Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kartalkaya faciası sonrası denetlenen otelle ilgili gözler yeniden Kartepe’de

Kartalkaya’daki otel yangını sonrası denetim kapsamına alınan Kartepe’deki The Green Park Otel için gözler pazartesi gününe çevrildi. Halihazırda konaklamaya kapalı olan tesisle ilgili yapılacak kontrollerin ardından son durum ve uygulanacak işlemler netlik kazanacak.

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangının ardından, Türkiye genelinde konaklama tesislerine yönelik denetimler sıkılaştırıldı. Bu süreçte Kartepe’de bulunan The Green Park Otel de incelemeye alındı. Yapılan kontrollerde yangın güvenliği, imar ve ruhsatla ilgili eksiklikler tespit edildi. Kartepe Belediyesi tarafından eksiklerin giderilmesi için süre verilen otelde, istenilen düzenlemelerin tamamlanamaması üzerine Mart 2025’te mühürleme işlemi uygulandı. Ancak işletmenin yargı yoluna başvurmasıyla birlikte mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildi.

Pazartesi denetim yapılacak

Öte yandan, 1 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile yangınla ilgili eksikliği bulunan yapılara 31 Aralık 2025’e kadar süre tanınmıştı. The Green Park Otel’i de kapsayan bu sürenin sona ermesiyle birlikte belediye ekiplerinin 5 Ocak Pazartesi günü yeniden denetim yapacağı, otelinin son durumu hakkında karar netleşeceği belirtildi.

Tesis konaklamaya kapalı

Öte yandan, The Green Park Otel yetkilileri, otelin yeniden mühürlendiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Kartepe Turizm A.Ş.’ye ait tesisle ilgili kamuoyunu yanıltıcı ifadelere yer verildiği savunularak, tesisin mühürlenmesine ilişkin kesinleşmiş herhangi bir işlem bulunmadığı vurgulandı. Yetkililer, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi’nin 2025/534 Esas sayılı dosyasında yürütmeyi durdurma kararı verildiğini ve bu nedenle idari işlemlerin uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını ifade etti. Açıklamada ayrıca, tesiste planlı renovasyon ve tadilat çalışmalarının sürdüğü, bu sürecin işletmenin kendi iradesiyle ve misafirlerin can ve mal güvenliği öncelik alınarak yürütüldüğü belirtildi. Bu kapsamda otelin geçici olarak konaklamaya kapalı olduğu, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının aksine herhangi bir risk ya da mağduriyetin söz konusu olmadığı kaydedildi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Mustafa Ege Bilim: “Hocamızın verdiği her süreyi iyi değerlendirmek istiyorum”

Kocaelispor’un 19 yaşındaki oyuncusu Mustafa Efe Bilim, Ziraat Türkiye Kupası’nda Erzurumspor FK’yı 3-1 yendikleri maçın ardından, “Ağabeylerimle beraber bugün ben de süre buldum ve güzel geçti. Hocamızın verdiği her süreyi en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum” dedi.

Ziraat Türkiye Kupası’nda Kocaelispor’un Erzurumspor FK karşısında 3-1’lik skorla aldığı galibiyette 20 dakika sahada kalarak katkı sağlayan 19 yaşındaki genç oyuncu Mustafa Ege Bilim, maçın ardından açıklamalarda bulundu. Mustafa Ege Bilim “2025 yılının son maçı. Bugün de bizim için önemli bir maçtı. Oynamayan, süre bulmayan ağabeylerimle beraber ben de süre buldum. Güzel geçti, inşallah önümüzdeki sene daha iyi hedeflerle, daha güzel yerlerde olacağız. Kendim ve takımımız adına kötü başladığımız bir sezon oldu. Ama şimdi toparladık; 10 maçtır güzel bir serimiz var. İnşallah daha iyi devam edeceğiz. Hocamızın verdiği her süreyi en iyi şekilde değerlendirmeyi düşünüyorum” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Adaleti görmeyi beklerken görme yetisinden oldu

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/adaleti-gormeyi-beklerken-gorme-yetisinden-oldu-0-xtthRjGC.mp4
Kocaeli’de 2017 yılında çalıştığı şantiyede iş makinesinin altında kalarak hayatını kaybeden İsmail Bayraktar’ın ailesi, 8 yıldır hukuk mücadelesini sürdürüyor. Yaşadığı ağır travmaya bağlı olarak görme yetisini kaybetme noktasına geldiğini, eşinin ise kansere yakalandığını söyleyen acılı anne, “Yaşayan bir ölü gibiyim. Gecem gündüzüme karıştı” dedi.

Edinilen bilgiye göre, 8 yıl önce bir beton santralinin şantiyesinde meydana gelen kazada, 39 yaşındaki İsmail Bayraktar yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan hukuk sürecinde sanıklara verilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi ve hükmedilen tazminatın tahsil edilememesi, aileyi hukuk mücadelesine sevk etti.

“1 milyon TL’lik tazminat ödenmedi”

İsmail Bayraktar’ın hayatını kaybetmesinin ardından açılan maddi tazminat davasında mahkeme, Bayraktar ailesi lehine yaklaşık 1 milyon liraya yakın tazminata hükmetti. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu bedelin hiçbir kısmının aileye ödenmediği öğrenildi. Aile, hem verilen hapis cezalarının fiilen infaz edilmemesi hem de hükmedilen tazminatın tahsil edilememesinin, yaşadıkları adaletsizlik duygusunu daha da derinleştirdiğini dile getirdi.

“Kendi işi olmayan bir göreve gönderildi” iddiası

Ağabeyinin ölümüne yol açan süreci anlatan Ali Bayraktar, “Aynı firmada abim beton, ben hafriyat bölümündeydim. Abimin görevi belliydi ancak müdürü tarafından kendisine işi olmayan bir görev verildi. İnsanların yürüyerek girmesinin yasak olduğu, kepçenin ve tırların girebileceği bir alana abim gönderilerek kameraların silinmesi istendi. Abim, kamerayı silmek için gittiği alanda vahim kazayı geçirdi. 2017 yılının Kasım ayında kepçenin altında kalarak hayatını kaybetti” dedi.

