İş sözleşmesinin sona erdiği her durumda kıdem tazminatı doğduğu yönündeki yaygın kanaat, uygulamada ciddi yanılgılara yol açıyor. Kıdem tazminatıyla ilgili bilinmesi gereken noktalara değinen Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, “Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır” dedi
İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, “Kıdem tazminatı, her iş ilişkisinin sona ermesinde kendiliğinden doğan bir hak değildir. Bu hak, kanunda öngörülen belirli şartların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Dolayısıyla asıl bilinmesi gereken soru şudur: Kıdem tazminatı hangi hallerde ve hangi şartlar altında doğmaktadır? İş yargısında görülen uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün kıdem tazminatı taleplerine dayanması, bu kurumun işçi açısından taşıdığı hayatî önemi açıkça ortaya koymaktadır. Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır” dedi.
Ön şart: ‘İşçi’ olmak
“Kıdem tazminatı, her türlü çalışmanın doğal sonucu olarak kendiliğinden doğan bir hak değildir” diyerek sözlerine devam eden Karatepe, “Bu haktan yararlanabilmek için, kişinin öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ‘işçi’ sıfatına sahip olması ve geçerli bir iş sözleşmesine dayanarak çalışıyor olması gerekir. Dolayısıyla serbest meslek faaliyeti yürütenler, bağımsız çalışanlar ya da kanunda işçi tanımı dışında kalan kişiler kıdem tazminatı rejiminin dışında kalmaktadır. İş Kanunu’na göre iş sözleşmesi; işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği hukuki ilişkidir. Bu sözleşmenin varlığı, kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi bakımından temel ve vazgeçilmez şarttır. Bu noktada iş sözleşmesinin türü tam süreli, kısmi süreli, belirli ya da belirsiz süreli olması kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı açısından belirleyici değildir. Esas olan, taraflar arasında hukuken geçerli bir iş sözleşmesinin bulunması ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşmiş olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte aynı işverene ait işyerinde en az bir yıllık kıdeme sahip olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, bir yıllık sürenin hesabında, iş sözleşmesinin imzalandığı tarih değil, işçinin fiilen işe başladığı tarihin esas alındığını belirtti. Kartepe, “Kıdem, iş sözleşmesi yürürlükte kaldığı sürece işlemeye devam eder. Fiilî çalışmanın çeşitli nedenlerle geçici olarak kesintiye uğradığı durumlarda sözleşme askıda kalabilmekte; ancak sözleşme varlığını koruduğu sürece, kural olarak kıdem süresinin işlemesi de devam etmektedir. Bir yıllık kıdem şartı, kıdem tazminatı hakkının doğumu bakımından asgari ve zorunlu bir şarttır. Bu sürenin sağlanmamış olması hâlinde, işveren açısından kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmasından söz edilemez” dedi.
Son olarak Kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Karatepe, “Her işten ayrılış kıdem tazminatı sonucunu doğurmaz. Bu hakkın doğumu, esas itibarıyla 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir” diye konuştu.
Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, 2025 yılında spor komplekslerinden sağlık merkezlerine, geri dönüşüm tesisinden sosyal yardımlara kadar pek çok projeyi tamamladıklarını belirterek, “2026 yılında da hizmet maratonumuz devam edecek” dedi.
Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, 2025 yılının Darıca için yeni eserler ve hizmetlerin faaliyete geçtiği ve vatandaşa verilen sözlerin tutulduğu bir yıl olduğunu söyledi. Yeni yıl değerlendirmesinde bulunan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, 2026’da da Darıca için canla başla çalışmaya devam edeceklerini ifade ederek, “2025 yılında Darıca için hız kesmeden canla başla çalıştık. Her gün, her mahallemizde, her vatandaşımız için yeni adımlar attık. Şehrimizi ileri taşıyan projelerle dolu bir yılı daha geride bıraktık. Gönül belediyeciliği anlayışından ödün vermeden genç yaşlı, kadın erkek 7’den 70’e herkese hitap edecek projeleri Darıca’mıza kazandırmak için gayret gösterdik” dedi.
“100 milyon TL yatırım sözü aldık”
İlçeye yeni spor tesisleri kazandırmak için gayret gösterdiklerini ifade eden Başkan Bıyık, şöyle konuştu:
“Atatürk Caddesi Spor Kompleksi ve Darıca Şehir Stadyumu ile ilgili Gençlik ve Spor Bakanımızdan yaklaşık 100 milyon TL yatırım sözü aldık ve projenin startını verdik. 15 Temmuz Şehir Stadyumu’nun zemin yenilemesi tamamlanırken; spor salonu, tenis kortu ve futbol sahası gibi farklı branşların bir arada yapılabileceği Atatürk Caddesi Spor Kompleksi çalışmaları ise hummalı bir şekilde devam ediyor. Spor alanında önemli bir konuma ulaşan Eğitim ve Spor Kulübümüz, 2025 yılında da farklı branşlarda ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde ettiği derecelerle bize gurur yaşattı.”
“Aile Yılı” olarak ilan edilen 2025’de, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Aile Danışmanlığı Merkezi’ni kurduklarını aktaran Bıyık, aile yapısını güçlendirmek için birçok etkinlik düzenlediklerini belirtti.
Sağlık alanında da birçok önemli projenin hayata geçirildiğini dile getiren Muzaffer Bıyık, Bayramoğlu’nda tamamlanan Darıca Birinci Basamak Sağlık Kompleksi ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, Abdi İpekçi Mahallesi Aile Sağlığı ve Kültür Merkezi gibi projelerin tamamlanarak hizmete sunulduğunu aktardı. Ayrıca Başkan Bıyık, İskoliye Mektebi ve Tarihi Tekel Binası ile “Komutanın Evi” olarak bilinen ahşap binanın da restore edildiğini kaydetti.
“İlk zeytin hasadımızı gerçekleştirdik”
2025’de yeşil alan çalışmalarının da hız kesmeden sürdüğünü belirten Bıyık, “Darıca Belediyesi olarak Gebze Teknik Üniversitesi işbirliğiyle doğaya, bilime ve üretme değer katan örnek bir projeyi hayata geçirdik. 152 dönümlük alanda yer alan ve 1741 zeytin ağacından oluşan Orman Köyü Projesi kapsamında ilk zeytin hasadımızı gerçekleştirdik” diye konuştu.
