https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/tek-cocugunu-kazada-kaybeden-acili-anne-agzimda-dis-kafamda-sac-kalmadi-0-xWDOq3Uc.mp4 Kocaeli’de kaldırımda yürüyen 2 gencin hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin 2 sanık tali, bir sanık ise asli kusurlu bulundu. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, 3 sanığın “birden fazla insanın ölümüne sebep olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Sanıklar raporu kabul etmezken, ölen gencin ses sanatçısı annesi sinir krizi geçirdi. Adalet istediğini söyleyen acılı anne, “Ağzımda diş, kafamda saç kalmadı. Bu ülkeye yıllarca sanatçı olarak hizmet ettim. En azından onun hatırı olsun. İçim yanıyor, yangınımı Allah görüyor” dedi.
Kaza, 20 Haziran 2024’de İzmit ilçesi Ömer Türkçakal Bulvarı’nda meydana geldi. Gökhan K. (33) idaresindeki 41 GK 691 plakalı cip, Sıla A. (20) hakimiyetindeki 41 ACR 774 plakalı otomobil ile çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan cip, kaldırımda yürüyen Muhammed Ali Kraan (24) ile Ayber Erkut’a (21) çarparak takla attı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde 2 gencin hayatını kaybettiğini belirledi. 2 gence çarpan cip sürücüsü Gökhan K. ve kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen Sıla A. ile İsmail O. (38) isimli sürücüler tutuklandı. Kısa bir süre tutuklu bulunan sürücüler serbest bırakılırken, avukatların yaptığı itiraz üzerine İsmail O. yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hakkında yakalama kararı bulunan Gökhan K. ise 4 ay sonra yakalanarak cezaevine gönderildi.
Kazada hayatını kaybeden Muhammed Ali Kraan’ın Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden 2024 yılında mezun olduğu ve özel bir firmada işe başladığı, Ayber Erkut’un ise yurt dışında 2 yıl tıp eğitimi aldığı ancak bu yıl ülkesine geri dönerek üniversite sınavına hazırlandığı öğrenildi.
Gökhan K. ve Sıla A. tali kusurlu, İsmail O. ise asli kusurlu
“Taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma” suçundan açılan dava, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar Gökhan K., İsmail O., tutuksuz sanık Sıla A., ölen Muhammed Ali Kraan’ın acılı annesi Tezcan Tezgel ve taraf avukatları katıldı. Geçtiğimiz celse, Trafik Bilirkişi Raporu ile Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle, kazaya karışanların kural ihlalleri ve kusur durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’ndan yeni rapor hazırlanmasını talep edilmişti. Mahkemede, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu’ndan gelen yeni raporda; Gökhan K. ve Sıla A’nın tali kusurlu, İsmail O’nun ise asli kusurlu olduğu belirtildi.
Mütalaa açıklandı
Cumhuriyet savcısı mütalaasında, “birden fazla insanın ölümüne sebep olma” suçundan 3 sanığın 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Sanıklar gelen raporu kabul etmedi
Gelen raporda kusur durumunu kabul etmeyen tutuklu sanık Gökhan K., “Olay nedeniyle çok üzgünüm. Kazada kusurum yoktur” diye konuştu.
Kusurlarını kabul etmeyen tutuklu sanık İsmail O., “Babam yatalaktır, tüm ihtiyaçlarını ben üstleniyorum. Bu hususun gözetilerek karar verilmesini istiyorum. Ateş düştüğü yeri yakıyor, olay sebebiyle üzgünüm” şeklinde konuştu.
Tutuksuz sanık Sıla A. da gelen raporu kabul etmeyerek, olay sebebiyle üzgün olduğunu söyledi.
Anne duruşmada sinir krizi geçirdi
Oğlunun fotoğrafını sanıklara göstererek fenalık geçiren anne Tezcan Tezgel, “Oğluma bakın, onu öldürdünüz. Herkes suçsuz olduğunu söylüyor, o zaman bu çocukları kim öldürdü? Bunlara gerekli ceza verilsin. Sanıklardan şikayetçiyim. Evladımı benden aldılar. Evladımı geri istiyorum” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, avukatların süre talep etmesi üzerine sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
“Sıla’nın da asli kusurlu olduğuna ilişkin adli tıptaki heyette 3 muhalefet şerri var”
Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Kraan Ailesi’nin avukatı İbrahim Eriz, “Geçtiğimiz celse Adli Tıp Kurumu’ndan sanıkların kusur durumları ile ilgili rapor gelmişti ancak çelişki sebebiyle rapor üst kurula gönderildi. Gelen raporda, tali kusurlu 2, asli kusurlu 1 sanık olduğu belirlendi. Ancak sanıklardan Sıla’nın da asli kusurlu olduğuna ilişkin adli tıptaki heyette 3 muhalefet şerri var. Olayda bilinçli taksir olduğuna ilişkin savunma yaptık. Trafik kuralları ve trafik yasası hükümlerine göre sanıkların gerekli kurallara uymaması nedeniyle de bilinçli taksir olduğu düşüncesindeyiz” dedi.
“Ağzımda diş, kafamda saç kalmadı”
Oğlunun ölümünden sonra saçları tamamen dökülen Muhammed Ali Kraan’ın annesi Tezcan Tezgel ise “Adalete güvenmek ve sanıkların ceza almasını istiyorum. Kaldırımda yürüyen 2 masum çocuk öldü. Sanık Gökhan yarış yapıyormuş, makas ata ata geliyormuş. Polisler, ’Bunlar birilerinin başını yakacak’ demişler ve 3 dakika sonra kazaya şahit olmuşlar. Adalet istiyorum. Oğlum 23 yaşındaydı, tek çocuğum vardı, elimden aldılar. Ağzımda diş, kafamda saç kalmadı. Bu ülkeye yıllarca sanatçı olarak hizmet ettim. En azından onun hatırı olsun. Aslan gibi evlat yetiştirdim. Oğlum pırıl pırıl bir çocuktu. Kamuoyundan destek istiyorum. Böyle kanun olmaz. Kaldırımda yürüyen insanları öldürüyorlar ve 2-3-5 sene ile yargılanıyorlar. Allah korkunuz yok mu? İçim yanıyor. Yangınımı Allah görüyor. İnşallah yandığımı savcılar, hakimler ve adalet de görür” ifadelerini kullandı.
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde iki grup arasında çıkan, 1 kişinin hayatını kaybettiği, 5 kişinin yaralandığı silahlı, sopalı kavgaya ilişkin açılan davada karar çıktı. Kavgayı ayırmak için olay yerinde bulunan arkadaşını yanlışlıkla öldürdüğünü söyleyen Emre A., “Hep Halil’i düşünüyorum. O benim çok sevdiğim abimdi. Asla ölmesini istemezdim” diyerek gözyaşı döktü. Emre A. toplamda 40 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı, diğer 7 sanığa da değişen oranlarda hapis cezası verilirken, bir kişi ise beraat etti.
Olay, 23 Eylül 2023’de Serdar Mahallesi İnce Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, telefonda küfürleşen şahıslar sokak ortasında bir araya geldi. Yaşanan tartışma, kısa süre içinde sopa ve silahlı kavgaya dönüştü. Çıkan kavgada, arayı bulmaya çalışan Halil Eser (44), arkadaşı Emre A.’nın silahından çıkan kurşunla göğsünden vurularak hayatını kaybetti, 5 kişi de sopa ve kurşunla yaralandı. Olayla ilgili inceleme başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 11 kişiyi gözaltına aldı. İfadeleri alınarak adliyeye sevk edilen şahıslardan Emre A., Yavuz A. ve Yusuf Ç. tutuklandı. 5 kişi adli kontrol şartıyla, 3’ü ise serbest bırakıldı. 9 sanık hakkında dava açıldı.
“Hep Halil’i düşünüyorum”
Olaya ilişkin açılan davanın 4. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar Yusuf Ç., Emre A., Yavuz A., tutuksuz sanık Enis B. ve taraf avukatları katıldı. Olayın kazara meydana geldiğini söyleyen Emre A., “Hep Halil’i düşünüyorum. O benim çok sevdiğim abimdi. Asla ölmesini istemezdim” diyerek ağladı.