Dava sürecine ilişkin Bayraktar, “Davayı kazandık. Cezayı alanlar M.S., H.A. ve kepçe operatörüydü. Verilen ceza 4’er yıldı ancak paraya çevrildi cezaları ve cezaevine girmediler. Maddi tazminat davasında ise o günün parasıyla avukat masrafları dahil yaklaşık 1 milyona yakın bir bedel vardı. Onu da hiçbir şekilde ödemediler. Ne aradılar ne sordular. Biz ise her gün büyüdüklerini görüyoruz. Her şeyin hukuk yoluyla çözülmesini istiyoruz. Bir gün yaptıkları dolandırıcılık ortaya çıkacak. Yetim hakkı yiyerek büyünmez. Devletimizin de bir gün bu işi çözeceğine inanıyorum. O günü dört gözle bekliyoruz” diye konuştu.

“Seni hangi kepçeyle ezdiler?”

Yaşanan sürecin aile üyeleri üzerinde ağır tahribat oluşturduğunu belirten Bayraktar, babasının kansere yakalandığını ve çocukların psikolojisinin bozulduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kızı babasına mezarda, ’Baba kalk, ben seni iyileştireceğim. Senin ne işin var burada? Biz daha balık tutmaya gidecektik, gezecektik, beni sen okuldan alacaktın. Seni hangi kepçeyle ezdiler? Ben gidip kendi cezasını ben vereceğim’ diyor. Bunu söyleyen 12 yaşında bir kız çocuğu. Bu kelimeleri kullanan bir çocuk. İnsanın içi parçalanıyor. Buna hangi vicdan dayanır, hangi yürek dayanır? Abim İsmail öldüğünde oğlu 14, kızı 3 yaşındaydı. O zamanlar kızı konuşmayı kesti, 7 yaşına kadar neredeyse hiç konuşmadı. Bu süreçte otizmli oldu. Babam bu süreçte çocuğunun kahrından kanser oldu, biz de yeni öğrendik, son evre. Kendisine bunu söylemedik.”

Acılı anne: “Ben artık ağlamaktan göremiyorum, gözlerim bozuldu”

77 yaşındaki anne Mevlide Bayraktar, yaşadıkları üzüntünün tüm ailenin sağlığını bozduğunu söyledi. Gözyaşlarının hiç dinmediğini belirten Bayraktar, “Yıllardır bu acının içindeyim. Ömrümü çürüttüm, ömrüm tamamen bitti. Hayatta yaşayacak gibi değilim. Yaşayan bir ölü gibiyim. Gecem gündüzüme karıştı. Çocuklarımın yüzüne bakamıyorum. Ölen oğlumun kızını alıp mezarlığa gidiyorum. Kızı, babasının kim ezdiğini soruyor ama cevap veremiyorum. Psikolojimiz bozuldu. Eşim kanser hastası oldu, ben artık ağlamaktan göremiyorum, gözlerim bozuldu. Hiç halimizi hatırımızı sormadılar” ifadelerini kullandı.

“Bir çukura düştüm, çıkamıyorum”

Eşinin ölümünden sonra hayatının altüst olduğunu ve iki çocuğu için ayakta kalmaya çalıştığını anlatan Aslaniye Bayraktar da, firmanın verdiği destek sözlerini tutmadığını belirterek, “İki çocuğum için mücadele ediyorum. İki kayınbiraderim maddi olarak bana destek oluyor. Firma sahibi bize söz verdi, ’Destek olacağız’ dediler ama hiçbir zaman arkamızda olmadılar. Onları Allah’a havale ediyorum. Onlar rahat yatıyor, biz rahat yatamıyoruz. Çocuğumun sıkıntıları var, onunla yaşıyorum. Kendi çocuğumun derdine düştüm. Oğlum büyüdü, askerliği var. Hepsi bir yük olarak omzumda duruyor. Gidiyorum eşimin mezarına, onunla konuşup dönüyorum. Topraklara sarılıyorum. Onlar çoluğuyla çocuğuyla rahat rahat oturuyor. Eşimle çok güzel bir evliliğimiz vardı. 16 yıl evli kaldık. Bir çukura düştüm, çıkamıyorum. Eşimi adeta joker gibi kullandılar” şeklinde konuştu.

“Amacımız para değil”

Babasını kaybettiğinde 14 yaşında olan, bugün ise 22 yaşına gelen Alper Bayraktar, 8 yıldır yaslarını dahi tutamadıklarını vurguladı. Sürekli bir hukuk mücadelesi içinde olduklarını belirten Bayraktar, “Bu süre boyunca acımızı yaşayamadık. Hep bir mücadele, hep bir koşuşturma içinde kaldık. Biz adaletin yerini bulmasını istiyoruz. En büyük temennimiz bu. Bizim amacımız para değil. Biz adaletimizi istiyoruz. Acımızı yaşamak istiyoruz” cümlelerini kullandı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Sosyal medyadaki “beyaz diş” tuzağı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/sosyal-medyadaki-beyaz-dis-tuzagi-0-sx9qYiYT.mp4
Son dönemde sosyal medya üzerinden satılan markasız diş beyazlatma ürünleri ciddi sağlık riski oluşturabiliyor. Diş Hekimi Doç. Dr. Gülhan Ünal, içeriği belirsiz kimyasalların diş minesini eriterek diş etlerinde ciddi yanıklar oluşturduğunu vurgulayarak, “Ucuz ve hızlı sonuç vadeden ürünler için ’kolay peynir fare kapanında olur’ diyebiliriz. Sağlığınızdan olmayın” uyarısında bulundu.