Mini marina ve balıkçı barınağı hizmete girdi
Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vatandaşlarımızın vazgeçilmez adresi olan sosyal tesislerimiz 2025 yılında da yoğun ilgi gördü ve bir yıl boyunca 1 milyon 365 bin kişiyi ağırladı. Söz vermiş olduğumuz Dudayev Sahili’ndeki Marina ve Balıkçı Barınağı projemizi tamamlayarak denizseverlerin hizmetine sunduk. Yaklaşık 200 tekneye ev sahipliği yapan ve aynı zamanda Sahil Güvenlik Komutanlığı için de yer verilen proje, modern görünümünün yanı sıra güvenliğin de en üst düzeyde sağlandığı marinalardan biri oldu. Şehrimize yeni yollar kazandırdık, prestijli caddelerimize yenilerini ekledik. Göreve başladığımız ilk günden beri kaynaklarımızı etkin kullanmak için benimsediğimiz satın alma modelini geliştirerek 2025 yılında da araç filomuza yeni araçlar ekledik. İstihdam Masası ile işveren ve işçiler arasında köprü kurarak binlerce vatandaşımızı iş sahibi yaptık. Ayrıca beşincisini düzenlediğimiz ve 42 firmanın stant açtığı İstihdam Fuarı’nı 2 bin 500 kişi ziyaret ederek aradığı işi bulma fırsatı yakaladı.”
Gelenekleri yaşatmak adına 400 çocuğu sünnet ettirdiklerini aktaran Bıyık, “Hoş geldin bebek” ziyaretlerinden cenaze nakil hizmetlerine, engelli bireylerin akülü sandalye bakımından ihtiyaç sahiplerine yönelik yardımlara kadar pek çok alanda çalışma yürüttüklerini kaydetti.
Bıyık, yardımlaşma ve dayanışmanın adresi olarak nitelendirdiği Gönül Eli Mağazası ve Sosyal Etki Merkezi’ni hizmete açtıklarını hatırlatarak, ihtiyaç sahiplerinin buradan gıdadan giyime istedikleri ürünleri ücretsiz temin edebildiklerini ifade etti.
Günlük 70 ton atık işleme kapasitesi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortaklaşa gerçekleştirilen proje kapsamında ilçeye yaklaşık 20 milyon lira bütçeyle modern bir geri dönüşüm tesisi kazandırdıklarını bildiren Bıyık, şunları kaydetti:
“Toplama, ayrıştırma ve presleme işlemlerinin aynı anda yapıldığı tesiste günlük 70 ton atık işleme kapasitesine ulaştık. ’Daha temiz bir Darıca’ anlayışıyla yıl boyunca atıkları ekonomiye ve doğaya kazandırırken, sıfır atık hedefi doğrultusunda önemli bir adım attık.”
37 bin öğrenciye afet eğitimi
Darıca’yı doğal afetlere hazırlıklı hale getirmek için Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde çeşitli eğitim ve tatbikatlar gerçekleştirdiklerine değinen Bıyık, okullarda verilen eğitimlerle 37 bin 105 öğrenciye deprem bilincini aşıladıklarını vurguladı.
Muzaffer Bıyık, 2026 yılında da hizmet maratonunun devam edeceğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Darıca Belediyesi olarak bugüne kadar ne söz verdiysek yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Seçim beyannamemizde söz verdiğimiz projeleri gerçekleştirmek için canla başla çalışıyoruz. 2026 yılı da birçok projenin tamamlandığı ve birçok eserin de temelinin atılacağı yıl olacak. Darıca Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve hükümetimiz olarak işbirliği içerisinde ilçemize önemli eserler kazandırmaya ve hizmet maratonuna devam edeceğiz.”
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bünyesindeki “Makine İkmal Atölyesi” sayesinde iş makineleri ve araç filosunun bakım onarımını büyük ölçüde kendi imkanlarıyla gerçekleştirerek tasarruf sağlıyor.
Makine İkmal Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren atölye; motor, elektrik, şase, fren, kaynak, boya, kaporta ve lastik gibi 9 farklı bölümde hizmet veriyor. Müdürlük bünyesindeki 301 araç ve iş makinesinin bakım ve onarım işlemlerinin yüzde 80’i atölyede yapılarak kamu kaynaklarının verimli kullanılması hedefleniyor.
Makine İkmal Şube Müdürü Cemil Gürgen, atölyenin sanayi tesisi gibi çalıştığını belirterek, talaşlı imalat bölümünde mil, saplama, pim ve burç gibi yedek parçaların üretimini de kendi bünyelerinde gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Kış döneminde vardiya sistemi, diğer zamanlarda normal mesai ile çalışıldığını ifade eden Gürgen, “Makine ikmal bölümünün en büyük avantajlarından biri de gece çalışmasının olması. Özellikle karla mücadelede gece vardiyası olduğu için araçlarımızın arızası gece de yapılabiliyor. Böylelikle araçlara arazide de müdahale edilebiliyor” dedi.
“Makinelerin arıza ve bakım gibi işlerinin yaklaşık yüzde 80’ini burada gerçekleştiriyoruz”
Müdürlükte yapılan işlerle Büyükşehir Belediyesi’nin büyük tasarruf sağladığına dikkati çeken Cemil Gürgen, şöyle konuştu:
“Burada yaptığımız işleri piyasadan çok daha kısa zamanda ve uygun maliyetle gerçekleştiriyoruz. Örneğin talaşlı imalat bölümümüzde torna ustalarımızın marifetiyle mil, saplama, pim, burç gibi bazı basit yedek parçaları kendimiz imal edebiliyoruz. Tüm araç ve iş makinelerinin yağ bakımı ve filtre değişimlerini atölyelerimizde yapıyoruz. Tabii bazı hizmetleri de dışarıdan alıyoruz ancak makinelerin arıza ve bakım gibi işlerinin yaklaşık yüzde 80’ini burada gerçekleştiriyoruz.”
Gürgen, atölyedeki iş akışı ve yedek parça stok kontrolünün bulut tabanlı yazılımla takip edildiğini, ekonomik ömrünü tamamlayan araçların ise sistem üzerinden tespit edilerek hurdaya ayrıldığını bildirdi.
