Kategoriler
Sağlık Haberleri SAĞLIK Tüm Sağlık Haberleri

Uzmanı uyardı: “Her bel fıtığında ameliyat şart değil”

Her bel fıtığı hastasının ameliyat olmaması gerektiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Nehir Barut, “Sadece yüzde 5 civarında hastada ameliyat gerekli olur. Yatak istirahati, ağrı kesici medikal tedaviler ve bazen fizik tedavi ile rahatlama sağlanabilir. Hastaların büyük çoğunluğunda bu yöntemlerle şikayetler gerilemektedir. Dirençli ağrı, kuvvet kaybı, idrar kaçırma gibi şikayetler varsa cerrahi tedavi kaçınılmazdır. Cerrahinin gecikmesi, felç gibi geri dönüşü olmayan nörolojik komplikasyonlara yol açabilir” dedi.

VM Medical Park Gebze Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Nehir Barut, bel fıtığı ve tedavi yolları hakkında açıklamalarda bulundu. Bel fıtığının tanımını yapan Op. Dr. Barut, “Bel fıtığı, bel omurgaları arasındaki disk adı verilen kıkırdak yastıkların zaman içinde zorlanma ve yıpranma nedeniyle yırtılması, kopması ve yerinden kayması sonucu oluşan sinir köklerinin sıkışmasıdır” diye konuştu.

“35-40 yaşlarında sık gözüküyor”
Bel fıtığına neden olan durumlardan bahseden Op. Dr. Barut, “Bel fıtıkları genel olarak ağır kaldırma sonucuyla tetiklenir. Bununla birlikte aşırı kilo (obezite), ani hareketler, yaşlılık, uzun süre aynı pozisyonda oturmak, genetik faktörler ve sigara tüketimi de bel fıtığına neden olan faktörler arasında gösterebilir. Sıklıkla 30-50 yaşları arasında görülür. Özellikle 35-40 yaşlarında pik yapar” şeklinde konuştu.

“Bacaklara yayılan şiddetli ağrı, uyuşma görülebilir”
Belirtilere de değinen Barut, “Bel hareketlerinde kısıtlanma kasların gerilmesi ve spazmı sonucu görülür. Yürüme ve oturma sırasında zorlanma fıtığın sinirleri etkilemesiyle ortaya çıkar. Ayak ve bacak kaslarında güçsüzlük omurgadaki sinirlerin zarar görmesi sonucu gelişir. Bacaklara yayılan şiddetli ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğü olabilir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRI), bel fıtığı tanısında en yaygın kullanılan yöntemdir. Omurganın kemik yapısının incelenmesinde röntgen ve bilgisayarlı tomografi istenebilir. Ayrıca, bazı özel durumlarda sinir iletim hızları, sinir hasarı ve kas zayıflığının tespiti için EMG (Elektromiyografi) tetkiki istenebilir” ifadelerini kullandı.

“Sıcak veya soğuk kompres uygulaması iyi gelebilir”
Bel fıtığına iyi gelen önerilerde bulunan Op. Dr. Barut, “Sıcak veya soğuk kompres uygulaması, fizik tedavi, istirahat ve kasları çalıştırmak ve ağrı kesiciler bel fıtığı sonucu yaşanan ağrıyı dindirmeye yardım edebilir. Ağrı kesici ilaçlar ve anti-enflamatuar ilaçlar kullanılır. Bel bölgesi, vücudun ağırlık merkezidir ve gün içinde yaptığımız tüm hareketlerden etkilenmektedir. Düzenli yürüyüşler, kan dolaşımını artırarak bel bölgesine daha fazla oksijen gitmesine yardımcı olabilir. Bel fıtığı olanlar için karın kaslarını güçlendirmek önemlidir. Pelvik tilt, kedi-inek pozisyonu, köprü egzersizi, çocuk pozu ve diz göğse çekme egzersizleri ile bel ve karın kaslarını güçlendirir, omurga esnekliğini artırır ve ağrıyı hafifletir. Ağır kaldırmamak önemlidir. Ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Sağlıklı bir kiloya sahip olunmalıdır. Düzenli egzersiz yapılmalıdır. İyi bir duruş pozisyonu edinilmelidir. Sigara bırakılmalıdır” açıklamasında bulundu.

“Bazen fizik tedavi ile rahatlama sağlanabilir”
Tedavi yollarına dikkat çeken Op. Dr. Barut, “Yatak istirahati, ağrı kesici medikal tedaviler ve bazen fizik tedavi ile rahatlama sağlanabilir. Hastaların büyük çoğunluğunda bu yöntemlerle şikayetler gerilemektedir. Dirençli ağrı, kuvvet kaybı, idrar kaçırma gibi şikayetler varsa cerrahi tedavi kaçınılmazdır” diye konuştu.

