Kategoriler
Asayiş Haber

Genç kızı kaza süsü vererek öldürdüğü iddia edilen sanık:

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/genc-kizi-kaza-susu-vererek-oldurdugu-iddia-edilen-sanik-0-9Pavt3Nq.mp4
Kocaeli’de cinsel birliktelik teklifini geri çevirdiği iddia edilen kızı, boynuna ip bağlayarak bayıltan ve kamyonetle birlikte uçurumdan atarak kaza süsü veren sanık, “Rümeysa ile sadece arkadaşlık yaşıyorduk. Tuvaletimi yaparken aracın hareket ettiğini gördüm. Rümeysa’nın şaka yaptığını, duracağını düşündüm. Kısa süre sonra araç uçuruma uçtu. Olay, maktulün sebebiyet verdiği bir kazadan ibarettir, benle ilgisi yoktur” dedi.

Olay, 19 Mayıs 2024 tarihinde saat 02.30 sıralarında Halıdere Eskiköy Caddesi’nde meydana geldi. Kamyonetin uçuruma düştüğü ihbarı üzerine bölgeye giden polis ve sağlık ekipleri, kamyonetin 15 metre ilerisinde 18 yaşındaki Rümeysa Meriç Özcan’ın boynuna ip bağlı haldeki cansız bedeniyle karşılaştı. Özcan’ın cansız bedeni, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi için morga kaldırılırken, polis ekipleri Tunay A. (23), Eşref K. (21), Yaser A.A. (21) isimli erkekler ile Ceylan Ç. (21) ve Kibar N.K. (17) isimli kızları gözaltına aldı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden Tunay A. tutuklanırken, Eşref K., Yaser A.A., Ceylan Ç. ve Kibar N.K. ise serbest bırakıldı.

3 kez ifade değiştirdi

Tunay A., polise ilk ifadesinde olayın kaza olduğunu belirtmiş, olay mahallindeki incelemenin ardından tekrar ifadesi alınan zanlı cinayeti işlediğini itiraf etmişti. Savcı karşısına çıkarılan zanlı Tunay A., tekrar ifadesini değiştirerek olayın kaza olduğunu belirtmişti. İddianamede de Tunay A.’nın olay günü 0.47 promil alkollü olduğunun belirtilmişti. Sanığın, hem kadına karşı hem de cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan ise 2 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılmasına yönelik iddianame hazırlanmıştı.

“Rümeysa’nın annesi ile tanıştık”

Tunay A. hakkında “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme” “Kadına karşı kasten öldürme” suçlarından açılan davanın 2. celsesi Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşma salonunda tutuklu sanık Tuncay A., avukatları, maktulün annesi Kevser Erden ve avukatı katıldı. Olaya ilişkin ilk celse konuşmayan sanık bu celse ise verdiği savunmada, “Olayla ilgili emniyette 2 ifade verdim. Biri kendi rızamlaydı. Kendi rızamla verdiğim ifadeyi kabul ediyorum. CMK avukatıyla alınan ifademi kabul etmiyorum. Polisin beni darp etmesi ile suçu işlediğimi söyledim ancak bu doğru değildir. Olay günü Rümeysa ile buluştuk, alkol içtik. Sonra Yuvacık Barajı’na ardından Ereğli Sahili’ne gittik. Orada Rümeysa’nın annesi ile tanıştık. Ardından Rümeysa’nın arkadaşları ile eğlence mekanına gittik. Ancak bizi mekana almadılar, Rümeysa bu sebeple taşkınlık çıkardı. Yaser ile Eşref geldi, başka mekana gittik ancak oraya da alınmadık” diye konuştu.

“Rümeysa’nın şaka yaptığını düşündüm”

Diğer arkadaşlarla ayrıldıklarını belirten tutuklu sanık Tunay A., “Rümeysa ile sahilde kalan biralarımızı içtik. Rümeysa güzel bir manzara olduğunu söyledi. Onun tarifi ile oraya gittik. Amacımız sadece oturup eğlenmekti. Sadece arkadaşlık yaşıyorduk. Ben aracın arkasına tuvalet yapmaya gittim, o sırada araç çalışır vaziyetteydi. Aracın hareket ettiğini gördüm. Rümeysa’nın şaka yaptığını, ileride duracağını düşündüm. Kısa süre sonra araç uçuruma uçtu. Olay öncesinde Rümeysa ile tartışmamız olmadı. Kamyonetin içinde bulunan halat yük içindi. Ancak ben o halatı ne gördüm ne biliyorum. Ben olay yerine dahi inmedim, bilmiyorum” şeklinde konuştu.

“Olay, maktulün sebebiyet verdiği bir kazadan ibarettir”

Rümeysa’nın araç içinden nasıl düştüğünü bilmediğini belirten Tunay A., “Rümeysa ile herhangi cinsel bir yakınlaşmamız olmadı. Kendisinin tavsiyesi üzerine o bölgeye gittik. Güzel manzarası olduğunu söyledi. Kamp sandalyelerimizi alıp oturduk. Olay, maktulün sebebiyet verdiği bir kazadan ibarettir, benle ilgisi yoktur. Araç hareket ederken peşinden koştum ancak yetişemedim. Polisleri ben olay yerine götürdüm. Emniyette, ’Halatı boynuna bir tur dolabım ve onu sarstım’ ifademi kabul etmiyorum, polislerin beni darp etmesi ve zorlaması ile böyle bir ifade verdim. Rümeysa’yı 3 aydır tanıyordum, 1 aydır samimiyiz. 1 ayda 10 defa buluşmuşuzdur. Uyuşturucu kullanmam, Rümeysa’nın kullanıp kullanmadığını bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen Kibar N.K., olay tarihinde sanık ve maktulle buluştuklarını, aralarında herhangi bir kavgaya şahit olmadığını, olayı görmediğini belirtti. Sanık avukatı ise emniyette alınan ifadenin hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Mahkeme heyeti, avukatların keşif talebini reddederek sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Kocaeli’de rehine krizi

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/kocaelide-rehine-krizi-0-VEvOEyjt.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki bir restoranda rehin alınma olayı yaşandı. Ekipler olay yerinde geniş güvenlik önlemi aldı.

Olay, Osman Yılmaz Mahallesi İstasyon Caddesi’ndeki bir restoranda meydana geldi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, özel hareket ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, olay yerinde geniş güvenlik önlemi aldı. Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ölü bedeni karlar içinde bulundu

Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde 31 yaşındaki adam, karlar içinde hareketsiz halde bulundu. Yapılan kontrollerde şahsın hayatını kaybettiği belirlendi, polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Olay, sabah saatlerinde İnönü Mahallesi 144. Sokak’ta bulunan boş alanda meydana geldi. Yoldan geçen vatandaşlar, yerde karlar içinde hareketsizce yatan şahsı görünce 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. İsminin Murat Turan (31) olduğu öğrenilen şahsın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Eski eşi Ajda’yı restoranda öldürmüştü, ilk kez konuştu

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/eski-esi-ajdayi-restoranda-oldurmustu-ilk-kez-konustu-0-vwEfjdVj.mp4
Kocaeli’nin Körfez ilçesinde eski eşi Ajda Yatar’ı restoranda yemek yediği sırada tabanca ile ateş ederek öldüren sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, kız çocuğunun dayısı tarafından istismara uğradığını, şikayet etmek istediğinde kendisini dağa kaçırmakla tehdit ettiklerini, olay günü ise Ajda ile konuşmak istediğini ancak ettiği küfür sebebiyle cinayeti işlediğini öne sürdü. Olay günü Ajda’nın yanında bulunan arkadaşı ise “Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” dedi.

Olay, 22 Kasım 2023’de Güney Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi’nde bulunan dönerci dükkanının 2. katında meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yemeğini yiyen Ajda Yatar’a (28), eski eşi Vahyettin P. (39) tarafından tabanca ile kafasından 4 el ateş edildi. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yere yığıldı, zanlı ise geldiği araçla olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Ajda Yatar’ın hayatını kaybettiğini belirledi. 3 çocuk annesi Ajda Yatar, 10 yıl önce evlendiği eşinden 2 Kasım 2023’de boşanmıştı. Olay sonrasında kayıplara karışan Vahyettin P., yakalanarak cezaevine gönderildi. Vahyettin’in kaçmasını yardım ederek suçluyu kayırmadan ise Mehmet Y. ve Burhan Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

“Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim”

“Tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme” suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Vahyettin P., tutuksuz sanıklar, tanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı.