Personel ve araç sayısına da değinen Gürgen, “Müdürlüğümüzde 43 personel bulunuyor. 33’ü fiilen atölyede usta olarak çalışan arkadaşlarımızdan oluşuyor. 10 kişi de satın alma, idari ve yönetim kadrosunda bulunuyor. Muayene istasyonunda araçlarımızda tespit edilen eksikler de yine atölyemizde gideriliyor. Daire Başkanlığımızın makine parkında toplamda 301 araç ve iş makinesi bulunuyor. Bunların 117 tanesi iş makinesi, 284 tanesi kamyon, kamyonet ve üst yapılı araçlardan (arazöz, yakıt tankeri, asfalt yama robotları, vinç vb.) oluşuyor” ifadelerini kullandı.
https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/7-kisinin-can-verdigi-olayda-kan-donduran-kacis-plani-0-2ECKIcSO.mp4 Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin hazırlanan iddianamede, şüphelilerin kaçırılmasına yönelik planlara yer verildi. Şüpheli Ali Osman A.’nın firma sahiplerini saklayan kişiye, “Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek. Onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet” dediği iddia edildi.
Olay, 8 Kasım’da Dilovası Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli iş yerinde meydana geldi. Patlamanın ardından çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) yaşamını yitirdi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, “Olası kastla öldürme” suçlamasıyla, Ali Osman A. ve Onay Y., “Suçluyu kayırma” suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden H.E., G.B., Ö.A. ve Güven Demirbaş, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma sürecinde tutuklanan firma sahibi Kurtuluş Oransal ise cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Olayın ardından ihmali olduğu değerlendirilen SGK ve İŞKUR yetkilileri açığa alındı.
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 91 sayfalık iddianamede, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında “Olası kastla öldürme” suçundan 7’şer kez müebbet, “Nitelikli mala zarar verme” suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.
8 sanığın “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar, 4 sanığın “Suçluyu kayırma” suçundan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, ayrıca Ümit Ç., Ünal A., Muhammet D., Seyfullah Ç., Güven D., Caner Özgür Y., Özcan Y., Özkan Y. hakkında “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma”, Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B’ın ise “Suçluyu kayırma” yönünden haklarında dava açılması istendi.
“Sigortası olmayanları denetimde eve gönderdiler”
İddianamede ifadesi yer alan işçilerden Keriman Miskin, 4 yıldır çalıştığı iş yerinde hiçbir eğitim almadığını ve koruyucu kıyafet verilmediğini belirterek, “İşletmede resmi bir sorumlu yoktu. Sigorta denetimine sadece bir kez gelindi. Bu denetimde de iş yeri sahibi Kurtuluş Oransal, yalnızca sigortası olanların kalmasını söyleyerek, benim gibi sigortası olmayan tüm çalışanları evine gönderdi. Maaşlarımız elden veriliyordu” dedi.
Yaralı kurtulan işçi Ayten Aras, patlama anında ölen Nisa Taşdemir ve Esma Dikan’ın krem dolumu yaptıklarını söyledi. Aras, “Bize koruyucu elbise verilmedi, evden geldiğimiz kıyafetlerle çalışıyorduk. Kurtuluş Oransal 4 yıldır sigorta vaadinde bulundu ama yapmadı. Günlük 800 TL yevmiye ile çalışıyorduk” ifadelerini kullandı.
Olay günü tesiste bulunan 16 yaşındaki Z.H. ise “Olay günü ikinci katta, iş yerinin ortasında bulunan tankerde parfüm karışımı yapılıyordu. Kimyevi maddeleri karıştıran bir alet vardı. Biz parfüm kutusu kapatırken bir anda patlama yaşandı” diye konuştu.
Acılı aileler: “Cenazeleri DNA testiyle teşhis edebildik”
Yangında çocuklarını ve eşlerini kaybeden ailelerin ifadeleri ise yürekleri dağladı. 17 yaşındaki kızı Nisa’yı kaybeden baba Vedat Taşdemir, “Kızım paketleme personeli olarak girdi ancak imalat işinde de çalıştırıldığını öğrendim. İmalat yapıldığını bilseydim kızımı asla göndermezdim. Kızımın vefat ettiğini, oğlumdan alınan DNA örnekleri sonucu öğrenebildik” dedi.
Eşini kaybeden Aytekin Gikan, yangın söndürüldükten sonra içeride cesetler olduğunu öğrendiğini, hastaneleri aradığını ancak eşini bulamadığını, vefat ettiğini sonradan anladığını belirtti. Hanım Gülek’in eşi Metin Gülek ve Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu da yakınlarının cansız bedenlerini ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan DNA eşleşmeleri neticesinde teşhis edebildiklerini ifade etti.
“İlkokul öğrencilerini bile çalıştırdıklarını biliyorduk”
Tanık İ.A., mahalleli olarak iş yerinden yayılan kimyasal koku nedeniyle şikayetçi olduklarını belirterek, “Yaşı küçük çocukları, paraya ihtiyacı olan kadınları sigortasız çalıştırıyorlardı. İlkokul öğrencilerini bile çalıştırdıklarını biliyorduk. Gerekli kurumlara şikayet edilmesine rağmen nasıl üretim yaptıklarını anlamadık” şeklinde ifade verdi.
“Kurtuluş Oransal bana, ’Yangından haberim var, yoldayım’ dedi”
İş yeri çalışanı H.E. ise ifadesinde, olayın ardından Kurtuluş Oransal’ı arayıp yangını bildirdiğini, kendisinin nerede olduğunu sorduğunu ve acilen gelmesi gerektiğini söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Oransal’ın “haberim var” dediğini, yolda olduğunu söylediğini, konuşma bittikten 5-10 dakika kadar sonra Kurtuluş Oransal’ın kendisini arayarak içeride kimsenin kalıp kalmadığını sorduğunu, tam sayıyı bilmediğini ancak içeride kalan en az üç kişi olduğunu söylediğini kaydetti.
“2025 yılının ağustos ve eylül aylarında kuruma sadece 8 personelin çalıştığı bildirildi”
Mali müşavir M.Ç. de, firmanın kuruluş ve işleyiş sürecine dair bilgiler verdi. M.Ç., Ravive Kozmetik’in resmi sahiplerinin İsmail ve Altan Ali Oransal olduğunu, baba Kurtuluş Oransal’ın ise kağıt üzerinde yetkisi bulunmadığını söyledi. Kurtuluş Oransal’ı 2010 yılında Düzce’de çalıştığı fabrikadan “usta makinacı” olarak tanıdığını belirten M.Ç., Dilovası’ndaki tesiste çalışan işçilerin sigorta işlemlerinin gayriresmi yöntemlerle iletildiğini anlattı. Tanık M.Ç., “İşçilerin kimlik numaralarını İsmail Oransal WhatsApp veya mail yoluyla gönderiyordu. Sigorta girişlerini bu bilgilere göre yapıyordum. 2025 yılının ağustos ve eylül aylarında kuruma sadece 8 personelin çalıştığı bildirildi” dedi.