Emre A’ya 40 yıl 11 ay hapis
Sanığın savunmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Buna göre, Emre A., Halil Eser’i “olası kastla öldürme” suçundan 23 yıl, Devran G’ye yönelik “öldürmeye teşebbüs” suçundan 9 yıl, Erhan Tatar’a yönelik “kasten yaralama” suçundan 2 yıl 11 ay, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise 6 yıl hapis ve 12 bin TL para cezası verilerek, toplamda 40 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Diğer sanıklara da ceza
Tutuklu sanık Yavuz A’ya, “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 9 yıl, “kasten yaralama” suçundan 2 yıl 11 ay, “ruhsatsız silah bulundurma” suçundan ise 5 yıl hapis ve 10 bin TL para cezası verildi. Tutuklu sanık Yusuf Ç., “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 12 yıl, “kasten yaralama” suçundan 3 yıl 6 ay, “ruhsatsız silah bulundurma” suçundan 5 yıl hapis ve 10 bin TL para cezası aldı.
Tutuksuz sanık Enis B’ye, “kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme” suçundan 5 yıl, “kasten yaralamaya yardım etme” suçundan ise 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası verildi. Tutuksuz sanık Yakup G., “kasten yaralama” suçundan 1 yıl 45 gün hapis cezasına çarptırıldı. Devran G., Emre T. ve Erhan T. ise “kasten yaralama” suçundan ayrı ayrı 11 ay 2 gün hapis cezası aldı. Sibel S. de beraat etti.
https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/icra-memurunu-silahla-yaralayan-avukata-13-yil-6-ay-hapis-0-a3iggnEu.mp4 Kocaeli’de dosyadan haksız şekilde kendisini azlettirdiği iddiasıyla icra memurunu tabancayla yaralayan avukat hakkında açıklanan mütalaada, “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs” suçundan cezalandırılması talep edildi. Korkutmak amacıyla hareket ettiğini söyleyerek, mütalaayı kabul etmeyen sanık, toplamda 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Olay, 26 Aralık 2022 yılında Kadıköy Mahallesi Ilgaz Sokak’ta meydana geldi. İcra memuru Bünyamin Alyakut, işe gitmek için evinden çıktığı sırada silahlı saldırıya uğradı, şahıs ise olay yerinden kaçtı. Alyakut yaralı halde hastaneye kaldırılırken, zanlının avukat Teoman E. olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan Teoman E., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
İfadesinde, Bünyamin Alyakut ile birlikte iş takibi yaptıklarını söyleyen sanık Teoman E., “Bünyamin müvekkilime beni azlettirmek suretiyle mağdur etti, hakaret etti. Dosyadan haksız yere azlettirildiğim için icra takibi açtık, Bünyamin mahkemeyi yanıltarak mahkemede yalan tanıklık etti, kendisini bu sebeple vurdum” ifadelerini kullanmıştı.
Olaya ilişkin açılan davanın 7. celsesi, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Salonda taraf avukatları hazır bulunurken, tutuklu sanık Teoman E. ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Savcı mütalaasında, sanığın, “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından cezalandırılmasına talep etti.
“Haksızlığa uğrayan kişiyim”
Mütalaayı kabul etmeyen tutuklu sanık Teoman E., “Öldürme gibi bir niyetim yoktu. Öyle bir niyetim olsa yapardım. Benim amacım şahsı korkutmaktı. Bunun için sonuç meydana gelmiştir. Haksızlığa uğrayan kişiyim, bu hususun gözetilmesini istiyorum. Atılı suçtan beraatimi, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanarak hükümle birlikte tahliyemi talep ederim. Tutuklu bulunduğum süreçte ailem mağdur oldu, eşim boşanma davası açtı. Olay sebebiyle pişmanlığım vardır. Kendi rızamla teslim oldum, bunun gözetilmesini talep ederim” diye konuştu.
Toplam 13 yıl 6 ay hapis
Mahkeme heyeti, suçun işleniş biçimi, eylemin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu ve güttüğü amaç dikkate alınarak, suçun “kasten yaralama” olduğu sonucuna vardı ve mütalaaya katılmayarak sanığa 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ayrıca sanık, “ruhsatsız silah bulundurma” suçundan da 6 yıl hapis ve 30 bin TL para cezasına hükmedildi.
https://41.com.tr/wp-content/uploads/2025/02/eski-esi-ajdayi-restoranda-oldurmustu-ilk-kez-konustu-0-vwEfjdVj.mp4 Kocaeli’nin Körfez ilçesinde eski eşi Ajda Yatar’ı restoranda yemek yediği sırada tabanca ile ateş ederek öldüren sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, kız çocuğunun dayısı tarafından istismara uğradığını, şikayet etmek istediğinde kendisini dağa kaçırmakla tehdit ettiklerini, olay günü ise Ajda ile konuşmak istediğini ancak ettiği küfür sebebiyle cinayeti işlediğini öne sürdü. Olay günü Ajda’nın yanında bulunan arkadaşı ise “Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” dedi.
Olay, 22 Kasım 2023’de Güney Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi’nde bulunan dönerci dükkanının 2. katında meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yemeğini yiyen Ajda Yatar’a (28), eski eşi Vahyettin P. (39) tarafından tabanca ile kafasından 4 el ateş edildi. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yere yığıldı, zanlı ise geldiği araçla olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Ajda Yatar’ın hayatını kaybettiğini belirledi. 3 çocuk annesi Ajda Yatar, 10 yıl önce evlendiği eşinden 2 Kasım 2023’de boşanmıştı. Olay sonrasında kayıplara karışan Vahyettin P., yakalanarak cezaevine gönderildi. Vahyettin’in kaçmasını yardım ederek suçluyu kayırmadan ise Mehmet Y. ve Burhan Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
“Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim”
“Tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme” suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Vahyettin P., tutuksuz sanıklar, tanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı.
Savunması için söz hakkı verilen sanık Vahyettin P., “2012 yılında eşimle görücü usulüyle evlendik. Güzel bir evliliğimiz vardı. Eşimin akrabalarının dağda öldüğünü öğrendik, cenazelerine gitmedim, bu sebeple sorunlar başladı. Eşimin öz abisi tarafından ters ilişkiye maruz kaldım. Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim, şikayetçi olmadım. Eşim de 15 yaşlarındayken istismara uğradığını bana söylemişti” iddialarında bulundu.