Diş beyazlatma işlemlerine yönelik ilginin arttığı son dönemde, özellikle sosyal medya üzerinden satılan markasız ürünlerin kontrolsüz şekilde yayılması uzmanları endişelendiriyor. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde görev yapan Diş Hekimi Doç. Dr. Gülhan Ünal, bu ürünlerin içerik belirsizliği nedeniyle ağız ve diş sağlığında ciddi tahribata yol açabileceğini söyledi. Ünal, hem ofis tipi hem ev tipi beyazlatma uygulamalarında yalnızca profesyonel ve onaylı ürünlerin kullanılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Dokulara zarar verme ihtimali yüksektir”

Ünal, sosyal medyada pazarlanan ürünlerin içeriğinde hangi kimyasalların hangi konsantrasyonda olduğunun bilinmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bu nedenle ciddi risk taşır. Bu ürünler ya yüksek tahriş oluşturur ya da sadece diş yüzeyini geçici olarak boyar. Kalıcı bir beyazlık sağlamadığı gibi dokulara zarar verme ihtimali yüksektir. Profesyonel ürünlerin CE ve FDA gibi sağlık sertifikalarına sahip olması gerekir. Bu belgeler olmadan kullanılan hiçbir ürün güvenli değildir. Eğer ürün aşındırıcıysa, uygulama sonrasında şiddetli sıcak-soğuk hassasiyetine, nefes alırken bile dişlerde ağrıya ve diş eti çekilmelerine sebep olabilir. Sosyal medya kaynaklı markasız diş beyazlatma ürünleri ciddi sağlık riski taşıyor. Bu ürünler ne içerdiği bilinmeyen kimyasallar barındırıyor. Mine yüzeyini aşındırıyor, diş etinde yaralanma ve şiddetli hassasiyet oluşturuyor. Vatandaşlarımızın sağlığını tehdit ediyor. Tüm beyazlatma işlemlerinin yalnızca profesyonel ürünlerle ve diş hekimi kontrolünde yapılması gerekir.”

“Kısa süreli ’beyazmış gibi’ gösterir”

Piyasada “uygun fiyat-yüksek performans” veya “anında beyazlık” gibi iddialarla satılan ürünlere karşı vatandaşları uyaran Ünal, durumu “Kolay peynir fare kapanında olur” sözüyle özetledi. Doç. Dr. Ünal, “Çok kısa sürede beyazlatma vaat eden ürünlerin çoğunda yüksek tahriş, yüksek aşındırıcı içerik veya boyar madde kullanımı vardır. Dişlerin üzerindeki renkli tabakayı uzaklaştırmak için çoğu üründe oksijen türevleri kullanılır. Bu maddeler diş minesi üzerinde aşındırma yapar. Diş etine temas ettiğinde hassasiyet ve yaralanma oluşturur. Bazı ürünler ise sadece boyar madde içerir, dişin rengini kısa süreli ’beyazmış gibi’ gösterir ama kalıcı değildir” dedi.

“Diş beyazlatmanın birkaç türü var”

Diş beyazlatmanın (bleaching) profesyonel bir tedavi süreci olduğunu hatırlatan Ünal, işlemin “ofis tipi” ve “ev tipi” olarak ikiye ayrıldığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Sağlıklı ve sağlıksız ürünleri ayırt edebilmek için diş beyazlatmanın birkaç türü vardır. Bir tanesi profesyonel bleaching yani ağartma işlemidir. Hastane ortamında uygulanır ve yüksek konsantrasyonlu ürünler yalnızca bir diş hekimi tarafından kullanılabilir. Evde kullanılan home bleaching ürünleri daha düşük konsantrasyondadır ve daha uzun sürede etki gösterir. Ancak bunların da profesyonel ve sertifikalı olması gerekir.”

“Yumuşak dokular mutlaka izole edilir”

Ofis tipi uygulamada yumuşak dokuların izole edilerek yüksek konsantrasyonlu ürünlerin hekim tarafından uygulandığını belirten Ünal, tedavi sonrası sürece ilişkin ise “Ofis tipi bleaching işlemlerinde yoğun tahrişe neden olabilecek kimyasallar kullanıldığı için yumuşak dokular mutlaka izole edilir. Bu süreç hekim kontrolü olmadan yapılamaz. Ev tipi beyazlatmada kullanılan plaklar gece boyunca yaklaşık 8 saat ağızda kalır. Talimatlara uygun şekilde kullanılırsa güvenlidir. Beyazlatma sonrasında dişin tübülleri açığa çıktığı için hassasiyet oluşabilir. Bu nedenle işlem sonrası flor uygulaması yaparak sinir uçlarını kapatırız. Ağartmadan sonra en az 15 gün beyaz diyet öneririz. Salçalı yemekler de dahil olmak üzere renkli gıdaların asgari düzeyde tüketilmesi gerekir. Sigara ve kahve kullanan kişilerde bile profesyonel beyazlatmanın etkisi uzun süre muhafaza edilebilir” bilgilerini verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Hastaneye gidemeyenlerin imdadına “Geniş Ailem” yetişiyor

Kocaeli’de yürütülen “Geniş Ailem Projesi” kapsamında, kentte yaşayan engelli ve 65 yaş üstü vatandaşlara sağlık kuruluşlarına ulaşım ve refakat hizmeti sunuluyor.

Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğünce yürütülen proje, yalnız yaşayan, hareket kısıtlılığı bulunan ve sağlık hizmetlerine tek başına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşların hayatını kolaylaştırıyor. Proje çerçevesinde vatandaşlar, randevu günlerinde evlerinden alınarak hastanelere ulaştırılıyor. Muayene ve tedavi süreçlerinde refakatçi desteği de sağlanan hastalar, işlemlerin ardından güvenli şekilde tekrar evlerine bırakılıyor.