Fabrikanın Dilovası’nda faaliyete geçtiği günden bu yana iş sağlığı ve güvenliği hizmeti almadığını belirten M.Ç., “Normal şartlarda işverenin anlaştığı İSG firmasına düzenli ödeme yapması gerekir ancak bana bu firmadan herhangi bir hizmet faturası gelmedi. Fabrikanın açıldığı ve üretime başladığı tarihten itibaren iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir bildiri veya fatura tarafıma ulaşmadı” ifadelerini kullandı.
“Çocuklarım, babalarını kendilerini uzak tutmak için bu iş yerini açtı”
Kurtuluş Oransal’ın eski eşi A.A. ise şirketin kuruluş amacına dair iddialarda bulundu. Kurtuluş Oransal’ın borçlu ve sorumsuz bir yapısı olduğunu öne süren A.A., çocuklarının babalarını kendilerinden uzak tutmak ve “sokakta kalmaması” için bu iş yerini açtıklarını anlattı. Çocukları İsmail ve Altay’ın bu şirketin işleri ile hiç uğraşmadıklarını ve takip etmediklerini aktardı. A.A., patlamanın meydana geldiği iş yerine alınacak personeli Kurtuluş Oransal’ın kendisinin seçtiğini, iş yerinde üretilen ürünler ile yine Kurtuluş Oransal’ın ilgilendiğini, Kurtuluş Oransal’ın daha önce kozmetik sektöründe çalıştığı için burada bir çevre edindiğini ve kendisine pazar oluşturduğunu, iş yerinin tamamen Kurtuluş Oransal’ın kontrolü altında iş yapıldığını beyan etti.
“Laptobu bana getirir misin? Ben birkaç gün bu işlerle uğraşacağım, avukatlarla ilgileneceğim”
İddianamede ifadesine yer verilen LYKKE Kozmetik ortaklarından şüpheli Gökberk Güngör de olay günü yaşananları ve İsmail Oransal’ın bilgisayarını aldırmasını anlattı. Aleyna Oransal’ın şirkette yüzde 50 ortaklığı bulunduğunu belirten Güngör, olay günü Aleyna’nın kendisini aradığını belirterek, gayet sakin bir ses tonuyla ’Fabrikada yangın çıkmış’ diyerek görüşmeyi sonlandırdığını söyledi. Bu görüşmeden yaklaşık yarım saat sonra İsmail Oransal’ın kendisini arayarak, “İş yerimdeki laptobu bana getirir misin? Ben birkaç gün bu işlerle uğraşacağım, avukatlarla ilgileneceğim. Sen benim odada, masanın üstünde bulunan laptobu alıp evime getir” dediğini aktardı. Güngör, bu talep üzerine laptobu alarak Oransal’a teslim ettiğini kaydetti.
“Suçu babaları üstlenecek, onları yurt dışına kaçıracağız”
İddianamenin en çarpıcı bölümlerinden birini ise şüphelilerin kaçış planına dair detaylar oluşturdu. Şüpheli Onay Y. ifadesinde, Ali Osman A’nın kendisini arayarak, “Olanları duydun mu? Benim yeğenler bir olaya karışmışlar” dediğini ve onları misafir edip edemeyeceğini sorduğunu belirtti.
Bu görüşme üzerine Ömer A. isimli kişiyi arayarak 1 haftalık ev ayarlamasını istediğini anlatan Y., daha sonra Tekirdağ’da İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve Abdurrahman Bayat ile buluştuğunu söyledi. Eve girdikten sonra televizyonda “Kocaeli’de patlama” başlıklı haberleri gördüğünü ifade eden Y., bunun üzerine Ali Osman A’yı görüntülü aradığını kaydetti.
Y., Ali Osman A’nın görüşme sırasında kendisine şunları söylediğini iddia etti:
“Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam bir şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle biz avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek. Onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet.”
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kurslarında (KO-MEK) tanışan 3 kadın girişimci, aldıkları eğitimlerin ardından güçlerini birleştirerek kendi iş yerlerini açtı.
Körfez ilçesindeki kurs merkezinde ahşap boyama, ebru, makrome, kağıt rölyef ve çanta dikimi gibi branşlarda eğitim gören Zeynep Badem, Gülüfer Takı ve Şükran Yamaç, el sanatları üzerine “Nadide Hobi” adını verdikleri atölyeyi kurdu. Girişimci kadınlar, atölyede sadece kendi el emeği ürünlerini değil, kurstaki diğer arkadaşlarının eserlerini de satışa sunarak kadın istihdamına katkı sağlıyor.
İşletme ortaklarından Zeynep Badem, hobilerini işe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Hem üretim yaptıklarını hem de malzeme tedariki sağladıklarını belirten Badem, “Yaptığımız işleri insanların görmesini, bu çalışmalardan ilham almalarını, hatta gelip burada yeni şeyler öğrenmelerini arzu ettik. Sadece ürettiğimiz ürünleri satmakla kalmıyor, aynı zamanda ham objeleri de dükkanımıza getirerek KO-MEK kursiyerlerinin malzemelere daha kolay ulaşmasını sağlıyoruz. Böylece kurs merkezindeki arkadaşlarımızın ayağına malzeme götürmüş oluyoruz” dedi.
“Dükkanımızı geri dönüşüm malzemeleriyle tasarladık”
Kurdukları işletmede geri dönüşüme de büyük önem verdiklerini vurgulayan Badem, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burayı geri dönüşüm ürünleriyle tasarladık. Raflarımız, masalarımız, dekorlarımızın çoğu geri dönüştürülmüş malzemelerden oluşuyor. Bu yaklaşım bize hem maddi olarak kolaylık sağladı hem de çok daha sıcak, samimi ve özgün bir ortam oluşturdu.”