Savunması için söz hakkı verilen sanık Vahyettin P., “2012 yılında eşimle görücü usulüyle evlendik. Güzel bir evliliğimiz vardı. Eşimin akrabalarının dağda öldüğünü öğrendik, cenazelerine gitmedim, bu sebeple sorunlar başladı. Eşimin öz abisi tarafından ters ilişkiye maruz kaldım. Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim, şikayetçi olmadım. Eşim de 15 yaşlarındayken istismara uğradığını bana söylemişti” iddialarında bulundu.

“Kızımın dayısı tarafından istismara uğradığını öğrendim”

2022 yılında kızının rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olduğunu belirten Vahyettin P., iddialarına şöyle devam etti:

“Çocuğum bir türlü iyileşmiyordu. Kızımın ilaçlarını satın almama rağmen ilaçların verilmediğini öğrendim. 2022’nin ekim ayında kızım için randevu oluşturdum. Kayınpederim bizim eve geldi, çay içtikten sonra kızımı hastaneye götüreceğimi söyledim, müsaade istedim. Kızım arabada, ’Bu tür insanları neden evimize alıyorsun?’ dedi. E. dayısının kendisini soyduğunu ve kötü şeyler yaptığından bahsetti. Annesine ve dedesine söylediğini ancak konuyu kapattıklarını söyledi. ’Seni aramak istediğimde beni pencereden sarkıttılar’ dedi. Evime döndüğümde kayınpederim evden çıkmıştı. Eşime sorduğumda durumu ağlayarak kabul etti. Kayınpederimi aradığımda beni tehdit etti, ’Arkamızda örgüt var’ dedi. Şikayetçi olmayı düşündüm ancak eşim kabul etmedi, ’Babamın evine giderim, her şeyi reddederim’ dedi. 1 hafta bunun mücadelesini verdim ve şikayet etmeye kabul etti. Doktor, ’Çocuk ilaçları kullanmazsa ölecek’ dediği için ilaçları bilerek vermemişler. Kızımın istismar olayını şikayet edeceğim gün Ajda durumu ailesine anlatmış. Şikayet etmeyeyim diye eşim kendisini darp ettiğimi iddia ederek şikayette bulunmuş. Darp raporu istedim, darp raporunda bir şey çıkmadı. Ben olaya anlam veremeden eşim boşanma davası açtı. Ben de çocuklarım için suç duyurusunda bulundum. Çocuğumun ifadeleri Yalova’da alınmıştır. Bu süreç içerisinde kayınpederim tehditler savuruyordu, beni darp etmeye çalıştılar. Anlaşmalı boşanmak için tehditler savurdular, ’Dağa kaldırırız’ dediler. Kızım öz dayısı tarafından istismara uğramış, dünyam başıma yıkılmıştı. Anlaşmaya boşanmaya razı oldum”

“Ciddi bunalım yaşıyordum”

Boşanma sürecini de anlatan tutuklu sanık, ” İmzayı atmadan önce hakim eşime sordu, ’Çocuklarınla görüşmek istemiyor musun?’, ’Hayır, hiçbiri işe görüşmek istemiyorum’ dedi. Hakim, ’Kızım aklın başına geldiği zaman çocuklarını alabilirsin’ dedi. Eşim, bunu sürekli bana koz olarak kullandı, ’Şikayetinden vazgeçmezsen çocukları alırım, kızımı örgütün hizmetçisi yaparım, ben de başkasıyla evlenirim’ dedi. Ciddi bunalım yaşıyordum. Çok kez intihar etmek istedim. Çocuğum tek böbrekli, böbreğimi ona vermek için intihar etmedim, yoksa ben kendimden geçtim. Olay günü adliyeye şikayet için gidecektim. Ancak öğle arasına girdiği için adliye kapalıydı. Ben de kahvaltı yapmak istedim, kafede oturarak poğaça yedim. Karşıdan eşim ve arkadaşının yürüdüğünü gördüm. 50 metre takip ettim sonra geri döndüm. Arabayı park ettiğim yere gittim. Eşimin bana baktığını gördüm” dedi.

“Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum”

Ajda ile sakince konuşmak için yanına gittiğini söyleyen Vahyettin P., “Lokantanın 2. katına çıkar çıkmaz Ajda masasından kalkarak bana saldırdı, küfür etti. ’Beni neden takip ediyorsun? Seni öldürtürüm’ dedi. Beni azarlamasına, ağza alınmayacak küfürlere rağmen onu sakinleştirmeye çalıştım. ’Ben başkasıyla evlenirim, sen de köpek gibi peşimden koşarsın’ dedi. Oradaki insanlar da bana hakaretlerde bulundular ve üstüme yürüdüler. Ben kontrolden çıktım ve olaylar yaşandı. Olaydan dolayı pişmanım. Yanımda bulundurduğum silahı beni tehdit ettikleri için üstümde taşıyordum. Çocuklarından dolayı psikolojim yerinde değildi. Tetiğe bastım, dünyam başıma yıkıldı. Daha önce uzaklaştırmayı ihlal ettiğim için gün cezaevinde yattım. Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum” diye konuştu.

“Vahyettin’e teslim olmasını söyledim”

Vahyettin P’nin kaçmasına yardım ederek “suçluyu kayırma” suçundan tutuksuz yargılanan Mehmet Y., “Olaydan haberimiz yoktu. Olayı öğrenince Burhan ile sanığın aile evine gitmeye karar verdik. Yolda sanığın kardeşi Erhan bizi aradı. Onu da yoldan aldık. Erhan, abisinden haber alamadığını söyledi, Karamürsel’e kadar gittik. Vahyettin geldi arabaya bindi, teslim olmasını söyledim. Ancak kabul etmedi, eşine ateş ettiğini ancak ölüp ölmediğini bilmediğini söyledi. Ben yanlarından ayrıldım. Burhan, Vahyettin’i hiç görmedi o benden önce araçtan indi” dedi.

Burhan Ö’de suçlamayı kabul etmeyerek Mehmet Y’nin dediklerini doğruladı.

“İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir”

Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, sanığın ailesi hakkında iftira attığını ifade ederek, “Sanık, kız kardeşime baskıda bulunuyordu. Sanığın kardeşi ve ablası kız kardeşime şiddette bulundu. Sanık tehditleri sebebiyle kardeşim çocuklarını almadı. Kardeşim 10 yıllık süreç içerisinde gördüğü şiddetten dolayı onlarca kez küsüp baba evine gelmiştir. Kız kardeşimi zorla da olsa ikna ederek geri evine gönderiyorduk. Tüm sanıklardan şikayetçiyim. İstismar olayı iftiradır. İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir. Sanık defalarca kız kardeşimin başına silah dayayıp ’Sen balkondan atla, elimi kana boyama’ demiştir. Sanık annemin önünü keserek, ’Senin 4 oğlunu öldüreceğim’ diyerek tehdit etmiştir. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor”

Ajda’nın babası Haydar Yatar ise “Kızımın evlilik sürecinde hep huzursuzluk vardı. Ben neymişim de sanığı o kadar tehdit etmişim? Korucu başlığı yaptım. 9 çocuk babasıyım. Çocuklarımın hepsi evli, diğer dünürlerim ile sorun olmadı da sanıkla mı oldu. Ben senaryo yazmasını bilemem, yaşananları anlatıyorum. Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor. Sanıktan şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

“Ajda, eşinin onu kemerle dövdüğünü söyledi”

Olay günü Ajda Yatar birlikte olan tanık Melek E., “Ajda arkadaşım olur. Eşinin onu kemerle dövdüğünü, çocuklarını özlediğini, zorlayarak imzayla çocuklarından uzak kaldığını söyledi. Vefatından bir kaç gün önce sanık bizi takip ettiğini öğrendik. Olay günü Ajda ile sınava, sonrasında da yemek yemeye gittik. Ajda elini yıkamaya gittiği sırada olay yaşandı. Çok yakından ateş etti. Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” şeklinde konuştu.