Haftada üç gün hastaneye taşınıyor

Gölcük ilçesinde ikamet eden ve yüzde 98 engelli raporu bulunan Hilmi Aydın da belediyenin bu hizmetinden yararlanan vatandaşlar arasında yer alıyor. Ayağındaki rahatsızlık nedeniyle düzenli pansuman yapılması gereken Aydın, belediye ekiplerince haftada iki kez Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’ne, bir kez ise Kocaeli Şehir Hastanesi’ne götürülüyor.

Şeker hastalığı ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle zorlu bir tedavi süreci geçirdiğini belirten Hilmi Aydın, verilen desteğin kendisi için hayati önem taşıdığını vurguladı. Rahatsızlığının 1996 yılında başladığını anlatan Aydın, “Şeker hastalığının ardından kalp krizi geçirdim ve bir süre yoğun bakımda kaldım. Hastalığa bağlı olarak görme yetimi kaybettim. Daha sonra ayaklarımda sorunlar başladı ve parmak amputasyonları yaşadım. Şu an ayağımı kurtarmak için tedavi görüyorum” ifadelerini kullandı.

Aydın, emekli olduğunu ve tek başına hastaneye gitme imkanının bulunmadığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bu süreçte en büyük destekçim Büyükşehir Belediyesi oldu. Üç yıldır beni evimden alıp tedavime ulaştırıyorlar. Tek başıma bu süreci yönetmem mümkün değildi. Bu hizmet benim için çok büyük bir iyilik. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Çanakkale Boğaz’ında iddialı dalış denemesi; Hedefi 36 saat su altında kalmak

Çanakkale’de yaşayan Mazlum Kibar, 18 Mart Çanakkale Zaferine armağan etmek ve denizlerde yaşanan müsilaj sorununa dikkat çekmek için 36 saat suyun altında kalarak Guiness Dünya Rekorunu kırmayı hedefliyor.

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun (TSSF) CMAS ve aynı zamanda SSI dalış eğitmenliklerim bulunan Mazlum Kibar(32), 2011 yılında dalışa başladı. 2015’ten bu yana da ise profesyonel olarak bu işi icra eden Kibar Çanakkale Boğazı Saroz Körfezi’nde yeni bir rekor denemesine hazırlanıyor. Kibar, su sıcaklığı 15 derece ve altı olan Saroz Körfezi’nde 17 Mart 2026’da rekor dalış denemesi için suyun altına girecek. Kibar, burada günlük rutinini gerçekleştirerek 36 saat boyunca kalmayı hedefliyor. 18 Mart Çanakkale Zaferi gününde ise karaya çıkarak Çanakkale’ye o özel günde bir zafer daha kazandırmayı amaçlıyor. Aynı zamanda dalış yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaj tahribatını da gözler önüne sermek istiyor. Mazlum Kibar rekor dalış denemesine hazırlık aşamasının devam ettiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı; ” Şimdi de ekibimle beraber her gün suda uzun süre dalışlar gerçekleştirip, mümkün olduğunca o soğuğa karşı direncimizi kazandıracak dalışlar yapıyoruz. Bunun haricinde ev ortamında, küvete buz doldurup buzun içerisinde kalarak sürelerimizi arttırıyoruz. Hedefimiz o soğuğa karşı direnci arttırmak. 36 saat kalacağıma inanıyorum. Mesele burada o soğuğa karşı mücadeleyi doğru bir şekilde yönetmek.”

36 saat suyun altında kaldıktan sonra dünya rekorunu kırıp ülkemize armağan edeceğiz

Dünya rekorunu kırıp Türkiye’ye aramağan edeceğini söyleyen Mazlum Kibar, “18 Mart 2026’da Çanakkale Zaferi Günü’nde suyun altına girip yaklaşık 36 saat kalmayı planlıyoruz. Bu süreçte de 15 derecenin altındaki bir su sıcaklığında bu denemeyi gerçekleştireceğiz. Guinness Dünya Rekoru denemesi olacak. Suyun altından hiç çıkmadan 36 saat boyunca, suyumuzu içeceğiz, yemeğimizi yiyeceğiz, uykumuzu uyuyacağız ve 36 saat suyun altında kaldıktan sonra dünya rekorunu kırıp ülkemize armağan edeceğiz” dedi.

Çanakkale’ye 18 Mart’ta bir zafer daha armağan etmek istiyor

Rekoru kırarak uluslararası medyada Türkiye’nin adını bir kez duyuracağını vurgulayan Kibar, “Suyun altındaki hiçbir canlı karada belli bir süreden daha fazla yaşayamıyor. Aynı şekilde karadaki hiçbir canlı da suyun altında belli bir süreden daha fazla yaşayamıyor. Peki karadaki bir canlı suyun altında en fazla ne kadar yaşayabilir? Bu soruyu biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Bununla yola çıkıp suyun altında en uzun süre yaşayan insan olmayı hedefledim. Ondan sonra bu alanda farklı farklı rekor denemeleri var; en uzun süre kapalı konforlu ortamda, en uzun süre denizde, en uzun süre tatlı suda yani bir gölde ve en uzun süre denizde soğuk suda yani 15 derecenin altı su sıcaklığında. Biz sırasıyla her bir dünya rekorunu deneyip umarım kırıp ülkemize armağan edeceğiz. Bunlardan en zoru olan soğuk su rekor denemesini ilk gerçekleştirmeyi hedefledik. Burada 15 derecenin altında olması sebebiyle hipotermiye yakalanma durumu söz konusu, biraz hipotermiyle de mücadele ediyor olacağız. Allah’ın izniyle biz suya girip 36 saat sonra sudan çıkıp bu rekoru kıracağız. Çanakkale’ye 18 Mart Zaferi gününde bir zafer daha armağan edip hem de ülkemizin adını bir kez daha uluslararası medyada duyurarak bu rekor denemesini gerçekleştirmeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Soğuğa alışmak için 10 yıldır mont giymiyor