“Sürekli kendimizi geliştiriyoruz”
Şükran Yamaç da KO-MEK sayesinde yeni beceriler edinirken yol arkadaşlarıyla tanıştığını kaydetti. Üretmeyi ve faydalı olmayı sevdiğini dile getiren Yamaç, “KO-MEK’te aldığımız eğitimlerin ardından, bu birikimi bir adım ileri taşıyarak bir iş yeri kurma fikri gelişti. Aldığımız eğitim, edindiğimiz dostluklar ve ailelerimizin desteğiyle bu işletmeyi hayata geçirdik. İnsanların gelip üretim sürecine katılabileceği, öğrenebileceği ve keyifle vakit geçirebileceği bir alan oluşturduk” diye konuştu.
Gülüfer Takı ise çocukluktan beri el sanatlarına ilgi duyduğunu, açtıkları atölyede hem üretim yapıp hem de kendilerini geliştirmeye devam ettiklerini ifade etti. Takı, “Burada birçok branşta üretim yaparak satış gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda KO-ME’te eğitimlerimiz devam ediyor. Sürekli kendimizi geliştiriyor, yeni teknikler öğreniyoruz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, atölyede ürünleri satılan kursiyerlerden Ümmü Gülsüm Göksel, kadınların dayanışma içinde aile ekonomilerine katkı sağladığını belirterek, girişimci arkadaşlarına teşekkür etti.
Olay, 8 Kasım’da Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti.
Yürütülen soruşturma kapsamında 11 şüpheli gözaltına alınırken, firma sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail O., Altay Ali O., Aleyna O. ile Gökberk G., ’Olası kastla öldürme’ suçlamasıyla, Ali Osman A. ve Onay Y. ise, ’Suçluyu kayırma’ suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden H.E., G.B., Ö.A. ile G.D. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevinde kalp krizi geçiren ve Kocaeli Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Kurtuluş Oransal hayatını kaybetti. Olayın ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kocaeli İl Müdürü, Müdür Yardımcısı, Gebze Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, Çalışma ve İş Kurumu Kocaeli İl Müdürü, İŞKUR Dilovası Hizmet Merkezi Müdürü, İŞKUR CİMER’den Sorumlu Şube Müdürü ile 1 personel açığa alındı.
Ara rapor hazırlandı
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı İstanbul 1 Nolu Grup Başkanlığı taraftarından müfettiş inceleme ara raporu hazırlandı. Tesiste etkin topraklama, yeterli havalandırma, patlayıcı ortam kontrol sistemleri, yangın merdiveni, yangın algılama-alarm sistemi bulunmadığı, itfaiye uygunluk onayı olmadan üretim faaliyetine başlandığı, yapı-iskan belgesi olmadan imalathane olarak kullanıldığı raporlandı. İşletmeci olayın asli kusurlusu, bina maliki ve kiralayan; yapıyı iskan ve yangın güvenlik sistemleri olmadan kiraya vermesi sebebiyle tali fakat işletenle müteselsil sorumlu bulunduğu ifade edildi. Raporda ayrıca kamu kurumlarının, ruhsat ve denetim görevlerini yerine getirmedikleri için tali idari sorumluluk taşıdığı kanaatine varıldı.
Sigortalarının olmadığı raporda yer aldı
Yangının yetersiz teknik altyapı, bakımsız ekipman ve uygun olmayan üretim koşullarından kaynaklandığı belirtilirken, çalışanlar ve vardiya amiri, işverenin belirlediği üretim düzeni içerisinde görev yaptıkları için olayda kusurlu görülmedi. Yangında hayatını kaybeden 7 kişiye ilişkin olay günü herhangi bir sigortalılık bildiriminin mevcut olmadığı belirtildi. Raporda yer alan görgü tanığı beyanlarında ise bazı çalışanların yangının ilk anında dışarı çıkabildiği ancak tek çıkış kapısı ve acil çıkış bulunmaması sebebiyle diğer çalışanların alevlerin sardığı kapıdan çıkamadığı ve içeride mahsur kaldığı belirtildi.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, MHP Meclis Üyesi Okan Karagöz’ün, ‘Belediye hem bir bina hakkında yıkım kararı verip hem de o binaya siyasi afişlerin asılmasına nasıl izin veriyor’ ifadelerine yanıt verdi.
“BELEDİYE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI”
Hürriyet, söz konusu afişin asılmasıyla ilgili İzmit Belediyesi’nin bir yetkisinin ya da tasarrufunun olmadığını belirterek, “O afişin asılması konusunda İzmit Belediyesi’nin herhangi bir takdiri yoktur. Ayrıca o bina zaten kaçak olduğu için belediye üzerine düşen her türlü işlemi yapmıştır. Tüm süreçler eksiksiz işletilmiş, gerekli tutanaklar tutulmuş, yıkım kararı dahil olmak üzere yapılması gereken her adım atılmıştır” ifadelerini kullandı.
“ORASI BOMBOŞ BİR BİNA”
Başkan Hürriyet konuyla ilgili olarak, “O gösterdiğiniz bina bir seçim ofisi değil. Sadece afiş asıldı oraya. Büyükşehir Belediye Başkan Adayının afişi var o binada Orası bomboş bir bina. Sizin yaptığınız gibi iskanı olmayan bir yere ruhsat verip de Dilovası’ndaki gibi bir yangına sebep olacak bir işletme değil orası.
“KELİMELERİ EĞİP BÜKMEYİN”
Biz sizin gibi koruyup kollamıyoruz usulsüz iş yapanları. Faruk Bostan ile ilgili bir korumamız söz konusu olmamıştır. Tüm süreçleri işletmişiz. Sizin gibi sümenaltı etmemişiz, iskansız bir yere ruhsat vermemişiz. Biz gereğini yapmışız. 900 küsur binayı yıkabilecek bir ekipmanımız yok. İhalesi yapılır ve ona göre yol izlenir. Kelimeleri eğip bükmeyin. Büyüklerinize benziyorsunuz” dedi.
İzmit Belediyesi Aralık ayı meclis toplantısında MHP Meclis Üyesi Okan Karagöz’ün geçtiğimiz senelerde intihar eden Tugay Adak hakkında konuşması hakkında Fatma Başkan, “İntihar etmiş bir çocuğu kendi siyasetinize alet etmeye kalkıyorsunuz. Siz kimsiniz? Siz o dönemle ilgili ne biliyorsunuz? Bu kentte çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden babayı hiç dert edindiniz mi?
TUGAY’IN ADINI AĞZINA ALACAK SON KİŞİSİN!