Restoranda çalışan tanık Medine A., “Olay günü 2 kadın geldi, yemeklerini yedi. Tam kalkacakken sanık geldi, direkt ateş etti. Kadın yalvardı. Ben panikle aşağıya kaçtım” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

“Sanık çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı”

Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, “Sanık, kız çocuklarının geleceği ile oynamaktadır, iftiralar atmaktadır. Bu şekilde indirim almaya çalışmaktadır. Bahsettiği kız çocuğu, ablasının çocukları tarafından istismara uğradı. Biz bunu dile getirmek istemedik. Kız çocuğunun geleceği etkilenmesin dedik ama sanık bugün çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı. Söylediklerinin tamamı iftiradan ibarettir. Umarım gereken cezayı alacaktır. Yeğenlerimin arkasındayım. Sanık, kendini kurtarmak için çocuklarını harcadı. Yeğenlerim için canımı vermeye hazırım. Onlar bize Ajda’nın emaneti” dedi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER Körfez Haber Tüm Güncel Haberler

Eski eşi Ajda’yı restoranda öldürmüştü, ilk kez konuştu

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde eski eşi Ajda Yatar’ı restoranda yemek yediği sırada tabanca ile ateş ederek öldüren sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, kız çocuğunun dayısı tarafından istismara uğradığını, şikayet etmek istediğinde kendisini dağa kaçırmakla tehdit ettiklerini, olay günü ise Ajda ile konuşmak istediğini ancak ettiği küfür sebebiyle cinayeti işlediğini öne sürdü. Olay günü Ajda’nın yanında bulunan arkadaşı ise “Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” dedi.

Olay, 22 Kasım 2023’de Güney Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi’nde bulunan dönerci dükkanının 2. katında meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yemeğini yiyen Ajda Yatar’a (28), eski eşi Vahyettin P. (39) tarafından tabanca ile kafasından 4 el ateş edildi. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yere yığıldı, zanlı ise geldiği araçla olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Ajda Yatar’ın hayatını kaybettiğini belirledi. 3 çocuk annesi Ajda Yatar, 10 yıl önce evlendiği eşinden 2 Kasım 2023’de boşanmıştı. Olay sonrasında kayıplara karışan Vahyettin P., yakalanarak cezaevine gönderildi. Vahyettin’in kaçmasını yardım ederek suçluyu kayırmadan ise Mehmet Y. ve Burhan Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

“Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim”

“Tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme” suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Vahyettin P., tutuksuz sanıklar, tanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı.

Savunması için söz hakkı verilen sanık Vahyettin P., “2012 yılında eşimle görücü usulüyle evlendik. Güzel bir evliliğimiz vardı. Eşimin akrabalarının dağda öldüğünü öğrendik, cenazelerine gitmedim, bu sebeple sorunlar başladı. Eşimin öz abisi tarafından ters ilişkiye maruz kaldım. Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim, şikayetçi olmadım. Eşim de 15 yaşlarındayken istismara uğradığını bana söylemişti” iddialarında bulundu.

“Kızımın dayısı tarafından istismara uğradığını öğrendim”

2022 yılında kızının rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olduğunu belirten Vahyettin P., iddialarına şöyle devam etti:

“Çocuğum bir türlü iyileşmiyordu. Kızımın ilaçlarını satın almama rağmen ilaçların verilmediğini öğrendim. 2022’nin ekim ayında kızım için randevu oluşturdum. Kayınpederim bizim eve geldi, çay içtikten sonra kızımı hastaneye götüreceğimi söyledim, müsaade istedim. Kızım arabada, ’Bu tür insanları neden evimize alıyorsun?’ dedi. E. dayısının kendisini soyduğunu ve kötü şeyler yaptığından bahsetti. Annesine ve dedesine söylediğini ancak konuyu kapattıklarını söyledi. ’Seni aramak istediğimde beni pencereden sarkıttılar’ dedi. Evime döndüğümde kayınpederim evden çıkmıştı. Eşime sorduğumda durumu ağlayarak kabul etti. Kayınpederimi aradığımda beni tehdit etti, ’Arkamızda örgüt var’ dedi. Şikayetçi olmayı düşündüm ancak eşim kabul etmedi, ’Babamın evine giderim, her şeyi reddederim’ dedi. 1 hafta bunun mücadelesini verdim ve şikayet etmeye kabul etti. Doktor, ’Çocuk ilaçları kullanmazsa ölecek’ dediği için ilaçları bilerek vermemişler. Kızımın istismar olayını şikayet edeceğim gün Ajda durumu ailesine anlatmış. Şikayet etmeyeyim diye eşim kendisini darp ettiğimi iddia ederek şikayette bulunmuş. Darp raporu istedim, darp raporunda bir şey çıkmadı. Ben olaya anlam veremeden eşim boşanma davası açtı. Ben de çocuklarım için suç duyurusunda bulundum. Çocuğumun ifadeleri Yalova’da alınmıştır. Bu süreç içerisinde kayınpederim tehditler savuruyordu, beni darp etmeye çalıştılar. Anlaşmalı boşanmak için tehditler savurdular, ’Dağa kaldırırız’ dediler. Kızım öz dayısı tarafından istismara uğramış, dünyam başıma yıkılmıştı. Anlaşmaya boşanmaya razı oldum”

“Ciddi bunalım yaşıyordum”

Boşanma sürecini de anlatan tutuklu sanık, ” İmzayı atmadan önce hakim eşime sordu, ’Çocuklarınla görüşmek istemiyor musun?’, ’Hayır, hiçbiri işe görüşmek istemiyorum’ dedi. Hakim, ’Kızım aklın başına geldiği zaman çocuklarını alabilirsin’ dedi. Eşim, bunu sürekli bana koz olarak kullandı, ’Şikayetinden vazgeçmezsen çocukları alırım, kızımı örgütün hizmetçisi yaparım, ben de başkasıyla evlenirim’ dedi. Ciddi bunalım yaşıyordum. Çok kez intihar etmek istedim. Çocuğum tek böbrekli, böbreğimi ona vermek için intihar etmedim, yoksa ben kendimden geçtim. Olay günü adliyeye şikayet için gidecektim. Ancak öğle arasına girdiği için adliye kapalıydı. Ben de kahvaltı yapmak istedim, kafede oturarak poğaça yedim. Karşıdan eşim ve arkadaşının yürüdüğünü gördüm. 50 metre takip ettim sonra geri döndüm. Arabayı park ettiğim yere gittim. Eşimin bana baktığını gördüm” dedi.

“Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum”

Ajda ile sakince konuşmak için yanına gittiğini söyleyen Vahyettin P., “Lokantanın 2. katına çıkar çıkmaz Ajda masasından kalkarak bana saldırdı, küfür etti. ’Beni neden takip ediyorsun? Seni öldürtürüm’ dedi. Beni azarlamasına, ağza alınmayacak küfürlere rağmen onu sakinleştirmeye çalıştım. ’Ben başkasıyla evlenirim, sen de köpek gibi peşimden koşarsın’ dedi. Oradaki insanlar da bana hakaretlerde bulundular ve üstüme yürüdüler. Ben kontrolden çıktım ve olaylar yaşandı. Olaydan dolayı pişmanım. Yanımda bulundurduğum silahı beni tehdit ettikleri için üstümde taşıyordum. Çocuklarından dolayı psikolojim yerinde değildi. Tetiğe bastım, dünyam başıma yıkıldı. Daha önce uzaklaştırmayı ihlal ettiğim için gün cezaevinde yattım. Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum” diye konuştu.

“Vahyettin’e teslim olmasını söyledim”

Vahyettin P’nin kaçmasına yardım ederek “suçluyu kayırma” suçundan tutuksuz yargılanan Mehmet Y., “Olaydan haberimiz yoktu. Olayı öğrenince Burhan ile sanığın aile evine gitmeye karar verdik. Yolda sanığın kardeşi Erhan bizi aradı. Onu da yoldan aldık. Erhan, abisinden haber alamadığını söyledi, Karamürsel’e kadar gittik. Vahyettin geldi arabaya bindi, teslim olmasını söyledim. Ancak kabul etmedi, eşine ateş ettiğini ancak ölüp ölmediğini bilmediğini söyledi. Ben yanlarından ayrıldım. Burhan, Vahyettin’i hiç görmedi o benden önce araçtan indi” dedi.

Burhan Ö’de suçlamayı kabul etmeyerek Mehmet Y’nin dediklerini doğruladı.

“İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir”

Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, sanığın ailesi hakkında iftira attığını ifade ederek, “Sanık, kız kardeşime baskıda bulunuyordu. Sanığın kardeşi ve ablası kız kardeşime şiddette bulundu. Sanık tehditleri sebebiyle kardeşim çocuklarını almadı. Kardeşim 10 yıllık süreç içerisinde gördüğü şiddetten dolayı onlarca kez küsüp baba evine gelmiştir. Kız kardeşimi zorla da olsa ikna ederek geri evine gönderiyorduk. Tüm sanıklardan şikayetçiyim. İstismar olayı iftiradır. İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir. Sanık defalarca kız kardeşimin başına silah dayayıp ’Sen balkondan atla, elimi kana boyama’ demiştir. Sanık annemin önünü keserek, ’Senin 4 oğlunu öldüreceğim’ diyerek tehdit etmiştir. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor”

Ajda’nın babası Haydar Yatar ise “Kızımın evlilik sürecinde hep huzursuzluk vardı. Ben neymişim de sanığı o kadar tehdit etmişim? Korucu başlığı yaptım. 9 çocuk babasıyım. Çocuklarımın hepsi evli, diğer dünürlerim ile sorun olmadı da sanıkla mı oldu. Ben senaryo yazmasını bilemem, yaşananları anlatıyorum. Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor. Sanıktan şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.

“Ajda, eşinin onu kemerle dövdüğünü söyledi”

Olay günü Ajda Yatar birlikte olan tanık Melek E., “Ajda arkadaşım olur. Eşinin onu kemerle dövdüğünü, çocuklarını özlediğini, zorlayarak imzayla çocuklarından uzak kaldığını söyledi. Vefatından bir kaç gün önce sanık bizi takip ettiğini öğrendik. Olay günü Ajda ile sınava, sonrasında da yemek yemeye gittik. Ajda elini yıkamaya gittiği sırada olay yaşandı. Çok yakından ateş etti. Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” şeklinde konuştu.

Restoranda çalışan tanık Medine A., “Olay günü 2 kadın geldi, yemeklerini yedi. Tam kalkacakken sanık geldi, direkt ateş etti. Kadın yalvardı. Ben panikle aşağıya kaçtım” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

“Sanık çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı”

Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, “Sanık, kız çocuklarının geleceği ile oynamaktadır, iftiralar atmaktadır. Bu şekilde indirim almaya çalışmaktadır. Bahsettiği kız çocuğu, ablasının çocukları tarafından istismara uğradı. Biz bunu dile getirmek istemedik. Kız çocuğunun geleceği etkilenmesin dedik ama sanık bugün çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı. Söylediklerinin tamamı iftiradan ibarettir. Umarım gereken cezayı alacaktır. Yeğenlerimin arkasındayım. Sanık, kendini kurtarmak için çocuklarını harcadı. Yeğenlerim için canımı vermeye hazırım. Onlar bize Ajda’nın emaneti” dedi.

[kanews-related-post title=”Video Haber” ids=”52528″ tag=”div”][kanews-related-post title=”Asayiş Haber” ids=”52528″ tag=”div”]
Kategoriler
Gebze Haber

Baba ve kızını öldüren anne ile oğluna ayrı ayrı 65 yıla kadar hapis istemi

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/baba-ve-kizini-olduren-anne-ile-ogluna-ayri-ayri-65-yila-kadar-hapis-istemi-rYyjIstL.mp4
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde komşuları baba ve kızını öldüren, aileden de 2 kişiyi yaralayan anne ile oğlunun, ayrı ayrı 65 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Olay, 15 Ağustos 2021’de Osman Yılmaz Mahallesi 644. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hakan ve annesi Tülay Y., aynı binada altlı üstü oturan Avcı ailesi arasında defalarca komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan tartışma yaşandı. Olay günü de Ahmet Avcı, abisi Mustafa, eşi Fatma, kızları Ebru Avcı ile komşuları Tülay Y. ve oğlu Hakan Y. arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile Avcı ailesinin tüm üyeleri anne ve oğul tarafından bıçaklandı. Baba Ahmet ve kızı Tülay Avcı hayatını kaybederken, yaralanan anne ve oğlu da tedavilerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Mütalaada olayların nasıl geliştiği yer aldı

Davanın 12’nci celsesi Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar Tülay Y. ile oğlu Hakan Y., katılan tutuksuz sanıklar Fatma Avcı, Mustafa Avcı ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, maktul ile sanıkların binada altlı üstlü oturdukları, taraflar arasında daha önceden kolluk ve adliyeye yansımış, komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan ihtilafların olduğu belirtildi. Olay günü sanık anne ve oğlun alışverişten döndüğü, Ahmet Avcı’nın abisi olan müşteki Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye hitaben ’Aldırırım’ şeklinde söz söylediği, daha sonra tarafların karşı karşıya gelerek tartışmaya başladıkları belirtildi. Üst kattan sanıklar ile müşteki Mustafa Avcı’nın tartıştığını gören Ahmet ve Ebru Avcı ile müşteki sanık Fatma Avcı’nın indiği, Fatma Avcı’nın elindeki sopa ile sanık Hakan’a vurduğu, sanık Tülay’ın bu durumu engellemeye çalıştığı, yine maktul Ahmet’in de sanık Hakan’a vurduğu, bu sırada maktul Ebru Avcı’nın sanık Tülay’ı iteklemesi üzerine, Tülay’ın yere düştüğü, müşteki Mustafa Avcı’nın Hakan Yiğit’e tokat attığı, kavganın büyüdüğü belirtildi. Gelişen olaylarda anne ve oğlun; Ahmet Avcı, Ebru Avcı, Mustafa Avcı ve Fatma Avcı’yı bıçakla yaraladığı, müşteki sanık Fatma Avcı’nın da elindeki sopayla sanıklar Tülay ve Hakan’a vurduğu ve onları BTM ile giderilebilecek şekilde yaralamasına neden olduğu belirtildi.

Dosyada mevcut otopsi raporu ile maktul Ebru Avcı’nın 12, Ahmet Avcı’nın 5 yerinden bıçaklandığı, Fatma ve Mustafa Avcı’nın göğsünde ve vücudunun değişik yerlerinde birden fazla kez yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralandığı belirtildi.

Anne ve oğula ayrı ayrı 65 yıla kadar hapis istemi

Taraflar arasında daha önceden sanıkların evinin önünde meydana gelen olayın görüntülerin olduğu ve bu görüntülerde müşteki sanık Fatma Avcı’nın elinde döner bıçağı olduğu belirtildi. Tüm dosya kapsamı ile cumhuriyet savcısı, sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin haksız tahrik altında “Adam öldürme” suçundan ayrı ayrı 2 kez 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdurlar Mustafa ve Fatma Avcı’ya karşı haksız tahrik altında öldürmeye teşebbüs suçundan 2 kez 9 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdur Kürşat Barış Ayar’a karşı tehdit suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Katılan sanıklar için de ceza istendi

Sanık Kürşat Barış A’nın Tülay Y’ye yumruk atarak yaralaması sebebiyle 4 aydan 1 yıla kadar, sanık Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye karşı kasten yaralama suçundan 4 aydan 1 yıla kadar ve tehdit suçundan ise 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Son olarak sanık Fatma Avcı’nın, Tülay ve Hakan’a yönelik kasten yaralama suçundan ayrı ayrı 4 aydan 1 yıla kadar cezalandırılması istendi.

“Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır”

Mütalaayı kabul etmeyen tutuklu sanık Hakan Y., “Olayın meydana gelmesinden önce polisi arayıp karşı tarafla alakalı şikayeti bildirmiştim. Bu hususun dikkate alınmasını ve tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.