“Kızımın dayısı tarafından istismara uğradığını öğrendim”
2022 yılında kızının rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olduğunu belirten Vahyettin P., iddialarına şöyle devam etti:
“Çocuğum bir türlü iyileşmiyordu. Kızımın ilaçlarını satın almama rağmen ilaçların verilmediğini öğrendim. 2022’nin ekim ayında kızım için randevu oluşturdum. Kayınpederim bizim eve geldi, çay içtikten sonra kızımı hastaneye götüreceğimi söyledim, müsaade istedim. Kızım arabada, ’Bu tür insanları neden evimize alıyorsun?’ dedi. E. dayısının kendisini soyduğunu ve kötü şeyler yaptığından bahsetti. Annesine ve dedesine söylediğini ancak konuyu kapattıklarını söyledi. ’Seni aramak istediğimde beni pencereden sarkıttılar’ dedi. Evime döndüğümde kayınpederim evden çıkmıştı. Eşime sorduğumda durumu ağlayarak kabul etti. Kayınpederimi aradığımda beni tehdit etti, ’Arkamızda örgüt var’ dedi. Şikayetçi olmayı düşündüm ancak eşim kabul etmedi, ’Babamın evine giderim, her şeyi reddederim’ dedi. 1 hafta bunun mücadelesini verdim ve şikayet etmeye kabul etti. Doktor, ’Çocuk ilaçları kullanmazsa ölecek’ dediği için ilaçları bilerek vermemişler. Kızımın istismar olayını şikayet edeceğim gün Ajda durumu ailesine anlatmış. Şikayet etmeyeyim diye eşim kendisini darp ettiğimi iddia ederek şikayette bulunmuş. Darp raporu istedim, darp raporunda bir şey çıkmadı. Ben olaya anlam veremeden eşim boşanma davası açtı. Ben de çocuklarım için suç duyurusunda bulundum. Çocuğumun ifadeleri Yalova’da alınmıştır. Bu süreç içerisinde kayınpederim tehditler savuruyordu, beni darp etmeye çalıştılar. Anlaşmalı boşanmak için tehditler savurdular, ’Dağa kaldırırız’ dediler. Kızım öz dayısı tarafından istismara uğramış, dünyam başıma yıkılmıştı. Anlaşmaya boşanmaya razı oldum”
“Ciddi bunalım yaşıyordum”
Boşanma sürecini de anlatan tutuklu sanık, ” İmzayı atmadan önce hakim eşime sordu, ’Çocuklarınla görüşmek istemiyor musun?’, ’Hayır, hiçbiri işe görüşmek istemiyorum’ dedi. Hakim, ’Kızım aklın başına geldiği zaman çocuklarını alabilirsin’ dedi. Eşim, bunu sürekli bana koz olarak kullandı, ’Şikayetinden vazgeçmezsen çocukları alırım, kızımı örgütün hizmetçisi yaparım, ben de başkasıyla evlenirim’ dedi. Ciddi bunalım yaşıyordum. Çok kez intihar etmek istedim. Çocuğum tek böbrekli, böbreğimi ona vermek için intihar etmedim, yoksa ben kendimden geçtim. Olay günü adliyeye şikayet için gidecektim. Ancak öğle arasına girdiği için adliye kapalıydı. Ben de kahvaltı yapmak istedim, kafede oturarak poğaça yedim. Karşıdan eşim ve arkadaşının yürüdüğünü gördüm. 50 metre takip ettim sonra geri döndüm. Arabayı park ettiğim yere gittim. Eşimin bana baktığını gördüm” dedi.
“Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum”
Ajda ile sakince konuşmak için yanına gittiğini söyleyen Vahyettin P., “Lokantanın 2. katına çıkar çıkmaz Ajda masasından kalkarak bana saldırdı, küfür etti. ’Beni neden takip ediyorsun? Seni öldürtürüm’ dedi. Beni azarlamasına, ağza alınmayacak küfürlere rağmen onu sakinleştirmeye çalıştım. ’Ben başkasıyla evlenirim, sen de köpek gibi peşimden koşarsın’ dedi. Oradaki insanlar da bana hakaretlerde bulundular ve üstüme yürüdüler. Ben kontrolden çıktım ve olaylar yaşandı. Olaydan dolayı pişmanım. Yanımda bulundurduğum silahı beni tehdit ettikleri için üstümde taşıyordum. Çocuklarından dolayı psikolojim yerinde değildi. Tetiğe bastım, dünyam başıma yıkıldı. Daha önce uzaklaştırmayı ihlal ettiğim için gün cezaevinde yattım. Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum” diye konuştu.
“Vahyettin’e teslim olmasını söyledim”
Vahyettin P’nin kaçmasına yardım ederek “suçluyu kayırma” suçundan tutuksuz yargılanan Mehmet Y., “Olaydan haberimiz yoktu. Olayı öğrenince Burhan ile sanığın aile evine gitmeye karar verdik. Yolda sanığın kardeşi Erhan bizi aradı. Onu da yoldan aldık. Erhan, abisinden haber alamadığını söyledi, Karamürsel’e kadar gittik. Vahyettin geldi arabaya bindi, teslim olmasını söyledim. Ancak kabul etmedi, eşine ateş ettiğini ancak ölüp ölmediğini bilmediğini söyledi. Ben yanlarından ayrıldım. Burhan, Vahyettin’i hiç görmedi o benden önce araçtan indi” dedi.
Burhan Ö’de suçlamayı kabul etmeyerek Mehmet Y’nin dediklerini doğruladı.
“İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir”
Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, sanığın ailesi hakkında iftira attığını ifade ederek, “Sanık, kız kardeşime baskıda bulunuyordu. Sanığın kardeşi ve ablası kız kardeşime şiddette bulundu. Sanık tehditleri sebebiyle kardeşim çocuklarını almadı. Kardeşim 10 yıllık süreç içerisinde gördüğü şiddetten dolayı onlarca kez küsüp baba evine gelmiştir. Kız kardeşimi zorla da olsa ikna ederek geri evine gönderiyorduk. Tüm sanıklardan şikayetçiyim. İstismar olayı iftiradır. İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir. Sanık defalarca kız kardeşimin başına silah dayayıp ’Sen balkondan atla, elimi kana boyama’ demiştir. Sanık annemin önünü keserek, ’Senin 4 oğlunu öldüreceğim’ diyerek tehdit etmiştir. Şikayetçiyim” diye konuştu.
“Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor”
Ajda’nın babası Haydar Yatar ise “Kızımın evlilik sürecinde hep huzursuzluk vardı. Ben neymişim de sanığı o kadar tehdit etmişim? Korucu başlığı yaptım. 9 çocuk babasıyım. Çocuklarımın hepsi evli, diğer dünürlerim ile sorun olmadı da sanıkla mı oldu. Ben senaryo yazmasını bilemem, yaşananları anlatıyorum. Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor. Sanıktan şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“Ajda, eşinin onu kemerle dövdüğünü söyledi”
Olay günü Ajda Yatar birlikte olan tanık Melek E., “Ajda arkadaşım olur. Eşinin onu kemerle dövdüğünü, çocuklarını özlediğini, zorlayarak imzayla çocuklarından uzak kaldığını söyledi. Vefatından bir kaç gün önce sanık bizi takip ettiğini öğrendik. Olay günü Ajda ile sınava, sonrasında da yemek yemeye gittik. Ajda elini yıkamaya gittiği sırada olay yaşandı. Çok yakından ateş etti. Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” şeklinde konuştu.
Restoranda çalışan tanık Medine A., “Olay günü 2 kadın geldi, yemeklerini yedi. Tam kalkacakken sanık geldi, direkt ateş etti. Kadın yalvardı. Ben panikle aşağıya kaçtım” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
“Sanık çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı”
Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, “Sanık, kız çocuklarının geleceği ile oynamaktadır, iftiralar atmaktadır. Bu şekilde indirim almaya çalışmaktadır. Bahsettiği kız çocuğu, ablasının çocukları tarafından istismara uğradı. Biz bunu dile getirmek istemedik. Kız çocuğunun geleceği etkilenmesin dedik ama sanık bugün çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı. Söylediklerinin tamamı iftiradan ibarettir. Umarım gereken cezayı alacaktır. Yeğenlerimin arkasındayım. Sanık, kendini kurtarmak için çocuklarını harcadı. Yeğenlerim için canımı vermeye hazırım. Onlar bize Ajda’nın emaneti” dedi.
Eski eşi Ajda’yı restoranda öldürmüştü, ilk kez konuştu
Kocaeli’nin Körfez ilçesinde eski eşi Ajda Yatar’ı restoranda yemek yediği sırada tabanca ile ateş ederek öldüren sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmasında, kız çocuğunun dayısı tarafından istismara uğradığını, şikayet etmek istediğinde kendisini dağa kaçırmakla tehdit ettiklerini, olay günü ise Ajda ile konuşmak istediğini ancak ettiği küfür sebebiyle cinayeti işlediğini öne sürdü. Olay günü Ajda’nın yanında bulunan arkadaşı ise “Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” dedi.
Olay, 22 Kasım 2023’de Güney Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi’nde bulunan dönerci dükkanının 2. katında meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yemeğini yiyen Ajda Yatar’a (28), eski eşi Vahyettin P. (39) tarafından tabanca ile kafasından 4 el ateş edildi. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yere yığıldı, zanlı ise geldiği araçla olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Ajda Yatar’ın hayatını kaybettiğini belirledi. 3 çocuk annesi Ajda Yatar, 10 yıl önce evlendiği eşinden 2 Kasım 2023’de boşanmıştı. Olay sonrasında kayıplara karışan Vahyettin P., yakalanarak cezaevine gönderildi. Vahyettin’in kaçmasını yardım ederek suçluyu kayırmadan ise Mehmet Y. ve Burhan Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
“Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim”
“Tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme” suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Vahyettin P., tutuksuz sanıklar, tanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı.