Tugay’ı ağzınıza alabilecek en son kişisiniz. Emin ol kardeşlerimize sahip çıkıyoruz. Tugay Adak’ın kardeşi özel kalemde benimle birlikte çalışıyor. 3 tane genç kardeşimi işe aldım diye şimdi laf ediyorsunuz. Evet ben onları işe aldım. Parti ayrımı yapmadan herkese iş olanağı sağlamaya çalışıyoruz. Sizin meclis üyenizin çocuğunu da geçen dönem işe almıştım. Biz sizin gibi akp üyesi olmadan işe almayan bir anlayışta değiliz AKP, CHP, MHP üyesi ayrımı yapmıyoruz” dedi.
https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/genc-avukatlar-bagimlilarin-ilk-tedavi-rehberi-olacak-0-hTsxKYzA.mp4 Kocaeli Barosu ve Yeşilay işbirliğinde, stajyer avukatlara yönelik bağımlılıkla mücadele ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) konularında bilgilendirme toplantısı düzenlendi. İşbirliğiyle, özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) görevlendirmelerinde yer alan avukatların, soruşturma aşamasında uyuşturucu veya alkol kullanımı nedeniyle ifade veren kişileri doğru kurumlara yönlendirebilmesi hedefleniyor.
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Kadir Caner Karakadılar, Yeşilay ile yapılan işbirliğinde stajyer avukatlara bağımlılıkla mücadele ve YEDAM konusunda ayrıntılı bilgi aktarıldığını söyledi. Bir yıl sonra ruhsatlarını alacak genç meslektaşların en sık yaptığı işlerin CMK görevlendirmeleri olduğunu belirten Karakadılar, bilgilendirmenin önemini anlattı.
Karakadılar, “İşbirliğimizle hem bağımlılıkla mücadele, hem de YEDAM hakkında bilgilendirildik. Meslektaşlarımız bu sayede ayrıntılı bilgi edinmiş oldu. Bu bilgilendirme sadece onların kendi mesleki gelişimleri açısından değil, hizmet verecekleri vatandaşlara da konuyu ve edindikleri bilgileri aktarmaları yönünden çok olumluydu. Çünkü neticede bir uyuşturucu bağımlısının, soruşturma aşamasında sadece ifade verdikten sonra bırakılmayıp, nasıl tedavi olabileceği ve bu uyuşturucu maddeden nasıl kurtulabileceği yönünde de bilgi alması gerekiyor. Soruşturmanın en başında bu konuda bilgi sahibi olan meslektaşlarımızın o vatandaşımızı bilgilendirerek YEDAM’a, Yeşilay’a veya diğer sağlık kurumlarına yönlendirmesi çok önemli ve kıymetli bir adım olacaktır” dedi.
“Diğer illerdeki meslektaşlarımıza ve barolara da tavsiye ediyoruz”
Yeşilay ile iş birliği yapmalarından duyduğu memnuniyeti belirten Karakadılar, “Bu anlamda Yeşilay ile işbirliği yapmamız çok iyiydi. Biz bunu genişleterek devam etmeyi düşünüyoruz. Diğer illerdeki meslektaşlarımıza ve barolara da tavsiye ediyoruz. Umarım onlar da ilerleyen dönemde bu projelere girerler. Çünkü gerçekten son zamanda Türkiye’de uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma suçu çok fazla, ticari suç da. Bunlarla ilgili kolluk birimlerimiz yeterince çalışıyorlar ” dedi.
“Avukatların ilgilendiği dava konuları genel anlamda bizim alanımızla ilgili”
Kocaeli Yeşilay İl Başkanı Bekir Yümnü ise Yeşilay’ın bağımlılıkla mücadele ettiğini, aynı zamanda koruyucu ve önleyici tedbirler aldığını ifade etti. Genel merkezlerinin talepleri doğrultusunda değişik meslek gruplarıyla görüşmeler yaptıklarını belirten Yümnü, şunları kaydetti:
“Türk Ceza Kanunu’nun kendi alanlarına giren ve atanmış avukatların, genelde alkol, madde ve uyuşturucu kullanımıyla ilgili konularda müvekkillerini bilgilendirebileceği ifade edildi. Avukatların ilgilendiği dava konuları genel anlamda bizim faaliyet alanımızla ilgili. Biz genel bağımlılıkla mücadele etmenin yanı sıra anlık durumlarda bağımlı olan veya alkol alanların işlediği suçlarla ilgili de avukatlarla birliktelik yapabileceğimizi düşündük. YEDAM’dan ve Yeşilay’dan arkadaşlarımız görüşmelere gitti; bu konuda yaptığımız çalışmaların ne olabileceği, hangi konularda birlikte çalışabileceğimiz konusunda bir fikir birliğine vardık. Daha sonraki stajyer çalışmalarında ve eğitim çalışmalarında bununla ilgili bilgilendirme yapılabilir kanaatine vardık. Bu, genel merkezimiz tarafından da önemseniyor. Doğal olarak Türkiye’de bu projenin uygulanması konusunda bir fikir birliği oluştu. Bize bu fırsatı tanıdıkları için Kocaeli Barosu’na ve CMK yetkililerine çok teşekkür ediyoruz. Aynı zamanda, uyuşturucuyla mücadele konusunda her zaman yanımızda olan Kocaeli Valiliği’ne de çok teşekkür ediyoruz. Sizlere de ayrıca teşekkür ediyoruz” dedi.
https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/bakan-uraloglu-oumuzdeki-yil-bursamiza-yuksek-hizli-trenle-seyahat-edecegiz-0-NeCswYyv.mp4 Bursa’nın İnegöl ilçesinde ölümlü ve yaralamalı kazaların meydana geldiği İnegöl Ağaç İşleri Kavşağı’nda yapımı tamamlanan yeni köprülü kavşak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla hizmete açıldı. Bakan Uraloğlu, “Önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz. 2026 yılında biz Bursa’ya yaptığımız gezilerden bir tanesini inşallah Ankara’dan İstanbul’dan hızlı trenle yapmış olacağız, projeyi yakından takip ediyoruz” dedi.
Açılış törenine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa milletvekilleri, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı.