Sanık Tülay Y. ise, “Tahliyemi talep ederim. Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır. Bizim kesinlikle karşı tarafımı öldürmek gibi bir kastımız yoktur” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, avukatların süre talep etmesi üzerine sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Kategoriler
Derince Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

Sahildeki tartışma cinayetle bitmişti, 3 sanık hakkında mütalaa açıklandı

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/sahildeki-tartisma-cinayetle-bitmisti-3-sanik-hakkinda-mutalaa-aciklandi-0-yZnqUqIi.mp4
Kocaeli’nin Derince ilçesinde 45 yaşındaki Cafer Karaman’ın darp edilerek hayatını kaybetmesine ilişkin yargılanan biri tutuklu 3 sanık hakkında mütalaa açıklandı. 2 sanığa ayrı ayrı 8 yıldan 13 yıl 6 aya kadar, diğer sanığın ise 4 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Olay, 16 Ocak’ta saat 01.00 sıralarında Çenedağ Mahallesi Harikalar Sahili’nde meydana geldi. İddiaya göre, Cem K., (21) Çağlar B. (21) ve 18 yaşından küçük olan Ayberk E. ile Cafer Karaman ve arkadaşı Tarık B.G. arasında önce sözlü ardından fiziki kavga yaşandı. Meydana gelen olayda Cafer Karaman darp neticesinde ağır yaralandı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunulması üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Cafer Karaman hastaneye kaldırıldı ancak 11 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Cafer Karaman’ın ölümüne ilişkin Cem K., (20) Çağlar B. (20) ve 18 yaşından küçük olan Ayberk E. gözaltına alındı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından Cem K., Çağlar B. ve Ayberk E., “Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Geçen celselerde Çağlar B. ve Ayberk E. tahliye edildi.

Mütalaa verildi

Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Cem K., tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanıklar Cem K. ile Çağlar B’nin, haksız tahrik altında “Kasten yaralama sonucunda meydana gelen ölüm” suçundan ayrı ayrı 8 yıldan 13 yıl 6 aya kadar, Ayberk E’nin ise 4 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

“Maktulün yüzünde muşta izi var, kafasında ve yüzünde kırılmadık yer yok”

Sanıklardan şikayetçi olan maktulün eşi Emine Karaman, “Tek yumrukla olacak iş değildir. Eşim darp edilmek suretiyle öldürülmüştür. Sanıkların en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.

Emine Karaman’ın avukatı ise “Maktulün yüzünde muşta izi var, kafasında ve yüzünde kırılmadık yer yok. Bunlar değerlendirildiğinde eylemin kasten öldürme olduğu açıktır. Olay sanıkların anlattığı gibi değildir. Sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarını talep ederiz” şeklinde konuştu.

“Bilerek isteyerek birine zarar verecek biri değilim”

Savunma yapan tutuklu sanık Cem K., “Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm. Önceki ifadelerim geçerlidir. Bilerek isteyerek birine zarar verecek biri değilim. Ailem tarafından böyle yetiştirilmedim. 13 aydır tutukluyum. Stresten vücudumda egzamalar çıkmaya başladı, tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.

Tutuksuz sanık Çağlar B., “Çok üzgünüm. Olayı hep soğutmak istedim. Kimseye sözlü veya fiili zarar vermedim. Yine de böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim” dedi.

Ayberk E. ise olayda iştiraki bulunmadığını dile getirdi.

“Maktulden ve arkadaşından kurtulmak için her şeyi denemişlerdir”

Sanık Cem K.’nın avukatı, “Müvekkilim muşta kullanmamıştır, buna ilişkin delil yoktur. Müvekkilim ve yanında bulunan sanıklar, maktulden ve arkadaşından kurtulmak için her şeyi denemişlerdir. Müvekkilimin tutuklu bulunduğu süre göz önüne alınarak tahliyesini talep ediyorum” dedi.

Mahkeme heyeti, Cem K.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Sanıklar önceki duruşmalarda, maktul ve arkadaşının sahilde otururken yanlarına gelerek kendilerine küfür ettiklerini, Cem K’nin taciz edildiğini, kaçmaya çalışırken ise olayın yaşandığını iddia etmişlerdi.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Oyundan atılınca hakemi bıçaklayan gencin kulübü ligden çekildi

Kırmızı kartla oyundan atılan U-17 takımı oyuncusunun hakemi bıçakladığı olayın ardından ‘Çok üzgünüz’ diyen Çayırova Gümüşspor kulüp yönetimi, takımı ligden çekti. Öfkeli sporcunun davranış bozukluğunun temelinde ise yakın zamanda yaşadığı anne-baba ayrılığının yattığı belirtildi.

Kocaeli’de U-17 ligi 8 takımın yarıştığı K grubunda aynı puanda bulunan Çerkesli Spor ile Çayırova Gümüşspor arasında Şehit Nihat Karadaş Stadı’nda oynanan müsabakada orta hakem Ersin Demiröz, maçın içinde kırmızı kartla oyundan ihraç ettiği Çayırova Gümüşspor’un 16 yaşındaki sporcusu E.Ç. tarafından bıçaklı saldırıya uğramıştı. Velilerin anlık müdahalesiyle ciddi yaralanmaya neden olmadan durdurulan öfkeli sporcu olayın ardından polis merkezine, hakem ise hastaneye götürülmüştü. Birkaç bıçak darbesinden biri vücuduna isabet eden hakem Ersin Demiröz’ün sağlık durumunun iyi olduğu, evinde istirahat ettiği ve şikayetçi olacağı öğrenilirken oyundan atılmayı hazmedemeyen genç sporcunun tepkisinin ardından da dram çıktı.

‘Velisine haber verin’ denilince durum ortaya çıktı

Kendi takım arkadaşları, yöneticileri ve sporcu velilerini de şaşkına uğratan genç sporcu saldırı eyleminin ardından karakola götürüldü. Sporcu reşit olmadığı için polisler, anne ve babasına haber verilmesini istedi. Normalde çok saygılı olarak nitelendirilen gencin anne ve babasının bir süre önce ayrıldığı ve sporcunun psikolojik olarak zor günlerden geçtiği polis merkezindeki bu talepten sonra anlaşıldı.

Kulüp yönetimi takımı ligden çekti

Kulüp yönetimi U-17 takımını ligden çektiklerini şu ifadelerle duyurdu:

“Çayırova Gümüşspor Kulübü olarak 09.02.2025 tarihinde U-17 takımımızın Çerkeşli Spor müsabakasının bitiminde yaşanan ve tarafımızca asla tasvip edilmeyen, sporun centilmenlik ve fair-play ruhuna yakışmayan üzücü olay sebebiyle büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Geçmişte olduğu gibi bugün de hakemlerimizin yanında olarak yaşanan olayı kınıyoruz. Söz konusu olay neticesinde kulüp yönetimi olarak yaptığımız değerlendirme sonucunda, U-17 takımımızın ligin kalan maçlarına devam edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu doğrultuda Çayırova Gümüşspor U-17 futbol takımımızı 2024-2025 sezonu Kocaeli U-17 K grubundan çekme kararı almış bulunmaktayız. Bu süreçte kulüp olarak futbolun dostluk, kardeşlik, sportmenlik, hakemlerimize ve tüm paydaşlarımıza saygı çerçevesinde oynanması gerektiğine olan inancımızı bir kez daha vurgulamak isteriz. Yaşanan olaylardan dolayı derin üzüntü duyduğumuzu belirtir, değerli hakemimiz Ersin Demiröz’e ve Kocaeli İHK ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

Adem Çelik: “Hiçbir taşkınlık yaşanmadı. Duvar dibine saklanmış”

Kulüplerinin adının böyle bir olayla anılmasından duydukları üzüntüyü dile getiren Çayırova Gümüşspor Kulüp Başkanı Adem Çelik önce takımı ligden çekti, ardından İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine özel açıklamalarda bulundu. Çelik, “Aslında söylenecek çok şey de yok. Çok üzgünüz. Bölgemizde de sevilen, sayılan 30 yıllık kulübüz. 400’ün üzerinde sporcumuz var. İlk kez böyle bir durumla karşılaştık. Sporcumuz ilk yarıda kırmızı kart gördü. İkinci yarıyı da sorunsuz oynadık. Hiçbir taşkınlık da yaşanmadı. Ancak sporcumuz hakemin soyunma odasının duvar dibine saklanmış. Maç bitince de hakeme yönelik eylemini gerçekleştirdi. Hakem kardeşimize de çok geçmiş olsun, ciddi bir şey olmaması bu olayda tesellimiz oldu. Yarın da il hakem kurulunu ziyarete gidip geçmiş olsun dileklerimizi sunacağız” diye konuştu.