Çalışmalarına uzun süredir başladığını belirten Kibar, “Çalışmalarım aslında şu an yeni başlamadı, 2015’ten bu yana ben mont giymiyorum. Şu an Çanakkale’de de serin bir hava var. 2015’ten bu yana sürekli o soğuğa karşı bir mücadele içerisindeyim” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Kışın arkadaşlarla bir yere giderken herkes kafayı yedin moduyla bakıyor ama bu rekora hazırlanma süreciyleydi. Şimdi de ekibimle beraber her gün suda uzun süre dalışlar gerçekleştirip, mümkün olduğunca o soğuğa karşı direncimizi kazandıracak dalışlar yapıyoruz. Bunun haricinde ev ortamında, küvete buz doldurup buzun içerisinde kalarak sürelerimizi arttırıyoruz. Hedefimiz o soğuğa karşı direnci arttırmak. 36 saat kalacağıma inanıyorum. Mesele burada o soğuğa karşı mücadeleyi doğru bir şekilde yönetmek.”

Rekor denemesiyle ilk dalışını yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaja da dikkat çekecek

Hem 18 Mart Çanakkale Zaferine bir armağan hem de ilk dalışını yaptığı Saroz Körfezi’nde yaşanan müsilaja bu rekor denemesiyle dikkat çekeceğini açıklayan dalgıç, “Ben ilk dalışımı Saros Körfezi’nde gerçekleştirdim. Saros Körfezi de Çanakkale’de bulunuyor. Buraya ilk girdiğimde şunu hissettim; ben yeni doğmuş bir bebek gibiydim suyun altına girdiğimde ve her girdiğimde bu devam etti. Ne yazık ki günümüzde bir müsilaj sorunu var. Bu müsilaj sorunu da Marmara’dan Çanakkale Boğazı’ndan çıkıp özellikle lodos batı rüzgarı estiğinde Saros Körfezi’ne doğru dolmakta. Eğer biz bu müsilaja bir çözüm üretmezsek Saros Körfezi de gitgide ölmeye mahkum olacak. Aşağıdaki canlılar, suyun altındaki biyo-yapı çeşitliliğinin tahribatını suyun altına girdiğimizde görüyoruz. Evet şu an yüzeyde hiçbir şey görünmüyor ama altına girdiğimizde bu tahribat ne yazık ki gözüküyor. Özellikle Mart, Nisan, Mayıs aylarında çok yoğun bir şekilde bu gözükmekte. Sıcakladığında bu daha da çözülüyor. Biz bir yandan Çanakkale’deki o 18 Mart’taki getirilmiş olan o zaferdeki verilen mücadeleyi suyun altında da verip bakın aslında burada da bu sorun var, bu müsilaja bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Biz mücadele ederek sadece savaş zamanları değil, artık mücadeleler uluslararası bu tarz branşlarla da gerçekleşiyor. Biz buradaki başarımızı elde edersek inşallah onu da Saros Körfezi’ni koruma amacıyla, bunu duyurma amacıyla yapacağız. Bir nebze de olsa buradaki müsilaj sorununa çözüm üretmeyi de istiyoruz” şeklinde.

Kategoriler
Kocaelispor Haberleri KOCAELİSPOR Tüm Kocaelispor Haberleri

Kocaelispor, Fenerbahçe hazırlıklarını sürdürüyor

Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında deplasmanda Fenerbahçe ile oynayacağı maçın hazırlıklarını sürdüren Kocaelispor’da moraller iyi. Oyunculardan Can Keleş, Fenerbahçe maçında savaşacaklarının altını çizdi. Anfernee Dijksteel ise hocası nerede görev verirse orada oynayacağını söyledi.

Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında deplasmanda karşılaşacağı Fenerbahçe maçının hazırlıklarını sürdüren Kocaelispor, günü tek antrenmanla geçirdi. Alt yapıyla çalışmaya devam eden Ahmet Sagat antrenmanda yer almadı. Antrenmandan önce futbolculardan Can Keleş ve Anfernee Dijksteel basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Can Keleş: “Kulüpten ayrılırsam Kocaelispor’a geleceğime dair söz vermiştim”

Transfer sürecine dair konuşan Can Keleş, “Geldiğim ilk günden itibaren herkes beni sıcak karşıladı. Adaptasyon sürecim fazla sürmedi. Çünkü burada aile ortamı var. Son maç az bir süre aldım. Ama ilerleyen maçlarda inşallah gerekeni yapıp takıma en iyi şekilde yardım edeceğim. Buraya transfer sürecimde ise çok teklif vardı. Önce takımda kalmayı düşünüyordum. Sonra Kocaelispor ile iletişime geçtikten sonra hocaya eğer kulüpten ayrılırsam Kocaelispor’a geleceğime dair bir söz verdim. Başkanın projesi de çok hoşuma gitti. Ondan dolayı bu adımı atmak istedim. Bir sene kiralık olarak buraya geldim” dedi.

“1-2 maç sonra yüzde yüze çıkacağım”

Kocaelispor taraftarının gösterdiği ilgiye ve beklentiye değinen Can Keleş, “Kocaeli büyük bir camia; taraftarlar olsun, hikayesi olsun çok büyük. Elimden gelenin en iyisini vereceğim. Umarım onları bu bir sene içinde çok mutlu ederim. Onlar beni sıcak sıcak karşıladı. Ben de onlara elimden gelen en üst seviyede ne yapabiliyorsam hepsini geri iade edeceğim. Kamp sürecinde ufak bir sakatlık geçirmiştim ama kendimi iyi hissediyorum. Yüzde yüz fitim. 1-2 maç sonra siz de göreceksiniz en üst seviyeye çıkacağım. İnşallah güzel bir sezon geçiririz. Onlar da mutlu olur, ben de mutlu olurum. Kocaeli güçlü bir taraftar kitlesine sahip. Her maç böyle gelip bize destek verirlerse biz de elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