Törende konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “Burası Türkiye’nin en önemli akslarından bir tanesi. Sadece Bursa’yı, İnegöl’ü ilgilendiren bir karayolu değil. Türkiye karayolu açısından da önemli bir yer. İşte bu yol üzerinde bu üst geçit ve inşallah tamamlanacak iki tane daha üst geçitte bu yoldaki, konforu, hızı, güvenliği artırmış olacağız. Onların ilk adımının açılışını bugün gerçekleştiriyoruz. Bursalı hemşehrilerimiz özellikle İnegöllü hemşehrilerimiz bu yapılan yatırımın ne kadar önemli olduğunu farkındalar. Bursa gerçekten en önemli sanayi şehirlerinden. Tarımda önemli şehirlerinden. İnegöl’de gerçekten Türkiye ekonomisinin gözbebeği ilçelerinden bir tanesi. Burada yapılan bu açılışla inşallah buradaki trafik çok daha rahatlamış, güvenli hale gelmiş olacak. Ben bu manada emeği geçen tüm kardeşlerimize, karayolcu arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz günlerde bir Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili hızlı trene binmiş, bir paylaşım yapmış. Ne kadar heyecanlandığını, mutlu olduğunu kendi paylaşımından görebiliyorsunuz. Ben diyorum ki bütün vatandaşlarımıza Bursa’ya gelirken o heyecanı yaşatalım, önümüzdeki yıl hızlı trenimize kavuşalım diyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Küçük gibi görünse de kilitleri açmasından dolayı aslında büyük işler görürler. Kapı ne kadar büyük olursa olsun ufacık bir anahtardır. Dolayısıyla aslında Ankara’dan başlayan Eskişehir, İnegöl Bursa hattının doğrudan Kocaeli, İzmir ve İstanbul’u bağlayan hatta baktığımızda aslında işin özü İnegöl etrafında dönüyor. Bu hat aynı zamanda iş hattı, ekonomik hattı yani Türkiye’nin ekonomisini sırtlayan ve taşıyan hat. Bulunan en önemli yer de İnegöl’dür. Sadece bu yatırım İnegöl olarak değil aslında tüm bu coğrafi alanı düşünerek ele aldığınızda ne kadar önemli bir yatırımın şu anda yapıldığını anlarsınız” dedi.
“Ekonomik büyüme ulaşım altyapısından geçiyor”
Bakan Uraloğlu, “Bakanlığı döneminde hani atom Mustafa desek yanlış bir şey demeyiz. Çalışkanlığıyla gerçekten ülkeye hizmet eden Mustafa Varank kardeşimiz şimdi vekilimiz ve komisyon başkanımız. Tabi bir itirafla başladı ben de o itirafla devam edeyim onun bıraktığı yerden. Elbette gerçekten çok çalışıyoruz. Gece gündüz demeden ne kadar gücümüz yeterse, yoruluyor muyuz? Elbette yoruluyoruz ama yorulduğumuz yerde bakıyoruz ki Cumhurbaşkanımız ne yaptı? Ona bakınca diyoruz ki; bizim bu yaptığımız hiçbir şey. Daha yapacak çok işimiz var deyip yolumuza devam ediyoruz, biz öyle dinleniyoruz. Bugün Bursa’mıza iki büyük müjdeyle geldim. Öğleden sonra şehrimizin kalbine Bursa Şehir Hastanesi ve yüksek hızlı tren garımıza nefes aldıracak bağlantı yollarının temelini yine Bursalı kardeşlerimizle beraber atacağız. Ama önce burada İnegöl’ün giriş kapısında ülkemizin doğudan batıya uzanan en önemli koridorlarından birini daha güvenli daha hızlı daha konforlu hale getirmenin gururunu beraberce yaşıyoruz. Biliyorsunuz, yol medeniyettir. Sanayi, üretim, turizm, ticaret, emniyet ve dünya ile bütünleşme demektir. Ekonomik büyümenin birinci şartı güçlü bir ulaşım altyapısıdır, olmazsa olmazdır. Karayolu taşımacılığı da aktarmasız, güvenli, esnek, hızlı ve kolay ulaşımın vazgeçilmez ulaşımın modu olarak karşımıza çıkmaktadır. Karayolları gelişmiş ülkeler için hem uluslararası hem de yurt içi taşımacılık faaliyetlerinde kilit bir rol oynamakta ve adeta lojistik sistemin kılcal damarları olarak hayati bir fonksiyonu da üstlenmektedir. Bu gerçeğin bilinciyle Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 23 yıllık dönem içerisinde karayollarında adeta yeni bir çağın kapılarını da araladık, kapılarını da açtık çok şükür. Ülkemizin dört bir yanında doğu-batı, kuzey-güney demeden her tarafı baştanbaşa yüksek standartlı yol ağlarıyla karayolcu kardeşlerimizle donattık” dedi.
“Nereden nereye”
Uraloğlu, “2002 yılında bakın 6 bin 100 bin kilometre yolumuz vardı, bunu hep söylüyoruz ama tekrar etmekte de fayda var. Sadece 6 ilimiz birbirine bölünmüş yollarla bağlanıyordu. Bunu tam 5 kat artırarak bugün 29 bin 947 kilometreye çıkardık çok şükür ve 77 ilimizi de bölünmüş yollarla birbirine bağlamış olduk. 1714 kilometre olan otoyol ağımızı Bursa’mızın da içerisinde olduğu illerde başta olmak üzere 3796 kilometreye çıkardık. BSK kaplamalı yani sıcak asfalt yolların uzunluğunu 8591 kilometreden 31527 kilometreye çıkardık. Hani Cumhurbaşkanımız diyor ya “Nereden nereye”. Gerçekten, bizde bunları karayolcu kardeşlerimizle bütün ekiplerimizde, milletvekillerimizle, il yönetimimizle, valiliklerimizle beraber çok şükür hayata geçirdik. Yüksek dağları tünellerle, derin vadileri köprü ve viyadüklerle geçerek birbirine bağladık. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 811 kilometreye çıkardık. Tünel uzunluğumuzu 813 kilometreye çıkardık. Fark ettiyseniz bölünmüş yol uzunluğumuzu da 30 bin kilometrenin eşiğine getirdik. Sadece birkaç adım kaldı. Sene sonuna kadar inşallah 30 bin kilometreye çıkaracağız. Bakın Cumhurbaşkanımız AK Parti’mizin seçim vaatlerinde 15 bin kilometre bölünmüş yol koymuştu ilk etapta. Ve insanlar şunu demişti; Türkiye’de bu bölünmüş yolları nereye yapacaksın? Bakın biz 15 bin kilometreyi bitrdik. Onun üzerine bir 8 bin 9 bin daha yaptık ve şimdi 30 bin kilometrelere çıkarmış oluyoruz. Dile kolay, bu Bursa’dan yola çıksanız bakın 30 bin kilometre Bursa’dan yola çıksanız dünyanın çevresini 4te 3’ünü artık çevreliyorsunuz yaklaşık. Yani dünyanın 40 bin kilometre 30 bin kilometreyle 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaptık. Şöyle de yaklaşabiliriz; Bursa’dan Çin’in Şanghay şehrine yani büyük okyanusun kıyılarına kadar yaklaşık 3 kez ulaşabilecek bir mesafe demektir. İnşallah bu yıl bitmeden az önce dediğim gibi 30 bin kilometreyi yakalamış olacağız. Sadece birkaç kilometremiz kaldı. Kıymetli İnegöllü kardeşlerim ben burada sayılardan, rakamlardan bahsediyorum aslında bahsettiklerim sadece rakamlar değildir. Bir destanın çok büyük bir parçasıdır. İnegöl giriş kavşağı da bu destanın yeni bir adımıdır, yeni bir satırıdır. Bu satır İnegöl’ün sanayicisine, çiftçisine, esnafına, işçisine siz üretmeye devam edin biz sizin yolunuzu açmaya devam edeceğimizin mesajıdır” dedi.