“Sadece yüzde 5 civarında hastada ameliyat gerekli olur”

Her bel fıtığı hastasının ameliyat olmaması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Barut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadece yüzde 5 civarında hastada ameliyat gerekli olur. Acil ameliyat gerektiren durumlar da vardır. İlerleyici güç kaybı, örneğin hastanın bacak-ayak kaslarında ilerleyici güç kaybı meydana geliyorsa, bu ciddi bir sinir sıkışmasının işareti olabilir. Düşük ayak (foot drop), hastanın ayak bileğini yer çekimine karşı yukarı kaldırmakta zorlanması veya bunu hiç yapamaması durumudur. Bu durumda ameliyat aciliyet kazanır. İdrar ve büyük abdest kontrol kaybı, sfinkter kaslarında güçsüzlük sonucu hastanın idrarını veya büyük abdestini tutamaması durumunda hızlı müdahale gereklidir. Bu, omurilik üzerindeki ciddi baskının göstergesidir ve ameliyat gecikirse sinir hasarı kalıcı hale gelebilir. Hastanın başvuru sırasında belirgin nörolojik kayıpları varsa (örneğin, bacakta hissizlik ve felç durumu), sinir üzerindeki basının hızla ortadan kaldırılması için cerrahi müdahale şarttır. Cerrahinin gecikmesi, felç gibi geri dönüşü olmayan nörolojik komplikasyonlara yol açabilir. Bu yüzden yukarıda belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden bir omurga cerrahisi uzmanına başvurmak hayati önem taşır.”

Kategoriler
Sağlık Haberleri SAĞLIK

Deprem korkusuyla başa çıkmak için öneriler

Depremin hemen ardından korku, ne yaptığını ve nerede olduğunu bilememe, duygularını hissedememe ve kafa karışıklığı gibi belirtiler yaşanabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. İpek Buse Güzelce, “Kişi, olayı hatırlamak istemese de anılar zihnine kendiliğinden gelebilir. Bu belirtilerle başa çıkmak için temel ihtiyaçlarınıza özen gösterin; özellikle uyku ve iştahınızı dengelemeye çalışın. Yaşadıklarınızı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla paylaşmaktan çekinmeyin. Günlük küçük rutinlerinize dönmeye çalışın” dedi.

İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. İpek Buse Güzelce, doğal afetlerin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Doğal afetler karşısında ruhsal etkilenmelerin kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Güzelce, “İnsan doğası gereği, karşılaşılan afetler karşısında belli derecelerde ruhsal etkilenme herkes tarafından yaşanır. Yaşadığımız coğrafyada deprem başta olmak üzere, doğal afetler karşısında ruhsal zorlanmalar yaşayabilir, ruhsal tepkiler ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.

Deprem sonrası yaşanabilecek olumsuz durumlardan bahseden Uzm. Dr. Güzelce, “Depremin hemen ardından yaşayabileceğiniz tepkiler arasında korku, ne yaptığınızı ve nerede olduğunuzu bilememe, duygularınızı hissedememe, kafa karışıklığı ve tepki vermeme olabilir. Bu tepkiler, ‘olağandışı durumlara verilen olağan tepkiler’ olarak tanımlanır. Çoğu kişi için bu tepkiler, olaydan sonra ilk haftalarda zamanla azalır ve ortadan kalkar. Tedavi veya müdahaleye gerek kalmadan kişi olay öncesi haline dönebilir” dedi.

“Olayla ilgili kâbuslar görülebilir”

Bu tepkilerin yanı sıra olay anını tekrar hatırlama, olayın istenmeden tekrar tekrar zihne gelmesi gibi belirtilerin de görülebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Güzelce, şu bilgileri paylaştı: “Bu durum ‘yeniden yaşantılama’ olarak adlandırılır. Kişi, olayı hatırlamak istemese de anılar zihnine istenmeden gelebilir. Bu anılar çok canlı olabilir ve kişi sanki olay yeniden oluyormuş gibi hissedebilir. Bu hatırlamalarla birlikte iç sıkıntısı, çarpıntı, terleme gibi bedensel belirtiler de tetiklenebilir. Olayla ilgili kâbuslar görülebilir. Ayrıca, olayın tamamını veya bazı kısımlarını hatırlayamama, depremin olduğu eve girememe, olayla ilgili konuşmak istememe, uykusuzluk, sinirlilik, aşırı irkilme gibi tepkiler de ortaya çıkabilir. Yaşadıklarınız karşısında kendinizi çaresiz hissedebilir ve karamsar düşünceler içinde bulabilirsiniz.”

