Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Marmara Denizi’nde iş adamı Halit Yukay’ın ölümüyle ilgili dava başladı

Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere 4 Ağustos’ta ’Graywolf’ isimli teknesi ile Marmara Denizi’nde seyreden iş adamı Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı.

Mazu Yachts firmasının sahibi olan Halit Yukay, 4 Ağustos’ta ’Graywolf’ isimli tekne ile ayrıldığı Yalova’dan sonra Marmara Denizi’nde seyrederken bir daha kendisinden haber alınamamış ve günler süren araştırmalar sonucu cenazesinde Marmara Denizi’nin derinliklerinde ulaşılmıştı. Yapılan araştırmalar sonucunda aynı güzergahta seyreden yük gemisi ’Arel -7’ nin kaptanı Cemal T. (61) gözaltına alınarak tutuklanmıştı ve itiraz sonrası serbest bırakılmıştı.

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, kazadan 100 gün sonra Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve Cemal T.’nin 3 yıldan 9 yıla kadar hapsi istendi. Soruşturma kapsamında, Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli yük gemisi mercek altına alındı. Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemelerinde geminin baş kısmında belirgin sürtme ve darbe izleri bulundu. Kazadan bir gün önce çekilen görüntülerde gemide herhangi bir tahribat bulunmazken, İzmit Limanı’na yanaştığı 5 Ağustos tarihli görüntülerde bariz hasar tespit edildi. Bu fotoğraflar ve güvenlik kamerası kayıtları soruşturma dosyasına girdi.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gemi kaptanı Cemal T.’nin ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla 3 yıldan 9 yıla kadar, şirket yetkilisi Arda G. (45) ile gemi mürettebatı Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B.’nin (60) ‘Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ayrı ayrı hapis cezası istendi.

Dava başladı

Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin dava Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkemeye Sanıklar’ın yanı sıra taraf avukatları da katıldı. Duruşmada savunma yapan gemi kaptanı Cemal T., “2005 yılından beri bu firmada kaptan olarak görev yapıyorum. Daha önce başıma böyle bir olay gelmemişti. Olay günü saat 16.45’de vardiyayı teslim almaya gittim. Vardiyayı teslim aldıktan sonra cihazları kontrol ettim. Radar ve AİS ve telsizde bir problem yoktu. 3 gemi arka arkaya seyir halindeydik. Aramızda yaklaşık 1,5 saatlik mesafe vardı. Bu sırada herhangi bir radar veya telsizde ikaz gelmedi. Radarda 20 kilometre çapında alanda önündeki 2 gemi ile uzakta birkaç geminin drift attığını gördüm. Seyir sırasındayken geminin sol tarafında çöp gibi şeyler gördüm. Denize atılmış çöp parçaları olarak değerlendirdim. Daha sonra geminin sağ tarafında tahta parçalarını görünce manevra yaptım. Manevra yaparken can simidine benzer bir şey gördüğümü hatırlıyorum. Ama ben hiçbir cisme çarpmadım. Emin olmak için manevra yaptığım sırada tahta parçaları gördüm. Bende herhangi bir kaza kanaati oluşmadı” dedi.