“Fenerbahçe maçında sahada savaşacağız”

Kaybedilen Samsunspor ve cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe maçıyla ilgili sorulara ise Keleş, “İlk maçı izlemiştim Trabzonspor’a karşıydı. Kocaelispor 90 dakika boyunca iyi bir maç sergilemişti. Son maçta da iyi bir performans sergiledik. Kırmızı karttan dolayı biraz defansif oynama mecburiyetinde kaldık ama şöyle bir şey söyleyeyim. Hakemlere kötü bir şey söylemek istemiyorum ama yeri geldiği zaman bazı pozisyonlarda yanlış çalabiliyorlar. Bu maç da öyle bir maçtı. Ne yazık ki kaybettik ama iyi bir oyun sergiledik. Şimdi önümüzdeki maçta 3 puanı almak için savaşacağız. Şans da bize doğru dönerse 3 puanları da almaya başlayacağız. Ondan sonra her şey güzel şekilde olacak. Fenerbahçe büyük bir camia ama biz de büyük bir camiayız. Tabii ki 90 dakika heyecan dolu bir maç olacak. Elimizden geleni yapacağız. Sahada savaşacağız. Oraya kazanmaya gideceğiz” sözlerini kaydetti.

Dijksteel: “Moral ve motivasyon açısından iyi durumdayız”

Takım olarak iyi bir iletişime sahip olduklarının altını çizen Anfernee Dijksteel, “Hepimizin üzgün olduğunu söyleyebilirim. Takım olarak iyi oynadığımızı düşünüyorum ancak bu bize galibiyeti getirmedi. Biz yine çalışmaya devam edip bir sonraki maç için hazırlanıyoruz. Moral ve motivasyon açısından takımımız iyi durumda. Herkes bu maça odaklı. Tabii ki güçlü bir takım olduklarını biliyoruz ancak biz de elimizden gelenin en iyisini yaparak oradan bir şeyler almaya çalışıyoruz” dedi.

“Hocam nerede görev verirse orada oynarım”

Sağ bek oynamasına rağmen Samsunspor maçında stoper olarak görev yapmasıyla ilgili olarak Dijksteeel, “Geçmişte benim stoper olarak oynamışlığım da var. Ama tabii ki asıl mevkim sağ bek. Ama hocamız stoper olarak oynamamı söylerse ben tabii ki onu da yapacağım. Ya buraya geleli neredeyse 3-4 hafta oldu ve bu süreç içerisinde arkadaşlarımla ya da ailemle ne zaman konuşsam burada güzel zaman geçirdiğimi söyledim. Futbolu burada bırakmam gerekirse bence bununla ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kaydetti.

Kategoriler
İzmit Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

Kamu malına çökenlere geçit yok!