Savunması için söz hakkı verilen sanık Vahyettin P., “2012 yılında eşimle görücü usulüyle evlendik. Güzel bir evliliğimiz vardı. Eşimin akrabalarının dağda öldüğünü öğrendik, cenazelerine gitmedim, bu sebeple sorunlar başladı. Eşimin öz abisi tarafından ters ilişkiye maruz kaldım. Örgüte üyeyiz seni dağa kaldırırız dediler, korkudan bir şey diyemedim, şikayetçi olmadım. Eşim de 15 yaşlarındayken istismara uğradığını bana söylemişti” iddialarında bulundu.
“Kızımın dayısı tarafından istismara uğradığını öğrendim”
2022 yılında kızının rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olduğunu belirten Vahyettin P., iddialarına şöyle devam etti:
“Çocuğum bir türlü iyileşmiyordu. Kızımın ilaçlarını satın almama rağmen ilaçların verilmediğini öğrendim. 2022’nin ekim ayında kızım için randevu oluşturdum. Kayınpederim bizim eve geldi, çay içtikten sonra kızımı hastaneye götüreceğimi söyledim, müsaade istedim. Kızım arabada, ’Bu tür insanları neden evimize alıyorsun?’ dedi. E. dayısının kendisini soyduğunu ve kötü şeyler yaptığından bahsetti. Annesine ve dedesine söylediğini ancak konuyu kapattıklarını söyledi. ’Seni aramak istediğimde beni pencereden sarkıttılar’ dedi. Evime döndüğümde kayınpederim evden çıkmıştı. Eşime sorduğumda durumu ağlayarak kabul etti. Kayınpederimi aradığımda beni tehdit etti, ’Arkamızda örgüt var’ dedi. Şikayetçi olmayı düşündüm ancak eşim kabul etmedi, ’Babamın evine giderim, her şeyi reddederim’ dedi. 1 hafta bunun mücadelesini verdim ve şikayet etmeye kabul etti. Doktor, ’Çocuk ilaçları kullanmazsa ölecek’ dediği için ilaçları bilerek vermemişler. Kızımın istismar olayını şikayet edeceğim gün Ajda durumu ailesine anlatmış. Şikayet etmeyeyim diye eşim kendisini darp ettiğimi iddia ederek şikayette bulunmuş. Darp raporu istedim, darp raporunda bir şey çıkmadı. Ben olaya anlam veremeden eşim boşanma davası açtı. Ben de çocuklarım için suç duyurusunda bulundum. Çocuğumun ifadeleri Yalova’da alınmıştır. Bu süreç içerisinde kayınpederim tehditler savuruyordu, beni darp etmeye çalıştılar. Anlaşmalı boşanmak için tehditler savurdular, ’Dağa kaldırırız’ dediler. Kızım öz dayısı tarafından istismara uğramış, dünyam başıma yıkılmıştı. Anlaşmaya boşanmaya razı oldum”
“Ciddi bunalım yaşıyordum”
Boşanma sürecini de anlatan tutuklu sanık, ” İmzayı atmadan önce hakim eşime sordu, ’Çocuklarınla görüşmek istemiyor musun?’, ’Hayır, hiçbiri işe görüşmek istemiyorum’ dedi. Hakim, ’Kızım aklın başına geldiği zaman çocuklarını alabilirsin’ dedi. Eşim, bunu sürekli bana koz olarak kullandı, ’Şikayetinden vazgeçmezsen çocukları alırım, kızımı örgütün hizmetçisi yaparım, ben de başkasıyla evlenirim’ dedi. Ciddi bunalım yaşıyordum. Çok kez intihar etmek istedim. Çocuğum tek böbrekli, böbreğimi ona vermek için intihar etmedim, yoksa ben kendimden geçtim. Olay günü adliyeye şikayet için gidecektim. Ancak öğle arasına girdiği için adliye kapalıydı. Ben de kahvaltı yapmak istedim, kafede oturarak poğaça yedim. Karşıdan eşim ve arkadaşının yürüdüğünü gördüm. 50 metre takip ettim sonra geri döndüm. Arabayı park ettiğim yere gittim. Eşimin bana baktığını gördüm” dedi.
“Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum”
Ajda ile sakince konuşmak için yanına gittiğini söyleyen Vahyettin P., “Lokantanın 2. katına çıkar çıkmaz Ajda masasından kalkarak bana saldırdı, küfür etti. ’Beni neden takip ediyorsun? Seni öldürtürüm’ dedi. Beni azarlamasına, ağza alınmayacak küfürlere rağmen onu sakinleştirmeye çalıştım. ’Ben başkasıyla evlenirim, sen de köpek gibi peşimden koşarsın’ dedi. Oradaki insanlar da bana hakaretlerde bulundular ve üstüme yürüdüler. Ben kontrolden çıktım ve olaylar yaşandı. Olaydan dolayı pişmanım. Yanımda bulundurduğum silahı beni tehdit ettikleri için üstümde taşıyordum. Çocuklarından dolayı psikolojim yerinde değildi. Tetiğe bastım, dünyam başıma yıkıldı. Daha önce uzaklaştırmayı ihlal ettiğim için gün cezaevinde yattım. Eşimi çok seviyordum, ayrılmak da istemiyordum” diye konuştu.
“Vahyettin’e teslim olmasını söyledim”
Vahyettin P’nin kaçmasına yardım ederek “suçluyu kayırma” suçundan tutuksuz yargılanan Mehmet Y., “Olaydan haberimiz yoktu. Olayı öğrenince Burhan ile sanığın aile evine gitmeye karar verdik. Yolda sanığın kardeşi Erhan bizi aradı. Onu da yoldan aldık. Erhan, abisinden haber alamadığını söyledi, Karamürsel’e kadar gittik. Vahyettin geldi arabaya bindi, teslim olmasını söyledim. Ancak kabul etmedi, eşine ateş ettiğini ancak ölüp ölmediğini bilmediğini söyledi. Ben yanlarından ayrıldım. Burhan, Vahyettin’i hiç görmedi o benden önce araçtan indi” dedi.
Burhan Ö’de suçlamayı kabul etmeyerek Mehmet Y’nin dediklerini doğruladı.
“İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir”
Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, sanığın ailesi hakkında iftira attığını ifade ederek, “Sanık, kız kardeşime baskıda bulunuyordu. Sanığın kardeşi ve ablası kız kardeşime şiddette bulundu. Sanık tehditleri sebebiyle kardeşim çocuklarını almadı. Kardeşim 10 yıllık süreç içerisinde gördüğü şiddetten dolayı onlarca kez küsüp baba evine gelmiştir. Kız kardeşimi zorla da olsa ikna ederek geri evine gönderiyorduk. Tüm sanıklardan şikayetçiyim. İstismar olayı iftiradır. İstismar olayını gerçekleştirdiği iddia edilen abim yüzde 99 görme engellidir. Sanık defalarca kız kardeşimin başına silah dayayıp ’Sen balkondan atla, elimi kana boyama’ demiştir. Sanık annemin önünü keserek, ’Senin 4 oğlunu öldüreceğim’ diyerek tehdit etmiştir. Şikayetçiyim” diye konuştu.
“Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor”
Ajda’nın babası Haydar Yatar ise “Kızımın evlilik sürecinde hep huzursuzluk vardı. Ben neymişim de sanığı o kadar tehdit etmişim? Korucu başlığı yaptım. 9 çocuk babasıyım. Çocuklarımın hepsi evli, diğer dünürlerim ile sorun olmadı da sanıkla mı oldu. Ben senaryo yazmasını bilemem, yaşananları anlatıyorum. Beni PKK ile itham ediyor, senaryo yazıyor. Sanıktan şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
“Ajda, eşinin onu kemerle dövdüğünü söyledi”
Olay günü Ajda Yatar birlikte olan tanık Melek E., “Ajda arkadaşım olur. Eşinin onu kemerle dövdüğünü, çocuklarını özlediğini, zorlayarak imzayla çocuklarından uzak kaldığını söyledi. Vefatından bir kaç gün önce sanık bizi takip ettiğini öğrendik. Olay günü Ajda ile sınava, sonrasında da yemek yemeye gittik. Ajda elini yıkamaya gittiği sırada olay yaşandı. Çok yakından ateş etti. Sanık Ajda’ya, ’Sen nasıl beni bırakırsın? Nasıl pantolon giyersin?’ diyerek bir şeyler söyledi ve küfür etti. Sanık 4-5 el ateş ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çıktı” şeklinde konuştu.
Restoranda çalışan tanık Medine A., “Olay günü 2 kadın geldi, yemeklerini yedi. Tam kalkacakken sanık geldi, direkt ateş etti. Kadın yalvardı. Ben panikle aşağıya kaçtım” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
“Sanık çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı”
Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Ajda’nın abisi Aydoğan Yatar, “Sanık, kız çocuklarının geleceği ile oynamaktadır, iftiralar atmaktadır. Bu şekilde indirim almaya çalışmaktadır. Bahsettiği kız çocuğu, ablasının çocukları tarafından istismara uğradı. Biz bunu dile getirmek istemedik. Kız çocuğunun geleceği etkilenmesin dedik ama sanık bugün çocuklarının geleceğini yakarak kendine çıkış yolu sağlamaya çalıştı. Söylediklerinin tamamı iftiradan ibarettir. Umarım gereken cezayı alacaktır. Yeğenlerimin arkasındayım. Sanık, kendini kurtarmak için çocuklarını harcadı. Yeğenlerim için canımı vermeye hazırım. Onlar bize Ajda’nın emaneti” dedi.
Kocaeli’de sosyal medya üzerinden tanıştığı 16 yaşındaki lise öğrencisine otobüste cinsel istismar uyguladığı iddia edilen şoför, delil yetersizliğinden beraat etti.
Olay, 2022 yılında İzmit’te meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otobüs şoförlüğü yapan S.E.F. (32), o dönem henüz 16 yaşında olan ve liseye giden G.Ö. ile otobüse binmesiyle tanıdı. Sosyal medya hesapları üzerinden başlayan konuşma, iddiaya göre S.E.F.’nin G.Ö.’ye otobüste taciz etmesiyle son buldu. G.Ö.’nün şikayeti üzerine S.E.F., ifadesi sonrasında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bir süre cezaevine kalan sanık, serbest yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
G.Ö. ifadesinde, birden fazla kez S.E.F.’nin kendisini otobüs içinde taciz ettiğini, soyunduğunu dile getirdi.
“Müvekkilim onu reddettiği için husumet besliyor, intikam almak istiyor”
“Çocuğun cinsel istismarı” suçundan açılan davanın 8. celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık S.E.F. ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı, sanığın cinsel istismar suçundan cezalandırılmasını talep etti.
Mütalaayı kabul etmeyen sanık avukatı, “Mağdur, sürekli otobüsüne binmek için çaba sarf ediyor. Müvekkilimi eşinden ayırmak için mesaj yazıyor, kendisine musallat oluyor. Müvekkilim onu reddettiği için husumet besliyor, intikam almak istiyor. Aşk kovalamacası var. Sanık hiçbir buluşmada yalnız değil. Mağdur, her buluşmada sanığın ona mermi verdiğini, toplam 60 mermi aldığını söylüyor. Bunlar gerçeği yansıtmamaktadır. Mağdur, sanığın kendisini reddetmesiyle intikam güdüsüyle hareket ediyor” dedi.
Beraat etti
Sanık S.E.F. ise “Suçlamaları kabul etmiyorum. Otobüs şoförü olduğum için G.Ö.’yü arabama binmesi sebebiyle simaen tanırdım. Kendisi beni sosyal medyadan eklemesiyle ismini öğrendim. Ben kendisine evli ve 30 yaşında olduğumu söyledim ancak o arkadaş olmak istedi. Ben reddettikçe G.Ö. saplantılı şekilde bana ve eşime ulaşmaya çalıştı. Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, delil yetersizliğinden sanığın beraatine karar verdi.
Olay, 15 Ağustos 2021’de Osman Yılmaz Mahallesi 644. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hakan ve annesi Tülay Y., aynı binada altlı üstü oturan Avcı ailesi arasında defalarca komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan tartışma yaşandı. Olay günü de Ahmet Avcı, abisi Mustafa, eşi Fatma, kızları Ebru Avcı ile komşuları Tülay Y. ve oğlu Hakan Y. arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile Avcı ailesinin tüm üyeleri anne ve oğul tarafından bıçaklandı. Baba Ahmet ve kızı Tülay Avcı hayatını kaybederken, yaralanan anne ve oğlu da tedavilerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Mütalaada olayların nasıl geliştiği yer aldı
Davanın 12’nci celsesi Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar Tülay Y. ile oğlu Hakan Y., katılan tutuksuz sanıklar Fatma Avcı, Mustafa Avcı ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, maktul ile sanıkların binada altlı üstlü oturdukları, taraflar arasında daha önceden kolluk ve adliyeye yansımış, komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan ihtilafların olduğu belirtildi. Olay günü sanık anne ve oğlun alışverişten döndüğü, Ahmet Avcı’nın abisi olan müşteki Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye hitaben ’Aldırırım’ şeklinde söz söylediği, daha sonra tarafların karşı karşıya gelerek tartışmaya başladıkları belirtildi. Üst kattan sanıklar ile müşteki Mustafa Avcı’nın tartıştığını gören Ahmet ve Ebru Avcı ile müşteki sanık Fatma Avcı’nın indiği, Fatma Avcı’nın elindeki sopa ile sanık Hakan’a vurduğu, sanık Tülay’ın bu durumu engellemeye çalıştığı, yine maktul Ahmet’in de sanık Hakan’a vurduğu, bu sırada maktul Ebru Avcı’nın sanık Tülay’ı iteklemesi üzerine, Tülay’ın yere düştüğü, müşteki Mustafa Avcı’nın Hakan Yiğit’e tokat attığı, kavganın büyüdüğü belirtildi. Gelişen olaylarda anne ve oğlun; Ahmet Avcı, Ebru Avcı, Mustafa Avcı ve Fatma Avcı’yı bıçakla yaraladığı, müşteki sanık Fatma Avcı’nın da elindeki sopayla sanıklar Tülay ve Hakan’a vurduğu ve onları BTM ile giderilebilecek şekilde yaralamasına neden olduğu belirtildi.
Dosyada mevcut otopsi raporu ile maktul Ebru Avcı’nın 12, Ahmet Avcı’nın 5 yerinden bıçaklandığı, Fatma ve Mustafa Avcı’nın göğsünde ve vücudunun değişik yerlerinde birden fazla kez yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralandığı belirtildi.
Anne ve oğula ayrı ayrı 65 yıla kadar hapis istemi
Taraflar arasında daha önceden sanıkların evinin önünde meydana gelen olayın görüntülerin olduğu ve bu görüntülerde müşteki sanık Fatma Avcı’nın elinde döner bıçağı olduğu belirtildi. Tüm dosya kapsamı ile cumhuriyet savcısı, sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin haksız tahrik altında “Adam öldürme” suçundan ayrı ayrı 2 kez 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.
Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdurlar Mustafa ve Fatma Avcı’ya karşı haksız tahrik altında öldürmeye teşebbüs suçundan 2 kez 9 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Sanıklar Hakan ve Tülay Y’nin; mağdur Kürşat Barış Ayar’a karşı tehdit suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Katılan sanıklar için de ceza istendi
Sanık Kürşat Barış A’nın Tülay Y’ye yumruk atarak yaralaması sebebiyle 4 aydan 1 yıla kadar, sanık Mustafa Avcı’nın, sanık Hakan Y’ye karşı kasten yaralama suçundan 4 aydan 1 yıla kadar ve tehdit suçundan ise 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Son olarak sanık Fatma Avcı’nın, Tülay ve Hakan’a yönelik kasten yaralama suçundan ayrı ayrı 4 aydan 1 yıla kadar cezalandırılması istendi.
“Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır”
Mütalaayı kabul etmeyen tutuklu sanık Hakan Y., “Olayın meydana gelmesinden önce polisi arayıp karşı tarafla alakalı şikayeti bildirmiştim. Bu hususun dikkate alınmasını ve tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.
Sanık Tülay Y. ise, “Tahliyemi talep ederim. Karşı tarafın davranışları olayın bu aşamaya gelmesini sağlamıştır. Bizim kesinlikle karşı tarafımı öldürmek gibi bir kastımız yoktur” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, avukatların süre talep etmesi üzerine sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.
Olay, 16 Ocak’ta saat 01.00 sıralarında Çenedağ Mahallesi Harikalar Sahili’nde meydana geldi. İddiaya göre, Cem K., (21) Çağlar B. (21) ve 18 yaşından küçük olan Ayberk E. ile Cafer Karaman ve arkadaşı Tarık B.G. arasında önce sözlü ardından fiziki kavga yaşandı. Meydana gelen olayda Cafer Karaman darp neticesinde ağır yaralandı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunulması üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Cafer Karaman hastaneye kaldırıldı ancak 11 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Cafer Karaman’ın ölümüne ilişkin Cem K., (20) Çağlar B. (20) ve 18 yaşından küçük olan Ayberk E. gözaltına alındı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından Cem K., Çağlar B. ve Ayberk E., “Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Geçen celselerde Çağlar B. ve Ayberk E. tahliye edildi.
Mütalaa verildi
Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Cem K., tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanıklar Cem K. ile Çağlar B’nin, haksız tahrik altında “Kasten yaralama sonucunda meydana gelen ölüm” suçundan ayrı ayrı 8 yıldan 13 yıl 6 aya kadar, Ayberk E’nin ise 4 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
“Maktulün yüzünde muşta izi var, kafasında ve yüzünde kırılmadık yer yok”
Sanıklardan şikayetçi olan maktulün eşi Emine Karaman, “Tek yumrukla olacak iş değildir. Eşim darp edilmek suretiyle öldürülmüştür. Sanıkların en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.
Emine Karaman’ın avukatı ise “Maktulün yüzünde muşta izi var, kafasında ve yüzünde kırılmadık yer yok. Bunlar değerlendirildiğinde eylemin kasten öldürme olduğu açıktır. Olay sanıkların anlattığı gibi değildir. Sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarını talep ederiz” şeklinde konuştu.
“Bilerek isteyerek birine zarar verecek biri değilim”
Savunma yapan tutuklu sanık Cem K., “Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm. Önceki ifadelerim geçerlidir. Bilerek isteyerek birine zarar verecek biri değilim. Ailem tarafından böyle yetiştirilmedim. 13 aydır tutukluyum. Stresten vücudumda egzamalar çıkmaya başladı, tahliyemi istiyorum” ifadelerini kullandı.
Tutuksuz sanık Çağlar B., “Çok üzgünüm. Olayı hep soğutmak istedim. Kimseye sözlü veya fiili zarar vermedim. Yine de böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim” dedi.
Ayberk E. ise olayda iştiraki bulunmadığını dile getirdi.
“Maktulden ve arkadaşından kurtulmak için her şeyi denemişlerdir”
Sanık Cem K.’nın avukatı, “Müvekkilim muşta kullanmamıştır, buna ilişkin delil yoktur. Müvekkilim ve yanında bulunan sanıklar, maktulden ve arkadaşından kurtulmak için her şeyi denemişlerdir. Müvekkilimin tutuklu bulunduğu süre göz önüne alınarak tahliyesini talep ediyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, Cem K.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Sanıklar önceki duruşmalarda, maktul ve arkadaşının sahilde otururken yanlarına gelerek kendilerine küfür ettiklerini, Cem K’nin taciz edildiğini, kaçmaya çalışırken ise olayın yaşandığını iddia etmişlerdi.
Osmangazi Mahallesi Lokman Hekim Caddesi Halı Saha Sokak’ta bulunan site önünde 16 Mart 2024 tarihinde meydana gelen olayda, sabah saat 07.00 sıralarında işe gitmek için evden çıkan Gülhan Esen (24), otomobilde bekleyerek pusu kuran şahıs tarafından tabancayla ateş edilerek vuruldu. Esen kanlar içinde yere yığıldı, şüpheli ise kadını tekmeledikten sonra olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan genç kadın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Cinayetten 7 ay önce evlenen Gülhan’ın öldürülmesine ilişkin başlatılan soruşturmada, bin saatlik güvenlik kamerası izlenerek zanlının kimliği tespit edildi. Gülhan Esen’in katili, takıntılı eski sevgilisi Muhammed T. (29) çıktı. Muhammed T’nin cinayetten sonra yakalanacağı korkusuyla toplu taşımaya binemediği, otelde de kalamadığı için sokak sokak yürüdüğü belirlendi. Sürekli yer değiştiren Muhammed T. olaydan 5 gün sonra İstanbul’da yakalanarak tutuklandı. Olaya ilişkin Muhammed T’ye yardım eden İ.T. ve M.Ö. hakkında da dava açıldı. İfadeleri alınan İ.T. ve M.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
“Gülhan ile 2020 yılında sevgili olduk, ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz de oldu”
Olaya ilişkin açılan davanın duruşmasına Gebze Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Muhammed T., taraf avukatları ve Gülhan Esen’in ailesi katıldı. Gülhan Esen tanıştığı dönemi anlatan sanık Muhammed T., “Gülhan ile 2019 yılında aynı iş yerinde çalışmamız sebebiyle tanışıyorduk. 2020 yılında sevgili olduk, daha sonrasında ayrılıp tekrar barışma dönemlerimiz oldu. Gülhan babamı şikayet etmişti, bu sebeple onunla konuşmayı kestim. Babamı neden şikayet ettiğini bilmiyorum. Gülhan babamı tanımıyordu, babam da onu tanımıyordu. Kıskançlıktan olduğunu düşündüm. Bunun üzerine ben babasıyla konuşmayı denedim. Babasına durumu izah ettim. Babası olaya karışmayacağını söyledi” diye konuştu.
“Gülhan’a ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum”
Babasını şikayet eden Gülhan Esen ile bir araya geldiğini söyleyen Muhammed T., “O dönem Gülhan ile yeniden konuşmaya başladık. Bir süre tekrardan ayrıldık ve bana evleneceğini söyledi. ’Evlenemezsin’ dedim, inanmıyordum. Daha sonra evlendiğini öğrendim. Cinayetten bir hafta kadar önce Gülhan ile tekrar görüştük. Evlendiğini öğrendiğimde tekrar konuşmayı denedim. Bana, ’Boşanırsam benimle tekrar evlenecek misin?’ dedi. ’Ben nişanladım, sen de evlendin ancak boşanacaksın’ dedim. Nişanlandığımı söylediğimde Gülhan kıskançlık krizine girdi. Bağırdı, çağırdı, küfür ve hakaret etti” şeklinde konuştu.
“Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim”
Mahkeme başkanının, “Hakkında uzaklaştırma kararı vardı, ona rağmen niye görüştün?” sorusunu ise sanık Muhammed T., “Sevdiğim için görüştüm. Tekrar ikna etmek istedim. Olay gününden 1 ay kadar önce Gülhan’ın evinin yerini öğrendim. 5 kez o sokağa gittim. Gülhan’a bana evleneceğini söylediği zaman inanmamıştım, araştırdığımda internetten adresini buldum. Adrese gittiğimde arabasının sütünde adını gördüm. Evden çıkar, konuşurum diye bekledim ama çıkmadı ben de işime gittim. Birkaç defa onu sokakta gördüm konuşmaya çalıştım. Bana evlendiğini söyledi. En son görüşmemde Gülhan’a nişanlandığımı söyledim. ’Boşanırsam biz evlenebilir miyiz?’ dedi. Artık bittiğini söyledim. Bunun üzerine öfkelendi ve biz oradan ayrıldık” şeklinde cevapladı.