Halit Yukay’ın ailesinin avukatı Emine Selam Esen, “Özellikle biz bugün müşteki taraf olarak, sanıkların mahkemede verdiği ifadeler nedeniyle kamu vicdanının yaralandığını düşünüyoruz. Sanıklar belgeleri inkar etmekte, öyle ki sanki mağdurlarmış gibi bugün onları dinledik. Sanıklar inkara dayanarak vicdanlı bir insanın olması gerektiğinin aksi şeklinde davranmaktadırlar. Bu bağlamda dosyaya sunulan uzman mütalaasında tespitler dikkate alındığında Sanık Cemal T.’nin ticari gemilerin seyretmesi gereken rotadan ayrılarak riskli alanda 2 gözcü bulundurması gerekirken, hiçbir gözcü bulundurmaksızın gemiyi sevk ve idare etmiştir. Halit Yukay’ın ölüm nedenini boğulma olarak tespit edilmiştir. Bu tespit soruşturma aşamasında alınan ve bizce yeterli olmayan bilirkişi raporundaki tespit ve iddiaların gerçekliğinin bulunmadığını net bir şekilde göstermiştir. Zira bu rapor dosyanın tekemmül etmemiş olduğu, bu aşama itibarıyla hatalı olarak kabul edilmelidir. Çünkü Halit Yukay, kamara kısmında olsaydı ölüm sebebi travmaya bağlı olurdu. Yukay teknenin dümen kısmındadır ve çarpmanın etkisiyle denize savrulmuştur. Tüm bu olgular dikkate alındığında sanık Cemal T.’nin bir nevi ‘Ne olursa olsun’ düşüncesiyle merhumun ölümüne sebebiyet vermekle, en azından bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verdiğinin kabulünü gerekli kılmaktadır. Aynı şekilde diğer sanıklar da yardım ve bildirim yükümlülüğünü ihlal etmişlerdir. Bu nedenle biz kamu vicdanı gereğince bütün sanıkların tutuklu olarak yargılanmalarını talep etmekteyiz” dedi.

Sanıklar ve taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti, müşteki vekilinin tutuklamaya yönelik talebini şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddederken, Cemal T.’nin yurt dışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla, diğer sanıkların da tutuksuz yargılanmalarına, eksik evrak ve tanıkların dinlenilmesi için duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ünlü halıcıyı baltayla parçalara ayırıp asitle eritmişlerdi: Karar çıktı

İstanbul’da darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin yargılanan 6 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56), 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobili Gebze’de terk edilmiş halde bulunmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti.

Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (57), Ahmet T. (58), Bahadır T. (31), Ceyhun A. (58), Emrah D. (35), Ferdi G. (38) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

“Mutlaka sanıklar cezalarını alacaktır”

Cinayete ilişkin açılan davanın son celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaayı yinelediğini belirtti. Sanıkların en ağır cezayı almasını isteyen maktulün kardeşi müşteki Erhan Ör, “Mahkemenizin doğru karar vereceğimden hiç şüphem. Mutlaka sanıklar cezalarını alacaktır” dedi.

“Nurhan’ı katledenler bir saç telini bile bizden esirgediler”

Mütalaaya katıldıklarını belirten müşteki avukatı, “Tüm delillerle Işık Eren önderliğinde tüm sanıkların suçu işlediği sübuta ermiştir. Işık ve Bahadır, suçu kabul etmese de tamamen suçtan kurtulmaya yönelik ifade vermektedirler. Nurhan’ı katledenler bir saç telini bile bizden esirgediler. Nurhan için sanal bir cenaze töreni yapıldı. Hiç şüpheye mahal vermeyecek şekilde olayın aydınlatıldığını düşünmekteyiz. Vahşice Nurhan’ı öldüren sanıkların indirim hükümlerin uygulamadan cezalandırılmalarını talep ediyorum” şeklinde konuştu.

“Nurhan, çocukluktan beri sırdaşımdı”

Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Işık E., “Suçun benim önderliğimde gerçekleştiği konusu doğru değildir. Mahkemeyi yönlendirmeye çalışıyorlar. Çok trajik ve garip bir olay. Benzeri karşılaşmamış bir olay. Nurhan benim çocukluk arkadaşım ve son dönemlerde iş arkadaşımdı. Nurhan, çocukluktan beri sırdaşımdı. Ailenin acısını anlıyorum ama ben de can arkadaşımı kaybettim. Mantıken bakıldığında Nurhan’ın kaybolmasında maddi ve manevi zarar gören kişi de benim. Ben eğitimli bir insanım. Bu olay olduğunda doktoramı veriyordum ancak tutuklandım. Uluslararası enerji şirketlerinde yöneticilik yaptım” diye konuştu.