Fatma Başkan, kira süresi dolmasına rağmen boşaltılmayan “Sevgi Tomurcukları Anaokulu”nun tahliye edilerek Turgut Mahallesi’nde belediyeye ait “Çınar Kreş” olarak hizmete açılacağını duyurarak, “Kamu malına çökenlere karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, Turgut Mahallesi’ndeki “Sevgi Tomurcukları Anaokulu” ile ilgili olarak, gerçeği yansıtmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik ve kişisel inanç değerlerine dil uzatan açıklamalara yönelik kamuoyunu bilgilendirdi. Başkan Hürriyet açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Malum yandaş basında da çok konusu olan, sanki biz milletin ekmeğiyle oynuyormuşuz da zorla bir yerleri boşaltıyormuşuz gibi bir algıyla gündeme gelen tahliye süreci aslında tamamen yasal yollarla, yasal haklarımızı kullanarak ve belediyemize ait bir arazide yapılmıştır. Kira süresi dolmuş, hatta bu süre zarfında hukuka aykırı pek çok durum tespit edilmiş bir yerdir burası.
“DEFALARCA YAZI GÖNDERDİK”
Burası bir kreş alanıdır. Daha önce de kreş olarak işletilen bu yer 10 yıl önce, 25 Ağustos 2014’te 10 yıllığına kiraya verilmiştir. Sözleşmenin bitiş tarihi 25 Ağustos 2024’tür. Belediyemize ait yerlerin kira süresi dolduğunda, kiracılık ilişkisi sona ermekte ve büyük çoğunluğu hizmetlerimiz, projelerimiz ya da tesislerimiz için belediye tarafından kullanılmaktadır. Defalarca çağrıda bulunarak “Süreniz dolduğunda lütfen boşaltın, belediyeye zarar vermeyin, vatandaşa hizmetin önüne geçmeyin, zaten 10 yıl boyunca istediğiniz gibi kullanmışsınız ve artık 10 yıllık süreniz dolmuş, süreniz bittiğinde devletin arazisini devlete geri vermek zorundasınız” dedik. Bununla da yetinmeyip defalarca yazı gönderdik.
“BELEDİYENİN MALINA ÇÖKEN BİR GRUP VAR”
Tüm bu süreçte açılan davaların hepsini kazandık. Sonunda kaymakamlık hukuki hakkımızı tanıdı ve tahliye işlemi gerçekleştirildi. Buna rağmen canlı yayınlarda bize din ve iman dersi vermeye kalkanlar oldu. Bu kişilerin samimiyetini takdirinize bırakıyorum. Neden boşaltmak istemiyorlar? Çünkü belediyenin malına çöken bir grup var. Zamanında devlet ve belediye arazileri çok düşük bedellerle, çok uzun sürelerle kiralanmış ve üzerinde yapılan her şeye göz yumulmuştur.
“KİRA BEDELİ 160 LİRA”
Örneğin burası 2014’te ihale edilmiş, kirası sadece 160 liradır. Oysa burası iki dönümden fazla bir alandır. Bugün bir kreş ücreti 20-25 bin liradan aşağı değildir. Ama burada yer kirası sadece 160 lira. Biz ucuz kiralamanın yanlış olduğunu söylüyoruz. Ancak asıl meselemiz burayı gerçek değerinde kiraya vermek de değil, tamamen belediyemizin ihtiyaçları için kullanmaktır. Çünkü bizim projelerimiz ve hizmetlerimiz için yere ihtiyacımız var.
“ZARARIN TAZMİNİ İÇİN DAVA AÇACAĞIZ”
Buna rağmen 2 yıl boyunca boşaltmamak için direnen, davalar açarak işi sürüncemede bırakan bir grup oldu. Üstelik kiralayan başka, kullanan başka kişiler. Kimlere devrettikleri belli olmayan, kendi aralarında ne tür anlaşmalar yaptıkları bilinmeyen bir tablo vardı. Biz bu süreçte defalarca uyardık: “Eninde sonunda boşaltmak zorunda kalacaksınız. Çocukları ve aileleri mağdur etmeyin.” dedik. Ama dikkate alınmadı. Bu nedenle belediyemizin uğradığı zararın tazmini için dava açacağız. Kamu malına çökenlere karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.
“ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”
Bugüne kadar çok hakarete, çok iftiraya uğradık. Ama haklı olduğumuz için geri adım atmadık. Kamu malını, milletin malını koruyoruz. Milletin malını millete kazandırmaya çalışıyoruz. Bu nedenle kim ne derse desin, haklı olduğumuz yerde asla geri adım atmayacağız. 160 lira bir kahve parası bile değil. Bugün kahve 200 liraya yaklaşmış durumda. Yani bir kahve parasına kiralanan bu yerden çocuk başına aylık 20-25 bin lira gelir elde ediliyordu. Hem de denetimsiz, kontrolsüz bir şekilde.
TURGUT HALKINA MÜJDEYİ VERDİ
Turgut Mahallesi halkımıza müjdemizi verelim. Burası artık belediyemizin “Çınar Kreş” hizmeti olarak kullanılacaktır. Amacımız aslında geçen yıl tahliye edip tadilatını yaparak bu yıl hizmete açmaktı. Ancak davaların uzun sürmesi buna engel oldu. Tahliye yeni gerçekleştiği için şimdi Fen İşleri ekiplerimiz hızla tadilata başlayacak. Yarıyıla doğru inşallah hizmete açacağız.
“4 SINIF OLACAK”
Burada 4 sınıflık bir kreş olacak. İçeride ciddi tadilat yapılacak, yıpranan kısımlar onarılacak, bahçe düzenlenecek, mobilyalar yenilenecek. Çok daha iyi koşullarda hizmet vereceğiz. Ayrıca bu süreçte belediyemizi zarara uğratanlarla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunacak ve zarar ziyan tazmini için dava açacağız.
“HALKIMIZIN MALINI KORUYORUZ”
Kamu malına çökerek menfaat temin edenlere asla izin vermeyeceğiz. Asıl vicdansızlık; devlet malını 160 liraya kiralayıp buradan büyük gelir elde etmek ve bunu kontrolsüz işletmektir, süresi dolduğu halde çıkmamaktır devlet malını sanki kendi malı gibi sahiplenmektir. Biz halkımızın malını koruyoruz. Devletin malına çökenlere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Halkımız da kimin ne yaptığını görüyor ve bize güveniyor. Sonuç olarak, Turgut Mahallesi’ndeki bu yer artık tamamen kamu hizmeti için kullanılacaktır. Çınar Kreş olarak en kısa sürede hizmete açılacak ve halkımıza en iyi koşullarda hizmet verecektir”
Kategoriler
İzmit Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

İZMİT BELEDİYESİNDEN KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA

KİRA SÜRESİ DOLDU VE SÖZLEŞMEYE AYKIRI KULLANIM TESPİT EDİLDİ
Söz konusu taşınmaz, 2014 yılı Ağustos ayında, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle kiraya verilmiş olup sözleşme süresi 2024 yılı Ağustos ayında dolmuştur. Ayrıca kiralanan yerin kira sözleşmesine aykırı şekilde üçüncü kişilere devredildiği tespit edilmiştir.
ÖNCEDEN RESMİ BİLDİRİM YAPILDI
İşletmecilere, sözleşmenin yenilenmeyeceği ve yeni öğrenci kaydı alınmaması gerektiği resmi yazıyla bildirilmiş, çocukların ve velilerin mağdur olmaması için süre tanınmıştır.
YARGI KARARLARI İLE KESİNLEŞTİ
Kiracılar tarafından açılan dava, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi’nin 2024/1350 Esas, 2025/99 Karar ve 24.01.2025 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Bu karar, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi’nin 2025/231 Esas, 2025/1038 Karar ve 18.07.2025 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
TAHLİYE YASAL KARARLA YAPILDI
Kesinleşmiş yargı kararları doğrultusunda, 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca Kaymakamlık aracılığıyla ve kolluk desteğiyle 13.08.2025 tarihinde tahliye işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu işlem, tamamen hukuki dayanaklarla ve mahkeme kararlarının gereği olarak yapılmıştır.
İNANÇLARI HEDEF ALAN SÖZLERİNİZİ REDDEDİYORUZ
Belediye Başkanı’na yönelik olarak sarf edilen “Allah’ı yok” gibi seviyesiz ve inanç değerlerini hedef alan ifadeler, hiçbir demokratik tartışma kültürüyle bağdaşmamaktadır. Kamu görevlilerine yönelik eleştiriler, hakaret ve dini değerler üzerinden ayrıştırma boyutuna taşındığında, bu durum hem ahlaken hem de hukuken kabul edilemez. İzmit Belediyesi olarak bu açıklamaları şiddetle kınıyor, hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz.
KAMU YARARI ESAS ALINMIŞTIR
İzmit Belediyesi, piyasa rayicinin çok altında kalan ve sözleşme şartlarına aykırı kullanılan belediye taşınmazlarını kamu yararı doğrultusunda belediye eliyle işletmeye devam edecek, bu tür yerleri kamu hizmeti için değerlendirecektir. İzmit halkının vergileriyle alınan ve kamuya ait olan hiçbir taşınmazın, hukuki süresi bitmesine rağmen özel kişi veya kişiler tarafından kullanılmasına göz yumulmayacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