“Tepkilere karşı öneriler”

Uzm. Dr. Güzelce, deprem sonrası travmalarımızı nasıl yönetebileceğimiz ve kendimizi nasıl iyi hissedeceğimiz konusunda şu önerilerde bulundu: “Temel ihtiyaçlarınıza özen gösterin, özellikle uyku ve iştahınızı dengelemeye çalışın. Duygularınıza izin verin; yaşayabileceğiniz üzüntü, kaygı, korku gibi duygular olağan tepkilerdir. Duygularınızı ve yaşadıklarınızı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla konuşmaktan çekinmeyin. Günlük küçük rutinlerinize dönmeye çalışın. İlk günlerde yaşayabileceğiniz uykusuzluk ve iştah değişiklikleri gibi durumlarda sakinleştirici veya yatıştırıcı ilaçları kullanmamaya özen gösterin. Depreme ait görsel ve videolara maruziyetinizi kısıtlayın. Nefes egzersizleri veya gevşeme tekniklerini deneyin. Derin nefes almak, bedenin rahatlamasına ve zihnin sakinleşmesine yardımcı olabilir.”

“İlk haftalarda bazı şikâyetler görülmesi normal”

Hangi durumlarda uzman destek alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güzelce, “İlk haftalarda bu belirtilerin görülmesi doğaldır. Ancak, şikayetler ilerleyen haftalar içinde azalmıyorsa, yaşantınızı etkiliyor ve yaşamınıza uyum sağlamanızı zorlaştırıyorsa, uyku ve iştah değişikliklerinde düzelme olmuyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

1 aydan uzun süren olumsuz belirtiler hakkında uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Güzelce, “Eğer bu belirtiler 1 aydan uzun sürerse ya da zamanla azalmak yerine daha da yoğunlaşırsa, bu durum Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak adlandırılabilir. Bu yüzden belirtiler geçmiyorsa ya da kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkilemeye devam ediyorsa, bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak çok önemlidir. Erken destek almak iyileşme sürecini kolaylaştırır. TSSB belirtileri her insanda farklı şekillerde yaşanabilir. TSSB, tedavi edilebilir bir durumdur; ancak kendi kendine geçme olasılığı düşüktür. Tedavide hem ilaçların hem de psikoterapinin yeri vardır” dedi.

“Tedavi seçenekleri”

Travma ile ilişkili ruhsal bozukluklarda temel tedavi yönteminin psikoterapi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Güzelce, uygulanabilecek tedavi seçeneklerini şöyle sıraladı: “Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Travma Odaklı Terapiler: Kişinin travmayla baş etmesini, düşünce ve davranışlarını yeniden düzenlemesini sağlar.

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme): Travmatik anıların daha az rahatsız edici hale gelmesine yardımcı olan özel bir terapi yöntemidir.

İlaç tedavisi: Bazı durumlarda, özellikle kaygı, uyku problemleri veya depresyon belirtileri yoğunsa, psikiyatrist tarafından ilaç desteği verilebilir.”

Uzm. Dr. Güzelce, “Her bireyin ihtiyacı farklıdır. Bu yüzden tedavi kişiye özel planlanır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Kategoriler
KÜLTÜR SANAT Tüm Kültür Sanat Haberleri

Büyükşehir, 23 Nisan’da hastanedeki çocukları unutmadı

Büyükşehir, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı hastanede geçiren çocukları da unutmadı. Hastane odasında ziyaret edilen çocuklar, bu güzel sürpriz karşısında büyük mutluluk yaşadı.

 

HASTANEDE ZİYARET ETTİLER

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bu yıl gerçekleştirdiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında hastanede tedavi gören çocuklar için de anlamlı etkinlikler düzenledi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kılavuz Gençlik Bilgievleri yaptığı sürprizle, İzmit Milli İrade Meydanı’ndaki ‘Bi Dünya Eğlence 23 Nisan Şenlikleri’ne katılamayan çocukları tedavi gördükleri hastanede ziyaret etti.

 

40 ÇOCUK BAYRAMIN NEŞESİNİ YAŞADI

Kılavuz Gençlik Bilgievleri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Hastanesi Onkoloji Servisi ile Karamürsel Devlet Hastanesi Çocuk Servisi’nde tedavi gören çocuklar için oldukça anlam yüklü sürprize imza attı. İki hastanede tedavi gören yaklaşık 40 çocuğu ziyaret ederek bayramlarını kutlayan Bilgievleri yetkilileri çocuklara palyaço gösterileri, balonlar ve Türk bayrakları ile renkli bir atmosferde bayram coşkusu yaşattı.