“Nurhan Ör’ün öldürülüp öldürülmediği bile kanıtlanmış değil”

Bütün suçlamalara bakıldığında sübjektif senaryolar olduğunu söyleyen Işık E., “Maruz kaldığım suçlamaları sebebiyle felsefe bölümünü okumaya başladım. Kendimi savunmak için temel hukuk öğrenmeye çalışıyorum. Nurhan Ör’ün öldürülüp öldürülmediği bile kanıtlanmış değil. Olay yeri neresidir? Beni olay yerine bağlayan ip ucu nedir? Şahsıma yöneltilen suçlamaları reddediyorum. Cinayet var ise Nurhan Ör’ün ortadan kalkmasından kimin veya kimin çıkarı vardır? Tarafıma yöneltilen akıllanmaz iddiaları reddediyorum. Böyle bir olaydan üzüntü duyuyorum ama böyle bir olayda bulunmadığım gibi aklımda dahi geçirmedim. İvedilikle tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Aileden özür diliyorum”

Önceki ifadelerini tekrar eden Emrah D., “Ofisten halıyı aşağıya indirmemi istediler. İndirdiğimde ’Yavaş’ diye ses geldi. Benden kimseye bir şey söylemememi istediler” dedi.

Aileden özür dileyen Ceyhun A., “Maddi imkansızlıklar nedeniyle çiftliği kullanmalarına izin verdim ancak sonra vazgeçtim. Nurhan 35 yıllık arkadaşım. Komplonun kurbanı oldum. Plan yapmadım ve dahil olmadım. Öldürmeye katılmam mümkün değildir. Halıya sarılı olan kişinin yüzünde kar maskesi vardı ve her yeri bantlıydı. Ben Nurhan olduğunu bilmiyordum. Nurhan’ın ölmeden önce uyuşturucu aldığı ve Ferdiye cinsel birliktelik teklif ettiği, bu sebeple olayın gerçekleşmiş olabilir. Olayda herhangi bir çıkarım yok. Tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ahmet T. ise “Olaydan 3 gün önce Türkiye’ye geldim. Işık ile Nurhan, Suudi Arabistan’da kurduklarını ve bu sebeple Işık, Nurhan’a senet imzalatacaktı. Ben nezarette Nurhan’ın öldürdüğünü öğrendim. Tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.

Bahadır T. de suçu olmadığını söyledi.

“Senedi imzalasaydı da işin sonunda ölüm olacaktı”

Suçlamaları kabul etmeyen Ferdi G., ” Olayı aydınlattığımı düşünüyorum. Her ne kadar inkar etse de Işık Eren önderliğinde olay gerçekleşmiştir. Ben sadece senet imzalatacaklarını biliyordum, öldüreceklerini bilmiyordum. Olaydan önce kemik parçası ile asit denemesi yapmışlar. Uyuşturucu madde asla kullanmadım, istismar olayı da yalandır. Arada tek taraflı ticaret ilişki oldu. Maddi menfaat peşine düşmüşler. Nurhan ölmeseydi, Işık gelip zorla senedi imzalayacaktı. Senedi imzalasaydı da işin sonunda ölüm olacaktı” sözlerini ekledi.

Tüm sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis

Savunmaların ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Tüm sanıklar, “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca Ceyhun A. ve Ferdi G. hakkında “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçundan da ayrı ayrı 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Mütalaadan

Cumhuriyet savcısı, cinayetin nasıl planlandığına mütalaada yer vermişti. Mütalaada, sanıklardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın maktul Nurhan Ör ile liseden arkadaş oldukları, diğer sanıklardan Bahadır T.’nin sanık Ahmet T.’nin oğlu, Ferdi G. ve Emrah D.’nin de sanık Bahadır T.’nin arkadaşları olduğu belirtilmişti.

Yapılan planlamaya göre, maktulü öldürdükten sonra cesedi yok etmek için gerekli olan asit ve malzemenin alınması için Işık E. tarafından Ahmet T. ve Ferdi G. görevlendirildiği kaydedilmişti. Sanık Emrah D.’nin maktule benzemek için olaydan 1 gün önce sakallarını beyaza boyattığı ve peruk aldığı da ifade edilmişti. Mütalaada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık Işık E. önderliğinde tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri aktarılmıştı.

