma hakkını kullanarak tahliyesini istedi. Sanığın en ağır cezayı almasını isteyen maktulün annesi Kevser Erden, “Olay öncesinde kızımla sanık arasında tartışmaya şahit olmadım. Aralarında bir gönül ilişkisi olup olmadığına da şahit olmadım, sanıktan şikayetçiyim” diye konuştu.

“Rümeysa, Tunay’la yaklaşık 2 haftadan beri sevgili olduklarını söylemişti”

Tanık olarak dinlenen Eşref K., “Rümeysa yakın arkadaşımdı. Olay anında yanlarında değildim. Olay öncesinde beraberdik. Sanık Tunay, Rümeysa, Kibar ve Ceylan ile beraber mekana gittik. Ancak sanık ve Rümeysa alkollü olmaları sebebiyle onları içeri almadılar. Mekan önünde Rümeysa ile güvenlik arasında içeri alınmaması konusunda tartışma çıktı. Tuna ise Rümeysa’yı sakinleştirmeye çalışıyordu. Daha sonra sanık ve Rümeysa kamyonetle yanımızdan ayrıldı. Sanıkla maktul arasında tehdit, hakaret, kavga gibi şeylere şahit olmadım. Rümeysa, Tunay’la yaklaşık 2 haftadan beri sevgili olduklarını söylemişti” şeklinde konuştu.

“Müvekkilimin avukatı arasındaki hukuka aykırı yapılan iş ve işlemlere dayalı olarak soruşturma yapılmıştır”

Sanık avukatı Burak Şahin, “Konuya ilişkin soruşturma dosyasının incelenmek üzere celbini istiyoruz. Dosya soruşturmasında konu olay cinayet bürosu görevlileri ile müvekkilimin avukatı arasındaki hukuka aykırı yapılan iş ve işlemlere dayalı olarak soruşturma yapılmıştır. Bu da savunmanın sağlığı ve doğruluğu bakımından yararlı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

“Yaşayamıyorum, kızımı toprağa verdim ama bende arkasından girdim. Yaşayan bir ölüyüm”

Duruşma sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan anne Kevser Erden, “Kızımın ilk duruşmasıydı. Duruşma salonunda sanık ile karışı karşıya geldim, ona söylemek istediğim çok şey vardı ama söyleyemedim. Buradan sizin aracılığınız ile söylüyorum. ’Kızımın boynuna doladığın ipi inşallah tez zamanda senin boynunda görürüm’. Adalet istiyorum, sanığın en ağır cezasıyla yargılanmasını istiyorum. Tek çocuğumdu, ben öpmeye kıyamazken canice katledildi. Bunu yapanlar en ağır cezayı alsın. Kaza süsü verilmişti, sonradan cinayet olduğu anlaşıldı. Konuşamıyorum dilim damağım birbirine dolanıyor, katille karşı karşıya geldim, bir şey yapamadığım için kendimi zor tutuyorum. İnşallah en ağır cezayı alır ve ben de o ipi boynunda görürüm. Yaşayamıyorum, kızımı toprağa verdim ama bende arkasından girdim. Yaşayan bir ölüyüm” dedi.

“Sanığın soruşturma aşamasında 3 farklı ifadesi var”