 

AİLELER BÜYÜKŞEHİR’İ TAKDİR ETTİ

Hastanede tedavi gören çocuklara şarkılar söyleyerek onlarla dans eden, masalları kukla gösterisiyle canlandırarak çocuklara çeşitli hediyeler veren Kılavuz Gençlik Bilgievleri bu sürpriziyle minik yürekleri ısıttı. Tek amacı çocukları soğuk hastane ortamından uzaklaştırıp 23 Nisan coşkusunu yaşatarak mutlu etmek olan Bilgievleri, kendileri küçük ama kalpleri büyük olan oyun arkadaşlarına renk katabilmek ve yüzlerinde tebessüm oluşturabilmek için yaptığı jestle ailelerin de takdirini topladı.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
Körfez Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

Tavuk dürüm yedi, geceleri uyuyamaz hale geldi

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/tavuk-durum-yedi-geceleri-uyuyamaz-hale-geldi-0-CWzxHTvN.mp4
Kocaeli’nin Körfez ilçesinde tavuk dönerden zehirlenen 648 kişiden Kayhan Dölcel, yeniden fenalaşarak hastanede tedavi altına alındı. Geceleri uyuyamadığını, ağrılarının dinmediğini ve zor günler geçirdiğini anlatan Dölcel, “Bir dürüm yedik ne hallere düştük. Sanki zehir zıkkım yedik. Şu düştüğümüz hale bakın” dedi.

Ramazan Bayramı’nın 2 ve 3’üncü gününde Güney Mahallesi Atatürk Caddesi’ndeki bir iş yerinde tavuk döner alan bazı kişilerde mide bulantısı ve kusma şikayetleri görüldü. Zehirlenme belirtileri yaşayan 648 kişi çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı.

Olayın ardından şikayetlerin kaynağı olduğu belirtilen dönerci, Körfez Belediyesi zabıta ekiplerince mühürlenerek geçici süreyle kapatıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, işletmede denetim yaparak ürünlerden numune aldı. Kocaeli Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü yetkililerince yapılan kontrollerde, tavuk döner numunesinin test sonuçlarının olumsuz çıktığı ve numunenin Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’ne uygun olmadığı tespit edildi. Olayla ilgili dönerci dükkanının işletmecileri olduğu öğrenilen E.T. ve K.Y. isimli şahıslar tutuklandı.

Yeniden fenalaştı

Zehirlenme belirtileri üzerine hastanelere başvuranlardan bazıları taburcu edilirken, bazısının ise tedavileri sürüyor. Geçtiğimiz günlerde tedavisinin ardından evine giden ancak yeniden rahatsızlanarak Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Kayhan Dölcel’in de tedavisi devam ediyor.

“Ne yatabiliyorum ne de uyuyabiliyorum”

Geceleri uyuyamadığını anlatan Kayhan Dölcel, “Ne yatabiliyorum ne de uyuyabiliyorum. Uyumaya çalışıyorum ama sabah 05.00’e kadar kaç kez kalkıyorum. İnşallah bu rahatsızlıktan kurtuluruz. Benim gibi olan herkesin de bu rahatsızlıklardan en kısa zamanda kurtulmasını umut ediyorum” dedi.

“Bir türlü iyileşemedim”

Dölcel, geçtiğimiz günlerde ateşinin yükseldiğini ve Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındığına dikkat çekerek, “Ağrılarım bir türlü geçmedi. Hastaneye geldim, serum verdiler sonra taburcu edildim ancak bir türlü iyileşemedim. Ağrılar devam edince yeniden hastaneye geldim. Tahlil verdim. Böbreklerimde, ciğerlerimde sıkıntı olduğu söylendi. Şimdi serum verdikleri için biraz daha rahatım” diye konuştu.

“Bir dürüm yedik ne hallere düştük”

Tavuk döner yediği için pişman olduğunu ifade eden Kayhan Dölcel, “Bir dürüm yedik ne hallere düştük. Sanki zehir zıkkım yedik. Şu düştüğümüz hale bakın. Çocuklar bir yanda, iş yerim bir yanda, ben bir yandayım. Ne hallere düştük. Keşke böyle olmasaydı ama bundan sonra herkes yaptığı işe de dikkat etmeli. Bakın bir haftadır neler çekiyorum. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi” şeklinde konuştu.

Enfeksiyon hastalıkları bölümünde tedavi altına alınan Dölcel’in karaciğer değerlerinde sıkıntı olduğu öğrenildi.