“Her öldürme olayında cezalandırmanın mutlak surette cesedin bulunması gibi bir şarta bağlanamaz”

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, maktulün cesedinin parçalara ayrılarak sülfürik asit bulunan varillerde eritildiğinin, sanıklar Ceyhun A. ve Ferdi G’nin beyanlarından anlaşıldığını bildirmişti. Mütalaada, olay yerinde maktule ait DNA bulunması itibarıyla maktulün cesedine ulaşılamamış olmasının, hayatın olağan akışına aykırılık oluşturmadığı; sırf maktulün cesedinin bulunamamasının onun öldürülmediği anlamına gelmeyeceği, her öldürme olayında cezalandırmanın mutlak surette cesedin bulunması gibi bir şarta bağlanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmayacağı vurgulanmıştı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Silo patlaması davasına ilişkin yeni görüntü ortaya çıktı

https://www.41.com.tr/wp-content/uploads/2025/07/silo-patlamasi-davasina-iliskin-yeni-goruntu-ortaya-cikti-0-Dn2q4iyn.mp4
Kocaeli’de 2 kişinin hayatını kaybettiği Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silo patlaması davasında, bilirkişi raporu ve temizlik ihmalleri ele alınıyor. Sanıklar sorumluluğu kabul etmezken, patlamadan 17 gün öncesine ait olduğu iddia edilen ve tesisteki yoğun toz birikimini gösteren yeni görüntüler ortaya çıktı.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 10 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

“Bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamaktadır”

Olaya ilişkin açılan davanın 5. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ile avukatı Yaprak Gülen Şahin Karakuş, tutuksuz sanık Kemal Ö. ile müdafii avukat Zekeriya Yelok ve diğer tutuksuz sanıkların avukatları katıldı.

Sakarya TMO’da şu an başmüdür yardımcılığı yaptığını söyleyen Kemal Ö., “Kocaeli’de başmüdür yardımcılığı yapıyordum. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Kurum mevzuatı incelenerek varsa hatalardan eksikliklerden kimin sorumlu olacağı dair değerlendirme yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda gösterilen patlama 2. patlamaya ait görüntülerdir, kamera kayıtlarına bakıldığında patlamanın ilk önce arka taraftan başladığı görülmektedir. Bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamaktadır, suçlamayı kabul etmiyorum, yeniden bilirkişi raporu alınmasını ve beraatimi talep ediyorum. Rutin olarak temizlik yapıldığına dair tutanaklar mevcuttur” dedi.

“Liman silosu tamamıyla bana bağlı değildir”

Olaydan 4 gün önce izne ayrıldığını ifade eden Kemal Ö., “Bu 4 günlük süreçte ne olduğuna ilişkin bilgim yoktur. Temizliklere ilişkin servis şeflikleri vardır, bu servisin şefleri ilgilenmektedir, TMO’nun tozlarının temizliği benim sorumluluğum ve görevim dahilinde değildir, benim görevim teknik işler ile ilgili faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin görev yapmaktayım. Liman silosu tamamıyla bana bağlı değildir, liman silosu içinde bana bağlı olmayan servislerinde çalışmaları vardır” diye konuştu.

“Temizliğin yapılmadığı açıktır, sanık Kemal Ö. suçtan kaçmaktadır”

Sanıklardan şikayetçi olduğunu söyleyen katılan Arif Dayıoğlu, “Sanıkların cezalandırılmalarını talep ediyorum. Temizliğin yapılmadığı açıktır, sanık Kemal Ö. suçtan kaçmaktadır” şeklinde konuştu.