Erden’in avukatı Tarık Sağlam ise “Bugün tüm Türkiye’yi ilgilendiren gencecik bir kızın canice öldürüldüğü duruşmanın ilk celsesi yapıldı. Sanık bugün ifade vermekten imtina etti, gelecek celse dinlenecek. Ancak sanığın soruşturma aşamasındaki tüm beyanlarında sadece bir ifadesi hariç kaza nedeniyle Rümeysa’nın öldüğünü belirtmişti. Dosyadaki tüm delillerden anladığımız üzere bir kaza değil, katlediliş, öldürme olduğu ortadadır. İlerleyen aşamalarda sanığın savunması alındıktan sonra biz de gerekli beyanlarda bulunacağız, sonuna kadar takipçisi olacağız. Sanığın en ağır cezayı alması için gerekli süreci yürüteceğiz. Sanığın soruşturma aşamasında 3 farklı ifadesi var. Sanık ilk alındığında kaza olduğunu belirtiyor ancak inceleme sonrasında cinayet olduğu ortaya çıkıyor. Bunun üzerine ifadesi alındığında tüm gerçekleri anlatıyor. Savcılıktaki sorgusunda ise kaza olduğunu belirtiyor. Mahkeme de bugün savunma yapmasını bekliyorduk ancak yapmadı. Gelecek celse savunması alınacak. İlerleyen süreçte gerçekler ortaya çıkacaktır. Olay anında polisi arayıp kaza olduğunu ihbarında bulunuyor. Kaza süsü vermek amacıyla senaryo uyduruyor, bu senaryoyu uygularken aracın planladığı yere değil de uçuruma uçması neticesinde aşağıya inemiyor. Sonrasında kafasında kurmuş olduğu senaryoyu da uygulayamıyor. Netice itibari ile cinayet delilleri ortada, bu şekilde de cezalandırılacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Kategoriler
İzmit Haber

Acılı annenin yürek yakan feryadı: Duruşmada sinir krizi geçirdi

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/acili-annenin-yurek-yakan-feryadi-durusmada-sinir-krizi-gecirdi-0-7RuLnhmq.mp4
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde iki gencin hayatını kaybettiği trafik kazasının sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Acılı aile, sanıklardan şikayetçi olurken, Muhammed Ali Kraan’ın annesi duruşmada sinir krizi geçirerek bayıldı. Duruşma sonrasında konuşan anne, “Oğlumu yarı aç, yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu bir kaza değil, cinayet. O benim babam, kardeşim, çocuğum, her şeyimdi. Yalvarıyorum, bu katilleri serbest bırakmayın” dedi.

Kaza, 20 Haziran’da Ömer Türkçakal Bulvarı’nda meydana geldi. Gökhan K. (33) idaresindeki 41 GK 691 plakalı cip, Sıla A. (20) idaresindeki 41 ACR 774 plakalı otomobil ile çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan cip, kaldırımda yürüyen Muhammed Ali Kraan (24) ile Ayber Erkut’a (21) çarparak takla attı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde 2 gencin hayatını kaybettiğini belirledi. 2 gence çarpan cip sürücüsü Gökhan K. ve kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen Sıla A. ile İsmail O. (38) isimli sürücüler tutuklandı. Kısa bir süre tutuklu bulunan sürücüler serbest bırakılırken, avukatların yaptığı itiraz üzerine İsmail O. yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hakkında yakalama kararı bulunan Gökhan K. ise 4 ay sonra yakalanarak cezaevine gönderildi.

Kazada hayatını kaybeden Muhammed Ali Kraan’ın Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden bu yıl mezun olduğu ve özel bir firmada işe başladığı; Ayber Erkut’un ise yurt dışında 2 yıl tıp eğitimi aldığı ancak bu yıl ülkesine geri dönerek üniversite sınavına hazırlandığı öğrenildi.

İsmail O. ve Sıla A’nın asli kusurlu, Gökhan K’nin ise tali kusurlu

“Taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma” suçundan açılan dava Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Gökhan K., İsmail O., tutuksuz sanık Sıla A., ölen gençlerin anne-babaları ve taraf avukatları katıldı. Ölen gençlerin akraba ve arkadaşları da mahkemeye seyirci olarak katıldı.

Duruşmada okunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin hazırladığı raporda İsmail O. ve Sıla A’nın asli kusurlu, Gökhan K’nin ise tali kusurlu olduğu bildirildi.

“Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum”

Savunması için söz hakkı verilen Gökhan K., “Gitmekte olduğum yol 2 şeritliydi. Ben sol şeritte gidiyordum. Aynı şeritte gitmekte olan ve sonradan adını öğrendiğim Sıla, aracıyla sağ tarafa geçerek bana yol verdi. Ben de sol taraftan devam etmek istedim. Tam onu geçmeme ramak kala Sıla’nın aracı benim aracıma doğru birden yaklaştı. O esnada aracımın sağ arka kısmına çarparak kazaya sebebiyet verdi. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim ve aracım yan yattı. Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum. Nizami hız sınırı saate 80 kilometreydi, ben zaten 70-75 kilometre hızla gidiyordum. Sıla’nın aracı ile aramda takip mesafesi 50-60 metre mesafedeydi” dedi.

“Fren sesi hiç duymadım”

Üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Sıla A. “41 ACR 774 araçla seyir halindeydim. Sol şeritte kendi yolumda ilerliyordum. 65-70 kilometre hızla gidiyordum. Arkamda Gökhan Bey’in sürdüğü araba vardı. Yakın mesafeden sürüyordu. Bana sürekli selektör yakıyordu, 100-200 metre kadar yol istedi. Ben de bulduğum ilk boşlukta aracımı hızlandırıp sağ tarafa çektim. İsmail Bey’in aracı aniden önümde durdu, ben de ona çarpmamak için direksiyonu sola kırdığım esnada Gökhan Bey’in aracı ile çarpıştık. Araç, arka sağ kısmı ile aracıma çarptı. Sonrasında Gökhan Bey’in aracı kontrolden çıktı, duvara ve yayalara çarptı. Sanık Gökhan saate ne kadar hızla gidiyordu bilmiyorum ama benim hızımdan fazlaydı. Fren sesi hiç duymadım” diye konuştu.

“41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu”

Olay sebebiyle üzgün olduğunu söyleyerek aileye başsağlığı dileyen İsmail O. ise “81 ACC 964 plakalı aracımla ailemle seyir halindeydim. Bağlantı yoluna bağlanacağım için hızımı iyice azalttım. Yol iyice genişti. Beyaz bir araç önümdeydi, bunun üzerine hızımı yine düşürdüm ve kontrolleri yaptıktan sonra yola bağlandım. Bir süre sonra büyük ses duydum. 41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu. Sonrasında Gökhan Bey’in kullandığı cip kaldırıma doğru sürüklendi, yayalara çarpma anını görmedim. Yayalara çarpan araç kaldırımdan çıktı ve sürüklendi. Hemen araçtan inerek ambulans ve itfaiyenin aranması konusunda yardımcı oldum. Turuncu otomobilin yanına gittiğimde sanık Sıla’yı gördüm, panik içindeydi. Eşimi çağırarak kadını sakinleştirdik. Kendisi de kazanın ne şekilde olduğunu bilmediğini söylüyordu. Ben ana yola bağlanmadan önce gerekli tüm dikkati ve kontrolleri sağladım. Suçlamaları kabul etmiyorum, ancak böyle bir olay yaşandığı için üzüntü içindeyim” ifadelerini kullandı.

“Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi”

Sanıklardan şikayetçi olan Bülent Erkut, “Ayber’in babasıyım. Kazada 21.00’da olmuş, ancak benim 00.00’da haberim oldu. Tüm sanıkların şikayetçiyim. Hepsi yalan söylüyor. Benim 1.90 boyundaki oğlum öldü. Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi” dedi.

Ayber’in annesi Fatma Şennur Erkut da sanıklardan şikayetçi oldu.

“Sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur”

Sanıkların en ağır cezayı almasını ve tutuksuz sanığın da tutuklanmasını talep eden Erkut ailesinin avukatı, “Ayber müvekkillerimin tek çocuklarıdır. Ayber, arkadaşı Ali ile beraber yürümekte iken, huzurdaki sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur. Gökhan’ın nizami hız sınırını aştığı ifadelerinde de bellidir. Sanık sılanın aracına hafif dokunması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet vermiş olması, hız sınırının aştığının göstergesidir” diye konuştu.

“Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim”

Gözyaşları içinde adalet istediğini söyleyen Muhammed Ali Kraan’ın annesi Tezcan Tezgel, “Yangınımı Allah görüyor siz de görün. Tek çocuğumdu. Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu kaza değil cinayet. O benim babamdı, kardeşimdi, çocuğumdu, her şeyimdi. Yalvarıyorum bu katilleri bırakmayın” diyerek sinir krizi geçirdi. Salonda bayılan anne görevliler ve aile tarafından salondan çıkarıldı.

Kazaya ilişkin üst kuruldan rapor talep edildi

Mahkeme heyeti, Trafik Bilirkişi Raporu ile Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle, kazaya karışanların kural ihlalleri ve kusur durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’ndan yeni bir rapor hazırlanmasını talep etti. Tutuklu iki sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek duruşma ertelendi.

“Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar”

Karanın ardından aile, Sıla A’nın tutuksuz yargılanmasına tepki göstererek gözyaşlarına boğuldu. Duruşma sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulunan acılı anne Tezcan Tezgel, “Oğlum Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirmişti. Dava sonucunda yine bir sanık serbest bırakıldı, tutuklanmadı. Türkiye’de birine düşmansan arabayla vur 2 ay yat çık. Ben bu adalet sisteminden davacıyım. Benim oğlumu öldüren Gökhan 4 aydır sokaklarda geziyordu, daha yeni tutuklandı. Dilerim Allah’tan ciğerleri yansın. Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar. Pırlanta gibiydi, yeni mezun olmuştu. İşe gireli 12 gün olmuştu. Kaldırımda yürüyordu, eve geliyordu, oğluma yemek yapmıştım. Telefon ettim kapalıydı. Koca cip, oğlumu duvara vurup paramparça etti. Bütün kemikleri kırıldı” dedi.

Kategoriler
İzmit Haber

Arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanığa 10 yıl hapis

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/arkadasini-kalbinden-bicaklayarak-olduren-saniga-10-yil-hapis-0-ZqCtI8lx.mp4
Kocaeli’de oto yıkama dükkanında kendisini beyzbol sopası ile darp eden ve bıçaklayan arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık, görülen duruşmada haksız tahrik altında suçu işlediğine kanaat getirilerek 10 yıl hapis cezası aldı.

Merkez Mahallesi Albay Burak Caddesi’ndeki oto yıkama dükkanında 7 Haziran 2023’de meydana gelen olayda, iş yeri sahibi Abdürrahim Bozboğa (39), Muhammed Alperen U. (26) tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Olaya ilişkin başlatılan geniş çaplı soruşturmada Muhammed Alperen U., Uğur S., Sedat Y., Ö.S. ve Y.E. isimli şahıslar polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüphelilerden Uğur S., Sedat Y., Ö.S. ve Y.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Muhammed Alperen U. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Muhammed Alperen U. hakkında “Haksız tahrik altında kasten öldürme”; Uğur S. ile Sedat Y., hakkında ise Muhammed Alperen U’ya yönelik işledikleri “Kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma” suçlarından dava açıldı.

“Kendimi korumak amacıyla bıçak salladım”

Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Salonda tutuksuz sanık Uğur S. ile avukatı Mehmet Döner, tutuksuz sanık Sedat Y. ile avukatı Kübra Yeşildağ, Muhammed Alperen U’nun avukatı Mehmet Kamil Şirin ve katılanlar vekili Avukat Samet Genç hazır bulunurken, müşteki sanık sıfatında bulunan Muhammed Alperen U. ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Pişman olduğunu söyleyen tutuklu sanık Muhammed Alperen U., “Defalarca yalvarmaya rağmen beni bırakmadılar. Orada bulunan bıçağı kendimi korumak amacıyla sadece salladım” diye konuştu.

Tutuksuz sanıklar ise beraatlerini istedi.

10 yıl hapis

Mahkeme heyeti, sanık Muhammed Alperen U’nun haksız tahrik altında suçu işlediğine kanaat getirerek 10 yıl hapis cezası verdi. Diğer tutuksuz 2 sanığın ise beraatine karar verildi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version