Kategoriler
Sağlık Haberleri Tüm Sağlık Haberleri

Merdiven çıkarken dizde oluşan ağrıya dikkat

Günlük hayatta fark etmeden atılan binlerce adım, yıllar içinde dizlerde yorgunluğa neden oluyor. Diz kireçlenmesinin özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra ağrıyla kendini belli ettiğini belirten Uzman Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesi hakkında bilgi verdi.

Her adımda vücudun tüm yükünü taşıyan diz eklemleri, yıllar içinde sessizce yıpranıyor. Bu yıpranma zamanla “gonartroz” olarak adlandırılan, halk arasında “diz kireçlenmesi” olarak bilinen hastalığa yol açıyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mert Sancar, diz kireçlenmesinin diz ekleminde yer alan kıkırdak dokunun aşınmasıyla başladığını söyleyerek, “Kıkırdak, eklem yüzeylerinin rahatça hareket etmesini sağlayan koruyucu bir tabakadır. Bu doku bozulduğunda, kemikler birbirine sürtünmeye başlar ve bu durum ağrı, sertlik, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olur. Yaşlanma, fazla kilo, geçirilmiş diz yaralanmaları, genetik yatkınlık ve bazı romatizmal hastalıklar gonartrozu kolaylaştıran etkenlerdir” dedi.

Kilo kontrolü önem taşıyor
Gonartrozun genellikle dizde özellikle merdiven inip çıkarken ya da uzun süre yürüdükten sonra hissedilen ağrı ile kendini belli ettiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, “Zamanla dizde şekil bozukluğu, çıtırtı sesi, sabahları tutukluk hissi ve oturup kalkarken zorlanma gibi şikâyetler gelişir. Tanı, hasta öyküsü ve fizik muayene ile birlikte basit bir röntgen ile rahatlıkla konabilir. Gerektiğinde MR gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir. Gonartroz tedavisi, hastalığın evresine ve hastanın yaşam kalitesine göre belirlenir. İlk aşamada kilo kontrolü, kasları güçlendirmeye yönelik egzersizler, baston veya dizlik gibi yardımcı ekipmanlar önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da ağrının azaltılmasında ve eklemin korunmasında oldukça etkilidir” şeklinde konuştu.

İlaçların yan etkilerine dikkat
Gonartrozun tedavisinde ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar, krem veya jel formunda sürülen topikal ilaçların kullanılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, “Ancak bu ilaçlar uzun süreli kullanımda mide, böbrek ve kalp üzerindeki yan etkileri nedeniyle dikkatli alınmalıdır. Ağrı kesici, iltihap giderici ilaçların yanında diz içi enjeksiyonların da bu sorunda kullanıldığını söylemek mümkündür” diye görüş verdi.

Erken evrede hyaluronik asit enjeksiyonları uygulanabilir
İlaç ve fizik tedaviye yeterli yanıt vermeyen hastalarda diz içine yapılan enjeksiyonların son yıllarda önemli bir tedavi seçeneği haline geldiğine değinen Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bu uygulamalar, doğrudan eklem içine yapıldığından daha etkili ve hedefe yönelik sonuçlar sağlayabilir. Diz içine kortizon enjeksiyonları tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntem iltihaplı durumlarda etkili ve hızlı ağrı giderici etki sağlar. Ancak yılda 2-3 defadan fazla önerilmez, zira kıkırdak üzerine olumsuz etkileri olabilir. Kortizon dışında kullanılan hyaluronik asit enjeksiyonları da eklem sıvısının kalitesini artırır, sürtünmeyi azaltır, dizin ‘yağlanmasını’ sağlar. Özellikle erken ve orta evredeki hastalarda işe yarar” dedi.

Diz kireçlenmesinde yeni nesil tedaviler
Kişinin kendi kanından alınan ve iyileştirici hücrelerden zenginleştirilmiş bir sıvının ekleme verilmesiyle yapılan PRP’nin de diz kireçlenmesinde uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bunların yanında kök hücre uygulamaları ve kolajen enjeksiyonları da kullanılır. Genellikle hastanın yağ dokusundan ya da kemik iliğinden elde edilen kök hücreler, hasarlı dokuya ‘yenilenme’ sinyali verir. Deneyimli ekipler tarafından uygulandığında fonksiyonel faydalar sağladığı görülmüştür. Kolajen enjeksiyonları da tercih edilen bir yöntemdir. Vücutta doğal olarak bulunan kolajenin dışarıdan desteklenmesi ile kıkırdak dayanıklılığı artırılmaya çalışılır. PRP ya da hyaluronik asitle birlikte uygulanabilir. Ayrıca, eksozom tedavisi de diz kireçlenmesinde kullanılan bir diğer yöntemdir. Bu yöntem, hücreler arası iletişimi sağlayan minik ‘haberci kesecikler’ olan eksozomların diz içine verilmesiyle uygulanır. Eksozomlar, doku yenilenmesini uyaran sinyaller içerir ve hasarlı bölgelerde onarıcı süreçleri başlatabilir. PRP ve kök hücre tedavilerinin etkilerini destekleyici niteliktedir. Her ne kadar bilimsel araştırmalar hâlen devam etse de, eksozom tedavisi günümüzde bazı özel kliniklerde diz kireçlenmesi tedavisine destek amacıyla uygulanmaktadır ve klinik deneyimlerle olumlu geri dönüşler alınmaktadır” şeklinde görüş verdi.