“Anne ve baba ayrılınca psikolojik olarak zor günler geçiriyormuş”

Çelik, “Sporcumuzun anne ve babasının yakın zamanda ayrıldığını biz de bilmiyorduk. Bilgi almak için gittiğimiz karakoldan velisi istenince öğrendik. 3 yıldır bizim sporcumuz. Çok saygılı ve sessiz bir çocuk. Psikolojik olarak zor günler geçirdiğini açıkçası biz de göremedik. Çok acı verici, üzücü bir olay yaşandı. Bundan sonra daha dikkatli olacağız. Gerekirse profesyonellerinden destek isteyecek, düzenli olarak seminerler yapacağız. Böyle şeylerin ne rakiplere karşı, ne de hakemlere karşı olmasını asla tasvip edemeyiz. Ancak öte yandan da 16 yaşındaki bir çocuğu da kazanmak gerekir, dışlamak doğru olmaz” dedi.

Kategoriler
Darıca Haber GÜNCEL HABERLER Tüm Güncel Haberler

Gülhan Esen’i katleden sanık hakim karşısında

https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/gulhan-eseni-katleden-sanik-hakim-karsisinda-0-Et2LLMFx.mp4
Kocaeli’nin Darıca ilçesinde başkasıyla evlenen eski kız arkadaşı Gülhan Esen’i pusu kurarak öldüren zanlı ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, GülhanEsen’i hala sevdiğini söylerken, Gülhan’ın ablası ise, “Kardeşimi çok sevdiğini iddia ediyor. Seven insan kıyar mı hiç?” dedi.

Osmangazi Mahallesi Lokman Hekim Caddesi Halı Saha Sokak’ta bulunan site önünde 16 Mart 2024 tarihinde meydana gelen olayda, sabah saat 07.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan Gülhan Esen (24), otomobilde bekleyerek pusu kuran şahıs tarafından tabancayla ateş edilerek vuruldu. Esen kanlar içinde yere yığıldı, şüpheli ise kadını tekmeledikten sonra olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan genç kadın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Cinayetten 7 ay önce evlenen Gülhan’ın öldürülmesine ilişkin başlatılan soruşturmada, bin saatlik güvenlik kamerası izlenerek zanlının kimliği tespit edildi. Gülhan Esen’in katili, takıntılı eski sevgilisi Muhammed T. (29) çıktı. Muhammed T’nin cinayetten sonra yakalanacağı korkusuyla toplu taşımaya binemediği, otelde de kalamadığı için sokak sokak yürüdüğü belirlendi. Sürekli yer değiştiren Muhammed T. olaydan 5 gün sonra İstanbul’da yakalanarak tutuklandı. Olaya ilişkin Muhammed T’ye yardım eden İ.T. ve M.Ö. hakkında da dava açıldı. İfadeleri alınan İ.T. ve M.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

“Gülhan ile 2020 yılında sevgili olduk, ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz de oldu”

Olaya ilişkin açılan davanın duruşmasına Gebze Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Muhammed T., taraf avukatları ve Gülhan Esen’in ailesi katıldı. Gülhan Esen tanıştığı dönemi anlatan sanık Muhammed T., “Gülhan ile 2019 yılında aynı iş yerinde çalışmamız sebebiyle tanışıyorduk. 2020 yılında sevgili olduk, daha sonrasında ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz oldu. Gülhan babamı şikayet etmişti, bu sebeple onunla konuşmayı kestim. Babamı neden şikayet ettiğini bilmiyorum. Gülhan babamı tanımıyordu, babam da onu tanımıyordu. Kıskançlıktan olduğunu düşündüm. Bunun üzerine ben babasıyla konuşmayı denedim. Babasına durumu izah ettim. Babası olaya karışmayacağını söyledi” diye konuştu.

“Gülhan’a ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum”

Babasını şikayet eden Gülhan Esen ile bir araya geldiğini söyleyen Muhammed T., “O dönem Gülhan ile yeniden konuşmaya başladık. Bir süre tekrardan ayrıldık ve bana evleneceğini söyledi. ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum. Daha sonra evlendiğini öğrendim. Cinayetten bir hafta kadar önce Gülhan ile tekrar görüştük. Evlendiğini öğrendiğimde tekrar konuşmayı denedim. Bana, ’Boşanırsam benimle tekrar evlenecek misin?’ dedi. ’Ben nişanladım, sen de evlendin ancak boşanacaksın’ dedim. Nişanlandığımı söylediğimde Gülhan kıskançlık krizine girdi. Bağırdı, çağırdı, küfür ve hakaret etti” şeklinde konuştu.

“Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim”

Mahkeme başkanının, “Hakkında uzaklaştırma kararı vardı, ona rağmen niye görüştün?” sorusunu ise sanık Muhammed T., “Sevdiğim için görüştüm. Tekrar ikna etmek istedim. Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim. Gülhan’a bana evleneceğini söylediği zaman inanmamıştım, araştırdığımda internetten adresini buldum. Adrese gittiğimde arabasının sütünde adını gördüm. Evden çıkar, konuşurum diye bekledim ama çıkmadı ben de işime gittim. Birkaç defa onu sokakta gördüm konuşmaya çalıştım. Bana evlendiğini söyledi. En son görüşmemde Gülhan’a nişanlandığımı söyledim. ’Boşanırsam biz evlenebilir miyiz?’ dedi. Artık bittiğini söyledim. Bunun üzerine öfkelendi ve biz oradan ayrıldık” şeklinde cevapladı.

“Onu seviyorum”

Olay günü keyifli şekilde Gülhan Esen’in evinin önüne gittiğini dile getiren Muhammed T., “Sahur vaktiydi. Gülhan beni görünce küfür ede ede geldi. Yüzünde morluk vardı. Düzgün konuşmasını söyledim. En son babamdan niye özür dilemediğini dile getirdim. ’Ben senin babandan niye özür dileyeceğim’ dedi. Babamı neden şikayet ettiğini sorduğumda sebebi olmadığını söyledi. Sinirlendi, öfkelendi. En son arabaya doğru döndüm, arkamdan pis bir şey söyledi. Arabanın içinde silah vardı, aldım ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Onu sevdiğimi söylemiştim. Bu hiç bir zaman değişmeyecek. Şu anda dahi değişmedi, değişmeyecek de” dedi.

“Bunları ümidimi kesmemeye yordum”

Cinayetten sonra 5 gün kaçak durumda olduğunu ifade eden Muhammed T., “Çocukluk arkadaşım İ.T’nin yanına gittim. Arabayı da kardeşimin iş yerine bıraktım. İ.T’den kıyafet istedim. Bana kıyafet getirdi. Ne olduğunu sorduğunda söylemedim, sadece polisin peşimde olduğunu belirttim. Beraber eniştemin yanına gittik. Enişteme kapıda birini vurduğumu söyledim ancak kimi vurduğumu söylemedim. Birkaç gün ortalıkta gözükmeyeceğimi söyledim. Daha sonra İ.T. ile sokaklarda dolaştık. İ’in deposuna tekrar geri gittim. Sonra oradan ayrıldım ve bir şey söylemedim. Daha önce tehdit edildim, ormana kaldırım bu sebeple silah bulunduruyordum. Gülhan, hayatında biri varken de benimle konuşuyordu. Gülhan ile ilişkimiz bittiği zamanlar birlikte vakit geçirirdik. Bunları ümidimi kesmemeye yordum” diye konuştu.

Gülhan Esen’in ablası Sümeyye Albayrak da, Muhammed T’nin kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğini belirterek, “Çalıştığı iş yerinde tanışmışlar. Yaklaşık bir ay görüşmeleri olmuş. Ondan sonra kardeşim bundan ayrıldı. Hatta kız kardeşim, Muhammed T’nin peşini bırakması için iş yerindeki güvenlikçi çocukla konuşmaya başlamış. Muhammed T’nin görüp, peşini bırakması için. Ardından kız kardeşim o iş yerinden ayrıldı” diye konuştu.