“Onu seviyorum”
Olay günü keyifli şekilde Gülhan Esen’in evinin önüne gittiğini dile getiren Muhammed T., “Sahur vaktiydi. Gülhan beni görünce küfür ede ede geldi. Yüzünde morluk vardı. Düzgün konuşmasını söyledim. En son babamdan niye özür dilemediğini dile getirdim. ’Ben senin babandan niye özür dileyeceğim’ dedi. Babamı neden şikayet ettiğini sorduğumda sebebi olmadığını söyledi. Sinirlendi, öfkelendi. En son arabaya doğru döndüm, arkamdan pis bir şey söyledi. Arabanın içinde silah vardı, aldım ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Onu sevdiğimi söylemiştim. Bu hiç bir zaman değişmeyecek. Şu anda dahi değişmedi, değişmeyecek de” dedi.
“Bunları ümidimi kesmemeye yordum”
Cinayetten sonra 5 gün kaçak durumda olduğunu ifade eden Muhammed T., “Çocukluk arkadaşım İ.T’nin yanına gittim. Arabayı da kardeşimin iş yerine bıraktım. İ.T’den kıyafet istedim. Bana kıyafet getirdi. Ne olduğunu sorduğunda söylemedim, sadece polisin peşimde olduğunu belirttim. Beraber eniştemin yanına gittik. Enişteme kapıda birini vurduğumu söyledim ancak kimi vurduğumu söylemedim. Birkaç gün ortalıkta gözükmeyeceğimi söyledim. Daha sonra İ.T. ile sokaklarda dolaştık. İ’in deposuna tekrar geri gittim. Sonra oradan ayrıldım ve bir şey söylemedim. Daha önce tehdit edildim, ormana kaldırım bu sebeple silah bulunduruyordum. Gülhan, hayatında biri varken de benimle konuşuyordu. Gülhan ile ilişkimiz bittiği zamanlar birlikte vakit geçirirdik. Bunları ümidimi kesmemeye yordum” diye konuştu.
Gülhan Esen’in ablası Sümeyye Albayrak da, Muhammed T’nin kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğini belirterek, “Çalıştığı iş yerinde tanışmışlar. Yaklaşık bir ay görüşmeleri olmuş. Ondan sonra kardeşim bundan ayrıldı. Hatta kız kardeşim, Muhammed T’nin peşini bırakması için iş yerindeki güvenlikçi çocukla konuşmaya başlamış. Muhammed T’nin görüp, peşini bırakması için. Ardından kız kardeşim o iş yerinden ayrıldı” diye konuştu.
Cinayetten önce de üzerine araç sürmüş
Gülhan’ın çalıştığı fabrikada toplu bir kalabalık oluştuğunu, bu olay sırasında sanık Muhammed T’nin Gülhan Esen’in üzerine araç sürdüğünü anlatan Albayrak, sözlerine şöyle devam etti:
“O kalabalıkta arabayı kardeşimin üzerine sürmüş, kardeşim düşmüş. Oradaki herkes de zaten bu olayı görmüş. Oradaki kişilerin de isimlerini söyleyebilirim, onları getirebilirim. Bu olayın ardından kardeşim beni aradı ve yaşananları anlattı. ’Biz karakola gidiyoruz, sen de gel’ dedi. Bende işten izin alıp karakola gittim. Birlikte bu şahıs hakkında uzaklaştırma kararı aldırdık. Ondan sonra bizim kapımızın önünde silahlar patladı. Annemler Erzurum’daydı. Annem ve babam o dönemlerde rahatsızdı. Bu sebeple olayı onlara söylemedik”
“Seven insan kıyar mı?”
Konuşması sırasında zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan Albayrak, “Kardeşimi çok sevdiğini iddia ediyor. Seven insan kıyar mı hiç?” dedi.
Sanığın kız kardeşini sürekli rahatsız ettiğine dikkat çeken Sümeyye Albayrak, “Biz uzaklaştırmayı aldıktan sonra evimizde bir kere kapının önünde silah patladı. Sonra bir kere de bizim kapının önüne gelmiş, yine Gülhan korkmuş. Bu arada bizim evi de biliyor. Ayrıca Gülhan’ın evini de, bizim evden çıkıp, kendi evine giderken takip ederek öğrendi. İnternette Gülhan’ın evinin adresi ne alaka?” diye konuştu.
“Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu”
Sanığın kız kardeşine şiddet uyguladığını da dile getiren Albayrak, “Babamızın kalp rahatsızlığı vardı, kalp krizi geçirmişti. Ondan dolayı annem ile babama pek bir şey yansıtmayız. Genelde kendi aramızda, kendi içimizde halletmeye çalışırız. Gülhan da bana geliyordu ama ben gece uyuyamıyordum, onun yüzünden gece uyuyamıyordum. Evde tek kalamıyordu, normalde çok cesur bir kızdı, korkmazdı. Bunun yüzünden o kız kedi gibi oldu. Bu anlattıklarım son 5 yıl içinde yaşananlar, 1-2 yılda yaşananlar değil. Gülhan nişanlıydı, düğün zamanıydı. Hep beraber Oltu’ya gitmiştik. O zaman yine yazmış bu. Bana söylemedi, artık nişanlısı vardı ve ona söyledi. Birlikte karakola gittiler. Orada, ’Düğününüz var sizin, bunlarla kafa yormayın’ diye geri göndermişler. Gülhan’ın yine nişanlılık döneminde kapının önünde gül buluyordu. Bu göndermiştir diye Gülhan direkt gidip çöpe atıyordu. Gülhan’ın içinde ona karşı sevgi olsa zaten başka biriyle evlenmezdi. Sonra Yusuf ile tanıştılar, Yusuf ile evlenme kararı aldılar. Numarasını bile değiştirdi. Konuşmak isteyen biri neden numarasını değiştirsin? Ulaşamasın diye neden uzaklaştırma kararı aldırsın?” şeklinde konuştu.
“Kim olduğunu bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu”
Gülhan Esen’in eşi Yusuf Esen de, “Gülhan ile ilk tanıştığımda bu yaşananları bilmiyordum ama ilişkimiz evliliğe doğru gidince yaşananları anlattı. Rahatsız edildiğini, numarasını telefonundan engellediğini, sanığın kendisinin adına İnstagram hesabı açtığını söyledi. İsmini biliyordum ama kim olduğunu bilmiyordum. Kim olduğunu zaten bilseydim Gülhan şuan hayatta olurdu. Bilseydim hayatta olurdu. Ona engel olurdum. O da beni korumak istedi herhalde, bir şey yapmamdan korktu. Sadece isim olarak biliyorum. Biz nişanlıyken de zaman zaman rahatsız etmiş. Gülhan da korktuğu için mesajları siliyor, korkmuş olabilir” dedi.
Sanığın farklı numaralardan eşini rahatsız ettiğini anlatan Esen, “Düğünümüz Erzurum’da olmuştu. Düğüne bir hafta kala sanık eşime mesaj atmış. ’Erzurum’a gelirim, seni bulurum’ gibi şeyler yazmış. Bunun ardından biz karakola gittik. Şikayette bulunmak istedim. Mesaj atmış ancak attığı mesajları silmiş. Elle tutulur bir delil yok. Delil olmadığı için bize, ’Zaten düğününüz var, bunları kafaya takmayın. Döndüğünüzde şikayette bulunursunuz’ dediler. Yardımcı olmadılar ve oradan çıktık. Evlendik, 7 ay geçti. 7 ay içinde hiç bir şekilde görüştüğünü düşünmüyorum, zannetmiyorum, olamaz” diye konuştu.