“Enjeksiyonların yeterli olmadığı durumda cerrahi önerilir”
Tüm yöntemlere rağmen hastaların günlük aktivitelerini yapmakta zorlanma varsa, cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini ifade eden Uzm. Dr. Mert Sancar, “Bunlar arasında artroskopik temizleme işlemleri, kemik hizalama ameliyatları (osteotomi) ve ileri vakalarda diz protezi ameliyatları yer alır. Gonartroz, yaşla birlikte görülme sıklığı artan ancak doğru yönetildiğinde hastanın yaşam kalitesini koruyabildiği bir hastalıktır. Tedavi seçenekleri klasik yöntemlerden ileri biyolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Her hastanın ihtiyacı farklı olduğundan, tedavi planı bireye özel olarak şekillendirilmelidir” dedi.

Kategoriler
Sağlık Haberleri

Bahar aylarında sizi bekleyen hastalıklara şimdiden önlem alın

Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırladığını belirten uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olabileceği söyledi.

Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geldiğini belirten Op. Dr. İdil Öztürk, “Üst solunum yolu enfeksiyonuna sebep olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte; bu hastalıklar sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı ve larenjite neden olabilir” dedi.

“Havasız ortamda bulunmak enfeksiyon riskini artırır”

Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü Op. Dr. İdil Öztürk, “Alerjik bünyeye sahip olmak, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar sebebiyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Yakın mesafeden konuşma, öpüşme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşı kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de geçebilir” diye konuştu.

“Nezlede antibiyotik gereksiz”

Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının başında nezlenin geldiğini söyleyerek, şöyle devam etti;

“Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşırma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir.”

“Gripten aşıyla korunmak mümkün”

Üst solunum yolu enfeksiyonlarından gribin ani olarak yüksek ateşle başladığını söyleyen Op. Dr. İdil Öztürk, “Grip öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş ise genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz süprüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır” şeklinde konuştu.

“Tonsilit, bronşite sebep olabiliyor”

Üst solunum yolu enfeksiyonları arasında tonsilit ve farenjittin olduğunu ifade eden Op. Dr. İdil Öztürk, “Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır” dedi.

“Orta kulak iltihabı en çok 6-18 aylık arasındaki çocuklarda görülüyor”

Mevsim geçişlerinde orta kulak iltihabının da sıkça görüldüğüne değinen Op. Dr. İdil Öztürk, şöyle devam etti;

“Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay arasındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir.”

Sinüzitin de üst solunum yolu enfeksiyonlarının arasında olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İdil Öztürk, “Yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Viral enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Başkan Kocaman Efe Kartal Öztay’ı ziyaret etti 

Başkan Kocaman Efe Kartal Öztay’ı ziyaret etti 

 

Kartepe Belediye Başkanı Avukat Mustafa Kocaman, Kocaelispor ile Amed SK arasında oynanan maçta tribünden düşerek yaralanan ve hastanedeki tedavisinin ardından evine dönen Efe Kartal Öztay’a geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

 

 

Kocaelispor-Amed SK maçında tribünden düşerek ağır yaralanan ve bir süre yoğun bakımda tedavi gördükten sonra sağlık durumu hızla iyiye giden 17 yaşındaki Efe Kartal Öztay tedavi gördüğü Kocaeli Şehir Hastanesi’nden taburcu oldu.

 

“EFE BİZE EMANET”       

Efe Kartal Öztay’ın tedavi sürecini yakından takip ederek evinde ziyaret eden Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman, “Kocaelispor maçında talihsiz bir kaza ile tribünden düşen Nusretiyespor U16 oyuncumuz, Kartepeli kardeşimiz Efe Kartal Öztay yoğun bakımdan çıktı ve sağlığına kavuşarak evine döndü. Efe’nin hastanede tedavi sürecini yakından takip ettik, evde tedavi sürecini de yakından takip ediyoruz. Kocaelispor camiasının gözü arkada kalmasın Efe bize emanet” dedi.