Cinayetten önce de üzerine araç sürmüş

Gülhan’ın çalıştığı fabrikada toplu bir kalabalık oluştuğunu, bu olay sırasında sanık Muhammed T’nin Gülhan Esen’in üzerine araç sürdüğünü anlatan Albayrak, sözlerine şöyle devam etti:

“O kalabalıkta arabayı kardeşimin üzerine sürmüş, kardeşim düşmüş. Oradaki herkes de zaten bu olayı görmüş. Oradaki kişilerin de isimlerini söyleyebilirim, onları getirebilirim. Bu olayın ardından kardeşim beni aradı ve yaşananları anlattı. ’Biz karakola gidiyoruz, sen de gel’ dedi. Bende işten izin alıp karakola gittim. Birlikte bu şahıs hakkında uzaklaştırma kararı aldırdık. Ondan sonra bizim kapımızın önünde silahlar patladı. Annemler Erzurum’daydı. Annem ve babam o dönemlerde rahatsızdı. Bu sebeple olayı onlara söylemedik”

“Seven insan kıyar mı?”

Konuşması sırasında zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan Albayrak, “Kardeşimi çok sevdiğini iddia ediyor. Seven insan kıyar mı hiç?” dedi.

Sanığın kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğine dikkat çeken Sümeyye Albayrak, “Biz uzaklaştırmayı aldıktan sonra evimizde bir kere kapının önünde silah patladı. Sonra bir kere de bizim kapının önüne gelmiş, yine Gülhan korkmuş. Bu arada bizim evi de biliyor. Ayrıca Gülhan’ın evini de, bizim evden çıkıp, kendi evine giderken takip ederek öğrendi. İnternette Gülhan’ın evinin adresi ne alaka?” diye konuştu.

“Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu”

Sanığın kız kardeşine şiddet uyguladığını da dile getiren Albayrak, “Babamızın kalp rahatsızlığı vardı, kalp krizi geçirmişti. Ondan dolayı annem ile babama pek bir şey yansıtmayız. Genelde kendi aramızda, kendi içimizde halletmeye çalışırız. Gülhan da bana geliyordu ama ben gece uyuyamıyordum, onun yüzünden gece uyuyamıyordum. Evde tek kalamıyordu, normalde çok cesur bir kızdı, korkmazdı. Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu. Bu anlattıklarım son 5 yıl içinde yaşananlar, 1-2 yılda yaşananlar değil. Gülhan nişanlıydı, düğün zamanıydı. Hep beraber Oltu’ya gitmiştik. O zaman yine yazmış bu. Bana söylemedi, artık nişanlısı vardı ve ona söyledi. Birlikte karakola gittiler. Orada, ’Düğününüz var sizin, bunlarla kafa yormayın’ diye geri göndermişler. Gülhan’ın yine nişanlılık döneminde kapının önünde gül buluyordu. Bu göndermiştir diye Gülhan direkt gidip çöpe atıyordu. Gülhan’ın içinde ona karşı sevgi olsa zaten başka biriyle evlenmezdi. Sonra Yusuf ile tanıştılar, Yusuf ile evlenme kararı aldılar. Numarasını bile değiştirdi. Konuşmak isteyen biri neden numarasını değiştirsin? Ulaşamasın diye neden uzaklaştırma kararı aldırsın?” şeklinde konuştu.

“Kim olduğunu bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu”

Gülhan Esen’in eşi Yusuf Esen de, “Gülhan ile ilk tanıştığımda bu yaşananları bilmiyordum ama ilişkimiz evliliğe doğru gidince yaşananları anlattı. Rahatsız edildiğini, numarasını telefonundan engellediğini, sanığın kendisinin adına İnstagram hesabı açtığını söyledi. İsmini biliyordum ama kim olduğunu bilmiyordum. Kim olduğunu zaten bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu. Bilseydim hayatta olurdu. Ona engel olurdum. O da beni korumak istedi herhalde, bir şey yapmamdan korktu. Sadece isim olarak biliyorum. Biz nişanlıyken de zaman zaman rahatsız etmiş. Gülhan da korktuğu için mesajları siliyor, korkmuş olabilir” dedi.

Sanığın farklı numaralardan eşini rahatsız ettiğini anlatan Esen, “Düğünümüz Erzurum’da olmuştu. Düğüne bir hafta kala sanık eşime mesaj atmış. ’Erzurum’a gelirim, seni bulurum’ gibi şeyler yazmış. Bunun ardından biz karakola gittik. Şikayette bulunmak istedim. Mesaj atmış ancak attığı mesajları silmiş. Elle tutulur bir delil yok. Delil olmadığı için bize, ’Zaten düğününüz var, bunları kafaya takmayın. Döndüğünüzde şikayette bulunursunuz’ dediler. Yardımcı olmadılar ve oradan çıktık. Evlendik, 7 ay geçti. 7 ay içinde hiç bir şekilde görüştüğünü düşünmüyorum, zannetmiyorum, olamaz” diye konuştu.

“Gülhan’ı saplantı haline getirdi”

Gülhan’ın ailesinin avukatı ise “Sanığın anlatımları suçtan kurtulmaya yönelik, daha doğrusu suçun unsurlarını hafifletici veya kendini bir sebep uydurmaya çalışan mahiyette ifadelerdir. Ailenin anlatımları çok net. İddianame ve dosya kapsamıyla uyum göstermekte. Sanık ile Gülhan arasında sürekli ayrılıp barışılan belki bir ilişki yaşanmış olabilir. Ancak çok uzun süredir Gülhan’ı görmediği sabit. Daha sonrasında yine kendisi hiçbir sebep ortada yokken, saplantı haline getirmiş. Muhtemelen Gülhan’ın adresini bularak Gülhan ile iletişime geçmeye çalışıyor. Gülhan ile iletişime geçemediği için de defalarca takip ettiği Gülhan’ı tasarlayarak, önceden planlayarak, Gülhan’ı önce vurduktan sonra yerde darp etmeye devam ederek canavarca hisle öldürme eylemini gerçekleştirdiğini düşünüyoruz. Bu nedenle sanığın en üst hadden cezalandırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok”

Sanık Muhammed T’nin avukatı da, “5 yıl boyunca toksik bir ilişki yaşanmış. Küsmüşler, barışmışlar, kavga etmişler, dövüşmüşler, şikayet etmiş geri almış, bu şikayet etmiş geri almış. Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok. Tabii ki bir eylem var ama bu eylemin neden kaynaklandığı, nasıl kaynaklandığı, yani bir insanı çok sevdiği belli… Bunu ablası kabul ediyor aslında Muhammed’in çok sevdiğini. Tabii ki karşı tarafın acısını da anlıyoruz. Biz şu aşamada cep telefonunun karakoldan alınarak, polisten alınarak incelenmesini istiyoruz. Çünkü orada çok kayıtlar var. Bir kaç tanığımız da olacak. Bugün ilk celse itibariyle karşı tarafı dinlemek adına tanıklarımızı hazır etmedik. Gelecek celse bunları da hazır edeceğiz ve etraflıca da olayı değerlendireceğiz. Şimdilik diyeceğimiz bunlardan ibaret” dedi.

“Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım”

Muhammed T’nin eniştesi tutuksuz sanık M.Ö. de, sanığın olay günü evine gelip, ’Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım. Aileme haber ver’ dediğini ifade ederek, “Üstüm müsait değildi, uykudan uyanmıştım. Sokağa çıkamadım. ’Ne oldu?’ diye sorunca kaçtı. Bizim bu konuşmamız 30 saniyeyi geçmemiştir. Üstümde müsait olmadığı için arkasından gidemedim. Yanında diğer sanık İ.T. yoktu, tek başına gelmişti. ’Ne oldu?’ sorusunu da kiminle kavga ettin gibisinden sordum. Açıkçası ben kavga olduğunu düşündüm. Bizim literatürümüz mü diyelim, yoksa şivemiz mi bilemem ama ’vurdum’ dediğiniz zaman bir yumruk da vurabilirsiniz, bir taş da vurabilirsiniz ya da başka bir cisimle de vurabilirsiniz. Kavga olduğunu düşündüğüm için fazla umursamadım” cümlelerini kullandı.

“Canımız çok yanıyor”

Duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Gülhan’ın kız kardeşi Rabia Albayrak, “Gencecik, hayatının en güzel döneminde yaşam hakkı elinden alındı. Aşık olduğunu, sevdiğini söyledi. Biz biliyoruz ki sevgi zarar vermez, sevgi incitmez. Seven erkek sevdiği kadının saçının teline zarar gelsin istemez, kaldı ki 7 kurşunla vuruyorsun, tekmeliyorsun. Adalete güvenmek ve adaletin sağlanmasını istiyoruz. Canımız çok yanıyor. Kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi gerekiyor. Lütfen artık bir şeyler yapılsın” dedi.