“Gülhan’ı saplantı haline getirdi”
Gülhan’ın ailesinin avukatı ise “Sanığın anlatımları suçtan kurtulmaya yönelik, daha doğrusu suçun unsurlarını hafifletici veya kendini bir sebep uydurmaya çalışan mahiyette ifadelerdir. Ailenin anlatımları çok net. İddianame ve dosya kapsamıyla uyum göstermekte. Sanık ile Gülhan arasında sürekli ayrılıp barışılan belki bir ilişki yaşanmış olabilir. Ancak çok uzun süredir Gülhan’ı görmediği sabit. Daha sonrasında yine kendisi hiçbir sebep ortada yokken, saplantı haline getirmiş. Muhtemelen Gülhan’ın adresini bularak Gülhan ile iletişime geçmeye çalışıyor. Gülhan ile iletişime geçemediği için de defalarca takip ettiği Gülhan’ı tasarlayarak, önceden planlayarak, Gülhan’ı önce vurduktan sonra yerde darp etmeye devam ederek canavarca hisle öldürme eylemini gerçekleştirdiğini düşünüyoruz. Bu nedenle sanığın en üst hadden cezalandırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok”
Sanık Muhammed T’nin avukatı da, “5 yıl boyunca toksik bir ilişki yaşanmış. Küsmüşler, barışmışlar, kavga etmişler, dövüşmüşler, şikayet etmiş geri almış, bu şikayet etmiş geri almış. Cinayet olayına diyecek bir şeyimiz yok. Tabii ki bir eylem var ama bu eylemin neden kaynaklandığı, nasıl kaynaklandığı, yani bir insanı çok sevdiği belli… Bunu ablası kabul ediyor aslında Muhammed’in çok sevdiğini. Tabii ki karşı tarafın acısını da anlıyoruz. Biz şu aşamada cep telefonunun karakoldan alınarak, polisten alınarak incelenmesini istiyoruz. Çünkü orada çok kayıtlar var. Bir kaç tanığımız da olacak. Bugün ilk celse itibariyle karşı tarafı dinlemek adına tanıklarımızı hazır etmedik. Gelecek celse bunları da hazır edeceğiz ve etraflıca da olayı değerlendireceğiz. Şimdilik diyeceğimiz bunlardan ibaret” dedi.
“Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım”
Muhammed T’nin eniştesi tutuksuz sanık M.Ö. de, sanığın olay günü evine gelip, ’Enişte birini vurdum, ben bir süre kaybolacağım. Aileme haber ver’ dediğini ifade ederek, “Üstüm müsait değildi, uykudan uyanmıştım. Sokağa çıkamadım. ’Ne oldu?’ diye sorunca kaçtı. Bizim bu konuşmamız 30 saniyeyi geçmemiştir. Üstümde müsait olmadığı için arkasından gidemedim. Yanında diğer sanık İ.T. yoktu, tek başına gelmişti. ’Ne oldu?’ sorusunu da kiminle kavga ettin gibisinden sordum. Açıkçası ben kavga olduğunu düşündüm. Bizim literatürümüz mü diyelim, yoksa şivemiz mi bilemem ama ’vurdum’ dediğiniz zaman bir yumruk da vurabilirsiniz, bir taş da vurabilirsiniz ya da başka bir cisimle de vurabilirsiniz. Kavga olduğunu düşündüğüm için fazla umursamadım” cümlelerini kullandı.
“Canımız çok yanıyor”
Duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Gülhan’ın kız kardeşi Rabia Albayrak, “Gencecik, hayatının en güzel döneminde yaşam hakkı elinden alındı. Aşık olduğunu, sevdiğini söyledi. Biz biliyoruz ki sevgi zarar vermez, sevgi incitmez. Seven erkek sevdiği kadının saçının teline zarar gelsin istemez, kaldı ki 7 kurşunla vuruyorsun, tekmeliyorsun. Adalete güvenmek ve adaletin sağlanmasını istiyoruz. Canımız çok yanıyor. Kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi gerekiyor. Lütfen artık bir şeyler yapılsın” dedi.
“Ben neden korkuyorum arkadaşlar?”
Gülhan’ın arkadaşı ise, “Ben sabahın 05.30’unda 20 dakika servise yürüyorum. Ben neden korkuyorum arkadaşlar? Ben arkadaşımın ölümünden sonra korkuyorum, karşıma birisi çıkar diye korkuyorum. Belki aynı şeyi bende yaşayacağım. Kendisi benim ortaokul, sıra arkadaşımdı” diyerek gözyaşlarını tutamadı. Gülhan’ın akrabaları da yaşananlara tepki gösterdi.
“Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz”
Albayrak ailesinin avukatı Fırat Can Güngör, “Bir an önce adaletin sağlanmasını istiyoruz. Umuyorum nisan ayında burada Gülhan için adaleti yeniden sağlayacağız. Yargılama ile ilgili emniyetten raporları bekliyoruz. Bu raporlarda bir takım eksiklikler var. Bunların incelenmesi neticesinde adaletin yerini bulacağını düşünüyorum. Biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Sanığın en ağır şekilde ceza alması için savunmalarımızı yapıyoruz” şeklinde konuştu.
14 Mayıs 2024’te saat 22.30 sıralarında Arslanbey Mahallesi İzmit Caddesi’nde meydana gelen olayda, alkollü olan Selim Y. (46), annesi Kerime Y.’nin de (73) içinde bulunduğu tek katlı evi ve bitişiğindeki kendi evini ateşe verdi. Alevleri fak eden vatandaşlar Kerime Y’yi evden çıkardı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunulmasıyla bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Anne Kerime Y. ise kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Polis ekiplerince gözaltına alınan Selim Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“Mağdurun geçirmiş olduğu kalp krizi ile dava konusu olay arasında illiyet bağı yok”
“Anneye karşı öldürmeye teşebbüs” suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Selim Y. ve avukatı katıldı. Duruşmada İstanbul Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor da okundu. Raporda mağdurun geçirmiş olduğu kalp krizi ile dava konusu olay arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtildi.
“Gelin alın annenizi buradan alın, yoksa onu geberteceğim”
Cumhuriyet savcısının hazırladığı mütalaada, sanığın sık sık alkol kullandığı, alkol kullandığı zamanlarda saldırgan davranışlar sergilediği, annesinin komşusu ile ilişkisi olduğunu düşündüğü, ablasını arayarak “Gelin alın annenizi buradan alın, yoksa onu geberteceğim” şeklinde sözler sarf ettiği belirtildi. Sanığın aynı gün annesinin evde olduğunu bildiği halde benzin dökerek kendisinin ve annesinin evini yaktığı, elinde bulunan sopa ile müdahale edilmesine engel olduğu, “Burayı ben yaktım, söndürenin anasını sinkaf ederim” şeklinde sözler sarf ettiği, müdahale edilmesini engellemek amacıyla evin girişinde bulunan motosikleti de benzin dökerek yaktığı mütalaada yer yer aldı. Sanığın kuzeninin mağdurun evin içinde olduğunu öğrenmesi üzerine içeri girdiği, mağduru alarak evden çıkarttığı belirtildi. Düzenlenen bilirkişi raporuna göre meydana gelen yangının aldığı alkolün etkisi ile sanık tarafından yangın hızlandırıcı sıvı dökülerek başlatıldığı ve kısa sürede büyüyerek yayıldığının tespit edildiği, sanık Selim Y.’nin 15 Mayıs 2024 tarihinde saat 00.03 itibari ile 1,75 promil alkollü olduğunun tespit edildiği belirtildi.
13 yıldan 20 yıla kadar hapis talebi
Sanığın annesinin ilişkisinin olduğunu düşünmesi nedeniyle duyduğu kızgınlıkla kasıtla yangın çıkardığı ve annesini öldürmeye yönelik hareket ettiği belirtildi. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın annesine yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
“Annemi öldürme niyetim yoktu”
Sanık Selim Y. mütalaayı kabul etmeyerek, “Rapordaki aleyhe hususları da kabul etmiyorum. Annemi öldürme gibi bir niyetim yoktu. Annemi evden çıkaran benim, atılı suçtan beraatımı ve tahliyemi isterim” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.