 

Efe Kartal Öztay’ın evinde yaptığı ziyarette Başkan Av. M. Mustafa Kocaman’a AK Parti İlçe Başkan Vekili Kayhan Baysal’da eşlik etti.  

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Konaklama Merkezi hastaların sıcak yuvası oldu

Kocaeli’ne farklı şehirlerden tedavi olmak için gelen hasta ve hasta yakınları, Büyükşehir’in İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde en iyi şekilde misafir ediliyor

 

Şehir dışından gelen hastalar ve yakınları Büyükşehir’e emanet;

Konaklama Merkezi hastaların sıcak yuvası oldu

 

Büyükşehir Belediyesi’nin “Barınma ve Konaklama Merkezi”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hasta ve hasta yakınlarını ağırlıyor. Kocaeli’ndeki büyük bir ihtiyacı gideren merkez, misafirlerine sıcacık bir yuva sunuyor.

 

HASTA VE YAKINLARININ SICAK YUVASI OLDU

Kocaeli Büyükşehir’in sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında evi olmayan ve sokakta yaşamak zorunda kalan vatandaşlara hizmet verdiği Barınma ve Konaklama Merkezi, farklı şehirlerinden Kocaeli’ne tedavi olmaya gelen vatandaş ve yakınlarına da kapılarını açıyor. Kocaeli Üniversitesi ve Kocaeli Şehir Hastanesi gibi devasa sağlık kurumlarına sahip olan Kocaeli’ne hastalıkların tedavisi için gelen vatandaşlar ile refakatçileri, tedavi süreçleri boyunca Barınma ve Konaklama Merkezi’nde misafir ediliyor. Vatandaşların tedavi gördüklerine dair doktor tarafından imzalanan evrakları ilgili görevliye teslim etmesiyle merkeze kaydı yapılıyor ve kendisine uygun oda tahsisi yapılıyor.

 

HASTANIZ SİZE, SİZ DE BİZE EMANETSİNİZ”

Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde vatandaşlara 3 öğün yemek, çay ve çamaşırlarının yıkanması gibi hizmetler ücretsiz olarak veriliyor. Bununla birlikte vatandaşın güvenliğinin kayıt altına alındığı merkezde nöbetçi personeller 24 saat hizmet sunuyor. Büyükşehir’in “Hastanız Size, Siz de Bize Emanetsiniz” sloganıyla başlattığı bu hizmet vatandaşlardan tam not alıyor.

 

“BÖYLE BİR HİZMET BİZİ MUTLU ETTİ”

28 kişinin aynı anda rahat bir şekilde konaklayabildiği merkeze Düzce’den gelen ve Kocaeli’ndeki bir sağlık kuruluşunda kanser tedavisi gören emekli Fevzi Çiçek, “Düzce’de ameliyat olduğum doktorum beni Kocaeli’ndeki bir sağlık kuruluşuna yönlendirdi. Buradaki hastanede tedavi gördüğüm doktorum da Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir hizmetinin olduğunu söyleyerek beni buraya yönlendirdi. Konakladığımız yerde tüm hizmetleri alıyoruz. Buradaki personel arkadaşlar da gayet ilgililer. Eşim ile birlikte burada kalıyoruz. Ayrıca servis hizmetinden yararlanıyoruz. Hastaneye gidip gelirken bizi servis araçları ile tedavimiz için götürüp getiriyorlar. Böyle bir hizmetin Kocaeli’nde verilmesi bizi çok mutlu etti. Ulaşımız da çok kolay. Hafta sonu Düzce’ye gitmiştim. Dönerken İzmit’te otogarda indim. Tramvaya bindim ve hemen buradaki durakta indim. Gerçekten buranın ulaşımı çok kolay” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Bu merkez hastaların sıcak yuvası oldu

Kocaeli’ye farklı şehirlerden tedavi olmak için gelen hasta ve hasta yakınları, İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde en iyi şekilde misafir ediliyor.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında evi olmayan ve sokakta yaşamak zorunda kalan vatandaşlara hizmet verdiği Barınma ve Konaklama Merkezi, farklı şehirlerinden Kocaeli’ye tedavi olmaya gelen vatandaş ve yakınlarına da kapılarını açıyor. Kocaeli Üniversitesi ve Kocaeli Şehir Hastanesi gibi devasa sağlık kurumlarına sahip olan Kocaeli’ye hastalıkların tedavisi için gelen vatandaşlar ile refakatçileri, tedavi süreçleri boyunca Barınma ve Konaklama Merkezi’nde misafir ediliyor. Vatandaşların tedavi gördüklerine dair doktor tarafından imzalanan evrakları ilgili görevliye teslim etmesiyle merkeze kaydı yapılıyor ve kendisine uygun oda tahsisi yapılıyor.