“Tesisin temizlik faaliyetlerini önemsenmeyerek işler yürütmüştür”

Katılanların vekili avukat Yaprak Gülen Şahin Karakuş ise “Faaliyet raporlarında olay tarihinde ve öncesinde tesisin aktif olarak faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu ölümcül olaya neden olan şey tesisin temizlik faaliyetlerini önemsemeyerek işlerin yürütülmesine izin vermeleridir. Sanıklar hiç bir sorduğumuz soruya mantıklı, inandırıcı cevap vermemektedir, suçtan kaçmaya yönelik savunmalar yapılmaktadır. Burada olası kast olduğunu düşünüyoruz. Şikayetimiz devam etmektedir. Sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“İş güvenliği uzmanı talep edilmişse de kurum tarafından bu sağlanmamıştır”

Dayıoğlu’nun 21 Temmuz 2023 tarihli kuyu diplerinin görüntüsünü sanığa izletmesi sonrasında sanık Kemal Ö’nün avukatı Zekeriya Yelok, “Müvekkilimizin beyanlarına iştirak ediyoruz. Gösterilen görüntüler 21 Temmuz’a ilişkindir, 25 Temmuz’da kıymetli çıkıntı satışı yapıldığını beyan etmiştir. Burası resmi bir kurum, müvekkilimiz sanki buranın işletmecisiymiş gibi karar verme yetkisi yoktur. Kurum içerisinde iş güvenliği uzmanı talep edilmişse de kurum tarafından bu sağlanmamıştır, genel merkeze yapılmış bir sürü talepler vardı” dedi.

“Bu olayda patlamanın nasıl gerçekleştiğini kimse bilmemektedir”

Sanık Osman T’nin avukatı Erhan Türkan de, “Bu olayda patlamanın nasıl gerçekleştiğini kimse bilmemektedir. Varsayım üzerine ceza yargılaması yapılmaktadır. Bu zamana kadar toplanan tüm delillerin boşa toplandığını düşünüyoruz, olay kaynaktan mı, hububat tozundan mı ya da başka bir durumdan mı oldu bilmiyoruz. Olabilir, edebilir denilerek iddianame hazırlanmıştır. Müvekkilimiz patlama gününde olay yerinde değildir. Patlama gününde kaynak yapıldığını gören bir kişi bile yoktur” ifadelerini kullandı.

Arif Dayıoğlu da sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Mahkeme heyeti, sanıkların yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

“Maalesef sanıklar sanki cezasızlık algısının şımarıklığını gösteriyorlar”

Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Arif Dayıoğlu, “Adalet arayışımıza devam ediyoruz. Maalesef sanıklar sanki cezasızlık algısının şımarıklığını gösteriyorlar. Hiçbir şekilde hiçbir sorumluluğu kabul etmiyorlar. Olay suç üstü halidir. Olayda açıkça suç unsurları bulunmasına rağmen hiçbir sorumluluk kabul edilmiyor. Fotoğraflarda ve bilirkişi raporunda kaynak yapıldığı, etrafın tamamen toz içinde olduğu açıkça belli. Tanık ifadeleri, temizlik ve kontrolün hiç yapılmadığını ortaya koyuyor. Ancak olay sanki yan fabrikada olmuş gibi sorumsuzluk hali var. Bunun gerekçesi uzayan adalet süreçleri, cezasızlık algısı ve herkesin görevine devam etmesi. Hiç kimse görevden alınmıyor, uzaklaştırılmıyor. Üstelik çalışanlara ’İfade verirseniz siz de sıkıntı yaşarsınız’ gibi üstü kapalı baskılar yapılıyor” diye konuştu.

“Adalet arıyoruz”

Dayıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benzer yangın davalarında hızlı ilerlemeler sağlandı. Bizim davamızda ise neredeyse 2 yıl geçti, hala adalet arıyoruz. Olayda hayatını kaybeden 2 kişi, Bolu’da hayatını kaybedenlerden farklı değildi. Onlar da bu ülkenin evladıydı. Dava çok uzun sürdü. Olayla ilgili kimse tutuklanmadı. Herkes görevine devam ediyor. Oysa yaklaşık 20 milyon liralık maddi zarar ve iki can kaybı var. Ama sanki sıradan bir olay gibi davranılıyor. Yangının çıkma ihtimali ortadaydı. Bakım yapılması gereken bir alandı. Eğer zamanında müdahale edilseydi, yönlendirme yapılsaydı, belki de bu olay yaşanmayacaktı. Kifayetsiz, muhteris yöneticilerin hırsından kaynaklan bir durum yaşandı. Şu anda ilgili birimler suçu birbirine atıyor. Ancak burada asıl sorumlunun kim olduğunun Tarım ve Orman Bakanlığı himayesinde ortaya çıkarılması ve gerekli soruşturmaların başlatılması gerekiyor. Ne yazık ki şimdiye kadar hiçbir soruşturma açılmadığını duyduk. Bu çok üzücü. Bunca açık kanıta rağmen kimse harekete geçmiyor. Bu durum, olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığını ve birilerinin kollandığını düşündürüyor”

“Yeni ’Elifler’ ölmesin, yeni gençler hayattan kopmasın”

Davanın peşini bırakmayacağını söyleyen Dayıoğlu, “Kaybettiklerimiz geri gelmeyecek ama bir daha kimsenin başına benzer bir şey gelmemesi için bu davanın peşini bırakmıyoruz. Amacımız, sadece adaletin sağlanması ve bundan sonra çalışacak insanların güvenliğinin korunması. Bu konunun kişisel bir husumetle ilgisi yok. Bizim tek derdimiz, kamu hizmetinin düzgün yapılması, önlemlerin zamanında alınması ve tedbirlerin gerçekten uygulanması. Kaybettiklerimizin geri gelmeyeceğini biliyoruz. Ama yeni ’Elifler’ ölmesin, yeni gençler hayattan kopmasın. İşi gerçekten bilen, liyakatli insanlar görev alsın. Hiç kimse kişisel hırslarıyla başkalarının canını riske atmasın” ifadelerini kullandı.

Yeni görüntü

Öte yandan, 21 Temmuz 2023 tarihli görüntüler de dosyaya girdi. Görüntülerde kuyu diplerinde yoğun toz yığını ve siloların dış cephesinde havada yoğun toz bulutu olduğu görülüyor.

Bilirkişi raporunda patlamanın oluş şekli anlatılmıştı

İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, patlamanın meydana geldiği sırada silonun 6. katında kaynak işleminin yapıldığı, kaynak işlemi sırasında kıvılcımın 5. kata düşerek yanmanın başladığın ve tozlu ortamın alevlenmesiyle de primer patlama oluştuğu belirtildi.

Alevin elevatörler içindeki yoğun tozu tutuşturduğu, elevatörlerin baca görevi görerek alevi her bölgeye taşıdığı, patlama sonrasında oluşan titreşimin bölgede tozu havalandırdığının kaydedildiği raporda; havalanan tozun patladığı, yatay taşıyıcıların (konveyörler) patlamayı beton kule içine taşıdığı, beton kule içindeki tozun patlamasıyla oluşan yanma ve basıncın, beton kuleden beton silo (kuyu) altına sirayet ettiği, bu aşamada silo altındaki (yatay taşıyıcılar) konveyorler içindeki tozların ve beton silo (kuyu) altındaki tozların da patlayarak çok büyük bir basınç oluşturduğu aktarıldı.

Kategoriler
Gebze Haber

Baba ve kızını öldüren anne ile oğluna ayrı ayrı 65 yıla kadar hapis istemi

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/baba-ve-kizini-olduren-anne-ile-ogluna-ayri-ayri-65-yila-kadar-hapis-istemi-rYyjIstL.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde komşuları baba ve kızını öldüren, aileden de 2 kişiyi yaralayan anne ile oğlunun, ayrı ayrı 65 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Olay, 15 Ağustos 2021’de Osman Yılmaz Mahallesi 644. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hakan ve annesi Tülay Y., aynı binada altlı üstü oturan Avcı ailesi arasında defalarca komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan tartışma yaşandı. Olay günü de Ahmet Avcı, abisi Mustafa, eşi Fatma, kızları Ebru Avcı ile komşuları Tülay Y. ve oğlu Hakan Y. arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile Avcı ailesinin tüm üyeleri anne ve oğul tarafından bıçaklandı. Baba Ahmet ve kızı Tülay Avcı hayatını kaybederken, yaralanan anne ve oğlu da tedavilerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Mütalaada olayların nasıl geliştiği yer aldı