“106 kilometrelik hatta sinyalizasyon kalmadı”
Uraloğlu, “İhracatıyla tüm lokomotif şehirlerinden birisidir. İnegöl ise bu lokomotifin en güçlü motorlarından biri. Mobilya sektöründe dünya markası olmuş her yıl milyonlarca dolar ihracat yapan, alın teriyle emekle büyüyen bir ticaret merkezi. Belediye Başkanımız söyledi 160 ülke. Gerçekten tebrik ediyorum. Allah daha fazlasını yapmayı bizlere nasip etsin. İşte bu üretim gücünü, bu bereketli emeğin dünyaya açılan kapısı da güvenli, hızlı ve kesintisiz yollarla olmalıdır. Açılışını yaptığımız İnegöl giriş kavşağı tam da bu ihtiyaç için hayata geçmiştir. Bu kavşağımız 152 metre uzunluğunda 6 açıklıklı farklı seviyeli köprülü kavşak olarak inşa ettik, tasarladık. Bağlantı yollarıyla birlikte 1.1 kilometre uzunluğundaki projemiz Bursa- İnegöl-Eskişehir devlet yolunun en kritik noktasında yükseldi. Bakın İnegöl’ümüzün girişinde her gün ortalama gidiş- dönüş yaklaşık 60 bin araç giriş- çıkış yapıyor. Bunların neredeyse 5’te 1’i yani 10 bin üzerinde ağır taşıt trafiğine sahip. İşte tam da bu yoğunlukta vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini en üst seviyede tutmak, aynı zamanda İnegöl mobilyasını dünyaya ulaştıran tırlarımızı, firmalarımızı, kamyonlarımızı kesintisiz akışa kavuşturmak için bu kavşağı inşa ettik. İnegöl giriş kavşağı artık şehir merkezine giriş- çıkış yapan araçlarımızla, transit geçen ağır taşıtlarımızı birbirinden tamamen ayırmış durumdadır. Trafik yoğunluğunu azaltarak daha akıcı bir akış sağlamış olduk. Böylece zamandan yıllık 1 milyar 200 milyon lira, akaryakıttan 50 milyon lira olmak üzere toplam yıllık 1 milyar 250 milyon lira tasarruf sağlamış olacağız. Değerli kardeşlerim bunları sadece bir rakam olarak değerlendirmeyin. Bakın buraya yaptığımız yatırımı bir yıldan daha az sürede ülkemize kazandırmış oluyoruz. Yani sanayici kardeşlerimiz bilir, bunun ne anlama geldiğini de takdir ederler. Ne kadar doğru iş yaptığımızın belgesidir. Çevreye zarar veren araçların da karbon emisyonunu da yıllık olarak tam 308 ton azaltarak hem doğamızı koruyarak hem de temiz bir gelecek için bir adım atmış olduk yeşil Bursa’mız için. Bu kavşakla birlikte Bursa Turanköy kavşağından Eskişehir’in sınırına kadar ulaşan tam 106 kilometrelik güzergahımızla artık tek bir sinyalizasyonlu kavşak kalmamıştır. Bu da ayrıca bir kıymetlidir. 106 kilometrelik tamamen yüksek standartlı, konforlu, hızlı, kesintisiz bir yol haline gelmiştir. Bir nevi otoyol standartlarına yükseltilmiştir. İnegöl’ümüzün sanayicisi, çiftçisi, esnafı artık ürünlerini daha hızlı daha güvenli ve daha ekonomik şekilde limanlara, iç piyasaya ve ihracat kapılarına ulaştırabilecek. Bu aynı zamanda Ankara’dan iç Anadolu’dan, doğudan gelen misafirlerimizi, turistlerimizi, iş insanlarımızı yeşil Bursa’mıza kesintisiz bir şekilde bağlayacaktır. Tekrar kavşağımız hayırlı uğurlu olsun. Değerli Kardeşlerim biz size büyün, üretin, ihracat rekorları kırın diyoruz. Siz de bunu fazlasıyla yapıyorsunuz. Biz de sözümüzü tutuyoruz” dedi.
Hzlı tren sözü
Bakan Uraloğlu, “Siz üretmeye devam edin, biz yolunuzu açmaya devam edeceğiz diyoruz ve bunu da hayata geçiriyoruz. İnegöl giriş kavşağı işte bu sözün tam da nişanesidir. Konuşma metninde yoktu öğleden sonraki programa ayırdım ama burada da İnegöllü kardeşlerimle paylaşayım. Biz İnşallah önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz. 2026 yılında biz Bursa’ya yaptığımız gezilerden bir tanesini inşallah Ankara’dan İstanbul’dan hızlı trenle yapmış olacağız, projeyi yakından takip ediyoruz. Nazar etme ne olur, çalış senin de olur diyoruz ya onun için de bazen muhalif kardeşlerimizde onların haklı eleştirilerinin başımızın üzerinde yeri vardır. Ama bu anlamda onların da eleştirdiği bu konuları biz İnşallah hayata geçirmiş olacağız” diye konuştu.
Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle köprülü kavşak hizmete açıldı.
Açılışın sonunda Bakan Uraloğlu’na, İnegölspor Başkanı Kani Ademoğlu tarafından üzerinde isminin yer aldığı İnegölspor forması hediye edildi.