Barınma ve Konaklama Merkezi’nde vatandaşlara 3 öğün yemek, çay ve çamaşırlarının yıkanması gibi hizmetler ücretsiz olarak veriliyor. Bununla birlikte vatandaşın güvenliğinin kayıt altına alındığı merkezde nöbetçi personeller 24 saat hizmet sunuyor.

“Konakladığımız yerde tüm hizmetleri alıyoruz”

28 kişinin aynı anda rahat bir şekilde konaklayabildiği merkeze Düzce’den gelen ve Kocaeli’deki bir sağlık kuruluşunda kanser tedavisi gören emekli Fevzi Çiçek, “Düzce’de ameliyat olduğum doktorum beni Kocaeli’deki bir sağlık kuruluşuna yönlendirdi. Buradaki hastanede tedavi gördüğüm doktorum da Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir hizmetinin olduğunu söyleyerek beni buraya yönlendirdi. Konakladığımız yerde tüm hizmetleri alıyoruz. Buradaki personel arkadaşlar da gayet ilgililer. Eşim ile birlikte burada kalıyoruz. Ayrıca servis hizmetinden yararlanıyoruz. Hastaneye gidip gelirken bizi servis araçları ile tedavimiz için götürüp getiriyorlar. Böyle bir hizmetin Kocaeli’de verilmesi bizi çok mutlu etti. Ulaşımız da çok kolay. Hafta sonu Düzce’ye gitmiştim. Dönerken İzmit’te otogarda indim. Tramvaya bindim ve hemen buradaki durakta indim. Gerçekten buranın ulaşımı çok kolay” dedi.

Kategoriler
BELEDİYELER Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tüm Belediye Haberleri

Bu merkez hastaların sıcak yuvası oldu

Kocaeli’ye farklı şehirlerden tedavi olmak için gelen hasta ve hasta yakınları, İzmit’teki Barınma ve Konaklama Merkezi’nde en iyi şekilde misafir ediliyor.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında evi olmayan ve sokakta yaşamak zorunda kalan vatandaşlara hizmet verdiği Barınma ve Konaklama Merkezi, farklı şehirlerinden Kocaeli’ye tedavi olmaya gelen vatandaş ve yakınlarına da kapılarını açıyor. Kocaeli Üniversitesi ve Kocaeli Şehir Hastanesi gibi devasa sağlık kurumlarına sahip olan Kocaeli’ye hastalıkların tedavisi için gelen vatandaşlar ile refakatçileri, tedavi süreçleri boyunca Barınma ve Konaklama Merkezi’nde misafir ediliyor. Vatandaşların tedavi gördüklerine dair doktor tarafından imzalanan evrakları ilgili görevliye teslim etmesiyle merkeze kaydı yapılıyor ve kendisine uygun oda tahsisi yapılıyor.

Barınma ve Konaklama Merkezi’nde vatandaşlara 3 öğün yemek, çay ve çamaşırlarının yıkanması gibi hizmetler ücretsiz olarak veriliyor. Bununla birlikte vatandaşın güvenliğinin kayıt altına alındığı merkezde nöbetçi personeller 24 saat hizmet sunuyor.

“Konakladığımız yerde tüm hizmetleri alıyoruz”

28 kişinin aynı anda rahat bir şekilde konaklayabildiği merkeze Düzce’den gelen ve Kocaeli’deki bir sağlık kuruluşunda kanser tedavisi gören emekli Fevzi Çiçek, “Düzce’de ameliyat olduğum doktorum beni Kocaeli’deki bir sağlık kuruluşuna yönlendirdi. Buradaki hastanede tedavi gördüğüm doktorum da Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir hizmetinin olduğunu söyleyerek beni buraya yönlendirdi. Konakladığımız yerde tüm hizmetleri alıyoruz. Buradaki personel arkadaşlar da gayet ilgililer. Eşim ile birlikte burada kalıyoruz. Ayrıca servis hizmetinden yararlanıyoruz. Hastaneye gidip gelirken bizi servis araçları ile tedavimiz için götürüp getiriyorlar. Böyle bir hizmetin Kocaeli’de verilmesi bizi çok mutlu etti. Ulaşımız da çok kolay. Hafta sonu Düzce’ye gitmiştim. Dönerken İzmit’te otogarda indim. Tramvaya bindim ve hemen buradaki durakta indim. Gerçekten buranın ulaşımı çok kolay” dedi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version