Davanın 12’nci celsesi Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar Tülay Y. ile oğlu Hakan Y., katılan tutuksuz sanıklar Fatma Avcı, Mustafa Avcı ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, maktul ile sanıkların binada altlı üstlü oturdukları, taraflar arasında daha önceden kolluk ve adliyeye yansımış, komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan ihtilafların olduğu belirtildi. Olay günü sanık anne ve oğlun alışverişten döndüğü, Ahmet Avcı’nın abisi olan müşteki Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye hitaben ’Aldırırım’ şeklinde söz söylediği, daha sonra tarafların karşı karşıya gelerek tartışmaya başladıkları belirtildi. Üst kattan sanıklar ile müşteki Mustafa Avcı’nın tartıştığını gören Ahmet ve Ebru Avcı ile müşteki sanık Fatma Avcı’nın indiği, Fatma Avcı’nın elindeki sopa ile sanık Hakan’a vurduğu, sanık Tülay’ın bu durumu engellemeye çalıştığı, yine maktul Ahmet’in de sanık Hakan’a vurduğu, bu sırada maktul Ebru Avcı’nın sanık Tülay’ı iteklemesi üzerine, Tülay’ın yere düştüğü, müşteki Mustafa Avcı’nın Hakan Yiğit’e tokat attığı, kavganın büyüdüğü belirtildi. Gelişen olaylarda anne ve oğlun; Ahmet Avcı, Ebru Avcı, Mustafa Avcı ve Fatma Avcı’yı bıçakla yaraladığı, müşteki sanık Fatma Avcı’nın da elindeki sopayla sanıklar Tülay ve Hakan’a vurduğu ve onları BTM ile giderilebilecek şekilde yaralamasına neden olduğu belirtildi.

Dosyada mevcut otopsi raporu ile maktul Ebru Avcı’nın 12, Ahmet Avcı’nın 5 yerinden bıçaklandığı, Fatma ve Mustafa Avcı’nın göğsünde ve vücudunun değişik yerlerinde birden fazla kez yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralandığı belirtildi.

Anne ve oğula ayrı ayrı 65 yıla kadar hapis istemi

Taraflar arasında daha önceden sanıkların evinin önünde meydana gelen olayın görüntülerin olduğu ve bu görüntülerde müşteki sanık Fatma Avcı’nın elinde döner bıçağı olduğu belirtildi. Tüm dosya kapsamı ile cumhuriyet savcısı, sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin haksız tahrik altında “Adam öldürme” suçundan ayrı ayrı 2 kez 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdurlar Mustafa ve Fatma Avcı’ya karşı haksız tahrik altında öldürmeye teşebbüs suçundan 2 kez 9 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdur Kürşat Barış Ayar’a karşı tehdit suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Katılan sanıklar için de ceza istendi

Sanık Kürşat Barış A’nın Tülay Y’ye yumruk atarak yaralaması sebebiyle 4 aydan 1 yıla kadar, sanık Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye karşı kasten yaralama suçundan 4 aydan 1 yıla kadar ve tehdit suçundan ise 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Son olarak sanık Fatma Avcı’nın, Tülay ve Hakan’a yönelik kasten yaralama suçundan ayrı ayrı 4 aydan 1 yıla kadar cezalandırılması istendi.

“Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır”

Mütalaayı kabul etmeyen tutuklu sanık Hakan Y., “Olayın meydana gelmesinden önce polisi arayıp karşı tarafla alakalı şikayeti bildirmiştim. Bu hususun dikkate alınmasını ve tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.

Sanık Tülay Y. ise, “Tahliyemi talep ederim. Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır. Bizim kesinlikle karşı tarafımı öldürmek gibi bir kastımız yoktur” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, avukatların süre talep etmesi üzerine sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version