“Ben neden korkuyorum arkadaşlar?”

Gülhan’ın arkadaşı ise, “Ben sabahın 05.30’unda 20 dakika servise yürüyorum. Ben neden korkuyorum arkadaşlar? Ben arkadaşımın ölümünden sonra korkuyorum, karşıma birisi çıkar diye korkuyorum. Belki aynı şeyi bende yaşayacağım. Kendisi benim ortaokul, sıra arkadaşımdı” diyerek gözyaşlarını tutamadı. Gülhan’ın akrabaları da yaşananlara tepki gösterdi.

“Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz”

Albayrak ailesinin avukatı Fırat Can Güngör, “Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz. Umuyorum nisan ayında burada Gülhan için adaleti yeniden sağlayacağız. Yargılama ile ilgili emniyetten raporları bekliyoruz. Bu raporlarda bir takım eksiklikler var. Bunların incelenmesi neticesinde adaletin yerini bulacağını düşünüyorum. Biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Sanığın en ağır şekilde ceza alması için savunmalarımızı yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Kategoriler
GÜNCEL HABERLER

Ünlü halıcı baltayla parçalara ayrılıp, asitle eritilmişti: Tanıklar ilk kez konuştu

İstanbul’da darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin tutuklanan 6 sanık yeniden hakim karşısına çıktı. Olaya ilişkin dinlenen kimyacı tanık, sanık Ahmet T’nin cinayetten 8 ay önce kendisinden çeşitli asitler satın aldığını söyledi.

Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56) 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobilini Gebze’de terk edilmiş halde bulmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti.

Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (57), Ahmet T. (58), Bahadır T. (31), Ceyhun A. (58), Emrah D. (35), Ferdi G. (38) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

“Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu”

Cinayete ilişkin açılan davanın 2. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Tanık olarak dinlenen Cihat C., “Ahmet ve Işık’ı tanırım. Nurhan’ın emlak işleriyle uğraşıyordum. Olay günü inşaata gidecekti ancak iptal oldu. Nurhan, olaydan bir gün önce, aracına müşteri geldiğini, Bahadır’ın kendisini çağırdığını, Işık ile İstanbul’a gideceğini söyledi. Nurhan’ın eşi akşam beni arayınca olaydan haberdar oldum. Eşi, Nurhan’a ulaşamadığını söyledi. Işık’ı aradığımda, Nurhan’ın kendisini annesine bıraktığını ve nereye gittiğini bilmediğini, Erdal isimli şahısla tartıştığını söyledi. Bunun üzerine Nurhan’ı aradım. Telefonu kamyoncu açtı. Telefonu kasada bulduğunu söyledi. Kamyoncunun attığı konumu gittik. Kamyoncunun geçiş güzergahını gezdik, bir şey buluruz umudu ile aradık ancak bir şey bulamadık. Nurhan’ın sanıklarla alacağı veya husumeti yoktu” dedi.

“8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi”

Tanık Nusrettin T. ise, “Sanıklardan sadece Ahmet’i tanırım. Kimyacıyım. Dükkanı kapattım ancak ürünleri temin edebiliyorum. Olaydan 3 gün önce Ahmet benden asit istedi. Ne yapacağını sordum, söylemediği ve metamfetamin yapımında kullanıldığı için vermedim. Arkadaşının istediğini söyleyip ısrar edince kendisine asiti temin ettim. Ne yapacağını defalarca sormama rağmen söylemedi, 200 litre diye hatırlıyorum ancak ilk ifademde 100 dediysem o ifadem geçerlidir. Karşılığında bin Euro verdi. Bu asit eriticidir. Herhangi bir ruhsata tabi değildir, satımı serbesttir. Ahmet’le Nihat isimle arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. 8 ay önce de Ahmet benden çeşitli asitler istedi, o zaman da kendisine verdim” diye konuştu.

“Maktulün, sanıklarla alacak verecek meselesi yoktu”

Maktulün yakın arkadaşı olduğunu söyleyen tanık Fehmi G., “Körfez’de esnaflık yaparım. Nurhan yakın arkadaşımdır. Ahmet ve Işık’ı, Nurhan vasıtasıyla olaydan 7 ay önce tanıdım. Olaydan bir gün önce Işık ve Nurhan dükkanıma geldi. Nurhan’ın aracına müşteri geldiğini, aracı satış işlemlerini yapacaklarını konuşuyorlardı. Bildiğim bundan ibarettir. Işık, Ahmet veya diğer sanıklarla Nurhan arasında alacak verecek meselesi yoktur” ifadelerini kullandı.

“Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi”

Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen maktulün amcası Yüksel Ör, “Nurhan, üst katımdaki evine Işık’ı yerleştirdi. Ahmet ve oğlu Bahadır, sık sık o eve gelmeye başladı. 1 sene boyunca sık sık gidip geldiler. Sürekli valizle gidip geliyorlardı. Valizle gidip gelmeleri benim için şüpheli bir durumdu” dedi.

“Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi?”

Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Işık E., “100 kişilik ölüm listem olduğunu söylüyorlar. Bunu kabul etmiyorum. Hakkımda karalama yapılmaktadır. Ben nasıl bir caniyim, nerede bu ölüm listesi? Suçlamaları kabul etmiyorum. Sanki Nurhan’ın arabasını satmak istemesi, galeriye gelmesi olağan üstü bir şey gibi davranılıyor. Potansiyel müşterileriyle konuşmasından doğal ne var. Sürekli benim Nurhan’ı bir yerlere çektiğim konusunda konuşmalar var. Suçlamaları kabul etmiyor, tutuksuz yargılanmak istiyorum” diye konuştu.

“Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım”

Tanığın söylediklerine karşılık cevap veren sanık Ahmet T., “2 günde bir, gün aşırı Işık’ın evine gittiğimiz doğrudur çünkü tadilat vardı. Eşimle de gittiğimiz olmuştur. Gizemli bir durum söz konusu değildir. Maktule senet imzalatacaktık ancak olay buraya kadar geldi, çok pişmanım” şeklinde konuştu.

Sakal ve saçını maktule benzemek için boyatan sanık Bahadır T. ise suçlamaları kabul etmedi.

“Avukat beni cezaevinde tehdit etti”

İlk celse verdiği ifadelerini tekrar ettiğini söyleyen sanık Ferdi G., “Tanıklar benimle ilgili bir şey söylemiyor. Maktulle benim aramda bir bağlantı yok. Olayın ilk başında Ahmet T’nin avukatlığını yapan K., verdiğim ifade sonrasında cezaevine beni ziyarete geldi. ’Neden böyle bir ifade veriyorsun, senin bu işten çıkarın ne, sen diğer taraf avukatlarla anlaşmalı mısın, herkese ağırlaştırılmış müebbet aldırmak mı istiyorsun?’ diyerek ailemle görüşmek istediğini söyledi. Beni ailemle tehdit etti. Ailemden uzak durmalarını söyledim” ifadelerini kullandı.

“Emrah cezaevinde Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti”

Tutuklu sanık Ceyhun A. ise, “Nurhan’ın kafasının parçalanma işini ilk Ferdi yaptı. İlk asiti de Ferdi döktü. İlk celsede bunları dile getirememiştim. Diğer celse maktulün kardeşi, Nurhan’ın saatini sormuştu. Nurhan’ın saatini, bilekliğini ve yüzüğünü Ferdi alıp gitti. Ben böyle bir insan değilim. Hep aklıma geliyor, fena oluyorum. İlk gün hepimiz 3 gün boyunca aynı koğuşta kaldık. Emrah, Nurhan’ın ilk olay yerinde öldüğünü itiraf etti. Esrar, kokain içmişler, Ferdi’ye cinsel birliktelikten bahsetmiş, bunun üzerine maktule vurmuşlar” dedi.

Emrah D., söyleyecek bir şeyi olmadığını, ilk celse verdiği ifadeyi tekrar ettiğini beyan etti.

Ferdi G. de, “Künye, yüzük, saat aldığım hususu doğru değildir. Ofisimde de arama yapıldı ancak bir şey bulunmadı. Ben olay günü maktulün kolunda saat görmedim” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi.

Telefon
WhatsApp
Exit mobile version