İsli peynirin dumanı Rusya’ya ulaştı: Putin’e özel davet

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/isli-peynirin-dumani-rusyaya-ulasti-putine-ozel-davet-0-xBC7YQzM.mp4
Kocaeli’de Çerkes kültürünün eşsiz lezzeti isli peynir, sabahlara kadar süren zahmetli üretim süreciyle dikkat çekiyor. Meyve odunu ateşinde sabırla pişirilen isli peynirlerin ünü Kocaeli’yi aşarken, üretici Musa Aldemir, Vladimir Putin’i köyüne davet ederek, “Putin’in de isli peyniri sevdiğini duydum. Putin Türkiye’ye gelirse Çerkes peynirinden ikram ederim, isterse de gönderirim. Buyursun gelsin, misafirimiz olur” dedi.

Çerkes kültürünün önemli lezzetlerinden biri olan isli peynir, Kocaeli’nin Kartepe ilçesine bağlı Uzuntarla Mahallesi’nde geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ediyor. Taze süt, doğal maya ve meyve odunlarının dumanıyla şekillenen bu özel peynir, zahmetli ve sabır isteyen bir sürecin ürünü olarak ön plana çıkıyor.

Buharda kaynatılan süt, tuzlama ve dinlendirme aşamalarından geçirilerek sepetlerde şekil alıyor. Ardından meyve ağaçlarının odunlarıyla yakılan ocaklarda saatlerce islenerek kendine has aromasını kazanıyor.

10 yıldır bu binbir emek isteyen geleneği yaşatan Musa Aldemir (75), annesinden devraldığı yöntemle ürettiği isli peynirleri sadece Kocaeli’de değil, İstanbul, Sakarya, Bursa ve Adana gibi illere de gönderiyor.

“4 çeşit yapıyorum”

İsli peynir yapımını ailesinden öğrendiğini belirten Musa Aldemir, “Eskiden annemler yapıyordu. Onlar rahmetli olduktan sonra ben yapmaya başladım. Cevizli, pul biberli-kekikli, çörek otlu ve sade isli peynirleri yapıyorum. Taze olarak da yapıyorum” dedi.

En az 24 saat pişiyor

Aldemir, isli peynirin yapım süreci hakkında da detaylı bilgiler verdi. Üretimin 140 kilogram sütle başladığını vurgulayan Aldemir, şöyle konuştu:

“Sütü buharlı kazanlarda kaynatıyorum. 120 derece kaynadıktan sonra kendi suyuyla kestiriyorum. Dışarıdan peynir mayası asla kullanmıyorum. Kestirme işlemi de 15-20 dakika sürüyor. Ardından kazanlarda 2 saat dinlendiriyorum. Dinlendikten sonra sepetlere koyuyorum ve 3 kademede tuzluyorum. Sonrasında yeniden sepetlere koyuyorum ve 1,5-2 saat suyun süzülmesini bekliyorum. Ardından peynirleri ters çeviriyorum ve desenleri çıkmış oluyor. 12-14 saat dinlendirdikten sonra ocağa getiriyorum ve diziyorum. 24-48 saat arasında pişiriyorum. Kışın ısınma zor olduğu için bu süre 48 saate çıkıyor ama yazın hava sıcak olduğu için pişmesi de daha kısa oluyor.”

“Takibi zor”

Peynirin yapımından ziyade isleme işlemi ve takibinin zor olduğuna dikkat çeken Musa Aldemir, “Yüksek ateşte olduğu için peynirler haşlanabilir. Sürekli kontrol etmek zorundasınız. Yarım saatte bir, bir saatte bir kontrol ediyorum. Pişirirken meyve odunu kullanıyorum. Kiraz, armut gibi meyve ağaçlarının odunlarını kullanıyorum. Gece saat 00.00 ile 01.00 aralarında peynirleri bırakıyorum, sabah yeniden takibine başlıyorum. Takibi zor” diye konuştu.

“Meyve odunları aroma katıyor”

Aldemir, meyve ağaçlarının peynire aroma verdiğini de ifade ederek, “Ben kiraz, armut, ayva ve meşe odunu dışında odun kullanmam. Mesela çınarın odununu kullanmıyorum çünkü hemen yanar ve yandığı zaman da peynirler haşlanır. Sadece meşe ve meyve ağacı odunları kullanıyorum” ifadelerini kullandı.

Adana’ya kadar gidiyor

İsli peynirlerini başta Kocaeli olmak üzere İstanbul, Sakarya, Bursa ve Adana gibi illere gönderdiğini aktaran Aldemir, “İzmit’te de bazı dükkanlara satıyorum. Benden alınan isli peynirler pazar yerlerinde ve şarküteri dükkanlarında satılıyor. Ayrıca kendi müşterilerim de var” şeklinde konuştu.

Putin’e davet

Son olarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Uzuntarla’ya davet eden Musa Aldemir, “Putin’in de isli peyniri sevdiğini duydum. Zaten Kafkasya’da yapılıyor. Putin Türkiye’ye gelirse Çerkes peynirinden ikram ederim, isterse de gönderirim. Buyursun gelsin, misafirimiz olur. Kendisini Uzuntarla’ya bekliyorum. Peynir üreticisi Şavko Levent isimli arkadaşımızın da Putin’e isli peynir gönderdiğini duymuştum. Bir de onun isli peynirlerinde Kafkas arması olur. Bu işte en eski olanlardan biridir. O da çok güzel isli peynir yapar” dedi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version